Kent merkezinde bir eczanede asgari ücretle çalışan 35 yaşındaki Erdeniz Dağlı, 2008 yılında eşi Ediz Dağlı (32) ile dünyaevine girdi. Çiftin evliliklerinden 3 ve 6 yaşlarında iki erkek çocuğu dünyaya geldi. Dağlı çifti, yastık altında sakladıkları düğündeki takıları ve birikimlerini ‘Eve hırsız girer’ düşüncesiyle bankaya yatırmaya karar verdi. Çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak için bankaya yatırdıkları 23 bin liranın dolandırıcılar tarafından çalındığını öğrenen çiftin dünyası karardı.

“Yastık altından korkup bankaya güvendik”

30 Temmuz 2017 günü meydana gelen olayı anlatan Erdeniz Dağlı, kredi kartı borcunu ödemek isterken hayatlarının şokunu yaşadı. Banka tarafından müşterilerine sunulan mobil bankacılık uygulaması aracılığıyla kredi kartı borcunu ödemek istediklerini anlatan Dağlı, “30 Temmuz 2017 günü oldu bu olay. Bir kredi kartı borcumuz vardı onu ödeyecektik. Arkasından normal günümüze devam edecektik. Kredi kartı borcunu ödemek için bankanın mobil bankacılık uygulamasına girmeye çalıştık. Bizi sistem ‘Mobil bankacılık uygulaması denetleme ve bakımda olduğundan dolayı erişilememektedir’ diye bir yazı geldi. Bu uygulama zaten bizim telefonumuza yüklü bir uygulamaydı. Herhangi bir sayfalardan falan yüklemedik. Biz herhalde bakım var diye işlemleri sonra yaparız düşüncesiyle odaya çocuklarla oynamaya gittik. Bir süre sonra geldik baktık ki hesaptaki paraların hepsi çekilmiş. Hemen bankaya ulaştık. Ardarda mesajlar gelmiş biz bu mesajların sesini hiç duymadık. Aramızda 1 metre vardı telefonla.

Büyük ihtimal bu mesajlar bize sonradan geldi. Banka hemen bizim hesabımızı bloke etti. Ama karşı tarafın hesaplarına hiçbir şey yapmamış. Ben yalvardım karşı tarafa da bloke koymalarını ancak bir işlem yapmamışlar. Suç duyurusunda bulunmamızı söyledi. Bize gereğini yapacaklarını söylediler. Arkasından 6 saat gibi bir zaman geçti. Gece saatlerinde bankanın merkez şubesinden bizi telefonla aradılar. Bir hesaba para transferi yaptığımızı ve onayımızı sordu. Ben kayıp çalıntı bildirimi yaptığımı söyleyip kesinlikle onayım olmadığını söyledim. Paranın iade olacağını söyledim. Banka ise karşı hesaba bloke koymadıklarını söyledi. Yalvardım. Eve hırsızlar girer düşüncesiyle altınlarımı bozdurdum, bankaya koydum bu sefer paramı bankadan çaldırdım. Biz burada kime güveneceğiz. Banka ödemeyi reddetti. Ben bankaya dava açtım. İkinci duruşmam oldu. Halen daha banka evrakları göndermediği için bilirkişi inceleme yapamıyor. Bunun için halen mağdurum. Param gitti. Ben asgari ücretle çalışan bir elemanım. Burada mağduriyetimi gideremiyorum. Gerekli yerlerden bu konuda yardım bekliyorum” diye konuştu.

“23 bin lirayı çalıp 90 liralık yemek yemiş”

Çalınan parasıyla İstanbul, Konya ve Antalya arasında işlemler yapıldığını anlatan Erdeniz Dağlı, “Para İstanbul Fatih ve Eminönü’nden, Konya nüfusuna kayıtlı bir şahsın kredi kartına aktarılıyor. Antalya’nın Alanya şehrinde işlemler yapılıyor. Kredi kartı ödemesi yapıyor. Telefon hattı borcunu ödüyor. Kuyumcudan işlemler yapılıyor. Üstüne bir de yemek yiyor. Para çekiyor. Toplamda 23 bin lirayı yok ediyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. İki mahkeme geçti, ne banka evrakları gönderiyor. Bütün biriktirdiğimiz çocuğumuzun okul masrafları için biriktirdiğimiz altınlarımız gitti. Evlendiğimiz zamandan aldığımız altınlarımız vardı. Toplamda 23 bin lira vardı” diye ifade etti.  

