Zeytin Dalı Harekâtı’nda yer alan en büyük gruplardan biri olan Cephe Şamiye’nin komutanı Ebu Ali Siccu operasyonun çok iyi başladığını belirterek “Biz kuzey kırsalındaki Özgür Suriye Ordusu’yuz. Zeytin Dalı operasyonuna çok şükür iyi bir başlangıç yaptık. Uzun sürecek bu operasyon fakat şu anda bazı bölgeleri temizledik. İlk mıntıka Burseya Dağı. Bu operasyon Afrin’deki ehlimizi kurtarmak için yapılıyor” dedi.

PKK ZORLA TUTUYOR
PKK’nın insanları zorla savaşmak için gitmelerine izin vermediğini ifade eden Siccu “Onlar PKK tarafından zorla tutuluyorlar. Afrin şehri Kürtler ve Araplar arasında taksim edilmiş ve onların yayınladığı gibi bir Kürt şehri değil. Afrin’de PKK insanları zorla kendine hizmet ettirmeye çalışıyor” diye konuştu. PKK’nın arasında İngiltere Amerika, Fransa ve Almanya gibi ülkelerden çok sayıda savaşçıların olduğunu ve örgütün belirten Ali Siccu bu örgütün bütün Kürtleri temsil etmediğini belirtiyor.

SİVİLLERE ZARAR VERMİYORUZ
Sosyal medya da operasyon kapsamında sivillerin katledildiği yönündeki haberlere de tepki gösteren Siccu “En son olaylarda Özgür Suriye Ordusu’ndaki insanlardan katlettiklerine dair haberler çıktı. Onlar için Avrupa’dan sosyal medyayı iyi kullananalar var. Biz bu güne kadar sadece askerî noktaları vurduk. Ama onlar sosyal medyaya siviller vuruluyor diye yansıtıyor ama herkes doğruyu biliyor” dedi.

ZULÜMDEN BIKTIK
Savaşın yaşanan zulümden dolayı Başer Esad’ a karşı başladığını belirten Ebu Ali Siccu şöyle devam etti: “Hedefimiz zulmü Suriye’de bitirmek. Bütün devletler Suriye halkı için toplandı. Avrupa, Birleşmiş Milletler, Amerika ve Arap devletleri genel olarak rejim ile birlikte. Biz savaşa başladığımızda Suriye’nin yüzde 80’nini elimize geçirmiştik. Bu savaş rejime karşıydı. Devletler işin içerisine girdiğinden bu yana bizi terörist olarak lanse etmeye başladılar. El-Kaide örgütüyle Suriye’ye soktular bu fikri. Suriye’ye onlar soktu. Daha sonra DEAŞ terör örgütünü ortaya çıkardılar. En son olarak da PKK terör örgütü çıktı. Bunların hepsi dış devletlerin işi. Yedi seneden sonra bakıyorum, nereleri kurtarabildik. Biz yüzde 80’ini kurtardıktan sonra DEAŞ geldi ve sonra Özgür Suriye Ordusu ile savaştı ve aldığı bütün bölgeleri PKK’ya devretti. PKK Amerika’dan destek alıyor bugün doğu tarafında PKK, Amerika tarafından destekleniyor.

PKK’YI İSTEMİYORLAR
Afrin’de yaşayan birçok vatandaş Fırat Kalkanı Bölgesine gelmek arzuluyor. Ama PKK onları göndermiyor ve çocuklarıyla korkutuyor. Hatta aldığımız esirler bile ‘bizi zorla savaşa aldılar’ diyor. Rakka, Menbiç, Telabyat gibi bölgelerden çok insan Fırat Kalkanı bölgesine geldi. Biz rejimden kaçtık. Sonra DEAŞ’tan kaçtık şimdi de PKK’dan kaçmak zorunda kalıyoruz.
Türkiye devletine teşekkür etmek istiyorum. Yaklaşık 4 milyon Suriyeli insan aldılar. Biz de bu bölgeleri PKK’dan temizleyerek bu 4 milyon insanın yeniden bölgelerine gelmesini istiyoruz. Herkes evine bölgesine gelmek istiyor. Afrin bölgesinden arıyorlar ve biz de o bölgelere gelmek istiyoruz diyorlar. Çünkü PKK, kızlarımızı ÖSO ile savaşmak için zorla alıyor. Gençlerimizi zorla alıyor. Biz Araplar, Türkmenler ve asıl Kürtler olarak kızlarımızı savaşa göndermeyiz. Ama onlar 13-14 yaşlarındaki kızlarımızı alıp savaşa gönderiyorlar. Bununla ilgili belge ve fotoğraflar mevcut.”

