İlk etapta dayak yiyen sürücünün arkadaşlarını da çağırdığı olayda taraflar adeta dinlene dinlene kavga etti. Saniye saniye kameralara yansıyan kavga polis ekiplerinin gelmesiyle son buldu.

Olay Bahçelievler’de geçtiğimiz gün meydana geldi. İddiaya göre iki araç maddi hasarlı trafik kazasına karışıyor.Kaza sonrasında araç sürücüleri tartışmaya başladı ve tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Araçlardan bir tanesinin sürücüsü diğer araçta bulunan kişiler tarafından feci şekilde dövüldü. Bunun üzerine dayak yiyen sürücü telefon ile arkadaşlarını kazanın olduğu noktaya çağırdı.

Olay yerine gelen şahıslar ile diğer araçta bulunan şahıslar yeniden kavga etmeye başladı ama araya giren vatandaşlar tarafları ayırarak uzaklaştırdı. Ancak kısa süre sonra taraflar yeniden kavgaya tutuştu.Yaklaşık bir saat aralıklarla kavga eden şahıslar olay yerine gelen polis ekipleri tarafından uzaklaştırıldı.

Yaşanan bu anlar ise çevrede bulunan kameralar tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntüler de araçlar kazaya karışıyor ve kenara çekiyor. Şahıslardan bir tanesi diğer şahıslara doğru bağırarak gidiyor ve vurmaya başlıyor. Ancak 3 kişi olan şahıslar diğer şahısı feci şekilde dövüyor. Daha sonra dayak yiyen şahısın yakınları geliyor ve kavga yeniden başlıyor. Görüntülerde tarafların aralıklarla kavga etmesi sürdükleri görülüyor.

Volkan Kayalar

Bilecik Belediyesi tarafından 11 Kasım Bilecikliler Günü dolayısıyla organize edilen “11 bin 111 ağaç dikimi projesi” kapsamında kentin çeşitli noktalarında saat 11:11’de 11 bin 11 adet ardıç fidanı dikildi. Bilecik Belediye Başkanı ve eşi Fatma Yağcı birçok noktada dikilen ağaçlardan nokta Olarak “Kayı Boyu Anıtı” tercih etti. Bilecik Belediyesi tarafından, tarihi izler taşıması ve şehrin görüntüsüne yenilik kazandırılması amacıyla Bilecik-İstanbul çevre yoluna yapılan Kayı Boyu Anıtı’na eşiyle birlikte gelen Başkan Yağcı burada çevreciler ve çocuklarla birlikte saat 11:11’de ağaç dikti. 

Ağaç dikimi, sonrası İHA muhabirine açıklama yapan Başkan Yağcı, bugünün Bilecikliler Günü olduğunu söyledi. Bilecik deyince durup düşünmek lazım olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Yağcı sözlerine şöyle devam etti;

“Bilecik rastgele bir toprak parçasının adı değildir. Bilecik birlik, beraberlik ve kardeşlik hamurunun karıldığı yerin adıdır. Bilecik sevgi, hoşgörü tohumlarının yeşerdiği mekanın adıdır. Biz Bilecikliler olarak şehrimizle şehrimizin geçmişiyle gurur duyuyoruz geleceğe umutla bakıyoruz. Bugün de şu saatte 11.11.2017 saat 11’i 11 geçiyor ve biz 11:11’i her yılın ayın 11’inci aynın 11’ini Bilecikliler günü olarak kutluyoruz. Bugün atalarımızdan bize yadigar kalan Kayı boyu anıtının önünde gerçekten bu gururu tüm hemşehrilerimizle, hemşehrilerim adına yaşıyorum. Ve bugünü simgelize etmek adına bu Kayı boyu anıtına Bilecik’imizin Dirilişin ve Kurtuluşun simgesi olan Kayı boyu anıtı çevresine 11 bin 111 tane ardıç fidanı dikerek bugünü arkadaşlarımızla Belediyemiz ve tüm hemşehrilerimiz ile birlikte taçlandırmak istedik. Arzumuz hedefimiz daha nice böyle özel ve güzel günleri geçmişiyle öğünen geleceğe emin adımlarla yürüyen bir marka şehri olarak Bilecik ve Bilecikliler olarak kutlamayı çok arzu ediyoruz” dedi. 

