Türkiye’nin önde gelen bal markalarından Balparmak, 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nü ‘Arıyı Unutma’ kampanyasıyla kutladı. Arıların doğa ve insan yaşamına katkısına dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirdiği ‘Arıyı Unutma’ projesi kapsamında, arılarla ilgili ünlü oyuncu Ayşe Tolga’nın ses verdiği bir kısa film çekildi. Meyve türleri ağırlıkta olmak üzere dünya bitkilerinin yüzde 80’inin polenini dağıttığı belirtilen arıların, yaşam zincirinin en önemli halkalarından biri olduğuna dikkat çeken videonun sosyal medyada aldığı her beğeni ve paylaşım için Balparmak’ın TEMA Vakfı’na bağışta bulunacağı aktarıldı.

Şirket, Dünya Arı Günü’nü kutlamak amacıyla Çekmeköy’deki tesisinde renkli bir etkinliğe de ev sahipliği yaptı. Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Balparmak Pazarlama Direktörü Dr. Pınar Nokay, Balparmak Bal Tedarik Müdürü İsfendiyar Üzümcü ve Aromaterapist ve İyi Yaşam Koçu Ayşe Tolga’nın da yer aldığı etkinliğe ünlü isimler de konuk olarak katıldı.

”Arıların yapmış olduğu bitkisel tozlaşma, üretimi artırarak bize gıda olarak dönüyor”

Projenin hedefini anlatan Özen Altıparmak, ”Amacımız, arının önemini anlatmak. Arıların ürettiği balı alıyoruz, değerlendirmeye çalışıyoruz ve tüketicilere sunuyoruz. Bunların ötesinde arının özel bir varlık olduğunun farkına vardıktan sonra onu korumaya ve onu korumanın önemini anlamaya başladık. Bunun için sosyal sorumluluk projeleri yapıyoruz. Arıcıları eğitiyoruz ki, arılara daha iyi baksınlar diye. Arılar tarımsal üretimin artışını sağlayan, doğanın dengesini koruyan ve doğanın oluşmasını da sağlayan küçük varlıklar. Bu küçük varlıkların yapmış oldukları o kadar büyük ki, yapmış olduğu bitkisel tozlaşmayla üretimi artırarak bize gıda olarak dönüyor. Demek ki arılar olmadığı zaman bitkiler tozlaşamaz, döllenemez. Döllenmediği zaman çoğalamaz ve o zaman kıtlık olur ve doğa ve yaşam sona erer” dedi.

”Hayatımız boyunca arıya olan borcumuzu ödeyemeyiz”

Arıcılığı önemine değinen Altıparmak, ”Arıcılık, çok geliştirilmesi gereken bir konu. Teknik arıcılık eğitimleri veriyoruz. Bizim sadece bal alarak yapmış olduğumuzun gerisinde arıya olan borcumuzun çok farkındayız. Hayatımız boyunca arıya olan borcumuzu ödeyemeyiz. Onlar, milyonlarca kanat çırparak her gün bin 500 çiçekten balı alıyorlar. 45 günlük kısa ömürleri içinde sadece 1 gram bal yapabiliyorlar. Hayatları boyunca sadece 1 gram bal yapabiliyorlar. Burayı düşünerek her yediğimiz balın değerini çok iyi bilmeliyiz. Biz 20 arının yaptığı 20 gram balı, 1 günde yiyoruz. Bala değer verdiğimiz zaman arıcılara bir kaynak sağlamış oluyoruz. Biz, arıcılara ne kadar katma değer sağlarsak ve yapmış oldukları balın karşılığını ödeyerek alırsak daha çok arıya bakarlar. Bu da arı nüfusunun artması demek, arı nüfusunun artması daha çok bitkisel tozlaşmanın artması demek ve bitkisel tozlaşmanın çok olması daha çok gıda demek” şeklinde konuştu.

Deniz Ataç ise şöyle konuştu: ”Dünya Arı Günü nedeniyle buradayız. Bu yıl Dünya Arı Günü’nü Balparmak ile TEMA Vakfı birlikte kutluyorlar. Şirket bu konuda çok ciddi çalışan bir kurum, TEMA Vakfı da doğanın korunması için 26 yıldır çalışıyor. Arının, ekosistem üzerindeki ve bütün canlılar için ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz için bizde bu kampanyanın içinde olup destek vermekten dolayı çok mutluyuz. İnsanoğluna, doğanın kendisine hiçbir bedel ödetmeden yapmış olduğu pek çok hizmet var. Bunların en önemlilerinden bir tanesi arılar yoluyla yapılan tozlaşma. İnsanoğlu için en önemli şey gıda. Her şeyden vazgeçebiliriz ama gıda, su ve temiz havadan vazgeçemeyiz. Ekosistem hizmetleri dediğimiz; tozlaşma, su üretimi, temiz hava hizmetleri bizim varlığımız için çok önemli olan konular”.  

Adem Gürer – Murat Ergin
 

Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’daki fikir ve düşünce ortamını, dönemin basın-siyaset ilişkilerini ve bir basın-yayın merkezi olarak İstanbul’un konumunu gözler önüne seren 19 farklı dildeki gazete ve dergiler, Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Kültür Merkezi Fuaye Alanında ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Gezgin’in uzun uğraşlar sonucunda hazırladığı ‘Türkiye’de Fikir Gazeteciliği’ ve ‘İstanbul’un Gazete ve Dergi Örnekleri’ konulu proje kapsamında hayata geçirilen sergiler, İstanbul’daki çok dilliliğe, zengin basın yaşamına ve Osmanlı’da başlayan fikir gazeteciliğinin önemine dikkat çekiyor.

