Uludağ Üniversitesi Mennan Pasinli Atçılık Meslek Yüksek Okulunda eğitim gören kız öğrenciler. yaptıkları işlerle erkeklere taş çıkartıyor. Elleri ojeli kızlar, yaptıkları işle görenleri hayretler içinde bırakıyor. Her gün okulun damında bulunan atların önce pisliklerini temizleyen öğrenciler, daha sonra hocalarından atların bakımıyla ilgili bilgiler öğreniyor. Öğrenciler, atların nallarını çakıp yelelerini tarayarak onlara adeta bir bebek gibi bakıyor. Öğrenciler okulda atçılık ve antrenörlüğü konusunda teorik ve uygulamalı bilgilerle donatılıyor. Bu okuldan mezun olan öğrenciler hipodromlarda, tarım işletmeleri atçılık birimlerinde, TJK haraları, atlı spor kulüpleri, veteriner fakültesi hayvan hastanesi, özel çiftlikler, bakanlık teşkilatında iş imkanı bulabiliyor. Özellikle kız öğrenciler ülkemizde sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen nalbantlığı öğrenerek bu mesleği yaşatmayı hedefliyor.
Her gün atların bulunduğu ahıra girdiklerini belirten kız öğrenciler, “At bizim için büyük bir tutku. Her gün ahıra girip atların pisliklerini temizliyoruz. Atların bakımlarını hocalarımızdan öğreniyoruz. Atlara nasıl nal çakılır onu öğreniyoruz. Elimizde ojelerle hayvan pisliği temizlediğimizi görenler bizlere inanmıyor. Bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz. Maksadımız iyi bir at bakıcısı ve antrenörü olmak” dedi.
Atçılık Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç Dr. Gözde Özalp, “Okulumuz 2014 yılından itibaren eğitim ve öğretim veren bir okul. Kendimize ait atlarımıza ait bir alan var öğrencilerimiz. Öğrenciler 7-24 atlarla ilgileniyor. Kız öğrencilerimizin sayısı günden güne artıyor” şeklinde konuştu. 

Burak Türker
 

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, kız çocukların hayatına dokunmayı başararak, “Haydi Kızlar Okula” projesinden sonra “Haydi Kızlar Yönetime” projesiyle Türkiye’nin gündemine oturdu. Bu doğrultuda Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce ortaklaşa yürütülen “Haydi Kızlar Yönetime” projesi istişare toplantısına SANKO Okullarında eğitim gören 162 öğrenci ve öğretmenlerin yanı sıra Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Başkanı Adil Konukoğlu, SANKO Okulları Genel Müdürü Melike Toklucu ve SANKO Okulları Danışma Kurulu Başkanı Julide Konukoğlu katıldı.

“İnsanı merkeze alan bir çalışma şart”

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, öğrencilere hitaben konuşmasında AR-GE, inovasyon ve yüksek teknolojilerin konuşulduğu bir dünyada büyük rekabetin yaşandığını aktararak, “Adalet ve sosyal barışı sağlayıp, pastayı biraz büyütüp rekabeti arttırmamız lazım. Bunu da adaletli bir şekilde paylaştırarak insanı merkeze alan bir çalışmayı yapmamız lazım. Sürdürülebilir kalkınmayı sağlamamız lazım. Kaliteli büyüme dedikleri şey budur. Dünya şuanda bunun için mücadele veriyor” dedi.
Kalkınmak için insan gücünü ve potansiyelini kullanmak gerektiğinin altını çizen Şahin, “Haydi Kızlar Yönetime” projesinin duygusal bir proje olmadığını bildirdi.
80 milyon insanı sistemin içine dahil edilmesi ve hedeflenen noktaya varılması için çalışmak gerektiğine vurgu yapan başkan Şahin, eğitim, sağlık, istihdam ve ekonomiden oluşan 4 ana başlıkta konuyu ele aldıklarını belirtti.
Şahin konuşmasının devamında, “Türkiye, tarım devrimini ıskaladı, sanayi devriminin ucundan yakaladı. Bilgi ve teknoloji çağı, 3k devrimisin bir sonucudur, kas dönemi yeni dünya düzenin de yoktur. Kasa dönemi değil kafa dönemi başlamıştır. 3K dönemi kafa dönemidir. Artık kafası çalışanlar, bilgiyi yönetenler gelecekte söz sahibi olacaktır. Silgi güçtür sizi iktidar yapar. Dünyaya sözünü geçiren ülkeler, bilgiyi elinde tutan ülkelerdir, bizim petrolümüz, madenimiz yok beşeri sermayeden ve alın terimizden başka bir gücümüz yok. Sürdürülebilir kalkınma anlayışını yaygınlaştırmamız gerekiyor. Sadece ekonomik kalkınma değil havayı suyu koruyarak kalkınma da önemli, bunun yanı sıra daha da önemli insan odaklı kalkınma modeline ihtiyacımız var. Kadın ve erkek bakışının aynı masada oturduğunda bir zenginlik ve başarının ortaya çıkacağına inandığını belirten Şahin, kadınların kendisine güvendiği sürece her türlü sıkıntının üstesinden geleceğini anlattı. Belediyecilik anlayışında en önemli daire başkanlıklarının İmar, Fen İşleri, Çevre, Kültür, Mali İşlerin başında kadın yöneticilerin bulunduğunu belirten Şahin, kadınların iyi işler yapabileceğini inandığı için böyle bir karar aldığını söyledi. Sistemi kurarken cinsiyet açısında işe bakmadığını ve işi ehline göre verdiğini yineleyen Şahin, sağlığın başına işin ehli olan doktor başkan getirdiğini bildirdi. “Haydi Kızlar Yönetime” projesinin kalkınma projesi olduğunu aktaran Şahin, “Bir eşitlik, bir insan hakkı projesidir. Yönetici kim olacak dediğimizde bunun bir cinsiyet meselesi değil liyakat ve ehliyet meselesi olmasıdır” diye konuştu.

Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin, kız öğrencilerden hedeflerinden asla vazgeçmemelerini, hayatla mücadele etmelerini istedi.

İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Tiryakioğlu, Fatma Şahin’in özel projesi olan “Haydi Kızlar Yönetime” projesini istihdam açısından önemsediklerini kaydetti.
“Ülkeyi azınlıkta olan erkekler yönetiyor”
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Başkanı Adil Konukoğlu ise, 80 milyonluk Türkiye nüfusunun yüzde 50,2’sini kadınların oluşturduğunu hatırlatarak, azınlıkta bulunan erkeklerin ülke yönetiminde söz sahibi olduğunu belirtti.

Kadınların yönetime katılması için bilgiyle mücadele etmesini isteyen Konukoğlu, ülkenin kalkınması için kadınların kesinlikle yönetime dahil edilmesinin önemine işaret etti.

“Kadınlar dengelerse sorun olmaz”

SANKO Okulları Genel Müdürü Melike Toklucu konuşmasında, kadınların evdeki rolüyle iş hayatındaki pozisyonun dengelenmesiyle sorunların ortadan kalkacağına inandığını aktardı.
Toklucu, Büyükşehir Belediyesinde 11 daire başkanın kadın olmasının takdir edilmesini gerektiğini vurgulayarak, “Acaba bu durum kadını zayıf gösteren algının karşı cinsin bakış açısından mı yoksa bununla beraber toplumun kadına belirlediği pozisyondan mı kaynaklanıyor? Bence ikinci şıktan kaynaklanıyor. Toplumun kadına yönelik zihniyetin değişmesi gerekiyor. Egemen erkek toplum yapısından bir türlü çıkamadık. Bu zihniyetin değişmesi için eğitim şart, kadın yöneticilerinin sayısının artması, toplum değerlerine olumlu yansıyacaktır” ifadelerini kullandı.

“Kadınlı erkekli grup çalışmalarında iyi projeler çıkıyor“

SANKO Okulları Danışma Kurulu Başkanı Julide Konukoğlu da Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara birtakım haklar verdiğini ancak kadınların bu haklarının birçoğunu kullanamadığını vurgulayarak, iş hayatında kadın ve erkelerden oluşan gruplardan daha iyi projelerin çıktığının altını çizdi.
Konuşmaların ardından öğrencilerin sorularını yanıtlayan Şahin, programa katılan 162 kız öğrenciyle toplu fotoğrafı çektirdi. Okul yönetimiyle öğrenciler Başkan Şahin’e çiçek takdim etti. 

