Uzm. Dr. İrem Eren Kutlutürk, kış aylarında soğuyan havanın vücut ısısının kaybolmasına, kan dolaşımının azalmasına, ter ve yağ bezlerinin daha yavaş çalışmasına neden olduğunu belirterek, “Kan dolaşımı yavaşladığında, cildin gereksinim duyduğu antioksidanları ve besleyici maddeleri alması zorlaşır. Cilt kuruluğu başlar ve cilt yağ kaybetmeye başlar. Lipid bariyeri dediğimiz koruyucu tabaka incelir. Cildin esnekliği azalır. Çatlamalar, pullanmalar görülür ve cildin erken yaşlanma süreci başlar” dedi.

“Günde en az 3 kez cilt tipine uygun bir nemlendirici ile cildimizi nemlendirmeliyiz”

Kış mevsimini son derece güzel bir saç ve cilt ile geçirmenin mümkün olduğunu aktaran Uzm. Dr. Kutlutürk, “Ellerimiz ve yüzümüz kış mevsiminde soğuktan kuruyup çatlayacağı için mümkünse her su ile temastan sonra, günde en az 3 kez cilt tipine uygun bir nemlendirici ile cildimizi nemlendirmeliyiz. Kesinlikle alkol içeren toniklerin kullanılması önerilmez. Bu tonikler cilt tarafından oluşturulan bakteriyel koruma tabakasını kaldırırlar. Zamanla kaşıntı, aşırı kuruluk ve ciltte lekelenme gelişir. Yüzünüze düzenli olarak peeling yapmalı, zengin içerikli bir gece kremi kullanmalı ve mümkünse nemlendirici içeren, leke önleyici, anti-aging etkili, güneş koruma faktörlü bir krem tercih edilmeli. Günde 2 kez yüz ve boyun temizliğinizi atlamayın. Kış aylarında sabah ve akşam düzenli yaptığınız cilt temizliği ve bakımında, önce sıcağa yakın ılık su kullanmanız, cildinizi durularken sonlara doğru soğuk su ile bitirmeniz cildinize şok etkisi oluşturarak kan dolaşımını artırır. Parfümlerdeki alkol de cildimizi kurutabilir. Ama parfüm sürmemektense basit bir formülle cildinizin kurumasını önleyebilirsiniz, parfümü sadece giysilerinize sıkın. Dudakların gece kremle nemlendirilmesi önemlidir. Dudak çevresindeki çatlamaları önler. Gündüz güzel bir dudak balmı ile dudakları korumalısınız. Dudaklarınızı yalamaktan kaçınmalısınız. Özellikle erkeklerde, tıraş olmadan önce köpük 3 dakika ciltte bekletilmeli ve tıraş tüylerin çıkış yönünde yapılmalı, aksi takdirde kıl dönmesi, batıklar ve tahriş oluşur. Tıraş bıçakları en fazla 4-5 kez kullanım sonrası kesinlikle değiştirilmeli. Bu durumda cilt tahriş riski azalır. Bol su içmek sadece yaz aylarında değil kışın da gerekiyor. Biz o kadar susamasak bile cildimizin suya ihtiyacı oluyor” ifadelerini kullandı.

“Karlı ortamda güneş koruyucu kullanımı daha da önemlidir”

Yağmurlu havalarda bile ultraviyole ışınlar vücuda ulaştığı için kış mevsiminde de en az 30 SPF güneş koruyucu kullanılmasını öneren Uzm. Dr. Kutlutürk, “Karlı ortamda güneş koruyucu kullanımı daha da önemlidir. Cilt yaşlanmasını önlemek için saç-tırnak bakımı açısından, hem krem hem de ağızdan çinko, A,E,C içerikli kremler ve antioksidan etkisi olan diğer ürünlerin doktora danışarak kullanılması önerilir. Alkol içerikli saç bakım ürünleri yerine argan yağı gibi nemlendiricileri tercih etmeliyiz. Saç kurutma makineleri ve düzleştiricilerin kullanımını mümkün olduğu kadar azaltmalıyız” ifadelerine yer verdi.

Uzm. Dr. Kutlutürk, kış mevsiminde cilt problemlerinin çözümü olabileceğini ifade ederek, “Eğer cildinizde leke, kırışıklık ve sarkma gibi problemler varsa, kış mevsimi bunlara çözüm bulmak için en uygun zaman. Kimyasal peeling, mezoterapi gibi uygulamaların özellikle güneşin aktif olmadığı kış aylarında yapılması gerekir” dedi.

