Doğrudan satış sektöründe 150’ye yakın ülkede faaliyet gösteren QNET, gerçekleştirdiği büyük sponsorluklarla adından söz ettiriyor. Formula1 takımlarından Marussia ve dünya tenis şampiyonlarından Martina Hingis gibi isimleri de destekleyen QNET, 2014 yılında ise Manchester City doğrudan satış resmi sponsoru oldu ve bu sponsorluğu 2020 yılına kadar uzattı.

“Saat satışları yüzde 100 arttı”

Manchester City sponsorluğu sonrasında satışlarda her yıl ölçülebilir bir şekilde artış gözlemlendiğini aktaran QNET Türkiye, Orta Doğu ve Rusya Bölge Müdürü Cem Geyik; “Gerçekleştirdiğimiz işbirliği sonrasında bağımsız temsilcilerimizden aldığımız geri bildirimler ve ürün satışlarımızda düzenli, fark edilebilir bir ivmenin olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’de bu durum en çok erkek ürün gruplarımızda hissedildi. Saatlerimizin satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde yüz arttı” dedi.

“Sporu sosyal sorumluluk ile birleştiriyoruz”

QNET Türkiye, global spor sponsorluklarının yanı sıra Türkiye gibi ülkelerde yerel sponsorluklar da gerçekleştiriyor. 2017 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Spor Kulübü Voleybol Erkek Takımı sponsoru olan QNET Türkiye, 2018 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Spor Kulübü Kadın Futbol Takımı İstanbul Şubesi sponsoru oldu. Toplumun geleceği kız çocuklarının spor yapmalarını desteklediğini belirten Cem Geyik “QNET olarak spor ile her zaman iç içeyiz. 2017-2018 yılı İngiltere Premier Ligi şampiyonu Manchester City ile var olan sponsorluğumuz kapsamında; TV reklamlarında Manchester City oyuncularının yer alması, oyuncularla etkinlikler düzenlenmesi, Manchester City saha içindeki bilboardlarda QNET isminin yer alması, ürün lisansları, paranın satın alamayacağı Manchester City deneyimleri gibi birçok çalışma bulunuyor. Biz de Türkiye’de sporu sosyal sorumlulukla buluşturan çalışmalar gerçekleştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Terör örgütleri ve sempatizanlarının TSK’nın sınır ötesinde gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekâtına karşı özellikle uluslararası kamuoyunda algıyı değiştirmek üzere psikolojik harbin en bilinen yöntemi kara propagandaya başvurmaları yanında, artık harbin beşinci boyutu olarak nitelendirilen siber savaş yöntemlerini de kullandıkları tespit edildi. STM’nin yayımladığı son Siber Tehdit Durum Raporuna göre; terör bağlantılı veya motivasyonlu saldırgan gruplar Zeytin Dalı Harekâtının başlamasıyla birlikte #OpTurkey başlığı altında, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatlarına sistematik siber saldırılar düzenledi. Harekâtın tamamlanmasıyla sönümlenen bu saldırılarla, harekât süresince önemli bir güç ve zemin kaybına uğrayan terör örgütlerinin, TSK’nın üstünlüğünü sabote etmeyi, algıyı değiştirmeyi ve kitleleri tahrike sürüklemeyi hedefledikleri değerlendirildi. Ayrıca bu süreçte, siber saldırıları gerçekleştiren gruplara ilave olarak sosyal medyada saldırı sonuçlarının ve propaganda mesajlarının paylaşılmasını sağlayan birçok destekçi aktör tespit edildi.

Finans sektörü siber tehdit altında!

Geçtiğimiz ay “Türkiye Finans Sektörüne Yönelik Siber Saldırı” başlığı ile Türk basınında yer alan iddialara ilişkin STM Siber İstihbarat Merkezi analiz çalışmaları gerçekleştirdi. Kuzey Kore orijinli “Lazarus Grup” (Hidden Cobra) adında siber suç örgütünün gerçekleştirmiş olduğu iddia edilen saldırılarda, “Bankshot” zararlı yazılımının (malware) bir varyantının kullanıldığı tahmin ediliyor. Kullanılan zararlı yazılımının, kod benzerliği göz önünde tutularak, küresel finans ağı “SWIFT”e karşı yürütülen “Hidden Cobra”nın önceki saldırılarına benzediği değerlendiriliyor. Yeraltı forum üyeleri kategorisinde yer alan Hidden Cobra Grubu, bankalar ve kripto para borsaları gibi finans kurumlarını hedef alarak ticari amaçlı zarar verme saldırıları ve bilgi sızdırma faaliyetleri gerçekleştiriyor. Grubun hala zararlı yazılım geliştirme yeteneğinin ve yeterliliğinin olduğu biliniyor.

