İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin Cuma namaz vakitlerini ve Cuma namazının kaçta olduğunu sizler için araştırdık. Diğer il ve ilçeler için namaz vakitlerini ve Cuma saatlerini sorgulamak ise çok basit… Tek yapmanız gereken buraya tıklamak. Gelen sayfada bulunan ‘Lütfen Şehri yazınız!’ butonuna ikamet ettiğiniz şehri yazarak beş vakit namazın saatlerini, Cuma namazı kaçta, Cuma namazı ne zaman kılınacak gibi soruların cevaplarını öğrenebilirsiniz. (http://www.turktakvim.com)

Cuma namazı saat kaçta? Cuma namazı ne zaman? İstanbul için Cuma Namazı Vakti

Cuma namazı saat kaçta? Cuma namazı ne zaman? Ankara için Cuma Namazı Vakti

Cuma namazı saat kaçta? Cuma namazı ne zaman? İzmir için Cuma Namazı Vakti

Diğer şehirler için Cuma Namazı vakti için tıklayınız:  http://www.turktakvim.com/ Cuma namazı nasıl kılınır? Sual: Cuma namazı kaç rekattır ve nasıl kılınır?

CEVAP
Cuma günü 16 rekat namaz kılınır. [Bunun iki rekatını kılmak farzdır. Öğle namazından daha kuvvetli farzdır.] Bunlar sırası ile şöyledir:

1- Önce, Cumanın dört rekatlık ilk sünneti kılınır. Bu sünnet, öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Sonra, cami içinde ikinci ezan ve hutbe okunur. Hutbe okunduktan sonra, ikamet okunup, cemaat ile Cuma namazının iki rekatlık farzı kılınır.

2- Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, dört rekatlık son sünneti kılınır. Bunun kılınışı öğle namazının ilk sünneti gibidir.

3- Bundan sonra, “Vaktine yetişip kılmadığım son öğle namazının farzını kılmaya” diye niyet ederek, öğle namazının farzı gibi zuhr-i ahir denilen bir namaz kılınır.

4- Sonra da, sabah namazının sünneti gibi iki rekat vaktin sünneti kılınır. Bundan sonra, Âyet-el-kürsi ve tesbihler okunup, dua edilir.

Cuma namazını kılarken

Sual: Cuma namazının sünnetlerini kılarken, kazaya nasıl niyet edilir?
CEVAP
Cumanın ilk sünnetini kılarken, (Cumanın ilk sünnetini ve ilk kazaya kalmış öğle [ikindi veya yatsı] namazının farzını kılmaya) diye niyet edilir. Cumanın farzından sonra 10 rekât namaz kılınır. Bunun ilk dört rekâtını kılarken, (Cumanın son sünnetini ve ilk kazaya kalmış öğle [ikindi veya yatsı] namazının farzını kılmaya) diye niyet edilir. İkinci dört rekâtı kılarken, (Vaktine yetişip kılamadığım son öğle namazının farzını kılmaya) diye niyet edilir ve farz gibi kılınır. Buna zuhr-i ahir namazı denir, mutlaka kılmalıdır. Cuma namazı kabul olmazsa, bu namaz o günün öğle namazı yerine geçer. Sonra iki rekât daha kılınır, buna da (Vaktin son sünnetini ve ilk kazaya kalmış sabah namazının farzını kılmaya) diye niyet edilir. 

İstanbul’da iki gündür etkili olan lodos hayatı olumsuz etkilerken, bazı vatandaşlar ise rüzgarın tadını çıkardı. Yeşilköy Sahili’nde bir araya gelen adrenalin tutkunları İstanbul’da etkili olan lodosu eğlenceye çevirdi. Ocak ayında uçurtma sörfü yapan sporcuların muhteşem gösterisi ise havadan drone ile görüntülendi. Manevralarıyla izleyenlere heyecan dolu dakikalar yaşatan sporcuların, havadan çekilen görsel şovları ilgi topladı. Adrenalin tutkunu 13 sporcunun tehlikeli hareketleri ustalıkla yaptığı o anlar hayran bırakırken ortaya çıkan görüntüler Miami sahillerini aratmadı. Birçok vatandaşın büyük ilgiyle izlediği gösterinin havadan çekilen görüntüleri mest etti.

Havadan görüntülenen uçurtma sörfü nefes kesti

Rüzgarda masmavi denize açılan sörfçülerin havada uçurtmalarıyla yükseldiği o anlar adeta nefes kesti. Zaman zaman lodos nedeniyle dalgaların arasında sürüklenen sörfçüler, kısa sürede toparlanarak müthiş hareketler sergilemeye devam etti. Deneyimli sporcular, suda yaptıkları hareketlerle beğeni kazanırken havadan çekilen uçurtma sörfü aksiyon sahnelerini aratmadı.

“ Kışın hava soğuk estiği için daha çok yukarı zıplayabiliyoruz”

Yaklaşık 20 yıldır sörf yaptığını ve bu sporu yaparken kendini özgür hissettiğini ifade eden Uğur İyigün, “Çok keyifli, herkesin yapabileceği bir spor, suda olduğu için sakatlanma riskimiz çok yok. Özellikle de yazın ama gördüğünüz gibi ocağın ortasında bile çok zevk alıyoruz. Bu havada güzel oluyor kışın hava soğuk estiği için daha çok yukarı zıplayabiliyoruz, hareketler biraz daha sert oluyor. Rüzgarın fırtınaya dönüştüğü zamanlar biraz maceralı oluyor ama oda işin zevki adrenalin bölümü oluyor. En çok hissettiğimiz duygu özgürlük duygusu çünkü hiçbir şeye bağlı değilsiniz sizi kontrol eden hiçbir şey yok. İstediğiniz kadar hızlı gidebiliyorsunuz, zıplayabiliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“Havanın soğukluğunu işin heyecanından dolayı hissetmiyoruz”

