Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, bu sabah Koç Üniversitesi Hastanesinde hayatını kaybetti. Özden Örnek, 3 ay önce oğlu 43 yaşındaki oğlu Burak Örnek’i de kanserden kaybetmişti.

22 Şubat 2010 tarihinde Balyoz soruşturması çerçevesinde gözaltına alınan Örnek, 21 Eylül 2012 tarihinde sona eren Balyoz davasında 20 yıl hapis cezasına çarptırılmış, davanın bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda hakkındaki iddiaların tamamının uydurma ve delillerin sahte olduğu anlaşıldığından hakkında beraat kararı verilmişti.

ÖZDEN ÖRNEK KİMDİR?

1943 yılında İzmit’te doğan Özden Örnek, ilk ve orta öğretimini burada tamamlamıştır. Örnek, 1957’de Deniz Lisesi’ne girmiştir. Özden Örnek, 1962’de Deniz Harp Okulu’ndan Asteğmen olarak mezun olmuştur. 1964 yılında ise donanmaya katılmıştır.

1964-1967 yılları arasında Muhrip sınıfı gemilerde branş subaylığı yapan Örnek, 1980-1981 yıllarında TCG ADATEPE Komutanlığı, 1986-1987 yıllarında I. Hücumbot Filotilla Komodorluğu görevlerini yapmıştır.
1967-1969 yılları arasında ABD’dse lisansüstü öğrenimini yapan Oramiral Örnek, 1975 yılında Deniz Harp Akademisi’nden, 1982 yılında da ABD Deniz Komuta Koleji’nden mezun olmuştur.

1982-1984 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı’nda Harekat Şube Müdürlüğü, 1984-1986 yılları arasında da Wahington Deniz Ataşeliği görevlerinde bulunmuştur. 1988 tarihinde Tuğamiralliğe terfi eden Örnek,1988-1989 yıllarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Teşkilat Daire Başkanlığı ve 1989-1990 yıllarında Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini deruhte etmiş, 1990-1992 yılları arasında da NAVSOUTH/Napoli’de görev yapmıştır.

1992 yılında Tümamiralliğe terfi eden Oramiral Örnek, terfiini müteakip, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.
Ağustos 1999 ayından itibaren Kuzey Deniz Saha Komutanlığı görevini ifa eden Oramiral Özden Örnek, Ağustos 2001 ayında Oramiralliğe terfi ederek, Donanma Komutanlığı’na atanmıştır. 30 Ağustos 2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek kararlara göre Oramiral Özden Örnek, Donanma Komutanlığı’ndan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı.
 

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Suriye’nin Afrin bölgesinde yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nın 58. gününde Afrin ilçe merkezinde kontrol sağlandı. ÖSO üst düzey Komutanı Fehim İsa, Zeytin Dalı Harekatı’nın bilinmeyenlerini anlattı. Dün sabah 06.00 sıralarında Afrin’e girdiklerini hatırlatan Fehim İsa, “Türk Silahlı Kuvvetleri ile çok güzel bir koordinasyon sağlandı. Afrin’in girişinde PYD’li teröristlerin bizi beklediği bina gece 03.00’te F-16lar tarafından vuruldu. Hamdolsun Afrin şehir merkezi özgürleştirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri ile ÖSO mensupları omuz omuza vererek bu bölgeyi özgürleştirdi. İnşallah, mayın temizliği sürüyor şehir merkezinde. Halkın yerleşmesi için büyük çaba gösteriyoruz. Sivil meclisler kuruluyor. Afrin’i Afrinliler yönetecek” dedi.

“KOMANDO HÜSEYİN YÜZBAŞI BAŞINDAN ROKETLE YARALANDI, 10 GÜN SONRA GERİ DÖNDÜ”
58 gün içinde yaşadığı ilginç olayı da paylaşan İsa, komando bir subayın operasyonun ilk günlerinde Darmık bölgesinde başına isabet eden roketle yaralandığını hatırlatarak, “10 gün sonra subayımızı tekrar aramızda gördüm. Şok oldum. Ben onun 5-6 ayda göreve döneceğini tahmin etmiyordum. Kısa sürede Hüseyin Subayımızın komandoların başına geçmesi, bu imanın, bu ısrarın bize zafer getireceğine inandım. İnsanları özgürlüğüne kavuşturulması için Türk Silahlı Kuvvetlerin büyük özveri gösterdiğini gördük” diye konuştu.

“BİRKAÇ GÜNE AFRİN’DE HAYAT NORMALE DÖNECEK”
Terör örgütleri şehri mayınladığı için temizliğin devam ettiğini belirten Fehim İsa, “Mayından dolayı şehitlerimiz oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri şehri yeniden hayata döndürmek için çok büyük çaba sarfediyor. Bundan sonra her gün halkın geri dönüşünün artacağını düşünüyorum. Birkaç güne Afrin’de hayatın normale döneceğine inanıyorum. Burada Fırat Kalkanı bölgesinde de özgürleştirdiğimiz ilçe ve kasabalarda kendi halkına bölgeyi bıraktık. Sivil insanlar arasında seçim yaparak sivil meclisler kuruldu. Bunlar artık o bölgeyi yönetiyor. Biz asker olarak sınırlarda emniyet alıyoruz. Düşman sınırlarında rejime karşı Afrin’in doğusunda Nübbül Zehra bölgesinde karşı karşıyayız. Savunma hatlarımızı yaptık. Gerideki halkımızı insanlarımızı koruma amaçlı” şeklinde konuştu. 

Hastane yalanı
Afrin’in bir hastanenin vurulduğu iddialarına ilişkin Fehim İsa, “Hastanede herhangi bir zayiat yok. Hiç bir zayiat yok. Bu batılıların ağzıyla PKK’nın medyaya yansıttığı yalan. Sizin de gördüğünüz gibi operasyonun psikolojisini bozmak için yapılan bir haber. Afrin’e çok az zayiatsız, zayiat olmayacak şekilde çok temiz bir operasyon gerçekleşti” dedi.

