1982 yılında Tekirdağ’daki Rakoczi Müzesi’nin restorasyonunda inşaat işçisi olarak çalışan Ali Kabul, restorasyon çalışmaları sırasında Macarca öğrenmeye merak saldı. Restorasyon sırasında gayreti ve çalışkanlığı ile Macaristan görevlileri tarafından fark edilen Kabul, 36 senedir Rakoczi Müzesi’ne sahip çıkıyor. Gelen turistlere müze rehberliğinin yanında Türkiye’yi ve Tekirdağ’ı tanıtan Kabul, Macaristan’a giden Türklere de Macaristan hakkında bilgi verip, yeri geldiğinde tercümanlık yapıyor.

22 yaşındayken müzenin restorasyon işinde çalışmaya başladığını anlatan Ali Kabul, “1982 yılında Macar Müze Müdürlüğü elemanları bu müzeyi restore etti. O restorasyonda ben de burada işçi olarak çalışmaya başladım. Sekiz, dokuz aylık bir restorasyon çalışması oldu. Bu restorasyon süresince ben biraz meraklıydım. Bir yabancı dil öğrenme isteği vardı. Bunu bir nevi fırsat sayıp burada çabalayıp Macarca’yı öğrendim. Sekiz ay sonunda restorasyon bitince burada çalışır mısın diye sordular bana. Sürekli bir iş teklif ettiler. Ben de çalışırım dedim. Başladık, işte 1982 yılından bu yana ve 36 senedir burası bana emanet. Türk-Macar ilişkisi için önemli olan bu binayı, Macaristan Başkonsolosluğu adına korumaya gayret ediyorum” dedi.

Macar halk kurtuluş kahramanı II.Rakoczi Frençh’in yaşadığı ev olan müzenin Macarlar için önemine değinen Kabul, “Burası iki ülke ilişkileri açısından çok önemli. Bizim için Atatürk ne ise Macarlar için de Rakoczi öyle diyebiliriz. Macar tarihinin son 500 yıldır yetiştirdiği en önemli liderlerden bir tanesi. Bugün Macaristan’da her şehirde, her kasabada, her yerleşim yerinde bir büstü vardır ya da caddelere, okullara adı verilmiştir. Onun için Macarlar burayı çok önemsiyorlar, hatta bu yeri kutsal bir yer sayıyorlar. O nedenle burayı layıkıyla korumaya çalışıyorum” diye konuştu.

Müzenin iki ülke arasında kültürel bir köprü vaziyeti gördüğünü belirten Kabul, “Burada tek çalışıyorum. Bunun zorlukları var ama güzel tarafları da var. Burası bir köprü vaziyeti görüyor. Kültürel köprü en azından. Buraya birçok Macar büyüğü gelmiştir; başbakanlar, cumhurbaşkanları, onlara da Rakoczi buraya nasıl geldi, nerede, nasıl yaşadı anlatıyoruz. Ayrıca buradan da, Tekirdağ’dan da belediye başkanlarımız, valilerimiz zaman zaman Macaristan’a gitmiştir. Onlara da elimizden geldiği kadar ya rehberlik yapmışızdır ya da gittiklerinde nereleri görmeleri, nereleri gezmeleri gerektiğine dair yardımcı olmuşuzdur” dedi.  

İsmail Denizhan
 

Kurtlar Vadisi dizisinin senaristi ve Pana Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Raci Şaşmaz, Fikirtepe’deki kentsel dönüşüm projelerini mali sorunlar nedeniyle durdurmuş ve sahibi olduğu Selimoğlu İnşaat’ın eski yöneticileri hakkında dolandırıldığını iddia ederek suç duyurusunda bulunmuştu. Soruşturma kapsamında 11 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. 

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 2’si emniyet tarafından serbest bırakıldı. Kartal’daki Annadolu Adalet Sarayı’na sevkedilen 9 şüpheliden 1’i savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. 8 şüpheli hakkında adli kontrol ve yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldı. 

“İnsanların mağdur olmasını önlemeye çalıştık” 

Mahkemenin ardından suç duyurusu üzerine gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan şüpheli K.C.U, “Raci Şaşmaz tarafından senaryosu yazılan Fikirtepe’deki insanların ve mağdurların dolandırılması bugün tam tersi olarak sonuçlanmıştır. Biz de Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusu vermiştik geçen haftalarda. Yaklaşık 450 milyon civarında bir para Kıbrıs üzerinden yurtdışına çıkarıldı. Borsada denge, holdingin hisseleri 3 ay içinde yüzde 800 arttı. Yatırım holding yüzde 500 civarında artış yaptı.Bu hareketlere engel olmak istediğimiz için, borsadaki bu manipülasyon yüzünden daha çok insanın mağdur olmasını önlemeye çalıştığımız için günah keçisi haline geldik” dedi. 

