Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, “Bu görüşmeler neticesinde üzerinde mutabık kaldığımız çerçevenin Türk-Amerikan ilişkilerini daha ileri noktaya taşıyacak ve mevcut gerilimi aşacak nitelikte olduğunu teslim ediyoruz. Baştan beri hep söylediğimiz, bunların somut olarak sahada atılacak adımlarla desteklenmesi ve neticelerinin sahada görülmesidir” dedi.

Düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, son günlerde Türkiye ile ABD arasında yapılan üst düzey görüşmelerin Türkiye ile ABD’nin gerilen ilişkilerini düzeltme noktasında önemli bir adım olduğunu, fakat bunun adımlarının sahada görülmesi gerektiğini söyledi.

“Kimyasal hadım denen uygulamalar dahil bütün opsiyonlar değerlendirilecek”
Cinsel istismar konusunda yeni bir sürecin başladığını belirten ve 6 bakandan oluşan komisyonun çalışmalar yürüteceğini söyleyen Kalın, “Bu insanlık dışı tutumu, harekete, suçu ortadan kaldırmak için devlet ve millet olarak bütün imkanlarımızı seferber etme konusunda tam bir kararlılık içindeyiz. Bu bir canilik, cinayet türüdür. Bunun önlenmesi için kimyasal hadım denen uygulamalar dahil bütün opsiyonlar değerlendirilecek ve bunanla ilgili gerekli tedbirler en kısa zamanda alınacaktır. Mevzuatla ilgili yapılacak düzenlemelerin yanı sıra bu konuda toplumsal farkındalığın oluşması, suça giden yolda atılacak adımların suçun önlenmesi açısından önemli” diye konuştu.

“Piyasaların bunları algılama şekli bazen olumsuz etkiler de yapabiliyor”
Zeytin Dalı Harekatı dikkate alındığında Türk ekonomisinin bünyesinin ne kadar güçlü olduğunun ortaya çıktığını belirten Kalın, son 1 yıllık dönemde 1.5 milyon istihdam oluşturmak suretiyle Türkiye’de son yıllarda istihdam alanında önemli bir başarıya imza atıldığının altını çizdi. Afrin harekatı ile eksik, yanlış veya kasıtlı haberlerin piyasalara farklı şekillerde yansıdığını belirten Kalın, “Piyasaların bunları algılama şekli bazen olumsuz etkiler de yapabiliyor. O yüzden bizim çağrımız, bu tür konularla ilgili açıklamaları resmi makamlardan ve nihai açıklamaları esas almak suretiyle takip etmeleridir. Basında çıkan bir takım operasyon, algı haberleri, bir takım spekülasyonlardan ziyade resmi makamların yaptığı açıklamaları esas almak suretiyle bunların ekonomiye nasıl yansıyacağının değerlendirilmesi daha isabetli olacaktır” şeklinde konuştu

“Rejim veya başka unsurun bu yönde atacağı adımların mutlaka ciddi sonuçları olacaktır”
Zeytin Dalı Harekatı’nda etkisiz hale getirilen terörist sayısının bin 780’e ulaştığını belirten Kalın, Esat rejimi ile PYD-YPG güçleri arısında anlaşma imzalandığı, Afrin’e güçler girdiği yönünde bir tamım haberlerin çıktığını belirterek, “Biz başından beri bu haberlerin teyide muhtaç olduğunu ve ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini ifade etmiştik. Sahada dün yaşanan hadisenin şöyle bir çerçevede cereyan ettiğini ifade edebiliriz, Halep civarından gelip Afrin’in güney uçlarına, oradan da şehre girmeye çalışan bir grubun, 40-50 araçlık bir konvoyun bir girme teşebbüsünün olduğunu gördük. Fakat bu topçu atışlarımızla hemen püskürtüldü ve bu milis güçler Halep’e doğru çekildiler. İddia edildiği gibi bir anlaşma söz konusu değil. Böyle bir anlaşma olsa bile, ya da başka arayışlar olsa bile, sahada bir takım kirli pazarlıklar olsa bile Türkiye olarak biz Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili planlarımızı aynı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Rejim veya başka unsurun bu yönde atacağı adımların mutlaka ciddi sonuçları olacaktır. Biz Zeytin Dalı Harekatı’nı uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkımız çerçevesinde gerçekleştiriyoruz. Terör örgütüne, PYD-YPG ve iltisaklı diğer gruplara yönelik herhangi bir himaye hareketi o aktörleri doğrudan bu terör örgütü ile aynı safa yerleştirir” ifadelerini kullandı.
Afrin harekatının meşruiyeti ve haklılığı konusunda her gün ortaya çıkan verilerin Türkiye’nin haklılığını teyit ettiğini kaydeden Kalın, harekat öncesinde gelen istihbarat çerçevesinde ve harekatın 5. haftasına girilen bu günlerde ele geçirilen bilgilerin bölgenin yeni bir Kandil yapılmak istendiğini ortaya koyduğunu söyledi. Kalın, “Ele geçirilen tüneller, mevziler, yığınaklar, karargahlar buranın Suriye’nin Afrin bölgesinde bir Kandil haline getirilmesi çabasını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Dolayısıyla harekatın meşruiyeti açısından da bu yönde yeni verilerin elimize geçtiğini ifade edebilirim. Zaman zaman özellikle batılı müttefiklerimizden gelen ‘bu bir dikkat sapmasıdır, DEAŞ ile mücadeleden başka bir alana kaymadır’ şeklindeki iddiaları biz kabul etmiyoruz. Tam tersine bu Suriye topraklarının bütün terör örgütlerinden temizlenmesi ile ilgili sürecin unsurlarından bir tanesidir” açıklamasında bulundu.

