ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’den iadesini istediği ve terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği iddiasıyla hakkında 35 yıl hapis cezası istemiyle dava açılan ABD uyruklu papaz Andrew Craig Brunson’un yargılandığı davanın görülmesine öğleden sonra tanıkların dinlenmesi ile devam edildi. Tanık olarak dinlenen başka bir suçtan hükümlü Ali D., devamlı FETÖ’nün İzmir sorumlusu olan ve şuan firari olan Oğuzhan Türkkan’ın yanında olduğunu söyleyerek, “Türkkan ile Brunson birlikte baş başa görüştü. Normalde Oğuzhan Türkkan beni hiç yanından ayırmazdı. FETÖ’de en çok Ege Bölge Sorumlusu Bekir Baz bilinirdi. Daha sonra İzmir sorumlusu Oğuzhan Türkkan ve arkada görünmeyen ama yetkili olan Emrah Karagöz vardı. FETÖ’cü Emrah Karagöz yurt dışına kaçan ilk kişilerden. Brunson ile Karagöz’ün Gaziantep’te bir otelde buluştuğunu gördüm. FETÖ’ye en sadakati olan üyeler dinci olmayanlardı. Ancak sadakati sağlam olarak bildiklerim ilk kaçanlar oldu” ifadelerini kullandı.

Tanık Ali D., FETÖ’nün İzmir il sorumlusu Oğuzhan Türkkan’ın parayı finanse eden kişi olduğunu iddia ederek, “Brunson, Suriye’den gelen sığınmacılara maddi destek sağlıyordu. Parayı da bizzat Brunson’a, Türkkan veriyordu. Araya başkasını sokmazdı. ‘Onların da Müslümanlara faydası oluyor’ diye yardım yapılıyordu. Brunson, Enver Müslim ve Suruç Kaymakamı gizli bir şekilde görüştü. Müslim, örgüt içerisinde herkese söz geçiren biriydi. Suruç’ta büyük bir olayın gerçekleşeceği yönünde ihbarlar vardı. Suruç’ta söz sahibi olan birilerinin bunu engelleyeceği söyleniyordu” dedi.
Sanık Andrew Brunson ise, tanık Ali D.’yi tanımadığını belirterek, FETÖ mensupları Türkkan, Karagöz ve Baz ile görüşmediğini, Türkkan’dan para almadığını ileri sürdü.
Brunson’un FETÖ’nün sözde Ege imamı Bekir Baz ile bir kafeteryada görüştüklerini, bunları da sonradan emniyette teşhis ettiğini belirten tanık Güven D. ise, “Tuncelili olan 25 vatandaşın kilisede vaftiz olmalarının ardından yurt dışına gönderildiğini herkes biliyordu. Ayrıca kilisede terör örgütü PKK’nın renklerini simgeleyen sarı, kırmızı ve yeşil renklerini taşıyan, üzerinde ‘Kürdistan’ yazılı ve yıldız olan tişört giyen arkadaşları gördüm. Böyle bir manzarayı Brunson’a sorduğumda, ‘Olması gereken bir şey’ şeklinde cevap aldım” dedi.
Brunson ise Güven D.’nin suçlamalarını reddetti.

Tanıktan “Brunson PKK yandaşlarını destekliyordu” iddiası
Yaklaşık 7 yıl önce Andrew Craig Brunson ile tanıştığını belirten tanıklardan Eyüp Ç., “Kilisede Kürt kökenli PKK yandaşlarına ayrıcalık vardı. Kilisede toplanan paralar, yardım amaçlı Doğu ve Güneydoğu’ya gönderilirdi ancak nasıl kullanılırdı bilmiyorum. Andrew’in desteklediği bazı misyonerlerin PKK’yı savunduğunu biliyorum. Son zamanlarda kilisede PKK yandaşı açıklamalar yapılıyordu. Türk-Kürt çatışması vardı. Andrew bundan rahatsız değildi tam tersine PKK yandaşlarını destekliyordu. Andrew ilk tanıştığım zamanlar ırk eşitliğinden yanaydı ama son zamanlardaki hali tam tersiydi” ifadelerini kullandı.

