Olay, Başiskele ilçesinden geçen Kilez Deresi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre sabah saatlerinde Kilez Deresinin mavi renkli bir madde ile kaplandığını fark eden vatandaşlar hemen yetkililere bilgi verdi. İhbar üzerine bölgeye polis, zabıta ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekipleri dereden numune alarak, incelenmek üzere laboratuvara gönderdi. Başiskele Belediyesi Zabıta ekipleri ise dere çevresinde güvenlik önlemi aldı. Derenin daha önce defalarca kez kimyasal maddeler yüzünden kirlendiğini belirten Vezirçiftliği Mahalle Muhtarı Bahattin Aktepe, kirlenen dere yüzünden evlerinde kapı pencere açamadıklarını ifade etti.

“Yazın kimyasaldan kokudan balkonlarımıza dahi çıkıp oturamıyoruz”

Konu ile ilgili konuşan Vezirçiftliği Mahalle Muhtarı Bahattin Aktepe, “Bu sabah beni aradılar dereye böyle bir malzemenin döküldüğünü söylediler. Bizde ekiplere haber verdik. İSU’dan arkadaşlar geldi. Mahallede bir iki yerden numune aldılar. Dereden de numune aldılar. O numuneleri karşılaştırıp, malzemenin nereden geldiğini kontrol edecekler. Her sene bu dereye gelip kimyasal malzeme döküyorlar. Bu konu Başiskele’nin tümünü ilgilendiren bir konu. Yazın kimyasaldan kokudan balkonlarımıza dahi çıkıp oturamıyoruz” dedi.

“Eskiden bu derede yüzüyorduk”

Yaklaşık 40 seneden beri bu mahallede oturduğunu söyleyen Aktepe, “Son 15 seneden beri çektiğimizi herhalde hiç kimse çekmemiştir. Ben ilk dereyi gördüğümde masmaviydi. Geçen sene buraya öyle bir malzeme döküldü ki deredeki bütün balıkları hepsini öldürdü. Eskiden biz burada büyük büyük balıklar tutuyorduk. Burada yüzüyordu arkadaşlar. Şu anda dereye yüzmeye girseniz, ya kanser olursun ya da öyle kalırsın burada” diye konuştu.
Öte yandan, dereye boşaltılan kimyasal maddenin üst kısımlardan temizlenmesi için İSU yetkilileri çalışma başlattı. Tazyikli su ile derenin üst kısımlarındaki mavi madde temizlenerek dere ağzında güvenlik bariyeri olan yere doğru sürüklenmesi sağlanıyor. Güvenlik bariyerinde biriktirilecek olan madde daha sonra güvenli bir şekilde ekipler tarafından temizlenecek. Ekipler, ne olduğu belirsiz olan maddeyi ve maddeyi dereye boşaltan kişi veya kişileri bulmak için çalışma başlattı. 

Uğur Konuk – Gürcan Yılmaz
 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid Han’ın ölümünün 100. yılı dolayısıyla gerçekleştirdiği etkinlikler kapsamında “Sultan 2. Abdülhamid Han’ı Anmak ve Anlamak” konulu bir söyleşi düzenledi. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleşen söyleşide Gazeteci-Yazar Serdar Tuncer, Tarih ve Türkiye Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Prof. Dr. Haluk Selvi ve Payitaht Abdülhamid dizisi oyuncusu Bahadır Yenişehirlioğlu konuşmacı olarak yer aldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği seminere Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri İlhan Bayram’ın yanı sıra, akademisyenler katıldı. Yaklaşık olarak 700 vatandaşın izleyici olarak yer aldığı seminerde salona sığmayan vatandaşlar için salon girişindeki bir bölümde seminer canlı olarak yayınlandı.

Söyleşi başlamadan önce açılış konuşmasını yapan Genel Sekreter İlhan Bayram, gençlerin “Biz Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak her konuda şehrimize ve insanlarımıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Yurtdışında birçok yerde dolaştım. Gördüm ki biz Dünya’nın gelişmiş ülkeleri ile aramızdaki fiziki farkı ciddi anlamda kapattık, bazı konularda öne geçtik ve inşallah bunu daha da geliştireceğiz. Gençlerimizde de görüyorum, son zamanlarda bir güven patlaması var. Ama bunun içini doldurmak lazım. Nereden geldik, nereye gidiyoruz, bunun bilincini gençlerimize veriyoruz. Tarih şuurunun oluşması, gelişmesi lazım. Ancak bunları doğru yönlendirmek lazım. Bu vesileyle de Abdülhamid Han Efendi’yi de yad ediyorum” dedi.

