Geçmiş dönemlerde skandal aşklarıyla gündeme gelen Aynur Aydan, uzun süredir çok sevdiği Alaçatı’da yaşamını sürdürüyor. Alaçatı’da taş ev satın alan Aydan, 5 Eylül tarihinde yaşadığı hırsızlık olayının ardından on gün içinde iki kez soyulunca büyük sarsıntı yaşadı.

Aynur Aydan’ın evine herhangi bir zorlama olmadan para ve pasaportunun çalınması, akıllarda çeşitli soru işaretleri bıraktı. Evi ikinci kez soyulan Aydan, Çeşme Emniyet Müdürlüğüne başvurarak şikayetçi oldu. Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri Aynur Aydan’ın evine gelerek incelemelerde bulundu.

“Kapılarda kırık yok, ne olduğunu anlayamadım”

Yaşadığı soygun olayından dolayı büyük üzüntü yaşayan Aydan, yaşadıklarını şöyle anlattı;
“Hiç böyle şeyler yaşanmazdı. Çeşme’de, Alaçatı’da kapılarımız açık otururduk. Anlayamadım yani. Bayramın son günüydü, param kalmamıştı. Gidip bankamatikten çekeyim dedim. Fazla para da evde bulundurmam. Beş bin lira çektim, geldim. Temizlikçi kadın da evde iş yapıyordu. Onun parasını verdim. Kadın, işini bitirdi gitti. Çantama bakamadım. Çantamı kenara attım. Sonra, parayı ortadan kaldırayım, dedim. Parayı saydım. 3 bin lira. 2 bin lirası yok. Amerika’dan oğlum gelmişti. O da, pantolonunun cebinde 300 dolarının olmadığını söyledi. Bana, ‘Sen aldın zannettim’ dedi. ‘Oğlum, ben alır mıyım hiç’ dedim. Biz elimizi sürmeyiz birbirimizin herhangi bir şeyine. Kim alabilir? İş yapan kadın da bana devamlı, ‘Aynur abla dikkat et. Suriyeliler geliyor. Hırsızlık oluyor. Her yeri soydular. Bizim eve girdi’ gibi şeyler söylüyordu. Temizlikçi kadın, geçen sene de bana geliyordu. Fakat geçenlerde, üst katta birçok kıyafetlerim vardı. Bir saat geçti aşağıya inmedi. ‘İşi bittiği halde yukarıda ne yapıyor acaba’ dedim. Çıkıp baktım. Elbiselere karıştırıyordu. ‘Sen ne yapıyorsun? Elbiseleri mi karıştırdın?’ dedim. ‘Yok, abla devrilmiş, onları aldım’ dedi. Kimseye iftira atamıyorsun. Ama evime giren kimse yok. Acaba bankadan mı yanlış çektim, diye düşündüm. Hadi benim öyle olsa, oğlumun parası nerede? Gidip bankadan araştırdım, ‘beş bin lira çektin’ dediler. Gitti para. Neyse, ben parayı kaldırayım dedim. Bir yerden 3 bin lira alacağım vardı. Onu aldım. Bir de benim ayrı bir yerde beş yüz dolarım vardı. Yaklaşık 8-10 bin lira param vardı. Tabi para elde durmuyor. Vereceğim yerler vardı. Onları hazırladım. Bir kutuya koydum. Çek yatın altına koydum. Çantamdaki para bitti. Kutudan alayım dedim. Bir baktım, ne pasaport var, ne de o para var. Çantalar almıştım. Onların hepsi duruyordu. Bir iki akşamdır evde bir takırtı hissediyorum. Ama hiç ümit etmedim. Kapılarda bir kırık yok. Ne olduğunu anlayamadım.”

Gözyaşlarını tutamadı

Yaşadığı hırsızlığın şokunu üzerinden atamayan ve gözyaşlarını tutamayan Aynur Aydan, bilen birisinin hırsızlığı yaptığını düşündüğünü belirterek, “Beş bin liranın içinden iki bin lirasını mı alır hırsız? Hepsini almaz mı? Hırsızlık, parayı bankadan aldığım gün oldu. Paranın hepsi iki yüzlüktü. Nasıl saydı on tanesini aldı? Biz bahçede otururken bir demet çekip aldı. Kadını da suçlamak istemiyorum. Gözümle görmedim ki” dedi.
Polis memurları, evde parmak izi tespiti de yaparak, Aynur Aydan’ın ifadesini alıp, tutanak tuttular. Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı.

