Bazı tesbihler hem ham madde özellikleri hem de ender olmaları ile dikkat çekiyor. Bu ender tesbihlerden biri de tesbih sanatçısı ve koleksiyoncusu Nurettin Sargın’da bulunuyor. Nurettin Sargın, Türkiye’de üç tane olan tesbihinin kendisine 6-7 yıl önce bir tesbih ustası tarafından hediye edildiğini söyledi. Sargın, “Bu tesbih Alman sıkması olarak bilinen ilk tesbihlerdendir. Almanlar ham maddesini değişik bir şekilde yapmışlar. Düğme olarak yapmışlar. Düğmeler renk verince bunu elbiselere çevirmişler. İlk çıkım malzemelerdendir. Şimdi objeler olarak piyasada var. Bu objeleri buluyorlar. 1909’lara, 1939’lara aittir. Bu malzemeler değişiktir. Bizim elimizde olan Alman sıkmasıdır. Alman sıkması kırmızı renktedir. Ateş kehribarı olarak geçer. Simsiyah olacaktır rengini aldığı zaman. Daha fazla değer kazanacaktır. Değeri yaklaşık olarak 200 bin lira civarıdır. Bir kardeşi İstanbul’da ihalede satıldı. Bir kardeşi Antep’te, bir kardeşi de bizdedir. Bana verilen değer yaklaşık olarak 100 bin lirayı geçik bir para verildi. Fakat ben kabul etmedim. Türkiye’de şuanda üç tane var. Bunun hikayesi, bir ustamız tarafından 6-7 yıl öncesi Eskişehir’e geldi. Malzeme satmaya diye geldi. Malzemelerinin bir kısmını biz Ankara’da, Eskişehir’de, Afyon’da, Kütahya’da sattık, bunun karşılığında bize hediye olarak geldi” dedi.

“Tesbih 1-2 gün çekmediğiniz zaman size küser”

Alman sıkması ateş kehribarı tesbihini çocuğu gibi sevdiğini belirten Sargın, “Yaklaşık olarak 6-7 yıldır bende. Çocuğum gibi diyeyim. Bu tesbih sevildikçe güzelleşir. Okşandıkça, Allah dedikçe değişir. Renk değiştirir, renk alır. Kendini belli eder. Bir gün veya iki gün çekmediğiniz zaman size küser. Değişik buğlanma yapar, renk atması yapar. Onun için de hemen hemen sevdiğim tesbihlerimi her gün çekerim. Şuanda değerini bulmadığını düşünmüyorum. Değerini bulursa tartıya koyarız. Her şeyin bir yolu, bir ortamı vardır. Tartıya koyar değerlendiririz” diye konuştu. 

Çağatay Gür – Yaşar Arda

Esenyurt Devlet Hastanesi, Türkçe bilmeyen göçmen hastalar ile daha sağlıklı iletişim kurabilmek için Suriyeli tercüman görevlendirdi. Suriye’de uzman kardiyolog olarak görev yapmakta olan Abdullatif Alnuvairakh, ülkesinde yaşanan savaş nedeniyle Türkiye’ye geldi. Alnuvairakh, mesleğini Türkiye’de de yapabilmek için denklik belgeleri ile ilgilendiği dönemde Esenyurt Devlet Hastanesinde Arapça tercümanlık yaparak hastalara yardımcı olmaya başladı. Türkçe bilmeyen göçmen hastalar ile hastaneye geldiği andan itibaren iletişime geçen tercüman, hastanın doktor muayenesi, tahlil ve ameliyat gibi tüm aşamalarında yanında bulunuyor. Göçmenlere sağlık hizmetlerinde destek verebilmek adına tercüman bulunduran nadir hastanelerden olan Esenyurt Devlet Hastanesi, hastalarının ihtiyacı dahilinde 24 saat Arapça tercüman hizmeti sağlıyor.

