Türk su ürünleri sektörü, Turkish Cargo ile İzmir-New York hava kargo seferleri koymaya hazırlanırken, dünya devi havayolu firmaları da kargo fiyatlarını düşürürken, diğer devler ise Türkiye için rekabetçi fiyat vermeye hazırlanıyor.

Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 73’ünü üyelerinin gerçekleştirdiği Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, balıkçılığın başkenti Bodrum’da Su Ürünleri Sektör Değerlendirme Toplantısında bir araya geldi. Türkiye’nin su ürünleri ihracatında hava kargonun payının her geçen yıl artarak 2017 yılı sonunda toplam ihracatta yüzde 10 paya ulaştığını belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, hava kargo ile ilgili yürüttükleri çalışmaları şöyle özetledi: “Turkish Cargo yeni uçaklar alıyor. Yeni destinasyonlar devreye girecek. İzmir-New York arasında hava kargo seferlerinin başlaması için görüşüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu seferler başlayacak. Bunun yanında dünya devi firmalar da kargo fiyatlarını düşürdü. Başka bir firma ile toplantı yaptık. Türkiye planları olduğunu söylediler, bir diğer firma Türkiye için rekabetçi fiyat vermek istiyor. Hava kargo sayesinde Amerika Birleşik Devletlerine ihracatımız 2013 yılında 11 milyon dolar iken 2017 yılında 35 milyon dolara yükseldi.”

Su ürünleri sektörü 1 milyar dolar ihracat hedefliyor

Türkiye’nin ihracatta yıldız sektörlerinden biri olan su ürünleri sektörü, 2018 yılında 1 milyar dolar ihracat hedefliyor. 2000 yılında 60 milyon dolar olan ihracatını her yıl düzenli olarak arttırarak 2017 yılında 856 milyon dolara yükselten su ürünleri sektörü 2018 yılında 1 milyar dolar barajını geçmek için güçlerini birleştirdi.
Su ürünleri yetiştiriciliğinin, en genç, en hızlı büyüyen ve en dinamik sektörlerden biri olduğunu bilgisini veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, 2017 yılında ICCAT (Uluslararası Atlantik Okyanuslarını Koruma Komisyonu) Toplantısında Türkiye’nin orkinos kotasında artış olduğunu bu sayede 100 milyon dolarlık artış beklediklerini kaydetti.
Türk balıkçılık sektörünün Avrupa Birliği nezdindeki alabalık soruşturmasının olduğunu hatırlatan Kızıltan şöyle devam etti: “Yüzde 8,5 verginin kaldırılması için Nisan ayında Avrupa Birliğinden heyet gelecek, firmaları ziyaret edecek. Tezlerimizi kabul ettirirsek verginin kaldırılması ya da oranın düşmesi mümkün olacak.”
Türk balıkçılarının somon ile mücadelesini devam ettirdiği bilgisini paylaşan Kızıltan, “Norveç’in somon ile ilgili çok büyük propagandası var. TV’de, sinemalarda, bizim balıklardan daha üstün olduğu algısı oluşturmak isteniyor. Biz de buna karşı Türk balıklarının başta omega3 olmak üzere besinsel değerlerinin somunun gerisinde olmadığını paylaşan tanıtan kampanyalar yapacağız. Bilim adamlarından ve popüler isimlerden yararlanacağız” şeklinde konuştu.

“Tam bir başarı öyküsü”

Türkiye’de su ürünleri sektörünün gelişimini başarı öyküsü olarak tanımlayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay da 2018 için ortaya konulan 1 milyar dolar ihracat hedefinin önemli bir rakam olduğunu kaydetti. Atalay, “Dikkat çekme açısından çok önemli. Türkiye’de 1 milyar dolar üzerinde ihracat yapan sektör 30’un altında. Dikkat çekici bir noktaya geldiğiniz için sorunların çözümü ve geniş kitlelere hitap etmek için çok önemli” dedi.

2017 yılında büyük alabalık üretenlere 25 kuruş destek verdikleri ifade eden Atalay, balık üretim alanlarının artması için yaptıkları çalışmaları ise şöyle özetledi: “Samsun-Sinop arasında 30 bin ton yeni üretim alanı tespit ettik ve üretim başladı. Didim’de yaklaşık 40 bin tonluk üretim alanı açıldı. Mersin’de çalıştık 60 bin tonluk bir potansiyel açıldı, ön izinler verilme aşamasında 130 bin tonluk deniz alanı açıldı. Bu üretimin ihracata yansıması beklentimiz var.”

Türkiye’de su ürünlerinde iç tüketimi arttırmak için tanıtım projelerine kaynak bulunabilineceğini dile getiren Atalay, Türkiye’nin 81 milyonluk çok büyük bir ülke olduğunu kişi başı tüketimin 1 kg arttırılması halinde 81 bin ton tüketim artışı olacağını, tüketimin kişi başı 2 kg arttırılması halinde ise üretilen balığın yetmez hale geleceğini söyledi.

“Payımızı yüzde 2-3’e çıkarmalıyız”

Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Musa Demir ise Türkiye’nin dünya su ürünleri pazarında yüzde 1’in altında pay aldığını, bu payın yüzde 2-3’e çıkarmamız gerektiğini dile getirdi. Demir, “Su ürünlerinde dünya genelinde avlanma azalıyor, yetiştiricilik artıyor. Türk ihracatçılarımız çok yetenekli, ihracatımıza bu sektörün katkılarının artacağına inanıyoruz” dedi. 