Gazeteci-Yazar Serdar Tuncer’in modaretörlüğünde devam eden seminerde konuşan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Devleti’nin İslam medeniyeti için çok önemli bir öneme sahi olduğunu ifade ederek, “Osmanlı’da bize öylesine büyük, öylesine güzel bir miras bırakmış ki ama onun evlatları sefil bir şekilde yaşıyor ve bunun zenginliğinin de farkında değil. Bunu anlamak lazım. Düşünün ki ilk defa bir İslam uygarlığı 6 asır boyunca ayakta kalabilmiş, hatta cihana hakim olmuştur. Ama biz bunun değerini bilmiyoruz. Bir baba düşünün böyle zenginlik, zarafeti, her şeyi bırakmış size. Tabii, biz artık gerilediğimizde, bizim yerlerimizi almaya başladıkları zaman bir daha bu medeniyet bilinmesin diye unutturmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
“Tarihimiz dediğimiz zaman onlar bizim tarihimiz bizim ecdadımız. Hataları olan olabilir, çok doğruları olanlar olabilir. Ama benim ecdadım olanı bir yabancı, bir hain olarak, bir alçak olarak göstermeye çalışmak nasıl bir zihniyettir” diyerek sözlerini sürdüren Şimşirgil, “Abdülhamit çok zeki bir devlet adamıydı. Afrika’da Hindistan’da, Avrupa’da Çin’de belki Kanuni Sultan Süleyman’ın kılıç gücüyle yapamadığını Abdülhamid Han siyaset, istihbarat ve Halifelik gücüyle yapabiliyordu. O dönemler gerçekten zor dönemlerdi. Fatih’in Yavuz’un Kanuni’nin yapamadığı şeyleri Abdülhamid Han’ın böyle zor bir zamanda yapabilmesi müthiş bir hadiseydi. Abdülhamid Han, düşmanı, kendini tanıyan, kendinin gücünü bilen bir adamdı. Bunu öyle güzel kullandı ki İngilizler bile korktu. Abdülhamid Han, İngilizler’in kulağına kar suyu kaçıracak sözleri her zaman kullanıyordu. Mesela son derece önemli bir husustur; Avrupa’da Peygamber Efendi’mizin aleyhine oynatılan piyeslere öyle sert tepkiler veriyor ki, adamlarını gönderiyor ve ‘Şayet piyesler oynarsa doğacak sorunlardan ben sorumlu değilim’ diyor” şeklinde konuştu.

Daha sonra konuşan Prof. Dr. Haluk Selvi, Abdülhamid Han’ın padişahlık döneminde yapmış olduğu siyasetin öneminde dikkat çekerek, “Osmanlı Devleti’nde Abdülhamit Han’ın yaşadığı zor dönemlerde padişahlık yapan, yurt içi ve yurtdışında kendisine bu kadar muhalif olmasına rağmen ülkeyi belirli bir refah seviyesine ulaştırabilen başka padişah yoktur. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman’ın ellerinde o kadar büyük bir güç vardı ki, daha fazla ilerleyecek, toprak elde edebilecek bir pozisyondaydılar. Ama Abdülhamid Han, Osmanlı’nın en güçsüz olduğu, düşmanlarının ise en güçlü olduğu bir dönemde 32 yıl boyunca ülkesini onlara karşı savunabilmiş, müdafaa edebilmiş ve muhalefeti de en iyi şekilde kontrol altında tutabilmiştir. Rakiplerini birbirine karşı kullanmada müthiş bir dahidir. Ülkesinde eğitimi, geleceği inşa etmede müthiş bir dahidir” ifadelerini kullandı.