“Kilise adeta PKK’nın kampı gibiydi” iddiası
Kilisede Kürt kökenli PKK terör örgütü yandaşlarının lider konuma geldiğini belirten tanık Eyüp Ç., “Kilisede Türkler aşağılanıyordu. Ben bu durumu Brunson’a anlattım. Brunson bunu ifade özgürlüğü olarak değerlendirdi. Ayrıca kilisede Kürtlere ayrı bir grup yapılmıştı. Burada PKK sempatizanları PKK’yı övücü konuşmalar yapmış. Suriye’den gelen mülteci olan ve PKK sempatizanı olmayan Kürtler, bu durumdan rahatsız olup bu gruptan ayrıldılar. Kilisede PKK’yı destekler bayraklar vardı, adeta kilise PKK’nın kampı gibiydi” dedi.
Eyüp Ç.’nin iddialarının ardından ifade veren Andrew Brunson, PKK’nın bir terör örgütü olduğunu belirterek, “Türkiye’ye karşı terör yapanları desteklemedim. Hangi Kürt grup olursa olsun PKK’yı destekleyeni desteklemedim. PKK sempatizanı olsaydık, o kadar Türk kilisemizde kalmazdı. PKK bir terör örgütüdür. Kilisede bunun desteklenmesine izin vermedim” dedi.

Brunson’un tutukluluğunun devamına karar verildi
Savcı verdiği mütalaasında, sanık Andrew Craig Brunson’un tutukluluk halinin devamını talep etti. Andrew Brunson, savcının tutukluluk talep etmesinin ardından arkada seyirci olarak kendisini izleyen eşi Norine Brunson’a dönüp gözyaşı döktü. Sanık Brunson son söz olarak, “Evime dönmek istiyorum” dedi.
Sanık avukatı, müvekkilinin aleyhinde olan hususları kabul etmediğini belirterek tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti, sanık Andrew Craig Brunson’un tutukluğunun devamına karar vererek, duruşmayı 18 Temmuz’a erteledi. 

ABD’li papaz Brunson’un avukatından açıklama

İzmir’de FETÖ ve PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı gerekçesiyle 35 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan ABD’li papaz Andrew Brunson’un avukatı İsmail Cem Halavurt, dava dosyasının önünün açılması gerektiğini ve tahliye taleplerine devam edeceklerini söyledi. 
İzmir’de FETÖ ve PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı gerekçesiyle yargılanan ABD’li papaz Andrew Brunson’un avukatı İsmail Cem Halavurt, duruşma çıkışı yaptığı açıklamada sundukları delillerle casusluk faaliyetinin tamamen çökmüş durumda olduğunu savundu. Avukat Halavurt, “FETÖ ile PKK ile bağlantı iddiası sadece gizli tanıklardan geliyor. Bu gizli ve açık tanıklar cemaatle problem yaşamış, intikamlarını bu dava üzerinden almaya çalışan tanıklar. Tamamen hukuksuz tutuklama söz konusu, biz müvekkilimizin tahliye olacağına inanıyoruz. Bu arada tutukluluğu bayağı uzadı, ciddi bir hak ihlali var. Biz yine tahliye taleplerimizi yineleyeceğiz, delillerimizi sunmaya devam edeceğiz” dedi. 
Mahkemeye sundukları 10 tanıktan 7’sinin şüpheli durumda olması sebebiyle reddedildiğinin hatırlatılması üzerine avukat Halavurt, “Bize göre CMK’da bunların dinlenmesini yasaklayan bir hüküm yok. Savcılığın bunları şüpheli olarak nitelendirmesi bizi ve mahkemeyi bağlamaz. Savcılık zaten önüne geleni, bizim tanıklardan çoğunu araştırmaksızın şüpheli konumuna koymuş. Ayrıca şunu da belirtmek lazım; savcının artık gelinen aşamada bir yol alması ve bu dosyanın önünü açması gerekir. Bugün yaptığımız taleplerde yine savcılık soruşturmasında değerlendirildiği söylendi. Evet değerlendiriliyor ama daha ne kadar değerlendirilecek, müvekkilimin tutukluluğu söz konusu” ifadelerini kullandı. 
Andrew Brunson’un psikolojisi ve sağlığının çok iyi olmadığını söyleyen Halavurt, “Uzun süredir cezaevinde yatıyor. Gelen aşamada tahliye talebinin de gerçekleşmemesi onun psikolojisini iyice bozdu” diye konuştu. 
 

