Siyaset bilimi bölümünü bitirdikten sonra bir süre ekonomist olarak çalışan Polonyalı Kamil Baj, plazadaki stres yüklü işine daha fazla dayanamayıp istifa ederek arıcılığa başladı. Plazalarda daha fazla çalışmak istemeyen Baj, çocukken babasının hobi edindiği arıcılıkla uğraşmaya karar verdi.

İHA’ya açıklamalarda bulunan Kamil Baj, “Eşimle birlikte daha fazla plazadaki çalışma yaşamımıza katlanamayacağımıza karar verdik ve bir alternatif olarak arıcılığı seçtik. Arıcılığı babamdan öğrendim, daha doğrusu babam orta yaşı geçtikten sonra hobi olarak arıcılığa başlamıştı, ben de bu sayede öğrendim arıcılığı” şeklinde konuştu.

Arıcılık yapmak için köye taşınmaya, üniversite eğitimi ve işi dolayısıyla yıllardır alıştığı şehir yaşantısından vazgeçmeye de bir türlü gönlü razı gelmeyen Baj, arıcılığı şehre taşımaya karar verdi ve arı kovanlarını Varşova’daki alışveriş merkezleri ile gökdelenlerin çatılarına yerleştirdi. “Bu sayede hem sevdiğim işi yapıyorum hem de şehrin sunmuş olduğu olanaklardan faydalanıyor, aktif şekilde sosyal ve kültürel etkinliklere iştirak ediyorum” diyen Kamil Baj, Varşova dışında Gdansk ve Katowice şehirlerindeki bazı alışveriş merkezlerinin ve plazaların çatısına da arı kovanları yerleştirdiklerini söyledi. “Pszczelarium” adıyla hizmet verdikleri “şehir arıcılığı” firmasının Varşova’nın çeşitli yerlerine yerleştirilmiş 150 kovanı bulunduğunu belirten Baj, bu kovanlardan yıllık 2,5 ton bal elde ettiklerini aktardı. Kilosu yaklaşık 20 euro olan balı internet üzerinden ve anlaşmalı oldukları yöresel ürün marketlerinde satışa sunduklarını ifade eden Baj, önümüzdeki süreçte kovan ağını başka şehirleri de içine alacak şekilde genişleteceklerini belirtti.

Varşova’da Galeria Mokotow, Arkadia, Galeria Wilenska gibi alışveriş merkezleri, Central Tower, Eurocentrum gibi iş merkezlerinin de aralarında bulunduğu pek çok binanın çatısında arıcılık yaptıklarını kaydeden Kamil Baj, şehirde arıcılık fikrine insanların ilkin şaşırdığını ancak sonrasında pozitif baktıklarını ifade etti. “İnsanlar ilk duyduğunda garipsiyor şehirde arıcılık fikrini, onlar için köyler temiz hava, temiz su anlamına geliyor. Şehirler ise egzoz dumanı, fabrikalar. Ama bizim balımızın köylerdekilerden farkı olmadığını, hatta daha sağlıklı olduğunu söyleyebilirim” diyen Baj, çok defa gerek balları, gerekse arıları tahlillere tabi tuttuklarını belirtti. “3 yıl boyunca yaptığımız metal analizlerinde değer hep sıfır çıktı, çünkü Varşova’da kurşun gibi zararlı maddelere kaynaklık edecek bir şey yok, ilaçlama yok, sanayi yok, çevre hakikaten çok temiz. Köylerde en azından bostanlar, meyve bahçeleri ilaçlanıyor, bu ilaçlı meyve sebzelere konan arılar da ister istemez o ilaçlardan nasibini alıyor ve tabii bu arıların ürettiği bal da” diyen Kamil Baj, sipariş üzerine de kovanlar hazırlayıp yerleştirdiklerini, zaman zaman da arıcılık kursları düzenlediklerini sözlerine ekledi.  

Ebru Orhan
 

Polonyalıların döner kebaba olan düşkünlüğünün her geçen gün artması yeni bir buluşu da beraberinde getirdi. Varşova Teknik Üniversitesinden mezun bir grup genç mühendis “Kebapmatik” yaptı. “Kebapmatik” tüketicilere et döner ve tavuk döner seçeneklerinin yanı sıra acı ve karışık sos imkanı da sunuyor.

2 sene önce Varşova Teknik Üniversitesi Otomobil ve İş Makinaları Fakültesindeki tek yemekhanenin kapanması “Kebapmatik” fikrinin ortaya çıkmasını sağladı. Ders aralarının 20 dakika olması nedeniyle dışarıya yemeğe gidemeyen öğrenciler, bir süre yanlarında getirdikleri sandviçlerle ya da otomattan aldıkları çikolata, bisküvilerle idare etmeye çalıştı. Ancak bu yöntemin doyurmaması, dahası pek de lezzetli olmaması üzerine fakültenin 6 öğrencisi, son yıllarda Polonyalılar arasında giderek artan döner kebap aşkını da dikkate alarak “Kebapmatik” makinası yapmaya karar verdi. Çiçeği burnunda 6 mühendis, henüz öğrenciyken başladıkları projeyi bugün tamamlayarak “Kebapmatik”i fakülte bünyesinde hizmete sundu.

Kullanımı son derece basit olan Kebapmatik’te önce menüden et döner ya da tavuk döner seçeneği seçiliyor, sonrasında acı ya da karışık sosa karar veriliyor. Yemek seçiminden sonra ödeme kartla yapılıyor ve 4 dakikalık bekleme süresi başlıyor. Bu süreçte daha önce bir restoranda özel olarak hazırlanmış döner sandviçler makine içindeki buzdolabı kısmından alınarak fırın kısmına taşınıyor. Ancak bu sandviçler bilinen döner sandviçten biraz farklı hazırlanıyor, çünkü buzdolabında bekleme süresi içerisinde döner sandviçin içindeki salatanın suyunun döner ekmeğini yumuşatmaması gerekiyor. Sandviçi buzdolabından fırın kısmına, oradan da servis kısmına taşıyan robotların sandviçi her seferinde aynı basınçla kavraması gerekiyor. Kebapmatik’te bulunan bir diğer önemli husus ise fırın kısmının mikrodalga fırından farklı çalışması. 

Kebapmatik’i tasarlayanlardan Przemek Szczepaniak, “Bu henüz çok yeni bir proje, patent alma çalışmalarımız halen devam ediyor. Dolayısıyla çok detay vermem mümkün değil” dedi. Szczepaniak, Kebapmatik’in öğrenciler arasında memnuniyetle karşılandığını da söyledi.

Öğle yemeği tercihini Kebapmatik’ten yana kullanan öğrencilerden Agnieszka Kostrzewa, İHA’ya yaptığı açıklamada döner sandviçin tadının gayet güzel olduğunu, bugüne kadar restoranlarda yediklerinden hiçbir farkı olmadığını belirtirken, bir başka öğrenci Stanislaw Janiszewski de okulda bir Kebapmatik’in bulunmasının kendileri için çok büyük bir rahatlık olduğunu ifade etti. Janiszewski, 10 zlotye (yaklaşık 10 Türk lirası) ile çalışan Kebapmatik’in öğrencinin cüzdanına dost olduğunu da söyledi.  

Ebru Orhan