Ankara İbn-i Sina Hastanesinde tedavi gören CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal bugün sabah erken saatlerde tedavi için Almanya’ya götürüldü. Ankara Üniversitesi Prof. Dr. Erkan İbiş, düzenlediği basın toplantısında, “Deniz Bey’le ilgili hastanemiz tarafından yapılacak son açıklama için bir aradayız. 7 haftayı tamamladık, bugün 50’nci günü. Sabah 06.00’da Deniz Bey’i Almanya’ya gitmek üzere hastanemizden uğurladık. Şu anda sanıyorum havaalanına yaklaştı Almanya’ya inmek üzeredir diye düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.

“Deniz Bey’in bilinci tam açıktı”

Deniz Baykal’ın çok ağır bir tabloyla hastaneye geldiğini hatırlatan İbiş, “Çok kritik zamanlar yaşadık. Çok riskli anlar, günler geçirdik. Ama şükürler olsun ki bugün Deniz Bey gerçekten iyi bir durumda hastanemizden çıktı. Deniz Bey’in bilinci tam açıktı. Bilişsel fonksiyonları yerindeydi. Konuşması, muhakemesi tamdı. Sol taraftaki kuvvet kaybı dışında durumu iyiydi. Bundan sonraki süreç hastanemizde başlayan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının Almanya’da devamıyla daha iyi bir durumda Türkiye’ye dönmesidir” şeklinde konuştu.

“‘Bir an evvel de ülkeme geri dönmek isterim’ diye duygularını ifade etti”

Dün akşam Baykal’la biraz uzun sohbet ettiklerini anlatan İbiş, şunları kaydetti:
“Daha çok Deniz Bey konuştu biz de dinledik. Konuştuklarından küçük notlar iletmek istiyorum. Sağlığı çok önemsemek gerektiğini, sağlığın kıymetini çok bilmek gerektiğini bunun için herkesin ve toplumun bilincinin yükseltilmesi gerektiğini, oturmanın, hareket etmenin, yürümenin, yaslanmanın, yutmanın büyük bir nimet olduğunu bu fonksiyonları insan sıkıntı yaşadığı zaman çok daha iyi anladığını vurguladı. İleri tedavi uygulamalarının yapıldığı yüksek seviyeli tıbbi hizmetlerin verildiği merkezlerin güçlendirilmesi, desteklenmesi gerektiğini, bu sayede sağlığına kavuştuğunu bize belirtti. Bir soru sorduk, gidince Türkiye’yi özleyecek misiniz diye. ‘Ben Türkiye’deyken Türkiye’yi özlerim, hep özlerim, şimdi de özlüyorum, gidince de özleyeceğim. Bir an evvel de ülkeme geri dönmek isterim’ diye duygularını ifade etti.”

“Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Genel Başkan, Mevlüt Çavuşoğlu ve Ahmet Demircan olmak üzere tüm bakanlara teşekkür etti”

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbiş, “Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Genel Başkan, Mevlüt Çavuşoğlu ve Ahmet Demircan olmak üzere tüm bakanlar, hangi partiden olursa olsun tüm siyasiler, parti arkadaşlarına, dostlarına ve özellikle de Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar Hocamıza teşekkür etti. Özellikle kendisiyle sağlık konusunda iletişimde olan herkese. Ankara Üniversitesine Ankara Tıp’a teşekkür etti. Biz de bu vesileyle bu süreçte stresli anlar yaşadık, mutlu olduğumuz anlar yaşadık” ifadelerini kullandı.

“Almanya’da Münih yakınlarında bir merkezde tedavi olacak”

Baykal’ın Almanya’da hangi merkezde tedavi altına alınacağı sorusuna İbiş, “Almanya’da Münih yakınlarında bir merkezde. Gelişmiş bir merkez olduğunu biz de teyit ettik orada tedavi olacak. Aile de onu tercih etti” dedi.
Baykal’ın destekle ayakta durabildiğini söyleyen İbiş, “O konumda gönderdik. Ama inanıyorum ki ben yürüyerek geldiğini, yurda döndüğünü göreceksiniz. Çünkü bundan sonraki süreçte fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları çok çok önemli süreç içerisinde zayıflayan kaslarını kuvvet kaybı olan kaslarının çalışmasını sağlamak ve güçlenmesini arttırmak için. Kafatasından çıkarılanla ilgili bunlar çıkarıldıktan sonra en az 3 ay geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla bizdeki süresi daha 2 ayı dolmadığı için kapatılma işlemi yapılamaz burada. O parça ailenin de talebi merkezinde burada da yapabiliriz demesi üzerine kendilerine verildi” açıklamasında bulundu. 

