AK Parti Bursa 5’inci İl Gençlik Kolları Kongresi Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı. Kongreye çok sayıda partili katılırken, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu gençlere seslendi. Çavuşoğlu, AK Parti’nin diğer partilerden farklı olduğunu dile getirerek, 24 Haziran’da yapılacak olan seçimlerde Bursa’da güzel başarılar göreceklerini ifade etti. Kongrelerin tamamlandığına dikkat çeken Çavuşoğlu, “Bugün Bursa’mızda kongreler sürecini tamamlamış olacağız. Heyecanlı bir şekilde sahaya inerek önümüzdeki süreçte daha da sıcak temaslar kuracağız. 24 Haziran Türkiye açısından nelere kapı araladığını vatandaşlarımıza anlatmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’nin önemli bir sürecin arifesinde olduğunu anlatan Çavuşoğlu, “Türkiye bugün hedeflerine yol alacağının başlangıç noktasındadır. Referandumda elde ettiğimiz başarıyı taçlandıracağımız tarihin adıdır 24 Haziran. Diğer siyasi partilere göz attığımız da bu süreç bizim için ne kadar önemli olduğu açıktır. Yük bizim omzumuzdadır. Son günlerde izliyorsunuz seçim kararı alındı. Hazırlıklı olarak yola çıkan kim var? AK Parti ve Cumhur İttifakı var. Seçime güvenmeyen, tereddütleri olan önümüzdeki siyasi partiler aday gösterme durumuyla karşı karşıya kalamadılar. CHP bugün kendince bir mücadele veriyor. Neyin mücadelesini veriyor? Mücadele verdiği yegane şey ben bu ülkeyi yönetmek için ortaya çıktım demek değil, kendini koymak adına verilen bir mücadele değil, Türkiye’ye şaha kaldıran Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmek için bir mücadele veriyor” diye konuştu.

“BUNLARIN HEDEFİ CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I İTİBARSIZLAŞTIRMAKTIR”

24 Haziran seçimleri için parti meclisi ile görüştükten sonra karar vereceklerini açıklayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenen Çavuşoğlu, “Parti Meclisinde adaylarının kararını vereceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez lafından hiçbir şeyden nefret etmiyorum bu laftan nefret ettiğim kadar’ diyenlerin yer aldığı bir Parti Meclisinden söz ediyor. Teröristlerin cenazelerine giderek gözyaşı dökenlerin Parti Meclisinden bahsediyor. Bunların tamamen hedefi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı millet nezdinde itibarsızlaştırmaktır. Kılıçdaroğlu’nun tek düşüncesi var bu aralar. Nasıl olur da 9. kez yenilmekten kurtulurum. Bir konu mankeni bulur onun yenilmesini sağlarım düşüncesi içindedir. Türkiye son yıllarda kazandığı hızla gösterdiği performansla yapmış olduğu yatırımlarla çok önemli mesafeler kat etti. 24 Haziran seçimlerinde bunları taçlandıracağız. Yönetim değişikliği ile Türkiye’de istikrarsız dönemleri sona erdireceğiz” dedi.

Seçilme yaşını 18’e indirdiklerini anlatan Çavuşoğlu, “Şimdi o kardeşlerimizin iradesini almak üzere onlardan oy isteyeceksiniz. Bu kardeşlerimiz bu kadar alaydan, itibarsızlaştıran kadrolara oy vermez. Kendisine inanmayan, güvenmeye, alay eden, 18 yaşında gençlerden milletvekili mi olur diyenlerin bu kardeşlerimizden oy istemeye hakkı yoktur. 18 yaşında bir kardeşimiz bu ülkede milletvekili, belediye başkanı olabilir. Bizim gençliğimizin donanımı ve Türkiye sevdası buna yeter de artar. 18 yaşında gençlerin seçilmesinin önünü kapatmak için adeta kendini paralayan Kılıçdaroğlu’na bu ülkenin tüm 18 yaşında gençleri 24 Haziran’da cevap verecektir” dedi.

CHP’nin Çanakkale’de yaptığı ‘Adalet Kurultayı’nı da eleştiren Çavuşoğlu “15 Temmuz’da 15 yaşında gençler şehadet şerbeti içerken, onlar güya adalet kurultayı yapmak için davulla zurna ile Çanakkale şehitlerimizin üstünde tepindiler. Bunların bu millete olan aidiyet duygusu yok. Hendek, çukur siyasetinin yaşandığı dönemde 2015 Haziran – Temmuz’unun yaşandığı dönemde ülkeyi savaş alanına döndüren teröristlerin olduğu süreçte bu Kılıçdaroğlu vekillerinden bir heyet oluşturarak o bölgede gerçekleri de perdeleyerek bir rapor hazırlattı. Milletimizin gözünden kaçırarak Türkiye’nin orada kardeşlerimize katliam yapıldığı yazacak kadar Türkiye’ye ait olmayan siyasi parti görünümü verdi” ifadelerini kullandı.
AK Parti Bursa Gençlik Kolları mevcut başkanı Tarık Köse tek liste ile girdiği seçimlerde tekrar başkanlık görevine getirildi.