Muhammet İsa Atagöz

 

Kaçakçılık ve Organize Suçlar, Narkotik, Terör, Asayiş, Trafik ve diğer birimlerle birlikte 800 polis memuru ile 57 polis ekibi görev aldığı huzur operasyonunda, umuma açık yerler, park ve bahçeler, metruk bina ve inşaatlar, sokak araları, yol ve kavşaklar başta olmak üzere şehir okul bahçeleri ile ara sokaklar kontrol edildi.

Operasyonda; 4 bin 959 şahıs sorgulanırken, değişik suçlardan 323 şahsın kaydı olduğu tespit edildi. 345 yabancı şahıs kimlik kontrolü yapılan operasyonda, uyuşturucu, hırsızlık, yaralama, dolandırıcılık gibi suçlardan aranan 14 şahıs yakalandı. 272 aracın kontrol edildiği operasyonda, 39 araca toplamda 17 bin 773 TL para cezası kesilirken, 4 araç trafikten men edildi. 128 işyerinin kontrol edildiği aramalarda, 2 adet av tüfeği, 1 kurusıkı tabanca ele geçirildi. Kontroller sırasında üzerinde silah ve kesici aletlerle yakalanan 11 kişi hakkında idari işlem yapıldı. Huzur operasyonda, halk açık alanda alkol tüketimi yapan şahıslar ve üzerlerinde kimlik taşımayan kişiler polis merkezine götürüldü. Uyuşturucu satıcısı gözaltına alındı Kahramanmaraş Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan operasyonda Yörük Selim Mahallesinde uyuşturucu ticareti yapan A.S. (23) gözaltına alındı. Uyuşturucu satısının üzerinde ve evinde yapılan aramada 186 gram esrar maddesi ele geçirildi. Gözaltına alınan A.S. sorgulanmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldü.

2017- 2018 eğitim öğretim yılı bu sabah itibari ile başladı. Okulun ilk gününde öğrenciler sabahın erken saatlerinde yollara çıkarak ilk ders saatine yetişmeye çalıştı. Okulların açılmasıyla birlikte servis araçları da İstanbul trafiğinde yerini aldı. Sabah saatlerinde Yenibosna’dan çekilen görüntülerde çok sayıda servis aracının trafikte yerini aldığı görüldü. Servis araçlarının dahil olmasıyla birlikte trafik yoğunluğu yaşandı. 

Metrobüs duraklarında okul yoğunluğu erken saatlerde başladı

2017-2018 Eğitim Öğretim yılının bugün başlamasıyla birlikte, okul yoğunluğuna kalmak istemeyen vatandaşlar, sabahın erken saatlerinde metrobüs duraklarını doldurdu. Metrobüslerde aktarma merkezi olarak bilinen Avcılar’da araçların kapı önlerinde uzun kuyruklar oluştu.

İstanbulların en çok kullandığı toplu taşıma aracı Metrobüs de hem pazartesi hem de okul dönemi yoğunluğundan nasibini aldı. Öğrenciler ve eğitimcilerin oluşturacağı yoğunluğa kalmak istemeyen vatandaşlar, sabahın erken saatlerinde metrobüs duraklarını doldurdu.

Aktarma merkezi olarak biline ve sıklıkla boş metrobüslerin kalktığı Avcılar Merkez durağında araç kapılarının denk geldiği yerlerde bir hayli uzun kuyruklar oluştu. Durakta bazı vatandaşlar iki dönemeçli kuyruklarda beklerken, bazıları da oturabilmek için arka kapılarda şansını denedi. 

