Aydıncık ilçesinde iki çoban tarafından bulunan Gilindere Mağarası, çobanların mağaranın büyüklüğü ve görselliğinden etkilenip, yetkililere bildirmesi sonucu Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından tabiat parkı ilan edilerek koruma altına alındı. Yöre insanı tarafından ‘Aynalı Göl’ olarak da bilinen Gilindere Mağarası, ziyaretçilerine 555 merdiven inerek görsel keyif yaşatma fırsatı sunuyor. Uzmanlarca yapılan incelemelerde, yaklaşık 10 milyon yıllık bir geçmişi olan mağaranın, dördüncü zaman (kuvaterner) başındaki son iklim değişikliğiyle buzul sonrası döneme geçişte oluştuğu anlaşıldı. Araştırmada, mağaradaki sarkıt ve dikitlerin, su altında kalmasından dolayı atmosferik değişimlerden etkilenmeden günümüze kadar ulaştığı tespit edildi.
Denizden 45 metre yüksek yamaçta olan, 555 metre yatay uzunluğa, 46 metre derinliğe sahip mağaradaki dev boyutlara ulaşan ve her biri görsel şölen sunan damla taşlar, günde ortalama 500 kişi tarafından ziyaret ediliyor. Mağaranın içerisinde çok sayıda ilginç figürlü sarkıt, dikit ve sütunun yanı sıra mağara incisi, bayrak traverten ve duş başlığı gibi oluşumları bulunuyor.

“Türkiye’nin en görsel mağarası” 

Mağaranın tarihi ve oluşumları hakkında bilgi veren turizm rehberli Fatih Turan, Gilindere Mağarası’nın Türkiye’nin en görsel mağarası olduğunu vurgulayarak, içerisinde sarkıt, dikit ve traverten oluşumlarının bir arada bulunduğu tek mağara olduğunu söyledi. Mağaranın 1999 yılında keşfedildiğini aktaran Turan, “Burası 2 çoban tarafından bulundu. Hayvanlarını otlatmak için bölgeye gelen çobanlar, bir oklu kirpi görürler ve onu yakalamaya çalışırlar. Bu sırada kirpi mağaraya girer ve çobanlarda arkasından gider. Mağaranın büyüklüğü ve oluşumlarından etkilenen çobanlar, durumu yetkililere bildirirler. Yetkililer ise mağarayı hemen koruma altına aldı. Mağara 2014 yılında ziyaretçi alımına başladı” dedi.

“10 milyon yıllık mağara hala yaşıyor” 

Mağara içerisinde hem çok eski hem yeni hem de devam eden oluşumlar olduğunu kaydeden Turan, “İçeride gördüğümüz ıslak ve parlak yerler oluşumun devam ettiğini, yani mağaranın hala yaşadığını gösteriyor. Gölün altından alınan parçaların incelenmesi sonucunda oluşumların son buzul çağında başladığı görülüyor. Bu da mağaranın, 10 milyon yıllık bir süreçten oluştuğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

“Çok hassas durumda” 

Mağaradaki oluşumların devam etmesinden dolayı çok hassas durumda olduğunu söyleyen Turan, “Buradaki herhangi bir ses, herhangi bir ışık, herhangi bir insan eli içerideki oluşumlara çok fazla derecede zarar veriyor. Bu nedenle her yerde uyarıları görüyorsunuz. Özellikle yerli turistler tarafından büyük ilgi gösterilen mağara, yavaş yavaş tanınmaya başlandı. İlerleyen süreçlerde yabancı turistleri de ağırlayacağını düşünüyorum. Mağarayı gezmek isteyen ziyaretçiler, Aydıncık ilçe merkezine 4 kilometre kala Mersin-Antalya karayolundan deniz tarafına saparak bölgeye ulaşabilirler” şeklinde konuştu.  

