Merkez Müdürü Aydın Doğan’dan bilgiler alan Vali Pehlivan merkezde düzenlenen bilim fuarının kendilerini sevindirdiğini söyledi. Bilim ve Sanat’a önem veren ülkelerin kalkınma ve gelişimde önde olacağını belirten Vali Pehlivan, “TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarlarının sayısını ilimizde iki katına çıkarmayı hedeflemiştik. Hedefi tutturduk ve bu sene 27 okulumuz bünyesinde bu etkinlikleri gerçekleştirdik. Bilim ve Sanat Merkezi’mizde de bu etkinliğin yapılmasından dolayı memnuniyet duyuyoruz. Desteklerinden dolayı TÜBİTAK’a, hazırlıkları organize eden Milli Eğitim ve Okul Müdürlüklerimize, Öğretmen ve Öğrencilerimize teşekkür ediyorum.” dedi.
Vali Pehlivan etkinlikte ayrıca Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı’na destek amacıyla bu yıl “Kızılelma” temasıyla 3’üncüsü gerçekleştirilen “Ulusal Mail Art Yarışması” sergi açılışını da gerçekleştirdiklerini belirtti. PTT Genel Müdürlüğü ve Bayburt Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen yarışmanın hayırlı ve uğurlu olmasını temenni eden Vali Pehlivan emeği geçenlere teşekkür etti.
Vali Pehlivan daha sonra bilim fuarı ve ulusal ölçekli mail art yarışması kapsamında sergilenen eserleri inceleyerek öğrencilerden bilgiler aldı.
Programa Belediye Başkanı Mete Memiş, Bayburt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil İbrahim Şimşek, İl Milli Eğitim Müdürü Soner Can, şube müdürleri, öğretmenler ve veliler katıldı.
(YY-AT-Y)  

Ulaşılabilir ev, ulaşılabilir sanat anlayışını benimseyen MİNT, Mert Aslan Presents tarafından hayata geçirilen ‘Spring Break’ etkinliğinde, Küratör Özlem Ünsal’ın ‘Unique & Limited’ sergisine sponsor oldu. Etkinlikte modern seyyah Özlem Avcıoğlu ve MİNT Genel Müdürü Özgür Doğan ulaşılabilir sanat ve ev konseptiyle ilgili bir sohbet gerçekleştirdi. 

Her kuşağın kendine ait özellikleri, talepleri olduğunu söyleyen MİNT Genel Müdürü Özgür Doğan; “Genç insanlar artık lüksten çok sanat ve deneyimin birleştiği evleri tercih ediyor. Bir şeyin mülkiyetine sahip olmak yerine onun yaşattığı deneyimi önemsiyorlar. Bizde MİNT olarak sakinlerimize kendi deneyimlerini özgürce yaşayabilecekleri mekanlar sunuyoruz. Bizim binalarımızda yaşayanlar birbirinin yaşam tarzına saygı duyarlar. İnsanların dahil olmaktan mutlu oldukları evler üretmek istiyoruz” dedi.

Seyahat danışmanı Özlem Avcıoğlu ise deneyimlerini paylaştığı konuşmasında sosyal medyanın etkisiyle lüks kavramının değiştiğine dikkat çekerek, “Günümüzde insanlar 3+1 evde oturmak yerine 1+1 evlerde oturmayı tercih ediyorlar. Artık lüks konsept yerine ulaşılabilir lüks kavramı ön plana çıktı. Artık lüks pahalılıktan çok deneyim ve keyif almaya dayanıyor’’ şeklinde konuştu.

Mint’in sosyal medya ve etkinlik katılımcılarıyla gerçekleştirdiği çekilişle, küratör Özlem Ünsal tarafından seçilen Brancusi’nin ‘Muse’ heykel mumunu bir takipçisine hediye etti.  

