Orman ve Su İşleri Bakanlığının Antalya’da 166 milyon TL değerinde baraj, gölet, bal ormanı, ağaçlandırma ve çeşitli yatırımlarıyla ilgili temel atma töreni ve açılışlarının arından yine Manavgat ilçesinde partisinin Seçim Koordinasyon Merkezi açılış törenine katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Dün belirlenen listeler sonrası kolları sıvayarak çalışmalara başladıklarını ifade eden Bakan Çavuşoğlu, AK Parti’nin Antalya listesiyle ilgili görüşlerini dile getirerek, her bir adayın birbirinden kıymetli olduğunu söyledi. Listedeki 16 adaydan 5’inin Manavgatlı olduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu, “Bu listeye Manavgat damgasını vurdu. Biraz önce arkadaşlarımız bazı isimleri saydı, başta kendimi saymak istiyorum. En az Alanyalı olduğum kadar Manavgatlıyım diyorum. Bunun da gururla söylüyorum” dedi.
“Uzun ince yolun devamı”
Son 16 yılda önlerine çıkan tüm engelleri birlik ve beraberlik sayesinde aştıklarını belirten Bakan Çavuşoğlu, “Büyük hedeflere yürüyeceğiz. Kutlu yolculuğumuzda yeni bir sayfa açıyoruz, yeni bir yola giriyoruz. Esasen bu önceden temelini attığımız uzun ince bir yolun devamı. Ama bu aşama aşama. O hedeflere ulaşmak için çok daha güçlü olmamız lazım. Bugün dış politikada güçlüysek, sizlerin desteği sayesinde güçlüyüz. Dış politikada haksızlıklara karşı sesimizi gür çıkarabiliyorsak, arkamızda 81 milyonun olduğunu hissettiğimiz içindir. Bugün adaletsizliklere sesimizi çıkartıyorsak, bu milletimizin vicdanının bizlere emridir” diye konuştu.
“1,8 milyar ümmet dua ediyor”
Dünyanın gözünün Türkiye’de olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, son olarak şunları söyledi:
“Bugün dünyada insani yardımı ulaştırmada birinci sıradaysak bu da bizim insanımızın vicdanının yansımasıdır. Bugün kalkınma yardımlarında dünyada en öndeysek, esasen dünyadaki mazlumların bizden beklentilerinin bir sonucudur. Çünkü dünyanın gözü bizde, kıskananların da gözü bizde. Pakistan’ın da, Afganistan’ın da, Afrika’nın da, Somali’nin de, hatta ve hatta hayal edemeyeceğiniz en küçük ülkelerin, herkesin gözü bizde. Ama şunu unutmayın. 1,8 milyar ümmetin de duası bizimle. Şu 1 ayda her gün bize dua ediyorlar, dua edecekler. Niye? Çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar seçilmesin istiyorlar. Çünkü bu kutlu yolculuğun devam etmesini istiyorlar, Çünkü Türkiye’den başka mazlumların ve ümmetin umudu yoktur. Bu bilinçle çalışacağız. Sorumluluğumuzun daha büyük olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız. Uluslararası arenada küresel bir aktör olduğumuzu unutmayacağız. Beklentilerin sadece mazlumlar tarafından olduğunu düşünürsek aldanırız. Dünya insanlarının Türkiye’den beklentileri var.”
“24 Haziran Türkiye’yi teslim almak isteyenlerle, teslim etmek istemeyenlerin mücadelesidir”
Çavuşoğlu’na programlarında eşlik eden Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel de, 24 Haziran seçimlerinin önemine vurgu yaparak, Türkiye’nin son 15 yılda büyük mesafeler kat ettiğini söyledi. Türkiye’nin gelişimini önlemek için her türlü kupasın kurulduğunu vurgulayan Türel, “Türkiye kalkınarak yoluna devam ediyor. Topla tüfekle hizmetten engellemeye çalıştılar ama o kurşunlara göğsünü siper eden bu millet o hainlere izin vermedi. Ak Parti’nin iktidar olmasını istemeyen, Recep Tayyip Erdoğan seçilmesin isteyenlere bir bakınız. Onun üstüne söz söylemeye gerek yok. 24 Haziran Türkiye’yi teslim almak isteyenlerle, teslim etmek istemeyenlerin mücadelesidir” diye konuştu.
“Manavgat bu seçimin en şanslı ilçesi”
Antalya’da 7. seçim merkezini açtıklarını ifade eden AK Parti Antalya İl Başkanı İbrahim Ethem Taş ise açıklanan aday listelerinin Antalya’nın her köşesine hitap ettiğini vurguladı. Taş, “Manavgat’tan 3 tane adayımız var. İbrahim Aydın, Ercan Mekteplioğlu, Ömer Akbaş kardeşimiz. Manavgat bu seçimin en şanslı ilçesi. Yüzde 21 ile başladığımız Antalya’da yüzde 42’yi yakaladık. Milletvekili sayımız 5’ti Kasım’da 7’ye çıkardık. Bu seçimde daha yüksek milletvekili çıkaracağız. Yine Antalya’da birinci olmak, zaferlerle çıkmak istiyoruz. Seçimlere 32 gün kaldı, milletvekillerimizi Ankara’ya göndererek Antalya’nın güçlü bir şekilde temsil edilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından seçim ofisinin açılışı kurdele kesimiyle gerçekleşti. Bakan Çavuşoğlu daha sonra Antalya kent merkezindeki bir iftar programına katılmak üzere ilçeden ayrıldı.  

