Almanya’da 61 milyon 500 bin kayıtlı seçmen, ülke genelinde kurulan 75 bin sandıkta oylarını kullanacak. Federal Seçim Kurulu Başkanı Dieter Sarreither’in verdiği bilgiye göre, 42 partinin yarıştığı seçimlere ülke genelinde bin 400’ü kadın olmak üzere 4 bin 828 aday katılıyor. Federal İstatistik Kurumu verilerine göre ilk kez oy kullanacakların sayısı 3 milyon olurken, bir önceki seçime göre seçmen sayısında 400 bin azalma yaşandığı açıklandı. Yabancı kökenli oy sayısının 6 milyon 300 bin olduğu Almanya’da, 19 Federal hükümet için sandığa gidenlerin oranının yüzde 70 civarında olacağı tahmin ediliyor. 2013 seçimlerine nazaran mektupla oy kullananların sayısında artış olurken, seçimde en çok oy potansiyeline sahip yaş grubunu 12 milyon 700 bin kişi ile 70 yaş ve üstü grup oluşturuyor. Oy vereceklerin 29,5 milyonunu erkek, 31,7 milyonunu ise kadın seçmenler oluşturuyor.

52 TÜRK KÖKENLİ ADAY

CDU, SPD, FDP, Yeşiller ve Sol Parti’den 52 Türkiye kökenli aday bulunuyor. Yüzde 5’lik seçim barajını aşması beklenmeyen partilerde 40 Türkiye kökenli aday yer alırken, Almanya’da yaşayan Türklerin kurduğu Alman Demokratlar Birliği (ADD) dikkat çekiyor. Sadece Kuzey Ren Vestfalya eyaletinden seçimlere giren parti, 15 adayla yarışıyor.

1949 yılından bu yana yapılan genel seçimlerde Almanya’da hiçbir siyasi parti tek başına iktidar olamadı. Bu seçimlerde de yine tek başına iktidar beklenmiyor. Merkel’in dördüncü kez başbakan olmasının beklendiği 19. Federal hükümette ortaklarının kim olacağı ve aşırı ırkçı Almanya için Alternatif Partinin (AfD) ne kadar oy alacağı en merak edilen sonuçların başında geliyor.

Son olarak INSA araştırma kuruluşu tarafından yapılan anketlere göre Hıristiyan Demokrat Birlik partileri CDU/CSU yüzde 34, Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 21, Almanya İçin Alternatif Parti (AfD) yüzde 13, sol parti Die Linke yüzde 11, Liberal Parti (FDP) yüzde 9, Yeşiller Partisi Die Grünen yüzde 8, diğerleri yüzde 4 oy oranında bulunuyor.

Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde bulunan Mehmet Akif İlkokulu’nun 4-C sınıfı öğrencilerinin tamamı enstrüman çalıyor. Sınıf öğretmeni Sedat Ortadağ yönetiminde 1. sınıfa başladıklarından beri enstrüman çalmayı öğrenen minikler, Minik Notalar isimli bir grup da kurmuş. Minik Notalar’ın şu anda ikinci kuşağını eğittiğini belirten sınıf öğretmeni Sedat Ortadağ, “Kendim müzikle ilgileniyorum. Öğrencilerime getirip arada çalıyordum. Çalarken onların da çok hoşlarına gittiği için öğrenmek istediler. Biz de bu şekilde Minik Notalar grubunu kurduk. Bundan 8 yıl öncesine dayanıyor bu mazi. Aslında şu an burada olan öğrencilerim Minik Notalar grubunun ikinci kuşakları. Birinci kuşak mezun oldu. İkinci kuşak da bu sene mezun olacak” ifadelerini kullandı.

“BURADA HERKESİN BİRDEN FAZLA ENSTRÜMANI VAR”

Müzik adına bildiği her şeyi öğrencilerine öğretmek istediğini belirten Ortadağ, “Benim müzik aşkım aslında aileden geliyor. Ailemizde müzikle uğraşan çok kişi var. O yüzden ben de küçükken onlardan etkilenerek kendimi bu akımın içerisinde buldum. Bu şekilde devam ederek ilerledim. Öğrencilerime de elimden geldiğince öğretmeye çalışıyorum. Şu anda çocuklar melodika, gitar, bağlama, org, def, vurmalılar, marakas, bunları çalıyorlar. Oldukça geniş bir enstrüman yelpazemiz var. Minik Notalar grubunda şöyle bir durum var. Herkesin bir enstrümanı yok. Herkesin birden fazla enstrümanı var. Örneğin bağlama çalan aynı zamanda gitar da çalabiliyor. Gitar çalabilen aynı zamanda org çalabiliyor, org çalabilen aynı zamanda diğer enstrümanları da çalabiliyor. Bu da silsile yoluyla devam ediyor. Herkes bildiklerini diğer arkadaşına öğretiyor. Bu şekilde devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

“ENSTRÜMANLARI ONLAR İÇİN BİR ARKADAŞ GİBİ”