Sörf yapmayı çok sevdiği için ocak ayında olmasının kendisini çok etkilemediğini dile getiren Onur Yılmaz, “Kesinlikle harika hissediyoruz, havanın soğukluğunu da yaptığımız işin heyecanından dolayı kesinlikle hissetmiyoruz. Şu an güney rüzgarları var o yüzden burada bu sporu yapmak oldukça keyifli oluyor. Aslında göründüğünden daha güvenli bir spor. Göründüğü kadar zor değil zaten suyun içindeyiz. Olabilecek aksiliklerin büyük bir kısmı düşmeyle ilgili şeyler onda da suya düştüğünüz için çok ciddi bir sıkıntı olmuyor. Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum. Aklınızı boşaltmanın en güzel yolu diyebilirim. Türkiye şartlarında da bir sürü yer var bu işin yapılabileceği bizde her fırsatı değerlendiriyoruz” diye konuştu. 

Hasibe Karadağ – Ahmet Faruk Sarıkoç

İstanbul Valisi Vasip Şahin , Kadıköy’de katıldığı karne dağıtım töreninin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Bir basın mensubunun Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ortaya çıkan 18 yaş altı gebelik vakaları hakkında valiliğin soruşturma izni vermediği iddialarını sorması üzerine İstanbul Valisi Vasip Şahin, “Birçok şey birbirine karıştırılıyor. Bunlar idari ve hukuki süreçler. Bu konuyla ilgili hem valilik hem hastane idaresi ciddi araştırma yapmışlar . Bizim önümüze çıkan tablo şu şekilde. 15 yaş altı gebelikler kanunen bildirilmek zorundayız. Tamamı bildirilmiş. 15 yaş üstü 18 yaş altı gebeliklere cebir, şiddet bir takım başka türlü baskılar söz konusuysa bunları bildirimi zorunlu. Diğerleri şikayete tabi. Dosyalarımızda tüm evraklar tamamlanmış. Biz de ona göre karar vermişiz. Bizim karar idari karardır. Yasa gereği hem taraflar yani mağdur ya da şikayetçi ya da şikayet edilen tarafından hem de cumhuriyet savcılarımız tarafından bölge idare mahkemelerine tekrar itirazen götürülür ve orada incelenir. Bizim verdiğimiz karar bölge idare mahkemesi tarafından inceleniyor. Oradan çıkan neticeye göre tabii ki tekrar bu bir daha hukuki bir nitelik kazanacak ya bizim kararımı onanacaktır ya da kararımız kaldırılarak yargılamanın önü açılacaktır. Bu konuyla ilgili cumhuriyet savcılığımız re’sen memur yargılanması hukukuna tabi olmadığını düşünerek Ekim ayında konuyla ilgili soruşturma açmış durumda. Devletimizin bir bütündür. İdari ve yargısıyla. En yetkili olan yargı harekete geçmiş durumda. Kamuoyunda böyle bir düşünce ortaya çıkmasın. Bunların takibi yapılmıyor peşi bırakılıyor. İnsanlar görevini yapmıyor diye. Hayır orada dosyalarına baktığımızda arkadaşlar gerçekten gayretle görev yapmaya çalışmışlar. Bir takım eksikler varsa yanlışlar varsa gereği yapılır.Kim ne kadar sorumluysa sorumluluğunun karşılığını görür mutlaka” dedi. 

Metin Başar

Yapılan son değerlendirmelere göre, ülke genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Genellikle yağmur ve sağanak, rüzgarın kuzeye dönmesi ve ani sıcaklık düşüşü ile birlikte Marmara’nın doğusu, İç Ege, Akdeniz’in iç ve yüksek kesimleri, İç Anadolu, Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görülecek yağışların Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’nun batısı ile Antalya’nın doğusunda kuvvetli ve çok kuvvetli sağanak, Doğu Anadolu’nun batısı ve Bolu çevrelerinde yoğun kar, Düzce’nin Kaynaşlı, Gölyaka, Yığılca ve Çilimli ilçelerinde yer yer kuvvetli kar şeklinde olması bekleniyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığı iç ve batı kesimlerde rüzgarın kuzeye dönmesi ve ani sıcaklık düşüşü ile birlikte 6 ila 10 derece azalacak, doğu kesimlerde güneyli rüzgarla birlikte 1 ila 4 derece artacak. Rüzgar, batı kesimler ve Karadeniz’in kıyı kesimleri ile öğle saatlerinden sonra iç kesimlerde kuzey ve kuzeybatı yönlerden, diğer yerlerde güney ve güneybatı (lodos) yönlerden orta kuvvette, Marmara ve Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısı ile Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde kuvvetli (40-70 km/saat) ve zaman zaman kısa süreli fırtına (60-90 km/saat) şeklinde esecek. 

İl il 5 günlük hava durumu için tıklayınız…

Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:

Ankara: Çok bulutlu, sabah saatlerinde yağmurlu, öğle saatlerinden sonra karla karışık yağmur ve yüksek kesimleri hafif kar yağışlı (Rüzgarın sabah saatlerinde güney ve güneybatı (lodos), öğle saatlerinden sonra kuzey ve kuzeybatı (karayel) yönlerden kuvvetli eseceği tahmin ediliyor) 5

İstanbul: Çok bulutlu, yağmur ve yer yer karla karışık yağmurlu (Rüzgarın kuzey ve kuzeybatı (karayel) yönlerden kuvvetli ve zaman zaman kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor) 7

İzmir: Çok bulutlu ve aralıklı sağanak yağışlı (Rüzgarın kuzey ve kuzeybatı (karayel) yönlerden kuvvetli ve zaman zaman kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor) 10

Adana: Çok bulutlu, sağanak yağışlı (Yağışların öğle saatlerinden sonra il genelinde kuvvetli, doğusunda çok kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın güney ve güneybatı yönlerden, gece saatlerinden sonra kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli ve zaman zaman kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor) 14

Antalya: Çok bulutlu, sağanak yağışlı (Yağışların doğusunda kuvvetli yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor. 