‘‘Hastalarımızın ihtiyacı dahilinde 24 saat hizmet veriyoruz’’

Esenyurt’un çok fazla Suriyeli göçmenin yaşadığı bir bölge olduğunu ifade eden Esenyurt Devlet Hastanesi Başhekimi Yrd. Doç. Dr. Atilla Yılmaz, ‘‘Hastanemize günde 5 bin 900 hasta geliyor ve bunların 300, 400 tanesi Suriyeli ya da göçmen oluyor. Özellikle ameliyat gereken vakalarda hastalarımızla iletişimi sağlamak, ne ameliyatı olacağı veya gelişebilecek ameliyat komplikasyonlarını anlatmak konusunda dil problemi yaşıyorduk. Zaman içerisinde biz biraz öğrendik, onlar da Türkçe öğreniyor ama hiç bilmeyenler için de Esenyurt Belediye Başkanımızın çok büyük desteği ile kendisi de doktor olan bir tercüman istihdam edildi. Hem tıbbi konulara hakimiyeti hem de dil hakimiyeti sebebiyle Arapça bilen göçmen hastalarımıza çok yardımcı oluyor. Bölgede tercüman bulunduran nadir hastanelerdeniz. Kendisine ait özel bir odası var, bütün hastane çalışanları ve doktorların bilgisi dahilinde, özellikle yatan hastalarımızın ihtiyacı olduğu zaman 24 saat süreli hizmet vermekte’’ dedi.

‘‘Hastane ortamında tercüman yardımı tartışmasız çok güzel bir hizmettir’’

Bunun Esenyurt Devlet Hastanesinde 2 aydır gerçekleştirilen bir uygulama olduğunu belirten Yılmaz, ‘‘Daha önce ihtiyacı tespite etmek adına ciddi bir araştırmamız olmuştu. Kendi olanaklarımızla bunu sağlayamamıştık. Belediyemizin, Sağlık Müdürlüğümüzün organizasyonu ile bu gerçekleşmiş oldu. Günde 400 göçmen hastamız geliyor, aileleriyle birlikte 800’ü buluyor. Bunu tüm ay olarak hesapladığımızda ise bütün hastalarımızın yüzde 5’i civarında. Hastanemizin hem hemşireleri hem de doktorları bu uygulamadan çok memnun. En önemlisi hastalarımız çok memnun. Şöyle düşünün, bir hastayı ameliyata alıyorsunuz, ne ameliyatı yapacaksınız, ameliyatla ilgili süreçler, ameliyat süreçlerinde ne olabilir ya da en basiti ile ameliyattan sonra ne yiyeceksin, ne kadar süre sonra yiyeceksin gibi basit şeylerin bile çok önemli olduğu bir süreçtir. Hastane ortamlarında dil bilmek ve tercüman yardımı tartışmasız çok güzel bir hizmettir. Bunu hastalarımız zaten fark ediyor, hem teşekkür hem dua ediyorlar’’ diye konuştu.

“Her aşamada hastaların yanında olup, yardımcı oluyorum’’
Hastanede Türkçe bilmeyen mültecilere tercümanlık eden Abdullatif Alnuvairakh ise, ‘‘Dil bilmeyen mülteciler için muayene olmak oldukça zor, burada tercüman gerekli oluyor. Doktor tahliller yapıyor, bilgi vermesi gerekiyor, o açıdan çok önemli. Bu başladığımız yeni uygulama sayesinde onlar da çok memnun. Hastalar genel olarak buraya geliyor, Arapça tercüme ettiğimiz bilgilendirme formlarını veriyoruz. Burada doktor muayenesinde de ben yanlarında olup tercüme ediyorum, tahlil aşamalarında da yardımcı oluyorum. Ben de uzman kardiyoloğum, şu anda denklik belgelerimle ilgileniyorum. Bu sürede de bu işi yaparak hastalara yardımcı oluyorum’’ ifadelerini kullandı. 

Emrah Kuş

İki gözü doğuştan âmâ olarak dünyaya gelen 8 yaşındaki Ece Duru Taşkın, 12 saatte bir kullandığı ilaçlarını 2 saat arayla yanlışlıkla alınca zehirlenme şüphesiyle annesi tarafından hastaneye götürüldü. Sabah saat 06.00’da Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne gelen küçük Ece’ye müdahale edildi. Burada müşahede altında tutulan ve serum verilen görme engelli çocuk, hastane koridorlarında gezerken, acilde görevli Dr. Turgay Gökçayoğlu’nun odasından gelen müzik sesini duydu. Oynamak istediğini söyleyen Ece’ye annesi, “Hastanede oynanmaz kızım” diye engel oldu. Anneyle çocuğun sohbetine şahit olan doktor, kolunda serum olan doğuştan görme engelli çocuğu odasına çağırarak onunla oynamaya başladı.

