Çocuklarını okula bırakmak için aracıyla seyir halindeyken silahlı saldırıya uğraya Gazeteci yazar Ali Tarakçı yaşananları anlattı.

Bacağına üç mermi isabet eden ve durumunun iyi olduğu öğrenilen Tarakçı, “Israrla rapor tutalım dediler. Baktım, ikisi birden arabaya dönüyorlar. Arabalarında raporla ilgili evrak var herhalde dedim. O anda şoför olmayan kişi silahını çekti. Üzerime doğru geldi. Üç dört el ateş etmeye başladı. Önce kuru sıkı zannettim. Sonra baktım, ayaklarımdan kan geliyor” dedi.

Olay, Esenyurt Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi 1999. sokak üzerinde saat 09.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, gazeteci yazar Ali Tarakçı üç çocuğunu okula bırakmak için evinden çıktı. İki çocuğunu okula bırakan Tarakçı, en küçük oğlunun okuluna giderken arkasında seyreden bir araç çarptı. Tarakçı aracından inerek kendisine çarpan aracın şoförü ve yanındaki şahısla tartışmaya başladı. Yaşanan tartışma kısa sürede büyüdü ve şüpheli şahıslarda biri çıkardığı tabancayla Tarakçı’ya kurşun yağdırdı. Şüpheli şahıs Tarakçı’nın bacaklarına beş el ateş ederken üçü isabet aldı. Şüpheli şahıslar geldikleri araçla olay yerinden hızla uzaklaştı.

Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Bacağından yaralanan Tarakçı, ticari taksiye bindirilerek çevredeki özel bir hastaneye götürülürken polis ekipleri olay yerinde incelemede bulundu.

Hastane odasında saldırı anlarını anlattı

Hastane odasında yaşananları anlatan Ali Tarakçı, “Her sabah olduğu gibi bu sabah da çocuklarımı okula bırakmak için evden çıktım. Her zamanki güzergahta gidiyordum. Tam İSKİ’ye yakın bir güzergahta arabama arkadan çarpıldı. Arabadan aşağı indim. Arabama baktım. Bir şey yoktu. Karşı tarafta da küçük bir şey vardı. Rapor tutalım dediler. Rapor tutmaya gerek yok dedim. Onarmak için gittiğiniz her yerde rapor tutarlar. Israrla rapor tutalım dediler. Baktım, ikisi birden arabaya dönüyorlar. Arabalarında raporla ilgili evrak var herhalde dedim. O anda şoför olmayan kişi silahını çekti. Üzerime doğru geldi. Üç dört el ateş etmeye başladı. Önce kuru sıkı zannettim. Sonra baktım. Ayaklarımdan kan geliyor. Arabaya binip hastaneye gitmek istedim. Küçük oğlumun fark etmesini istemedim. O anda arabanın etrafı doldu. Beni taksiye bindirdiler” diye konuştu.

“3 yaşındaki çocuğumun yanında olması tabi ki kaygıya neden oldu”

Ali Tarakçı’nın eski eşi Aynur Cihan, Tarakçı’nın durumunun şuan iyi olduğunu dile getirerek, “Sabah çocukları okula bırakmak için evden çıkıyor. İkisi özel okula bırakıyor en küçüğünü ana okuluna bırakmak için gittiği güzergah üzerinden arkadan bir araç hafif dokunduruyor. Arabadan iniyor bakıyor, arabada bir şey yok. O sırada 2 kişi araçtan çıkarak 3 el ayaklarına ateş açıyor. Kasıtlı olarak yapılmış bir olay çünkü trafikle ilgili bir olay yok, araçtan indirmek için. Araçtan indikten sonra saldırı gerçekleşiyor. Şuanda durumu nasıl 3 tane kurşun ayağına isabet ediyor. 2’si girip çıkıyor 1 tanesi sağ bilekte kalıyor. Şuanda doktorlar bekliyor acil serviste şu anda sağlık durumu genel olarak iyi. Ama 3 yaşındaki çocuğumun yanında olması tabi ki kaygıya neden oldu. Çocuğum tabii ki gergindi öğrendiğim zaman çocuğu teslim aldım. Oradaki esnaflar almışlar, Ali Bey’i de hastaneye kaldırmışlar. Bu olayın 15 Temmuz’daki darbe olayında gazeteye yapılan saldırının aslında devamı niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Genel kanaat bu ama tabi ki emniyet mensupları sağ olsunlar. Hemen aramaya incelemeye başladılar. Araştırma sonrası eşkaller anlaşılacak 15 Temmuz’da eşkaller belliydi, ortadaydı bunun da ortaya çıkmasını bekliyoruz. İş artık kurşunlu saldırıya dönüştü cana kast edilmeye başlandı dileriz bir an önce failleri bulunur” dedi.