OPERASYONUN İLK ANLARINI ANLATTI
Fehim İsa, operasyonun ilk anlarını anlatarak, “İHA’ların tespit ettiği noktalar, terör noktalarını ilk gecenin kararmasıyla oralara hedeflere Türk Silahlı Kuvvetleri uçaklarla operasyon gerçekleştirdiler. Girdiğimizde hamdolsun direniş bulmadık. Olanlar da kaçmışlardı. Uçakların vurduğu enkazların altında teröristler vardı. Girdiğimizde dumanlar yeni çıkıyordu. Bizim girmemizden önce vurulmuştu. Kaleşleri parça parça olmuştu. Eğer orası vurulmasaydı sıkıntı yaşardık. Zafere gitmeyi geciktirirdi” diye konuştu.

“BARAJI DA KONTROL ETTİK”
İsa, Meybölgedanki Barajı’nın kontrol altına alındığını belirterek, “Orası çalışan bir baraj. Orasını sivil yönetim kurulduktan sonra onlara teslim etmeye hazırız. Baraja su veren sistem çalışmaya başlayınca o sistem sıkıntısız çalışacak” şeklinde konuştu.

“KUZEY IRAK’A GİDERİZ”
İsa, “Türkiye – Suriye sınır hattı 900 kilometre. Şu anda bir çok bölge temizlendi. Hassas bölgeler temizlendi. Fırat Kalkanı operasyonu bölgesi temizlendi. Batılıların Suriye’yi bölüp kendi fikirleriyle İsrail güvencesine almak için burada Ortadoğu’da tekrardan harita çizerek bu olan ülkeleri küçük ülkeler haline getirip İsrail’in güvencesini sağlamak isteme planları bozuldu. Fırat Kalkanında bu gerçekleşti. Şu anda da tam bitti denecek hale geldi. Bundan sonra Irak sınırına kadar hazırız. Türk Silahlı Kuvvetleri’yle oradaki terör unsurlarını temizlemek için de hazırız. Biz de inşallah Suriye topraklarında bulunmayan bir bölgeye Türk Silahlı Kuvvetleri ile Kandil’e gitmeye hazırız. Burası sadece Türkiye’ye değil, Suriye, Irak’a da tehdit oluşturuyor” dedi.

“TÜNELLERİ UÇAKLAR İMHA ETTİ, TAMAMEN KAPATILACAK”
Tüneller ne olacak sorusuna ise İsa şu cevabı verdi:
“Türk savaş uçakları tamamına yakınını imha etti. Bölgede terörist kalmadı. Orada inşallah kepçelerle tekrardan düzenleme yapılacak. Sivillerin zeytinlerine çok zayiat verdiler. Orada imha harekatı başlatarak zeytinlikleri halka vereceğiz.”

“PYD’NİN HALKTAN ZORLA ALDIĞI PARALAR LÜKS YAŞAMA GİDİYORDU”
Fehim İsa, PKK’nın en büyük gelir kaynağı olan zeytinin de halka verileceğini kaydederek, “PKK PYD halkı haraca bağlamıştı. Herkes illlalah etmişti. Zeytinden haraç kesiyordu. Paralar Kandil’e gidiyordu. Bizim amacımız bölgeyi özgürleştirmekti. PKK insanlardan haraç alarak zeytin fabirkalarına el koymuşlar, aileden çocuk vermeyenlerin zeytinlerine el koymuştu. O paralar PYD’ye gidiyordu. Teröristlerin yaptığı saraylara gidiyordu. Allah’ın izniyle o imkanlar sahiplerine dönecek. Allah’ın izniyle orada imkanlar bölge halkına geri dönecek” şeklinde konuştu.  

Afrin’de sürdürülen Zeytin Dalı Harekatını arazide komuta eden ÖSO komutanlarından Fehim İsa, birlik karargahında İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Afrin’i 48 saatte düşürebileceklerini kaydetti. Afrin merkez ve çevre köylerini bir hafta gibi sürede PKK/KCK/YPG terör örgütünün elinden kurtaracaklarını anlatan İsa, “Afrin merkezde direnemeyecekler tahminimce. 48 saatte merkez düşer. Afrin merkezine girdik mi, 2 günde temizleriz. Hazırlıkların da birkaç gün sürdüğünü düşünürsek, tahminimce 1 hafta sonra Afrin merkezi dahil o bölgeler tamamen teröristlerden temizlenir” dedi.

“30 bin sivil tekrar Afrin’e döndü”
Fehim İsa, kısa sürede Afrin’i de özgürlüğüne kavuşturacaklarını anlatarak, şuana kadar ele geçirilen bölgelere ise toplam 30 bin sivilin geri döndüğünü kaydetti. İsa, “Şuanda Afrin merkez abluka altında kuzeybatıda bazı köylerin temizlikleri sürüyor. En yakın zamanda merkeze girip oraları özgürleştireceğiz. Özgürleşen yerlere sivil halkın dönüşleri başladı. Biz de onları kendi köylerine tekrardan yerleştirip yakın zamanda da kendi kendilerini yönetmeleri için oralarda meclisler kurulacak. Afrin merkezi ablukaya aldık. Oralarda savaş uçakları teröristlerin kontrol noktalarını vuruyor. Bunu gören oradaki sivillerde güvenli yerlere gitmek istiyor. Şuana kadar 30 bine yakın sivil özgürleşen bölgelere geçti. Teröristler rastgele mayın döşemiş bizim kontrolümüzde sivil çıkışları için bir koridor açıldı. Sivillerin buradan çıkışı sağlanıyor” şeklinde konuştu.

“Teröristlerin kaybı 5 bini geçti”
İsa, Zeytin Dalı Harekatın’da PK/KCK/YPG terör örgütlerinin verdiği kaybın 5 bini geçtiğini belirterek, “Teröristlerin verdiği kayıplar açıklanan rakamlardan çok daha fazla. Tahminimce bu rakam 5 binin üzerinde. Çünkü etkisiz hale getirilen terörist sayısı İHA’ların tespit ettiği bölümüyle açıklanıyor. Bir de tespit edilemeyenler var bu rakam açıklanandan çok daha fazladır” dedi.