Samet Doğru – Hakan Gönül

AK Parti Sözcüsü Ünal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sosyal medya hesabı twitter üzerinden cevap verdi. Ünal, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalara ilişkin şunları söyledi: 

“Kemal Kılıçdaroğlu bugün partisinin grup toplantısında bize çağrıda bulunmuş. Kendisine cevabımızdır. Biz 17-25 Aralık’tan sonra bu sivil toplum örgütü görünümlü illegal yapının paralel devlet yapılanması olduğunu söyledik ve bunlara karşı her türlü mücadeleyi verdik, veriyoruz. Biz, ülkemizi bu teröristlerden temizlerken sen ve arkadaşların FETÖ’nün bankalarında hesap açıp finans kuruluşlarına canlı kalkan oluyordunuz. Biz bu işgalcilerle savaşırken sen ve arkadaşların ‘elinizde delil mi var’ diyerek bu hain yapının medya kuruluşları önünde canlı kalkan görevi görüyordunuz. Sen 15 Temmuz gecesi FETÖ’cülerin nezaretinde havaalanından kontrollü bir şekilde kaçtın ve belediye başkanının evinde oturma eylemi yaparak iktidar hayalleri kurdun. Nihayet sandıkta yenemediğini darbeciler başarıyordu. Ama umduğun gibi olmadı. Biz iç temizliğimizi 15 Temmuz’dan üç yıl önce tamamladık, sen ve arkadaşların 17/25 Aralık’tan sonra FETÖ’nün kayığına bindiniz, ‘delil var mı delil’ diye bağırıyordunuz. Zaten 15 Temmuz’a da inanmadınız. Sizin için ne FETÖ ne PYD bir terör örgütü değil deliliniz olmadığı için. Yani kısaca biz bu yapının bir suç örgütü olduğu ortaya çıktığı gün savaşmaya başladık, siz kol kola girdiniz. Ayrıca kulağı var duymaz, dili var hakikati konuşmaz diye boşa demiyoruz. 2014’te bir televizyon programında ‘20 yıl önce ceberut devlet anlayışının dindarlara uyguladığı baskı ortamında dini grup görünümlü bu yapı kendini gizlemiştir’ mealinde yaptığımız analizi kırpıp servis yapıyorsun. Kasetle gelmek, kasetcilik böyle bir şey.”  

Avukat Mehmet Savruk, yazılı açıklamasında, “Bilindiği gibi, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 20 Mart 2018 tarihli partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasında, AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın açıklamalarından yola çıkarak, “FETÖ davası nedeniyle parası olan dayısı olan serbest kalıyor. Arada bir, birilerinin, demek ki vicdanı rahat etmiyor. Şamil Tayyar diyor ki, Gaziantep de çok ciddi FETÖ Borsası var. Git Kayseri’ye de bak. Kayseri’de de var. Sanki biz bilmiyor muyuz? Elitaş’a sorun, kimi nasıl çıkardı? Milyon dolarlar dönüyor” şeklinde sözler sarf etmiştir. 

Açıktır ki Genel Başkan, bu sözleri ile Sayın Mustafa Elitaş’ın Kayseri’de FETÖ Borsası kurduğunu, FETÖ adıyla anılan, demokratik hukuk devletinin özelliklerini kaldırmak ve devleti ele geçirmek amacı ile tesis edilmiş, en geniş, en büyük katılımlı, silahlı ve kanlı terör örgütüne bir şekilde bulaşmış, bu nedenle soruşturma geçiren bazı varlıklı iş adamlarını Kayseri’ de milyon dolarlar karşılığında serbest bıraktırdığını iddia etmiştir” ifadesinde bulundu. 

Savruk, “Müvekkilim sayın Mustafa Elitaş’a atfedilen eylem, ahlak ve yasa kuralları karşısında çok ağır ve tahammülü gayri kabil olup, aynı zamanda suç teşkil etmektedir. Kuşkusuz ki CHP Genel Başkanına ait olan bu açıklamalar, aynı zamanda yargı gücünün otoritesini ve tarafsızlığını etkileyebilecek bir davranış biçimini bünyesinde taşır. 

Genel Başkanın iddiasına göre, Elitaş, hakkında FETÖ davası ile soruşturma başlatılmış birçok şahıslardan milyon dolarlar alarak kendisine haksız ve hukuka aykırı, büyük ölçülerde çıkar temin etmiştir. Veya yine iddiaya göre, Elitaş, Kayseri’de ‘aracılar sayesinde alıcı ve satıcının karşılaştığı bir pazar’ olarak tanımlanan borsayı kurmuş, ‘FETÖ Borsası’ olarak nitelenen bu borsada, Elitaş, adalet dağıtmakla meşgul, gece gündüz demeden büyük bir özveri ile çalışan hakim ve savcılarımız ile soruşturma geçiren şahıslar arasında rüşvet sözleşmesinde aracılık etmiştir” ifadesinde bulundu. 

Savruk, açıklamasına şu şekilde devam etti: 

“O kadar ki Genel Başkanın bu açıklamalarına göre, yargı organları, hakimler, savcılar aldıkları rüşvet karşılığı ve kaldıkları baskı sonucu varlık sahibi şüphelilerin ‘salıverilmesi’ yönünde karar vermişlerdir.
Genel Başkanın bu sözlerini bir başka şekilde yorumlamak veya açıklamak mümkün değildir. Sayın Genel Başkan, bu sözleri ile, siyasi bir çıkar uğruna, Elitaş ile birlikte. dürüst, canla başla görevini yapan hakim ve savcılarımızı da, geçirmekte olduğumuz böylesi bir dönemde töhmet altında bırakmış, böylece onların da kişilik haklarına ağır saldırılarda bulunmuştur. 

Takdir edilecektir ki ‘Hukuka güvenin bittiği yerde devlet’ de biter. Onun içindir ki, Cumhuriyetimizin kurucusu Kemal Atatürk’ün ‘Adalet mülkün temelidir’ sözü, adliyelerdeki bütün duruşma salonlarında yer alır. Siyasi çıkar sağlama amacına yönelik sayın Genel Başkanın bu açıklamaları toplumda korku, panik ve büyük bir endişe kaynağı olabilecek, Devletimizi zaafa uğratabilecek niteliktedir. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olan bir şahsın böyle bir beyanda bulunmaya hiçbir zaman hakkı yoktur ve olmamalıdır. 