Onur Altındağ – Barış Doğan
 

Kadınların iş dünyasında daha fazla yer almalarını sağlamak ve onların el emeği ürünlerini satarak aile ekonomisine katkı koymasına destek olmak amacıyla “Ellerimizle Platformu”nu kuran Sevgi Deringöz İzmir Konak’ta örnek olacak bir girişime imza attı. Yakalandığı kanser hastalığı sonrası özel hastanelerde tedaviye vereceği parayı mağazasına yatıran Deringöz, 21 kadının emeğiyle de faaliyete geçirdiği Ellerimizle Mağazası’nda hastalığını unutarak hayata tutunuyor. Aynı çatı altında internet platformunda da Türkiye’nin dört bir yanından kadınları buluşturan, el emeği ürünlerinin satımını yapan genç kadın, kadınların ekonomik özgürlüğünü ile yüzlerindeki gülümsemeyi görmenin kendisini tedavi ettiğini söylüyor.

“Bana tedavi, kadınlara da ekonomik özgürlük”
Kızının doğumuna bir hafta kala kanser hastası olduğunu öğrenen Sevgi Deringöz, “Ben kanser hastasıyım. Bir buçuk sene önce, kızımın doğumuna bir hafta kala gelen bu hastalığı yenmek için en güzel şeyi buldum. Ben bir de kendim gibi kadınlarla uğraşıyorum. Ekonomik özgürlükleri olunca onların yüzlerinin güldüğünü görüyorum. Ben onlara bir nebze dokunuyorsam onlar da bana bir nebze dokunuyor. İşe gelmediğimde, ilgilenmediğimde hasta bir vaziyette, sürekli hastalıklı bir şekilde yatıyorum evde, bütün gün ağrı sızı içinde kalıyorum. Ama buraya geldiğimde ayakta günlerce gezeyim, hiçbir ağrı hissetmiyorum. Bana burası tedavi, onlara da burası ekonomik özgürlük oldu” dedi.

“O parayı doktora vermeyeyim, mağaza açayım”
Kanser hastalığını öğrenince, ne yapabileceği konusunda eşiyle oturup uzun uzun sohbet ettiklerini anlatan Deringöz, “Eşime, “Ben bu işi yapayım, bana ne kadar bütçe ayırabiliyorsan ayır, özel hastaneye gitmeyeyim, doktora vermeyeyim o parayı, buraya vereyim. Ben iyi olacağım’ dedim. Ben bu işi kazanç için yapsaydım daha stres olacaktım ama ticaret olarak bakmadığım için o kadar rahatım ki. Burada 21 kadının el işleri var, satılırsa çok memnun oluyorum, ama satılmazsa hiç mutsuz olmuyorum. Ben başardım 250 kadına tek tek sipariş geçirtirdim. Sivas’taki İzmir’i buldu, Diyarbakır’daki Ankara’yı buldu, haberleri yok. Bu çok büyük başarı ve keyif. Ben ilkokul mezunuyum ve bunları yapabildiğim için gurur duyuyorum” dedi.

“Ölüm beklenerek gelmiyor, aniden gelecek”
Kanser hatalığıyla mücadele edenlere tavsiyelerde bulunan Sevgi Deringöz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu hastalıkla mücadele edenlerin, hiçbir şeyi kafalarına takmamaları gerekiyor. Çünkü ölüm beklenerek gelen bir şey değil, aniden gelen bir şey. Bir gün hepimize gelecek ve bunun önüne geçemeyiz. ‘Ben hastayım, ne yapacağım’ demek yerine, ‘Hastalığımı kabul ediyorum, şu an nefes alıyorum’ demek gerekiyor. Nefes almamın gerekliliklerini yapmam lazım. Kendimi nasıl iyi hissediyorsam onu yapmam lazım. Gün önemli, an önemli. Anı yaşamak gerekiyor. Ben böyle yapıyorum ve hiç de kafaya takmıyorum. ‘Hastayım’ da demiyorum.”  