“Afrin merkezdeki hendekler engel olamayacak”
İsa, terör örgütünün Afrin merkezinin her tarafına hendekler kazdığı yönünde bilgiler aldıklarını belirtirken, bu hendeklerin de Afrin’in özgürleştirilmesine engel olamayacağını kaydetti. İsa, “Afrin’in dört bir yanında hendekler kazılmış. Bu hendekler 3 metre derinliğinde ve 3 metre genişliğinde kazılmış. Ama TSK ve ÖSO’nun önünde oranın özgürleşmesi için bu hendekler engel olamayacak. Bunu Burseya ve Raco’da gördük” ifadelerini kullandı.

“Afrin’in merkezinde 2 bin terörist var”
Afrin merkezinde 2 bin terörist kaldığını belirten İsa, bunların da bir kısmının teslim olmaya başladığını kaydetti. İsa, “Şuanda Afrin’in merkezinde 2 bine yakın terörist var. Tabi bunlarla çalışan bir çok kişi bunların yenildiklerini görünce gelip teslim oluyorlar. Az önce de bana gelen telefonda yine bazı teröristlerin teslim olduğu bilgisiydi. Biz de bunları araştırıp eli kanlı olmayanlar, zorla silah altına alınanlar tekrar normal hayatına dönecek. Ancak eli kanlı olanlar cezalarını çekecekler” ifadelerine yer verdi.

“Membiç için hazırız”
İsa, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı harekatlarının ardından Membiç harekatlarını hatırlatarak, Membiç için de hazır olduklarını vurguladı. İsa, “Biz Fırat Kalkanı Operasyonunda olduğu gibi Afrin içinde hazırdık. Şimdi de Membic için hazırız. Gerekirse Haseke Kamışlı neresi istenirse orada savaşmaya ve buraları teröristlerden temizlemeye hazırız. Çünkü bunlar hem Türkiye’ye hem de Suriye’ye tehditler” dedi.

“Düzenli ordu olmak için çalışıyoruz”
Fehim İsa, ÖSO’nun düzenli bir ordu olması için çalışmaları da son sürat sürdürdüklerini anlatarak, “Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde 35 gurup vardı. Bütün bu gurupları milli bir ordu olması için 3 kolordu kuruldu. Kolorduların altında tümenler var tümenlerin altında tugaylar var tugayların altında ise taburlar var. Bu şekilde bir oluşum oldu. Amacımız düzenli milli bir ordu kurmak. Bu yöndeki çalışmalarımız da sürüyor” şeklinde konuştu

“Afrin’de 9 bin savaşçımız var”
Fehim İsa, Afrin’de Zeytin Dalı Harekatına katılan 9 bin ÖSO askerinin bulunduğunu vurgulayarak, “Afrin’de savaşan 9 bin askerimiz var, bunlar şuanda Türk Silahlı Kuvvetleriyle beraber savaşıyor. Şuana kadar harekatta 110’a yakın ÖSO savaşcımız ve 44 TSK askeri şehit oldu” ifadelerini kullandı.

“Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı operasyonundan daha zordu”
İsa, Fırat Kalkanı Harekatı’nın Zeytin Dalı’ndan daha zor olduğunu vurgulayarak, “Fırat Kalkanı Operasyonu, Zeytin Dalı’ndan daha zordu. Afrin coğrafyası daha zor gibi görünüyor ancak böyle değil. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullandığı milli ve yerli silahlar ve savaş uçaklarının vurmasından dolayı bizim için daha rahat bir operasyona dönüştü. TSK’nın bize verdiği eğitimler sayesinde biz de bu silahları kullandık ve başarılı oluyoruz. Fırat Kalkanı Harekatında 3 bine yakın kaybımız oldu. Burada 120. Bu sayılar da bu farkı net bir şekilde gösteriyor” ifadelerine yer verdi

“Teröristler Kur’an-ı Kerim ile tuzak kuruyor”
Teröristlerin, Afrin’de her türlü tuzak ve hileye başvurduğunu da vurgulayan Fehim İsa, “Teröristler Kuran’ı kerim’i tuzak olarak kullanıyor. Bunların dini imanı yok. DAEŞ’te aynısını yapıyordu. PKK/PYD’de aynısını yapıyor. Zaten terörün hangi çeşidi olursa olsun, hepsi din ve insanlık düşmanıdır” dedi.

“Afrin’de gümrük adı altında haraç alıyorlar”
İsa, terör örgütünün bir bölgeden diğerine geçmek isteyen bölge halkından haraç aldığını ifade ederek, “Fırat Kalkanı Bölgesi ve İdlib bölgesi var. Arada ise Afrin bulunuyor. Fırat Bölgesinden İdlib’e geçmek isteyen bir sivil insandan bile haraç alıyorlar. Bütün Suriye bu gerçeği bilir. Hele mal falan götürürse çok daha fazla para alıyorlar. Yani insanları sömürerek kendi fikirlerinde orada bir devlet kurmak istiyorlar. Bu operasyon bittiğinde 300 kilometre alan temizlenmiş olacak. Fırat Kalkanında olduğu gibi buranın asil unsurları güven içinde bölgelerine dönecek” şeklinde konuştu.

“Çocukları zorla silah altına alıyorlar”
Fehim İsa, terör örgütünün küçük yaştaki çocukları da zorla silah altına aldığını ve bu durumu kanıtladıklarını anlatarak, “PKK/PYD terör örgütü 14-15 yaşındaki çocukları zorla silah altına alıyor. Biz bunu gördük, elimizde kanıtlar var. Çocuklarını vermeyen aileleri ise bu teröristler, orada barındırmıyor” diye konuştu.  

