MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Kızılcahamam’daki kampında gazetecilerle bir araya gelerek sorularını cevaplandırdı. MHP’nin geçmişten bu yana Türkiye’nin bugünkü siyasi sosyal şartları da dikkate almak kaydıyla ister zamanında ister erken bir seçim için her zaman hazırlıklı olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Seçim stratejimiz iki esasa dayanır. Güçlü ve dengeli Meclis birincisi. İkincisi cumhurbaşkanı seçiminin eş zamanlı gerçekleşmesidir. MHP, cumhurbaşkanı seçiminde kendi partisi mensuplarından aday çıkarmamıştır. Adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. MHP’nin seçim stratejisi cumhur ittifakı çerçevesinde kendi siyasi kimliğini koruyarak her ilin seçim çevresinde öngörülen sayılarla aday belirlemek suretiyle TBMM’de güçlü olabilecek bir ağırlıkta çalışmalarını sürdürecektir. Bir yanda Erdoğan’ın kazanması için gayret göstereceğiz. MHP’nin siyasi kimliğini koruyan bir kadro ile TBMM’de yer almak için çaba göstereceğiz” ifadesini kullandı.
İyi Parti ile ilgili basında yer alan haberlerin hatırlatılması üzerine Bahçeli, “Allah”tan dileğim var basın doğru yazsın” diye karşılık verdi.

“Adaylarına saygı duyuyoruz” 

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayları ile ilgili bir soruya ise Bahçeli, CHP’nin Türk siyası hayatındaki köklü partilerden birisi olduğuna dikkat çekerek “Değişik dönemlerde siyasi hayata renk katmışlardır. İktidar olma şansını yakalamadılar. Sayı artırarak siyasi hayatlarına devam etmek istiyorlar. Adaylarına saygı duyuyoruz. başka adaylarda çıkabilir” ifadesini kullandı.

Fenerbahçe -Beşiktaş maçındaki olaylarla ilgili ise Bahçeli, maçı izleme imkanı bulamadığını belirterek, “Seçim yoğunluğu var. Bu sebepten dolayı. Ancak Beşiktaş’ın hocası Türkiye’nin hocasıdır. Dünya üçüncüsü yapmıştır. Şiddetle kınadım. Aradım geçmiş olsun dileklerimi bildirdim. Beşiktaş sahadan kaçmaz” cevabını verdi. 

Ortak miting soruna yönelik ise Bahçeli, AK Parti ile ortak miting düzenlemeyi düşünmediklerini belirtti. Bahçeli, “Baskın seçim” değerlendirmeleri ile ilgili olarak ise “Zamanında yapılmayan her seçim baskın seçimdir” değerlendirmesini yaptı.

“Başka partilerden alamaz, alırsa bizden alır”  İyi Parti’nin seçime katılıp katılamayacağı ile ilgili tartışmaların hatırlatılması üzerine ise Bahçeli şu değerlendirmeyi yaptı: 

“Burada biraz dikkatli olmak lazımdır. ‘Seçim 15 Temmuz’da olacak’ sloganı ile siyasallaşma sürecine girenler 15 Temmuz’a gerçekten inanmış olsalardı; 15 Temmuz’dan 6 ay önce seçime girme yeterliliğine kavuşmuş olmaları lazımdır. Bunu bilemiyoruz, ilgi alanımız değil. Seçime de girsin. Başka partilerden alamaz, alırsa bizden alır. Biz de rıza gösteririz.” 

Siyasilerin Bozkurt işareti yapmasına yönelik soru üzerine ise Bahçeli, “Tarihimizden gelen bir işarettir. Bozkurt işaretini yapmayan kalmadı. Kılıçdaroğlu yaptı bir şey olmadı, Erdoğan yapınca neden olay oldu” diye karşılık verdi.  

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kızılcahamam’da gerçekleştirilen “Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri-Milletvekilleri-İl Başkanları Müşterek Toplantısı” sonrasında basın açıklaması yaptı. Türkiye’nin içte ve dışta karşı karşıya olduğu yüksek risk ve tehditlerin yeni bir siyasi durum değerlendirmesini, yeniden çizilecek bir yol haritasını adeta zaruri hale getirdiğine dikkat çeken Bahçeli, normal tarihi 3 Kasım 2019 olan milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimlerinin erkene alınmasına yönelik çağrı ve teklifinin kabul gördüğünü anımsattı.

Türkiye’nin 24 Haziran’da sandığa gideceğini dile getiren Bahçeli, “Artık söz ve karar aziz milletimizindir. Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı çatısı altında seçime girecektir. Partimiz Milletvekili Genel Seçiminde siyasi hükmü şahsiyetini muhafaza edip kendi aday listelerini Cumhur İttifakı kapsamında milletimizin onay ve takdirine sunarken, Cumhurbaşkanı adayı olarak da Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyecektir. Cumhur İttifakı, Türkiye Cumhuriyeti’nin beka ve birliğini yüksek bir sadakat ve yürekli bir mücadele ruhuyla savunacak, inanıyorum ki, ülkemizin geleceğini millet iradesinden aldığı güçle güvenceye kavuşturacaktır” diye konuştu.

“Yüksek Seçim Kurulu’nun alacağı karar, açıklayacağı takvim herkes için bağlayıcıdır”

MHP’nin Cumhur İttifakı’nın başarıya ulaşması amacıyla imkanları nispetinde çalışacağını, Türkiye’nin her seçim çevresinde demokratik tutumunu ve milli duruşunu azimle göstereceğini dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

“24 Haziran 2018’de hangi partilerin seçime girip giremeyeceği, aday veya adayların kim ya da kimler olacağı bizim meselemiz, bizim gündemimiz değildir. Yüksek Seçim Kurulu’nun alacağı karar, açıklayacağı takvim herkes için bağlayıcıdır. Çünkü Türkiye bir hukuk devletidir. Milliyetçi Hareket Partisi cumhurun beklentilerine, taleplerine, arzu ve hedeflerine tüm gücüyle ihtimam, itina ve irade gösterip siyasi faaliyetlerini bütünlük ve ahlaki süreklilik içinde icra edecektir. Hiçbir siyasi zihniyet, hiçbir siyasi aktör acziyet, atalet ve zafiyetinin faturasını oraya buraya çıkarmanın hazırlık ve hevesine kapılmamalıdır. Cumhur İttifakı, 16 Nisan Halkoylamasıyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni bütün kurum, kural ve ilkeleriyle hayata geçirme konusunda tavizsizdir. Türk milleti yegane gücümüz, yegane umudumuzdur. Nitekim egemenliğin sahibi büyük Türk milletidir.”

Türkiye’nin yönetiminde hukuki ve fiili durumların neden olduğu aksamaların, engellemelerin, gecikmelerin ve zayıflıkların yeni bir hükümet sistemiyle telafisinin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bu ihtiyaç karşılanmış, Türkiye’nin önü açılmış, ömrünü kısaltma girişimlerine demokrasinin erdem ve müktesebatıyla set çekilmiştir. 24 Haziran 2018 seçimleri, Cumhuriyet’in yüzüncü yılına giden süreçte tarihi kavşaktır, talihli olmasını dilediğimiz dönüm noktasıdır. Siyaseti karaborsaya çeviren, karmaşık ve kaotik zihniyetleriyle sistem bunalım, hatta rejim krizi çıkarmak için ellerini ovuşturan müflis siyaset erbabına Türk milleti hak ettiği cevabı verecek, demokratik bedeli ödettirecektir. Tekraren parlamenter sisteme dönüş sinyalleri veren, bu kapsamda karanlık söylemlerle avunan tükenmiş siyasetçiler elbette millet iradesiyle terslenip tel tel dağılacaklar, neticede bozguna uğrayacaklardır. Cumhur İttifakı milli istiklalin namusudur. Cumhur İttifakı milli istikbalin müdafaa ruhudur. Milliyetçi Hareket Partisi bu namusu savunacak, bu ruha bağlı kalacak, üstelik ittifakın zaferi için geceyi gündüze katacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, cumhurun mükafat ve muzaffer mihveridir” şeklinde konuştu.

