Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul, Çengelköy’deki Vahdettin Köşkü’nde medya temsilcileriyle bir araya geldi. Yıldırım, Afrin’deki terör yapılanmalarına yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı’na dair son bilgileri paylaştı. Toplantıya, TGRT Haber’i temsilen Ercan Seki, Türkiye gazetesi adına İsmail Kapan, ve İHA’yı temsilen Hamit Arvas katıldı.

Başbakan Yıldırım, “Şu ana kadar askerimizin burnu bile kanamadı. Mücadelemiz aynı zamanda DEAŞ terör örgütü ile. Terör örgütleri yurt içinde provokatif eylemler yapabilir. Esad rejimi ve Rusya ile irtibat halindeyiz. Bu milli bir meseledir, medyamızdan gerekli hassasiyeti bekliyoruz. harekat terör unsurları temizleninceye kadar sürecek. sivillerin zarar görmemesi için azami dikkat gösteriliyor.” dedi.

Yıldırım, harekatın gerekçesinin Türkiye’nin güvenliği olduğunu anlattı, Kilis’e düşen roketleri hatırlatarak, harekatın 4 safhada yapılacağını da belirtti. Harekat başlamadan önce diplomatik bütün görüşmelerin yapıldığını aktaran Yıldırım, ABD’den an itibariyle muhalif bir tutum olmadığını, İran’ın harekata karşı çıkmadığını ancak bazı endişelerini belirttiğini söyledi. Yıldırım, Rusya ve İran üzerinden Suriye rejimine de bilgi verildiğini ekledi.

Afrin’de 8-10 bin civarında bir terörist varlığı olduğunu anlatan Başbakan, bölgenin yerleşik tüm terör örgütlerinden temizleneceğini, bu konuda kararlılığın tam olduğunu anlattı. Harekatın Münbiç’le devam edip etmeyeceği konusunda yorum yapmayan Başbakan, “ABD’nin bir sözü var, bu sözün yerine getirilmesini bekliyoruz” dedi.

“SAAT 11.05’TE GÜLBABA MEVKİİNDEN GİRİŞ YAPILDI”

Kara birliklerinin saat 11.05 itibariyle Gülbaba mevkiinden sınır ötesine giriş yaptığını duyuran Başbakan, 30 kilometre derinlikte güvenli bir alan oluşturulacağını da ifade etti. Yıldırım, harekatın Soçi ve Astana sürecini etkilemeyeceğini de belirtti.

“HAREKAT ÇOK SERİ ŞEKİLDE YAPILACAK”

Başbakan Binali Yıldırım, “Harekat çok seri şekilde yapılacaktır. Medyayı kontrollü şekilde sınır ötesine götüreceğiz. Masum insanlara zeytin dalı uzatıyoruz. Afrin’deki teröristlere yapılacak her destek bu operasyonun hedefi olur” dedi.

Özgür Suriye Ordusunun Fırat Kalkanı Harekatı’nda önemli görevler yaptığını hatırlatan Başbakan, “Şimdi de gönüllü olarak bu birliklerden gelenler de kendi ülkelerini korumada gayret gösteriyorlar” diye konuştu. Yıldırım, Özgür Suriye Ordusunun Türk askerinin kontrolünde harekata iştirak ettiğini kaydetti. 

YENİ BİR GÖÇ DALGASI…

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye’nin yeni bir göç dalgasına hazırlıklı olduğunu belirterek, “Yeni bir göç dalgası olur ise hududumuzun dışında karşılayıp iskan edeceğiz” dedi.

KİLİS’E 6 ROKET ATILDI: CAN KAYBI YOK

Başbakan Binali Yıldırım, sınır ötesindeki terör örgütü tarafından Kilis’e 6 roket atıldığını, 2 vatandaşın yaralandığını, can kaybı olmadığını dile getirdi.
 

TSK: 153 hedef ateş altına alındı

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Afrin’de başlattığı Zeytin Dalı Harekatı ikinci gününde devam ediyor. Bölgeye giren Özgür Suriye Ordusu, operasyon başlattı. ÖSO, Afrin topraklarında ilerlemeye çalışıyor.

TSK’dan yapılan açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hudutlarımızda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak maksadıyla Suriye’nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek ve dost ve kardeş bölge halkını bunların baskı ve zulmünden kurtarmak üzere, ‘Zeytin Dalı Harekâtı’ 20 Ocak 2018 saat 17.00’de başlatılmıştır. Harekat, ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, BMGK’nin terörle mücadeleye yönelik özellikle 1624 (2005), 2170 (2014) ve 2178 (2014) sayılı kararları ve BM sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkı çerçevesinde Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olarak icra edilmektedir. Tespit edilen hedefler, kara ateş destek vasıtaları ile ateşle taarruz edilerek etkisiz hale getirilmeye devam edilmektedir. Bu kapsamda şu ana kadar PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütleri tarafından kullanılan sığınak, barınak, mühimmat deposu vb. 153 hedef ateş altına alınmış olup ‘Zeytin Dalı Harekâtı’ planlandığı şekilde devam etmektedir. Harekatın planlama ve icrasında sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzii, silah, araç ve gereçler hedef alınmakta olup, sivil/masum kişilerin zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir” denildi. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Merkez Disiplin Kurulu ve TBMM Grubu ortak toplantısını, partisinin 3 gün süren Kızılcahamam kampında gerçekleştirdi. Bahçeli basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından muhabirlerle bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Gündemin ana konusu Afrin’in bölücü terör örgütlerinden temizlenmesine yönelik dün resmi olarak başlatılan Zeytin Dalı Operasyonu’ydu. Bahçeli, “Bir asrı geçen bir süredir, güney sınırlarımız boyunca fitne kazanı kaynatılmaktadır. Emperyalizm önce kaos çıkarıp, sonra da müdahale gerekçeleri oluşturmaktadır. Sancılı on yıllar boyunca terör örgütleri varlığımıza ve birliğimize kıymak ve kastetmek için kışkırtılmış, tasmalarından tutularak üzerimize salınmıştır. Anadolu’nun fethinden beri zulmün hesabı bitmemiş, kara kaplı defteri hiç kapanmamıştır. Türk milletine kimi zaman simetrik, kimi zaman da asimetrik yöntemlerle saldırı düzenlenmiştir. Türklüğün son yurdundaki varlığı birilerini hep rahatsız etmiştir. Komplo ve kumpaslarla vatan elimizden alınmak istenmiştir. İşbirlikçiler ve ihanet lobisi kanalıyla milletimizin bölünmesi projelendirilmiştir. Dünden bugüne iyi gibi takdim edilen iğrenç niyetler hep aynıdır. On yıllar boyunca aktörler ve zaman doğal olarak değişse bile, saha ve zemin, amaç ve araçlar hep bildik ve tanıdıktır. Güney sınırlarımızın hemen dibinde, vatan topraklarının mücavir kesimlerinde, alenen terör koridoru açılması, bir terör devleti kurulması için canla başla sürdürülen şirret faaliyet şu an için en yakın, en yalın milli güvenlik tehdididir” şeklinde değerlendirmede bulundu.