Marslı Mühendis Kızlar Projesi, lider karakterli, gelecek konusunda yetkinlik bazlı düşünebilen, mühendislik, analitik düşünce sistemine şimdiden sahip, kendisinden sonraki arkadaşlarına yol gösterebilecek, düşük egolu ancak yüksek duygusal zekaya sahip ve ülkesinin farklılığının, zenginliğinin, gücünün farkında olan, 14-17 yaş aralığında kız çocuklarının, ülkelerinin teknik tarihlerinden ilham alarak geleceğinin tasarlanması konusunda hayal güçlerini uyandıracak bir çalışma olarak görülüyor. Proje kapsamında 67 yıldır uçurulmayan 2 milli uçağın da uçurulması hedefleniyor.

“İlk ve tek Türk uçakları tekrar uçurulacak”

Yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren Proje Koordinatörü Av. Burhan Uyan, “Türkiye’de kapsam ve içerik itibariyle ilk defa bu kadar ayrıntılı ve geleceğe dönük eğitim projesi gerçekleştiriyoruz. Amacımız 14-17 yaş arasında devlet okullarında okuyan lider yeteneğine sahip genç kızlarımıza 22. yüzyılın teknolojilerini ve bakış açılarını kazandırmak. Bunları yaparken de Cumhuriyet döneminde üretilmiş 2 milli uçağımızın yeniden uçurulmasını da sağlayacağız. Amacımız çocuklarımızın geleceğimizden, ülkelerinin geçmişteki sıkıntıları içerisinde teknolojik başarılar göstermiş insanların hatıralarını da onurlandıracak şekilde ilham alıp, Türk milletinin 22. yüzyılda da var olmalarını sağlayacakları bir bakış açısı ve teknolojik alt yapıya sahip olmalarını sağlamak” dedi.

“Proje ile sanal sanat eserleri yapılacak”

Proje kapsamında birçok üst düzey teknolojik eserin de hayata geçeceğinin altını çizen Burhan Uyan, “Proje kapsamında 3 gün İzmir’de uzay kampı çalışması gerçekleştirdik. Orada mikro yerçekimi ortamında gerçek uzay koşullarının simule edildiği, uzay şartlarının tam olarak deneyimlendiği eğitimleri gerçekleştirdik.

Samsun’daki çalışmalar da 1 ay sürecek. Projede çok yüksek teknolojide imkanlar temin etme fırsatı bulduk. Şu anda 360 derece görüntüleme sistemleri, sanal gerçeklik sistemleri ve arttırılmış sanal gerçeklik sistemleri üzerinde deneyim sahibi oluyorlar. Ayrıca 360 derece hacim içerisinde bir sanat eseri oluşturma konusunda bu teknoloji kullanılarak çalışma yapacaklar. Kendi tasarladıkları roketleri 3 boyutlu baskı makinelerinde basıp üretecekler. Bu çalışmalar içerisinde artık çocukların eline kadar düşüş olan 3 boyutlu görüntüleme teknolojilerini kendi cep telefonları üzerine kendi uygulamaları yükleyip, eserlerini seyretme fırsatı bulacaklar. Bu teknolojiler şu anda Samsun’da ilk defa kullanılıyor” diye konuştu.

Proje kapsamında 14-17 yaş arasındaki yüksek zekalı 15 kıza yüksek teknolojide eğitimler veriliyor.

Erdi Demür
 

Geçtiğimiz Eylül ayında Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, yürütülen bir soruşturma kapmasında ‘Altın Kızlar’ ismi verilen bir gruba yönelik operasyon yaptı. Operasyonda O.S., S.Ç. ve P.P. isimli şahıslar ile çetenin lideri olduğu iddia edilen Derya Ertal gözaltına alındı. Emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından Gebze Adliyesi’ne çıkarılan şahıslara, mahkeme tarafından 90 gün ev hapsi cezası verildi. Kendisine verilen ev hapsi cezasından dolayı Gebze ilçesinde bulunan evinden çıkamayan ve Altın Kızlar çetesinin lideri olduğu iddia edilen Derya Ertal, hakkında yapılan tüm iddialara cevap verdi.

