1982 yılında Tekirdağ’daki Rakoczi Müzesi’nin restorasyonunda inşaat işçisi olarak çalışan Ali Kabul, restorasyon çalışmaları sırasında Macarca öğrenmeye merak saldı. Restorasyon sırasında gayreti ve çalışkanlığı ile Macaristan görevlileri tarafından fark edilen Kabul, 36 senedir Rakoczi Müzesi’ne sahip çıkıyor. Gelen turistlere müze rehberliğinin yanında Türkiye’yi ve Tekirdağ’ı tanıtan Kabul, Macaristan’a giden Türklere de Macaristan hakkında bilgi verip, yeri geldiğinde tercümanlık yapıyor.

22 yaşındayken müzenin restorasyon işinde çalışmaya başladığını anlatan Ali Kabul, “1982 yılında Macar Müze Müdürlüğü elemanları bu müzeyi restore etti. O restorasyonda ben de burada işçi olarak çalışmaya başladım. Sekiz, dokuz aylık bir restorasyon çalışması oldu. Bu restorasyon süresince ben biraz meraklıydım. Bir yabancı dil öğrenme isteği vardı. Bunu bir nevi fırsat sayıp burada çabalayıp Macarca’yı öğrendim. Sekiz ay sonunda restorasyon bitince burada çalışır mısın diye sordular bana. Sürekli bir iş teklif ettiler. Ben de çalışırım dedim. Başladık, işte 1982 yılından bu yana ve 36 senedir burası bana emanet. Türk-Macar ilişkisi için önemli olan bu binayı, Macaristan Başkonsolosluğu adına korumaya gayret ediyorum” dedi.

Macar halk kurtuluş kahramanı II.Rakoczi Frençh’in yaşadığı ev olan müzenin Macarlar için önemine değinen Kabul, “Burası iki ülke ilişkileri açısından çok önemli. Bizim için Atatürk ne ise Macarlar için de Rakoczi öyle diyebiliriz. Macar tarihinin son 500 yıldır yetiştirdiği en önemli liderlerden bir tanesi. Bugün Macaristan’da her şehirde, her kasabada, her yerleşim yerinde bir büstü vardır ya da caddelere, okullara adı verilmiştir. Onun için Macarlar burayı çok önemsiyorlar, hatta bu yeri kutsal bir yer sayıyorlar. O nedenle burayı layıkıyla korumaya çalışıyorum” diye konuştu.

Müzenin iki ülke arasında kültürel bir köprü vaziyeti gördüğünü belirten Kabul, “Burada tek çalışıyorum. Bunun zorlukları var ama güzel tarafları da var. Burası bir köprü vaziyeti görüyor. Kültürel köprü en azından. Buraya birçok Macar büyüğü gelmiştir; başbakanlar, cumhurbaşkanları, onlara da Rakoczi buraya nasıl geldi, nerede, nasıl yaşadı anlatıyoruz. Ayrıca buradan da, Tekirdağ’dan da belediye başkanlarımız, valilerimiz zaman zaman Macaristan’a gitmiştir. Onlara da elimizden geldiği kadar ya rehberlik yapmışızdır ya da gittiklerinde nereleri görmeleri, nereleri gezmeleri gerektiğine dair yardımcı olmuşuzdur” dedi.  

İsmail Denizhan
 

AK Parti Osmaniye Milletvekili Dr. Suat Önal, Karaçay Islah Projesi kapsamında kısa süre önce yapımı tamamlanarak ulaşıma açılan Dereobası Köprüsünde incelemelerde bulundu.