Rüzgarın sabah saatlerinde güney ve güneybatı, öğle saatlerinden sonra kuzey ve kuzeybatı (karayel) yönlerden kuvvetli ve zaman zaman kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor) 17

Samsun: Çok bulutlu ve aralıklı yağmurlu (Rüzgarın kıyı kesimlerde kuzey ve kuzeybatı, iç kesimlerde güney ve güneybatı (lodos) yönlerden kuvvetli olarak esmesi bekleniyor) 14

Trabzon: Çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra hafif yağmurlu (Rüzgarın kıyı kesimlerde kuzey ve kuzeydoğu, iç kesimlerde güney ve güneybatı (lodos) yönlerden kuvvetli olarak esmesi bekleniyor) 21

Erzurum: Çok bulutlu ve öğle saatlerinden sonra yer yer kuvvetli olmak üzere kar yağışlı 0

Diyarbakır: Çok bulutlu, gece saatlerinden sonra yer yer kuvvetli olmak üzere aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 6 

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Dönmez, İstanbul’un geçmiş tarihine ışık tutacak yeni arkeolojik bulgulara ulaştı. Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi’nde yayımlanan ‘Yeni Bulgular Işığında İstanbul Öntarihi’ adlı makalesinde, İstanbul’da yerleşimin günümüzden yaklaşık 6 bin yıl önceye uzandığı ve İstanbul tarihinin Byzantion’dan öncesine dayandığı bilgilerine yer verdi. Yapılan araştırmalar sonucu İstanbul tarihinin Yunanlılardan öncesine dayandığını ve Tharakion adı verilen bir yerleşim yeri olduğu belirtildi.

“İstanbul’a ilk yerleşimi kuran ve medeniyeti getiren topluluk Yunanlılar değildir’’

Yaklaşık 10 yıldır İstanbul üzerine çeşitli çalışmalar yaptığını ifade eden İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Çalışmalarımda İstanbul üzerine yazılmış bir kitap okuduğumda hep, İstanbul’un tarihi Byzantion ile başlar ve eski Yunanları hatırlatan yazılar olur gibi klişe ibareler görüyorum. Orta Yunanistan’dan gelmişler ve Byzantion’u kurmuşlar. Hep böyle romantik bir hikaye ile İstanbul tarihi anlatılmaya başlanır. Fakat biz arkeolojik bulguları incelemeye başladığımızda durumun böyle olmadığını fark ettik. Yaklaşık 2002- 2003 yıllarından itibaren özellikle Sultanahmet bölgesindeki arkeolojik bulgulara baktığımızda bunların günümüzden yaklaşık 6 bin yıl önceye kadar uzandığını gördük. Orada bazı insan yüzlü çömlekler gördük ve bunun üzerine çalışmalarımızı devam ettirdik. Bu sürecin aslında sürekli olduğunu ve o bölgenin hiçbir zaman ıssızlaşmadığını, her zaman insan hareketlerine maruz kaldığını ve belirli yerleşmeler olduğunu anladık. Tabi bizim bahsettiğimiz dönemde daha Ayasofya yok, Hipodrom yok, Sultanahmet Camii yok ve orası insan yerleşimine uygun boş bir arazi’’ dedi.

‘‘İstanbul’da yerleşim Byzantion’dan daha önce başladı’’

‘‘ Bu araştırmaların üzerine 658 yılında Byzantion başladığı iddia edilen bu yerleşim ilişkilerini inceledim” diyerek sözlerini sürdüren Dönmez, ‘‘Yunanlardan önce olan bu yerleşimin de Byzantion’dan çok daha önce tarihlenmesi gerektiğini anladım. Bu varlığını fark ettiğim eski yerleşme ile Milattan Önce 658’de kurulan Byzantion’un ilişkisini irdelediğimde İstanbul yerleşiminin daha önce başladığını fark ettim. Bir takım çengelli iğneler, Yunanlılara ait olmayan çanak çömlek parçalarının bulunduğunu gördüm. Bunlar bizlere eski bir yerleşimin hatıraları ve arkeolojik kimlikleriydi. Daha sonrasında bu eski yerleşimin adını öğrenmek üzerine araştırmalara başladım ve İstanbul ile ilgili antik kaynakları taradım. Bu çalışma esnasında İstanbul ile ilgili yazılmış, İstanbul’un adı geçen bazı kaynaklarda Tharakion isminde bir yer isminin, meydan isminin varlığına rastladım’’ ifadelerini kullandı.

‘‘Tharakion’un kapısının Tharakion adı verilen bir yerleşmeye açıldığını düşünüyoruz’’
Bu araştırmaların öncesinde Tharakion isminde herhangi bir yerleşime, mevki ya da ırmak adına rastlamadığını belirten Dönmez, ‘‘Bunun ne olduğunu araştırdım ve bir Tharakion kapısı olduğunu fark ettim. Bu kapı bugün Ayasofya ile Aya İrini arasındaki Bab-ı Humayun’un olduğu yere denk geliyor. İncelediğim On Binlerin Dönüşü adlı bir eserde Tharakion meydanından ve orduların toplandığı büyük geniş bir meydandan bahsediliyor. Tarihi yarımada da bu kadar geniş bir meydanın olabileceği tek yer Sultanahmet ve Ayasofya düzlüğü. Bu meydan ve kapıyı birleştirince sanki İstanbul Byzantion hatırasında yaşamış Tharakion isminde bir yerleşmenin olabileceğini düşünmeye başladık. Tabi Tharakion kapısı önemli çünkü eski yerleşimlerde kapılar gidilecek yerin ismini alır. Örneğin Edirnekapı, Edirne’ye giden yolun başlangıcındadır. Bu bakımdan Tharakion da muhtemelen Tharakion adı verilen bir yerleşmeye açılıyordu ve çok da uzak olmayan bir yerleşmeydi’’ diye konuştu.