Lider Olgun – Orhan Akın

Türkiye, Afrin’de şehit düşen 8 kahramanını dün son yolculuğuna uğurladı. Konya, Eskişehir, Van, Kastamonu, Denizli, İzmir, Hatay ve Isparta’da on binler kahramanlar için al bayrağa sarılı tabutlar önünde saf tuttu. Gözlerde yaş, dillerde dua, yüreklerde yangın ve gurur vardı. Ülkeyi gözyaşlarına boğan askerlerimizin Hatay’ın Hassa ilçesi karşısındaki Hac Bilal köyü Keltepe üs bölgesinde, hainlere karşı dünyaya örnek olacak bir mücadele verdiği belirlendi. Saklandıkları tünellerden çıkan yüzlerce hain, sisten yararlanarak üs bölgesine sızmaya çalıştı. Bu sırada çatışma çıktı. Göz gözü görmüyordu. Görüş mesafesi 50 metreye kadar düşmüştü. Yoğun sis sebebiyle silahlı insansız hava araçlarının görüş alanı kapalıydı. Çatışma saatlerce sürdü.

ÇOĞU ÖLDÜ

Güvenlik uzmanı ve eski asker Abdullah Ağar’ın bölgeden aktardığına göre, tim komutanı uçaklara telsizden “Gerekirse bizi de vursun ama teröristlerin hepsi burada imha olsun” diye anons geçti. Mehmetçiğin ortaya koyduğu karşı duruş teröristlerin beklediklerinin tersi bir sonuç verdi. Hainlerin büyük çoğunluğu öldü. Çatışmada 73 terörist etkisiz hâle getirildi.

ÖLÜMSÜZLÜĞÜ TATTIK BİZ

Kahramanca şehit olan 8 asker ile yaralanan 13 askerlerden çoğunluğu bölgeye İzmir Bornova Jandarma Komando Tugayı’ndan gitmişti. Askerler, meskun mahal temizliği eğitimi görmüş, birçoğu Sur’da da görev almıştı. 23 yaşındaki Jandarma Astsubay Çavuş Abdullah Taha Koç onlardan biriydi. Koç, harekâta katılmak için Diyarbakır’daki birliğinden silah arkadaşları ile geçen hafta yola çıkmış, Gaziantep İslahiye’deki toplanma merkezinde cuma namazını kılmıştı. Astsubay Koç, cuma namazına giderken Erdem Bayazıt’ın “Bulmak” isimli şiirinden “Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm. Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm” bölümünü okumuştu.

BU KAHRAMANLIK İLK DEĞİL

 Keltepe’de yaşanan kahramanlığın bir benzeri yıllar önce Kuzey Irak’a yönelik terör harekâtında yaşanmıştı. Geçtiğimiz yıl Şırnak’ta helikopter kazasında şehit düşen Tümgeneral Aydoğan Aydın’ın bir çatışma sırasında “Bulunduğum yeri ateş altına alın” diyerek kendini feda ettiği belirlenmişti. Keltepe destanı, Mehmetçiğin hainleri imha etmek için nasıl canından vazgeçtiğini bir defa daha gözler önüne serdi.

Türk askerinin dillere destan kahramanlığını CIA eski Başkanı Orgeneral David Petraeus geçtiğimiz hafta “Muhtemel bir Türk-ABD sıcak çatışmasında neler olabileceği” yönündeki soruyu cevaplarken dile getirmiş ve şöyle demişti: Orada durup iki defa düşünmeleri lazım. Türklerden bahsediyoruz, kontrolümüzdeki Araplardan değil. Düzenli taktik ve bizde bile olmayan disiplinli bir orduya sahipler. Geri çekilme gibi bir huyları yok ve bu ihtimali hiç düşünmüyorlar. Topyekûn savaşan bir millet. İhtimal hesapları yapmıyorlar, akıllarında toprakları ve dinleri varsa kaygılanıp sonlarını düşünmüyorlar.

ANCAK ŞEHİT OLURSAM DÖNERİM

Hatay’daki törenin ardından memleketlerine gönderilen şehitlerden Uzman Çavuş Recep Çetin (24) Eskişehir’de son yolculuğuna uğurlandı. 1 yıl önce evlenen şehidin 1,5 ay önce kız çocuğu dünyaya geldiği öğrenildi. Törene Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin de katıldı.

YENİ NİŞANLANMIŞTI

Vanlı şehit Uzman Onbaşı Rıdvan Çevik’in (26) babası Zeynel Çevik, oğlu ile kısa bir süre önce telefonla görüştüğünü, kendisinden istifa etmesini istediğini belirtti. Acılı baba Çevik, oğlunun ise bu teklife üzülerek tepki gösterdiğini, ancak şehit düştüğü zaman dönebileceğini kendisine söylediğini anlattı. Çevik’in kısa bir süre önce nişanlandığı ve evlilik hazırlıkları yaptığı belirtildi.

30 AĞUSTOS’TA EVLENECEKTİ

Şehitlerden Kastamonulu Uzman Çavuş Arif Demirel’in (24) sosyal paylaşım sitesi hesabından yaptığı “Nasipte varsa döneriz sevdiklerimize” yazısı yürekleri dağladı. Ayrıca nişanlı olan şehidin 30 Ağustos gününe düğün tarihi aldığı öğrenildi.

BİZ ÖLDÜK MÜ Kİ VATAN BÖLÜNSÜN

Aydınlı Şehit Astsubay Çavuş Mehmet Dinek’in şehit olmadan saatler önce ailesine cephede çekilmiş son fotoğraflarını gönderdiği ortaya çıktı. Şehit askerin ailesine gönderdiği son fotoğraflarda “Biz öldük mü ki vatan bölünsün. Afrin’den Nazilli’ye selam olsun. M.D.” ifadeleri yer aldı.

10 GÜN ÖNCE GÖREVE GİTMİŞTİ

Şehitlerden Astsubay Uğur Palancı (28) İzmir’de toprağa verildi. Mardin’in Artuklu ilçesine kayıtlı ve bekar olan Uğur Palancı’nın 10 gün önce Afrin’e göreve gittiği öğrenildi.