“Atılan bu iftiraya cevap vereceğiz” 

Şüpheli avukatı Azat Ekici, “Hukuki dayanaklar, tüm veriler müvekkilim tarafından dün polis teşkilatına bugünde savcılığa verilmiştir. Hakim bey de savcı bey de delillere baktıktan sonra asıl bu işlemde usulsüzlük yapanların, asıl suçluların ki olduğu kanaatine zannımca vardılar. Ondan sonra müvekkillerimiz serbest bırakıldı. Müvekkilllerimiz üzerine atılan bu iftirayı, müvekkillerimiz üzerinde yapılan bu baskıların hepsine cevap vereceğiz” ifadelerini kullandı.  

Gamze Erdemir
 

Ortahisar Belediyesi tarafından Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun ilgili yazısı gereğince 30 Ocak’ta inşaatı durdurulan tarihi yapının hemen yanındaki inşaat ile ilgili Anıtlar Kurulu kararını geçtiğimiz hafta verdi. Cephanelik Restoran işletmesinin ortaklarından Ahmet Sarı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “26.02.2018 tarihli Anıtlar Kurulu kararı ile proje inşaatında bir sakınca bulunmadığına karar verildi” dedi. Konuyla ilgili daha fazla konuşmak istemediğini belirten Sarı, inşaat çalışmalarının yeniden başladığını sözlerine ekledi.
Tarihi kulenin yanına yapılmakta olan inşaat, geçtiğimiz ay önce sosyal medyada gündem olmuş, ardından gerek yerel, gerek ulusal basında haberlere konu olmuştu. Cephanelik Restoran işletmesinin ortaklarından Ahmet Sarı, SİT alanındaki yapının Anıtlar Kurulu’nun onayı alınarak rekreasyon alanına dönüştürülmesi ve ardından imara açılarak burada restoran-kafe olacak yapıyla ilgili kendilerine yönelik bir linç kampanyası başlatıldığını belirterek duruma tepki göstermişti. Sarı, 11 milyon liraya mal olacak ve yeşil çatı sistemi uygulanacak yapının Trabzon’a model oluşturacağını, proje tamamlandığında kendisi ve ortaklarının hayırla yad edileceğini iddia etmişti.

Tarihi binanın tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmiyor 

Aynı zamanda Fatih Kulesi veya İrena Kulesi olarak bilinen tarihi yapının kitabesi olmadığından tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Kulenin İmparatoriçe İrena tarafından 1340 – 1341 tarihleri arasında Trabzon aristokrasisinin toplantı yeri olarak yaptırıldığı bazı kaynaklarda yer alırken, yapının 2. Abdülhamid Han tarafından 1887 yılında Fatih Sultan Mehme Han zamanından kalma bir yapının yerine yaptırıldığı da belirtiliyor.
25 metre yüksekliğinde iç içe yer alan kalın duvarlı iki dairevi kuleden oluşan binanın 1887 yılında cephanelik olarak kullanıldığı bilinirken, 1916-1918 Trabzon’un Ruslar tarafından işgali sırasında cephanelik olarak kullanılan yapı 1918 yılında bir patlamayla hasar görmüştü.
Halk arasında ‘Cephanelik’ olarak adlandırılan tarihi kulenin restorasyonu Turizm Bakanlığı’ndan alınan izinle 2006 yıllarında başlanmıştı. Tarihi kulenin restorasyonu 4 yılda tamamlanarak 2010 yılında turizm işletmesi haline dönüştürülmüştü.  

Bekir Koca
 

Beraberinde Torul Kaymakamı Ertuğrul Aslan, Torul Belediye Başkanı Nidai Köroğlu ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ekrem Akdoğan’la birlikte yeni Zigana tüneli inşaatında incelemelerde bulunan Vali Memiş, burada açıklamalarda bulundu.

