Milyonlarca işçiyi ilgilendiren olay, Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki bir fabrikada yaşandı. Forklift operatörü olarak çalışan işçi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na aykırılık teşkil edecek davranışta bulunduğu iddiasıyla işten atıldı. Gebze 3. İş Mahkemesi’ne işe iade davası açan işçi, katılma belgesini imzalamadığından bahisle iş sözleşmesinin davalı işverence savunması alınmaksızın sona erdirildiğini, kendisine mobing uygulandığını öne sürdü. Feshin haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu iddia eden davacı işçi, haksız feshin geçersizliğine, işe iadesine, yasadan doğan hakların ödenmesine karar verilmesini talep etti.

Mahkemede savunma yapan işveren ise, davacının iş güvenliği ile ilgili tutanak ve evrakı bütün üstelemelere rağmen asla imzalamadığını, onun dışında herkesin bu imzayı attığını, iş güvenliği mevzuatına uygun davranmanın hem işçi ve hem de işveren için olmazsa olmaz bir yükümlülük olduğunu dile getirdi. İşveren, davacının işi ile ilgili işvereni arkadaşları arasında sürekli suçlar tavrını sürdürerek burada da işverenin maksatlı olduğu söylemi ile gerekli tutanakları imzadan kaçındığını, iş akdinin öteden beri sürdürdüğü işvereni suçlayıcı tavır ve davranışlarına ek olarak bu denli önemli bir imzayı atmaktan kaçınması sonucu mecburen feshedildiğini kaydetti.

Mahkeme, davacı işçinin işe iadesine hükmetti. İşverenin kararı temyiz etmesiyle devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mahkeme kararını bozdu. Davacının bölge müdürüyle yaptığı görüşmeyi habersiz olarak kayda aldığına dikkat çekilen Yargıtay kararında, “Davacının davalı işveren aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğu ve müdürüne haber vermeden çalışma saatleri içerisinde özel işlerini halletmek için bankada bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hususu kendisinin de savunmasında doğruladığı, ayrıca bölge müdürüyle yaptığı görüşmeyi gizlice kayıt altına aldığını dosyaya sunulan mail çıktısında açıkça kabul ettiği, kendisine mobbing uygulandığını iddia ettiği ortadadır. Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının bu davranışlarının haklı feshe sebep olacak nitelikte olmamakla birlikte iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyecek hale gelmesine sebep olduğu, feshin geçerli sebeplere dayandığı anlaşıldığından, davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir” ifadeleri yer aldı. 

Süleyman Aydın
 

Avrupa Şampiyonu olan Ampute Milli Takımı, dini vazifelerini yeri getirmek üzere Umre’ye gitti. Milli futbolcular, havaalanında kendilerini bekleyen basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kaptan Osman Çakmak, kutsal topraklarda Zeytin Dalı harekatına katılan askerlere dua edeceğini söyleyerek, “Takım halinde umreye gitmek, bizim açısından ayrı bir gurur ve heyecan vesilesi oldu. Cenab-ı Allah şampiyonluktan sonra ilk defa böyle bir şeyi nasip etti. Biz herkesten helallik istedik. Dün akşam sınırda olan arkadaşlarla görüştük. Onlar elleri tetikte bekliyor. Bizim en büyük duamız şudur: Cenab-ı Allah, devleti yöneten değerli büyüklerimize zarar ziyan vermesin. Onlara sağlık sıhhat versin. Operasyonlar devam ediyor. Cenab-ı Allah, kahraman Mehmetçiklerimizi kötülüklerden korusun” şeklinde konuştu.

“DUALARIMIZ ZEYTİN DALI HAREKATI’NA KATILAN ASKERLERİMİZE OLACAK”

Türk Bayrağı ve İslam dininin kendileri açısından çok kutsal olduğunu söylen Rahmi Özcan, “Bayrağa olan borcu geçen yıl Avrupa şampiyonu olarak ödedik. Bu yıl, inşallah Dünya şampiyonası ile taçlandırıp, devam etmek istiyoruz. İslami görevimizi de bir nebze de olsun, bugün gerçekleştirmek için yola çıkıyoruz. İnşallah bütün dualarımız Zeytin Dalı Harekatı’na katılan Türk askerlerimize olacak” açıklamasında bulundu.