“Bu bir insanlık suçudur”
Esat rejimi tarafından Doğu Guta’da sivillere yönelik yapılan insan hakları ihlallerine ilişkin konuşan Kalın, “Biz bu saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz. Suriye rejimine bu saldırıları derhal durdurması çağrısında bulunuyoruz. Bu bir insanlık suçudur” dedi.
Doğu Guta’daki masum sivillerin öldürülmesinin kabul edilemeyeceğinin altını çizen Kalın, Türkiye’nin bu yönde diplomatik girişimlerinin devam ettiğini kaydederek, “Rusya ve İran ile Cumhurbaşkanımızın telefon trafiği, ilgili arkadaşlarımızın yoğun görüşmeleri devam ediyor. Özellikle Doğu Guta’daki insani dramın artık sona erdirilmesi ve çatışmasızlık ilkeleri çerçevesinde buraya yeni saldırıların yapılmaması yönündeki gayretlerimiz de önümüzdeki günlerde devam edecek” diye konuştu.

“Bizim beklentimiz Trump yönetiminin Türkiye’nin güvenlik kaygılarını giderecek adımlar atmasıdır”
Amerikalılar ile yapılan üst düzey temaslar neticesinde Türk-Amerikan ilişkilerinin nerede olduğuna dair konuşan Kalın, “Biz bu konuda ihtiyatlı olmakla beraber iyimser bir bakış açısına sahibiz. Bu görüşmeler neticesinde üzerinde mutabık kaldığımız çerçevenin Türk-Amerikan ilişkilerini daha ileri noktaya taşıyacak ve mevcut gerilimi aşacak nitelikte olduğunu teslim ediyoruz. Baştan beri hep söylediğimiz, bunların somut olarak sahada atılacak adımlarla desteklenmesi ve neticelerinin sahada görülmesidir. Gerek ABD’nin YPG-PYD’ye verdiği desteğin sonlandırılması, gerek bu unsurların Menbiç’ten çıkartılıp Fırat’ın doğusuna götürülmesi noktasında beklentilerimiz nettir. Burada Türkiye’nin güvenlik kaygıları ve Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde artık PYD-YPG ile yapılan işbirliğinin sona erdirilmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin Amerika’dan FETÖ noktasında somut ve netice verici bir politika görmediğini belirten Kalın, “Bizim beklentimiz de yine hukuk kuraları çerçevesinde gerekli somut adımların atılmasıdır. Biz bu güne kadar suçluların iadesi anlaşması çerçevesinde olsun, diğer konularda olsun hukukun dışında hiçbir talepte bulunmadık. Zaman zaman bu tür spekülasyonların yapıldığını biliyoruz. Bizim bütün talebimiz hakkında tutuklama bulunan, hakkında davalar bulunan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ama şuanda ABD’de bulunan hem de kaçak statüsünde bulunan kişilerin Türkiye’ye iade edilmeleri ve yargının önüne çıkmalarıdır. Bizim beklentimiz Trump yönetiminin de terör örgütü ile ilgili olarak somut, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını giderecek şekilde adımlar atmasıdır” ifadelerini kullandı. 