Cem Kaan Toka

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye yaklaşık 90 kilometre mesafedeki Alat Limanı’nda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kazakistan Başbakanı Bakıtcan Sagintayev, Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov ve Gürcistan Başbakanı Giorgi Kvirikaşvili’nin katılımıyla 30 Ekim’de resmi açılışı yapılan BTK Demiryolu Hattı’ndaki ilk tren, yükünü indireceği Mersin’e geldi. Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan’ın ortak projesi kapsamında inşa edilen demiryolunun 76 kilometresi Türkiye, 259 kilometresi Gürcistan, 503 kilometresi ise Azerbaycan topraklarından geçiyor. Trenin Türkiye’deki güzergahı 40 saat olarak hesaplanırken, tren 10 saat erken Mersin’e gelerek ayrı bir sevinç oluşturdu.Treni Mersin’de TCDD Taşımacılık AŞ Genel Müdürü Veysi Kurt karşıladı. Burada gazetecilere açıklamalarda bulunan Müdür Kurt, “Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanımız, Azerbeycan Cumhurbaşkanımız, Kazakistan, Gürcistan ve Özbekistan başbakanlarımızın da katılımıyla bu trenimiz 75 saat önce Bakü’den yola çıkmıştı. Normalde Bakü’den 80 saatte gelmesini planlıyorduk. Ancak Türkiye parkuru 40 saatti fakat bu planlanandan 10 saat önce buraya geldi. Dolayısıyla hakikaten Türkiye ve Türkiye Cumhuriyetleri, Türkiye ile Gürcistan ve Çin arasında çok önemli bir koridor oluşturuldu. Bizde bu koridordaki ilk trenimizi bugün varış yeri olan Mersin’e vaktinden de 10 saat önce ulaştı. Sanayicilerimize, bölgemize, ülkelerimize inşallah hayırlı ve uğurlu olsun demek istiyoruz” diye konuştu.

“Yaklaşık 4 bin 200 kilometrelik yolda yükler güvenli ve aksaklık yaşanmadan geldi”
Bu koridorun çok önemli olduğunu vurgulayan Kurt, “Adata Avrupa’yı ülkemiz üzerinden Çin’e, yine Çin’i ülkemiz üzerinden Avrupa’ya bağlayacak gerçekten bir kardeşlik ve dostluk koridoru. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. İnşallah bundan sonra bu demiryolu hattıyla Türkiye, Azerbaycan, Türkiye-Kazakistan-Türkmenistan ve Gürcistan arasında dostluğumuz, kardeşliğimiz daha da iyi ve güzel olur. Bu trenimiz 900 tonluk bir trenimiz. Trenimizin içinde 600 ton buğday var. 30 konteynerden oluşuyor. Biliyorsunuz bu tren Kazakistan’dan yola çıktı. Türkiye-Gürcistan arasındaki sınır garı Ahılkelek’e kadar geniş hatta geliyor, buradan sonra Avrupa standardı olan hatla ülkemize devam ediyor. Dolayısıyla biz bir gün önce bu trenimizi Ahılkelek’de Azerbaycan demiryolu vagonlarından teslim alıp, bizim vagonlarımıza aktarmıştık. Dolayısıyla orada çalışmalar çok hızlı gidiyor. Kars’da gümrük teşkilatımızın ve Tarım Bakanlığımızın hizmetleri gerçekten çok hızlı oldu. Şun gördük ki Kazakistan’dan Türkiye kadar yaklaşık 4 bin 200 kilometrelik mesafede yükler güvenli bir şekilde, aksaksız bir şekilde Mersin’e kadar rahatlıkla geliyor. Bu arada ilk trenimiz de yükünü Mersin’e getirmiş oldu. İnşallah bundan sonra Mersinli sanayicimiz bundan daha fazla istifade ederler” ifadelerini kullandı.

Tren Baş Makinisti Halil Yiğit ise “Bizim bu trende bölge bölge, mıntıka mıntıka personel değişmekte olup, biz akşam Malatya’dan çıktık. Biz planlanan bu saatte Mersin’de hedefine varmış olduk. Çok güzel, çok başarılı bir şekilde hedefine gelmiş oldu. Yolculuk çok iyi geçti. Memnun olduk. Adımıza, devletimiz adına çok mutlu olduk” şeklinde konuştu.

