Bu kapsamda Karadeniz’de kıyısı bulunan Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya’dan Trabzon’a gelen su ürünleri uzmanları Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde kalkan balığının üretilmesi ve Karadeniz’i balıklandırılması konularında Türk uzmanlardan eğitim alıyor.

Konuyla ilgili bilgiler veren Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın, Kalkan Balığı projesinde Karadeniz’in eğitim üssü olduklarını söyledi. Aydın “1997-2007 yılları arasında Japonya Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki işbirliği ile Karadeniz’de balık yetiştiriciliğinin gelişmesi için çalışma başlattık. Bu kapsamda Kalkan Balığının yumurta, yavru üretim teknikleri geliştirildi. Sonrasında 2008-2018 yılları arasında Türk Mühendisleri tarafından bu geliştirildi ve ürettiğimiz balıkları denize bıraktık. Tecrübe gelişince diğer Karadeniz ülkeleri de bu işe ilgi duydu. Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu bizimle Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı ile işbirliği yapmak istedi. Bu konuda Karadeniz’e eğitim üssü kurmak istediler bunun için de Trabzon seçildi. Bu kapsamda ilk faaliyetimiz Kalkan Balığının üretilmesi ve balıklandırılmasıyla ilgili teknikleri Karadeniz’de kıyısı olan ülkelerden gelen uzmanlara anlatmak. Bunun için çeşitli seviyelerden uzmanlar geldi. 10 gün süre ile burada kendilerine eğitim vereceğiz. Bu eğitim sadece teorik olmayacak aynı zamanda saha eğitimi de olacak. Nasıl üretiriz? ne yaparız ? Bu bilimsel yöntemleri uzmanlarla paylaşacağız” dedi.

“Şimdiye kadar Karadeniz’e 100 bin yavru bıraktık” 

Aydın, şu ana kadar Trabzon’da 100 binin üzerinde Kalkan Balığı yavrusunu denize bıraktıklarını ifade ederek “Burada öğrendiğimiz, geliştirdiğimiz tekniği hem ülkemizin bilimsel seviyesini yukarıya çıkarmak hem de komşu ülkelere bunu aktarmak amacıyla yapıyoruz. Bir taraftan da denizde her geçen gün azalan Kalkan stoklarını da takviye etmek amacıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteklediği program kapsamında her ürettiğimiz balıkların bir kısmını denize bırakıyoruz. Bugüne kadar 100 binin üzerinde denize balık bıraktık. Böylelikle bu programımız her geçen gün devam edecek. Balıkçılığı ikiye ayırmak lazım. Avcılık ve yetiştiricilik. Biz avcılıkta av gücü bakımından, teknik bakımdan Karadeniz’in en iyisiyiz. Yetiştiricilik bakımından da oldukça iyiyiz. Bilimsel alt yapı açısından da oldukça iyiyiz. Biz aslında Trabzon’da Araştırma Enstitümüz başta olmak üzere Türkiye’nin bu alanda bu sektörün Amiral gemisi durumundayız. Farklı ülkelerden gelen uzmanlara burada teknik eğitim veriyoruz. Hem ülke olarak hem de kurum olarak biz bu bölgenin en iyisiyiz” diye konuştu.

“Üreme sezonunda çağırdık”

Aydın, Kalkan Balığının üreme döneminin Nisan-Mayıs ayları olduğunu hatırlatarak “Kalkan Balığı normalde derinlerde yaşar. Suların ısınmasıyla birlikte kıyıya doğru göçüne başlar. Bu göç Nisan-Mayıs aylarında gerçekleşir. Bu yumurtlama ve üreme göçüdür. Kıyıya yaklaşıp yumurtasını bırakır döllenen yumurta kıyıdaki sıcak daha sığ sularda yavru haline döner. Kendine benzer hale geldikten sonra yeniden derin sulara göç eder. Yani üreme sezonu olduğu için her türlü uygulamayı her türlü pratiği gelen uzmanlara göstermek amacıyla bu sezon seçildi” ifadelerini kullandı.
Rusya’dan gelen Su ürünleri Uzmanı Ekaterina Prichirino da öğrendiklerini ülkesinde aktaracağını belirterek “Burada öğreneceğim konular benim için ilginç olacak. Kendi ülkeme gittiğimde bunları aktarmak istiyorum. Rusya’da Kalkan Balığı yetiştiriciliği henüz yok ancak ileride olacak diye düşünüyorum” dedi.  