Derya Yetim
 

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Zeytin Dalı Harekatı kapsamında en az bin 595 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Harekatın başlangıcından itibaren Hava Kuvvetlerine ait uçaklar tarafından PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütüne ait 674 hedefin imha edildiği bildirildi.

“En az bin 595 PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubu etkisiz hale getirildi”

“Harekât kapsamında, şu ana kadar bölgeden elde edilen bilgilere göre; en az bin 595 PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirildiği tespit edilmiştir” denilen açıklamada, “Terör örgütü mensupları ile girilen çatışmalarda Türk Silahlı Kuvvetlerinden bugüne kadar 31 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 170 kahraman silah arkadaşımız yaralanmıştır. Hava harekatı ve kara ateş destek vasıtaları ile desteklenen kara harekatı planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir. Zeytin Dalı Harekatı bölgede barış ve istikrarı sağlamak üzere tüm teröristlere karşı, ahlaki değerler ve uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde azim ve kararlılıkla sürdürülmektedir” ifadeleri kaydedildi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla, milli birliği ve bölünmez bütünlüğü hedef alan başta FETÖ/PDY/PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadelesini, yurt içi ve yurt dışında kesintisiz olarak en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar sürdürme azim ve kararlılığında olduğu vurgulandı.

Başbakan Binali Yıldırım Türkiye – Almanya ilişkilerine dair açıklama yaptı. Yıldırım, “Almanya-Türkiye ilişkilerinde geçtiğimiz dönemde meydana gelen bazı sıkıntılar bugün giderilmiş gibi gözüküyor. İnşallah daha iyi olacak.” dedi.

Başbakan Yıldırım: “Bulunduğunuz ülkeye entegre olun ama asla asimile olmayın. Onların değerleri onlara, bizim değerlerimiz bize ait”

Başbakan Binali Yıldırım, Almanya’da Cuma namaz sonrası yaptığı konuşmada “Bulunduğunuz ülkeye entegre olun ama asla asimile olmayın. Onların değerleri onlara, bizim değerlerimiz bize ait” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Münih Güvenlik Konferansına katılmak üzere geldiği Almanya’da gurbetçilere hitap etti. Münih Merkez Camii’nde Cuma çıkışı yaptığı konuşmasında, gurbetçilere seslenen Başbakan Yıldırım “Bulunduğunuz ülkeye entegre olun ama asla asimile olmayın. Onların değerleri onlara, bizim değerlerimiz bize ait. Değerlerimizi muhafaza ederek bütünleşeceğiz. Dolayısıyla herkes bizim değerlerimize, kültürümüze, inancımıza saygı duymak mecburiyetinde. Burada olmanız bu gerçeği değiştirmez.” dedi.
“Türkiye’nin, güney sınırlarında terör örgütlerine karşı büyük mücadele verdiğine dikkati çeken Yıldırım, Afrin’de terör örgütü PKK/PYD/YPG ve DEAŞ’a karşı yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nın kararlılıkla devam ettiğini anımsattı.

Ayrıca Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüştüğünü, bugün de değişik ülkelerden gelen üst düzey yetkililerle güvenlik konularını ele aldığını dile getiren Yıldırım, yarın 54. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı kapsamında, Ortadoğu’nun güvenliği konusunda katılımcılara hitap edeceğini belirtti. 

NATO Savunma Bakanları Toplantısı sonrasında konuşan Mattis, Amerika’nın Suriye’deki ABD destekli Kürt isyancılara verdiği desteklerin abartıldığını ancak bu söylemin daha sakin ve sade bir şekilde sunduğunu söylerken, Ankara’nın, bu savaşçıları bir terörist grup olarak gördüğünü şaşkınlıkla sözlerine ekledi. ABD Savunma Bakanı Mattis, “Savaşın bazen yanlış alternatifler sunduğuna ve bazı konularda ortak anlaşma zemini bulduğumuza inanıyorum” diye konuştu.

NATO Savunma Bakanları Toplantısı sırasında Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile bir araya geldiğini belirten ABD Savunma Bakanı Mattis, aralarında geçen diyaloğu açık ve dürüst olarak nitelendirdi ve her iki ülkenin neler yapabileceği konusunda fikir alışverişinde bulunduklarını ifade etti. ABD’nin YPG’ye destek vermesi ile Türkiye’nin başlattığı Zeytin Dalı Hareketi nedeniyle her iki müttefik arasında bazı gerilimlere neden olduğunu belirten ABD Savunma Bakanı Mattis, Türkiye’yi terör örgütü DEAŞ’a karşı verilen mücadeleye destek olması konusunda çağrıda bulunduklarını bildirdi.