‘‘Daha derin arkeolojik çalışmalar ve kazılar yapılması gerek’’

İlk defa İstanbul tarihinde Yunan öncesi bulguların bir arkeolojik kimlik kazanmaya başlandığını ve tarihsel coğrafya anlamında da bir bütünlüğe ulaştığını ifade eden Dönmez, ‘‘Tharakion yerleşmesi tam nerededir onu bilmiyoruz ama yerini tahmin ediyoruz. Bu yerleşimin Byzantion ile olan ilişkisini tarihsel süreç ile ilişkisini anlamak için mutlaka daha derin arkeolojik çalışmalar ve kazılar yapılması gerek. Bu süreçte biz Byzantion tarihinde Tharakion ismini izleyebildiğimize göre, muhtemelen Byzantion genişlediğinde bu Tharakion yerleşmesi de kentin herhalde önce bir mahallesi oldu sonra bir meydana dönüştü. Bu İstanbul tarihi için önemli bir gelişme. Çünkü bu güne kadar bize hep İstanbul Tarihinin hep Yunanlılarla başladığı anlatıldı ama bize bunun arkeolojik bulgularını çok sunamadılar. Şimdi bir takım arkeolojik bulgular da var, bunlar üzerine de çalışıyoruz. Bu daha çok romantik bir söylem, bizlere İstanbul’un Arkeo politikasını şekillendiren bir söylem. Yani arkeolojiyi politik amaçlar doğrultusunda kullanmak ve güncel politikayı şekillendirmek olarak tanımlanabilir’’ ifadelerini kullandı.

‘‘İstanbul’u kuran ilk insanlar yerli ve bu toprakların insanları’’

İstanbul’un tarihinde her zaman Yunan varlığının olduğunu fakat İstanbul’a ilk yerleşimi kuran, ilk medeniyeti getiren topluluğun Yunanlılar olmadığını belirten Dönmez, “Bu coğrafya çok özel ve stratejik bir coğrafya, her zaman bu coğrafyada insanlar vardı. Tharakion ismi de bu İstanbul’u kuran ilk insanların yerli olduklarını, bu toprakların insanları olduklarını ve Trakyalı olduklarını gösteriyor. Bu bakımdan İstanbul tarihi için önemli bir keşfin eşiğindeyiz gibi görünüyor. Artık biz İstanbul tarihinin Byzantion ile değil daha erken bir yerleşmeyle başladığını ve bu tartışmaların artık başlaması gerektiğini düşünüyoruz. İstanbul ile ilgili bu Tharakion çalışma Türkiye’nin tek ulusal akademisi olan Türkiye Bilimler Akademisi’nin arkeoloji dergisinde yayınlandı. Uluslararası bir dergidir bunu burada yayınlamamızın sebebi, bu durumun bilim dünyasında tartışılmaya başlanması gerektiğini anlatmaya çalışmamızdır. İstanbul tarihine artık yeni bir sayfa açılması gerektiğiyle ilgili bilimsel düşüncelerimizdir” diye konuştu. 

Fethiye Mutaf – Emrah Kuş
 

Yağışların; kıyı kesimleri ile Manisa, Denizli ve Uşak çevrelerinde yağmur, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Bu sabah ve gece saatlerinde kuzey, iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı görüleceği tahmin ediliyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığının kuzey, iç ve batı kesimlerde 2 ila 4 derece artması bekleniyor. Rüzgarın genellikle güney ve güneybatı yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

İl il 5 günlük hava durumu için tıklayınız….

Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:

Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde hafif karla karışık yağmur, yüksekleri kar yağışlı 3

İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 10

Bursa: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur, yüksekleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı

İzmir: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 13

Adana: Parçalı ve çok bulutlu 16

Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinde doğu kesimleri sağanak yağışlı 17

Samsun: Parçalı ve çok bulutlu 11

Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 9

Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu -1

Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu 10 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçtiğimiz hafta yapılan Adalet Şurasında akademisyen ve yargı mensuplarıyla bir araya geldiklerini hatırlatarak, “Son dönemde yaşanan bazı gelişmeler faturası ne kadar hükümetimize ve şahsımıza kesiliyor olsa da aslında yargının kendi iç tartışmalarının ürünüdür. Adalet şurasının bu sorunların çözümü konusunda yol gösterici müzakerelere zemin teşkil ettiğine inanıyorum” dedi. Kendisinin katıldığı kongre sayısının 19’u bulduğunu belirten Erdoğan, Şubat ayından itibaren de büyükşehirler kongrelerine hız vereceklerini dile getirdi.

AK Parti’nin tüm mensupları ve teşkilatlarıyla çok çalışması gerektiğine işaret eden Erdoğan, Türkiye’yi bir baştan bir başa gezerek, her fırsatta vatandaşlarla kucaklaşarak vazifesini icra ettiğini, her bir partiliden aynısını beklediğini belirtti. Karşılaşılan tuzakların yükü daha da artırdığını anlatan Erdoğan, “AK Parti olarak ülkemizi ve milletimiz bu sıkıntılardan kurtarmakla hep birlikte mükellefimiz. Milletimiz kara kaşımıza kara gözümüze meftun olduğumuz için değil, bu konudaki samimiyetimize ve becerimize güvendiği için ülkenin yönetimini bize emanet etti, bize emanet ediyor. Gecemizi gündüzümüze katarak tüm gücümüzü ve birikimimizi ortaya koyarak milletimize layık olacak bir yönetimi sergilemek mecburiyetindeyiz. Bu kutlu mücadelenin ehemmiyetini anlayamamış hiç kimsenin AK Parti çatısı altında yeri olamaz. Biz, başka partiler gibi vaktimizi ve enerjimizi koltuk kavgalarıyla geçiremeyiz. Bizim verdiğimiz mücadele istikbal ve istiklal mücadelesidir. Bize Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koymadan durmak, duraksamak hele hele gerilemek asla yoktur” şeklinde konuştu.