CHP Genel Başkanına ait olan bu iddialar, müvekkilim ki, hain darbe teşebbüsünün yapıldığı 15 Temmuz akşamı Cumhurbaşkanımızın çağrısı ve Başbakanımızın talimatı ile daha ilk saatlerde Kayseri’de canını hiçe sayarak milli irade ve demokrasiye sahip çıkmak için sokağa koşan Elitaş’ın kişilik haklarına da ağır bir saldırı teşkil etmektedir. Bu nedenle, tarafımızdan, Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 2018/ 249 E. ayılı dosya ile 100 bin TL’lik manevi tazminat davası ikame edilmiştir.
Dava konusu açıklamalar ile yasama ve yargı erki temsilcilerinin büyük bir zan altında bırakıldığı ve adalete olan güveni ortadan kaldırabileceği, böylece toplumumuzda telafisi ve tamiri mümkün olmayan yaralar açabileceği düşünülerek manevi tazminata ek olarak Türk Borçlar Kanunu 58. Maddesi uyarınca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kınanmasına ve kınama kararının ülke genelinde yayın yapan tirajı yüz binden az olmayan üç ayrı gazetede, masrafı davalıya ait olmak üzere yayınlanmasına da karar verilmesi talep edilmiştir”.  

İçişleri Bakanı Soylu, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 5. kuruluş yıl dönümü nedeniyle düzenlenen programa katıldı. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen toplantıda konuşma yapan Soylu, göç meselesinde başarısız olunan bir konunun olduğuna dikkat çekerek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, dün partisinin grup toplantısındaki konuşmasında göç idaresindeki yabancılarla ilgili bazı bilgilerin istihbarat kurumlarına verilmediği yönündeki iddialarını değerlendiren Soylu, “Bazı kafaları bu başarıyla gurur duymaya ikna edemiyoruz, bazı kafaları bu başarıyı baltalamaya, karalamaya çalışmaktan maalesef bir türlü alıkoyamıyoruz. Bu kafaları göç gibi bir dram olayını siyaset malzemesi olarak kullanmaya çalışmaktan bir türlü alıkoyamıyoruz. Dün, Ana Muhalefet Partisinin lideri, Meclis grup toplantısında Göç İdaresi ile ilgili garip ithamlarda bulundu. Vicdan, insanlık hadisesinden siyaset çıkmaz. Ana Muhalefet Partisi ve lideri, ocağımıza düşmüş insanları neredeyse aylardır taciz ederek, Türkiye’nin, bütün dünyanın ayakta alkışlayarak hak ettiği başarıyla, övgüyü yerle yeksan etmeye çalışmaktadır. Bu çok ayıptır. Zulüm sadece insanlara yapılmaz. Zulüm, tarihe, olaylara ve medeniyete de yapılır. Dünkü konuşmasını dinledim ve neye itiraz ettiğini anlamak için konuşmasının o bölümünü birkaç kez dinlemek zorunda kaldım. Eline tutuşturulan her kağıdın okunması, içine girmeden, anlamadan, cehaletle değerlendirme yapmak çok büyük yanlış.

O konuşmayla, yapılanları kıyasladığımızda büyük bir boşluk ortaya çıkıyor. Bir siyasi partinin genel başkanı kendisine de, kendi partisinin tabanına da, vatandaşımıza da bu haksızlığı yapmamalı. Buralar sorumluluk yerleridir. Acaba bizim bir yerde eksikliğimiz mi var, muhalefet bizi gerçekten yanlış bir konuda uyarıyor mu diye birkaç kez dinledim. Ancak sözlerinde iyi niyetli ve doğru bilgiyi içeren bir bilgiye rastlamak mümkün olmadı. Ana Muhalefet lideri, ikamet izinlerinin emniyetten alınıp, Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne devrini eleştirmektedir. Oysa bahsettiği devir işlemini içeren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Meclis’te CHP’nin desteği ile geçmiştir ve tek bir ret oyu bile verilmedi. Kabul oyu verdiler. Tutanaklarda da bu son derece açık ve mevcuttur. CHP grubu adına konuşan milletvekilleri, bu yasayı bizde alt komisyonda görüştüğümüz zaman ortak kararla çıkarttık dediler. Şimdi aynı zihniyet dönüyor ve bizi suçluyor. Suçladığı konu ne? Yabancılara ikamet izni verilirken Göç İdaresinin, emniyetle istihbarat paylaşmadığı. İnanın anlamakta zorluk çekiyorum. Burası bir istihbarat kurumu değil ki. Emniyet, jandarma ve istihbarat teşkilatları göç idaresine kendi verdiği istihbarat bilgisini neden tekrar geri istesin. Beyefendi zannediyor ki; kendi genel müdürlüğü zamanındaki bir Türkiye var. Bütün sistemin tıkır tıkır işlediği, sistemin birbiriyle entegre olduğu, bilişimin en üst seviyede kullanıldığı yepyeni bir sistem içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

“Bu ithamlara cevap verirken asıl iftirayı kaçırmamak lazım” diyerek sözlerini sürdüren Soylu, “Bunun arasına bir şey daha sıkıştırılarak şu söyleniyor: Aslında, Kılıçdaroğlu dünkü konuşmasında hükümetin bir terör örgütünü korumaya çalıştığını, buradaki pırıl pırıl insanların bu işlemleri yaparken emniyetten ikamet izni belgesini alıp göç idaresine, yani bütün dünyanın üzerinde ittifak ettiği, muhatap aldığı bir idarenin emniyetine bunu sağlarken bizler teröristleri korumak için bütün bunları gerçekleştirdik. Aslında 6458’e onay verirken onlarda teröristleri korumak için buna onay vermişler. Havamda olsam çok güzel şeyler söyleyeceğim de, burada kastettiği adres nettir. Türkiye’nin eşzamanlı olarak PKK, FETÖ, DEAŞ, DHKP-C ile mücadele ettiği bir dönemde ve ilginçtir; Türkiye, PKK ile mücadelesini ne zaman şiddetlendirse maalesef Ana Muhalefet Partisi, hükümetimizi bir terör örgütü ile yan yana göstermeye çalışan söylemlerle ortaya çıkmaktadır. Burada yapılmak istenen, Türkiye’nin PKK ve aşırı Sol örgütlerle mücadelesini sulandırmaktır. Ana Muhalefet lideri boşuna uğraşmasın. Onun yaptığı hatayı biz yapmayız. Hiçbir terör örgütü ile aynı çizgiye gelmedik, bundan sonrada gelmeyiz. Bu kadar temiz bir işi böyle bir kılıf içerisinde sunmak kelimenin tam anlamıyla aymazlıktır” açıklamasında bulundu.