“Afrin’de terör devletinin provaları yapılmaktadır”

PKK’nın Türkiye sınırlarında himaye ve destek gördüğünün altını çizen Bahçeli, ABD’nın terör örgütü karşısındaki yer ve tutumunu eleştirerek, Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nın önemine dikkat çekti. Bahçeli, “Sayıları 30 bini bulan teröristlerden sözde sınır muhafız birlikleri kurulması daha da vahimdir. İki gün evvel, ABD’nin bine yakın PKK’lı haini, Tel Abyad’a naklettiği gündeme düşmüş, ne var ki, ABD’li bir komutan bu iddiayı gevşek ve yuvarlak ifadelerle tekzip etmiştir. ABD’nin sınırlarımızın hemen yanı başında ne işi vardır? PKK-PYD ile ne yapmakta, hangi karanlık filmin galası için hazırlık içindedir? Suriye’nin kuzeyindeki ağır sorunların müsebbibi ABD’dir, mihrak ABD’dir, kanlı müttefikler ise ABD-PYD-PKK’dan müteşekkildir. Meselenin can alıcı, yürek yaralayıcı tarafı ise, Türkiye’nin insanlık düşmanı terör örgütleriyle aynı kareye giren bir ülkeyle NATO şemsiyesi altında birlikte çalışıyor olmasıdır. Aynı anda hem dost hem düşman olmak hangi hukuk, hangi adap, hangi demokratik erdem ve ortaklıkla tanımlanacaktır? Ayn-el Arap işgal edilmiştir. Cezire istilaya uğramıştır. Afrin’de tasallut ve abluka altına alınmıştır. Yaklaşan tehlikeleri sezdiğimizden dolayı 6 Ağustos 2012 tarihinde, ‘Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla, batı ucu Afrin’i, doğu ucu Kandil’i içine alacak şekilde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir’ teklifinde bulunmuştuk. Gelişmeler karşısında ne kadar haklı ve isabetli bir değerlendirme yaptığımız sanıyorum kabul ve tasdik edilecektir. Aslında merakımız haklı çıkmak, meselemiz haklılığımızın teyit edilmesi değildir. Türkiye şu anda sınırlarının diğer yakasından kaynaklanan muazzam bir tehdit dalgasına muhataptır. Asıl mühim olan budur. Halep’in en büyük ilçesi olan, doğusu Azez’e, batısı Hatay’a, kuzeyi Kilis’e komşu bulunan Afrin’de terör devletinin provaları yapılmaktadır. Amanos Dağları Afrin’e açılan penceredir ve bu yolla teröristler yıllar içinde vatana sızmış, hain ve kanlı eylemlerini gerçekleştirmişlerdir. Şunu herkes görmelidir ki, Afrin’de Ankara’nın kuyusu kazılmaktadır. Münbiç ise PKK-PYD’nin hakimiyetindedir, terör koridorunun Akdeniz’e ulaşabilmesi için burası oldukça stratejiktir. ABD bu maksada gözü dönmüşçesine yardım ve yataklık etmektedir. Afrin, Türkiye’nin sınır güvenliğini emniyete almak için temizliği mecburi olan stratejik bir noktadır. Halep’in bu ilçesi terörizmin esaretinden kurtarılırsa, PYD-YPG’li caniler Münbiç’ten sökülüp atılırsa, Suriye’nin kuzeyinde hainlerin barınma imkanı, tutunma ihtimali kalmayacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan Kütahya’da, günlerdir beklenen Afrin operasyonunun sahada fiilen başladığını ifade etmiştir. Nihai olarak ‘Zeytin Dalı’ isimli askeri harekat dün saat 17 itibariyle yıldırım gibi hainlerin tepesine inmiş ve icra edilmiştir. Havalanan Türk jetleri meşru müdafaa sınırları içinde, Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin’de belirlenmiş yedi ayrı bölgedeki hedefleri teker teker yok etmiş, birer birer terör barınaklarını, terörist sığınaklarını, mevzilerini, silah araç ve gereçlerini vurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygıyla yaklaşarak bölgesel istikrar ve güvenlik için devreye girmiştir. Artık söz bitmiş, harekat aşamasına geçilmiştir. Dün akşam saatlerine kadar PKK/KCK/PYD-YPG ve IŞİD terör örgütlerine ait sığınak, barınak ve mühimmat deposu olarak kullanılan 108 hedef başarıyla imha edilmiştir. Harekatta sivil ve masumların zarar görmemesi için azami dikkat ve hassasiyet gösterilmiş, gösterilmeye de devam etmektedir. Bu operasyon için gerekli askeri, siyasi ve diplomatik tüm hazırlıklar tam bir uyum ve dengeyle yapılmıştır. Artık terör örgütü PYD-PKK’ya Afrin’in tabut, arkasından sırayı alacak olan Münbiç’in mezar olması yegane ve sonuna kadar desteklediğimiz milli hedeftir. ABD’nin operasyonel ortağının kökü kazınmalıdır. Suriye Demokratik Güçleri çatısı altında kamufle edilen PYD-YPG’nin hesabı görülmeli, defteri dürülmeli, şehitlerimizin aziz ruhları şad edilmelidir” şeklinde konuştu. 

“Milliyetçi Hareket de Afrin’in boğazına çökmeye hazır”

“Ya Afrin yıkılsın, ya da teröristler yakılsın. Ya istiklal ya ölüm, ya zafer ya da son nefere, son nefese kadar şehadet” diyen Bahçeli, “Bilinsin ki, Kerkük’e 5 bin bozkurtla gidecek kadar gemileri yakan Milliyetçi-Ülkücü Hareket yeri gelirse, ihtiyaç hasıl olursa, ‘ha ekmeğini yediğim ha kefenini giydiğim ülkem’ diyerek binlerce gönüllüsüyle Türkiye’nin kudretini tescil için Afrin’in boğazına çökecektir. Yetmedi, Münbiç’e gök gürlemesini andıran bir imanla sel gibi akacak, mızrak gibi saplanacaktır. Gözümüz karadır, zira mevzu bahis vatandır. Şakamız yoktur, zira konu milletin bağımsızlığı ve güvenliğidir. Kahraman Mehmetçik yalnız değildir, nice Mehmetler vatan sathında onlara katılmak için hazırdır. Hükümet yalnız değildir, Milliyetçi Hareket Partisi yanındadır. Devlet asla yalnız değildir, millet vardır ve ayaktadır. Türkiye’ye kanlı silahlarını çevirenler buna pişman edilmelidir. Mücadeleyse mücadele, cansa can, feda olsun vatana diyor, Allah’tan kahramanlarımıza muvaffakiyetler diliyorum” ifadelerini kullandı.