Türkiye’yi Afrin’de YPG’ye karşı yaptığı mücadele konusunda eleştiren ABD’li Savunma Bakanı Mattis, Türkiye’yi DEAŞ’a karşı verilen mücadeleden uzaklaşmakla suçlarken, Ankara’nın YPG ile PKK’yı karıştırdığını söyledi. ABD’nin de PKK’yı bir terörist örgüt olarak gördüğünü ifade eden Savunma Bakanı Mattis, ABD’nin Kürtlere verilen silahları kontrol edeceğini ve PKK’nın eline geçmemesi konusunda garanti verdiğini sözlerine ekledi.

Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın makam odasında şehit edilmesine ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan bir şüpheli tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkemeye sevk edilen şüphelinin, eylem talimatını yurt dışından getiren ve başka bir terör saldırısı sırasında ölü olarak ele geçirilen Berna Yılmaz’ı, yurt dışı için vize almak maksadıyla muhasebeciliğini yaptığı şirkette çalışan olarak gösterdiği kaydedildi.
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın makamında DHKP/C’li teröristlerce şehit edilmesine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
Soruşturma kapsamında şehit savcıya düzenlenen eylemin talimatını yurt dışından getiren ve sonraki bir eylemde ölü olarak ele geçirilen Berna Yılmaz’ın yurt dışı çıkış işlemleri için vize almasını sağlayan ve muhasebeciliğini yaptığı şirkette çalışmış gibi gösteren M. Ö. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından sabah saatlerinde savcılığa sevk edilen M.Ö., ‘Silahlı Terör Örgütü’ne Yardım Etme’ suçundan tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan sevk yazısında şüpheli M.Ö’nün, 31 Ocak 2015 tarihinde Atatürk Havalimanı’ndan yurt dışına çıkış yapan, 14 Mart 2015 tarihinde Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan yurda giren ve yurt dışında iken DHKP/C’nin Parti Okulu Yapılanması’nda örgüt yöneticilerinden aldığı ve ağzında getirdiği SD Kart içerisinde yazılı Cumhuriyet Savcısı’nın öldürülmesi eylem talimatını örgütün yapılanmalarından Halkın Hukuk Bürosu vasıtasıyla eylemlcilere ileten Berna Yılmaz’ı, muhasebeciliğini yaptığı Tuzla’da bulunan şirkette çalışmış gibi sigortalı olarak gösterdiği kaydedildi.
Savcılık sevk yazısında, işe giriş tarihinin 16 Ekim 2014, işten çıkış tarihinin ise dikkat çekici olarak Cumhuriyet Savcısı Kiraz’ın şehit edildiği eylemin tarihi 31 Mart 2015 olduğu aktarıldı. Ayrıca Tunceli kırsalında öldürülen örgüt mensuplarından Kenan G.’nin de aynı şekilde şirkette çalışmış gibi gösterildiği aktarıldı.
Sevk yazısında, M.Ö’nün, terör örgütsel arşiv araştırma sonucunda 1992 yılında güvenlik güçlerine taşlı ve Molotof kokteyli saldırıda bulunan bir grup arasında olduğu bilgisine yer verildi. Sevk yazısında muhtelif tarihlerde kendisinin de iltisaklı olduğu örgüt mensuplarının örgütsel amaçlarla yurt dışına çıkmaları için muhasebecilik işini kullanarak sigortalı gibi göstermek suretiyle vize almalarını sağladığı belirtildi. Savcılık bu nedenlerle M.Ö’nün üzerine atılı ‘Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme’ suçundan tutuklanmasını talep etti. 

Başbakan Binali Yıldırım Muğla’da yaptığı açıklamada “Afrin bölgesinde görev uçuşu yapan iki Atak helikopterimizden biri maalesef düştü. İki kahraman silahlı kuvvetler mensubumuz şehit oldu. Helikopterin neden düştüğü konusu henüz net değil. Gerekli araştırma çalışmaları başlamış durumda. Elde bazı bilgiler var ancak henüz kesin bir sonuç çıkmadığı için şu aşamada şunu söyleyebiliriz. İki helikopterden biri düşmüştür, iki şehidimiz var. Herhangi bir dış müdahaleyle düştüğü konusunda elimizde kesin bir delil, belge yok. Halen bunun araştırması, çalışması yapılıyor. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz” ifadelerini kullandı.
Başbakan Binali Yıldırım, Muğla’daki programının ardından helikopterle Manisa’ya geçti.