İlker Turak

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Pendik Çınardere’deki gecekondulara tapu dağıtacağını söyledi. Yapılan konuşmanın ardından Pendik Belediyesi’nden söz konusu gecekondularla ilgili yazılı açıklama yapıldı. 

Yapılan açıklamada, “Çınardere Mahallesi Ayazma Caddesi kuzeyinde bulunan ve Keltepe diye bilinen bölge toplam 194 dönüm bir alana sahiptir. Bölgenin içerisinde toplam 372 adet gecekondu bulunmakta olup, bunların 2694 ada 155 parsel içerisinde kalan 143 tanesi eski tapu tahsislidir. Geri kalan 229 adet 1984-1994 SHP döneminde yapılan gecekondulardır. Söz konusu bölge, 1987 yılında yapılan imar planlarına kadar hep rekreasyon alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak planlanmış olup, tapu tahsis belgelerinin verildiği tarihte de bölgenin donatı alanı olması nedeniyle tapu tahsis belgeleri Milli Emlak Müdürlüğü tarafından iptal edilmiştir. 1987 yılında ve 2008 yılında yapılan imar planları ile 36 dönümlük bir kısmı konut alanı olarak planlanmıştır. Bu alan tüm gecekonduların sorununun çözemeyecek olması nedeniyle 2011 yılında yapılan Nazım İmar Planı ile bölgenin tamamı yani 194 dönüm alan yeniden günübirlik tesis alanı, dini tesis alanı, park alanı, otopark alanı, açık-kapalı spor tesis alanı ve yol alanı olarak planlanmıştır. 158 dönümlük alan tüm planlarda rekreasyon alanı olarak planlanmıştır. Söz konusu 194 dönümlük bölgenin bir kısmının konut alanı olarak planlanması durumunda sadece 148 gecekonduya arsa tahsis edilebilecek olup, kalan 224 gecekondu sahibine gerek mevzuat gereği gerekse yine imar planı uyarınca daire tahsis edilmesi yasa gereği zorunluluktur. Bazılarına daire, bazılarına da arsa verilmesinin adaletsiz bir uygulama olacağı da malumdur” denildi. 

“Burada bulunan gecekonduların tamamı için Yayalar Mahallesi’nde İBB tarafından konut projesi yapılmış olup, son bir yıldır da bu bölgede bulunan gecekondulara tahsis edilmek üzere bekletilmektedir” diye devam eden açıklamada, “Bu bölgedeki hak sahiplerinin tercihi ile başvurmak suretiyle tahsisi planlanmış ancak bugüne kadar başvurmamışlardır. Belediyemizce herhangi bir zorlama ve yıkım yapılmamıştır. Çınardere’deki gecekondulardan çoğu her halükarda daire tahsis edilerek çözüme kavuşturulacak nitelikte olmasından dolayı mevcut muhitlerine yakın nitelikli dairelerin İBB tarafından tahsisi hak sahipleri açısından avantajdır. Ayrıca bölgede bulunan ve eski tapu tahsisli gecekonduların üzerinde olduğu 2694 ada 155 parselde mülkiyet davası bulunmakta olup halen sonuçlanmamıştır. Bu nedenle de bu parselden arsa tahsis etmek hukuken mümkün değildir. Pendik Belediyesi 2009’dan bu yana 7 binden fazla gecekondunun problemi kısmen arsa tahsisi, kısmen daire tahsisi ile çözüme kavuşturmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi anlayışı 1989-1994 yılları arası Pendik’i yönetirken, 10 bine yakın gecekondu ve kaçak yapılaşmadan başka bir şey yapmamıştır. Gecekondu meselesinin siyasi istismarının, yanlış yönlendirme ve bilgilendirmenin hak sahiplerinin yararına olmayacağı aşikardır. Pendik Belediyesi olarak yasal çerçevede problemin çözümü için çalışmaktayız. Hak sahipleri için avantajlı teklifimiz vardır, ancak iddia edildiği gibi; zorla evden çıkarma ve yıkım, yalandır. İftiradır. Pendik halkı hukuk ve hakkaniyetten yanadır. Siyasi istismarcılara bugüne kadar prim vermemiş ve her daim sağduyu galip olmuştur” ifadelerine yer verildi.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Aydın İl Teşkilatı 6. Olağan Genel Kurulunda partililere hitap etti.