Önal, ziyarette yaptığı açıklamada, yıllardır köylünün beklentisi olan köprüyü tamamlamanın mutluluğunun ve gururunun yaşandığını belirtti. Köprüde araçlar için gidiş geliş güzergahının olduğunu, yolu yayalarında rahatlıkla kullanabileceğini kaydeden Önal, şunları kaydetti: “Köylülerimizi 35 yılı aşkındır özellikle kış aylarından Karaçay Dere yatağındaki suların yükselmesiyle kent merkezine ulaşma noktasında büyük sıkıntılar çekiyorlardı. Dereobası köyümüze her gelmemizde vatandaşlarımızın en büyük talebi buraya bir köprü yapılmasıydı. Bizlerde, hükümetimize güvenerek köprü sözü vermiştik. Bu gün ülkemize yapılan her hizmette sayın Cumhurbaşkanımızın ve başbakanımızın büyük emekleri var. Kentimize çok güzel hizmetler gelmektedir. Hükümetimizin kentimize yaptığı hizmetlerin kamuoyuyla paylaşılması noktasında eksiğimiz olsa da bu hizmetler hız kesmeden devam etmektedir. Bu anlamda bizlerde milletvekili olarak elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz. Önemli olan halkımızın ihtiyaçlarını doğru olarak belirlemektir. Bilindiği gibi Dere obasında köylülerimiz kış ayları geldiğinde köprü ihtiyaçlarını tahta köprü yaparak gidermeye çalışıyor ve mağduriyet yaşıyorlardı. Geldiğimiz noktada yıllar sonra bu köprüyü köyümüze kazandırmanın haklı gururu ve mutluluğunu yaşıyoruz.”

Dereobası Köyü Muhtarı Davut Yaşar da, yıllardır özlemle bekledikleri köprünün yapılmasının köylüler arasında sevinçle karşılandığını aktardı. 

Resul Özdil

Fethiye’nin Karagedik Mahallesi’nde çiftçilik yapan Yılmaz Duran, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Marmara otoyolundan 2 Mart 2017 ve 25 Haziran 2017 tarihleri arasında 10 kez kaçak geçiş yaptığı gerekçesi ile ceza yedi. Durumdan haberi olmayan Duran’ın 371 liralık borcu için bütün mal varlığına haciz kondu. 20 gün önce telefonuna gelen mesajla mal varlığına haciz konulduğu bilgisini alan ancak bunu dolandırıcıların bir oyunu olduğunu düşünerek dikkate almayan Duran, 10 gün önce evine İstanbul İcra Dairesi’nden gelen ödeme emriyle şaşkına döndü. 

İstanbul’a sadece bir kez otobüsle gittiğini belirten Duran, “20 gün önce bana ‘Bütün mal varlığına icra kondu. Derhal bu parayı ödeyin’ diye mesaj geldi. Ben telefon dolandırıcıları sandığım için dikkate almadım ve mesajı sildim. 2 gün sonra tekrar mesaj geldi mesajı tekrar sildim ama psikolojim de bozulmaya başladı. Telefona gelen mesajı açtığım sürece bütün mal varlığına; motoruna, toprağına, evine haciz konuldu diye defalarca mesaj geliyor. Ama 25 Aralık 2017 tarihinde bu evrak geldi, 26 Aralık 2017’de bana tebliğ oldu. O an tamamen yıkıldım. Çünkü yarı otomatik bir motosiklet. Bu İstanbul Boğaz Köprüsünden geçerken 2 Mart 2017 tarihinde başlıyor, 25 Haziran 2017’de sona eriyor. 10 sefer geçiyor ama farklı farklı fiyatlarla geçiyor. 21 TL’ye de geçiyor, 56 TL’ye de geçiyor. İstanbul İcra Dairesi’ndeki avukat bu plakalı araç neden farklı fiyatlarla geçiyor diye hiç dikkate almadı mı? Bu plakadan benim adresimi bulduğunu göre polisleri arayıp bu plakalı aracın tır mı araba mı diye sorsaydı da bu davayı ondan sonra açsaydı” diye konuştu. 

Murat Yalçın

Muratpaşa ilçesinde yaşayan emekli 6 çocuk babası 70 yaşındaki Hayri Karakuş, 3. Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu’ndan 08 Eylül 2016 ve 31 Ekim 2017 tarihleri arasında kaçak geçiş yaptığı gerekçesi ile ceza yedi. Durumdan haberi olmayan Karakuş, icralık oldu. Yaklaşık beş gün önce evine İstanbul 3. İcra Dairesi’nden 955 liralık ödeme emriyle şaşkına dönen Karakuş, hiç gitmeden ceza yiyip icralık olduğu belge karşısında şok oldu. İstanbul’a değil otomobiliyle diğer ulaşım araçlarıyla da dahil hiç gitmediğini dile getiren Karakuş, ceza yazılan aracın plakasının kendi aracının plakasının olmadığını belirterek, yanlışın düzeltilmesini istedi.