Koray Ünlü
 

Dağlı, yaptığı açıklamada, yüzde 90 engelli olan kayınpederinin evinin satışı sırasında yaşadıkları mağduriyetin kendilerini çileden çıkardığını söyledi. Böyle bir dönemde devletin ilgili kurumlarından engelli, yaşlı ve hasta bireyler için her ortamda öncelik tanınması istendiğini anlatan Nail Dağlı, “Bırakın bu önceliği bunun yanında keyfi uygulamalara maruz bırakıldık. Çarşamba günü saat 10.00 sıralarında İlçe Tapu Müdürlüğüne gelerek kayınpederim Ömer Yavaş adına tapu devri işlemleri için randevumuzu aldık. Ön başvuru bölümüne alıcı ile birlikte istenilen evrakları teslim ettik. Daha sonra akşamüstü şahsıma telefon edilerek işlemlerimizin hazır olduğunu ve hastamızı hükümet binasının arka bölümünde kameraların görebileceği bir alana getirmemiz gerektiğini söylediler. Biz de hastamızı güç koşullarda araca bindirerek söylenilen park alanına getirdik” diyerek olayı şöyle anlattı:

“Görevliler geldi ve bir tanesi ağzında sigarayla gayet lakayt bir şekilde kayınpederime bazı sorular sordu. Kayınpederim sorulan her soruya yerinde ve doğru cevaplar vermesine rağmen tapu devri için yeterli olmadığını belirterek bizden sağlık raporu istediler. Raporu alıp geldiğinizde 15 dakika içerisinde işlemlerinizi hallederiz, dediler. Biz de tamam diyerek hemen ertesi gün Perşembe günü sabahı Yeşilkent Devlet Hastanesinden randevu alarak psikiyatri ve nöroloji bölümlerinden istenilen akıl sağlığı ile ilgili raporu aldık. Raporumuzu alıp getirdikten sonra kendilerine teslim ettik ve 15 dakika içerisinde işlemleri tamamlayarak gereğini yapacaklarını söylediler. Biz de hastamızın yüzde 90 engelli oluşu ve yaşı itibariyle rahatsız olması nedeniyle fazla bekleyemediğini kendilerine ilettik. Ancak yaklaşık 2 saat geçmesine ve durumumuzu kendilerine izah etmemize rağmen bizi uzun süre bekleterek mağdur ettiler.”

Dağlı, “İlk olarak hastaya bulunduğu araca gelip bakacaklarını söylemelerine rağmen daha sonra hastanızı ayağımıza getireceksiniz, diyerek keyfi davranış sergilediler” ifadesini kullanarak sözlerine şöyle devam etti:
“Sağlık raporunun yeterli olacağını belirtmelerine rağmen sonrasında şahit bulmamızı istediler. Hastamızın okuma yazma bilmesi ve imza atmak istemesine rağmen parmak bastırdılar. Yaptığımız tartışma ve görüşmelerin ardından biraz da mecbur kalarak öğlen tatiline çıkmadan önce hastamızı ayaklarına isteyerek işlemimizi yaptılar. Sonuç itibariyle devletimizin ilgili kurumlarının engelli, yaşlı ve hasta bireyler için her ortamda öncelik tanındığı günümüzde biz bu hakkımızdan faydalanamayarak mağdur edildik. Bize adeta zulmettiler. Ben şahsen bizim yaşadığımız bu mağduriyeti diğer vatandaşlarımızın da yaşamasını istemiyorum. Bu bağlamda bizi mağdur edenler hakkında gerekli hukuki işlemi başlatacağım. Biz mağdur olduk, başkaları da mağdur olmasın”

Konuyla ilgili görüşlerinizi sorduğumuz Tapu Müdürü Hayri Yalçın ise, kesinlikle keyfi bir uygulama olmadığını ve mevzuatlara uygun olarak hareket ettiklerini beyan etti. 

İsmet Cep
 

Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Habercik köyünde ikamet eden Cemil ve Zübeyde Yıldırım çiftinin 2,5 yaşındaki çocukları Fırat dün sabah 10.00 sıralarında evin önünde oynarken kayboldu. Çocuklarını göremeyen aile, ilk önce kendi imkanları ve köylülerin yardımı ile arama yaptı. Bir sonuç alamayan aile bunun üzerine İlçe Jandarma Komutanlığı, köy korucuları ve İl Afet Acil Durum (AFAD) Müdürlüğü ekiplerine haber verdi. Köye gelen ekipler gruplar halinde mola vermeden dünden bugüne kadar arama yaptı. Bu sırada çevre köylerdeki tüm camilerden de anons yapıldı.

