Kilis’te uzun süreden beri fıstık üretimi yapan kendine özgü aşılama yöntemiyle özel fıstık üretti. En iyi fıstık yetiştiricisi ünvanları da bulunan Mümtaz Akıncı, ürettiği fıstıklar ile ikinci kez tescil yaptırdı. Daha önce yetiştirdiği Mümtaz Fıstığını tescil yaptıran Mümtaz Akıncı, Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından 4 yıldır her aşaması incelediği araştırdığı ve sonrada onay verdiği “Akıncı” fıstığının tescilini de aldı.

Kilis’te 1970’li yıllarda 5 kez üst üste Ziraat Odası Başkanlığı yapan yıllarca yerel gazetecinin yazı işleri müdürlüğünden emekli olan Fıstık üreticisi 74 yaşındaki Mümtaz Akıncı, fıstık üretimine olan merakını şöyle anlattı:

“5 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra askerliğimi bitirdikten sonra istifa ederek, çiftçiliğe başladım. Bütün hevesim ağaç, doğa, bu nedenle bu fıstık ağaçlarını yetiştirdim. Antep fıstığı, Siirt fıstığı üretiyorum. Birde Akını fıstığımız meydana geldi. Akıncı fıstığı üzerine Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nü çağırdım. Akıncı çeşidi fıstığı ürettiğimizi söyledim. Gelerek baktılar, bu farklı bir çeşit dediler. Ankara’dan da ekipler gelerek inceleme yaptılar. Yaz, kış demeden gelerek baktılar. Yapılan genişliğine karagöz büyüklüğüne baktılar. 4 yılın sonunda Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından Akıncı fıstığının tescili yapıldı.” 

Gazetecilerin Akıncı fıstığında nasıl bir aşılama yöntemi uyguladığını, nasıl bir yöntemle üretildiğini sorması üzerine Mümtaz Akıncı, “O da bende kalsın söylemek istemiyorum. Zaman zaman akıncı fıstığından arkadaşlar gelerek alıyor. Kalem alıp aşılıyorlar. Benim için Kilis’e bir hizmet olmuş oldu, Kilis’e bir Akıncı fıstığı kazandırmış oldum. Kilis’in katmeri var, üzümü var, Birde akıncı fıstığını kazandırmış oldum. Bu benim için gurur meselesidir” dedi.

Akıncı, soyadını taşıyan yeni fıstık törünün özellikleri hakkında da bilgi vererek, “Akıncı fıstığı daha iri oluyor. Daha geç yetişiyor. Taze olarak satılıyor, kavrulmuş olarak satılıyor. Ben Akıncı fıstığını çoğaltıyorum. 2 bin ağaç daha aşıladım. Akıncı fıstığı Siirt fıstığının büyüklüğü gibi değil, lezzet olarak değişik, aroması değişik, ağacın yaprağı değişik, akıncı fıstığının ağacı daha yeşil, Antep fıstığının yaprağından daha genişti. İlk 1992 yılında ekilen bir fıstık, ağacında 50 kiloda verir, 25 kiloda verir, ama Akıncı fıstığı her yıl tutar genetik olarak. Antep fıstığı her yıl tutmaz bir yıl çok tutar diğer yıl az tutar, Akıncı fıstığı her yıl tutar. Antep fıstığından bir ay sonra yetişir,Siirt fıstığından da geç yetişiyor” şeklinde konuştu.

Adı ve soyadını fıstık türlerinde yaşatıyor

Daha önce adını tescili aldığı bir fıstık türünde yaşatan Mümtaz Akıncı, bu son fıstık türünde de soyadını yaşatıyor. Yeni fıstık türünü dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de ikram ettiğini anlatan Akıncı, “Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül Kilis’e gelmişti. Kendisine Akıncı fıstığını takdim ettik. Çok beğenmişlerdi. Valilikten bize teşekkür belgesi geldi. Cumhurbaşkanımıza Siirt fıstığı da göndermiştim. Tabi Akıncı fıstığının lezzeti Siirt fıstığından daha iyi. Akıncı fıstığını beğendiler” diye konuştu.  

Mehmet Ali Dağ
 

Fıstık yerken kabuğu nefes borusuna daha sonra akciğerine kaçan 2 yaşındaki Muhammed Armağan, Iğdır Devlet Hastanesi’nde yapılan operasyonla sağlığına kavuştu.
Armağan’ın ciğerindeki fıstık kabuğu, Göğüs Cerrahi Uzmanı Dr. Muhammet Ali Beyoğlu tarafından bronkoskopi yöntemiyle çıkartıldı.