Mihrap Düzöz – Halil Karahan

Çekmeköy’de mülk alımı için kurulan tertip komitesinin organize ettiği ‘Bir Tuğlada Sen Koy’ sloganı ile bir araya gelen Ordu Mesudiye Üçyolluların da artık Çekmeköy’de bir mülkleri oldu. Ordulu hemşehri derneklerinin yoğun olduğu Çekmeköy’de Ordu Mesudiye Üçyol Dernek mülkü için Ordulular Çekmeköy’de bir araya geldi. Programa Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Epli, Mesudiye Belediye Başkanı İsa Gül, Çekmeköy Ordulular Dernek Başkanı Metin Çoban, Çekmeköy Ak Parti İlçe Başkanı Salih Kırıcı, Çekmeköy İYİ Parti İlçe Başkanı Dilaver Koç, 2014 yerel seçimlerinde Çekmeköy CHP’den belediye başkan adayı olan Seyfettin Yıldırım, Üçyol Muhtarı Yakup Erdem, Üçyol Dernek Başkanı Halit Celep ve bir çok seçkin konuk katıldı. 

Sedat Erdem: “Allah birlik beraberliğimizi daim etsin”
Çekmeköy’de mülk alımı için kurulan tertip komitesine geçici olarak başkanlık yapan Sedat Erdem, “Çekmeköy’de benimde doğup büyüdüğüm köyüm Üçyollu, hemşehrilerimin bu tarafta bir yer alımı ile ilgili yoğun istekleri bizi mülk alımı için bir araya getirdi. Yapmış olduğumuz hemşehrilerimiz ile toplantı neticesinde vakti olan değerli hemşehrilerimiz, muhtarımız ve derneğimiz üyelerininde içinde olduğu bir komite kurarak mülkümüzü almak için kolları sıvadık. İlk olarak anlaşmayı yaptık. İş adamlarımız başta olmak üzere değerli Üçyollu hemşehrilerimizden bağış olarak yerimizin parasını topladık. Destek olan herkesten Alla razı olsun. Mevlam birliğimizi daim etsin. Bu yer Mesudiye Üçyol için alınmış olabilir ama Aybastı, Fatsa, Akkuş, Ünye gibi bir çok hemşehrimiz bizleri yalnız bırakmadı. Hemşehrilerim adına çok teşekkür ederim. Asıl burada bir teşekkürde değerli tertip komitemizde bizlerle gece gündüz çalışan değerli komitedeki arkadaşlarıma da çok teşekkür ederim. Allah samimi ve içten dualarla çıkmış olduğumuz bu yolda bizleri mahçup etmesin” ifadelerinde bulundu.

Yücel Yalçınkaya: “Biz her zaman gerekeni yaparız”
Çekmeköy Ordulular Derneği Kurucu Başkanı aynı zamanda Çekmeköy Ak Parti Belediye Meclis Üyesi Yücel Yalçınkaya, “Biz et tırnak gibiyiz. Ben aynı zamanda Mesudiye’den evliyim. Sedat Erdem kardeşimize bu anlamda çok teşekkür ederim. Bu işler lafla olmuyor yapmakla oluyor. Üçyollu hemşerilerimizin gönlü zengin insanlardır. Bu anlamda gerekeni yapacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın” dedi.

Ahmet Epli: “Çok güzel bir tablo”
Çekmeköy Bediye Başkan Yardımcısı Ahmet Epli: “Çok güzel bir tablo. Ordu Mesudiye Üçyollu hemşehrilerimizin bu anlamlı gecesinde bir olmaktan dolayı şeref duyduğumu belirtmek isterim. Bir karınca misali üzerimize düşen her ne varsa gerek şahsım, gerekse Çekmeköy Belediye Başkanım Ahmet Poyraz olarak her zaman yanındayız. Allah birlikteliğinizi daim etsin. Böyle güzel çalışmalar da örnek olsun. Değerli Sedat Erdem başkana kurulan komiteye başarılar dilerim” şeklinde konuştu.

Seyfettin Yıldırım: “Bu tarz gecelerde siyasi konuşmaya gerek yok”
Çekmeköy’de CHP’den 2014 yılı seçimlerinde belediye başkan adayı olan Seyfettin Yıldırım’da konuşmasında, “Bu tarz birlik ve beraberlik gecelerinde siyasetten uzak samimi konuşmak gerek. Bende Mesudiyeli bir kardeşiniz olarak her zaman yanınızdayım” diye konuştu.

“Üçyol’da güzel çalışmalar oluyor”
Üçyol Muhtarı Yakup Erdem ve Üçyol Dernek Başkanı Halit Celep, tertip komitesine teşekkür ederek “Üçyol birlikte daha güçlü. Güce destek olmak için bizimde yapacağımız her ne var ise yapmaya hazırız. Böyle güzel bir tabloyu Üçyol halkımız hak ediyor” diyerek birlik ve beraberlik mesajı verdiler.  

