GAÜ İletişim Fakültesi ve Kariyer Merkezi Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen seminere; Kanal SİM Genel Yayın Yönetmeni Sami Özuslu, STAR Medya Grubu Yönetimi Başkanı Ali Özmen Sefa, Genç Tv Genel Yayın Yönetmeni Nazan Erişkin, Mağusa Haber Ajansı Genel Yönetmeni Metin Ziya Güngör, Kıbrıs Tv ve Kıbrıs FM Genel Müdürü Mustafa Ersenal ile devlet yayıncılığını temsilen BRTK Müdürü Meryem Özkurt katıldı.

Girne Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutsal Öztürk; Konuşmasında medyanın özgür olduğunda, çok büyük güç olduğuna inandığını vurgulayarak; “Bugün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, daha özgür bir medyaya sahiptir. Dolayısıyla, bu toplantıda ülkedeki televizyonculuğun güncel sorunlarını değerlendirirken, özellikle basın özgürlüğünün çok önemli olduğunu kişisel kayıtlarımıza bir kez daha alacağız. Bu görüş ve veriler ile, medya organlarımızın özellikle halkın sesi olduğunu daha iyi kavrayacağız” ifadelerini kullandı.

GAÜ İletişim Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Remziye Terkan ise; Konukların, sektördeki gerçek hayat deneyimlerini paylaşırken, kullanacakları samimiyet ölçüsünün, özellikle öğrenim durumundaki gençlerde değerli önseziler oluşturacağını belirterek; “yayıncılıkta konuların ele alınışı, işlenişi ve kamuoyuna yapılan paylaşımlar; toplumların da olaylara bakışını ve olayların da akışını hızlıca değiştirebilir. Bu bağlamda; KKTC’ deki televizyonculuk süreci ve yayın politikalarının nasıl işlediği ile ilgili yapılacak değerli yorum ve analizlerin, öğrencilerimizin güncel değerlendirmelerine büyük katkısının olacağı aşikârdır.” şeklinde konuştu.

“Radyo ve televizyonculuk, milli değerleri ileriye götürecektir”

Yayın Yüksek Kurulu Üyesi Feyzi Hansel televizyon yayını yapmanın yüksek maliyete haiz olduğunu öne çıkartarak; içeriklerin, finansman ile ilintisinin önemine işaret etti. Hansel;” Radyo ve televizyonculuk, milli değerleri ileriye götürecektir. Televizyonculuğu, arzu ettiğimiz gibi kurumsallaştıramadık ama, gelecek 10 yıl da daha güzel yerlere geleceğiz.” dedi. 

“Televizyonun mutfağında olan yapımcı bir kuruluşuz“

Seminere, yayın kurum ve kuruluşlarına haber sağlayıcı bir konumda katılan, Mağusa Haber Ajansı (MHA) Genel Yayın Yönetmeni Metin Ziya Güngör de öğrencilerin sorularını yanıtlarken; “KKTC’de kanallara görüntülü haber geçen tek ajansın sahibiyim. Televizyonun mutfağında olan yapımcı bir kuruluşuz. Herhangi bir politika gütmüyoruz. KKTC’ de var olan tek özel haber ajansıyız. Getirileri, yalnızca reklam olan ve devlet katkılı olmayan bir ajans olarak, 10 yıldır çalışmak çok kolay değil. Ajansı ilk açtığımda, yalnız ben çalışıyordum. Ancak, şu zaman diliminde yedi kişilik bir personel sayısına ulaşabildik” dedi.

“Medya kurumları, ne olursa olsun bağımsız ve nötr olmak durumundadır “

Kıbrıs Tv ve Kıbrıs FM Genel Müdürü Mustafa Ersenal: “Medyanın ana görevi olan, halkı bilinçlendirme ve bilgilendirme eylemini gerçekleştirirken; bunu koşulsuz yapmasına bağlıyoruz. Özellikle yayın kalitesi açısından, yeni atılımlara yönelmekteyiz. Medya kurumları, ne olursa olsun bağımsız ve nötr olmak durumundadır. Aksi takdirde, medya kurumu işlevselliğini kaybeder.” 

“ KKTC‘nin tanınmama durumu, medyayı uluslararası anlamda olumsuz etkilemektedir”

Genç Tv Genel Yayın Yönetmeni Nazan Erişkin: ” Meslek; yerel gazeteleri ve yerel televizyon kanallarını takip etmekle ilk adım olarak başlar. KKTC de editöryel özgürlüğüm var. KKTC‘nin tanınmama durumu, medyayı uluslararası anlamda olumsuz etkilemektedir. Artık medya ve televizyon çok farklı yerlere gidiyor. Artık telefonlarınızdan bile yaptığınız canlı yayınlar, sizlerin canlı yayın kuruluşu olduğunu ima edebilir” dedi. 

