Cumhuriyet Savcısı, ‘savunmasız yavrucağa karşı vicdan ve merhamet niteliklerinden ayrılmış’ diye nitelendirdiği şüphelinin, yaptığı eylemleri nedeniyle en üst sınırdan ceza verilmesini ve takdir indirimi uygulanmamasını istedi.
Yüreğir ilçesi Levent Mahallesi’nde 10 Şubat’ta, bir düğünde 4.5 yaşındaki kıza cinsel istismarda bulunurken yakalanıp tutuklanan Sedat Keser hakkındaki soruşturma tamamlandı.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli hakkında “Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı” suçundan 45 yıl, “Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Çocuğu Cinsel Amaçlı Hürriyetinden Yoksun Kılma” suçundan da 21 yıl olmak üzere toplam 66 yıl hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.

“En üs sınırdan ceza verilsin, takdir indirimi uygulanmasın”

Cumhuriyet Savcısı, ağırlaştırıcı neden uygulanması gerektiğini vurguladığı iddianamenin değerlendirme bölümünde, “Şüphelinin, henüz 4,5 yaşındaki ruhen ve bedenen savunmasız bir yavrucak olan mağdureye bir insanda bulunması beklenen vicdan, merhamet ve haysiyet niteliklerinden kelimenin tam anlamı ile geri dönülmez şekilde ayrılarak gerçekleştirdiği kamu vicdanını çok derinden yaralayan, toplumda yüksek düzeyde infial uyandıran eylemi nedeniyle talep edilen ceza maddelerinin en üst haddinden uygulama yapılmak suretiyle cezalandırılması ve takdiri indirim sebeplerinin uygulanmamasını” isteyerek en üst sınırdan ceza verilmesini talep etti.

Şüpheli hakkında talep edilen cezanın, Türk Ceza Kanunu’nda bu eylemlere öngörülen en yüksek ceza olduğu öğrenildi.

Hazırlanan iddianame de dava açılmak üzere ağır ceza mahkemesine gönderildi. 

15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi beşikteki bebeğini öperek, vatan savunması için hainlerin kapattığı 15 Temmuz Şehitler Köprüsüne giden Sabri Gündüz, hainlerin silahından çıkan kurşunla bacağından yaralanarak gazi olmuştu. Geçtiğimiz akşam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gündüz’ü evinde ziyaret ederek bacağı hakkında bilgi almıştı. Bugün de AK Parti Ankara 6’ıncı İl Kongresinde konuşan Erdoğan, tüm müdahalelere rağmen Gazi Gündüz’ün bacağının kesileceğini açıkladı. Bunun üzerine gazi Gündüz, Erdoğan’ın ziyareti ve bacağının son durumu ile ilgili İhlas Haber Ajansına (İHA) açıklamalarda bulundu.

“DAKİKALARCA ÜZERİMİZE KURŞUN YAĞDIRDILAR”

Gaziliğin kendisi için büyük onur olduğunu söyleyen 15 Temmuz Gazisi Sabri Gündüz, “Darbe girişimi haberini alır almaz 15 Temmuz Şehitler Köprüsüne koştum. Dakikalarca üzerimize kurşun yağdırdılar. Merminin yanımızdan geçerken ki sesini duyuyorduk. O esnada yara almadım. Hain askerlerin karşı şeritte bir vatandaşı vurduğunu görünce ona yardıma giderken beni de vurdular. Bacağımdan yaralandım. Ambulansla Şişli Etfal Hastanesine götürdüler. Vurulunca benim atar damarım koptu. Aracın içerisinden çıkarken kemerimi çıkarmaya çalıştım. Çıkartamadım. Tampon yapmak için bir şey istedim. Bana bu bayrağı verdiler. Bu bayrakla çok sıkı bir turnike yaptım. Bu bayrak beni hayatta tutan bir şey oldu” diye konuştu.