Yeni Zigana Tüneli’nin çift tüp olarak Gümüşhane tarafından yaklaşık 4 kilometreye, Trabzon tarafından da 2 kilometreye ulaştığını kaydeden Vali Memiş, “Çift tüp olarak 12 kilometre ediyor. Bu toplam uzunluğun yüzde 41’ine tekabül ediyor. Zigana tüneli dünyanın en uzun 2. tüneli. 14 buçuk kilometre çift tüp uzunluğuyla Avrupa’nın en uzun tüneli. Haliyle Türkiye’nin de en uzun tüneli. Çok önemli bir proje. Karayollarının ülkemizde uyguladığı en önemli karayolu projelerinin başında geliyor” dedi.

Yeni Zigana tünelinin vatandaşların devletiyle gurur duymasını gerektiren bir proje olduğunu vurgulayan Vali Memiş, “Vatandaşımızın devletiyle gurur duymasını gerektiren bir proje. İpekyolu üzerindeki Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Erzurum diğer tarafta da Erzincan bağlantı yollarını sağlayacak olan ve İran’a kadar devam eden bu tarihi İpekyolu üzerindeki en zorlu geçişlerinden birisi Zigana geçidiydi. Zigana zorlu bir geçit olmasına rağmen ayrıca bizim önemli bir turizm merkezimiz. Yılda yaklaşık 200 bin civarında yerli turisti ağırlayan çok önemli bir merkezimiz. Ama ulaşımı bir o kadar da zor ve meşakkatliydi. Bu tünelin yapılmasıyla beraber inşallah ulaşımda çok ciddi anlamda bir kolaylık sağlanacak. Gümüşhane’den Trabzon’a, Trabzon’dan Gümüşhane’ye vatandaşlarımız 45 dakikada ulaşım imkânını elde edecekler” diye konuştu.

“Dağın bir yamacı başka, diğer yamacı başka iklime sahip”

Zigana’nın kış şartlarının ağır olduğu bir bölge olduğunu, dağın bazı üretici firmaların bile reklamlarına konu olacak kadar bir yamacının başka bir iklim diğer yamacının başka bir iklime sahip olduğunu ifade eden Vali Memiş, “Bir tarafta karasal iklim diğer tarafta Karadeniz iklimi. İlginç bir yapısı olan coğrafya. Bu zorlukları tebessümle hatırlayacak insanlarımız” şeklinde konuştu.

Türkiye’de yaşayan 81 milyon vatandaşın dünyanın en uzun ikinci, Avrupa’nın ve ülkenin en uzun tünelinden geçmeyi deneyimlemek için Gümüşhane’ye geleceklerini dile getiren Vali Memiş, “Çok önemli ve çok faydalı bir proje. Heyecanla tamamlanmasını bekliyoruz. Allah nasip ederse 2019’un sonuna doğru tamamlanması hedefleniyor. Müteahhit firma gerçekten Türkiye’nin en önemli karayolu firmalarından birisi. Profesyonelce çalışıyorlar. İş güvenliğine çok dikkat ediyorlar bizde bunu her daim sağlamaya çalışıyoruz. İnşallah tamamlandığında 81 milyon vatandaşımızın devletiyle gurur duyacağı bir proje” ifadelerini kullandı.

“52 tünelle en çok tüneli olan il Gümüşhane”

Gümüşhane’nin 52 adet yapılan ve yapılmakta olan tünelleriyle Türkiye’nin en fazla tüneli olan şehri olduğunu hatırlatan Vali Memiş, “Eskiden sahile ulaşmak için 6 saat yolculuk yapan hemşerilerimiz şu haliyle bile bir saatte bu yolu kat edebiliyorlar. Bu tünelle beraber bu süre nerdeyse yarıya inecek. Biz bu doğal güzelliklerimizi, turizm potansiyelimizle ve turizm altyapısı için yaptığımız yatırımlarla güçlendireceğiz. İnşallah bölgemiz hem Trabzonumuz hem Gümüşhanemiz Karadeniz’in müstesna bölgeleri Türkiye turizmine de açılacak. Hem ülke ekonomisine hem de kent ekonomisine çok faydası olan bir tünel olacak Zigana tüneli” dedi.