” İçerik üretmek için dünyayı bilmek gerekir”

” Devletten katkı alarak, kamu hizmeti yayıncılığı yapan bir kurumun başındayım. Her şey maddiyata dayanmaz. Kendi kurumuma öz eleştiri de yaparak, konuşuyorum. İçerik üretmek için dünyayı bilmek gerekir ancak artık içerik üretmek zor değil. Türkiye de, KKTC de de montaj çok önemlidir. Özel kanallarımızın işleri daha zordur. Haber bulmada zorluk çekmiyoruz” dedi.

“Sektöre, dıştan bir rekabet var”

STAR Medya Grubu Yönetimi Başkanı Ali Özmen Sefa : “Baştaki sıkıntımız rekabet. Sektöre, dıştan bir rekabet var. Sosyal medya, internet televizyonculuğu, internet gazeteciliği ve benzeri platformlardan gelen bir rekabet var. Esas sektör sıkıntımız, devletin ilgisizliğidir. İç rekabete değil, desteğe ihtiyacımız var. Devletin, Türkiye gibi büyük bir medyaya sahip olmasını istiyorsak, devletin buna destek çıkması gerekir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Konferansa, Gagavuzya Başkanı İrinaVlan, Moldova Eğitim Bakanı Monica Babuc, Türkiye Kişinev Büyükelçisi İskender Okyay, Azerbaycan Kişinev Büyükelçisi Gudsi Dursun Oğlu Osmanov, üst düzey devlet yetkilileri yanı sıra, 30 farklı ülkeden 50’nin üzerinde üniversite yetkilisi ile KKTC Turizm Baknalığı Müsteşarı Doç. Dr. İsmet Esenyel, Eski Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, GAÜ Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cemile Esenyel, Hukuk Danışmanı Aral Doğu ve KAÜ Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Oya Ertuğruloğlu katıldı.

Öğrenciler kariyer planlamalarında daha çok fırsatı değerlendirebilecek

Konferansta kardeşliğin simgesi olan ekmek ve su ikram edildi. GAÜ Kurucu Rektörü Serhat Akpınar yapmış olduğu açıklamasında, AUM ev sahipliğinde gerçekleşen konferans bünyesinde, üniversitelerin yapılarına inovatif bakış getirecek fikirler ve araştırmaların paylaşıldığını belirterek, üniversiteler arası ve üniversite içi fakülteler arası işbirliği çalışmalarına yön tutacak konuların tartışıldığını söyledi. Akpınar, konferansta üniversiteler arası ortak diploma programlarına kadar, öğrencilere yan dal, çift dal uygulamasının nasıl ilerletilebileceği hakkında kapsamlı sunumlar yapıldığını vurguladı. Bu şekilde yapılacak işbirliklerinin, fakültelerin ilerlemesini sağlayacağına vurgu yapan Akpınar, öğrencilerin de mezuniyet sonrası kariyerlerinde daha çok fırsatı değerlendirmelerinde olanak sağlanacağını söyledi.

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) tarafından düzenlenen “KKTC’de Talasemi Gerçeği Sempozyumu”, yoğun katılımla gerçekleştirildi. GAÜ Rektörü Kutsal Öztürk yaptığı konuşmada, “Talasemi Derneği Başkanı ve Girne Amerikan Üniversitesi birlikteliğinde oluşturulmuş çok yararlı bir sempozyum. Sempozyum sonunda gelecek açısından oluşacak olan yararları göreceksiniz. Sempozyumda yapılan uygulamalarla ilgili çok kıymetli bilgiler paylaşılacaktır. Girne Amerikan Üniversitesi sağlığa oldukça önem vermektedir. Zaten Hemşirelik Yüksek Okulumuz gördüğü ilgiden bunu ispatlamaktadır” dedi.

“Akdeniz Bölgesi’nin önemli bir sorunu”

GAÜ Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Zeki Avcı ise, “Talasemi, Akdeniz anemisi olan ülkelerde önemli bir sorun. Akdeniz Bölgesi’nde yer alan ülkelerin bir sorunu. Kıbrıs’ta tam olarak onun içine düşmüş bir ülke” dedi.

KKTC Talasemi Derneği Başkanı Ahmet Varoğlu, KKTC’de talasemi gerçeğinin olduğunu belirterek, bu gerçekle 4 yıldan fazladır mücadele verildiğini söyledi. Varoğlu, üniversitelerde, tüm kurum ve kuruluşlarda talasemi konusunda farkındalık oluşturulması ve gençlere bu konuda bilgi aktarılmasından oldukça mutlu olduğunu ifade etti.