Osmanlı’nın tebaasına sağladığı fikir ve düşünce özgürlüğü yansıtılıyor

İstanbul’un Osmanlı döneminde Türkçenin yanı sıra çok sayıda farklı dilde yayınlanan gazete, dergi ve diğer basılı iletişim araçlarının merkezi olmasından hareketle hayata geçirilen ‘İstanbul’un Gazete ve Dergi Örnekleri’ projesi, farklı kültür, din ve mezheplere mensup onlarca millet ve etnik grubu yüzyıllar boyunca çatısı altında barındıran Osmanlının kökenlere mensup tebaasına, sağladığı fikir ve düşünce özgürlüğünü yansıtıyor.

Tercüman-ı Ahval’den günümüze fikir gazeteciliği

‘Türkiye’de Fikir Gazeteciliği’ projesi ise Türk aydınlarının çıkarmış olduğu ilk özel gazete ve Modern Türk edebiyatının da ilk yayın organı olan Tercüman-ı Ahval’den günümüze kadarki süreçte gelişen fikir gazeteciliğine ışık tutuyor.  

Rıfat Fırat
 

Olay, dün saat 22.00 sıralarında Bayrampaşa’da bir AVM’nin önünde meydana geldi. İddiaya göre, akşam saatlerinden uygulamadan çağrı alan UBER sürücüsü Yılmaz Kaymakçı(53), 34 UR 6351 plakalı minibüsle müşteriyi almak için AVM’nin önüne geldi. Sürücü müşteriyi beklediği esnada UBER aracı olduğunu fark eden 3 taksici Kaymakçı’nın yanına geldi. Şahıslar burada Kaymakçı’ya küfürler ederek aracını tekmeledi. Sürücünün de karşılık vermesi üzerine çıkan arbedede Kaymakçı, şahıslar tarafından darp edildi. Olayın ardından hastaneye giderek darp raporu alan sürücü, Yıldırım Polis Merkezine giderek şikayette bulundu. 

“Suratıma 2-3 kişi yumruk atmaya başladı” 

Olayı anlatan UBER sürücüsü Yılmaz Kaymakçı, “Akşam saatlerinde müşteri talep gönderdi. Talep üzerine AVM’ye gittim. AVM’deki taksi durağındakiler yanaştığım andan itibaren bana küfür etmeye başladı. Aracıma saldırdılar, tekmelerle kaportaları yamulttular. Suratıma 2-3 kişi yumruk atmaya başladı ve ağır küfürler ettiler. Bu olayların bu şekilde olacağı kesindir. İnsanlar konuşarak anlaşmalıdır. Fakat bunlar konuşarak anlaşmayı tercih etmiyorlar. Bu tip olaylarla anlaşmayı tercih ediyorlar. Bunların kişilikleri konusunda ben endişe duyuyorum. Bu şekilde olmasından dolayı ben insanlık adına ve mesleğim adına utanç duyuyorum” dedi. 

Sürücü bir şokta karakolda yedi 

Öte yandan ifade vermek için polis merkezine giden Kaymakçı bir şok da burada yedi. Polis memurlarına ifadesini veren sürücü, “UBER sürücüyüm” deyince “korsan taşımacılıktan” 3 bin lira para cezası kesildi. Aldığı cezayla neye uğradığını şaşıran sürücü, güvenlik kamera görüntülerinin incelenerek saldırganların yakalanmasını istiyor. 

Polis ekipleri, saldırganları yakalamak için çalışma başlattı.  

Doğan Can Cesur

Olay, geçtiğimiz 22 Nisan saat 10.00 sıralarında Sultangazi 50. Yıl Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya bilgiye göre, A.D.(50) yaklaşık 6 boyunca Umut A.(42)’nın eşini taciz etmeye başladı. Eşinin tacize uğradığını öğrenen Umut A., sokak üzerinde yürüdüğü esnada A.D. ile karşılaştı. Belindeki silahına sarılan A.D., sokak ortasında Umut A.’yı göğsünden vurarak ağır yaraladı. Olayın ardından A.D. sokaktan uzaklaşarak kayıplara karıştı. Cinayet anı ise kameralara yansıdı. Görüntülerde katil zanlısı Umut A. ile karşılaşıyor. Ardından silahla ateş açarak kayıplara karışıyor. 

Hastanede hayatını kaybetti 

Ağır yaralanan Umut A. ise çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla özel bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Ameliyata alınan adam yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Umut A’nın cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndaki incelemelerin ardından gönderildiği Adıyaman’da toprağa verildi. 

Polis kaçan şahsı yakaladı 

İhbar üzerine olay yerine Sultangazi Asayiş Büro Amirliği ve Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, çevredeki vatandaşların ifadelerine başvurdu. Adamı öldüren şahsın kimliğini belirleyen polis, yakalamak için çalışma başlattı. Yapılan çalışma sonucu A.D. dün Fatih’te yakalanarak gözaltına alındı.
Şubedeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi.  

Doğan Can Cesur

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yenikapı’daki ” Zalime lanet Kudüs’e destek” mitingine katılarak konuşma yaptı.

Erdoğan, “Kudüs sadece bir şehir değildir. Kudüs bir semboldür. Bir imtihandır. Kudüs kıbledir, ilk kıblemizi koruyamazsak son kıblemizin geleceğine güvenle bakamayız. Açık konuşmak gerekirse İslam dünyası Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Sadece İslam dünyası tüm insanlık Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Bir şairimizin dediği gibi önce Kudüs’ü işgal ettiler, biz savaşı önce kendimizde kaybettik. Müslümanlar olarak yüreklerimizdeki Kudüs işgal edildiğinden beri zalime gerektiği karşı koyamadık. Osmanlı 4 asır boyunca Kudüs’ü barış huzur ve esenlik şehri olarak yönetti. 1. Dünya savaşında yenilen tarafta olan Osmanlı bazı bölgeleri olduğu gibi Kudüs’ü de terk etmek zorunda kaldı. O günden beri Kudüs huzur yüzü görmedi. Şehrin bütün dinlere saygılı yapısı bozuldu. Hristiyanların kutsalları da İsrail’in tehdidi altına girdi” dedi.

