Minik çocuğun cansız bedeni kesin ölüm sonucu Adli Tıpa kaldırılırken, iddialara ilişkin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünce incelemenin başlatıldığı öğrenildi.

Edinilen bilgiye ve iddialara göre olay şöyle gelişti. Yüksek ateş şikayetiyle Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen 7 yaşındaki ilkokul öğrencisi Hüseyin Alemdar Talan’a burada sinüzit teşhisi konularak iğne verildi. Verilen iğneyi eczaneden alan baba Medet Talan, çocuğun iğnesini özel bir sağlık kabininde yaptırarak evine döndü.

Eve geldikten bir süre sonra fenalaşan çocuğu, babası yakında bulunan bir özel hastaneye kaldırdı. Ancak talihsiz çocuk burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Hüseyin Alemdar Talan’ın cenazesi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Burada basın mensuplarına açıklama yapan ailenin avukatı Pekay Salmanoğlu, “Müvekkilimin çocuğu ateşli bir hastalık geçirdiği için sabah saatlerinde Kanuni Sultan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Daha sonra orada yapılan tetkikler sonucunda kendisine ilaç yazılmıştır. Babası hastaneden çıkıp eczaneden ilacı alıyor ve özel bir sağlık kabininde iğneyi yaptırıyor. İğnenin yapılmasından 15 dakika sonra çocukta bir morarma meydana geliyor. Çocuğun yaşadığı ev ile hastane arası 300 metre ama çocuğu yetiştiremeden çocuk hayatını kaybediyor. Durum savcılığa intikal etti. Bu işin takipçisi olacağız. İnsan hayatı bu kadar ucuza alınmamalı, bu kadar ucuz olmamalı. Sağlık Bakanlığını da göreve davet ediyoruz. Ailenin acısı büyük. Kesin olmamakla birlikte verilen iğnenin reaksiyonu sonucu çocuk hayatını kaybetmiştir. Sonuna kadar takipçisi olacağız. Sorumlular inşallah ortaya çıkacaktır” dedi.

İddialar üzerine İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından incelmenin başlatıldığı öğrenildi.  

Volkan Kayalar
 

Esenyurt’ta yaşamını sürdüren 60 yaşındaki Hüsniye Avcı, 2017 yılının Kasım ayında geçirdiği kalp krizinin ardından kaldırıldığı hastanede büyük bir şok yaşadı. Kalbinde 3 buçuk santimetre iğne bulunduğu saptanan Hüsniye Avcı, verilen bilgi karşısında şaşkına döndü. Hayatında sadece 2009 yılında Balıkesir’de safra kesesi ameliyatı geçiren Hüsniye Avcı’nın bu durumu İhlas Haber Ajansı tarafından haber yapılınca İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri de harekete geçti. Aile ile irtibata geçen ekipler, Hüsniye Avcı’yı Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirerek tedavi süreci başlattı. Bu süreçte eşi Cemil Avcı ve oğlu Hüseyin Avcı, Hüsniye Avcı’yı yalnız bırakmadı.
Hastaneye geldikten hemen sonra ilk tetkikleri yapılan Hüsniye Avcı, “Tetkikler yapıldı. Doktorlar kendi aralarında konuştular ama şuan bana bir bilgi vermediler. Rabbimin izni ile inşallah kurtaracaklar beni” şeklinde konuştu.