Uluslararası Talasemi Federasyonu Tıbbi Danışmanı Dr. Micheal Angantiniotis, “2018 yılı için yapılan girişimlerle özellikle Dünya Sağlık Örgütünün ve Avrupa Birliğinin gündeminde hemoglobin hastalıklarının önceliğinin olması hedeflenmektedir. Genelde doktorların hastalığın tedavisi ile ilgilenirken yalnız kaldığı görülmektedir. Kan bağışı konusuna öncelik verilmesi gerekmektedir” dedi.

“Genetik değişimler sonucu ortaya çıkan bir hastalık”

KKTC Talasemi Merkezi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Dilek Yazman, “Talasemi çok eski bir hastalıktır, 1925’de tanımlanmıştır ve tedavisi olmadığı düşünülmüştür. Talasemi genetik değişimler sonucu genetik olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Dünya nüfusunun büyük bir bölümünü kapsar. Günümüzde göçler nedeniyle de salgınlar devam etmektedir. Biyolojik ve genetik yapısı vardır” dedi.

Sempozyuma GAÜ Rektörü Prof. Dr. Kutsal Öztürk, GAÜ Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Zeki Avcı, KKTC Talasemi Derneği Başkanı Ahmet Varoğlu, Uluslararası Talasemi Federasyonu Tıbbi Danışmanı Dr. Micheal Angantiniotis, KKTC Talasemi Merkezi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Dr. Dilek Yazman, KKTC Talasemi Merkezi Sorumlu Hekimi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Begüm Sadıkoğlu, İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Dr. Hasan Sav, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Musa Olgu, KKTC Kan Bankası sorumlusu Dr. Suat Keskin, KKTC Talasemi Merkezi Laboratuvar sorumlusu Genetik Uzmanı Mustafa Yazman ile birlikte yaklaşık 650 kişi katıldı. 

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) yükseköğretimde 50’inci yılına doğru ilerlerken, merakla beklenen 2018 Bahar Şenlikleri kapsamında sahne alan Gökhan Türkmen, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.

KKTC Telsim Ana Sponsorluğunda 7 Mayısta başlayan ve 11 Mayısta son bulacak olan GAÜ 2018 Bahar Şenliklerinin ilk gününde sahne alan ünlü sanatçı Gökhan Türkmen, öğrenciler ve Girne halkına unutulmaz bir gece yaşattı. Dinleyicilerine meşhur şarkıları ile unutulmaz bir gece yaşatan Gökhan Türkmen’in, şenlik alanında ki izleyicilere ile olan sıcak yaklaşımı büyük beğeni topladı.

Konser öncesinde GAÜ Rektör Yardımmcısı Doç. Dr. Sualp Davut ile basın toplantısı gerçekleştiren Gökhan Türkmen;

“Üniversite öğrencileriyle iletişim halindeyiz sürekli. Onlarla çok güzel zamanlar geçiriyoruz. Onların enerjisi çok daha farklı oluyor konserlerde. Hava da güzel devam ederse, burası çok güzel olacak. Tabi ki beni kabul ettiğiniz için burada yer verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Kıbrıs’a gelmekten her zaman çok mutluluk duyuyoruz. Özellikle üniversite öğrencilerine konser vermek; her zaman daha keyifli oluyor. Şenlikler de umarım çok güzel devam eder. Önemli olan öğrencilerin eğlenebilmesi. Sınavlar öncesi stres atmaları. İnşallah onların bu stresini atmalarına vesile olabiliriz”dedi.

GAÜ Rektör Yardımmcısı Doç. Dr. Sualp Davut ise konuşmasında; “Biz GAÜ olarak heryıl Bahar şenliklerimizi gerçekleştirmeye özen gösteriyoruz. 130 farklı ülkeden 18.000 öğrencimiz, konserler ve aktiviteler için sabırsızlanıyor.. Uluslararası öğrencilerin stantlarıyla başladık. Farklı farklı kültürler, yemeklerle geleneksel başlangıcımızı yaptık. 3 konserimiz var bu yıl, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma. Willy William ile kapanış konserimizi yapıyoruz. Bir çok stantımız var ve bir çok aktivitelerimiz mevcut. Öğrencilerimizi sınavlardan önce motive etmek istiyoruz. Bu güzel enerjiyle umarız ki 2018 yılını kaparız”dedi.

Şenliklerin 3. gününde ünlü sanatçı Edis sahne alacak

GAÜ 2018 Bahar Şenliklerinin 3. Günü olan 9 Mayıs Çarşamba günü, gün boyu sürek aktivitelerin yanı sıra, saat 22.00’da, Türkiye’nin sevilen isimlerinden Edis şenlik alanını costuracak.

Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’nde şu anda en büyük problemin trafik ve trafik eğitiminde ki eksikliklerin olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Mehmet Zeki Avcı, sistemde birçok yanlışın olduğunu ve bunların düzeltilmesi için çaba sarf edilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Avcı, “Sürücü kursu eğitimi için resmi eğitim kitabı güncellenmeli ve trafikte gerekli hassasiyet sağlanmalı” dedi.