Aydın’ın halk oylamasındaki oy oranıyla Türkiye ortalamasının çok gerisinde kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu bizi çok üzdü. Çünkü Aydın, Türkiye’de demokrasinin başkentidir. 16 Nisan sonrasında, Aydın’ın insanlarına kendimizi yeteri kadar anlatamadığımızın farkına vardık. Şimdi bu kongremizle yeni bir süreci başlatıyoruz. Aydın’da çalmadık kapı bırakmayacağız. Buradaki coşkuyu Mart ayında belediye başkanlığı ve Kasım ayındaki milletvekilliği ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar sürdürmenizi istiyorum. Aydın, Milli Mücadele döneminden bu yana kadar hep demokrasiden yana olmuştur. Aydınlıların Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimizin anısına halen CHP’ye destek verdiklerini görüyoruz. Buradan Aydınlı kardeşlerimize seslenmek istiyorum. Sizin aklınızdaki CHP ile şimdiki CHP arasında hiçbir alaka yok. Bugünün CHP’si ikinci Kurtuluş Savaşı olarak gördüğümüz mücadeleye alenen ihanet eden, ülkemizin ve milletimizin aleyhine hareket edenlerin değirmenine su taşıyan bir yapıya dönüşmüştür. Bölücü örgütün Meclis’teki başı olan zat ile ‘Birlikte iyi salladık’ diyen bir CHP yönetimi var. Bu CHP ile Aydınlı kardeşlerimizin hayalindeki CHP arasında hiçbir bağlantı olamaz. Reyhanlı ziyaretimiz sonrasında yaptığı açıklamasında sanatçılarımıza ‘yanlış yerde yer aldınız’ diyor. Ona göre sanatçılarımız teröristlerin yanında yer almalı. Atatürk’ün kurduğu partinin ne hale geldiğini görüyor musunuz? Ey CHP, bak biz cumhuriyetin 100’üncü yaşına hazırlık yapıyoruz. Sen ne yaptın, hendek kazanlara yardım ettin. CHP’lilere, ‘cumhuriyetimizin geleceği için ne yapmayı düşünüyorsunuz? diye sorun. Emin olun verecek cevapları yok. Bunlar hayatları boyunca oldukları gibi dikene su vermişlerdir, dikene su vermeye de devam ediyorlar. FETÖ’ye ve teröre destek vermek adalet değildir” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’na “çukur” eleştirisi 

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Meclis grubunda yaptığı konuşmayı eleştiren Erdoğan, “Salı günü yaptığı konuşmasında öyle ahlaksız ve terbiyesizce şahsıma hakaret etti ki; inanın bana ben onun seviyesine inmeyi kendime zül kabul ederim. Üstat Necip Fazıl, böylelerine alçak demezdi. Üstat böylelerini için ‘çukur’ diye tabir kullanıyor. Çünkü alçaklık bir seviyedir ama çukurun bir tabiri yok. İşte bu kişi çukurun ta kendisidir. Bu zat kanalizasyon çukurunun içerisinde debeleniyor. Her türlü kelimeyi kullanabilirim sanıyor. Kendisinin sadece ahlak ve onurla değil, siyaset ve bilgiyle de alakası olmayan sözlerini sala kabul emiyorum. Her kelimesini benimle bitiriyor. ‘Onları uyutmayacağım’ diyor. Biz günün 24 saati, haftanın 7 günü ve yılın 365 gününü milletimiz için durmadan çalışıyoruz. Asıl sen dalalet uykusundan uyanmaya bak. Bunların hepsini bir yana bırakabiliriz ama ülkemiz ve milletimizin çıkarları olunca susamayız” ifadelerini kaydetti.

“Biz tek kale oynuyoruz” 

Kılıçdaroğlu’nun söylemleriyle ülkesine ve milletine zarar verdiğini öne süren Erdoğan, “SSK’ya genel müdür oldu, SSK’yı ne hale getirdi, hepiniz biliyorsunuz; rezalet. Çocuklarının evini nasıl aldığını konusunda hesap veremeyip, yakasına yapışan bir gazeteciye evi üç kuruşa satmaya kalkana bu millet ülkenin ekonomisini teslim etmez. İş bilenin, kılıç kuşananındır. 15 yıldır milletimiz için çalıştık. Muhalefetteyken ‘benim adım Kemal’ deyip boş lafla peynir gemisi yürütülebilir ama iktidarda bu olmaz. Bunlarda bu feraset yok. Tıpkı boş çuval gibi bıraktığınız yere yığılıveriyor diyeceğim ama içi boş da değil. Bu çuvalın için cüruf dolu cüruf. Kin dolu, nefret dolu ve ihanet dolu. Testinin içinde ne varsa, dışına da çok sızar. Dünya Türkiye’nin büyüme oranlarından söz ederken, şimdi bu konuşurken eline yüzüne bulaştırıyor. Büyüme oranının nasıl hesaplandığını bile bilmeyene, bu millet ülkeyi teslim etmez. Ama hakkını yememek lazım. Bunca seçim kaybetti ama partisinin tüm kongrelerini kazanmıştır. CHP’li kardeşlerimize sesleniyorum; bu kadar başarısız biriyle nereye kadar gideceksiniz. Ya kurtulun bundan. Bundan kurtulun da demokrasi ve Türkiye şenlensin. Ya biz tek kale oynuyoruz. Türkiye ile hangi ülke ve terör örgütü arasında mücadele varsa hemen tarafını belli ediyor. Pusulasını iyice kaybetti. Böyle bir şey olur mu? Ne işin var senin terör örgütünü yanında. Hakkari’de yaptıkları kongrede Türk bayrağı yok. Zaten bunun Türk bayrağı ile alakası yok. Biz Hakkari’ye gittik, Türk bayrağı ve partimizin bayrağıyla gittik. Korkaklar zafer anıtı dikemez” şeklinde konuştu.