Hüsniye Avcı’nın eşi Cemil Avcı, “Şu anda geldik yatırdık. Öğleden sonra tetkikler yapılacak. Neticesine hep birlikte bakacağız, göreceğiz. Herkese çok çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Hüsniye Avcı’nın doktoru Başhekim Doç. Dr. Cevdet Uğur Koçoğulları ise muayenenin hemen ardından hastanın durumu ile ilgili bilgi verdi. Koçoğulları, “Hastayı sabah itibari ile getirttik. Tetkiklerini yapmaktayız. Bugün sabah itibari ile mevcut eski tetkikleri, bizim yaptığımız ekosu, tekrar bir temografisi ve floroskopi altında o mevcut yabancı maddenin görüntülenmesini yapıyoruz. Şuan tetkiklerine devam ediyoruz. Akşam itibari ile bugün öğleden sonra net olarak bu yabancı maddeyi iğne olduğu söyleniyor. Yabancı maddenin nerede olduğu, yerleşimin nasıl olduğunu tetkik sonuçları ile anlayacağız. Ona göre müdahalesini yapacağız” dedi.

Yabancı cismin durumuna göre bir müdahalede bulunulacağını ifade eden Koçoğulları, “Bu bir iğneyse ve iğne bir yerde saplandı kaldıysa, eğer hareket etmiyorsa, bir zarar vermiyorsa o bırakılabilir, eğer açtığınızda daha fazla zarar verecekse çıkarılabilir ve hayati bir organa dokunuyor organlara zarar veriyorsa onun o şekilde alınması lazım. Yeri özellikle bizim için önemli. Bir de iğne hareket eden bir şey vücutta. Yani vücut içerisinde sürekli yer değiştirebilir. Onun o yüzden sabit bir yerde olması önemli. Eğer kalp içerisinde ulaşılabilir bir yerdeyse, bizim o konuda da bazı tereddütlerimiz var, kalp dışı bir yerde de olabilir. Eğer kalp içerisindeyse kalbe zarar vermeyecek fonksiyonlarını bozmayacak bir yerdeyse ve ulaşılması çok zorsa o zaman ellemeyiz. Ama ulaşılması zor olsa da kalbe zarar veriyorsa bir şekilde onu müdahale edip alırız” ifadelerini kullandı.
Hüsniye Avcı’ya ilerleyen süreçte çıkan sonuçlara göre müdahale yapılacağı bildirildi. 

Mustafa Esen

Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayfer Aydın, altın iğne yöntemiyle ilgili bilgi verdi. Aydın, “Son yıllarda popüler hale gelen Altın İğne cilt gençleştirme yönteminde mezoterapi, fraksiyonel lazer ve radyofrekans teknolojileri tek bir cihazda toplanmıştır” dedi.

Aydın, yüz bölgesinin tamamında otuz beş kırk dakika süren yöntem hakkında “İğneler radyofrekans dalgaları ile deri altına 60 dereceye kadar ısı iletir. Bu ısı deri üstünde herhangi bir zarar oluşturmaz, doğrudan kolajenin üretildiği bölgeye ulaşır. Ulaştığı bölgede doğal bir yara iyileşme süreci başlatır. Cilt kendini yenileyerek onarmaya başlar. Uygulama boyunca fraksiyonel radyo frekans sistemi 25 adet mikro iğne ile yüze gözle görülemeyecek kadar küçük 25 bin adet mini kanal açar ve toplamda bin kez ısı verir. Bu işlem tüm yüzde 30-45 dakika sürer. Kişiye özel tek kullanımlık iğnelerin kullanıldığı yöntem her mevsim uygulanabiliyor özellikle yaz mevsiminde uygulanabilmesi büyük avantaj sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Altın iğnenin tedavide kullanıldığı alanlar

Dr. Ayfer Aydın, altın iğnenin tedavide kullanıldığı alanları şu şekilde sırladı: “Cilt gençleştirmede çok etkili. Ameliyatsız cilt germe olarak bilinen bu yöntem cildi yeniliyor ve kişinin daha genç bir görünüme sahip olmasını sağlıyor. Kırmızı yüz tedavisi, akne rozasea tedavisi, sivilce ve sivilce izlerinin tedavisi, cilt çatlaklarının (strialar) tedavisi, bilhassa doğum sonrası gelişen karın çatlakları ve gevşemesinin tedavisinde, kalça ve bacaklarda gelişen çatlakların tedavisinde oldukça etkilidir, skar dokusu ,izler , ameliyat izlerinin giderilmesi, aşırı terleme” 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, 13 Temmuz 2015’te Haziran seçimlerinden sonra Ahmet Davutoğlu’nun koalisyon için CHP’ye geldiği zaman Davutoğlu’na Türkiye’nin 5 temel sorunundan bahsettiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin 5 temel sorununun demokrasi, ekonomi, eğitim, toplumsal barışı sağlama ve dış politika alanlarında olduğunu söyledi.