Emekli ziraat teknikeri Ergenç Çavuşoğlu ile eşi Ümmü Gülsüm Çavuşoğlu, kurslarda öğrendiklerini uygulamaya koyarken, birbirinden güzel eserler ortaya çıkardı. Çavuşoğlu çiftinin eserleri 50 lira ile 400 lira arasında alıcı buldu. Resim kurslarına katıldığını anlatan 60 yaşandaki Ergenç Çavuşoğlu, “Resim kursunun ardından eşim kabak kursuna katıldı. Ben ona yardım ederken buna bulaştım. Halk Eğitim’in açtığı kabak kursunda Rukiye Eda Şahin hocamız bize yardımcı oldu. Bu işi öğrendik. Resim ve kabağı birleştirdik. Çeşitli gece lambaları avizeler kabaklar objeler yapmaya başladık. 6 aydır bu işle uğraşıyoruz. Yaptığımız eserleri sergiledik. Büyük rağbet gördü. Fiyatlar 50 lira ile 400 lira arasında değişiyor. Satışlarımız oldu. Bu işte kabak sıkıntısı çekiyoruz. Kaliteli kabak bulamıyoruz. Bu sene 400 kök kabak ektim. İnşallah önümüzdeki dönem kabaklarımız hazır olacak. Sıkıntı olmadan bu işi devam ettirmeyi düşünüyoruz” dedi.

Ümmü Gülsüm Çavuşoğlu da, ”Eda hanımın açtığı kursa katıldım. Eşim ressam olduğu için onunla birlikte çalışıyoruz. O resimlerini ben de diğer işleme şeklini yapıyorum. Ortaya güzel şeyler çıkardık. 6 aylık bir süre sonunda da bu gün açılan sergide hepsini sergiledik. Çok rağbet gördü. Herkes çok beğendi. Hatta sattıklarımız oldu. İnşallah ilerde bu işi devam ettirmeyi düşünüyoruz” dedi.  

Fatma Talay

Türkiye’de Fen, teknoloji, mühendislik ve matematiği birleştiren STEM eğitim modeliyle öğrenim gören öğrenciler, STEM eğitiiminden elde ettikleri kazanımları sanat ile birleştirerek, İstanbul Deniz Müzesi’nde sergiliyor.

STEM eğitiminin uygulandığı ilk eğitim kurumlarından olan Bahçeşehir Koleji tarafından ilki 2016 yılında gerçekleştirilen STEM – SANAT Bienali’nin ikincisinde; Bahçeşehir Kolejinin Türkiye genelindeki kampüslerinden ortaokul ve lise öğrencileri ürettikleri sanat eserlerini sergiledi.

Çocukların çağdaş sanatın içinde yer almaları, farklı materyal, teknik ve disiplinleri kullanmaları, oluşturdukları özgün sanatsal tasarım ve üretimlerini nitelikli bir platformda izleyici ile buluşturmaları amacıyla düzenlenen 2. STEM – SANAT Bienali’nde dünya ölçeğinde ve çok kültürlülük temelinde bir paylaşım ortamı oluşturuldu.

‘Joy of life’ teması sanatseverlerle buluştu

2. STEM – Sanat Bienali’nde resim, heykel, seramik, fotoğraf, film, video art ve yeni medya pratikleri ile üretilen eserler, STEM kültürü bağlamında güncel uygulama ve düzenlemelerle sunum, sergileme ve performans biçimleriyle izleyiciyle buluşuyor. “Joy of Life” (Yaşam Sevinci) teması etrafında gelişen sanat üretimi, bienal kapsamında düzenlenen atölye ve uygulama çalışmalarıyla desteklendi.

STEM – Sanat Bienali, dünyada STEM eğitimi odağında gerçekleşen sanat etkinliklerinin öncüsü olma özelliğini taşıyor. Bahçeşehir Koleji, Science (Fen), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik) disiplinlerinin bir arada edindirilmesi ilkesine dayanan proje odaklı bir eğitim modeli olan STEM eğitimini sanat boyutuyla zenginleştirerek STEM+A adı ile Türkiye genelindeki tüm kampüslerinde anaokulundan itibaren tüm kademelerde bu sistemi uyguluyor. “Matematik eğitimi ilginç hale getirilmeli”