Sabah gazetesinden Bülent Cankurt, 11 kişinin yaşamını yitirdiği kazadan sonra Çırağan Sarayı’nın 500 kişilik düğün için aldığı yüklü kaporanın tamamını, hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen iade ettiğini yazdı.

Bülent Cankurt, Kenan Doğulu’nun da peşin aldığı paranın tamamını menajeriyle aileye gönderdiğini yazmıştı. Ancak Habertürk’ten Eslin Övet bugünkü yazısında Kenan Doğulu’nun parayı geri iade etmemiş olabileceğini kaleme aldı. İşte o yazı…

“Herkesi yasa boğan o talihsiz kazanın acısı hâlâ yüreğimizde o kadar taze ki. Ne diyeceğimizi, ne konuşacağımızı, ne düşüneceğimizi hâlâ bilemiyoruz. İşte o kazada yedi arkadaş ve üç mürettebat ile yaşamını yitiren Mina Başaran da 14 Nisan’da telli duvaklı gelin olacaktı.

Bu düğünde Kenan Doğulu sahneye çıkacak, Mina Başaran Çırağan Sarayı’nda Murat Gezer’le evlenecekti. Ama olmadı. Olamadı. Talihsiz kaza sonrası Çırağan Sarayı yetkililerinin aldıkları kaparoyu, Kenan Doğulu’nun aldığı peşin sahne parasını iade ettiği, Vakko ve Beymen’in de düğün için sattıkları tüm kıyafetleri ailenin istemesi halinde hemen geri alabileceklerini açıkladığı yazıldı. Ki bunun kadar doğal bir durum yoktu. Ancak tabii yapmak zorunda da değillerdi. Bu tamamen vicdani ve kendilerine kalmış bir durumdu. Yapmasalar da kimsenin yargılayacağı bir durum değil.

İşte bu mevzu kapanmamışa benziyor. Çünkü konuyla ilgili tuhaf şeyler duymaya devam ediyorum. Herkesin gerçekten para iadesini yaptığını ancak bir tek Kenan Doğulu’nun bu parayı iade etmediği konuşuluyor çok önemli kaynaklar tarafından.

Kenan’ı çok severim. Bu konulara ne kadar hassas olduğunu biliyorum. Böyle bir şeyin altında kalacağını da düşünmüyorum. Ama konuşanlar öyle sıradan insanlar değil. O eve girip çıkan, damat Murat Gezer ile arkadaş olan, baba Hüseyin Başaran’ı gören insanlar. Bu konuşmaların önüne geçmesi ve hızla bir açıklama yapması gerekiyor Kenan’ın.Keşke o “Para iadesi yapıldı” diye yazıldığında Kenan Doğulu bir açıklama yapıp, “Ben herhangi bir ödeme yapmadım, gerekçem de şu” deseydi. O zaman onu kimse yargılamazdı zaten. Ya da şu anda, “Bu söylentiler yalan, ben bunun ödemesini yaptım” diyebilse. Ki Türk halkının sevdiği Kenan Doğulu’ya da bu yakışır. Tabii bu yazı çıktıktan sonra hemen bu konu kapatılırsa bilemem fakat çok eminim ki iki gün önceye kadar herhangi bir ödeme yapılmamıştı.”

Üsküdar Belediyesi’nin düzenlediği Pelin Çift ile Yeşilçam Söyleşileri programına Türk Sineması’nın efsane ismi Cüneyt Arkın katıldı. Üsküdar Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Gecenin başında sahnede konukları selamlayan Yeşilçam’ın usta oyuncusu, bir hayranı tarafından kolundan çekilince düşme tehlikesi geçirdi.

Yanındakilerin müdahalesi ile usta sanatçı Arkın düşmekten son anda kurtuldu. Cüneyt Arkın, programda Yeşilçam anılarını anlattı.

“Benim kuşağım parayı ve şöhreti bilmedi”

“Benim kuşağım parayı ve şöhreti bilmedi arkadaşlar” diyen Cüneyt Arkın, “Hüseyin Peyda’yı, Erol Taş’ı hatta Eşref Kolçak’ı ve Fikret Hakan’ı öyle han, hamam, havuzlu evler, yalılar alacak kadar para kazanmadık. Ama ben buna hiçbir zaman yanmam. Ben asıl karakter oyunculara yanarım. Onları çoğu darülacezede, yaşlılar yurdunda öldü. Kimsesiz, Taksim’de, parklarda yattılar orada öldüler. Karakter oyuncular olmadan Türkiye’de Türk filmi çekilmezdi” dedi.