“5 AYDA 46 KEZ AMELİYATA GİRDİM”

Hastanede yapılan ilk ameliyatın çok iyi geçtiğini söyleyerek konuşmasına devam eden Gündüz, “Doktorum bir dakika geç gelsen seni kaybedecektik dedi. Daha sonra ayağım enfeksiyon kaptı. İki gün sonra kangren oluyordu ayağım. Kesmemek için müdahale ettiler. O yaralarda enfeksiyon kapınca benim süreç orada başladı. Toplamda 5 ay hastanede yattım. Bu 5 ayda 46 kez ameliyata girdim. Düzeltmek için çok çaba sarf ettiler ama ayağımda ciddi bir enfeksiyon oluştuğu için olmadı. En son ayağımda ciddi bir enfeksiyon oluştu. O enfeksiyon sonrasında doktorum artık buraya kadar dedi” şeklinde konuştu.

“AYAKSIZ YAŞANIR AMA VATANSIZ YAŞANMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini ziyareti üzerine de konuşan Gazi Gündüz, “Cumhurbaşkanımız ayağıma ilk baktı. Biraz umutlanmış gibi oldu. Ben ayağımı gösterince üzüntüsünü gözünün içinden, yüzünden, bütün ifadelerinden algılayabiliyorsunuz. Allah razı olsun ameliyat konusunda bana çok dua etti. Bu süreçte en büyük destekçimiz Cumhurbaşkanımız’dı. Geçen akşam saat 01.00’da beni aradı, yeni duydum gazim dedi. Çok üzüldüm dedi. Ertesi gün Allah nasip ederse yanına geleceğim dedi. Gece saat 23.00’da kapımı çaldı. İçeriye girdi. Oturduk. Öylesine güzel bir moral oldu ki, bu ülkeye verilen en büyük nimetlerden birisi böyle halkına düşkün, insanlarını seven bir cumhurbaşkanının olması. Bacağımın dermanı kesilmekse, rabbim de onun sabrını, güzelliğini veriyor ve o kadar içinize işliyor ki kendinize üzülemiyordunuz. Gazilik çok güzel bir şey. Ayağınızın gittiğine üzülemiyorsunuz. Sebebini bilmediğiniz bir mutluluk ve gurur oluşuyor. Ayaksız yaşanır ama vatansız yaşanmaz” ifadelerini kullandı.

Ayağının kesilme sürecine ilişkin de bilgiler aktaran Gündüz, “Tabi kesilme süreci bittikten sonra 3 ile 6 ay arasında bir bekleme süresi oluyor. Vücudun kendisini toplayıp oradaki proteze hazırlanma süreci oluyor. O süreçten sonra bir protez ayak takılacağını biliyorum” dedi.

Emrah Kuş

Olay, 11 Ocak’ta, saat 21.45 sıralarında, Seyhan ilçesine bağlı Reşatbey Mahallesi Gazipaşa Bulvarı’nda meydana geldi. Bir tekstil firmasında işçi olarak çalışan işitme engelli Agit Acun (20), izin alıp, hastaneye gitti. Hastane çıkışı evine gitmek için toplu taşıma aracına binen Acun, arka koltukta oturan 4 kişi ile yüksek ses çıkardıkları gerekçesiyle tartıştı. Acun tartıştığı gençlerden üniversite öğrencisi Ahmet Günsel’e yumruk atınca kavga başladı. Kavgaya Ahmet Günsel’in arkadaşları Çağrı Can Çay (21), İsmail Kaçmaz (21) ile Ahmet Bedir (20) de karıştı. Daha sonra bu olayın güvenlik kamerası ortaya çıkınca gençler yakalanıp tutuklandı. İlk mahkemede de zanlılara 1 yıl 10 ay hapis cezası verildi.
Hükmün açıklanmasını geri bırakan mahkeme, sanıkların tahliyesine, tutuksuz sanık İsmail Kaçmaz’ın ise beraatine karar verdi.
Cezaevi çıkışında ailesine sarılan Günsel, olayın sanıldığı gibi olmadığını söyleyerek, “Yaptığımız hareketi doğru bulmuyoruz. Hayatım boyunca karakolun kapısından içeri girmedim, üniversite öğrencisiyim. Olay anında ilk yumruğu bana Agit attı. Kendisinin engelli olduğunu bilsem vurmazdım. Cüzdanımı alıp ceketinin içine koyuyor. Karakol önünde de yine bana ait cüzdanın içerisindeki 280 lira olan burs paramı alıp, cüzdanı atıyor. Sanıldığı kadar masum değil. Yine de tüm Türkiye’den özür dilerim. Paramı çaldığı için ondan ben şikayetçiyim” dedi.
Çağrı Can Çay ise cezaevinde kaldıkları 1 ayda öğrenimlerinden geri kaldıklarını belirterek, “Böyle olmasını istemezdik, tüm kamuoyundan bizleri affetmelerini istiyoruz, özür dileriz” diye konuştu.