Türkiye’nin gözde okulları arasında yer alan Galatasaray İlkokulu’nun birinci sınıfına 2018-2019 eğitim yılında alınacak olan 50 öğrenci için 6 bin başvuru yapıldı. Bugün saat 10.00 sıralarında Galatasaray Lisesi Beyoğlu binasında noter, Beyoğlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Galatasaray Lisesli ve İlkokulu yetkilileri huzurunda kura gerçekleştirildi. Sadece 50 öğrencinin kabul edileceği kuraya 6 bin kişi başvurunca bahçede adım atacak yer kalmadı. Veliler çocuklarıyla beraber sıcağın altında heyecanlı bekleyişini sürdürürken, çocuklardan bazıları da bekleyişe yenik düşüp annesinin kucağında uyudu. Bir tarafta heyecanın diğer tarafta ise sevincin olduğu kura seçimleri renkli görüntülere sahne oldu.

“Yüzde 1’in altında bir şansla kazandık” 

Çocuğu Duru Deniz Tunç’un numarası ve adı kurada söylenince büyük mutluluk yaşayan Sezgi Tunç, “Ne söylenebilir ki? Çok istiyorduk, oldu Allah’a şok şükürler olsun. 18. sıradan çıktık, hala daha o numaraları duyduğuma emin olamıyorum ama çok şükür yani teyit etmeliyiz. 50 kişi alacaklar, bunun için 5 bin 939 kişi başvurdu. Yüzde 1’in altında bir şansla kazandık” dedi.

“Büyük bir keyif, büyük bir mutluluk” 

Kızı Masal İnci Yılmaz’ın da adı ve numarası söylenenler arasında olan Doğan Yılmaz, “Büyük bir keyif, büyük bir mutluluk. Her şeyden önce çocuğumuzu ileride sınav hengamesinden kurtulmasının keyfini yaşıyoruz. 25. sıradan çıktık, 50 kişi başvurdu toplamda yaklaşık 6 bin kişi başvurdu. Şüphesiz çok mutluyuz” ifadelerini kullandı. 

Öte yandan, kurayla belirlenen aday öğrencilerin Galatasaray İlkokulu’na ön kayıtları 21-22-23 Mayıs tarihlerinde yapılacak. 50 aday yedek liste olmadan belirlenecek. Kontenjanın dolmaması halinde, listedeki adaylar arasında 28 Mayıs Pazartesi günü saat 10.00’da yeniden kura çekilişi olacak. İkinci kuranın ardından tespit edilen aday öğrencilerin ön kayıtları 29 Mayıs Salı günü alınacak.  

Doğan Can Cesur

Kuşadası’na yasa boğan olay, Değirmendere Mahallesi’ndeki Sunset-3 villalarında meydana gelmişti. Sitede bekçilik ve bahçıvanlık yapan İbrahim Duman’ın 65 yaşında ve aynı zamanda işitme ve konuşma engeli olan kayınvalidesi Ayşe Zeyrek, 3 yaşındaki torunu Emin Furkan Duman’ı yanına alarak site içinde gezintiye çıktı. Anneanne ve torunu sitenin havuzunun kenarında yürürken bir anda dengelerini kaybederek havuza düştü. İşitme ve konuşma engelli olduğu için Ayşe Zeyrek’in sesini duyuramaması sonucu yaklaşık 20 dakika suda kaldıkları belirlenen nine ve torunu görenlerin haber vermesiyle sudan çıkarıldı. Olay yerine gelen ambulanslarla Ayşe Zeyrek ve torunu Kuşadası Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Zeyrek ve torunu hayata döndürülemedi. Ayşe Zeyrek ve torununun havuza düştüğü anlar, güvenlik kamerasına yansıdı.
Boğularak hayatlarını kaybeden anneanne ve torununun cesetleri otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Anneanne ve torunu, otopsinin ardından memleketleri Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde toprağa verilecek.

Minik Furkan iki gün önce doğum gününü kutladı

Bu arada, anneanne ve torununun ölümü Kuşadası’nda ve aile çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. 3 yaşındaki minik Emin Furkan Duman’ın 2 gün önce ailesiyle birlikte doğum günü kutlaması yaptığı ortaya çıktı. Olayın yaşanmasının ardından Duman ve Zeyrek ailelerinin evlerinde büyük acı yaşanıyor. Aile fertleri yaşananlar karşısında şok yaşadıklarını ve tarifi imkansız bir acı yaşadıklarını söylediler.

İsmail Dilşen – Zafer Hacısalihoğlu
 

İsrail’in yaptığı katliamı protesto etmek için düzenlenen ‘Zulme lanet Kudüs’e destek’ mitingine vatandaşlar akın etti. İstanbul’un dört bir yanından gelen vatandaşlar miting alanını doldurdu. Ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile Filistin’e destek olmak için gelen vatandaşlar, “Kudüs için buradayız, Allah yardımcıları olsun” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli el ele mitinge katılanları selamladı

Yenikapı’daki “Zulme lanet Kudüs’e destek” katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kürsüde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile el ele mitinge katılanları selamladı.

Yenikapı’daki ” Zulme lanet Kudüs’e destek” mitingine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte helikopterle geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan helikopterden indikten sonra eşi Emine Erdoğan ile birlikte yürüyerek miting alanına geldi.

Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile kürsüye çıkarak vatandaşları selamladı.

Vatandaşlar alana koşarak girdi 

 İsrail’in Gazze şeridinde Filistinlilere yönelik gerçekleştirdiği katliamı protesto etmek amacıyla düzenlenen ‘Zulme Lanet, Kudüs’e Destek’ mitinginde hazırlıklar tamamlandı. Vatandaşlar alana koşarak giriş yaptı.

ABD’nin Tel Aviv’de bulunan Büyükelçiğini Kudüs’e taşımasının ardından Filistin’de düzenlenen protesto gösterilerinde 62 Filistinli şehit edilmiş binlerce kişi yaralanmıştı. İsrail’in Gazze şeridinde gerçekleştirdiği katliamı protesto etmek için Yenikapı Miting Alanında ‘Zulme Lanet, Kudüs’e destek mitingi düzenlendi. Günler öncesinde başlayan miting hazırlıkları sabah saatlerinde tamamlandı. 