“İndikten sonra ayağına 3 – 4 sefer sıkıp kaçıyorlar”

Ali Tarakçı’nın ortağı Mehmet Mert, “4 yıldır birlikte yayınlıyoruz, gazetemizde tam bugün yeni ismi Damga ile piyasaya çıkacaktı, yarın daha doğrusu. Ama bu olayın öncesini anlatmak istiyorum. Geçen yıl 15 Temmuz 2016 malum girişimden sonra 2 gün sonra gazetemiz basıldı, eşyalarımız yerle bir edildi. Bugün onun devamı niteliğinde. Çünkü düşünsenize bir şoför çocuklarını okula bırakıyor. Arkasından birisi gelip çarpıyor ve indikten sonra ayağına 3 – 4 sefer sıkıp kaçıyorlar. Aynı ekip içinden belki birileri hastaneye getiriyor. Ondan da şüpheleniyoruz” şeklinde konuştu. 

Caner Sönmez
 

Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven’in ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ ve ‘Terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak’ suçlarından yargılanmasına devam edildi. İstanbul 28’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, dava kapsamında bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen sanık Oğuz Güven ve avukatları katıldı.
Duruşmada mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, suça konu ifadenin Cumhuriyet Gazetesi’nin resmi twitter sayfasından paylaşıldığını, sanığın ise adı geçen internet haber sayfasının genel yayın yönetmeni olduğunu belirtti. Trafik kazasında şehit olan Başsavcı Mustafa Alper’in, FETÖ ile mücadele kapsamında sembol isimlerden olması dolayısıyla yürüttüğü soruşturmalar, düzenlediği iddianameler ve aldığı kararların neticesi olarak kendisini kamyonun biçtiği, bu şekilde görevi dahilinde yaptıklarının ölümünün sebebi olduğunun ifade edildiği belirtildi. Mütalaada, “Örgütle mücadelede görev yapan kamu görevlilerinin uğrayacakları akıbete dikkat çekilmiştir. Düşünce açıklama özgürlüğünün sınırları aşılarak örgüt propagandası yapma suçu işlenmiştir” denildi.

Öte yandan sanığın Facebook ve Twitter hesaplarında, farklı tarihlerde “Kandil’den sert tepki silah bırakma beklentisi boş”, “Kandil’de KCK eş başkanları konuştu: Öcalan serbest kalmadan silahlar bırakılmaz” paylaşımlarına değinilerek, terör örgütünün cebir ve şiddet içeren açıklamaları, örgüt tepe yöneticilerinin de fotoğrafı kullanılarak yapılan bu yayınların düşünce açıklama ve basın özgürlüğü kapsamını aşan bir durum olduğu, cebir ve şiddet içerdiğine dikkat çekildi.

Savcı, sanık Güven’in ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ ve ‘Terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak’ suçlarından 1 yıl 8 aydan, 12 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Mahkeme,sanık Güven ve avukatına, mütalaaya karşı savunma hazırlamaları için süre vererek duruşmayı erteledi.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Cumhuriyet Gazetesi’nin resmi Twitter hesabından Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in vefatının ardından atılan “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper’i kamyon biçti” tweetine dikkat çekilmişti.
Başsavcı Alper’in vefatına ilişkin haberin aktarılmasında ‘İlk FETÖ İddianamesi’, ‘Biçti’ şeklinde ibarelerle silahlı terör örgütünün eylemlerinin meşru gösterilip övüldüğü ve teşvik edildiği belirtilmişti. Güven’in ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ ve ‘Terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak’ suçlarından 2,5 yıldan 10,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. Oğuz Güven, söz konusu tweet nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmış, 15 Mayıs 2017 tarihinde çıkarıldığı Hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. İddianamenin gönderildiği mahkemece kabul edilmesinin ardından, sanık Güven, 14 Haziran 2017 tarihinde tahliye edilmişti.
 