Öğrencilerinin mezun olduktan sonra da çalışmaya devam ettiklerini aktaran Sezer Ortadağ, “Öğrencilerim beşinci sınıfa geçtikten sonra da tabii ki takip ediyorum. Kurduğumuz grup devam ediyor. Çünkü Minik Notalar çok büyük bir aile. Hatta bir müzik akımı olma yolunda ilerliyor. Çünkü üyeleri 4 yılda bir kendilerini yeniliyor. En baştan, birinci sınıftan başlıyoruz. Okuma-yazma ile birlikte nota okuma çalışmalarına da başlıyoruz. Bu şekilde ilerliyor ve mezuniyetten sonra da konserler gibi çeşitli etkinliklerde bir araya geliyoruz. Tanışma etkinlikleri, piknikler düzenliyoruz. Minik Notalar’ın eski ve yeni kuşakları orada buluşmuş oluyor. Konservatuar hedefleyen öğrencilerimiz çok var. Bunun örneğini de birinci kuşaktaki Minik Notalar grubunda gördük. Aralarında müziğe yönelmek isteyenler çok var. Enstrümanları onlar için aslında bir arkadaş gibi. Ben onlara bir arkadaş kazandırmaya çalıştım. Arkadaşlarını çoğaltmak ve onlarla devam etmek biraz da onların elinde” dedi.

Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni Doğu Karadeniz’e bağlayan en yakın yol olan Tunceli-Pülümür-Erzincan bağlantılı 89 kilometrelik yolun projesinin tamamlandığını bildirerek, öncelikli yollar kapsamına alındığını söyledi. Vali Sonel, yolun yapılması için bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından talimat verildiğini, Başbakan Binali Yıldırım’ın da yolun kısa sürede bitirilmesi için Yüksek Planlama Kurulundan kararı çıkarttığını aktardı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun temmuz sonunda Tunceli’yi ziyarete geldiğinde yol yapılması planlanan bölgeye gittiğini anımsatan Vali Sonel, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım başta olmak üzere temmuz sonunda ilimize gelen ve yolun güvenlikli yol kapsamına alınmasında büyük katkı sunan İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya, Orman ve Su işleri Bakanımız Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na ve yolumuzun yapılmasında her türlü katkı sağlayan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Ahmet Arslan’a Tunceli halkımız adına şükranlarımızı sunuyoruz. Yıllardır sorun olan ve çözülmeyen yol sorunu artık bitiyor. Allah’ın izniyle 2018’in haziran ayında yol yapım çalışması başlayacak” dedi.

Yatırım tutarı 1 milyar

Vali Sonel, Tunceli-Pülümür-Erzincan yolunun yanı sıra 21 kilometrelik Nazımiye-Dallıbahçe ile 27 kilometrelik Pertek-Hozat yol ayrımının da yatırım programında yer aldığını ve 2018 yılında yapım çalışmalarına başlanmasının planlandığını kaydetti. 137 kilometrelik 3 yolun yatırım tutarının yaklaşık 1 milyar lira olduğunu da vurgulayan Sonel, bu yatırımların devletin ve hükümetin ülkenin her yerinde olduğu gibi Tunceli’ye de verdiği önemi gösterdiğini sözlerine ekledi.

Necmettin öğretmen o yolda kaçırılmıştı 

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde öğretmenlik yapan 23 yaşındaki Necmettin Yılmaz, 16 Haziran günü tatil için memleketine giderken Tunceli-Pülümür karayolunda yol kesen terör örgütü PKK’lı bir grup terörist tarafından aracı kurşunlanıp yakıldıktan sonra kaçırılmıştı. 12 Temmuz’da ise öğretmen Necmettin Yılmaz’ın cansız bedeni Tunceli-Pülümür karayolu 25. kilometresinde bulunan Pülümür Çayı üzerinde bulunmuştu.
20 Temmuz günü ise Silahlı İnsansız Hava Aracıyla düzenlenen operasyonda, Necmettin öğretmeni şehit eden 6 PKK’lı terörist ölü olarak ele geçirilmişti. 

Fatma Çıray-Ercan Topaç
 

Türk Sanat Müziği’nin ‘batmayan güneşi’ olarak bilinen Zeki Müren için Emir Sultan Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen anma törenine ailesi, dostları, kendi adını taşıyan lisenin öğrencileri, Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve TSK Mehmetçik Vakfı yetkilileri katıldı. Anma töreninde konuşan Zeki Müren’in yeğeni Sevtuğ Olgaç, “İhtiyacı olan insanlara el altından yaptığı yardımları da bilen birisiyim. Böyle yardımsever, sanatsever kişiliği tam olarak oturmuş, hiç kimsenin yaptığı çirkin dedikodulara muhatap olmamış, ölürken de aslanlar gibi televizyon karşısında çok önemli bir kalp krizini geçirirken bile acısını belli etmeden erkekçe ölmüş çok önemli bir şahsiyettir” dedi.

Mezarı başındaki anma törenine sanatçı dostlarından Kutlu Payaslı, Gökhan Sezer, Ersan Tekin ve modacısı Muzaffer Çaha’nın dışında kimsenin olmaması dikkatlerden kaçmazken, Türk Eğitim Vakfı (TEV) Bursa Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Çalışkan ise “Sanatçımız bütün mal varlığını bağışladı. Sanat güneşiydi, vakfımız için eğitim güneşi oldu. Bu zamana kadar 21 yılda Zeki Müren fonundan 39 ilde 2 bin 826 öğrenciye çeşitli üniversitelerde burs verdik. Halen 2017-18 eğitim öğretim yılında da 205 öğrenci bu fondan faydalanacaktır” diye konuştu.