“Keşke daha az çekseydim de dörtnala koşsaydım”

Film setlerinde gece gündüz çalıştığını söyleyen Cüneyt Arkın, “Cumartesi, Pazar dahil çalışıyorum bir film bitiyor diğeri başlıyor. Bir kavga sahnesi vardı. Ara verdik kapıya çıktım. O kadar güzel bir yel esti yüzümü okşadı. Bir de koku geldi baktım salata kokuyor. Adam orada oturmuş salata soyarak satıyor. Bahar gelmiş benim haberim yok. Keşke daha az çekseydim de dörtnala koşsaydım. Özgürlüklere, baharlara, çiçeklere” şeklinde konuştu.

Usta isimden gençlere nasihat

Gençlere nasihat eden usta sanatçı Arkın, “Gençleri, bir arkadaşınız size bir sigara ikram ediyor, önünüz bir bardak içki koyuyor ve diyorsa ki iç bir kereden bir şey olmaz. O sizin arkadaşınız değil düşmanınızdır. Çünkü alkol, uyuşturucu bağımlılarına sorduğun zaman 10 tanesinin 9 tanesi beni arkadaş alıştırdı diyor. Bir kere filan yok ağzını değdirdiğin zaman seni bırakmıyor”ifadelerini kullandı.

Geceye evsahipliği yapan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Cüneyt Bey’i takip etmek, onunla bir akşam beraber olmak, bir sohbetinin bir röportajını dinlemek için vakit ayırdınız. Tarihimizi bilen gençler diyor. İşte sizin bu anlayışınız bu konuda ki hassasiyetinizi gösteriyor. Ben sizleri canı gönülden tebrik ediyor ve alkışlıyorum sevgili gençler. Cüneyt Arkın’a da bu güzel ülkemize, gençliğimize, tarihimize, geleneklerimize yapmış olduğu bu hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyorum. Üsküdar’ımızda güzel bir akşam oldu. Vakit ayırdı, zaman ayırdı. Kendilerine uzun ve sağlıklı ömürler diliyoruz” dedi.

Gece sonrası Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Cüneyt Arkın’a teşekkür ederek hediye takdim etti. 

Mustafa Biçer

Anadolu Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra önce Kazakistan’a giden İnanç Karakaş, daha sonrasında da Rusya’da çalışmaya başladı. Yoğun ve yorucu bir iş temposuyla çalıştıklarını belirten İnanç Karakaş, aldığı yüksek maaş ile garanti bir hayat yaşadığını düşünenlerin aksine ‘modern kölelik’ olarak gördüğü durumdan sıyrılmak için işten ayrıldığını ifade etti. Hayallerine vakit ayıramadığını ve istediği hayatı yaşayamadığını belirten Karakaş, bazı şeyleri sorgulamaya başladığını ve huzuru yogada bulduğu için Asya seyahatine çıktığını söyledi.

“Ben bu hayatı istemiyorum”

Rusya’da özel bir şirkette planlama ve maliyet kontrol mühendisi olarak çalıştığını belirten İnanç Karakaş, mesleki tatminsizlikler ile dolu bir ofis hayatında yoga ile tanıştığını ifade etti. Karakaş, “Rusya’ya gittim ve orada bir süre çalıştım. Yorucu ve sıkıcı bir iş temposu vardı. Mesleki tatminsizlikler ile dolu bir ofis hayatında yoga ile tanıştım. Rusya’da Planlama ve Maliyet Kontrol Mühendisi olarak çalışıyordum. Türkiye’ye göre daha dolgun maaş alıyordum ama aslında yoğun ve zorlu bir hayatım vardı. İki haftada bir gün izinle çalışıyorduk. Sabah 8’de başlayan mesaim, akşam 7’de bitiyordu. Bazen toplantılar oluyor derken çıkış saatimiz akşam 10’u buluyordu. İşin gücün iş oluyordu. Kendime vakit ayıramıyordum. Yüksek maaş alıp kendini garanti altına alsan bile bu durum bana biraz garip geldi. ‘Ben bu hayatı istemiyorum’ noktasına geldim. Bunları düşünmeye başladığım anda yoga ile tanıştım” şeklinde konuştu.

