Bu kapsamda Karadeniz’de kıyısı bulunan Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya’dan Trabzon’a gelen su ürünleri uzmanları Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde kalkan balığının üretilmesi ve Karadeniz’i balıklandırılması konularında Türk uzmanlardan eğitim alıyor.

Konuyla ilgili bilgiler veren Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın, Kalkan Balığı projesinde Karadeniz’in eğitim üssü olduklarını söyledi. Aydın “1997-2007 yılları arasında Japonya Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki işbirliği ile Karadeniz’de balık yetiştiriciliğinin gelişmesi için çalışma başlattık. Bu kapsamda Kalkan Balığının yumurta, yavru üretim teknikleri geliştirildi. Sonrasında 2008-2018 yılları arasında Türk Mühendisleri tarafından bu geliştirildi ve ürettiğimiz balıkları denize bıraktık. Tecrübe gelişince diğer Karadeniz ülkeleri de bu işe ilgi duydu. Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu bizimle Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı ile işbirliği yapmak istedi. Bu konuda Karadeniz’e eğitim üssü kurmak istediler bunun için de Trabzon seçildi. Bu kapsamda ilk faaliyetimiz Kalkan Balığının üretilmesi ve balıklandırılmasıyla ilgili teknikleri Karadeniz’de kıyısı olan ülkelerden gelen uzmanlara anlatmak. Bunun için çeşitli seviyelerden uzmanlar geldi. 10 gün süre ile burada kendilerine eğitim vereceğiz. Bu eğitim sadece teorik olmayacak aynı zamanda saha eğitimi de olacak. Nasıl üretiriz? ne yaparız ? Bu bilimsel yöntemleri uzmanlarla paylaşacağız” dedi.

“Şimdiye kadar Karadeniz’e 100 bin yavru bıraktık” 

Aydın, şu ana kadar Trabzon’da 100 binin üzerinde Kalkan Balığı yavrusunu denize bıraktıklarını ifade ederek “Burada öğrendiğimiz, geliştirdiğimiz tekniği hem ülkemizin bilimsel seviyesini yukarıya çıkarmak hem de komşu ülkelere bunu aktarmak amacıyla yapıyoruz. Bir taraftan da denizde her geçen gün azalan Kalkan stoklarını da takviye etmek amacıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteklediği program kapsamında her ürettiğimiz balıkların bir kısmını denize bırakıyoruz. Bugüne kadar 100 binin üzerinde denize balık bıraktık. Böylelikle bu programımız her geçen gün devam edecek. Balıkçılığı ikiye ayırmak lazım. Avcılık ve yetiştiricilik. Biz avcılıkta av gücü bakımından, teknik bakımdan Karadeniz’in en iyisiyiz. Yetiştiricilik bakımından da oldukça iyiyiz. Bilimsel alt yapı açısından da oldukça iyiyiz. Biz aslında Trabzon’da Araştırma Enstitümüz başta olmak üzere Türkiye’nin bu alanda bu sektörün Amiral gemisi durumundayız. Farklı ülkelerden gelen uzmanlara burada teknik eğitim veriyoruz. Hem ülke olarak hem de kurum olarak biz bu bölgenin en iyisiyiz” diye konuştu.

“Üreme sezonunda çağırdık”

Aydın, Kalkan Balığının üreme döneminin Nisan-Mayıs ayları olduğunu hatırlatarak “Kalkan Balığı normalde derinlerde yaşar. Suların ısınmasıyla birlikte kıyıya doğru göçüne başlar. Bu göç Nisan-Mayıs aylarında gerçekleşir. Bu yumurtlama ve üreme göçüdür. Kıyıya yaklaşıp yumurtasını bırakır döllenen yumurta kıyıdaki sıcak daha sığ sularda yavru haline döner. Kendine benzer hale geldikten sonra yeniden derin sulara göç eder. Yani üreme sezonu olduğu için her türlü uygulamayı her türlü pratiği gelen uzmanlara göstermek amacıyla bu sezon seçildi” ifadelerini kullandı.
Rusya’dan gelen Su ürünleri Uzmanı Ekaterina Prichirino da öğrendiklerini ülkesinde aktaracağını belirterek “Burada öğreneceğim konular benim için ilginç olacak. Kendi ülkeme gittiğimde bunları aktarmak istiyorum. Rusya’da Kalkan Balığı yetiştiriciliği henüz yok ancak ileride olacak diye düşünüyorum” dedi.  

