Müdür olarak çalıştığı iş yerinde, işçilerin eşlerini telefonla arayıp, ‘kocan falan çalışan kadınla samimi’ benzeri dedikodu yaptığı iddia edilen kişi, işten atıldı. Antalya 3. İş Mahkemesinde işe iade davası açan müdür, feshin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini istedi. Davalı şirket avukatı ise davacının yönetici konumunda olmasına rağmen iş yerinde sürekli dedikodu yapmak suretiyle huzursuzluk çıkardığını, çalışanların eşlerini arayıp onlarla, iş yerinde çalışan eşleriyle ilgili mahrem bilgileri paylaştığı ve aile faciasına yol açtığını iddia etti. Avukat, “Hatta bir çalışanın bu yüzden boşanma aşamasına geldiğini, davacının şirketin çalışma düzenini bozduğunu, davacının sözü edilen davranışları gerçekleştirirken şirket telefonundan SMS göndererek şirketin imkanlarını kullandığını unutmamak gerekir. Çalışanlara karşı küfürlü ve kaba cümleler sarf ettiğini, savunmasında da bu davranışlarını ikrar ettiğini, bu nedenlerle iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini belirtmek isterim” dedi.

Mahkemeden emsal karar

Tarafları dinleyen mahkeme, iş akdinin feshine sebep olan olayları davalı işverenin ispatlayamamış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne hükmetti. Kararı davalı şirket avukatı temyiz etti. Emsal bir karara imza atan Yargıtay, iş yerinde dedikodu yapan müdürün kovulmayı hak ettiğine dikkat çekti. Kararda, iş yerinde bölge müdürü olarak çalışan davacının iş akdinin, iş yerinde yaşananları çalışanların eşlerine iletmesi nedeniyle dedikodu ortamı oluşturarak iş yerinde huzursuzluğa yol açması, davacının sözü edilen davranışları gerçekleştirirken şirket telefonundan SMS göndererek şirketin imkanlarını kullanması ve çalışanlara karşı küfürlü ve kaba cümleler sarf etmesi nedeniyle geçerli nedenle feshedildiği hatırlatıldı. Davacının iş yerinde çalışanlara kaba ve küfürlü cümlelerle konuştuğu, mesajların şirket telefon hattından gönderildiği, dosya kapsamına göre davalı işverence ispatlanamadığına vurgu yapıldı. Kararda, “Bununla birlikte, dosyada bulunan davacının savunması, çok sayıda mesaj, mail ve davalı tanığı beyanından müdürün dedikodu yaptığı anlaşılmaktadır. Davacıyla sözü edilen çalışanların eşleri arasında aldatma-aldatmama, işten çıkarma-çıkarmama üzerine gece yarılarına kadar devam eden bir mail ve mesaj trafiği yaşandığı anlaşılmaktadır. Davacının toplam 11 sayfadan oluşan savunması ve davacı tarafça sunulan mesaj ve mail içerikleri ve fesih bildiriminde gösterilen sebeplerle birlikte değerlendirildiğinde, yaşanan bu olaylara; davacının davranışının sebep olduğu, olayların iş yerinde huzursuzluğa yol açtığı ve işleyişi bozduğu açıktır. Kaldı ki mahkemece, olay ve deliller tartışılmamış, olayın neden geçerli fesih nedeni oluşturmadığı gerekçelendirilmemiş, sadece davalının olayları ispat edemediği şeklinde soyut bir gerekçeyle karar verilmiştir. Oysa, dosya kapsamına göre işveren açısından bu ilişkinin yürütülmesinin çekilmez hale geldiği toplanan delillerle sabittir. Davalı işverenin biçimsel koşullara uygun şekilde iş akdini feshettiği görüldüğünden, mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına oy birliğiyle kesin olarak karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.  

Süleyman Aydın

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eski Zabıta Daire Başkanı Tayfun Karali, geçen yıl aralık ayında, kızdığı bir zabıta memuruna herkesin gözü önünde şiddet uyguladı. Trafikte emniyet şeridini kullandığı gerekçesiyle zabıta memuru Kenan Fidan’ın maruz kaldığı şiddet ve sonrasında geçirdiği baygınlık, güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerin televizyon kanalları ve sosyal medyada yayılması, adeta infiale neden oldu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, “Zabıta kardeşimize yapılan çirkin muamele nedeniyle Zabıta Daire Başkanı’nı görevden uzaklaştırdım ve hakkında soruşturma başlattım” açıklamasını yaptı.