Payitaht Abdülhamid dizisi oyuncusu Bahadır Yenişehirlioğlu, yanlış tarih öğretiminin yaşadığı dönemlerde yetiştiğini söyleyerek, “Hatırlıyorum, koşa koşa okuldan eve gelmiştim. Okulda gördüğüm her şeyi de annemle paylaşırdım. Anneme, okulda ne yaptığımızı sordu. ‘Kızıl Sultan’ı öğrendik’ dedim. Öğretmen Kızıl Sulatan diye birisinden bahsetmişti. Ama ben öğretmenime hayrandım. Kızıl Sultan’ı anlatırken, büyük bir kinle, hınçla anlattıklarını sınıfa empoze etmeye çalıyordu. Öğretmenimin yüzündeki hiddet annemin yüzünde belirdi ben anlatınca. ‘Otur’ dedi. Oturdum karşısına. ‘O sana Kızıl Sultan olarak tanıtılan şahsiyet senin deden. Öğretmeninle karşı karşıya gelmeni istemiyorum ama söylediklerim zihnine yerleşsin’ dedi. Tabi ki ben annemin tarafında oldum. O bizim atamız, o bizim dedemiz ve o çok büyük bir adam” dedi.
Konuşmaların ardından katılımcıların soruları. Yanıtlandı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşi, fotoğraf çekimi ile son buldu. 

Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde yaşayan 32 yaşındaki Mahmut Denizer, evinin garajında tasarladığı arazi aracının çok beğenilmesi üzerine off road tutkunlarının gözdesi haline geldi. Meslek lisesi mezunu Mahmut Denizer, liseden öğrendiği bilgilerle satın aldığı bir arazi aracını yeniden tasarladı. Denizer’in tasarladığı aracın görenler tarafından beğenilmesi üzerine off roadcılar araç tasarlaması için öneride bulundu. Gelen talepler üzerine arazi aracı tasarlamayı işi haline getiren Denizer, yaklaşık 10 yıldır evinin garajında arazi araçları tasarlıyor. Sıfırdan başlayarak 3 arazi tasarlayan Mahmut Denizer, bugüne kadar yüzlerce de arazi aracını yeniden tasarladı. Türkiye’nin hemen hemen her şehrinde müşterisi olduğunu söyleyen Denizer, en büyük hayalinin ise yaptığı işi büyütmek olduğunu ifade etti.

“Dünya çapında tasarladığım 3 arazi aracım mevcut”

Çalışmaya başladığı ilk günden itibaren 100 civarında arazi aracı tasarladığını ifade eden Mahmut Denizer, “Bu tarz işlere merakla başladım, hobi amaçlı. İlk başta kendime bir araba yaptım. Görenler, beğenenler derken talepler gelmeye başladı. Ben de işi büyütmeye karar verdim ve şu anda Türkiye geneline iş yapıyorum. Sıfırdan tasarladığım dünya çapında tasarladığım 3 arazi aracım mevcut. Öyle ufak tefek olanlar da 100’ü aşmıştır herhalde. Gün içerisinde sabah işe iniyorum. İşime başlıyorum bir fabrika çalışanı gibi. O andaki iş durumuna göre çalışıyorum. Bazen erken bırakabiliyorum çalışmayı” dedi.

“Aklınıza gelebilecek hemen hemen her parçasını kendim üretiyorum”

Yerli üretimi desteklediği için tasarladığı araçların parçalarının yerel üretim olmasına dikkat ettiğini belirten Denizer, “Sıfırdan yaptığım araçları yaklaşık 6 ayda tasarlıyorum. Tasarladığım araçların da donanımına göre değişiyor fiyatları. Bu işin belli bir sınırı yok çünkü. Ne kadar donanım isterseniz fiyat da o kadar yükseliyor. Bu işi yapanların çoğu tasarladıkları aracın parçalarını yurt dışından temin ediyorlar. Ama ben yerli üretimi destekliyorum ve tasarladığım aracın amortisörünü, yayını, aklınıza gelebilecek hemen hemen her parçasını kendim üretiyorum. Yaptığım araçların çoğu parçası yerli oluyor. Sanayide, tornacıda ya da frezede ilettiğim parçaları kullanıyorum” diye konuştu.