Sektör Toplantıları ile ihracatçıların sorunlarını çözdüklerini ifade eden Demir, Ekonomi Bakanlığı olarak firmaları ziyaret ederek sorunlarını çözme yoluna gittiklerini bu ziyaretler sayesinde hem Ekonomi Bakanlığı’nın faaliyetlerini anlattıklarını, hem de sektörlerin faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olduklarını, saha çalışmasından çıkan sorunları ve sonuçları diğer bakanlıklara gönderdiklerini ve takip ettiklerini anlattı.
Su Ürünleri Sektör Değerlendirme Toplantısında, Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Bir kurumda BİZ’i oluşturmada, takım kurmada, ekip olmada ve sinerjiyi arttırmada sağlıklı iletişimin ve uzlaşmanın önemi ile Yönetim becerisi ve liderlik” konulu sunum yaparken, fütürist Alphan Manas ise “Geleceğin şirketleri ve şirketlerin sürdürülebilir gelecek senaryoları” başlıklı bir konuşma yaptı. 

Çağdaş Arap edebiyatının önemli isimlerinden Filistinli romancı ve şair İbrahim Nasrallah, Üsküdar’da gerçekleştirilen söyleşide gençlerle bir araya geldi. Moderatörlüğünü Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiller Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Tomar’ın yaptığı söyleşide konuşan İbrahim Nasrallah, Askeri direnişten önce direniş edebiyatının oluştuğunu söyleyerek, “Filistinli yazarlar şunu gördü, dünyayı anlatmak için, her birimiz kendi alanımızda sorumlu olmalıyız. Bir çok Filistinli yazar dünyanın bir çok ülkesinde edebiyat alanında katkıda bulundu. Yazarlarımız birer fedaidir. Romanlar ülkelerinin bakış açısını değiştiriyor” dedi.
Nasrallah, Filistinli yazarların yeni bir imaj vermeye başladığını söyleyerek, “Yazarlarımız, mülteci edebiyatından direniş edebiyatına geçerek, kültürel ekleme yapabilecek bir bakış açısı gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.
İbrahim Nasrallah, dünyanın bilinçliğinin bir sınav olduğunu söyleyerek, “Dünya bilinçli olduğunu kanıtlamak için 100 yıl verildi. Ama ne yazık ki bugüne kadar ve her gün bilinçli olmadığını kanıtlıyor. Tüm bu sorular Filistin konusundaki kendi anlayışınızı oluşturuyor. Bu yazılarımıza da yansıyacaktır. Sadece ulusal bağlılığınız değil, aynı zamanda insanda ve ulusal bağlarda da” ifadelerini kullandı.

Geçmiş yaşamında çok zor günler geçirdiğini belirten İbrahim Nasrallah, “Geri dönüp ilk sınıfta olan, çadırda kaldığımız zamanlar hakkında konuşmak istiyorum. Hatırlıyorumki çok yağmur yağıyordu. Çamurlu bir yerde oturuyorduk” dedi.

Okuduğu dönemde sınıfın tamamı için bir kitap olduğunu vurgulayan Nastallah sözlerini şöyle tamamladı: “Sınıfın tamamı için bir kitap vardı. Eve dönünce kitabı öğretmende bırakıyorduk. O günden sonra kendi kitabımın olmasını diledim. Ama kendi kitabımın olması için çok sabırlı olmalıydım. İlk olarak durum çok zordu. Çünkü okullarda herhangi bir kütüphane yoktu. Kimse seni okumaya teşvik etmiyor. Öğretmen, eğitim sistemi ya da UNWRA sizi okumaya teşvik etmiyordu. Ayrıca, aile okumamdan korkuyordu. Kitabın tehlike kaynağı olarak kabul edildiği bir ortamda büyüdüm. Farkındalık kötü gerçeklerle çelişiyor ve cezaya götürecekti. Bu yüzden ailelerimiz okul kitaplarının yanı sıra bir şey okumamızı istemiyorlardı”. 

Fırat Aksoy
 

MASEV, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin bölgesinde terör örgütlerine yönelik yürüttüğü ‘Zeytin Dalı Harekatı’nda şehit olan askerler için Büyükçekmece’de bulunan dernek binasında Mevlid-i Şerif okuttu. Yaklaşık 500 kişinin katıldığı Mevlid-i Şerif programı Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından Mehmetçik için hazırlanan video izletildi ve yine Mehmetçik için yazılmış şiir okundu. Mevlid-i Şerif’in okunması ve Mehmetçik için duaların edilmesi ardından program sona erdi. Programa MASEV Başkanı Fatih Güvendik, dernek üyeleri, AK Parti Büyükçekmece İlçe Başkanı İlker Gürbüz, yerel siyasetçiler, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

”Biz halk olarak askerimizin her daim arkasındayız”