Pelin Üzek Kılıç – Fatih Erdoğan
 

Belçika’nın Anvers şehrinde düğün yapan çift, tırı gelin arabası yaptı. Aslen Konya’nın Yunak ilçesinden olan damat Emrah Yelboğa (24), memleketlisi olan gelin Hasret Çetin’i (22) baba evinden, süslediği tırla aldı. Halaylar ve dualar eşliğinde baba evinden uğurlanan gelin, yakınlarının yardımıyla süslenen tıra bindirildikten sonra, damat Emrah Yelboğa’nın kullandığı tıra eşlik eden araçlarla birlikte şehir turu yaptıktan sonra düğünün yapılacağı salona gitti.

Oldukça ilgi çeken ve ilk defa gelin arabası gibi süslenmiş tır gören vatandaşlar, cep telefonlarıyla o anları kaydetti. Bu mutlu günlerini ilgi çeken süslü tırla taçlandıran genç çift, duygu ve düşüncelerini İHA’ya anlattı. Hayatını tır şoförlüğü yaparak kazanan damat Emrah Yelboğa, “Mesleğimden dolayı böyle bir karar aldık. Eşimin kendisi de çok istedi. Beraber karar verdik ve kendimiz beraber süsledik. Mutluyuz” dedi.

Gelin Hasret Çetin ise eşinin gelin arabası seçiminde kararsız kaldığını belirterek, “Birçok kişi yapma, güzel olmaz veya fazla aşırıya kaçar gibi şeyler söylediler. Böyle olsun diye çok ısrar ettim. O da kırmadı ve oldu. Değişiklik oldu. Burada da zaten hiç görülmemiş bir şeydi. Mutluyuz birlikte de süsledik” ifadelerini kullandı.
Eşinin mesleğiyle gurur duyduğunu dile getiren gelin Hasret Çetin, “Saklamak gereğini de duymadım. Göstermek istedik” dedi.

Süslü tırı gören vatandaşların büyük tepki verdiklerini belirten damat Emrah Yelboğa, “Kimisinin çok hoşuna gidiyor. Neredeyse hepsinin hoşuna gidiyor. Hani hiç ‘İyi olmamış’ diyenle karşılaşmadık. Gerçekçi oldu. Herkesin de hoşuna gittiğini düşünüyorum” diye konuştu. 

Cafer Yıldırımer

Ev hanımı Hatice K., hep tatil hem de çocuklarını görmek için Manavgat’taki kızının yanına gitti. Kızının oturduğu lojmana çok yakın bir yerde zincir fast-food açıldığını belirten Hatice K., 10 TL olan hamburgerin açılışa özel 1 TL’ye verildiğini duyunca söz konusu mekana gitti. Hatice K., “Torunum çok ısrar edince, aldım onu da birlikte hamburger yemeğe gittik. Gittik ama hem açılış hem de ucuz olduğundan o kadar kalabalıktı ki, 200 kişilik yere binden fazla kişi gelmişti” dedi.

“125 BİN TL TEKLİF EDİLDİ”

Fast-food zincirinin ruhsatının da olmadığını iddia eden Hatice K., “Hiçbir güvenlik önlemi yoktu. Dolayısıyla bir izdiham yaşandı. Kalabalık beni ittirince kapının olduğu kısma gelmişim. Ben o sırada bir yandan da çocuğu kurtarmak için uğraşıyorum. O sırada birisi açılış için çiçek getirdi, içeriden kapıyı açarak çiçeği aldılar ve kapıyı kapatmalarıyla benim kapının arasına giren parmağım koptu. İçeriden parmağı aldılar ve beni hastaneye götürdüler, hastanede parmağım dikildi. Pazartesi günü pansuman için tekrar hastaneye gittiğimde fast-food zincirinin müdürü de oradaydı. Yanımda bulunan komşum, ’Hatice hanım sizi mahkemeye verecek’ dedi. Fast-food zincirinin müdürü de, ’bu fast food zincirinin eli uzun, her yere uzanır. Büyük balık küçük balığı yutar’ dedi. Ben bunu hazmedemiyorum” şeklinde konuştu.