Yoğun güvenlik önlemleri alındı

Miting alanı ve çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Polis, sağlık ve itfaiye ekiplerinin hazır olarak bekletildiği alana vatandaşlar yapılan aramaların ardından girmeye başladı. Ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla gelen vatandaşlar alana koşarak girdi.

Başbakan Yıldırım: “Amerika başkanı binlerce Filistinlinin kurşunlanmasını adeta keyifle temaşa etmiştir”

Başbakan Binali Yıldırım, “Amerika Başkanı binlerce Filistinlinin kurşunlanmasını adeta keyifle temaşa etmiştir.İsrail’in uluslararası hukukun ayak altına alarak ABD’nin seyretmesine asla ve asla bu bölge unutmayacaktır. Bu vicdansız eylemlerden dolayı hepsine yazıklar olsun yuh olsun” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Yenikapı’daki “Zulme Lanet Kudüs’e destek” mitinginde konuşma yaptı. Başbakan Yıldırım, hakka, hakikate inancın gereğini yaptıklarını söyleyerek, “Mazlumun yanından Filistinli kardeşlerimizin yanında durmaya davet ediyoruz. Bütün dünyayı zalimi haksızın işgalcinin karşına çıkmaya davet ediyoruz. Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz diye haykırıyoruz. Bu meydanın sesi insanlığın sesidir. Yıllardır İsrail zulmüne göğüslerini siper eden Filistinli kardeşlerimize yardım et ya Rab” dedi.
Türkiye’nin İstiklal mücadelesinin mazlum milletlere ham kaynağı olduğunu söyleyen Başbakan Binali Yıldırım, “Haykırıyoruz. Çünkü acımız büyük gözlerimiz yaşlı, kalplerimiz yangın yeri tarihte eşine az rastlanır bir şiddetle Filistin toprakları bir kez daha kana bulandı. Kudüs şehri, Mescid-i Aksa bir kez daha bir hançer daha saplandı. insanlıktan nasibi almayan haydutlar yine sahneye çıktı. Meşru ve barışçıl gösteri yapan savunmasın çocukların kadınları, gençlerin üzerine kurşun yağdırdılar. Bunu yapanlar buradan Yenikapı meydanında ilan ediyorum. Tarih önünde sorumludur ve hesabını mutlaka vereceklerdir. Vahim bir yanlışa imza atarak büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyan Amerika yönetimi ve başkanı da aynı şekilde bu zulme ortak olmuştur. Amerika başkanı binlerce Filistinlinin kurşunlanmasını adeta keyifle temaşa etmiştir. İsrail’in uluslararası hukukun ayak altına alarak ABD’nin seyretmesine asla ve asla bu bölge unutmayacaktır. Bu vicdansız eylemlerden dolayı hepsine yazıklar olsun yuh olsun” diye konuştu. 

Başbakan Yıldırım, Gazze sınırında insanlığın kalbine nişanı alınarak 60’dan fazla kişinin şehit edildiğini söyleyerek, “İsrail’in uyguladığı şiddetin adı soykırımdır etnik temizliktir. Alçak katliamı ABD gözü önünde gerçekleşmiş olması ayrı bir vahim durumdur. Hem bölgesel hem küresel barış adına son derece vahimdir. Uluslararası hukuk çiğnenmiş toplumlar dünya suskun ve İsrail azgınlaşmıştır. Hitler’e, Mussolini’ye özenen İsrail yönetimi bir kez daha işgalci olduğunu hukuk tanımadığını dünyaya göstermiştir. İsrail, uluslararası hukuku tanımadığını hiç kimsenin hayat tahtına tahammül göstermediğini bütün dünyaya ilan etmiştir. Türk milleti olarak insanın insanlığın vicdanına kurşun sıkan İsrail’i şiddetle lanetliyorum. Ülke olarak millet olarak Türk halk Filistin hakkının haklı davasının yanındadır, yanında olmaya devam edecektir. Hak yerini bulacak zalime zulmünün hesabı da mutlaka sorulacaktır. Vahim olayların ardından Türkiye bir bütün olarak ses vermiş ve zulmü en şiddetli şekilde kınamıştır. Kızılay ve AFAD olarak yaralı kardeşlerimizin tahliyesi için çalışıyoruz. Ancak İsrail yönetimi yardıma izin vermiyor. İnsani yardım için devlet olarak hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. Mutlaka yaralı kardeşlerimizin yarasını saracağız. Türkiye uluslararası zeminde Filistinli mazlum kardeşlerimizin hakkının savunmaya sonuna kadar devam edecek. Kardeşliğin gereği budur. Buradan mesaj veriyoruz. Zulmün karşısında bir olalım. Beraber olalım. Zulme rıza göstermek de zulumdür. Adaletten sevgiden nasip almamış devletlere yazıklar olsun. Zulümle payidar olan yoktur. Mazlum Filistin halkına sahipsiz acılar yaşatan İsrail zorbalıkla abad olamayacaktır” dedi.  

MHP Lideri Bahçeli: “Kudüs bizzat kriz havarisi Trump tarafından dinamitlenmiştir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Siyonizm’in lobi çalışması, Trump’ın densizliği, Netanyahu’nun cani politikaları zehirli meyvesini vermiştir. Kudüs bizzat kriz havarisi Trump tarafından dinamitlenmiştir. ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması uluslararası hukukun ihlali, inkarı, istilasıdır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yenikapı’da düzenlenen “Zulme Lanet, Kudüs’e Destek” mitingine katıldı. Burada halka hitap eden Bahçeli, “Zulme karşı yükselen, yükseldikçe arşa değen, değdikçe zalimleri deviren Hakk’ın, hakikatin ve hidayetin onuruyla Yenikapı’yı doldurduk. İman dolu gönüllerimizle günahkarlara aşılmaz duvarlar ördük. Gazze’deki masumlar için ayaktayız. Beytüllahim’deki garibanlar için arayıştayız. Ramallah’taki mazlumlar, Nablus’taki mağdurlar, El Halil ve Eriha’daki mahzunlar için Allah aşkına kıyamdayız. Türk ve İslam yurtlarının feryadından dolayı yaslıyız. Kerkük’ten Kudüs’e, Telafer’den Kıbrıs’a, Kaşgar’dan Karabağ’a yaşanan her acının, yapılan her saldırının, kurulan her tuzağın hem hasmı, hem de karşısındaki haysiyet kalesiyiz. Çünkü biz büyük Türk milletiyiz. Çünkü biz İslam’ın kanla, canla, irfanla harcı karılmış suruyuz; Türklüğün inanç, iddia ve iradeyle temellenmiş şuuruyuz” diye konuştu.