“Ben Musevilerle Siyonistleri birbirinden ayırıyorum” 

Asıl mücadelenin Siyonistlerle olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O günden beri Kudüs’ün duvarlarından Filistin topraklarından kan izleri silinmedi. Birlemiş Milletlerin 1947 yılındaki kararına göre Kudüs özel statülü bir şehir olacaktı. Bu karar Filistin’in hızla işgali ve bölgenin sakinlerinin zorla tasfiyesine doğurmaktan başka bir işe yaramadı. 1967 yılında Kudüs işgaline sessiz kalan Birleşmiş Milletler İsrail’in gerçekleştirdiği hukuksuz eylemleri sadece seyrederek bu zulme ortak olmuştur. Niçin dünya 5’ten büyüktür diyorum anlıyor musunuz? Yoksa bir ABD’nin iki dudağının arasına mahkumu olan dünyada zulümden başka bir şey göremezsiniz. Zalimler için yaşasın cehennem. Bugünde Amerika’nın attığı adıma karşı etkili bir tavır koymayan Birleşmiş Milletler zaten yıpranmış olan zemine bir darbe daha vurdu. Kudüs’ün İsrail tarafından işgalinden 2 yıl sonra bir grup Yahudi tarafından Mescidi Aksa’nın yakılması aslında bardağı taşıran son damla olmalıydı. Bunlar Siyonist veya bir Siyonizm mücadelesiyle karşı karşıyayız. Maalesef Müslümanları kendilerine getirmeye yetmedi. Ben Siyonistlerle Musevileri birbirinden ayırıyorum. Asıl mücadele Siyonizmledir ve onların Müslümanlara olan düşmanlığı hiç affedilir gibi değil. Dönemin İsrail’i başbakanı bu yangının yaşandığı günkü hissiyatını, ‘Sandım ki Müslümanlar 4 bir yandan Kudüs’e gelecek korkudan uyuyamadım. Sabah kalktım ki kimse gelmedi’ diyor. O zaman anladım ki biz dilediğimiz yapabiliriz diye anlatıyor. Acı ama durumumuz bu dur” diye konuştu.

“Bizim için Çanakkale neyse Kudüs’te odur” 

Ecdadın Kudüs’ü korumak için savaştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mescidi Aksa’yı Kudüs’ü ve Filistin belki dinlerimizi unutmadı ama elleri kolları bağlı bir seyirci olmanın ötesine geçemediğimizde ortadır. İsrail 1947 den bu yana dilediğini yapıyor. Bugünde aynı pervasızlıkla yoluna devam ediyor. Bu gerçekleri görmezden gelemeyiz. ABD aldığı son kararla Kudüs mahremiyetine el uzatıldı. Mescidi Aksa sıklaşan bir şekilde radikal Siyonistlerin çizmeleriyle kirletiliyor. Müslümanlar kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz, yapamıyoruz. Müslümanların Kudüs’ü eman yurdu haline getirdiğinin örnekleri var. Hz. Ömer neredeyse kimsenin burnunu kanatmadan fetih etti. Arkasında gerektiğinde bu uğurda canını vermeye hazır bir ordu vardı. Asırlar sonra Kudüs’ün üzerine yürümek için haçlılar 600 bin kişi olarak Anadolu’da vahşet sergileyerek 100 bin kişi olarak Torosları aşabildiler. Selçuklu beyleri düşmanın ne sayısından ne gerisindeki siluetten çekindiler. Haçlılar Kudüs’e girdiğinde Müslüman Musevi bırakmadan hepsini katlettiler. Selahaddin Eyyübi fethettiğinde ise teslim olanları gitmesine izin verdi. Kudüs esaret altındayken, evinde yatmayı zül sayan bu büyük komutanın mücadelesi imanın ve cesaretin ve zulme karşı direniş sembolü oldu. Haçlı seferlerinde de benzer hadiseler yaşandı. Ama tereddüt yoktu. Karşı taraf vahşetle Kudüs yürürken Müslümanlar bileklerinin gücüyle onları yenmiştir. Bu saldırı dalgasının son büyük örneği Çanakkale’dir. Ufkumuz çelik zırhlı duvarlarla kapatmaya çalışsalar da milletimizi göğsünü siper ederek bu akını durdurmuştur. Bu örneklerin hepsinde zalimler tüm güçleriyle saldırırken, Müslümanlar sadece dua ederek gözyaşı dökmekle yetinmemişlerdir. Karşılarındaki güçlerin sayısına ve teknolojilerine bakmadan bütün güçleriyle mücadele etmişlerdir. Bizim için Çanakkale neyse Kudüs’te odur. Canların ortaya konulduğu mücadele zaferle sonuçlanacaktır. Dualarımıza ve gözyaşlarımıza yüreklerimizin bileklerimizin eklemediğimiz sürece zalimi durduramayız. Çünkü hak hukuk tanımayan zalim laftan, sözden zaten anlamaz. İçindeki korkuyu, zulüm çıtasını sürekli yükselten, ahlakı olmayan zalimin anladığı tek dil güçtür. Şayet dünya Müslümanlar bir olur zulmün karşısına dikilirse inanın bana sırtına dayadığı lobilerin desteği tek başına İsrail’in pervasızlıklarını sürdürmesine yeterli olmaz” şeklinde konuştu.  