“Modern köleliğe doğru giden hayattan sıyrılmak istedim”

“Sistem bizleri ‘modern köle’ haline getirdi” diyen İnanç Karakaş, insanların önüne sunulan standart bir hayattan yoga sayesinde kurtulduğunu belirtti. Karakaş, “Yoga yapmaya başlayınca insanın gözünün önündeki perdeler kalkıyor. Dolayısıyla düşünmeye başlıyorsun ‘ben ne yapıyorum?’ diye. Bir süre daha böyle devam ettikten sonra işi bırakmayı belki de bir süre ara vermeye ve seyahat etmeye karar verdim. Hindistan ve Nepal gibi ülkelere gittim. Yoga ile uğraşmak istiyordum. İnsanın bu içindeki çelişkileri ve bu garanti hayat olarak görülen ama modern köleliğe doğru giden hayattan sıyrılmak istedim. Zincirler ile bağlı gibisin; para kazanacaksın, harcayacaksın, onu yap, bunu yap ve devam et ama her zaman o seviyede kal gibi bir baskı var. Bu durumdan kurtulmak istediğim için Hindistan’a gitmeye karar verdim. Hindistan’a gitmeden önce de Rusya’daki yoga eğitmenimin Nepal’de kamp ve yürüyüş düzenlediğini öğrendim. Hindistan’dan önce rotamı Nepal’e çevirdim” ifadelerini kullandı.

“Kariyer yerine yogayı seçtiğim için pişman değilim”

Hindistan’da yaşarken kendini evindeymiş gibi hissettiğini ve kariyer yapmak yerine yogayı seçtiği için pişmanlık duymadığını vurgulayan Karakaş, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Hindistan’da yaşarken kendimi evimde gibi hissettim. Orada bazı şeylerin farkına vardım. Sistem seni; şu var, bunu alayım, işte daha iyisi var onu da alayım, ya da komşumda bu var ben de niye yok gibi bir arzu, istek ve kıskançlık ile seni ihtiyacın olmayan şeylere yönlendiriyor. Bu kırılmayı hissettiğin noktada da bazı şeylere ihtiyacının olmadığını anlıyorsun. 10 ay boyunca 25 ülke gezdim ve en sonunda Türkiye’ye döndüm. Türkiye’ye dönünce de ‘Burada ne yapabilirim?’ diye düşünmeye başladım. Sonrasında da Eskişehir’e yerleştim. Yoga eğitimleri vermeye başladım. Evimin salonunda yoga eğitimleri verdim. Bir kafeye ortak oldum ve yoga eğitimlerine burada devam ediyorum.” 

Umut Akıncıoğlu – Murathan Yıldırım

Dün sabah saat 10.00 sıralarında Paşabey Mahallesi Atatürk Caddesi’nde meydana gelen olayda kentteki bir market zincirinde çalışan Serkan Karaoğlan, 58 BS 151 plakalı kapalı kasa minibüsle şubelerdeki hasılatı toplayarak, bankaya yatırmak üzere yola çıktı. Karaoğlan minibüsle, Atatürk Caddesi Kepçeli Kavşağı’ndaki trafik ışıklarında beklerken, yaklaşan bir kişi, aracın arka lastiğinin patlak olduğunu söyledi. Uyarı üzerine minibüsü yol kenarına çeken Karaoğlan, araçtan inip incelediği lastiğin bıçakla kesilerek patlatıldığını fark etti. Serkan Karaoğlan, patlak lastiği değiştirirken, bir otomobilden inen hırsız, minibüsün ön koltuğunda duran çantayı alarak araçla uzaklaştı. Çevredekilerin uyarısı üzerine minibüse binen Karaoğlan, içinde yaklaşık 71 bin lira bulunan çantanın yerinde olmadığını görünce polise haber verdi.

Aracın ön ve arka plakalarını söktüler

Hırsızların yakalanması için Sivas Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Hırsızlık Dolandırıcılık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri çevredeki güvenlik kameralarını inceledi. Marketin şubelerden paraları nasıl topladığını bilen birinin yapmış olabileceğini de değerlendiren polis ekipleri olayda kullanılan aracın ön ve arka plakalarının söküldüğünü tespit etti. Yapılan incelemede olayda kullanılan aracın G.Y.’ye ait olduğu belirlendi. Daha sonra yapılan incelemede aracı olaydan 1 saat sonra plaka tanıma sisteminden Tokat’a gittiği tespit edildi.