Başak Akbulut

Üsküdar’da Suriyeli aktivist 60 yaşındaki Orouba Barakat ve gazeteci kızı 22 yaşındaki Halla Barakat’ı öldürdüğü iddia edilen katil zanlısı Ahmet Barakat, sorgulanmak üzere getirildiği İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’nden Kartal’daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’na sevk edildi.

Bursa’da yakalanmıştı

Üsküdar’da geçtiğimiz ay aktivist anne ve gazeteci kızını öldürdüğü iddia edilen katil zanlısı kayıplara karışmıştı. Olayla ilgili çalışma başlatan Gayrettepe Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri güvenlik kamera görüntülerini inceledi. Yapılan inceleme sonrası anne ile kızını öldürdüğü iddia edilen katil zanlısının kimliği belirlendi. Şahsın Bursa’da olduğunu belirleyen ekipler, düzenlenen operasyonla şahsı gözaltına aldı.

12 saat aralıkla aynı kameraya takıldı

Katil zanlısı Ahmet Barakat’ın Asayiş Şube Müdürlüğü’nde yapılan sorgusunda, suçunu inkar ettiği öğrenildi. Katil zanlısı Ahmet Barakat saat 23.41’de Suriyeli anne ve kızın evine giderken kameralara yakalandı. Zanlının ifadesine göre, eve giden katil zanlısı kapıyı çaldı. İçeride kimse olmaması üzerine apartmandan çıkarak sahile gitti. Geceyi sahilde geçiren katil zanlısı tam 12 saat sonra farklı kıyafetlerle tekrar kameralara yakalandı. Bu sefer elinde siyah bir poşet vardı. Elindeki poşeti çöpe atan katil zanlısı sonrasında gözden kayboldu. Kıyafetlerini sahilde değiştirdiğini iddia eden katil zanlısının çelişkili ifadeleri ise dikkat çekti.

Katil zanlısı maktüllerin cenazesine katıldı

İddiaya göre, katil zanlısı uzaktan akraba olduğu maktüllerin cenazesine gitti. Cenaze namazını kılmayan katil zanlısı Ahmet Barakat camide taziyeleri kabul etti. Zanlı sorgusunda, cenazede Maktül Orouba Barakat’ın kardeşi Maen’le konuştuğunu ardından Maen’in evinde bir süre kaldığını söyledi.

Maktülün tırnağından alınan DNA katil zanlısıyla eşleşti

Olay yerindeki deliller doğrultusunda maktülle, katil zanlısının bir süre boğuştuğu bilgisine ulaşan polis ekipleri maktülün tırnaklarından aldığı parçaları incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Katil zanlısın tırnak arasından alınan dokuyla katil maktülün DNA’sının uyuştuğu öğrenildi.

Caner Sönmez – Murat Ergin
 

15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla sokağa çıkan milyonlarca kişiden yalnızca biri olan, Yeni Şafak Gazetesi foto muhabiri Mustafa Cambaz, hainlerle mücadele ettiği esnada vurularak, darbe girişiminin tek gazeteci şehidi olmuştu. Darbecilerin ele geçirmek istediği Çengelköy Polis Karakolu’nun önüne giderek, yüzlerce vatandaşla birlikte hainlere direnen foto muhabiri, göğsüne isabet eden G-3 mermileriyle hayatını kaybetmişti. Şehit gazetecinin cenazesi Çengelköy Mezarlığı’na defnedilmişti.

Şehit gazetecinin hayaliydi
Darbe girişiminden bu yana şehit foto muhabirini anmak üzere yapılan etkinliklere bir yenisi daha eklendi. Cambaz’ın, çalıştığı gazeteden uzun yıllardır arkadaşı olan Mustafa Şeker, Kültür Bakanlığının da desteğiyle şehit foto muhabirinin seçilen bazı fotoğraflarının Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde sergilenmesini organize etti. Türkiye’nin dört bir yanında çekilmiş fotoğrafların bulunduğu sergi bugün akşam saatlerinde vatandaşların ziyaretine açılırken, sergi açılışında Cambaz’ın en büyük hayallerinden birinin de fotoğraflarının burada sergilenmesi olduğunu açıkladı. Şeker’in konuşması sırasında şehit gazeteci Cambaz’ın eşi Semra Cambaz ve oğlu Alpaslan Cambaz duygu dolu anlar yaşadı.
Bugün ziyarete açılan sergi bir hafta boyunca Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecekken, sergiyi gezenlere darbe girişiminin gazeteci şehidi Cambaz’ın 120 fotoğrafının yer aldığı bir albüm ücretsiz verilecek.