“Müslümanların bu gaflet halini tecessüm ettiği husus Kudüs meselesidir”

Müslümanlar olarak kötülük karşısında ortak karar alınamadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde DEAŞ denen bir örgüt türedi, bu örgüt kimin kanını döktü. Kimin zulmü ile inletti. Şehirlerini yerle yeksan etti. Bu örgüt sadece Müslümanların kanını döktü. Sadece Müslümanlara zulmetti, İslam coğrafyasının mirasına saldırdı. Bu örgütle mücadele için gelen güçler coğrafyamızı işgal etti. Diğer örgütlerde aynı amaca hizmet ediyorlar. Proje terör örgütleri. Bu tür örgütleri Müslümanların dirliğini ve birliğini bozarak kurumsal yapılarını yıkarak bölgemizi işgale hazırlamak olduğunu gösterdi. Kudüs’ün mahremi kolay çiğneniyorsa, Filistinli kardeşlerimizin canları hiçe sayılıyorsa sebep budur. Müslüman sıfatı taşımak. Öyle kolay değildir. Ama biz bu işi çok ama çok kolaya indirgedik. Üzerinde durmamız gereken çok önemli konu var. Ben Müslüman’ım diyen herkesin peygamber efendimizin tavsiyesini çok iyi kavramalıdır, sizden herhangi biriniz bir kötülüğü gördüğünde onu eliyle değiştirsin, buna güç yetiremiyorsa diliyle değiştirsin, ona da güç yetiremiyorsa kalbiyle buğuz etsin. Bu ise imanın en zayıf mertebesidir. Bugün Müslümanlar olarak bırakınız kötülüğü elimizle değiştirmeyi, çoğu zaman dilimizle bile karşı çıkma konusunda ortak karar ne yazık ki varamıyoruz. Kalpler Allah’ın elindedir. Müslümanların bu gaflet halini tecessüm ettiği husus Kudüs meselesidir. Kendi topraklarını İsrail saldırılarını karşı savunan Filistinli kardeşlerimizi ayrı tutacak olursak acaba Kudüs meselesinde hangi Müslüman kötülüğü eliyle düzeltme şuuruna sahip. Dillerinin dahi lal olduğu bu mesele sadece kalplere hapsetmek, Allah korusun bizi o zayıf iman ikazıyla yüz yüze bırakır” diye konuştu.

“Kudüs nöbetini devralma sırası bize gelmiştir” 

Müslümanlara umutsuzluk yakışmaz diyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin ayaklarımızdaki Kudüs’ü gücüyle bu zulme karşı hep birlikte yürüyelim. Durmayalım. Bu yürümeye sürekli olarak devam edelim. Birilerini bu yürüyüşü görsün. Çünkü Müslümanlar umutsuzluk yakışmaz. Rabbimin müjdesi var. Üzülmeyin, eğer inanıyorsanız muhakkak üstün olan sizsiniz. Bu ilahi müjdeye layık olmak için Müslümanlara diyoruz ki gelin tek bilek, tek yürek olarak zalimlerin karşısına çıkalım. Zalimin kalbine korkuyu saldığımız gün olacaktır. Kudüs’ü inşallah tüm Müslümanların kurtulmuşunun vesilesi olacaktır. Ölü topraklarını Kudüs davasıyla üzerimizden atacağımıza inanıyorum. Hz. Ömer ve Selahaddin Eyyübi’nin mirasını sahipsiz bırakmayacağız. Filistinli kardeşlerimiz görevlerini vazifelerini yerine getirdiler. Bundan sonra 1 milyar 700 milyon Müslüman olarak Kudüs nöbetini devralma sırası bize gelmiştir. Nöbeti almaya hazır mıyız? Bir kez daha Kudüs’ün işgalinin mahremiyetinin ihlalini, Filistinlilerin haklarının gaspını asla kabul etmeyeceğimizi ilan ediyoruz” diye konuştu.

“Mazlumların yanında yer almayan küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur” 

ABD’nin arabulucu değil taraf olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD büyükelçiliği taşıyarak arabulucu değil taraf olduğunu göstermiştir. Amerika sorun çözmeden yana değil sorun üretmekten yana ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler güvenlik konseyini tıkayan tek ülke ABD’dir. Birleşmiş Milletler genel kurulunun kararları ise 1947 yılından beri İsrail tarafından tanınmamaktadır. Kudüs konusunda alınacak karar elbette kimlerinin hangi safta durdurduğunu göstermesi bakımından önemlidir. İslam İşbirliği Teşkilatının Zirve dönem başkanı olarak üye ülkeleri toplantıya çağırdık. Son katliam bölgedeki durumun kağıt üzerinde kalan kararlara onlarla geçiştiremeyeceğini ortaya koymuştur. İsrail’in uyguladığı terörün durdurulmaması halinde dünya hiç kimsenin kendi güvende hissetmeyeceği bir noktaya doğru gidecektir. Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve gerek diğer uluslararası kurumlar tek tek devletler İsrail zulmüne karşı fiili duruş ortaya koymalarının zamanı geldi. Yenikapı meydanında bütün Müslümanları ve insanları bölgemizi ve dünyayı felakete sürükleyenlere karşı harekete geçmeye davet ediyorum. Mazlumların yanında yer almayan küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur. Ülkenin ve uluslararası kuruluşun kendini oyuncağı konumuna düşürmeyeceğine inanıyorum” diye konuştu.

“Amerika’ın İsrail konusunda attığı adımların bir gün dönüp onları vurması kaçınılmazdır” 

İsrail ve Amerikan halkını yönetimlerinin yaptığı uygulamalar karşısında seslerini yükseltmeye davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dinlerin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapan Kudüs’ü fanatik Siyonistlerin yerle yeksan etme niyetine karşı Müslüman’ıyla, Hristiyan’ıyla, sağduyulu Musevi’siyle hep birlikte mücadele edeceğiz. İsrail halkını, yönetimlerinin sürüklediği felakete karşı hareket geçemeye davet ediyoruz. Amerikan halkının bu uygulamaların anlamı konusunda yeteri kadar bilgilendirilmediğini düşünüyorum. Yönetimin terör örgütleri konusunda olduğu gibi terör devleti İsrail hususunda attığı adımların bir gün göre dönüp Amerika’yı da vurması kaçınılmazdır. Bu vesileyle Amerikan halkına yönetimin yanlışları konusunda seslerini yükseltmeleri çağrısın yapıyorum” dedi.