“Tünellerin yanısıra yılda 2 milyon yolcu kapasiteli havalimanı ihalesi de yapıldı”

Gümüşhane’nin Türkiye’de ismi madenle anılan tek il olduğunu ifade eden Vali Memiş, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Gümüşhane çok kadim bir vilayet. Bir madenci kenti aslında. Osmanlı döneminde gümüş sikkelerin basıldığı darphanenin olmasından dolayı adını Gümüşhane olarak almış. Turizm ve madencilik potansiyeli çok yüksek olan, Kelkit havzasında tarım ve hayvancılık potansiyeli yüksek olan bir iliz. Çok bakir bir iliz aynı zamanda. Tünelle birlikte eş zamanlı olarak Salyazı’da yapılacak olan Gümüşhane-Bayburt hava limanımızın ihalesi de yapıldı. Şu anda teklifler değerlendiriliyor. Yapılacak havalimanı yılda yaklaşık 2 milyon yolcu kapasiteli bir havalimanı olacak. Geleceğe umutla bakan daha ulaşılabilir bir kentte yaşayan bir Gümüşhane var.”

2×14,5 km’lik çift tüplü Yeni Zigana tüneli projesi ile yol 560 metre daha düşük kottan geçerken, Gümüşhane-Trabzon arasındaki yolu 8 kilometre daha kısaltıyor. Özellikle kış aylarında yağışın ve karın yoğun olduğu geçitte keskin virajlar ve rampalar da bu projeyle ortadan kalkmış olacak. Yapımı 4 yılda bitirilmesi planlanan yeni tünelin 29 Ekim 2019 tarihinde hizmete girmesi hedefleniyor. Doğu Karadeniz ve Kafkasları, Ortadoğu ve İran’a bağlayan Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde bulunan Tarihi İpek Yolu güzergahındaki Yeni Zigana Tüneli bittiğinde Türkiye’nin en uzun karayolu tüneli olacak.
Yaklaşık 580 milyon TL’ye mal olacak ve yapımına 2 yıl önce başlanan tünelin temel atma töreni geçtiğimiz yıl Mart ayında Başbakan Binali Yıldırım’ın da katılımı ile gerçekleştirilmişti. 

Recep Ergin
 

İnşaat sektöründe çalışmaya 20’li yaşlarda babasına yardım ederek başladığını anlatan Kevser Taşavlı, faal olarak 1,5 yıldır usta olarak çalıştığını söyledi. ‘Yapamazsın’ diyenlere inat inşaat ustası olduğunu ve bunun yanında Erzurum Atatürk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu öğrencisi olarak uzaktan eğitimle öğrenim de gördüğünü söyleyen Taşavlı, “Azmedildikten sonra üstesinden gelinemeyecek hiçbir iş yoktur. Yeter ki insan bir işe sabır ve azim göstersin” dedi.

İnşaatta çalışıp aynı zamanda uzaktan eğitim ile üniversite okuduğunu söyleyen Taşavlı, çalışma arkadaşlarından büyük destek gördüğünü anlatarak, “İnşaatta çalışıp aynı zamanda üniversite okuyorum. Bu mesleği aralıklarla 20 yaşımdan bu yana yapıyorum ama bir buçuk yıldır kesintisiz inşaatta çalışıyorum. Babam inşaat ustası rahatsızlanıp işi bırakmak zorunda kaldı. Ben de bu sebeple aile bütçesine ve babama destek amaçlı inşaata girdim. İşimin başındayım ve bırakmayı da düşünmüyorum” diye konuştu.
İlk işe başladığında çektiği sıkıntı ve sorunları dile getiren inşaatçı kadın usta, şöyle konuştu: 

“İlk işe girdiğimde istemediler. Amelelik yaparak başladım bu işe. Sonra duvar örmeye ve kalıp çakmaya başladım. Fakat yine de ilk başlarda beni aralarında istemediler. ‘Senin yapacağın iş değil, otur evinde, senin burada ne işin var.’ Malum hepimizin bildiği bir laf vardır elinin hamuru ile erkek işine karışma gibi sözlerle yaklaştılar. Ben vazgeçmeyip azim gösterdikçe ‘ya yazık değil mi kendine niye yazık ediyorsun, buranın sıcağı var, soğuğu var, işte ağırlık kaldıramazsın yarın bir gün bu senden çıkar’ gibi yaklaştılar ama ben vazgeçmedim. Beni caydıramadılar.”