Ağrı’da ikamet eden çocuğun babası, “Oğlum kuruyemiş yerken aniden ağrı, öksürük ve morarma başladı. Acilen Ağrı Devlet hastanesine götürdük. Ağrı Devlet Hastanesinde çıkarma imkânı olmayınca diğer iller arandı. Sonra bizi Iğdır’a sevk ettiler. Yapılan tetkiklerinden sonra oğlumun sağ akciğerinde kabuk tespit edildi. Acilen bizi ameliyata alan doktorumuz başarılı bir ameliyatla çocuğumun akciğerindeki kabuğu çıkardı. Doktorumuzdan Allah razı olsun oğlumun hayatını kurtardı’ dedi.

Ameliyatı gerçekleştiren göğüs cerrahi uzmanı Dr. Muhammet Ali Beyoğlu, çocukların yemek yerken ya da oyun oynarken nefes borularına kaçan yiyecek ve cisimlerin parmakla çıkarılmaya çalışılmasının ölüme neden olabildiğini belirterek, aniden ortaya çıkan nefes kesilmesi, morarma, öksürük ve hırıltıyla kendini gösteren bu durumda, cismin tespit edilmeden parmakla müdahale edilmesi de hava yolunun tıkanmasına bağlı çocuğun yaşamını yitirmesine neden olabiliyor. Çocuklarda kuru yemişten, küçük parçalı oyuncaklara, yemekteki kemik parçasından şekere kadar küçük cisimlerden birinin nefes borusu ya da akciğere kaçması, ölümle ya da tedavide gecikmeye bağlı kronik akciğer sorunlarıyla sonuçlanabiliyor. Yabancı cismin hava yollarına kaçmasının ardından çocukta nefes kesilmesi, morarma gibi hava yollarının tamamen tıkandığını düşündüren bulguların olması halinde ise ilk yardımda özel manevralar yapılmalı. Bu manevralar bir yaşından büyük çocuklar için yapılmalı. Bir yaşından küçük çocuklar için ise göğüs ve sırta arka arkaya yapılan vuruşlar şeklinde uygulanmalıdır. Yabancı cisim sıklıkla ameliyat gerektirmeden ‘bronkoskop’ diye isimlendirilen ışıklı kamera sistemiyle hava yolundan çıkartılabilir. Hastanemizde bu donanımlar mevcuttur.3 Yaşından küçük çocuklarda anne ve babalar yabancı cisim konusunda dikkatli olmalıdır. Yabancı cisim yutan çocuğun derhal hastaneye götürülmesi gerekir. ’’ dedi. 

Siirt şehir merkezine bağlı İkizbağlar köyünde kendisine ait 30 dönümlük bağda yaklaşık 220 adet yetişkin ağaçtan fıstık üreten Süleyman Aslan, ilerleyen yaşına rağmen küçük yaşlarda başladığı tarım üretimini sürdürüyor. İkizbağlar bölgesinde fıstık üretiminin babası tarafından yaygınlaştırıldığını aktaran Aslan, bundan yarım asır önce babasının teşvikiyle ektikleri fıstıktan büyük gelir elde ettiğini, yaşamını ihya eden fıstık bahçelerini şimdi de çocuklarına miras olarak bırakacağını aktardı.

Bir avuç toprakla hayatı değişti

1959 yılında tarlayı çabaladığı sırada babası Muhittin Aslan’ın 4 çocuğunu da çağırarak, ‘Fıstık ekerseniz altın alırsınız’ sözlerini geç algıladığını belirten Süleyman Aslan, “1972 senesinde fıstık üretimine başladım. Yalnız 1959 yılında 30 dönüm bağımız vardı. Rahmetli babam biz dört kardeşi çağırarak ‘ekinlerin arasına fıstık ekin’ dedi. Büyük ağabeyim ‘baba biz zaten kocaman ağaçları kesiyoruz geç verim verdi diye, ne yapacağız, hem 50 sene geçiyor ancak fıstık oluyor, uğraşamayız’ diye karşılık verdi. Babam da iki eliyle toprağı avuçlayarak, ‘vallahi bu kadar fıstık ekerseniz, bu kadar altın alırsınız’ dedi. Ben 1972 yılında ekmeye başladım. Ve şu ana kadar da 10 kilodan fazla altını bu tarladan aldım. Keşke babam yaşasaydı bu bahçeyi görseydi. Babamın dediği fazlasıyla çıktı. Şimdi bir sezonda bu bahçeden bir kilo altın alıyorum. Şimdi bunları çocuklarıma miras olarak paylaştıracağım” dedi.