Yeni eğitim öğretim döneminde Bahçeşehir Koleji Akademik Koordinatörü olarak görev alacak Finlandiyalı matematikçi ve “Global Teacher Prize” ödülü sahibi Maarit Rossi 2. STEM Sanat Bienali’nin açılışına katıldı. Matematik eğitiminin ilginç hale getirilmesi gerektiğini söyleyen Rossi şöyle konuştu:
“Matematik eğitimi bence çok ilginç hale getirilmeli, sadece bir kitabı aktarmanın ötesine geçmelidir. Teorik düzlemde kalan ve başka disiplinlerle bağı koparılan matematik eğitiminden fayda sağlanamaz. Matematik eğitiminin öğrencilere ödevler verilerek aktarılması, eğitimin ilginç ve heyecan verici yanını zayıflatır. Öğrenciler yıllar içinde matematikten zevk almaya, yeni çözüm yolları aramanın heyecanını duymaya, grup çalışmaları ve keşiflerle matematiği tanımaya başlıyor. Bence öğrenciler bu şekilde öğrenmekten zevk alıyorsa, matematik eğitimini bu hale getirmeliyiz.”

 

Bienal Kapsamında STEM+A Konferansı Düzenlendi

Bienal açılışının ardından Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Karadeniz, BAU STEM Merkezi Direktörü Doç. Dr. M. Sencer Çorlu ve Bahçeşehir Koleji Akademik Koordinatörü Maarit Rossi’nin konuşması olarak katıldığı STEM+A Konferansı düzenlendi. STEM eğitiminde sanat yaklaşımının rolü hakkında konuşan Prof. Dr. Şirin Karadeniz, interaktif bir uygulama kullanarak dinleyicilerin STEM – Sanat Bienali’ni tek kelime ile ifade etmelerini istedi. Bienal hakkındaki düşüncelerini tek kelimeyle ifade ederek uygulamaya giren seyircilerin görüşlerinden oluşan kelime bulutunu ekrana yansıtan Prof. Dr. Karadeniz, STEM+A eğitiminin dinamikleri hakkında bilgi verdi. Konferansta konuşan Bahçeşehir Koleji Akademik Direktörü Maarit Rossi ise Bahçeşehir Kolejine katılmaktan dolayı duyduğu mutluluğu ifade ederek sözlerine başladı ve STEM+A yaklaşımının dünyadaki örnekleri hakkında bilgi verdi. Sanatın, STEM eğitiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyen Rossi, öğrencilerin eserlerinin ve böyle bir etkinliği düzenleyen Bahçeşehir Kolejinin yaklaşımının kendisini çok etkilediğini söyledi. Konferansta konuşan BAU STEM Direktörü Doç. Dr. M. Sencer Çorlu ise seyirci olarak katılan öğrencilerle de sohbet ettiği sunumunda, sanatın STEM+A eğitim modelinde çok önemli bir yeri olduğunu ifade etti ve konuyla ilgili Türkiye’den ve dünyadan örnekler vererek sunumunu sonlandırdı.

 

 

 

Manisa Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan Taş Bebek kursuna kursiyerler yoğun ilgi gösteriyor. Birbirinden farklı kurslar açarak yetişkin eğitimine önemli bir destek veren Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi, açmış olduğu ‘Taş Bebek’ kursuyla da dikkat çekti. Türkiye’de çok az yerde kursu bulunan Taş Bebek kursunda kursiyerler deniz kenarından toplanan taşları uzun uğraşlar sonucu birer sanat eserine dönüştürüyor. Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi Müdürü Mehmet Kanca, “Manisa’nın tarihi değerlerini, Manisa’da yetişen şehzadelerden Fatih Sultan Mehmet’ten, Kanuni Sultan Süleyman’a, Hafsa Sultan’dan Merkez Efendi’ye Taş Bebek sanatıyla yapılmış çalışmaları görüyoruz. Kurs öğretmenimiz bu kursun kursiyerlerimize ulaşma noktasında gerçekten gayret sarf ediyor. Bu noktada sorumlu daha önce çalıştığımız müdür yardımcısı arkadaşlarım ve buradaki kursiyerlerimizle beraber ortaya çok güzel ürünler çıkardılar. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de çok fazla bir yerde yapılan çalışma değil. Bu noktada bizim kendi merkezimizde böyle bir kursun açılmış olması bize mutluluk veriyor. Bundan sonraki çalışmalarında da başarılar diliyorum. Sergilerimize, yılsonu etkinliklerimizde de bunların bitmiş halini, daha güzel çalışmaları hep birlikte göreceğiz” dedi.

