Neden Entegra?

Pazaryeri Entegrasyonları

Entegra’ya girilen ürünleriniz N11, Gittigidiyor, Hepsiburada, Akakçe, Trendyol, Çiçeksepeti-Mizu, Epttavm, Zebramo ve Sanalpazar a listelenir ve tüm siparişleriniz Entegra ‘dan yönetilir.

E-ticaret B2C ve B2B Entegrasyonları

Entegra ile mevcut kullandığınız veya paketlerimiz içinde gelen Eticaret siteleriniz, pazaryeri mağazalarınızla beraber tek panelden yönetilir.

Stok Sipariş ve Fatura Yönetimi

Entegra’da hem ürünlerinizin stoklarını tutabilir hem de gelen siparişlerinizin Faturalarını veya E-Arşiv Faturalarını topluca kesebilirsiniz.

Tedarikçi XML Entegrasyonları

Entegra’ya kendi stoklarınızın dışında tedarikçilerinizin Xml’lerini de tanımlayabilir, pazar yerleri ve sitenizde otomatik olarak güncellenmesini sağlayabilirsiniz.

Google ve Karşılaştırma Siteleri Entegrasyonu

Ürünleriniz, E-ticaret sitenizden otomatik olarak Google Merchant, Cimri, Akakçe, Bilio vb. sitelerde yayınlanır. Böylece E-ticaret satışlarınızı da arttırabilirsiniz.

Muhasebe Entegrasyonları

Muhasebe programları (Logo, Mikro, Akınsoft, Eta, Netsis, Nebim, Vega, Dia, Nethesap) ile ürün ve siparişlerinizin çift taraflı anlık entegrasyonunu sağlayabilirsiniz.

Rekabet Analizi ile Otomatik Fiyatlandırma

Entegra ile N11, Gittigidiyor ve Hepsiburada için listelediğiniz ürünlerin Entegra tarafından rekabete göre otomatik fiyatlandırılmasını sağlayabilirsiniz.

Hızlı Ürün Ekleme

Entegra’ya yeni ürün eklerken dilerseniz Resim, Açıklama vs bilgileri girmeden ürün bilgilerinin bulunduğu sitenin linkini girerek bu bilgilerin otomatik dolmasını sağlayabilirsiniz.

Sosyal Medya Entegrasyonu

Entegra ürün havuzunda bulunan ürünleriniz Instagram, Twitter, Facebook hesaplarınızda otomatik ve periyodik olarak paylaşılır, sosyal medya mağazalarınızdan aldığınız siparişler Entegraya otomatik işlenir.

Entegra ile eticarete yeni bir adım atın. Tüm ürünlerinizi tek bir panelden yöneterek tüm internet satış platformlarında ürünlerinizi listeleyin.

Pazaryeri Entegrasyonları

Ürünlerinizi Entegra ya girin, ürünleriniz N11 Entegrasyonu, Gittigidiyor Entegrasyonu, Hepsiburada Entegrasyonu, Epttavm Entegrasyonu, Akakçe Entegrasyonu, Mizu Entegrasyonu, Çiçeksepeti Entegrasyonu, Trendyol Entegrasyonu, Zebramo Entegrasyonu, Sanalpazar Entegrasyonu ile sitelerindeki mağazalarınız aynı anda yayınlansın.

Eticaret Entegrasyonu

Entegra ya girdiğiniz ürünler mevcut internet siteniz ile de entegre olarak Opencart Entegrasyonu, Magento Entegrasyonu, Tsoft Entegrasyonu, Projesoft Entegrasyonu, Kobimaster Entegrasyonu, Ticimax Entegrasyonu, İdeasoft Entegrasyonu, Platinmarket Entegrasyonu, Shopphp Entegrasyonu ile bu alt yapılı sitelerinizde de otomatik olarak yıyınlanır ve güncellenir. Dilerseniz Entegra size ücretsiz bir eticaret sistemi de sağlamaktadır.

Sipariş Fatura Entegrasyonu

Tüm internet platformlarından gelen siparişler Entegra ya otomatik olarak düşerek tüm platformdaki ürün stokları güncellenir. Tüm gelen siparişlerin faturaları tek tuş ile toplu bir şekilde kesilebilir.

Eihracat Entegrasyonu

Entegra ya girdiğiniz ürünleri Eihracat entegrayonları ile toplu bir şekilde Rusya Ozon.ru Entegrasyonu, İran Bamilo.com Entegrasyonu, Almanya Ebay Entegrasyonu, Fransa Cdiscount.com Entegrasyonu, Ukrayna Rozetka.ua entegrasyonu ile yurtdışında ki pazaryerleri sitelerine listeleyebilir. Böylece markanızın ve ürünlerinizin globalleşmesini sağlayarak dah karlı ve daha geniş kitlelere ürün satabilirsiniz.

Erp / Muhasebe Entegrasyonu

Muhasebe programı kullanıyorsanız Entegra muhasebe programınızdaki ürünleri otomatik olarak alarak internet sitelerine listeler ve 5 dk bir günceller. Gelen tüm siparişleri tekrar muhasebe programına otomatik olarak cari kart ve sipariş kartı açarak oluşturur. Size sadece faturayı yazdırmak kalır. Entegra aşağıdaki muhasebe programları ile entegre çalışabilmektedir.