Bekir Koca – Ozan Köse

İnce’nin baba ocağında ise ayrı bir heyecan yaşandı. Muharrem İnce’nin annesi Zekiye İnce ise oğlunu televizyondan izledi. Anne İnce, “Muharrem bugüne kadar benim evladımdı. Şimdi tüm Türkiye’nin evladı oldu” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin köyü ve annesinin evinde heyecan vardı. CHP tarafından Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda düzenlenen aday tanıtım töreni için Muharrem İnce’nin Yalova’daki köyü Elmalık’ta adeta hayat durdu. Köylüler, İnce’nin adaylık açıklamasını kahvelerdeki televizyonlardan heyecanla izlediler. En büyük heyecan ise CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin Yalova’daki baba ocağında yaşandı. İnce’nin annesi Zekiye İnce, oğlunun Cumhurbaşkanı adaylığının açıklanmasını evinde televizyon başında izledi. İnce’nin teyzesi Nezahat Düzyürek ile birlikte izleyen anne Zekiye İnce, “Ben de evladımın Cumhurbaşkanı adayı olacağını televizyondan öğrendim. Çok heyecanlandım ve gurur duydum. Aynı anda da çok korktum. Zira çok zor bir göreve talip oldu. Muharrem bugüne kadar benim evladımdı. Ama artık tüm Türkiye’nin evladı. Ben ona güveniyorum” dedi.

Teyzesi Nezahat Düzyürek ise, “Son derece mutluyum. Memleketimiz için çok güzel şeyler olacağına inanıyorum. Muharrem iyi bir evlat ve iyi yetişmiş bir insan. O nedenle de çok başarılı olacağına inanıyorum” diye konuştu.
Köy halkı da Muharrem İnce’nin adaylığından son derece mutlu olduklarını dile getirerek, İnce’yi sonuna kadar destekleyeceklerini söylediler.  

Fatsa ilçesinde civciv üretmek için kuluçka makinesi satın alan 21 yaşındaki Ahmet Ali Ataka, daha sonra makineleri seri bir şekilde üretmek için KOSGEB desteğine başvurarak, Mustafa Kemal Paşa Mahallesi’nde kendi iş yerini açtı. Kendi markası ile yurt içi ve yurt dışına yaptığı kuluçka makinelerini ihraç etmeye başlayan Ataka, hedefinin kuluçka makinesi alanında daha büyük makineler üretmek olduğunu ve işini büyüterek istihdama katkı sağlamayı amaçladığını söyledi. 

Yeni bir iş araştırması yapmak istediğini ve internette gezinirken civciv üretimi yapma kararını aldığını söyleyen Ataka, “Hobi olarak yapmak istediğimiz işi şuanda ticari faaliyete çevirerek işimize başladık. İlk olarak civciv üretimi yaparak makine satın almıştık. Daha sonra hobi olarak yapılan bu işe büyük talebin olduğunu gördük ve makine üretimi yapmaya karar verdik. İşimizi büyütme kararı aldık ve Fatsa Genç İş Adamları Derneği ile KOSGEB’in ortak açtığı girişimcilik kursu için başvuruda bulunduk. Kurslara katıldık, sertifika aldıktan sonra işimize yöneldik ve bu alanda büyümeye başladık. KOSGEB’in önemli desteği işimizde bizlere çok büyük yardımcı oldu. Piyasada bir eksiklik hissettik ve sonuçta bizler bu işi yapma kararı aldık. İş yerimizi büyüttükten sonra kuluçka makinesi üretimine başladık. Ebat olarak ilk küçük çapta makineler yaptık ve başarılı olunca da büyük makineler yaptık. Ürettiğimiz makinelere birçok ilden talep oldu. Bu işe merak duyanların tamamı bu makineye merak duyuyor. İnsanlar civciv yetiştiriciliğini genelde hobi olarak yapıyor. Maliyette fazla yüksek olmadığı için talepte duruma göre yüksek oluyor. Bizler üretim yaptığımız iş yerimizde civciv üretimi de gerçekleştiriyoruz. Belirli bir ücret karşılığında kendi makinelerimizde müşterilerimizin civcivini de çıkartıyoruz. Türkiye çapında internet üzerinden satış yapıyoruz. Ayrıca birçok farklı ülkeye ihracat yapıyoruz. Özellikle Araplar çok beğendi makinemizi ve en çok onlar satın alıyorlar” dedi. 