“ENİS BERBEROĞLU’NUN TOPLU İĞNE UCU KADAR SUÇU YOK”

Hapishanelerin tıka basa dolu olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Bizim bir milletvekilimiz var. Onurlu bir milletvekilimiz var Sayın Enis Berberoğlu. Onu buradan saygıyla selamlıyorum. Açıkça söylüyorum, Enis Berberoğlu’nun toplu iğne ucu kadar suçu yok. Suç unsuru da yok, dosyasında da yok. Ama ömür boyu hapse mahkum edildi sonra 25 yıl ağır cezaya mahkum edildi. Kararı veren hakim hakim değildir, dava dosyasını hazırlayan savcısı da savcı değil. Gün gelecek Enis Bey onuruyla dışarı çıkacak ama onu mahkum edenleri tarih unutmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesi’nin üyelerine seslenen Kılıçdaroğlu, “Saygıdeğer üyeler, daha önce verdiğiniz kararlar var. Verilen kararın arkasında durmak içtihat oluşturmaktadır. Enis Berberoğlu olayında alt mahkeme üst mahkemeye açıkça meydan okumuştur. Senin kararını tanımıyorum demiştir. Ben Enis Berberoğlu’nu hapse atarım AYM’yi de takmam demiştir. Bu gücü siyasi otoriteden alıyor. Siyasi otoriteye karşı yargının sesini güçlü çıkaracak olan ise AYM’dir. Siz görevinizi yapmak, hukuku sağlamak zorundasınız. Bekleyelim, bakalım zaman ne gösterecek dersiniz geciken adalet en büyük adaletsizliktir” şeklinde konuştu.

Gayrimeşru anayasa değişikliğinin olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Yüksek Seçim Kurulu içine yerleştirilen bir grup çeteyle gayri meşru anayasa değişikliği geçti. Bunu kabul etmiyoruz. Her darbeci kendi darbe hukukunu hazırlar. 60-70-80’e bakın kendi hukuklarını hazırlamışlardır. Bunlarda kendi hukuklarını hazırlıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“SİZİ KİM ADAM YERİNE KOYMADI?”

Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Seçimle gelenler seçimle gider. Demokrasilerde kural budur. Seçimle gelen seçimle gitmiyorsa, istifa ettiriliyorsa istifa eden kişi kendi seçmenine hesap vermek zorundadır. Gerekçelerini halkına anlatmak zorundadır. Sayın Kadir Topbaş istifa etti. Kadir Topbaş’a sordular; ‘Yorulduğunuz için mi istifa ettiniz?’ ‘Hayır yorulmadım’ diyor. Niçin istifa ettiniz? Beni adam yerine koymadılar diyor. Şimdi ben Sayın Kadir Topbaş’a gayet iyi niyetle soruyorum, sizi kim adam yerine koymadı? Sizi adam yerine koymayan kim ben buna isyan ediyorum sen bunu sinene çekiyorsun.