ÖMER GÜLERYÜZ: KUTSAL TOPRAKLARA GİDECEĞİMİZ İÇİN ÇOK MUTLUYUZ

Her zaman maça gitmek için geldikleri havalimanından bu sefer umre yolculuğuna gitmek için geldiklerini ifade eden Milli futbolcu Ömer Güleryüz, “Herkesin hayal ettiği kutsal topraklara gideceğimiz için çok mutluyuz. Mehmetçiğimiz için, bizi sevenler için, ailemiz için orada bol bol dua edeceğiz. Ekim’deki Dünya Kupası’nda şampiyon olmak için duamızı edeceğiz” ifadelerini kullandı.

DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU İÇİN HAC SÖZÜ ALDILAR

Hac ve Umre Seyahat Acentaları Derneği Başkanı Mehmet Uzuner ise, “Çocuklarımıza teşekkür ediyoruz. Onların bize yaşattığı gurur çok büyük. Sevincimizi yaşarken başkan yardımcımız biz ne yapabiliriz dedi. Bizde en iyi bildiğimiz işi yapmaya karar verdik. Çocuklarımız Umre’ye göndermeye karar verdik. Gerekli izinler alındıktan sonra onları gönderiyoruz. Kendileri bizden bir söz aldılar. Avrupa şampiyonu oldular. Umre’ye gönderiyoruz. Allah izin verir, Meksika’da dünya şampiyonu olurlarsa hepsini Hacca göndereceğiz . Bizi çok gururlandırıyorlar ne yapsak azdır. Bize bu fırsatı verdikleri için, onlara çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Tuncer Cengiz

Edinilen bilgiye göre, pazar akşamı düğün yapmaya hazırlanan Büşra Aslan (19) ve Seçkin Aslan (26) çifti, gündüz fotoğraf çektirmek için Çukurova Üniversitesi Yerleşkesinde bulunan Botanik Bahçesine geldi. Çift, otomobili Botanik Bahçesinin otoparkına bırakıp bahçenin iç kısmına geçerek fotoğraf çektirmeye başladı. Bu arada gelin ve arkadaşları çantalarını da otomobilde bıraktı. Bunu fırsat bilen hırsızlar, gelin ve damat fotoğraf çektirdiği sırada gelin arabasının camını kırıp içindeki çantayı ve cep telefonunu çalarak kayıplara karıştı. 

Bu arada bahçeye gelen başka bir gelin ve damat otomobilin camının kırık olduğunu görünce durumu fotoğraf çektiren çifte bildirdi.

Bunun üzerine gelin ve damat fotoğraf çektirmeyi bırakıp otomobilin yanına geldiklerinde şok yaşadı. Gelin ve damat uzun süre sarılarak en mutlu günlerinde başlarına böyle kötü bir olay geldiği için birbirlerini teselli etmeye çalıştı.

“En mutlu günümüzde başımıza gelenler bizi üzdü”

Gelin Büşra Aslan, fotoğraf çektirmeye gedikleri sırada gelin arabasının camını kıran şahısların içinde düğün hediyesi olan altın kolye olan çantayı ve yanındaki cep telefonu aldığını belirterek, “En mutlu günümüzde bizi çok üzdüler. Nişanımda da aile arasında bir sürü olay olmuştu. Şimdi de hırsızlar nedeniyle en mutlu günümüzde şok yaşadık” diye tepki gösterdi.

Damat Seçkin Aslan ise fotoğraf çektirmeye gelen başka bir gelin ve damadın kendilerini otomobilin camının kırık olduğunu uyarması sonucu soyulduklarını öğrendiklerini belirterek, “Allah yedirmesin en mutlu günümüzde bizi buldu. O kadar araba var gelmiş bizim aracı soymuş. Ancak düğünümüzü yapacağız” dedi.

Gelin ve damat en mutlu günlerinde soyulmalarına rağmen polise ihbarda bulunmayarak düğün salonuna gidip düğünlerini yapmaya karar verdi. Çift akşam düğün salonuna giderek gönüllerince eğlenip dünya evine girdi.