Amerika’nın PKK’ya silah verdiğini hatırlatan ÖSO komutanı Siccu “Bizim şu anda düşmanımız Beşar Esad ve PKK’dır. Bugün Amerika bu silahları PKK’ya veriyor. Kürt halkı bir olduğumuzu biliyor. Kandil’den ve İran’dan teröristler geldi ve Suriye arazilerini ele geçirdiler. Hepimiz biliyoruz ki Amerika bizim dostumuz değil. Kim terör örgütünü destekliyorsa o da teröristtir. Azez’de 300 bine yakın mülteci var. PKK Azez bölgesinden 7 km uzakta ve orayı füzelerle vuruyor. Orada ayağı kesilmiş yaralanmış çocuklar var Bunların fotoğrafları var” dedi.

HİTLER’İN ÇOCUKLARI!
Amaçlarının sadece Afrin’i değil bütün Suriye’yi özgürleştirmek olduğunu belirten Siccu “Biz, Allah’ın izniyle PKK’yı bu bölgeden tamamen temizleyeceğiz. Biz rejimin de düşmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
Yapılan tünellerin Birinci ve İkinci Dünya savaşında Naziler tarafından kullanıldığını dile getiren Siccu sözlerini şöyle tamamladı: “Biz, I. ve II. Dünya Savaşı’nda Hitlerin bu tünelleri yaptığını gördük. Bugün de PKK aynısını yapıyor. Günümüzün Nazileri PKK’dır. Naziler gibi insanları öldürmek ve yerlerinden göndermek için çalışıyorlar. Kendileri gibi düşünmeyen kimseyi yanına kabul etmiyor.”

TÜNELLERİN PROJESİNİ ABD’LİLER ÇİZMİŞ!
PKK’nın ortaya çıkmasında Esad’ın rolünün büyük olduğunu dile getiren Ebu Ali Siccu “PKK terör örgütü aslında Esad’ın yaptığı şeydir. Öcalan’ın ve PKK’nın piştiği yer yani mutfağı Suriye’dir. Bu mutfağı büyüttüler daha sonra” ifadesini kullanıyor. Burseya’da yapılan tünelleri PKK’nın tek başına yapamayacağını da sözlerine ekleyen Siccu “Hendekleri ve tünelleri beton bloklardan yaptığı tünelleri gördük. Bunların hepsi Burseya Dağı’ndan İdlib tarafına kadar tüneller ve hendekler ile çevrilmiş durumda. Bu saf betondan yapılmış tünelleri saklanmak için yaptılar. Sadece Özgür Suriye Ordusu için değil bütün Suriye ile savaşmak için yaptılar. Biz o tünelleri gördüğümüz de bunu PKK’nın tek başına yapacağına inanmadık. Biz kesinlikle biliyoruz ki, büyük komutan ve Amerikalı mühendisler bu projeyi onlara çizdi” diye konuştu.

Türkiye Gazetesi

İran Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi, Devrim Muhafızları yetkililerine seslendi. ABD hükümetinin İsrail elçiliğini Kudüs’e taşıma ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması kararına ilişkin açıklama yapan Caferi, “Tüm bunlar Mescid-i Aksa’yı yıkmak için yapılan ön hazırlıklardır. Bu kara komplonun karşısında biran önce durulması gerekiyor. Müslümanlar, bu komploya şimdi karşı çıkmazlarsa zamanı çok hızlı bir şekilde kaybetmiş olacağız” dedi. Caferi, “ABD ve siyonist rejimi, kutsal Kudüs’e karşı tarih boyunca yaptıkları en büyük aptallığı yaptılar. Allah’ın izniyle Kudüs, siyonist rejiminin mezarına dönüşecektir” ifadelerini kullandı.

“Suudi Arabistan’ın bu karardan aylar öncesinde haberi vardı”

İran Devrim Muhafızları Komutanı Caferi, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“ABD’nin Kudüs kararının arka planda başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı Arap ülkeleriyle yapılan anlaşmalar sonucunda ortaya çıktığından haberdarız. Suudi Arabistan’ın bu karardan aylar öncesinde haberi olduğunu da biliyoruz. Suudi rejimi Müslümanların ABD’nin yeni kararına karşı tutumlarının bir tek bildiriler ve konuşmalar ile sınırlı kalması için çabalıyor. Onlar, Kudüs’ü korumak için pratikte herhangi bir adımın atılmaması doğrultusunda siyonist İsrail rejimi ve ABD ile anlaşmaya varmış durumdalar. Suudi Arabistan, Filistin’i İslam dünyasının meselesi olmaktan çıkarmaya çalışıyor.”