Emre Gülle
 

Edinilen bilgiye göre, Kayseri’nin Altunoluk, Anbar, Eski Sanayi ve Hürriyet Mahallesi’ndeki evlerden 8 adet hırsızlık olayı gerçekleştiği öğrenildi. Meydana gelen hırsızlık olayları ile ilgili Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları çalışmalarda bir evden bankamatik kartlarının çalındığını belirledi. Hırsızların bankamatik kartlarını kullanabileceğini değerlendiren Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, şehirdeki ATM’lerin güvenlik kameralarını incelemeye aldı.

İncelenen güvenlik kameralarında farklı saç stili olan bir kişi üzerinde yoğunlaşan polis ekipleri, Ümit T. ve Mustafa K.’yı yakalayarak gözaltına aldı. Şahısların sorgusunu yapan ve araştırmaları derinleştiren Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, daha önce hırsızlıktan kaydı bulunan Sezgin A.’nın da son dönemlerde çok para harcadığını belirledi ve yakalayarak gözaltına aldı. Sezgin A.’nın yapılan üst aramasında bir araçtan çalındığı belirlenen başkasına ait kimlik belgesi de ele geçirildi.

Kayseri Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü’nde yapılan sorgulamalarda Ümit T., Mustafa K. ve Sezgin A.’nın Altınoluk Mahallesi’nde 20 adet ziynet eşyası, 2 bin 900 TL para, 5 parça elektronik eşya, kredi kartları, Hürriyet Mahallesi’nde bir otomobilin çalınması, Anbar Mahalesi’nde bir iş yerinden 5 bin TL değerinde sigara ve 300 TL para çalınması, Eski Sanayi Mahallesi’nde bir iş yerinden 2 bin TL para çalınması, Hürriyet Mahallesi’nde iki evden bilgisayar, 21 bin TL değerinde ziynet eşyası, 9 bin TL para çalınması olaylarına karıştıkları belirlendi.

Yetkililer, gözaltına alınan zanlılar hakkında başlatılan işlemin devam ettiğini bildirdi. 

Hairestetik Turkey Saç Ekimi Merkezinden Saç Ekimi Koordinatörü Engin Sönmez, “Sadece müdahale sonrasında biraz ağrı olabilmektedir. Ancak kullanılan ağrı kesiciler ile ağrıların giderilmesi mümkündür. Hatalı ekim olmuşsa yapılan düzeltme işleminde acı olabilir.” dedi.

Sonuç olarak saç ekiminin cerrahi bir operasyon olduğundan illa ki az bir acı hissedileceğini kaydeden Saç Ekimi Koordinatörü Engin Sönmez, “Ama korkulacak derecede değil tabi sadece bu bir sinek ısırığı kadardır. Aynı zamanda fue teknolojisiyle saç ekimi fut yöntemine göre çok daha az acı vermektedir. Diğer yandan saç ekim işlemi yaklaşık 4 -5 saat süren ameliyathane koşullarında yapılan lokal anestezi ile birlikte gerçekleşen bir cilt cerrahisidir. Ense bölgesinde lokal antestezi yapıldığında cok az bir acı olabilir bunun dışında güle oynaya ara vererek, gazete okuyarak işlem devam ediyor işlem sırasında hiç bir acı sızı olmuyor. İşlem sonrasında ilk gece hafif bir sızı olabileceğinden ağrı kesici verebiliyoruz. Hastalardan sıkça, “keşke daha önce gelseydik, oturduk gidiyoruz” gibi rahatlatıcı sözler duyabiliyoruz. Ama şunu da unutmamak gerekir ki sonucunda saçlarınıza kavuşmanın yaklaştığını düşününce bu ufak acıyı kesinlikle dikkate almayacağınız da bir gerçek.

Diğer yandan işlem, iki basamakta gerçekleştirilmektedir. Bu süreçte önce saçlar kısalır. Alınacak yer ve ekilecek yer işaretlenir. Sonra saç alınacak yere lokal anestezik ilaçlar uygulanır. Yapılacak bu işlem sadece 2 dakika sürer. Bu anestezi süresince kişiden kişiye değişen küçük bir acı hissedilebilir. Sonrasında ağrı biter, daha sonra saçların toplanması da kesinlikle ağrısız bir biçimde ilerler. Ardından da ekim yapılacak yere aynı işlem uygulanır. Arka taraf uyuştuğundan dolayı, ekim yapılacak bölgede diğerine göre daha az acı hissedilir. Sonrasında uygulanacak tüm işlem ağrısız bir şekilde devam eder.” diye konuştu.