“Milliyetçi Hareket Partisi pazarlık yapmaz, yapmamıştır”

Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın şaşmaz ve şaibesiz iradeleri olduğunu söyleyerek, MHP’nin bu iradesini sonuna kadar koruyacağını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önşartsız yanında duracağını, desteğini harfiyen göstereceğini dile getirdi. Bahçeli, “Özellikle seçimlerin erkene alınmasıyla ilgili olarak, danışıklı dövüş ithamında bulunanlar Cumhur İttifakı’nın başarısından ürken, Türk milletinin yeni bir tarih yazacak olmasından korkan yalancılar ve gayri milli çevrelerin yancıları olan şuursuzlardır. Milliyetçi Hareket Partisi pazarlık yapmaz, yapmamıştır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin ilke ve ülküleri alınıp satılamaz, aksini iddia edenler ise hüsrana uğrayacak ahlaksızlardır. 24 Haziran 2018’de küresel saldırı ve tahakküme cevap verilecektir. 24 Haziran 2018’de kiralık ve proje terör örgütlerinin kumpas ve komplolarına milli irade haddini bildirecektir. 24 Haziran 2018’de Türk ve Türkiye düşmanları sandığa gömülecektir. Kutlu bir diriliş ve yükseliş hamlesi önümüzdedir. Türkiye’nin geleceği bizzat Türk milleti tarafından tayin ve tescil edilecektir. Bundan kaçış yoktur, bundan kurtuluş olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, MHP’nin tam bir uyum ve inanmışlıkla siyasi vaat ve sözlerine sadakat göstereceğini, Türkiye’nin bekasına tüm partililer ile birlikte katkı verip uğrunda mücadelesini kararlılıkla ifa edeceğinin altını çizdi.  

Avukat Mehmet Savruk, yazılı açıklamasında, “Bilindiği gibi, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 20 Mart 2018 tarihli partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasında, AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın açıklamalarından yola çıkarak, “FETÖ davası nedeniyle parası olan dayısı olan serbest kalıyor. Arada bir, birilerinin, demek ki vicdanı rahat etmiyor. Şamil Tayyar diyor ki, Gaziantep de çok ciddi FETÖ Borsası var. Git Kayseri’ye de bak. Kayseri’de de var. Sanki biz bilmiyor muyuz? Elitaş’a sorun, kimi nasıl çıkardı? Milyon dolarlar dönüyor” şeklinde sözler sarf etmiştir. 

Açıktır ki Genel Başkan, bu sözleri ile Sayın Mustafa Elitaş’ın Kayseri’de FETÖ Borsası kurduğunu, FETÖ adıyla anılan, demokratik hukuk devletinin özelliklerini kaldırmak ve devleti ele geçirmek amacı ile tesis edilmiş, en geniş, en büyük katılımlı, silahlı ve kanlı terör örgütüne bir şekilde bulaşmış, bu nedenle soruşturma geçiren bazı varlıklı iş adamlarını Kayseri’ de milyon dolarlar karşılığında serbest bıraktırdığını iddia etmiştir” ifadesinde bulundu. 

Savruk, “Müvekkilim sayın Mustafa Elitaş’a atfedilen eylem, ahlak ve yasa kuralları karşısında çok ağır ve tahammülü gayri kabil olup, aynı zamanda suç teşkil etmektedir. Kuşkusuz ki CHP Genel Başkanına ait olan bu açıklamalar, aynı zamanda yargı gücünün otoritesini ve tarafsızlığını etkileyebilecek bir davranış biçimini bünyesinde taşır. 

Genel Başkanın iddiasına göre, Elitaş, hakkında FETÖ davası ile soruşturma başlatılmış birçok şahıslardan milyon dolarlar alarak kendisine haksız ve hukuka aykırı, büyük ölçülerde çıkar temin etmiştir. Veya yine iddiaya göre, Elitaş, Kayseri’de ‘aracılar sayesinde alıcı ve satıcının karşılaştığı bir pazar’ olarak tanımlanan borsayı kurmuş, ‘FETÖ Borsası’ olarak nitelenen bu borsada, Elitaş, adalet dağıtmakla meşgul, gece gündüz demeden büyük bir özveri ile çalışan hakim ve savcılarımız ile soruşturma geçiren şahıslar arasında rüşvet sözleşmesinde aracılık etmiştir” ifadesinde bulundu. 

Savruk, açıklamasına şu şekilde devam etti: 

“O kadar ki Genel Başkanın bu açıklamalarına göre, yargı organları, hakimler, savcılar aldıkları rüşvet karşılığı ve kaldıkları baskı sonucu varlık sahibi şüphelilerin ‘salıverilmesi’ yönünde karar vermişlerdir.
Genel Başkanın bu sözlerini bir başka şekilde yorumlamak veya açıklamak mümkün değildir. Sayın Genel Başkan, bu sözleri ile, siyasi bir çıkar uğruna, Elitaş ile birlikte. dürüst, canla başla görevini yapan hakim ve savcılarımızı da, geçirmekte olduğumuz böylesi bir dönemde töhmet altında bırakmış, böylece onların da kişilik haklarına ağır saldırılarda bulunmuştur. 

Takdir edilecektir ki ‘Hukuka güvenin bittiği yerde devlet’ de biter. Onun içindir ki, Cumhuriyetimizin kurucusu Kemal Atatürk’ün ‘Adalet mülkün temelidir’ sözü, adliyelerdeki bütün duruşma salonlarında yer alır. Siyasi çıkar sağlama amacına yönelik sayın Genel Başkanın bu açıklamaları toplumda korku, panik ve büyük bir endişe kaynağı olabilecek, Devletimizi zaafa uğratabilecek niteliktedir. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olan bir şahsın böyle bir beyanda bulunmaya hiçbir zaman hakkı yoktur ve olmamalıdır. 

CHP Genel Başkanına ait olan bu iddialar, müvekkilim ki, hain darbe teşebbüsünün yapıldığı 15 Temmuz akşamı Cumhurbaşkanımızın çağrısı ve Başbakanımızın talimatı ile daha ilk saatlerde Kayseri’de canını hiçe sayarak milli irade ve demokrasiye sahip çıkmak için sokağa koşan Elitaş’ın kişilik haklarına da ağır bir saldırı teşkil etmektedir. Bu nedenle, tarafımızdan, Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 2018/ 249 E. ayılı dosya ile 100 bin TL’lik manevi tazminat davası ikame edilmiştir.
Dava konusu açıklamalar ile yasama ve yargı erki temsilcilerinin büyük bir zan altında bırakıldığı ve adalete olan güveni ortadan kaldırabileceği, böylece toplumumuzda telafisi ve tamiri mümkün olmayan yaralar açabileceği düşünülerek manevi tazminata ek olarak Türk Borçlar Kanunu 58. Maddesi uyarınca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kınanmasına ve kınama kararının ülke genelinde yayın yapan tirajı yüz binden az olmayan üç ayrı gazetede, masrafı davalıya ait olmak üzere yayınlanmasına da karar verilmesi talep edilmiştir”.  