“İsrail’in en çok hedef aldığı ülkenin Türkiye, liderin ise şahsım olması doğru yolda olduğumuzu göstermektedir” 

Türkiye’nin somut adımlarla tavrını ortaya koyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye hem diplomatik kanallarla attığı somut adımlarla Kudüs meselesinde duruşunu gösterdi. Son gelişmelerin ardından tavrımızı açık bir şekilde ortaya koyduk. İsrail’in hedef aldığı ülkenin Türkiye, hedef aldığı liderini şahsım olması bu tavrın doğru olduğunu göstermektedir. Oradaki şahıs beni hedef alıyorsa ben doğru yoldayım. Biliyoruz ki galip olan ancak Allah’tır. İstediği kadar elinde nükleer silahı olsun, istediği kadar elinde kimse olmadığı silahlar olsun. Asıl olan rabbimin silahıdır. Onlar hangi tuzakları kurarsa kursunlar en büyük tuzak Allah’ın tuzağıdır. Biz bununla yürüyoruz. Ecdadımız gibi kutsal bildiğimiz değerler uğrunda gerektiğini canımız pahasına mücadele ederiz” şeklinde konuştu.

“Bu mücadelede öncülük etmekten şeref duyarım” 

Kudüs mücadelesinde öncülük etmekten şeref duyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“15 Temmuzdan Suriye operasyonuna kadar fiilen sergiledik. Kudüs aynı derecede önemli bir hadisedir. Bu mücadelede Müslümanlara öncülük etmekten şeref duyarım. İsrail’in yanlış adımları geri çevirene, masum kanların hesabını sorana kadar mücadelemiz sürecektir. Burada bir kez daha İsrail zulmüne karşı direnen Filistinli kardeşlerimize desteğimizi ifade ediyoruz. Müslümanları silkinişe, yeniden dirilişe, ayağa kalkmaya davet ediyoruz. İnsanlık herkes için büyük bir tehdit oluşturan saldırılarak haksızlıklara, şımarıklıklara karşı hareket çağırıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatını hemen İstanbul’a çağırdık. Sonuç bildirgesiyle bir karar alacağız. Vesileyle İslam İşbirliği Teşkilatı tüm ülkelerde başlatılacak olan Filistin yardım kampanyasına katılmaya davet ediyorum. Kudüs’ün esenliğe, Filistinlilerin özgürlüğüne, Filistin topraklarının bağımsızlık kazanacağı günler yakındır.”  

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmayla başladı. Toplantı kapsamında söz almak isteyen liderler konuşma yaptı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Bugün 70 yıllık bir soykırımın son noktalarını yaşıyoruz. Dünyanın gözyaşlarının önünde uluslararası topluluğu insan onurunu yıkarak ve aynı zamanda tüm küresel değerleri aşağılayarak tehdit ediyorlar. Bir taraftan yüzbinlerce masum en temel insan haklarından mahrum olarak yaşamaya mahkum ediliyor. Bu demokrasi adı altında ifade edilen bir uygulama. Batı ülkeleri ise işgal kuvvetlerinin işgalini gerekçelendirmeye çalışıyorlar. Bu konuda Amerikan idaresi büyükelçiliğini kutsal topraklara taşımaya karar veriyor ve taşıyor. Uluslararası kararları ihlal eden bu keyfi hareket Siyonist rejimin bir başka cinayeti daha işlemesinin sonucunu beraberinde getiriyor. Beyaz Saray bu anlamda uluslararası düzeni ihlal etmeyi herhangi bir şekilde utanmadan gerçekleştireceğini bize gösterdi. Büyükelçiliğini taşınmasında birkaç gün önce Amerikan Başkanı küresel güvenliği bir başka tehdit etti. Uluslararası anlaşmaların ihlal edilebileceğini bir kez daha gösterdi.

Çok taraflı nükleer anlaşmadan geri çekildiklerini ilan etti. Bu Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyinin desteklediği bir anlaşmaydı. Bu tek taraflı çekiliş, bunun yanında başka anlaşmalardan da çekilmenin yanı sıra özellikle yeni Amerikan idaresinin bize getirdiği tehdidin boyutlarını net bir biçimde ortaya koyuyor. Küresel anlamda barışa ve güvenliğe ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha görmüş olduk. Kara Pazartesi’de yaşanan direnç Filistin’deki yeni neslin kendi haklarının bilincinde olduğunu bize gösterdi. Hiçbir şekilde bun terk etmeyeceğini ve bununla ilgili pazarlık etmeyeceğini gösterdi. Bu nesil burada işgal kuvvetlerinin vahşi hareketlerine karşı direnebileceğimizi ayakta durabileceğimizi gösterdi. Bu bütün dünyaya günlerden sonra Müslüman İslam’ın doğuşunda düşmanlarına nasıl direndilerse Filistinlilerde aynı şekilde bu haklarını koruyabileceklerini, buna karşı direneceklerini gösterdiler. Bu direnç aynı zamanda bir ümit yeşertti. Şuanda Filistin’deki direnç oradaki kadınlara ve erkeklere ait değil. Aynı zamanda dünyanın her çapında özgürlük savaşçısı olan herkesin bilincinin uyandığını görüyoruz” dedi.

“SİYONİST REJİMİN KULLANDIĞI NÜKLEER SİLAHLARIN ULUSLARARASI BARIŞA TEHLİKE GETİRDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısıyla İslam dünyasının işgaller karşısında nasıl bir araya geldiğini ortaya koyulduğunu söyleyen İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “Burada Siyonist düşmanı bir kez ve son kez İslam dünyasının ve ümmetin işgallere karşı nasıl bir araya gelebileceğimizi gösteriyoruz. Bu anlamda bir direnç hareketini ortaya çıkartmak için bir araya geldik. Tekrar ve tekrar direnç mesajını tekrarladık. Siyonistler bu çerçevede başkalarının fısıltılarını baskı altına almış olmasalardı ve bunu güçlü bir şekilde korumaya çalışmış olmasaydık. Bu vahşi saldırıya karşı direnmeseydik. İsrail burada bir grup birleşmiş olduğunu anlamasaydı bu tür suçu özgürce gerçekleştiremezdi. Şu önerilerimi sunmak istiyorum. Birleşmiş Milletlerin özel bir oturum gerçekleştirmesini ve Amerika’nın almış olduğu yasadışı kararı Siyonist rejimin işlediği suçların burada değerlendirilmesini öneriyoruz. Uzmanlardan oluşan bir grup bir araya gelip yasal siyasi ve ekonomik uzmanların bir araya geldiği toplantıyla çözümlerin ortaya çıkarılabileceğini umut ediyoruz. Yeni yasadışı kararların alınmasını bu anlamda önlemiş oluruz. Uygun siyasi, ekonomik ve ticaret önlemlerinin alınmasını gerektiğini düşünüyoruz.