TSK Mehmetçik Vakfı Bursa Şubesi Başkanı İbrahim Güven, sanat güneşi Zeki Müren’in TEV ve Mehmetçik Vakfı için sanatçı kişiliğinin yanı sıra çok daha başka anlam taşıdığını ifade ederek, “Yaşadığı devre göre çok farklı bir bakış açısıyla tüm mal varlığını Türkiye’nin güzide kurumlarına bağışlamak, o çağlarda yapılmış en değerli, en anlamlı bağışlardan biriydi. Sanat güneşi olmasının yanında eğitimin de güneşiydi. Bir ekleme de ben yapmak istiyorum, o aynı zamanda Mehmetçik ve Mehmetçik ailelerinin de güneşi oldu” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından dua okunmaya geçilecekti ancak duayı okuyacak hoca geç kalınca Zeki Müren’in yeğeni Sevtuğ Olgaç devlet sanatçısı Kutlu Payaslı’dan dua yaptırmasını istedi. Ardından Fatiha suresi okundu. Daha sonra ise devlet sanatçısı ünlü koro şefi Kutlu Payaslı önderliğinde Zeki Müren’in “Şimdi Uzaklardasın” adlı eseri seslendirildi. Bir süre sonra Emirsultan Camii’nin minarelerinden yankılanan sala sesiyle birlikte şarkı yarıda kesilmek zorunda kalındı. Okunan şarkının ve duanın ardından sanatçının dostları ve adını taşıyan Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından mezarına kırmızı karanfil bırakıldı. 

Fırat Toraman
 

Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni Doğu Karadeniz’e bağlayan en yakın yol olan Tunceli-Pülümür-Erzincan bağlantılı 89 kilometrelik yolun projesinin tamamlandığını bildirerek, öncelikli yollar kapsamına alındığını söyledi. Vali Sonel, yolun yapılması için bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından talimat verildiğini, Başbakan Binali Yıldırım’ın da yolun kısa sürede bitirilmesi için Yüksek Planlama Kurulundan kararı çıkarttığını aktardı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun temmuz sonunda Tunceli’yi ziyarete geldiğinde yol yapılması planlanan bölgeye gittiğini anımsatan Vali Sonel, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım başta olmak üzere temmuz sonunda ilimize gelen ve yolun güvenlikli yol kapsamına alınmasında büyük katkı sunan İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya, Orman ve Su işleri Bakanımız Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na ve yolumuzun yapılmasında her türlü katkı sağlayan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Ahmet Arslan’a Tunceli halkımız adına şükranlarımızı sunuyoruz. Yıllardır sorun olan ve çözülmeyen yol sorunu artık bitiyor. Allah’ın izniyle 2018’in haziran ayında yol yapım çalışması başlayacak” dedi.

Yatırım tutarı 1 milyar

Vali Sonel, Tunceli-Pülümür-Erzincan yolunun yanı sıra 21 kilometrelik Nazımiye-Dallıbahçe ile 27 kilometrelik Pertek-Hozat yol ayrımının da yatırım programında yer aldığını ve 2018 yılında yapım çalışmalarına başlanmasının planlandığını kaydetti. 137 kilometrelik 3 yolun yatırım tutarının yaklaşık 1 milyar lira olduğunu da vurgulayan Sonel, bu yatırımların devletin ve hükümetin ülkenin her yerinde olduğu gibi Tunceli’ye de verdiği önemi gösterdiğini sözlerine ekledi.

Necmettin öğretmen o yolda kaçırılmıştı 

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde öğretmenlik yapan 23 yaşındaki Necmettin Yılmaz, 16 Haziran günü tatil için memleketine giderken Tunceli-Pülümür karayolunda yol kesen terör örgütü PKK’lı bir grup terörist tarafından aracı kurşunlanıp yakıldıktan sonra kaçırılmıştı. 12 Temmuz’da ise öğretmen Necmettin Yılmaz’ın cansız bedeni Tunceli-Pülümür karayolu 25. kilometresinde bulunan Pülümür Çayı üzerinde bulunmuştu.
20 Temmuz günü ise Silahlı İnsansız Hava Aracıyla düzenlenen operasyonda, Necmettin öğretmeni şehit eden 6 PKK’lı terörist ölü olarak ele geçirilmişti. 

Fatma Çıray-Ercan Topaç
 

Yaklaşık 69 yıldır aynı yastığa baş koyan Karabacak Çifti, ağır hasta olup ayrı yatmak zorunda kalınca hasta yataklarını birbirlerine görecek şekilde kurdurdular. Eve yatak götüren Aymelek Derneği’nin Başkanı Yurdagül Altınbaş ve beraberindekiler yaşlı çiftin birbirine olan sadakati karşısında duygusal anlar yaşadılar.
Edinilen bilgiye göre; Bozdoğan Haydere Mahallesi’nde yaşayan Yusuf Karabacak yaklaşık 70 yıl önce hayatını Fatma Karabacak ile birleştirdi.