Çocuk ve doktor kendilerini müziğin ritmine kaptırarak dakikalarca oynadı. Çocukla doktorun bu hallerini videoya çeken hastane personeli, bu videoyu internette paylaştı. Video internette çok beğenilip binlerce kez tıklandı.
İyileştikten sonra Gökçayoğlu ile buluşan Ece Duru Taşkın’ın doktorla sohbeti dinleyenleri güldürdü. O akşam acilde nöbetçi doktor olduğunu söyleyen Çocuk Hastalıkları Mütehassısı Dr. Turgay Gökçayoğlu, “Hastalara bakarken telefonumda müzik açıktı. Kapının önünde Ece’nin annesiyle sohbetine kulak misafiri oldum. Çocuğu odama çağırıp motive etmek için onunla beraber oynadım. Bunu çalışanlar videoya çekerek internette paylaşmış, bu görüntü çok beğenilmiş” dedi.

Ece Duru Taşkın ise, “12 saatte kullandığım ilacımı dalgınlıkla 2 saatte bir aldım. Annem beni zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırdı. Kolumda serumla gezerken müzik sesi duydum ve oynamak istediğimi anneme söyledim. Annem olmaz dedi, doktor amca beni odasına çağırarak benimle oynadı. Çok mutlu oldum” şeklinde konuştu.

Ece’nin annesi Aysun Taşkın, “Kızım âmâ olarak dünyaya geldi. Gözleri doğuştan görmüyor. İlaçtan zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırdık. Hastanede gezerken kızım müzik sesi duydu ve oynamak istediğini söyledi. Ben de ‘Hastanede olmaz’ dedim. Doktor bey bizi odasına çağırıp kızımla oynadı” diye konuştu. 

Burak Türker

Malatya’da Eski Sanayi Sitesi’nde yaklaşık 25 yıldır oto tamirciliği yapan Aziz Berk isimli esnaf, kış bakımını her araç sürücüsünün yapması gerektiğini ifade ederek, yapılan bakımlar hakkında bilgi verdi. Berk, “Kış mevsimi gelmeden sürücülerin araçlarının fren balatlarına baktırmaları lazım, amasörler iyi değilse değiştirmeleri lazım. Çünkü amasörlerin esnemesi lazım. Bunun yanında araçların ön düzen bakımının yapılması lazım. Yine kış lastiğinin takılması lazım, kaloriferlerin elden geçirilmesi lazım. Yani genel olarak araçların yağı, suyu, filtreleri, bujileri, fren tertibatı, silecekleri, akü ve lastiklerinin kontrol edilmesi hayati önem taşıyor. Avrupa dediğimiz araçlarda ise sadece antifriz değişimi, yağ bakımı, yağ filtresi bakımı, hava filtresi ve klima bakımı gibi bakımlar yapıyoruz. Yapılmadığı zaman bunlar sürücünün aleyhine olur. Mesela kışın fren tutmaz araç kayar, bir yere vurur ve bu gider sürücünün cebinden kat kat çıkar” şeklinde konuştu.

Bir aracın kışlık bakımının ortalama 450-500 TL’yi bulduğunu söyleyen Berk, bunun her araç için geçerli olmadığını, daha az masrafla da bakım yapılabileceğini söyledi. Kış mevsimi dolayısıyla sanayide az da olsa yoğunluğun başladığını dile getiren Berk, “Ama eskiye göre araç bakımı yok. İnsanlar eskiden araçlarına daha titizdi şu anda sürücüler o hassasiyeti göstermiyor” ifadelerini kullandı.

