Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), cep telefonunu kaybeden vatandaşın yapması gerekenleri kamuoyu ile paylaştı. BTK bünyesinde kurulan Bilgi ve İhbar Merkezi’nin (BİM) 0 312 294 94 94 numaralı telefonunu arayarak 15 haneli IMEI numarasını bildiren vatandaş, hattın iletişime kapanmasını sağlıyor.

Resmi internet sitesinden bir vatandaşın ‘Cihazımı kaybettim/çaldırdım. Ne yapmalıyım?’ sorusunu cevaplandıran BTK, şu açıklamada bulundu; “Cihazına ait IMEI numarası beyaz listede bulunan ancak cihazı çalınan, yağmalanan, kaybolan veya her ne suretle olursa olsun rızası dışında elinden çıkan kişiler cihazının elektronik haberleşme şebekesinden hizmet almasını engellemek için e-Devlet kapısı üzerinden veya telefon yoluyla BİM’e ihbarda bulunur. Ayrıca Mahkemelere veya Cumhuriyet Başsavcılıklarına da çalıntı cihaz ile ilgili başvuruda bulunulabilir. Kayıp/çalıntı ihbarının gerçekleşmesi için öncelikle cihaza ait 15 rakamlı IMEI numarasının bilinmesi, hat sahibi olan kişinin telefon ile ihbarda bulunması gerekmektedir. Ayrıca Mahkemelere veya Cumhuriyet Başsavcılıklarına da çalıntı cihaz ile ilgili başvuruda bulunulabilir.”

‘Kayıp/çalıntı cihazımın bulunmasını istiyorum. Ne yapmalıyım?’ sorusunun da cevaplandırıldığı açıklamada, “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun çalınan, gasp edilen veya kaybedilen telefonları bulmak ve ilgili kişiye teslim etmek gibi görevleri bulunmamaktadır. Bu konuda adli mercilere başvurulabilecektir.” denildi.
BTK, vatandaşlara, cep telefonlarının çalınması durumunda, ilk olarak 0 312 294 94 94 numaralı telefondan BTK’nın Bilgi ve İhbar Merkezi’nin aranması çağrısında bulundu. Ancak bu numarayı aramadan önce IMEI numaranızı mutlaka bilmeniz gerekiyor. 

NHS England, hastaneleri daha sağlıklı hale getirmek için satış merkezlerini hedef aldı. NHS England kararından şişeli, kutulu ve doldurulabilir şekerli içeceklerin yanında glikozlu kahveler de etkilenecek. Bu kararın meyveli içecekler ve şekerli sütlü içecekleri de etkileyeceği belirtildi. NHS England, perakende satış mağazalarının de şekerli içeceklerinin satışını bir yıl içinde toplam içeceklerin yüzde 10’una kadar indirmesini istiyor.

WHSmith, Marks & Spencer, Greggs, Subway and the Royal Voluntary Service gibi perakende satış merkezleri şekerli içecek satışlarını düşürmeyi kabul ettiklerini açıkladı.

“BİR KAŞIK ŞEKER İLACIN İNMESİNE YARDIM EDEBİLİR”

NHS Englan’ın İdari Müdürü Simon Stevens “Bir kaşık şeker ilacın inmesine yardım edebilir, fakat bir günde ikinci bir kaşık şeker ciddi sağlık problemleri anlamına gelir” dedi. Stevensen, ileri gelen perakendecilerinin şekerli içeceklerin satışını azaltmak için etkin karar almayı kabul etmelerinin çok iyi olduğunu söyledi.

Gelecek Nisan ayından itibaren şekerli içeceklere bir şeker vergisi konulması için artan bir baskı olduğu da kaydedildi.

İngiliz Al kolsuz İçecekler Derneği Direktörü Gavin Partington hastanelerde daha sağlıklı ürün satışı yapmanın anlam ifade ettiğini ancak bunun şekerli içeceklerde yoğunlaşılmaması gerektiğini, tüketici şeker alımında 2012 yılından beri yüzde 18’lik düşük gerçekleştirildiğini söyledi.