Ertuğrul Beyin en büyük düşmanı Baycu Noyan, ordusu ile birlikte geri dönüyor. Uzun bir süredir diziye geri döneceği konuşulan Baycu Noyan (Barış Yağcı) yeni bölüm fragmanı ile ortaya çıktı. ‘Baycu Noyan kimdir’ sorusunun cevabı merak konusu oldu. Diriliş Ertuğrul 116. Son bölüm büyük heyecana sahne olacak. Ertuğrul eski düşmanları Günalp ve Ares ile birlikte gücüne güç kattı. İşte Diriliş Ertuğrul 116. Bölümünde yaşanacak gelişmeler…

Çarşamba akşamlarının vazgeçilmez dizisi Diriliş Ertuğrul’da yeni dönem resmen başladı. Bu bölümde dizi yepyeni bir dekor ve konsept ile izleyici ile bulaşacak.

EFSANE İSİM GERİ DÖNÜYOR

Bir döneme başarılı oyunculuğu ile damgasını vuran Baycu Noyan geri döndü… Diriliş Ertuğrul’un 59. Bölümünde Ertuğrul Bey tarafından birçok kılıç darbesi ile yere serilen Noyan, uzun bir sürenin ardından 116. bölüm ile diziye geri dönecek.

Moğol ordusunun başında bulunan Noyan, tüm gücünü toplayarak Ertuğrul Beyin karşısına çıkmayı planlıyor.

Tekfur Kritos’un yanında casus olarak Ertuğrul’a bilgi sızdıran Ares, ‘Ögeday Anadolu’nun fethi için hazırlıklarını tamamladı. Noyan adında bir komutanı ordunun başına koydu” dedi.

GÜNDOĞDU’DA GERİ DÖNÜYOR!

Baycu Noyan’ın yanı sıra Mehmetçik Kut-ül Amare dizisinden ayrılan Kaan Taşaner’in (Gündoğdu) diziye geri dönmesi bekleniyor. Geçtiğimiz bölümlerde bilindiği gibi bu konu hakkında birçok kez konuşulmuş ve gündeme getirilmişti.

OSMAN GAZİ GELİYOR!

Diriliş Ertuğrul’un 116. yeni bölümünde Halime Hatun, oğlu Osman’ı dünyaya getiriyor

Bizsans ve Moğollar Türklere karşı büyük birlik oluştururlar. Ahmet, bu bilgileri öğrenir ve Ertuğrul Beye detayları anlatır.

Çiftlik Bank soruşturması kapsamında hakkında kırmızı bülten çıkarılan ve Bulgaristan’da yakalanarak Türkiye’ye iade edilen Düzgün Genç, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Çiftlik Bank soruşturması kapsamında Çiftlik Bank’ın beyin takımından olduğu öne sürülen ve hakkında kırmızı bültenle yakalama kararı çıkarılan Düzgün Genç, Bulgaristan’da yakalanarak Türkiye’ye iade edildi. İnterpol polisi tarafından Atatürk Havalimanı’nda Türk polisine teslim edilen Genç, Bakırköy Adalet Sarayı’ndaki işlemlerinin ardından soruşturmanın yürütüldüğü Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na getirildi.

3 ayrı suçtan tutuklamaya sevk edildi

Şüpheli Düzgün Genç’in ifadesi Anadolu Örgütlü Kaçakçılık ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosunca Soruşturma Savcısı Ersin Akdere tarafından alındı. Yaklaşık 2 buçuk saat süren ifade işleminin ardından şüpheli Genç, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve “tacir ve şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı” suçlarından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Anadolu 1’inci Sulh Ceza Hakimliğinde sorgusu tamamlanan şüpheli Düzgün Genç, sevk edildiği suçlardan tutuklanarak cezaevine gönderildi.  

Ertuğrul Beyin en büyük düşmanı Baycu Noyan, ordusu ile birlikte geri dönüyor. Uzun bir süredir diziye geri döneceği konuşulan Baycu Noyan (Barış Yağcı) yeni bölüm fragmanı ile ortaya çıktı. ‘Baycu Noyan kimdir’ sorusunun cevabı merak konusu oldu. Diriliş Ertuğrul 116. Son bölüm büyük heyecana sahne olacak. Ertuğrul eski düşmanları Günalp ve Ares ile birlikte gücüne güç kattı. İşte Diriliş Ertuğrul 116. Bölümünde yaşanacak gelişmeler…

Çarşamba akşamlarının vazgeçilmez dizisi Diriliş Ertuğrul’da yeni dönem resmen başladı. Bu bölümde dizi yepyeni bir dekor ve konsept ile izleyici ile bulaşacak.