“Şimdi İstanbul’a bir il başkanı seçmişler ki tam bir facia”

CHP İstanbul İl Başkanı seçilen Canan Kaftancıoğlu’nun sosyal paylaşım sitesi Twitter adresinden yaptığı iddia edilen paylaşımları grup toplantı salonundaki ekranlardan gösteren Erdoğan, “Türkiye’nin bölgesinde yaşanan insani krizlerden kaynaklanan sıkıntıları var. Ayrımcılık, ırkçılık gibi sorunları vardır. Tüm bunların üzerine bir de ana muhalefet sorunu vardır. Dünyanın her yerinde ana muhalefet partileri ülkenin yönetimine aday oldukları bilinciyle proje üretir, program geliştirir. Adeta gölge bir hükümet gibi çalışırlar. Bizdeki ana muhalefet ise adeta cebinde keklik olarak gördüğü yüzde 25’lik oyunun üzerine en küçük bir ilave yapmayı gerekli görmediği gibi tam tersine kendini sürekli marjinalize etmenin gayreti içindedir. Biz, bu partinin başındaki zatın heyezanlarını, kimi zaman üzüntüyle, kimi zaman yüzümüz kızararak takip ederken şimdi İstanbul’a bir il başkanı seçmişler ki tam bir facia. Elbette demokrasiye saygımız vardır. Bu kişi madem ki madem ki kongre salonundan çıkmıştır, öyleyse CHP’nin İl Başkanıdır. Ona diyecek bir sözümüz yok ama bu il başkanının geçmişine baktığımızda bizim bir şey söylememize gerek kalmıyor. Kendi söyledikleri zaten her şeyi anlatıyor” ifadelerini kullandı.

“Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu parti ne hallere geldi ya” diyen Erdoğan, “‘Ermeni Soykırımı’ diyerek tarihimizi ve milletimizi aşağılıyor. ‘Devlet katil değil, seri katil’ diyerek terör eylemlerinde güvenlik güçlerine saldırırken hayatını kaybedenlerin suçunu devlete atıyor. Gezi olayları sırasında çekilen ve kendisine atfedilen yüzünde maske, elinde taş güvenlik güçlerimize saldırırken çekilmiş eylemci resmi ona ait değilse bile bu vandallığa sahip çıktığını ispat ediyor. Diğer paylaşımlarından Gezi olayları sırasında insanları ‘ananı da al haydi Taksim’e diyerek tahrik ettiğine dair provokasyonların her yerinde bu kişinin bizzat bulunduğu anlaşılıyor. İşte bütün bunların öncesinde de CHP ile HDP’nin ortak hareket etmesi gerektiğine dair mesajlar yayımlıyor. Bu konuda tepkiler almış olacak ki hemen CHP’yi HDP ile aynı yola girdi diye eleştiren gerzekler ‘yol doğru yol ona bak sen’ diyerek karşı saldırıya geçiyor. PKK’nın güdümündeki HDP’liler ülkemizi kaosa sürüklemek için sokakları kana ve ateşe boğarken bu kişi ‘ne yapıyorsun, nasıl davranıyorsun’ diyerek yapılan ihanete ortak oluyordu. Hatırlarsanız bu olaylarda ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtmak için evden çıkan Yasin Börü ve arkadaşları başta olmak üzere 50’nin üzerinde insan alçakça şehit edilmiştir. 15 Temmuz darbe gecesi işin rengi dahi belli olmamışken alın size nur topu gibi bir mağduriyet diyerek FETÖ’cülerin istediği gibi 15 Temmuz direnişini itibarsızlaştırmaya çalışmıştır” açıklamasında bulundu.

Kaftancıoğlu’nun 15 Temmuz darbe gecesi yaşananlar hakkında söylediği sözlere işaret eden Erdoğan, “Aynen şöyle diyor, bu CHP’nin nerede bulunduğunun da bir ifadesidir. Boğaz keserek mi demokrasi mücadelesi verilir? Şu cümle çok enteresan inandığınız Allah’ınız sizin de belanızı versin. Ey Kılıçdaroğlu, Ey Kemal Efendi söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu. Sadece ülkemizin değil, dünya tarihinin en şanlı mücadelesini alçakça ifade eden bir kişinin şu anda ana muhalefet partisi adına İstanbul gibi bir şehrin il başkanı koltuğunda oturuyor olması çok düşündürücüdür. Bay Kemal, herhalde sen de bundan sonra çok daha fazla düşüneceksin. Bunların sadece demokrasiden değil, orada ülkesi, milleti, bayrağı ezanı için hayatını kaybedenlere yaptıkları saygısızlıktan, insanlıktan da nasiplerini almadıkları anlaşılıyor” dedi.