Caferi, “Bu sefer de Kürdistan meselesinde, Lübnan meselesinde ve Yemen meselesinde olduğu gibi İslam ümmeti düşmanın projelerini ve planlarını etkisiz hale getirip, hainleri cezalandıracaktır” diyerek sözlerini tamamladı. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Jandarma Genel Komutanlığında düzenlenen devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, “Bir ülkedeki dışa bağımlılıklar içindeki en tehlikeli bağımlılık, savunma sanayiindeki dışa bağımlılıktır. Çünkü bir ülkenin bekasıyla, varlığıyla ilgili bir konuda bir başkasına bağlı olmak, çok büyük bir risk almaktır” dedi.

Jandarma Genel Komutanlığı’na atanan Orgeneral Arif Çetin, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanan Orgeneral Yaşar Güler’den görevi devraldı. Jandarma Genel Komutanlığı’nda düzenlenen devir teslim törenine katılan İçişleri Bakanı Soylu, yaptığı konuşmada, bu ülkede rahat bir görevin olmadığına dikkat çekerek, “Rahat bir görev yeri, rahat bir makam, tayin olunacak sorumluluğu az bir mevki veya memuriyet yoktur. Eğer verilen bir görev veya atama size rahat geliyorsa, ‘iyi yer çıktı’ diye seviniyorsanız, biliniz ki o görev algınızda, sorumluluğu değerlendirmenizde bir hata söz konusudur. Ya işin ciddiyetini anlamamışsınızdır, ya da Allah göstermesin, bu ülkeyi tanımamışsınızdır. Burası zor ülkedir. Burası, işi çok olan ülkedir. Bin yıldır bu topraklar üzerinde tutunan ecdadımız, bilesiniz ki bunu bilek gücüyle yapmışlardır. Tarih gizli saklı değil, açıp okuduğunuzda, kılıçları elden düşmediğini biliyoruz. Kapıdan ordular eksik olmamıştır, namlular soğumamıştır. Dolayısıyla bu ülkede bir görev almak, bir sorumluluk almak, makam sahibi olmak demek, daha az uyumak, dünyevi hazları unutmak; aileden, çoluk çocuktan, yeri geldi mi candan feragat etmek demektir. Bunlar hamasi laflar değildir. Hala gerçekliğini sürdüren, hatta artarak sürdüren gerçeklerdir. Bunu anlamak zor değildir. Etrafımızda yaşananlara, özellikle 2009’dan bu yana, Türkiye’nin global ekonomik krizi başarıyla atlatmasından beri yaşadığımız hadiselere bakarsanız, mevcut durumu çok rahat bir şekilde okuyabilirsiniz” açıklamasını yaptı.

“Türkiye’yi stratejik bir çembere almaya çalışıyorlar” diyen Soylu, “Türkiye’yi pasifize etmeye, etkisizleştirmeye, hareket kabiliyetini sınırlamaya, Ortadoğu’da bir güç olmasını engellemeye çalışıyorlar. Şurası çok açıktır, birileri Ortadoğu’daki paylaşımı beğenmiyor, kendi kafasına ve çıkarına göre yeni sınırlar çizmek istiyor ve Türkiye onlar için bu planda ciddi bir sorun teşkil ediyor. İşte bu yüzden, bu ülkede Orgeneralin de, Astsubayın da, Bakanın da, Memurun da görev ve sorumluluğunun ağırlığı aynıdır. Bize rahat yoktur, olmamalıdır. Açıkça görülmektedir ki; ülkemiz, devletiyle, milletiyle el ele, bütün kurumlarıyla birlikte, yapılmak istenen operasyonlara tek tek cevap vermiştir. Bunları hukukun üstünlüğünden taviz vermeden bütün hadiselere doğru ve hukuk içerisinde tepki verdik. Ülkede iç karışıklığa, çıkarılmak istenen iç savaşlara ve kaoslara asla müsaade etmedik. 15 Temmuz kalkışmasına karşı millet sokağa çıkmış, darbeyi sabahına varmadan büyük bir kahramanlıkla bastırmıştır. Ama ertesi gün, ülkede her şey kendi normal seyrinde devam etti. İki gün sonra piyasalar açılmış, hiçbir olumsuzluk yaşanmamıştır. Keza terörle mücadelede, DEAŞ, PKK ve iş birlikçi FETÖ ile mücadelede en küçük bir zafiyet gösterilmemiştir. Bir yandan devletin içine sızmış FETÖ uzantıları temizlenirken, bir yandan Doğu ve Güneydoğu’da PKK ile büyük bir mücadeleye girilmiş; Fırat Kalkanı Operasyonuyla DEAŞ’ın deyim yerindeyse kolu kanadı kırılmış ve kalan süprüntüleri Güneye sürülmüştür. Bütün bunları yaparken Türkiye, 2017 ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüme, 150 milyar dolar ihracat rakamı elde edebilmiştir. Yani ne ekonomik gelişmemizden taviz verdik, ne de biraz önce bahsettiğim stratejik çembere alınma operasyonuna karşı mücadelemizde herhangi bir gevşeklik, şaşkınlık ve gerileme göstermedik. Elbette ki 2017 Türkiyesi bu sorunu profesyonelce yönetebilecektir. Ekonomik operasyonları yıllarca yaşadık. Yüzde 70 enflasyonları, Kasım ve Şubat krizlerini yaşamış Türkiye, 2002’den beri siyasi istikrarla yürümüş Türkiye, elbette ki bunu da atlatacaktır” diye konuştu.