NHS England’ın şeker satışları ve hazır paket sandviç ve hazır yemek satışlarında da düşüş sağlamayı hedeflediği kaydedildi.

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından Antalya Belek’te düzenlenen ‘Doğa, Kültürel ve Somut Olmayan Kültürel Miras’ temalı Afrika-Türkiye Deneyim Paylaşımı Yuvarlak Masa Toplantısı’nda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, kasım ayında düzenlenecek 39’uncu Genel Konferansta Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) Yürütme Kuruluna aday olacağını açıkladı. Bakan Avcı, “Türkiye’nin tecrübesi ile bu kurula güç katacağına inanıyoruz” dedi.

UNESCO’nun altı bölgesel grubu arasında 5a Seçim Grubunu oluşturan Afrika ülkelerinin temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Nabi Avcı, iki ülke arasında geçmişten bu yana olan işbirliği imkanlarını daha da geliştirmek, yeni iş birliği alanları ortaya çıkarmak amacında olduklarını söyledi. UNESCO’nun eğitim, bilim, kültür ve iletişim konularında son derece zengin programlara sahip olduğunu kaydeden Bakan Avcı, “Bu programların hemen hemen tamamı ikili, bölgesel veya uluslararası işbirliği, bilgi ve deneyim paylaşımları ile güç ve anlam kazanmaktadır. UNESCO’nun karar alma mekanizmalarındaki katılımcı ve her ülkenin eşit temsiline dayanan yapısı, bu işbirliklerini daha anlamlı hale getirmektedir” diye konuştu.

“Gerek Türkiye’nin gerekse Afrika ülkelerinin UNESCO çalışmalarında güçlü birikimleri ve deneyimleri bulunmaktadır”

Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında son olarak 2014 yılında gerçekleşen Yuvarlak Masa Toplantısı’nda deneyim paylaşımının sürdürülme kararı alındığını hatırlatan Avcı, “Bu karar çerçevesinde kapsamı biraz daha genişleterek 1972 ve 2003 Sözleşmeleriyle ilgili işbirliği imkanlarını ele almanın daha yararlı sonuçlar doğuracağını düşündük” dedi.

Türkiye’nin 2016 yılında Dünya Miras Komitesi Başkanlığını ev sahipliğiyle üstlendiğini hatırlatan Bakan avcı sözlerini söyle sürdürdü:

“2016-2017 yıllarında ise Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetlerarası Komitesinin Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Afrika ülkelerine gelince gerek Dünya Miras Komitesi gerekse Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetlerarası Komitesinde önemli rol ve görevler üstlenmeye devam etmektedirler. Son olarak 2010 yılında Kenya’nın, 2016 yılında ise Etiyopya’nın Somut Olmayan Kültürel Miras Komitesine yaptığı başarılı ev sahipliği için minnettarız. Kısacası gerek Türkiye’nin gerekse Afrika ülkelerinin UNESCO çalışmalarında güçlü birikimleri ve deneyimleri bulunmaktadır. Bu birikim ve deneyimleri 1972 ve 2003 sözleşmelerinden başlayarak UNESCO’nun bütün sektör ve programlarına yaymak ve işbirliği imkanlarını artırmak istiyoruz. Bunun mekanizmalarının nasıl oluşacağına ve hangi program ve alanları kapsayacağına hep birlikte karar vereceğiz.”

Son olarak Kasım 2017’de yapılacak olan 39. Genel Konferansta Türkiye’nin Yürütme Kuruluna aday olacağını açıklayan Bakan Avcı, “Türkiye’nin tecrübesi ile bu kurula güç katacağına inanıyoruz” diyerek, Afrika’dan destek beklediğini ifade etti. 