“5 kişiyle başladığım iş bir anda 250-300 kişiye ulaştı”

Gözaltına alınmalarına ve ev hapsi cezasına çarptırılmalarına sebep olan işi anlatan Derya Ertal, “Benim 10 sene önce ayrıldığım ilk eşim nafaka parasını bana ödeyemeyek bunu çeyiz malzemesi olarak temin etti. Ben de bunları mağaza fiyatına değil de elimden çıkarmak için yarı fiyatına veya yüzde 60, yüzde 70 daha uygun fiyatlara satarak insanları memnun ettim. Komşum aldı, onun kızı geldi, onun görümcesi geldi derken 5 kişiyle başladığım bu iş bir anda 250-300 kişiye ulaştı. Benim elimdeki ürünler bitti ama bu sefer de talep çoğaldı. İnsanlar dışarıdan, ‘Onu alabilir miyiz? Bunu alabilir miyiz?’ diye sormaya başladılar. Ben de o dönemde insanlara, ‘Bu ürünün fiyatının belli bir kısmını sizden alacağım ama ürünü size 15 gün sonra teslim edeceğim’ diyerek başladım bu işe. Herkes bunu kabul etti. Bu şekilde başladık ve ben bunu yaklaşık 5 yıldır yapıyorum. Hiçbir sıkıntımız yoktu. Bu iş büyüdü ve benim bayağı bir müşteri potansiyelim oldu. Buna beni yeni tanıyanlar veya hiç tanımayanlar eklendi. İnsanlar birilerine kefil olarak müşteri getirdi” dedi.

“Kızım erken doğum yaptı, bu süreç içerisinde kimseye ödeme yapamadım”

Kızının sağlık problemi sebebiyle müşterilerine bir süre ödeme yapamadığını belirten Ertal, “Bundan yaklaşık 9 ay önce kızım erken doğum yaptı. Ben de kızımın geçirdiği bu süreç içerisinde, yaklaşık 1 buçuk, 2 aylık bir zaman boyunca kimseye ödeme yapamadım. Paralarını geri verdiğim insanlar oldu. Ama veremediklerim de oldu. Vermek istediklerim, ‘Biz sana şu kadar para verdik. 2 ay içerisinde bizim verdiğimiz 100 TL oldu 2 bin TL, 5 bin TL’ gibi şeyler söylediler. İş bir anda ticarete döndü ve herkes bir faiz peşine düştü. Ben işin içinden çıkamaz duruma geldim. Kalkıp ana paralarını verdiğim halde bunu kabul etmeyenler oldu. Yani zorlama yok, ısrar yok. Duyan katıldı ve ürünler alındı. Bu süreç sonrasında beni tanımayan birkaç tane bayan, beni kızımla beraber çok kötü ifşa ettiler. Resimlerimizi minibüslere, direklere astılar. Numaralarımızı yazdılar. Sosyal medyadan bize çok çirkin ithamlarda bulundular. Özel hayatımıza kadar girdiler” şeklinde konuştu.

“Suçumuzun ne olduğunu bilmeden orada psikolojik bir baskı gördüm”

Kendilerine yapılan karalama kampanyasının ardından aynı şahısların polise kendileri hakkında şikayette bulunduğunu iddia eden Derya Ertal, “Daha sonra, bu ifşalar kesildi ve şikayetler başladı. Bir sabah saat 05.00’da kapı çaldı. 8 tane emniyet personeli, ‘Cumhuriyet Savcılığı’nın emriyle aramaya geldik’ diyerek içeri girdiler. Hepimiz kalktık. Bana, ‘Altın ve telefon var mı?’ diye sordular. Ben altın ve telefon ticareti yapmıyorum. Siz benden bir ürün istiyorsunuz, ben gidip 15 gün sonra alıyorum. Sistem havuz sistemi. Bende hep bir nakit para var. Ben sırası geldikçe gidip oradan ürünü alıp teslim ediyorum” diye konuştu. 

Kendisine 90 günlük ev hapsi cezası verildiğini söyleyen Ertal, “Hakim bizi serbest bıraktı. Ben daha sonra gidip savcı beyden defterlerimi istedim. Savcı bana, ‘Ödeme yapma. Mahkeme devam ediyor. Bekleyecekler. Bu işleri yapma. Daha kötü olur’ dedi. Ben ona saygı duyuyorum. Bu çok güzel bir şey. Bize akıl verdi orada. Eve geldikten sonra bana 90 günlük ev hapsi cezası tebliğ edildi. Benim başımda kimsem yok. 3 yaşında bir çocuğum ve 17 yaşında bir lise öğrencisi oğlum var. Benim çöplerim balkonda yığılmış durumda. Benim ekmeğimi getirecek kimsem yok” şeklinde konuştu.