İstenilen ebat ve ölçüde kuluçka makinesi yaptıklarını belirten makine teknisyeni Levent Kısacık, “Bütün kalıpların burada üretimini yapıyoruz. Teknik olarak her şeyini ayarlıyoruz. Her şeyi hazır olarak müşteriye teslim ediyoruz” şeklinde konuştu. 

Fatsa Genç İş Adamları Derneği (FAGİAD) Başkanı Mehmet Serkan Erdik ise, “Girişimcilere KOSGEB ve diğer kurumların sağlamış olduğu imkanları haberdar etmek ve öncülük etmek için elimizden geleni dernek olarak yapıyoruz. Farklı dallardaki iş kolları hakkında girişimcilerimize bilgiler veriyoruz. Girişimci arkadaşımız gerçekten güzel bir meslek dalında ilerlemeye çalışıyor. Bizler de desteklerimizi kendisine devamlı sağlıyoruz. Birçok ülkeye ihracat yapan firmaya ticari hayatında başarılar diliyorum” diye konuştu.  

Ahmet Altay

Satışlarında yüzde 10 artış beklediğini dile getiren Şahin, Ramazan ayında da pide ile ekmeğin fiyatını aynı yapacağını belirterek, “Tedarik fiyatını daha az bulursam, 40 kuruşa kadar inerim” dedi.

Fırın ve marketlerde 1 liraya satılan 200 gram ekmeği, 75 kuruşa sattığı için haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle Ekmek Üreticileri Federasyonu Antalya Şubesi tarafından hakkında dava açılan Kepez ilçesi Teoman Paşa Mahallesi’nde market işletmecisi Ragıp Şahin’in mahkemesi geçtiğimiz günlerde görülü. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre, ekmeğin ortalama maliyetinin 87 kuruş olduğu ve bu fiyatın altında satılmasının uygun olmadığı karara bağlandı. Mahkeme, ‘davalının ekmeği ortalama maliyet fiyatı altında satış yapmaktan ibaret eyleminin, haksız rekabet olduğunun tespiti ve haksız rekabetin menine’ karar verdi. Ayrıca kararda, istinaf yolunun açık olduğu belirtildi.

Mahkemenin ardından kararı bir üst mahkemeye taşıyarak itiraz edeceğini dile getiren market işletmecisi Şahin, bugün ise ekmek fiyatını 65 kuruşa kadar düşürdü. Marketinin önüne tabela koyan Şahin, çevresindeki bazı marketlerin de bu fiyattan sattığını, Ramazan ayında pide fiyatlarında da değişikliğe gideceğini söyledi.

“Antalya’da ekmeğin yüzde 70’i Kepez’de tüketiliyor”

Şahin, Serbest Ticaret Kanunu’na uyup, şirketin kar edeceği şekilde tedariklerini yaparak ekmeği satışa sunduğunu kaydetti. Antalya’da ekmeğin yüzde 70’inin Kepez ilçesinde tüketildiğine dikkat çeken Şahin, “Çocuk sayısı fazla olan bir yer. Burada en az aile bireylerinin sayısı 4. İnsanlar minimum 4 ekmek alıyor. Bu akşam saatinde daha da fazla oluyor” dedi.