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya

Gerçek bir yaşam hikayesinden yola çıkılarak çekilen Ayla filmi izleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Manisa Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile Manisa’nın tek Alışveriş Merkezi olan Forum Magnesia’nın ortak projesiyle Manisa’daki 5 Kore gazisi yakınlarıyla birlikte “Ayla” filminde 67 yıl önce yaşadıkları savaşı hatırlayarak duygusal anlar yaşadı. Gazilerle birlikte filmi izlemeye Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer de eşi Fatma Dilek Güvençer ile birlikte geldi.

Film öncesi bir açıklama yapan Manisa Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Murat Konan, “Kore gazisi 5 vatandaşımız ve onların yakınları çok konuşulan ve Kore’de geçen Ayla filmine getirmek için AVM yönetimiyle görüşerek bize yardımcı olur musunuz, destek olur musunuz? Onlara bu filmi izlettirmek istiyoruz, onların yakınlarının da dedelerinin nelerle karşılaştıklarını bilsinler diye bir organizasyon yapma teklifimizi ilettik. Sağ olsunlar onlar da bizi kırmayarak destek oldular. 5’i Kore gazisi 40 da onların eşleri, çocukları ve torunlarından oluşan 45 kişiyi burada ağılıyoruz. Destekleri için AVM’ye teşekkür ediyoruz” dedi.

Forum Magnesia Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mine Soylu ise, “Forum Magnesia olarak biz de bu tür etkinliklere her zaman destek vermeye çalışıyoruz. Çok güzel bir fikirdi. Manisa’da bu tarz etkinliklerin, sosyal faaliyetleri destekliyoruz” şeklinde konuştu.

Yaklaşık 2 saat süren filmin ardından duygularını dile getiren Kore gazileri ise filmin birçok şeyi yeniden hatırlamalarına vesile olduğunu ve çok duygulandıklarını dile getirdi. Bazı Kore gazileri de Güney Kore’nin bugünkü halini gördükçe gururlandıklarını ve Türkiye’nin de o seviyeye gelmesi gerektiğini söyledi.
Babası Kore Gazisi olan Manisa Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Şehriban Yıldırım ise duygularını şöyle açıkladı:

“Babamla birlikte bu filmi seyretmek benim için de çok duygusal bir andı. Oraları görmedik, keşke görseydik. Babamın savaş alanında yaşadığı günleri hatırlamasını isterdim ama mutlaka üzülürdü diye düşünüyorum. Ama bugün herhalde Kore’nin gelişmişliğini gördükçe gurur duyardı orada yaptıklarıyla mutlaka. Türk askerleri çok büyük katkılar sundu Güney Kore’nin o zor zamanlarında yetişti. Onların da bugün için Türkiye’ye olan minnettarlığını her alanda göstermeleri, bir kardeş ülke olarak, hele ki orada savaşan askerlere, gazilere burada, Türkiye’ye gelip minnettarlıklarını ifade etmeleri, ‘Türkler bizim kardeşimizdir’ demeleri o gün verilen mücadelelerin hiç boşuna gitmediğini gösteriyor.”

Sadık Cangel 

 

Ankara İbn-i Sina Hastanesinde tedavi gören CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal bugün sabah erken saatlerde tedavi için Almanya’ya götürüldü. Ankara Üniversitesi Prof. Dr. Erkan İbiş, düzenlediği basın toplantısında, “Deniz Bey’le ilgili hastanemiz tarafından yapılacak son açıklama için bir aradayız. 7 haftayı tamamladık, bugün 50’nci günü. Sabah 06.00’da Deniz Bey’i Almanya’ya gitmek üzere hastanemizden uğurladık. Şu anda sanıyorum havaalanına yaklaştı Almanya’ya inmek üzeredir diye düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.