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Afrin’de Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadelesine Alanyalı öğrenci ve velilerden anlamlı bir destek geldi. Atatürk Ortaokulu 6/A sınıfı öğrencileri, “Mehmetçik ile duygularımı paylaşıyorum” projesi kapsamında Afrin’deki görevli askerlere mektuplar yazdı. Öğrenci velileri ise asker çorabı ve boyunluk olan paketlerin içerisine mektupları da koyarak Mehmetçiğe ulaştırmak üzere hazırladı. Ayrıca okul öğrencileri, “Bir günlük harçlığım Mehmetçiğe” kampanyası başlatarak topladıkları yaklaşık 3 bin TL’yi Mehmetçik Vakfı hesabına yatırdı.

“Devletimiz askerlerimizin her eksiğini gideriyor”

Proje öncülük eden veli Aynur Kaya Çağlar, zor geçen kış gününde vatani görevlerini yerine getiren askerlere destek için Alanya’da bir sosyal sorumluluk projesini başlattıklarını söyledi. Çağlar, “Hep birlikte bir şeyler yaparak askerimizin yanında olmamız gerektiğini düşündük. Alanya anneleri ve vatana sağlıklı güzel evlatlar yetiştiren bireyler olarak, hep birlikte ne yapacağımızı düşündük. Askerimizin üşümemeleri için boyunluk ve asker çorabı hazırlama kararı aldık. Atatürk Ortaokulunda öğrenim gören öğrenciler askerimiz için mektup yazdı. Devletimiz askerlerimizin her eksiğini gideriyor. Zor şartlarda askerimiz görevlerini 4 dörtlük yerine getiriyor” dedi.

“Amacımız askerlerimize kardeş sevgisini ve anne sıcaklığı hissettirmek”

Yaptıkları projesinin amacının kardeş sevgisi ve anne sıcaklığı hissettirmek olduğunu aktaran Çağlar, “Amacımız askerlerimize kardeş sevgisini ile anne sıcaklığı ve Türk milletinin aziz desteğini hissettirmek. ‘Onlara birlik, beraberlik ve kardeşlik destanında hep birlikte selam olsun Türk askeri’ diyoruz” diye konuştu.

“Şehit haberini görünce üzülüyorum”

Projeye destek veren öğrenci Selen Tepe, “Askerlerimiz için mektup yazdık. Umarım mutlu olurlar ve beğenirler. İnşallah Allah’ım onları korusun. Hediyemizi gönderdiğimize çok mutlu oldum ama bir yandan da şehit haberini görünce üzülüyorum. İnşallah şehit haberlerini duymadan savaşı bitirebiliriz” ifadelerini kulandı.
Öğrenci Mehmet Sazak ise, askeri sevdirmek için mektup yazdığını ve çok mutlu oldukların söyledi.

Paketleri ulaşan askerler görüntülü mesajla teşekkürlerini iletti

Öte yandan velilerin hazırladıkları paketlerin bir kısmı Van Başkale Albayrak Gümrük Karakolunda bulunan askerlere ulaştı. Paketleri teslim alan askerlerin adına konuşan komutanları görüntülü mesaj göndererek şunları söyledi:
“Antalya’da bazı hayırsever arkadaşlarımız ve hanımefendiler askerimiz için küçük bir sürpriz hazırlamış. Ben komutanları olarak teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmasının ardından gelen paketi açan komutan içinden çıkan malzemeleri askerlere dağıtırken, askerler de üzerlerinde öğrenci ve velilere isimlerini söyleyerek teşekkür etti.