İsmail Coşkun
 

Sınıf arkadaşları okulun başladığı bugün üniformalarını giyerek, sahilde ailesinin yanında onu bekledi. Acılı ailesi de onun okul kıyafetlerini ve kitaplarını masaya dizdi. Çocuğunun okul kıyafetine sarılarak gözyaşı döken anne ile fotoğrafına sarılan babası yürekleri sızlattı. 

Beşiktaş Arnavutköy Akıntıburnu’nda 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Beraberlik Günü’nde arkadaşlarıyla birlikte denize girdikten sonra akıntıya kapılarak kaybolan 17 yaşındaki Furkan Yıldırım’ı arama çalışmaları 65 gündür sürüyor. Furkan’ın ailesi kaybolduğu yerde Beşiktaş Belediyesi tarafından kurulan çadırda yatıp kalkıyor. Acılı babası Memduh Yıldırım ve eşi Kezban Yıldırım, çocuklarını bir yandan beklerken, diğer yandan da okul kıyafetlerini ve kitaplarını çadırın önündeki masaya dizdi. Baba Yıldırım’ın oğlunun fotoğrafına sarılıp, anne Yıldırım’ın da okul kıyafetine sarılıp gözyaşı dökmesi yürekleri sızlattı.

Sınıf arkadaşları kaybolduğu yerde okul kıyafetleriyle onu bekledi

Arama çalışmaları Marmara Denizi’nde sürdüğü Furkan Yıldırım’ın okuduğu Esenler Oruç Reis Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ndeki sınıf arkadaşları da, okul kıyafetlerini giyerek ailesinin yanına geldi. Eğer denizde kaybolmasaydı bugün 12’nci sınıfa başlayarak üniversite sınavlarına girecek olan Furkan’ın oturduğu sıra bugün boş kaldı. Sahile Furkan’ın ailesinin yanına gelerek birlikte bekleyen arkadaşları, onu anlatırken sözleri boğazlarında düğümlendi.

“Onun sırası bugün boş kalacak’

Furkan sınıf arkadaşı Kadir Can Yağcı başını eğerek, “65 gün oldu, halen Furkan’dan bir haber yok. Aramaların hızlandırılmasını istiyoruz. Arkadaşımızdan hala bir haber yok. Aramalar biraz daha hızlanırsa hepimiz için iyi olacak. Furkan kendi halinde bir çocuktu, sessiz, kimseye karışmazdı. Derslerinde de başarılıydı sadece dersle ilgilenirdi” dedi. Furkan’ı arama çalışmalarının hızlandırılmasını isteyen arkadaşı Mehmet Bakaç da, “Furkan ile hem aynı sınıftayız hem de aynı yaştayız. Bir an önce arama ve kurtarma çalışmalarının hızlandırılması ve onun bulunmasını istiyoruz. Okulların açılmasından ziyade anne ve babası burada harap oldu. Kolay değil, Allah yardımcıları olsun bir an önce bulunsun istiyoruz. Onun sırası bugün boş kalacak. İnşallah resmini sıraya koyacağız” ifadelerini kullandı. Furkan’ın arkadaşı Yusuf Akkaya ise, “Bugün 65 gün oldu ama hiçbir haber yok. İnşallah bizimle bu sene devam edecek” şeklinde konuştuğu esnada sözleri boğazına düğümlendi.

“Çocuğum lise 4’e gidecekti ama halen haber yok”

Acılı baba Memduh Yıldırım da, “Çadırda onu bekliyoruz. O kadar arama yapılmasına karşın hiçbir şey bulunamaması bizleri daha çok üzüyor, kahroluyoruz. Bugün okullar açıldı, çocuğum lise 4’e gidecekti ama halen haber yok. Ne zamana kadar bekleyeceğiz, bilmiyorum. Umutlar sanki azaldı, aramaların yavaşladığını hissediyoruz. Aramaların sıklaşmasını ve çocuğumun bulunmasını istiyoruz. Bugün burada Furkan’ımın okul arkadaşları, sınıf arkadaşları geldiler. Okula gideceği için burada toplanalım, Furkan’ı bir analım istedik” dedi.