Yeni Entegrasyonlarımız

Akınsoft Wolvox Entegrasyonu, Mikro Entegrasyonu, Logo Go Entegrasyonu, Tiger Entegrasyonu, Nebim Winner V3 Entegrasyonu, Eta Sql Entegrasyonu, Paraşüt Entegrasyonu, Sentez Entegrasyonu, Link entegrasyonu, N11pro entegrasyonu, 1V1Y Entegrasyonu, Amazon Entegrasyonu, Evidea Entegrasyonu

Kaynak : www.entegrabilisim.com

Türkiye’de interneti ilk kullanma yaşının son 5 yılda 2’ye düşmesi ve son birkaç yılda ortaya çıkan siber zorbalık çocuklar için tehlike oluşturmaya devam ediyor. Yapılan bir araştırmaya göre de, ebeveynlerin neredeyse yüzde 25’inin çocuklarının internette neler yaptığını bilmediğini çocukların da büyük bir kısmının kontrolsüz bir şekilde internette dolaştığını ortaya çıkardı. 

Çok küçük yaşlardan itibaren çocukların bilgisayar, telefon, tablet gibi teknolojik aletleri kullanmaya başlamalarının birçok önemli sorunu beraberinde getirdiğini belirten Aydın Bahçeşehir Anadolu Lisesi Rehberlik ve Psikolojik Danışman Öğretmenleri Suna Güler ve Aslı Deniz internetin de mutlaka kontrollü olması gerektiğini belirttiler. Çocukların ve gençlerin internet bağımlılığı ve siber zorbalığa karşı korunması için yapılması gerekenleri anlatan Aydın Bahçeşehir Anadolu Lisesi Rehberlik ve Psikolojik Danışman Öğretmenleri Suna Güler ve Aslı Deniz, “12 – 18 yaş döneminde yoğun olarak görülen internet bağımlılığının erkek çocuklarda kızlara oranla 2-3 kat daha fazla riskli bir dönem olarak kabul ediliyor. Bu dönemde internetten dolayı çocuklar, yaşamlarındaki alışkanlıklarından ödün verir. Bunlar yemek yememe, uyku düzeninde bozulma, arkadaşlar ve aile ile daha az vakit geçirme, insanlarla yüz yüze değil de internet üzerinden iletişim kurma gibi davranış biçimleri internet bağımlılığının göze çarpan belirtileri arasındadır. Bu süreçte bir başka çocuk veya ergen tarafından tehdit, aşağılanma ve taciz edilme şeklinde siber zorbalıkla karşılaşan çocuklarımızın oranı yapılan araştırmalara göre yüzde 20 civarındadır.” Diyerek çocukların internet kullanımında da mutlaka kontrol altında tutulması gerektiğini belirttiler.

“Günlük 45 dakikadan fazla kalınmamalı”

İnternet kullanımının yaş gruplarına göre belirli süreler aralığında olması gerektiğini vurgulayan Bahçeşehir Koleji Rehberlik ve Psikolojik Danışman öğretmenleri Suna Güler, “İlköğretim döneminde dersler haricinde oyun ve eğlenceye en fazla 45 dakika zaman ayrılmalı. Lise çağında ise 2 saati aşmamalıdır. Bağımlılık düzeyine gelmiş internet kullanımını bir anda tamamen kesmek yerine belirli program dahilinde kontrol altında tutup internet ve dijital dünyanın zararlarından uzak durulabilir. Çocuklarımız ve gençlerimiz internette saatlerce vakit harcamak yerine arkadaş ortamında sinema, tiyatro ve spor aktiviteleri gibi sosyal etkinliklerde bulunmalarını tavsiye ediyoruz. Bu gençleri hem bağımlılıktan kurtaracak hem de sosyalleştirecektir” dedi.

“Şiddet içerikli ve on-line oyunları oynamayın”

İnternet bağımlılığı, belirtileri ve kontrol altına alınması ile ilgili bilgiler veren Rehberlik ve Psikolojik Danışman Aslı Deniz ise gençlerin ve çocukların son yıllarda sıklıkla karşılaştığı sorunların başında yer alan siber zorbalığa değindi. Deniz, “Siber zorbalık, yüz yüze etkileşimden daha saldırgan bir tutumun sergilendiği ve anonim isimler kullanıldığı için karşınızdaki kişinin kim olduğunun oldukça zor tespit edilebildiği bir metod. Sosyal medya hesapları bu sorunun en çok karşılaşıldığı ortam. Ayrıca şiddet içerikli görevlerden ve talimatlardan oluşan çevrimiçi oyunlardan uzak durulması gerekiyor. O platformlarda mesaj şeklinde gerçek kişilerden gelen talimatları gerçekleştirmemeli ve böylesi bir durumla karşılaşan çocuklar anında durumdan ailesine haberdar etmeli” diye konuştu. 

İbrahim Kılınç
 

 Arkadaşıyla beraber tuzak kurduğu babasını öldüren zanlı, polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.
Olay, dün saat 19.00 sıralarında Beyoğlu Örnektepe Mahallesi Selman Çıkmazı’ndaki bir binada meydana geldi. Edinilen bileğiyle göre müteahhit Cafer Çelik’in (63) oğlu Kadir Çelik (44), babasıyla bir süredir maddi sorunlar yaşıyordu. Sık sık da babasıyla kavga eden Çelik, arkadaşıyla birlikte babasına tuzak kurmak için plan yaptı.