‘ŞEHİT OLMAYA GİDİYORUM’ DEMİŞ

Afrin’de göreve gitmeden önce arkadaşıyla sohbet ederken, “Şehit olmaya gidiyorum” dediği belirtilen Uzman Çavuş Burhan Açıkkol’un (24) cenazesi Isparta’da toprağa verildi. 7 yaşındaki Emirhan, şehit ağabeyinin fotoğrafını öpmesi duygulandırdı.
Şehit Uzman Çavuş Mustafa Ozan Gökçe (25) ise memleketi Hatay’ın Payas ilçesinde son yolculuğuna uğurlandı. Törene katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, şehidin babası Mustafa Gökçe ve yakınlarına taziyelerini iletti. Şehidin nişanlı olduğu ve evlilik hazırlıkları yaptığı öğrenildi.

AKAR: ŞEHİTLERİMİZİN KANI YERDE KALMAYACAK

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ile birlikte sınır hattındaydı.

Kilis ve Hatay’da, Zeytin Dalı Harekatı’nda görevli birliklerde inceleme ve denetlemelerde bulunan Akar şunları söyledi: Şehit ve gazilerimizin hiçbirinin tek damla kanı dahi yerde kalmayacak. Teröristler ile bunlara destek veren güç merkezleri mutlaka hüsrana uğratılacak. Mücadeleye, askerimiz, jandarmamız, polisimiz, güvenlik korucularımız ve Özgür Suriye Ordusu mensupları ile omuz omuza en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar aynı azim ve kararlılıkla bir bütün halinde devam edilecek.

Zeytin Dalı Harekâtı’nda yer alan en büyük gruplardan biri olan Cephe Şamiye’nin komutanı Ebu Ali Siccu operasyonun çok iyi başladığını belirterek “Biz kuzey kırsalındaki Özgür Suriye Ordusu’yuz. Zeytin Dalı operasyonuna çok şükür iyi bir başlangıç yaptık. Uzun sürecek bu operasyon fakat şu anda bazı bölgeleri temizledik. İlk mıntıka Burseya Dağı. Bu operasyon Afrin’deki ehlimizi kurtarmak için yapılıyor” dedi.

PKK ZORLA TUTUYOR
PKK’nın insanları zorla savaşmak için gitmelerine izin vermediğini ifade eden Siccu “Onlar PKK tarafından zorla tutuluyorlar. Afrin şehri Kürtler ve Araplar arasında taksim edilmiş ve onların yayınladığı gibi bir Kürt şehri değil. Afrin’de PKK insanları zorla kendine hizmet ettirmeye çalışıyor” diye konuştu. PKK’nın arasında İngiltere Amerika, Fransa ve Almanya gibi ülkelerden çok sayıda savaşçıların olduğunu ve örgütün belirten Ali Siccu bu örgütün bütün Kürtleri temsil etmediğini belirtiyor.

SİVİLLERE ZARAR VERMİYORUZ
Sosyal medya da operasyon kapsamında sivillerin katledildiği yönündeki haberlere de tepki gösteren Siccu “En son olaylarda Özgür Suriye Ordusu’ndaki insanlardan katlettiklerine dair haberler çıktı. Onlar için Avrupa’dan sosyal medyayı iyi kullananalar var. Biz bu güne kadar sadece askerî noktaları vurduk. Ama onlar sosyal medyaya siviller vuruluyor diye yansıtıyor ama herkes doğruyu biliyor” dedi.

ZULÜMDEN BIKTIK
Savaşın yaşanan zulümden dolayı Başer Esad’ a karşı başladığını belirten Ebu Ali Siccu şöyle devam etti: “Hedefimiz zulmü Suriye’de bitirmek. Bütün devletler Suriye halkı için toplandı. Avrupa, Birleşmiş Milletler, Amerika ve Arap devletleri genel olarak rejim ile birlikte. Biz savaşa başladığımızda Suriye’nin yüzde 80’nini elimize geçirmiştik. Bu savaş rejime karşıydı. Devletler işin içerisine girdiğinden bu yana bizi terörist olarak lanse etmeye başladılar. El-Kaide örgütüyle Suriye’ye soktular bu fikri. Suriye’ye onlar soktu. Daha sonra DEAŞ terör örgütünü ortaya çıkardılar. En son olarak da PKK terör örgütü çıktı. Bunların hepsi dış devletlerin işi. Yedi seneden sonra bakıyorum, nereleri kurtarabildik. Biz yüzde 80’ini kurtardıktan sonra DEAŞ geldi ve sonra Özgür Suriye Ordusu ile savaştı ve aldığı bütün bölgeleri PKK’ya devretti. PKK Amerika’dan destek alıyor bugün doğu tarafında PKK, Amerika tarafından destekleniyor.

PKK’YI İSTEMİYORLAR
Afrin’de yaşayan birçok vatandaş Fırat Kalkanı Bölgesine gelmek arzuluyor. Ama PKK onları göndermiyor ve çocuklarıyla korkutuyor. Hatta aldığımız esirler bile ‘bizi zorla savaşa aldılar’ diyor. Rakka, Menbiç, Telabyat gibi bölgelerden çok insan Fırat Kalkanı bölgesine geldi. Biz rejimden kaçtık. Sonra DEAŞ’tan kaçtık şimdi de PKK’dan kaçmak zorunda kalıyoruz.
Türkiye devletine teşekkür etmek istiyorum. Yaklaşık 4 milyon Suriyeli insan aldılar. Biz de bu bölgeleri PKK’dan temizleyerek bu 4 milyon insanın yeniden bölgelerine gelmesini istiyoruz. Herkes evine bölgesine gelmek istiyor. Afrin bölgesinden arıyorlar ve biz de o bölgelere gelmek istiyoruz diyorlar. Çünkü PKK, kızlarımızı ÖSO ile savaşmak için zorla alıyor. Gençlerimizi zorla alıyor. Biz Araplar, Türkmenler ve asıl Kürtler olarak kızlarımızı savaşa göndermeyiz. Ama onlar 13-14 yaşlarındaki kızlarımızı alıp savaşa gönderiyorlar. Bununla ilgili belge ve fotoğraflar mevcut.”