“ABD’nin çırpınışları beyhudedir”

Terör koridoruyla İsrail’in nefes almasının planlandığını, İran’a karşı tampon bir bölgenin oluşturulması dayatıldığını kaydeden Bahçeli, enerji kaynaklarının denetim ve kontrolünün de sümen altından bekletilen gündem başlıkları arasında olduğunu dile getirdi. ABD’nin, PKK-PYD’yi silahlandırarak önce düzenli orduya kavuşmasını, sonra da siyasi kimlik ve tanınma kurgusuyla devletleşmesini amaçladığını ifade eden Bahçeli, “Bir NATO üyesi olan Türkiye’nin sınırlarında, bir başka NATO üyesi ülke tarafından terör örgütlerinden müzahir ve devşirilmiş bir alan oluşturulması gündemdedir. Bu durum NATO’nun kuruluş ilkelerine tamamen aykırıdır. Bu durum uluslararası hukuka göre suçtur. Afrin operasyonunu endişeyle karşılayan Birleşmiş Milletler sözcüsü, kademe kademe büyüyen milli endişelere acaba ne diyecek, nasıl yorum getirecektir? Cumhurbaşkanı ve hükümet günlerdir Afrin’e operasyon düzenleneceğini söylemiştir. Bir kısım zevat ise davulla, zurnayla bir devletin yapacağı operasyonu duyurmayacağını ileri sürmüştür. Bunlar değerlendirme yanlışına düşmüşlerdir. Hükümet haklı olarak kamuoyu hazırlamıştır. Milli dayanışma zinde tutulmuştur. Uluslararası toplum nezdinde harekatın meşruiyeti pekiştirilmiştir. Ülkemizin uluslararası hukuktan doğan hakları paylaşılmıştır. NATO uyarılmış, milli güvenlik ve egemenlik haklarımızın tehlike altında bulunduğu ısrarla hatırlatılmıştır. Genelkurmay Başkanı Brüksel’de toplanan NATO Askeri Komite’de konuşmuş, MİT Müsteşarıyla birlikte 18 Ocak’ta Rusya’ya gitmiştir. PKK’nın rezilce yardım dilendiği Rusya’nın desteği değilse bile, göz yumması için çaba sarf edilmiş, hava sahasının Türk savaş uçaklarına açılması konusunda yoğun çalışmalar sergilenmiş ve çok şükür netice alınmıştır. Bu arada ABD çelişkili açıklamalarla durumu kurtarmaya, açığını kapatmaya, terör örgütleriyle girdiği karanlık tüneli örtbas etmeye çabalamıştır. Ancak çırpınışlar beyhudedir. Türkiye yoğun diplomasi turlarıyla, açık ikaz ve ihtarlarıyla tüm dünyanın dikkatini Afrin’e çekmeyi başarmış, operasyonunu meşru bir zemine taşımayı bilmiştir. Ve bu takdir edilecek bir durumdur. Terörle huzur ve güvenlik arasında tarafsız bir yer olmadığı cesaretle anlatılmış, kararlılıkla insanlık vicdanına aktarılmıştır. ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin kaygılarına kulak verdiklerini açıklamak durumunda kalmıştır. Ülkemizle yakın işbirliğinden bahsetmiştir. Madem kaygılarımıza kulak veriyorsunuz, madem yakın işbirliği diyorsunuz, o zaman ne geziyorsunuz Suriye’nin kuzeyinde, ne arıyorsunuz terör örgütlerinin kanlı nefeslerinin tam ortasında? ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin PKK’lı teröristlerle ilgili kaygılarını gidermek için yakın çalışacaklarını söylemektedir. Bu bakana diyorum ki, ayağımıza dolaşmayın, başka bir şey istemeyiz. Bir yanda yakın çalışacağız dersiniz, diğer yanda PKK’nın sırtını sıvazlarsınız. Hem Türkiye’yle stratejik ortak olup, hem de PYD-PKK-YPG ile operasyonel ortaklık kurmak tek kelimeyle rezalet, cinayet ve hıyanettir. Türk milleti bunu yutmaz, bu tuzağa düşmez, bu zehri yemez. ABD yönetimi, Suriye’deki askeri ve diplomatik varlığını sürdüreceklerini kararlılıkla vurgulamaktadır. Anlaşılan bu ülkenin Suriye’den çekilme ihtimali şimdilik yoktur. ABD hedefinin, İran’ın kuzey hattı hayalini boşa çıkarmak üzerine kurgulandığı bizzat Dışişleri Bakanı tarafından açıklanmıştır. İran’ın kuzey hattı planına itiraz edenler, terörün Suriye’nin kuzeyinden sürdürmek istediği vandallığı ve Akdeniz’e çıkış hamlesini nasıl ve hangi mazeretle desteklemektedir? Bu tutarsızlık değil midir? Bu ahlaksızlık değil midir? Bu düşmanca bir tutum sayılmayacak mıdır? Sözde Kuzey Suriye Federasyonuna onay veren ABD, Suriye’nin bölünme dinamiklerini harekete geçirmiş, taşları yerinde oynatmakla kalmamış, ihaneti biberonla besleyecek, beşiğini sallayacak kadar gözü dönmüştür. Türkiye, uzun süredir terör örgütü PKK-PYD’nin koruyup kolladığından dolayı ABD’yi uyarmıştır. ABD verdiği hiçbir sözde durmamıştır. Ortaklık ve müttefiklik hukukunu çiğnemiştir. En son olarak, teröristlerden kurulu sözde kuzey ordusunu kurmaya kalkarak bardağı taşırmıştır. Bundan sonra Türkiye’nin teröristleri yakaladığı, bulduğu, üredikleri mahal ve yerlerde imha etmesi tarihe ve ecdada karşı ertelenemez bir görevdir. Bu görev şeref bahsidir, hamd olsun yerine getirilecek, inancım odur ki, Afrin darmadağın edilecektir. Bundan kaçış kurtuluş yoktur” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu, bekamıza diş bileyen Türkiye düşmanlarıyla diplomasi yoluyla mücadeleyi önermekle halt etmektedir”