Erdal Anak

Afrin’de Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadelesine Alanyalı öğrenci ve velilerden anlamlı bir destek geldi. Atatürk Ortaokulu 6/A sınıfı öğrencileri, “Mehmetçik ile duygularımı paylaşıyorum” projesi kapsamında Afrin’deki görevli askerlere mektuplar yazdı. Öğrenci velileri ise asker çorabı ve boyunluk olan paketlerin içerisine mektupları da koyarak Mehmetçiğe ulaştırmak üzere hazırladı. Ayrıca okul öğrencileri, “Bir günlük harçlığım Mehmetçiğe” kampanyası başlatarak topladıkları yaklaşık 3 bin TL’yi Mehmetçik Vakfı hesabına yatırdı.

“Devletimiz askerlerimizin her eksiğini gideriyor”

Proje öncülük eden veli Aynur Kaya Çağlar, zor geçen kış gününde vatani görevlerini yerine getiren askerlere destek için Alanya’da bir sosyal sorumluluk projesini başlattıklarını söyledi. Çağlar, “Hep birlikte bir şeyler yaparak askerimizin yanında olmamız gerektiğini düşündük. Alanya anneleri ve vatana sağlıklı güzel evlatlar yetiştiren bireyler olarak, hep birlikte ne yapacağımızı düşündük. Askerimizin üşümemeleri için boyunluk ve asker çorabı hazırlama kararı aldık. Atatürk Ortaokulunda öğrenim gören öğrenciler askerimiz için mektup yazdı. Devletimiz askerlerimizin her eksiğini gideriyor. Zor şartlarda askerimiz görevlerini 4 dörtlük yerine getiriyor” dedi.

“Amacımız askerlerimize kardeş sevgisini ve anne sıcaklığı hissettirmek”

Yaptıkları projesinin amacının kardeş sevgisi ve anne sıcaklığı hissettirmek olduğunu aktaran Çağlar, “Amacımız askerlerimize kardeş sevgisini ile anne sıcaklığı ve Türk milletinin aziz desteğini hissettirmek. ‘Onlara birlik, beraberlik ve kardeşlik destanında hep birlikte selam olsun Türk askeri’ diyoruz” diye konuştu.

“Şehit haberini görünce üzülüyorum”

Projeye destek veren öğrenci Selen Tepe, “Askerlerimiz için mektup yazdık. Umarım mutlu olurlar ve beğenirler. İnşallah Allah’ım onları korusun. Hediyemizi gönderdiğimize çok mutlu oldum ama bir yandan da şehit haberini görünce üzülüyorum. İnşallah şehit haberlerini duymadan savaşı bitirebiliriz” ifadelerini kulandı.
Öğrenci Mehmet Sazak ise, askeri sevdirmek için mektup yazdığını ve çok mutlu oldukların söyledi.

Paketleri ulaşan askerler görüntülü mesajla teşekkürlerini iletti

Öte yandan velilerin hazırladıkları paketlerin bir kısmı Van Başkale Albayrak Gümrük Karakolunda bulunan askerlere ulaştı. Paketleri teslim alan askerlerin adına konuşan komutanları görüntülü mesaj göndererek şunları söyledi:
“Antalya’da bazı hayırsever arkadaşlarımız ve hanımefendiler askerimiz için küçük bir sürpriz hazırlamış. Ben komutanları olarak teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmasının ardından gelen paketi açan komutan içinden çıkan malzemeleri askerlere dağıtırken, askerler de üzerlerinde öğrenci ve velilere isimlerini söyleyerek teşekkür etti.

Erdal Anak
 

Sosyal medya üzerinde yayınlanan ve tıklanma rekorları kıran “Oğlum bak git” videosu ile fenomen olan Yasin Karaaslan, temizlik işçisiyle yaşadığı o anları 6 yıl sonra o anları İhlas Haber Ajansı’na anlattı. Yaşadığı o olaydan sonra çevredeki insanların kendisine “Oğlum bak git” diye hitap ettiğini söyleyen Karaaslan, şimdi ise o anları gülerek izliyor. Bir otomobil fabrikasında çalışan 22 yaşındaki Karaaslan, temizlik işçisinin üzerine elindeki kemerle yürüdüğü video ile ilgili insanların hala kendisine geri dönüşlerde bulunduğunu ifade ederek, “Şimdi olsa, uzlaşma yoluna giderdim” dedi.