Dinçer Akbir
 

Olay, geçtiğimiz 21 Eylül tarihinde merkez Yıldırım ilçesi Duaçınarı Metro İstasyonu yakınında meydana geldi. Okuldan çıkan S.G. (14) metro istasyonunun oradan evine giderken, A.E. (16), E.A. (14), S.N.Ç. (16), S.A. (15) ve S.Ç. (16) isimli kızlar tarafından bir süre takip edildikten sonra yolu kesildi. 5 kız S.Ç.’den çakmak istedi. Sigara kullanmadığını ve yanında çakmak olmadığını ifade eden S.G., kızlar tarafından bir sokağa sokuldu. Burada S.G.’yi tahrik eden kızlar, tokat attı. S.G.’nin ailesine durumu anlatması üzerine iş yargıya taşındı.

15 Temmuz şehitleri adına lokma dağıtıldı

‘Basit yaralama’ suçundan dolayı savcı Tuncay Demirci dosyayı uzlaştırmacı Sibel Ekren’e gönderdi. Ailelerle tek tek görüşen Ekren, uzlaştırma konusunda bilgiler verdi. Mağdur aile, 15 Temmuz şehitleri adına lokma dağıtılmasını istedi. Diğer ailelerin kabul etmesi üzerine, 25 kilo hamurdan 450 liraya 500 kişilik lokma hazırlandı. Lokmalar adliye önünde vatandaşlara dağıtıldı.

Mağdure kızın babası Ayhan G., “Sibel hanımın uzlaştırma konusunda katkısı büyük oldu. Diğer çocukların sicili bozulmasın diye bu durumu kabul ettik. 15 Temmuz şehitlei lokma dağıtalım dedik. Onlar da olumlu yaklaştı. Böyle bir olayın yaşanmasını istemezdik. Çocukların yaşları da çok küçük” dedi.

Hasan E. ise, “Çocuğumu bir daha böyle bir olay yapmaması için ikna ettim. Bundan sonra bir daha yapmayacak. Bugün de 15 Temmuz şehitleri için lokma dağıtılıyor. Uzlaşma uygulaması çok güzel. Sibel hanım bize yardımcı oldu. Çocuklarımız sicil almaktan kurtuldu” diye konuştu.

Mustafa Ç. ise, “Hep beraber uzlaşıp, olayı kapattık. Uzlaşmadan Sibel hanımın bize çok faydası oldu. O şekilde uzlaştık. Şehitler için lokma döktürdük. Allah kabul etsin” şeklinde konuştu. 

Ahmet Faruk Çabuk

Ankara’da İskitler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği Bölümünde okuyan kız öğrenciler, severek ve isteyerek seçtikleri bölümlerinin stajını Ankara İtfaiyesinde yapıyor. Erkek mesleği ve çalışma şartlarının zorluğu ile bilinen itfaiyecilik mesleğini severek seçtiklerini belirten liseli kızlar, ileride itfaiyeci olabilmek için var güçleri ile çalışıyor. Ankara İtfaiyesinde zorlu şartlara göğüs gererek stajlarını yapan genç kızlar, eğitimlerini tamamladıktan sonra başarılı birer itfaiyeci olmak istiyor. 

Kendilerine staja gelen öğrencilere mesleğin inceliklerini öğrettiklerini söyleyen İtfaiye Eğitim Amiri Fatih Güler, “Yangına müdahale, trafik kazalarında kurtarma eğitimlerinin yanı sıra itfaiyeciliğin gerektirdiği bütün eğitimleri veriyoruz. Onların çok iyi bir itfaiyeci olmalarını sağlamak istiyoruz” dedi.

Babasının tavsiyesi ile bu mesleği seçtiğini, uygulama aşamasında mesleğini çok sevdiğini söyleyen itfaiyeci adayı Gizem Güler, “Zor oluyor ama başaracağız” derken, annesi çok istediği için bu mesleği seçtiğini belirten Gülbaşak Göktaş, “İnsanların hayatını kurtarmak, yardım etmek, zor anlarında yanlarında olmak çok güzel. Kötü yönleri fazla yok. Yangın alanında karanlık oluyor, yüksek oluyor, bazen bunlar korkutuyor ama severek yapıyorum” diye konuştu. 

Erkekler gibi kadınların da bu mesleği yapabileceğini söyleyen itfaiyeci adayı İrem Alat ise, “Değişik bir meslek. Erkeklerin ‘kadınlar yapamaz’ düşüncesine karşı ben de kadınlar yapabilir diye öncü olmak için bu mesleği seçtim” ifadelerini kullandı. 

Zeynep Babacan- Mustafa Apaydın