“Siyonizm kutsallarımıza musallat olmuştur” 

MHP Lideri Bahçeli sözlerine, “Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa; mukaddesatımızın üç cevheri, üç faziletli mekanıdır. Ancak Mescid-i Aksa şimdilerde mahcuptur, Kudüs müstevlilerin kuşatmasına maruzdur. Siyonizm kutsallarımıza musallat olmuştur. Melanet meydan okumaktadır. Hıyanet gövde gösterisi yapmaktadır. Haçlı emelleri tekrar belini doğrultmuştur. Evanjelist-Kabalist- Emperyalist tahakküm Kudüs’ün bağrına zehirli mızrak olup saplanmıştır. Kudüs eziyet ve işkence altında, batılın kapanındadır. Kudüs’te haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik hakimdir. Efendimizin müşerref olduğu İsra ve Miraç mucizesinin onuru, ilk kıblemizin ebedi ve ezeli şehri zalimlerin odağındadır” şeklinde konuştu.

“Zulüm karşısında sessiz kalan dilsiz şeytandır” 

Şiddete karşı tepkisiz kalmayacaklarını söyleyen Bahçeli, “Zulüm karşısında sessiz kalan dilsiz şeytandır. Şiddete tepkisiz kalmayacağız. Zulme seyirci olmayacağız. Müslüman Türk milleti olarak dilsiz şeytanlığı ayaklarımızın altında ezip geçeceğiz. 400 yılı aşan bir süre hakimiyetimiz altında adalet, hoşgörü ve huzurla yönetilen, Harem-i Şerifimizin kalpgahı Kudüs, 9 Aralık 1917’de İngilizler tarafından işgal edilmişti. O gün bugündür Kudüs kan ağlıyor. Mescid-i Aksa bu yüzden hüzünlü, Kubbetü’s Sahra bu nedenle mahzun, Filistinli kardeşlerimiz bu sebeple mazlumdur. Kudüs İslam’dır, aynı zamanda Türklüğün derin izlerini taşımaktadır. Kudüs imanımızın iftiharıdır, itibarıdır” ifadelerini kullandı.

“Düştü demekle düşmez, İsrail’in başkenti demekle bu tartı bu sıkleti çekmez” 

Kudüs’ün düştü demekle düşmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, “Gitti demekle gitmez, düştü demekle düşmez, İsrail’in başkenti demekle bu tartı bu sıkleti çekmez, çekemez. ABD’nin hastalıklı yönetimi Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımıştır. Tek kelimeyle yangına körükle gitmiştir. ABD Başkanı, skandal bir kararla Tel Aviv’deki büyükelçiliğini 14 Mayıs günü, hiçbir ıslah ve terbiye hali göstermeksizin, üstelik İsrail’in kuruluş yıldönümünde Kudüs’e taşımıştır. ABD Başkanı bu hakkı nereden almıştır? ABD Başkanı Ortadoğu ve hatta dünyanın dengeleriyle oynamaya nasıl cüret etmiştir? Bu düşmanlık değil midir? Karşımızdaki bu iç yaralayıcı tablo, dinler arası savaş çağrısı; bölgesel, hatta küresel kaos çığırtkanlığı sayılmayacak mıdır?” dedi.

“Kudüs bizzat kriz havarisi Trump tarafından dinamitlenmiştir” 

Bahçeli sözlerine şöyle devam etti: 

“Tüm dünyanın gözü Kudüs’e sabitlenmiştir. Bölge adeta barut fıçısı, adeta fitili tutuşturulmuş bomba gibidir. Ortadoğu’daki istikrarsızlık daha da kemikleşip, daha da şiddetlenecektir. Görünen yakın gerçek maalesef budur. Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasından sonra, bölgede barış ve işbirliğinden akıl sağlığı yerinde olan hiç kimse bahsedemeyecektir. Siyonizm’in lobi çalışması, Trump’ın densizliği, Netanyahu’nun cani politikaları zehirli meyvesini vermiştir. Kudüs bizzat kriz havarisi Trump tarafından dinamitlenmiştir. Kıyamet günü senaryolarına derinlik katılmıştır. ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması uluslararası hukukun ihlali, inkarı, istilasıdır. Aynı şekilde inanç ve insan haklarına hakarettir, kesif bir hücumdur. Yüce dinimiz İslam’ın mahremi ve mirası çiğnenmiştir. 14 Mayıs, insanlık tarihinin utanç sayfasıdır. 14 Mayıs, terörist devlet olan İsrail’in gerçek yüzünün bir kez daha tescillendiği karanlık günün adıdır.”  

Filistin Başbakanı Rami Hamdallah : “ABD’nin yaptığı şey tahrik edici ”

Yenikapı’daki ” Zalime lanet Kudüs’e destek” mitingine katılan Rami Hamdallah, “ABD’nin yaptığı şey tahrik edicidir”dedi. 