Savunmada ve saldırıda yapay zekâ teknikleri yaygınlaşıyor

STM’nin bir önceki raporunda 2018 Yılı Siber Tehdit Beklentileri başlığı altında yer bulan yapay zekânın siber güvenlikte kullanımı konusu, yeni raporda özel bir ekle ele alındı. Rapora göre, en yaygın yapay zekâ yaklaşımlarından biri olan makine öğrenmesi uygulamaları sayesinde, ağ trafiğindeki anomalileri izleyerek, daha önce kaydı olmayanlar da dâhil acil müdahale edilmesi gereken tehditler/saldırılar otomatik olarak tespit edilip gerçek zamanlı önlenebiliyor. Yapay zekâdan, bu ve benzeri yöntemlerle siber savunma maksatlı olarak istifade edilebildiği gibi kötü ellerde siber saldırıları etkinleştirmek üzere de yararlanmak mümkün hale geldi. Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak üretilecek ve otonom çalışacak zararlı yazılımlar, gerçekleştirdiği bir önceki saldırının başarı durumuna göre yeni taktikler deneyebilecek, yerleştiği ortamı sürekli izleyerek uygulamaların, cihazların ve trafik akışının davranışlarını öğrenecek ve tespit edilemediği sürece daha da zeki hale gelecekler. Önümüzdeki yıllar yapay zekânın siber güvenlik sistemlerine entegrasyonu ve kötü niyetli kullanımı arasında sürekli bir mücadelenin yaşanacağını gösteriyor.

Terör örgütleri ve sempatizanlarının TSK’nın sınır ötesinde gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekâtına karşı özellikle uluslararası kamuoyunda algıyı değiştirmek üzere psikolojik harbin en bilinen yöntemi kara propagandaya başvurmaları yanında, artık harbin beşinci boyutu olarak nitelendirilen siber savaş yöntemlerini de kullandıkları tespit edildi. STM’nin yayımladığı son Siber Tehdit Durum Raporuna göre; terör bağlantılı veya motivasyonlu saldırgan gruplar Zeytin Dalı Harekâtının başlamasıyla birlikte #OpTurkey başlığı altında, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatlarına sistematik siber saldırılar düzenledi. Harekâtın tamamlanmasıyla sönümlenen bu saldırılarla, harekât süresince önemli bir güç ve zemin kaybına uğrayan terör örgütlerinin, TSK’nın üstünlüğünü sabote etmeyi, algıyı değiştirmeyi ve kitleleri tahrike sürüklemeyi hedefledikleri değerlendirildi. Ayrıca bu süreçte, siber saldırıları gerçekleştiren gruplara ilave olarak sosyal medyada saldırı sonuçlarının ve propaganda mesajlarının paylaşılmasını sağlayan birçok destekçi aktör tespit edildi.

Finans sektörü siber tehdit altında!

Geçtiğimiz ay “Türkiye Finans Sektörüne Yönelik Siber Saldırı” başlığı ile Türk basınında yer alan iddialara ilişkin STM Siber İstihbarat Merkezi analiz çalışmaları gerçekleştirdi. Kuzey Kore orijinli “Lazarus Grup” (Hidden Cobra) adında siber suç örgütünün gerçekleştirmiş olduğu iddia edilen saldırılarda, “Bankshot” zararlı yazılımının (malware) bir varyantının kullanıldığı tahmin ediliyor. Kullanılan zararlı yazılımının, kod benzerliği göz önünde tutularak, küresel finans ağı “SWIFT”e karşı yürütülen “Hidden Cobra”nın önceki saldırılarına benzediği değerlendiriliyor. Yeraltı forum üyeleri kategorisinde yer alan Hidden Cobra Grubu, bankalar ve kripto para borsaları gibi finans kurumlarını hedef alarak ticari amaçlı zarar verme saldırıları ve bilgi sızdırma faaliyetleri gerçekleştiriyor. Grubun hala zararlı yazılım geliştirme yeteneğinin ve yeterliliğinin olduğu biliniyor.