Güray Gürdal
 

Türkiye Dağcılık Federasyonu (TDF) Hakkari İl Temsilcisi Naci Ertunç öncülüğünde bir grup Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Derecik beldesindeki Koçyiğit (Kelit) köyün de bulunan Balkaya (Çiyaye Guvent) dağına keşif tırmanışı gerçekleştirdi. Dağcılar, tırmanış sonrasında şimdiye kadar kimsenin giremediği bir muazzam mağarayı keşfetti. Mağaraya inen dağcılar, yaklaşık 500 metreye yakın ilerleyerek mağara içinde çektikleri fotoğraflar, bilimsel araştırmaya ihtiyaç duyulduğu görülüyor. TDF Hakkari İl Temsilcisi Naci Ertunç, dağcı gurubu gittikleri bölgede vatandaşların verdiği bilgiler doğrultusunda Rüzgar Mağarasının bulunduğu bölgeye gittiklerini ifade etti. 

Mağaranın girişinde sürekli rüzgar estiği için adının Rüzgar Mağarası olduğunu kaydeden Ertunç, daha önce bu mağaraya köy sakinleri dışında kimsenin girmediğini söyledi. İki dağcıyı mağaraya gönderdiklerini anlatan Ertunç, “Dağcı arkadaşlarımızdan Yüksel Işık ve Emin Noyan’ı mağaranın içine göndermek için hazırlıkları yaptık. Mağara ağzı çok dar ve su akıntısının fazla olması arkadaşlarıma zor anlar yaşattı. Neticede mağaraya girmekten vaz geçildi. Ertesi gün tekrar mağaraya girme kararı alındı ve hazırlıklar yapıldı. Suyun bir kısmı mağaranın ağız kısmından ayrı yöne akıtılarak mağaraya ip yardımıyla iniş yapıldı” dedi. 

Türkiye Dağcılık Federasyonu ile Mağara Araştırma Derneğini (MAD) Rüzgar Mağarasını araştırmaları için Hakkari’ye davet eden Ertunç, bu tür mağaraların Hakkari turizmine kazandırılması için ellerinden geleni yapacaklarını sözlerine ekledi. 

Rüzgar mağarasına giren Dağcılar Yüksel Işık ve Emin Noyan ise mağaranın girişinde ilk on metrenin çok dar ve sulu olduğunu belirttiler. Mağaranın içinde ilerledikçe çok sayıda pasaj gördüklerini ve her pasajda değişik motiflerle karşılaştıklarını ifade eden dağcılar Işık ve Noyan, çoğu bölgelerde küçük gölcükler ve balçık alanlar gördüklerini bununda kendilerini tedirgin ettiğini söylediler.  

Mimar Kaya

Çatalca Kültür ve Turizm Derneğinin girişimleri ile Çatalca’da bulunan mağaraların tespiti ve tescili konusunda çalışmalar yapan Aspeg Anadolu Spoleoloji Derneği, Trakya’nın dikine olarak en derin mağarasının Çatalca’da olduğunu belirledi. Gümüşpınar-Aydınlar Mahalleleri arasında Istranca Ormanları içerisinde bulunan ve huni şeklinde daralıp geniş meyilli bir salona çıkan Beşmeşeler Mağarası’nın 39 metre derinliğe sahip olduğu anlaşıldı. Mağaraya halatlar yardımıyla güçlükle ulaşan ekipler, mağaranın giriş bölümünde yukarıdan düşerek ölmüş hayvan kemiklerine rastladı. Mağarada incelemelerde bulunan ekip, hazırladığı raporda önemli bir yarasa popülasyonunun olduğunu ve kumalı havuzlarda beyaz karides görüldüğünü belirtti. Çatalca Kültür ve Turizm Derneğince İstanbul 1 No’lu Kültür Varlıkları Koruma Kuruluna yazılı olarak başvurularak, mağarada bulunanların tescilinin yaptırılacağı öğrenildi.