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Miraç Kandili vesilesiyle açıklamada bulundu. “Mübarek bir gecenin feyziyle doluyoruz, yükselişin fikriyle coşuyoruz, muhteşem bir halin, muhterem ve müstesna bir hadisenin faziletiyle hemhal oluyor, vecd ile dualarımızı ediyoruz. Nitekim Miraç’ın şan ve şerefine layık olabilmenin mücadelesini veriyoruz” diyen Bahçeli, Peygamber Efendimizin Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya, Rabbimizin sonsuz kudret, eşsiz merhamet, sınırsız rahmetiyle müşerref olduğu hidayet ve hikmet yolculuğunun insanlık için aşılamayacak ufuk, almasını bildikten sonra büyük bir ders olacağını ifade etti.

“Türkiye kuşatılıyor” 

Suriye meselesi üzerinden gündeme ilişkin de değerlendirme yapan Bahçeli, “Ortadoğu kaynıyor, komşu coğrafya ve ülkeler küresel emperyalizmin kamçı darbeleriyle, kahredici güç, çıkar ve nüfuz mücadelelerinin altında ağır kanama geçiriyor. Bu nedenle huzur, istikrar ve barışın miracına ulaşmayı diliyorum. Türkiye her yönden kuşatılıyor. Bölgesel ve küresel tehditler bekamızın hisarlarına devamlı çarpıyor. Düşman emeller düşmemizi, adeta teslimiyete razı olmamızı dayatıyor. Bu itibarla birliğimizin, beraberliğimizin, sükûnet ve selametin miracına milletçe ulaşmayı temenni ediyorum. Twitter’den rest çekenler, füze diliyle konuşanlar, sürekli elleri silaha gidenler varken paylaşmanın, kardeşliğin, sımsıkı sarılmanın, milli bir kucaklaşmanın miracına Türk milleti olarak vasıl olmayı ümit ediyorum. Hüzünlü Mescid-i Aksa’nın ablukadan kurtulması, mukaddesatımıza örtülü savaş açanların oyunlarının bozulması için Türk ve İslam aleminin Miraç Kandili’nin mirasıyla kutlu bir dirilişe, kalıcı bir dirence kademe kademe yükselmesini arzuluyorum. Aziz Türk milletinin, İslam dünyasının Miraç Kandili’ni dua ve en halisane duygularımla kutluyor, Allah’tan daimi saadet ve nice manevi güzellikler diliyorum. Üzülmeyin, Rabbim inananlarladır, dert etmeyin Allah bizimledir” dedi.  

Yağmur Yıldız
 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk Polis Teşkilatının 173’üncü yıl dönümünün hem gururla, hem de buruk bir kalple kutlandığını belirterek, “Buruk bir kalple kutluyoruz, çünkü Türk polisi milli güvenliğimizi temin amacıyla çok sayıda şehit ve gazi vermiş, onca badirelere göğüs germiştir. Polis olmak zordur, gece gündüz devlet için çalışmayı, millet için çırpınmayı gerektirir. Polis olmak; özveri ister, özgüven ister, öz değerlere bağlılık ister, yetmedi mangal gibi yürek ister. Türk Polis Teşkilatı, suç ve suçluyla mücadelede cesaret nişanesi, vatana, millete, bayrağa sevgide cevval bir sadakat timsali, masum ve mağdurları korumada asalet numunesi, Hakk’a riayet, halka hürmet, hakikate dikkat gösteren fedakarlık zirvesi olarak 173 yılı geride bırakmıştır” ifadelerini kullandı.

“Türk polisinin; hainlerle mücadele ederken hiç kimseye muhtaç olmayan haysiyetli bir hayata ulaşmaları en tabii haklarıdır”

Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

“10 Nisan 1845’den bugüne kadar, emniyet ve esenliğin bekçisi, asayiş ve toplum huzurunun güvencesi olmayı başaran Türk Polis Teşkilatımızla haklı olarak övünüyor, haklarını almaları, hak ettikleri mevki ve mertebelere gelmeleri için üzerimize düşen ne varsa yapacağımızın sözünü çok net bir şekilde veriyorum. Biz polislerimizin hangi zorluklar altında görevlerini icra ettiklerinin bilincindeyiz. Biz polislerimizin nelere katlanarak, neleri göze alıp, ne tür engel ve engellemeleri aşarak mesleki onurlarını muhafazaya çabaladıklarının da farkındayız. Halen görevdeki polislerimizle birlikte gönül huzuruyla emekliliğini yaşayanların sosyal ve ekonomik taleplerinin gerçekleşmesi için meşru ve yasal zeminlerde her inisiyatifi üstleneceğiz, her gayreti göstereceğiz. Ek gösterge artışından tutun da, emekli polislerimize verilen ve yıllardır hiç değişmeyen 100 liralık temsil tazminatının yükseltilmesi için lazım gelen girişim ve müracaatları derhal yapacağımızdan herkesin emin olmasını özellikle temenni ediyorum. Türk polisinin; hainlerle mücadele ederken, hiç kimseye muhtaç olmayan haysiyetli bir hayata ulaşmaları en tabii haklarıdır. Bunu onlara çok göremeyiz. Bunu onlardan esirgeyemeyiz. Türk polisi Türk milletinin beka ve güvenliğinin 173 yıllık hizmetkarıdır. Dilerim ki, Türk polisi mahşeri vicdan türbesinin inanmış türbedarı olarak her daim var olur. Şunu unutmayalım ki, asıl polis, asıl hakim ve savcı insanın kendi vicdanıdır. Vicdan ışıldıyorsa, vicdan işliyorsa; iyiyle kötünün, doğruyla yanlışın tafsilatlı tefriki mutlaka yapılacak, ne suç ne de suçlu aramızda barınmayacağı gibi başlarını kaldıracak dermanı bile bulunmayacaklardır. 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sırasında, teröristlerin havadan bombaladıkları Gölbaşı Polis Özel Harekat Daire Başkanlığında şehit olan 51 kahramanımız başta olmak üzere, yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadele esnasında şehadet şerbetinden içen aziz şehitlerimize Cenab-l Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Türk Polis Teşkilatı’nın 173’üncü yıl dönümünü içtenlikle kutluyor, halen görevinin başında bulunan veya emeklilik günlerini yaşayan, hiçbir millet düşmanına baş eğmemiş, onay vermemiş polislerimizi selamlıyor, hepsine aileleriyle birlikte en iyi dileklerimi sunuyorum.”

“Gözü dönmüş bir katil, insanlığın yüz karası bir cani anılan üniversiteyi kana ve kedere boğmuş, Türkiye’yi baştan ayağa öfkeye sokmuştur”

5 Nisan 2018 Perşembe günü, Eskişehir Osman Gazi Üniversitesinde duyanları şok eden, görenleri kahreden bir cinayetin vuku bulduğunu hatırlatan Bahçeli, “Gözü dönmüş bir katil, insanlığın yüz karası bir cani anılan üniversiteyi kana ve kedere boğmuş, Türkiye’yi baştan ayağa öfkeye sokmuştur. Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı kapsamında Tokat Gaziosman Paşa Üniversitesinden Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesine akademik çalışma ve araştırma amacıyla görevlendirilen karanlık şahıs önüne kim gelirse soğukkanlı bir şekilde katletmiştir. Aralarında ülküdaşımız Fatih Özmutlu’nun da bulunduğu dört üniversite mensubu, milletimizin dört evladı maalesef hayatını kaybetmiştir. Bu hain saldırı hakikaten de sözün bittiği noktayı işaret etmiştir. Olayın önü ve arkası dikkate alındığında üzüntümüz kadar elbette kaygımız da büyümektedir. Öncelikle görevlerinin başında uğradıkları silahlı saldırı neticesinde son nefeslerini veren kardeşlerimize Cenab-l Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Ailelerinin, mesai arkadaşlarının, Eskişehirli vatandaşlarımın, aziz milletimizin, elbette hepimizin başı sağolsun diyorum” şeklinde konuştu.