“Ey Kılıçdaroğlu seni bekleyen siyasi sondan kurtulamazsın” 

FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelede Kılıçdaroğlu’nun hep karşı tarafta yer aldığını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: 

“Ben bu zatı milletimize havale ediyorum. Yarın öbür gün ana muhalefetin lideri Aydın’a gelirse, şehitlerimizin adını anmadan önce ağzını çalkalamasını isteyin. Çünkü bu zat terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin karşısındaki terör örgütlerinin en büyük destekçisidir. Onun için önce ağzını çalkalaması lazım. ‘Aman Afrin şehir merkezine girmeyin’ diyerek, bu büyük mücadeleye hakaret etmiştir. Git Esed’in yanında otur. Arkadaşlarını gönderdiğini biliyoruz. Biz onun yaptıklarını yapmayacağız. Biz doğru bildiğimiz Hak yolunda yürümeye devam edeceğiz. Bu zat seçimleri her kaybettiğinde verdiği her sözü unutup koltuğunda oturmaya devam etmiştir ama bu 2019’da feriştahı gelse kendisini o koltukta tutamaz. 2019 yılındaki 3 seçimi kaybettiğinde koltuğunda artık oturamaz. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Bu zat en geç 2019’un Kasım ayında siyasi hayatını noktalayacak. Son günlerde kontrolünü kaybetmesi her halde bunun bir göstergesidir. Ey Kılıçdaroğlu istediğin kadar hopla, zıpla, dövün faydası yok. Seni bekleyen siyasi sondan kurtuluşun yok. Ülkene, devletine ve milletine zarar vermeyi bırak. Devam edersen, bu millet Osmanlı tokadıyla seni tarihin çöplüğüne gönderiverir.”  

Yozgat’ta gerçekleştirilen Tarım ve Hayvancılık İl Değerlendirme Toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Afrin’e girilmesini doğru bulmuyorum’ açıklamalarını eleştirdi. Bozdağ, “İlk günden beri hükümetimiz Zeytin Dalı Harekatı’nın hedefini açıkladı. Zeytin Dalı Harekatı’nın hedefi Afrin bölgesinin teröristlerden terör örgütlerinden temizlenmesi ve teröristlere ait barınak, sığınak, lojistik merkezleri, mühimmat, silah ve araç gereçlerin imha edilmesi. Bölgede güvenliğin barışın ve istikrarın yeniden tesis edilmesi. Bu hedefler gerçekleştirilinceye kadar Afrin Harekatı devam edecek. Afrin şehir merkezi bu harekatın kapsamı içerisinde olan yerleşim yerlerinden birisidir. ‘Afrin şehir merkezine girmeyin’ demek oradaki teröristlere dokunmayın demek. Orayı PYD, YPG, PKK-KCK teröristlerinden arındırmayın demektir. Bunu ana muhalefet partisinin dillendirmesi anlaşılır gibi değildir. Kabul edilebilir bir şey değildir. Türkiye, Afrin şehir merkezi dahil o bölgedeki her karış toprak teröristlerden temizleninceye kadar bu harekata devam edecektir. Netice alındıktan sonra harekat tamamlanmış olacaktır. O yüzden Kılıçdaroğlu’nu anlamakta zorlanıyorum. Bir yandan Afrin Harekatı’na katılan silahlı kuvvetlerimize destek oluyoruz açıklaması yapıyor. Öte yandan bunun Türkiye için çok gerekli olduğunu söylüyor. Öte yandan da Türkiye’nin bu işin gereğini gerektiği şekilde yapması konusundaki hassasiyetinden vazgeçmesini istiyor. Böyle bir şey olabilir mi bu doğrudan olmasa bile dolaylı o bölgedeki teröristlere bir destektir” dedi.
Bölgenin terör örgütlerinden temizleninceye kadar operasyonun devam edeceğini söyleyen Bozdağ, “Kılıçdaroğlu’ndan bizim beklediğimiz Türkiye’ye teröristlere dokunmayın demek yerine bölgedeki teröristlere çağır yapmasıdır. ‘Türkiye geliyor, siz bölgeyi terk edin Türkiye’ye karşı mücadele etmeyin. Bölgeyi ve bölgedeki insanları daha fazla sıkıntıya sokmayın’ diye onlara çağrı yapması lazım ama onu yapmıyor, Türkiye’ye söylüyor. Onun için bir kez daha söylüyorum. Bölgedeki bütün yerleşim yerleri ve her karış toprak teröristlerden ve terör örgütlerinden temizleninceye kadar TSK operasyona devem edecektir” şeklinde konuştu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ailesi ve yakın çevresinin, haklarında sarf ettiği sözlere ilişkin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na açtıkları 1 milyon 500 bin lira manevi tazminat davasının görülmesine başlandı.

Anadolu 5’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmaya davacı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin avukatları Ahmet Özel ve Ferah Yıldız ile davalı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Serap Azizoğlu katıldı. Mahkeme hakimi, davalı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik aracılığıyla davaya cevap dilekçesi sunduğunu tutanağa geçirdi.

Dava dilekçesinde, Kılıçdaroğlu’nun davaya konu konuşmasında hakaret kapsamında görülebilecek söz bulunmadığı belirtilerek, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının davacılara hakaret, iftira, onur ve saygınlığını rencide etmek kastını taşımadığı ifade edildi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu vurgulandığı dilekçede, “Davaya konu konuşmada hayali, desteksiz ve eleştiri sınırlarını aşan ifadeler kullanılmamış, kişilik hakkının ihlali boyutuna ulaşacak beyanlara kesinlikle yer verilmemiştir” denildi.

Dilekçede davacılar tarafından yurtdışına gönderildiği iddia edilen para trasferine dair hesap hareketlerinin ilgili bankalardan istenmesi talep edildi.

Duruşmada söz alan davacı avukatı Ferah Yıldız, uzlaşmak istemediklerini kaydederek, “Tahkikat aşamasına geçilsin” dedi.

Bunun üzerine Kılıçdaroğlu’nun avukatı, tüm delilerin toplanmasını isteyerek, “Elimizde olmayan delilerin de toplanması için süre verilmesini ve gerekli yerlere müzekkere yazılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Ara kararını açıklayan mahkeme, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için 2 haftalık süre verilmesine hükmetti.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı’na müzekkere yazılarak davalı Kılıçdaroğlu’nun 28 Kasım 2017 tarihinde CHP Grubunda yapmış olduğu grup konuşmasına ait ses ve görüntülerin CD halinde gönderilmesinin istenmesine hükmeden mahkeme, davacıların sosyo-ekonomik durumlarının araştırılması için ilgili emniyete müzekkere yazılmasına karar verdi.