Fast-food zincirini mahkemeye veren Hatice K., aynı zamanda davadan çekilmesi için teklif de aldığını iddia etti. Hatice K., “Dava devam ediyor. Bana ve avukatıma davadan çekilmem için 125 bin TL teklif edildi. Ama kabul etmedim ve sonuna kadar gideceğim, beni köprünün altından geçiremezler” diye konuştu.

Adana’da 15 yaşında matbaada çalışan Rıdvan Şeyban (50) ile evlenen Birgül Şeyban’ın (45) 3 çocuğu dünyaya geldi. Çocuklarından Eren (14) ise omirliğindeki problemden dolayı engelli kalarak tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Aile çocuklarını ayağa kaldırmak için mücadele başlattı. Doktorlar çocuğa yapılacak ilik nakli sonrası ayağa kalkabileceğini söyledi. Bunun üzerine anne, baba ve iki kardeş ilik verdi ancak ilikler uyumlu çıkmadı. Doktor anneye hamile kalması durumunda göbek kordonunun da ilik görevi göreceğini bildirdi. Anne Şeyban hamile kalmaya hazırlanırken bundan 3 yıl önce şiddetli karın ağrısı şikayetiyle Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada acilen hastaneye alınan genç kadına sistoskopi yapıldığı söylendi. Bir süre sonrada hastaneden taburcu edildi. Ancak genç kadının ağrıları bir türlü dinmedi. 15 gün hiç ayağa kalkamadı. Tekrar hastaneye giden kadının bu kez da rahmi alındı. Ancak yine düzelmeyince 3 kez de bağırsaklarından ameliyat edildi. Hamile kalıp engelli çocuğunu kurtarma ümidi kalmayan genç kadının ağrıları da 3 yıldır devam ediyor.

“Yanlış ameliyat yüzünden rahmim alındı”

Birgül Şeyban, 3 yıl önce karın ağrısıyla Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Hastanesine gittiğini belirterek, “Sistoskopi yapacaklarını söylediler. Bu işlem yapıldı ben çıktığımda her tarafım ağrıyordu. Bana sistoskopi yapacaklarını söylediler ama ameliyat yapmışlar ondan sonra düzelemedim. Her gün karın ağrısından morfin almaya başladım acıları indirmek için. 3 yıldır karın ağrısını çekiyorum o ameliyattan sonra benim rahmim alınmış. Yanlış ameliyattan dolayı bıçak değmiş ve kan toplayıp büyüme yapmış sonrasında rahim, bağırsağa yapışmış bu yüzden rahmim alındı. Bu işlemler yapıldı ama ben rahat değilim ağrılarım çok fazla” diye gözyaşlarına boğuldu.

“Para pul değil, sancıdan kurtulmak istiyorum”

Şeyban, şimdi de bağırsaklarının yapıştığını söylediklerini anlatarak, “Bunu üstlenecek hiçbir doktor yok Allah rızası için Cumhurbaşkanımdan, Başbakanımdan bana yardım etmelerini istiyorum. Ben para pul istemiyorum yalnızca ameliyat olup sancıdan kurtulmak istiyorum. Sabahlara kadar iki büklüm oturuyorum ben artık sancı çekmek istemiyorum” diyerek ağladı. İstanbul’da başka bir doktorada gittiğini, bağırsaktan ameliyat olduğunu, kontrole çağırdığını ama engelli çocuğu olduğu için gidemediğini anlatan Şeyban şöyle devam etti:
“Maddi durumumda yok, bittim artık ben. İçimde bir şey unuttuklarını söylüyorlar. Gazlı bez olduğunu söylüyorlar ben bunun ne olduğunu öğrenmek istiyorum bir doktor diyor ki yama atılmış bir doktor da diyor ki gazlı bez kalmış. Yama idrar kesesine yapışmış, alırsak yaşamazsın diyorlar.”