“Üniversite hayatı tartışmalı, yurt dışında aldığı eğitimi şaibeli, karakter ve mizacı sorunlu, şahsiyet ve ahlakı sancılı, kavga ve şiddete meyilli, sosyal ve beşeri münasebetleri sakat ve marazi bir alçak birdenbire ülke gündemine yerleşmiştir” diyen Bahçeli, “Bu alçak, üniversitede adeta terör estirmiş, akademik özgürlük ve hoşgörünün düşmanı kesilmiştir. Önüne geleni, gözüne kestirdiğini, kafasına taktığını, hoşuna gitmeyeni, asılsız, mesnetsiz ihbar ve şikayetlerle FETÖ’cü gösteren, FETÖ’cü diye suçlayan cani, bu tavırlarıyla Osmangazi Üniversitesinde huzursuzluk ve korku odağı haline gelmiştir. Tertemiz insanlara çamur atan, üniversite ortamını karartan, çevresine huşunet ve husumetle davranan, bununla da kalmayıp dört ailenin umut ve hayallerini söndüren şerefsiz en ağır şekilde, hiçbir hafifletici sebep göstermeksizin cezalandırılmalı, bir daha da gün ışığı görmemelidir. Üniversite yönetiminin hunhar olay sonrasında katil ile ilgili ‘akıl sağlığı yerinde değildi’ açıklamasına sığınması özrün kabahatten büyüklüğüne çok açık delil teşkil etmiştir” açıklamasında bulundu.

Cenab Şahabeddin’in, “başkası düştü mü çürük tahtaya basmasaydı deriz. Kendimiz düşünce bastığımız tahtanın çürük çıkmasından şikayet ederiz” sözünün burada anlam bulduğunu söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Madem akıl sağlığı yoktu, neden gerekli önlemler alınmadı? Madem bu alçağın aklından zoru vardı, niye itibar cellatlığı yapmasına sessiz ve tepkisiz kalındı? Akli dengesi yerinde olmayan birisinin uyduruk şikayetlerine ihtimam, ufunetli jurnallerine itibar edilmesi vahim bir çarpıklık, bir bakıma suç ortaklığı değil midir? Ne işi vardır aklı ve ahlakı olmayan, üstelik ar damarı çatlak bir canavarın üniversitede? Osmangazi Üniversitesinin yönetiminde bulunan şahıslar, yaşanmış bu kadar trajedi ve ağır sonuçlar karşısında, gereğini yapacak iradeyi, görevden ayrılacak basireti ne zaman, daha hangi hallerde göstereceklerdir? Sorarım sizlere, üniversitede ilim ve irfanın omuzlarda olması gerekirken, masumların içine sere serpe uzandığı tabutların omuzlara alınması nasıl izah edilmelidir? Suçlu sadece kurşunu sıkan mıdır? Kaldı ki, bu katilin kripto FETÖ’cü olduğu herkesin dilinde, herkesin ifadesindedir. Anlaşılan malum kripto FETÖ’cü suçsuz günahsız insanlara bühtanla saldırarak, suç imal ederek kendisini saklamaya, emellerini gizlemeye gayret etmiştir. Cinayet gününe kadar da bunda ne yazık ki başarılı olmuştur.”

“YÖK derhal acil önlemleri devreye almalı, muhtemel saldırıların önüne geçmelidir”

Geçen haftaki grup konuşmasında, “Kim ya da kimler ki, ona buna delilli, belgeli olmadan; önü-arkası tespit, teşhis ve tarif edilmeden FETÖ’cü diyorsa, dikkatinizi çekiyor ve uyarıyorum ki, onlarda bir kuyruk acısı, gizlenmeye, örtülmeye, kapatılmaya çaba gösterilen karanlık bir açık var demektir” dediğini hatırlatan Bahçeli, “İşte Osmangazi Üniversitesinde bunun acıklı bir örneği vuku bulmuştur. Keşke yanılsaydık. Keşke haklı çıkmasaydık. FETÖ’cü olduğu konusunda güçlü emareler bulunan bir namus yoksunu, mezkur üniversiteyi kana ve gözyaşına bulamış, dahası saygınlığına gölge düşürmüştür. YÖK derhal acil önlemleri devreye almalı, muhtemel saldırıların önüne geçmelidir. Suç ve suçluya göz yumanlar, ön açanlar, buyur edenler de gizlenemeyecek kadar nettir. Üstüne vazife olmadığı halde, Facebook, Twitter gibi sosyal medya zeminleri başta olmak üzere, ekranlarda, gazetelerde, aslı astarı olmadan ona buna FETÖ’cü diyen, onu bunu FETÖ’cü diye fişleyen, çeteci gösteren, dedikodu üreten, fitne yayan, değerli isimler üzerinde karalama yapan kim varsa, biliniz ki, ya lokması haram, ya da kripto damarın gizli hafiyesidir. Bu hastalıklı tiplerin kimlerle sorunu varsa kötülemeye, suçlamaya, özellikle FETÖ’cü göstermeye çalışmaları Pensilvanya’nın ekmeğine yağ sürmektedir. Bunlar, FETÖ’nün hedefleri için gizli bir şekilde faaliyet içindedirler. FETÖ’yle mücadeleyi çekemeyen sefiller bunlardır. FETÖ’nün kökünün kurumasına bir yanda destek verir gibi görünüp diğer yanda takoz koymaya, mücadeleyi sulandırıp herkesi suçlu gibi göstermeye tevessül eden çıbanbaşları da bunlardır. Diyeceğim odur ki, bunlara azami dikkat ediniz. Bunlara aldanmayınız, bunlara kanmayınız, bunların oyunlarına gelmeyiniz” açıklamasında bulundu.

“FETÖ’nün kripto damarı son derece faal ve aktiftir”

“FETÖ’yle mücadele ediyorum bahanesiyle, gerçek FETÖ’cüleri arkalayan, mazlumları hızara veren, insan onuruna kara çalan namertler mücadelenin önündeki en büyük engeldirler” ifadesini kullanan Bahçeli, “Bu engelin kaldırılması hepimiz için şarttır, vatan ve millet görevidir. FETÖ’nün kripto damarı son derece faal ve aktiftir. İlaveten devletle toplumu karşı karşıya getirmek için yeni tezgahlar peşindedir. FETÖ’yle mücadelede sonuç almak için projeyi hazırlayan mihraklar kadar, kripto damarın da tam manasıyla deşifresi, ardından da imhası çok acil ve kaçınılmaz bir ihtiyaçtır” dedi.