‘’Trafik, para kazanılan bir olaydır’’

Trafik kazalarına karşın, ülkemizde kurulmuş sivil toplum kuruluşu olan; “Trafik Kazalarını Önleme Derneği”nin yıllardır başkanlığı görevini sürdüren Dr. Mehmet Zeki Avcı; Sorunlara karşın, çözüm yolları önerme süreçlerinin; Menfaat gücü olarak tanımlanabilecek bazı gruplaşmalar ile tıkandığını, sonuçta yaşanılan üzüntü ve olumsuzlukların devam ettiği söyledi. Dr. Avcı, “Ülkede; trafik, para kazanılan bir olaydır. Kabullenilmiş bazı düzenler, bazılarının da işine gelir. Ancak; insan hayatı ön planda olmalıdır “dedi.

“Her gün 100 civarında, ilkokul öğrencisi trafik eğitim alıyor”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, trafik kadar ihmal edilmiş çok az başlık bulunduğunu söyleyen Dr. Avcı, ‘’Trafik aslında insan hayatını doğrudan etkileyen ve yaşam biçiminin bir parçası olan enerjidir. Bu ülkede; trafik hep göz ardı edilmiş, sorumlusunun kim olduğu belli olmayan bir süreçtir. Biz dernek olarak güncel çalışmalarımızı devam ettirmek durumundayız. Özel trafik eğitim parkında her gün 100 sayısı civarında ilkokul öğrencisi eğitim almaya devam ediyor. Önümüzdeki yıl bu eğitim biçimi liselere de aktarılacaktır. Pilot eğitim liselerini seçip, eğitim vereceğiz ve eğitim verilmeyen liseler ile karşılaştıracağımız bir çalışmamız olacak. İlgili makamlara doğru bilgilendirmeleri yapmaya çalışıyoruz. Eksiklikleri gündeme getirmeye çalışıyoruz. Yollardaki denetimlerin eksiklikleri üzerine çalışmalarımız var. Bununla birlikte yollar üzerine de çalışmalarımız var. Vatandaşlardan gelen uyarıları yetkililere iletmek gibi aracı bir görevimiz de var. Bazen menfaat gruplarına dokunduğumuz zaman canları sıkılabiliyor. Ülkede trafik para kazanılan bir olaydır. Kabullenilmiş belli düzenler bazılarının da işine gelir. Eski ticari araçların muayenesinin yapılması lazım dediğimizde sahipleri tepki veriyor. Ancak insan hayatı ön planda olmalıdır ” şeklinde konuştu.

“Mahkemeler, sadece sürücüyü yargılıyor”

“Mahkemelerde, biz sadece sürücüyü yargılıyoruz” diyen Dr. Avcı, “Işıklar yanmazdı, tabela yoktu, çizgiler bozuktu gibi mahkeme kararları oluyor. Ama bunlar, köşede tutuluyor. Örnek olarak; 2-3 yıl önce Haspolat’ta bir yaya geçidi yapıldı. Ancak tartışması devam ediyor. 4 şeritli yola yaya geçidi yapılıyor. Bu durumda biri öldüğü zaman da sürücü ‘dikkatsiz’ deniliyor. Peki; neden oraya alt geçit ya da üst geçit yapılmadı? ’’dedi.

‘’Sürücü okullarının kullandığı kitaplar; korsan kitaptır’’

KKTC’de ana eğitim kitabı güncellenmediği için; şu anda sürücü okullarının kullandığı kitapların korsan kitap olduğunu da kaydeden Dr. Avcı, “ Devletin resmi kitabı güncellenmediği için dağıtılmıyor. 2003 yılında; devlet, ilk defa resmi kitabını çıkardı. Ne yazık ki, o da kullanılmadı. Çünkü yazılı sınav uygulamasına geçilmesini kimse istemedi. Sürücü okullarının kitabı yok, müfredatı yok. Peki, insanlar bu kuralları korsan kitapçıklardan öğreniyor. Eğitmen olmak için; 25 yaşını doldurmak gerekir. 50 sorudan yüzde 60’ını yaparsanız, yazılı sınavı da geçmiş oluyorsunuz. Bu eğitimlerde bir saat araba sürüyorsunuz, onu da başarılı sürerseniz eğitmen oluyorsunuz. Bu durum dünyada yok artık. Müfettiş olmak için; Sadece, Kamu Hizmeti Komisyonu’nda sınava giriyorsunuz ve ertesi gün müfettiş oluyorsunuz “diyerek sözlerini sonlandırdı.

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Eczacılık Fakültesi, Farmakolaji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet İsbir, spor yapanların kısa sürede kaslı vücuda ulaşmak için sıklıkla kullandığı “protein tozları”nın geri dönüşü olmayan hasarlara neden olduğunu belirtti.