İnşaat işinde ustalığa devam edebilmek için gerekli belgelere başvurduğuna değinen Taşavlı, sınavlara girip çıktığını ve şu an sınav sonuçlarını beklediğini de dile getirdi. İlk inşaat işine başladığında ağırlık kaldırmakta zorlandığını ancak zamanla alışarak hemen hemen her işe girdiğini aktaran Taşavlı, 50 kiloluk bir çimento torbasını 1’inci kattan alıp 3’üncü kata rahat bir şekilde çıkarabildiğini kaydetti. “Çevrem ve arkadaşlarım bu mesleği yapmamı istemediler” diyen Taşavlı, sözlerine şöyle devam etti:

“Git seni yormayan ve daha iyi bildiğin işleri yap dediler. Benim bu konuda kararlılığımı görünce çevrem ve arkadaşlarım da alıştı. Tabi çevrenin tepkisi değişiyor. Bir bakıyorsunuz ‘helal olsun işte çok iyi’ diyorlar bir bakıyorsunuz ‘ya sen kötü örnek oluyorsun senin yüzünden biz laf duyuyoruz’ diyen kadınlar da oluyor. Amacım kadınlara böyle bir tepki verilmesi değil. Ben sadece kadın olsun erkek olsun şunun farkına varsınlar kimse aciz değil önemli olan azmetmek başarmak, kimse acizliğinin arkasına sığınmasın, benim amacım bunun mesajını vermek insanlara, inşaatı da seviyorum hem baba mesleği hem aileme destek oluyorum. Benim verdiğim mesajı anlayıp tebrik edenler de var anlamayıp ters bakan insanlar da var.”

Eve gelince annesine yardım ediyor

İnşaat işinden geldikten sonra bir yorgunluğun olduğunu ancak ev işlerini de ihmal etmediğini, ayrıca derslerine vakit ayırmak zorunda olduğu belirten Taşavlı, “İnşaattan geldiğimizde bir beden yorgunluğumuz oluyor. Ama yine de mecburen yapılması gereken gündelik işlerimizi de yapıyoruz. Bunun yanı sıra annem ve kardeşim de yardımcı oluyor. Olmadıklarını farz edersek insan evine geldiğinde bir dinlenmişlik oluyor. Bu zaten bilinç altınıza yerleşiyor. Eve gelip yemeğinizi yiyip çayınızı içtikten sonra diğer günün işlerini akşamdan hafifletip ertesi gün geldiğinizde çok iş bulunmuyor. Bu da rahatlıkla oluyor. Benim inşaatta çalışıyor olmam ev işlerini yapmamı engellemiyor. Rahatlıkla örgü örmek istersem örüyorum. Ders çalışmak istersem çalışıyorum. Çamaşırım bulaşığım derken rahat bir şekilde halledip vakit ayırabiliyorum” şeklinde konuştu.

İnşaat sayesinde yükseklik korkusunu yendi

İnşaat işi sayesinde yükseklik korkusunu yendiğini ifade eden Kevser Taşavlı, “Benim yükseklik korkum vardı. Evin balkonuna çıkıp aşağıya bakamayan insandım. İnşaata başladıktan sonra ilk çatı yaparken resmen yatarak emekleyerek çalıştım. Şimdilerde ise çok rahatım. Kiremit döşeyebiliyorum. Çatıya çıkabiliyorum. Tabi ilk sıralarda çok korkuyordum yüksekten hatta alay konusu bile olmuştum. Babam bir keresinde çok kızmıştı. ‘Yüksekten korkuyorsan git eve yat’ demişti. Ama yılmadım azmin sonu başarıdır” diye konuştu.
Baba Ramazan Taşavlı da, kızının azminden dolayı erkek işi denilen inşaat işini kendisinin yanında öğrenerek şu an usta olarak devam ettirdiğini söyledi. Kızıyla gurur duyduğunu ifade eden Taşavlı, herkesin öncelikle bir işe azmetmesi gerektiğini belirtti.
Kevser Taşavlı ile birlikte çalışan inşaat ustası Yasin Acan ise, “Kadının çalışması gayet normal bir durum. Acayip bir iş değil inşaatta çalışan erkek sayısında sıkıntı var, Kevser kardeşimiz de geldi çalışıyor. Çoğu erkekten daha iyi iş yapıyor. İçinde olduktan sonra her iş oluyor. Yaptığımız iş yapılmayacak kötü bir meslek değil” dedi.