Yenikapı’daki ” Zalime lanet Kudüs’e destek” mitingine katılan Rami Hamdallah bir konuşma yaptı. Hamdallah, “Türkiye tarihte olduğu gibi aynı rolü üstlenmektedir. Dünyada mazlumların sesi olmuştur. ABD Başkanı Trump büyük bir yanlışın içindedir. Başkenti Kudüs’e taışmakla büyük bir hata yapmıştır . Kudüs’ün bir Filistin şehir olduğunu unutmaktadırlar. Bir emrivakiyi gerçekleştirmişlerdir. ABD’nin yaptığı şey tahrik edici ve kışkırtıcıdır. Buradan bütün dünyaya Kudüs’e sahip çıkmaların çağrısında bulunuyorum. ABD’nin meşru olmayan bu adımına karşı tek vücut halinde mücadele etmeliyiz. Zalim İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırı ve işgali son bulmalıdır. Gazze’deki Kardeşlerimize alçakça bir katliam yaptılar. Gazze’ye karşı abluka 11 yıldır devam ediyor artık bunun sonlandırılması gerekiyor. Kudüs Filistin’in başkent olarak layık olduğu yerde olacaktır” şeklinde konuştu.  

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmayla başladı. Toplantı kapsamında söz almak isteyen liderler konuşma yaptı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Bugün 70 yıllık bir soykırımın son noktalarını yaşıyoruz. Dünyanın gözyaşlarının önünde uluslararası topluluğu insan onurunu yıkarak ve aynı zamanda tüm küresel değerleri aşağılayarak tehdit ediyorlar. Bir taraftan yüzbinlerce masum en temel insan haklarından mahrum olarak yaşamaya mahkum ediliyor. Bu demokrasi adı altında ifade edilen bir uygulama. Batı ülkeleri ise işgal kuvvetlerinin işgalini gerekçelendirmeye çalışıyorlar. Bu konuda Amerikan idaresi büyükelçiliğini kutsal topraklara taşımaya karar veriyor ve taşıyor. Uluslararası kararları ihlal eden bu keyfi hareket Siyonist rejimin bir başka cinayeti daha işlemesinin sonucunu beraberinde getiriyor. Beyaz Saray bu anlamda uluslararası düzeni ihlal etmeyi herhangi bir şekilde utanmadan gerçekleştireceğini bize gösterdi. Büyükelçiliğini taşınmasında birkaç gün önce Amerikan Başkanı küresel güvenliği bir başka tehdit etti. Uluslararası anlaşmaların ihlal edilebileceğini bir kez daha gösterdi.

Çok taraflı nükleer anlaşmadan geri çekildiklerini ilan etti. Bu Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyinin desteklediği bir anlaşmaydı. Bu tek taraflı çekiliş, bunun yanında başka anlaşmalardan da çekilmenin yanı sıra özellikle yeni Amerikan idaresinin bize getirdiği tehdidin boyutlarını net bir biçimde ortaya koyuyor. Küresel anlamda barışa ve güvenliğe ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha görmüş olduk. Kara Pazartesi’de yaşanan direnç Filistin’deki yeni neslin kendi haklarının bilincinde olduğunu bize gösterdi. Hiçbir şekilde bun terk etmeyeceğini ve bununla ilgili pazarlık etmeyeceğini gösterdi. Bu nesil burada işgal kuvvetlerinin vahşi hareketlerine karşı direnebileceğimizi ayakta durabileceğimizi gösterdi. Bu bütün dünyaya günlerden sonra Müslüman İslam’ın doğuşunda düşmanlarına nasıl direndilerse Filistinlilerde aynı şekilde bu haklarını koruyabileceklerini, buna karşı direneceklerini gösterdiler. Bu direnç aynı zamanda bir ümit yeşertti. Şuanda Filistin’deki direnç oradaki kadınlara ve erkeklere ait değil. Aynı zamanda dünyanın her çapında özgürlük savaşçısı olan herkesin bilincinin uyandığını görüyoruz” dedi.

“SİYONİST REJİMİN KULLANDIĞI NÜKLEER SİLAHLARIN ULUSLARARASI BARIŞA TEHLİKE GETİRDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısıyla İslam dünyasının işgaller karşısında nasıl bir araya geldiğini ortaya koyulduğunu söyleyen İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “Burada Siyonist düşmanı bir kez ve son kez İslam dünyasının ve ümmetin işgallere karşı nasıl bir araya gelebileceğimizi gösteriyoruz. Bu anlamda bir direnç hareketini ortaya çıkartmak için bir araya geldik. Tekrar ve tekrar direnç mesajını tekrarladık. Siyonistler bu çerçevede başkalarının fısıltılarını baskı altına almış olmasalardı ve bunu güçlü bir şekilde korumaya çalışmış olmasaydık. Bu vahşi saldırıya karşı direnmeseydik. İsrail burada bir grup birleşmiş olduğunu anlamasaydı bu tür suçu özgürce gerçekleştiremezdi. Şu önerilerimi sunmak istiyorum. Birleşmiş Milletlerin özel bir oturum gerçekleştirmesini ve Amerika’nın almış olduğu yasadışı kararı Siyonist rejimin işlediği suçların burada değerlendirilmesini öneriyoruz. Uzmanlardan oluşan bir grup bir araya gelip yasal siyasi ve ekonomik uzmanların bir araya geldiği toplantıyla çözümlerin ortaya çıkarılabileceğini umut ediyoruz. Yeni yasadışı kararların alınmasını bu anlamda önlemiş oluruz. Uygun siyasi, ekonomik ve ticaret önlemlerinin alınmasını gerektiğini düşünüyoruz.