15 Temmuz hadisesinin Türkiye’de görülmüş ilk darbe girişimi olmadığına vurgu yapan Soylu, “Yıllarca gördük. Elbette ki bunun ülkenin geleceğine ne yapacağını değerlendirebildik ve Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, milletimizin cesaret ve feraseti sayesinde bunu da atlattık” dedi.

47. Jandarma Genel Komutanı Yaşar Güler ile son dönemde yapılan yatırımlar ile Jandarmayı daha yüksek seviyelere çıkartmaya gayret ettiklerinin altını çizen Soylu, “Personel sayımızı arttırdık. İHA kapasitemizi, silah kapasitemizi arttırdık. Jandarmamıza 2’si silahlı olmak üzere 6 tane bayraktar insansız hava aracı ve 3 insanlı keşif uçağı kazandırdık. Bunun yanında Atak helikopteri ve Hürkuş Saldırı ve Keşif Uçağı siparişlerimizi verdik. 12 Silahlı İHA alım sözleşmesi yaptık. 55 il ve 219 ilçede jandarma bünyesinde Plaka Tanıma Sistemi kurulumu tamamladık. Daha da önemlisi bunların içinde yerli teknoloji oranını yükselttik. Kendi evlatlarımızın yaptığı İHA’ları, zırhlı araçları, personel taşıyıcıları kullandık” ifadelerini kullandı.

“173’Ü IHA VE KEŞİF UÇAKLARININ TESPİTİYLE TOPLAM 244 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLMİŞTİR”

“Bir ülkedeki dışa bağımlılıklar içindeki en tehlikeli bağımlılık, savunma sanayiindeki dışa bağımlılıktır” diyerek sözlerini sürdüren Soylu, “Çünkü bir ülkenin bekasıyla, varlığıyla ilgili bir konuda bir başkasına bağlı olmak, çok büyük bir risk almaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘kendi tüfeğimiz, kendi uçağımız, kendi tankımız, kendi füzemiz’ demesi boşuna değildir. Türkiye artık, Savunma Sanayisini millileştirmeyi bir politika olarak benimsemiş ve buna kararlılıkla devam edecektir. Bütün bu yatırımların karşılığını aldık. Mesela 2016’nin ilk 6 ayında Jandarmamız 12 ton uyuşturucu ele geçirmişti, 2017’nin ilk 6 ayında bu sayı 71 tona çıktı. Yüzde 484 bir artış. 1 Ocak’tan günümüze kadar Jandarma İHA ve keşif uçakları vasıtasıyla 58 hedef, 116 sığınak tespiti yapılmış, 51’i bizzat silahlı İHA atışlarıyla, 173’ü IHA ve keşif uçaklarının tespitiyle toplam 244 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Süreçteki başarı bütün milletin gözü önündedir ve takdir edilmektedir. Jandarmamızın kapasitesini arttırmaya yönelik yaptığımız her yatırımın, attığımız her adımın karşılığını kahramanlarımız kat kat geri vermektedir. Terörün tasfiyesinin son safhasında olduğumuza inandığım bu dönemde, inşallah başarılarımız artarak devam edecektir” açıklamasını yaptı.

48. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin ise yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bugün kurulduğu günden bu güne yüce milletimiz ve vatanımız için kan ve ter döken köklü ve şanlı bir maziye sahip Jandarma Genel Komutanlığı’na atanmış olmanın onur ve heyecanı içerisindeyim. Jandarma Genel Komutanlığı görevini çok değerli komutanım Orgeneral Yaşar Güler’den teslim almam bana yalnızca onur vermekte kalmayıp aynı zamanda büyük bir sorumluluk duygusu da yüklemektedir.”