Amerika’nın PKK’ya silah verdiğini hatırlatan ÖSO komutanı Siccu “Bizim şu anda düşmanımız Beşar Esad ve PKK’dır. Bugün Amerika bu silahları PKK’ya veriyor. Kürt halkı bir olduğumuzu biliyor. Kandil’den ve İran’dan teröristler geldi ve Suriye arazilerini ele geçirdiler. Hepimiz biliyoruz ki Amerika bizim dostumuz değil. Kim terör örgütünü destekliyorsa o da teröristtir. Azez’de 300 bine yakın mülteci var. PKK Azez bölgesinden 7 km uzakta ve orayı füzelerle vuruyor. Orada ayağı kesilmiş yaralanmış çocuklar var Bunların fotoğrafları var” dedi.

HİTLER’İN ÇOCUKLARI!
Amaçlarının sadece Afrin’i değil bütün Suriye’yi özgürleştirmek olduğunu belirten Siccu “Biz, Allah’ın izniyle PKK’yı bu bölgeden tamamen temizleyeceğiz. Biz rejimin de düşmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
Yapılan tünellerin Birinci ve İkinci Dünya savaşında Naziler tarafından kullanıldığını dile getiren Siccu sözlerini şöyle tamamladı: “Biz, I. ve II. Dünya Savaşı’nda Hitlerin bu tünelleri yaptığını gördük. Bugün de PKK aynısını yapıyor. Günümüzün Nazileri PKK’dır. Naziler gibi insanları öldürmek ve yerlerinden göndermek için çalışıyorlar. Kendileri gibi düşünmeyen kimseyi yanına kabul etmiyor.”

TÜNELLERİN PROJESİNİ ABD’LİLER ÇİZMİŞ!
PKK’nın ortaya çıkmasında Esad’ın rolünün büyük olduğunu dile getiren Ebu Ali Siccu “PKK terör örgütü aslında Esad’ın yaptığı şeydir. Öcalan’ın ve PKK’nın piştiği yer yani mutfağı Suriye’dir. Bu mutfağı büyüttüler daha sonra” ifadesini kullanıyor. Burseya’da yapılan tünelleri PKK’nın tek başına yapamayacağını da sözlerine ekleyen Siccu “Hendekleri ve tünelleri beton bloklardan yaptığı tünelleri gördük. Bunların hepsi Burseya Dağı’ndan İdlib tarafına kadar tüneller ve hendekler ile çevrilmiş durumda. Bu saf betondan yapılmış tünelleri saklanmak için yaptılar. Sadece Özgür Suriye Ordusu için değil bütün Suriye ile savaşmak için yaptılar. Biz o tünelleri gördüğümüz de bunu PKK’nın tek başına yapacağına inanmadık. Biz kesinlikle biliyoruz ki, büyük komutan ve Amerikalı mühendisler bu projeyi onlara çizdi” diye konuştu.

Türkiye Gazetesi

İran Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi, Devrim Muhafızları yetkililerine seslendi. ABD hükümetinin İsrail elçiliğini Kudüs’e taşıma ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması kararına ilişkin açıklama yapan Caferi, “Tüm bunlar Mescid-i Aksa’yı yıkmak için yapılan ön hazırlıklardır. Bu kara komplonun karşısında biran önce durulması gerekiyor. Müslümanlar, bu komploya şimdi karşı çıkmazlarsa zamanı çok hızlı bir şekilde kaybetmiş olacağız” dedi. Caferi, “ABD ve siyonist rejimi, kutsal Kudüs’e karşı tarih boyunca yaptıkları en büyük aptallığı yaptılar. Allah’ın izniyle Kudüs, siyonist rejiminin mezarına dönüşecektir” ifadelerini kullandı.

“Suudi Arabistan’ın bu karardan aylar öncesinde haberi vardı”

İran Devrim Muhafızları Komutanı Caferi, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“ABD’nin Kudüs kararının arka planda başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı Arap ülkeleriyle yapılan anlaşmalar sonucunda ortaya çıktığından haberdarız. Suudi Arabistan’ın bu karardan aylar öncesinde haberi olduğunu da biliyoruz. Suudi rejimi Müslümanların ABD’nin yeni kararına karşı tutumlarının bir tek bildiriler ve konuşmalar ile sınırlı kalması için çabalıyor. Onlar, Kudüs’ü korumak için pratikte herhangi bir adımın atılmaması doğrultusunda siyonist İsrail rejimi ve ABD ile anlaşmaya varmış durumdalar. Suudi Arabistan, Filistin’i İslam dünyasının meselesi olmaktan çıkarmaya çalışıyor.”

Caferi, “Bu sefer de Kürdistan meselesinde, Lübnan meselesinde ve Yemen meselesinde olduğu gibi İslam ümmeti düşmanın projelerini ve planlarını etkisiz hale getirip, hainleri cezalandıracaktır” diyerek sözlerini tamamladı. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Jandarma Genel Komutanlığında düzenlenen devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, “Bir ülkedeki dışa bağımlılıklar içindeki en tehlikeli bağımlılık, savunma sanayiindeki dışa bağımlılıktır. Çünkü bir ülkenin bekasıyla, varlığıyla ilgili bir konuda bir başkasına bağlı olmak, çok büyük bir risk almaktır” dedi.