Müslüman hükümetlerin ve dünyanın özgürlükçü bütün hükümetlerin siyasi ve ekonomik ilişkilerini gözden geçirmesini öneriyoruz. Bütün bağlantılarını kesmesini öneriyoruz. Siyonist şirketlerin mallarına ve hizmetlerine yaptırım uygulanmasını öneriyoruz. Bu çerçevede Trump’ın almış olduğu yıkıcı kararında karşısında durmuş olacağız. Kolektif bir biçimde hareket edebilmemiz için insani yardım için mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Siyonist rejimin kullanmış olduğu nükleer silahın uluslararası barışa tehlike getirdiği düşünüyoruz. Özellikle Batı Asya bölgesinde bu bölgenin nükleer silahlardan arındırılmasının daha önce, İran tarafından önerilen bu teklifin gündemin ilk sıralarına taşınmasını ve İslam ülkelerinin bunu değerlendirmesini istiyoruz. Tek taraflı Ramazan ayının son Cuma Gününü Filistin halkının desteklenmesini ve İsrail’in işlediği suçlara yönelik bir gün olarak istiyoruz. Biz bu çerçevede birlikte hareket edebilirsek, birlikte faaliyet içinde olabilirsek, birlikte katkı da bulunabilirsek bölgeyi oluşturabiliriz. Gereksiz savaşlardan bölgemizi koruyabiliriz. Onlara karşı direnebiliriz. Engin ve hassas Ortadoğu’yu daha geniş anlamıyla bu bölgeyle özellikle dinlerin beşiği haline getirebilir ve bunu sürdürebiliriz” diye konuştu. 

Kabataş Erkek Lisesi’nde düzenlenen Öğretim Becerileri Konferansı’na Eğitimden Sorumlu İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Hamdi Usta, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, Tarabya İngiliz Okulları Kurucusu Mehmet Gültekin, Cambridge Avrupa Direktörü Peter Monteath, Cambridge, Öğretme ve Öğrenme Stratejileri Bölüm Başkanı Paul Ellis, Cambridge Üniversitesinden Dr. Andre Greeve, Cambridge Uluslararası Eğitimler Pazarlama Müdürü Zoe Neville, bazı eğitim STK’ların başkan ve yöneticileri, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi dahil olmak üzere Türkiye genelinden 300’ün üzerinde akademisyen ve öğretmen katıldı. 

Türkiye’de 5’incisi Tarabya İngiliz Okulları’nın paydaşlığında gerçekleştirilen bu konferansın temel hedefi; Türkiye’de Cambridge Uluslararası Programlarını uygulayan okulların yöneticileriyle öğretmenlerinin bir araya gelmesi, tecrübelerini paylaşmaları ve Cambridge Üniversitesi standartlarına göre eğitimde etkin öğretim becerileri kazandırılmasına yönelik sunum ve öğretmen eğitimleri olarak açıklandı.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci konuşmasına Tarabya İngiliz Okulları’na ve Cambridge Üniversitesi’ne bu başarılı organizasyon için teşekkür ederek başladı. Yelkenci, “Uluslararası eğitim programlarını ve tercübelerini Türk öğrencilerin ayağına getiren uluslararası okulların öneminin farkında olunması gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum” dedi. Yelkenci, “Kendi eğitimcilerimden de beklentim bu uluslararası deneyimlerden istifade ederek yeni kazanımlar ortaya çıkarmalarıdır” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Eğitimden Sorumlu İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Hamdi Usta konuşmasına Cambridge’den gelen konuklara konferans için hem kendi hem de İstanbul Valisi Vasip Şahin adına teşekkür ederek ve hoşgeldiniz diyerek başladı. Usta sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Bugün burada 200’ü aşkın okulda uluslararası program uygulayan okulun temsilcileri olduğunu biliyorum. Genç nüfusu iyi eğiterek gücümüzü artıracağımızı iyi biliyoruz. Yabancı dili öğrenebilmek ve onu kullanabilmek bu noktada çok önemli. Gençlerimizi dünya insanı olarak yetiştirmek zorundayız. Böylelikle dünya ile daha rahat rekabete girebileceğiz. Bu da bu okullardan yetişecek öğrenciler ile olacağını hepimiz biliyoruz.”

Konferansta bir sonraki konuşma Tarabya İngiliz Okulları’nın da bir parçası olduğu Horizon Group’un, Cambridge Uluslararası Eğitim Programlarının Türkiye’deki dağıtımcısı ve paydaşı olarak kurduğu Academic Union Enstitüsünün Başkan Yardımcısı Janet Williams-İpek tarafından gerçekleştirildi.

“Öğretim metodlarımızı daha fazla nasıl iyileştirebileceğimizi, sürekli olarak araştırmak, öğrencilerimizin gelecekten beklentilerini öngörerek, yakalayarak ve aynı zamanda mesleki gelişmemizi sürekli olarak devam ettirmek bizim öncelikli sorumluluğumuzdur” diye konuşan Başkan Yardımcısı İpek, “Cambridge Uluslararası Eğitimler biriminin dağıtıcısı/paydaşı olarak sunduğumuz müfredatın niteliğine olan güvenimiz, bu sorumluluğu yerine getirebilmemize yardımcı olmaktadır” şeklinde konuştu.