Müşteri gibi babasını aradı

Planın yapılmasının ardından oğul Çelik dün saat 10.30 sıralarında cep telefonuyla müşteri gibi babasını aradı. Babasının sattığı bir daireyi almak istediğini söyleyen Çelik, ardından arkadaşı Sinan C. ile birlikte daire giderek beklemeye başladı.

Merdane ile başına vurarak öldürdü

Bir süre sonra daireye gelen Cafer Çelik, kapıyı açınca karşısına oğlu ve arkadaşı çıktı. Kısa süreli boğuşmanın ardından Çelik başına merdane ile defalarca darbe aldı. Aldığı darbeler sonucunda Çelik dairede hayatını kaybetti.

“Babamın yaşam tarzını beğenmiyordum”

Olayın ardından Kadir Çelik ve arkadaşı Sinan C. olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, çilingir yardımıyla kapıyı açtıklarında Cafer Çelik’i buldu. Kanlar içinde kalan adamın yapılan sağlık kontrollerinin ardından öldüğü belirlendi. Konuyla ilgili araştırma yaparak çevredeki güvenlik kamera görüntülerini inceleyen Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amiriliği ekipleri, zanlıların eşgalini belirledi. Yapılan çalışmanın ardından zanlılar polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Şubeye getirtilen zanlılardan oğul Kadir Çelik ifadesinde, “Babamın yaşam tarzını beğenmiyordum” dediği öğrenildi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor. 

Doğan Can Cesur
 

AK Parti ve MHP’nin siyasi partilerin seçim ittifakına ilişkin düzenlemeyi içeren ortak kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. AK Parti ve MHP temsilcileri, TBMM’de seçim ittifakı teklifine ilişkin açıklama yaptı. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, “Genel başkanlarımızın iradeleri ile oluşan bir komisyon burada huzurunuzda. Her partiden 3’er arkadaşımız olarak çalışmalara başladık. Temel hedefimiz anayasa değişikliğinin gerekli kılmış olduğu uyum kanununa gerekli düzenlemeleri yapmak. Yerel seçimlerle ilgili düzenlemeleri yapmak için çalışmalara başlamıştık. Toplam 26 maddelik bir metin, 4 kanunda değişiklik içeriyor. Yerel seçimlerle ilgili ittifak konusunda bir düzenleme yok bu metinde. Yaptığımız düzenlemede parti sınırlaması, sayı sınırlaması yok. İttifak içerisindeki partilerin de oy oranları belli olmalı diye yola çıkmıştık, bu konuda biz dünyadaki örnekleri de araştırdık. Partilere verilen oyların toplamı ittifak oylarını oluşturacak. Zarflarda da, oy pusulalarında da filigran var. YSK’nın amblemi ve ilçe seçim kurullarının mührü var” ifadelerini kullandı.

“Oy pusulasında ittifak yapan partilerin logosu yan yana olacak”
Oy pusulasında ittifak yapan partilerin logosunun yan yana bulunacağını bildiren Şentop, “Bu partilerin bulunduğu kaç sütunsa üstünde ittifakın unvanı bulunacak. İki sütunluk veya üç sütunluk bir alanı var ittifakın. Herkes kendi partisine oyunu verecek. Ancak partilerin her birine ayrı ayrı mühürler basanlar olabilir. İttifak içinde hangi partiye verilen oyların belli olmadığı oylar olabilir. İttifakın ortak oyu diye bir oy toplamı çıkacak. Siyasi partilerin tek tek aldıkları oylar ve bu orana göre ittifakın ortak oyları siyasi partilere dağıtılacak” diye konuştu.

“Oy pusulaları aynı zarfa konulacak”
Çalışmaları boyunca kendilerine büyük destek veren, teklife onay veren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Başbakan Yıldırım ve Bahçeli’ye teşekkür eden MHP Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Kalaycı ise, “Teklifle Türk siyasi hayatında demokratikleşme yönünde önemli bir adım atılmaktadır. Siyasi partilerin ittifak yaparak seçime katılabilmelerinin yasal alt yapısı oluşturulmaktadır. İttifakın elde ettiği milletvekili sayısı, ittifak yapan siyasi partiler arasında aldığı oy sayısı esas alınarak dağıtılacaktır. Seçim barajında ittifak partilerinin oyu dikkate alınacak. Toplam 26 maddeden oluşuyor, 4 maddede değişiklik içeriyor. Oy pusulaları aynı zarfa konulacak. İttifakın unvanı başlığı olacak, parti sütunlarının üzerinde altta da normal oy pusulası gibi partilerin aday listeleri yer alacak. Bu pakette Hazine yardımıyla ilgili düzenleme yok. Mevcut düzenleme aynen devam ediyor” açıklamasında bulundu.