Jandarma Genel Komutanlığı’na atanan Orgeneral Arif Çetin, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanan Orgeneral Yaşar Güler’den görevi devraldı. Jandarma Genel Komutanlığı’nda düzenlenen devir teslim törenine katılan İçişleri Bakanı Soylu, yaptığı konuşmada, bu ülkede rahat bir görevin olmadığına dikkat çekerek, “Rahat bir görev yeri, rahat bir makam, tayin olunacak sorumluluğu az bir mevki veya memuriyet yoktur. Eğer verilen bir görev veya atama size rahat geliyorsa, ‘iyi yer çıktı’ diye seviniyorsanız, biliniz ki o görev algınızda, sorumluluğu değerlendirmenizde bir hata söz konusudur. Ya işin ciddiyetini anlamamışsınızdır, ya da Allah göstermesin, bu ülkeyi tanımamışsınızdır. Burası zor ülkedir. Burası, işi çok olan ülkedir. Bin yıldır bu topraklar üzerinde tutunan ecdadımız, bilesiniz ki bunu bilek gücüyle yapmışlardır. Tarih gizli saklı değil, açıp okuduğunuzda, kılıçları elden düşmediğini biliyoruz. Kapıdan ordular eksik olmamıştır, namlular soğumamıştır. Dolayısıyla bu ülkede bir görev almak, bir sorumluluk almak, makam sahibi olmak demek, daha az uyumak, dünyevi hazları unutmak; aileden, çoluk çocuktan, yeri geldi mi candan feragat etmek demektir. Bunlar hamasi laflar değildir. Hala gerçekliğini sürdüren, hatta artarak sürdüren gerçeklerdir. Bunu anlamak zor değildir. Etrafımızda yaşananlara, özellikle 2009’dan bu yana, Türkiye’nin global ekonomik krizi başarıyla atlatmasından beri yaşadığımız hadiselere bakarsanız, mevcut durumu çok rahat bir şekilde okuyabilirsiniz” açıklamasını yaptı.

“Türkiye’yi stratejik bir çembere almaya çalışıyorlar” diyen Soylu, “Türkiye’yi pasifize etmeye, etkisizleştirmeye, hareket kabiliyetini sınırlamaya, Ortadoğu’da bir güç olmasını engellemeye çalışıyorlar. Şurası çok açıktır, birileri Ortadoğu’daki paylaşımı beğenmiyor, kendi kafasına ve çıkarına göre yeni sınırlar çizmek istiyor ve Türkiye onlar için bu planda ciddi bir sorun teşkil ediyor. İşte bu yüzden, bu ülkede Orgeneralin de, Astsubayın da, Bakanın da, Memurun da görev ve sorumluluğunun ağırlığı aynıdır. Bize rahat yoktur, olmamalıdır. Açıkça görülmektedir ki; ülkemiz, devletiyle, milletiyle el ele, bütün kurumlarıyla birlikte, yapılmak istenen operasyonlara tek tek cevap vermiştir. Bunları hukukun üstünlüğünden taviz vermeden bütün hadiselere doğru ve hukuk içerisinde tepki verdik. Ülkede iç karışıklığa, çıkarılmak istenen iç savaşlara ve kaoslara asla müsaade etmedik. 15 Temmuz kalkışmasına karşı millet sokağa çıkmış, darbeyi sabahına varmadan büyük bir kahramanlıkla bastırmıştır. Ama ertesi gün, ülkede her şey kendi normal seyrinde devam etti. İki gün sonra piyasalar açılmış, hiçbir olumsuzluk yaşanmamıştır. Keza terörle mücadelede, DEAŞ, PKK ve iş birlikçi FETÖ ile mücadelede en küçük bir zafiyet gösterilmemiştir. Bir yandan devletin içine sızmış FETÖ uzantıları temizlenirken, bir yandan Doğu ve Güneydoğu’da PKK ile büyük bir mücadeleye girilmiş; Fırat Kalkanı Operasyonuyla DEAŞ’ın deyim yerindeyse kolu kanadı kırılmış ve kalan süprüntüleri Güneye sürülmüştür. Bütün bunları yaparken Türkiye, 2017 ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüme, 150 milyar dolar ihracat rakamı elde edebilmiştir. Yani ne ekonomik gelişmemizden taviz verdik, ne de biraz önce bahsettiğim stratejik çembere alınma operasyonuna karşı mücadelemizde herhangi bir gevşeklik, şaşkınlık ve gerileme göstermedik. Elbette ki 2017 Türkiyesi bu sorunu profesyonelce yönetebilecektir. Ekonomik operasyonları yıllarca yaşadık. Yüzde 70 enflasyonları, Kasım ve Şubat krizlerini yaşamış Türkiye, 2002’den beri siyasi istikrarla yürümüş Türkiye, elbette ki bunu da atlatacaktır” diye konuştu.

15 Temmuz hadisesinin Türkiye’de görülmüş ilk darbe girişimi olmadığına vurgu yapan Soylu, “Yıllarca gördük. Elbette ki bunun ülkenin geleceğine ne yapacağını değerlendirebildik ve Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, milletimizin cesaret ve feraseti sayesinde bunu da atlattık” dedi.

47. Jandarma Genel Komutanı Yaşar Güler ile son dönemde yapılan yatırımlar ile Jandarmayı daha yüksek seviyelere çıkartmaya gayret ettiklerinin altını çizen Soylu, “Personel sayımızı arttırdık. İHA kapasitemizi, silah kapasitemizi arttırdık. Jandarmamıza 2’si silahlı olmak üzere 6 tane bayraktar insansız hava aracı ve 3 insanlı keşif uçağı kazandırdık. Bunun yanında Atak helikopteri ve Hürkuş Saldırı ve Keşif Uçağı siparişlerimizi verdik. 12 Silahlı İHA alım sözleşmesi yaptık. 55 il ve 219 ilçede jandarma bünyesinde Plaka Tanıma Sistemi kurulumu tamamladık. Daha da önemlisi bunların içinde yerli teknoloji oranını yükselttik. Kendi evlatlarımızın yaptığı İHA’ları, zırhlı araçları, personel taşıyıcıları kullandık” ifadelerini kullandı.