Savunmada ve saldırıda yapay zekâ teknikleri yaygınlaşıyor

STM’nin bir önceki raporunda 2018 Yılı Siber Tehdit Beklentileri başlığı altında yer bulan yapay zekânın siber güvenlikte kullanımı konusu, yeni raporda özel bir ekle ele alındı. Rapora göre, en yaygın yapay zekâ yaklaşımlarından biri olan makine öğrenmesi uygulamaları sayesinde, ağ trafiğindeki anomalileri izleyerek, daha önce kaydı olmayanlar da dâhil acil müdahale edilmesi gereken tehditler/saldırılar otomatik olarak tespit edilip gerçek zamanlı önlenebiliyor. Yapay zekâdan, bu ve benzeri yöntemlerle siber savunma maksatlı olarak istifade edilebildiği gibi kötü ellerde siber saldırıları etkinleştirmek üzere de yararlanmak mümkün hale geldi. Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak üretilecek ve otonom çalışacak zararlı yazılımlar, gerçekleştirdiği bir önceki saldırının başarı durumuna göre yeni taktikler deneyebilecek, yerleştiği ortamı sürekli izleyerek uygulamaların, cihazların ve trafik akışının davranışlarını öğrenecek ve tespit edilemediği sürece daha da zeki hale gelecekler. Önümüzdeki yıllar yapay zekânın siber güvenlik sistemlerine entegrasyonu ve kötü niyetli kullanımı arasında sürekli bir mücadelenin yaşanacağını gösteriyor.

 

İlk lavralar alınmaya başlandı

580.000 m² alan büyüklüğünde olan rekreasyon alan içinde oluşturulacak 6230 m² alanda inşa edilecek olan Uğur Böceği Müzesi çalışmaları seri bir şekilde devam ederken, uğur böcekleri için yaşam alanı oluşturulan Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi laboratuvarlarında ilk üretim başladı. 4 günlük yumurtlama sürecinin ardından ilk lavralar alınmaya başlandı. Yaklaşık 10 gün sonra lavra döneminden Pupa dönemine geçen uğur böcekleri, beslenmelerine paralel bir şekilde ergin döneme geçiş gerçekleştiriyor. Laboratuvarda şuan da 1 ergin, 30-40 pupa ve çok sayıda lavra bulunuyor. Ayrıca uğur böcekleri için, bakla bitkisine, yaprak biti türü olan ‘’Aphis Fabae’’ bulaştırılarak besin kaynağı oluşturuldu. Doğadan toplanan Coccinella Septempunctata adı verilen 7 noktalı uğur böcekleri 3’er çift halinde üreme ve yumurtlama sürecine bırakıldı. Ardından 2 ila 4 gün süreçleri içinde yumurtlama olayı gerçekleşti.

Türkiye’nin ilk “kristal lagünü” inşa edilecek

Onikişubat Belediyesi tarafından inşası devam eden dev projede, rekreasyon alanı her geçen gün daha da merak uyandırıyor. Proje bazında Türkiye’nin ve yakın bölgenin ilk ve tek “kristal lagünü” olan Dev iç göl, 65.000 m² alan büyüklüğüyle, Avrupa’nın en büyük yapay lagünü olarak inşa edilecek.

Proje hakkında konuşan Onikişubat Belediye Başkanı Hanefi Mahçiçek, “Dünyada kapalı bir atmosferde uğur böceğinin oluşturulduğu bir sistem yok” diyerek, “Doğada yaşıyorlardı, şimdi biz bir sistem kurarak onu belirli bir sistem içerisinde yetiştirerek insanlarımızın onları izlemelerini sağlayacağız” ifadelerinde bulundu.