Bekir Koca – Ozan Köse

Olay, saat 16.30 sularında Kocaeli’nin Derince ilçesi Çınarlı Mahallesi Günbatımı Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Cansu K. (31), idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken bir anda direksiyon hakimiyetrini kaybetti. Kontrolden çıkan otomobil hızlanarak önce yol kenarında bulunan İbrahim Adalılar isimli bir vatandaşa ait tek katlı evin çatısına, çatıdan da evin yanında bulunan dere yatağına uçtu.

Çalılara çarparak durabilen otomobilin sürücüsü yaralanırken, olay sırasında evde kimsenin olmayışı büyük bir facianın önüne geçti.

Kaza sırasında yaşanan gürültü ile evlerinden korku ile dışarı çakan vatandaşlar, hemen kazada yaralanan sürücünün yardımına koştu. Cansu K.’yi otomobilinden çıkartan vatandaşlar, durumu hemen 112 Acil Yardım ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine kısa süre sonra olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Cansu K., Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

Cansu K.’nin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken otomobilin uçtuğu evin çatı ve yatak odası kısmında büyük hasar meydana geldi. Kaza sırasında büyük bir gürültü duyduklarını söyleyen vatandaşlar, korku ile evlerinden dışarıya fırladıklarını ifade ettiler. Aynı yerde daha önce de defalarca kaza olduğunu söyleyen vatandaşlar, evde uyumaktan korktuklarını dile getirdiler. 

Polis, olayla ilgili inceleme başlatırken dere yatağına uçan otomobil, çekici yardımı ile kaldırıldı.  

Murat Kanber
 

Akfen Holding tarafından kurulan Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV) koordinatörlüğünde 2018 yılı boyunca Akfen Yenilenebilir Enerji şirketinin elektrik üretim santrali yatırımlarının bulunduğu Türkiye’nin 17 farklı kırsal bölgesinde gerçekleştirilen ‘Önce Sağlık’ projesi devam ediyor. Proje kapsamındaki eğitimlere katılan kadınlara ilk yardım, temel sağlık, kanser taraması, muayene rutinleri, kadın hastalıkları ve organ bağışı ile ilgili uygulamalı seminerler veriliyor. Yapılan açıklamada; geçen yıl ‘Evde Okullu Olduk’ projesiyle 0-6 yaş grubu çocukların gelişimi konusunda 15 farklı bölgede 1000 kadına ulaşılırken, ‘sağlık’ olarak belirlenen bu yılın teması ile bin 200 kadına eğitim verilmesi amaçlandığı kaydedildi. 

Projenin yedinci etkinliği Konya’daki Yaysun güneş enerjisi santralinin (GES) bulunduğu Ereğli Zengen Mahallesi Konya Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası’nda, sekizinci buluşma ise Kayseri’deki Çamlıca hidroelektrik santralinin (HES) yer aldığı Yahyalı Balcıçakırı İlkokulu’nda gerçekleştirildi. Buluşmalara 200’ü aşkın kadın katıldı.