Programda konuşan MASEV Başkanı Fatih Güvendik, ”15 Temmuz’da ülkemize diz çökertemeyen iç hainlerle desteklenen dış güçler, Afrin’de ülkemizi güneyde kuşatma girişiminde bulundular. Akraba topluluk olarak bildiğimiz ve kendilerini Kürt olarak lanse etmekle birlikte bunu tamamen art niyetli kullanarak kefereliği kendilerine şiar edinmiş olan tetikçiler, ülkemizi güneyden kuşatmak istemektedirler. Oysa biz, tüm güney komşularımızla sınırsız bir iletişim istemekteyiz. Ülkemizin geldiği bu son noktada Mehmetçiğimiz,dış güçlerin desteğiyle bizi güneyden kuşatmak isteyen hainlerin meydana getirdiği çeteler güruhunu ortadan kaldırmak için gerek El Bab’da gerek Afrin’de operasyonlara girişmiştir. Biz halk olarak askerimizin her daim arkasındayız. Bizim bütün varlığımız, askerimizin varlığıdır. Çünkü bizim varlığımız, onların varlığına bağlıdır. Her zaman bu bilinçte olduğumuz için asker bir millet olmuşuzdur. Asker bir millet olmanın verdiği sorumluluk bize birşeyler yapma ihtiyacı doğurmuştur. Bu bağlamda hem şehitlerimize bir selam yollayalım hem şuanda silah altında düşman karşı canhıraş bir mücadeleye girişmiş olan kahraman askerlerimize dua yollayım hem de arkalarında dimdik durduğumuzu kendilerine bildirelim diye böyle bir gece tertip ettik. Her zaman askerlerimizin yandayız. Her zaman bizde birer askeriz. Allah askerimizin yar ve yardımcısı olsun” dedi.

Programa katılan AK Parti Büyükçekmece İlçe Başkanı İlker Gürbüz, ”Bu güzel kara parçasını bize vatan yapma noktasında onurlandıran, gururlandıran, bin yıllık tarihi boyunca farklı zaman dilimlerinde verdiğimiz binlerce, yüzbinlerce ve milyonlarca şehitleri ve gazileri, Afrin operasyonunda şehit düşenleri anma ve gazilerimize acil şifalar temenni etme noktasında bir araya geldik. Rabbim dualarımızı kabul etsin. Bu topraklarda yetiştirdiğimiz evlatlarımız, ürettiği yerli teknoloji silahlarla askere ihtiyaç olmadan kendi işini kendisi görüyor. İnşallah çok kısa bir zaman içersinde başlattığımız bu operasyonu başarıyla sonuçlandıracağız” şeklinde konuştu. 

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Funda Ocak, DHMİ’nin Florya sosyal tesislerinde geleneksel olarak gerçekleştirilen yıllık değerlendirme toplantısında, Atatürk Havalimanı muhabirleriyle bir araya geldi. Türk havacılık sektörünün 2017 yılında performansına ve sivil havacılığın gelecek hedeflerine ilişkin bilgiler veren Ocak, İstanbul’da yapımı süren yeni havalimanından, DHMİ’nin küresel hedeflerine kadar çok sayıda konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.

“Çalışmalar öteleme ve aksama olmayacağını açık seçik ortaya koyuyor”
İnşaatının yüzde 80’i tamamlanan İstanbul yeni havalimanının Türkiye’nin başarı öyküsünü bu proje sayesinde dünyaya göstereceğine vurgu yapan Funda Ocak, “Hedef 29 Ekim 2018. O tarihte bu havalimanımız açılacak. Bütün gelişmeler ve çalışmalar da bu konuda herhangi bir öteleme ve aksama olmayacağını açık seçik ortaya koyuyor” diye konuştu.
Yeni havalimanı seferlerinde kullanılacak modern cihaz ve haberleşme ekipmanların hazır olduğunu belirten Ocak, yer tesliminden sonra montaj ve kalibrasyon çalışmalarının tamamlanacağını kaydetti.

Hava sahalarında yeni havalimanı düzenlemesi
Hizmete girmesine bir yıldan az zaman kalan yeni havalimanı için hava sahalarında da bazı düzenlemeler yaptıklarını kaydeden Ocak, “İstanbul yeni havalimanı, sadece İstanbul hava sahasını değil, Avrupa hava sahasını da etkileyecek bir projedir. Romanya, Bulgaristan ve Orta Avrupa’ya kadar, anlaşma mektuplarıyla bizden kalkan, onlardan kalkıp bize inen, bizden kalkıp onlara inen bütün ülkelerin hava sahalarını birebir etkileyecek bir proje. Bu nedenle arkadaşlarımız İstanbul hava sahasına yönelik olarak kapasite artırımına gittiler” dedi.

“Hava sahasıyla ilgili çok yoğun bir alın teri akıtıldı”
Yeni havalimanı için personel eğitimlerinin de sürdüğünü dile getiren Funda Ocak, 100 hava trafik kontrolörünün gerekli eğitimlerini tamamladığını, 25 hava trafik personelinin de eğitimlerinin sürdüğünü belirtti. Ocak, “Sistem ve cihazları temin ettik, usul dizaynlarını yaptık, bütün Avrupa hava sahasında etkileşimde olan ülkelerle anlaşma mektuplarını hazırladık. Toplantılarımızı yaptık. ‘Eurocontrol’ raporlarımızı yaptık, personelimizi tefrik ettik. Biz, İstanbul yeni havalimanı devreye girdikten sonra bu hava sahasında artık hazırız ve varız. Bunlar hiç dile getirilmedi, hiç kamuoyunda yansıtılmadı. Bu son derece önemli bir konu. DHMİ, sadece İstanbul yeni havalimanı projeleriyle, takibiyle, denetimiyle ve kontrolüyle uğraşmadı. Asıl hava sahasıyla ilgili çok yoğun bir alın teri ve akıl teri akıttı. Bu çalışmalarımız hala devam ediyor. İnşallah, temmuz ayına kadar tüm sistem ve cihazların montajı yapıldıktan sonra uçuş kontrolleri yapılacak” diye konuştu.