 

 

Türkiye’de en az su tüketimi kadar çay da tüketildiğini ifade eden Işın Sayın, ”Misafirliklerde, iş yerlerinde hemen hemen her yerde çay, kahve ve meşrubat gibi içeceklerin sıvı olmasından kaynaklı su yerine geçtiği düşünülüyor. Fakat bu, su hakkında doğru bilinen yanlışların başında geliyor” dedi

Su hakkında doğru bilinen yanlışları aktaran Işın Sayın şu açıklamalarda bulundu :

”En sağlıklı su, doğal kaynak suyudur”

”Doğal kaynaktan çıkan her su, sağlıklı ve temiz olmayabilir. Suyun nereden geldiği kadar kimyası da önem taşır. Doğal su kaynaklardan belirli aralıklarla örnekler alınarak, içeriği analiz edilmelidir ve ne yazık ki, bazen bu suların bileşimi güvenli olmamaktadır. Sağlıklı suda, patojen yani hastalık yapan mikroorganizmalar, ağır metaller, yosun, bulanıklık, aşındırıcılar, kum, kötü tat ve koku olmamalıdır.”

”Kireçli su kötüdür”

”Yüksek mineralli suya, sert su denilir. Bu tip sular kaynatıldıklarında, kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat gibi suda çözünmeyen bileşikler çökelti oluşturur. Oysa ki; kireç adı verilen bu tortular, sudaki minerallerin kendisini oluşturur. Yani aslında suyun zenginliğini ifade eder.”

Su içsem yarıyor!

”Her 500 milimetre su tükettiğinizde, metabolizma o gün için, yüzde 24-30 hızlanır. Böbrekler 2,5 litre suyu boşaltmak için yaklaşık olarak 150 kalori. fazladan enerji harcar. Bu da 45 dakika tempolu yürüyüşe yakın bir enerji harcamasıdır. Bu sebeple kilo vermek istiyorsanız su içmeyi aksatmayın!”

Çok fazla su içmek zararlı mıdır?

”Aşırı su tüketimi ile sodyum, potasyum için, mineral dengesi bozulur. Bu duruma su zehirlenmesi denilir. Su zehirlenmesi riski; 5 litreden itibaren başlar. Sağlıklı bireylerde 2-4 litre arası su tüketimi güvenli ve gereklidir. Erkek bireylerin, vücut yüzeyi büyük olan bireylerin, spor yapanların, çok terleyenlerin, sıcak iklimlerde yaşayanların su gereksinmesi daha fazladır.”

Kişi susadığını hissettiği zaman vücudundaki su miktarı azaldığı zaman mı?

”Beyinde hipofiz bezinden ADH (antidiüretik hormon) salgılanır. Bu hormon kanda su miktarını düzenlemekten sorumludur. Bu görevini de; tükürük bezinden tükürük salınımını yavaşlatarak yapar. Böylece ağız kuruluğu hisseder, su içeriz. Su içmedikçe, susama uyarısını farketmez hale gelebiliriz. Yani vücudunda su oranı düşük olmasına rağmen bireyler, susamıyor olabilir. Güzel olan şu ki; su içtikçe, susama uyarısını yeniden farkedebilir hale gelebiliriz.”

Su içmeden kaç gün yaşanılabilir?

”İnsan bedeninin her hücresi su içerir. Bir çok intraselüler metabolik işlev, hücrenin içinde belirli oranda suyun varlığında gerçekleşebilir. Yani insan, canlılığını suya borçludur. Bu nedenle susuz olarak yalnızca ve en fazla 7 gün yaşayabiliriz.”

Sabah aç karnına su içmek önemli mi?

”Uyurken vücudumuz suyu işlemiş ve böbrekten süzmüştür. Çoktan yeniden suya ihtiyaç duyar hale gelmiştir. Gece boyunca, sindirim ve boşaltım sistemi içinde biriken sindirim atıkları ve diğer toksik maddeleri, vücuttan uzaklaştırmaya yardımcıdır. Sabah iştahını yatıştırır. Kahvaltıya daha kontrollü bir iştahla oturmanızı sağlar.”

Sigara içmek birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor. Sigarayı bırakmak onu alışkanlık haline getirenlerin en zorlandığı konulardan biri. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Yılda 6 milyon insan da tütün tüketimi nedeniyle hayatını kaybediyor. QNET’in Uzman Diyetisyeni Işın Sayın da sigaranın beynin sürekli tekrarlanan bir alışkanlığı olduğunu belirterek insan hayatına mal olan alışkanlığı terk etmek ve sağlık için sabretmek gerektiğini ifade etti.