İsbir açıklamasında şunları kaydetti:

“Günümüzde, sentetik protein dediğimiz bitkisel kaynaklı veya whey ya da kasein proteini dediğimiz 2 türlü proteinimiz var. Bunların ikisi de sütten üretiliyor. Bu proteinleri ancak yaşlılara öneriyoruz. Metabolizması bozulmuş, proteini aminoasite döndüremeyecek kişilere öneriyoruz. Son zamanlarda bitkisel proteinler çıktı ve bunların zararları oldukça fazla Bizim çok meşhur bir sözümüz vardır, “Her şey zehirdir; aradaki farkı ayıran dozdur” diye. Sindirim sistemine zararları var, whey ve kasein proteinler sütten üretilmiştir. Eğer kişinin vücudu laktoza tepki veriyorsa; ki bunu bilmesi çok zordur, bunları kullanmaya başladığı andan itibaren bağırsak, sindirim sistemi bozulur. Kusma ve ishal gibi olaylar ortaya çıkar.
Bu tozların alınış amaçları farklı. Yaşlılarda beslenme zorluğu varsa zaten doktorun kontrolünde alır. Ama bir sporcunun bunu kullanması zararlıdır. Çünkü kontrolsüz kilo almaya neden olur. Bu proteini alıyorsanız ve o protein alımına uygun spor yapmıyorsanız, farkında olmadan kilo almaya başlarsınız. Çünkü bu proteinler vücutta otomatik olarak yağa dönüşür ve o yağı eriterek kasa dönüştürmek için herhangi bir spor yapılmıyorsa, sağlıksız bir şekilde kilo alınmaya başlanır.

Kan şekeri ve böbrek bozukluklarina neden oluyor

Bir diğeri ise, kan şekerini büyük ölçüde etkiler. Bu proteinleri aldığınız zaman kan şekeri düşürüyor ve kişi acıkıyor. Bunun sonucu olarak da kan şekeri altüst oluyor ve hipotansiyona kadar gelebiliyor. Böbrek bozukluklarına neden olabiliyor. Vücut doğal protein aldığı zaman bunu sistem rahatlıkla parçalıyor. Ancak bu tür proteinler aminoasite dönüşerek üre şekline geldiğinde, böbreklerde çok büyük hasara neden oluyor. Bu tür protein alanlar ve ağır spor yapanlar, böbrekleirnin çalışması etkilendiği için devamlı idrar söktürücü kullanırlar.

Kemik kaybı ve saç dökülmesine neden oluyor

Protein tozu kullanımı sonucunda kemik kaybı dediğimiz olayında yaşandığı gözlemlenmiştir. Bu şöyle kanıtlamış, normalde insan kanının belli bir asitlik-bazlığı vardır. Bu tür proteinler çok miktarda alındığı takdirde, kanın asitliğini yükselttiği için kemik iliğinden bunu dengelemek için kan suyu ve fosfor açığa çıkar. Ancak, az miktarda alındığında kemiğe takviye olur. Bu da kemiklerde ostropoza kadar yol alır ve bu kişilerde büyük bir sorun ortaya çıkartıyor. Bir diğeri ise, saç kaybı. Saç keratin dediğimiz bir maddeden oluşuyor. Bunu destekleyen bir takım vitaminler ve hormonlar var. Bunu aldığınız takdirde vücut bu vitaminleri almıyor ve aşırı saç dökülmesine kadar gidebiliyor.

Bitkisel proteinler, erkeklerde hormonal bozukluklara neden oluyor

Bir diğer önemli bozukluklardan biri de, hormonal bozukluklar. Özellikle protein alımında bitkisel proteinler fitoöstrojen dediğimiz bir madde içeriyor bu da maalesef erkeklerde libido bozukluğu gibi rahatsızlıklar meydana getiriyor. Bu doping malzemesi olarak kullanıldığı zaman erkeklerde göğüs büyümesi yapıyor. Son zamanlarda vücutçular bunu kullanmaya başladılar. Protein karaciğeri çok yoran bir besindir ve karaciğer hasarına da yol açar.

Protein tozları ilaçlarla etkileşime girerek, kötü sonuçlara neden oluyor

Son günlerde ağır metal zehirlenmeleri de çıkıyor. Çünkü bu proteinlerin hazırlanışı çok farklı. Son olarak da ilaçlarla etkileşmeleri var. Örneğin aspirin gibi ilaçların proteinlere etkileşerek aspirin emilimini azaltması gibi etkileri var. bunun kullanılmasının iki sebebi var, maalesef spor hocaları bu konuda çok yetersiz. Koç dediğimiz kişiler var, bunlar spor yaptırıyorlar ve hiçbir bilimsel veya görsel dayanağı olmadan bu arkadaşlara protein dayıyorlar. Bu da kötü sonuçlara sebep oluyor”. 