Saç Ekimi Koordinatörü Engin Sönmez, toplumumuzda saç dökülmesi, hem erkeklerin hem de kadınların sıkça karşılaştığı sorunların başında geldiğini kaydederek şöyle konuştu:

“Ve bu hiç de küçümsenmeyecek oranda olmakla beraber kişide psikolojik açıdan olumsuz etkiler meydana getirir. Pek çok kişi kendine uygun doğrultuda öneriler ile birlikte kozmetik ürünleri kullanırlar ama ne yazık ki çare bulamazlar. Bu tip sorunlarla başa çıkmanın en doğru yolu, uzman kadro eşliğinde yapılması gereken saç ekimidir. Fue yöntemi ile uygulanan saç ekiminde ağrı, acı gibi sıkıntılar hemen hemen hiç yoktur. Fua yöntemi ile başka yöntemlerde uygulanan kesik ya da dikiş izi gibi olumsuz durumlarla da karşılaşılmaz.” 

Saç ekimi işleminin her aşamasının ciddi tecrübe gerektiren bir husus olduğunu ifade eden Hairestetik Turkey Saç Ekim Merkezi Koordinatörü Sönmez, “Saç ekiminin en önemli noktası ön saç çizgisine doğallığın verilebilmesidir. Saç çizgisini oluşturacak olan uzmanın el becerisinin yanı sıra sanatsal kişiliğini de ortaya koyması gerekmektedir” dedi.
Ön saç çizgisi oluşturulurken kişinin açıklığı, verici bölgeden alınan graftlerin miktarı, kişinin yaşı ve beklentileri dikkate alınması gerektiğini belirten Sönmez, “En çok tercih edileni ise ölçülerek belirlenendir. Çünkü anatomik olarak her kişinin kafa yapısı farklı, olduğu için bizi yanıltabilir bu açıdan en sağlıklısı ölçüm metodunu kullanmaktır. Saç köklerinin beslenebilmesi için saç köklerinin yerleştirileceği mikro kesilerin (kanalların) ekilecek olan greftlerin çapında olması gerekmektedir. Saç köklerinin yerleştirileceği mikro graftlerin açıları dökülme olmadan önceki mevcut olan saçların yönünde açılmalıdır. Verici bölgeden alınan saç köklerinin çapı ve uzunluğu hesaplanarak, kanal açmak için kullanılan lateral slitin çapı ve uzunluğu ayarlanmalıdır. Kişiye özel kanal açıcılar kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Bir ekimin doğal olup olmadığı en çok saç çizgisine bakarak anlaşıldığını kaydeden Sönmez, “Bu nedenle size uygulanan saç çizgisi ekimin en önemli aşamalarındandır. Erkeklerde hafif V şeklinde gelen doğal bir saç çizgisi vardır ve bu saç çizgisi her kişide farklı bir yön bulunmaktadır. Başarılı bir ekimde bu yöne dikkat edilerek ve doğal saç çizginiz oluşturulur” diye konuştu. 

Dr. Emrah Çinik, “Operasyon sonrasında ekim alanını kamufle etmek için şapka takılabilir. Bu durumda kafa üstüne oturacak fakat ekim alanına değmeyecek, üstü sert kep/spor şapka kullanılmalı ve saç ekim yapılan bölge şapka altındaki boşlukta kalmalıdır. En uygunu, Afrika safari belgesellerinde gördüğümüz tarzda tepe kısmı sert olan, çökme yapmayacak tarzda bir şapkadır. Bulunamıyorsa üstü sert olan golf şapkaları da olabilir” dedi.

Dr. Çinik, saç ekimi sonrasında dikkat edilmesi gereken 12 maddeyi şöyle sıraladı:

“1 – Gece uyurken ekim yapılan saç kökleri yatağın başına, yorgana ya da yastığa değmemeli ve zarar görmemeli. Bunun için sert ve küçük bir yastık kullanmanız önerilir. Sırtüstü şekilde, alım yapılan ense bölgesi üzerine yatabilirsiniz. Yüzükoyun yatmanız, ekim alanının yastık veya yatakla temas edebilme riskini arttırdığı için iki hafta boyunca önerilmemekte. Ayrıca 2 hafta boyunca gömlek, hırka, fermuarlı kazaklar gibi önü açık giysilerin giyilmesi tercih edilmeli; kafa bölgesinden ekim alanına zarar vermemesi için t-shirt, boğazlı kazak, atlet gibi dar giysiler geçirilmemelidir. Yani 2 hafta ekim yapılan alana temas olmamalı, muhtemel her temas, ekilen saç köküne zarar verebilir ve o saç kökünü kaybedebiliriz.

2 – İki hafta boyunca spor aktiviteleri, hamam, sauna, yüzme, solaryum ve her türlü kuaförlük hizmetleri yasaktır. Saç köklerine zarar verebilir, enfeksiyon riskini artırabilir.