EFSANE İSİM GERİ DÖNÜYOR

Bir döneme başarılı oyunculuğu ile damgasını vuran Baycu Noyan geri döndü… Diriliş Ertuğrul’un 59. Bölümünde Ertuğrul Bey tarafından birçok kılıç darbesi ile yere serilen Noyan, uzun bir sürenin ardından 116. bölüm ile diziye geri dönecek.

Moğol ordusunun başında bulunan Noyan, tüm gücünü toplayarak Ertuğrul Beyin karşısına çıkmayı planlıyor.

Tekfur Kritos’un yanında casus olarak Ertuğrul’a bilgi sızdıran Ares, ‘Ögeday Anadolu’nun fethi için hazırlıklarını tamamladı. Noyan adında bir komutanı ordunun başına koydu” dedi.

GÜNDOĞDU’DA GERİ DÖNÜYOR!

Baycu Noyan’ın yanı sıra Mehmetçik Kut-ül Amare dizisinden ayrılan Kaan Taşaner’in (Gündoğdu) diziye geri dönmesi bekleniyor. Geçtiğimiz bölümlerde bilindiği gibi bu konu hakkında birçok kez konuşulmuş ve gündeme getirilmişti.

OSMAN GAZİ GELİYOR!

Diriliş Ertuğrul’un 116. yeni bölümünde Halime Hatun, oğlu Osman’ı dünyaya getiriyor

Bizsans ve Moğollar Türklere karşı büyük birlik oluştururlar. Ahmet, bu bilgileri öğrenir ve Ertuğrul Beye detayları anlatır.

Ataşehir’de düzenlenen uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Muhteşem Yüzyıl adlı dizide ‘Behram Paşa’ karakteriyle tanınan Adnan Koç ve kardeşleri Ahmet Koç ile Mehmet Hayri Koç’un da aralarında bulunduğu 5 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 6 polis memuru müşteki olarak yer alırken, 15 Mart 2018 tarihinde polis ekiplerinin takibindeki Sinan B.’den şüpheli Adnan Koç’un uyuşturucu madde satın aldığı ve Ataşehir’de bir kafeye girdiği anlatıldı.

ÜST ARAMASINDA UYUŞTURUCU MADDE ELE GEÇİRİLDİ 

Müşteki 4 polisin kafeye girdikleri, şüpheliler Adnan Koç, Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç’a kimliklerini göstererek kendilerini tanıttıklarının belirtildiği iddianamede, şüpheli Adnan Koç’un üst aramasında 4 adet şeffaf poşete sarılı satışa hazır halde 2 gram Kokain bulunduğu, şüpheli Ahmet Koç’un üst aramasında ise 1 adet alüminyum folyoya sarılı olarak satışa hazır halde 0.4 gram gelen metamfematin maddesi bulunduğu kaydedildi.

POLİSE DİRENİP HAKARET ETTİLER 

Şüphelilerin polis merkezine götürülmek üzere kafeden çıkarıldıklarının anlatıldığı iddianamede, müşteki polis memurlarının şüpheli Adnan Koç’u polis otosuna bindirdikten sonra şüpheliler Ahmet ve Mehmet Hayri’nin kargaşa çıkardıkları, yakalanan şüphelinin kaçmasına imkan sağlamak adına müşteki polislere mukavemet ederek, “Biz sizin polis olduğunuza inanmıyoruz, polis olsanız da fark etmez. Biz kimseye adam vermeyiz buradan” dedikleri ve bağırıp hakaret ettikleri belirtildi.

POLİS MEMURLARINI DARP ETTİLER 

İddianamede şüpheli Mehmet Hayri Koç’un müşteki polis memuru S.İ.’nin kimliğini el çabukluğu ile çekip aldığı, şüphelilerin müşteki polislerin müdahale etmek için peşinden gittikleri belirtilerek, şüpheliler Adnan Koç ve Ahmet Koç’un yalnız kalan müşteki polis memuru S.İ.’yi darp ettikleri ve şüphelilerin polis memuru M.K.’ya saldırmak için hareket ettikleri anlatıldı.