Seçim ittifakı teklifi
AK Parti Grup Başkanı ve İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli’nin imzasını taşılan teklif, 26 maddeden oluşuyor, 4 maddede değişiklik yapılıyor. Siyasi partilerin seçim ittifakına ilişkin düzenlemeyi içeren kanun teklifine göre, sandık sonuç tutanağında ittifakların her birinin aldığı ortak oyların sayısı ayrı ayrı gösterilecek. Kanun teklifine göre siyasi partilerin seçimlerde başka bir siyasi partiyi destekleme kararı almalarını yasaklayan hüküm kaldırılıyor. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminde oy pusulaları aynı zarfa konulacak. Oy pusulasında ittifak partileri çerçeve içine alınacak. Kanun teklifine göre, seçimlere ittifak yaparak katılma kararı alan siyasi partilerin seçim takviminin başlamasından itibaren en geç 7 gün içerisinde genel başkanların imzaları altındaki ittifak protokolü ile YSK’ya başvurmaları gerekecek. Hazine yardımı için partinin oy oranı belli olacak. İhbar üzerine kolluk güçleri sandık başına gidebilecek. Hasta ve yatağa bağımlı olan seçmenler için seyyar sandık kurulacak. Oy pusulasında siyasi partilerin ittifak protokolünde belirledikleri ittifak unvanı yazılacak. İttifakın unvanı belirlenmemiş ise oy pusulasına yalnızca ‘ittifak’ ibaresi yazılacak, unvanı olmayan ittifakın birden fazla olması halinde bunlar başvuru sırasına göre numaralandırılacak. İttifak yapan siyasi partilerin aldıkları geçerli oyların toplamının yüzde 10’u geçmesi halinde bu siyasi partilerin her biri barajı geçmiş olacak. İttifak yapan siyasi partilerin milletvekili sayısının hesaplanmasında ise ittifakın toplam oyu esas alınacak. Bu oy miktarına göre önce ittifakın elde ettiği toplam milletvekili sayısı belirlenecek, bu sayı ittifakı yapan siyasi partiler arasında aldıkları geçerli oy sayısı esas alınarak paylaştırılacak. 

Türk su ürünleri sektörü, Turkish Cargo ile İzmir-New York hava kargo seferleri koymaya hazırlanırken, dünya devi havayolu firmaları da kargo fiyatlarını düşürürken, diğer devler ise Türkiye için rekabetçi fiyat vermeye hazırlanıyor.

Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 73’ünü üyelerinin gerçekleştirdiği Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, balıkçılığın başkenti Bodrum’da Su Ürünleri Sektör Değerlendirme Toplantısında bir araya geldi. Türkiye’nin su ürünleri ihracatında hava kargonun payının her geçen yıl artarak 2017 yılı sonunda toplam ihracatta yüzde 10 paya ulaştığını belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, hava kargo ile ilgili yürüttükleri çalışmaları şöyle özetledi: “Turkish Cargo yeni uçaklar alıyor. Yeni destinasyonlar devreye girecek. İzmir-New York arasında hava kargo seferlerinin başlaması için görüşüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu seferler başlayacak. Bunun yanında dünya devi firmalar da kargo fiyatlarını düşürdü. Başka bir firma ile toplantı yaptık. Türkiye planları olduğunu söylediler, bir diğer firma Türkiye için rekabetçi fiyat vermek istiyor. Hava kargo sayesinde Amerika Birleşik Devletlerine ihracatımız 2013 yılında 11 milyon dolar iken 2017 yılında 35 milyon dolara yükseldi.”

Su ürünleri sektörü 1 milyar dolar ihracat hedefliyor

Türkiye’nin ihracatta yıldız sektörlerinden biri olan su ürünleri sektörü, 2018 yılında 1 milyar dolar ihracat hedefliyor. 2000 yılında 60 milyon dolar olan ihracatını her yıl düzenli olarak arttırarak 2017 yılında 856 milyon dolara yükselten su ürünleri sektörü 2018 yılında 1 milyar dolar barajını geçmek için güçlerini birleştirdi.
Su ürünleri yetiştiriciliğinin, en genç, en hızlı büyüyen ve en dinamik sektörlerden biri olduğunu bilgisini veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, 2017 yılında ICCAT (Uluslararası Atlantik Okyanuslarını Koruma Komisyonu) Toplantısında Türkiye’nin orkinos kotasında artış olduğunu bu sayede 100 milyon dolarlık artış beklediklerini kaydetti.
Türk balıkçılık sektörünün Avrupa Birliği nezdindeki alabalık soruşturmasının olduğunu hatırlatan Kızıltan şöyle devam etti: “Yüzde 8,5 verginin kaldırılması için Nisan ayında Avrupa Birliğinden heyet gelecek, firmaları ziyaret edecek. Tezlerimizi kabul ettirirsek verginin kaldırılması ya da oranın düşmesi mümkün olacak.”
Türk balıkçılarının somon ile mücadelesini devam ettirdiği bilgisini paylaşan Kızıltan, “Norveç’in somon ile ilgili çok büyük propagandası var. TV’de, sinemalarda, bizim balıklardan daha üstün olduğu algısı oluşturmak isteniyor. Biz de buna karşı Türk balıklarının başta omega3 olmak üzere besinsel değerlerinin somunun gerisinde olmadığını paylaşan tanıtan kampanyalar yapacağız. Bilim adamlarından ve popüler isimlerden yararlanacağız” şeklinde konuştu.

“Tam bir başarı öyküsü”

Türkiye’de su ürünleri sektörünün gelişimini başarı öyküsü olarak tanımlayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay da 2018 için ortaya konulan 1 milyar dolar ihracat hedefinin önemli bir rakam olduğunu kaydetti. Atalay, “Dikkat çekme açısından çok önemli. Türkiye’de 1 milyar dolar üzerinde ihracat yapan sektör 30’un altında. Dikkat çekici bir noktaya geldiğiniz için sorunların çözümü ve geniş kitlelere hitap etmek için çok önemli” dedi.