Başbakan Yıldırım’ın düşürülen helikopterle ilgili yaptığı açıklamanın ardından TSK’dan da açıklama geldi.

TSK’DAN YAPILAN AÇIKLAMA ŞÖYLE;

“Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında Afrin’de devam eden operasyonlar esnasında 10 Şubat 2018 saat 13.00 sularında ATAK tipi bir helikopterimiz kırıma uğramış, helikopterde bulunan 2 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuştur. Olayla ilgili teknik heyet tarafından inceleme başlatılmıştır” 

Açıklamada, “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehitlerimizin kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile yüce Türk milletine başsağlığı ve sabır dileriz” ifadelerine yer verildi.  

Düşen helikopterin ardından bölge bombardımana alındı

Erdoğan: ‘Bir helikopterimiz düşürüldü’

Sultanahmet Meydanı’ndaki Dikilitaş önünde 12 Ocak 2016 tarihinde, DEAŞ üyesi Nabil Fadlı tarafından gerçekleştirilen ve 12 turistin öldüğü canlı bomba saldırısına ilişkin 4’ü tutuklu 26 sanıklı dava karara bağlandı.
İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar Hasan El Mayyuf, Fevzi Muhammed Ali, Halil Derviş ve Abdulrahman Faiz Raşit hazır bulundu.

Duruşmada son sözleri sorulan tutuklu sanıklar beraatlerine karar verilmesini istedi.

Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Hasan El Mayyuf, Fevzi Muhammed Ali ve Halil Derviş’i, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme heyeti, bu sanıkları hakkında ayrıca olayda hayatını kaybeden 12 kişinin öldürülmesine yardım etmek, yaralanan 16 kişiyi öldürmeye teşebbüs etmek ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından toplamda 329’ar yıl hapse mahkum etti.

Mahkeme heyeti davanın diğer tutuklu sanığı Abdulrahman Faiz Raşit’i örgüt üyeliğinden 6 yıl 3 ay hapse çarptırdı. Mahkeme heyeti, tutuklu kaldığı süreyi göz önünde bulundurarak Raşit hakkında yurt dışına çıkış yasağı konularak tahliyesine karar verdi.

Mahkeme heyeti davada yargılanan 18 sanığın beraatine karar veren mahkeme heyeti, firari 4 sanık hakkındaki dava dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı.

Mehmet Yusuf Melikoğlu
 

Çavuşoğlu, Antalya’da partisinin İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’in PYD ve YPG’ye silah verilmeyeceğini teyit ettiği konusunda sorulan bir soruya Bakan Çavuşoğlu, “Daha önceki konuşmada Sayın Trump, artık YPG, onların tabiriyle SDG’ye silah vermeyeceğini söyledi. Ve bu konuşmada da artık silah vermediklerini, ‘artık vermiyoruz’ diyerek vurgulayarak söyledi. Ama Amerika’dan farklı sesler geliyor, tabi McMaster ulusal güvenlik danışmanı ve bu işleri koordine etmesi gereken de kişi Washington’da. Dolayısıyla Artık Amerika’nın somut bir şekilde bunları göstermesi gerekiyor. Çünkü bir güven bunalımı var. ‘Vereceğiz’ diyen var, ‘vermeyeceğiz’ diyen var. Başkan bir şey söylüyor, Pentagon’dan başka şeyler geliyor. Burada arazide onlarla iç içe girmiş inanlar var, ABD askerleri var. Onlar farklı şeyler söylüyor. Ciddi bir devlete yakışır bir şekilde artık, söylemden çok somut adım görmek istiyoruz” dedi.

“ABD’nin terör örgütüyle bağını koparması gerekiyor”

Bakan Çavuşoğlu, Atılması gereken adımlar konusunda ise “İşte silah vermediğini görmemiz lazım. Bir terör örgütüyle ABD’nin bağını koparması gerekiyor. Ve onlara da tamamen silahı bıraktırması gerekiyor. Kendi verdikleri silahları geri alması gerekiyor. Mümbiç’ten derhal çekilmeleri gerekiyor. Dolayısıyla terörle mücadele ettiğini söyleyen bir ülkenin terör örgütüyle ki kendileri de itiraf ediyorlar PKK’yla bir farkı yok diye, dolayısıyla tüm bağını koparması gerekiyor. Bir de kaybolan güveni tekrar tesis edecek adımların atılması lazım. Bunları bize göstermesi gerekiyor. Ama McMaster o gün Trump’ın Cumhurbaşkanımıza telefonda söylediğini teyit ediyor” ifadelerini kaydetti.