Bir yıl öncesine kadar hiç ayrı yatmayan ve aynı yastığa baş koyan Yusuf-Fatma Karabacak çifti, Yusuf Amca’nın kalça kemiğinin kırılması sonucu ayrı yatmak zorunda kaldı. Aydın’da ihtiyaç sahibi yaşlı ve kimsesizlere destek olan Aymelek Derneği tarafından ekonomik durumu iyi olmayan 92 yaşındaki Yusuf Karabacak’a kumandalı hasta yatağı götürüldü.

“Yatağı ‘Şavkımı’ görecek şekilde kurun”

Aymelek Derneği Başkanı Yurdagül Altınbaş ve beraberindeki gönüllü heyet köye gidip Yusuf Amca’nın yatağını pencerenin dibine ve güneş ışığı görecek şekilde kurdu. Yatağın kurulduğu yeri gören yaşı dede görevlilere ‘Yatağımı Şavkımı görecek şekilde kurun’ deyince Aymelek görevlileri de “Yusuf Dede buradan gün boyu güneş ışığını ve yolu görebileceksiniz” diye karşılık verdiler. Görevlilerin verdiği cevaba tatmin olmayan Yusuf Dede ise “Benim şavkım Fatma, yatağım burada olursa şavkımın yüzünü göremeyeceğim. Ne edem ben dışarıya el aleme, bana şavkım lazım. O’nun yüzünü göreyim” diyerek yatağını eşinin yüzünü görecek şekilde kurdurdu. Yaklaşık 70 yıllık evli olan Karabacak çiftinin birbirlerine olan sadakati herkesi duygulandırdı.

İbrahim Kılınç
 

Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, partisinin kongresine katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere Diyarbakır’a geldi. Kentteki programına valilik ziyaretiyle başlayan Başbakan Yarımcısı Işık’a AK parti milletvekilleri Galip Ensarioğlu ve Ebubekir Bal, Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Atilla, AK Parti İl Başkanı Muhammed Dara Akar eşlik etti. Vali Hasan Basri Güzeloğlu tarafından makamında ağırlanan Işık, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AK Parti iktidarı döneminde Diyarbakır’a yapılan yatırımlara değinen Işık, “Şuana kadar AK Parti iktidarı döneminde Diyarbakır’a yapılan yatırımların toplamı 30 milyar lirayı aştı. Özellikle son dönemde kamu kaynaklarının doğrudan Diyarbakır halkına hizmet olarak dönmesiyle birlikte yeni bir hamlenin içerisindeyiz. Cazibe Merkezleri Programı ile inşallah Diyarbakır yeni bir sıçrama yapacak. İmalat sanayinde çok önemli yatırımların Diyarbakır’a geleceğini biliyorum. Bu noktada inşallah yeni sıçrama dönemiyle birlikte Diyarbakır hak ettiği yeri mutlaka alır” dedi.

“BU İŞTEN VAZGEÇİN”

IKYB yönetimi tarafından yapılmak istenen referanduma ilişkin açıklamalarda bulunan Işık, referandumun Kuzey Irak’a da, bölgeye de hiçbir fayda getirmeyeceğinin açık olduğunu ifade etti. Referandumun kısa vadeli iç siyasi tartışmaların belki ötelenmesi açısından Kuzey Irak yönetimine bir faydasının olabileceğini ama bunun bölgeye ve bölge halkına hiçbir şekilde faydasının olmayacağını düşündüklerini anlatan Işık, şunları kaydetti:

“Bölgede yeni nifak tohumları ekmenin, bölgeyi yeni bir kan deryasına çevirmenin başta Kuzey Irak halkı olmak üzere hiç kimseye faydası yoktur. Bu çok açık ki bölge üzerinde oynanan oyunların iyi niyetli de olsa bu bölgeye taşınmasıdır. Dünyada devletler birleşip birleşik devletler olma yolunda ilerlerken, birliktelikler artarken, bölgede daha fazla devletçikler oluşturmanın ne kadar büyük teyakkuz olduğunu hepimizin görmesi lazım. Bu referandumu açıkça destekleyen bir tek ülkenin İsrail olmasının da aslında başlı başına düşünülmesi gereken bir konu olduğunu özellikle Kuzey Irak yönetiminin düşünmesi lazım. Türkiye Kuzey Irak’ın dostudur. Kuzey Irak halkı bizim bin yıllık kader birliği yaptığımız bir halktır. Hem de Türkiye kara gün dostudur. Son dönemde merkezi hükümet ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin arasındaki ipler kopma noktasına geldiğinde adeta Kuzey Irak açlığa, yokluğa ve yalnızlığa mahkum edildiğinde Kuzey Irak’ın nefes almasını sağlayan, hayata bağlanmasını sağlayan ve oradaki insanlarımızın mağduriyet yaşamasını sağlayan ülke Türkiye olmuştur. Dost acı söyler ama doğruyu söyler. Türkiye de dosttur hem de kara gün dostudur. Bugün biz Türkiye olarak diyoruz ki bu referandum başta Kuzey Irak halkına, bölge halkına, özellikle bizim coğrafyamıza hiçbir faydası yoktur. Bunun yerine var olan sorunları oturup konuşarak çözmek ve daha güçlü bir bölgenin, daha birleşik bir bölgenin Irak’ın, Suriye’nin toprak bütünlüğü esasında daha güçlü bir coğrafyanın oluşmasına hepimiz katkı vermek zorundayız. Dünyanın bir tarafında birleşmeler teşvik edilirken, bir tarafında adeta parçalanmış yapılar, un ufak edilmiş bölgeler oluşturmanın bizce bu bölgeye hiçbir faydası olmayacak. Bunun için Türkiye olarak biz diyoruz ki henüz daha vakit çok geç olmadan bu işten vazgeçin. Bu işten vazgeçmek başta Kuzey Irak halkına, Türkiye’ye, İran’a, Irak’a, Suriye’ye ve bütün coğrafyamıza hayır getirir.”