Hüseyin Coşkun 

 

Geçtiğimiz günlerde Üsküdar’daki evlerinde öldürülen Suriyeli aktivist Orouba Barakat (60) ile gazeteci kızı Halla Barakat (22) için Fatih Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Düzenlenen törene Barakat ailesinin yakınlarının yanı sıra arkadaşları da katıldı. Yakınları anne kızın Suriye bayrağına sarılı tabutuna sarılarak ağladı. Anne Barakat’ın teyzesi Shaza Barakat, “Çok üzgünüm. Katiller bir an önce bulunsun” dedi.

“OROUBA HANIM VE KIZI ZALİM REJİME GÖRE BÜYÜK BİR ORDUDAN ÖNEMLİYDİ”

Orouba Barakat’ın yakın arkadaşı Fatima Huseyin, “Şimdi kendi olsun tabi ki tehdit içinde ama ben kesin olarak bilemem. Büyük ümidim var. Türkiye polisleri, Türkiye hükümeti buna çok önem verecek ve bulacak ve hiç bu cinayet cezasız kalmayacaktır. İdam hükmünü getirin, bunları öldüreni evinin önünde asın. Suriyelilerin ve ailesinin adına konuşuyorum size. Katili istiyoruz. Katilleri bilinsin ve bilinecektir inşallah. Ama kim kesin olarak bilmiyorum. Orouba hanım ve kızı rejime göre, zalim rejime göre büyük bir ordudan önemliydi. Çünkü rejimin yaptıklarını açıklıyordu” diye konuştu.

Orouba Barakat’ın sınıf arkadaşı İmen Bedir ise, “Ben aynı mahalledenim. Küçükken Orouba Barakat ablayla aynı sınıftaydım. Çok değerli, o kadar çok seviyorum ki geçen ayda karşılaştım Taksim’de. Orouba ‘Ölecem zaten’ dedi. Dedim biraz dikkat edim. Tabi ki rejim öldürdü, ne olacak ki” şeklinde konuştu.

Orouba Barakat’ı tanıyan Adem Çevik de, “Ölümden korkmuyordu. Tam tehditlerden bahsediyordu, üzülüyordu ama ölümden asla korkmuyordu” ifadelerini kullandı.

Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Suriyeli aktivist Orouba Barakat ile gazeteci kızı Halla Barakat’ın naaşları defnedilmek üzere Habibler Yayla Mezarlığına götürüldü.

Olay, Üsküdar’da meydana geldi. İddiaya göre, dün akşam saat 22.00 sıralarında Suriyeli aktivist Orouba Barakat ile gazeteci kızı Halla Barakat’ı Üsküdar’da oturdukları evde kanlar içinde bulan apartman sakinleri durumu sağlık ve polis ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontroller sonucunda anne Orouba Barakat ve kızı Halla Bakarat’ın olay yerinde bıçaklanarak hayatını kaybettiğini tespit etti. Bunun üzerine polis ekipleri evde incelemelerde bulundu. Yapılan incelemelerin ardından anne-kızın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı

Mahalle sakini bir kişi, “Gece bir baktık polisler kapıdaydı. Polis, ambulans bayağı bir kalabalıktı. Anne ve kızın boynunu keserek öldürmüşler. Gece olduğu için bizim de hiçbir bilgimiz yok. Suriyeli olduğu söyleniyor” ifadelerini kullandı.

“Cesetler dört gündür evdeymiş”

Bir başka mahalle sakini kadın ise cesetlerin 4 gündür evde olduğunu duyduğunu belirterek, “Duyduğumuz kadarıyla anne kız öldürülmüşler. Üzerlerine kireç dökmüşler, yataklarına koymuşlar. Çekip gitmişler. Cesetler 4 gündür evdeymiş, öyle deniliyor. İyi insanlardı, kimseye zararları yoktu” dedi.