Afrin operasyonu gündeme gelince CHP’nin Genel Başkanı ve sözcülerini öfke ve tahammülsüzlük sardığını belirten Bahçeli, operasyona dair CHP’nin tutumunu şu şekilde değerlendirdi:

“Kılıçdaroğlu, bekamıza diş bileyen Türkiye düşmanlarıyla diplomasi yoluyla mücadeleyi önermekle halt etmektedir. Herhalde, 1920’li yıllarda yaşasaydı, yine diplomasi diyecek, yine çakacak, yine maskesi düşecekti. Bununla birlikte diplomasi devrede değil miydi? Ne gerekiyorsa yapılmadı mı? Halen de yapılmıyor mu? CHP Genel Başkanı’nın bu PYD-PKK hoşgörüsü, operasyonu sulandırma hevesi basbayağı zillettir, alnına sıçrayan kara bir lekedir. Sorumsuz ve gayri milli siyaset işte tam da budur. Dalından kopan, kökünden savrulan CHP’nin hız ve yönünü bundan böyle Türkiye düşmanlarının estireceği rüzgar belirleyecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ihanet edilmiş, mirasına kurt düşürülmüştür. Kılıçdaroğlu Afrin’i kastederek diyor ki, ‘Oraya asker sokacaksınız, seni kefenle karşılayan arkadaşlarını gönder önce. Bu milletin fakir fukara çocuğunu oraya gönderme.’ CHP Genel Başkanı konuşur da yedekleri durur mu? Elbette durmaz, durmamışlardır. HDP beklendiği gibi operasyona karşı çıkarken, CHP’nin eteğinden tutan İP’liler (İYİ Parti) de şöyle demiştir: ‘Madem operasyona bu kadar heveslisiniz kendi çocuklarınızı gönderin bu kadar basit. Kendi çocuklarınızı bu harekatın ön saflarında, birliklerin içerisinde görmek istiyoruz’. Alın birini vurun ötekine. Bir madalyonun iki yüzü gibidir biri CHP, diğeri HDP ve İP. Afrin harekatına karşı çıkmak, millet evlatları arasına nifak sokmak FETÖ dili, PKK ağzıdır. Bunlar milletimize öylesine yabancıdır ki, bağımsızlık için 80 milyonun aynı anda kefen giyecek kadar imanlı, iradeli ve bayrak sevdasına sahip olduklarını bilmeyecek kadar da cahillerdir. Afrin harekatını yıpratıp altını oymaya çalışanlar düşmanın içimizdeki kolu, PYD-PKK-FETÖ kuklalarıdır. Yazıklar olsun bunlara. Haine hain diyemeyen, düşmana tavır gösteremeyen ne milletin gönlüne girebilecek, ne de Türkiye’nin gündeminde olmayı hak edecektir. Bunların sonu hüsran, gidecekleri yer ise tarihin çöplüğünden başka bir yer olmayacaktır.”  

Yağmur Yıldız
 

Konuşmak için çağırdığı eski kız arkadaşını tabanca ile öldürdükten sonra kayıplara karışan Durmuş T.’yi yakalamak için polis ekipleri geniş çaplı araştırma başlattı.

Durmuş T.’nin 18 gün boyunca izini süren ekipler, zanlının ilk olarak Konya’ya oradan da Ankara’ya gittiğini tespit etti. Bunun üzerine polis gittikleri Ankara’da zanlının saklandığı yere operasyon düzenleyerek kıskıvrak yakaladı. Karaman’a getirilen Durmuş T., emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlıya adliyeye çıkarılışı sırasında çelik yelek giydirilmesi dikkat çekti. Katil zanlısı Durmuş T., mahkemece tutuklanarak Karaman M Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi.

Olay, 3 Ocak akşamı saat 20.30 sıralarında Sakabaşı Mahallesi 860 Sokak üzerinde bulunan parkta meydana geldi. Durmuş T. eskiden kız arkadaşı olan Ceyda Aycan’ı (18) konuşmak için parka çağırdı. Ceyda Aycan da kız arkadaşını yanına alarak parka gitti. Parkta buluşan Durmuş T. ile Ceyda Aycan, bir süre sonra tartışmaya başladı. Tartışmanın şiddetlenmesi üzerine Durmuş T., belinden çıkardığı tabanca ile Ceyda Aycan’a üç el ateş etti.

Kurşunlardan birisi Ceyda Aycan’ın sırtına gelmesi sonucu genç kız kanlar içerisinde yere yığıldı. Hastaneye kaldırılan genç kız, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. 

Mehmet Dağlı

CHP Genel Merkezinde Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili düzenlediği basın toplantısında terörle mücadeleyi bir iç siyaset malzemesi olarak görmediklerini belirten Bülent Tezcan, “Bu bir milli meseledir, milli meselede siyaset kurumunun milli çıkarları, ulusal çıkarları korumak ve milli güvenliği sağlamak konusunda bir araya gelme görevi vardır. Zeytin Dalı Harekatı Türkiye için önemli bir harekattır. Sınırlarımızın terör unsurlarından arındırılmasını amaçlayan bir harekattır. Bu noktada ülke ve bölge huzurunun sağlanması için önem taşımaktadır” diye konuştu.

Milli çıkarların her şeyin üzerinde olduğunun altını çizen Tezcan, “Zeytin Dalı Harekatı ile Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlanmasına dönük bir harekat başlamıştır ve bunun başarılı olmasını canı gönülden diliyoruz ve bu harekatın millet olarak arkasında olduğumuzun bilinmesini açıklıyoruz” şeklinde konuştu.

“Harekata desteğimiz tamdır”

Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün sağlanmasının önem taşıdığını ve harekatın bu noktaya odaklanması gerektiğini kaydeden Tezcan, “Bu harekat devam ederken diyalog da önemlidir. Türkiye’nin bu süreçte bütün taraflarla aktif diyalog içinde olması gerekmektedir. ABD ile Rusya ile Suriye ve İran ile aktif diyalog içinde bulunup siyasi sürece katkıda bulunmamız sorunun çözümü açısından önem taşımaktadır. Şanlı ordumuz önemli bir harekata girmiştir, bu harekatın arkasında desteğimiz tamdır, bir an önce hedefine ulaşmasını arzu ediyoruz. Mehmetçiğimizin burnu kanamadan harekatın hedefine ulaşıp ülkemize geri dönmesini diliyoruz. Allah milletimize de askerimize de yardımcı olsun. Biz Türkiye’nin güvenliği çerçevesinde atılacak adımların bir siyaset malzemesi olmanın ötesinde bir milli mesele olduğunu biliyoruz” dedi.