17 farklı bölgede bin 200 kadına ulaşacak 

TİKAV Yönetim Kurulu Başkanı Sultan Yılmaz, her yıl farklı konularda düzenledikleri eğitimlerle ailenin temeli olan kadınların çeşitli konulara olan farkındalıklarını arttırmayı amaçladıklarını ifade etti.
‘Önce Sağlık’ programının çoğu kez ilk yardım, erken teşhis ve tedavi konusunda hayat kurtarıcı rol oynayabildiğini anlatan Yılmaz, “Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınlarımıza bu eğitimleri ulaştırıp, yaşam kalitelerini yükseltmeyi hedefliyoruz. Evlerdeki bireylerin tamamında bu konuda farkındalık oluşturmak kadınların eğitimi ile mümkün oluyor. Yılsonuna kadar 17 farklı bölgede en az bin 200 kadına ulaşacağımızı öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yapılan bilgilendirmede; ‘Önce Sağlık’ projesinde 2018 yılının ilk 4 ayında Mersin Anamur Otluca HES, Muğla Ula Kavakçalı HES, Muğla Seydikemer Sekiyaka HES, Denizli Kale Demirciler HES, Denizli Acıpayam Yeşilvadi GES, Aydın Bozdoğan Sırma HES, Konya Ereğli’deki Yaysun GES ve Kayseri Yahyalı’daki Çamlıca HES yatırımlarının bulunduğu bölgelerde sağlık eğitimleri verildi. Proje Mayıs ayında da Giresun’daki Çalıkobası ve Doruk HES ile Trabzon’daki Yağmur HES yatırımlarının bulunduğu bölgelerdeki eğitimler ile devam edeceği bildirildi. ‘Önce Sağlık’ projesi ile 2018 yılı sonunda toplam eğitim verilen noktaların sayısı 17’ye ulaşacak.

‘Evde okullu olduk’tan sonra sağlığa yöneldi 

‘Önce Sağlık’ projesi, TİKAV ile Akfen Yenilenebilir Enerji’nin ilk sosyal sorumluluk projesi değil. Geçen yıl da ‘Evde Okullu Olduk’ projesi ile yine Akfen Yenilenebilir Enerji şirketinin enerji yatırımlarının bulunduğu noktalarda yaşayan halka yönelik bir proje gerçekleştirildi. Kırsal bölgelerde ikamet eden ve 0-6 yaş grubu çocuk sahibi olan kadınların katılımıyla hayata geçirilen ‘Evde Okullu Olduk’ projesi ile annelere çocukların muayene ve aşı takvimleri, beslenme sağlığı ve ev kazaları hakkında eğitim verildi. 15 farklı noktada 1000 kadının katılımıyla gerçekleşen eğitimlerde yetişkinlerin çocuklarıyla nitelikli zaman geçirebilmeleri ve onların gelişim süreçlerine destek olabilmeleri için evde bulunan malzemelerle ev içinde okul öncesi etkinlik atölyesi çalışması yapıldı.  

Güzellik kavramının her geçen gün yeniden şekillenip değiştiğini belirten Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Çiğdem Ünal, güzellik uğruna yapılan estetik müdahaleler ve bu operasyonlara karar vermeden önce dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. 

Kadın erkek fark etmeksizin günümüzde artık herkesin fiziksel kusurlarını kapatmak için estetik operasyonlara başvurduğunu belirten Doç. Dr. Ünal, ”Özellikle yaz döneminde bu estetik müdahalelere olan rağbet arttı. Yaza daha formda ve biçimli girmek isteyen birçok kişi, şimdiden estetik müdahale talep ediyor. Estetik ameliyatlar yüz ve vücutta kalıcı değişikliklere neden olur. Bu nedenle talep edilen estetik operasyonlarla ve ameliyat sonrası iyileşme süreci ile ilgili hastanın yeterli bilgilendirilmesi önemlidir” dedi.

Yaz dönemi için yapılan estetik operasyonlara daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ünal, ameliyat sonrası ameliyat bölgesinin güneşle temas etmesinin olası komplikasyonları arttırabileceğini belirterek, hastaları daha temkinli olmaları konusunda uyardı.

Doç. Dr. Ünal, kişiyi en çok rahatsız eden bölgeyi ve bu bölgede nasıl değişiklik istediğini hastanın açık bir dille ifade etmesi gerektiğine dikkat çekerek, hastanın beklentisinin plastik cerrah tarafından iyi anlaşılmasının önemli olduğunu söyleyerek, ameliyatlarla bu beklentilerin örtüşmesi gerektiğine değindi. 