“Tasarlamak da ayrı bir zevk, onunla off roada çıkıp arazi de gezmek de ayrı bir zevk”

Arazi araçları tasarladığı kadar off road yapmaktan da büyük zevk duyduğunu vurgulayan Denizer, “Arazi aracını tasarlamak da ayrı bir zevk, onunla off roada çıkıp arazide gezmek de ayrı bir zevk. Bir arkadaş grubumuz var. Yaklaşık 6 araç ile sürekli off road yapmaya çıkıyoruz. Bazen Türkiye genelinden gelenler oluyor ve o zaman 35-40 arabaya kadar çıkabiliyor sayımız. Ama genelde arkadaşlarımızla çıkıyoruz” ifadelerine yer verdi. 

Murat Kanber – Oğuzhan Eke

Olay, Kocaeli’nin İzmit ilçesi Sanayi Mahallesi’nde geçtiğimiz gece saat 02.00 sularında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, elektrik malzemelerinin satıldığı bir iş yerine giren O.A. (62), A.A. (21), S.A.A. (21), İ.D. (17) ve M.M. (21), içeride uyuyan güvenlik görevlisinin bulunduğu odanın kapısını kilitleyerek iş yerindeki 50 bin TL değerinde bakır kabloyu çaldılar. Olayın farkına varan güvenlik görevlisinin haber vermesi üzerine olayla ilgili inceleme başlatan Kocaeli Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, güvenlik ve MOBESE kameralarını inceleyerek şahısların yerlerini tespit edilirken, yine yapılan incelemelerde bakır kabloların da Gölcük ilçesinde bulunan bir hurdacıya satıldığı öğrenildi.

Başiskele’de oldukları tespit edilen şahıslar gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alınırken, şahısların çaldıkları bakır kablolar da satıldığı hurdacıdan alınarak sahibine teslim edildi. Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirilen 5 şahıstan A.A., S.A.A., İ.D. ve M.M.’nin Afganistan vatandaşları oldukları, Türkiye’ye kaçak yollarla girdikleri öğrenildi. Şahıslar emniyetteki işlemlerinin ardından Kocaeli Adliyesi’ne sevk edilirken, çaldıkları bakır kabloları sattıkları hurdacıya da hırsızlık malı çalmak suçundan adli işlem yapıldı. Şahıslar çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanarak ceza evine gönderildi. 

Murat Kanber

Olay, Kocaeli’nin Gölcük ilçesi Saraylı Mahallesi’nde bulunan bir restoranda 17 Temmuz 2017 tarihinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Yusuf A. isimli şahıs, Ali G. ve Turhan G. kardeşlerin işlettiği restorana geldi. Yusuf A. restoranı işleten kardeşleri iş yerinde göremeyince restoranı kiraya veren Turgut Aydın ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi ile tabancasını çıkararak Aydın’a ateş etti ve ardından olay yerinden kaçtı. Turgut Aydın, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Olayın ardından inceleme başlatan Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği cinayetin azmettiricisi olduğu iddia edilen F.S.’yi Gölcük’te saklandığı evde yakaladı. Turgut Aydın’ın ölümüne sebep olan Yusuf A. için de aranma çalışması başlatıldı.
Yapılan incelemeler sonucunda Kocaeli Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü ve İzmit İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Yusuf A.’yı İzmit Bekirdere Mahallesi’nde bulunduğu bir otomobilde sahte kimlikle yakaladı. Yusuf A.’nın yanında bulunan Salih B. isimli şahsın da İstanbul’da 28 Nisan 2017’de işlediği iddia edilen bir cinayetten dolayı arandığı tespit edildi.

Gözaltına alınan Yusuf A. ve beraberindeki Salih B. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Cinayetten ve 19 ayrı suçtan 7 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan Yusuf A. emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken, Salih B. ise İstanbul Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü’ne teslim edildi. 

Murat Kanber
 

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bulunan ve koruma altındaki kuş gözlem merkezi sularında kaçak midye avcılığı yapan 8-10 kilişik şahıslarla, kendilerini sudan çıkarıp cezai işlem uygulamak isteyen görevliler arasında yaşanan köşe kapmaca ilginç görüntülere sahne oldu. Edinilen bilgiye göre İzmit Körfezi’nde kaçak midye yapan şahısları engellemek isteyen zabıta ve Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri, alana gelerek kaçak avcıları denizden çıkmaları konusunda uyardılar.