“Cumhurbaşkanımızın takdiridir, biz hazır hale getirdik”
Basın mensuplarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı taşıyan uçağın 26 Şubat’ta İstanbul yeni havalimanı pistine ilk kez ineceğine dair çıkan bazı haberlerle ilgili soruyu da cevaplayan Funda Ocak, konuyla ilgili her türlü hazırlıkları yaptıklarını ifade ederek, “Tabii ki, Cumhurbaşkanımızın takdiridir ama biz hazır hale getirdik” şeklinde cevapladı.

“Sabaha karşı 03.00’te taşınma işlemi başlayacak”
Atatürk Havalimanı’ndaki operasyonların yeni havalimanına taşınma aşamasına ilişkin de bilgi veren DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak, “29 Ekim oranın tören tarihi, o gün olmaz. 30 Ekim gece 03.00’te taşınma sürecine başlanılacak ve 31 Ekim gece saat 23.55’te taşınma süreci tamamlanacak” şeklinde konuştu.

“Dünyanın en büyük taşınma işlemlerinden biri olacak”
Taşınma sürecini üç bölüme ayırdıklarını vurgulayan DHMİ Kamu-Özel Sektör İş Birliği Daire Başkanı Cengiz Kurt da, Atatürk Havalimanı’ndaki en büyük operasyonel faaliyete sahip olan Türk Hava Yolları’nın 31 Ekim saat 02.00’de uçuşlarını keseceğini ve 12 saat süreyle operasyon yapmadan taşınmayı sağlayacağını kaydetti. Kurt, “Dünyanın en büyük havalimanı olduğu için dünyanın en büyük taşınma işlemlerinden biri olacak. Bu bir de kara yolu ile olacak. İstanbul gibi son derece yoğun bir trafik üzerinden taşınma olacak. Çok ciddi bir koordinasyon gerekiyor ama herhangi bir sorun olacağını düşünmüyoruz. Güzergahı Basın Ekspres Yolu, Mahmutbey Gişeler üzerinden olacak. Yol güzergahı üzerinde görev yapan belediye, jandarma ile tüm kamu ve kuruluşlar, AKOM’dan koordine edilerek, taşınma yapılacak. Taşınmada gerekirse trafik de kesilebilecek” ifadelerine yer verdi. 

Ferhat Yasak
 

Nevşehir’in merkez ilçeye bağlı Çardak köyünde tarım ve hayvancılık işi ile uğraşan 33 yaşındaki Hakkı Açıkgöz, çiftliklerinde bulunan hayvanlarına adeta gözü gibi bakıyor. Açıkgöz, rüzgarlı bir havada çiftlikte bulunan bir kapının kapanması sonrasında ayağı ezilen ve bir süre sonra ayağı kopan tavuğuna kendi imkanlarıyla ahşap protez yaparak tavuğunun yeniden yürümesini sağladı. Tavuğunun ayağının kopması sonrasında tek ayak üstünde yürümesi ve diğer hayvanlar tarafından ezilmesine dayanamayan Açıkgöz kendi imkanlarıyla tasarlamış olduğu protez bacağı yaparak tavuğunun yeniden yürümesini sağladı.

Açıkgöz, “Hayvanlarımızla ilgilenirken aşırı rüzgarlı bir günde mandıramızda bulunan kapı tavuğun ayağını ezdi. Tabi o zaman ilk başta sanırım tavuğun ayağı bilek kısmından sanırım kırılmıştı. Ben bu ezilen yeri sardım. Ancak birkaç gün sonra parmakları kurumaya başladı. Tabi böyle olunca daha sonra ayağı koptu. Bende hayvan yürüyemiyor ne yapabilirim diye düşünürken insanlara protez ayak yapılıyor neden hayvanlara yapılmasın dedim. Böylece imkanlar dahilinde protez ayağı ahşaptan yapmam gerekti. Çünkü tavuğa yapacağım ayak hafif olması gerekiyordu. Bir matkapla ağacın içerisini oydum. Dışını da çarkta incelettim. Böyle bir şey çıktı ortaya. Tavuk protez ayağına henüz alışmadı. Henüz deneme aşamasındayız. İki gün önce protezi taktım ve yeni yeni yürümeye başladı. Tam basamıyor çünkü bir hafta ayaksız gezdi. Hep tek ayak üstünde zıplayarak gidiyordu. Artık ayağını basıyor. En azından kaçıyor kolay kolay yakalayamıyorum” dedi.

Coşkun Sağlamdin
 

Türkiye’nin 58 lisesini bir araya getiren Ulusal Bilim kampı Marmara Eğitim Köyü’nde yapılan kapanış töreniyle son buldu. Üç gün boyunca ‘Endüstri 4.0’, ‘Farmakoloji’, ‘Akıllı Şehir Planlaması’ ve ‘Temiz ve Yenilenebilir Enerji’ konularında eğitim gören öğrencilere katılım belgeleri verildi. Öğrenciler aldıkları eğitimle beraber 10-11 Mayıs’ta yapılacak olan yarışmaya çevre, sağlık ve teknoloji temelli konuları kapsayan projeler üretecek.

“Ülkemizin uluslararası seviyelere çıkmasını için çabalıyoruz”

Ulusal Bilim Kampı’nın kapanış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, Bilimlerarası işbirliğini pekiştirmek için sadece doğa bilimlerini veya sadece fen bilimleri almanın yeterli olmadığını söyleyerek, bunlarla birlikte sosyal bilimler, insan ve toplum bilimleri ile sanatında çok önemli bir yeri olduğunu belirtti.