Zabıta daire başkanının zabıta memuruna dayağı kamerada

Gazete Habertürk’ten Arzu Kaya’nın haberine göre görevden alınan Tayfun Karali hakkında, idari soruşturmanın ardından adli soruşturma da başlatıldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, emniyete yazı yazarak “kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kasten yaralamak”la suçlanan şüphelinin, müştekinin ve tanıkların ifadesinin alınmasını istedi. Savcılık, olayla ilgili kamera görüntüleri de talep etti. Zabıta memurunun henüz şikâyetçi olmadığı belirtilirken, suç kapsamı itibarıyla resen de başlatılabilecek soruşturmanın bir avukatın Karali hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından açıldığı öğrenildi.

Eski TRT Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Koyuncu’nun görevi esnasında FETÖ mensuplarını kuruma yerleştirdiği iddiası ile hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan açılan davanın beşinci celsesi görüldü. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına tutuksuz sanık Koyuncu, avukatı ve yakınları katıldı. 

Davanın bugünkü celsesinde FETÖ’den ihraç edilen eski TRT Haber Daire Başkanı Ahmet Çavuşoğlu, Koyuncu’nun lehine tanık olarak dinlenildi. 2008-2013 yılları arasında TRT’de haber daire başkanı olarak görev yaptığını anlatan Çavuşoğlu, “Ahmet Koyuncu’yu atandıktan sonra tanıdım. Kendisini çalışkan, dürüst, her şeyi ile devletinin ve milletinin menfaatini koruyan birisi olarak bilirim. FETÖ terör örgütü ile bağlantısı yoktur” dedi.
Çavuşoğlu, haber daire başkanının direkt genel müdüre bağlı olarak çalıştığını belirterek, “TRT Haber, TRT Türk ve TRT Spor’daki personeli genel müdür istemiştir, biz de atamasını yapmak üzere personele yönlendirmişizdir. Ahmet Bey de personel daire başkanlığından sorumlu olduğu için onun da imzası vardır. Kendisinin bu yönde bizzat talimatı yoktur, atamalar bizzat genel müdürün emri ile olur” ifadelerini kullandı.

Tanık ifadesinin ardından söz hakkı verilen duruşma savcısı, önceki mütalaasını tekrar ettiklerini belirtti. Son sözü sorulan Koyuncu ise, “Hep devletime bağlı oldum, beraatimi istiyorum” dedi.

Daha sonra kararını açıklayan mahkeme, Koyuncu’ya “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan önce 6 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Ardından arttırıma giden mahkeme, cezayı 9 yıl 9 aya çıkardı. Sanığın duruşmadaki davranışlarından dolayı iyi hal indirimine giden mahkeme, Koyuncu’nun 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Mahkeme, hükümle birlikte sanığın tahliyesine karar verdi. Cezanın Yargıtayda onanması halinde Koyuncu cezaevine girecek. 

Abdullah Sarica

Edinilen bilgilere göre, ilçedeki bir lisede görev yapan öğretmen Y.T, Tire Öğretmenevi’nin bahçesine otomobilini park etti. Öğretmenevi Müdür Yardımcısı Yavuz Kuru, kan kampanyası yoğunluğu nedeniyle Y.T.’den otomobili bahçeye koymamasını istedi. Bunun üzerine burada sözlü tartışma çıktı. Tartışmanın ardından Y.T. görev yaptığı okula gitti. Öğle arasında otomobilinin yanına gelen Y.T. burada Öğretmenevi Müdür Yardımcısı Yavuz Kuru ile karşılaştı. Tekrar başlayan tartışma kısa sürede yerini kavgaya bıraktı. Kavga esnasında cebinden bıçak çıkaran Y.T. Yavuz Kuru’yu iki yerinden bıçakladı. Olayın ardından Müdür Yardımcısı Yavuz Kuru, hastaneye kaldırılırken diğer öğretmen Y.T. ise polis tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınan Y.T. ise kısa süre sonra savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.