Öte yandan, cinayete kurban giden anne ve kıza ait bir otomobil ise kameralara yansıdı.

Suriye’de başlayan iç savaşın ardından ilk olarak İngiltere’ye oradan da Birleşik Arap Emirlikleri’ne geçen Orouba Barakat son olarak İstanbul’a gelerek burada yaşamaya başlamıştı. Orouba Barakat’ın gazeteci kızı Halla Barakat’ın ise Ortadoğu’ya yönelik haberler yapan bir yayın organında çalıştığı öğrenildi.
Polis olayla ilgili soruşturması sürerken, olayı gerçekleştiren faillerin yakalanması amacıyla çalışma başlattı. 

Oğuzcan Yazar – Metin Başar – Cenk İşver

Oğlu 6 yaşındaki oğlu Ali Utku Yücel’i, 28 Şubat 2013 tarihinde beyin tümörü yüzünden kaybeden Gazeteci Kemal Yücel, kurduğu Mavi Çocuk Utku Umut Işıkları Derneği ile pek çok lösemi hastası çocuğun hayata tutunabilmesi için kampanyalar düzenledi. Yücel, bu kampanyalara rağmen ilik bulamayan 3 çocuğun geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetmesi üzerine bu konuya dikkat çekmek için farkındalık oluşturacak başka bir kampanya başlatması gerektiğini düşündü. Yücel, bisiklet sürerken Adana’dan İstanbul’a lösemili çocuklar için bisiklet sürme fikri geldi. Yücel, 935 kilometre uzaklıkta olan İstanbul’a gitmek için Yücel bugün yola çıktı. Yücel’e Kızılay Adana Şubesi ve Köprü Yardımlaşma Derneği destek oldu. Yücel’i İstasyon önünden Kızılay Adana Şube Başkanı Ramazan Saygılı ve Köprü Yardımlaşma Derneği Başkanı Bekir Fevzi Yıldırım uğurladı. Yücel’in üzerindeki bisiklet kıyafeti de lösemili çocuklar ile ilgili sloganlar yer alırken, bundan 4 yıl önce hayatını kaybeden oğlu Ali Utku Yücel’in fotoğrafını da koymayı unutmadı. Yücel’in güzergah üzerindeki illerde durarak buradaki hastanelere uğrayıp lösemili çocuklara oyuncak vereceği öğrenildi.

Kendi oğlunun da 4 yıl önce beyin tümöründen hayatını kaybettiğini bu nedenle hasta çocukların ve onların ailesinin nasıl bir psikoloji de olduklarını çok iyi bildiğini belirten Yücel, “Kök hücre bağışına dikkat çekmek ve insanların ilik bağışı konusunda bilgilenmesi ve kök hücre örneği vermesi için Adana’dan İstanbul’a bisiklet ile gidiyorum. Biz yerimizde durup bir şeyler yapmadıkça lösemi hastası çocuklar toprağa düşecek. Daha fazla çocuğun ölmesini istemiyorum. Anne babaların benim gibi evlat acısı yaşamasını istemiyorum. Sizler bu satırları okur iken çocuklarımız ölüme bir adım daha yaklaşıyor olabilir. Ben hala evlat acısını bütün hücrelerimde hissediyorum. Onun için” dedi.

Kızılay Adana Şube Başkanı Ramazan Saygılı’da Kızılay olarak kök hücre bağışları aldıklarını, bunun için kampanyalar yaptıklarını ancak yine de yetersiz olduğunu Yücel’in bu kampanyasının isanlara örnek olup dikkat çekeceğini umduklarını söyledi.

Köprü Yardımlaşma Derneği Adana Şube Başkanı Bemir Fevzi Yıldırım ise Yücel’in çok önemli bir kampanyaya imza attığını, herkesin yardımına koşan Cumhurbaşakın Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın da bu kampanyayı görüp destek vereceklerini dile getirdi. 