“Her gün ‘anne ben okula gidiyorum’ derdi”

Acılı Anne Kezban Yıldırım ise, “65 gün oldu, halen ondan haber yok. Gece ve gündüz bekliyoruz. Okul kıyafetlerini akşamdan hazırladım. Her yıl olduğu gibi bugün de hazırladım. Her sene onu okula gönderiyordum. Bu yılda öyle hazırladım, oğlumu bekliyorum. Şu an arama yok bende bekliyorum. Zor durumdayız. Yarın kalkıp okula gidecekti. Her gün ‘anne ben okula gidiyorum’ derdi. Bende onu duayla gönderirdim. Bizim için çok zor, 65 gündür biz yaşamıyoruz. Arkadaşları da buraya bize desteğe geldi, belki onların gelmesiyle bulunur” diye konuştu.

Acılı ailenin sahilde bekleyişi sürerken, Furkan’ın yarın 18 yaşına gireceği öğrenildi. 

Doğan Can Cesur – Caner Sönmez
 

Ağır kronik hastalığı nedeniyle cihaza bağımlı yaşayan hastaların elektrik fatura bedeli ve kesintisiz güç kaynağı, jeneratör ihtiyaçları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından karşılanacak. Enerji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve evde bakım hizmetlerine destek olan sivil toplum örgütlerinin işbirliğiyle gerçekleşen projeyle binlerce hastanın elektrik faturası karşılanacak. Cihaza bağlı hastalar yüksek elektrik faturalarını ödemekte zorluk çekerken, jeneratör yokluğunda ise ölüm riskiyle karşı karşıya gelebiliyorlar.

AYLIK BİN 500 TL DESTEK

Bakanlık elektrik faturasının dışında kronik hastalar için de yeni sosyal yardım hizmeti başlatıyor. “Kronik hastalıklara yakalanan yoksullara destek programı” kapsamında, ilk aşamada 4 bin 300’ü aşkın tüberküloz ve kızamık virüsünün yol açtığı bir beyin hastalığı olan SSPE hastalarına aylık bin 500 liraya kadar nakdi ödeme yapılacak. Bu hastaların ihtiyaçlarının karşılanması için projeler yürütülecek.

DÜNYADA BİR İLK OLACAK

Zorluk yaşayan vatandaşların desteklenmesi amacıyla başlatılan sosyal yardım programı, birçok yönüyle dünyada da bir ilk olma özelliğini taşırken, sosyal yardım programıyla ailelere düzenli psikososyal destek de sağlanacak. Yardımlar PTT aracılığıyla Sosyal Yardım Kartları üzerinden yapılacak. Evlerinden ayrılamayan vatandaşlar ise “Konutta Ödeme Sisteminden” faydalanabilecek. Bu sistem sayesinde yardımlar vatandaşların ayağına götürülecek.

Betil Baş – Sabah gazetesi

Her geçen gün daha da büyüyerek yeni projelere imza atan İhlas Eğitim Kurumları, hedeflediği rotasına emin adımlarla ilerliyor. “Yaz boyunca öğrencilerimizi nasıl daha iyi yetiştiririz, onun derdine düştük” diyen İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdürü Bedri Yeltekin, yeni eğitim-öğretim dönemi başta olmak üzere değişen müfredat ve okul fobisi vb. konuları gazetemize değerlendirdi. İşte Yeltekin’in sorularımıza verdiği cevaplar:

¥ Okullar bugün açılıyor. Öğrenciler ve veliler çok heyecanlı. Öğretmenler ve siz yöneticilerde heyecan var mı?

 Olmaz mı? Öğrencilerden daha heyecanlı olduğumuzu söyleyebilirim. Yaz boyunca öğrencilerimizi nasıl daha iyi yetiştiririz, daha iyi ve başarılı insanlar olmalarını nasıl sağlarız diye düşündük ve çalıştık. Çocuklarımız için bu kadar düşündükten ve çalıştıktan sonra ilk zilin çalışı biraz heyecan yapıyor hâliyle.

¥ Okul fobisi gündemde… Okula başlama konusunda sıkıntı çeken çocukların sayısının artmasını neye bağlıyorsunuz?