Plastik cerrahların kişiye en uygun estetik müdahale konusunda yönlendirici olması gerektiğini aktaran Doç. Dr. Ünal, herhangi bir müdahale öncesinde yapılacak müdahale konusunda hasta ile hekimin aynı dili konuşmasının en iyi estetik sonuçları almada etkili olduğunu ifade etti.

”Ameliyat öncesi duygusal iniş çıkışlar ameliyat sonrası pişmanlığı beraberinde getirebilir” 

Estetik operasyonlara herhangi bir duygu sarsıntısından sonra karar verilmemesi gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Ünal, her ameliyatın aslında hem psikolojik hem de fiziksel bir travma olduğunu ve vücuttaki bir değişikliği fiziksel ve ruhsal bir iyileşme sürecinin takip ettiğini belirtti.

Doç. Dr. Ünal sözlerini şöyle tamamladı: ”Estetik operasyonlarda amaç; hastayı daha mutlu ve en kısa sürede normal yaşamlarına döndürmek. Her cerrahi girişim ciddi bir iş. Ters giden bir botoks uygulaması bile kişiyi mutsuz edebilir. Hasta yapılan estetik operasyonların izlerini ömür boyu taşır. Estetik cerrahiyi gerçekleştirecek olan cerrahın deneyimi ve tecrübesi oldukça önem arz ediyor”.  

Edinilen bilgiye göre, Bolu’da yaşayan 40 yaşıdaki Nazife Pazarlı isimli kadın kocasından ayrıldıktan sonra çocuklarının kendisine gösterilmediğini iddia ederek, sabah saatlerinde D-100 Karayolu Sanayi Kavşağı mevkiinde bulunan üst geçide çıktı. 

Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve itfaiye ekiplerinin sevk edildiğini gören Pazarlı, üst geçidin dışına çıkarak aşağı doğru sarktı. Yaklaşık 5 dakika boyunca yaklaşık 7 metre yükseklikteki üst geçitten aşağı sarkan kadın çevredeki vatandaşlara korku dolu anlar yaşattı.

Genç kadını tır kurtardı

Polis ekipleri ve vatandaşları tüm çabalarına rağmen sarktığı üst geçitten inmeyen genç kadını gören bir tır sürücüsü, seyir halindeyken üst geçidin altında durdu. Kolları yorulan Pazarlı, tırın üzerine atlayarak yara almadan kurtuldu.

3 saat sonra terasa çıktı 

İlk intihar girişiminden yara almadan kurtulan ve polis ekiplerince sağlık kontrolünden geçirildikten sonra emniyette ifadesi alınarak serbest bırakılan Nazife Pazarlı, bu kez de Bolu Belediyesi’nin yanında bulunan inşaat alanındaki seyir terasına çıktı. Terasta bulunan korkulukların dışına çıkan Pazarlı, yaklaşık 5 metrelik yükseklikte korkuluk kenarında yürümeye başladı. Vatandaşların korku dolu gözlerle izlediği olayda, korkuluklardan inşaat alanına giden kadın, kovalamaca sonucu polis ekipleri tarafından yakalandı. 

Ailesine sitem eden genç kadın, olay yerine çağrılan 112 Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapıldıktan sonra tedavisi için İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi’ne kaldırıldı.  

Faruk Çidem
 

Konya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 8 Şubat 2003 tarihinde merkez Selçuklu ilçesi Sille Ak Mahallesi Hakça Sokak şeker çuvalının içinde cesedi bulunan ve boğularak öldürülen Sezai Çakar’ın katil zanlılarını yakalamak için dosyayı açarak çalışma başlattı. Cinayet polisi tarafından kurulan özel ekip, o dönem elde edilen deliler üzerinde çalışma yaptı. Özel ekip öldürülen Çakar’ın yakınlarıyla da görüşme yaptı. O dönem Çakar’ın şeker sattığı esnafları incelemeye alan ekipler, o dönem borcundan dolayı iflas eden ve lokum üreten Recep D. (66), oğlu Celalettin D. (41) ve kardeşi Hazmi D.’ye (61) ait şirket üzerinde durdu.