Suat Metin – Harun Erdoğdu
 

TSK tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin ve milletin güvenliğini sağlamak maksadıyla yurt içerisinde bölücü terör örgütüne (BTÖ) karşı azimli ve kararlı mücadelesini ve Fırat Kalkanı Harekat bölgesinde güvenliğin sağlanması ve bölgede terör nedeniyle göç etmiş halkın geri dönüşüne destek kapsamındaki faaliyetlerini sürdürdüğü bildirildi. Teröristle mücadele harekatı kapsamında 14-20 Nisan 2017 tarihleri arasında bölücü terör örgütünün sürekli barınma alanı ve yurt içine geçiş güzergahı olarak kullandığı bölgeleri (özellikle Hakkâri, Şırnak, Tunceli, Diyarbakır, Batman, Kars) teröristlerden temizlemek ve bahar-yaz dönemine hazırlıklarını kısıtlamak maksadıyla başlatılan operasyonlara aralıksız devam edildiği kaydedildi. Bu kapsamda Şırnak Beytüşşebap, Hakkari Yüksekova, Diyarbakır Lice, Batman Sason, Mardin Dargeçit ve Bitlis merkez bölgelerinde icra edilen büyük ve orta çaplı operasyonlarda 45 teröristin etkisiz hale getirilirken, 13 piyade tüfeği, 1 makineli tüfek, 5 tabanca, 1 law, 1 bomba atar ve 17 adet el bombası, bin 250 kilogram amonyum nitrat, çok miktarda değişik çap ve cinste mühimmat ile EYP yapımında kullanılan kablo, fünye ve patlayıcı madde ele geçirildiği belirtildi. 

Operasyonda 34 EYP’nin de tespit edilerek imha edildiği, teröristler tarafından kullanılan 8 sığınak ve mağaranın kullanılamaz hale getirildiği kaydedildi. Ayrıca ikiz plaka kaydı bulunan ve bombalı eylemlerde kullanılacağı değerlendirilen 4 aracın ele geçirildiği bildirildi.

Bölücü terör örgütünün en önemli finansal kaynaklarından olan uyuşturucu üretimi, ticareti ve kaçakçılık ile mücadeleye yönelik icra edilen operasyonlar ve hudut hattında alınan tedbirler neticesinde 9 bin 950 kilogram toz esrar, 650 kilogram kubar esrar, 12,5 kilogram uyuşturucu ve 55 bin 240 paket kaçak sigara ele geçirildiği belirtildi. Etkili hudut denetim ve kontrolleri sonucunda sınırlardan yasa dışı yollardan geçmeye çalışan 2 bin 983 kişi yakalandı. Operasyonlarda 5 asker şehit olurken, 5 askerin yaralandığı belirtildi.
Suriye kuzeyinde icra edilen harekat kapsamında da hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak ve sivilleri korumak/yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek amacıyla icra edilmekte olan harekatta, TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azaz-Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskun mahal ve 2 bin 15 kilometrekarelik alanın kontrol altına alındığı bildirildi. Bab ilçe merkezi, Kabbasin ve Bzagah bölgelerinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları sürdürülürken, PKK/PYD terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edildiği vurgulandı.  

Enise Vural

Güvenlik gerekçesiyle Malatya’ya alınan davanın ilk duruşması Yakınca Spor Salonunda kurulan Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülmeye başlandı. Tutuklu sanıklar Gülten Kışanak, Kocaeli Kandıra Cezaevi’nden, Sebahat Tuncel ise İstanbul Silivri Cezaevi’nden SEGBİS yöntemi ile duruşmaya görüntülü olarak katıldı. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı duruşma salonu çevresinde davaya katılanlar aramadan geçildikten sonra içeri alındı. İlk duruşmaya İsviçre Zürih Şehir Parlamentosu Yeşiller Partisi Milletvekili Muammer Kurtulmuş, İsviçre Zürih Şehir Parlamentosu alternatif listesinden Ezgi Akyol, İsviçre Cenevre Belediye Başkanı Remy Pagani ve İsveç ve Almanya’dan bazı yabancı gözlemciler ile HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Leyla Güven ve HDP’liler katıldı.