3 – Saçlar 15 gün sonra kazıtmamak şartıyla makasla kestirilebilir. 45 gün sonra her türlü kuaförlük hizmeti alınabilir (tıraş, boyama, kazıtma, perma ve benzeri işlemler gibi).

4 – İki gün boyunca saç ekimi yapılan bölgeye yıkama yapılmamalı ve su değdirilmemelidir. İlk yıkama 2. gün yani operasyon üzerinden 48 saat geçtikten sonra yapılmalıdır. Bu yıkamayı ilgili doktorunuz veya sağlık ekibi yapacaktır. Önemli olan, saç köklerine zarar vermeyecek şekilde nazik davranmak ve saçları yıkarken zedelememektir.

5 – Yıkama işlemlerinden sonra saç ekim alanında kesinlikle havlu kullanmamalı ve saç kurutma makinesi ile kurutulmalı.

6 – Kafa bölgesine darbe alacak sporlar yapıyorsanız (futbol, basketbol, tekvando, kick box, boks, güreş, vb.) bu aktivitelere 45 gün sonra başlamalısınız.

7 – Eğer Saç ekim sonrası hemen yolculuğa çıkacaksanız, ensenizi dolduracak basit bir şişme yastıkla seyahat etmeniz, kafanızı cama ya da başka bir yere dayamanızı ve saç köklerinizin zarar görmesini engelleyecektir.

8 – Operasyondan sonra ilk hafta aspirin kullanmamalısınız. Ayrıca ginseng, ginko biloba, E vitamini gibi kanı sulandırıcı ilaç ve bitkisel destek tedavilerini almanız da tavsiye edilmez. Saç ekimi operasyonu sonrasında saçlarınızın çıkmaya başlaması 2,5 ay – 4 ay arasında bir süre alabilir.

9- Bir ay boyunca alkol kullanmamalısınız. Sigarayı da azaltmanız tavsiye edilir. Ama operasyondan bir gün sonra ve operasyon günü sigara içmeniz yasaktır.

10- Sporun her hangi bir dalıyla uğraşan insanların da bir ay spor yapmamaları, kendilerini fazla yormamaları gerekmektedir.

11- Gün ışığına ve soğuğa karşı hassas davranmaları ve fazla soğuk ve sıcakta durmamaları gerekmektedir.

12- Operasyondan iki hafta sonra cinsel hayatına geri döne bilirler. Ama iki hafta müddetinde cinsel ilişkiye girmek tavsiye olunmamaktadır. Saç ekimi operasyonu sonrasında kullanılacak olan antibiyotik, ağrı kesici gibi ilaçlar ve kullanım şekilleri operasyonu yapan doktor tarafından bizzat verilmelidir.” 

Hairestetik Turkey Saç Ekimi Merkezinden Saç Ekimi Koordinatörü Engin Sönmez, “Hairestetik Turkey’de uygulanan bu yöntem sayesinde, saçlı deriye cerrahi bir işlem uygulamaya gerek kalmaksızın, yeni saçlara sahip olabilmektesiniz. DHI Saç Ekimi; saçlı deriden alınan köklerin, dökülme ve açıklık yaşanan kısımlara nakledilmesi işlemidir. Özellikle kısa zamanda sonuç almak isteyen kişiler, bu yöntem sayesinde sağlıklı sonuçlar elde edebilirler. DHI Yöntemi merkezimizde uzun süredir uygulanmaktadır. Bu yöntemi özellikle saçını kesmek istemeyen hastalarda sıkça kullanmaktayız. DHI Choi (saç ekimi kalemi) iğne içine yerleştirilen greftin direkt ekimi ile gerçekleştirilir. Fakat daha geniş bir ekibe ihtiyaç duyulduğu ve kullanılan CHOİ kalemi gibi ekipmanların farklılığından dolayı FUE yöntemine göre daha pahalı bir yöntemdir” dedi.

Saç ekiminin tarihçesinin uzun yıllara dayansa da, yapılan AR-GE çalışmaları sonucunda yeni yöntemlerin geliştirildiğini ifade eden Sönmez, “İlk olarak uygulanan ağrılı ve iz bırakan FUT yöntemidir. Daha sonra gelişen yöntem, FUE biçimini almıştır. Son olarak uygulanan yöntem ise; DHI Saç Ekimi yöntemidir. Saç ekimi için başvuran hastalarımıza ilk olarak çeşitli tetkikler yapılarak, ekim yapılacak saçın kalitesi belirlenir. Bu tetkikler sırasında hastanın saç yoğunluğu, saçın hammaddesi keratinin kalitesi, saç diplerinin dayanıklılığı gibi saç ekimi konusunda oldukça önemli etkenler araştırılır. Çıkan sonuçlara bakılarak, saçlı deriden alınacak kök sayısı ve ön saç çizgisi belirlenir. Saç dökülmesi yaşanan bölgeler lokal ve genel olarak iki grupta incelenir. Açıklık kafanın üst kısmının tamamını kapsıyorsa, bu durumda 4 bin ila 7 bin saç kökü donör bölgeden (ense yukarısı ve iki kulak arasında kalan bölge) çıkarılır” diye konuştu.