Çotuksöken sözlerine şöyle devam etti: “Kişileri sadece belli bir alana odaklanmış olarak değil, farklı alanlardan da beslenmek üzere yetiştirmek ya da yetişmelerine yardımcı olmak son derece önemli görünüyor. Tarihte Farabi, İbn-Sina, örneği verilir, çünkü bu düşünürler ve bilim adamlarının hayat hikâyelerine baktığımızda bilgiyi çok farklı yönlerden edindiklerini görüyoruz. Evrensel insan motifi ile de bir anlamda gençlerimizi geniş bir bakış açısı ile de yetiştirmek gerekiyor. Bir yol çizmemiz veya onlar yollarını çizerken destek vermemiz gerekiyor. İşte bu çalışmada böyle bir arka planın da olduğunu gördüm. Ailelerde artık eskisi gibi değil, beklentileri daha yüksek çocuklarının daha çok verimli bilgili kaynaklarla buluşmasını istiyorlar. Ülkemizin her zaman daha iyi bir noktaya gelmesi için bütün çabamız ve gayretimizle çalışacağız. Ülkemizin uluslararası seviyelere çıkmasını bekliyoruz”.

“Bir işi aşk ile yapacaksınız”

Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi Müdürü Haluk Değirmenci Eğitim Bakanlığı’nın bu projeyi kendilerine laik gördükleri için teşekkürlerini iletti. Değirmenci, “Gelecek Türkiye’sinin öğretmenleri olarak öğrencilere paspas olmaya hazırız. Bir şeyi aşk ile yapacaksınız. Aşk ve merak olmadan heyecan olmadan olmuyor” dedi.

Şehirler için akıllı projeler üretilecek

Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi öğrencilerinden Aksel Ünlü, Bilim Kampı’nın çok verimli geçtiğini belirterek şunları ekledi: “Bu üç gün boyunca eğitim aldık. Eğitimlerden sonra İstanbul gezileri yaptık. Eğitimler konusunda teorik ve pratik çalışmalarda yer aldık. Gelecek 2 ay boyunca projelerimizi geliştireceğiz. Arkadaşımla beraber ‘Akıllı Şehirler Projesi’nde çalışıyoruz. Bu projenin amacı günlük hayatta şehrimizde meydana gelen sorunları tespit bunlara çözüm sunmak”.

10-11 Mayıs 2018 tarihlerinde her bir kategoride ilk üç dereceye giren projeler Maltepe Üniversitesi Marmara Eğitim Köyü’nde sergilenecek ve ardından da düzenlenecek törenle öğrencilere ödülleri verilecek.
 

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan ile ilk olarak Reyhanlı’da uyuduğu sırada evlerine düşen roket nedeniyle şehit olan 17 yaşındaki lise öğrencisi Fatma Avlar’ın okuduğu Tayfur Sökmen Lisesini ziyaret eden sanatçılar, Avlar’ın boş kalan sırasına çiçek bıraktı, öğrencilerin yanına oturup sarılarak onlara moral verdi.
Burada duygularını dile getiren Tamer Karadağlı, kendisinin de bir kızı olduğunu belirterek çiçek bıraktığı sırada çok duygulandığını dile getirdi. Karadağlı, teröre karşı her zaman askerin yanında olduklarını söyledi.
Yavuz Bingöl ve Mustafa Ceceli de, sivillere roket atan teröristlerin cezasını bulduğunu, Türk askerinin terör yuvalarını dağıtacağını dile getirdi.

Daha sonra Reyhanlı İlçe Jandarma Komutanlığına geçen yaklaşık 30 kişiden oluşan heyet, sınır ilçesinde görev yapan askerlerle biraraya gelerek sohbet edip moral verdi. Askerler, televizyondan izledikleri sanatçıları karşılarında görünce şaşırdıklarını ve son derece mutlu olduklarını dile getirdiler.
Sanatçılar Tamer Karadağlı, Yavuz Bingöl, Ayna grubunun solisti Erhan Güleryüz, Mustafa Ceceli, Volkan Severcan, Emre Kızılırmak, Erhan Yazıcıoğlu, Zuhal Yalçın, Deniz Oral, Burak Uçman, Murat Aksu ve Sefa Zengin, Reyhanlı’da bir vatandaşın evine konuk olarak öğle yemeği yedikten sonra çarşı esnafını ve Davutpaşa köyünü ziyaret ederek muhtarlar ve köylülerle biraraya gelecek. 

Reyhanlılı vatandaşlardan sanatçılara yoğun ilgi 

Türk Silahlı Kuvvetlerinin terör örgütleri PKK-PYD, DEAŞ’a yönelik Afrin’de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatına destek vermek için Hatay’ın Reyhanlı ilçesine gelen sanatçılar, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı.
İlk olarak AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan ile Reyhanlı’da uyuduğu sırada evlerine düşen roket nedeniyle şehit olan 17 yaşındaki lise öğrencisi Fatma Avlar’ın okuduğu Tayfur Sökmen Lisesini ve Reyhanlı İlçe Jandarma Komutanlığını ziyaret eden sanatçılar, daha sonra Reyhanlı’ya ilk roketin düştüğü bölgede esnafla bir araya geldi. Vatandaşlar kendilerini ziyaret sanatçılara yoğun ilgi gösterdi. Burada vatandaşların duygularını dinleyen sanatçılar onlarla hatıra fotoğraf çekildi. Sanatçılar daha sonra Reyhanlı’ya bağlı Davutpaşa Mahallesi’ne giderek, mahallede çoban olan Bekir Şanverdi tarafından Mehmetçiklere moral olması amacıyla yapılan dev Türk bayrağını inceledi. Şanverdi’den dev bayrağı nasıl yaptığını dinleyen sanatçılar daha sonra Hassa’ya geçti.