16 Ocak 2018 tarihli grup konuşmasında, FETÖ’yle mücadelede cevabını aradıkları soruları paylaştığını belirten Bahçeli, “FETÖ’yle mücadelede devlet aklı topyekün devrede midir? Yoksa sınırlı sayıda kişinin, kısıtlı sayıda devlet ve siyaset adamının gayret ve çabasıyla mı süreç ilerlemektedir? FETÖ’yle mücadelenin bir stratejisi var mıdır? Bir konsept hazırlanmış mıdır? Siyasi ve hukuki bir eylem planı kurgulanmış mıdır? Fikri temelleri, milli hedefleri, hukuki sınırları berrak bir zihin ve siyasi kavrayışla belirlenmiş midir? Bu terör örgütüyle mücadelenin öncelikleri nedir? Neler olmalıdır? FETÖ’cülüğün standart bir tanım ve tasviri yapılmış mıdır? Biriken sosyal maliyet, devlete karşı yükselen önyargılar, toplumsal tabana yayılan mağduriyetler nasıl ve hangi tedbir zinciriyle bertaraf edilecektir? Bu sorularıma verilecek makul ve mantıklı cevaplar, inanıyorum ki mücadeleye herkesin onay vereceği, herkesin rahat bir nefes alacağı içerik katacak, istikamet çizecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

“FETÖ’cülük zamanın bir anında durmuş, donmuş, beklemeye alınmış veya tesadüfen ortaya çıkmış bir halin, bir suçun, bir ihanetin özeti değildir. FETÖ’cü, bilinçli hareket eden, kasten davranan, irtibat, iltisak ve bağlantılarıyla terör örgütünün büyümesine açıktan hizmet eden, bunu hayatının her anma taşıyan, her alanında yaşayan vatan hainidir. Bize göre FETÖ’cülüğün alametleri olarak, öncelikle bylock veya benzeri bir programı indirerek kullanmış, böylesi bir haberleşmeye gereklilik duymuş olmak, Pensilvanyalı kardinale; ruhen, aklen, vicdanen iltica etmek, köleliğe tamam demek, terör örgütünün emellerine açıktan katkı vererek ve bunu süreklilik içinde yaparak hıyaneti diri tutmak, kanlı hedeflere kilitlenmek, dini kisveye bürünüp bir program dahilinde devleti ele geçirme hesaplarının merkezinde, vatanı parçalama planlarının içinde şuurla yer almak, terör örgütüne aidiyeti benimseyip kabullenmek, bunu da gerek yasa dışı yollarla gerekse de yasaların boşluklarından istifadeyle takviye etmektir. Kanunen meşru bir sendika üyeliği muhatabını terörist yapacak mıdır? Yine kanunlar çerçevesinde kurulmuş okullarda okumak, bankalara para yatırmak bir şahsın terör örgütü üyeliği için yeterli olacak mıdır? Bunlar üzerine iyi düşünmek, yarınlarımızı riske atacak sosyal maliyetlere, içten içe büyüyen devlet düşmanlığına karşı mutlaka, ama mutlaka tedbir geliştirmek lazımdır.”

“OHAL’i kaldırmaya teşebbüs veya bunu teşvik cinayettir, cüretkar bir gafilliktir”

FETÖ’nün, yıllar boyunca devlet ve toplumla iç içe geçtiğini bildiren Bahçeli, “Bu çok bariz bir gerçektir. Mücadelede örgütün tutunduğu zeminlerden sökülüp atılmasından ziyade yırtılarak, kazınarak, koparılarak yok edilmesi tek seçenek, tek çaredir. Başka türlüsü de mümkün değildir. İşte bu şartlar altında OHAL’in devamı, proje sahibi ülke ya da ülkelerle her düzeyde hesaplaşmaya hazırlık tarihi önemdedir. Koro halinde, OHAL kalksın diyenler, kaosa alkış tutan, kripto damara göz kırpan şuursuz ve sorumsuz zihniyetlerdir. Normal şartlarda değiliz ki OHAL’i kaldıralım. Tehdit geçmedi ki OHAL’e son verelim. CHP’sinden TÜSİAD’ına, AB’sinden BM’ne kadar OHAL’e karşı gelenler, öncelikle Türk milletinin beka meselesini kavramayan, kavramak gibi dertleri de olmayan maksatlı çevrelerdir. Kripto damar kan dökmek, can havliyle efendilerinden aldığı talimatı yerine getirmek için hazırda beklerken, OHAL’i kaldırmaya teşebbüs veya bunu teşvik cinayettir, cüretkar bir gafilliktir. Hele CHP yönetimi var ki, köprüye gelmeden geçmeye çalışacak kadar akıl fukarasıdır. Akıl bir paraşüt gibidir, ancak açıldığı zaman iş görür. CHP yönetiminin paraşütü uzun süredir kapalıdır, bunu da çakıldığı zaman bizzat anlayacaklardır. Unutmayalım ki; kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte hem ışığı hem de gelecek treni görür. Biz tüneli gördüğümüz gibi üzerimize gelen treni de çok net öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

“OHAL, halihazırda Türkiye gerçeğinin yansımasıdır. Sürmesi de milli bir zorunluluktur”

“OHAL, halihazırda Türkiye gerçeğinin yansımasıdır. Sürmesi de milli bir zorunluluktur” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“FETÖ’cüler temizlenmeden, tehdit ve tehlikeler geçmeden OHAL bitmez, bitemez, bitmemelidir. Aksini iddia edenler tek ayak üstünde kırk yalan söyleyen, müfteriklikte, iki yüzlülükte marka olan, Türkiye’nin var oluş davasına kast eden kokuşmuşlardır. Bu kokuşmalara da Allah’ın izniyle müsaade etmeyeceğiz, tuzaklarında boğacağız. Büyük kafaların büyük hedefleri vardır, küçük kafaların ise sadece arzuları. Küçük kafalar talihsizliklere boyun eğerler. Büyük kafalar ise talihsizliklerin üstünde yükselirler. Türkiye yükselecektir, yükseklerde hak ettiği doruklara ulaşacaktır. Buna hiçbir zalim, hiçbir hain, hiçbir işbirlikçi engel olamayacaktır.”  

Pelin Üzek Kılıç
 

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeniden genel başkan seçilmesinin ardından, “Türkiye’nin çok kritik döneminde yeniden üstlendiğim mukaddes görevimi geçmişte olduğu gibi gelecekte de şeref tacı gibi taşıyacağımı, davamızın haklarını, haysiyetini ve kutlu ülkülerini sonuna kadar temsil ve müdafaa edeceğimi huzurlarınızda ilan ediyorum” dedi. 

MHP 12. Olağan Kurultayı’nda saat 13.00’de başlayan ve yaklaşık 1 saat süren oylamada, Devlet Bahçeli bin 169 delegeden bin 167’sinin oyu ile yeniden genel başkan seçildi. Bahçeli, yaptığı teşekkür konuşmasında, “Ankara’da tarihe geçecek bir kurultay, asla unutulmayacak, hafızalardan çıkmayacak kutlu bir buluşma, anlamlı bir toplantı yapılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi imrenilecek, gıptayla hatırlanacak, hayranlıkla yorumlanacak büyük bir başarıya imza atmıştır. İradenin sahibi Milliyetçi-Ülkücü Hareket sözünü söylemiş, tercihini yapmış, gelecek hedeflerine inanmışlıkla kilitlenmiştir. Mutluyum, huzurluyum, emin olunuz ümit doluyum. Bugün dedikodu alt edilmiştir. Bugün iftiralar çiğnenmiştir. Bugün amansız saldırılar, alçak operasyonlar, ahlaksız suçlamalar bir kez daha ezilmiş, bir kez daha imanla engellenmiştir. Büyük Kurultayımızın manevi havası, muhteşem vakarı MHP üzerinde hesap yapan, plan kuran, senaryo yazan işbirlikçileri, ihanet kervanını bozguna uğratmıştır. Sizlerle övünüyorum, sizlerle dava arkadaşı olmaktan iftihar ediyorum” dedi.