“Köklerin çıkarılma işlemi oldukça önemlidir”

Çıkan kökün sağlıklı olması için, açıklık bulunan bölgeye nakledilene kadar zarar görmeyecek koşullarda saklanması gerektiğini kaydeden Sönmez, “Yani yoğun ışık altında kalmamalı ve uygun sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir. Bu işlem alelade bir klinikte yaptırılmamalıdır. Her ne kadar neşter kullanılmadan yapılan bir işlem olsa da, olası enfeksiyon kapılma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. DHI Saç Ekimi yönteminde neşter kullanılmaz. İşlem, saçlı deride delikler açılmadan sancısız olarak gerçekleştirilir. Diğer yöntemlerde saçlı deriden şeritler halinde deri parçaları çıkarılır ve yara izi kalma durumu vardır. DHI Saç Ekimi sırasında ve sonrasında ekstra koruma gerekmez ve hızlı sonuçlar elde edilir. FUT yönteminde ise işlem öncesi ve sonrası hem antibiyotik hem de ağrı kesici ilaç kullanımı gerekmektedir. DHI öncesi kullanılan yöntemlerde uzun inceleme süreleri bulunmaktaydı. Saç kökü uzun süre dış ortamda kalmaktaydı ve bu durum hasar oluşmasına neden olmaktaydı. DHI saç ekimi yöntemi sayesinde tek tek çıkarılan kökler ilgili bölgeye hemen nakledilerek, hem zamandan hem de saç kalitesi bakımından kazanç sağlanmaktadır” ifadelerini kaydetti.

DHI saç ekiminin avantajlarının, küresel dünya hızlı yaşamı beraberinde getirmekte olduğunu belirten Sönmez, “İnsanlar her alanda hızlı sonuçlar elde etmek istemektedirler. DHI Saç Ekimi işte burada devreye girmektedir. Geçmişte kullanılan yöntemlerde saçların gelişme, büyüme evresi daha geç gerçekleşmekteydi. Bu yöntem ile saç kökü büyümeye hazır olarak yeni bölgeye nakledilmektedir. Saç ekimi sırasında sadece saç kökleri değil, saç gelişiminde gerekli olan yağ bezeleri ve kökün korunmasını sağlayan dış zar olarak adlandırılan kısımlar da saçlı deriden tahliye edilir. DHI Saç Ekimi sırasında bu işlemler oldukça hızlı gelişir. Öncelikle belirtmek gereken şey, bu işlemin ucuza yaptırılmaması gerektiğidir. Piyasa şartları ve toplumsal etkenler düşünüldüğünde, ucuz olarak nitelenen işlemlerde sağlık açısından zafiyetler bulunmaktadır. Avrupa’da gerçekleştirilen saç ekimi fiyatları, ortalama olarak 2 bin 500 € ile 5 bin € arasındadır. Tabi ki ülkemizde fiyatlar daha uygundur. Fakat bu fiyatların çok aşağısındaki değerler, hayal kırıklığı yaşamanıza neden olabilir. Saç derisi beyne en yakın kısımlardan birisidir ve oldukça özen gösterilmesi gerekir. Bu sebeple, işin uzmanı olmayan kişilerce yapılmamalıdır” açıklamalarında bulundu. 

Hairestetik Turkey Saç ekim koordinatörü Engin Sönmez, uzman olmayan ve saç ekimi operasyonlarında deneyimli olmayan doktor veya kişilerin saç ekimi uygulamasını gerçekleştirmesinin, saç ekimi uygulamalarında en çok yapılan hatalardan biri olduğunu belirterek, “Saç düzgün bir şekilde planlama yapılarak ekilmemiş ise kökler arasında ayrıklık oluşur ya da saçlar birbiri üzerine gelerek kötü ve kabarık bir görünüme neden olabilir” dedi.