İlker Turak – Ömer Çetin 

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin 152’si tutuklu 270 sanığın yargılanmasında Ege Ordusu Kurmay Başkanı Tümgeneral Memduh Hakbilen’den sonra 57’nci Topçu Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Nuri Başol’un savunmasına geçildi. Darbe girişimi sırasında hazırlanan sıkıyönetim listesinde İzmir ve Manisa sıkıyönetim komutan yardımcısı olduğu yer alan Mehmet Nuri Başol, iddianamede kendisine yönelik suçlamaları kabul etmediğini, darbeye iştirak etmediğini, devlet yanlısı olarak TSK’nın emir ve komutası içerisinde hareket ettiğini savundu. Kendisine bağlı birlikte darbeye kimsenin iştirak etmediğini, kendi kontrolü altında kışlada durulduğunu ifade eden Başol, “Ordu komutanının emirleriyle hareket ettim. Emrimde 2 bin 500 personel hareket ediyordu. Personele tarafımdan yazılı ya da sözlü bir talimatım olmadı. Ordu komutanımızla üç kez telefonda görüştüm. Birliğim hakkında bilgi verdim” dedi. 

Sıkıyönetimin direktifleriyle hareket etmediğini talimat vermediğini öne süren Başol, “Eğer sıkıyönetim komutan yardımcısı olarak hareket etsiydim. Listede sıkıyönetim komutanı olarak bulunan Memduh Hakbilen’le görüşmem lazımdı. Ama ben ne görüştüm ne de telefonda konuştum. Ortada darbeye yönelik bir niyet ve kasıt yoktur. Eylem ve fiilde yoktur. Suçlamalar somut delillere dayanmıyor” dedi.

Darbe girişimini evde televizyondan öğrenmiş
Darbe teşebbüsünün evde bulunduğu sırada televizyon ve sosyal medyadan öğrendiğini, ardından birliğe gittiğini söyleyen Mehmet Nuri Başol, “Karargaha saat 23.00 gibi gittim. Bana hiçbir olumsuzluk olmadığı bilgisi verildi. Bu sırada bir mesaj gelmiş, benim sıkıyönetim komutan yardımcısı olduğuma yönelik. Emri incelemek içini odama gittim. Bu sırada ordu komutanı beni aradı. Bana yerimi sordu. Ardından sıkıyönetim emri için, ‘Bu emir geçersizdir. Benim emir ve komutamla hareket edeceksiniz’ dedi. Bende kendisine emredersiniz dedim” dedi.

“Darbe yapacak olsak kışladan her şekilde çıkardık”
Darbe teşebbüsünden sonra nizamiye kapısı önüne belediye araçlarıyla polise ait TOMA’ların da geldiğine savunmasında yer veren Mehmet Nuri Başol, “Darbeyle alakalı niyetim olsaydı, nizamiye önüne gelen araçlar engel teşkil etmezdi. Çünkü tek giriş ve çıkışımız yoktu. Alarm çıkış kapılarını da kullanabilirdik. Ayrıca envanterimizde, tank kadar olmasa da, top ve obüsler vardı, yine paletli araçlarımız vardı. Yani bir değil 5 – 6 tane otobüs yada TOMA’yı sürükleyebilirdi. Ben sıkıyönetim adına Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan gelen emirleri, dikkate almadım. Emirleri odamda muhafaza ettim” dedi.
Havanın aydınlanmasından sonra evine traş olmaya gittiğini, bu sırada kendisini Bornova Jandarma Tabur Komutan Yardımcısının aradığını, hakkımda gözaltı kararı bulunduğunu söylediğini, kendisinin de gidip teslim olduğunu anlatan Başol, “Birlik komutanının birliğine gitmesi, anormal ve sıra dışı değil, gitmemesi anormal ve sıra dışıdır. Sıkıyönetim görevlendirmesi, bilgim ve iradem dışında olmuştur. Devlet yanlısı hareket ettim. Suçlamalar somut delillere dayanmıyor” dedi.

Tahliye talepleri reddedildi
Mehmet Nuri Başol’un da savunmasından sonra Mahkeme Başkanı Oktay Tabur, talepleri değerlendirdi. Mahkeme Başkanı Oktay Tabur, Memduh Hakbilen ve Mehmet Nuri Başol’un kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tahliye taleplerini reddetti. 

Mihrap Düzöz-Sinan Yeniçeri