2017 yılında büyük alabalık üretenlere 25 kuruş destek verdikleri ifade eden Atalay, balık üretim alanlarının artması için yaptıkları çalışmaları ise şöyle özetledi: “Samsun-Sinop arasında 30 bin ton yeni üretim alanı tespit ettik ve üretim başladı. Didim’de yaklaşık 40 bin tonluk üretim alanı açıldı. Mersin’de çalıştık 60 bin tonluk bir potansiyel açıldı, ön izinler verilme aşamasında 130 bin tonluk deniz alanı açıldı. Bu üretimin ihracata yansıması beklentimiz var.”

Türkiye’de su ürünlerinde iç tüketimi arttırmak için tanıtım projelerine kaynak bulunabilineceğini dile getiren Atalay, Türkiye’nin 81 milyonluk çok büyük bir ülke olduğunu kişi başı tüketimin 1 kg arttırılması halinde 81 bin ton tüketim artışı olacağını, tüketimin kişi başı 2 kg arttırılması halinde ise üretilen balığın yetmez hale geleceğini söyledi.

“Payımızı yüzde 2-3’e çıkarmalıyız”

Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Musa Demir ise Türkiye’nin dünya su ürünleri pazarında yüzde 1’in altında pay aldığını, bu payın yüzde 2-3’e çıkarmamız gerektiğini dile getirdi. Demir, “Su ürünlerinde dünya genelinde avlanma azalıyor, yetiştiricilik artıyor. Türk ihracatçılarımız çok yetenekli, ihracatımıza bu sektörün katkılarının artacağına inanıyoruz” dedi. 

Sektör Toplantıları ile ihracatçıların sorunlarını çözdüklerini ifade eden Demir, Ekonomi Bakanlığı olarak firmaları ziyaret ederek sorunlarını çözme yoluna gittiklerini bu ziyaretler sayesinde hem Ekonomi Bakanlığı’nın faaliyetlerini anlattıklarını, hem de sektörlerin faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olduklarını, saha çalışmasından çıkan sorunları ve sonuçları diğer bakanlıklara gönderdiklerini ve takip ettiklerini anlattı.
Su Ürünleri Sektör Değerlendirme Toplantısında, Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Bir kurumda BİZ’i oluşturmada, takım kurmada, ekip olmada ve sinerjiyi arttırmada sağlıklı iletişimin ve uzlaşmanın önemi ile Yönetim becerisi ve liderlik” konulu sunum yaparken, fütürist Alphan Manas ise “Geleceğin şirketleri ve şirketlerin sürdürülebilir gelecek senaryoları” başlıklı bir konuşma yaptı. 

İşte Süleyman Özışık’ın ‘İnanmadığın Allah belanı vermiş’ başlıklı bugünkü yazsısı

CHP’nin sorunlu İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu twitter üzerinden Afrin’le ilgili ilginç bir tweet paylaşmış.

Atılan tweette ilginç ayrıntılar var. İzin verirseniz önce o tweeti paylaşayım, sonra üzerine konuşalım.

“Zeytindalı Harekâtı’nda şehit düşen 31 askerimize Allah’tan rahmet; yaralanan 143 askerimize acil şifalar diliyoruz. Ulusumuzun başı sağ olsun” diyor hanımefendi…

Bunun nesi ilginç diyeceksiniz. 

İlginçlik şurada…

Bu hanımefendi daha önce, Allah’a inanmadığını açık açık belli eden mesajlar yayınlıyor, daha doğrusu Allah’a “çatmadan” rahat edemiyordu! 

Birkaç örnek verecek olursak…

“Ana kuzusu” benzetmesi yaptığı darbeci askerlerin kafasının kesildiğini belirterek, “Tekbir getirip, boğaz keserek mi demokrasiyi getireceksiniz? İnandığınız Allah belanızı versin” diyordu mesela…

Mesela…
“Yüzde 49, alın size bir hafta sonu sevinci daha. Bir Kürt daha öldürüldü. İnandığınız Allah topunuzun belasını versin” diyordu. 

Bela okumadığı zamanlarda ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hakaretler yağdırıyor, “Devletiniz katil değil, seri katildir” diyordu. 

Şimdi her ne olmuşsa birdenbire inanmadığı Allah’a inanmaya başlamış! Üstelik inanmadığı Allah’tan ne bekliyor biliyor musunuz?

Türkiye Cumhuriyeti adına “seri katil” olan TSK askerlerine rahmet etmesini bekliyor!
İnanmadığı Allah kendisine öyle bir bela vermiş ki kendi eliyle, kendi diliyle kendini rezil rüsva etmiş.
Firavun, boğulmasına saniyeler kala “Tamam, tamam! Sana inandım, iman ettim” diyerek -hâşâ- Allah’ı kandırmaya çalışmıştı. Kaftancıoğlu da halkın vicdanında boğulacağını anlayınca inanmadığı Allah’ın üzerinden seçmeni kandırmaya çalışıyor. 

Bundan daha büyük bela olur mu?

Atılan tweette subliminal bir mesaj da var. “Zeytindalı’nda şehit düşen askerlerimize” demek yerine, “31 askerimize” demeyi tercih ederek şehit sayısını özellikle belirtiyor. 