Ceza yememek için denize kaçtılar

Kaçak avcıların sudan çıkmaması üzerine zabıta ve Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri polis ekiplerinden yardım istedi. Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri zaman zaman sudan çıkan kaçak avcıların kimliğini isteyince ceza yemekten korkan avcılar yeniden denize kaçtı. Uzun süre yetkililer tarafından ikna edilemeyen kaçak avcıların bazıları, sahil boyunca denizin içerisinden çıkmayarak cezai işlem için kıyıda bekleyen yetkililerin gitmesini bekledi. Bazıları ise kıyıdaki sazlıkların arasında kaçarak gözden kayboldular.

“Biz yakalamak istediğimizde denize kaçıyorlar”

Kaçak avcılarla sürekli mücadele ettiklerini belirten Kocaeli İl Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Murat Coşkun, “Burası midye avcılığına yasak bir bölge. Ayrıca burası Milli Parklar koruma alanı, kuş cenneti olarak geçiyor. Biz burada yoğun bir şekilde denetimleri yapıyoruz. Ama biz yaptıkça onlar da devam ediyor. Burada yasak olan midye avcılığı yapıyorlar. Biz yakalamak istediğimizde denize kaçıyorlar, bekliyoruz. Onlar çıkınca tutanakla işlemlerini yapacağız. Kişi başı bin 150 TL cezası var. Her hafta 3-4 defa burada işlem yapıyoruz” dedi.

Kişi başı bin 150 TL ceza kesildi

Öte yandan Denizin içerisinde yürüyerek zaman zaman kıyıya çıkan avcılardan bazıları kaçarak gözden kaybolurken, uzun süre sonra yakalanan 2 avcının topladığı midyelere, midyelerin taşındığı iki araca ve dalgıç malzemelerine el koyuldu. Şahıslara bin 150’şer TL ceza kesildiği öğrenildi. 

Cihan Atik-Gürcan Yılmaz

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 7 Kasım tarihinde kendisinden haber alınamayan Hüsnü Güntaç (42) için polis ekipleri gelen kayıp ihbarı üzerine harekete geçerek yakınlarının ifadesine başvurdu. Güntaç’ın eşi Sibel G.’den şüphelenmesi üzerine Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Bürosu dedektifleri, konu ile ilgili soruşturma başlattı. Yapılan MOBESE ve Plaka Tanıma Sistemi incelemelerinde, hayatını kaybeden Hüsnü Güntaç’ın aracını başka bir kişinin kullandığını, yanında ise Sibel G. olduğunu belirledi. Bunun üzerine soruşturmayı derinleştiren ekipler, Sibel G.’nin yanında bulunan kişinin, gönül ilişkisini yaşadığı Fahrettin Ö. olduğunu tespit etti. Cinayet bürosu dedektifleri, iki kişinin izine Kütahya’da rastladı. Kiraladıkları evde kaldıkları belirlenen iki kişi, dün yapılan baskın ile yakalandı. Polis ekipleri evde yaptıkları aramada, valiz içinde silah ele geçirdi.

Yakalanan iki zanlıyı, polis ekipleri hemen sorguya aldı. Yapılan sorguda Fahrettin Ö., Sibel G. ile gönül ilişkisi yaşadıklarını itiraf etti. Sibel G.’nin kendisine ‘Eşim beni sürekli dövüyor’ dediğini anlatan Fahrettin Ö., öldürme planı yaptıklarını, gece Alikahya Atatürk Mahallesinde bulunan eve girerek, uyuyan Hüsnü G.’nin başına bir el ateş ettiğini söyledi. Cesedi hemen battaniyeye sardıklarını itiraf eden Fahrettin Ö., Sibel G. ile Yalova’nın Altınova ilçesine giderek, Karadere Köyü yakınlarında bir araziye gömdüklerini ifade etti.