Cambridge Uluslararası Eğitimler Avrupa Bölge Müdürü Burcu Benderli seminerdeki konuşmasına günün organizasyonu için Tarabya İngiliz Okulları’na teşekkür ederek başladı ve devamında Cambridge Programlarını uygulayan okullar ve Türkiye’deki öğrenci sayıları ile ilgili bilgi verdi. Başladıkları noktadan bugüne gelindiğinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini ve daha fazla Türk öğrencinin uluslararası programlar ile eğitimler aldığını belirten Avrupa Bölge Müdürü hedeflerinin bu sayıyı her geçen yıl artırmak olduğunu dile getirdi.

Birçok konuda panel düzenlendi 

Gün boyu süren programın öğleden önceki oturumlarda ‘Öğrenmeyi Öğrenmek’, ‘Başarılı Eğitim Ortamı Oluşturmak İçin Gereklilikler’, ‘Öğrenmenin Beyindeki Gerçekleşme Süreci ve Bu Sürecin Öğrenme / Öğretme Yöntemlerine Etkisi’ konularında seminerler gerçekleştirildi.

Oturumun devamında sözü Cambridge Avrupa Bölgesel Direktörü Peter Monteath aldı. 8 bin olan uluslararası eğitim veren okul sayısının 2025 yılına kadar 20 bin olacağını kaydeden Peter Monteath, eğitim için ülke değiştiren öğrenci sayılarının da her yıl katlanarak arttığını dinleyicilerle paylaştı.

Akademik seminerler düzenlendi

Programın devamında konferans oturumları, akademik seminerler ile devam etti. İlk seminer Cambridge Uluslararası Eğitimler Öğretme ve Öğrenme Stratejileri Bölüm Başkanı Paul Ellis tarafından gerçekleştirildi. Başarı için en doğru şartların öncelikle yerine getirilmesi konusunda bir sunum gerçekleştiren Paul Ellis, ‘Başarıyı Nasıl Tanımlarsınız?’, ‘Başarının Önündeki Temel Engeller Nelerdir?’, ‘Başarının Şartlarını Nasıl Belirleriz’ gibi sorulara dünya genelinde nasıl cevaplar verildiğinden bahsetti.

Küresel, yerel, kişisel ve sosyal bağlamda başarının tanımlama ölçütlerinden bahseden Paul Ellis “Kişilerin başarılarının okul ve eğitimden daha çok sosyal hayata olan katkıları ile ölçülmesi gerektiğini dünyada başarılı diye tanımlanan insanların hayat hikayelerine baktığımızda daha iyi anlıyoruz” dedi.

Diğer bir panelde katılımcılar Cambridge Üniversitesi’nden Dr. Andrea Greve’nin ‘Beyin ve Okulda Öğrenme Hafızası’ adlı konuşmasını dinlediler. Beyin ve beynin anlama/öğrenme sürecine dair yapılan bilimsel araştırmalar üzerine konuşan Dr. Andrea, katılımcılara beynin öğrenmeye dair tüm safhalarını grafikler ve yapılmış bilimsel deneylerin sonuçları ile anlattı.

Öğleden sonra Tarabya İngiliz Okulları öğrencilerinin sahnede yer aldığı ve moderatörlüğüProf. Dr. Soner Yıldırım tarafından yapılan internaktif panel gerçekleşti. Öğrenciler, Cambridge Uluslararası Eğitim Programı ile ilgili tecrübelerini, görüşlerini ve yorumlarını paylaşarak kendilerinin Türkiye ve dünya üniversitelerindeki eğitim ve iş hayatına nasıl hazırladığını tartıştılar. İzleyicilerin büyük beğenisi kazanan bu seminer Tarabya İngiliz Okulları öğrencilerinin aldıkları uluslararası eğitimler ile kazandıkları özgüven ve kazanımlarını bir profesör eşliğinde müzakere ederek gösterdiler. Bu bölümde salondaki izleyiciler öğrencilerin hem akademik hem dil becelerinin ne kadar ileri seviyede olduğunu gözlemlediler. İzleyiciler, İnternaktif olarak panele katılarak öğrencilere sorularını yöneltikten sonra da övgülerini sundular.

Programın sonunda, Cambridge Uluslararası Programlarını sunmak için akredite olmuş okulların tecrübeli öğretmenleri fizik, matematik ve diğer Cambridge programlarının kapsadığı konularda programın aday okullarına ve kayıtlı okullarının öğretmenlerine eğitim vererek, uzmanlıklarını ve detayları paylaştılar.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Fatih Yenikapı Miting Alanı’nda gerçekleştirilecek olan, Kudüs Buluşma Programı nedeniyle 18 Mayıs günü İstanbul’da bazı yollar trafiğe kapatılacak. Etkinlik bitimine kadar trafiğe kapatılacak olan yollar nedeniyle vatandaşlar alternatif güzergahlara yönlendirilecek.