“Mağaranın tescilini yaptıracağız”

Konuyla ilgili bilgi veren Çatalca Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ahmet Rasim Yücel, “İlçemiz Çatalca tam bir mağaralar kenti. Biliyorsunuz ülkemizin en uzun 8. mağarası olan İkigöz Mağarası Çatalca’da. Çok farklı yarasaların yaşadığı bir mağara Yaylacık Mahallemizde, Gökçeali’den başlayarak hemen hemen her mahallemizde mağara bulunmaktadır. 2 yıl önce yine Dağyenice muhtarımızın davetiyle arkeolog ve mağaracı arkadaşlarımızla Balkan Harbi’nde Bulgar askerlerinin saklandıkları iki adet mağara tespit edilerek tescilleri yapıldı. Çok enteresan, mağara içerisinde bir Bulgar komutanın Bulgarca bir yazısı altında gün, ay ve yıl olarak 1912 tarihi ile bugün hala duvarında durmaktadır. Aspeg Derneğinin değerli üyeleriyle yine önemli bir mağara tespit etmiş bulunmaktayız.

Bu mağara Gümüşpınar-Aydınlar arasında, ormanın derinliklerinde yerden dikine olarak tam 39 metre derinlikte bir mağara. Arkadaşlarımız oldukça zor şartlarda aşağıya inmişlerdir. İçeride hayvan kemikleri görmüşler. Ayrıca yine muhtemelen definecilerden kalan bir kask ve ışıldak bulmuşlar. Şimdi bize düşen görev; bu çok önemli mağarayı koordinatları, ölçüleri ve fotoğraflarıyla Kültür Varlıkları Koruma Kuruluna bildirip tescili yaptırmaktır. Bunu hemen yapacağız. Mahallelerimizde yaşayan halkımızdan bildikleri mağara ve tarihi yapıtları derneğimize bildirmelerini rica ediyoruz. Tarihi eserlerimize sahip çıkmalıyız. Bu topraklar üzerinde yaşayan bizler tarihimize sahip çıkmak zorundayız. Bu konuda yetkililerimize, halkımıza ve basınımıza önemli görevler düşmektedir” dedi.  

Antalya’nın son dönemde popülaritesi artan doğa turizmi noktası Ormana, deneyimleyenleri kendisine hayran bırakıyor. Doğal yaşamının yanı sıra, Antalya sıcağından kaçanlar için adeta saklı bir cennet olan Ormana’da en çok dikkat çeken aktivitelerin başında Altınbeşik Mağarası’nda yapılan kano turu geliyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanın da en büyük 3’üncü yeraltı gölü olan Altınbeşik Mağarası’nın 350 metrelik bölümü kanolarla gezilebiliyor. Mağaraya kanoyla girildiğinde su altına yerleştirilen özel spot ışıklar dikkat çekiyor.Şu ana kadar keşfedilen bölümü 7 kilometreyi bulan Altınbeşik Mağarası’na, Ormana köyünden ulaşım mümkün oluyor.

“Antalyalı iş adamları buraya yatırım yapsın”

Yaklaşık 10 gün önce göreve başlayan İbradı Kaymakamı Mustafa Çelik de ayağının tozuyla çalışmalara başladı. İbradı’da özellikle turizmi yukarıya çekmek istediklerini belirten Çelik, “İbradı sadece Osmanlı döneminde değil, Selçuklu döneminde Alaeddin Keykubat’ın bile yaz dönemlerinde burada konakladığı bir yer. Keykubat yaz aylarında sıcak havalardan kaçıp İbradı’ya yerleşiyordu. Bizler de aynı şekilde yerli ve yabancı turistleri buraya bekliyoruz. İbradı, Osmanlı’ya en çok kadı yetiştiren ilçe. İbradılı yaklaşık 100 kadı olduğu ve 3 şeyhülislam olduğu biliniyor. Burada Kadıların eğitim aldığı kadıkonakları mevcut. Bu konaklar unutulmaya yüz tuttu. Antalya’nın saygın isimlerinin burada yatırım yapmasını talep ediyoruz” dedi.

“Amacımız turist sayısını yukarıya çekmek”

Mevcut şartları iyileştirerek bölgenin hareketlenmesi için çalışacaklarını söyleyen Çelik, “Altınbeşik Mağarası’nın şu anda kullanılan kısmı 350 metre ve toplamda 7 kilometre. Hala keşfedilmeyen bölümleri olduğu biliniyor. Burayı tamamen kullanıma açmayı talep ediyoruz. Burada Arapastı Kestanesi, Düğmeli Evler, Kadıkonakları, Eynif Ovası ve Altınbeşik Mağarası gibi turizme açık noktalarımız var. Buralar sayesinde sezonda 50-60 bin arasında turist İbradı’yı ziyaret etmekte. Bizim amacımız bu sayıyı 150 bine çıkarmak” diye konuştu.