Sigarayı bırakın; kahveyi, çayı terk etmeyin!

Sayın sigarayı bırakmak için verdiği tavsiyeler dolayısıyla, “Sigara ile birlikte en çok tüketilenler çay ya da kahvedir. İnsanlar sigarayı bırakırken akıllarına sigarayı getirdiği için çay ya da kahve içmeyi bırakıyor. Aslında bu süreçte çay ya da kahve içmeyi kesmenizi önermiyorum. Özellikle kahve için, ancak sigarayı içmeyin. Bu durum her tekrarda zihninizi eğitir. Beyninize şunu demiş olursunuz; kahve ile sigara artık bir kombin değil. Buna alışacağım. Yeni prensibim bu demiş oluyorsunuz. Aksi halde bir süre sonra kahve içmeye karar verdiğinizde beyniniz size kahvenin sigarayla içilmesi gerektiği şeklindeki sağlıksız kodlamayı hatırlatacaktır. Ve belki de yıllar sonra birlikte giden kahve-sigara ikilisi, yine birlikte gelecektir” dedi.

“2.5 litre su için, suyunuzu lezzetli hale getirin”

Sayın, sigara alışkanlığından kurtulmak için düzenli egzersizlerin de iyi geleceğini belirterek şunları söyledi: “2 saat açık temiz havada yürüyüş ciğerleri tazeleyecektir. Stresi azaltıp, iyi enerji sağlayacaktır. Sigaranın vücutta oluşturduğu olumsuz etkiyi silmek için günde 2.5-3 Litre suyu içmek çok önemli. Eğer su içmekte zorlanıyorsanız, tadını sevebileceğiniz, keyifle içebileceğiniz bir su bitki karışımı yapabilirsiniz. İçme suyunuza limon, zencefil, nane konulabilir. Sigara içmek istedikçe başka şeyler için, yani önce ikame yoluna gidin. İlave olarak canınız sigara içmek istediğinde ince dilimlenmiş havuçları, şekersiz bitki çayı eşliğinde yiyebilirsiniz. Hem elinizi de oyalamış olursunuz.”

Patlıcandan uzak durun!

Sigarayı bırakırken bol bol A, C, E vitaminleri alınması gerektiğini vurgulayan Işın Sayın, ev yapımı ya da organik salça, havuç, kereviz, limon, kivi, ayva, çiğ zeytinyağı, yağlı yüzey balıklarını düzenli olarak tüketmenin önemli olduğunu işaret etti. Sayın’ın son uyarısı da; sevilen bir yiyecek olan patlıcana! Önemsenecek kayda değer dozda nikotinin sadece patlıcan da bulunduğunu belirten Işın Sayın; vücuda giren nikotini azaltmaya çalışırken, patlıcandan uzak durulması gerektiğini ekledi.

2017, Siber güvenlik alanında fidye yazılımlarda gözle görülür bir artışın olduğu ve başta Wannacry, NotPetya, Expetr, Retefe, Bad Rabbit vb. saldırıların dünya genelinde ses getirdiği bir yıl oldu. Fidye yazılımların yanı sıra, yıl içerisinde bankacılık sistemlerine ve mobil uygulamalara yönelik saldırılar da artış gösterdi. Ayrıca meydana gelen hem hacimli hem de önemli veri sızıntıları, bu tür saldırıların da hız kesmeden devam edeceğinin işaretini verdi.

Yapay Zekâ ve Siber Güvenlik

STM uzmanları siber güvenlik alanında savunma amaçlı yapay zekâ kullanımının artarak devam edeceğini belirtiyor. Yapay zekânın, STM’nin kendi bünyesinde yürüttüğü çalışmalar perspektifinde de siber tehdit avcılığı, güvenli kod geliştirme ve test safhalarında devreye girerek saldırıları gerçekleşmeden engelleyebileceği, zafiyetleri tehlike yaratmadan belirleyip ortadan kaldırabileceği belirtiliyor. Ayrıca yıllardır büyük bir sorun olan yama yönetiminde yapay zekânın kullanılmasıyla, yama öncesi test işlemleri ve yamanın başka bir uygulamada sorun oluşturup oluşturamayacağı gibi büyük çaba gerektiren işlerin çok daha hızlı ve sorunsuz yürütülmesinin yolu açılacak.