“BAZEN BİR HAFTA BAZEN BİR AY SÜRÜYOR”
Bu sene perşembe, cuma ve cumartesi günleri olmak üzere kursun haftada 3 gün devam ettiğini kaydeden Taş Bebek Kurs Eğitmeni Muhterem Gürcan, “Taş bebek yapımını Ankara’da öğrendim. Emekli olduktan sonra bu kursa burada da devam etmek istedim. Taşları deniz kenarından topluyorum, kafa taşı, beden taşı ve ayak taşı olarak. Tutkaldan seramik hamuru elde ediyoruz. Bebeklerin üzerine elbise giydiriyoruz, üzerini akrilik boyayla boyayıp vernikliyoruz. Sonrada süslüyoruz. Bir bebeğin yapımı ortalama yoğun bir çalışmayla bir hafta sürüyor, bazen bir ay sürdüğü de olabiliyor” diye konuştu. 

Taş bebek yapımında kullanılan taşların her deniz kenarında bulmanın imkansız olduğunu da sözlerine ekleyen Gürcan, bebek yapımında kullanılan taşların özel olduğunun altını çizdi.  

Bağımsız ve genç sanatçıların eserlerinin sergilendiği ulaşılabilir sanat etkinliği Mamut Art Project’te bu yıl 50 genç sanatçının 400 eserinin yanı sıra yıl alternatif sanat kolektifi Krüw’ün özel serigrafi seçkisi ‘Mythz’ ile Seyhan Musaoğlu ve Simge Burhanoğlu’nun küratörlüğünde hazırlanan Mamut Performansları yer alacak. Akkök Holding sponsorluğunda gerçekleşecek olan Mamut Art Project, 26-29 Nisan 2018 tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta sanatseverlerle buluşacak. 

Mamut Performansları 2018: Maddesiz 

Yapılan açıklamaya göre Seyhan Musaoğlu ve Simge Burhanoğlu’nun küratörlüğünde hazırlanan Mamut Performansları’nın bu seneki teması ise ‘Maddesiz?’ olarak belirlendi. Gelen başvurular arasından seçilen 6 performansın sunulacağı bu edisyonda ilk defa, sergilenen performansları tekrar gerçekleştirme hakkı da satışa sunulacak. 

Krüw’dan Mamut’a özel serigrafi baskı seçkisi: Myhtz 

Geçtiğimiz yıllarda büyük ilgi gören alternatif sanat kolektifi Krüw, bu edisyonda sergilenmek üzere özel olarak bir araya getirdiği serigrafi baskı seçkisi ‘Mythz’ ile Mamut Art Project’te yer alacak. Yüzyıllardır farklı kültürlerde, coğrafyalarda anlatılan efsanelerden esinlenen serigrafi seçkisi Krüw sanatçıları, Bertan Berkol, Burak Beceren Burak Şentürk, Bülent Gültek, Can Dağlı, Can Gürgül, Cins, Derin Çiler, Elif Cincinus, Elif Varol Ergen, Ham, Kaan Bağcı, Kaan Bilaloğlu, Moklich, Murat Kalkavan, Selin Çınar, Yavuz Öztürk ve Zez Eah imzasını taşıyor. 

Mamut Çocuk Atölyeleri 

Mamut’ta bu sene bir ilk olarak Mamut Çocuk Atölyeleri gerçekleştirilecek. Sanatın bir ‘Tavır’ olduğunu ve çocuklara anlatmanın en güçlü yolunun ise aktif, renkli, eğlenceli ve aynı zamanda kolay ulaşılabilir olması gerektiğini düşünen Atölye 5 ekibi çocuklar için Mamut’a özel bir mekan tasarladı. Çocuklar süreç ve deneyim odaklı oluşturulan bu alanda iki gün boyunca sanatla iç içe olacak. 

Mekan sponsorluğunu Küçükçiftlik Park’ın üstlendiği Mamut Art Project, altıncı yılında sanatı ulaşılabilir kılmak için yoluna kaldığı yerden devam ediyor.  