Bugün başka büyükşehir belediye başkanları için aynı şey konuşuluyor. İstifa edecek mi etmeyecek mi? İstifa edenler suçludur. Ama istifa etmeyip direnen ‘beni halk seçti istifa ettiremezsiniz’ diyenlere de saygı duyarım. Niçin istifa ediyorlar? İki nedeni olmalı. Bir yolsuzluk vardır. İki FETÖ örgütünün üyesidirler. İstifa edenlerin yakasında iki tane rozet vardır; bir tarafında yolsuzluk, diğer tarafında Bylock. Eğer istifa ediyorlarsa gerekçe budur. İstifa etmeleri bu olayı kapatmaya yeter mi? Suçu gizlemek ayrı bir suçtur. Sanıyorlar ki kurtulacağız, gün gelecek hesabını verecekler. Gücümü Ankara halkından, İstanbul’dan, Balıkesir’den, Bursa’dan aldım niye istifa edeyim? İstifaya zorlamak demokrasiye aykırıdır. Varsa bir şey çıkar mahkemede hesabını verir.”

Pelin Üzek Kılıç – Fatih Erdoğan

Mardin’de Kızıltepe İnkilap İlköğretim Okulu öğrencisi 10 yaşındaki Gülizar Tunç, 17 Aralık 2009 tarihinde ateş ve kusma şikayetiyle Mardin Kızıltepe Devlet Hastanesine götürüldü. Kızının yapılan iğne, tedavi ve müdahaledeki yanlışlık sonucu önce beyin ölümünün gerçekleştiğini öne süren Güldane Telli, sevk edildiği Diyarbakır’daki hastanede 7 gün sonra evladını kaybettiğini ifade etti. Olayı yargıya taşıyan İzmir’de yaşayan anne Güldane Telli’ye, otopsi raporunda ölüm nedeni olarak tanı konulamadığı için savcılık takipsizlik kararı verdi. Takipsizlik kararı verilmesi ile Türkiye’deki kapılar kapandı, ancak genç kadın pes etmedi ve konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıdı.

AİHM annenin en azından tazminat alacağı yönünde görüşe vardı ve başvuruyu tazminat hakkının istenmesi için Türkiye’ye geri gönderdi. Türkiye’de tazminat davası açan Güldane Telli’nin talebi ise hem Anayasa Mahkemesi hem de Danıştay tarafından reddedildi. Beş üyeden oluşan Danıştay’da ise 2 hakim Güldane Telli’yi haklı bulsa da, 3 oyla talebin reddine karar verildi. Tüm iç hukuk yollarını tüketen genç kadın, davayı ikinci kez AİHM’ye taşıdı.

“Menenjit geçiyormuş, kısırlık iğnesi yapmış”

Kızına Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları tarafından menenjit teşhisi konduğunu, ancak Kızıltepe Devlet Hastanesindeki doktorun kızına yanlış teşhis koyduğunu ve 15 çeşit iğne vurduğunu öne süren Güldane Telli, olayı şöyle anlattı:
“Doktorun kızımı 15 çeşit iğneyle öldürdüğüne dair belgem var, kızıma vurduğu iğnelerin listesi var. İlk kızımı hastaneye götürdüğümde bir serum takılıyor ve serumun içine direkt olarak kısırlık iğnesi vuruyor. Ondan sonra domuz gribi tedavisi uygulanıyor ve 8 saat içinde ben kızımı kaybediyorum. Doktor gelişigüzel kendi kafasına göre iğneler yapıp durdu ve vurduğu iğnelerin de hepsi elimde. Kısırlık iğnesi var, domuz gribi iğnesi var, menopoz tedavisi var. Özür dileyerek söylüyorum hayvanlara vurulan iğne var. İnsanları hayvan gibi kullanmaya kimsenin hakkı yok. Vurulan iğne atlara vurulan cinsel üzerine olan bir iğnedir, artı erkeklere vurulan kısırlık iğnesidir, kadınlara doğum sancısı çekerken vurulan iğnedir” dedi.