Ferhat Bal – Seyedtaha Kermani
 

Alınan bilgiye göre, olay, Seyhan ilçesi, Kurtuluş Mahallesi 64004 Sokakta meydana geldi. İddiaya göre, sokakta bulunan boş arsaya bir inşaat firması tarafından 3 ay önce apartman yapılmaya başlandı. Temel için kazı başlayan arsada mühendislik hatası nedeniyle çevre binalarda çatlaklar ve göçükler oluşmaya başladı. Çevredeki apartmanda oturan vatandaşlar ise durumu ilgili kurumlara bildirdi. Kurumlardan ‘Gerekli incelemeyi yapıp konuyu çözeceğiz’ açıklamasını alan vatandaşlar beklemeye başladı.

“Çatlaklardan korkuyoruz”

Kentte son 3 gündür devam eden sağanak yağış nedeniyle çevre binalarda çatlakların daha da derinleşmeye başlaması üzerine vatandaşlar konuyu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri ise inceleme yaparken vatandaşlar, inşaat firması sahibi ve oğluyla kavga etmeye başladı.

Polisin ayırdığı kavga sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan çevredeki apartmanlarda oturan Mustafa Arıkoğlu, “Dilekçemizi verdik ama kimse ilgilenmedi. En son burada insanlar birbirine girecek. Çökme oluyor, oynama oluyor her tarafta. Çatlakların önlemi alınmazsa çökecek burası. Korkuyoruz çatlaklardan. Uyku uyuyamıyoruz” dedi.

“Sabahlara kadar uyuyamıyoruz”

Ev sahibi Tuğba Sendenur Özbir ise korkudan uyuyamadığını belirterek, “12 metreye varan kazı yapıldı. Hiçbir kazık çakılmadı. Hem malımız, hem canımız tehlikede. Böyle bilinçsiz şekilde yapılan inşaatların durdurulmasını istiyoruz. İlla silahı alıp doğrultarak değil bu şekilde de insanları öldürebilirsiniz. 4 katlı baba yadigarı apartmanım tehlike altında. Çok korkuyoruz. Sabahlara kadar uyuyamıyoruz” diye konuştu.
İnşaat firması sahibi ise kavgadan sonra inşaat mühendisini çağırıp gerekli işlemleri yapması için talimat verdi. 

Umutcan İşledici – Serkan Çetinkaya

Samut İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Samut, 2017 yılının şirketleri adına tıpkı 2016’da olduğu gibi pozitif bir iş sezonu olduğunu açıkladı. İnşaat sektörününde yüksek faizin yıla damga vurduğunu belirten Samut, sektörde yaşanan bu krize rağmen satış ve yatırım kategorisinde yükselen bir grafiğe imza attığını dile getirdi.
Türkiye’nin jeopolitik konum ve Ortadoğu’da yaşananlardan dolayı 2017 yılının neredeyse hergününü politik ve ekonomik alanda hararetli geçirdiğine dikkat çeken Samut, dünya lideri olma yolunda hızla yükselen Türkiye’nin bu hararet ve hareketliliğe karşın her zaman güçlü bir istikrar sayesinde hazırlıklı olduğunu ifade etti. Türkiye’nin her türlü ekonomik ve politik darbeye rağmen dimdik ayakta kalışı ve her türlü kötü niyetli girişimden sonra daha da büyümesini “Tarih yeniden yazılıyor” şeklinde ifadelendiren Samut, kendi sektörlerinde ve ekonomide oluşacak her türlü dalgalanmaya da şirket olarak en başından güçlü bir şekilde hazırlıklı olduklarını söyledi.
2017 yılında sektöre en büyük darbeyi yüksek faizlerin vurduğunu belirten Samut, buna rağmen projelerindeki satış rakamının 2017 yılı içerisinde yüzde 99’a ulaştığını ifade etti. Samut, 2018 yılı itibariyle yeni yatırımların hızla devam edeceğini belirtti.

Antalya’da 2017 yılında Başbakan Binali Yıldırım’ın da katılımıyla start verilen büyük kentsel dönüşümün varlığını hatırlatan Samut, bu büyük dönüşümün özellikle Kepez bölgesini kapsayacağını ifade ederek, “Kepez’e kentsel dönüşüm kararından önce modernleşme ve şehirleşme yolunda yatırım kararı almıştık. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mendres Türel ve Kepez Belediye Başkanımız Sayın Hakan Tütüncü’nün büyük girişimleriyle gerçekleşecek olan bu dönüşüm bölgeyi şehrin yıldızı yapacak. Biz şirket olarak henüz bakir bir bölge iken Kepez’e yatırım kararı almış olmamızın ne kadar doğru bir hamle olduğunu görmüş olduk. Konyaaltı’nda olduğu gibi lüks ve modern projelerimizi tıpkı Suphi türel Caddesi’nde hayata geçirdiğimiz Samut Comfort City projemiz gibi Kepez’de devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı. 