SENDİKALARDAN ORTAK AÇIKLAMA

Olayın ardından Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş Sen üyeleri Tire Öğretmenevi’nin bahçesinde bir araya gelerek olayı kınadı. Grup adına basın açıklamasını okuyan Zeliha Okur, saldırının asla kabul edilemeyeceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Öğrencilerin, öğretmenlerin ve halkın yoğun olduğu bir saatte ve mekanda gerçekleştirilen bu menfur saldırının sözde bir eğitimci tarafından yapılması eğitim camiasını derinden yaralamıştır. Bizler bu ülkenin çocuklarına, onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele ediyoruz. 24 Kasım Öğretmenler Günü yaklaşırken bir öğretmene yapılan bu saldırıyla eğitim camiası olarak hepimiz saldırıya uğradık, hepimiz şiddete maruz kaldık, hepimiz yaralandık. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için, saldırganlara gereken cezai yaptırımlar mutlaka uygulanmalıdır, yapanın yaptığı yanına kar kalmamalıdır. Şiddeti ve şiddetten beslenen insanları kınıyor camiamızın adını lekeleyen bu insanları aramızda görmek istemediğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

Yakup Fatih Şaşmaz 

 

Manisa’nın Yunusemre ilçesindeki Cumhuriyet Anadolu Lisesinde bir öğrenci disiplin kurulan sevk edildi. Öğrencinin durumu hakkında 9 Kasım’da öğrenci velisi M.M. ve eşi okula çağrılarak bilgilendirilmek istendi. Duruma öfkelenen baba M.M. okulda sesini yükseltince eşi tarafından sakinleştirilmeye çalışıldı. Bir türlü sakinleşmeyen baba M.M., eşini ittirince araya girmeye çalışan okulun müdür yardımcısı Koray Özgürler’i darp etti. Doktordan darp raporu alan Koray Özgürler savcılığa da suç duyurusunda bulundu. Bu arada disipline sevk edilen öğrencinin geçtiğimiz yıl da Manisa Lisesinden disiplin suçundan dolayı Cumhuriyet Anadolu Lisesine geldiği öğrenildi.

Durumu protesto eden Türk Eğitim Sen üyeleri ise Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Eğitim Sen üyeleri de destek verdi.

Öğretmenlere ve okul yöneticilerine yönelik saldırıların ardı arkasının kesilmediğini kaydeden Türk Eğitim Sen Manisa Şube Başkanı Mustafa Atalay, “Cumhuriyet Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı, sendika üyemiz Koray Özgürler arkadaşımız geçtiğimiz Perşembe günü kendini bilmez bir öğrenci velisi tarafından saldırıya uğramış ve darp edilmiştir. Bu menfur olayı bir kez daha kamuoyu gündemine taşımak için bugün buradayız. Öğrencisini eğitmek, onlara yol göstermek ve topluma kazandırmaktan başka hiçbir amacı olmayan öğretmen ve yöneticilerimizin maalesef görevleri başında kendini bilmez kişiler tarafından saldırıya uğramaları kabul edilebilir bir davranış değildir. Bir eğitimciye saldırmak demek aynı zamanda bilime ve ülkenin geleceğine saldırmak demektir. Peygamber mesleği olarak da gördüğümüz öğretmenlik mesleğini ve bu kutsal mesleği icra eden öğretmenleri kırmak, üzmek, onları aşağılamak hatta darp etmeye çalışmak kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Unutulmamalıdır ki öğretmenlerimiz şiddete maruz kaldıkça, itibarsızlaştırıldıkça, hor görüldükçe, maddi ve özlük hakları tırpanlandıkça bu ülkenin aydınlık yarınlara yürümesi de mümkün olmayacaktır. Eğitim camiası ve Türk Eğitim Sen olarak değerli üyemize ve arkadaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, bu vahim olayın bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz” dedi. 

Sadık Cangel

Antalya Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, 2017 yılında kenti ziyaret edecek misafirlerin huzurlu ve güvenli bir ortamda seyahat edebilmelerini temin etmek, geçmiş yıllarda turizm taşımacılığı üzerinde olumsuzluklara neden olan trafik kazalarını en aza indirebilmek için gerekli tedbirler alınıp uygulanması amacıyla Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği (AESOB) Toplantı Salonunda “Turizmde Trafik Güvenliği” toplantısı düzenleneceğini günler öncesinden acente ve şoförlere duyurdu.