Sanatçıların arasında Tamer Karadağlı, Yavuz Bingöl, Ayna grubunun solisti Erhan Güleryüz, Mustafa Ceceli, Volkan Severcan, Emre Kızılırmak, Erhan Yazıcıoğlu, Zuhal Yalçın, Deniz Oral, Burak Uçman, Murat Aksu ve Sefa Zengin yer aldı.

Aykut Yeniçağ – Ecevit Cemiloğlu
 

Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından finanse edilen ve AFAD’ın kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi ve afet ve acil durum yönetim sistemini geliştirmeyi amaçlayan projenin tanıtımı, AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu ve AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger’in katımıyla gerçekleştirildi. AFAD’ın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi ve Afet Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi için Teknik Destek Projesi’ne ilişkin bilgi veren Güllüoğlu, Türkiye’nin afet ve afetlere müdahale ile afetlerin öncesiyle alakalı kapasitesinin gitgide geliştiğini belirterek, “2016 Nisan’dan beri Türkiye aynı zamanda AB’nin afetlerle alakalı muhatap kuruluşu olan Sivil Koruma Mekanizmasının da bir üyesi. Bu üyelik AB tarafının davetiyle gerçekleşen bir üyelik. Böylece hem AB özellikle afet yönetimi afetlere müdahale kapasitesi anlamında aynı dili konuştuğumuz, aynı ortamda çalışabileceğimiz, AFAD’ın hem kapasitesinin bu bölge için kullanabileceği hem de AFAD’ın kapasitesini geliştirebileceği bir proje başlatıldı. Bugün de onun tanıtımını gerçekleştiriyoruz. Böylece AB’deki üye ülkelerin ve üye olmayan başta 6-7 ülkeyle beraber onların kapasitesini, onlardaki iyi örneklerin Türkiye’de uygulanması, hem Türkiye’nin müdahale kapasitesinin gerek Avrupa, gerek bu bölge için kullanılması, hem de Avrupa ve Türkiye haricindeki ülkeler için Avrupa ve Türkiye’nin birlikte müdahalesi için nasıl çalışabileceğine dair üç dört ayağı olan bir proje. Bundan kurum olarak hem AFAD’ın hem Avrupa’nın kazanacağını umuyoruz. Çok paydaşlı, çok kazançlı bir proje için yola çıktık” ifadelerini kullandı.

“Afetler baz alındığında sadece kriz yönetimi değil, aynı zamanda risk yönetimi yaklaşımına geçildi”
1999 yılından bugüne kadar Türkiye’nin afet müdahale, afet yönetimi anlamında çok ciddi değişiklikleri olduğunu bildiren Güllüoğlu, şunları kaydetti:
“AFAD’ın kurulumu bunlardan bir tanesi sadece. 2009 yılında farklı kuruluşlar altında, farklı bakanlıklar altında olan AFAD’ın alt kuruluşları 2009’da Başbakanlığın altında birleştirildi. Afet müdahalesi kapasitesi anlamında çok ciddi bir yere gelindi. Şu anda 25 lojistik depoda 2 bin civarında arama kurtarma ekipleriyle ve bu ekiplerde artık Birleşmiş Milletler standartlarında üst bir seviyeye geldi geçmişle kıyaslandığında. Ama aynı zamanda dünyaya da insani yardım götüren bir ülkeye dönüştü Türkiye. O yüzden 1999 depremiyle kıyaslandığında 2011’deki deprem ya da diğer afetler baz alındığında sadece kriz yönetimi değil aynı zamanda risk yönetimi yaklaşımına geçildi. Bir afet olmadan önce onun muhtemel etkilerinin önceden tahmin edilip, onun azaltılmasına yönelik çalışmalar dünyada da Türkiye’de de yaygınlaşıyor. O yüzden Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın desteğiyle bambaşka bir seviyeye gelindi. Ama bu bitmeyen bir süreç, dünyada gelişen bir süreç. Bu da böyle devam edecek. Dünyadaki iyi örneklerin alınması, dünyada bu konuda çalışan bilim dallarının yapacağı araştırmalar, bunların modellenmesi noktasında çalışmalar devam ediyor.”

“AFAD bizim için çok önemli ve çok güvendiğimiz bir ortak kurum”
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Berger ise, AB ve Türkiye’nin halihazırda afet yönetimi konusunda önemli tecrübelere sahip olduğunu belirterek, “Daha öncesinde AB ve Türkiye pek çok insani yardım gerektiren durumda birlikte işbirliği yapmış bulunmaktalar. Bunun en önemli unsurlarından biri hep söylediğimiz gibi dayanışmanın sağlanması. Biz şimdi burada AB ve Türkiye olarak güçlerimizi birleştirmiyoruz, sadece fiziksel anlamda güçlerimizi birleştirmekle kalmıyoruz, aynı zamanda tecrübelerimizi de karşılıklı olarak paylaşıp bu şekilde birlikteliğimizi artırabiliyoruz. Türkiye daha önce AB’de yaşanan afetlere dahil olduğu gibi Türkiye’de yaşanan afetler esnasında da AB yine Türkiye’de yardım amaçlı bulundu. Böyle bir geçmişimiz bulunmakta. Türkiye’de şu anda baktığımızda hem bilgi birikiminin hem talimatların çok daha artmış olduğunu görebilmekteyiz. 2016’da Türkiye, Avrupa sivil koruma mekanizmasına dahil olduğu andan itibaren yapmış olduğumuz çalışmaların altını biraz daha altını çizmek için bu etkinlikte buluşuyoruz. Bu etkinlik vesilesiyle bizler elimizdeki bulunan yapıdan en çok nasıl faydalanabiliriz, afetlere karşı en üst seviyede nasıl bulunabiliriz, kaynaklarımızın neler olduğunu nasıl tayin edip, ihtiyaç olduğu anda bu kaynakları nasıl harekete geçirebiliriz diye hep birlikte burada konuşuyor olacağız” şeklinde konuştu.
“AFAD bizim için çok önemli ve çok güvendiğimiz bir ortak kurum” diyen Berger, “Bugüne kadar AFAD’la birlikte çok iyi çalışmalara imza attık. Özellikle Suriye kriziyle ilgili olarak. Bizler de AFAD’la bu iyi çalışmalarımızı daha güçlendirip devam ettirmeyi ümit ediyoruz” açıklamasında bulundu.