Olay, Emirefendi Mahallesi Süleyman Türk Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Perşembe saat 00.30 sıralarında kamyonetle inşaat halindeki binanın önüne gelen 3 kişi, inşaata girerek 365 adet dış cephe yalıtım mantolama malzemesi köpük, 6 balya file ile 2 poşet içinde bulunan bin adet dübeli kamyonete yükleyerek kaçtı. Sabah inşattan malzemelerinin çalındığını park eden inşaat sahibi H.Y. polise giderek şikayetçi oldu. Olay yerinde inceleme yapan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro ekipleri kamera kayıtlarını inceleyerek yaptıkları istihbari çalışmalar sonucunda şahısların kimliklerini tespit etti.

Kimlikleri belirlenen Rıdvan A.(29), İlhan D.(43) ve Ş.D.’yi(16) kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Gözaltına alınan şahıslar çaldıkları malzemeleri S.A. (37) isimli şahsa sattıklarını itiraf ettiler. Gözaltına alınan S.A. da inşaat malzemelerinin çalıntı mal olduğunu bilmediğini söyleyerek Asayiş Büro ekiplerine satın aldığı toplam değeri 2 bin 500 lira olan 6 adet balya file, 2 poşet içinde bulunan bin adet dübel ile 365 adet mantolama malzemesi köpükleri teslim etti. İlçe Emniyet Müdürlüğüne getirilen çalıntı mallar burada yapılan sayım sonrası inşaat sahibi H.Y.’ye teslim edildi.

Gözaltına alınan şahısların İlçe Emniyet Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından bugün Bafra Adliyesine sevk edildi.  

Ahmet Şükrü Uluçay

Adana’da sigortacılık işiyle uğraşan Güllü Sel, yaklaşık 6 ay önce kendisini doktor olarak tanıtan sahte estetikçi Soner G.’ye dudaklarına silikon yaptırdı. Ancak daha sonra Soner G.’nin yine dudaklarına silikon yaptığı hemşire Merve Keleş’in rahatsızlanması ve dudaklarının aşırı derecede şişmesiyle Soner G.’nin doktor olmadığı, aslında kuaför olduğu ortaya çıkınca, Güllü Sel ve diğer mağdurlar şikayetçi oldu.
İlk başlarda Sel’in dudaklarında herhangi bir problem yoktu ancak gün geçtikçe Sel’in dudaklarında misket büyüklüğünde sertlikler oluşmaya başladı. Sel’in alt dudağında iki üst dudağında ise iki olmak üzere dört tane misket büyüklüğünde sert bir cisim oluştu. Sel, bu durumdan kurtulmak için doktorlara gitti ancak hiçbir doktor ameliyata yanaşmadı. Sel bu durumu sosyal medya hesabından yazınca Mersin’den bir kadın kendisine de Soner G.’nin dudak silikonu yaptığını bu nedenle İstanbul’da bir doktora gidip ameliyat olduğunu bildirdi.

“İnşaat silikonu olduğunu duyunca çok kötü oldum”

Sel, dudaklarında inşaat silikonu olduğunu acı bir şekilde öğrendiğini belirterek, “Birçok kişi bu durumdan dolayı ameliyat olmuş dudaklarının içerisindeki malzemeyi çıkarmışlar yani çare bulmuşlar ama ben doktor bulamıyorum bu ameliyatı yapacak. Hiçbir doktor bu ameliyatı kabul etmiyor. Mersin’den bir bayan arkadaşım bana ulaştı kendisinin de bu işlemi yaptırdığını ve İstanbul’da bir doktorun dudaklarına çözüm olduğunu söyledi. Ben de randevu alıp gittim beni muayene etti ve aynı vaka olduğunu söyledi. Dudaklarımın alt ve üst tarafından açılıp komple boşaltılması gerektiğini belirtti. Bundan sonra ömür boyu dudak dolgusuyla gezmem gerektiğini söyledi. Çünkü dudağımın kendi dokusunu alacaklarını söylediler. Bunun için 8 bin lira maliyet çıkardılar ve ben şimdi bu ameliyatı olmak zorundayım çünkü vücudumda sağlığa elverişli olmayan bir maddeyle bir aradayım” diye konuştu.