Edinilen bilgiye göre, olay Seyhan ilçesine bağlı Yenibey Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Nur (42) ve Ahmet Elşaban (49) çifti Suriye’de süren iç savaştan kaçıp 5 çocuğuyla birlikte Halep’ten Adana’ya geldi. Adana’da Yenibey Mahallesi’nde yaşamaya başlayan çiftlerden Nur Elşaban geçtiğimiz günlerde eşini ve 5 çocuğunu terk edip gitti. Bunun üzerine çaresiz kalan baba Elşaban da eve ekmek getirmek için en küçüğü 2 en büyüğü 10 yaşında olan çocuklarını eve bırakıp çalışmaya gitmek zorunda kaldı. Baba Elşaban bugün de yanına Emad Elşaban’ı alıp Hasne (7), Hasan (8), Muhammet (2) ve Sidra Elşaban’ı (10) evde bırakıp çalışmaya gitti. Evde aç kalan çocuklar bir süre sonra ağlamaya başladı. Bu durumu gören mahalleli durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen zırhlı yunus ekipleri çocukların pislik içinde olan bir evde tek başlarına kaldığını görünce çocuk şube müdürlüğü ekiplerine haber verdi. Polis ağlayan çocuklara, bakkaldan yiyecek alıp kendi elleriyle hazırlayıp yemeleri için verdi. Bu sırada çocukların bu dramını gören mahalleli bir kadın da gözyaşlarına boğuldu. Genç kadın çocukların durumuna çok üzüldüğünü, bu nedenle ağladığını söylerken, başka bir kadın ise küçük çocuğun kendisine verilmesi halinde bakabileceğini söyledi. Polis bir taraftan da babaya ulaşmaya çalıştı. Ancak kaldıkları ortam çok sağlıksız olduğu için çocuk polisi 4 çocuğu evden alıp emniyet müdürlüğüne götürdü. Çocuklar götürülürken de korkup ağladı. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Trabzon’un Sürmene ilçesinde partisinin 6. Olağan İlçe Kongresi’ne katıldı. Kongrede partililere seslenen Bakan Soylu, Türkiye üzerinde birilerinin gölge oyunu oynamak istediğini belirterek, “Türkiye’den kötü bir fotoğraf her yeri kötü gösterilmek istenmektedir. Oysa Türkiye çok çetin bir mücadelenin içerisindedir. Bir yandan PKK, bir yandan PYD, bir yandan FETÖ ve sınırlarımızın dışındaki DAEŞ ile ciddi bir mücadele ortaya koyuyoruz. Öte taraftan 4.5 milyon Suriyeli’nin göçünü yönetmeye çalışıyoruz. Diğer yandan 2019 itibari ile kendimizi yeni bir geleceğe hazırlıyoruz. Hepsini yaparken de ekonomimiz de büyüyor. İşsizlik azalıyor. Tüm bunlar kolay işler değildir. Başarı bizi mutlu ettiği kadar dünyanın birçok yerini de rahatsız etmektedir. Birileri dünyadaki bütün işlerin kendi kontrollerinde olmasını istemektedir. Türkiye’nin güçlü olması istenmemektedir. Büyümemiz, zenginleşmemiz ve tüm dünyaya ayaklarımızın üzerinde sözümüzün bir hüküm olarak icra edilmesine an be an yaklaşmamızdan rahatsız olmaktadırlar. Çünkü onlar bizim nereden güç aldığımızı biliyorlar. Sürekli saldırmaya çalışıyorlar. Dünya mazlumlarının duasındayız. İşte onun için birilerin duasında birilerin de kâbusundayız. Ümmet bize bakmaktadır. Dünyanın hali ortadadır. İnsanlık bize bakmaktadır. Dünyanın sürüklenmek istediği çatışma hali, iklimlerin gittiği felaket ortadadır. Dolayısıyla böyle bir dünyada yaşadığımız hiçbir şeyi sadece kendi içerisinde değerlendirmemiz elbette ki mümkün değildir. Bizimle çok uğraşıyorlar. Bu darbeler entrikalar, Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefleri engellemek içindir. Milletin ülkeyi yönetmesini istemediler yıllarca. Bizi anarşiyle darbeyle terbiye etmeye çalıştılar. Bizi hakir gördüler” şeklinde konuştu.