Mehmet Alkan isimli esnaf da, araçların kışlık bakımın önemli olduğunu aktararak, “Sürücüler kışlık bakım yapmazsa daha büyük sorunlarla karşılaşabilirler. O yüzden bir an önce kışlık bakımı yaptırsınlar. Bir arabanın kışlık bakım maliyeti ortalama 500 TL ama bu her araç için geçerli değil. Kaldı ki bir insan canı söz konusuysa bu fazla bir meblağ değil” diye konuştu. 

Barış Türel

ABD’nin Kaliforniya eyaletine bağlı Los Angeles kentinde Trump yönetimi karşıtları protesto gösterisi düzenledi. Los Angeles şehir merkezinde Refuse Facism (Faşizmi Reddet) grubunun öncülüğünde yüzlerce kişi bir araya geldi. Toplanma noktasında gerçekleşen konuşmaların ardından grup yürüyüş yaptı. Protestolar esnasında bir grup Trump destekçisi ise hem konuşmalar sırasında hem de yürüyüş esnasında protestoculara sözlü olarak sataştı. Yerel saat ile 13.00’te toplanmaya başlayan göstericiler yürüyüşe geçmeden önce konuşan organizatör Michelle Xai, milyonlarca insanın her uyandığında Trump ve Pence tarafından insanlığa karşı işlenmiş yeni bir suç gördüğünü, bunun öfke uyandırdığını ve aynı öfkenin bu kalabalığı bir araya getirdiğini söyledi. Xai, Rusya dokümanları ile ilgili olarak Trump’ın seçim kampanyasındaki kişilere mahkeme çağrısı gönderen Özel Danışman Robert Mueller’e gönderme olarak, “Magnificent Mueller (Muhteşem Mueller) size bir sihirbazlık sırrını anlatacağım. Trump ve Pence’in yok olmasını ister misiniz? Bu faşist rejimin yok olasını ister misiniz?” dedi.
Kadınların yönetimdeki yerini ve oy haklarını savunan Indivisible Suffragists Grubu Başkanı Brooke Teal Robbins ise, II. Dünya Savaşı sırasında yapılan katliamların çok basit bir düşünce ile başladığını, bunun faşizm olduğunu belirterek, bu sebeple faşizme karşı birlikte durmanın önemini vurguladı.

Hkısa müzik gösterisinin ardından yürüyüşe hazırlanan grup ile Donald Trump destekçileri arasında sözlü tartışma çıktı. Protesto grubunun içerisine giren bir Trump destekçisi, polis tarafından uzaklaştırıldı. Trump’ı destekleyen gruptan yazar Arthur Christopher Schaper, Trump’ı desteklediklerini ve Faşizmi Reddet grubuna kaşı olduklarını, ‘Faşizmi Reddet’ grubunun aslında kendisinin faşist olduğunu ve Amerikan hükümetini güç kullanarak yıkmayı amaçladıklarını söyledi. Protestocuların yürüyüşünü takip eden Trump yanlıları, yol boyunca sözlü tacizlerini sürdürdü. Protestocular ise yürüyüş boyunca “Trump’a Hayır, KKK’e (Ku Klux Klan) Hayır, Faşist ABD’ye Hayır”, “İnsanlık için Hayır, Hayır, Hayır” ve “Faşist Amerika’yı reddediyoruz” sloganları attılar. 

Aydın Tuna Palabıyıkoğlu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Türkiye’de kurulu rüzgar enerjisi ile elektrik üretim kapasitesini yüzde 17 artırmayı amaçladığı 1 milyar dolar harcanıp, bin MW gücünde rüzgar santralinin kurulması planlanan 12 il arasında Sivas da yer alıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM) verilerine göre, enerji üretiminde bin 642 MW’lik rüzgar potansiyeline sahip olan Sivas’ta şuanda kurulu bulunan rüzgar enerji santralleri ile 187 MW’lik elektrik enerjisi üretiliyor. Bu miktar mevcut potansiyelin sadece yüzde 11’iini oluşturuyor.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Yenilenebilir Enerji Kaynakları Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Yunus Torun, 1 milyar dolarlık yeni yatırım ile Sivas’ın da rüzgar enerji santralleri (RES) kurulacak 12 il arasında yer aldığını belirterek, “Türkiye’nin en büyük cari açık kalemlerinden birini enerji oluşturuyor. Şuanda enerjide yüzde 73 oranında dışa bağımlılığımız var. Bu manada ülkemizde uygulamaya konulan ‘milli enerji’ politikası var. Bu milli enerji politikası içerisinde enerjinin çeşitliliği ve enerjinin arz güvenliği adları altında iki başlık var. Enerjinin çeşitlendirilmesinde yenilenebilir enerji kaynakları önem taşıyor. Son yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılmasına yönelik çalışmalar var. Bu kapsamda yakın tarihimizde de önemli bir ihale gerçekleştirildi. Rüzgar enerjisi ile ilgili 1 milyar dolarlık bir ihale yapıldı. Bu ihalenin neticesinde rüzgar enerji çitliklerinin kurulacağı 12 ilden bir tanesi de Sivas. Sivas bu alanda rüzgar potansiyeli olan bir il” dedi.