Sel, dudaklarının çok rahatsızlık verdiğini belirterek şunları kaydetti:

“Çocukların oynadıkları bilye gibi bir şeyler var ve bunlar asla yumuşamayacak ileride sağlığıma daha zararlı yanları olabilir diye ameliyatla boşaltılması gerekiyor. Bana ulaşan bayan arkadaşın dudaklarından da inşaat silikonu çıktı hatta fotoğrafları var. Bu dudak dolgusu işlemini yapan kişi, hakim ve savcının karşısına çıktığında kullandığı malzemenin popo dolgusunda kullanılan malzemeler olduğunu söylemişti ama maalesef bu malzemeleri de kullanmamış ne yazık ki. İnşaat silikonu olduğunu duyunca çok kötü oldum yani bu kadarını beklemiyordum, ağlayacaktım neredeyse şimdi bir an önce bu ameliyatı olup bu malzemeden kurtulmak istiyorum.”

Sahte estetikçi tutuklandı, cezaevinden kaçtı yakalandı

Bu arada sahte estetikçi Soner G. ise hırsızlık suçundan kesinleşmiş 5 yıl 3 ay hapis cezası olduğu için yakalanıp cezaevine gönderildi. Daha sonra da Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a Muhalefet”, “Dolandırıcılık” ve “Yaralama” suçlarından tutuklu olarak yargılanan kuaför Soner G., 1 Ağustos’taki duruşmada tahliye edildi. Gülnaz, başka bir suçtan hükümlü olduğu için serbest bırakılmadı. Hırsızlıktan hakkında kesinleşmiş 5 yıl 3 ay hapis cezası bulunan Soner G., Denetimli Serbestlik Yasası’na göre cezasının kalan kısmını çekmesi için Adana Açık Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. 10 Ağustos akşamı cezaevi yoklamasında firar ettiği anlaşılan Soner G. hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Sahte estetikçiyi polis Yunanistan’a kaçmak isterken 15 Ağustos günü yakalayıp tekrar cezaevine götürdü. 

Fatih Keçe-Serkan Çetinkaya
 

İş ve İnşaat Makinaları Fuarı, Boğaziçi İhtisas Fuarcılık Ltd. Şti tarafından 4-7 Ekim tarihleri arasında 204 firmanın katılımıyla 42 bin metrekare alanda Antalya Anfaş Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Fuara İstanbul Vinçder de destek verecek.

Türkiye’nin en köklü Vinç İşletmecileri derneklerinden biri olan Vinçder İstanbul’un sektörün önde gelen işletmecileri ile gerçekleştirdiği kahvaltılı istişare toplantısının konuğu, Cm Expo İş ve İnşaat Makinaları Fuarı’nın organizatörü Boğaziçi İhtisas Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Utku Bengisu oldu.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Vinçder Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Midilli, dernek olarak sektöre her zaman en üst düzeyde katkı yapmayı amaçladıklarını, sektörün ses getirmesine yönelik her çalışmanın yanlarında olacağının altını çizdi. Antalya’da düzenlenecek İş ve İnşaat Makinaları fuarının ilk defa yapılacak olmasının sektörde bir heyecan oluşturduğunu söyleyen Midilli, Vinçder olarak fuara destek verdiklerini ve fuara stantlarıyla katılacaklarını ve birçok işletmeci ile iş zamanlı ziyaret planladıklarını söyledi.

Toplantıda konuşan Utku Bengisu, fuarın sektörün en önemli gündemlerinden biri olduğunu, Ekonomi Bakanlığı desteği ile yapılacak organizasyona Afrika ve Asya’dan 22 ülkeden 400 iş adamının alım heyeti olarak katılacağını bildirdi.

Vinçder’in desteğinin çok önemli olduğunun altını çizen Utku Bengisu, sektörün en köklü derneklerinden biri olan Vinçder’in Yönetim Kuruluna, Başkan Ramazan Midilli’nin şahsında teşekkür etti. Tüm sektörü fuara beklediklerini ileten Bengisu, kiralama sektörünün yurt dışı açılımı konusunda ellerinden gelen desteği vereceklerini söyledi.

Vinç, Platform ve Forklift sektörünün de üst düzeyde katılım gösterdiği fuarın ücretsiz olduğu, ilgilenenlerin fuarın web sitesinden davetiye alabileceği ve fuar alanında da ücretsiz davetiye bankosundan ziyaretçilerin giriş yapabileceği belirtildi.