“Bu mesele iç siyaset malzemesi yapılamaz”

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının hatırlatılması üzerine Tezcan, “Ne söyleyeyim Sayın Bahçeli’ye, bu mesele iç siyaset malzemesi yapılacak mesele değildir. Bu mesele üzerinden bizim ne iktidar partisi ile ne muhalefet partileri ile bir polemik geliştirme düşüncemiz olmadı. Sayın Bahçeli’ye bir tavsiyem vardır, milli meseleyi iç siyaset malzemesi haline getirmesin. Belli ki CHP’nin bu konuda terörün önlenmesine dönük aldığı açık tutum, terörle ilgili net duruş ve bu harekata verdiği destek Sayın Bahçeli’yi herhalde rahatsız etmiş ki bugün bir şeyler söyleme ihtiyacı duydu. Bu mesele iç siyaset malzemesi yapılamaz. Körle yatan şaşı kalkar diye daha önceden söylemiştim, demek ki Sayın Bahçeli, AK Parti Genel Başkanı Erdoğan ile yaptığı yakın siyasi çalışma neticesinde her türlü milli meseleyi ve uluslararası sorunu iç siyasetin bir parçası görme gibi görme alışkanlığı kazanmış, Körle yatarak şaşı kalkmış. Bu meseleyi de bir iç siyaset malzemesi gibi görmeye çalışıyor ve milliyetçiliği kendi tekelinde tutma çabası var zannediyorum. Biz öyle bir çaba içinde değiliz. Diplomasiyi Genel Başkanımızın hatırlatmasından rahatsız olmuş 1920’lere gönderme yapıyor. Ya Sayın Bahçeli’ye yeniden tarih okumasını tavsiye etmek lazım ya da konuşma notlarını hazırlayan kişileri değiştirmesini tavsiye etmek gerekiyor. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk diplomasiyi hiçbir zaman masadan kaldırmamıştır. Diplomasi devam edecek ama zorunlu olan hallerde askeri harekat sürdürülecektir. Zeytin Dalı Harekatı atılması gereken bir adımdır, doğru bir harekattır. Ama diplomasiyi masadan kaldırmak demek siyasi çözümü yok etmek demektir. Her ikisini birlikte yürütmemize hiçbir engel yok” diye konuştu.

Bu sürecin bundan sonraki görüşmeler ve diyalog yoluyla çözüme engel olacağını düşünmediklerini belirten Tezcan, “Bölgede terör unsurlarının ve terör güçlerinin etkili bir şantaj unsuru olmaktan çıkartılmasına dönüm bir harekattır. Terör güçlerinin görüşme masasında şantaj unsuru olmaktan çıkartılması görüşmelerin daha sağlıklı yürümesine ve sonuçlanmasına sebep olacaktır” şeklinde konuştu. 

Derya Yetim
 

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Tüm Kayserililer Yardımlaşma ve Kültür Derneği (TÜMKAYDER) tarafından 3’üncüsü gerçekleştirilen programa katıldı. Taksim’deki bir otelde düzenlenen programa, Bakan Mehmet Özhaseki’nin yanı sıra Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel, Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, İbn-i Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İrfan Gündü, dernek yöneticileri ve üyeler katıldı.

“Operasyonlarla gelecekteki tüm kamburlardan kurtulacağız”

Programda bir konuşma yapan eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, farklı gerekçelerle bir araya gelinen ortamların kendilerine katkı sağladığını belirtti. Yıldız, “Operasyon gelecekteki tüm kamburlardan kurtarma amacıyla düzenleniyor. Adı PKK, FETÖ, PYD, YPG ve türevleri ne olursa olsa bunların hepsinin yok edileceği bir Türkiye’yi hedefliyoruz. Bu ülkenin son 10-15 yılına ortaya konulan güçlü Türkiye, bu ülkeyi yönetenlerdir. İktidar, muhalefettir, iş adamlarımızdır, STK’larımızdır, genci yaşlısı denemeden herkes buna borçludur” diye konuştu.

“HDP Kürtleri ırkçılığa teşvik ediyor”

Yıldız, “HDP Kürtleri ırkçılığa teşvik ediyor. Türkiye dostlarını ayrıştırdığı kadar o yüzden bu tür kırılma noktaları, herkes ortak paydaya gün o gündür. Hiçbir ayrımı bu manada yoktur. Bulunduğumuz koltuklarda hep beraber Türkiye’nin büyümesine katkı koyacağız. Sınırların, kıymasını değiştirmek için bir teşebbüste bulunmuştur. Hamdolsun bugünlere geldik. Türkiye’nin geri götürülmek istenmesini çocuklarımız hiçbir zaman unutmayacaklar. Bütün işlemler akamete uğrayacaktır. Türkiye bütün kamburlarından kurtulacaktır” ifadelerini kullandı.

Yıldız’ın ardından bir konuşma gerçekleştiren Bakan Özhaseki, Afrin harekatıyla ilgili olarak, “Etrafımızın yangın yeri olduğu bir ortamda, birliğimiz dirliğimizi bozmasın. Önceki gün başlayan operasyonda da şehit göndermeyi nasıp etmesin” dedi.

“Bir şehrin geleceği o şehri yönetenlerin ufuklarıyla doğru orantılıdır”

Bakan Özhaseki, “Bir şehrin geleceği o şehri yönetenlerin ufuklarıyla doğru orantılıdır. Bu şehri bu PKK’lılara niye verdiniz? Bir yatırım yaptılar mı? Artık bunlarla aranıza bir set çekin. Silopili bir adam kalktı konuştu. Polis ve askerleri kast ediyorum. Bunlar muhtarın oğlu. Bu çatışmalar başladığında sizinkileri gördük. Allah rızası için bize sahip çıkın. Bundan sonra da örnek bir şehir oluruz. Bundan sonra yapılacak projeler var. Onları da birebir takip ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Silopi’de güvenlik ve yaraları sarmak asla eksilmeyecek”

Özhaseki, “Neticesinde oradaki vatandaşlarımızın yaralarını sarmaya başladık. O bölgeye sık gidiyorum. Son 4-5 ayda Yüksekova, Hakkari, Şırnak, Cizre ve Silopi ve Sur’a gittim geldim. 70 bin civarında hasarlı ev var. Orada 45 bini az hasarlıydı, hepsinin hasar bedellerini ödedik. 26 bin konuta başladık. O evlerin çoğu bitti ve teslim ediyoruz. İlk zamanlar Allah’ın bir kulunu ikna edipte anlaşma yapamadık. Şimdi Silopi’de neredeyse yüzde 100’ünü ikna ettik. Cizre’de yüzde 90’lardayız, dün Sur’daydık yüzde 78’lerdeyiz. Nüfus kaydından, tapu kayıtlarından bulamadıklarımız var. Orada iki şeyin eksik edilmeyeceğini çok dikkatli bir şekilde anladık. Birincisi güvenlik, hiçbir şekilde zaaf gösterilmeyecek. Millet evine rahat gidip gelecekse ve para kazanabilecekse bu güvenden geçer. Diğer ise yaraları sarmak ve kardeşlik hukukunu geliştirmektir. Oradaki insanların beklentilerine cevap veriyoruz. Şimdi sokaklarda Türk bayraklarından geçilmiyor. Şırnak ve Hakkari’de sokaklarda Türk bayrakları var. Bu kardeşlik hukukunu vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.