“Bundan sonra takip edeceğimiz hedefler bellidir” 

Türkiye’nin çok zor günlerden geçtiğinin altını çizen Bahçeli, “Milli bekamız tehlikededir. Milli güvenliğimiz tehdit altındadır. Milli çıkarlarımız hedeftedir. Terör saldırıları hız kazanmıştır. Milli birliğimiz sarsılmakta, temelleri dinamitlenmektedir. Milli direncimiz kırılmak istenmektedir. İhanet pusuda, husumet nöbette, melanet ayaktadır. İçeriden ve dışarıdan kuşatılan, her cepheden küresel saldırı altında olan Türkiye, çok ciddi bir beka mücadelesi vermektedir. Bu hain kuşatmaları kırmak ve Türkiye’yi aydınlık bir geleceğe taşımak; şerefli tarihimize, kahraman ecdadımıza, bu vatanı bizlere emanet eden aziz şehitlerimize, elbette büyük Türk milletine namus borcumuzdur. Bu irade, bu kararlılık, bu iman, bu heyecan ve cesaret şükürler olsun ki burada vücut bulmuştur. Türk milliyetçileri Türkiye’nin bekasına sahip çıkmak için şuurla ayağa kalkmışlardır. Milliyetçi–Ülkücü Hareket buradan haykırmakta ve uyarmaktadır. Herkes çok iyi bilsin ki; bu kutsal vatan sahipsiz değildir, şanlı al bayrağımız öksüz ve rüzgarsız değildir. Bu aziz millet yalnız ve çaresiz değildir. Milliyetçi Hareket ebedi vatan nöbetindedir. Vatana borcunu ödemek için sabırsızdır. Bu milli duruş, bu milli şahlanış Türkiye’nin içinde bulunduğu kara günleri geride bırakarak aydınlık bir geleceğe yürüyeceğini müjdelemektedir. Bilmenizi isterim ki, hepinize güveniyor, hepinize inanıyorum. Bu heyecan ve azminizle Türkiye’nin geleceğinin güvencesi olduğunuza yürekten inanıyorum. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinin yarım asırlık ulu çınarıdır. Türk-İslam ülküsünden feyzini alan ilkeleri, ülküleri ve inançlarıyla on yıllardır siyaset alanındadır. Zulümler, saldırılar, baskılar, haksızlıklar, siyasi suikastlar, zindanlar, işkenceler, tezgahlar, komplolar ve kumpaslara rağmen bugün de korkusuzca ayaktadır. Bu kutlu dava karşılıksız ve sonsuz bir vatan ve millet sevgisinden kaynaklanan bir ruh, gönül ve iman hareketedir. Anlamını ve değerini Türkiye sevdasıyla çarpan tertemiz yüreklerde, lekesiz vicdanlarda bulmuştur. Harcı; çile, fedakarlık, cefa olan bu davanın tapusu, kuvvet ve menfaat karşısında erimeyen haysiyetlere zimmetlidir. Çetin yolları aşan cesur yüreklerin mühürlediği bu tapunun tescil edildiği yer de büyük Türk milletinin vicdanıdır. Tarihi bilemeyenlerin, geçmişi de geleceği de olmaz derler. Tarih şahittir ki, bu yarım asırlık çileli yolculukta Milliyetçi Hareket; Türkiye’nin bekasını her siyasi düşüncenin üstünde tutmuş, milli konularda her zaman milli duruş sergilemiş, siyasi rotası hiç sapmamış, ilke ve ülkülerinde hiçbir kırıklık yaşanmamıştır. Davamızın iman erleri, bugün de aynı milli ruh ve heyecanla, Türkiye’nin aydınlık geleceğinin tarihini yazmışlar, kararlılıklarını göstermişlerdir. 12. Olağan Büyük Kurultayımız, milli beka uğruna muhteşem bir diriliş ve yükselişin miladı olacaktır. Büyük Kurultayımızın ismi ve ana temasının ‘Milli Duruş Şühedaya Vefa Millete Beka’ olarak belirlenmesi tesadüf değildir, tarihi bir gerçeğin ifadesidir. Bundan sonra takip edeceğimiz hedefler bellidir. Duruşumuz millidir. Vefamız şühedayadır. Millete beka irademiz, isteğimizdir” şeklinde konuştu.

“Yeniden üstlendiğim mukaddes görevimi şeref tacı gibi taşıyacağım” 

Bahçeli, “Türkiye’nin çok kritik döneminde yeniden üstlendiğim mukaddes görevimi geçmişte olduğu gibi gelecekte de şeref tacı gibi taşıyacağımı, davamızın haklarını, haysiyetini ve kutlu ülkülerini sonuna kadar temsil ve müdafaa edeceğimi huzurlarınızda ilan ve ilam ediyorum. Milliyetçi Hareket’in sevdalılarına daha nice kurultayları aynı şevk, aynı heyecan, aynı coşkuyla gerçekleştirmelerini temenni ediyorum. İnanıyorum ki, Cenab-ı Allah Türkiye’nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde heyecanımızı ve azmimizi karşılıksız bırakmayacaktır. Kurultayımızda tecelli eden sonuçların kutlu davamıza, partimize, demokrasimize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum” dedi. 

Genel başkanlık seçiminin ardından delegeler, Merkez Yönetim Kurulu için oy kullandı. Oylama sonucunda yeni asil üyeler şu şekilde oldu: 

“Semih Yalçın, İsmet Büyükataman, Celal Adan, Mevlüt Karakaya, Emin Haluk Ayhan, Sadir Durmaz, Mustafa Kalaycı, İsmail Faruk Aksu, İzzet Ulvi Yönter, Zühal Topçu, Deniz Depboylu, Kamil Aydın, Ruhsar Demirel, Mehmet Parsak, Hidayet Vahapoğlu, Cemal Çetin, Ali Güler, Oğuz Tarhan, Özgür Bayraktar, Tamer Osmanağaoğlu, Yaşar Yıldırım, Volkan Yılmaz, Kadir Şekerci, Mehmet Taytak, İbrahim Çiftçi, Nevin Taşlıçay, Merve Menekşe , Gülbeyhan Saylağ, Nur Tuğba Aktay, Ayşe Sibel Ersoy, Gülay Özcan, Serap Şule Kalın, Fethi Yıldız, Murat Kotra, Yüksel Kaleci, Davut Haskırış, Ahmet Özyürek, Erdem Karakoç, Musa Küçük, Ahmet Yiğit Yıldırım, Hakan Doğru, Adem Yurdakul, Abdullah Bahadır Alperen, Fatih Çetinkaya, Mehmet Duygulu, Ferhat Çakıroğlu, Muhammet Koçak, Sefer Aycan, Süleyman Korkmaz, Mehmet Varol, Kadir Çitil, Nevzat Aypek, Hüseyin Korkmaz, Akın Üstün, İdris Aydın, Hakan Er, Hasan Özarslan, Hüsnü Uğur, Mustafa Ertekin, Mehmet Sarı, Süleyman Latif Yunusoğlu, Abdurahman Başkan, Nevzat Ünlütürk, İbrahim Özyavuz, Fevzi Zırhlıoğlu, Ömer Çağlar Yılmaz, Bulduk Özdemir, Volkan Uygunuçarlar, Volkan Dudu, Seyit Ahmet Göçer, Yusuf Turan, Recep Bakırcı, Umur Ertürk, Yakup Özkılıç, Ahmet Yılmaz.”  