Parayı harcayamadan alışveriş merkezinde yakalandılar

Tokat Hırsızlık Büro Amirliği ekipleriyle irtibat kuran Sivas Hırsızlık Dolandırıcılık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri yapılan çalışmayla şahısların aracının Tokat’taki bir alışveriş merkezinin otoparkında olduğunu belirledi. Alışveriş merkezinin otoparkına giden polis ekipleri G.Y. ve hırsızlık olayına karışan İ.Ç.’yi aracın başına geldiklerinde yakalandı. Polis ekipleri tarafından araçta yapılan aramada çalışan 71 bin lira paradan 70 bin lirası bulundu. Tokat’tan Sivas’a getirilen şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. 

Uğur Yiğit – Veysel Korkmaz
 

Samandağ Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli zabıta memuru olarak görev yapan Yahya Fırıncıoğulları, Çiğdede Mahallesi Mirci mevkisi civarında bulduğu cüzdanı Zabıta Müdürü Önder Şimşek’e getirdi. İçinde 16 bin Riyal olan cüzdanın sahibi Cumali Seyyah’a teslim edildi.

Samandağ Belediye Başkanı Mithat Nehir, Gurbetçi Cumali Seyyah’ın cüzdanını bulup iade eden Yahya Fırıncıoğulları’nı makamında kabul ederek göstermiş olduğu insani davranıştan dolayı kendisini altın ile ödüllendirerek tebrik etti.

Başkan Nehir, belediye çalışanlarının bu durumlarda her zaman örnek teşkil ettiğini belirterek, “Biz kendi bünyemizde çalışan personellerimizin bu tür davranışları göstermelerinden memnuniyet duyuyoruz. Buradaki amacımız biraz da farkındalık oluşturmak. Bu tür düzgün davranışları, bu erdemli davranışları, bu şerefli davranışları gösteren arkadaşlarımıza bütün kamuoyunun huzurunda teşekkürümüzü ifade etmek adına bugün bir araya geldik. Bu erdemli, güzel davranışların örnek olmasını diliyorum. Personelimize tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

Zabıta memuru Yahya Fırıncıoğulları da yaşadığı olayı anlatarak, yaptığının bir insanlık görevi olduğu söyledi.
Samandağ Belediyesi Zabıta Müdürü Önder Şimşek ise, “Herkese örnek olan bu davranışı yapan personelimizi kutluyorum. Bize de bu yakışır” diye konuştu. 

Adıyaman’da Atatürk Kız İmam Hatip Lisesi 12. Sınıf öğrencisi ve aynı zamanda halter sporcusu olan Emine Tunç, okul ihtiyaçlarını karşılamak için okullar başlamadan önce Çelikhan’ın Çatalağaç köyünde 10 gün boyunca tütün tarlasında çalıştı. Tütün tarlasında çalışarak kazandığı 700 TL para ile Adıyaman’a gelen Emine Tunç, antrenmana giderken parasını kaybetti. Parasını kaybettiğini daha sonra fark eden ve polise giden Emine Tunç daha sonra belediyeye başvurdu.

Emine Tunç’un kaybettiği parayı bir otelin mutfağında çalışan Mehmet Kaya Bahçelievler Mahallesi’nde evine giderken kaldırımın üzerinde buldu. Mehmet Kaya bulduğu parayı Adıyaman Belediyesi yetkililerine teslim ederek duyarlı bir vatandaşlık örneği sergiledi. Parayı bulan Mehmet Kaya, 10 günlük emeğinin karşılığını kaybeden Emine Tunç’a parasını belediyede teslim etti.

Mehmet Kaya, parayı sahibine teslim ettiği için çok mutlu olduğunu belirterek, “Eve giderken yolda sarılı bir şekilde parayı buldum. Yerden aldığı parayı belediyeye getirdim. Parayı ilk bulduğumda farklı farklı duygular geliyor insanın aklına ama ilk yapmam gerekeni yaptım. Hemen belediyeye gelerek parayı teslim ettim. Kızımız bu parayı zor kazanmış. Kendisi alın teri, alın teri kaybolmuyor, helal para kaybolmuyor. Çok mutluyum, vicdanen çok rahatım” dedi.