“Deniz Bey’in bilinci tam açıktı”

Deniz Baykal’ın çok ağır bir tabloyla hastaneye geldiğini hatırlatan İbiş, “Çok kritik zamanlar yaşadık. Çok riskli anlar, günler geçirdik. Ama şükürler olsun ki bugün Deniz Bey gerçekten iyi bir durumda hastanemizden çıktı. Deniz Bey’in bilinci tam açıktı. Bilişsel fonksiyonları yerindeydi. Konuşması, muhakemesi tamdı. Sol taraftaki kuvvet kaybı dışında durumu iyiydi. Bundan sonraki süreç hastanemizde başlayan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının Almanya’da devamıyla daha iyi bir durumda Türkiye’ye dönmesidir” şeklinde konuştu.

“‘Bir an evvel de ülkeme geri dönmek isterim’ diye duygularını ifade etti”

Dün akşam Baykal’la biraz uzun sohbet ettiklerini anlatan İbiş, şunları kaydetti:
“Daha çok Deniz Bey konuştu biz de dinledik. Konuştuklarından küçük notlar iletmek istiyorum. Sağlığı çok önemsemek gerektiğini, sağlığın kıymetini çok bilmek gerektiğini bunun için herkesin ve toplumun bilincinin yükseltilmesi gerektiğini, oturmanın, hareket etmenin, yürümenin, yaslanmanın, yutmanın büyük bir nimet olduğunu bu fonksiyonları insan sıkıntı yaşadığı zaman çok daha iyi anladığını vurguladı. İleri tedavi uygulamalarının yapıldığı yüksek seviyeli tıbbi hizmetlerin verildiği merkezlerin güçlendirilmesi, desteklenmesi gerektiğini, bu sayede sağlığına kavuştuğunu bize belirtti. Bir soru sorduk, gidince Türkiye’yi özleyecek misiniz diye. ‘Ben Türkiye’deyken Türkiye’yi özlerim, hep özlerim, şimdi de özlüyorum, gidince de özleyeceğim. Bir an evvel de ülkeme geri dönmek isterim’ diye duygularını ifade etti.”

“Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Genel Başkan, Mevlüt Çavuşoğlu ve Ahmet Demircan olmak üzere tüm bakanlara teşekkür etti”

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbiş, “Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Genel Başkan, Mevlüt Çavuşoğlu ve Ahmet Demircan olmak üzere tüm bakanlar, hangi partiden olursa olsun tüm siyasiler, parti arkadaşlarına, dostlarına ve özellikle de Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar Hocamıza teşekkür etti. Özellikle kendisiyle sağlık konusunda iletişimde olan herkese. Ankara Üniversitesine Ankara Tıp’a teşekkür etti. Biz de bu vesileyle bu süreçte stresli anlar yaşadık, mutlu olduğumuz anlar yaşadık” ifadelerini kullandı.

“Almanya’da Münih yakınlarında bir merkezde tedavi olacak”

Baykal’ın Almanya’da hangi merkezde tedavi altına alınacağı sorusuna İbiş, “Almanya’da Münih yakınlarında bir merkezde. Gelişmiş bir merkez olduğunu biz de teyit ettik orada tedavi olacak. Aile de onu tercih etti” dedi.
Baykal’ın destekle ayakta durabildiğini söyleyen İbiş, “O konumda gönderdik. Ama inanıyorum ki ben yürüyerek geldiğini, yurda döndüğünü göreceksiniz. Çünkü bundan sonraki süreçte fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları çok çok önemli süreç içerisinde zayıflayan kaslarını kuvvet kaybı olan kaslarının çalışmasını sağlamak ve güçlenmesini arttırmak için. Kafatasından çıkarılanla ilgili bunlar çıkarıldıktan sonra en az 3 ay geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla bizdeki süresi daha 2 ayı dolmadığı için kapatılma işlemi yapılamaz burada. O parça ailenin de talebi merkezinde burada da yapabiliriz demesi üzerine kendilerine verildi” açıklamasında bulundu. 

Pelin Üzek Kılıç – Fatih Erdoğan
 

Belçika’nın Anvers şehrinde düğün yapan çift, tırı gelin arabası yaptı. Aslen Konya’nın Yunak ilçesinden olan damat Emrah Yelboğa (24), memleketlisi olan gelin Hasret Çetin’i (22) baba evinden, süslediği tırla aldı. Halaylar ve dualar eşliğinde baba evinden uğurlanan gelin, yakınlarının yardımıyla süslenen tıra bindirildikten sonra, damat Emrah Yelboğa’nın kullandığı tıra eşlik eden araçlarla birlikte şehir turu yaptıktan sonra düğünün yapılacağı salona gitti.