Duruşma Kışanak ve Tüncel hakkındaki iddianamenin okunması ve kimlik tespiti ile başlarken, iki sanığı çok sayıda avukat savunuyor.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Gülten Kışanak için ‘Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek’, ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmamak’ ve 41 kez ‘Silahlı terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamalarıyla 230 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor.

Sebahat Tuncel hakkında ise ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ suçlarından 135 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

Cahit Özçelik – Erdal Akbuğa

Psikolog Meriç Mavi, artık TEOG sınavlarının birkaç aşamalı yapılmasıyla bu olumsuz etkinin azaldığını vurgulayarak, sınava hazırlık sürecinde yoğun stres altında olan çocukların başarıya ulaşmasında aile desteğinin son derece önemli olduğunu belirtti.

TEOG sınavlarında eski sınav sisteminden farklı olarak iki aşamadan oluştuğunu artık daha basitleştirilmiş bir yöntem kullanıldığını ifade eden Mavi, “Her sınavın çocuklar için yeni bir stres kaynağı olabileceği unutulmamalı. Stresin minimal düzeylerde birkaç seferde yaşanması çocukların kapasitesinde ılımlı bir artışa neden oluyor” dedi.

Psikolog Meriç Mavi, çocukların öğrenim hayatları boyunca sınavlarla karşı karşıya kalacaklarını ve bu nedenle stresi doğru yönetmeyi öğrenmeleri gerektiğini hatırlatarak, “Stres, stres yönetimi öğrencinin başarı düzeyini belirlemede etkili oluyor. Stres yönetimini öğrenen çocuklar kazanırken, yönetemeyenler başarısız oluyor” diye konuştu.

Aileler, çocuklarını desteklemeli

Öğrencilerin sınava girmeden önce beklentilerinin ne olduğunu ve ne kadarı karşılayabileceklerine dair gözlemlerini ailelerine anlatmaları gerektiğini söyleyen Psikolog Mavi, “Ergenlik dönemine dair zor günlerin genel anlamda lise çağında atlatılmaya çalışılması, çocuğun geleceğine dair ani kararlar aldırabiliyor. Bu sebeple olmak istediği konum için ailenin destek olması, çocuğun ne koşullarda okuyabileceğini gözlemleyerek doğru bir tercih yapmasını sağlaması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Meriç Mavi, sınav sonrasında çocuğa yaklaşımda ailelerin dikkat etmesi gerektiği noktalar olduğunu şu şekilde açıkladı: “Anne ve baba, çocuğu yıpratabilen baskıcı tavır ve tutumlardan uzak durmalı. Çocuğun istediği performansı gösterememesi durumunda aile, çocuğa daha verimli bir çalışmayla başarılı olabileceğine dair telkinlerde bulunmalı. Ailenin çocuğa olan ilgisini kaybetmesi halinde çocuğun sınav motivasyonunu kaybedebileceği unutulmamalı.”

Rehberlik desteği de gerekli

Çocuğun başarısında rehber öğretmenlere de önemli görevler düştüğünü vurgulayan Meriç Mavi, rehberlik öğretmenleri tarafından zaman bazlı problem yaşayan öğrenciye soruları daha hızlı okuyup anlayabileceği yöntemleri göstermesi gerektiği kaydederek, bazı öğrencilerin de optik işaretleme hataları yapabildiğini vurguladı.