Rusya’ya kaçmışlar

Polis ekiplerinin incelemelerinin ardından cinayet günü Recep D.’nın Bursa’ya gittiği, oğlu Celalettin D. ile Hazmi D.’nin ise Konya’da olduğu belirlendi. Şüphelilerden Hazmi D. ile yeğeni Celalettin D.’nin ise cinayetten kısa süre sonra Bursa’ya, ardından ise Rusya’ya gittiği belirledi. Polis ekipleri, amca ve yeğenin 1.5 yıl kaldıkları Rusya’dan tekrar Türkiye’ye döndüğünü saptadı. Olay günü Recep D.’nin kardeşi Hazmi ile 18 defa, oğlu Celalettin ile ise de 15 defa telefonla görüştüğü belirlendi. Recep D.’nin yine aynı gün 5 kez ‘155 Polis imdat’ telefon hattını aradığı da tespit edildi. Bunun üzerine polis ekipleri, geçtiğimiz 9 Nisan günü düzenlediği operasyonla Recep D. ile oğlu Celalettin D. ve kardeşi Hazmi D.’yı gözaltına aldı.

Şeker çuvalı taşıyormuş gibi cesedi taşımışlar

Gözaltına alınan Hazmi D. ile yeğeni Celalettin D. polisteki sorgusunda, Sezai Çakar’ı öldürdüklerini itiraf etti. Kendilerine vadeli şeker satmadığı için Çakar’ı öldürdüklerini söyleyen şüphelilerin, “Recep Dağ, lokum satmak üzere Bursa’ya gitmişti. Biz de Kurban Bayramı için üreteceğimiz lokumlara şeker temin etmek üzere Sezai Çakar’ın iş yerine gittik. Kendisinden vadeli olarak şeker istedik. Sezai Çakar bize, ‘Siz zaten bataksınız, ben peşin parayla çalışıyorum. Size vadeli olarak şeker veremem’ dedi. Bunun üzerine tartışma çıktı. Kavga sırasında Sezai Çakar başına aldığı ağır darbelerle bayıldı. Sezai yerde iken boğazına ip geçirip onu boğduk ve soluğu kesildikten sonra yakalanmamak için şeker çuvalı taşıyormuş gibi ayaklarına ve başına çuval geçirerek minibüse bindirdik. Daha sonra cesedi boş bir tarlaya attık” şekilde ifade verdikleri öne sürüldü.

Minibüsü parçalatmışlar

Olayın ardından şüpheliler delil bırakmamak için minibüsü parçaladıklarını da itiraf etti. Şüphelilerin, “Olaydan sonra minibüsü defalarca yıkatmamıza rağmen kan lekelerini çıkaramadık. Yakalanacağız korkusuyla cesedi taşıdığımız minibüsü, hurdaya çıkarıp parçalattık. Böylece minibüsten kurtulduk. Daha sonra önce Bursa’ya daha sonra da Rusya’ya gittik” dedikleri ileri sürüldü.

Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Hazmi D. ve Celalettin D. çıkarıldıkları mahkemece ‘Kasten adam öldürme’ suçundan tutuklandı. Şüphelilerden Recep D. ise polisteki sorgusunun ardından Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla serbest bırakıldı.  

Mustafa Beşer

Henüz 12’sinde gelin edilen, 13’ünde anne olan Dilber Hanım 36 yıl önce çalınan çocuğuna Esra Erol’da kavuştu. 1983 yılında babasının dini nikâhlı evliliğinden olan ağabeylerini bulmak için Esra Erol’da programına başvuran Merve ve Akile kardeşler, Cumali Tatlısu isimli kişinin ağabeylerini evlatlık verdiğini iddia etti. Aracılık yaptığı iddia edilen Cumali Tatlısu, Esra Erol’un stüdyosuna kadar geldi fakat ilk fırsatta kaçarak yayına çıkmadı. Gelen ihbarlar üzerine harekete geçen Esra Erol, bir gün içinde ağabey Murat’a ulaşarak 36 yıllık hasrete son verdi. 