Müslüman hükümetlerin ve dünyanın özgürlükçü bütün hükümetlerin siyasi ve ekonomik ilişkilerini gözden geçirmesini öneriyoruz. Bütün bağlantılarını kesmesini öneriyoruz. Siyonist şirketlerin mallarına ve hizmetlerine yaptırım uygulanmasını öneriyoruz. Bu çerçevede Trump’ın almış olduğu yıkıcı kararında karşısında durmuş olacağız. Kolektif bir biçimde hareket edebilmemiz için insani yardım için mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Siyonist rejimin kullanmış olduğu nükleer silahın uluslararası barışa tehlike getirdiği düşünüyoruz. Özellikle Batı Asya bölgesinde bu bölgenin nükleer silahlardan arındırılmasının daha önce, İran tarafından önerilen bu teklifin gündemin ilk sıralarına taşınmasını ve İslam ülkelerinin bunu değerlendirmesini istiyoruz. Tek taraflı Ramazan ayının son Cuma Gününü Filistin halkının desteklenmesini ve İsrail’in işlediği suçlara yönelik bir gün olarak istiyoruz. Biz bu çerçevede birlikte hareket edebilirsek, birlikte faaliyet içinde olabilirsek, birlikte katkı da bulunabilirsek bölgeyi oluşturabiliriz. Gereksiz savaşlardan bölgemizi koruyabiliriz. Onlara karşı direnebiliriz. Engin ve hassas Ortadoğu’yu daha geniş anlamıyla bu bölgeyle özellikle dinlerin beşiği haline getirebilir ve bunu sürdürebiliriz” diye konuştu. 

ABD’nin Tel Aviv Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasının ardından Gazze sınırında Filistinlilerin şehit edilmesine tepkiler tüm yurtta büyüyerek devam ediyor. Çok sayıda Filistinlinin şehit olduğu saldırıların ardından Sakarya’da Milli İrade Derneğinin düzenlediği ‘Zulme Karşı Ses Ver’ mitingi Adapazarı Belediyesi önünde gerçekleşti. Mitinge Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, AK Parti Sakarya İl Başkanı Fevzi Kılıç, belediye başkanları, milletvekilleri aday adayları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

“Filistin’i savunurken, kendi ülkemizi savunuyoruz”

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda bir konuşma yapan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, “Bugün burada terör devleti İsrail’in, mübarek Ramazan ayında yaptığı katliamı kınamak ve Filistinli kardeşlerimize sahip çıktığımızı göstermek için toplandık. Bu tür toplantıları, bu tür protesto türü toplantılarını bir bilinçlenme olarak görmek durumundayız. Hiçbir şey tesadüf değildir, bundan 20 sene önce Irak’ın başına bunlar gelecek deseydik kimse inanmazdı, bundan daha 7-8 sene evvel Suriye bu hale gelecek desek kimse ihtimal vermezdi. Bütün yapılanların hepsi planlı yapılıyor. Aslında biz bugün Filistin’i savunurken, kendi ülkemizi de savunuyoruz. Kendi ülkemizin sınırlarını savunuyoruz. Dolayısıyla hiçbir zaman bu tür bilinçlendirme toplantılarını küçümsemeden, her zaman birlik ve beraberlik içerisinde bu tür toplantıları yapmamızın çok önemli olduğunu ifade etmek isterim. Bundan sonra da birlik ve beraberliğimizi koruyarak Emperyalizmin yaptığı hesapları hep beraber bozacağız inşallah” dedi.

“Dirilmemiz, güçlü olmamız lazım”

Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu ise yaptığı açıklamada, “Bu katliamın benzeri geçtiğimiz Ramazan ayında da yaşanmıştı. Bu katliamlar ne ilk, ne de son olacak. Çünkü Kudüs, bütün müşrik, münafık ve kafirlerin hedefinde olan bir ülke. Geçmişte bizim ecdadımız göğsünü siper ederek Kudüs’ü korumuş ve kurtarmıştır. Sultan Kılıçarslanlar, Selahattin Eyyubiler buralarda göğsünü siper etmiştir. Haçlı çapulcularını buralardan defetmişti. Günümüzde suni olarak kurdurulan aynen bir kanser hastalığını andıran bu terörist devlet maalesef gene Müslümanların kanını dökmeye başladı ve döküyor. Peki bu terörist devlete karşı İslam alemi birlik ve beraberlik içerisinde mi? Buna karşı önlem almak için ciddi gayretler içerisinde mi? Bunu Sisi’mi yapacak, Birleşik Arap Emirlikleri mi yapacak, Suudi Arabistan’daki Kraliyet zihniyeti mi yapacak, kim yapacak? Maalesef Müslümanlar bu gafletini sürdürdüğü sürece bu terörist devlet işini görmeye devam edecek. Onlar için Müslüman kanı helal. Müslüman olarak bizim ayağa kalkmamız, dirilmemiz, güçlü olmamız lazım” diye konuştu.

Konuşmaların ardından program ilahilerle devam etti.  

Burak Can Tokyürek – Remzi Şimşek
 

Nihat Ağır isimli vatandaş, İsrail’e karşı savaşmak için Adıyaman Valiliğine gönüllü askerlik dilekçesi verdi. İsrail’in Orta Doğu ve Türkiye’ye tehdit olduğunu ve olası bir askeri harekatta gönüllü olarak görev almak istediğini belirten Nihat Ağır, yaşananlara seyirci kalınamayacağını vurguladı. 