“Benim için tatlı bir anı oldu”

Olayın üzerinden 6 yıl geçtiğini ifade eden Karaslan, “Arkadaşlarla kendi aramızda şakalaşırken, abimizin yanlış anlaması sonrasında olan bir olay. Şu an olsa uzlaşma yoluna varmaya, konuşarak meseleyi çözmeye çalışırdım. Olaydan sonra hastaneye gittim. Hastaneden akşam çıktım. Olay bir hafta sonra patladı. Baya bir hayran kitlesi oluştu. Olaydan sonra, fotoğraf çektirmek isteyenler oldu. Tabii, kırmadın onları, fotoğraf çekildik. Olayın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen beni tanıyanlar, fotoğraf çektirmek isteyenler eskisi gibi olmasa da hala oluyor. Videoyu izledikçe kendimi tuhaf hissediyorum, gülüyorum. Arada arkadaşlarla şakalaşıyoruz. Mesela bir şey istediğimde, ‘Oğlum bak git, kendin al’ gibisinden şaka yapıyorlar. Gülüp eğleniyoruz hep aklımıza geldikçe. Benim için tatlı bir anı oldu. O temizlik görevlisiyle birkaç göz göze geldim. Arada bir kırgınlık var herhalde. Öyle hiç bakmadan, selamlaşmadan yürüdü gitti” diye konuştu.
Olaydan sonra Temizlik işçisi Selçuk Kahraman hakkında, kemeriyle üstüne yürüyen ve tüm ısrarlarına karşın yanından ayrılmayan Yasin Karaaslan’ı darp ettiği gerekçesiyle ‘kasten yaralama’ suçundan açılan davada temizlik işçisi Kahraman 740 lira para cezasına çarptırılmıştı.

Murat Kanber – Oğuzhan Eke – Uğur Konuk
 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eski Zabıta Daire Başkanı Tayfun Karali, geçen yıl aralık ayında, kızdığı bir zabıta memuruna herkesin gözü önünde şiddet uyguladı. Trafikte emniyet şeridini kullandığı gerekçesiyle zabıta memuru Kenan Fidan’ın maruz kaldığı şiddet ve sonrasında geçirdiği baygınlık, güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerin televizyon kanalları ve sosyal medyada yayılması, adeta infiale neden oldu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, “Zabıta kardeşimize yapılan çirkin muamele nedeniyle Zabıta Daire Başkanı’nı görevden uzaklaştırdım ve hakkında soruşturma başlattım” açıklamasını yaptı.

Zabıta daire başkanının zabıta memuruna dayağı kamerada

Gazete Habertürk’ten Arzu Kaya’nın haberine göre görevden alınan Tayfun Karali hakkında, idari soruşturmanın ardından adli soruşturma da başlatıldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, emniyete yazı yazarak “kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kasten yaralamak”la suçlanan şüphelinin, müştekinin ve tanıkların ifadesinin alınmasını istedi. Savcılık, olayla ilgili kamera görüntüleri de talep etti. Zabıta memurunun henüz şikâyetçi olmadığı belirtilirken, suç kapsamı itibarıyla resen de başlatılabilecek soruşturmanın bir avukatın Karali hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından açıldığı öğrenildi.

Zeytin Dalı Harekatı kapsamında PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ mensuplarına yönelik Afrin’de yürütülen operasyon esnasında, Elmas köyü mevkiinde 5 Şubat Pazartesi günü teröristlerin havan saldırısı sonucu yaralanan ve hastanede kaydedilen el ele fotoğraflarıyla Türkiye’nin gündemine oturan Olcay Özçam ve Ali Uysal hayati tehlikeyi atlattı. Uysal’ın Hassa Devlet Hastanesinde tedavisi sürerken, Özçam, Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine (GATA) sevk edildi. Başından ve bacağından yaralanan Gazi Olcay Özçam, gündem olan o fotoğrafın hikayesini İHA ekibine anlattı.