Niyesi belli…
Genel Başkanı olacak zat, “Afrin’e girmeyin. Girerseniz orası kan gölüne dönecek, daha çok şehit haberi gelecek” diyerek asker ailelerine, “Çocuklarımız ölmesin, operasyon dursun” dedirtmeye çalışıyor.
Hanımefendi ise “Bakın daha Afrin’e girmeden 31 şehit verdik” diyerek ailelere “Sizin çocuklarınız ölüyor” mesajı gönderiyor.

Bunu, yine kendisinin paylaştığı bir twitter mesajından anlıyoruz.
Mesajda, şehit olan iki askerin ailelerine teslim edilmek üzere hazırlanan çantalarının fotoğrafını yayınlayıp, “Sözün bittiği yer… Trollerin anlamasını beklemiyorum hâliyle” diyor. 

Bundan bir önceki mesajda ise, “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” diyerek operasyona engel olmaya çalışan Türk Tabipler Birliği’nin terörist sevici elemanlarına selam çakıyor. 

Özetleyecek olursak…
Bir mesajla kaç kuş vurmaya çalıştığını gelin hep beraber sayalım:

1- “İnandığınız Allah belanızı versin” diyerek kaybettiği seçmeni, “Allah”, “Rahmet”, “Şehit” gibi kutsal kavramlar üzerinden yeniden kazanmaya çalışıyor. 

2- Şehit sayısı vererek şehitler konusunda yüreği ağzında olan insanları hassas noktasından vurmaya çalışıyor. 

3- Daha çok şehit haberi geleceğini ima ederek, Afrin’e yapılan operasyonun gereksiz olduğunu toplumun bilinçaltına zerk etmeye çabalıyor.

4- Ve en önemlisi…
Dikkat ederseniz atılan mesajların hiçbirinde YPG/PYD teröristlerinden hiç ama hiç bahsetmiyor. Açın sosyal medya hesaplarına bakın. Terör örgütü mensuplarının Kilis ve Reyhanlı’ya attığı roketler ve orada şehit olan masum sivillere dair tek satır bulamazsınız.

Nedeni şu:
Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek hedefi, yerel seçimlerde İstanbul’u AK Parti’nin elinden almak. Başarabilmesi için İstanbul’da HDP ve PKK’lıların oylarına hiç olmadığı kadar ihtiyaçları var. 

Canan Kaftancıoğlu gibi “Kürtleri katleden devlet katil değil, seri katildir” diyen birinin İstanbul İl Başkanı seçilmesinin tek nedeni budur. 

“Beni örgüt seçti” diyen Kaftancıoğlu’nu o makama getiren Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP örgütü değil, DHKP-C terör örgütüdür. DHKP-C’nin PKK’ya hangi gözle baktığı da zaten hepimizin malumudur.
Yani anlayacağınız…

CHP ile HDP’nin yerel seçim ittifakı çoktan kurulmuştur. Bu durum sizi hiç ama hiç şaşırtmasın.
7 dakikada tabaktaki domuzun 1/4’ünü yiyen birinin dağdaki domuzlarla ittifak kurmasında şaşılacak hiçbir şey yoktur. 

İnandığım Allah’ın CHP’ye vereceği son ve en büyük bela da budur! 

Güvenlik kaynakları, Karadeniz’de son dönemde yaşanan gelişmelerin Karadeniz’deki istikrar ortamını olumsuz yönde etkileyerek, Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin Rusya Federasyonu’na yönelik tehdit algısında değişikliklere sebep olarak NATO’nun Karadeniz’de faaliyetlerini artırma gayretlerinin ivmelenmesine yol açtığına dikkat çekiyor. 

Bu süreçte NATO marjında yapılan değerlendirmelerde, Karadeniz’in, Rusya Federasyonu (RF) tarafından Avrupa güvenlik sistemine zarar verebilecek stratejik bir alan olarak görüldüğü, bölgedeki güvenlik risklerine ve RF’den kaynaklanan potansiyel tehditlere karşı hazırlıklı olunması gerektiği sıklıkla ifade edildiği vurgulanarak nihayetinde 08-09 Temmuz 2016 tarihlerinde icra edilen Varşova Zirvesinde “RF potansiyel bir tehdit” olarak nitelendirilmiş, öte yandan NATO’nun Karadeniz’deki varlığının artırılması bağlamında İttifak üyeleri mutabık kalındığı hatırlatıldı.

Öte yandan, Türkiye’nin, 2016 Varşova Zirvesi’nde Karadeniz özelinde alınan kararı desteklediği, müteakiben İttifak bünyesinde sürdürülen gayretlere aktif katkı sağladığı ve sağlamaya devam ettiği kaydedildi. Türkiye tatbik ettiği strateji ile Karadeniz’de Bölgesel Sahiplik ilkesiyle uyumlu tedbirleri desteklediği, bu minvalde “NATO Daimi Deniz Gücü (SNF)” temelli tedbirlere öncelik verdiği ifade ediliyor. 