Oldukça ilgi çeken ve ilk defa gelin arabası gibi süslenmiş tır gören vatandaşlar, cep telefonlarıyla o anları kaydetti. Bu mutlu günlerini ilgi çeken süslü tırla taçlandıran genç çift, duygu ve düşüncelerini İHA’ya anlattı. Hayatını tır şoförlüğü yaparak kazanan damat Emrah Yelboğa, “Mesleğimden dolayı böyle bir karar aldık. Eşimin kendisi de çok istedi. Beraber karar verdik ve kendimiz beraber süsledik. Mutluyuz” dedi.

Gelin Hasret Çetin ise eşinin gelin arabası seçiminde kararsız kaldığını belirterek, “Birçok kişi yapma, güzel olmaz veya fazla aşırıya kaçar gibi şeyler söylediler. Böyle olsun diye çok ısrar ettim. O da kırmadı ve oldu. Değişiklik oldu. Burada da zaten hiç görülmemiş bir şeydi. Mutluyuz birlikte de süsledik” ifadelerini kullandı.
Eşinin mesleğiyle gurur duyduğunu dile getiren gelin Hasret Çetin, “Saklamak gereğini de duymadım. Göstermek istedik” dedi.

Süslü tırı gören vatandaşların büyük tepki verdiklerini belirten damat Emrah Yelboğa, “Kimisinin çok hoşuna gidiyor. Neredeyse hepsinin hoşuna gidiyor. Hani hiç ‘İyi olmamış’ diyenle karşılaşmadık. Gerçekçi oldu. Herkesin de hoşuna gittiğini düşünüyorum” diye konuştu. 

Cafer Yıldırımer

Ev hanımı Hatice K., hep tatil hem de çocuklarını görmek için Manavgat’taki kızının yanına gitti. Kızının oturduğu lojmana çok yakın bir yerde zincir fast-food açıldığını belirten Hatice K., 10 TL olan hamburgerin açılışa özel 1 TL’ye verildiğini duyunca söz konusu mekana gitti. Hatice K., “Torunum çok ısrar edince, aldım onu da birlikte hamburger yemeğe gittik. Gittik ama hem açılış hem de ucuz olduğundan o kadar kalabalıktı ki, 200 kişilik yere binden fazla kişi gelmişti” dedi.

“125 BİN TL TEKLİF EDİLDİ”

Fast-food zincirinin ruhsatının da olmadığını iddia eden Hatice K., “Hiçbir güvenlik önlemi yoktu. Dolayısıyla bir izdiham yaşandı. Kalabalık beni ittirince kapının olduğu kısma gelmişim. Ben o sırada bir yandan da çocuğu kurtarmak için uğraşıyorum. O sırada birisi açılış için çiçek getirdi, içeriden kapıyı açarak çiçeği aldılar ve kapıyı kapatmalarıyla benim kapının arasına giren parmağım koptu. İçeriden parmağı aldılar ve beni hastaneye götürdüler, hastanede parmağım dikildi. Pazartesi günü pansuman için tekrar hastaneye gittiğimde fast-food zincirinin müdürü de oradaydı. Yanımda bulunan komşum, ’Hatice hanım sizi mahkemeye verecek’ dedi. Fast-food zincirinin müdürü de, ’bu fast food zincirinin eli uzun, her yere uzanır. Büyük balık küçük balığı yutar’ dedi. Ben bunu hazmedemiyorum” şeklinde konuştu.

Fast-food zincirini mahkemeye veren Hatice K., aynı zamanda davadan çekilmesi için teklif de aldığını iddia etti. Hatice K., “Dava devam ediyor. Bana ve avukatıma davadan çekilmem için 125 bin TL teklif edildi. Ama kabul etmedim ve sonuna kadar gideceğim, beni köprünün altından geçiremezler” diye konuştu.