Bu konularla ilgili devamlı görüştüklerini anlatan Bakan Çavuşoğlu, “Geçen gün Amerika’dan bir heyet geldi, bir çalışma grubu oluşturmuştuk. Bu çalışma grubu çerçevesinde terörle mücadele, terörün finansmanıyla mücadele gibi çok önemli konularda toplantılar yaptık. Konsolosluklar, mülki, adli meselelerle ilgili bu diyalog zaten devam ediyor, kopmuş değil. Ama bir güven zedelenmesi oldu, bu da bizden kaynaklanmadı. Çünkü biz söz verdiğimiz zaman bu sözü yerine getiriyoruz. Bugün dünyada Recep Tayyip Erdoğan’ı seven de sevmeyen de ‘Recep Tayyip Erdoğan bir söz verdiği zaman yapar’ diyor. Biz bu imajı ABD’de de görmek istiyoruz. Maalesef bugüne kadar çok söz verildi. Mümbiç’te, en son Rakka’da silah verme konusunda bunlar maalesef tutulmadı. Dolayısıyla tüm bu alanlarda söylemden çok somut adımları görmek istiyoruz” dedi.
Afrin operasyonu hakkında da konuşan Bakan Çavuşoğlu, “Gittiği yere kadar gidecek. Bir terörle mücadele ederseniz, teröristler bitinceye kadar mücadeleyi sürdürmeniz lazım. Bize yönelik tehdit neredeyse orada onu yok etmemiz lazım. Bizim söylediğimiz gayet açık net” dedi. 

İsa Akar
 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, CNN International kanalında Christiane Amanpour ile Zeytin Dalı Harekatı’nı ve Suriye’deki durumu değerlendirdi. Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump’un bugün bir telefon görüşmesi yapacaklarını da belirtti.

Amanpour’un “Ortada son derece tehlikeli bir durum varmış gibi görünüyor. Zeytin Dalı Harekatı’nı başlattınız ve bu harekat doğrudan doğruya ABD tarafından desteklenen güçleri ve bölgedeki Amerikan varlığını hedef alıyor. Bu nasıl olabiliyor?” sorusuna cevap veren İbrahim Kalın, “Biz PYD-YPG’nin DEAŞ ile mücadele adı altında Amerikalılar tarafından desteklenmesi konusunu aylardır, hatta yıllardır gündeme getiriyoruz. Ancak ne Amerikan tarafından ne de bölge ülkelerinden olumlu bir sonuç veya ikna edici bir yanıt alamadık. Bu adımı atmamız, sınırlarımız boyunca ulusal güvenliğimizi güvence altına alabilmekti. Son bir yıllık dönemde PYD-YPG kontrolünde bulunan Afrin bölgesinden yaklaşık 700 saldırı gerçekleştirildi. Sınırın her iki tarafında operasyonlar düzenlendi. Biz bu konuyu defalarca gündeme getirdik. Ancak günün sonunda sınırımızı korumak için adım atmamız gerekiyordu. Üstelik bildiğiniz gibi PYD ve YPG, PKK’nın Suriye kollarını oluşturuyor. PKK hem Avrupa’da hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde terör örgütü olarak kabul ediliyor. Biz böyle bir terör örgütünün sınırlarımızın yanı başında özerklik elde etmesine veya devletimsi bir yapı kurmasına tahammül edemeyiz” dedi.