“Bu kafayla CHP bırakın iktidara gelmeyi kendi birliğini, bütünlüğünü dahi koruyamaz” Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: 

“Ülkemiz büyük bir ekonomik saldırı altındayken doların 4 lira olması için adeta yalvaran mesajlar paylaşıyordu. Kendisi bu naneleri yerken eşi ondan geri kalır mı? O da adeta övünerek 7 dakikada çeyrek domuzu nasıl yediğini anlaşıyor. Hıza bak hıza. Milletime olan saygım sebebiyle, şahsıma ve hatta anacığıma yönelik küfürleri burada zikretmekten hicap duyacağım. Nice seviyesiz mesajları aktarmıyorum bile. Türkiye’nin siyasi alternatifi bu şahsın İstanbul’un il başkanı olduğu bir CHP ise vay milletimin, vay ülkemin haline. Bu kafayla CHP bırakın iktidara gelmeyi kendi birliğini, bütünlüğünü dahi koruyamaz. Ben inanıyorum ki CHP’ye gönlü veren vatandaşlarım bu açıklamalardan sonra, bu tweetlerden sonra CHP’nin başına İstanbul gibi bir şehirde gelen bu tür her şeyden olumsuz nasiplenmiş kişilerden sonra bu kafanın benzerini artık ruh ikizi oldukları dünün BDP’sinin HDP’nin başına musallat etmişlerdir. Normal şartlarda Taksim’in arka sokaklarında küçük bir büroda faaliyet gösteren marjinal bir derneğin başında olması gereken bu tipleri oradan alıp siyasi partinin başına koyduğunuzda işte böyle bir durum ortaya çıkıyor. Gerçi Kemal Kılıçdaroğlu gibi karikatür bir tipin başında bulunduğu bir partiye de tencere kapak misali herhalde böyle biri.”
Erdoğan, “Bu zat Meclis’in önünde bir firmadan alacağını tahkik etmekte yaşadığı sıkıntılar nedeniyle kendini yakmaya teşebbüs ettiği anlaşılan bir vatandaşımıza ‘gidip kendini sarayın önünde yaksaydın, ardından sarayı da yaksaydın’ diyebilecek kadar vicdan ve ahlak fukarasıdır. Şu anda ben de arkadaşlarım da zaten suça teşvikten başta Bay Kemal hakkında biz davalarımızı açıyoruz. Bu nasıl bir siyasettir? Bunların bedelini ödeyecekler. 15 Temmuz gecesi havalimanından televizyon başında çay kahve içerek vakit geçiren sonra da çıkıp bu ihanete kontrollü darbe diyecek kadar basitleşen bir genel başkanın il başkanı zaten daha başka nasıl olabilir? Bizzat terör örgütü mensuplarını göreve getirmeyi muhalefet sanan bir zihniyet CHP’yi esir almıştır. Ülkemize de CHP’ye de yazık. CHP’ye gönül verenlere sesleniyorum, ülkenin ana muhalefet partisinin bir avuç marjinalin elinde olması demokrasimiz adına da çok büyük kayıptır. Demokrasilerde ana muhalefet partisi gerçekten çok önemlidir” diye konuştu.
Siyasetin ülkenin ve milletin başına yeni dertler açma değil, var olan dertleri çözme işi olduğunu anlatan Erdoğan, milletin değerlerine hakaret etmenin millet düşmanlığı olduğuna işaret etti. Erdoğan, “Bu kişilerin seviyesine inmeye bizim yetiştiğimiz gelenek izin vermez. Her hususta olduğu gibi buradan takdiri en büyük takdiri milletimize bırakıyoruz” dedi.

NATO’ya seslendi

CHP’de yaşananların Türkiye’nin maruz kaldığı tehditten bağımsız olmadığını anlatan Erdoğan, “Türkiye’yi güney sınırları boyunca kurmak istedikleri bir terör koridoruyla kuşatmayı hedef alan projenin içerideki bir başka boyutu da CHP’nin eliyle siyaseti kuşatmaktır. Milletimiz gezi olaylarından beri böyle bir kuşatmaya izin vermeyeceğini göstermiştir. Sınırlarımız boyunca terörist ordusu kurmaya çalışanlara partimizi ve enerjimizi içeriye hapsederek destek olmaya çalışanların oyunlarına gelmeyeceğiz. Milletimize yapılan hiçbir hakareti elbette cevapsız bırakmayacağız ama kimseye de hak ettiğinden fazla zaman vermeyeceğiz. Burada özellikle bu toplantıda, NATO’ya da bir serzenişim var, ey NATO siz ortaklarınızdan birine, herhangi bir sınır tecavüzünde, tacizinde bulunanlara karşı tavır almakla da mükellefseniz. Şu ana kadar ne tür bir tavır aldınız? Bunu kendilerine duyurduk, duyuruyoruz” diye konuştu.

Suriye’de yaşanan gelişmelere değinen Erdoğan, “İnşallah kısa bir süre içinde Afrin ve Münbiç’ten başlayarak Suriye’deki diğer yuvalarını da birer birer dağıtacağız. Buna ne müttefikimiz gibi bir cümle bize sırtımızdan vurmaya kalkanlar engel olabilir, ne de siyasetçi görünümlü marjinal terör destekçileri mani olabilir” ifadelerine yer verdi.

Bir çocuğun ‘Tayyip Dede’ diyerek kendisine seslenmesi üzerine Erdoğan, çocuğu Rabia işareti ile selamladı. Toplantı salonunda bulunan başka bir çocuğun okuduğu şiir ise partililer tarafından büyük alkış aldı. Salonda bulunan partililerin de büyük bir coşku yaşadığı görüldü. 

Enise Vural
 

İstanbul’da başarılı operasyonlara imza atan Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı Sokak Suçlarıyla Mücadele Büro Amirliği narkotimleri, nefes kesen bir operasyon daha gerçekleştirdi. Kentteki bir otomobilde uyuşturucu madde olduğu ihbarı üzerine narkotimleri harekete geçti. Yapılan fiziki ve teknik takibin ardından tim, geçtiğimiz Perşembe günü akşam saatlerinde 34 RH 1623 plakalı otomobilin yerini tespit ederek takibe aldı. Saatler süren takip sonrası 3 şahıs, kullandıkları aracı Fatih Millet Caddesi üzerinde park ettikten sonra yemek yemek üzere restorana girdi.

Restorana nefes kesen baskın

Otomobili takipte olan narkotimleri ise bir süre bekledikten sonra hazırlıklarını tamamlayarak restorana baskın düzenledi. Şahısları etkisiz hale getirdikten sonra restoranın önünde yere yatırarak kelepçeleyen tim, ardından otomobilde arama yaptı. Şahısların Genel Bilgi Tarama (GBT) sorgusunda ise “uyuşturucu ticareti yapmak” suçundan çok sayıda kayıtları çıktı.