Saç ekimi işleminde saçların doğru açılarda ekilmemesinin hatalı bir işlem olduğunu anlatan Sönmez, şöyle konuştu: “Bu şekilde yapılan ekimlerde saç dimdik uzar ve yine doğallıktan uzak bir görüntü meydana gelir. Saç ekimi işlemi sıfır hata ile yapılmalıdır aksi takdirde kötü sonuçlara sebebiyet verir. Diğer önemli bir nokta ise saç köklerinin alınma sırasında çok dikkat edilmelidir. Saç kökleri kesinlikle zarar görmeden alınarak aynı şekilde zarar görmeden ekilebilmesi gereklidir, saç köklerinin zarar görmesi o bölgede bir daha saç çıkmamasına zemin hazırlar ki bu asla istenmeyen bir durumdur. Saç ekimi yaptıran kişinin var olan saçları da dökülebilir buda telafisi mümkün olmayan çok üzücü bir olaydır. Çünkü dökülme riski olan saçlar göz ardı edilirse ve hastanın ense kapasitesi sınırlı ise düzeltme ihtimali olmaz.”

Yapılan hatanın telafisinin olmadığını kaydeden Hairestetik Turkey Saç ekim koordinatörü Engin Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Saç ektirmeye artan talep yüzünden ameliyat ortamına hiç uygun olmayan, son derece sağlıksız ortamlarda çok ucuz fiyatlara bu işlem yapmaya çalışan birçok kuruluş çığ gibi büyüyerek açılmaya devam ediyor. Saç ekim merkezi adı altında açılan bu yerler ne yazık ki sadece ticari kazanç amaç peşinde büyük sorunlara yol açıyor. Bu tür yerlerde yapılan saç ekimleri kişiye telafisi çok zor zarar veriyor. Hastalar yaşadıkları sorunların ardından ekim işlemini yapanlar doktor olmadığı için muhatap olacak birisini de bulamıyor. Saç ektirme ameliyatları, hastanelerde ameliyathane koşullarında son derece hijyen bir şekilde uygulanmalıdır, yoksa kişi mikrop kapabilir. Çeşitli hastalıklara yakalanabilir. Saç derisi ve saç kökleri zarar görebilir hatta tüm saçlarını kaybedebilir. Saç kökü alımında kafanın arkasında ense bölgesinin biraz üzerinde iki kulak arasından alınan köklerin zedelenmemesi gerekmektedir. Saç köklerinin orantılı bir şekilde alınmaması ve saç ekiminin ustalıkla yapılmaması halinde mevcut saçlarınızın da tümüyle kaybolma ihtimaliniz yüksektir.” 

Saç ekiminde gelişen modern teknoloji ile son trend DHI saç ekim tekniği olduğunu ifade eden Hairestetik Turkey Saç Ekimi Merkezinden Saç Ekimi Koordinatörü Engin Sönmez, “Hairestetik Turkey’de uygulanan bu yöntem sayesinde, saçlı deriye cerrahi bir işlem uygulamaya gerek kalmaksızın, yeni saçlara sahip olabilmektesiniz. DHI Saç Ekimi; saçlı deriden alınan köklerin, dökülme ve açıklık yaşanan kısımlara nakledilmesi işlemidir. Özellikle kısa zamanda sonuç almak isteyen kişiler, bu yöntem sayesinde sağlıklı sonuçlar elde edebilirler.” dedi.

DHI yöntemini özellikle saçını kesmek istemeyen hastalarda sıkça kullanmakta olduklarını kaydeden Çinik, “DHI Choi (saç ekimi kalemi) iğne içine yerleştirilen greftin direkt ekimi ile gerçekleştirilir. Fakat daha geniş bir ekibe ihtiyaç duyulduğu ve kullanılan CHOİ kalemi gibi ekipmanların farklılığından dolayı FUE yöntemine göre daha pahalı bir yöntemdir. Saç ekiminin tarihçesi uzun yıllara dayansa da, yapılan AR-GE çalışmaları sonucunda yeni yöntemler geliştirilmiştir. İlk olarak uygulanan ağrılı ve iz bırakan FUT yöntemidir. Daha sonra gelişen yöntem, FUE biçimini almıştır. Son olarak uygulanan yöntem ise; DHI Saç Ekimi yöntemidir.” diye konuştu.

Saç Ekimi Koordinatörü Engin Sönmez, DHI saç ekiminin nasıl gerçekleştiği hususunda şöyle konuştu:
“Saç ekimi için başvuran hastalarımıza ilk olarak çeşitli tetkikler yapılarak, ekim yapılacak saçın kalitesi belirlenir. Bu tetkikler sırasında hastanın saç yoğunluğu, saçın hammaddesi keratinin kalitesi, saç diplerinin dayanıklılığı gibi saç ekimi konusunda oldukça önemli etkenler araştırılır. Çıkan sonuçlara bakılarak, saçlı deriden alınacak kök sayısı ve ön saç çizgisi belirlenir. Saç dökülmesi yaşanan bölgeler lokal ve genel olarak iki grupta incelenir. Açıklık kafanın üst kısmının tamamını kapsıyorsa, bu durumda 4000 ila 7000 saç kökü donör bölgeden (ense yukarısı ve iki kulak arasında kalan bölge) çıkarılır. Köklerin çıkarılma işlemi oldukça önemlidir. Çıkan kökün sağlıklı olması için, açıklık bulunan bölgeye nakledilene kadar zarar görmeyecek koşullarda saklanması gerekir. Yani yoğun ışık altında kalmamalı ve uygun sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir. Bu işlem alelade bir klinikte yaptırılmamalıdır. Her ne kadar neşter kullanılmadan yapılan bir işlem olsa da, olası enfeksiyon kapılma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır”