Emekli olmasına rağmen bir işletmede çaycılık yapan Hayri Karakuş, ekmeğinin peşinden 16 yıl önce ailesiyle Antalya’ya taşındığını ve başka bir ile gitmediğini söyledi.
İyi kötü bir ayağını yerden kesen bir otomobilinin olduğunu dile getiren Karakuş, “Ondan da başıma bir iş geldi. Ben arabamla hiçbir yere gitmedim. Bana bu belge İstanbul’dan icradan gelmiş. İstanbul’a 21 kez kaçak gidip gelmişim. Gitmiş gitmiş gelmişik, hırsızlık etmişik. Ama İstanbul’la bir alakam yoktur. Artık ne diyeceğimi bilemiyorum” dedi.

“Plakaların sadece 27 bölümü doğru”

Hiç gitmediği bir kentten otomobilinin plakasına 955 TL geçiş ücreti çıkarıldığını kaydeden Hayri Karakuş, “Bunların merhameti vicdanı yok. Vicdansızlar, Allah’tan korkuları yok. Ceza yazılan plaka benim değil, sadece 27 numarası tutuyor. Köprüye herhalde beni ortak etmişler. Rüyamızda uçtuk gittik sanırım. Gitmeden ortak olmuşum. Parayı almadan icralık olmuşum. Her şey rüyamda olmuş sanırım. Hakkımı savunmak için avukata başvuru yaptım” diye konuştu.

“Geçtiysem ispatlasınlar”

Otomobilini fazla kullanmadığını, genelde motosiklete bindiğini ifade eden Karakuş, “Emekli 70 yaşında bir adamım, benim İstanbul’da ne işim var. Doğru yolu bulduk da dolambacımız mı kaldı. Haksızlık var. Arabamı da satmam dül dül bu. Cezayı gördüğümde beynim döndü. Huzurum kaçtı. Bu parayı da ödemem. Köprüden geçtiysem ispat etsinler, plaka bile tutmuyor” ifadelerine yer verdi. 

İsa Akar-Kağan Özkaya

Özbekistan Hava Yolları’nın İstanbul- Semerkand arasındaki günlük uçuşlarına, THY’nin seferlerinin de eklenmesiyle iki ülke arasındaki ilişkiler daha da güçlenerek artacak.

Özbekistan Devlet Başkanı Şevket Mirziyoyev’in geçen ay Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konusunda mutabık kalınması üzerine ilk adım yeni havayolu seferlerinin açılmasıyla atıldı.

Vize konusunda Özbekistan, Türk vatandaşlarına büyük kolaylıklar getirdi. Büyükelçilik ve konsolosluklara başvuru yapanlar, 3 gün içerisinde vize almaya başladı. İş adamlarına da 1 yıllık vize verilecek. Vize ücretlerinin pahalı olduğu yönündeki şikayetler üzerine Özbekistan önümüzdeki günlerde vize ücretlerinde önemli oranda indirime gidecek. Gerekli alt yapının oluşmasından sonra iki ülke yetkililerinin görüşmesiyle vizelerin tamamen kaldırılması düşünülüyor. Türkiye ise Özbekistan vatandaşı umuma mahsus pasaport hamillerini 30 gün süreyle vizeden muaf tutuyor.

İki ülke arasında inanç turizminin geliştirilmesi için gerekli altyapı da hazırlanıyor ve çalışmalar yapılıyor. Semarkant Müftülük yetkilileri ise Şah-ı Nakşibend Bahaddin-i Buhari Hazretleri’nin Buhara’da medfun olduğunu belirterek, “Silsileyi Aliye’nin alimlerinden 12’si Özbekistan’da medfundur. Anadolu’da Nakşibendiyye mensupları çok fazla olduğundan Türkiye’den bu büyük zatları ziyaret için özel turların sayısında büyük artış olacak. Ehli sünnet itikadında önemli yere sahip olan 12 imamın ziyareti için on binlerce Anadolu Türk’ünün THY’nin Semerkant ve Buhara seferlerinin başlamasından, ardından vizelerin kaldırılmasından sonra Özbekistan’ı ziyarete daha fazla geleceklerini düşünüyoruz. Semerkant’ta Ubeydullah’ı Ahrar Hazretleri ve itikattaki imamımız İmam Maturi’di hazretleri medfundur. Buhara’da 7 büyük silsile-i aliyye alimi medfundur. Bunları ziyaret etmek yeni uçak seferleri ile kolaylaşacaktır” dedi.