“Kızım saçını sallaya sallaya gitmişti”

Kızının hastaneye yürüyerek gayet iyi bir şekilde gittiğini belirten Güldane Telli, “Kızım saçını sallaya sallaya gitti. Sadece kusmadan götürdüm, kustuğu için bir tek serum takıldı, ardından bir tane daha taktı. Doktor ‘Bu kızın hiçbir şeyi yok, bu kızı çıkartıyorum’ dedi. ‘Doktor bey siz sorumluluğu alıyor musunuz, kızımın durumu iyi değil’ dedim. ‘Ben sorumluluğu alıyorum’ dedi. Ondan sonra kızımı hastaneden çıkardı, hatta bir sürü iğne yazdı” diye konuştu.

“Temizlik görevlisine iğne yapmasını söyledi”

Güldane Telli, doktorun kendisinin yanı sıra hastanedeki temizlik görevlisine de iğne yapması için talimat verdiğini iddia ederek, ‘hangi temizlik görevlisinin böyle bir özelliği var’ deyip tepki gösterdi.
Türkiye’de tüm hukuki haklarını aradığını belirten Güldane Telli, “Davamı zaman aşımına uğrattılar. Biz de bunun üzerinde AİHM’ye gittik. Türkiye’de tüm mücadelemi verdim, savaştım, herkesle de uğraştım. Ama dimdik ayaktayım davamı tekrar AİHM’ye taşıyorum. Davadan da vazgeçmiyorum, AİHM’ye götürüyorum. Ben kızım için dünyayı yıkarım. Benim kızımı öldürdüler, cezasını çeksinler” dedi.

“Doktor hala görevde, vicdanım dayanmıyor”

Doktorun ifadesinde kızın ölü olarak hastaneye geldiğini söylediğini öne süren acılı anne, kızını kaybetmesine neden olduğunu ileri sürdüğü doktorun hala görevde olmasına isyan etti. Kızını kaybetmesinin yanında bu duruma dayanamadığını belirten Güldane Telli, “Doktor, kızımı öldüren doktor şu an hala görevde ve görevden alınmadı. Ben bu doktorun ceza almasını, cezasını çekmesini istiyorum. Benim kızımı öldüren ve yüzde yüz olarak suçlu olan doktorun şu an elini kolunu sallayarak gezmesini vicdanım el vermiyor” şeklinde konuştu.

Yetkililere seslendi

Hükümet yetkililerine seslenen Güldane Telli, “Benim gibi acılı bir annenin sesini duysunlar. Başbakanımıza, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığına sesleniyorum. Kızımın hakkını kimseye bırakmayın. Ben hakkını bırakmayacağım, sonuna kadar hakkını arayacağım” ifadelerini kullandı.

“Herkes çocuğuna sarılırken, ben ağlamakla yetiniyorum”

Evladını kaybetmenin acısını her gün yaşadığını anlatan acılı anne, “Kızım yaşasaydı 18 yaşında olacaktı. Herkes çocuğuna sarılıp gezerken, ben sadece bakıyorum arkalarından, sadece ağlamakla yetiniyorum. Ben neden kızımı doktorlar yüzünden kaybettim, neden acı çekeyim, niye başka çocuklarımız ölsün. Doktorlar cezasını çeksin ve çekmeli” diye konuştu.

“Danıştay’da 2 hakim haklı buldu”

Güldane Telli’nin avukatı Şahin Yücesoy da Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği takipsizlik kararına karşı itirazda bulunduklarını ancak itirazlarının kabul edilmediğini, ardından tazminat davası açtıklarını ancak bunun da zaman aşımı gerekçesiyle reddedildiğini söyledi. Avukat Yücesoy, zaman aşımı kararının hem Danıştay hem de Anayasa Mahkemesi tarafından onandığını, ancak 5 üyeden oluşan Danıştay’ın bu kararı 2’ye karşı 3 oyla aldığını, 2 hakimin ise Güldane Telli lehine karar verdiğine dikkat çekti. Yücesoy, tüm iç hukuk yollarını tükettiklerini, AİHM’ye başvurduklarını ve davanın takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.

Mihrap Düzöz – Sinan Yeniçeri