Diğer yandan yapay zekânın kullanıldığı zararlı yazılımların da yakın gelecekte siber güvenlik dünyasının karşılaşacağı en büyük sorunlardan biri olacağı öngörülüyor. Bulunduğu ortamı anlayabilecek bu zararlı yazılımlar adeta bir insan gibi saldırı öncesi izleme, bilgi toplama, sessiz kalma ve hatta güvenlik ürünlerini atlatma gibi kararları, bulunduğu platforma göre şekillendirebilecek. Bu nedenle, yapay zekâ uygulamalarının saldırganların elinde bir çeşit siber silah olarak kullanımı da söz konusu olacak.

Zararlı Yazılımlar “Meltdown” ve “Spectre” ile kişisel bilgilere erişildi

2017’nin sonunda ortaya çıkan “Meltdown” ve “Spectre” zararlı yazılımlarının ortak hedefi, saldırı yöntemleri birbirinden farklılık gösterse de Intel ve AMD gibi işlemcilerde yer alan bellek izolasyonu oldu. Adı geçen işlemcilerin yaygın kullanımı nedeniyle, günümüz bilgi sistemlerinin neredeyse tamamını etkileyen bu saldırı tekniği, kurbanların sistemlerindeki hassas bilgilerin (örn: parola, kullanıcı adı vb.) saldırganların eline geçmesine imkân sağladı. Meltdown” ve “Spectre” saldırılarının önüne geçmek için güncellemeler yayımlayan pek çok firma ise kullanıcılarına sistemlerde yer alan tüm uygulamaları bir an önce güncellemeleri ve duyurulacak yeni güncellemeleri de takip etmelerini tavsiye etti.

ATM saldırılarında endoskopi cihazı kullanıldı

Yılın son çeyreğinde ATM’ler bir kez daha, bu sefer oldukça ilginç bir yöntemle siber saldırıların hedefi oldu. 150 yıl önce icat edilen endoskopi cihazlarıyla gerçekleştirilen bu saldırılarda, cihazın ışıkları ve kameraları siber saldırganlar tarafından ATM’lerin sensörlerini kandırıp içindeki paraları almak maksadıyla kullanıldı. Bu yöntemle yapılan saldırıların tespit edilmesi üzerine ilgili firmalar tarafından, saldırılara açık gömülü yazılım acilen güncellendi ve buna ilave olarak ATM’lerin para dağıtım ünitelerinin iç iletişimleri, kara kutu saldırılarından korunmaları maksadıyla şifrelendi.

2018 Yılı Siber Tehdit Beklentileri

STM’nin yayımladığı raporun 2018 yılı siber tehdit beklentileri bölümünde; yapay zekâ uygulamalarının saldırganlar arasında hızla yaygınlaşmasının yanı sıra; sunucusuz uygulamalara yönelik saldırıların artacağına, IoT cihazların daha sıklıkla siber saldırıların hem kurbanı hem de aracısı olacağına, fidye yazılımların şekil değiştirerek de olsa önemli bir tehdit olmaya devam edeceğine, siber casusluğun etki alanını genişleteceğine, sağlık sektörüne ve kritik altyapılara yönelik saldırıların yoğunlaşacağına, son olarak da kripto para birimlerini hedef alan siber saldırıların gündemi daha fazla meşgul edeceğine vurgu yapılıyor.

CTF etkinlikleriyle ‘siber güvenliğe dikkat çekiliyor’

STM, yeni nesil siber güvenlik anlayışının bir ürünü olan “Siber Füzyon Merkezi”ni hizmete sunarak ve siber güvenlik konusuna dikkat çekmek amacıyla “Capture the Flag” (CTF) etkinlikleri düzenleyerek, her geçen gün daha karmaşık ve tehlikeli hale gelen siber tehditlerin önlenmesi konusunda önemli çalışmalar yürütüyor.
Türkiye’nin siber güvenlik alt yapısının güçlendirilmesi ve konuya ilgi duyan yetenekli insan kaynağının sektöre kazandırılması amacıyla, ilk olarak 2015 yılında gerçekleştirilen ve her geçen yıl katılımcı kitlesini genişleterek geleneksel hale gelen CTF etkinliğinin üçüncüsü, 26 Ekim 2017’de yapıldı ve yarışma 119 siber güvenlik uzmanının mücadelesine sahne oldu.
 