Adana’da 15 yaşında matbaada çalışan Rıdvan Şeyban (50) ile evlenen Birgül Şeyban’ın (45) 3 çocuğu dünyaya geldi. Çocuklarından Eren (14) ise omirliğindeki problemden dolayı engelli kalarak tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Aile çocuklarını ayağa kaldırmak için mücadele başlattı. Doktorlar çocuğa yapılacak ilik nakli sonrası ayağa kalkabileceğini söyledi. Bunun üzerine anne, baba ve iki kardeş ilik verdi ancak ilikler uyumlu çıkmadı. Doktor anneye hamile kalması durumunda göbek kordonunun da ilik görevi göreceğini bildirdi. Anne Şeyban hamile kalmaya hazırlanırken bundan 3 yıl önce şiddetli karın ağrısı şikayetiyle Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada acilen hastaneye alınan genç kadına sistoskopi yapıldığı söylendi. Bir süre sonrada hastaneden taburcu edildi. Ancak genç kadının ağrıları bir türlü dinmedi. 15 gün hiç ayağa kalkamadı. Tekrar hastaneye giden kadının bu kez da rahmi alındı. Ancak yine düzelmeyince 3 kez de bağırsaklarından ameliyat edildi. Hamile kalıp engelli çocuğunu kurtarma ümidi kalmayan genç kadının ağrıları da 3 yıldır devam ediyor.

“Yanlış ameliyat yüzünden rahmim alındı”

Birgül Şeyban, 3 yıl önce karın ağrısıyla Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Hastanesine gittiğini belirterek, “Sistoskopi yapacaklarını söylediler. Bu işlem yapıldı ben çıktığımda her tarafım ağrıyordu. Bana sistoskopi yapacaklarını söylediler ama ameliyat yapmışlar ondan sonra düzelemedim. Her gün karın ağrısından morfin almaya başladım acıları indirmek için. 3 yıldır karın ağrısını çekiyorum o ameliyattan sonra benim rahmim alınmış. Yanlış ameliyattan dolayı bıçak değmiş ve kan toplayıp büyüme yapmış sonrasında rahim, bağırsağa yapışmış bu yüzden rahmim alındı. Bu işlemler yapıldı ama ben rahat değilim ağrılarım çok fazla” diye gözyaşlarına boğuldu.

“Para pul değil, sancıdan kurtulmak istiyorum”

Şeyban, şimdi de bağırsaklarının yapıştığını söylediklerini anlatarak, “Bunu üstlenecek hiçbir doktor yok Allah rızası için Cumhurbaşkanımdan, Başbakanımdan bana yardım etmelerini istiyorum. Ben para pul istemiyorum yalnızca ameliyat olup sancıdan kurtulmak istiyorum. Sabahlara kadar iki büklüm oturuyorum ben artık sancı çekmek istemiyorum” diyerek ağladı. İstanbul’da başka bir doktorada gittiğini, bağırsaktan ameliyat olduğunu, kontrole çağırdığını ama engelli çocuğu olduğu için gidemediğini anlatan Şeyban şöyle devam etti:
“Maddi durumumda yok, bittim artık ben. İçimde bir şey unuttuklarını söylüyorlar. Gazlı bez olduğunu söylüyorlar ben bunun ne olduğunu öğrenmek istiyorum bir doktor diyor ki yama atılmış bir doktor da diyor ki gazlı bez kalmış. Yama idrar kesesine yapışmış, alırsak yaşamazsın diyorlar.”