Bu durum tamamen anne baba tutumlarıyla ilgili. Eğer herhangi bir durum karşısında ebeveyn rahatsa, çocuklar da rahat olur. Okula başlamadan önce anne sürekli çocuğuna okulda başına bir şey gelmemesi için tavsiyelerde bulunuyor, okulun içinde kaybolması durumunda ne yapması gerektiğiyle ilgili talimatlar sıralıyorsa, çocukta kaygı oluşması normaldir. Aynı şekilde okuldan eve dönen çocuğa “Bugün başına kötü bir şey geldi mi?” “Hiç ağladın mı?” gibi negatif sorular sormak da, çocuklarda “okulun kötü şeyler yaşanan bir yer” olduğu algısına yol açar. Bunun yerine, “Bugün okulda eğlendiniz mi?”, “Seni en mutlu eden şey neydi?” türü sorular sormak gerekir. 

¥ Öğrenciler yaklaşık üç ay tatil yaptılar. Siz eğitimciler de tatil yapıyor musunuz? 

Tabii karneyi verip koşarak tatile çıkmıyoruz. Önce bir önceki eğitim-öğretim yılının değerlendirmesini yapıyoruz öğretmen arkadaşlarımız ve idarecilerimizle birlikte. Doğru yaptığımız şeyler, değiştirilmesi veya güncellenmesi gereken alanlar tek tek listeleniyor. Sonra biraz tatil yapıp tekrar geliyor ve bu sefer bir sonraki eğitim-öğretim yılına hazırlanmaya başlıyoruz. Eğer biz de okulun açıldığı gün gelirsek her şey aynı tas, aynı hamam devam eder. Hâlbuki değişimin en hızlı yaşandığı alan belki de eğitimdir. Öğretmen arkadaşlarıma da zaman zaman söylediğim bir şey var. Diğer meslek grupları yürürken, biz koşmak zorundayız. Onlar koşmaya başladığında, bizim depara kalkmamız gerekir. Müfredat programlarında yapılan güncellemeler de bu amaca yönelik yapıldı; öğrencilerin hızına yetişebilmek.

¥ Programların güncellenmesine değindiğiniz… Müfredat programlarındaki değişiklik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ülkemiz için çok olumlu bir gelişmeydi müfredat programlarının güncellenmesi. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında 1, 5 ve 9. sınıflarda yeni müfredat programı uygulanacak. Biz de İhlas Koleji olarak üzerimize düşeni yaptık ve bütün öğretmenlerimiz değişen müfredatı detaylı bir şekilde incelediler. İncelemenin ardından da kapsamlı bir rapor hazırlayıp bakanlık yetkilileriyle paylaştık. Tabii hâlâ değişmesi veya iyileştirilmesi gereken alanlar var. Ancak biz müfredat üzerinden politik tartışmaların içine çekilmeye devam edersek gerekli iyileştirmeleri yapamayız. Türkiye’de maalesef müfredatla ilgili yaşanan tartışmaların neredeyse tamamı siyasi zeminde yapılıyor. Bu çok yanlış. 

¥ Peki, müfredat değişikliğiyle tam olarak ne amaçlandı?

Değişikliğin en büyük sebeplerinden bir tanesi bireyin ve toplumun değişen ihtiyaçları elbette. Bilgiye ulaşma yollarının kolaylaşması ve hızlanması… Öğretmen artık bilgi transferi yapan kişi olmaktan çıktı, öğrenme lideri konumuna geldi. Bütün bunlar yan yana geldiği zaman eğitimde niteliğin artması ihtiyacı doğdu ve bakanlık bunu öğretim programlarında kademeli olarak bir değişiklik yaparak gerçekleştirmek istedi. Öğrencilerimiz ayrıca sınav sistemlerinden dolayı çok fazla bilgiye maruz kalıyorlar ve öğretimin yanında eğitimi biraz ihmal edebiliyoruz. Yeni müfredat bunun da önüne geçecek şekilde tasarlandı. 