Cumhuriyet Üniversitesi olarak enerjinin millileşmesini destekleyen çalışmalar başlattıklarını belirten Torun, “Yenilenebilir enerji kaynakları arttırılırken, bunun yanında enerjinin millileştirilme çalışmaları da var. Ülkemizde şu anda rüzgar enerji çiftlikleri yabancı firmalara bağımlı olarak kuruluyor. Bu kurulumların da milleştirilme sürecine girildi. Bu konuda hem üniversitemize hem de sanayimize bazı görevler düşüyordu. Bu bağlamda Cumhuriyet Üniversitesi olarak rüzgar enerjisi türbinleri üzerinde çalışmalarımız sürüyor” şeklinde konuştu.

Tüketimin yüzde 6.3’ü rüzgardan karşılanıyor

YEGM verilerine göre Türkiye’de bulunan 172 rüzgar enerji santralinin toplam kurulu gücü 5 bin 789,39 MW. 2016 yılında rüzgar enerji santralleri ile 15 milyar 369 milyon 548 bin kilovat/saat elektrik üretildi. Türkiye’de tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 6,3’ü rüzgar santrallerinden karşılanıyor. 

Göktürk Fırat

Prof. Dr. Canan Karatay, Kırşehir Belediyesi tarafından organize edilen programda, sağlıklı yaşamanın püf noktalarını anlattı. Neşet Ertaş Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen programa Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci ve eşi Zerrin Bahçeci, Baro Başkanı Mehtap Karaburçak Tuzcu, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Meryem Düğer, NTV Haber Spikeri Buket Aydın ve çok sayıda davetli katıldı.

Sunucu Duygu Canbaş moderatörlüğünde gerçekleşen program’da konuşan Canan Karatay kaya tuzunun beyaz altın olduğunu belirtti. Metaboliği bozuk organizmalarda düzelmenin cerrahi düzeltme ile olmayacağını anlatan Karatay, “Bacağınızı da kestirseniz kilonuz düşer ama metabolik bozukluk düzelmez. Onun için metaboliği bozuk olan bir organizmada cerrahi düzeltme olmaz.Tamamen kandırmaca. Bunların hepsi insanları perişan ediyor”dedi.

Türkiye’nin dünyada en çok ekmek tüketen toplum olduğunu ifade eden Karatay, “Türkiye’deki en büyük tehlike kullanılan ekmekler. Çünkü modern buğday ekmekleriyle yapılan ekmeklerde yüzde 10 katkı maddesi var. Bu maddede promür denilen ağır metal var. Vücuda girdiği zaman ağır metal olarak vücudu zehirlemektedir. Dost bakterileri öldürmektedir. Vücuda yağ girmezse hasta oluruz. Vücudumuzda 30 türlü yağ vardır. Bu yağ olmazsa hiçbirimiz hayatta olmayız. Doğal olarak bu vücuda girecek. Girmediği için şeker hastası oluyorsun. 2 türlü tehlikeli yağdan uzak durun. Doğada bulunan 2 türlü yağ çok tehlikelidir. Bu yağların ilki trigliserit adındaki yağlardır. Trigliserit yağlar arasında en tehlikeli olandır. Bir diğeri ise trans yağdır. Kanser de dahil olmak üzere bütün hastalıkların başı trans yağlardır. Vatandaşlar hasta olmamak için bu yağ türlerine dikkat etmelidir”diye konuştu.