Yağmur Yıldız – Mustafa Apaydın – Ömer Çetin – Ahmet Umur Öztürk

Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu’nun genel merkez binası dün Fatih’te açıldı. Altı kattan oluşan merkezin her bir katında eğitim, kültür, sanat, medya, gençlik, kadın, aile, yayın, düşünce ve fikir dünyasına dair çalışmalar yapılacak. Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, ”Açılışını gerçekleştirdiğimiz bu bina Anadolu’nun değişik bölgelerinde faaliyet gösteren 80’i aşkın sivil toplum örgütünün genel merkezidir. Burada eğitim, kültür, sanat, medya, gençlik, kadın, aile, yayın, düşünce ve fikir dünyasına dair çalışmalar yapılacak. Burası bir okul ve bir ocaktır. Burası Anadolu’nun kadim geçmişinde var olan irfan mekteplerinin yeniden insana dönüşmesi için faaliyet yürüten sivil bir merkezdir” dedi. 

Aldemir, sözlerine şöyle devam etti: 

”Özellikle gençlik çalışmalarında olduğu gibi ‘Evde Karakter Eğitimi’ projesinde de ilkokul, ortaokul ve liselerdeki öğrencilere yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar içerisinde okuma grupları, fikir ve düşünce atölyeleri, sanat ve spor faaliyetleri yer almaktadır. Bununla birlikte üniversitelerde de benzeri çalışmalar yürütülmektedir. Gençlik teşkilatımız olan Anadolu Öğrenci Birliği çatısı altında 100’ün üzerindeki üniversitede eğitim, kültür ve sanat faaliyetleri yapılmaktadır. Dünyanın birçok yerinde İyilikder ile yardım faaliyetleri düzenliyoruz. Kadın ve aileye dair, özellikle değerlerimizin yeniden aile merkezli olmasına dönük Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) bünyesinde çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalarda üzerinde yaşadığımız toprakların sivil ve yerli karakterine yaslanıyoruz. Anadolu’nun dününde var olan ve geleceğinde de var olacak çabalar ortaya koyuyoruz. Anadolu Platformu olarak çabamız ve gayretimiz; özgür, adil ve herkesin hukukunun gözetildiği bir ortam oluşturmak, bu konuda alınmış inisiyatifleri desteklemek, var olan sorunlara bu çerçevede çözüm aramak. Örneğin Suriye’de birçok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Afrika’da, Balkanlar’da ve diğer coğrafyalarda benzeri çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Nerede bir acı, nerede bir sorun varsa Anadolu Platformu ve gönüllüleri orada olmaya çalışıyor.” 

Aldemir, “Son dönemde özellikle Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde bir inkişaf yaşanıyor; devlet ve millet buluşması gerçekleşiyor. Bu buluşmanın özellikle eğitim, kültür, medya, sanat, spor ve gençlik alanlarında daha yoğun şekilde yaşanması gerekiyor. Bunun yolu ise sosyal sermayenin, yani iktisadi kalkınmanın yanında insani gelişmişliğin de gerçekleştirilmesidir. Bunun için sivil toplum çalışmalarının milletin öncelikleri ve değerleri ışığında ortaya konulmasına ihtiyaç var. Bu konuda karınca kararınca önemli bir misyon üstlendiğimize inanıyoruz. Bu toprakları yeniden insanlığın ve adaletin başkenti yapmayı hedefleyen ve insanı merkeze alan sivil bir hareketiz” şeklinde konuştu. 

Binanın açılış törenine Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz ve İstişare Kurulu üyeleri, İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir ve İcra Kurulu üyeleri, platforma üye dernek temsilcileri, STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.  

Adem Gürer

Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Ahmet Akça tarafından hazırlanan iddianamede, Buldan’ın Anayasanın 83. maddesinde yapılan değişiklik ile dokunulmazlığının kaldırıldığı ve dosyaların ayrı ayrı Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirildiği ifade edildi. Savcılıkça soruşturma dosyalarının birleştirildiği belirtilen iddianamede, Buldan’ın 2008 yılları ile 2015 yılları arasında 12 farklı etkinlikte yaptığı konuşmalarda terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ı özgürlük hareketi lideri olarak yansıttığı, “PKK’nın terör örgütü olmadığını, bir Türkiye gerçeği olduğunu”, Kürt kimliğinin tanınması ve genel af çıkarılmasını istediğini ve Abdullah Öcalan’ın bu af kapsamına alınması gerektiği yönünde ifadeler kullandığı, bu konuşmalar sırasında terör örgütü ve elebaşı lehine sloganlar atıldığı vurgulandı.
İddianamede, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından savcılığa gönderilen rapordaki bilgilere de yer verilerek, “PKK/KCK terör örgütünün çeşitli sol tandanslı legal dernek, vakıf, siyasi parti ve benzeri oluşumlar içinde boy gösteren örgüt yanlısı şahıslarla legal alan faaliyetlerine sızma girişiminde bulunarak 1988 yılından itibaren kendi legal kuruluşlarını oluşturma düşüncesini geliştirip bu alanda partileşme faaliyetlerine yöneldiği, süreç içerisinde bölücü örgütün demokratik özerklik, öz yönetim stratejisi, özgür kürdistan projesi gibi kavramlar ve stratejiler doğrultusunda siyasi ve legal görünümlü faaliyetleri maske olarak kullanmaya başladığı, bu alanda siyasi partiler ve siyasetçiler üzerinden kendisine alan açma çabasına girdiği, giderek ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde Şırnak (Merkez, Cizre, Silopi, İdil), Diyarbakır(Sur, Silvan, Lice), Mardin(Nusaybin), Hakkari(Yüksekova) il ve ilçelerinde sözde demokratik özerklik ve özyönetim ilanlarına başladığı, bu yerlerde kamu otoritesini ortadan kaldıracak şekilde ve kişilerin can ve mal güvenliği ile en temel insan haklarını kullanmalarını engelleyecek tarzda halkı yıldırmaya yönelik şiddet eylemleri, hendek kazma, silahlı saldırılar yapma gibi olayları tırmandırdığı, örgüte müzahir kitleyi sokak eylemlerine ve isyana davet ettiği, yine bu süreçte kimi siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin bu görevlerinden kaynaklanan yetki ve imkanlarının kullanıldığı görülmektedir” denildi.
Ülke çapında yürütülen soruşturmalarda yakalanan PKK/KCK terör örgütü mensubu bazı şahısların ifadelerinde de terör örgütünün amaçları ve hedefleri doğrultusunda legal alanda faaliyet gösteren kişi ve kurumların nasıl kullanıldığının ayrıntılı olarak belirtildiğine raporda yer verildiği anımsatarak, şunlar kaydedildi:
“Şüphelinin yukarıda özetlenen faaliyetlerinin değerlendirilmesinde; her bir olayın PKK/KCK terör örgütü talimatı ile gerçekleştirilen eylemler olduğunun anılan raporda tespit olunduğu, bu kapsamda 09.03.2008 tarihindeki etkinliğin terör örgütü üst düzey yöneticilerinin verdiği talimatlar doğrultusunda gerçekleştirilen bir etkinlik olduğu, 21.03.2008 tarihli açıklamalarının yine örgüt güdümünde yapılan ve örgütün karar mekanizmalarının emir ve talimatlarına uygun nitelikte bulunduğu, 26.11.2008 tarihli gösteri yürüyüşünün cereyan ediş ve atılan slogan ve söylemler itibarıyla PKK/KCK terör örgütü söylemleri ile birebir benzerlik içerdiği, 29.01.2009 tarihli basın açıklaması muhtevasının yine örgütsel nitelikle olduğu, 06.03.2009 tarihli eylemin örgüt tarafından her zaman aynı tarihte istismar konusu edilip örgütün amaç ve stratejileri doğrultusunda kitleyi istismar niteliği taşıdığı, 27.09.2009 tarihli mitingdeki konuşma içeriğinin tamamen PKK/KCK terör örgütünü yücelten ve örgüt liderini tek otorite olarak kabul eden bir anlayışı ortaya koyduğu, 27.04.2009 tarihli basın açıklamasında yaşanan olaylar atılan sloganlar ve yapılan tespitler itibarıyla örgüt güdümünde ve örgüt üst düzey yöneticilerinin talimatları ile yapıldığı kanaatine ulaşıldığı, 10.07.2010 tarihli toplantıdaki konuşmasının terör örgütünün silahlı mensuplarının meşru silahlı güç olan TSK mensuplarıyla aynı değerde görülüp terör örgütünün meşruiyetini sağlamaya yönelik değerlendirildiği, 23.03.2011 tarihli konuşmanın tamamen PKK/KCK terör örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini aynı düzeyde gören bir anlayış içerdiği, 01.07.2015 tarihli televizyon programındaki konuşmalarında PKK’nın bir terör örgütü olmadığı yönünde anlatımlarının bulunduğu görülmektedir.”