İki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla Türk ve Özbek gazetecilerle düzenlenen basın toplantısında konuşan Türkiye’nin Taşkent Büyükelçiliği Kültür ve Turizm Müşaviri Cesim Çelebi, 6 aydır Özbekistan’da bulunduğunu belirterek, “Özellikle Özbekistan Turizm Bakanı’na teşekkür ediyorum. Özbekistan turizm alanında çok büyük çalışmalar yapıyor. Geleceğe dönük büyük projeleri var. Türk turizminin deneyim, birikim ve becerilerini buraya taşımaya çalışıyoruz” dedi.

İki ülke arasındaki turist sayıları hakkında da bilgi veren Çelebi, “2017’nin 10 ayında Türkiye’ye gelen Özbek sayısı 162 bin. Bunların çoğunluğu ticaret için geliyor. Türkiye’den Özbekistan’a giden ise 22 bin. Özbekistan Turizm Bakanı ve ekibinin çalışmaları bu şekilde devam ederse yakın zamanda turist sayısı kat kat aratacaktır. Dünya turizminde Türkiye 6. sırada. Birikim ve deneyimi çok fazla. Dünya turizminde 2016 yılında 1 milyar 335 bin kişi seyahat etmiş. 1 trilyon 225 milyar dolar gelir elde edilmiş. Bu büyük pastadan dost kardeş Özbekistan’ın daha fazla pay almasını canı gönülden arzuluyoruz. Bu coğrafyada ilim ve sanat, yüz yıllardır Özbek kardeşlerimizin özverisiyle bugünlere taşınmış. Bu sebeple Özbek kardeşlerimize şükran borcumuz var. Medreselere, geçmişte yaşandığı şekliyle mizansen yapılarak, hangi dersleri aldıkları, hangi ilimleri tahsil ettikleri, hangi giysileri giydikleri, nerelerde yattıkları canlandırılırsa turistlerin daha çok ilgisini çekecek ve ziyaretçi sayısının artmasına vesile olacaktır. Biz elimizden gelen ne varsa Özbek kardeşlerimize yardımcı olmaya çalışacağız” dedi.

Özbekistan Turizm Bakanı Aziz Abdülhakimov da, bu toplantının başlangıç olduğunu belirterek, bundan sonra iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi için bu tür toplantıların her zaman yapılacağını kaydetti.
Özbekistan Havayolları Genel Müdür Yardımcısı Umidjon Khusanov da, “Bu topraklar Türkler’in ata yurdu. Türk halkı bu topraklardan gitmiş. Türkler bizim yakın dostumuz. Bizim bağımsızlığımızı ilk tanıyan Türkiye oldu. Türkiye ile ilişkilerimiz her geçen gün artıyor. Türkiye’den özellikle daha çok misafir gelmesini istiyoruz” dedi.

Özbekistan Turizm Bakanlığı yetkilisi de, Özbekistan’ın, Türkler’in ata yurdu olduğunu belirterek, “Türkler’in ülkemize gelmesini istiyoruz. Türkiye kardeş ülkemiz. Dinimiz, milletimiz bir. Dilimiz ve kültürlerimiz çok yakın. Bu yüzden Türkiye’yi hedef seçtik. Cumhurbaşkanımız Semerkand’a geldiğinde, Türkiye ve diğer müslüman ülkelerden en az 100 bin turist hedefini koydu. Biz bir kaç yıl içinde 500 bin turist getirmeyi planlıyoruz” dedi. 

İrfan Altıkardeş – Mehmet Ömer Kılıç
 

Çevredeki vatandaşlar da şahsın atlama anını cep telefonlarıyla görüntüleyip, sosyal medyadan canlı olarak yayınladı.