“Kolesterolü yüksek olan kadınlar uzun yaşıyor”

Kolesterolün yüksek olmasının vücutta yangın olduğunu ve ve kolesterolü yüksek kadınların daha uzun yaşadığını anlatan Karatay, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kolesterolün yüksek olması vücutta yangın olduğunu gösterir. Eğer kolesterol ilacını alıyorsanız o yangına engel oluyorsunuz. Kolesterol hastasıyım diye boşuna üzülmeyin. Kolesterolü yüksek olan kadınlar uzun yaşıyor. Kaya tuzu beyaz altındır. Kaya tuzu için asırlardan beri savaşlar yapılmıştır. Dünyanın en sağlıklı tuzudur. Sağlığımız için gereklidir. Kaya tuzu tansiyonu yükseltmez”

Programın ardından konuşan Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, Prof. Dr. Canan Karatay’ın örnek bir Türk kadını olduğunu belirtti. Başkan Bahçeci, ”Hem ilim insanı olması yönüyle hem de verdiğiniz o geleneğimizden beslenen tıpla ilgili bilgileriniz gerçekten çok önemli. Bundan dolayı Kırşehir’de ağırlamaktan çok mutlu olduğumuzu belirtmek isteriz”ifadelerini kullandı.

Program Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin Prof. Dr. Canan Karatay ve sunucu Duygu Canbaş’a çeşitli hediyelerinin verilmesinin ardından sona erdi. 

Abdurrahman Dulkadir

Edinilen bilgiye göre, Nilüfer ilçesinde Üniversite-Yunuseli hattında çalışan özel halk otobüsü, Küçük Sanayi durağına hızlı bir şekilde girdi. Bunun üzerine durakta bekleyen yolculardan biri kartı okutup otobüse binip otobüs şoförüne “Kardeşim benim engelli çocuğum var otobüsü neden üstüme kırıyorsun benim canımın hiç mi kıymeti yok seni şikayet edeceğim” demesi üzerine oturduğu yerden kalkan şoför yolcuyu kolundan tutarak otobüsten indirdi. Otobüste bulunan diğer yolcular ne kadar ayırmak isteseler de otobüs şoförü adamı iterek zorla otobüsten indirdi. Otobüse binen yolcu, “Ben paramı verdim bindim. Ben sana küfür ettim mi, ben sana hakaret ettim mi, neden bana vuruyorsun” diyerek kendini savunurken şoför yolcuyu tekrar tartaklamaya başladı. Otobüs şoförü adamı ana yol kenarında bırakıp kapıları kapattı. Yolcunun parasını vermesine rağmen yolcuyu otobüse almayarak olay erinden ayrıldı. Olanlar ise bir vatandaşın cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.

Şoför görevinden uzaklaştırıldı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, özel halk otobüsünde yaşanan olayla ilgili açıklama yaparak, “Yolculuk yapmak isteyen bir vatandaşımıza saldıran özel halk otobüsü şoförü süratle görevinden uzaklaştırılmış. Konu savcılığa iletildi. Belediyemiz yasal sürecin takipçisi olacaktır” dedi.

Üniversite-Yunuseli hattında çalışan özel halk otobüsü Küçük Sanayi durağında hızlı girmesi üzerine bir yolcu ile tartıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine şoför yolcuyu otobüsten indirdi. Otobüse tekrar binen yolcu, “Ben paramı verdim bindim. Ben sana küfür ettim mi? Ben sana hakaret ettim mi? Neden bana vuruyorsun” diyerek kendini savunurken, şoför yolcuyu tekrar tartaklamaya başladı. Otobüs şoförü adamı ana yol kenarında bırakıp kapıları kapattı. Yolcunun parasını vermesine rağmen yolcuyu otobüse almayarak olay erinden ayrıldı.