Gamze Erdemir

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, AK Parti 5. Olağan Yıldırım İlçe Gençlik Kolları Kongresi’ne katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, “Birileri şuanda, bütün millet şuanda bu harekatın arkasında kenetlendiğinde, bu harekete destek veriyormuş gibi yaparak, diğer taraftan da PYD terör örgütü diyemeyenler var aramızda. 19 Ocak günü CHP’nin parti meclis toplantısı vardı. Kılıçdaroğlu ekranların karşısına çıktı. Orada, Afrin ve Zeytin Dalı harekatıyla alakalı birkaç söz sarf etti. Bunlardan bir cümlesi çok önemli. Bugün yapılmak istenenleri açık eden bir cümle. Orada, ‘Tayyip Erdoğan eğer Afrin’e asker göndereceksen kefenle seni karşılayanları gönder’ dedi. Bu esasen yüreğim kabul etmiyor ama, içimden diyorum ama, dışımdan millet çok fazlasıyla bu harekatı destekliyor onun için gerçeği söyleyemiyorum demektir. Millet tamamen bu harekatın arkasında kenetlenince sağa, sola sapma imkanları kalmadı. Ancak parti yetkilileriyle beraber ortaya çıkarak Türkiye’den televizyon ekranlarından yurt dışındaki vampirlere sinyal çıkıyorlar. Bir taraftan ÖSO ile ilgili söz söylüyorlar” diye konuştu.

“Bugün Amerika bile kabul etti”
Bir CHP’li milletvekilin televizyondaki açıklamalarına değinen Çavuşoğlu, şunları söyledi:
“Diğer taraftan televizyona çıkan CHP’li milletvekiline spiker, ‘sizce PYD terör örgütü mü’ diye soruyor. Cevap olarak, ‘elimizde buna dair bir istihbarat yok’ diyor. Sanki her gün Kilis’e, tarihi camiye inen roketler sivillerin üzerine inmiyor, teröristler tarafından atılmıyor. 16 yaşındaki Reyhanlı’daki Fatma kardeşimiz uyurken sanki yatağında şehit olmadı. Nerede siyaset yapıyorsunuz. Hangi ülkede yaşıyorsunuz. Bugün Amerika bile kabul etti. PYD demek, PKK demek. PKK demek, YPG demek. Sen nasıl bunu söylüyorsun. Sen kime hizmet ediyorsun. Sana kim askerin motivasyonunu boz, milletin direncini kır dedi. Sen kime hizmet ediyorsun, kimin vatandaşısın. Sen hangi milletin unsurusun. Bunları sormayacak mıyız? Ne olursa olsun milli ve yerli olmak lafla söylemekle olmaz.”

“Sen millete hesap vereceksin”
“Öbür taraftan bir genel başkan yardımcısı çıkmış ‘ben kimseye hesap vermem’ diyor” diyen Çavuşoğlu, “Sen kimsin ya. Sen millete hesap vereceksin. Biz 12 defa hesap verdik millete, bu millet 12 defa da bu hesabı bize başarılısınız diye verdi. Senin genel başkanın bu hesabı vermek için 8 defa girdi, her defasında başarısız oldu. Hesap bu demek. Demokrasi hesabını soracak olan millettir. Sen kime meydan okuyorsun, kime baş kaldırıyorum diyorsun. CHP’nin kadroları, içlerinde iyi olanları tenzih ederek söylüyorum, Kemal Kılıçdaroğlu bu millet ve CHP’lileri yerli ve milli olmaktan uzak tutmak için görevlendirilmiş bir operasyon aparatıdır” şeklinde konuştu. 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Afrin’e bölgeyi teröristlerden arındırmaya yönelik Zeytin Dalı Operasyonu’nun başlatıldığını hatırlattı. Grup toplantı salonunda “Reis bizi Afrin’e götür” sloganlarının yükselmesi üzerine Erdoğan, partililere “Kararı verdiğinizde önce ben sonra hep birlikte gideceğiz” cevabını verdi. Hatay’a giderek harekat merkezinde komutanlardan bilgi aldığını kaydeden Erdoğan, programlarının kapsamı hakkında bilgi verdi. Gerek devlet işleri ve parti meseleleriyle ilgili konuların gerçekleştirildiğini anlatan Erdoğan, Türkiye’ye hedeflerine ulaştırarak, milletimizi hak ettiği yere çıkartana kadar dur durak demeden, çalışmaya, koşturmaya, terlemeye devam edeceğiz. Ne diyor Namık Kemal, ‘Sana senden gelir bir işde ancak dad lazımsa” diyerek Namık Kemal’e ait dizeleri okudu.