“Girdiğimiz çatışmada önümüze roket düştü ve beni havaya fırlattı”
Şanlıurfa’da sözleşmeli er olarak görev yaptığını aktaran Özçam, “Görev emri geldi ve taburumla beraber Afrin’e gittik. Biz Elmas köyüne girmiştik. Oradaki operasyon sırasında girdiğimiz çatışmada önümüze roket düştü ve beni havaya fırlattı, yere düşerken sağ kolumun üstüne düştüm. Orada kaldırıldığım hastanede yüzümdeki şarapnel parçaları temizlendi. Daha sonra Ankara’ya sevk edildim” ifadelerini kullandı.

“Niyetimiz birlik mesajı vermekti”
Yaralı halde kaldırıldığı hastanede baygın bir şekilde yatarken silah arkadaşının kendisine seslendiğini ve elini tutmak için hamle yaptığını ifade eden Özçam, “O an ben kendimde değildim. Kaldırıldığımız hastanede Ali bana bir kaç kez seslenmiş, ben duymamıştım. Soluma doğru döndüğümde Ali’nin elimi tutmak istediğini gördüm ve ben de uzandım elini tuttum. Çok kısa sürdü ve bizim oradaki niyetimiz milletimize resim vermek değildi, beraberlik olduğunu göstermek istedik. İkimizin canı da o an çok yanıyordu. Birbirimize destek olduk” diye konuştu.
Fotoğraftaki diğer elin sahibi ve aynı zamanda devre arkadaşı Ali Uysal ile sonradan görüştüğünü belirten Özçam, onun da tedavisinin yeni tamamlandığını söyledi.

“Elim ayağım titremeye başladı”
Kahraman Gazi’nin babası Latif Özçam, oğlunun yaralandığı haberini alınca yaşadıklarını şöyle anlatı:
“Salı günü akşam saat 20.30’da Ankara’da ikamet eden yeğenim beni aradı ve ‘Askerden haber var mı’ diye sordu, ben de 3 gündür aramadığını söyledim. ‘Dayı ben askerin yanındayım’ dedi. Bunu dediği an, elim ayağım titremeye başladı. Bana fazla panik yapmamamı söyledi ve askerimiz yaralı dedi. Biz o an yerimizde duramadık ve hemen Ankara’ya geldik. Allah’a çok şükür şuan durumu iyi. 2 gün yoğun bakımda kaldı. Doktorların müdahalesi ile toparladı.”

“Ali’ye destek olmak için elini tutmuş ve birlik beraberlik mesajı vermişler”
Tüm Türkiye’nin konuştuğu o fotoğrafa değinin baba Özçam, “Ben o fotoğrafı 2 gün önce gördüm. Çünkü bu acıyla biz hiçbir şeye bakamadık. Akrabalar aradığı zaman söyledi o fotoğrafı bize. O operasyonda yaralananlar içinde en ağır yaralanan benim oğlumdu. Çok acısı olmasına rağmen arkadaşı Ali’ye destek olmak için elini tutmuş ve birlik beraberlik mesajı vermişler” şeklinde konuştu.

“Arkadaş olarak buradan gidiyorlar ve birlikte gazi oluyorlar”
Latif Özçam sözlerine şöyle devam etti:
“Aynı çatışmada yaralanan 3 asker, Ankara Zırhlı Birlikler’inde acemilik görevlerini beraber yaptılar. Üçünün de görev yeri aynı şekilde Şanlıurfa’ya çıktı. Afrin’e çıkan görevde yine birlikteydiler ve üçü birlikte aynı operasyonda gazi oldu. Bu da Allah’ın bir takdiridir. Arkadaş olarak buradan gidiyorlar ve birlikte gazi oluyorlar.”
İki oğlunun daha olduğunu kaydeden baba Özçam, gerekirse onları da askere göndereceğini söyledi. 