SİLAHLARINA EL KOYDULAR 

Müşteki polis memuru M.K.’nın şüphelilerin dur ihtarına uymaması üzerine silahını çıkararak havaya kontrollü şekilde 2 el ateş ettiği, şüphelilerin ise uyarı ateşine aldırış etmediklerinin belirtildiği iddianame, şüpheliler Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç’un polis memuru M.K.’nın üzerine doğru koşarak tekme ve yumruk atıp darp ettikleri ve silahını aldıkları belirtildi.
İddianamede, şüpheliler Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç’un, diğer müşteki polisler S.İ. ve E.H.’nin yanına koşarak gittikleri sırada yerde yatan polis M.K’nın 155’i arayarak destek istediği anlatılarak, şüpheli Ahmet Koç’un, silahla dolduruş yapma hamlesinde bulunduğu ve müşteki S.İ.’nin kafasına silah kabzası ile vurduğu kaydedildi.
Şüpheli Ahmet Koç’un silahla ateş ederek müştekiler S.İ. ve E.H.’yi öldürmeye teşebbüs ettiğinin belirtildiği iddinamede, şüpheliler Adnan Koç ve Ahmet Koç’un silahı müşteki polisler S.İ. ve E.H.’nin kafasına doğrultarak olay yerine gelen müşteki polis Z.M.’yi tehdit ettiği vurgulandı.
İddianamede, şüpheli Ahmet Koç’un polis memuru Z.M.’nin vücudunun üst kısmını hedef alarak ateş ettiği, ancak silahın ateş almadığı anlatılırken, müşteki Z.M.’nin arkadaşlarının can güvenliğini düşündüğü için silahını şüphelilere doğrultmadığı, şüpheliler Ahmet ve Mehmet Hayri Koç’un Z.M.’yi yere yatırarak darp ettikleri, silahı ensesine dayayarak zorla beklettikleri kaydedildi.
İddianamede, olay yerine giden Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin olaya müdahale ettiği anlatılırken, polis merkezinin önüne giden diğer şüpheliler Şeyhmus Koç ve Mehmet Pınarbaşı’nın yüksek sesle küfür ederek kargaşa çıkarmaya çalıştıkları, müştekiler Z.H., S.B.’yi yaraladıklarının belirtildi.
Şüpheli Mehmet Koç’un rehberinde kayıtlı bir numaraya, “Milleti İçerenköy karakolunun önünde topla, polisle birbirimize girdik” şeklinde mesaj attığı vurgulandı.

ADNAN KOÇ VE KARDEŞLERİ HAKKINDA 90 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ 

İddianamede, şüpheliler tutuklu şüpheliler Adnan Koç, Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç’un, “kasten öldürmeye teşebbüs”, “zincirleme olarak görevinden dolayı kamu görevlisine alenen hakaret”, “zincirleme şekilde kamu görevlisinin görevini yaptırmamak için direnme”, “zincirleme olarak kamu görevlisini birden fazla kişi ile silahla hürriyetinden yoksun kılma” ve “ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından 45 yıl 3 ay 15 günden 90 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.
Diğer şüpheliler Şeyhmus Koç ve Mehmet Pınarbaşı hakkında ise, “kasten yaralama”, “zincirleme olarak görevinden dolayı kamu görevlisine alenen hakaret”, “zincirleme şekilde kamu görevlisinin görevini yaptırmamak için direnme”, “cebir ve tehditle birden fazla kişinin kaçmasına imkan sağlama” suçlarından 5 yıldan 24 yıl 1 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

OLAYIN GEÇMİŞİ 

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, 15 Mart 2018 tarihinde düzenledikleri uyuşturucu operasyonuyla Muhteşem Yüzyıl adlı televizyon dizisinde oynadığı ’Behram Paşa’ karakteriyle tanınan Adnan Koç ve kardeşleri Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç ile Mehmet Pınarbaşı ve Şeyhmus Koç gözaltına almıştı.
Şüpheliler Adnan Koç, kardeşleri Ahmet Koç, Mehmet Hayri Koç, Şeyhmus Koç ve Mehmet Pınarbaşı, savcılık sorgularının ardından “uyuşturucu ticareti” suçundan serbest bırakılmıştı.
Adnan Koç ve kardeşleri Mehmet Hayri Koç ile Ahmet Koç ise, “birden fazla kişi tarafından birlikte yağma”, “gece vakti yağma”, “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
(Gamze Erdemir /İHA) 

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminde TRT’nin Harbiye yerleşkesi ve Taksim Meydanı’nın işgaline ilişkin 131 sanığın yargılanmasına devam edildi. 

İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görülen duruşmaya 31 tutuklu sanık cezaevinden getirilirken, 2 tutuksuz sanık ile taraf avukatları salonda hazır bulundu.