Teybin özel bölmesinden uyuşturucu fışkırdı

Şüphelilerin etkisiz hale getirilmesinin ardından araçta arama yapan polis, içeride çok miktarda skunk, metamfetamin ve extacy diye tabir edilen satışa hazır uyuşturucu madde ele geçirdi. Maddelere el koyulmasının ardından araçta aramalarını sürdüren tim, teypte bir anormallik olduğunu fark etti. Yapılan incelemede yerinden çıkartılan teybin içindekiler polisi bile şaşırttı. İçerisine yapılan özel bölmeye uyuşturucu depolandığını gören tim, buradan çıkan maddeleri de ele geçirdi.

500 bin lira değerindeki kimyasal uyuşturucu sıvı ele geçirildi

Öte yandan narkotimleri bagajda da şişe içerisine konulmuş 3 adet kimyasal sıvı ele geçirdi. Sıvıların yapılan incelemesinde “GIO” diye tabir edilen uyarıcı kimyasal uyuşturucu sıvı olduğu belirlendi. Sıvının damlasının 100 dolara satıldığı, ele geçirilen sıvıların ise değerinin 500 bin lira olduğu tespit edildi. Uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen 2 bin liraya ise el konuldu.

Şüphelilerden 2’si tutulandı, 1’i sınırdışı edildi

Operasyonun ardından gözaltına alınan S.D., İ.S. ve İran uyruklu M.N. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirilerek Fatih Asayiş Büro Amirliğine teslim edildi. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden S.D. ve İ.S. “uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilirken, M.N. ise sınırdışı edildi. Kiralık olduğu öğrenilen ve sahibinin de aynı suçtan emniyette kaydı olan araca ise el konuldu.

Doğan Can Cesur

Bakan Arslan, ulaştırma muhabirleriyle bir araya geldiği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2011 yılında kamuoyuna açıklanan Kanal İstanbul Projesi’nde gelinen son aşamayı ve detayları açıkladı. İstanbul’u Avrupa Yakası üzerinden Marmara Denizini Karadeniz’e bağlayan projenin ana amaçları, İstanbul Boğazı’nın gemi trafik yükünü azaltmak, İstanbul Boğazı’nda tehlikeli madde taşıyan gemilerden dolayı oluşabilecek riskleri minimize etmek, kentsel dönüşüm ile olumsuz yapılaşmayı modernize etmek, dünya metropolü İstanbul’un su yolu ulaşımında konumunu ve cazibesini daha da güçlendirmek. Bu kapsamda Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından; ilgili kurum ve kuruluşlarca yapılan tüm çalışmaların değerlendirilerek, projenin hayata geçirilebilmesi için 2017 yılının ilk yarısında Etüt, Proje ve Danışmanlık Hizmeti alım ihalesi gerçekleştirildiğini anımsatan Arslan, 1 Ocak 2018 tarihi itibari ile tamamlanan çalışmaları aktardı. Arslan, “Mevcut Durum Tespiti (Alternatif Güzergahların Tespiti), sayısal model çalışmaları, deprem risk değerlendirmesi, tsunami risk değerlendirmesi, rüzgar ve dalga iklimi çalışması, jeolojik etütlerin yapılması çalışmaları tamamlandı. Yapılan bütün çalışmalarda ülkemizin önde gelen üniversitelerinden İTÜ, Boğaziçi, ODTÜ, Gazi Üniversitesi’nde görevde olan alanında uzman öğretim üyeleri ve yine alanında uzman uluslararası firmalar ile birlikte çalışılmaktadır” diye belirtti.

“Güzergah yaklaşık 45 kilometre”

Planlanan alanda; 35 ilgili kurum ve kuruluşun yapmış olduğu çalışmalar ve verileri, çevresel koşullar ile flora ve fauna durumu, maden alanları, sit alanları, hassas alanlar, jeolojik çalışmalar, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, toprak kaynakları, denizcilik ve ulaştırma ağlarına etkisi, yarma hacmi, kanal uzunluğu, kamulaştırma, yerleşim alanlarına etkisi gibi etkenler çerçevesinde yapılabilirliği dikkate alınarak alternatif beş koridor değerlendirildiğini ifade eden Arslan, “Yapılan çalışmalardaki değerlendirme kriterleri dikkate alındığında, 4. Alternatif olan Küçükçekmece – Sazlıdere – Durusu koridoru Kanal İstanbul Projesi için en uygun güzergah olarak seçilmiştir. 3. havalimanına göre konumu Küçükçekmece’den girişi olarak belirlendi. Kanal yaklaşık olarak 45 kilometre uzunluğunda. Saha çalışmaları sonucunda Terkos Gölü havzası kritik sınırından uzaklaşılmıştır. Kanal güzergahı Baklalı ve Dursunköy yerleşkeleri dışarıda kalacak şekilde belirlenerek, bölge sakinlerinin olumsuz etkilenmesi önlenmiştir. Çalışmalarda diğer yapılar olarak tanımlanan liman ve lojistik merkez gibi projeler, küresel gelişmeler baz alınarak incelenmiştir. Kanal İstanbul Projesi kapsamında, kanal güzergahı ile entegre olarak liman, lojistik merkez, yapay ada gibi projelerin planlama çalışmaları da devam etmektedir. Planlanan muhtemel dolgu alanları ve yapay adaların büyüklük, sayı ve konumları tahmini olarak verilmiş olup, nihai çalışmaların tamamlanmasına müteakip kesinleşecektir” şeklinde konuştu.