“ENERJİDEN TURİZME KADAR YÜKSEK BÜYÜMEMİZ DEVAM EDİYOR”

Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon konusunda hükümete verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasına ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla kabul edilen Başbakanlık tezkeresiyle ilgili Bakan Soylu, “Şimdi etrafımızda başka bir şeyi oluşturmaya başladılar. 15 Temmuz’u başaramadılar. Türkiye’yi istila edip, ekonomik olarak zayıflatamadılar. Enerjiden turizme kadar yüksek büyümemiz devam ediyor. Bu sefer başka bir oyun ve tezgâhı senaryoya koymaya çalıştılar. Hemen Irak’ın Kuzey’inde bir referandum yapıp ‘Acaba Türkiye’nin huzurunu bozabilir miyiz? Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Arap’a düşürebilir miyiz? Burada bir karmaşıklığı orta getirebilir miyiz?’ diye bir anlayışı ortaya koymaya çalıştılar. Bunu sağlayan ve bu akılları verenlere sonra da kenara çekilip ‘Şöyle mi, böyle mi yapsak’ diye bir takım senaryoların içerisinde olanlara sesleniyorum; Be akılsızlar bugüne kadar yaptığınız her şey Türkiye’yi zayıflatmadı. Bin dolarken yaptınız 2 bin dolar oldu, 2 bin dolarken yaptınız kişi başına gelir 3 bin dolar oldu. Yollarımız yoktu bugün bölünmüş yollarımız var. Türkiye’nin her tarafında bugün barajlarla, üniversitelerle ve şehir hastaneleriyle kendi insanı geleceğe taşıyan güçlü bir yapı ve güçlü bir ekonomimiz var. Bugün 11 bin doları aşan kişi başına gelirimiz var. Ne yapsanız da ne etseniz de, hangi tezgâhı ortaya koysanız da, bu coğrafyada Türkiye’nin hakimiyetini engelleyemeyeceksiniz” ifadelerini kullandı.

Bakan Soylu’ya konuşmasının ardından Sürmene İlçe Belediye Başkanı Rahmi Üstün tarafından bir kılıç hediye etti. Tek liste olarak gidilen kongrede Hüseyin Azizoğlu AK Parti Sürmene İlçe Başkanı oldu.

Bekir Koca – Ozan Köse

 Bakan Kurtulmuş, “Büyük ülkelerin sıkıntıları, büyük zorlukları olur. Yüksek dağların dumanı ve karı çok olur. Niye bizim buralarda çok fazla sis ve duman var diye sakın ha üzülmeyin. Bu kadar derin tarih ve kültürümüz olursa, bu kadar güçlü bir medeniyetiniz olursa başınızın sıkıntıdan kurtulmaması da doğaldır” dedi. 

Antalya’nın Aksu ilçesindeki Perge Antik Kenti’nden 57 yıl önce kaçırılan ve 2010 yılında İsviçre’nin Cenevre Gümrüğünde ele geçirilen Herakles Lahdi, 7 yıl süren hukuk savaşının ardından 14 Eylül’de Antalya’ya getirildi. Antalya Müzesi deposuna kaldırılan Herakles Lahdi, yine yurt dışına kaçırılan ve 1998’de Almanya’dan getirilen Yorgun Herakles heykelinin yanına yerleştirildi. 3 tonluk Herakles Lahdi’nin açılışı bugün Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş tarafından Antalya Müzesi’nde gerçekleştirildi. Açılışa Bakan Kurtulmuş’un yanı sıra Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Yalçın Kurt ve AK Parti Antalya Milletvekili Gökçen Özdoğan Enç katıldı.

“Batı’daki birçok müzede sergilenen birçok eserin çalındığı ya da alındığı yerlere geri gönderilmesi insanlığın bir gereğidir”

Bugün güzel bir mekanda önemli bir açılış gerçekleştirdiklerini ifade eden Bakan Kurtulmuş, “Herakles Lahdi dolayısıyla Türkiye’den kaçırılan eserlerin Türkiye’ye getirilmesine destek olmasından dolayı basın mensuplarına teşekkür ediyorum. Burada hakikaten önemli bir açılışı yapıyoruz. Bir günde gerçekleşmiş olan bir açılış töreni değil. Herakles, 1960’larda Perge’den kaçırılarak yurt dışına götürülmüş binlerce eserlerden sadece bir tanesi. Maalesef yıllar içerisinde Batı’daki müzelerde sergilenen bu eserler nereden geldi. Çok az kısmı yasal yollardan gelmiş, önemli bir kısmı ise yasa dışı yollarla kaçırılmıştır. Kaldı ki bulunan tarihi eseri orijinal bir yerinden almak ne şekilde olursa olsun hoş görülemez, meşru görülemez. Batı’daki birçok müzede sergilenen birçok eserin çalındığı ya da alındığı yerlere geri gönderilmesi insanlığın bir gereğidir. Bunlar kolay olmuyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve UNESCO’nun 1970’de imzalamış olduğu kültürel eserlerin korunmasına ait imzalanan sözleşme çerçevesinde çok yoğun uğraşlar sonucunda gerçekleşiyor” dedi.