Edinilen bilgiye göre olay, Seyhan ilçesi, Çınarlı Mahallesi’nde meydana geldi. Bisikletiyle gelen Hakan C., D-400 karayolunda trafiği kapatarak kırdığı şişeyi boğazına dayayıp, intihar girişiminde bulundu. Bunu gören vatandaşlar polisi aradı. Olay yerine polis gelince Hakan C. bisiklet ile kaçıp Celal Bayar Köprülü Kavşağına çıktı. Bisikleti park eden şahıs, demir parmaklıklara tutunup şişenin kırık parçasını da boğazına dayayıp aşağı sarktı. Yanına gelen polislere Gülay isimli eşinin kendisini terk ettiğini, onu çok sevdiğini söyleyen şahıs, eve dönmemesi halinde intihar edeceğini söyledi. 

Polis, Hakan C.’den eşinin numarasını alıp aradı. Ancak şahıs bir türlü ikna olmadı. Daha sonra başka bir polis eşini arayıp telefonu Hakan C.’nin kulağına tuttu ancak şahıs yine ikna olmayarak eşinin gelmesini istedi.
Hakan C., eşinin kendisini şikayet ettiğini, uzaklaştırma kararı aldığını ve sokaklarda yattığını söyledi. Polislerin bir türlü ikna edemediği şahıs, demir korkuluklardan tutunarak aşağı sarktı. Bu arada, itfaiye ekipleri D-400 karayoluna hava yastığı açtı.

Trafik polisleri de yolu araç trafiğine kapattı. Polisler demir korkuluklardan sarkan Hakan C.’nin elinden tuttu ancak şahsı yukarı çekemediler. Kısa süre sonra Hakan C. yaklaşık 5 metre yüksekliğindeki köprüden kendini aşağı bıraktı. Hakan C., hava yastığının üzerine düşerek yaralanmadan kurtuldu. Bu anlar saniye saniye görüntülendi. Hakan C. daha sonra ambulans ile hastaneye kaldırıldı. Meraklı vatandaşlar da şahsı cep telefonu ile görüntüleme yarışına girdi. Vatandaşlar, şahsın atlama anını cep telefonlarıyla görüntüleyip sosyal medyadan canlı olarak yayınladı. Bazı meraklı sürücüler ise kaza atlattı.

Hakan C. 30 Haziran 2017 tarihinde de bir inşaata çıkıp intihar etmek istemiş ancak polis kurtarmıştı. 

Fatih Keçe-Serkan Çetinkaya
 

İnşaat Mühendisleri Odası Başkan ve yönetim kurulu üyeleri Yıkımda ortaya çıkan demirlerin çoğunluğunun paslanmış ve çürümüş olması köprünün yıkılmasını kaçınılmaz hale getirdiğini söylediler. Belediye önündeki köprünün betonunun tamamen çürüdüğü, demirlerinin paslandığı ve dayanımının ortadan kalktığına belirtilerek, yıkım kararının yerinde olduğuna ifade edildi.
İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Çeliktürk, yönetim kurulu üyeleri, raportörler ve belediye yetkililerinin katıldığı inceleme gezisinde, köprünün yıkımı konusunda yetkililerden bilgiler alınarak
incelemeler yapıldı. Köprünün yıkılan kısmından çıkan demirlerin önemli bir bölümünün paslanmış ve çürümüş olduğu, betonun en küçük darbeyle parçalandığı gözlendi.

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Çeliktürk ,“ Daha önce köprüdeki çürümeleri tespit etmiş ve bununla ilgili olarak yetkilileri bilgilendirmiştik. Daha sonra konu ile ilgili uzmanların yaptığı çalışmalar ve raportörlerin raporları doğrultusunda yıkım başladı. Bu gün yaptığımız incelemede de yıkım kararının ne kadar yerinde olduğunu gözlerimizle gördük. Beton tamamen çürümüş, demirler paslanmış ve birkaç gün içerisinde yıkım ekipleri köprünün önemli bir bölümü yıkmış durumdadır. Eğer sağlam olsaydı birkaç gün içerisinde köprünün yarısının yıkımının gerçekleşmesi mümkün değildi. Yıkımın doğru bir karar olduğu kanaatindeyiz. Önemli olan bundan sonra yeni köprünün nasıl yapılacağı, tek yön mü yoksa çift yön mü olacağıdır. Yada köprünün yeniden yapılıp yapılmayacağıdır. Biz oda olarak bunun takipçisi olacağız” dedi. 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, ATO Congresium’da gerçekleştirilen 2. Karayolları, Köprüler ve Tüneller İhtisas Fuarı’na katıldı. Fuarın açılışında konuşan Bakan Arslan, “Fuar görsel olarak köprü alanında, viyadük alanında ve tünelcilik alanında neler yaptığımızı görmek, bilgi birikimini ve tecrübelerimizi görsel olarak birbirimizle paylaşmaya yarıyor” diye konuştu. 