Engelli çocuğu için hamile kalması gerektiğini ancak doktor hatası yüzünden hamile kalamadığını öne süren Şeyban, “Engelli çocuğuma ilik nakli yapılacaktı ve hamile kalmam gerekiyordu ama hamile kalamıyorum bu yüzden çocuğuma ilik naklide veremeyeceğim. Rahmim alındı çocuğumun da hayatından ettiler benimde. Mahkemeye verdim ancak valilik doktor hakkında yargılanma izni vermedi sonuç elde edemedik. Ben burada 3 yıldır sancıyla yaşıyorum” dedi.
Hastane yönetimi ise genç kadının iddialarının araştırıldığını bildirdi. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Edinilen bilgiye göre, olay Seyhan ilçesine bağlı Yenibey Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Nur (42) ve Ahmet Elşaban (49) çifti Suriye’de süren iç savaştan kaçıp 5 çocuğuyla birlikte Halep’ten Adana’ya geldi. Adana’da Yenibey Mahallesi’nde yaşamaya başlayan çiftlerden Nur Elşaban geçtiğimiz günlerde eşini ve 5 çocuğunu terk edip gitti. Bunun üzerine çaresiz kalan baba Elşaban da eve ekmek getirmek için en küçüğü 2 en büyüğü 10 yaşında olan çocuklarını eve bırakıp çalışmaya gitmek zorunda kaldı. Baba Elşaban bugün de yanına Emad Elşaban’ı alıp Hasne (7), Hasan (8), Muhammet (2) ve Sidra Elşaban’ı (10) evde bırakıp çalışmaya gitti. Evde aç kalan çocuklar bir süre sonra ağlamaya başladı. Bu durumu gören mahalleli durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen zırhlı yunus ekipleri çocukların pislik içinde olan bir evde tek başlarına kaldığını görünce çocuk şube müdürlüğü ekiplerine haber verdi. Polis ağlayan çocuklara, bakkaldan yiyecek alıp kendi elleriyle hazırlayıp yemeleri için verdi. Bu sırada çocukların bu dramını gören mahalleli bir kadın da gözyaşlarına boğuldu. Genç kadın çocukların durumuna çok üzüldüğünü, bu nedenle ağladığını söylerken, başka bir kadın ise küçük çocuğun kendisine verilmesi halinde bakabileceğini söyledi. Polis bir taraftan da babaya ulaşmaya çalıştı. Ancak kaldıkları ortam çok sağlıksız olduğu için çocuk polisi 4 çocuğu evden alıp emniyet müdürlüğüne götürdü. Çocuklar götürülürken de korkup ağladı. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Zonguldak’ta bir hafta boyunca dayanılmaz ağrılar çeken iş adamı Lokman Gül, şiddetli ağrı nedeniyle Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine başvurdu. Yapılan tüm muayene ve tetkiklerde iş adamı Lokman Gül’e hastalık tanısı konulamadı. Doktorlar Gül’e kanser tanısı koymaya hazırlanırken, yapılan detaylı ultrasonda ince bağırsağında kürdan tespit edildi. Lokman Gül, acil ameliyata alınarak incebağırsağındaki kürdan başarılı bir operasyonla çıkartıldı.

“Hayatımda kürdan kullanmadım”

Başından geçen rahatsızlığını anlatan Lokman Gül, bağırsaklarından kürdan çıktığını öğrenince şaşkınlığını gizleyemedi. Hayatında hiç kürdan kullanmadığını, incebağırsağındaki kürdanın kapalı kutu meyve sularını içerken midesine girdiğini tahmin eden Gül, “Perşembe günü sabahtan sağ kasığımın üstüne doğru sancılar başladı. Akşamüzeri duramayacak duruma geldim. Arkadaşım olan hastane başhekimini aradım ve durumu anlattım. O da acil olarak hastaneye gelmemi söyledi. Ben de iğne yapacaklar diye gitmedim evde kaldım. Sabah erkenden ağrıların şiddeti artınca hastaneye müracaat ettim. Hastaneden bana ilaçlı MR çekildi fakat bir şey çıkmadı. Hastanede yatış yapıldı. Cumartesi sabahı ameliyata girecektim. Ben de tetkiklerde bir çıkmayınca bağırsak kanseri olduğumu düşünüyordum. Beni tekrar ultrasona aldılar. Ultrasonla yaklaşık yarım saat baktılar. Ultrason cihazı ağrıyan yerin üzerine geldiği zaman ağrı şiddetim artıyor duramıyorum. En son doktor dedi ki sen kürdan yutmuşsun. Ben kürdan kullanmam kürdan da yutmadım. Hemen apar topar beni ameliyata aldılar. Ameliyatım başarıyla gerçekleşti. Demek ki ben cuma günü gelmeseydim hastaneye ben ölmüş olacaktım. Yaşayacak günümüz varmış tüm hastane yönetimine, çalışanlarına, herkese teşekkür ediyorum” dedi. 