“ABD kan, gözyaşı ve bölücülük getirdi”

“ABD Suriye’de niye var?” diye soran Özhaseki, “Hangi ülkeye gitti de demokrasi getirdi. Irak ve Libya’ya demokrasi mi geldi? Ne getirecek bunlar? Kan, gözyaşı, bölücülük. Onlarca millet var mı var. Bir araya gelmek için çırpınıyorlar. Niye burayı buluyorlar. Asrın başında cetvelle böldüler ülkelere ayırdılar, şimdi şehirleri bölüyorlar. Mahalle mahalle ayırıyorlar. Burada bölücülere katillere arka çıkanlar, Katalonya da karşı çıkıyorlar. Bir arada durmadan çırpınıyorlar. Parça parça olup küçülünce canınıza okurlar. Bizim coğrafyamızda küçük devletle barınamazlar. Yarı güzel olanın gözüne uyku girmezmiş. Bunları anlattığımızda kimse karşı çıkmıyor” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından TÜMKAYDER Başkanı tarafından Bakan Özhaseki’ye plaket ve atkı takdim edildi. Program dua edilmesinin ardından son buldu. 

Doğan Can Cesur

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, TSK tarafından Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek amacıyla dün 17.00’den itibaren “Zeytin Dalı Harekatı”nın başlatıldığı anımsatıldı.

Önceki gün PKK/KCK silahlı terör örgütünün sözde yürütme konseyi üyesi Murat Karayılan’ın “Türk Devletinin Afrin’e saldırması üzerine tüm halkımızın seferber olması gerekir” yönünde açıklama yaptığının hatırlatıldığı açıklamada, terör örgütünün illegal çatı meclis yapılanması olan DTK’nın Başkanı Leyla Güven’in de dün 17.35 sıralarında, terör örgütünün yayın organı niteliğindeki Sterk TV isimli televizyon kanalına telefonla bağlandığı kaydedildi.

Açıklamada, “Leyla Güven, TSK’nın başlattığı harekat ile ilgili olarak, ‘İsteseler de istemeseler de bir kişi kalıncaya kadar Kobani’ye sahip çıkma ruhuyla Afrin’e de sahip çıkacağız. Halkımıza çağrıda bulunuyoruz. Eğer bugün Afrin’de bir şey olursa eskiden olduğu gibi ayağa kalkacağız. Yine halkımıza çağrıda bulunuyoruz. Eğer Rojava’da bir kırılma yaşanırsa herkes bilsin ki dört parça Kürdistan üzerinden kırılma olacaktır. Avrupa’dan kuzey Kürdistan’dan, Rojava’dan, Rojhılat’tan halk olarak komple ayağı kalkmalıyız. Türkiye farkında mıdır değil midir bilmiyorum ama Türkiye ateşle oynuyor. Eğer iç savaş çıkarsa zaten o zaman da hiç kimse bu savaşın önünde duramaz’ şeklinde halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama niteliğinde değerlendirmelerde bulunduğu tespit edilmiştir” denildi.

Açıklamada, “PKK/KCK terör örgütünün illegal çatı meclis yapılanması olan DTK’nın sosyal medya hesapları üzerinden ‘Afrin’e dönük yapılan hava saldırısı, Kürt halkına dönük açık ve net savaş ilanıdır. Bu saldırıların tek hedefi Kürt halkının Rojava sahasındaki kazanımlarıdır. Halkımız bu saldırılara karşı sesiz kalmamalı ve bulunduğu tüm alanlarda tepkisini ortaya koymalıdır’ şeklinde halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama niteliğinde mesaj yayınlamışlardır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığımızca halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden bu açıklama ve mesajlar ile ilgili olarak Leyla Güven hakkında soruşturma başlatılmıştır” ifadelerine yer verildi. 

Konuyla ilgili Bitlis Valiliğinden yapılan açıklamada, “Çığ düşmesi sonrasında, Batman Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrinde görevli 5 personel şehit olmuş, 12 personel ise hayati tehlikesi olmayacak şekilde yaralanmıştır.

Şehitlerimiz: Jandarma Astsubay Üstçavuş Ferruh KULAOĞLU, Jandarma Sağlıkçı Astsubay Çavuş Hilmi ÖZ, Jandarma Uzman Çavuş Durmuş TEK, Jandarma Uzman Çavuş Yüksel KAPDAN, Jandarma Uzman Çavuş Ali TAŞTEPE.

Yaralılar: Jandarma Binbaşı Bülent CANTÜRK, Jandarma Astsubay Üstçavuş Ahmet KARADEMİR, Uzman Jandarma Çavuş Cihan İNAL, Jandarma Uzman Çavuş Ümit KÖSE, Jandarma Uzman Çavuş Eyyüb ALEV, Jandarma Uzman Çavuş Kadir YAMAN, Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Ali DİLEK, Jandarma Uzman Çavuş Bülent KILINÇ, Jandarma Uzman Onbaşı Mehmet KOYUNCU, Jandarma Uzman Çavuş Emin KESER, Jandarma Uzman Çavuş Taner AÇIKER, Jandarma Uzman Çavuş Yusuf DERTLİ

Yaralı personel helikopter ile Bitlis ve Hizan Devlet Hastanesine sevk edilerek tedavi altına alınmıştır. Bölgeye helikopter faaliyetiyle AFAD ekibi gönderilmiş olup, arama ve kurtarma faaliyetleri devam etmektedir” denildi. 

Çığ altından kurtarılan askerler hastaneye getirildi

 Bitlis’in Hizan ilçe kırsalında yürütülen operasyon sırasında düşen çığın altında kalarak yaralanan askerler helikopterle Tatvan Devlet Hastanesi’ne getirildi.

Alınan bilgilere göre, sabah saatlerinde Hizan’ın Giriziyaret tepe bölgesinde operasyon icra ettikleri sırada üzerlerine çığ düşmesi sonucu 5 askerin şehit olduğu 12 askerin de yaralandığı olayda, yaralı askerlerden bazıları helikopterle Tatvan Devlet Hastanesi’ne getirildi.