Kapatılacak yollar

18 Mayıs sabah 09.00 itibariyle Atatürk Bulvarı’ndan gelip Unkapanı Köprüsü’nden Sirkeci’ye katılım, Taksim istikametinden gelip Unkapanı Köprüsü’nden Sirkeci’ye katılım, Balat sahil Abdul Ezel Paşa Caddesi’nden gelen akım Unkapanı Köprüsü altından Sirkeci istikametine, Ragıp Gümüş Pala Caddesi, Reşadiye Caddesi, Hamidiye kavşaktan Sirkeci Meydanı istikamet, Sirkeci sahil Kennedy Caddesi; Sarayburnu Çatladıkapı, Kumkapı, Yenikapı, Yedikule Demirhane Caddesi Zeytinburnu ek hizmet binası sahil kuzeye katılım arası çıkan tüm yollar, tüm cadde ve sokaklar, Edirnekapı, Millet Caddesi, Cevizlibağ’dan Topkapı Tünele 10. Yıl Caddesi katılım ve 10. Yıl Caddesi Genç Osman Caddesi Sahil Kenedy Caddesi’ne kadar gidişli gelişli ve bu caddeye çıkan tüm cadde ve sokaklar, Avrasya Tünel çift yönlü olarak, Zeytinburnu Demirhane Caddesi’nden Kazlıçeşme otopark alanı onuncu yıl istikameti ve Demirhane Caddesi’ne çıkan tüm cadde ve sokaklar, Bakırköy Sahil Kenedy Caddesi Ekrem Kurt Bulvarı Taşhanlar Varyan ile Galata Köprü arası gidiş ve geliş istikametleri trafiğe kapatılacak.
Ayrıca, 18 Mayıs günü saat 12.00 itibari ise Sirkeci’den Galata Köprüsü’ne Karaköy istikametine gidiş, Unkapanı Köprüsü’nden Cemil Birsel Ragıp Gümüşpala, Galataya Karaköy istikametine gidiş, Karaköy’den Galata Köprüsü Sirkeci istikametine gidiş yolları kapatılacak.

Alternatif güzergâhlar D-100 kuzey – güney yol, Havuzlu kavşak – Atatürk Havalimanı Caddesi – Basın Ekspres Yolu, Ataköy sahil – Adnan Kahveci Bulvarı, Ataköy Sahil Strazburg Caddesi – Ataköy Bulvarı, Bakırköy Taşhanlar Köprü -Ekrem Kurt Bulvarı, Vatan Caddesi, Millet Caddesi, Balat Sahil – Atatürk Bulvarı olacak.  

İstanbul’da başarılı operasyonlara imza atan Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı Sokak Suçlarıyla Mücadele Büro Amirliği narkotimleri, uzun süredir peşinde olduğu ve genellikle Arapların gittiği gece kulüplerinde torbacılık yaptığı öğrenilen Suriye uyruklu Adel O.’nun Şişli Harbiye’de bir dairede olduğunu belirledi. Ekipler günler süren fiziki ve teknik takip sonucu hazırlıklarını tamamlamasının ardından operasyon için düğmeye bastı. Harekete geçen ekipler, geçtiğimiz Perşembe günü saat 08.30 sıralarında Harbiye Çayırı Sokak üzerindeki bir binanın bodrum katına baskın düzenledi. Baskında aranan şahsı kıskıvrak yakalayan tim, evdeki diğer Fas uyruklu 3 şüpheli kadını da gözaltına aldı. Operasyon anı ise polis kamerasına saniye saniye yansıdı.

Uyuşturucu haplar duvarın içinden çıktı 

Şüphelilerin gözaltına alınmasının ardından arama yapan ekipler, dairenin her yanını didik didik kontrol etti. Evin yatak odasında yapılan aramada duvarın oyulduğunu gören tim, içerisine baktığında poşet içerisinde çok sayıda uyuşturucu hap ele geçirdi. Aramalara devam eden ekipler, uyuşturucuyu satışa hazır hale getirmek için kullanılan vakum ve plastik ambalaj makinesi ile uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen çok miktarda paraya da el koydu. 

Gözaltına alınan şahıslar götürüldükleri şubede ifadelerinin alınmasının ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan şüphelilerden torbacı Adel O. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, diğer 3 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.  

Doğan Can Cesur
 

Hava Harp Okulu’nda akademik eğitim-öğretim döneminin kapanışı, geleneksel olarak düzenlenen Genç Kartallar Haftası ile yapılıyor. Hafta nedeniyle Türk Hava Kuvvetleri’nin gösteri uçağı SoloTürk, etkinliğe katılan binlerce İstanbulluya gösteri sundu. SoloTürk uçağının alçak uçuşu sırasında büyük heyecan yaşandı. Uçakların uçuşu sırasında binlerce vatandaş cep telefonuyla çekim yaptı. Etkinliğin ana sponsorluğunu SBK Holding üstlendi.
“Bu organizasyona sponsor olmak bizim için bizim için onurdur” diyen SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Baran Korkmaz, “15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden sonra bizi üzenlerden biri de yetiştirilen pilotların vatandaşı bombalamasıydı. O pilotlar, görevden alındıktan sonra yerleri nasıl doldurulacak diye düşünülüyordu. Pilotlar kolay yetişmiyor. Bugün şunu gördük; bu ülkede o kadar kahraman pilot var ki, onların yerini hemen doldurduklarını gördük. Onlardan çok daha iyi pilotların yetiştiğini gördük. Havacılıkla biraz ilgileniyorum. Bu zaman kadar birçok gösteri izledim. Ama SoloTürk gösterisi gibisini daha önce görmedim. 15 Temmuz’dan sonra yapılan ilk organizasyon. Biz de bunu layıkıyla yapmak istedik. Sanatçılar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı ve burada bulunan birçok şirket destek verdi” şeklinde konuştu. 

Etkinliğe katılımı değerlendiren Korkmaz, “İğne atacak yer yoktu. Yaklaşık 23 bin kişi tespit edilen insan sayısı. Trafik çok yoğundur. Trafik problem olmasaydı daha fazla insan yetişebilirdi. Bu kadar kalabalığı biz de beklemiyorduk. Bu kalabalığın asıl sebebi; herkesin kahraman pilotları merak etmesiydi. Halkımıza böyle yürekten katıldıkları için sonsuz teşekkür ediyorum. Ülkemiz, bu pilot arkadaşlarımıza güvensinler. Pilotlarımızın, göklerin krallığını ve kartallığını kimseye bırakacağını düşünmüyorum. Göklerin emin olduğunu gördüm. Bunu herkese gösterdiler” diye konuştu. 

Etkinlikte ünlü şarkıcı Murat Dalkılıç sahne alarak, etkinliğe katılan vatandaşları eğlenceye doyurdu.  

Adem Gürer – Murat Ergin