Sertaç Özdemir – Barış Doğan

Ünlü sunucu ve oyuncu Murat Yıldırım ile ailesinin de aralarında olduğu VIP hacılar kutsal topraklara gitti. VIP hacılar Hac organizasyonu için kişi başı yaklaşık 14 bin 500 ile 35 bin dolar arası para ödüyor.

35 bin Dolara VIP hac

VIP Haç organizasyonu hakkında gazetecilere bilgi veren Turgut Şimşek, ”Özel klimalı çadırlar. Bütün transferleri özel. Çadırı özel. 24 saat boyunca görevlilerimiz kafilenin başında. 24 saat boyunca doktorumuz yanlarında. Tamamen özel bir butik haç oluyor. Ağırlıklı olarak iş adamları rağbet ediyor. Fiyatlar 14 bin 500 dolardan 30-35 bin dolara kadar çıktı. Özel isteklere göre fiyatlar artıyor. Mekke’de otellerimiz Kabe’nin yanında. Bazı müşterilerimiz özel suit oda istiyor. Bazıları Kabe gören oda istiyor. Sunucu Murat Yıldırım da bizi tercih etti. Ailesi ile birlikte hacca gidiyor” dedi.

Murat Yıldırım, Faslı eşi İmane Elbani ile kutsal topraklara uçtu

Sunucu ve oyuncu Murat Yıldırım da bugün hac için kutsal topraklara uçtu. Faslı eşi İmane Elbani ile THY’nin tarifeli uçağıyla saat 12.40’da İstanbul’dan Cidde’ye uçan oyuncu Yıldırım, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde uçağa binmeden önce ihrama girdi. VIP hac ve umre organizasyonu yapan bir şirketle Hac’ca giden Murat Yıldırım ve eşi, 10 gece Mekke ve 3 gece de Medine olmak üzere toplam 13 gün kutsal topraklarda kalacak. Daha önce kendisinin hacca gittiğini şimdi de eşi ve ailesini hacca götürdüğünü söyledi.
Atatürk Havalimanında gazetecilere açıklama yapan Murat Yıldırım, “Mutluyuz, Çok mutluyuz. Ben daha önce gitmiştim. Kısmet olmuştu bana gitmek. Eşim çok istemişti. Ona kısmet oldu bu sefer de. Annem, babam da bizimle beraberler. Tabi oraya gitmek çok güzel bir duygu. Heyecanlıyız tabi ki” dedi

“İnşallah Oscar’a gideriz”

Oynadığı sinema filmi “Ayla’nın Oscar’a aday gösterilmesine çok sevindiğini söyleyen Murat Yıldırım, “Çok güzel bir duygu. Ayla filmi gerçek bir hikaye. Kore savaşında biz Türkler Korelilere yardım ettik. Bir kız çocuğunu askerlerimiz alıyorlar. 3 yıl boyunca bakıp büyütüyorlar. Sonra yıllar sonra o kız çocuğunun Türkiye’de Süleyman asker ile karşılaşmalarının hikayesi. Beni de çok etkilemişti okuduğum zaman. Mutluyuz, inşallah Oscar’a gideriz” diye konuştu. 

Tuncer Cengiz
 

Jandarma ve Gümrük Muhafaza Müdürlüğü’nün aldığı önlemlerle Cilvegözü Sınır Kapısı’na gelen Suriyelilerin AFAD’dan verilen yabancı tanıtım belgesi veya pasaportlarının kayıtları yapılarak çıkış işlemleri gerçekleştiriliyor.
Ramazan ve Kurban Bayramı’nı da ülkesinde geçirmeyi planladığını belirten Ahmet Zua, iç savaş nedeniyle geldikleri Türkiye’de huzur içinde yaşadıklarını söyledi. Zua, “Ramazan ve bayram izni verildi. Gidip tekrar gelebileceğiz. İsteyenler Kurban Bayramını da Suriye’de geçirebilecekler. Bize yakınlarımızla bayramlaşma imkanı veren Türkiye’ye teşekkür ediyoruz” dedi.