“Bugüne kadar 15 ülkeden 57’ye yakın tespit edilmiş eser üzerinde çalışmalar ve yazışmalar devam ediyor”

Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak ilgili bütün birimler olarak Türkiye’den kaçırılan eserlerin peşinde koştuklarını dile getiren Bakan Kurtulmuş, “Yıllardır bir hafiye gibi çalışarak Türkiye’den kaçırılan eserlerin peşinden koşturuyoruz. Bugüne kadar 15 ülkeden 57’ye yakın tespit edilmiş eser üzerinde çalışmalar ve yazışmalar devam ediyor. Bunlar içerisinde Louvre Müzesi’nde sergilenen eserler de olmak üzere peşinde olduğumuz eserler var. İnşallah bunları da alacağız. 1960’larda kaçırılan Herakles Lahdi 2011 yılında İsviçre’de bulundu. 2011 yılında yapılan çalışmalar sonucunda lahidin Perge’ye ait olduğu anlaşıldı ve getirildi. Emeği geçen geçmiş dönemki bakanlarımıza teşekkürü de borç biliyorum” diye konuştu.
Türkiye’nin büyük bir hazine olduğunu söyleyen Bakan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye gerçekten engin bir kültür, tarih medeniyet hazinesi olan bir yerdir. Dünyanın en zengin toprakları üzerine oturuyoruz. Belki petrol, doğal gazımız, altınımız, başka tabi güzelliklerimiz yok ama her yerinden tarih fışkıran, kültür fışkıran, İslam öncesi ve sonrası dünya çapındaki eserlere sahibiz. Bunları gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin kültürel zenginlikleri Türkiye markasının tanıtılmasında bizim için en büyük gücü teşkil edecek.”

“Turizmi ve kültürü her alanda güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz”

Son yıllarda Türkiye üzerinde algı operasyonlarının olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Bir takım algı operasyonları oluşturuluyor. Bunların hiçbiri tesadüfi olan şeyler değil. Bir karanlık odada yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve bunların somuta indirgenmiş şekli olan Türkiye düşmanlığı planlı bir şekilde körükleniyor. Bir kültür ve turizm şehri olan Antalya’da geçen yıl algı operasyonlarında olumsuz etkilenen şehirlerimizden bir tanesidir. Bu gelişmeler Türkiye’nin turizmine, Türkiye’nin marka değeri olarak da daha fazla güçlenmesine hiç şüphesiz olumsuz etkilerde bulunuyor. Bizim üzerimize düşen turizmi ve kültürü birer yumuşak güç unsuru olarak kullanıp Türkiye’nin çok daha iyi tanıtılması. Türkiye’nin engin yapısının çok daha güzel şekilde dünyaya tanıtılmasını sağlamaktır. Bu çerçevede her gün hedeflerimizi daha hızlı belirliyor ve yürüyüşümüzü daha hızlı gerçekleştiriyoruz. Bu çerçevede Türkiye’de turizm ve kültür birbiriyle farklı ama birbiriyle ilişkili olan iki alan olarak Türkiye’nin zenginliğini arttıracak unsurlar olarak istifade edilecektir. Turizmi ve kültürü her alanda güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Pazar çeşitlendirmesini hem de ürün çeşitlendirmesi yapacağız. Yeniden güçlenmekte olan Türkiye turizminin 2014-2015 seviyelerine, hatta daha ileri gitmesi için gayret sarf edeceğiz. Bu çerçevede uzak Asya’nın kapısını çalmaya başladık. Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore başta olmak üzere Uzak Doğu Asya’daki dostlarımızın Türkiye’yi daha fazla ziyaret etmesi için seferberlik ilan ettik. Avrupa’daki dostlarımızın artan negatif kampanyalara rağmen olumsuz etkilenmediğini görmek sevindiricidir” şeklinde konuştu.

“Hedefimiz 50 milyon turist ve 50 milyar dolar turizm geliridir”

Seçimler dolayısıyla Almanya’da Türkiye için bir çuval laf söylendiğini ancak buna rağmen Alman turistlerin Türkiye’den vazgeçmediğini dile getiren Bakan Kurtulmuş, “Sadece bugüne kadar İstanbul’a 680 bin Alman turist ziyarete gelmiştir. Bu olumsuz algıların süratle giderilmeye çalışıldığını görüyoruz. Sadece Antalya için söylemek gerekirse şimdiye kadar 8 milyon 300 bin civarında turist geldi. Rakamlar böyle giderse 10 milyonu aşacağız. Türkiye’de de 30 milyonu aşacağız ve toparlanmayı sağlayacağız. Hedefimiz 50 milyon turist ve 50 milyar dolar turizm geliridir. Bunun için doğal zenginliklerimiz olduğu kadar en az onun kadar da kültürel zenginliğimiz önemlidir. Anadolu toprakları dünyanın en eski yerleşim yerleridir. Hangi köye, hangi kente gitseniz o şehirde muhteşem bir tarihi eserle karşılaşmak mümkündür. Antalya bir açık hava müzesi gibidir. Antalya’dan İzmir’e kadar olan bölge bir açık hava müzesi gibidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirlerimiz de öyle. Göbekli Tepe’nin bulunması dünya tarihini ve algıları değiştirecek kadar önemli bir adımdır. Türkiye’nin her yeri iç Anadolu’su, Doğu Anadolu’su, Ege’si, Akdeniz’i ve Trakya’sı zengin bir tarih müzesidir” dedi.

“Yeni Antalya Müzesi için çalışmalar devam ediyor”

Eldeki bütün imkanları ve güçleri kullanarak büyük bir Türkiye’nin sadece ekonomik olarak güçlü olmadığını ifade eden Kurtulmuş, “Aynı zamanda tarihi, kültürel ve medeniyet değerleri bakımından da güçlü bir Türkiye’dir. Onu sağlamak için bakanlık olarak her iki alandaki çalışmalarımızı stratejik yaklaşımla sürdürüyoruz. Antalya da yeni bir müzenin kurulması için çalışmalar belirli bir seviyede, bunun güzel ve geniş bir alanda yapılması için çalışmalar devam ediyor. Kısa bir süre içerisinde yapıp buradaki eserleri ve başka eserlerin burada tanıtılması için çalışacağız” şeklinde konuştu.