Önceliğimiz iyi bireyler yetiştirmek

“Üniversite yerleştirmelerinde öğrencilerimiz bizleri çok memnun etti” diyen Yeltekin şöyle devam etti: Onlara teşekkür ederim. 21 öğrencimiz tıbbı kazandı. Öğrencilerimizin tamamına yakını seçkin üniversitelere yerleştiler. Ama her zaman söylediğimiz gibi bizim önceliğimiz iyi insan olmaları. Bunun için yaptığımız birçok şey var. Öncelikle öğretmenlerimizi seçerken çok titiz davranıyoruz. Öğrencilerimize rol model olabilecek, onlara birçok konuda rehberlik edebilecek öğretmenlerle çalışıyoruz. Öğrencilerimizin iyi ve saygılı bireyler olarak yetişmelerine uygun bir okul iklimi oluşturuyoruz. 

İnşallah 2017-2018 eğitim-öğretim yılı ülkemiz için çok güzel geçer. Bu sene artık bütün çocuklar iyi olsun, mutlu olsun istiyoruz. Televizyonda haber seyrederken içimiz kan ağlıyor. Dünyanın bir tarafında çocuklar mutlu mesut yaşarken, diğer tarafında gözyaşı dinmiyor. Böyle bir durumda bizim de çok rahat olmamız beklenemez. Hiçbir şey yapamasak bile üzülmemiz ve dua etmemiz gerekiyor. Öğrencilerimizin de hem kendi durumlarına şükretmeleri hem de farkındalığı yüksek bireyler olarak yetişmeleri için dünyada neler olup bittiğini öğrenmeleri lazım. İnşallah bu sene kötü haberler azalır, iyi haberler çoğalır.

Mahmut Özay – Türkiye gazetesi

Türkiye genelinde 2017-2018 eğitim-öğretim dönemi bugün çalan zille başladı. 18 milyon öğrenci, 1.5 milyonu aşan öğretmen ile uzun bir tatilin ardından okullara gitti. Ancak bu 18 milyon öğrenci kadar şanslı olmayan öğrenciler de vardı. Çukurova’nın bereketli topraklarına ekmek parası için göç eden Doğu ve Güneydoğu Anadolulu tarım işçilerinin çocukları okulun açılmasına rağmen tarlada çalışmaya devam ediyor. 40-50 lira yevmiye ile çalışan tarım işçilerinin çocukları aile ekonomisine katkıda bulunmak için zil çalsa da okul yerine tarlada iş başı yapmak zorunda kalıyor. Tarım işçilerinin çocuklarından bazıları okula 1-2 ay sonra başlarken, bazıları onlar kadar şanslı olmadığı için okulu bırakmak zorunda kalıyor. Yaşları 13 ile 18 arasında değişen 10 kız çocuğu yaşıtları en güzel kıyafetlerini giyip, en yeni kırtasiye malzemelerini alarak okulun yolunu tutarken, onlar sabahın 05.00’inden akşam 18.00’e kadar en az 9 saat olmak üzere Adana’nın sıcağında çalışmak zorunda kalıyor. Çocuklar okula gidip iyi bir gelecek elde etmek yerine aile ekonomisine katkıda bulunmak için neredeyse 13 saat çalışıyor. Lahana tarlasında ot yolan kız çocukları okumak istiyor ancak maddi imkansızlık el vermiyor.

“Çalışmak zorundayız”

15 yaşındaki Sabia Çiftçi, tarlada çalıştıklarını okula gitmediğini 8. sınıfta okulu bırakmak zorunda kaldığını belirterek, “7 kardeşiz burada çalışarak günlük 50 lira kazanıyorum” dedi. 

Fatma Çelik ise çalışmak zorunda olduğu için okulu 7. sınıfta bıraktığını anlatarak, “15 yaşındayım, okula gitmiyorum tarlada çalışıyorum. Çalışmak zorundayım 6 kardeşim var” diye konuştu. 

Cevriye Çetin (15) ise 8. sınıftayken çalışmak için okulu bıraktığını, annesinin çalışmadığını babasının da belirli biri işi olmadığını 6 kardeşi için çalıştığını söyledi. 