64 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis istemi 

Savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak, 31’i tutuklu 64 sanığın “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. 

Mütalaada, 24 sanık hakkında, 3 vatandaşın şehit olmasına neden oldukları gerekçesiyle “kasten öldürme” suçundan 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. 

35 sanığın 39 kişinin yaralanmasına neden oldukları gerekçesiyle “kasten öldürmeye teşebbüs etme” suçundan 507’şer yıldan 780’er yıla kadar hapisle cezalandırılmasının istendiği mütalaada, 24 sanık hakkında ise 49 vatandaşın yaralanmalarına neden oldukları gerekçesiyle “kasten öldürmeye teşebbüs etme” suçundan 637’şer yıldan 980’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

57 sanık hakkında beraat talebi 

Savcı mütalaasında, 57 sanık hakkında beraat kararı verilmesini isterken, 2 sanığın dava dosyasının ayrılmasını talep etti.

İddianameden 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Harbiye’deki TRT binasının işgaline ilişkin hazırlanan iddianamede, 7’si rütbeli olmak üzere 32 askerin “cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme”, “cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya TBMM’nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme”, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme” suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile farklı oranlarda hapis cezalarına çarptırılması istenmişti. 

Taksim Meydanı’nın kontrol altına alınmaya çalışılması ve çıkan olaylarda 39 kişinin yaralanmasına ilişkin hazırlanan iddianamede ise 99 sanığın ”Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme”, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve ”silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan ise 5 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. 

İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, TRT binasının işgali ve Taksim Meydanı’nın kontrol altına alınmaya çalışılmasına ilişkin açılan davaların birleştirilmesine karar vermişti.  

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Özel Kuvvetler Komutanlığını (ÖKK) ele geçirmek isteyen darbeci general Semih Terzi’yi vurarak darbe teşebbüsünün seyrini değiştiren Astsubay Halisdemir’in şehit edilmesine ilişkin davada karar çıktı. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen duruşmada 18 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Karara ilişkin açıklama yapan şehit Ömer Halisdemir’in kardeşi Soner Halisdemir, “Biz bugüne kadar bundan sonra da güvendiğimiz, inandığımız iki adalet var. Birincisi ilahi adalet, ikincisi; Türkiye Cumhuriyeti devletinin bağımsız yargısı. Her ikisine de bu zamana kadar ve bundan sonra da inancımız ve güvenimiz sonsuzdur. Hamdolsun adalet yerini buldu. Şehit Ömer Halisdemir 80 milyon Türk milletinin kardeşi, evladı, bir vatan askeri olarak görevini yaptı. Bu millet haine hak eden cevabı verir, kahramanı da bilir. Bu dava Ömer Halisdemir ailesinin davası değildir. Bu dava Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin davasıdır” ifadelerini kullandı. 

Kararı değerlendiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı Kan ise, “Bu karar bize, Türkiye’de hain darbe girişiminden sonra çok zor anlar yaşamamıza rağmen milletimizin kahramanlığıyla, Cumhurbaşkanımızın davetiyle, 251 şehidimizin hayat haklarından vazgeçmesi, 2 bin 194 gazimizin cesaretiyle ve milyonlarca isimsiz kahramanımızın sayesinde bertaraf edilen darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti hukuku, adaleti işliyor ve adalet önünde darbeciler tek tek hesap veriyorlar” dedi.  

Mustafa Apaydın – Abdullah Sarica 
 

Birinci Dünya Harbi’nin Irak cephesinde Teşkilat-ı Mahsusa ajanlarıyla İngiliz ajanlar arasında geçen casus savaşlarının konu edildiği Mehmetçik Kûtulamâre’nin 12. Bölüm tanıtımı yayınlandı.

Güçlü oyuncu kadrosu ve dev prodüksiyonuyla dikkat çeken Mehmetçik Kûtulamâre’nin yayınlanan son bölümünde, Wilson’u öldürerek cesedini Cox’a gönderen Üsküplü, bu hamlesiyle İngilizleri ters köşe yapmıştı. Üsküplü’nün bu hamlesinin ardından Cox’un neler yapacağı merak konusu olmuştu. Dizinin yayınlanan 12. Bölüm fragmanında ise Yüzbaşı Şefik, Binbaşı Abdülhalim’in gönderdiği telgraf yüzünden Üsküplü ile karşı karşıya geliyor. Fragmanda, telgrafta yazanlarla ilgili herhangi bir bilgi verilmezken Üsküplü’nün Binbaşı Abdülhalim’in emrini doğru bulmadığı, Yüzbaşı Şefik’in de Üsküplü’yü emre karşı gelmekle suçladığı görülüyor. Öte yandan fragmanda Üsküplü’nün İngilizlere yeni bir darbe vurmak için planlar yaptığının ipuçları veriliyor.