Siirt’in 336 köyünün 276’sında fıstık üretiliyor

Siirt Fıstık Üreticiler Birliği Başkanı Şuayip Aslan ise Siirt genelinde bu yıl 45 bin ton dolayında fıstık rekoltesi beklediklerini belirterek, Gaziantep ve Şanlıurfa’yı da geçerek Türkiye’de en fazla fıstık üreten il konumuna geldiklerini söyledi. Aslan, “İlimizde ilk kez bu kadar bir rekolteye ulaştık. Elde ettiğimiz bilgilere göre Gaziantep’te 20 ile 25 bin ton, Şanlıurfa’da 30 bin ton, ilimizde ise 40 ile 45 bin ton fıstık rekoltesi bekleniyor. Yıllar önce devletin verdiği teşvikle rekolte bu seviyeye geldi. Artık devlet elini teşvikten çekmesine rağmen vatandaşlar anladı ki fıstığın iyi bir getirisi var ve iyi para ediyor. Artık devlet teşvik vermese de çiftçi fıstık ekiyor, hatta çiftçi olmayanlar da fıstık ekmeye başladı. Çünkü fıstık üç ülkenin birer bölgesinde yetiştiği için çok değerlidir ve getirisi var. Bundan sonra artık fıstığın ilimizde işlenmesi paketlenmesi için sanayi alt yapısı oluşturuldu. Siirt’in 336 köyünden 276 köyünde fıstık üretiliyor. Üreticiler bununla para kazanıyor” diye konuştu.

Aslan, fıstığın sulanması durumunda yüzde 20 ile yüzde 30 dolayında veriminin artırdığını da sözlerine ekledi. 

Mehmet Niyazi Deniz

Bölgede yeşil altın olarak da bilinen Antep fıstığı rekoltesi geçen yıla oranla yüzde 80 düştü. Bölgede Gaziantep ve Şanlıurfa illerinde ağırlıklı olarak bulunan fıstığın hasadına başlandı. Boz olarak adlandırılan fıstıkların hasadına ilk olarak Gaziantep’in Karkamış ilçesinin de bulunduğu Barak Ovası ve Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde başlandı.

42 DERECEDE İŞÇİLİK

Sabahın erken saatlerde başlayan fıstık hasadında işçiler 42 derece sıcaklıkta günde yaklaşık 10-12 saat çalışıyor. Kadın, erkek, çocuk yaşlı her kesimden işçinin çalıştığı fıstık hasadında kadınlar 50 TL, erkekler ise 60 TL yevmiye karşılığında çalışıyor.

Geçtiğimiz yıla oranla yüzde yüz artış gösteren taze fıstık fiyatları ise bu yıl cep yakıyor. Fıstık halinde geçen yıl 8 liradan alınan yaş boz fıstık bu yıl 15 liradan, geçen yıl 15 liradan alınan kırmızı ben fıstık ise bu yıl 25 liradan, geçen yıl 19 liradan alınan kuru kavlak fıstık bu yıl 40 liradan, geçen yıl 15 liradan alınan kırmızı kabuklu kuru fıstık ise bu yıl 30 liradan satılıyor.

FISTIĞIN YOLCULUĞU

Çiftçinin sabahın erken saatlerinde tarlasına gitmesiyle başlayan fıstık hasadı, ağaçların altlarına yaygı serilmesi ile devam ediyor. Ardandan ağaçların üstlerine çıkan işçiler, fıstık salkımlarını kırarak yere atılıyor. Yaygılarda biriken fıstıklar ardından çuvallara ve römorköre doldurularak, salkımlarından ayrıştırılmak için ayrıştırma tesisine götürülüyor. Burada çöp ve yapraklarından ayrılan fıstıklar, ardından su dolu tanka dökülerek dolu boş ayrımı yapılıyor.

Salkım ve yapraklarından ayrılan fıstık ardından halin yolunu tutarken, fıstığını satmak istemeyen üreticiler ise kavlatma yaparak fıstıklarını kurutmaya bırakıyor. 30-35 derece sıcaklıkta 2 ya da 3 gün sergi alanlarında kurutulan fıstıklar, sahiplerine teslim ediliyor. Fıstık üreticileri fiyatların yüksek olmasına sevinirken, rekoltenin düşük olması ise üzülüyor.

Orhan Erkılıç