Kayalıklara sıkışmış bulundu

Ekipler ve köylülerin katıldığı 24 saat aralıksız devam eden arama çalışması bugün sonuç verdi. Küçük çocuk, köyün 5 kilometre uzağında dağlık alanda iki kaya arasında sıkışmış bulundu. Kurtarma ekipleri çevre güvenliğini alarak küçük çocuğu sıkıştığı yerden çıkarma çalışmalarına başladı. Kayanın altını boşaltan ekipler, halatla kayayı yerinden oynattı. Yarım saat süren çalışma sonrası küçük Ferhat sıkıştığı yerden çıkarıldı.

İlk müdahale olay yerinde yapıldı

Kurtarılan çocuk olay yerinde hazır bekleyen sağlık ekiplerine teslim edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan ve sağlık durumu iyi olduğu belirlenen çocuk, her ihtimale karşı ambulansla ilçe devlet hastanesine kaldırıldı.
Yeğeni ile ilgili bilgi veren amca Hacı Yıldırım, “Yeğenim dün en son 10 civarından görülmüş. 11.00’da fark etmişler kaybolduğunu cuma namazından sonra tüm köylülere haber verildi. Anonslar yapıldı. O saatten sonra komşu köylerden dahi gelip aram yaptık. Her yer arandı. Jandarma, AFAD ve köy koruyucuları geldi. Dünden beri aranıyordu. En son bugün 11.00 civarlarında yukarıda dağlık alanda 2 kaya arasına sıkışmış şekilde bulundu. Ekipler ve tüm köylülerin yardımı ile kaya arasından çıkartıldı” dedi.
Yeğeninin sağlık durumunun iyi olduğu da aktaran amca Yıldırım, ayağında şişlik olduğunu sağlık ekiplerinin gerekli müdahaleyi yaptığını kaydetti. 

Kamil Cankılıç – Ahmet Mücahid Kantarcıoğlu
 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında intibak eğitim safhasını tamamlayan fakülte öğrencileri ve astsubay öğrenci adaylarının “And İçme Töreni”ne katıldı. Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Stadyumunda gerçekleşen törende yaptığı konuşmada Bakan Soylu, “Bu alanda bulunan herkesin hayatında iz bırakacak, hafızasından çıkmayacak çok önemli bir zaman dilimini hep birlikte yaşıyoruz. Evlatlarımız, birazdan bir yemin edecekler. Yeminli görevlerin anlamı vardır. Yeminli görevler, sadece kendilerine değil, ülkeye, millete karşı sorumluluğu olan ve bunun için de insanları en nihayetinde vicdanlarına, inançlarına, Cenab-ı Hakk’a karşı sorumluluğa havale eden görevlerdir. Doktor yemin eder, çünkü canımızı emanet alır. Muhasebeci yemin eder, paramızı, malımızı emanet alır. Hakimler, avukatlar yemin ederler, çünkü adaleti emanet alır. Milletvekili yemin eder, çünkü milletin oy hakkını, emanet alır. Birazdan evlatlarımız yemin edecekler. Çünkü bizden, çok büyük bir emaneti teslim alacaklar” diye konuştu.
“Birazdan size vatanı emanet edeceğiz, hazır mısınız?”
“Gençler, birazdan size vatanı emanet edeceğiz, hazır mısınız?” diye soran Bakan Soylu, “Size Sakarya’yı, Dumlupınar’ı, Kahramanmaraş’ı, Gaziantep’i Şanlıurfa’yı, Çanakkale’yi, Ege’yi, Akdeniz’i Karadeniz’i Marmara’yı, İstanbul’u, Ankara’yı emanet edeceğiz, hazır mısınız? Size Cudi’yi, Gabar’ı, Tunceli’yi, Pülümür’ü, Diyarbakır’ı, Ağrı’yı Van’ı, Hakkari’yi, Yüksekova’yı, Cizre’yi, Şırnak’ı emanet edeceğiz, hazır mısınız? Biz size Filistin’i, Arakan’ı, dünyada zulüm neredeyse orayı emanet edeceğiz. Biz size, son teknoloji silahlarla ezilmeye çalışılan insanlığı, yok edilmeye çalışılan vicdanları emanet edeceğiz. Biz size dünyanın en onurlu, en şerefli, belki de insanlığın son kalesi olan bir medeniyeti, Anadolu medeniyetini; bu milletin dinini, inancını, manevi değerlerini size emanet edeceğiz. Evet, bu yük ağır bir yüktür. Bu sorumluluk ağır bir sorumluluktur ama Allah’a çok şükür, bu aziz millet, tarih boyunca hiçbir şeyden olmadığı gibi bu sorumluluktan da asla kaçmamıştır. Sizlerde ki bu asıl duruştan, gözlerinizdeki ışıltıdan anlıyorum ki bugün de sizler aynı emaneti teslim almaya hazırsınız” ifadelerini kullandı.