Peki Üsküplü ve beraberindekileri Ahvaz’da neler bekliyor? Yüzbaşı Şefik ve Üsküplü nasıl karşı karşıya geldi? Binbaşı Abdülhalim’den gelen telgrafta ne yazıyor? Üsküplü ‘nün karşı çıktığı emir ne? Osmancık Taburu neferlerini neler bekliyor? Bu ve daha fazla soru Mehmetçik Kûtulamâre’nin 19 Nisan Perşembe günü yayınlanacak yeni bölümünde yanıt bulacak.

Çiftlik Bank’a yönelik yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sanal para “bitcoin madeni” üreten tesisleri tespit ederek, söz konusu tesislerdeki dijital materyallere ve makinelere el koymuştu. Ekipler, aralarında Çiftlik Bank muhasebe sorumlusunun da bulunduğu 9 kişiyi gözaltına almıştı. Şüphelilerden 1’i emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakılırken, 8 şüpheli ise Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılıktaki ifade işlemleri tamamlanan şüpheliler A.Ç., Ş.C., A.E. ve M.İ.D. adli kontrol hükümlerinin uygulanması talebiyle, şüpheliler K.K., S.D., H.C. ve F.C. ise tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkemedeki sorguları tamamlanan şüphelilerden A.Ç., Ş.C., A.E. ve M.İ.D. hakkında “bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık”, “tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı” suçlarından adli kontrol hükümleri uygulanarak, yurt dışı yasağı konuldu. Çiftlik Bank muhasebe sorumlusu K.K. ile diğer şüpheliler S.D., H.C. ve F.C. ise, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve “tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticileri dolandırıcılığı” suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.  

Gamze Erdemir 
 

Kurtlar Vadisi dizisinin senaristi ve Pana Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Raci Şaşmaz, Fikirtepe’deki kentsel dönüşüm projelerini mali sorunlar nedeniyle durdurmuş ve sahibi olduğu Selimoğlu İnşaat’ın eski yöneticileri hakkında dolandırıldığını iddia ederek suç duyurusunda bulunmuştu. Soruşturma kapsamında 11 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. 

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 2’si emniyet tarafından serbest bırakıldı. Kartal’daki Annadolu Adalet Sarayı’na sevkedilen 9 şüpheliden 1’i savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. 8 şüpheli hakkında adli kontrol ve yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldı. 

“İnsanların mağdur olmasını önlemeye çalıştık” 

Mahkemenin ardından suç duyurusu üzerine gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan şüpheli K.C.U, “Raci Şaşmaz tarafından senaryosu yazılan Fikirtepe’deki insanların ve mağdurların dolandırılması bugün tam tersi olarak sonuçlanmıştır. Biz de Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusu vermiştik geçen haftalarda. Yaklaşık 450 milyon civarında bir para Kıbrıs üzerinden yurtdışına çıkarıldı. Borsada denge, holdingin hisseleri 3 ay içinde yüzde 800 arttı. Yatırım holding yüzde 500 civarında artış yaptı.Bu hareketlere engel olmak istediğimiz için, borsadaki bu manipülasyon yüzünden daha çok insanın mağdur olmasını önlemeye çalıştığımız için günah keçisi haline geldik” dedi. 

“Atılan bu iftiraya cevap vereceğiz” 

Şüpheli avukatı Azat Ekici, “Hukuki dayanaklar, tüm veriler müvekkilim tarafından dün polis teşkilatına bugünde savcılığa verilmiştir. Hakim bey de savcı bey de delillere baktıktan sonra asıl bu işlemde usulsüzlük yapanların, asıl suçluların ki olduğu kanaatine zannımca vardılar. Ondan sonra müvekkillerimiz serbest bırakıldı. Müvekkilllerimiz üzerine atılan bu iftirayı, müvekkillerimiz üzerinde yapılan bu baskıların hepsine cevap vereceğiz” ifadelerini kullandı.  

Gamze Erdemir