“173’Ü IHA VE KEŞİF UÇAKLARININ TESPİTİYLE TOPLAM 244 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLMİŞTİR”

“Bir ülkedeki dışa bağımlılıklar içindeki en tehlikeli bağımlılık, savunma sanayiindeki dışa bağımlılıktır” diyerek sözlerini sürdüren Soylu, “Çünkü bir ülkenin bekasıyla, varlığıyla ilgili bir konuda bir başkasına bağlı olmak, çok büyük bir risk almaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘kendi tüfeğimiz, kendi uçağımız, kendi tankımız, kendi füzemiz’ demesi boşuna değildir. Türkiye artık, Savunma Sanayisini millileştirmeyi bir politika olarak benimsemiş ve buna kararlılıkla devam edecektir. Bütün bu yatırımların karşılığını aldık. Mesela 2016’nin ilk 6 ayında Jandarmamız 12 ton uyuşturucu ele geçirmişti, 2017’nin ilk 6 ayında bu sayı 71 tona çıktı. Yüzde 484 bir artış. 1 Ocak’tan günümüze kadar Jandarma İHA ve keşif uçakları vasıtasıyla 58 hedef, 116 sığınak tespiti yapılmış, 51’i bizzat silahlı İHA atışlarıyla, 173’ü IHA ve keşif uçaklarının tespitiyle toplam 244 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Süreçteki başarı bütün milletin gözü önündedir ve takdir edilmektedir. Jandarmamızın kapasitesini arttırmaya yönelik yaptığımız her yatırımın, attığımız her adımın karşılığını kahramanlarımız kat kat geri vermektedir. Terörün tasfiyesinin son safhasında olduğumuza inandığım bu dönemde, inşallah başarılarımız artarak devam edecektir” açıklamasını yaptı.

48. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin ise yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bugün kurulduğu günden bu güne yüce milletimiz ve vatanımız için kan ve ter döken köklü ve şanlı bir maziye sahip Jandarma Genel Komutanlığı’na atanmış olmanın onur ve heyecanı içerisindeyim. Jandarma Genel Komutanlığı görevini çok değerli komutanım Orgeneral Yaşar Güler’den teslim almam bana yalnızca onur vermekte kalmayıp aynı zamanda büyük bir sorumluluk duygusu da yüklemektedir.”

İlker Turak – Ömer Çetin 

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin 152’si tutuklu 270 sanığın yargılanmasında Ege Ordusu Kurmay Başkanı Tümgeneral Memduh Hakbilen’den sonra 57’nci Topçu Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Nuri Başol’un savunmasına geçildi. Darbe girişimi sırasında hazırlanan sıkıyönetim listesinde İzmir ve Manisa sıkıyönetim komutan yardımcısı olduğu yer alan Mehmet Nuri Başol, iddianamede kendisine yönelik suçlamaları kabul etmediğini, darbeye iştirak etmediğini, devlet yanlısı olarak TSK’nın emir ve komutası içerisinde hareket ettiğini savundu. Kendisine bağlı birlikte darbeye kimsenin iştirak etmediğini, kendi kontrolü altında kışlada durulduğunu ifade eden Başol, “Ordu komutanının emirleriyle hareket ettim. Emrimde 2 bin 500 personel hareket ediyordu. Personele tarafımdan yazılı ya da sözlü bir talimatım olmadı. Ordu komutanımızla üç kez telefonda görüştüm. Birliğim hakkında bilgi verdim” dedi. 

Sıkıyönetimin direktifleriyle hareket etmediğini talimat vermediğini öne süren Başol, “Eğer sıkıyönetim komutan yardımcısı olarak hareket etsiydim. Listede sıkıyönetim komutanı olarak bulunan Memduh Hakbilen’le görüşmem lazımdı. Ama ben ne görüştüm ne de telefonda konuştum. Ortada darbeye yönelik bir niyet ve kasıt yoktur. Eylem ve fiilde yoktur. Suçlamalar somut delillere dayanmıyor” dedi.

Darbe girişimini evde televizyondan öğrenmiş
Darbe teşebbüsünün evde bulunduğu sırada televizyon ve sosyal medyadan öğrendiğini, ardından birliğe gittiğini söyleyen Mehmet Nuri Başol, “Karargaha saat 23.00 gibi gittim. Bana hiçbir olumsuzluk olmadığı bilgisi verildi. Bu sırada bir mesaj gelmiş, benim sıkıyönetim komutan yardımcısı olduğuma yönelik. Emri incelemek içini odama gittim. Bu sırada ordu komutanı beni aradı. Bana yerimi sordu. Ardından sıkıyönetim emri için, ‘Bu emir geçersizdir. Benim emir ve komutamla hareket edeceksiniz’ dedi. Bende kendisine emredersiniz dedim” dedi.

“Darbe yapacak olsak kışladan her şekilde çıkardık”
Darbe teşebbüsünden sonra nizamiye kapısı önüne belediye araçlarıyla polise ait TOMA’ların da geldiğine savunmasında yer veren Mehmet Nuri Başol, “Darbeyle alakalı niyetim olsaydı, nizamiye önüne gelen araçlar engel teşkil etmezdi. Çünkü tek giriş ve çıkışımız yoktu. Alarm çıkış kapılarını da kullanabilirdik. Ayrıca envanterimizde, tank kadar olmasa da, top ve obüsler vardı, yine paletli araçlarımız vardı. Yani bir değil 5 – 6 tane otobüs yada TOMA’yı sürükleyebilirdi. Ben sıkıyönetim adına Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan gelen emirleri, dikkate almadım. Emirleri odamda muhafaza ettim” dedi.
Havanın aydınlanmasından sonra evine traş olmaya gittiğini, bu sırada kendisini Bornova Jandarma Tabur Komutan Yardımcısının aradığını, hakkımda gözaltı kararı bulunduğunu söylediğini, kendisinin de gidip teslim olduğunu anlatan Başol, “Birlik komutanının birliğine gitmesi, anormal ve sıra dışı değil, gitmemesi anormal ve sıra dışıdır. Sıkıyönetim görevlendirmesi, bilgim ve iradem dışında olmuştur. Devlet yanlısı hareket ettim. Suçlamalar somut delillere dayanmıyor” dedi.

Tahliye talepleri reddedildi
Mehmet Nuri Başol’un da savunmasından sonra Mahkeme Başkanı Oktay Tabur, talepleri değerlendirdi. Mahkeme Başkanı Oktay Tabur, Memduh Hakbilen ve Mehmet Nuri Başol’un kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tahliye taleplerini reddetti. 

Mihrap Düzöz-Sinan Yeniçeri