Kocaeli Emniyeti’ndeki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilen Sibel G. ve Fahrettin Ö., çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.
Öte yandan, Hüsnü G.’nin cesedi, şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda Yalova’nın Altınova ilçesinde belirtilen mevkide jandarma gözetiminde yapılan çalışma sonucu çıkartılarak, Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
 

Edinilen bilgiye göre, 7 Kasım tarihinde Bekirpaşa Polis Merkezine giden bir kadın, oğlu Hüsnü Güntaç’ın (42) kayıp olduğunu belirtti. Kayıp ihbarı üzerine harekete geçen polis ekipleri, kayıp şahsın yakınlarının ifadesine başvurdu. Bu sırada hayatını kaybeden Hüsnü Güntaç’ın bir yakını, Güntaç’ın eşi Sibel G.’nin sürekli kendilerine çelişkili ifadeler verdiğini polise anlattı.

Bunun üzerine konu Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Bürosu dedektiflerine intikal etti. Harekete geçen cinayet bürosu dedektifleri, Sibel G.’yi izlemeye başladı. Yapılan MOBESE ve Plaka Tanıma Sistemi incelemelerinde, hayatını kaybeden Hüsnü Güntaç’ın aracını başka bir kişinin kullandığını, yanında ise Sibel G. olduğunu belirledi. Bunun üzerine soruşturmayı derinleştiren ekipler, Sibel G.’nin yanında bulunan kişinin, gönül ilişkisini yaşadığı Fahrettin Ö. olduğunu tespit etti. Cinayet bürosu dedektifleri, iki kişinin izine Kütahya’da rastladı. Kiraladıkları evde kaldıkları belirlenen iki kişi, dün yapılan baskın ile yakalandı. Polis ekipleri evde yaptıkları aramada, valiz içinde silah ele geçirdi.

Yakalanınca itiraf ettiler

Yakalanan iki zanlıyı, polis ekipleri hemen sorguya aldı. Yapılan sorguda Fahrettin Ö., Sibel G. ile gönül ilişkisi yaşadıklarını itiraf etti. Sibel G.’nin kendisine ‘Eşim beni sürekli dövüyor’ dediğini anlatan Fahrettin Ö., öldürme planı yaptıklarını, gece Alikahya Atatürk Mahallesinde bulunan eve girerek, uyuyan Hüsnü G.’nin başına bir el ateş ettiğini söyledi. Cesedi hemen battaniyeye sardıklarını itiraf eden Fahrettin Ö., Sibel G. ile Yalova’nın Altınova ilçesine giderek, Karadere Köyü yakınlarında bir araziye gömdüklerini ifade etti. Bunun üzerine zanlı ile bölgeye giden polis ekipleri, Fahrettin Ö.’nün gösterdiği yerde kazı yaptı. Yapılan kazının ardından Hüsnü G.’nin cesedine ulaşıldı.

İki zanlı detayları ifadeleri alınmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğüne götürüldü. İfadeleri tamamlanan Fahrettin Ö. ile Sibel G. adliyeye sevk edildi. Çiftin iki çocuğunun olduğu öğrenildi.