Boş salonla karşılaşınca teşekkür edip ayrıldı
Sabah toplantısına 18 acente sahibi katılırken, öğleden sonra şoförlere yönelik düzenlenen toplantıya ise hiç turizm şoförünün katılmadığı görüldü. Eğitimi verecek olan ve saat 15.00’da salona giren Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Cem Gencer, bomboş salonu görünce sinirlendi. Salonda şoförleri temsilen bulunan Antalya Turizm Şoförleri Derneği Başkanı Orhan Kayabaşı’na sitem eden Gencer, “Sabah toplantı yaptık acente sahiplerine, şimdi burada kamu görevlileri hariç şoför var mı? Herkes kurumlardan geliyor, senden başka var mı şoför? Bu nasıl toplantı. Sıkıntıların genel anlamda ne olduğunu ben biliyorum, ama yapacak bir şey yok. Teşekkürler arkadaşlar” diyerek salondan ayrıldı.

“Demek ki şoförlerin sıkıntısı yokmuş”
Antalya Emniyet Müdürlüğü Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Cem Gencer, turizm acenteleriyle sektörde çalışan şoförlere yönelik bir eğitim programı düzenlediklerini belirterek “Genel anlamda onların sorunlarını tartışmak, paylaşmak, sorunlarını çözüm üretmekti. 800 acente sahibine bilgi verilmesine rağmen sabahki toplantımıza 18 acente sahibi toplantımıza katıldı. Öğleden sonraki toplantılarda da şoförlere yönelik eğitim vardı. Ama demek ki çok fazla sıkıntı ve sorunları yokmuş. Ama bizim açımızdan uymaları gereken çokça konu var” dedi.

“Ama burada şoför yok”
Toplantıya katılım olmamasını tamamen insanların duyarsızlığına bağlayan Gencer, “Turizm sektöründeki en büyük sıkıntılardan biri ulaşım firmalarının kontrolsüz şekilde şoför temin etmeleri, bu şoförleri yasal sürelerinin içinde çok daha fazla kullanarak aşırı yorgun ve tehlikeleri araç kullanmaya itiyorlar. Buna bağlı olarak da şoförlerin hata yapmaları ve bu hatalara bağlı olarak kazalar yaşanıyor. Burada yaşanan en büyük sıkıntılardan biri de takograftır. Yasal mevzuat çerçevesinde taahhütle araçlarında il hudutlarında kullanan kişilerin takograf kullanmamalarından kaynaklı şoförlerin ne kadar araç kullandıkları tespit edemiyoruz. Denetimlerde hız ve evrak kontrolü şeklinde yapılan çalışmalarımız var. Bu toplantıda hedeflediğimiz firmaların süre aşımı yapmamaları, süre aşımı yapan firmaların şoförleri tarafından bize bildirilmesi kaza yapmamak adına denetimleri daha etkin yapmak hedeflemiştik. Ama burada şoför yok” diye konuştu.
Antalya Turizm Şoförleri Derneği Başkanı Orhan Kayabaşı, turizm sezonunun başlamasıyla birlikte turizm şoförlerine yönelik bir eğitim programı uygulandığını ve katılımın olmadığını söyledi.
Sabahki toplantıya taşıma şirketi sahiplerinin katıldığını dile getiren Kayabaşı, “‘Yaparız, ederiz’ dediler, bu şirket sahiplerinin hepsi bir şoför gönderemez miydi? Her acentenin önünde en az 15-10 kaptan var. Bir araba ile kaptanları toplantıya gönderebilirlerdi. Ama acente sahibi duyarlı olsaydı şoförleri gönderirdi. Bu duyarsızlık nereye kadar. Ancak bir kaza olduğu zaman ‘vah vah vah’ bütün hata şoföre yükleniyor. Herkes kenara çekiliyor” dedi.

“Yazık bu toplantıya gelinmez mi?”
Bir şoförün bile bu önemli toplantıya katılmadığını dile getiren Kayabaşı, “Ben bu derneğin başında yıllardır çalışıyorum. Sertifikalar sorgulanmadı, acente sahipleri hiç sertifika almamış kişilerle çalışmak istiyor. Eğitimli şoförler kenarda kalıyor hakkını aradığı için. Antalya’da sezonda 7-8 bin turizm şoförü oluyor. Kışın 2 bin kişi sürekli çalışıyor. Bizim üyemiz ise 3 bin 400. Bizim şoförümüze sorsanız sahibimiz yok der. Ama var, şoför kendinin sahibi olması gerekir. Kendi kendisinin kuyusunu yazıyor. Yazık bu toplantıya gelinmez mi? Buraya geldiği zaman hiçbir acente onu fazla çalıştıramayacak. Şehir dışına tek kaptanla gitmeyecek, gidip yolda uyuyarak kaza yapmayacak. Ne oldu şimdi, siz busunuz diyorlar. Mesleğe bu kadar sahip çıkıyorlar” diye konuştu.