Küçükçekmece Belediyesi, mülteci öğrencileri, sosyal ve kültürel uyumlarına katkı sağlamak ve eğitimlerine destek olmak amacıyla geleneksel sanatlar atölyesinde buluşturdu. Mülteci öğrencilere geleneksel sanatlar hakkında bilgi ve tecrübe edinecekleri bir program düzenleyen Küçükçekmece Belediyesinin etkinliğine; Toki Güneşpark Evleri Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Küçükçekmece Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde okuyan 30 mülteci öğrenci katıldı.

Uygulamalı sanat eğitimi
Suriye, Afganistan, Mısır ve Doğu Türkistan’dan gelen mülteci öğrenciler, Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşturulan ‘Usta ve Çırak’ isimli sergiyi Geleneksel Sanatlar Akademisi Yöneticisi Hakan Dağlı eşliğinde gezerek, bilgi aldı. Minyatür, ebru ve kaligrafi branşlarında atölye çalışmasına katılan öğrenciler, geleneksel sanatları uygulamalı olarak izleme imkanı da buldu.

“Bizim için büyük kazanç”
Geleneksel Sanatlar Akademisi Yöneticisi Hakan Dağlı, mülteci öğrencilere Türk geleneksel sanatlarını tanıtmak amacıyla yola çıktıklarını ifade ederek, “Öğrencilerimiz burada ebru, kaligrafi ve minyatürün yapım aşamalarını da görecekler. Belki ilerde bu sanatlarda kendilerini geliştirecekler. Bu bizim için büyük bir kazançtır” diye konuştu.

“Uyum sürecine katkıda bulunmak istedik”
Toki Güneşpark Evleri Anadolu İmam Hatip Lisesi Resim Öğretmeni Nursel Akkaymak, mülteci öğrencilerin zor günler geçirdiğine ve uyum süreci yaşadıklarına dikkat çektiği konuşmasında, “Öğrencilerimiz, ülke değişikliği, yeni bir ortam ve arkadaşlar arasında kendilerini var etmeye çalışıyorlar. Aslında amaç onlara bir ayna olmaktır. Onları biraz olsun motive etmenin yolunun öncelikle sanattan geçeceğine inanıyorum. Türk kültürünü en iyi sanat yoluyla tanırlar. Bizlere destek olan Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz’e ve GSA Yöneticisi Hakan Dağlı’ya teşekkür ederim” diye konuştu.

“Türkiye’ye geldikten sonra sanatla ilgilenmeye başladım”
Suriyeli mülteci öğrenci 16 yaşındaki Sidra Hammad, Türkiye’ye geldikten sonra sanatla ilgilenmeye başladığını söyleyerek, “Suriye’deki savaşta ağabeyimi kaybettim. Çok zor günler geçirdik. Türkiye’ye geldik. Hiç Türkçe bilmiyordum. Arkadaşlarım ve öğretmenlerim bana çok yardımcı oldu. Hat sanatıyla ilgilenmeye başladım. Buraya gelmeseydim belki Suriye’de okuluma bile devam edemeyecektim. Atölye çalışması bana katkı sağladı ve sanata biraz daha yakınlaştım. Hat sanatında kendimi geliştirmek istiyorum ve Türk Dili ve Edebiyatı okumayı hedefliyorum. Bizlere bu uyum sürecinde yardımcı olan herkese teşekkür ederim” dedi.

“Türk sanatını tanımak istiyoruz”
Atölye çalışmasına katılan Afganistanlı Hadia Noovi isimli öğrenci bu tür çalışmalara katılmaktan mutlu olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. Türkiye’ye Mısır’dan gelen Salma Khaled ise Türk sanatını tanımak istediğini dile getirerek, atölye çalışmasının arkadaşlarına ve kendisine büyük katkı sağladığına dikkat çekti.  