Fatih Keçe-Serkan Çetinkaya
 

Kars ili ile Ardahan ilinin ortak kullandığı Çıldır Gölü’nde son 10 yılın en kurak dönemi yaşanıyor. Yaban hayatına da ev sahipliği yapan Çıldır Gölü’nde su seviyesinin hızlı düşmesi vatandaşları da şaşırıyor.

Yüzölçümü 115 kilometre olan Çıldır Gölü’nün suyunun çekilmesinin en büyük sebebinin kuraklık olduğunu ifade eden vatandaşlar, bölgeye 40 gündür yağmur yağmadığını belirttiler.

Kuraklık olduğu için gölün suyunun çekildiğine dikkat Remzi Kara, “Kuralık mevsimi olduğu için, kuraklıktan oldu. Çok sıkıntı oldu. Şimdi bakalım ne olacak. İnşallah yağmur yağar dolar” dedi.

Bu yıl aşırı kuraklık olduğunu belirten Suat Sarıçayır, “Yağmur yamadı, dağlardan kar suyu fazla geliyordu, bu sene gelmedi. En büyük sebebi kuraklık. İlk kez bu kadar çekildi, bu yıl, bütün kaynaklar kurudu. Bu göle yazık olur, bunun şimdi kıyıdan 1 metre gitmesi, ortadan 3 metre gitmesi anlamına gelir. Gölün derin yerleri 2-3 metre çekildi. Kenardan 4 metre çekilen yerler var. En büyük sebebi kuraklıktır. Aşırı kuraklık oldu. Burada bizim aşırı yağmurlar yağardı. Bu yıl yaklaşık 40 gündür 1 kere normal bir yağmur yağdı” diye konuştu.

Son yılların en kurak mevsimin yaşandığı Kars’ta, Çıldır Gölü’de kuraklıktan nasibi aldı. İçerisi yosun bağlayan göl yaklaşık 3 metre çekildi. Yüzlerce yaban hayvanlarını da kıyılarında barındıran Çıldır Gölü son 10 yılın en kurak dönemini yaşıyor. 

Işık Çapanoğlu

Türkiye Aşçılar Federasyonu Milli Takım Pasta Şefleri, yenilebilir sanat olarak adlandırılan şeker hamurundan yaptıkları, en küçüğü 60 santimetre yüksekliğindeki heykeller ile olimpiyatlarda yoğun ilgi gördü. Altın madalya alan Şef İnci Orfanlı Erol’un, Albert Einstein’ı ve gümüş madalya alan Şef Tuğba Yavaşça’nın Ludwig van Beethoven’ı en çok dikkat çeken eserlerin başında geldi. Uluslararası alanda başarısı onaylanmış bu renkli eserler, 15 Eylül tarihinde TAFED’in milli aşçılarının katılımıyla Maltepe Park Alışveriş Merkezi’nde’ Yenilebilir Heykeller’ sergisi adı altında sergilenmeye başlandı.

Heykeller hakkında bilgi veren Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türkiye Aşçılar Federasyonu Milli Takım Direktörü Emrah Köksal Sezgin, ”Bu proje, 16 kişilik milli takımımızın dünyada katıldığı yarışmalarda elde ettiği başarıları sergilediği heykellerin, bir formatta toplanıp milletimizin bunlarla haber olmasıyla alakalı ortaya çıktı. Sonrasında sergi ile ilgili bir teklif gelince, bizim ürünleri sergileyebilmemiz ve insanların bu işten haberdar olma adına ortaklaşa bir proje olarak hayata geçti” diye konuştu.

Heykellerin kazandığı madalyalara değinen Sezgin, ”Sergideki çoğu heykelimiz, son Olimpiyat Kupası’nda yarışmış ve takımıza 17 tane altın, 10 tane gümüş ve 6 bronz madalya kazandırmış heykellerden oluşuyor. Konsept olarak insan figürü, büst, ütopik hayvanlar ve şeker hamurunda yapılan çiçekler mevcut. Aslından biraz konseptte göre çalışıyoruz. Özgün tasarımlar olduğu için sanatçının o andaki, o yarışmayla alakalı belirlediği duruma göre değişen figür ve heykellerde oluşuyor” şeklinde konuştu.