Fuarın aynı zamanda yapılacak oturumlar ve konferanslarla, teorik olarak da bu birikimleri paylaşmayı ve Türkiye’nin katettiği önemli mesafelerin üzerine yeni şeyler koyarak, bu sayede ileriye yürümesini sağlayacağına inandığını belirten Bakan Arslan, şunları söyledi:

“Bu işin üç ayağı var; akademisyenler var, kamuda bürokrasi var ve sektörde de bu işi gerçekleştirenler var. Her biri birbirinin tamamlayıcısı. Hiçbirinin tek başına bir anlamı yok. Burada kamu ve özel sektör iş birliğini çok önemsiyoruz. Bunun bilincinde olarak son 14 yılda çok mesafe aldık. Bu mesafeyi alırken buna inanan ve ülkenin büyümesi, ilerlemesi ve gelişmesi için altyapı projelerinin olmazsa olmaz olduğunu gören ve destek veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Binali Yıldırım’a ve onların çalışma arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum. Meclisimize ne zaman bir konuyu götürsek değerli vekillerimiz her zaman verdikleri destekle yolumuzu açıyorlar.”

“Bakanlık dünya genelinde gurur verici başarılara imza attı” 

Bu bilinçle son 14 yılda 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yolu 25 bin 350 kilometreye çıkardıklarını ve bu rakamın her gün artarak değiştiğini ifade eden Bakan Arslan, “Sıcak asfaltı da önemsiyoruz ve 8 bin kilometreden 21 bin 500 kilometrenin üzerine çıkarttık. Ayrıca bu ülke 80 yılda 50 kilometre tünel yapmış ve Bolu Dağı Tüneli’nden 17 yılda çıkabilmişken bizler 300 kilometre tünel koyduk. Bugün itibariyle ülkemizde 350 kilometre tünel var. Bu sene bitirmeyi hedeflediğimiz de yine 60 kilometre tünel var. Ovit Tüneli sadece Erzurum ve Rize’yi birbirine bağlamıyor, ülkemizin güneyini İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan hayatı kolaylaştıran, ticaretin yolunu açan bir projedir. Türkiye’nin her yerine tüneller yapılıyor. Marmaray ve batırma tüp tüneller dünya çapında gururumuz olduğu gibi iki kıtayı denizin altından demir yoluyla bağlayan dünyanın ilklerinden biri oldu. 200 milyona yakın insanımız bunları kullanır hale geldi. Ondan sonra ise Avrasya tüneli var, denizin 106 metre altından giden ve dünyanın en derin çift katlı delme tünelidir. Bunlar tünelcilik anlamında gösterdiğimiz başarıdır. Şimdi inşallah İzmir’de de ‘İzmir Körfez Geçidi’ni yapacağız. Orada hem köprü yapacağız hem de batırma tüp yapacağız ve bunları birbiriyle birleştirerek İzmir’in trafiğini de ring haline getireceğiz. Sadece tünel değil köprüler de yapıyoruz, Osmangazi Köprüsü ayak açıklığı ile dünyanın 4’üncü en büyük köprüsü. Çanakkale’de de ‘1915 Çanakkale Köprüsü”nün yapımına başladık, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıldönümünde hizmet verecek, dünyanın en büyük ayak açıklığı olan köprüsünü de yapmış olacağız. Şu ana kadar yaptığımız köprü sayısı 2 bin 150 adet, onardığımız köprü sayısı ise 897 adet. Ulaştırma Bakanlığı olarak ulaştırma, denizcilik ve haberleşme alanında 14 yılda yaptığımız yatırım 340 milyar TL’dir. Ülkenin ticareti ve ekonomisinin büyüyebilmesi için şehirleri birbirine bağlamanın önemini bilip her alanda yatırımlar yaptık ve bu yatırımlara devam edeceğiz” diye konuştu.
Bakan Arslan’ın konuşmasının ardından kurdele kesimi gerçekleştirilerek, toplu fotoğraf çekimi yapıldı. Ardından fuardaki stantları ziyaret eden Arslan, stant sahipleriyle sohbet etti. Fuara Bakan Arslan’ın yanı sıra çok sayıda yatırımcı, iş adamı ve Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak da katıldı.  