“Hoca müsveddesi bir müptezele yatırım yapıp devletin her kademesine soktukları hainler eliyle 15 Temmuz gecesi bu ülkeye, tarihinin gördüğü en büyük ihaneti yaptılar”
Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Aziz milletimiz, tarihin her döneminde büyük sınavlardan, zor dönemden geçmiştir. Sadece savaşlarla değil, siyasi ve ekonomik açıdan da birçok mücadeleye, baskı ve zorlamaya maruz kalmıştır. Şu noktayı çok iyi görmemiz lazımdır. Dünyanın en kritik coğrafyasındaki bu ülkeyi, bu milleti yok etmek, güçsüzleştirmek, itibarsızlaştırmak esaret altına almak istediler. Bunu sağlamak için, iki yöntem denediler. 1923’te güzel cumhuriyetimizi kurana kadar bizimle sadece savaştılar. Bizi savaşla yok etmek istediler. Çanakkale’ye dayandılar, olmadı. Anadolu’ya saldırdılar, Sevr’i uygulamak istediler, dört tarafına asker çıkarmaya, paylaşmaya kalktılar olmadı. Beceremediler. Baktılar ki böyle olmuyor, Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra taktik değiştirdiler. Bu güzel ülkede bir kardeş kavgası çıkarmayı, bu ülkeyi içeriden bölmeyi denediler. Bir iç savaş hayali kurdular. Bunu çok iyi görmek lazımdır. Bu kardeş kavgasını gün oldu darbelerle yapmaya çalıştılar. Gün oldu sağcı-solcu diye bu ülkenin gençlerini birbirine düşürerek, bir annenin iki evladını, birbirine pusu kurar hale getirerek yapmaya çalıştılar. Çorum olaylarıyla, Kahramanmaraş olaylarıyla yapmaya çalıştılar. Gün oldu mezhep üzerinden, etnik kimlik üzerinden bölmeye çalıştılar. PKK diye bir taşeron örgüt kurup bu örgüte 40 yıl yatırım yaptılar. Baktılar ki hiçbirisi tutmuyor Türkiye özellikle 21. asrın başından itibaren giderek güçleniyor. Demokrasi güçleniyor, siyasi istikrarı güçleniyor. İşte o zaman son planlarını devreye soktular. Hoca müsveddesi bir müptezele yatırım yapıp devletin her kademesine soktukları hainler eliyle 15 Temmuz gecesi bu ülkeye, tarihinin gördüğü en büyük ihaneti yaptılar. Tanklarla, F-16’larla kardeşi kardeşe kırdırmak istediler. Buradan bir şeyi çok iyi görmemiz lazımdır. Bütün bunları yaptılar, bu planları ortaya koydular ama başaramadılar. Başaramadılar çünkü bu millet, itidali elden bırakmadı. Bu millet çıplak elleriyle beraber tanklara F-16’lara helikopterlere karşı bir şeyi haykırdı ‘Amerika’da arkanızda olsa, dünyada arkanızda olsa bu milletin namusunu kimseye teslim etmeyiz, ettirmeyiz’ dediler. Feraseti, vicdanı elden bırakmayan bu millet ihaneti yapanı kenara almış; kendi birliğinin beraberliğinin bozulmasına müsaade etmemiştir. Dikkat edin, 15 Temmuz gecesi o büyük ihaneti gerçekleştirenler, sabahına varmadan derdest edilince, hiç kimse hukuk dışı bir ceza kesmeye kalkışmamıştır. 250 şehidimize rağmen sokaklarımızda en küçük bir taşkınlık, herhangi bir linç hadisesi veya başka bir başıbozukluk yaşanmamıştır.”
” Millet, sapla samanı ayırmasını bilmiştir”
Suçluların yakalandığını, adalete teslim edildiğini aktaran Soylu, “Mahkemeleri devam etmektedir. Millet, sapla samanı ayırmasını bilmiştir. Milletimiz, üstün ferasetiyle beraber devletinin, göz bebeği kurumlarının, ordusunun yok yere lekelenmesine, emniyet teşkilatının yok yere lekelenmesine müsaade etmemiştir. 16 Temmuz sabahında ülkede her şey, ekonomi, sosyal yaşam, kendi rutininde devam etmiştir. İşte bu hal, aziz milletimizin o yüksek hasletlerinin neticesindedir. Bizim en büyük kalemiz, en büyük silahımız vicdanımız, adaletimiz ve medeniyetimizdir. Bütün bunları sizlere şunun için anlattım. Evet, emanetiniz çok büyüktür, çok ağırdır. Ama çok da büyük bir yardımcınız vardır” dedi.
“28 terörist etkisiz hale getirildi”
Bakan Soylu, konuşmasında son 24 saat içerisinde, yurtiçi genelinde yürütülen operasyonlarda 23’ü ölü 5’i teslim olmak üzere toplam 28 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
2017-2018 eğitim öğretim yılında intibak eğitim safhasını tamamlayan JSGA Fakülte Dekanlığında eğitim gören 5’i misafir personel olmak üzere 205 Jandarma Subay adayı öğrenci ile Astsubay Eğitim Merkezinde eğitim gören 3 bin 399 astsubay adayı (99 sözleşmeli sahil güvenlik astsubay adayı öğrenci, 20 sağlık astsubay adayı öğrenci, 230’u kadın olmak üzere 3 bin 280 jandarma astsubay adayı) and içti. Törende and içen kadın astsubay adayları arasında ise 3 tane başörtülü astsubay yer aldı.