Emine Tunç ise okul ihtiyaçları için biriktirdiği paranın kaybolduktan sonra bulunmasına çok sevindiğini kaydederek, “Ailem köyde oturuyor ben merkezde öğrenci evinde kalıyorum. Okul zamanı geldi ve okula başlayacaktım. Aynı zamanda sporcuyum. Bu parayı okul ihtiyaçları için kazandım. Çatalağaç köyünde tütün tarlasında 10 gün çalışarak 700 Lira biriktirdim. Antrenmana giderken geç kalmamak için acele ettim. Para cebimden düşmüş. Abide bu parayı bulmuş. Bu dönemde böyle insan bulamayız. Günümüzde insanların gözünde her şey para olmuş. Helal süt emmiş bir ağabeyin paramı bulup getirmesinden dolayı çok mutluyum” dedi. 

Ahmet Arslantaş
 

İnegöl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği ekipleri, İnegöl Hayvan Pazarına giderek kurban alışverişi yapan vatandaşlar ile kurbanlık satıcılarına sahte para konusunda bilgilendirme yaptı. Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliğinde görevli polis memuru Hasan Hüseyin Türkoğlu, sahte parayı tanımanın 10 altın kuralından bahsetti.

Alışverişlerde ele geçen paraların sahte olma ihtimaline karşı satıcılardan dikkatli olmalarını isteyen polis memuru Hasan Hüseyin Türkoğlu, “Tanımadığınız kişiler size çek vermek istediğinde, bankayı arayarak çekin doğruluğunu kontrol ediniz. Elinize sahte para veya çek geçtiğinde derhal polis veya jandarmaya bildiriniz. Milli değerlerimizden biri olan Türk Lirası banknotlarımızı dikkatli ve özenli kullanınız. Yazıları okunmayacak şekilde kirlenmiş, yıkanmış, boyanmış, yanmış, yırtılmış veya çeşitli sebeplerle eskiyip yıpranmış olan ve değeri belirlenebilen bütün banknotlar ile yarısından daha az parçası eksik olan banknotları, banka şubeleri aracılığıyla, hiçbir bedel ödemeden yenileriyle değiştiriniz. Kur değerini bilmediğiniz yabancı paralarla alışveriş yapmayınız” dedi.

Sahte para nasıl anlaşılır?

Türkoğlu, “Paranın Atatürk resminin bulunduğu ön yüzünde üst köşelere ve sol alt köşeye dokunulunca, kağıttaki kabartmalar hissedilir. Üst kenardaki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası yazısına dokunulduğunda kabartmalar hissedilir. Paranın bu yüzündeki şekillerin, resimlerin ve motiflerin üzerine el gezdirildiğinde çeşitli kısımlarda kabartmalar elimizde hissedilir. Atatürk resminin sağ alt köşesindeki yedigen şeklin içine dikkatli bakılınca, paranın rakamla değeri görülür. Sağ kenarda yukarıdan aşağıya doğru uzanan parlak bir şerit vardır. Bu şeridin üzerinde ay yıldız ve çeşitli şekiller vardır. Ay yıldızın altındaki karenin içinde paranın rakamla değeri görülür. Parayı eğdiğinizde bu karenin içindeki rakamlar ‘TL´ harflerine dönüşür. Parayı eğdiğiniz de bu şerit çeşitli renklerde parlar. Parayı ışığa doğru tutarak en soldaki boş alana bakılınca Atatürk resmi görülür. Bu gizli Atatürk resminin hemen solunda paranın rakamla değeri yazılıdır. Paranın sol üst köşesine doğru paranın rakamla değerinin yazılı olduğu kısım vardır. Bu kısım ışığa tutulduğunda rakamların eksik parçalarının tamamlandığı görülür. Paranın arka yüzünde; Orta kısımda yukarı aşağı doğru uzanan bir şerit vardır. Bu şeridin üzerinde paranın rakamla değeri ile ‘TL’ harfleri yazılıdır. Parayı yukarı aşağı eğdiğinizde bu şerit altın sarısı renkte parlar. Orta kısmın biraz sağ tarafına dikkatlice bakılınca kağıdın içine gömülü olan yukarıdan aşağıya doğru uzanan çok ince bir şerit görülür. Para ışığa tutulunca bu şeridin üzerine paranın rakamla değeri ile ‘TL’ harfleri ters ve düz olarak yazılıdır. Sağ üst kenarında harfle başlayan ve arkasında 9 tane rakam yer alan seri numarası yer alır ve bu numara sadece bir tanedir” dedi.

Salih Bakıcı