Refik Fidan – Cihan Atik
 

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde Rita Darı Winkler’i öldürdükleri ileri sürülen sanıklar hakkında Yalova Ağır Ceza Mahkemesi’nde ikinci dava görüldü. “Canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız silah bulundurma ve yağma” suçundan yargılanan Ali Kemal Seyhan ve kardeşi Hüseyin Muharrem Seyhan, Metris Cezaevi’nden Ses ve Görüntülü Bileşim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile duruşmaya katıldı. Ali Kemal Seyhan duruşmada cinayeti nasıl işlediğini anlattı. Winkler’in kendisi ile sürekli görüşmek istediğini kaydeden Seyhan, olay günü Winkler’in kendisini taksi ile Gölcük’ten aldığını, beraber taksi ile Yalova’nın Çınarcık ilçesindeki yazlığa geçtiklerini söyledi. Yazlıkta Rita Winkler ile aralarında tartışma çıktığını söyleyen Seyhan, Rita Winkler’in evde dolapta olan silahı bulduğunu ve silahı kendisine doğrulttuğunu söyledi. Seyhan, “Ver silahı kendimi öldüreyim dedim. Boğazıma yapıştı. Silahı elinden almaya çalıştım. O sırada boğuştuk. Silahı almak için hamle yaptım. Silahı aldım. O sırada silahı almaya çalışırken tabanca ateş aldı. Bir ya da iki kez silah patladı, karnından vuruldu. Bu sırada şok geçirdim. Dışarı çıktım, sigara içtim. Yarım saat sonra içeriye döndüm, bayılmıştır diye yüzüne su serptim. Denize atacaktım ya da gömecektim ama bahçede bulunan varile koymaya karar verdim. Cesedi varile sığmadı. Ben de evde bulunan balta ile ayaklarını kestim. Sonra varile bu şekilde sığdı. Olduğu gibi bir bütün olarak koydum. Bacaklarını da yanına koydum. Daha sonra karşı tarafta bulunan inşaat malzemeleri satan yerden harç aldım. Harcı el arabasıyla işçiler 5-6 sefer taşıyarak getirdi. Varilin üzerine beton döktüm ve böylece kapattım” diye konuştu.
Beton dökülen varilin evden taşınması için inşaat işçilerini çağırdığını söyleyen Seyhan, “Varil betondan sonra çok ağırlaştı. Eve inşaat işçileri çağırdım. İşçilere seramik heykel yapacağımı söyledim” dedi.
Mahkeme heyeti ise bu arada Ali Kemal Seyhan’a varilin 240 kilo ağırlığında olduğunu ve mesleğinin berberlik olduğunu hatırlatması üzerine Seyhan, “Berberim ama sanattan biraz anlarım. O sırada kardeşim de Çınarcık’a geldi. Varili işçilerle forklift yardımıyla kaldırdık” diye yanıt verdi.

Varili ve yanına aldığı diğer bazı eşyaları bir kamyonetle birlikte Gölcük Halıdere’ye götürmek için yola koyulduğunu söyleyen Ali Kemal Seyhan, bu sırada kamyonet sürücüsünü benzinlikte yemek yemeye bıraktığını ve kamyonetle birlikte varili Halıdere’de depoya indirdiğini söyledi. Seyhan, “Depoda çalışma yapılacaktı. İnşaat işçileri geldi ve depoda kazı yaptırdım. İnşaat işçilerine deponun altından su geldiğini söyledim. Kardeşim Hüseyin Muharrem Seyhan işçilere sadece su getirdi. Kardeşimin olayla ilgisi yok. Mahkemeden ve hepinizden özür dilerim. Böyle bir şey yapacağımı tahmin etmiyordum. Olayın bu kadar büyütüleceğini bilmiyordum. Yapmış olduğum şey yanlıştı. Çaresizdim, ailesinden özür diliyorum. Allah benim belamı vermiş” dedi.

Ali Kemal Seyhan’ın kardeşi Hüseyin Muharrem Seyhan ise ağlayarak 20 ay cezaevinde suçsuz yere yattığını belirtti. Hüseyin Muharrem Seyhan, “Ben suçsuz yere 20 aydır cezaevinde tutukluyum. Eşim, çocuklarım ve ben mağdur durumdayız. Allah bunun belasını versin. Hiçbir suçum olmadığı halde burada tutuluyorum. Ailem perişan. Ben kaçmadım. Emniyete de kazı yerini ben gösterdim. Tahliyemi istiyorum” şeklinde konuştu.
Savunmaların ardından mahkeme heyeti sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Ne olmuştu?

Antalya’da kuaförlük yapan Alman Rita Darı Winkler, 10 Mart 2016’da İstanbul’da kaldığı otelden ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. İstanbul Emniyeti’nin yürüttüğü soruşturma kapsamında, Rita Darı Winkler’in arkadaşı Ali Kemal Seyhan’ın ifadesi alındı. Ali Kemal Seyhan, ilişkisinin olduğu Rita Darı Winkler ile birlikte Çınarcık’a gidip geldiklerini söyledi. Serbest bırakılan Ali Kemal Seyhan kalp hastalığı için ameliyat olacağını belirterek, Almanya’ya gitti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü soruşturmayı derinleştirirken, gelen ihbarları değerlendirerek, Rita Darı Winkler’in öldürülüp gömülmüş olabileceği yerleri kazmak için Gölcük Cumhuriyet Savcılığı’ndan izin alındı. Ali Kemal Seyhan’ın Halıdere’de akrabası M.B.’ye ait bağ evinin bahçesinde yapılan kazıda ceset bulunamayınca, Halıdere 2005 Sokak’ta bulunan Ali Kemal Seyhan’ın kayınbiraderi F.A.’ya ait apartmanın bodrum katına gelindi. Beton kazılınca içi beton dolu varil bulundu. Beton kırılınca Rita Darı Winkler’in cesedi ortaya çıktı. Rita Darı Winkler’in ellerinin önden iple bağlandığı ve boğazında boğulma izlerinin olduğu tespit edildi. Alman kadının cesedi bir bölümü açılan varille birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. 