Yağmur Yıldız
 

Olay, Bolvadin ilçesindeki tarihi Kırkgöz Köprüsü bölgesinde meydana geldi. Devlet Su İşleri (DSİ) 18. Bölge Müdürlüğü tarafından “Akarçay 1” ismi ile yaklaşık 4 yıl önce ilçe merkezi ile Yeşilyurt köyü ve çevresini bağlamak için yaklaşık 40 metre uzunluğundan bir köprü yapıldı. Köprünün sağ ve sol tarafına ise kalın dökme demirden her bir tarafın ağırlığı yaklaşık 1.5 tonu bulan 40 metre uzunluğunda korkuluk yapıldı. Can ve mal güvenliğini sağlamak amacı ile yapılan korkuluklara göz diken hırsızlar ise yaklaşık 2 ay önce geldikleri köprüde korkulukların bir tarafını spiral (taş motoru) gibi kesici aletler kullanarak kökünden kesip götürdüler. Gece saatlerinde yapıldığı tahmin edilen hırsızlık olayında şahısların kestikleri korkulukların bir bölümünü ise köprünün hemen altındaki Akarçaya düşürdükleri de gözlendi. Özellikle Yeşilyurt köyü ve çevre halkının yoğunlukta kullandığı köprünün korkuluklarının bir bölümünün çalınıp götürüldüğünü gören vatandaşlar ise şaşkınlıklarını gizleyemeyerek “bu kadarına da pes” dediler.

“Baktım ki köprünün muhafaza demirleri komple kesilmiş, hatta spiral ile kesilmiş”

Olayı gördükten sonra yetkililere bilgi veren Nihat Günday isimli vatandaş, kolluk güçlerine bilgi vermesine rağmen konuyla ilgili herhangi bir girişimin yapılmadığından dert yakındı. Olayı gördüğünden büyük bir şok yaşadığını ifade eden Günday, “Ben ailemle birlikte Kırkgöz Köprüsünü gezmeye gelmiştim. Baktım ki köprünün muhafaza demirleri komple kesilmiş, hatta spiral ile kesilmiş. Gördüğümde şok oldum. Kendi kendime dedim, ‘kamuya, DSİ’ye ait bir köprüye bu kadar zarar verilir mi?’ Sonra yetkilileri aradım bura konusunda bilginiz var mı? diye. Kimsenin bilgisi olmadığını öğrenince iyice şaşırdım. Buradan yayalar, hayvanlar ve araçlar geçiyor. Akşam olduğunda araç muhafaza demirinin olmadığını görüp çarpsa suyun içerisine düşer. Yine aynı şekilde hayvanlar buradan geçerken birbirleri ile tepişiyor birlerine çarptıkları zaman onlarda suyun içerisine girer. Çocukların özellikle muhafaza demiri olmanda buradan geçmeleri çok tehlikeli, o yüzden yetkililer buna bir çare bulsun” dedi.

“Çaşınan korkulukları mecburen yeniden yapacağız”

DSİ Afyonkarahisar İl Müdürü Fatih Kişi ise bir vatandaş kendilerini telefonla arayarak 1 gün önce durumu bildirdiğini ifade ederek, “Vatanda bize ulaştı biz de söz konusu yere bir ekip göndereceğiz ve tespit yapacağız. Ardından köprünün çalınana korkuluklarını mecburen yeniden yapacağız. İnsanların can güvenliğini tehlikeye sokacak bir durum. Ekiplerimizin yapacağı tespit çalışmasının ardından kısa sürede çalınan korkulukları yeniden yapacağız” dedi.  

Gökten Ceylan – Mücahit Kuzu