GAÜ tarafından bu yıl 5’.si düzenlenen, halkın ve GAÜ ailesinin de yoğun katılım gösterdiği “Sanat” oyununda ayrıca, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Eşi Meral Akıncı ile birlikte, Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü, GAÜ Rektörü Prof. Dr. Kutsal Öztürk ile Turizm Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. İsmet Esenyel’de katılım gösterdi.

Tiyatronun bitiminde açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Akıncı, GAÜ 5. Tiyatro Günlerinden hep birlikte bulunmaktan duyduğu sevinci belirterek, “Bu akşam ki oyunda, kimi anlarda güldük; kimi anlarda yoğun olarak düşündük. Bu akşam pek çok mesaj alarak ayrılıyoruz. Bu oyunun karakterlerinden olan Ivon gibi diliyorum ki; hepimiz her zaman iyilikten doğruluktan demokrasiden ve sanattan yana olalım” dedi.

“Tiyatro oyuncusu olmak için çok çalışmak gerekir”

Usta oyuncu Cihan Ünal oyun sonrasında yaptığı açıklamada, “Burada olmaktan, burada oynamaktan dolayı çok mutluyum. “Sanat” tiyatro oyunu 20 yıl önce yazılmış ve o dönem başta Paris ve İngiltere olmak üzere bütün Avrupa’da oynandı ama Paris ve Londra temsilleri çok sükse yaptı. Hatta 5 seneye yakın oyun devam etti. Fransa’da Moliere, Londra’da Olivier ödülünü aldı. Çok entelektüel ve akıllıca yazılmış. ‘20 yıl önce sevgili, rahmetli büyük sanatçı Cüneyt Türel ile birlikte oynamıştık. Onun anısına bu oyunu yapmak istedik ve tekrarladık.”
Ünal konuşmasının devamında, “Tiyatro oyuncusu olmak için çok çalışmak gerekir. Birincisi yetenek olacak. Bazıları der ki ‘’benim evladım çok iyi taklit yapar. Taklit değildir tiyatro, tiyatro bir gerçektir ve başka bir şeydir. Taklit etme yeteneği bir sanat değildir bence. Ancak tiyatro için bir yetenek olmalıdır. Burada bazı arkadaşlar ünlü olmaya özeniyorlar. Ünlü olabilmek içinde tiyatro okulunu basamak olarak kullanıp televizyonlara geçmek gerekir. Bu yüzden meşakkatli bir yoldur ve çok çalışmak gerekir” şeklinde konuştu.

“Tiyatro güzel sanatlarda 6. sanat dalı”

Mutlu Güney ise yaptığı açıklamada, “20 yıl önce Can Gürzap, Cihan Ünal ve Cüneyt Türel oynamışlardı. Cüneyt ağabeyimiz vefat ettikten sonra 20 yıl sonra yerine beni seçtiler. Cihan Ünal ve Can Gürzap benim hocalarımdır. Bu benim ikinci Yasmina Reza oyunum. Daha önce Ahmet Levendoğlu ile beraber “Yaşamın 3 Yüzü” oyunda oynadım. Oyunda kara mizaha ve birçok farklı duyguya yer veriliyor. Çok eğlenceli çok düşündürücü bir oyun.” Güney konuşmasının devamında tiyatrocu olmak isteyen tiyatroya gönül veren kişilere, “Tiyatro güzel sanatlarda 6.sanat dalı olarak bilinir. Başta yer alan 5 ana sanat dalı hakkında mutlaka birazcık bilgileri olmalılar. Resim, edebiyat, mimari, fonetik (bale ve opera) sonrasında tiyatro ve sinema yer alır. Tiyatro ile ilgilenenler sinemayı daha rahat yapar. Onun için bu 5 ana sanat dalını oldukça iyi bir şekilde öğrenmeleri gerekiyor. Alt yapıyı kuvvetlendirdikten ve tekniklerini de geliştirdikten sonra kimse tutamaz “ dedi.

Girne Amerikan Üniversitei bünyesinde Kariyer Merkezi, Kariyer günleri etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor.”Sağlık” konulu seminere çok sayıda katılım olurken konuşmacılar sırasıyla kürsüye çıkarak konuşmalarını yaptı.