İlker Turak – Ömer Çetin – Mustafa Apaydın 

 

Kiriş Mahallesi’ndeki lüks bir otelde tatil yapan 34 yaşındaki Anna Gosteva ve 14 yaşındaki kızı kızı Olga Vostretsova dün öğleden sonra saat 15.00 sıralarında yürüyüş patikasını takip ederek Çalıştepe-Kocaburun mevkiini gezmek istedi ancak bir saat sonra anne-kız ormanlık alanda yollarını kaybetti.
Anne kız, oteli aramak yerine geri dönüş yolunu kendi çabalarıyla bulmaya çalışınca saatler geçti ve hava kararmaya başladı. Bunun üzerine panikleyen anne Anna Gosteva, kaldıkları oteli cep telefonuyla arayarak kaybolduklarını bildirdi. Otel yetkililerinin arama çalışmalarını kolaylaştırmak için “Çevrenizde ne görüyorsunuz? Ne duyuyorsunuz?” sorularına Anna Gosteva “Sadece Ay’ı görüyoruz. Biraz da müzik sesi duyuyoruz” diye cevap verince, kayıp turistlerin çukur bir yerde mahsur kaldıkları anlaşıldı.

5 kilometrelik alanda arama
Kayıp anne-kızı bulmak için polis ekipleri önce Çalıştepe’nin Bayraktepe zirvesine çıktı. Burada orman itfaiyesinin yangın gözetleme görevlisinden bilgi alan polisler, ormanlık alanda yaptıkları aramadan eli boş döndü. Bunun üzerine, kayıp turistlerin kaldıkları otel yakınından başlayarak aranmasına başlandı. Kiriş Mahallesi’nden başlayarak Kemer Merkez Mahallesi’nde sona eren 5 kilometrelik yürüyüş parkuruna giren polisler bir yandan isimlerini seslenerek, diğer yandan düdük çalarak turistlerden bir karşılık bekledi ancak bir cevap alamadı.

Polisler buldu
Telefonla tekrar ulaşılan turistlerin, yerlerini belli etmek için yanlarında bulunan fotoğraf makinesinin flaşını patlatmaları da sonuç vermedi. Bir süre sonra telefon irtibatı da kesildi. Bunun üzerine iki kola ayrılarak arama çalışmasına devam eden polis ekipleri, diğer yandan da Antalya İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne (AFAD) haber verdi. AFAD arama kurtarma ekibi hazırlıklarını tamamlayıp Kemer’e gelmek üzere harekete geçmek üzereyken Çalıştepe’nin üzerindeki eski deniz feneri bölgesine ulaşan polis ekibi, Anna Gosteva ve kızı Olga Vostretsova’yı mahsur kaldıkları yerde buldu.
Vücutlarında herhangi bir yaralanma bulunmayan turist anne kız, saatlerdir susuz kaldıktan sonra polislerin ikram ettiği suyu kana kana içti. Turistler daha sonra kaldıkları otele götürüldü.
 