“Belediyemiz yasal sürecin takipçisi olacaktır”

Yaşanan olayın ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Vatandaşlarımıza ulaşım hizmeti sunmakla mükellef olan yeşil özel halk otobüslerinin birinde dün meydana gelen olayı büyük üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Yolculuk yapmak isteyen bir vatandaşımıza saldıran özel halk otobüsü şoförü, süratle görevden uzaklaştırılmış. Bununla birlikte olayda mağdur olan vatandaşımızla bizzat görüşerek, yaşanan durumdan dolayı üzüntümüzü iletmiş bulunmaktayım. Akabinde konu savcılığa iletilmiştir. Belediyemiz yasal sürecin takipçisi olacaktır” dedi. 

Serkan Akkuş

Yaz bitti, son bahar geldi derken kış yüzünü göstermeye başladı. Birçok ilimizde kar yağışları şimdiden başladı. Ülkenin Batı’sından Doğu’suna kar yağışının ardından yollarda kalan sürücüler için bir nevi kurtarıcı olan kış lastiği uygulaması yürürlüğe giriyor. Peki Kış lastiği zorunluğu ne zaman başlayacak ve kış lastiği takmayan sürücülere kal TL para cezası kesilecek? Şehirler arası yollarda seyahat eden tüm araç sürücülerinin kış lastiği takma zorunluluğu tarihi belli oldu. Kış lastiğini takan sürücüler, yağışlı havalarda genel itibarıyla sorun yaşamıyor. Ancak araçlarına kış lastiği takmayan sürücüler, kar çilesi ile baş başa kalıyor. Yürürlüğe giren yasa ile 1 Aralık ile 1 Nisan tarihleri arasında sürücüler kış lastiği kullanmak zorunda. Aksi taktirde 715 lira ceza kesilecek. İşte kış lastiği ile ilgili merak ettiğiniz detaylar…

Bundan böyle otomobilleri de kapsayan zorunlu kış lastiği yasası, sürücülerin aklında birçok soru işareti uyandırdı. Aslında bu uygulama sürücülerin can güvenliği ve sağlıklı bir trafik hayatı için oldukça önemli. Biz de sizler için en çok merak edilen soruları cevaplandırdık.

NEDEN KIŞ LASTİĞİ KULLANMALIYIZ?

Her şeyden önce tabii ki güvenliğiniz için! Araç lastikleri farklı yol şartlarına göre daha iyi tutunma sağlamak adına çeşitlere ayrılır. Mesela, hız ve asfalt için tasarlanmış lastikler kullanan 4×4 bir SUV, toprak ve kum zeminde bütün çekiş özellikleri kaybeder. Kış lastikleri de özellikle soğuk havalarda aracınızın yol ile temasında hayati önem taşır. Kuru ve asfalt zemin için tasarlanan normal lastikler veya ‘dört mevsim’ olarak adlandırılan modeller ‘karlı ve soğuk’ kış günlerinde sürüş güvenliği açısından randımanlı değildir.

KULLANMAYANA YAPTIRIMLARI NASIL?

Bu kış özel otomobiller de kış lastiği takmak zorunda! Ülkemizde 5 yıldır ticari araçlar için uygulanan kış lastiği zorunluluğuna, yeni yasal düzenlemeyle binek araçlar da dâhil edildi. Bu kapsamda 1 Aralık ile 1 Nisan tarihleri arasında şehirler arası yollarda seyahat eden bütün araçlar kış lastiği kullanmak zorunda. Şehir içinde uygulama yapılıp yapılmayacağı, ortalama yerel sıcaklıklar dikkate alınarak valilikler tarafından belirlenecek ve duyurulacak. Valilikler, tarih aralığını öncesinde veya sonrasında birer ay artırabilecek. Aksi durumlarda 715 lira para cezası söz konusu. Yeni uygulama Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş durumda.

ZİNCİR Mİ, KIŞ LASTİĞİ Mİ?

Karlı havalarda kar zinciri bulundurmak zorunlu. Kış lastikleri özellikle düşük sıcaklıklarda aracın yola tutunmasını arttırır, çok aşırı buzlanma olmadığı sürece aracın kar üzerinde ve soğuk zeminde ilerlemesini ve fren mesafesini kontrol altına alır. Yol şartlarına göre özellikle yokuş iniş ve çıkış senaryolarında, şehir içinde kış lastikleri zincir ihtiyacını ortadan kaldırır. Çok zor şartlarda ise yaz lastiklerine göre daha az zincir takma ihtiyacı doğurur. Araca zincir takıldığında seyir hızının 30 km altında olması, kuru zeminde ise kesinlikle kullanılmaması gerekir.

ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Öncelikle kendini kanıtlamış markaları dikkate almak gerekir. Her kış lastiği, üstünde yazdığı gibi kış lastiği değildir. Büyük markalar ciddi harcamalarla yaptığı AR-GE raporlarına göre gerek taban tasarımı gerekse araç sınıf ve ağırlıklarına göre kauçuk oranını belirler. Özellikle Uzak Doğu’dan ülkemize gelen ve muhtemelen markasını ilk defa duyduğunuz markaları araştırın. Kararı satıcıların tavsiyesine bırakacaksanız ülkemizde kurumsal altyapısı olan markalara yönelin. Unutmayın “Dört Mevsim Lastiği” olarak da bilinen M+S lastikleri ( M = Mud = Çamur S = Snow = Kar ) ancak “Kış Lastiği” sembolünü taşıyorsa değerlendirilebilir.

YAZ LASTİĞİ KIŞIN GÜVENLİ Mİ?

Otomobil lastikleri farklı yol şartlarına göre daha iyi tutunma sağlamak adına çeşitlere ayrılır. Araçların üzerindeki standart yol lastikleri +7 derece ile +40 derece arasındaki sıcaklıklarda maksimum tutunma, viraj ve yakıt ekonomisi gibi unsurlarda etkilidir. Kış lastikleri üretiminde kullanılan özel bileşenler sayesinde +7 derecenin altındaki sıcaklıklarda kuru ve yağışlı zeminde yüksek tutunma ve fren hâkimiyeti sağlar. Kış lastikleri zor şartlarda yüzde 80’lere kadar güvenli olduğu bağımsız testlerle ispatlanmıştır. 

Belçika’nın Anvers şehrinde düğün yapan çift, tırı gelin arabası yaptı. Aslen Konya’nın Yunak ilçesinden olan damat Emrah Yelboğa (24), memleketlisi olan gelin Hasret Çetin’i (22) baba evinden, süslediği tırla aldı. Halaylar ve dualar eşliğinde baba evinden uğurlanan gelin, yakınlarının yardımıyla süslenen tıra bindirildikten sonra, damat Emrah Yelboğa’nın kullandığı tıra eşlik eden araçlarla birlikte şehir turu yaptıktan sonra düğünün yapılacağı salona gitti.

Oldukça ilgi çeken ve ilk defa gelin arabası gibi süslenmiş tır gören vatandaşlar, cep telefonlarıyla o anları kaydetti. Bu mutlu günlerini ilgi çeken süslü tırla taçlandıran genç çift, duygu ve düşüncelerini İHA’ya anlattı. Hayatını tır şoförlüğü yaparak kazanan damat Emrah Yelboğa, “Mesleğimden dolayı böyle bir karar aldık. Eşimin kendisi de çok istedi. Beraber karar verdik ve kendimiz beraber süsledik. Mutluyuz” dedi.

Gelin Hasret Çetin ise eşinin gelin arabası seçiminde kararsız kaldığını belirterek, “Birçok kişi yapma, güzel olmaz veya fazla aşırıya kaçar gibi şeyler söylediler. Böyle olsun diye çok ısrar ettim. O da kırmadı ve oldu. Değişiklik oldu. Burada da zaten hiç görülmemiş bir şeydi. Mutluyuz birlikte de süsledik” ifadelerini kullandı.
Eşinin mesleğiyle gurur duyduğunu dile getiren gelin Hasret Çetin, “Saklamak gereğini de duymadım. Göstermek istedik” dedi.

Süslü tırı gören vatandaşların büyük tepki verdiklerini belirten damat Emrah Yelboğa, “Kimisinin çok hoşuna gidiyor. Neredeyse hepsinin hoşuna gidiyor. Hani hiç ‘İyi olmamış’ diyenle karşılaşmadık. Gerçekçi oldu. Herkesin de hoşuna gittiğini düşünüyorum” diye konuştu. 

Cafer Yıldırımer