“Çiklete bile fiş kesiyorum”

Ekmekte rekabetin fiyatla değil kaliteyle olması gerektiğini vurgulayan Şahin, pide fiyatlarının normalde ekmeğin üstünde olduğunu ancak ekmeği sattığı fiyata, pideyi de satmaya devam edeceğini söyledi. Ekmek fiyatının, 75 kuruş olması gerektiğini belirten Şahin, “Ancak kaliteli ekmek çıkmalı, fırınlar da denetlenmeli. Çalışanın hakkı yok mu bu memlekette? Ceza mı kesilmesi gerekiyor? Ben çiklete bile fiş kesiyorum. Şu anki yasanın verdiği kararlara saygımız var ama vatandaşın ve esnafın yasalara güveni kalmıyor. Böyle mi olması gerekiyordu?” diye konuştu.

“40 kuruşa da satarım”

Dün bin 60 civarında ekmek sattığını kaydeden Şahin, fiyatı 65 kuruşa düşürdükten sonra müşteri oranında yüzde 10’luk bir artış beklediğini dile getirerek sözlerine şöyle devam etti:

“Ekmeği 85 kuruştan 75 kuruşa düşürdüğümde ciddi bir satış artışı olmuştu. Çevremdeki herkes ekmeği 1 liraya satarken, ben 85 kuruşa satıyordum. Mahkeme baskısı gelince, 75’ten 85 yaptı diyorlar. Öyle bir şey yok ki. Tam tersini yaptım. Ben mahkeme kararından sonra 75 kuruşa düşürdüm. Şimdi de 65 kuruşa düşürdüm. Tedarik fiyatını daha az bulursam, 40 kuruşa kadar inerim. Ben alışımın her zaman üzerine karımı koyar satarım. Zararına satmam. Vatandaş daha da ucuz ve kaliteli ekmek almak istiyor.”

Öte yandan vatandaşlar ise daha da düşen ekmek fiyatları karşısında memnun olduklarını dile getirdi. Fiyatı günden güne düşen ekmeklerden fazlaca aldıkları gözlenen vatandaşlar, “Hizmet dediğin böyle olur” dedi.
Öte yandan ilçede çevredeki bazı marketlerin de fiyatı 60 kuruşa kadar düşürmesi dikkat çekti.

Suat Metin
 

Partisinin grup toplantısında hükûmete ”2019 seçimlerini 26 Ağustos 2018 tarihinde yapalım” diyerek bir den tüm Türkiye’nin gündemini değiştiren MHP lideri Bahçeli, yine tarihe damgasını vuracak bir hamleye imza attı. Bahçeli’nin dün yaptığı çağrının ardından Ankara, bugün hareketli saatler yaşadı. Öğlen saatlerinde Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Bahçeli, yaklaşık yarım saat süren görüşmenin ardındn Külliye’den ayrılarak Başkanlık Divanını topladı. Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan’ın 15:30’da toplantı yapacağını duyurmuştu. Basın toplantısında erken seçimlerin 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacağını duyuran Erdoğan’ın açıklanmasıyla izlenecek yol haritası şöyle olacak:

1- TBMM’nin onayı

Erken seçime gidebilmek için anayasa değişikliği gerekmiyor, ama kararın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafindan onaylanması şart. TBMM’de toplam 539 milletvekili var. Erken seçime gidilmesinin kabulü için tezkereye 276 milletvekilinin onay vermesi gerekiyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Meclis başkanı dışında 317 milletvekiline sahip. AK Parti ile MHP’nin toplam sandalye sayısı ise 352. Dolayısıyla iki partinin ‘evet’ demesi erken seçim önünde engel bırakmıyor.

HDP ile CHP de erken seçime hazır olduklarını söyledi. Oylamada ‘Hayır’ deseler dahi, MHP ile AK Parti’nin oyları seçime gidilmesi için yeterli olacak.

2- YSK takvimi açıklayacak

Erken seçim kararı alınmasından sonra propaganda ve seçim kurallarını belirleyecek ve kampanyalar başlayacak.