Çocuk, ödev sorumluluğunu üstlenmeli

Stresin, stres yönetimini yapabilen öğrenci için başarı düzeyini belirlemede etkili olduğunu ifade eden Mavi, “Eğer çocuk strese girdiğinde onun sorumluluğundaki işler aile tarafından yapılıyorsa, bu ilerideki dönemde çocuğa özgüven problemi olarak yansıyor. Eve yorgun gelen bir öğrencinin öğretmenine mahcup olmamasını isteyen ebeveyn tarafından yapılan ödevi, çocuğu ‘öğrenilmiş çaresizliğe’ doğru itiyor. Bu da çocuğun anne veya baba tarafından üstlenilen görevlerini ilerleyen yaşlarında da öğrenmekte güçlük çekmesinin en önemli nedenidir” diye konuştu. 

Gaziantep’te yaşayan 13 yaşındaki Sudenaz Turan, 7 yılda yaklaşık 30 madalya kazandı. 7-30 Nisan tarihlerinde düzenlenecek VTR Avrupa Başkanlık turnuvasında 55 kilo kategorisinde Milli takım formasıyla Türkiye’yi temsil edecek Sudenaz, her gün 3 saat arkadaşları ile antrenman yapıyor. Sudenaz, şimdi ise Avrupa’daki rakiplerini dize getirmek istiyor.
Türk bayrağını göndere çekmek istediğini belirten Turan, “Atina’da düzelecek olan VTR Başkanlık turnuvasında ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için her gün saat çalışıyorum. Bu antrenman sırasında kendimi kaptırıyorum, hırsım ve çalışma azmim gözümü karartıyor. Çoğu zaman arkadaşları dövüyorum. Arkadaşlarım bu durumdan şikayetçi ama ben orada birinci olmak istiyorum. Ay yıldızlı bayrağımızı göndere çekmek için canımı dişime taktım” diye konuştu.

Kaymakam Yıldırım’ı ziyaret etti
Sudenaz Turan ve İslahiye Tekvando Spor Kulübü hocaları, antrenörleri ve başarılı sporcularla birlikte İslahiye Kaymakamı Ramazan Yıldırım makamında ziyaret etti. Ziyarette İslahiye Tekvando Kulübü kurucu başkanlarından Ömer Faruk Uyanık ve Tekvando Hocası Muhammed Oğuzcan, Kaymakam Yıldırım’a çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Yıldırım ise başarılı sporcuları kutlayarak, desteklerinin süreceğini ifade etti. Sudenaz’ın Atina’da başarılı olacağına inandığını belirten Yıldırım, diğer çocuklara da müsabakalarda başarı diledi. Yıldırım, “Gerçekten gururluyum ilçemizde böyle bir değer çıkması biz gerçekten mutlu ediyor. Kendisini tebrik ediyor kesinlikle başarılı olacağına inanıyorum. Kendisini Atina’da izlemek isterdim” diye konuştu.
Başarı sporcular ve antrenörleri daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atanan Mustafa Çetin’i makamında ziyaret etti.
 

Bekir Şentürk
 

REIDIN Emlak Endeksi mart ayı sonuçlarına göre, metrekare başına konut kira değerleri yüzde 2 oranında artan Zonguldak, kiraların en çok yükseldiği şehir oldu. Zonguldak’ın en büyük mahallelerinden biri olan Bahçelievler ve İncivez Mahallerinde 1+1 evlerin fiyatları 500 TL’den başlarken 3+1 evlerin fiyatı 900 ila bin 200 TL arası değişiyor.

Ev kiralarının yüksek olmasının başlıca sebebini arsa azlığına bağlayan emlakçı Uğur Tan, arsa sıkıntısının çözüldüğü takdirde bu sorunun ortadan kalkacağını söyledi. Mantolama ve doğalgaz maliyetinin fiyatları arttırdığını ifade eden Tan, “Zonguldak bölgesinde 2017 yılı itibariyle konut satış ve kiralarında yükselme oldu. Bunun nedenlerinin en başında dış cephe yapılması ve doğal giderlerinin artmasıyla beraber satış ve kiralamada yükselme oldu. Yükselmede en büyük nedenlerden biri arsa olmaması, bulunan arsalarda ise müteahhitler 1+1’lere dönüş yapmaya başladı. Sadece 1+1 yapılması fiyatların yüksek olmasında etken, piyasada 3+1 ev fazla bulunmuyor. Evin azlığı fiyatları yükseltiyor. Burada belediyeye çok büyük bir görev düşüyor. Zonguldak’ta en yüksek kiralar Bahçelievler ve İncivez Mahallesi’nde 3+1 fiyatları 900 TL ile bin 200 TL arası 1+1 evlerin fiyatı 500 TL ile 700 TL arasında değişiyor” şeklinde konuştu.