Zira, SNF’lere İttifak dahilinde en fazla katkı veren ülkelerden olan Türkiye’nin, soğuk savaş müddetince SSCB kaynaklı tehdidi tek başına kendi imkânları ile karşıladığı, bu esnada NATO’nun Montrö Sözleşmesini gözetecek şekilde SNF temelli destek ve işbirliği faaliyetlerine önem verdiği kaydedilmekte. Türkiye bu prensibi sürdürdüğü vurgulanarak öte yandan SNF’lerin Karadeniz’de icra ettikleri harekât, eğitim ve tatbikat faaliyetlerinde günümüze dek herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığının da bilindiğine dikkat çekiliyor. 

Güvenlik uzmanları, Karadeniz’in başat ve belirleyici ülkesi olarak Türkiye’nin İttifak dâhilinde desteklemediği hiçbir tedbirin Karadeniz’de istenen etkiyi oluşturmayacağı, esasen etkin ve sürdürülebilir de olmayacağı, bu minvalde ülkemiz tarafından ortaya konan görüşlere değer atfedilmesinin kaçınılmaz olduğu her platformda dile getiriliyor. 

Bununla ilgili şu örnek verilmekte;” NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG2 TU.02), NATO’nun ani reaksiyon kuvveti olarak barışı koruma veya talep edildiğinde dünyanın herhangi bir bölgesinde destek görevleri icra edebilme yeteneğine sahip olup yoğun eğitim programları icra etmekte, ayrıca NATO tatbikatlarına ve üye ülkelerin icra ettiği davet tatbikatlarına iştirak etmektedir. Bu faaliyetlerin yanı sıra ülkelere liman ziyaretleri icra ederek NATO’nun dayanışma ve kararlılığını göstermektedir.”

Öte yandan, Türkiye, İttifak yükümlülükleri bağlamında; NATO Daimi Deniz Görev Gruplarına, Ege’de Düzensiz Göçle Mücadele Faaliyetlerine, Deniz Muhafız Harekâtına gemi, denizaltı ve deniz-hava unsurları ile daimi olarak destek sağlamakta, NATO unsurlarının iştirak ettiği DYNAMIC MONARCH, DOĞU AKDENİZ ve NUSRET tatbikatlarına başarılı bir şekilde ev sahipliği yapmakta.

NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2)’ye iştirak eden TCG GAZİANTEP fırkateyni ile NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNNCMG-2)’ye iştirak eden TCG AKÇAY Mayın Avlama Gemisi tarafından 05 Şubat 2018 tarihinde Karadeniz’de Romanya Deniz Kuvvetleri unsurları ile geçiş eğitimleri icra etti. 17-20 Şubat 2018 tarihleri arasında İstanbul Limanı’nı ziyaret edecekler.

Güvenlik uzmanları, İttifak yükümlülüklerini hassasiyet ve titizlikle yerine getiren Türkiye’nin, SNF’lere azami katkıda bulunduğunu, Karadeniz özelinde sergilenen faaliyetlere iştirak ettiği, bu vesileyle başta Karadeniz’e kıyıdaşlar olmak üzere İttifak ülkeleri ile karşılıklı çalışabilirliğe yoğun katkı sağladığını vurguluyor.  

Bayazit Cebeci

Bir dizi programlara katılmak üzere Hatay’a gelen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, terör örgütü üyeleri tarafında atılan roketlerin düşmesi neticesi şehit olan Fatma Avlar, Rıfat Sinirli ve Ahmet Şanverdi’nin yakınları ile bir araya geldi. Reyhanlı Belediyesi’nde gerçekleşen ziyarette Hatay Valisi Erdal Ata ile protokol üyeleri de hazır bulundu.

Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, “Reyhanlı’da atılan roketler neticesi hayatını kaybeden şehitlerimizin alileri ile bir araya geldik. Her biri kahraman vatan evlatları. Bu vesile ile tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize, yaralılara acil şifalar diliyoruz. 17 yaşında hain terör örgütlerinin attığı roketler ile uykusunda şehit düşen Fatma kızımızın anne ve babasıyla bir araya geldik. Masum sivillerden bahseden batı medyası buraya gelsin, aileleri görsün. Sivilleri hedef alan birileri varsa bunlar terör örgütleridir. YPGPKKYPG’dir. Bunun en büyük kanıtı burada şehit olmuş vatandaşlarımızdır. İzmir’de üniversite okumayı düşünen Fatma evladımız uykusunda şehit düştü. Yabancı basın mensuplarının, masum sivilleri hedef olan terör örgütlerini tüm dünyanın görmesi için burada olmaları lazım. Bizim askerimiz, ordumuz asla ve asla hiçbir sivili hedef almamıştır, almayacaktır. Kahraman Mehmetçiğimiz hiçbir zaman için kadınları, masumları çocukları hedef almadı, almayacak. Bizim medeniyetimizde asla bu yoktur. Sivillerimiz konusunda askerlerimizin gösterdiği hassasiyet ortadır. Tek bir sivilin bir zarar görmemesi için askerimiz çok büyük gayret göstermektedir” dedi.

Aileleri şehitlerin emaneti olarak gördüklerini ifade eden Bakan Kaya, “Bu vatan topraklarımız, nasıl şehitlerimizin emaneti ise, ailelerimizde şehitlerimizin emaneti. Rabbim ordumuzu muzaffer eylesin. Hem sınırlarımızdaki terör örgütlerini temizleyeceğiz, hem de tüm dünya mazlumlarının umudu olmuş bir ülke olarak oralarda masum insanların huzuruna kavuşmasını sağlayacağız. El-Bab operasyonunun ardından Suriyeli mülteci kardeşlerimizden 100 binin üzerinde kişi vatanlarına döndüler. Bizim en büyük temennimiz, oraların bir an önce terör örgütlerinden temizlenmesi. Ensar ruhu ile Suriyelilere ev sahilliği yapıyoruz ama rabbim kimseyi vatansız bırakmasın” diye konuştu. 