“Türkiye her açıdan zor dönemden geçiyor”

Türkiye’nin her açıdan zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Bakan Kurtulmuş, “Büyük ülkelerin sıkıntıları, büyük zorlukları olur. Yüksek dağların dumanı ve karı çok olur. Niye bizim buralarda çok fazla sis ve duman var diye sakın ha üzülmeyin. Bu kadar derin tarih ve kültürümüz olursa, bu kadar güçlü bir medeniyetiniz olursa başınızın sıkıntıdan kurtulmaması da doğaldır. Gittiğiniz zaman işte 10 bin sene önceki bir Göbekli Tepe, bin sene, 2 bin sene önceki köyleri olan bir coğrafyada oturuyoruz. Allah aşkına dünyanın maddi olarak gelişmiş ülkelerine gidin, kültür ve sanatta çok gelişmiş olduklarını söyleyen ülkelerin bir kısmına 500-600 yıllık köyleri yoktur. Birkaç yüz senelik varlıkları yoktur. Stratejik bakımından herkesin gözünü diktiği yer Anadolu toprakları, Türkiye ise, tarihi ve kültürel zenginliği bakımından herkesin gıpta ile izlediği ülkededir. Bu kültürel zenginliğimizden dolayı Allah’a şükrediyoruz. Millet olarak bu zenginliklerimizin farkında olduğunu ve kıymetini daha iyi bilmemiz gerektiğini ifade ediyoruz. İnşallah şuanda yeryüzüne çıkmamış olan, gün yüzüne çıkmamış olan eserleri de gün yüzüne çıkarmayı Allah bize nasip etsin. Farkındalık oluşturarak bu eserlerimize sahip çıkıyoruz. Herakles Lahdi Türkiye topraklarına, Anadolu topraklarına, ait olduğu yere hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.

“Türkiye’nin bölgesel bir güç olması, küresel güç yolunda ilerlemesi de tarihi mirasımızın neticesidir”

Herakles Lahdi’nin açılışı için bir araya geldiklerini dile getiren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ise, “Herkül ismini biz Yunanlılara bırakmışız ama Yunanlılara ait olduğu kadar da Anadolu’ya aittir. Yunan ve Anadolu mitolojisi birbirine karışmıştır. Herkül’ün birçok hikayesi Çanakkale, Karadeniz Ereğlisi gibi farklı yerlerde geçmektedir. Bu sebeple Herkül bizim de hemşehrimiz sayılır. Medeniyetler beşiği, bütün Batı medeniyetinde hakkı ve katkısı vardır. Bugün Türkiye’nin bölgesel bir güç olması, küresel güç yolunda ilerlemesi de tarihi mirasımızın neticesidir. Antalyamızda tarihinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, şimdi de bu tarih sayesinde dünya şehri olmuştur. Antalya Müzesi son zamanlarda birçok eski eseri yeniden kazanmış. Hükümet ve bakanlarımızın bu husustaki gayretlerine teşekkür ediyoruz. 2011 yılında yorgun Herkül heykeli Cumhurbaşkanımızın uçağıyla Türkiye’ye getirilmişti. Son olarak da Herakles Lahdi bize güzel bir hediye olmuştur. Bu lahit gerçekten çok zengin eserdir. Antalya’da sadece Herkül sergisi açılsa dünya çapında ilgi göreceğine ve turizme katkı yapacağına gönülden inanıyorum. Antalya’da şuan 10 ayrı müze çalışmasını sürdüren bir yerel yönetim olarak, Antalya’nın müzeler şehri olması yönünde de ilerliyoruz” dedi.

“Antalya Türkiye’nin vitrini, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış”

Herakles Lahdi’nin Antalya’ya tekrar kavuştuğunu söyleyen Antalya Valisi Münir Karaloğlu da, “Antalya Türkiye’nin vitrini, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bugün yeryüzünde Antalya kadar içerisinde antik şehir, antik tiyatro bulunduran başka bir şehir yok. Side’den Perge’ye, Aspendos’tan Olimpos’a yüzlerce antik şehri olan önemli bir açık hava müzesidir Antalya. Bunlardan bir tanesi Perge, merkeze çok yakın. Günümüz turizm destinasyonuna 3-5 kilometre mesafede. Gerçekten görülmeye değer, Türkiye’nin önemli arkeoloji kazıları yapılan bir şehir. Burada 1960’larda yurt dışına çıkarılan diğer eserlerden bir tanesi. Herakles Lahdi bakanlığımızın ve sizin sayesinde memleketine döndü. Antalya Müzemizde hizmete açılacak” şeklinde konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Antalya Müzesi’nde Herakles Lahdi’ni açtıktan sonra Burdur’a geçti. Bakan Kurtulmuş, Burdur’da Salda Gölü’nü gezdikten sonra Kbiyra Antik Kenti’nde incelemelerde bulunacak ve senfonik türküler konserini dinleyecek.