Engelli çocuğu için hamile kalması gerektiğini ancak doktor hatası yüzünden hamile kalamadığını öne süren Şeyban, “Engelli çocuğuma ilik nakli yapılacaktı ve hamile kalmam gerekiyordu ama hamile kalamıyorum bu yüzden çocuğuma ilik naklide veremeyeceğim. Rahmim alındı çocuğumun da hayatından ettiler benimde. Mahkemeye verdim ancak valilik doktor hakkında yargılanma izni vermedi sonuç elde edemedik. Ben burada 3 yıldır sancıyla yaşıyorum” dedi.
Hastane yönetimi ise genç kadının iddialarının araştırıldığını bildirdi. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Edinilen bilgiye göre, olay Seyhan ilçesine bağlı Yenibey Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Nur (42) ve Ahmet Elşaban (49) çifti Suriye’de süren iç savaştan kaçıp 5 çocuğuyla birlikte Halep’ten Adana’ya geldi. Adana’da Yenibey Mahallesi’nde yaşamaya başlayan çiftlerden Nur Elşaban geçtiğimiz günlerde eşini ve 5 çocuğunu terk edip gitti. Bunun üzerine çaresiz kalan baba Elşaban da eve ekmek getirmek için en küçüğü 2 en büyüğü 10 yaşında olan çocuklarını eve bırakıp çalışmaya gitmek zorunda kaldı. Baba Elşaban bugün de yanına Emad Elşaban’ı alıp Hasne (7), Hasan (8), Muhammet (2) ve Sidra Elşaban’ı (10) evde bırakıp çalışmaya gitti. Evde aç kalan çocuklar bir süre sonra ağlamaya başladı. Bu durumu gören mahalleli durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen zırhlı yunus ekipleri çocukların pislik içinde olan bir evde tek başlarına kaldığını görünce çocuk şube müdürlüğü ekiplerine haber verdi. Polis ağlayan çocuklara, bakkaldan yiyecek alıp kendi elleriyle hazırlayıp yemeleri için verdi. Bu sırada çocukların bu dramını gören mahalleli bir kadın da gözyaşlarına boğuldu. Genç kadın çocukların durumuna çok üzüldüğünü, bu nedenle ağladığını söylerken, başka bir kadın ise küçük çocuğun kendisine verilmesi halinde bakabileceğini söyledi. Polis bir taraftan da babaya ulaşmaya çalıştı. Ancak kaldıkları ortam çok sağlıksız olduğu için çocuk polisi 4 çocuğu evden alıp emniyet müdürlüğüne götürdü. Çocuklar götürülürken de korkup ağladı. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Zonguldak’ta bir hafta boyunca dayanılmaz ağrılar çeken iş adamı Lokman Gül, şiddetli ağrı nedeniyle Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine başvurdu. Yapılan tüm muayene ve tetkiklerde iş adamı Lokman Gül’e hastalık tanısı konulamadı. Doktorlar Gül’e kanser tanısı koymaya hazırlanırken, yapılan detaylı ultrasonda ince bağırsağında kürdan tespit edildi. Lokman Gül, acil ameliyata alınarak incebağırsağındaki kürdan başarılı bir operasyonla çıkartıldı.

“Hayatımda kürdan kullanmadım”

Başından geçen rahatsızlığını anlatan Lokman Gül, bağırsaklarından kürdan çıktığını öğrenince şaşkınlığını gizleyemedi. Hayatında hiç kürdan kullanmadığını, incebağırsağındaki kürdanın kapalı kutu meyve sularını içerken midesine girdiğini tahmin eden Gül, “Perşembe günü sabahtan sağ kasığımın üstüne doğru sancılar başladı. Akşamüzeri duramayacak duruma geldim. Arkadaşım olan hastane başhekimini aradım ve durumu anlattım. O da acil olarak hastaneye gelmemi söyledi. Ben de iğne yapacaklar diye gitmedim evde kaldım. Sabah erkenden ağrıların şiddeti artınca hastaneye müracaat ettim. Hastaneden bana ilaçlı MR çekildi fakat bir şey çıkmadı. Hastanede yatış yapıldı. Cumartesi sabahı ameliyata girecektim. Ben de tetkiklerde bir çıkmayınca bağırsak kanseri olduğumu düşünüyordum. Beni tekrar ultrasona aldılar. Ultrasonla yaklaşık yarım saat baktılar. Ultrason cihazı ağrıyan yerin üzerine geldiği zaman ağrı şiddetim artıyor duramıyorum. En son doktor dedi ki sen kürdan yutmuşsun. Ben kürdan kullanmam kürdan da yutmadım. Hemen apar topar beni ameliyata aldılar. Ameliyatım başarıyla gerçekleşti. Demek ki ben cuma günü gelmeseydim hastaneye ben ölmüş olacaktım. Yaşayacak günümüz varmış tüm hastane yönetimine, çalışanlarına, herkese teşekkür ediyorum” dedi. 

Sertaç Özdemir – Barış Doğan