Yapılan son değerlendirmelere göre, yurdun kuzey kesimlerinin parçalı yer yer çok bulutlu, Marmara, Orta ve Batı Karadeniz ile Kütahya, Manisa, Çankırı, İzmir, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin çevreleri, Eskişehir’in kuzeybatı kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların İstanbul, Yalova, Kocaeli, Bursa, Karabük çevrelerinde kuvvetli, Sakarya, Bartın, Düzce, Zonguldak çevrelerinde çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması bekleniyor.

Rüzgarın genellikle kuzey ve kuzeydoğu, Akdeniz kıyıları ve güneydoğu kesimlerde güney ve güneybatı yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.
Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:
Ankara: Parçalı ve az bulutlu 28
İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, sabah ve öğle saatlerinde kuvvetli olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 25
İzmir: Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 30
Adana: Parçalı ve az bulutlu 35
Antalya: Az bulutlu ve açık 32
Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı 28
Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı olmak üzere sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı 28
Erzurum: Parçalı ve az bulutlu 31
Diyarbakır: Az bulutlu ve açık 36 

Olay, dün gece Hikmet Şahin Kültür Parkı’nda meydana geldi. Gece 03.00 sıralarında köpeği ile birlikte park içerisinde keşif yapan hırsız, önce Ayhan Ö.’ye ait çay bahçesine, tornavida yardımıyla pencereyi kırarak girdi. Burada bir miktar para ile laptop, tablet bilgisayar ile kumbarayı çalan hırsız, köpeği ile birlikte İsmail Ç.’ye ait çay bahçesine yöneldi. Alarmları fark ederek yanında bulunan büfeye giren hırsız eli boş döndü. Hırsız, sırasıyla 4 ayrı mekana girdi. Hırsız güvenlik görevlilerini fark edince köpeğini tasmasından tutarak olay yerinden ayrıldı.
Sabaha karşı 10.00 sularında büfenin penceresinin kırıldığını fark eden İsmail Ç., durumu emniyet ekiplerine bildirdi. İnceleme yapan emniyet ekipleri hırsızı bulmak için çalışma başlattı.

Köpekli hırsızın rahat tavırları ise güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Hırsızın köpeği eğittiği girdiği iş yerleri önünde köpeğin nöbet tuttuğu ve birinin geldiğinde sahibine havladığı kameralar tarafından kaydedildi.
12 saat sonra yeniden Kültürpark’ta gezmeye başlayan hırsızlık şüphelisi Semih S, güvenlik ekipleri tarafından fark edildi. Yanındaki köpekten tanınan zanlı kıskıvrak yakalandı. Hırsızlık şüphelisi emniyet ekiplerine teslim edildi. Ekipler zanlıyı gözaltına alırken, köpeğe de el konuldu.

Öte yandan zanlının üzerinden İnegöl’de bir çay bahçesine ait olan ödenmemiş adisyon kağıdı bulundu. 

Salih Bakıcı

Katar’dan Türkiye’ye turist olarak gelen 9 kişilik aile dün Uludağ’a çıktı. Zirvede yemek yedikten sonra İstanbul’a dönmek isteyen aile, 9 yaşındaki İbrahim Najib El Mansouri’nin yanlarında olmadığını fark etti. Bir süre arama yapan aile çocuğu bulamayınca durum jandarmaya bildirildi. Çocuğu bulmak için Jandarma Arama Kurtarma, Jandarma Özel Harekat, AFAD, AKUT, NAK, Yıldırım Belediyesi Arama Kurtarma, Bursa Büyükşehir Belediyesi Arama Kurtarma, İHH ve UMKE ekipleri seferber oldu. Gece boyunca Uludağ’ın her yerinde arama yapan ekipler, çocuğun izine rastlamadı. Sabah saatlerinde tekrar arama başlatan ekipler, araziye dağıldı.

Öte yandan, jandarma ekipleri havanın aydınlanması ile beraber drone uçurmaya başladı. Bölgeyi drone ile havadan tarayan ekiplerin çocuğu bulmak için çalışmaları sürdürürken, çocuğun izine Sarılan mevkiinde ulaşıldı. Alınan ilk bilgilere göre çocuğun sağlık durumunun iyi olduğu en kısa sürede ailesinin yanına getirileceği açıklandı. 