Çığ altından kurtarılan yaralı askerler, çok sayıda ambulans ve sağlık ekibinin hazır bekletildiği Tatvan Devlet Hastanesine getirilmeye devam ediyor. Tedavi altına alınan askerlerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Partisinin kadın kolları kongresine katılacak olan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı hastane alanında kendisini bekleyen onbinlerce kişiye hitap etti. Afrin’i değerlendiren Erdoğan, “Sizi böyle gördükçe şimdi Afrin’e bakıyorum. Şimdi Afrin’deki Mehmetçiğimize bakıyorum. Şimdi PYD-PKK terör örgütünün şu anda nasıl kaçtıklarını görüyorum. Dedim ya, onlar kaçacak, Mehmetçiğim, bizler hep birlikte kovalayacağız. İşte dün bildiğiniz gibi Kütahya’da ne demiştim? Operasyon fiilen başladı. 17.15 gibi uçaklarımız havalandı. Bombalamaya başladı. Şimdi kara harekatı devam ediyor. Durmak yok. Zira bugün bazı haberler aldım. KCK ve HDP sokağa çağırıyor. Şu anda Diyarbakır’da aldığım haberler, kimseyi bulamamışlar. Ama bak şunu söylüyorum, şu anda adım adım takip ediliyorsunuz. Ey HDP! Ey KCK! Ey PKK! Nerede meydana çıkarsanız, biliniz ki, güvenlik güçlerimiz sizin boynunuzdadır. Zira istediğiniz gibi at oynatamayacaksınız bu ülkede” dedi.

“Yalnız değiliz, Afrika’da bile herkes bize dua ediyor”

“Biz yerli milli duruşla şu anda ülkemizin sınırlarına saldıranlara karşı bir operasyon yapacağız” diyen Erdoğan, “Siz bizi içeriden vuracaksınız öyle mi? Sizleri nasıl dağdakileri ininden çıkardıysak, sizlere de asla o meydanları bırakmayız. Şu anda Mehmetçiğimizin Rabbim yardımcısı olsun. Özgür Suriye Ordusu’nun Rabbim yardımcısı olsun. Polisimizin, güvenlik güçlerimizin, korucularımızın Rabbim yardımcısı olsun. Zaten dün bugün namazlarda bütün Müslümanlar duadaydı. Sadece burada değil, Afrika’da bile herkes ellerini duaya açmıştı. Duadaydı. Yalnız değiliz. Her şey bir tarafa, Allah bizimle beraber. Sevgili peygamberimiz, yalnız kaldığında, Hazreti Ebubekir-i Sıdık’a bir şey söylüyor. ‘Ya Ebabekir, korkma. Allah bizimle beraberdir’ diyor. Geldiler düşmanlar mağaranın ağzına, mağarayı örümcek ağıyla kapamıştı. Düşman ne dedi? ‘İnsan olsa buraya örümcek ağ öremez’ dedi ve gelip gittiler. Hesap başka. Onların hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Biz de bu yola böyle devam edeceğiz. Kararlılıkla inançla devam edeceğiz, geri adım atmayacağız” diye konuştu.

“İnşallah çok kısa sürede bu operasyonu tamamlayacağız”

En kısa sürede bu operasyonu tamamlayacaklarına dikkat çeken Erdoğan, şunları söyledi:
“Havada, karada, cephede Mehmetçiğimizi dualarınızda yalnız bırakmayın. Özgür Suriye Ordusu’nu yalnız bırakmayın. Tüm gece başbakan, genelkurmay başkanımızla irtibat halindeydik, görüşmedeyiz. Nerede ne oluyor, sürekli takipteyiz. İnşallah çok kısa sürede bu operasyonu tamamlayacağız. Benim sizden isteğim şu. Biz Rabia’mızı unutmayalım. Bu Rabia’nın içeriği çok önemli. Burada ayrılık yok. Burada birlik var. Burada tek millet var. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Boşnak ve Arnavut’u ile 80 milyon tek millet” dedi. 

“Rabia’yı unutmayın” diyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu Rabia’nın içeriği çok önemli. Burada ayrılık yok. Burada birlik var. Burada tek millet var. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Boşnak ve Arnavut’u ile 80 milyon tek millet. Bize ayrılık var mı? Tek bayrak, şu bayrağımızın güzelliğine bak. Rengini şehidimizin kanından alıyor, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi. Hiçbir paçavrayı kimse gelip bizim bayrağımıza eş tutamaz. Tek vatan, 780 bin metrekare ile tek vatan. Bu vatan topraklarını kimse bölemez. Parçalayamaz. Kim ki buna teşebbüs ederse, nasıl ki Cudi Dağı’nda, nasıl ki Gabar’da, nasıl ki Bester Deresi’nde, nasıl ki Tendürek’te, nasıl ki Kandil’de F 16 olduk, tank olduk, top olduk, bunları inlerinden çıkardıysak, oralarda F 16 oluruz. Bu vatanı böldürmeyiz. Tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bizim devletimiz yok. Nerede bulursak, onlar da ya kodese ya da kaçacakları delik arayacaklar. Çünkü bu FETÖ denen alçak, bu ümmeti parçaladı. Ona fırsat vermeyeceğiz. Şu anda zannediyor ki Amerika beni burada saklar. Amerika beni tutar. O da seni bir müddet tutup saklayacak, ondan sonra da kirli bez gibi sokağa atacak. Bunu da bilesin. Onun da bütün avanesi, yurt dışına, batıya kaçanlar, bunların hepsinin yaptıklarının bedeli var. Bu bedeli ödeyeceklerdir. Kimse acıma duygusuna kapılmasın. Acırsak acınacak hale geliriz. Her şeyi biz hukuk içinde yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Sıkıntı varsa araştırıp soruşturuyor, kararımızı veriyoruz”.

Uğur Uslubaş – Abdullah Çibir – Burak Türker – Ahmet Faruk Çabuk – Mesut Alan
 

PTT A.Ş. geçmiş ve şimdiki üst yönetimine karşı yayın organlarında çıkan Sayıştay raporları örnek gösterilerek yapılan suçlamalar ve iddialar tamamen kamuoyunu yanıltmak maksadı taşımaktadır.

178. yılını kutlamaya hazırlanan ülkemizin medar-i iftiharı bir kurumu ve yöneticilerini yıpratmaya yönelik bu haberlerin aksine Posta Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, son yıllarda büyüme , karlılık ve yatırım büyüklüğü konuları başta olmak üzere inovatif ürün, hizmet ve servis üretimi ve sunumu, teknoloji üretimi ve Ar-Ge yönetimi, insan kaynakları ve sosyo kültürel alanlar ile uluslararası posta ve lojistik alanlarında Türkiye’de eşine az rastlanır bir başarı elde etmiştir.