Heykellerin tamamlanma sürecinden bahseden Sezgin, ”En basit dediğimiz heykel 3 aydan önce tamamlanamıyor. Tamamı yenilebilir şeker mamulü, yani pudra şekerinden, çiçek hamuru ve benzeri yapılıyor. Zaten kural gereği de heykelin tamamının yenilebilir olma şartı var. Bu sergide heykellerin hepsi yenilebilir durumda. Bizim dışımızda bu konuda çalışan sanatçılar var. Bizde bu sanatçıların içinde en başarılılarını milli takıma alıp ülkemizi temsilen yurt dışındaki yarışmalara göndermeye gayret gösteriyoruz. Bu konu Türkiye’de giderek gelişmekte. Bununla ilgili bir takım olduğunu ve ülkemizin temsil edildiğini insanların duymasını istiyoruz. Bu işler destek olmadan olmuyor. Devlet büyüklerimize bu iş alakalı desteğe ihtiyacımızın olduğunu söylemek istiyorum” dedi.

Sergi, Ece Türkiye Proje Yönetimi AŞ tarafından yönetilmekte olan Maltepe Park Alışveriş Merkezi’nde 24 Eylül tarihine kadar görülebilecek. Tüm ziyaretçilere açık olan sergi kapsamında; hem çocuklar hem de yetişkinler için ücretsiz olarak gerçekleştirilecek atölyelerde ise heykel sanatının incelikleri aktarılacak. Atölyelere 16,17,23,24 Eylül tarihlerinde, 12.00- 13.00 ve 14.00-15.00 saatlerinde katılımcı olunabilecek. 

Dev köpek balığını taşımak mümkün olmayınca balıkçıların imdadına forklift operatörü yetişti. Balıkçı Ömer Kocaman, camgöz diye isimlendirilen köpek balığının kıyıdan 6 mil uzakta yüzdüğünü bu nedenle insanlara zarar vermesinin söz konusu olmadığını belirterek, vatandaşların tedirgin olmaması gerektiğini söyledi. 

Geçtiğimiz gece vira bismillah diyerek Karacabey Boğazı’ndan denize açılan Bursalı balıkçıların ağına biri 700, diğeri 500 kilogram ağırlıklarında 2 adet camgöz denilen köpek balığı takıldı. Vinç yardımıyla köpek balıklarını güçlükle tekneye çeken balıkçılar daha sonra dev canavarları limana getirdi. 700 kilogram ağırlığındaki balık sergilenmek üzere Manisa’ya gönderilirken 500 kilogram ağırlığındaki balık ise Bursa’ya götürüldü.

Kocaman Balıkçılığın Beşevler Mahallesi’ndeki restoranına getirilen dev köpek balığını getirildiği araçtan 10 kişilik ekip indirdi. Ancak taşımakta güçlük çekilince devreye iş yerine çağrılan forklift operatörü girdi. Forklifte kalın halatla bağlanan balık baş aşağı asılarak sergilendi. İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Araştırma Bölümü’ne deney amaçlı verilecek olan dev köpek balığının özellikle ağzı ve dişleri görenleri hayrete düşürdü. Testereyi andıran dişleri yakından görenleri hayretler içinde bıraktı. Vatandaşlar büyük ilgi gösterdiği köpek balığını cep telefonları ile görüntüledi. Bazı vatandaşlar ise köpek balığı ile hatıra fotoğraf çektirdi.

Balıkçı Ömer Kocaman, “Dün gece saat 04.30 civarlarında yakalandı. Yanlız bunun bir eşi daha vardı. 700 kilo civarındaydı onu Manisa’daki mağazamıza yolladık. İkisi bir arada gelince tayfalar arasında biraz endişe olmuş. Ancak teknedeki vinçler 50 tona kadar yük kaldırabildiği için arkadaşlar tekneye çekmişler. Marmara’da sürekli görülen bir cins köpekbalığı. İnsanların yüzdüğü mesafelere gelmediği için bir sorun teşkil etmiyor” dedi. 

Serkan Akkuş