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Kültür ve Kongre Merkezi sanat faaliyetlerinin merkezi oldu. Geçtiğimiz yıldan bu yana önemli sanat aktivitelerine imza atılan merkezde tiyatro, sinema, çocuk konservatuarı ve görsel sanatlar başlıkları altında 24 farklı branşta sanat eğitimleri veriliyor. Merkez bünyesinde açılan ve tamamı ücretsiz olan kurslardan 7’den 70’e herkes faydalanabiliyor. 2017 yılı ocak ayından itibaren bin 150 kişinin faydalandığı kursları bitirenler Halk Eğitim Merkezi işbirliğiyle sertifika sahibi de olabiliyor. Ayrıca merkez bünyesinde tiyatro ve sinema kurslarının yanı sıra tiyatro öğrencileri tarafından oynanan oyunlar ve sinema gösterimleri de ücretsiz olarak yapılıyor. Bugüne kadar 28 bin 100’ü çocuk olmak üzere 39 bin 374 kişi sinema gösterimlerinden 4 bin 200 kişi ise tiyatro gösterimlerinden faydalandı. Merkezin bu yılki hedefi ise 100 bin kişiyi tiyatro ve sinemayla buluşturmak. Kurslara katılanlar ise yeni uygulamadan memnun olduklarını ve maddi sıkıntılardan dolayı kurslara gidemeyenler için merkezin bir fırsat olduğunun belirtti.

“Ücretsiz olması bizler için fırsat” 

Bağlama kursu öğrencilerinden Nisa Nur, kursların ücretsiz olmasının birçok kişi için fırsat olduğunu dile getirdi. Nur, “Durumu olmayanlar için de çok daha iyi oluyor kurslar. Sur’dan gelen öğrenciler var ve kimisinin durumu yok. Onlar için de çok daha iyi oluyor” dedi.

Resim kursuna katılan kursiyerlerden Zühal Ören, “Daha önce de resim yapmaya ilgim vardı. Belediyemiz bize fırsat tanıdı. Çok da güzel bir fırsat. Boş vakitlerimizi gelip değerlendiriyoruz. Belediyemize teşekkür ediyoruz bize böyle fırsatlar verdiği için” ifadelerini kullandı.

Üniversite öğrencisi olarak boş zamanlarında kurslara katıldığını belirten Metin Burak Köse, “Belediyenin açtığı bu ücretsiz kurslardan iyi bir şekilde faydalanmaya çalışıyoruz. Ayrıca bizim bölümün zorluğundan dolayı boş kalan vakitlerimizde hobi olarak resim yaparak bunu değerlendirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
Kursların en minik katılımcılarından 6 yaşındaki Ada Adanur ise, kurslara katılmaktan memnun olduğunu ve yeni arkadaşlar edindiğini ifade etti. Adanur, “Buraya gelmek çok güzel. Resim yapmayı çok seviyorum. İlk defa kursa geliyorum. Resim yapmak çok güzel bir sürü arkadaşlarım oldu” dedi.

“Hedefimiz 100 bin seyirci ile buluşmak”

Yapılan çalışmalar hakkında bilgiler aktaran Büyükşehir Belediyesi Kültür Şube Müdürü Aziz Altunboğa, merkez bünyesinde bulunan 4 şube müdürlüğü bünyesinde açtıkları kurslarla tüm herkesin sanat ile buluşmasını hedeflediklerini vurguladı. Tiyatro Şube Müdürlüğü bünyesinde hem kendi kursiyerleriyle tiyatro çalışmaları yaptıklarını hem de dışardan gelen oyunları ücretsiz olarak seyircilerle buluşturduklarını kaydeden Altunboğa, şunları kaydetti: 

“Şuana kadar 105 kursiyerimize ders verdik. Bu kursiyerlerden 30 tanesi şimdiye kadar hazırlamış olduğumuz 2 oyunda toplamda 38 gösterim yaptı. Diyarbakırlı 4 bin izleyici ile buluştular. Yaptığımız gösterimlerin tamamı da şuana kadar ücretsizdi. Tiyatro dışında ücretsiz sinema günlerimiz de var. 2017 Ocak ayından bu yana toplamda yaklaşık 39 bin civarında izleyiciyle buluştu yaptığımız gösterimler. Bunlardan 28 bini çocuk izleyici 11 bini de yetişkin izleyici. Toplamda 282 tane gösterim yaptık. Hedefimiz bu yılsonuna kadar 100 bin seyirci ile buluşmak” ifadelerini kullandı.