Fatih Keçe-Serkan Çetinkaya
 

4 Eylül Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında düzenlenen Sivas 6’ıncı Kitap Günleri’ne katılmak üzere kente gelen eski bordo bereli ve güvenlik uzmanı Mete Yarar ile Gazeteci Nedim Şener, Buruciye Medresesi’nde düzenlenen söyleşide okuyucularıyla buluştu. Burada konuşan eski bordo bereli ve güvenlik uzmanı Mete Yarar, Türkiye’nin birçok terör örgütü ile mücadele ettiğini belirterek, “Geçen sene itibariyle terör örgütünün güvenlik güçleri tarafından öldürülen militan sayısı 10 bin, geçmişte bu rakam terör örgütünün mensubu olduğu silahlı militan en yüksek olduğu dönemlerde bile 4 bin 500 ile 5 bini geçmemiştir. Biz bu yıl aynı PKK’yı aynı süreçte bitirdik. Bitmemesinin nedeni ise sorunun artık sadece Türkiye olmaması. Suriye’ye baktığımızda 40 bin tane silahlandırılan militan var. Müttefik olduğumuz söylenen insanların desteklediği bir örgütle uğraşıyoruz. 40 bin kişinin silahlandırılması organize edilmesi ve eğitilmesi bildiğiniz bir ordu metodudur. Bu hale getirilen yeri biz sadece terör örgütü diye mi tanımlayalım. Yoksa Türkiye’ye karşı devletlerarası açılmış bir terör organizasyonu olarak mı tanımlayalım. Benim tercihim ikinci tercihim. Biz şu an PKK terör örgütüyle uğraşmıyoruz, FETÖ ile uğraşmıyoruz, DHKP/C ile uğraşmıyoruz, DEAŞ ile uğraşmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi Türkiye’ye saldırmaya hazır beka mücadelesi verdiğimiz devletlerle uğraşıyoruz. Bunu bu şekilde gördüğümüzde bir ülke sorunu olarak görür ve çözeriz” dedi.

Şener: “İnsan FETÖ ile işbirliğinden utanır”

Gazeteci Nedim Şener ise, “Türkiye’de muhalif kesimlerin AK Parti ile mücadele etmek için zaman zaman ittifak bazı müttefik sahibi olduklarını görüyorum. Ben kendi düşüncelerimle bir partinin cemaatle işbirliği içinde olduğunu söylüyorum. Niye söylüyorum bunu onların elinde olduğunu bildiğimiz bazı belgeleri bir süre sonra o siyasi partinin yetkililerinde görüyorum. Siyasi partiye baktığımızda bu belgeleri meclisteki konuşmalarda yayınlıyorlar. İşbirliği yapıyorlar ve insan bu işbirliğinden utanır. 15 Temmuz’dan sonra ortaya çıkan olgu ile bizim cemaat diye tabir ettiğimiz grubu insanları katleden büyük bir terör örgütü olduğu gerçeğidir. O süreçten sonra Türkiye’nin önemli partilerinden bir tanesini onlar ile ilişkilendirmek bana doğru gelmez. Bunu CHP’liler de AK Parti içinde yaptığı zaman 15 Temmuz-17 Aralık sonrası ve öncesi dönem içinde söylüyorum, hepimizin cemaat diye yazdığı o dönemlerde bir türlü silahlı terör örgütü diyemediğimiz, silahsız terör örgütü olur mu diye herkesin düşündüğü dönemlerde herkes ilişkiler kurmuş” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Mete Yarar ve Nedim Şener’e Vali Yardımcısı Mehmet Nebi Kaya ve Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özaydın tarafından çeşitli hediyeler verildi. 

4 Eylül Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında düzenlenen Sivas 6’ıncı Kitap Günleri’ne katılmak üzere kente gelen eski bordo bereli ve güvenlik uzmanı Mete Yarar ile Gazeteci Nedim Şener, Buruciye Medresesi’nde düzenlenen söyleşide okuyucularıyla buluştu.