Projenin Türkiye’ye sağladığı katkılar
Üyelik anlaşmasının yürürlüğe girmesi ile birlikte Türkiye mekanizmanın sunduğu hizmetlerden diğer üye ülkeler de eşit seviyede yararlanmaya başladı. Türkiye, üyelik ile mekanizmanın Acil Durum Müdahale Koordinasyon Merkezi (ERCC) verilerine erişim hakkı elde etti. Ortak Acil Durum Haberleşme ve Bilgi Sistemi (CECIS) aracılığı ile yardım çağrısında bulunulması ya da yardım göndermesi mümkün hale geldi. Üye ülkelerle uzman değişiminde bulunulması imkanı doğdu. Mekanizma kapsamındaki eğitimlere ve tatbikatlara AB’nin nüfus bağlamında en büyük ülkeleri seviyesinde katılma hakkı oluştu. Mekanizma kapsamında gerçekleştirilecek insani yardım veya sivil koruma çalışmaları için Türkiye’ye yüzde 55 oranında ulaştırma desteği sağlanabiliyor. Gönüllü havuzuna kayıtlı unsurlarda ve acil hallerde ise ulaşım masraflarının yüzde 85’inin Komisyon tarafından karşılanması mümkün olacak. Mekanizma kapsamında duyurusu yapılan afet önleme, hazırlık ve müdahale projelerine ve gerçekleştirilecek tatbikatlara yönelik Türkiye’ye ayrılan mali destek miktarı artırıldı.

Vlogger Rahşan Gülşan ile birlikte İstanbul’dan Kapadokya’ya uzanan keyifli bir yolculuğa çıkan Sıla, yolculuk esnasında emniyet kemeri kullanımından sinyal vermenin önemine kadar trafikte hayat kurtaran önlemler ile ilgili önemli mesajlar verdi.

Doğuş Otomotiv’in trafik güvenliği bilincini artırmak amacıyla yürüttüğü ve bu yıl 14’üncü yılını geride bırakan ‘Trafik Hayattır’ kurumsal sorumluluk platformu, 2018 yılındaki ilk özel projesini Sıla ile hayata geçirdi. Ünlü pop müzik sanatçısı Sıla, vlogger Rahşan Gülşan ile İstanbul’dan Kapadokya’ya uzanan keyifli bir yol hikayesi için kamera karşısına geçerken, yolculuk esnasında emniyet kemeri kullanımından sinyal vermeye kadar trafikte hayat kurtaran önlemleri keyifli bir sohbet ile aktardı. Sıla, söz konusu önlemler sayesinde geçen yıl yaşadığı trafik kazasında hayatının kurtulduğuna da özellikle dikkat çekti.

14 Şubat tarihinden itibaren Trafik Hayattır platformu tarafından Youtube kanalında ve Facebook’ta yayınlanmaya başlanan vlog, Rahşan Gülşan’ın Sıla’yı telefonla araması ile başlıyor. Esprili ve eğlenceli bir dille yapılan konuşmanın ardından anında yola çıkan ikili, Ihlara Vadisi, Uçhisar ve Kapadokya’ya uzanan eğlenceli yol hikayesinde izleyicilere keyifli dakikalar yaşatıyor. İkili kimi zaman Kaymaklı Yeraltı Kenti’nde gezerken, kimi zamanda Ihlara Vadisi’nde doğa ile baş başa keyifli sohbetler gerçekleştiriyor. Yolculuğun ikinci gününde ise kar yağışı sürprizi ile karşılaşan Sıla ve Rahşan Gülşan, beyaza bürünen Kapadokya’da doğanın tadını çıkarmayı ihmal etmiyor.

Yeni albüm yolda

Yolculuk esnasında Doğuş Otomotiv’in Trafik Hayattır platformunun öneminden ve trafik kurallarından da bahseden ikili ayrıca Sıla’nın yapım aşamasında olan yeni albümünün müjdesini de veriyor. Sıla, vlogda yeni albümle ilgili olarak şarkıları yazmaya devam ettiğini, bazı şarkıların tamamlandığını, bazılarının ise aranje aşamasında olduğunu belirtiyor. Sıla, videonun finalinde ise kendisinin söz ve müziğini yaptığı ve Ceylan Ertem tarafından seslendirilen ‘Esmer’ ile 2012’de hayatını kaybeden Neşet Ertaş’tan ‘Gönül Dağı’ türküsünü özel olarak ‘Trafik Hayattır’ için seslendiriyor.