10 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanacak
İddianamede, Buldan’ın PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesi olduğuna dair kamu davası açmaya yetecek kadar delil elde edildiğinin anlaşıldığı anlatılarak, bu kapsamda “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla yargılanması talep edildi. İddianamenin kabul edilmesi durumunda Buldan, 5 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, genel başkan adaylığı için 49 imzanın mükerrer imza olduğu iddialarını değerlendirdi. Muharrem İnce, MYK üyelerinin değişmesini söylediği için MYK üyelerini bir telaş aldığını belirterek, “Kanal Kanal gezip -Muharrem İnce’nin imza sayısı eksik. Genel Başkanının talimatıyla tamamlıyoruz- gibi dedikodu yalan uyduruldu. Ben yeterli sayıda imzayı teslim ettim. Bana verilen imzalar gönüllüdür. Mükerrer imza varsa bu benden kaynaklı değildir genel merkezden kaynaklıdır. Çünkü benim baskı kuracak gücüm yok. Genel merkezin baskı kuracak gücü var. Genel başkana verilen imzaların bazılarını bana aktarın talimatı verilmiş ben kimseden lütuf beklemiyorum. Ben insanların yüreğinde var olduğumu görüyorum” ifadelerini kullandı.

“700’E YAKIN BİR OYLA GENEL BAŞKAN SEÇİLECEĞİM”

Bu haberler üzerine kurultay delegelerinin odasına gelip ’imza eksikse tamamlayalım’ dediğini kaydeden İnce, “Telaş yapmayın sıkıntımız yok diyorum. Bu tamamen bir algı operasyonudur. Ben konuşunca salondaki coşkuyu görünce bu iş bitti. Şimdi şöyle bir haber yaptıralım diyorlar. ’Aday olacak imzayı bulamayan adam seçimi kazanacak’ diye bir algı yaptırmaya çalışıyorlar. Telaşa gerek yok bu akşam o imzayı bulamadı diye kanal kanal gezen genel başkan yardımcıları var ya onları yarın akşam göreceksiniz. Onlar fırtına öncesi sessizliği fark ettikleri için bugün son çırpınışlarını yapıyorlar. Buna gerek yok. Biz CHP’de değişimi sağlayacağız. CHP’de değişimden sonra sırada Türkiye’de değişim var. Derdimiz AK Parti iktidarını sonlandırmaktır. Türkiye’yi haramilerden kurtarmaktır. Ama bugünkü CHP yönetiminden de memnun olan AK Parti yönetimi var. 16 yıldır kazanan iktidar var. 16 yıldır kaybeden bir muhalefet var. Muhalefetin birini hapse atmışlar birini yanına çekmişler CHP’nin de bu haliyle kalmasını istiyorlar. Bizim buna itirazımız var. Biz Bakırköy’e, Kadıköy’e, Çankaya’ya hapsedilmiş bir parti olamayız. Biz Kastamonu’yu, Şanlıurfa’yı Erzurum’u istiyoruz. Barışmak, büyük şemsiye kurmak istiyoruz. 50+1’i almak istiyoruz. Bunu engellemek isteyenler CHP içinde de olacaktır. Hiç sorun değil. Gayet rahatım imza yağıyor şu anda odaya. Gerek duymuyorum. Kimsenin lütfuna ihtiyacım yok. Adil şekilde yarışalım yeter. Sonucu da söyleyeyim 700’e yakın bir oyla genel başkan seçileceğim” şeklinde konuştu.

“KILIÇDAROĞLU NEDEN 8 YILDIR BAŞARILI OLMADIĞININ İŞARETİDİR BU”

İnce, şunları kaydetti:

“Yeni imza lazımsa kaç tane lazımsa göndereyim onlara 15 dakika içinde. Eğer yetmiyorsa yürekleri varsa salona delegeleri toplasınlar delege kartlarını havaya kaldırın diye sorsunlar. Bakalım kaç tane imza varmış göreceğiz. Bunlar son çırpınışları olan MYK üyelerinin kifayetsiz muhterislerin Kılıçdaroğlu neden 8 yıldır başarılı olmadığının işaretidir bu. Böyle yeteneksiz insanlarla çalışırsın tabi ki başarılı olamazsın. Ben önce onları değiştireceğim sonra CHP’yi iktidar yapacağım.”

Kemal Kılıçdaroğlu yüzünden 250 kişinin çalıştığı atölyesinin battığını ve bütün mal varlığını kaybettiğini iddia eden heykeltıraş Ragip Çiçen, içi tiner, benzin ve tüp dolu olan otomobili ile CHP Genel Merkezi önüne geldi. Hızla arabadan inen Çiçen, yanında getirdiği çaputları tutuşturdu. Olay yerinde hazır bekleyen polisler, duruma hemen müdahale etti ve çaputları söndürdü.

Çiçen, daha sonra arabanın içinde bulunan tineri üzerine döküp, “Kemal Kılıçdaroğlu buraya gelmezse kendimi yakarım” diye bağırmaya başladı. Yaşadığı olayları bağıra bağıra anlatan Çiçen, polisleri yaklaşmamaları için sık sık uyardı. Etraftaki vatandaşlar ise olayı şaşkınlık içerisinde izledi. Çiçen’in bir anlık dalgınlığından yararlanan görevliler, üzerine atlayarak kendisini etkisiz hale getirdi. O sırada parti binasından çıkan bir kişi ise Çiçen’e küfürler edip saldırmak istedi. Bu sırada trafik ekipleri caddeyi çift taraflı trafiğe kapattı. Polis ekipleri Çiçen’e kelepçe takarak güvenlik kulübesi içine aldı. Çiçen’in elbiseleri tiner içinde kaldığı için üstündeki kıyafetler çıkartılıp, ambulans ve itfaiyeye haber verildi.

Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri heykeltıraş Çiçen’i hastaneye kaldırırken, itfaiye ekipleri de araba üzerinde incelemelerde bulundu. Polis olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı.

Seyid Fatih Poyraz – Burak Altun