Saç Ekimi Koordinatörü Engin Sönmez, DHI saç ekiminin diğer yöntemlerden farkını da şöyle açıkladı:
“DHI Saç Ekimi yönteminde neşter kullanılmaz. İşlem, saçlı deride delikler açılmadan sancısız olarak gerçekleştirilir. Diğer yöntemlerde saçlı deriden şeritler halinde deri parçaları çıkarılır ve yara izi kalma durumu vardır. DHI Saç Ekimi sırasında ve sonrasında ekstra koruma gerekmez ve hızlı sonuçlar elde edilir. FUT yönteminde ise işlem öncesi ve sonrası hem antibiyotik hem de ağrı kesici ilaç kullanımı gerekmektedir. DHI öncesi kullanılan yöntemlerde uzun inceleme süreleri bulunmaktaydı. Saç kökü uzun süre dış ortamda kalmaktaydı ve bu durum hasar oluşmasına neden olmaktaydı. DHI saç ekimi yöntemi sayesinde tek tek çıkarılan kökler ilgili bölgeye hemen nakledilerek, hem zamandan hem de saç kalitesi bakımından kazanç sağlanmaktadır.

DHI saç ekimini avantajları nelerdir?

Küresel dünya hızlı yaşamı beraberinde getirmektedir. İnsanlar her alanda hızlı sonuçlar elde etmek istemektedirler. DHI Saç Ekimi işte burada devreye girmektedir. Geçmişte kullanılan yöntemlerde saçların gelişme, büyüme evresi daha geç gerçekleşmekteydi. Bu yöntem ile saç kökü büyümeye hazır olarak yeni bölgeye nakledilmektedir. Saç ekimi sırasında sadece saç kökleri değil, saç gelişiminde gerekli olan yağ bezeleri ve kökün korunmasını sağlayan dış zar olarak adlandırılan kısımlar da saçlı deriden tahliye edilir. DHI Saç Ekimi sırasında bu işlemler oldukça hızlı gelişir”

Dr. Emrah Çinik, “Saç mezoterapisi somut sonuçlar elde edildiği için tüm dünyada birçok saç ekimi ve bakimi merkezinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Saç mezoterapisi kişiye özel belirlenen karışımların saçlı derinin dermis tabakasına özel yöntemlerle micro iğnelerle enjekte edilmesidir, işlem esnasında ağrı ve acı hissi yok denecek kadar azdır. Derinin orta tabakasında bulunan ve saç köklerimizi besleyen kılcal damar uçlarına ulaşan özel karışım ilaçlar (aminoasit, vitamin ve mineral karışımı )süratle etkisini gösterir” dedi.

“Saç mezoterapisi ile saç kalitenizi artırın”

Tedavinin amacının ilk olarak saç dökülmesini durdurmanın olduğunu ifade eden Dr. Çinik, “Diğer amaçları ise, var olan saçların daha gür, yoğun, kalın ve sağlıklı büyümesini sağlamak, yani kalitesini artırmak. Cilt altında uyumakta olan saç köklerini ve tüy haline gelmiş saç tellerinizi uyararak ve besleyerek canlanmasını sağlamak. Kısa süreli değişiklikler yerine uzun dönemde güçsüzleşmiş ve cansızlaşmış saçları yeniden sağlıklı bir hale gelmektedir. Bu yöntem birçok şampuan, sprey vs.. gibi yöntemlere göre daha az zahmetlidir ve somut, kalıcı sonuçlar sunmaktadır. Sonuçlar son derece hızlı ve etkilidir. Saç Mezoterapisi yöntemi bir yandan saç dökülmesini durdurmaya yardımcı olmakla beraber diğer yandan da var olan saçın kalitesini arttırmaktadır” diye konuştu.

Saç mezoterapisi haftada bir defa olmak üzere on hafta uygulandığını kaydeden Dr. Çinik, “Her uygulama sadece 10 dk sürer. Saçlarınız dökülüyor veya saçlarınız incelmiş durumdaysa, geç olmadan Medicana International hastanesine başvurun, uzman hekimlerimizle ücretsiz görüşme yapın. PRP Tedavisi ise, P.R.P(Platelet Rich Plazma) saç tedavisi son yıllarda tüm dünyada başarıyla uygulanmaktadır Saç dökülmesini durdurmada ve canlılığını kaybetmiş, zayıflamış saç köklerinin canlandırılmasına yardımcı olan bir uygulamadır” ifadelerini kullandı.