Kardeşlerin kavuşma anı yürekleri dağladı 

Evlatlık verilen ağabey Murat, duygularını ifade ederek, “Kaderimizmiş. Cumali abi vasıtasıyla olmuş. Babaannem evlatlık verilmemi istemiş. Cumali ağabeye, ‘birini bul, bulamazsan camiye bırak’ demişler. O da, ‘karşı komşum var, çocukları olmuyor’ demiş. Satma söz konusu değil. Beni büyüten annem evlatlık olduğumu bana hiçbir zaman söylemedi. Olan hep çocuklara oluyor” dedi.

Kardeşlerine kavuşan Murat biyolojik annesine de 36 yıl sonra kavuştu 

Oğlundan ayrılmak istemediğini belirten acılı anne, “36 yıldır gözyaşı döküyorum. Her gece dua ettim. Bana öldü dediler; 20 sene sonra yaşadığını öğrendim. Çok aradım. Doğum yaptığımda babası cezaevindeydi. Oğlumdan ayrılmak istemedim hiçbir zaman. Her gece dua ettim bir kere göreyim diye. Çocuğumu benden aldılar. Yıllardır kan kusuyorum. 13 yaşında anne oldum hiç kimse arkamda durmadı” diyerek gözyaşlarına boğuldu.  

Rıfat Fırat

Sultangazi Gazi ve Yunus Emre Mahallesi’nde çok sayıda hırsızlık olayının yaşanması üzerine vatandaşlar canından bezdi. Bunun üzerine harekete geçen mahallelinin gençleri, hırsızlık için evlere giren 13 yaşındaki A.T.’yi yakalayarak mahalledeki bir parka götürdü. A.T.’yi önce yaptığı hırsızlıkları itiraf ettiren gençler ardından da darp etti. O anlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı. Olayın ardından gençlerin serbest bıraktığı A.T. geçtiğimiz Perşembe günü saat 02.45 sıralarında Yunus Emre Mahallesi 1425 Sokak üzerindeki bir eve girdi. 

Elektrikli testereyle kaçmaya çalışırken yakalandı 

Hırsız buradan elektrikli testere ile el feneri çaldıktan sonra kaçmaya başladı. O esnada Gazi Cebeci Caddesi devriye gezen Sultangazi Asayiş Büro Amirliği ekipleri hırsızı fark ederek “dur” ihtarında bulundu. Polis ekiplerini gören hırsız ise ihtara uymayarak elindeki testereyi bırakıp kaçmaya başladı. Kısa sürede yakalanarak gözaltına alınan A.T. çaldığı malzemelerle birlikte Çocuk Büro Amirliğine teslim edildi. Hırsızlık suçundan çok kez gözaltına alındığı öğrenilen A.T. bürodaki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. 

Çalmadık bir şey bırakmadı 

Öte yandan ilçede hırsızlara yönelik devam eden çalışmalar kapsamında ekipler, geçtiğimiz 13 Mart Salı günü saat 00.10 sıralarında 2 kişinin elinde bir poşet dolusu cep telefonuyla beklediği ihbarını aldı. Bunun üzerine harekete geçen ekipler, M.A.Ç. (15) gözaltına alındı. M.A.Ç.’nin yanındaki Suriye uyruklu M.S. (13) ise koşarak kayıplara karıştı. Poşette yapılan armada ise 15 adet cep telefonu, farklı marka ve modellerde 27 adet kol saati, 6 adet fotoğraf makinesi ve 1 adet de şarj bataryası ele geçirildi. Hırsızlık suçundan çok sayıda gözaltına alındığını öğrenilen M.A.Ç. Çocuk Büro Amirliği’ndeki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.  

Doğan Can Cesur

Edinilen bilgiye göre, Erzurum-Aşkale yolunun Küçükgeçit mevkiinde Erzurum’dan Giresun’a giden İbrahim Aydın (54) yönetimindeki 28 AH 195 plakalı araç, yol çalışması nedeniyle tek şeritten trafiğin işlediği yolda, karşı yönden gelen canlı hayvan yüklü 16 CTS 03 plakalı kamyon ile çarpıştı. Kazada, otomobil sürücü İbrahim Aydın (54), annesi Ayşe Aydın (72), eşi Gülyeter Aydın (49) ve oğlu Muhammed Aydın (8) olay yerinde hayatını kaybederken, yeni evlendiği öğrenilen 23 yaşındaki kızları Kevser Aydın Kara ise ağır yaralandı. Kara, ambulansla önce Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ardından da Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alındı. Ameliyattan çıkan genç kızın hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.