Kimi basın yayın organlarında yer alan iddiaların aksine herhangi bir konuda olmadığı gibi bu konuda da ülkemizin en değerli ve köklü kurumlarından birisi olan Sayıştay ile Türkiye’nin gurur tablolarına imza atan PTT A.Ş arasında bir görüş ayrılığı yoktur. Olan sehven veya kasdı aşarak Sayıştay rapor taslağına yansıyan bir kaç yanlş bilgi ayrıntısıdır. Nesnel ve somut dayanağı olmayan bu detayların arasında yapılan haracamaların arasında tören ve milli bayram harcamalarının olmadığı iddiası da vardır. Halbuki resmi harcama belgelerinde ilk elden hemen görüleceği gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde PTT A.Ş milletimizin yeniden şahlanışında milli ve yerli kimliğinin icaplarını yerine getirerek üzerine düşeni yapmıştır. 15 Temmuz şanlı direnişinde ülkemizin meydanlarında havaalanlarında ve nerede gerekiyorsa orada vatan nöbetine koşan halkımızla dayanışma için yapılan kumanya, yiyecek dağıtımı ve gösterilerde kullanılmak üzere satın alınan bayrak ve flamalar gibi harcamaların Sayın Genel Müdürümüzün kişisel harcaması olarak görülmesi kurumumuz için ancak gurur vesilesi olabilir.

Kimi basın yayın organlarında yer alan Sayıştay rapor taslağındaki unsurlarla ilgili olarak verilebilecek bir kaç örnek şöyle sıralanabilir. 31. 10. 2016 tarihinde TEOG ve LYS sınavlarında ilk 1000’e giren öğrencilere teşvik ve başarılarının devamı için verilen hediyeler, kurumumuz bünyesinde başmüdürlükler nezdinde yapılan kimi eğitim faaliyetlerinin temsil giderleri, eğitim ve motivasyon amaçlı toplantılarda personelimizin eğitimi ve başarılarının devamı için istişare ve cesaretlendirme faaliyetleri kapsamında yapılan temsil harcamaları. Başta çocuklarımız ve gençlerimizin yarın ki aydınlık Türkiye’yi kurarken donanımlarını geliştirmeleri, daha iyi bir eğitim almaları ve başarılarının ödüllendirilmesi PTT A.Ş’nin öncelikli hedeflerindendir. Hem kurum içi eğitim kalitemizin artırılması hem yurt çapındaki eğitim faaliyetlerinin desteklenmesi şirket itibarımız açısından ve marka değerimiz açısından da vazgeçmeyeceğimiz değerlerimizdendir. Bu bağlamda yapılan temsil harcamalarının da amaca ve yasaya, usul, esaslara uygunluğu ortadadır. Kaldı ki PTT A.Ş’nin temsil ve ağırlama giderleri sektör ortalamasının mukayese edilemeyecek derecede altındadır. PTT A.Ş’nin iddialara konu edilen 2016 senesindeki resmi tören ve temsil giderlerin gerçekleşmiş toplam giderler içerisindeki yeri % 0,24’tür.

İddialarla ilgili son olarak vurgulamak istediğimiz ayrıntı PTT A.Ş’nin uluslararası karakteriyle ilgili görevleridir. Bilindiği gibi PTT A.Ş Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Kenan Bozgeyik UPU (Dünya Posta Birliği) İdari Konsey Başkanı’dır. 192 üye ülkenin yer aldığı BM teşkilatı dünyadaki en etkili ve önemli kuruluşlardan birisi olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede gerek İstanbul ve Ankara’da gerekse yurdun çeşitli bölgelerinde dünyanın her yerinden ağırladığımız ilgili bakanlar, posta teşkilatı yöneticileri ve diğer ilgililer nezdinde ülkemizi ve milletimizi layıkıyla temsil eden PTT A.Ş’nin bu ve benzeri temsil giderleri kapsamında sanki itham ediliyormuş gibi haberlere konu edilmesi ülkemiz adına da son derece üzücüdür.

Bu ve benzeri yayınların PTT A.Ş özelinde değerlendirildiğinde tüm zorluklara ve aksi yöndeki şartlara inat büyüyen ve iddialarını güçlendiren ülkemizin sorumlu yöneticilerini üzdüğünü belirtmek istiyoruz. Eleştiri ve haber alma hürriyeti ile ilgisi olmayan mesnetsiz, dayanaksız ve nesnel bilgilerden, somut verilerden yoksun bu türden haber ve iddialar gerçek tabloyu gölgelemektedir. Oysa PTT A.Ş tüm sektör bileşenlerinin yakından takip ettiği gibi her yıl yüzde 20’nin üzerinde büyümeyi başaran, karlılığını her yıl artıran, yatırımlarını 2017 yılında bir önceki yıla göre 3 kat artıran uluslararası büyük bir kurumsal yapıya dönüşmüştür.

Posta, Kargo, Lojistik, Banka, e-Ticaret ve Elektronik Hizmetler alanlarının her bir dalında büyümeyi ve karlılığı artıran, sektöründe rekabeti ve beraberliği (rekaberliği) bir arada yöneterek liderlik eden, uluslararası arenada Dünya Posta Birliği’ne başkanlık eden PTT A.Ş., geçmişinden aldığı güç, etkin yönetim yapısı, çağın getirdiği teknoloji birikimi ile önümüzdeki yıllara büyük ve lider bir kuruluş olarak hazırlanmaktadır.

Özellikle e-ticaret alanında 2017 yılında yüzde 300 büyümeyi başaran ve kurduğu e-Ticaret sistemini yurtdışı ülkelerine ihraç eden bir konuma gelen PTT A.Ş. Türkiye’nin djitalleşme sürecine de en önde katkı vererek tüm vatandaşlarımız için ilk tercih olmayı başarmıştır.

PTT A. Ş. gösterdiği bu başarı ile gururu tüm vatandaşları ile paylaşırken gıpta edilecek bir kurum haline gelmiştir. Zaman zaman bazı spekülasyonlarla kurumsal itibarı zedelenmeye çalışılsa da her zaman dimdik ve vakur duruşundan ödün vermemiştir.

“2016 yılı TBMM KİT Alt Komisyonu”nun değerli komisyon Başkanı ve üyelerinin de yer aldığı toplantıda PTT A.Ş’nin övgü ve takdirle başarıları değerlendirilmiştir. PTT A.Ş. ve üst yönetimini yıpratmaya yönelik haberlere konu olan tüm harcamalar kurum için tanınan ilgili mevzuat ve kanun hükümlerine uygun yapılmış harcamalardır.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.