Saim Çotuk

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çocuk işçi istismarına yönelik farkındalık oluşturmak için vatandaşların yoğun bir şekilde kullandığı Akçaray tramvayında sosyal deney gerçekleştirdi. Ulaşım Park A.Ş’ye ait Akçaray tramvayında Şehir Tiyatroları oyuncuları tarafından gerçekleştirilen çocuk işçi konulu sosyal farkındalık eylemini gerçek zanneden vatandaşlar ise yaşananlara tepki göstererek işveren rolündeki oyuncuyu azarladılar. Mizansenden habersiz olan vatandaşlar, zor şartlarda çalıştırılan ve bu yönde istismar edilen çocukların durumuna büyük tepki gösterdi.

ÇOCUK İŞÇİ SANDIKLARI OYUNCULARI KURTARMAYA ÇALIŞTILAR

Gençlik ve Sosyal Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Bilgievi öğrencileri, eğitmenleri ve Şehir Tiyatroları Sanatçısı Mehmet Beyazıt Uzgaş’ın rol aldığı farkındalık eylemi, İzmit’in en işlek hatlarından biri olan Fevziye Camii – Doğu Kışla tramvay hattında gerçekleştirildi. Deney nedeniyle tramvaya gizli kameralar yerleştirildi. Bilgievi öğrencileri “İşçi olarak çalıştırılan çocuk rolünde” tramvaya bindi. Deney kapsamında “İşbirlikçi” olan kişiler de tramvaydaki yerlerini aldı. Kısa süre içinde yolcular tepkilerini ortaya koymaya başladı. Çocuk işçi rolündeki çocuğun taşıyamadığı yüke yardım etmeye çalışan yolcular, işveren rolündeki oyuncunun çocuğa tokat attığını görünce üzerine yürüdüler. İşbirlikçilere bağıran vatandaşlardan bazıları ise çocukları yanlarına çekerek, kurtarmaya çalıştı.

GERÇEK ZANNEDEREK OYUNCULARI AZARLADILAR

Eylemde duyarlı vatandaşların tepkileri ise görülmeye değerdi. Özellikle kadın yolcular, “işbirlikçilere” sözleri ve davranışlarıyla karşı çıktı. Vatandaşlar, çocuklara eziyet ettiklerine inandıkları oyunculara “Sen bu çocuğu böyle zor şartlar altında çalıştıramazsın, bu durum yasala aykırı” sözleriyle duyarlılıklarını ortaya koydu.

OLAYIN OYUN OLDUĞU ANONS EDİNCE ÇOCUKLARA SARILDILAR

Sosyal Farkındalık deneyi Akçaray Tramvayından yükselen anonsla ile sona erdi. Tepkilerin en üst düzeye çıktığı anda gelen anons, yaşananların bir sosyal farkındalık deneyi olduğunu ortaya çıkardı. Bilgievi öğrencileri bu defa üzerlerinde Kılavuz Gençlik tişörtleriyle vatandaşları arasına karıştı. Sergiledikleri duyarlılık için herkese teşekkür eden Bilgievi öğrencileri, üzerlerinde çalıştırılan çocuklara yönelik sloganların bulunduğu rozetlerden hediye etti.

BAZI YOLCULAR GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Bu sırada bazı vatandaşların göz yaşlarını tutamadıkları gözlendi. “Tepkisiz kalamazdım, çocukların bu durumuna hepimiz karşı çıkmalıyız” diyen genç – yaşlı her vatandaş, Büyükşehir Belediyesi’nin bu konu üzerinde gerçekleştirdiği çalışmaya teşekkür etti

Cihan Atik-Murat Kanber