Erzurum’da trafik kazası: 4 ölü, 1 yaralı

Erzurum’da cezaevinde tutuklu olan bir yakınlarına ziyaret ettikten sonra memleketi Giresun’a dönmek üzere yola çıktıkları öğrenilen ailenin yolculuk sırasında Erzurum’da bir restoranda yemek yedikleri ve yemek öncesinde Kevser Aydın Kara’nın cep telefonu ile ailesiyle birlikte selfie çekimi yaptığı ortaya çıktı. Selfie fotoğrafı üzerindeki iki kalp işareti dikkat çekerken, bu fotoğraf ailenin birlikte çekildikleri son fotoğraf oldu. 

Aydın ailesinin 4 ferdinin cenazelerinin Giresun’un Keşap ilçesi Gönüllü köyünde bugün ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrasında toprağa verileceği öğrenildi. 

Resul Yanbul

Olay, Samsun’un İlkadım ilçesi Derebahçe Mahallesi’nde 13 Aralık 2016 tarihinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, darp edilen evli ve 3 çocuk babası inşaat işçisi E.A.(37) hastaneye kaldırıldı. 112 Acil Servis ekipleri tarafından ambulansla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan E.A., ilk müdahalesinin ardından hayati tehlike kaydı ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi.

SOPA İLE DÖVMÜŞ

İddiaya göre evli ve 1 çocuk annesi S.T. (26), gayri meşru ilişki yaşadığı E.A.’dan ayrılmak istedi ancak E.A. bu istediği kabul etmedi. E.A. tehditle genç kadın ile buluştu. S.T., birlikte olma vadiyele kandırdığı genç adamın ellerini ve gözlerini bağlayıp daha sonra da kemerle boğazını sıkıp sopa ile darp etti. Kadının haber verdiği kardeşleri ve yeğeninin de olay yerine gelerek E.A.’yı darp ettikleri iddia edildi.

Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekipleri, olayla ilgili S.Ç. adlı kadın ile kardeşleri L.T. (39), O.T. (30), A.T. (19) ve L.T.’nin oğlu H.K.’yi (19) gözaltına aldı. Genç kadın suçunu itiraf ederken, kardeşleri ve yeğeni ise suçlamaları kabul etmeyerek şahsı darp etmediklerini ileri sürdüler. Cinayet Bürosundaki sorguları tamamlanan 5 kişi, Samsun Adliyesine sevk edildi ve 14 Aralık 2016 günü S.T. adlı kadın “tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs” suçundan, kardeşleri L.T. ve O.T. ise, “tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüse yardım etmek” suçundan tutuklanarak Samsun Kapalı Cezaevi’ne gönderilirken, kadının diğer kardeşi A.T. ile yeğeni H.T. de mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldılar. L.T. ve O.T. adlı kardeşler 26 gün cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldılar. Tutuklu bulunan S.T. ve kardeşleri hakkında Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.

ŞİKÂYETÇİ OLMADI

Yargılanama aşamasında olayda darp edilen E.A. kadından ve kardeşlerinden şikâyetçi olmadığını açıkladı. Bugün görülen davanın duruşmasında S.T.’nin avukatı Ata Giritli, olayın esas mağdurunun müvekkili S.T. olduğunu belirterek, ” S.T. sürekli tacize uğramıştır. E.A. bugün hayattaysa S.T.’ye borçludur. Çünkü olayın hemen ardından haber vermiştir. Hastaneye gitmesi sağlanmıştır. Kardeşleri de gelip kurtarmıştır. Deliller toplanmıştır. Müvekkilin tahliyesini talip ediyorum” dedi.

Mahkeme heyeti davanın tek tutuklu sanığı olan S.T. adlı kadının tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verdi. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.