Valiliğe verdiği dilekçe sonrasında açıklamada bulunan Nihat Ağır, “Siyonistler orada mazlum insanların kanına giriyor. Biz bunu artık seyirci kalamayız. Valiliğimizi şahsen muhatap alarak ülkemizin herhangi bir tehdit altında kalması durumunda ya da silahlı kuvvetlerimizin, hükümetimizin sınır dışı herhangi bir operasyon yapması durumunda gönüllü olarak hiçbir maddi menfaat beklemeden silahlı kuvvetlerimizin emri altına gönüllü bir nefer olarak siyonist İsrail’e karşı yapılacak bir askeri harekette bulunacağımı taahhüt ediyorum ve beyan ediyorum. Sadece vatandaşlık görevimi yaptım. Bir Müslüman olarak artık bu zulmü bu zulümgati kaldıramayacağımı, elimden bunun gelebileceğini söyledim. Sistemli bir şekilde, güçlü bir şekilde, teşkilatlı bir şekilde, organizeli bir şekilde ve son derece derin düşünerek basiretli bir şekilde, ordumuzla birlikte herhangi bir sınır ötesi operasyon kararı alınırsa gönüllü olarak kamuflajı giymeyi kabul ediyorum” dedi.
Nihat Ağır, “14 Mayıs’ta işgalci siyonist İsraillilerin masum ve mazlum silahsız ve savunmasız kardeşlerimizi orada katlettiklerini görünce vicdanen imanen, ahlaken artık tahammül edilemeyecek boyuttaki bu katliamları kaldıramayacak durumda olduğumuzu daha da iyi fark ettik. Şu an Ortadoğu’da siyonist İsrailliler, emperyalist devletlerin de desteğini alarak büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Şu anda Ortadoğu’da adeta kan gövdeyi götürüyor. Evet lanetliyoruz, evet mitinglerle haykırışlarımızı ifade etmeye çalışıyoruz ama siyonist İsrail yine bildiğini okuyor” şeklinde konuştu.  

Ahmet Arslantaş

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV), sivil toplumu ilgilendiren mali mevzuatın iyileştirilmesi çalışmaları kapsamında hazırladığı Vakıf ve Dernekleri İlgilendiren Vergi Uygulamaları ve Kamu Yararı Statüsü: Mevcut Durum ve Öneriler Raporu’nu yayımlandı. Raporda mali ve vergisel düzenlemelerin mevcut durumu özetlenirken, ‘Vergi Muafiyeti ve Kamu Yararı’ statüsüne dair ayrıntılı incelemeler ve verimli şekilde uygulanmalarına yönelik öneriler paylaşıldı. Mayıs 2018 tarihli raporda; mevcut mevzuata göre vakıf ve derneklerin tabi olduğu vergiler, mal varlıklarından elde edilen gelirlerin stopaja tabi olması ve sosyal amaçlı iktisadi işletmeler için herhangi bir vergi muafiyeti olmaması sebebiyle, sivil toplum kuruluşlarının (STK) faaliyetlerinin zorlaştırdığına dikkat çekildi.

Bağışçılığı teşvik edecek iyileştirmeler yapılmalı

TÜSEV’in açıkladığı raporda, “Mevcut vergi sistemi, sosyal fayda oluşturmak için kurulan ve topluma hizmet eden vakıf ve derneklerin faaliyette bulunmalarını ve gelişmelerini zorlaştırıyor. Yeni STK’ların kurulması teşvik edilmediğinden, sektör istenilen düzeyde gelişemiyor. Mevcut mevzuat ayrıca, bireysel bağışları teşvik etmiyor. Ücretli çalışanların gelir vergisi beyannamesi düzenlememeleri sebebiyle bağışlarını vergi matrahlarından indirememeleri, bağışçılığın gelişmesini olumsuz etkileyen sebeplerden bir diğeri. Vakıf ve derneklerin mali açıdan sürdürülebilir olması için, çeşitli teşviklerin getirilmesi gerekiyor” ifadelerine yer verildi.

Kamu yararı ve vergi muafiyeti statüleri, daha verimli ve erişilebilir hale getirilmeli

Kamu yararı ve vergi muafiyeti statülerinin daha verimli ve erişilebilir hale getirilmesi gerektiğinin vurgulandığı raporda, “STK’lar için vergi istisna veya muafiyetlerinden yararlanmanın en önemli araçlarından olan ‘Kamu Yararı veya Vergi Muafiyeti’ statüleri için iyileştirmeler yapılmalı. Türkiye’de faaliyet gösteren 5 bin 83 yeni vakıftan sadece 267’sinin, 111 bin 987 dernekten ise sadece 390’ının sahip olduğu bu statülerin, kapsayıcı bir tanımla birleştirilmesi gerekiyor. Bu statüleri almaya hak kazandırıcı faaliyetlerin tanımının genişletilmesi ve Bakanlar Kurulu gibi ulaşılması güç ve siyasi bir makam yerine bağımsız bir kuruluş tarafından verilmesi gerekiyor” açıklamasında bulunuldu.  

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, FETÖ/PDY ile ilgili açılan davada tutuksuz yargılanan iş adamı S.Ş.’ye ait otomotiv firmasının üzerine kayıtlı lüks malikanenin, örgütün üst düzey toplantıları için kullanıldığı bilgisine yer verildi.

İDDİANAME 

İddianamede, FETÖ/PDY ile ilgili açılan davada tutuksuz yargılanan iş adamı S.Ş. hakkında bilgisine başvurulan gizli tanığın, “Mudanya Devlet Hastanesinden Bademli’ye giderken Çınaraltı Evleri villalarının bitişiğinde, taş duvarlarla çevrili çok büyük bir malikane var, orada araba satan firmanın sahipleri yaşıyor. Bu şahısların FETÖ’cü olduğunu biliyorum, Fetullah Gülen’in de Türkiye’ye gelince bu malikanede kalacağına dair söylentiler var” dediği bildirildi. 

Silahlı terör örgütüyle ilgili yürütülen soruşturmalar kapsamında emniyet ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadeler ve yapılan işlemler sonrasında S.Ş.’ye ait villanın örgüt elebaşı Gülen için yaptırıldığı, villanın FETÖ toplantıları ve örgütsel faaliyetleri için kullanıldığına ilişkin tüm iddia, beyan ve ihbarlarla ilgili araştırmalar tamamlandı. 

İddianamede, “Soruşturma evrakı kapsamında ve terör örgütüne yönelik yürütülen diğer soruşturmalarda, firmaya ait Çağrışan Mahallesi’nde bulunan taşınmazın, FETÖ/PDY’nin örgütsel faaliyetlerinde kullanıldığı ve üst düzey örgüt toplantılarının yapıldığına dair yeterli şüphenin oluştuğu, şüpheli hakkında FETÖ/PDY’ye üye olma suçundan yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. Müsadere talebinin şüphelinin yargılandığı dosyayla birleştirilerek değerlendirilmesinin yapılarak belirtilen taşınmazın, müsaderesine karar verilmesi iddia ve talep olunur” denildi.  