Jingle ile 20 milyondan fazla kişiye ulaşıldı

2004 yılından bu yana toplumun tüm kesimlerinde trafik güvenliği bilincini arttırmak amacıyla ‘Trafik Hayattır’ kurumsal sorumluluk platformu kapsamında trafik güvenliği ve trafikte sorumluluk yaklaşımına yönelik farkındalık projeleri gerçekleştiriyor. Trafik Hayattır Projesi kapsamında geçen yıl ’emniyet kemeri’, ‘aşırı hız’, ‘cep telefonu’ ve ‘araçta çocuk güvenliği’ olmak üzere 4 ana mesaj çerçevesinde çalışmalar yapıldı. Gençlere yönelik radyo Jingle yarışması da gerçekleştiren Doğuş Otomotiv’in Trafik Hayattır! Jingle’ı Nil Karaibrahimgil tarafından seslendirildi ve jingle, 20 milyondan fazla kişiye ulaştı. 

Sevgililer Günü’nde en güzel hangi hediye alınabileceği veya en güzel nerede yemek yenileceği düşünülebilir. Sevgililer Günü’nde karın doyurmak yerine çiftlerin duygularını beslemek, aşka giden yolun çok da mideden geçmediğini fark ettirir. Aşkın kalorisi olmadığı gibi aşkla yediğiniz her şeyin size heyecan ve mutluluk verirken, metabolizmanızı da hızlandırdığının unutulmaması gerektiğini söyleyen Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, Sevgiler Günü’nde masanızda neler olması gerektiği konusunda önerilerde bulundu.

Aşkın en tatlı hali: fitaşk

Fitaşk’ın tarifini veren Dyt. Aslıhan Küçük, ”Muhteşem kokuları ve aromalarıyla baharatları sofranıza mutlaka almalısınız. Zencefil, yüksek çinko içeriğiyle vücut ısısını ve hormon seviyesini arttırır. Fındık, kaju, çam fıstığı, ceviz gibi kuruyemişler eski çağlardan günümüze hormon seviyesini arttıran yiyeceklerin başında geliyor. Kajuyu hem enerji sağlaması hem de lezzet vermesi için kullanabilirsiniz.

Malzemeler şöyle:

60 gram Medine hurması
60 gram çiğ kaju fıstığı
12 çay kaşığı toz tarçın
12 çay kaşığı toz zencefil
Üzerini süslemek için 2 yemek kaşığı toz Hindistan cevizi
Hazırlanışı: Kajuları toz haline gelene kadar mutfak robotundan geçirin, üzerine çekirdeklerini çıkarttığınız hurmaları ekleyip macun kıvamına gelene kadar çekmeye devam ediniz. Son olarak toz tarçın ve toz zencefili de karıştırıp ceviz büyüklüğünde toplar yapınız. Bu topları da Hindistan cevizine bulayıp servis edebilirsiniz” dedi.

Muhteşem üçlü: roka, ıspanak ve çilek

Sevgilinize enfes bir salata hazırlayarak mutluluğunuzu katlayın diyen Dyt. Küçük, ”Çilek, ceviz ve ıspanağın hormon seviyesini arttırıcı etkileri vardır. Mutluluk hormonları salgılanmasında yardımcı B vitaminlerinden zengin yeşil yapraklı sebzeler roka, tere, ıspanak kendinizi iyi hissettirecek mutluluk veren besinlerdir. Homosisteini yüksek olan kişilerde, serotonin hormonunu daha düşük seviyelerde salgılanmaktadır. Çilek ise homosistein seviyesini düşürerek mutluluğunuzu taçlandırmanıza yardımcı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Ana yemeğinize vişneli dana yahni

Vişneli dana yahninin tarifini veren Dyt. Küçük, ”Hormonunu seviyesini arttıracak etkisi olan kerevizi, tüm vücudu uyarıcı özelliğe sahip olan zencefili kullanarak yapacağınız et yemeğinizle, bedenen ve ruhen de güç kazanırsınız. Yemeğinize tarçın ve kakulenin muhteşem aromasını da katarak harika kokuların ortaya çıkmasını sağlayabilirsiniz.

Malzemeler şöyle:

500 gram dana bonfile
1 adet havuç
1 adet kuru soğan
1 dal kereviz sapı
1 adet çubuk tarçın
3 yemek kaşığı nar ekşisi
200 gram donmuş vişne
1 adet tane kakule
Yarım bardak su
2 yemek kaşığı bal
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı: Bonfileyi, havucu, soğanı ve kerevizi kuşbaşı şeklinde doğrayın. Isıttığımız tavaya sırası ile zeytinyağı, bonfile, soğan, havuç, kereviz sapını kavuruyoruz. Üzerine dondurulmuş vişnemizi, nar ekşisini, suyu, baharatları ekleyip kaynattıktan sonra 45 dakika kısık ateşte pişiriyoruz. Ocaktan alacağımız vakit 2 yemek kaşığı balımızı ilave edip servis tabağına alıyoruz” şeklinde konuştu.

”Beraber egzersiz yapmanın keyfini çıkarın”

Egzersiz yapmanın önemine değinen Dyt. Küçük, ”Kalbinizin yükünü hafifletmek için birlikte egzersiz yapmayı ihmal etmeyin. En önemli nokta sevdiğiniz ve birlikte yapabileceğiniz egzersizi bulmak. Sadece yürüyüş, koşu ya da fitness egzersizleri değil; dans, tenis, yüzme, yoga gibi egzersizleri yapmayı da düşünebilirsiniz. Egzersiz, beyinde endorfin seviyesini arttırarak vücudun doğal ağrı kesicisi ve mutluluk kaynağı olacaktır” diye konuştu.