“Şehirde genişleme olmadan fiyatlar düzelmez”

Zonguldak’ta müteahhitlerin kar marjı yüksek olduğu için 1+1 evleri tercih ettiğini, bunun için 2+1 ve 3+1 sıkıntısı olduğunu ifade eden emlakçı Yusuf Dal, “Zonguldak’ta Bahçelievler Mahallesi’ndeki bölgede arsa bulunmadığı için, geçmişte hazırlanan imarın tapuları verilmediği için dar bölge konumuna düştü. Bu anlamda müteahhitlerin de kar marjı çok olduğu için küçük dairelere yöneldi. Bu sefer arz talep meselesinden dolayı 2+1 ve 3+1 daire yapılmadığından eldeki daire çok kıymetli oluyor. Zonguldak Belediyesi bir an önce tapu tahsis ve 2b konusunda çalışma yapması lazım. Şehirde bir genişleme olması lazım ki sıkıntı çözülsün. Dar bölgede hep 1+1 yapılırsa yıkılan binalarda 1+1 yapılırsa eldeki mal kıymetli oluyor. 900 TL olan ev bin TL, bin 200 TL istiyor. Doğalgaz bahane, mantolama bahane bu şekilde fiyatlar yükselip gidiyor. Bu şehirde herkes üzerine düşeni yaptığı takdirde, şehirde genişleme yapıldığı takdirde bu sıkıntı çözülür” şeklinde konuştu. 

Van Cumhuriyet Başsavcılığı ve M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun çalışmasıyla cezaevinde açılan takı tasarım, bakır işleme, yapay çiçek, terzilik ve resim gibi değişik farklı alanda açılan kurslara katılan hükümlüler, bir yandan boş zamanlarını değerlendiriyor diğer yandan da birbirinden ilginç çalışmalar ortaya koyuyor. Cezaevinde açılan kurslara katılan tutuklu ve hükümlüler, suç işleyerek geldiği cezaevinden sertifika alırken, tahliye olduktan sonra iş bulma şanslarını arttırıyor. Cezaevinde açılan kurslara katılan tutuklu ve hükümlüler, Halk Eğitim Merkezi ile Aksam Sanat Okulu usta eğitmenleri tarafından verilen kurslara oldukça ilgi gösteriyor.

Resim hocacı İhsan Bal, M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki kursiyerlerin genelde ilk etapta 3 aylık karakalem eğitiminden geçtiklerini söyledi. Kursiyerlerin bu anlamda el becerilerini geliştirdiklerini ifade eden Bal, “Tabi el becerilerinin yanında kompozisyon bilgisi, perspektifi bilgisi ve bu prensipler ile birlikte alıyorlar. Bu eğitim sonrasında renk bilgisi ile sulu boya, pastel boya, kuru boya ve yağlı boya aşamasına geçiyoruz. Dönem dönem en az sekiz kursiyerimiz olmak üzere 15’e kadar sayımız yükseliyor. Günde 6 saat eğitim yapıyoruz. Bu öğrenci bir boşluk olmadan sürekli çalıştığı zaman el terbiyesi dediğimiz olay bütün çizgi hareketlerinden yabancılaşmaktan uzaklaşıyor ve çizgilerden uzaklaştıktan sonra yavaş yavaş sabırlı bir şekilde altı aylık ya da sekiz aylık kursiyerler içerisinde hem karakalem hem de renk bilgisini aldıktan sonra sulu boya, pastel ve yağlı boya geçmiş oluyor. Kursiyerlerin resme yatkınlığı zamanla çalışarak olacak. Eline ilk kez kalem almamış kursiyerimiz bile var. Bunu aldıktan sonra çalışmayla zamanla kendiliğinden oluşuyor. Artık el çizgileri yabancı kalmıyor. Resimleri tamamladıktan sonra bir sergi açmayı planlıyoruz” dedi.