Geceyi uçurumun kenarında uyuyarak geçirmiş

Uludağ’da dün akşam saatlerinde kaybolan ve 18 saat sonra bulunan 9 yaşındaki Katarlı çocuğun, geceyi ormanda uçurumun kenarında uyuyarak geçirdiği öğrenildi.

Kış turizminin gözde merkezlerinden Uludağ’a turist olarak gelen 9 kişilik ailenin çocuğu İbrahim Najib El Mansouri, dün akşam saatlerinde kayboldu. Bunun üzerine çocuğu bulmak için Jandarma Arama Kurtarma, Jandarma Özel Harekat, AKUT, NAK, Yıldırım Belediyesi Arama Kurtarma, Bursa Büyükşehir Belediyesi Arama Kurtarma, İHH, itfaiye ve UMKE ekipleri seferber oldu. Gece boyunca Uludağ’ın her yerinde arama yapan ekipler, çocuğun izine rastlamadı. Sabah saatlerinde tekrar arama başlatan ekipler, araziye dağıldı.

Özel haberleşme ağı kuruldu

Katarlı çocuğu bulabilmek için Osmangazi Jandarma İlçe Komutanı Binbaşı Aşkın Bozkurt ve Uludağ Jandarma Komutanı Üsteğmen Emre Kısa tarafından bütün kurtarma ekiplerinin de bulunduğu özel haberleşme ağı kuruldu. Bu sayede ekipler, birbirleriyle bağlantılı olarak haberleşti ve aramayı genişletti.

Kamera kayıtları incelendi

150 kişinin katıldığı arama-kurtarma çalışmalarında çevredeki tüm kamera görüntüleri incelendi. Görüntülerde çocuğun ailesiyle yemek yediği sırada yanlarından ayrıldığı görüldü. Bunun üzerine ekipler, çocuğun gidebileceği taraflarda yoğun çalışma başlattı.

Çocuğun İstanbul’dan getirilen kıyafetleri köpeklere koklatıldı

Öte yandan, jandarma ekipleri, dün İstanbul’a giderek ailenin kaldığı otelden çocuğun eşyalarını Uludağ’a getirtti. Burada çocuğun eşyalarını narkotik köpeklere koklatan ekipler, çocuğun bulunması için yoğun çaba gösterdi. Ayrıca çocuğa ait bastırılan bin adet fotoğraf Uludağ’da dağıtılırken, çevre köylere de çocukla alakalı bilgiler verildi.

18 saat sonra bulundu

Yoğun aramalar sonucunda çocuk 18 saat sonra Gölçük Çayırı’nda bulundu. Çocuğu bulan Jandarma Uzman Çavuş Musa Tamkoç, “Dün akşam 19.00 civarında bir çocuğun kayıp ihbarı geldi. Bilgilerini alıp, arama çalışmalarına başladık. 13.20’ye kadar çocuğu aradık. Gölçük Çayırı’nda çocuğu bulduk. 11.00 sıralarında Sarıalan mevkiine girdik. Arazi karışık ve yoğun ağaç olduğundan dolayı bazen birbirimizi kaybettik. 4 metrelik saf düzeninde ilerledik. Uludağ dağlık ve kayalık bir yer. Uçurumdan aşağıya indim. Dereden geçtik. ‘İbrahim, İbrahim’ diye yüksek sesle bağırdım. Biraz sonra sesi geldi. Çocuk beni görünce hafif kaçtı. Elma, çikolata, su verdim. İbrahim, ‘baba, anne gitti’ dedi. Komutanlarımız çocuğun ailesinin kimliklerini atmıştı. Onu gösterdikten sonra öz güven geldi. Çocukla sonra anlaştık. Üstü ıslaktı. İlk sağlık müdahalesini yaptım. Çocuğa kendi kıyafetlerimi verdim. Çocuğu yavaş yavaş getirdik” dedi.

“Geceyi uçurumun kenarında uyuyarak geçirmiş”

Çocuğu ilk bulduğu anı anlatan Tamkoç, “Çocuk uçurum kenarındaydı. Geceyi orada geçirmiş. Üzerindeki elbiseyi yastık yapmış. Bunu kendisi de anlattı. Uçururum kenarında beni görünce ağaca tutundu. Oradan düşme ihtimali de vardı. Kendisi geceyi uyuyarak geçirdiğini söyledi” diye konuştu. 

Ahmet Faruk Çabuk

GÜNÜN ÖZETİ