Seyid Fatih Poyraz
 

Son dönemde artan Osmanlı tarihini konu diziler o dönemki tarza ilgiyi artırdı. Online olarak Osmanlı kültürünü yansıtan ürünleri tüketicilerle ulaştırma amacıyla faaliyetlerini sürdüren ottogah.com’un CEO’su Eray Güngör “Osmanlı kültürünü yansıtan ürünler rağbet görüyor. Bunda baş etken ise son dönemlerde artan Osmanlı dizileri. İnsanlar o dizilerde gördüğü gibi tesbih ve bileklik satın almak istiyor ” dedi.

Eray Güngör yaptığı açıklamada tüketicilerin, Osmanlı döneminden günümüze gelen kültürün baz alınarak üretildiğini söylediği esanslara da ilgi gösterdiğini belirterek, “Erkekler için Şehzade kokusu konseptli esanslar, bayanlar içinse gül ve manolya gibi çiçeklerin kokularını içeren, zarafet dolu esanslar sunduğumuz şık ürünler arasında yerini alıyor” dedi.

“Doğal taşlarla özel üretilen tesbihlere yoğun talep var”

Ottogah CEO’su Eray Güngör doğal taşlardan özel üretilen tesbihlere de ilginin bir hayli fazla olduğunu kaydederek, “Erkeklerin olmazsa olmaz aksesuarı tesbihlerdir. Tuğra püsküllü tesbihler ile Osmanlı kültürünü her an yaşatabilir, bereketi temsil eden doğal taşlar ile ayrıcalığınızı her ortamda ifade edebilirsiniz. Ay yıldızlı kehribar tesbihler, gümüş tasarımlı tesbihler, turkuaz ve diğer tonlarda onlarca ürünü tüketicilerle buluşturuyoruz” şeklinde konuştu.

Son dönemin en moda aksesuarları arasında bilekliklerin de bulunduğunu söyleyen Güngör “Doğal taşlardan ve kaliteli deriden üretilmiş bileklikler de vazgeçilemeyen aksesuarlardan. Osmanlı ya da Kayı Boyu armalı deri bileklikler, dileyenler için Vav şeritli ya da üç hilalli, ay yıldızlı kaliteli deri bileklikler yine ilgi gören ürünler arasında” ifadelerini kullandı. 

O Ses Türkiye’de 2018 şampiyonu bu akşam yapılan final karşılaşmalarının ardından belli oldu. 6 finalistin yarıştığı akşamda oldukça zorlu ve heyecanlı geçen mücadeleler sonucunda yapılan halk oylaması sonucu kazanan isim belirlendi. Peki, 2018 O Ses Türkiye şampiyonu kim oldu? İşte, O Ses Türkiye 2018 finali ile ilgili detaylı bilgiler…

O Ses Türkiye 2018 yarışması bu akşam gerçekleştirilen final gecesi ile son buldu. 6 kişinin yarıştığı finalde, Gökhan’ın takımdan Lütfiye Özipek ve Yener-Ümit, Murat Boz’un takımından Aydan Kahraman,Nihat Mugil,Hadise’nin takımından Oğulcan,Yıldız Tilbe’nin takımından ise Ceren finalde yarıştı. Final akşamının sonunda rakiblerinden daha çok oy alan yarışmacı ise Lütfiye Özipek oldu. 

LÜTFİYE ÖZİPEK KİMDİR?

Lütfiye Özipek, 1990 yılında Kıbrıs’ta dünyaya geldi. Müzikal kariyerine çok küçük yaşta piyano çalarak başlayan Özipek, o günden beri serüvenine devam ediyor.Özipek, lise eğitimini Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde tamamlamasının ardından, önce University Of Nicosia’da caz eğitimi, ardından İngiltere’de Pop Müzik ve Söz Yazarlığı Eğitimi alarak 2013’te mezun oldu.Kıbrıs’ta verdiği konserlerinde pop, caz ve alternatif müziğe yer veren Özipek, Türkiye’de kendi söz ve bestelerinden oluşan albüm için çalışmalarını sürdürüyor.

İşte O Ses Türkiye’nin 2018 finalistleri:

1- Lütfiye Özipek

2-Yener Bulut-Ömer Durak

3-Aydan Kahraman

4-Nihat Mugil

5-Ceren Düzova

6-Oğulcan Bolcan