“Bu tür etkinlikler bizim için gerçekten çok iyi”

Cezaevinde boş durmaktansa böyle etkinliklere katılmanın kendileri için ayrı bir güzellik verdiğini ifade eden bir hükümlü, “Bize bu imkanı sağladığın yetkileri teşekkür ediyoruz. Hocamız da gereken özeni bize gösteriyor, kendisine de ayrıca teşekkür ediyoruz. Bu tür etkinlikler bizim için gerçekten çok iyi. Daha önce hobi olarak yapıyordum bu işi ama temel eğitimini bilmiyorum. Bunu öğrenmek benim için ayrıca bir güzel oldu çünkü bunu öğrendiğim zaman büyük ihtimalle sertifika alacağım. Bu da dışarıdaki hayatımda bana artı bir katkı sağlayacak. Bu da güzel bir şey. Bu kursların açılması bizler için çok büyük bir yarar sağlıyor. Koğuş ortamından çıkıp daha etkili bir insan olmamızı sağlıyor” dedi.

“Burası gerçekten hayatın aynası”

“Buna resim kursu, kurs deyip geçmeyelim” diyen diğer hükümlü kursiyer, “Bu bizim için çok önemli. Genelde hayatımız burası. Hayatımız saatlerle kısıtlı. Burada geçirdiğimiz saatler bizim için çok önemli, çok değerli. Bazı insanların dışarıda çok önemli vakitleri, zamanı olur, bizim buradaki sosyal etkinliklere katılmamız buradaki hayatımızın değerli anlarından bir tanesi. Elimizden geldiğince biz de burada bunları değerlendirmeye çalışıyoruz. Uzun bir süredir yatıyorum. Tabi burası cezaevinin gerçekten ıslah olduğunu, ıslah cezaevinin daha doğrusu bir insanın nefis terbiyesi olsun, irade terbiyesi olsun, sanatsal yönü olsun hayatın her anlamında olsun insan burada öğreniyor. Burası gerçekten hayatın aynası. Yani şöyle bir tutum vardır dışarıda ‘özgür bedenler tutsak beyinler’ ama burada tam tersi ‘tutsak bedenler özgür düşünce ve beyinler’. Ben bunu hayatıma kattım burada bunu öğrendim. Cezaevinde hayatımda sanatsal faaliyetler olsun, diğer faaliyetler olsun, başta spor olsun bunların bize kazandırdığı çok şeyler var. En azından toplumumuzda niye suç var, biz niye suç işledik, biz niye suçlu olduk en azından bunları görme imkanımız oldu. Bunlarla tanışma imkanımız oldu. Burada kendimizi tanıma imkanı bulduk en azından” dedi.

“Mahkum televizyonlarda tespih çekip cam arkasında volta atmak değil”

Sivil hayatında resimle hiçbir alakasının olmadığını söyleyen bir başka hükümlü kursiyer, “İnsan istediği zaman her şeyi yapabiliyor. Resim yapabileceğime ben hiçbir zaman inanmıyordum. Ben zaten yeni yağlı boya da yapıyorum. Yeni geldim hocamız da sağ olsun çok yardımcı oluyor. Tabi ki sorunun olmadığı hiçbir şey yok. Hayatın her alanı sorun, her alanında başarı ve başarısızlıkla mücadelelerle dolu. En azından burası da bir hayat alanı, mücadele alanı: Burada da hayatımız devam ediyor. Yani sadece mahkum televizyonlarda tespih çekip cam arkasında volta atmak değil. Biz burada kendimizi tanıdık, hayatın bir anlamı olduğunu, hayatın hayattan daha anlamlı olduğunu ben şahsen bura öğrendim” şeklinde konuştu.