İsa Akar-İsmet Ersoy

 

Davaya konu olan olay, İzmir’in Menderes ilçesi Sancaklı Mahallesinde bulunan Ahmetçik İlkokulu’nda 17 Mayıs 2014’te meydana gelmişti. Okulda görevli Saadet Özkan öğretmenin, ’Sancaklı Mahallesinde bulunan okulda, 22 yıldır okul müdürü olarak görev yapan evli ve iki çocuk babası Adil Ş.’nin 6 kız öğrenciye pornografik film izlettiği, cinsel taciz ve istismarda bulunduğu’ ihbarında bulunmasıyla jandarma, psikolog eşliğinde öğrencilerin ifadelerine başvurmuştu. Öğrenciler gözyaşları içerisinde verdikleri ifadelerinde, baba olarak gördükleri okul müdürünün kendilerini okuldaki odasına götürüp, porno film izlettiğini anlatmıştı. İfadelerin ardından suçlamaları kabul etmeyen Adil Ş. gözaltına alınmıştı. Emekli öğretmen Adil Ş., 1,5 yıl tutuklu kalmasının ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Bitme aşamasında olan dava, aynı okulda görev yapan öğretmen Saadet Özkan’ın BİMER’e şikayeti ile tekrar kamuoyunun gündemine gelmiş, geçen 26 Haziran’da görülen davanın duruşmasında mahkeme heyeti, sanık Adil Ş.’nin oy çokluğu ile tutuklanmasına karar vermişti.

İzmir 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuklu sanık Adil Ş., sanık avukatı, mağdur çocukların alileri, müştekilerin avukatları bir çok sivil toplum kuruluşu katıldı. Savcı verdiği mutalaasında 6 çocuk için sanığın 235 yıl ile cezalandırılmasını istedi. Sanık avukatı savunma için ek sure talep etmesi üzerine mahkeme heyeti, karar vermek için duruşmayı temmuz ayına erteledi.

Atakan Şen – Ali Gözeten – Abdülaziz Baydilli


Dijitalleşmede Türkiye’ye öncülük eden Turkcell, bu konuda yerli üretimi desteklemeye, konuyu gündeme getirmeye devam ediyor. Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye Bilişim Zirvesi’ne katılan Turkcell Hukuk ve Regülasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serhat Demir, “İşletmeciler Oturumu”nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin gündeminde önemli bir yer tutan yerli üretime ve ULAK projesine dikkat çekti.

Demir, dijitalleşme noktasında gayret içinde olduklarını belirterek, “BTK, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı gibi kurumların rehberlik yönünün ön plana çıktığı bir ekosistemde üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya hazırız” değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmasında Türkiye’nin yaklaşık 80 yıl önce uçak imalatı konusunda çalışmalar yaptığını ve 1944 yılında ilk İstanbul-Ankara seferinin gerçekleştirildiğini hatırlatarak şirket içinde çok konuştukları bu hikayenin kendilerini motive ettiğini dile getirdi: “Bu hikaye, 80 yıl öncesinin imkanlarıyla bir şey hedeflendiği zaman bir ürünün ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Bugün birçok ulus, bir hedefe kilitlenirse kıt kaynaklarıyla bile hedeflerini hayata geçirebilir.”

5G sürecinin de uçak üretim süreci gibi düşünülebileceğini belirten Demir, “5G ile seyahat çok hızlı bir uçakla bir yerden bir yere gitmeye benziyor” ifadesini kullandı. Türkiye’nin ilk yerli ve milli baz istasyonu olan ULAK projesine çok önem verdiklerinin altını çizen Demir, ürünü kendi sistemlerine entegre etmek ve en fazla düzeyde kullanmak konusunda heyecanlı olduklarını kaydetti.

Büyük yatırımlar için büyük şirketler oluşturulması ve firmaların sorunlarının çözülmesi gerektiğini kaydeden Demir, “15 Temmuz sürecini yaşamış bir ülkede kimsenin ülkeyi yavaşlatma lüksü yok” dedi.