 “Semt hastanesinden Dünya hastanesine”

Acıbadem Sağlık Grubu insan kaynakları sorumlusu Merve Atagün konuşmasında, 1991 yılında kurulan Acıbadem Sağlık Grubu bünyesinde 21 hastane ve 16 tıp merkezi bulunduğunu, bunun yanında bünyelerinde 3.500 doktor, 4.000 hemşire olmak üzere yaklaşık 22.500 çalışanıyla sağlık hizmeti verdiklerini söyledi. Acıbadem’in,1991 yılında bir semt hastanesi olarak kurulduğunu söyleyen Atagün, 2012’de Uzakdoğu’nun en büyük gruplarından birisi olan IHH Healthcare Berhad ile yapılan anlaşmayla artık dünya sahnesinde devam ettiğini belirtti. Atagün, Asya Pasifik bölgesinde 8 büyük ülkede hastane ve sağlık yatırımlarının yanı sıra, dünyanın birçok ülkesinde eğitim ve gayrimenkul yatırımlarının da bulunduğu güçlü yapıya sahip olduğunu, dünyanın 2. büyük sağlık zinciri konumunda olduklarını ifade etti.

Atagün konuşmasının devamında ise;

“5 organ nakli merkezi (karaciğer, böbrek, kemik iliği), 11 tüp bebek merkezi, 11 kanser merkezi (cerrahi, radyoterapi, kemoterapi), 18 meme sağlığı merkezi, 6 robotik cerrahi merkezi, 16 kalp sağlığı merkezi (pediyatrik ve yetişkin kardiyoloji ile kalp cerrahisi), 10 obezite merkezi, 9 omurga sağlığı merkezi, 5 anorektal hastalıklar merkezi, 1 Migren Tedavi Merkezi, 3 Endometriozis Merkezi, 2 Perinatoloji ve Yüksek Riskli Gebelikler Merkezi, 1 sporcu sağlığı merkezi ve 10 nükleer tıp merkezi yer almaktadır. Ayrıca tüm hastaneler ve tıp merkezlerinde kordon kanı alınarak, Acıbadem Labcell Kordon Kanı Bankası’nda saklanabilmektedir.” dedi.

Kolan British Hospital Başhekimi kalp ve damar cerrahı Op. Dr. Harun Gülmez

Kolan British Hospital olarak temel prensiplerinin, gelişen teknolojiyi sürekli takip etmek, tanı ve tedavi yöntemlerini sürekli olarak ileriye götüren tıp teknolojilerini benimseyerek, hastalarına daha iyi ve güvenli sağlık hizmeti vermek olduğunu söyledi.

Gülmez konuşmasının devamında ; “Hasta odaklı yaklaşımı, seçkin hekim kadrosu ve sağlık personeli, modern tıp teknolojileri ile donatılmış Kolan British Hospital, aynı zamanda hasta konforunun gözetildiği konsept anlayışıyla hizmete açılmıştır. 8 bin metrekare kapalı alanda, her biri tek kişilik 35 hasta odası, 3 ameliyathane, toplamda 56 yatak kapasiteli dahili, cerrahi, koroner ve kalp damar cerrahisi yoğun bakım üniteleri, yenidoğan yoğun bakım ünitesi ile kaliteyi ön planda tutan hasta memnuniyeti anlayışıyla insan sağlığına ayrıcalıklı hizmet vermek üzere yapılanmıştır.” dedi.

Girne Dr. Akçicek Devlet Hastanesi Başhemşiresi Güliz Başarerler

“Girne Dr. Akçiçek Hastanesi 1975 yılında Girne’de hizmete başlamıştır. Aynı zamanda tarihi eser özelliği taşıyan ve zaman içerisinde yöre halkının talebini karşılayamaz duruma gelen, altyapı açısından da yetersiz olan bu binada hizmet vermek zorlaşmıştır. Yeni hastaneye duyulan gereksinimden dolayı başlatılan çalışmalar, sonuç verdi ve 1996 yılının Temmuz ayında ameliyathane bölümünün de dâhil olduğu, yatılı hastalara hizmet veren yeni bir hastane binası yapılmıştır. Akabinde 2000 yılının Mayıs ayında Acil, Poliklinik ve İdari bölümlerin olduğu diğer binalar tamamlanmıştır.” dedi.

Seminere Acıbadem Sağlık Grubu insan kaynakları sorumlusu Merve Atagün, Kolan British Hospital Başhekimi kalp ve damar cerrahı Op. Dr. Harun Gülmez ve Girne Dr. Akçicek Devlet Hastanesi Başhemşiresi Güliz Başarerler konuşmacı olarak katıldı.

GAÜ İşletme Fakültesi Kulübü tarafından düzenlenen söyleşide, dünya ve KKTC’nin doğal kaynaklarının nasıl kullanıldığı ve gelecekte ne gibi sorunlarla karşılaşılabileceği konularına ışık tutuldu. Moderatörlüğünü İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Vildan Esenyel’in gerçekleştirdiği söyleşiye, “Kaynakların Efektif Kullanımı” konusunda konuşmacı olarak Greenwise Environment Direktörü Ali Şah, Yüksel Ahmet Raşit Solar Enerji Sistemleri Proje Yöneticisi Mahir Karakuş katılım gösterdi.