“Dışarı çıktığım zaman 50 yıl yapamayacağım şeyleri beş yıla sığdıracağım”

Sözlerini kaplumbağa ile ilgili izlediği bir belgesele yer vererek bitiren hükümlü kursiyer, “Ben bir belgeselde izledim. İngiltere Kraliyet ailesine ait bir kaplumbağa 400 yıl yaşamış. Yani bir 400 yaşantısı sadece ot yiyip yatmakla geçmiş. Şimdi hayatın anlamını bilmeyen insanların 400 yıl yaşayan o kaplumbağadan ne farkı var. En azından burada hayatın işlevini öğreniyoruz. Ben şahsen dışarı çıktığım zaman 50 yıl yapamayacağım şeyleri beş yıla sığdıracağım. Bunu öğrendim. Bu hem sanatsal faaliyetlerde olsun, hem ideoloji ve her anlamda olsun, dini olsun burada kendimizi tanıma fırsatı bulduk. Şahsen kendim için burasının aydınlanma yeri diyebilirim” ifadelerine yer verdi.

“Dışarı çıktığımda devletin verdiği katkı doğrultusunda böyle bir iş yeri açabilirim”

İdare tarafından açılan nakış-dikiş kursuna katılarak yeni bir iş öğrendiğini söyleyen kursiyer, “Sivil hayatta da bu bizim önümüze meslek olarak çıkacak. Allah bu desteği yapanlarda razı olsun. Biz de bir hata işlemişiz ama onu telafi etmek için böyle meslek sahibi ol grupta dışarıda topluma, ailemize, devletimize faydalı olmaya çalışıyoruz, çalışacağız. Yaklaşık 4-5 aydır bu kursa katılıyorum. Dışarı çıktığımda devletin verdiği katkı doğrultusunda böyle bir iş yeri açabilirim” dedi.
 

Diyarbakır’ın merkez Yenişehir ilçesi Şehitlik Mahallesi’ndeki 9 katlı bir apartmanın son katında oturan 3 çocuk babası görme engelli Şeref Dilek’in yaşadığı zorluk, büyük bir başarı elde etmesine neden oldu. 10 yıldır evine, asansör olmadığı için yürüyerek inip çıkan Dilek, bunu duyan Görme Engelliler Spor Kulübü yöneticisinin tavsiyesi üzerine 2 önce başladığı atletizmde, Türkiye üçüncüsü oldu.

Yüzde 43’ü görme, yüzde 73 engelli olduğunu anlatan Dilek, “Görme Engelliler Spor Kulübü’nde bir sohbet sırasında 9 katlı bir apartmanda oturduğumu, asansör olmadığı için yürüyerek çıkıp indiğimi ve evimin sobalı olması nedeniyle odun ve kömürleri de yukarıya çektiğimi anlattım. Bunun üzerine bir yönetici bacaklarımın güçlü olabileceğini ve atletizm yapabileceğimi söyledi. İlk başta yapamayacağımı söyledim. Daha sonra kulüp yöneticisi sayesinde başkanımız Mustafa Avcı ile tanıştım. O da böyle bir teklifte bulununca spora başladım. 2 aydır atletizmle uğraşıyorum. 4-6 Nisan tarihinde İzmir’de düzenlenen Türkiye Görme Engelliler Atletizm Şampiyonası’na katıldık. 1500 metre engelliler koşusunda Türkiye 3’ncülüğü elde ettim. Devam etmeyi düşünüyorum. Buradan engellilere çağrım, engelleri ne olursa olsun, hangi sporu yapabiliyorlarsa onu yapsınlar. Faydasını kesin ve kesin göreceklerine inanıyorum” dedi.  

Emrah Kızıl