Her kadın ellerinin yumuşacık olmasını ister. Kuru ve pütür pütür olmuş eller, çatlaklar özellikle ev hanımlarının sık karşılaştığı sorunlardan. Eller çok sık su ve deterjanla temas ettiği için mineralleri yok ederek, tırnaklarınızın kolayca kırılmasına ve yumuşamasına sebep oluyor. El banyoları ve kompresler, yıpranmış ellerin kendilerini yenileyebilmeleri için ideal bakım yöntemleridir. Fakat bunların dışında kullanılabilecek doğal içerikli ürünler ile de ellerinizin bakımını tamamlayabilirsiniz. Kışın kötü etkilerinden kurtulmak ellerinizi onarmak ve yıpranmasını durdurmak için üzümün cilt bakımındaki önemini vurgulayan Deniz Turan “Üzümdeki asitler, cilt hücrelerini canlandırır, bağ dokularını güçlendirir. Cilde yumuşaklık ve pürüzsüzlük verir” dedi. Deniz Turan, “Gıda olarak üzüm aynı zamanda stres ve dolaşım problemleri ile savaşmaya yardımcı olur” diyerek üzümün cildi nemlendiren ve besleyen özelliklerine dikkat çekti.

Caudalie Eğitim ve Tanıtım Müdürü Deniz Turan “Üzüm bağlarında çalışan kadınların ellerinin bakımlı, ışıltılı ve genç olmasının tesadüf olamadığını belirterek, “Yıllar süren araştırmalar neticesinde yaşlılık karşıtı ve anti oksidan etkili patenti Polifenol geliştirildi. Caudalie El ve Tırnak Bakım Kremi’ nin içeriğinde yer alan bu etkin madde sayesinde el ve tırnaklarınız gençliğini ve ışıltısını koruyor ve kışın sert koşullarında bile yumuşacık ve pürüzsüz kalabiliyor” şeklinde konuştu.

Yaz aylarında cildimizi zararlı ışınlardan korumak için “Cilt tipinize uygun en az 30 faktörlü güneş koruyucuları hayatımızın vazgeçilmez parçaları haline getirmeliyiz” diyen Deniz Turan, “Güneş koruyucu kremleri, gün ışığına çıkmadan önce yeterli miktarlarda uygulamalıyız ve iki saatte bir mutlaka yenilemeliyiz” diyerek tercihen güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde güneşlenmekten kaçınmamızı tavsiye ediyor. Deniz Turan, “Caudalie Soleil Divin Anti-Aging Yüz Koruyucu SPF50, cildi güneşin zararlı etkilerine karşı korurken içeriğindeki antioksidan polifenoller sayesinde anti-aging koruma da sağlıyor. Yapışkan olmayan yapısı ile cilt tarafından anında emiliyor” diyerek güneşin yaşlandırıcı etkisini de dikkat çekiyor.

Turan, güneşin zararlı etkilerini azaltmak ve koyu lekelere sahip olmamak adına fotosensitif (ışığa duyarlı) olmayan leke serumlarını kullanılmasını önererek, “Bu tarz ürünler, fotosensitif olmadıkları için güneşlenirken de kullanılabilme özelliğine sahipler. Böylelikle, güneş koruyucunun etkinliğini artırmakla beraber ciltte oluşabilecek lekeleri de önlerler. Fotosensitif olmayan leke serumları, mevcut cilt lekesi problemlerinde de etkinliği olan ürünlerdir” diye konuştu.