“KKTC 365 günün 330 günü güneş alıyor”

Solar Enerji Sistemleri Proje Yöneticisi Mahir Karakuş, yenilenebilir enerji kaynaklarının bitmesi söz konusu olmadığını ifade ederek, “Bir güneş enerjisi paneli hücrelerden oluşur. Hücrenin üst ve alt tabakaları vardır. Güneşten gelen ışınların üst tabakaya çarpıp oradaki bir elektronu koparıp oradaki tabakayı götürmesi sonucu orda bir voltaj farkı oluşur. Bu voltaj farkından kendi devresini tamamlaması gerekiyor buda elektriği oluşturuyor. Nitekim KKTC 365 günün 330 günü güneş alıyor. Dolayısıyla potansiyel elektrik üretimi açısından önü çok açık” şeklinde konuştu.

“Hiçbir ambalaj atığı çöpe atılmamalı”

Geri dönüşüm doğal kaynaklardan üretilen malzemelerin çöpe gitmeden tekrar ekonomiye kazandırılması gerektiğini ifade eden Greenwise Environment Direktörü Ali Şah ise, bu durum doğal kaynakların daha az kullanılmasını sağladığının altını çizerek, “Geri dönüşüm sahasında en çok yer tutan ambalaj malzemeleridir. Hiçbir ambalaj atığı çöpe gitmemeli geri dönüştürmelidir. Kıbrıs’ta bir kartonu topladıktan sonra tekrar karton yapmanız mümkün değil. Ancak ihraç ederek değerlendirebiliyoruz ”dedi.

Aynı zamanda Şah, Geri dönüşümü bir market alışverişine benzeterek, “Nasıl her ürünü tek tek alıyorsak, geri dönüşüm için de o ürünleri tek tek istiflemeliyiz. Aksi takdirde ayrıştırma işlemi çok pahalı bir işlemdir. Geri dönüşümün faydasını azaltır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Etkinlik sonrası GAÜ İşletme Fakültesi binasının önümde fidan dikimi etkinliği gerçekleştirildi.

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Sahne Sanatları Yüksekokulu, Drama ve Oyunculuk Bölümü tarafından bu yıl 5.’si gerçekleştirilen ve ASEL Group işbirliğinde başlayan “GAÜ 5. Tiyatro Günleri’nin ilk oyunu “İki Efendinin Uşağı”, GAÜ Uluslararası Kongre Merkezi Spectrum Hall’de yoğun ilgi ve katılım ile sahnelendi.

 

 

“Hiç bir gece tiyatrosuz kalmayalım”

Oyununun sonunda konuşma yapan GAÜ Drama ve Oyunculuk Bölüm Başkanı ve aynı zamanda oyunun yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Levent Suner, oyuncularla gurur duyduğunu ifade ederek şunları söyledi;
“Onlarla çok gurur duyuyorum. İyi ki tiyatro günlerinin açılış gününde oynadılar. Bizimle birlikte oldukları için bütün Nilüfer Belediyesi çalışanlarına, yöneticilerine ve sahne alan arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Tüm tiyatro severleri oyunlarımıza bekliyoruz. Hiç bir gece tiyatrosuz kalmayalım.”dedi.

 

 

GAÜ Rektörü Prof. Dr. Kutsal Öztürk, oyunun sonunda, sergilemiş oldukları başarılı oyundan dolayı tüm oyunculara ve Yrd. Doç. Dr. Levent Suner’e teşekkürlerini sundu.

Tiyatro’nun Ustaları GAÜ 5’inci Tiyatro Günlerinde sizleri bekliyor

Konuyla ilgili GAÜ’den yapılan açıklamada, 20 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan GAÜ 5’inci Tiyatro Günleri’nin, “Ustalar” başlığı altında gerçekleştiği belirtilirken, tiyatro günleri kapsamında, 22 Mart Perşembe; Titanik Orkestrası (Lefkoşa Arabahmet Kültür Evi), 27 Mart Salı; Şahane Düğün (Lefkoşa Arabahmet Kültür Evi), 28 Mart Çarşamba; Aşk Halleri, 30 Mart Perşembe; Bir Zamanlar Gazinoda, 2 Nisan Pazartesi; Benim Adım Feuerbach, 3 Nisan Salı; Sanat ve 4 Nisan Çarşamba günü ise Beyaz adlı oyunun sahne alacağı bildirildi.

Ayrıca, GAÜ 5. Tiyatro Günleri Kapsamında; Zuhal Olcay, Burak Sergen, Deniz Çakır, Derya Alabora, Selçuk Yöntem, Haldun Dormen, Kerem Atabeyoğlu, Ruhsar Öcal, Cihan Ünal, Can Gürzalp ve Mutlu Güney gibi usta oyuncuların da oyunlarda sahne alacağı belirtildi.