“Bu ülkenin ekmeğini yiyen, bu ülkenin havasını soluyan, bu ülkenin tüm nimetlerinden sonuna kadar istifade eden bir güruh var ki onların ihanetlerinden çok muzdaribiz” diyen Erdoğan, “Maalesef Türkiye’de adı anamuhalefet partisi olan ama yaptıklarıyla ana hıyanet partisine dönüşen bir partinin, daha doğrusu bu partinin başındaki zat ve onun şürakası diyebileceğimiz bir ekip var. Çünkü ben ülkesini, vatanı, devletini seven gerçek CHP’lilerin de bizim de aynı hissiyata sahip olduğuna inanıyorum. Her seferinde ‘Artık bu Ana Muhalefet partisini ve başındaki zatı bir daha gündemimize almayalım’ diyorum fakat öyle şeyler yapıyorlar ki bunun karşısında susmanın vebal olduğunu görüyorum. Kurtuluş Savaşı yıllarındaki zorluklardan hareketle Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği yeri küçümseyen sözler ediyor. Hadi bizim söylediklerimize kulak vermiyor da her gün televizyonlarda sabahtan akşama kadar yayımlanan Zeytin Dalı Operasyonu’nu da bu adam izlemiyor. Askerlerimizin elindeki yerli silahları da görmüyor? Her gün teröristlerin saklandıkları inleri başlarına geçiren kendi üretimimiz toplarımızın sesini de duymuyor. Geceleri gündüze çeviren kendi imalatımız çok namlulu roket atarlarımızın görüntüsünden mi etkilenmiyor? Semalarda eksik olmayan, silahlı insansız hava araçlarımızdan da heyecan duymuyor? Söylediği lafa bak ya, ‘sen diyor bir tane delikli tüfek yapamayacaksan nasıl savaşacaksın?’ Gaflete bak ya. Türkiye bunları çoktan aştı. Onlar sizin ecdadınızın veya sizinkilerin zamanına ait. Artık bunları biz yapıyoruz. Türk malı zırhlı araçlarımız da bu zat için bir şey ifade etmiyor?” şeklinde konuştu.

Erdoğan, “Hani kulakları vardır duymaz, gözleri vardır görmez, dilleri vardır doğruyu söylemez’ diye Rabbimizin bir ifadesi var ya bize oradaki o buyruğuyla o ilahi mesajla, ama ancak o mesaja kulağı açık olanlar bundan nasibini alır o mesajlara kulağı açık olmayanlar bundan nasibini alamaz. İşte bu zat tam da böyle. Diyelim ki bize olan husumeti muhalesini bozmuş, onun için böyle konuşuyor. İşi ecdadımıza hakarete vardırmasına ne diyeceğiz? Neymiş efendim, Osmanlı hiçbir şey üretmemiş. Her şey Cumhuriyetin iktidarında kurulmuş. Sonra gelenler onları da batırmış. Bunun adı idrak tutulması değilse düpedüz yalancılıktır, iftiradır” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’na tarih dersi verdi

Kılıçdaroğlu’na hızlı ve özet bir tarih dersi vermenin artık vacib olduğunu anlatan Erdoğan, “İstanbul’da Tophane diye bir semt var, yalnız Kağıthane’ye Kağıttepe’ye çevirdiği gibi buraya da Tophane değil Toptepe demeye kalkmasın ha. Burasının adı 500 yıldır Tophane. Acaba bu zat Tophane isminin nereden geldiğini biliyor mu? İstanbul’un fethinin hemen ardından burada kurulan dökümhanelerde devrin en gelişmiş topları üretiliyor. Fatih Sultan Mehmet Han diğer pek çok meziyetinin yanında bizzat kendisi top tasarlayan ve inşa ettiren savunma sanayi dehasıydı. Dönemin en etkili savaş gemileri bizim tersanelerimizde üretiliyordu. Silah sanayii, maalesef Avrupa’daki sanayi devriminin ardından gerilemeye başlamıştır. Buna rağmen 18’inci yüzyılda yeni bir atakla İstanbul ve çevresinde pek çok modern silah fabrikası kurulmuştur. Bu zatın Cumhuriyet ile birlikte kurulduğunu sandığı Makine Kimya Endüstrisi Kurumu 1950’de bu isimle faaliyete geçmiştir. Ondan önceki ismi Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğü. Osmanlı dönemindeki son ismi İmalatı Harbiyeyi Umumiye Müdürlüğü. Bir önceki ismi, Tophaneyi Amire Nazırlığıdır Bay Kemal” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Cumhuriyet döneminde yapılan iş Başkentin Ankara’ya taşınmasına paralel olarak askeri fabrikalar içinde Anadolu’nun ortası tercih edilmiştir. Türkiye’nin savunma sanayisinde makine kimya endüstrisinin yeri küçülmüştür. Üstelik bu kurum en büyük atağını öyle onun anlattığı gibi CHP döneminde değil, demokrat partili yıllarda yaşamıştır. CHP döneminde değil” dedi.

Çok daha güçlü savunma sanayii kuruluşlarının olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Ülkemizin savunma sanayii en büyük atılımını geçtiğimiz 15 yılda yaşamıştır. Dünya çapında söz sahibi çok daha büyük savunma sanayii kuruluşlarımız vardır. Eğer Türkiye savunma sanayiinde son 15 yılda yaptığı atakları gerçekleştirmemiş olsaydı, bugün bırakınız Zeytin Dalı Harekatı’nı kendi sınırlarımız içindeki terörle mücadele operasyonlarını yürütemez hale gelirdi. Ülkemiz şu anda 6 milyar dolarlık üretim ve 2 milyar dolarlık ihracat kapasitesi bulunan bir savunma sanayiine sahiptir. Ama CHP’nin bu atılan adımlardan haberi yok. Savunma sanayi projeleri 60 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmıştır. Önceliğimiz her türlü savunma sanayii ihtiyacımızı ülkemizde geliştirmek ve üretmektir. Savunma sanayiinde dışarıdan hazır ürün alımını tamamen terk etmiş durumdayız. Varsın üretime geçilmesi biraz uzun sürsün ama mutlaka ülkemizin ürünü olsun anlayışıyla hareket ediyoruz” diye konuştu.

Meclis’e eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantı salonunda da Başbakan Binali Yıldırım ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte oturdu. Öte yandan partililerin salonda büyük bir coşkuyla dolduğu görüldü. Bir vatandaşın “Şu çocuğa sahip çık” sözleri üzerine Erdoğan, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’a bu konuda talimat verdi.

Enise Vural – Derya Yetim – Ömer Çetin