Beslenme şekillerindeki bu değişimin, mide ve bağırsak sorunlarına neden olabileceğini ifade eden Memorial Diyarbakır Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Özlem Tay, sağlıklı bir Ramazan ayı geçirebilmek için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Diyetisyen Özlem Tay, sağlıklı bir Ramazan için 10 öneride bulundu.

“Sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edin” 

Ramazan ayında tüketilen besinlerin pişirilme yöntemleri konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirten Tay, “Kızartma usulü ile pişirilmiş yemekler yerine ızgara, fırında, haşlama veya buğulama yöntemleri tercih edilebilir. Böylelikle mide krampları, reflü, mide yanması ve hazımsızlık riski en aza indirilmiş olur” dedi.

“Orucu hurma ve kuru kayısı ile açın”

Uzun süren açlık sonrası iftarda kalorisi fazla olan besinlere yönelimin fazla olduğunu ifade eden Tay, “Orucu hurma ve kuru kayısı gibi meyvelerle açmak, bu eğilimi azaltabilir. 10-15 dakika sonrasında kuru fasulye, nohut, yarma ve yoğurt ile hazırlanan ayran aşı çorbası, mercimek veya cacık tercih edilebilir. İftarda tüketilen çorba, cacık gibi sulu besinler hem bir miktar sıvı ihtiyacını karşılayacaktır hem de mide doygunluğunu artıracaktır” diye konuştu.

“Yemeği yavaş yavaş tüketin” 

İftar sofralarında yemeği hızlı bir şekilde ve az çiğneyerek tüketmek yerine, küçük lokmalar halinde yavaş yavaş yemeğinin uygun olacağını ifade eden Tay, hızlı ve aşırı miktarda besin ile mideye yüklenmenin, ani gerginlik ve tansiyon yükselmesi ile nörolojik hormonların hızlı salgılanmasına yol açacağını söyledi.

“İftarda pide sahurda tam buğday ekmeği tercih edin”

Bir Ramazan klasiği olan pidenin iftarda tercih edilmesini öneren Tay, sahurda ise tam buğday veya tam çavdar ekmeğinin tercih edilmesini önerdi. Tay, “Çünkü tam tahıllı unlardan yapılmış ekmekler daha uzun süre tok tutarak oruç tutan kişinin acıkmasını geciktirir. Ayrıca 1 avuç içi büyüklüğündeki pidenin yaklaşık 50-70 kalori yani 1 dilim ekmek kalorisine eş değer olduğu da unutulmamalıdır” diye konuştu.

“Ana yemeğin yanında yoğurt veya ayran tüketin”

İftarda, çorbadan sonra bir miktar etli sebze yemeği, ızgara, zeytinyağlı sebze yemeği ile beraber yoğurt veya ayran tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Tay, yemekten sonra ise mevsim itibarıyla karpuz, kavun, şekersiz veya az şekerli olarak hazırlanan komposto tüketilebileceğini ve yemekten 1 saat sonra ufak bir porsiyon sütlü tatlı ile devam edilebileceğini belirtti.

“Su tüketimine dikkat edin”

Ramazan ayının sıcak günlere denk gelmesi ve vücudun su ihtiyacının artması, yeterli miktarda sıvı ve su alımının daha da önem kazandığını belirten Tay, “Günlük su ihtiyacı 1,5-2 litre iken, sıcak aylarda bu gereksinim 2-2,5 litreye çıkmaktadır. Sıvı ihtiyacının karşılanması için yeterli su tüketiminin yanı sıra, taze sıkılmış meyve ve maden suları, az şekerli veya şekersiz meyve kompostoları, kavun, karpuz gibi yaz meyveleri tüketilmelidir. Meyve tercihleri küçük porsiyonlar olmalıdır” diye konuştu.

“Her besin grubundan dengeli olarak tüketin”

Diyetisten Özlem Tay, iftar sofrasında farklı besinlere yer vermeye çalışılması gerektiğini söyledi. Tay, kırmızı et, balık, baklagiller, sebze yemeğinin dengeli bir şekilde 1 hafta boyunca tüketilebileceğini ve böylelikle sağlıklı bir beslenme düzeni sağlanabileceğini kaydetti.

“Kabızlık sorununa karşı önlem alın”

Önerilerinde kabızlık sorunlarına karşı önlem alınması gerektiğini de belirten Tay, “Uzun süre aç kalmak, kabızlık sorununun artmasına sebep olabilir. Bu nedenle Ramazan ayında bol lifli ve posalı yiyeceklere ağırlık verilmelidir. Tam buğday veya kepekli ekmek, bulgur pilavı, kuru baklagiller tercih edilmesi, taze sebze ve meyve tercihleri bu dönemde yaşanabilecek kabızlık sorununun önüne geçecektir. Kabızlık sorunu yaşamamak için yeterli su tüketimi de son derece önemlidir” dedi.

“İftardan sonra yürüyüş yapın”

Ramazan ayı boyunca kilo almamak, formda kalmak ve sağlıklı beslenmek için mutlaka sahura kalkılması gerektiğini dile getiren Tay, iftardan sonra ise mümkün olduğunca hareketin artırılması, egzersizler yapılması ve yürüyüşlere çıkılması gerektiğini kaydetti.

“Kronik hastalıkları olanlar oruç tutmak için doktoruna danışmalı”

Diyetisyen Özlem Tay, son önerisini ise şöyle yaptı:
“Oruç tutması sakıncalı olan hasta grupları, doktorlarının önerilerine uygun hareket etmelidir. Tansiyon, şeker ve kolesterol hastaları da oruç konusunda doktorunun uyarısına uymalıdır”.