Güneşten korunmanın yanında, kullanabileceğimiz güneş sonrası ürünlerle bronzluğumuzu daha uzun süre muhafaza edebileceğimize dikkat çeken Deniz Turan “Losyon ya da kuru yağ şeklindeki “after sun” diye tabir edebileceğimiz ürünleri kullanarak cilt bakımınıza devam edebilirsiniz. Bu ürünler, güneşin cildinizde oluşturacağı hassasiyeti yatıştırırken su kaybına uğramış olan cildinize de ihtiyacı olan nemi sağlayacaktır.” dedi

Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı 2017 yardım planına, ‘’Anne ve Babalar Günü Yardımını’’ da ekledi. Bu yıldan itibaren Anneler Günü’nde şehit Mehmetçiklerimizin annelerine ve anne olan eşlerine, Babalar Günü’nde ise şehit Mehmetçiklerimizin babalarına, 500 TL nakdi yardımda bulunarak, bu özel günler de yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışacak.

Yardım programı kapsamında vakfın genel müdürlüğünün bulunduğu Ankara ve temsilciliklerinin bulunduğu Adana, Bursa, Erzurum, İstanbul (Avrupa ve Anadolu yakası), İzmir ve Samsun illerinde şehit annelerine, şehitlerin anne olmuş eşlerine ve vakıf bağışçılarına, Anneler Günü’nde, ziyaretler gerçekleştirildi.

TSK Mehmetçik Vakfı Yardımlar Müdürü Mesut Genç ve Basın Tanıtım Uzmanı Neslihan Akbulut 1992’de şehit olan Necdet Yılmaz’ın annesi Hava ve eşi Münüse Yılmaz ile ikamet ettikleri evde bir araya geldi.
Burada vakfın çalışmalarına ilişkin bilgi veren Genç, “2017 yılından itibaren, vakfın kurulduğu 1982’den bugüne kadar şehit olan erbaş ve erlerimizin annelerine ve çocuklu eşlerine bir yardım başlatma yönünde karar aldık. Bu sene ilk defa bu uygulamayı gerçekleştireceğiz. Şu anda bu bilgileri sistemimize kaydettik. İnşallah yarın itibarıyla Anneler Günü’nün ödemesini, bu yıl için belirlenen miktar olarak annelerimize 500 lira, şehit eşlerine 500 lira ve akabinde 18 Haziran’da şehitlerimizin babalarına da Babalar Günü’nde böyle bir yardım icra edeceğiz. Bu yardım, iyi günlerde çocukları, torunları için kullanmaları maksadıyla yarın annelerin hesaplarına yatırılmış olacak. Yardımı bu sene başlattık. Önümüzdeki yıllardan itibaren bu yardım devam edecek. Vakfın bütçe imkanlarıyla alakalı olarak artarak devam edeceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Söz konusu yardımdan yararlanacak şehit yakınlarının sayısı ile ilgili de bilgi veren Genç, “Şu anda 3 bin 840 anne ve eşe ulaşmış durumdayız fakat çalışmalarımız devam ediyor, konuyla ilgili temsilciliklerimiz de çalışıyor. Ulaşamadığımız anneler ve eşler de kendilerine aralık ayında gönderdiğimiz davet mektubuna cevap verirlerse ulaşamadıklarımızı da sisteme kaydederek önümüzdeki yıllardan itibaren bu aileleri de dahil etmeyi hedefliyoruz” dedi.

Oğlunun 1992’de Erzurum’da askerlik görevini yaparken PKK’lı teröristlerin saldırısı sonucu şehit olduğunu anlatan anne Hava Yılmaz, “Anneler Günü’nü hep boş geçirdim. Dolu geçmedi ama hep bu kapıdan girmesini isterim” diye konuştu. Mehmetçik Vakfına sağladığı desteklerden dolayı teşekkür eden Yılmaz, tüm şehit annelerine Allah’tan sabır diledi.

Eşinin şehit oluşunun ardından iki çocuğunu tek başına büyüten Münüse Yılmaz, ‘’Bizim için gerçekten çok anlamlı oldu. Maddi değeri var ama manevi değeri de olacak. Herkes bir eksiğini karşılayacak. Annem oğlundan, ben eşimden bir hediye almış sayacağım’’ diye konuştu.

Mehmetçik Vakfı yetkilileri, Yılmaz Ailesi’nin Anneler Günü’nü kutlayarak, çiçek ve çikolata hediye etti.