“Bir yılda bin 150 kursiyere ders verildi”

Bugüne kadar merkez bünyesinde açılan kurslardan 450 öğrenciyi mezun ettiklerini vurgulayan Altunboğa, şunları söyledi: 

“Bu 450 öğrencimiz geçtiğimiz dönem bir fotoğraf sergisi, bir resim sergisi, 2 tane ücretsiz konser hazırladı. Onun dışında geçtiğimiz yıl bin 200 çocuğun katıldığı bir uçurtma şenliği düzenledik. Bu yıl devam eden kurlarımızda 700 kursiyerimiz var. 15 ayrı branşta dersler veriliyor. Bütün yaptığımız kurslar ücretsiz. Öğrencilerimize verilen enstrümanların bir kısmı ücretsiz. Özellikle dezavantajlı, Sur’da yaşayıp ulaşım sorunu yaşayan insanlara ücretsiz olarak taşıma hizmeti de verebiliyoruz. Kurslarda herhangi bir yaş aralığı sınırlaması yok. 65 yaşına kadar kursiyerlerimiz var.”

Ejder Ediz Işık – Murat Başal

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Kilikya Sanat Atölyesi’nde ressam olan Mustafa Özdemir’in isteğini kırmadı. Özdemir’in isteği üzerine ekipleri harekete geçiren Kocamaz, Tulumba Bat-Çık yaya alt geçidini ‘Geçit Sanat Sergi Salonu’ olarak tahsis etti.

“Sanat yer altında da olsa sanattır”

Ressam Mustafa Özdemir, fikri önce Başkan Kocamaz’a sunduklarını belirtti ve “Bu fikir aklımıza geldiğinde, Belediye Başkanımız Burhanettin Kocamaz’ın sanatın ve sanatçının yanında olduğunu bildiğimiz için projemizi kendisine sunduk. Hiç zaman kaybetmeden bu projenin gerçekleştirilmesini söyledi. Biz de zamanımızı fazla harcamadan burayı insanların hem rahat geçebilmeleri hem de burada bir görsel şölen oluşturmak amacıyla böyle bir çalışma içerisine girdik. Buradan geçen vatandaşlardan sanata, sanatçıya ve Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne karşı çok büyük iltifatlar var, teşekkür ve dua ediyorlar” dedi.

Mersin’deki pasajlar ve alt geçitlerin insanların kullanması açısından sıkıntılı olduğunu dile getiren Özdemir, “Burada o algıyı yıkmaya çalışacağız. Sanatın yer altında da olsa sanat olduğunu herkese kabul ettireceğiz. Büyükşehir Belediye Başkanımızın bize verdiği bu imkândan dolayı da kendisine çok teşekkür ediyoruz. Başkanımız uluslararası bir sanatseverdir ve bizlerin de her zaman yanında. Bize bütün imkânlarını seferber ediyor ve Mersin bu güzelliklerin hepsine layık bir kent” diye konuştu.

‘Vatandaşlara görsel bir şölen sunuyoruz’

Konuşmasında alt geçitte açılan ‘Geçit Sanat Sergi Salonu’nda ilk etapta 70’e yakın resminin sergilendiğini belirten ressam Özdemir, “İnşallah bunları biraz daha fazlalaştıracağız. Kısa süre sonra da bir açılışımız var. İnsanların taleplerine göre, kendi zevklerimize göre resimler yapacağız. Vatandaşa bir görsel şölen
sunduğumuza inanıyorum. Şu ana kadar çok olumlu tepkiler aldık vatandaşlarımızdan. Sanıyorum Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımıza da bu teşekkür ve dualar yetecektir. İnşallah çok daha iyi şeyler yapacağız ve Mersin’e damga vuracağız” ifadelerine yer verdi. 

Genç araştırmacılardan uzman akademisyenlere ve iş dünyasının sürdürülebilir uygulayıcılarına kadar geniş bir katılımcı topluluğuna hitap eden 2’inci Uluslararası Sürdürülebilirlik Kongresi İstanbul Polonezköy’de düzenlenen ifadesel ve toplumsal sanat gösteriyle başladı.