Karayolu ve demiryolu geçişleri

Kanal İstanbul Projesine dair karayolu ve demir yolu planlarına ilişkin de detayları paylaşan Arslan, “En kuzeyde D-20 Karayolu, ki 3. Havalimanı’nın bulunduğu yerden 14 kilometresini bitirip hizmete vermiştir, Çatalca’ya kadar 3 gidiş 3 geliş şeritli hale getirilme çalışması da Ağustos ayında bitirilmiş olacak. Bitirdiğimiz 125 kilometrenin dışında Avrupa tarafında Kınalı’dan Tem’e bağlıyoruz, Anadolu Yakası’nda Akyazı’ya bağlıyoruz. Yine Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçip, hızlı tren hattında olacak. En güneyde de D100 Karayolu güzergahı olacak. Marmara tarafındaki 3 tane geçişi Marmaray’da olduğu gibi batırma tüple Küçükçekmece Gölü’nün altından geçirmeyi hedefliyoruz. Kanal İstanbul’dan kaynaklı yarma yaptığımızdan viyadük gerektiren geçişler olmayacak. Bütün bu çalışmalar sonucunda ülkemizin Trakya tarafından olası bütün etkileşimler, kentsel dönüşümle dahil etkileşimler dikkate alınarak güzergah oluşturuldu. Bundan sonra artık çalışmalarımız Küçükçekmece, Sazlıdere, Durusu üzerinden devam ettirilecek. Bu sene içinde yap işlet devret modeli ile karma bir model ile ihale sürecini bitirip, kazma vurmayı hedefliyoruz” ifadelerinde bulundu.

Açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Arslan, projenin yatırım değerlerine ilişkin şunları aktardı: “Karadeniz’deki bütün limanları büyüme hedefleri Karadeniz’den kaynaklı göç hareketi bağlı olarak çünkü oralar cazibe merkezi oluyorlar. Onlara bağlı olarak Orta Asya’daki yük hareketleri Boğaz’dan geçen bütün bu yük hareketlerinden kaynaklı gemi hareketleri de dikkate alınarak kanal kesiti kesinleştirilecek. Bunları yaparken en ekonomik denizyolu taşımacılığı da Kanal İstanbul ile birlikte dikkate alındığında biz kanal kesitini de kesinleştirmiş olacağız. Kentsel dönüşümü de yapacağız. Rakamlar ifade ettik, zaman zaman bu kadar büyük bir projede finansal modelleme dahil. Bir rakam vermek şimdi sizi de bizi de aldatabilir. Kanal İstanbul, 3. Havalimanı’ndan bile daha büyük bir proje.” 

Kanal İstanbul için ilk kazma vuruldu

Marmara Denizi ve Karadeniz’i birleştiren yapay su yolu projesi ‘Kanal İstanbul’ için Küçükçekmece Sahilinde sondaj çalışmaları başladı. Büyük bir titizlikle yapılan çalışmaların, hafta içerisinde diğer güzergahlarda da yapılacağı bildirildi.

2011 yılından bu yana gündemde olan Kanal İstanbul projesi için ilk kazma Küçükçekmece Sahilinde vuruldu. Sabah saat 09.30 itibariyle sondaj çalışmalarına başlayan ekipler, büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyor.
Kanal İstanbul projesinin güzergah ve rezerv yapı planı tamamlandı. Son plana göre, Avcılar, Küçükçekmece, Başakşehir ve Arnavutköy’den geçecek olan Kanal İstanbul projesi, 45,2 kilometre uzunluğunda olacak. 

İDRİS GÜLLÜCE KİMDİR?

1950 yılında Erzurum Hasankale’de doğan İdris Güllüce, İlköğrenimini Erzurum’da tamamladıktan sonra, eğitim ve çalışma hayatına İstanbul’da devam etti.

Orta öğrenimini Haydarpaşa Meslek Lisesinde tamamlayarak Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’ne girdi. Sonrasında, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümünü de bitiren İdris Güllüce; Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İşletme Anabilim Dalında da, “Yerel Yönetimlerin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu mastır tezini tamamladı. Serbest mühendis olarak iş hayatına atılan Güllüce, kendi inşaat şirketini kurdu.

1980-84 yılları arasında, yurtdışında uluslararası bir firmada mühendis olarak çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra, özel bir sanayi kuruluşunda Genel Müdürlük görevinde bulunarak, bir süre bu sanayi kuruluşunun ortaklığı ve yöneticiliğini sürdürdü. 

1989 Mahalli seçimlerinde, Kartal Belediyesi Meclis Üyeliği görevine seçilerek 18 yıl sürecek olan yerel yönetimler kariyerine ilk adımını attı. 1 Kasım 1992 Ara Yerel Seçimleriyle Tuzla Belediye Başkanı oldu. 27 Mart 1994’te ikinci, 18 Nisan 1999’da ise bu göreve üçüncü kez seçildi.

ÜÇ DÖNEM TUZLA BELEDİYE BAŞKANI’YDI

Üç dönemlik Tuzla Belediye Başkanlığından sonra; 28 Mart 2004’ten 8 Mayıs 2007′e kadar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis 1.Başkan Vekili olarak hizmetine devam etti.

8 Mayıs 2007′de, yerelden edindiği tecrübeleri Türkiye’ye aktarmak düşüncesiyle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis I. Başkan Vekilliği görevinden istifa ederek Ak Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı oldu. 22 Temmuz 2007 de Adalet ve Kalkınma Partisinden İstanbul 1. bölge Milletvekili seçildi.

TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Başkanlığı yaptı. 12 Haziran 2011 de Adalet ve Kalkınma Partisinden 2. defa İstanbul 1. bölge Milletvekili seçildi.. Bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm komisyonu

YEREL YÖNETİMLER BAŞKANI

Başkanı olan Güllüce, ayrıca Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezinde, yerel yönetimler başkanlığında başkan yardımcılığı görevini yürütmektedir. İngilizce ve Arapça bilen Güllüce evli ve 5 çocuk babasıdır.