P.R.P. tedavisinin amacının ise, kafa derisinde bulunan ve ölmeye yüz tutan saç köklerini ve zayıflayan, tüy haline gelen saç tellerini canlandırarak saçların eski sağlığına kavuşmasına yardımcı olduğunu belirten Dr. Çinik, “Kendi kanınız(10cc) özel bir işlemden geçirilir. Akyuvarların ve trombositlerin ayrılması sonucunda elde edilen ve saç köklerini doğrudan uyarıcı büyüme faktör içeriği, son derece zengin kök hücreler saçsız veya seyrelmiş bölgeye micro iğnelerle enjekte edilir. PRP uygulaması ayda bir defa olmak üzere 4 seans uygulanır, her uygulama sadece 20 dk sürer” açıklamalarında bulundu.

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr.İlhan konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Kadın tipi saç dökülmesi veya androgenetik alopesi, kadınlarda görülen en sık saç dökülme sebebidir ve genelde tahmin edildiğinden daha yaygındır. 35-40 yaşlarında kadınların %25’inde, 40 yaş üzerinde ise %50 ‘sinde saçlarda dökülme görülür. Saçları dökülen kadınların yüzde 20 sinde pozitif aile hikayesi yer alır. Genetik tipteki saç dökülmesinde, kadın genlerini baba ya da anne tarafından almış olabilir” dedi.

Op.Dr.İlhan Serdaroğlu, toplumda kadınlarda saç dökülmesinin nadir olduğu düşünülse de yüzde 30 kadında yaşamı boyunca en az bir kez saç tellerinde incelme gözlendiğini ifade ederek, “Kadınlarda bu durum yaygın olarak tüm saçlarda görüldüğünden ve erkeklerde olduğu gibi tam kellik yaratmadığından ön saç çizgisi genellikle korunur; bundan dolayı kadın tipi dökülme (incelme ve seyrelme ) nadir olarak algılanır. Bu nadir olduğu düşünülen ama kadınların 1/3 ünü etkileyen durum, kadınların istemediği ve korkulan tam kelliğin sosyal çevre tarafından kabul edilemez olması, genellikle saçtaki incelmenin ilk safhalarında dahi kadında büyük moral çöküntü oluşturabilir. Kadınlar genellikle dökülen ve incelen saçlarını örtmek, saklamak isterler; hatta hemcinsleri ile problemlerini paylaşmaz, saklarlar. Tüm bu yanlış anlayış ve davranış şekilleri, kadın tipi dökülmeleri daha zor vakalar haline getirir.

Kadınlarda saç dökülme sebepleri arasında androgenetik kadın tipi saç dökülmesi ilk sırada yer alır. Bunun dışında sık rastlanan saç dökülme sebepleri şunlardır: Hipo ve hipertroidism (saç dökülmesi tiroid disfonksiyonunun erken belirtilerinden birisi olabilir ve tedavi sonrasında saçlarda dökülme durur);polikistik over sendromu (kadınların üreme çağında yaklaşık %10 unda görülebilen kalıtımsal bir yumurtalık hastalığı); hamileliğe bağlı hormonal değişiklikler (hamilelik sırasında geçici olan saç kaybı, sonrasında düzelir); menopoza bağlı hormonal değişikliler (menapozun başlamasıyla saç dökülmeleri görülebilir ve menapoz sendromlarını düzelten ilaç tedavileriyle dökülmeler de azalır ve yok olur). Menopoza giren kadınların yaklaşık %80’inde saçlarda incelme görülebilir.”

Op.Dr.İlhan Serdaroğlu son olarak kadınlarda saç kırılmaları, saçlarda incelme ya da dökülme olarak yanlış anlaşılabileceğini dile getirerek, “Kırılmanın sebepleri, saç düzleştiriciler, saç yumuşatıcılar, sık saç boyanması ve kalıcı fönler (brezilya fönü vs gibi düzleştirici ya dalgalandırıcı) olabilir. Ayrıca saçları çok sıkı olarak bağlamak, örgü yapmak, mısır örgüsü şeklinde sıkıca şekillendirmek ve gererek arkadan bağlamak da çekmeye bağlı olarak saç foliküllerini kalıcı harap eder ve saç kaybına neden olur (traction alopecia). Bu tür saçın üzerinde stres yaratarak zarar veren saç modellerinden kaçınmak gerekli” dedi.