Bin 100 yıllık Arapastı Kestanesi

İbradı’da bulunan bir kestane ağacı ise, ziyaret edenleri kendisine hayran bırakıyor. Ağaç, hikayesiyle de dikkat çekiyor. 1861 yılında bölgenin ağalarından birisinin evinde cariye olarak çalışan Zeynep adındaki bir Arap kızı, evin sahibine kızarak, konağı ateşe veriyor. Çıkan yangının ardından alevler diğer evlere de sıçrıyor ve İbradı’nın neredeyse tamamı yanıyor. Olayın ardından Zeynep için ölüm emri çıkartılıyor ve bu ağaçta asılarak idam ediliyor. Bu olay sonrasında ağaca Arapastı Kestanesi adı konuluyor. Ormana’yı ziyaret edenlerin uğrak noktası olan Arapastı Kestanesi için bakım çalışmaları da yapılıyor. Bölgede yer alan küçük şelaleler etrafında yapılan yoga aktiviteleri de oldukça ilgi gösterilen bir başka organizasyon.

Bozhan Memiş
 

TSK’dan yapılan açıklamada 1 Haziran tarihinde meydana gelen olaylar şöyle sıralandı:

“Şırnak Beytüşşebap’ta devam eden operasyonda tespit edilen 9 adet sığınak ve mağara içerisinde, daha önceden etkisiz hale getirilen bölücü terör örgütü mensubu 1 terörist cesedi, 3 MG-3 makineli tüfek, 2 Biksi makineli tüfek, 19 tüp, 2 el yapımı patlayıcı, 250 gr C-4 patlayıcı madde, 4 akü, 620 kg gıda maddesi ve çok sayıda muhtelif malzeme ele geçirildi.

Hakkâri Yüksekova’da, devam eden operasyonda tespit edilen bir sığınak içerisinde, 2 adet Doçka uçaksavar makineli tüfek, 1 adet Zağros keskin nişancı tüfeği, 2 adet Dragunov keskin nişancı tüfeği,3 adet Biksi makineli tüfek, 3 adet RPG-7 roketatar, 1 adet av tüfeği, 43 adet RPG-7 roketatar mühimmatı, 3 bin adet Kalaşnikof piyade tüfeği fişeği, 500 adet Doçka mühimmatı, 200 adet Biksi makineli tüfek fişeği, 6 adet gece görüş gözlüğü, 2 adet keskin nişancı dürbünü ve 6 adet telsiz ele geçirildi.

Diyarbakır Lice-Hani’de devam eden operasyonda tespit edilen bir sığınak içerisinde 400 kg amonyum nitrat, 2 adet el yapımı patlayıcı ve 1 adet el telsizi ele geçirildi, tespit edilen 52 bin 642 kök kenevir imha edildi, 3 işbirlikçi şahıs yakalandı.

Tunceli’de güvenlik güçlerince icra edilen arazi aramasında tespit edilen bir sığınak içerisinde, 4 adet anti personel mayını ve 50 adet Biksi makineli tüfek fişeği ele geçirildi.

Hakkâri Yüksekova’da, güvenlik güçleri tarafından icra edilen arazi aramasında tespit edilen 2 adet el yapımı patlayıcı imha edildi.

Hatay Hassa’da, Suriye PYD/PKK Afrin bölgesinden kaçan 1 terörist güvenlik güçlerine teslim oldu.
Irak Kuzeyi Avaşin-Basyan bölgesinde hudut hattındaki üs bölgelerine silahlı saldırı hazırlığında olduğu tespit edilen bölücü terör örgütü mensubu teröristlere ait silah mevzii, mağara ve sığınaklar düzenlenen hava harekâtı ile imha edilmiş, 6 terörist etkisiz hale getirildi.” 

Derya Yetim