Ekonomi, sanat, tıp, hukuk, istatistik, işletme ve mühendislik alanlarında güncel araştırma konularının görsel sunumlar üzerinden tartışıldığı kongrede, İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Marmara Üniversitesi Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Refika Bakoğlu, doğa ruhu içerisinde sürdürülebilirlik kavramının içine girerek kongreyi gerçekleştirmek istediklerini ifade ederek, “Marmara Üniversitesi’nin sürdürülebilirlik merkeziyiz. Uluslararası kongre yapıyoruz. Bu ikinci kongremiz oluyor. Geçen sene ilkini yapmıştık. İkincisinde biraz daha doğa içerisinde sürdürülebilirlik kavramının ruhunun içine girerek bu kongreyi yapmak istedik. Dolayısıyla hem sürdürülebilirlik çalışanlarını bir araya getirmek, farklı alanlardan çalışanları bir araya getirmek bizim merkezimizin en önemli konusu. Tasarımcıdan sanatçıya, mühendisliğin çeşitli dallarından sosyal bilimin çok çeşitli dallarına hatta hukukçulara kadar çok farklı alanlardan hocalarımız geldi. Hatta sağlıkçı hocalarımız da var. Bu alanda sürdürülebilirlik ile ilgili çalışan farklı alanlardaki insanları toplamak bizim merkez olarak hedefimiz. İkincisi de Sivil Toplum Kuruluşlarını, öğrenci kulüplerini bir araya getirmek. Birinci günde akademisyenleri ağırlıklı olarak bir araya getiriyoruz. İkinci günümüzde de Sivil Toplum Kuruluşlarını bir araya getireceğiz” diye konuştu.

“İlk defa bir kongre açılışını ifadesel ve toplumsal sanatlarla yapıyor”

Dünyada ilk defa bir sürdürülebilirlik kongresinin açılışında ifadesel ve toplumsal sanat gösterilerinin sergilendiğini belirten Prof. Dr. Bakoğlu, şöyle konuştu: “İkinci Sürdürülebilirlik Kongresi’ni özellikle doğada; insan-doğa uyumu içerisinde hissedebilecekleri bir ortamda yaptık ve dünyada benim tespit edebildiğim kadar ilk uygulamayı yapıyoruz. Dünyada ilk defa bir kongrede, sanat ve kongre gibi bir başlık olmaksızın kongre sanatla birlikte iç içe kavramın sadece insanların beyninde değil ruhunda ve bedeninde gezmesini sağlayan içsel bir yolculuğunu sağlayan bir kongre seçmiş olduk. İlk defa bir kongre açılışını eğer ifadesel sanatlar kongresi değilse, açılışını ifadesel ve toplumsal sanatlarla yapıyor. İlk defa araştırmacılara ve bu alanda çalışanlara, ‘Sizin bu alandaki ritminiz nasıl, onu düşündünüz mü?’ diyor.”

“Toplumsal sanat performansıyla başladı konferans ve sürdürülebilirlik temaları için uygun bir başlangıçtı”
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevgi Kalkan da, açılış töreninin sürdürülebilirlik temalarına uygun bir performans ile başladığını vurgulayarak, “Gerçekten çok değişik bir deneyimdi. Sürdürülebilirlik konferansına çok uygun bir başlangıç oldu. Buzları eriten herkesin birbiriyle çok çabuk kaynaşabileceği değişik bir performansla başladı. Refika Hoca güzel bir seçim yapmış. Toplumsal sanat performansıyla başladı konferans ve sürdürülebilirlik temaları için uygun bir başlangıçtı. Ben çok beğendim katıldığım sürdürülebilirlik konferansları içerisinde en farklı başlangıç bu oldu” dedi.

“Gerçekten de burada olduğum için çok mutluyum”

Marmara Üniversitesi Kurumsal Sürdürülebilir Büyüme ve Kalite Yönetimi yüksek lisans programından mezun olan Yağmur Batı ise, kongrede bulunduğu için çok mutlu olduğunu belirterek, “Bir kere zincirler kırıldı. Aslında beklentimiz klasik bir kongreydi ama tabi ki sürdürülebilirlik olması ve konunun biraz daha insanların aslında önce kendisinden başlayarak sürdürülebilirlik olgusuna gelebileceğini bu uygulamalarla anladım. Gerçekten de burada olduğum için çok mutluyum” ifadelerini kullandı. 

Rıfat Fırat – Fatih Gavuz