Türkiye’de yaşayan ve Suriye’deki yakınlarını ziyaret etmek ve hem ramazanı hem de bayramı ülkesinde geçirmek üzere Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan çıkış yapan Mustafa Teno, Bursa’dan geldiğini söyleyerek, “Tatili annem babam ve kardeşlerimle geçirmek istedim. Verilen izni de en iyi şekilde değerlendirmek için Suriye’ye gidiyorum. Gümrüklerde işlerimiz yapılıyor ve çıkışlarımız da sağlanıyor” diye konuştu.

Hatay Valiliği tarafından planlanan takvim çerçevesinde çıkışlar, 23 Haziran gününe kadar devam edecek.
Sabah saat 08.00’de Cilvegözü Sınır Kapısı’na gelen Suriyeliler yanlarında eşleri, çocukları ve götürebildikleri eşyaları ile birlikte geçtikleri gümrük sahasında polis kontrolünden sonra ülkelerine gidiyor. 

Ecevit Cemiloğlu

Elazığ Belediyesi tarafından Dişidi, Çöteli, Üçağaç köyleri arasındaki 131,8 hektarlık alana yaptırılan, 400 ton çöp depolama sahasına sahip Çöpten Enerji Üretim Tesisi, günlük 10 bin konutun elektriğini sağlıyor. Üretilen elektrik enerjisi 2 bin kilovatlık trafo vasıtasıyla 34 bin 500 voltaj yükseltilip 4 buçuk kilometre uzunluğundaki enerji nakil hattıyla ulusal şebekeye aktarılıyor. 2015 yılının Aralık ayından bugüne kadar 4 milyon civarında konuta yetecek 17 milyon kilovat elektrik üretildiği bildirilen tesis sayesinde, çöplerin çevreye vereceği zarar ile kokunun tamamen ortadan kalkması dikkat çekti.

Çöpten Enerji Üretim Tesisi’nin 2015’in Aralık ayından itibaren aktif hale geldiğini belirten Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz, bugüne kadar 17 milyon kilovat elektrik üretildiğini söyledi.

“Kokudan durulmayan bir alandı”

Günlük 10 bin konuta yetecek kadar elektrik üretildiğini vurgulayan Başkan Yanılmaz, “Kurulu kapasitemiz 2,8 megavat gücündedir. Buna tam ulaşmadık ama her gün buranın kapasitesini arttırarak elektrik üretimine devam ediyoruz. Bu alan kokudan durulamayan bir alandı. Şu anda en küçük çöp kokusu veya atık su kokusu almıyoruz. Aynı zamanda etraf yeşillendiriyor. Bir süre sonra sera sistemiyle sebze de üretilmeye başlanır” dedi.

“Karlı bir hizmeti devreye soktuk”

Geri dönüşüm sağlayarak çöplerden elektrik enerjisi sağladıklarını ifade eden Yanılmaz, “Aynı zamanda çöpün çevreye vereceği zararı önlemiş oluyoruz. Bu tesisi yap, işlet, devret mantığı ile yaptık. Belediye olarak buraya kendi cebimizden bir ücret ödemedik. Üretilen elektrikten elde edilen gelirinde yüzde 35’i belediyemize kalmak üzere bir protokol imzaladık. Aynı zamanda firma buraya kira ödüyor. Çöplerin düzenli depolanması noktasındaki hizmetleri de firma yürütüyor. Belediye olarak buradan elektrikten gelir elde ederken hem kira alıyoruz hem de çöplerin düzenlenmesi için harcayacağımız parayı da harcamıyoruz. Karlı bir hizmeti devreye sokmuş olduk” diye konuştu.

“Çöpler gelir olarak kasaya giriyor”

İl Özel İdaresi ile yaptıkları protokol çerçevesinde, toplanan çöplerinde tesise getirildiği aktaran Yanılmaz, “Ayrıca Keban ilçemiz ve Akçakiraz beldemiz de çöplerini buraya getiriyor. Tunceli’nin Pertek, Çemişgezek ve Hozat ilçelerinin çöplerinin tesise getirilmesi ile ilgili de protokolümüzü imzaladık. Buraya gelen çöpler hemen depolanıyor, üzeri kapatılıyor ve çevreye zarar vermeyecek bir duruma getiriliyor. Akabinde de buradan elektrik enerjisi elde ediyoruz. Elazığ’ın çok önemli bir ihtiyacını biz bu şekilde karşılamış oluyoruz. Elektrik enerjisi elde ettiğimiz çöp, bir gelir olarak belediyemizin kasasına girmektedir” şeklinde konuştu. 

Halil İbrahim Varlı – Kamil Can Kılıç