Refik Fidan – Aykut Yeniçağ – Ecevit Cemiloğlu

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi ile bir araya geldi. Bakan Kaya görüşmede, İİT Kadından Sorumlu Bakanlar Dönem Başkanı olduğunu ve bu dönemde Türkiye’nin öncülüğünde Başkanlığını Dr. Esra Albayrak’ın yaptığı Kadın Danışma Konseyi’nden bahsetti. Mültecilerin eğitim alabilmesi ve istihdam edilebilmesi için özellikle dil bariyerini aşmak gerektiğini ve bu konuda BMMYK ile ortak çalışmalar geliştirmenin önemini vurgulayan Bakan Kaya, Avrupa Topluluğu İnsani Yardım Bürosu (ECHO) ile birlikte mültecilere direkt nakit transferini içeren Sosyal Uyum Yardımı (ESSN) programından ve bu programın başarısından bahsetti.

UNICEF ile birlikte Suriyeli mülteci çocukların eğitimlerine devam etmesi için geliştirilen Şartlı Eğitim Yardımı projesine de değinen Bakan Kaya, bu projeyle mülteci çocukların okullaşma oranında ciddi bir artış gözlendiğini dile getirdi. Eğitim almayan her çocuğun dünya için potansiyel bir tehdit olacağını vurgulayan Bakan Kaya, bu oranın yüzde yüz olması için kararlı olduklarının altını çizdi.

Bakan Kaya toplantıda ayrıca, daha çok proje ve ortaklık sağlanması ve mülteciler için daha fazla fayda sağlayacak işlere imza atılması için Grandi’den destek istedi.

Grandi de, Türkiye’nin çalışmalarını yakından takip ettiklerini ve özellikle Türkiye’nin sosyal uyum konusundaki ilerlemelerini takdir ettiklerini belirtti. Mülteci çocukların okullaşmaları için MEB, İçişleri Bakanlığı ve Göç İdaresi için çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Grandi, Türk Kızılay’ını desteklediklerini ve gelecekte de işbirliği ve koordinasyonu geliştirmeyi umduklarını belirtti.

Musa Erdoğan
 

Dent Suadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Protez Uzmanı İlker Arslan, “Günümüzde kanal tedavisinde kullanılan maddeler ve teknikler sayesinde kök ucundaki apselerin büyük çoğunluğu tedavi edilebilmektedir. Endodonti, halk arasında bilinen adıyla Kanal Tedavisi, dişlerde bulunan kök kanallarının tedavisi ile uğraşan bir branştır. Diş hekimliğinin temel amacı dişlerin ağızda tutularak hastanın çiğneme fonksiyonunun devamlılığını sürdürmektir. Dişin mine ve dentin tabakalarının altında pulpa olarak adlandırılan sinir paketinin bulunduğu bir bölüm vardır. Dişin kronunda “pulpa odası” adını alan bu bölüm diş köklerinin sonuna kadar uzanmaktadır. Pulpanın herhangi bir sebeple iltihaplanması durumunda, kanal tedavisi gerekli görülür” dedi.

“Herhangi bir şekilde ağrı ile belirti vermeyen vak’alarda diş ölmüştür”

Kanal tedavisine ihtiyaç duyan hastaların genelde ağrı ve sıcakta hassasiyet şikayeti ile hekime başvuruda bulunduğunu ifade eden Uzm. Arslan, “Bu tip vak’alarda dişin üzerine vurulduğunda hasta ağrı duyar. Herhangi bir şekilde ağrı ile belirti vermeyen vak’alarda diş ölmüştür ve kök ucunda lezyon oluşumu vardır. Bu tip vak’aların teşhisi yüzde şişme veya röntgen alınması sonucu konur. Kanal tedavisi esnasında, ilk önce yapılan lokal anestezi ile ağrı hissetmemeniz sağlanır. Çürük temizlenir ya da kırık parça çıkarılarak diş sinirlerine ulaşılır, dişin kökündeki sinir ve dokular temizlenerek kök ucuna kadar kök kanalı şekillendirilir. Kök kanal boyunun tespiti için röntgen çekilir ve özel cihazlarla kanal boyu tespit edilir. Dişin durumuna göre tedavi tek seansta yapılabileceği gibi birkaç seans da sürebilir. Seans aralarında kök içini ve kök ucunu iyileştirecek ilaçlarla pansuman yapılır. Kanal tedavisi bitim aşamasında ise kanal içerisi özel dolgu maddeleri ile kök ucuna kadar doldurulur” açıklamalarında bulundu.

Anestezinin etkisi geçene kadar hastanın bir şey yiyip içmemesi gerektiğini kaydeden Arslan, “Tedavi boyunca tedavisi yapılan dişin olduğu bölgede kuru yemiş ve benzeri sert yiyeceklerden ve sakız gibi yapışkan gıdalardan uzak durulmalıdır. En çok diş kırıkları seanslar arasında görülmektedir” şeklinde konuştu.