“ABD, Suriye’de müttefiki olarak bir Marksist Leninist örgütü belirlemiş bulunuyor”

Kalın, bu süreçte Türkiye ile ABD’nin karşı karşıya gelme ihtimali ve ABD ile sıcak çatışma içerisine girmemek için Türkiye’nin herhangi bir önlem alıp almadığı sorusuna ise, “Öncelikle Amerikalılar Afrin bölgesinde bulunmuyor. Fırat Nehri’nin doğusunda bulunan Mümbiç bölgesinde bulunuyorlar. Burada Suriye’nin batı tarafından bahsediyorum. Ayrıca operasyonla ilgili müttefiklerimize bilgi verdik. Birleşmiş Milletleri ve Güvenlik Konseyinin daimi üyelerini bilgilendirdik. Cumhurbaşkanımız bu akşam Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile görüştü. Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir görüşme yaptı. Başkan Trump ile yarın bir görüşme yapacak. Bu diplomatik temasları, herkesin ne yaptığımızı anlaması amacıyla gerçekleştiriyoruz. Yani bu süreci şeffaf şekilde yürütüyoruz. Çünkü burada ulusal güvenliğimiz söz konusu. Bu Afrin Kürtlerine veya Suriye Kürtlerine yönelik bir harekat değil. Bu harekat, Kürtleri temsil ettiğini iddia eden bir terör ağına yönelik gerçekleştiriliyor. Tabii ki bu iddianın gerçeklerle hiçbir ilgisi yok. PKK-PYD’nin Marksist Leninist ideolojisini kabul etmeyen binlerce Kürt var. Zaten burada modern tarihin en büyük ironilerinden birini görüyoruz. ABD, Suriye’de müttefiki olarak bir Marksist Leninist örgütü belirlemiş bulunuyor” şeklinde konuştu.

“Burada sorulması gereken soru şudur; neden onları hâlâ destekliyorsunuz?”

Programda eski ABD Savunma Bakanı Ash Carter’ın arşiv görüntülerini izleten Amanpour, “Burada Ash Carter’ın hassasiyetlerinizi anladığını görüyorsunuz. Ancak bu başarılı savaşçılar oralarda yaşıyor. Bu kişilerin silahlarını Türkiye’ye çevirmemesini sağlamak için ABD’nin yapabileceği bir şey var mı?” sorusuna cevap veren Kalın, “ABD’nin atabileceği ve atması gereken bir somut adım var. O da son iki yılda PYD-YPG’ye verdikleri tüm silahları toplamaktır. Zira bu askeri desteğin verilmesi, DEAŞ ile mücadele çerçevesinde makul gösteriliyordu. Bize defalarca ‘DEAŞ tehdidi ortadan kalktıktan sonra PYD-YPG’ye askeri destek verilmeyecek’ dediler. Şimdi DEAŞ ortadan kaldırıldı ancak maalesef askeri yardım, silahlar ve mühimmat bu gruplara gitmeye devam ediyor. Burada sorulması gereken soru şudur; neden onları hâlâ destekliyorsunuz? DEAŞ tehdidi artık yok. Bu silahları bize karşı veya Araplar, Türkmenler ve diğer Suriyelilere karşı kullanmayacaklarını nasıl biliyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

“Biz Suriye’de Rusya ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz”

Rusya’ya ilişkin soru üzerine Kalın, “Görüntüde Rusya’nın bu durumu manipüle etmek isteyeceğini düşünebilirsiniz ama Rusların böyle bir şey yaptığına şahit olmadık. Biz Suriye’de Rusya ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Ancak biz bir NATO müttefikiyiz ve ABD başta olmak üzere NATO müttefiklerimizin Türkiye’yi yaklaşık 30 yıldır hedef alan bu örgüte verdikleri desteği sonlandırmalarını bekliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump arasında iyi bir ilişki olduğunu belirten Kalın, “Açıkçası iyi bir ilişkileri var. İyi bir kimya yakaladılar. Birçok kez telefonda ve şahsen görüştüler. Ve tekrar görüşecekler. Burada liderler seviyesinde çözmek durumunda olduğumuz bazı kritik sorunlar var. Türkiye-ABD ilişkisi PKK-PYD gibi gruplar tarafından zarar verilemeyecek kadar önemli. Birlikte çalışırsak bölgede daha büyük stratejik çıkarlarımız olur. Hem bölge açısından, hem bizim açımızdan hem de Amerikalılar açısından” diye konuştu. 

Derya Yetim

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Orgeneral Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz Hatay’a gitti.

Genelkurmay Başkanı Akar’ın kuvvet komutanlarıyla Hatay’da Zeytin Dalı Harekatı’na katılan birliklerde denetleme ve incelemelerde bulunduğu öğrenildi. 

TSK bölgenin Kandil’i Parsa Dağı’nı vuruyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Karşımıza kim çıkarsa ezer geçeriz

İncirlik’ten kalkan uçaklar geri dönüyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sokak çağrısı yapan HDP’ye çok sert tepki!