Burada konuşan eski bordo bereli ve güvenlik uzmanı Mete Yarar, Türkiye’nin birçok terör örgütü ile mücadele ettiğini belirterek, “Geçen sene itibariyle terör örgütünün güvenlik güçleri tarafından öldürülen militan sayısı 10 bin, geçmişte bu rakam terör örgütünün mensubu olduğu silahlı militan en yüksek olduğu dönemlerde bile 4 bin 500 ile 5 bini geçmemiştir. Biz bu yıl aynı PKK’yı aynı süreçte bitirdik. Bitmemesinin nedeni ise sorunun artık sadece Türkiye olmaması. Suriye’ye baktığımızda 40 bin tane silahlandırılan militan var. Müttefik olduğumuz söylenen insanların desteklediği bir örgütle uğraşıyoruz. 40 bin kişinin silahlandırılması organize edilmesi ve eğitilmesi bildiğiniz bir ordu metodudur. Bu hale getirilen yeri biz sadece terör örgütü diye mi tanımlayalım. Yoksa Türkiye’ye karşı devletlerarası açılmış bir terör organizasyonu olarak mı tanımlayalım. Benim tercihim ikinci tercihim. Biz şu an PKK terör örgütüyle uğraşmıyoruz, FETÖ ile uğraşmıyoruz, DHKP/C ile uğraşmıyoruz, DEAŞ ile uğraşmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi Türkiye’ye saldırmaya hazır beka mücadelesi verdiğimiz devletlerle uğraşıyoruz. Bunu bu şekilde gördüğümüzde bir ülke sorunu olarak görür ve çözeriz” dedi.

Şener: “İnsan FETÖ ile işbirliğinden utanır”

Gazeteci Nedim Şener ise FETÖ ile mücadele konusuna değinerek Cumhuriyet Halk Partisi’ni eleştirdi. Şener, “Türkiye’de muhalif kesimlerin AK Parti ile mücadele etmek için zaman zaman ittifak bazı müttefik sahibi olduklarını görüyorum. Ben kendi düşüncelerimle bir partinin cemaatle işbirliği içinde olduğunu söylüyorum. Niye söylüyorum bunu onların elinde olduğunu bildiğimiz bazı belgeleri bir süre sonra o siyasi partinin yetkililerinde görüyorum. Siyasi partiye baktığımızda bu belgeleri meclisteki konuşmalarda yayınlıyorlar. İşbirliği yapıyorlar ve insan bu işbirliğinden utanır. 15 Temmuz’dan sonra ortaya çıkan olgu ile bizim cemaat diye tabir ettiğimiz grubu insanları katleden büyük bir terör örgütü olduğu gerçeğidir. O süreçten sonra Türkiye’nin önemli partilerinden bir tanesini onlar ile ilişkilendirmek bana doğru gelmez. Bunu CHP’liler de AK Parti içinde yaptığı zaman 15 Temmuz-17 Aralık sonrası ve öncesi dönem içinde söylüyorum, hepimizin cemaat diye yazdığı o dönemlerde bir türlü silahlı terör örgütü diyemediğimiz, silahsız terör örgütü olur mu diye herkesin düşündüğü dönemlerde herkes ilişkiler kurmuş” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Mete Yarar ve Nedim Şener’e Vali Yardımcısı Mehmet Nebi Kaya ve Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özaydın tarafından çeşitli hediyeler verildi. 

Veysel Korkmaz – Aydemir Kadıoğlu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosunca hakkında yürütülen bir soruşturma nedeniyle tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi İnternet Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 28’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

Mahkeme, iddianameyi kabul kararında atılı suçun niteliği, sanığın olay sürecine ve soruşturma sürecine yaklaşımı, öngörülen ceza miktarı, tutuklu kaldığı süre, kaçma şüphesinin bulunmayışı ile iş ve ikamet durumunu dikkate alarak Güven’in tahliyesine hükmetti. İlk duruşmanın 14 Eylül 2017 saat 10.30’da yapılmasına karar verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Cumhuriyet Gazetesi’nin resmi Twitter hesabından Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in vefatının ardından atılan “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper’i kamyon biçti” tweetine dikkat çekilmişti.

Başsavcı Alper’in vefatına ilişkin haberin aktarılmasında ‘İlk FETÖ İddianamesi’, ‘Biçti’ şeklinde ibarelerle silahlı terör örgütünün eylemlerinin meşru gösterilip övüldüğü ve teşvik edildiği belirtilmişti. Güven’in ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ ve ‘Terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak’ suçlarından 2,5 yıldan 10,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Oğuz Güven, söz konusu tweet nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmış, 15 Mayıs 2017 tarihinde çıkarıldığı Hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 

Başak Akbulut