YSK ilan edilen seçim tarihine göre seçime gidecek partilerin belirlenmesi, adayların ilanı, seçmen kütüklerinin yenilenmesi, il ve ilçe seçim kurullarının belirlenmesi, oy pusulalarının bastırılması hazırlığına başlıyor.

YSK, 1 Ocak itibariyle seçime girebilecek dokuz partiyi açıklamıştı.

YSK’nın 298 sayılı ‘Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’ ile 2820 sayılı ‘Siyasi Partiler Kanunu’nun ilgili maddelerine göre, 1 Ocak’tan en az 6 ay öncesi itibariyla illerin en az yarısında teşkilat kurtukları ve büyük kongrelerini yaptıkları saptanan partilerin seçime girebileceğini duyurdu. Bu partilerin de AK Parti, Bağımsız Türkiye Partisi, BBP, CHP, DP, HDP, MHP, Saadet Partisi ve Vatan Partisi olduğu belirtildi.

25 Ekim 2017’de kurulan İYİ Parti’nin altı ayı 1 Eylül’de doluyor, parti örgütlenmesini tamamlayamazsa İYİ Parti’nin TBMM’de grup kurması gerekiyor.

3- Yeni seçim sistemi nasıl işleyecek?

Türkiye, 2017 referandumuyla kabul edilen anayasa değişiklikleriyle ilk defa Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini bir arada yapacak.

TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler Cumhurbaşkanı için aday gösterecek. TBMM dışından aday gösterilenler için ise 100 bin imza gerekiyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda adayların hiçbiri yüzde 50’ye ulaşamazsa en çok oyu alan iki aday ikinci tura kalacak. İkinci turda da en yüksek oyu alan isim 5 yıllık Cumhurbaşkanlığı koltuğuna geçecek.

Cumhurbaşkanı en fazla iki defa seçilebilecek. Yeni anayasaya göre, meclisteki milletvekili sayısı da 550’den 600’e çıkarıldı. Yeni düzenlemede Ankara’da seçilecek milletvekili sayısı 32’den 36’ya, İstanbul’da seçilecek milletvekili sayısı da 88’den 97’ye yükseldi.

Antalya’nın çıkaracağı milletvekili sayısı 2, Adana’nın 1, Bursa’nın 1, Aydın’ın 1, Denizli’nin 1, Diyarbakır’ın da 1 arttı.

4- Partiler erken seçime ne diyor?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Salı günkü erken seçim çağrısına siyasi partiler de karşılık verdi. AK Parti’de karar için Erdoğan işaret edilirken, genel hava “Ok yaydan çıktı, seçim kaçınılmaz”a dönüştü.

CHP’den ilk yanıt ‘hodri meydan’ oldu. Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, “Hodri meydan, erken seçime hazırız. Türkiye’yi bu sıkışmışlıktan çıkarmanın yolu seçimdir” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da, “Bir karar aldıysanız, Halkların Demokratik Partisi olarak size hodri meydan diyoruz. Biz seçime de varız” dedi.

İYİ Parti lideri Meral Akşener de partisinin yasal olarak seçime girip giremeyeceği tartışmalarına ilişkin “Zamanında ya da erken, bizim için fark etmez. Bizim için telaşlanacak bir durum yok” diye konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da “Türkiye’nin hakikaten bugünkü şartlarda daha ileriye gitmesi mümkün değildir” diyerek Bahçeli’nin çağrısına destek verdi.

5- İttifak planları

Erken seçimler, 2017 referandumuyla kabul edilen yeni anayasanın da resmi olarak yürürlüğe girmiş olması anlamına gelecek.

Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olurken, başbakanlık makamı da kalkacak. Partisiyle ilişiği kesilmeyecek cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi olacak.

Cumhurbaşkanının yetkilerinin genişlemesiyle siyasi partiler de hesaplarını ‘başkanlık’ ve milletvekili seçime göre yapıyor.

MHP ile AK Parti’nin seçime ‘Cumhur ittifakı’yla girmesi bekleniyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 8 Ocak’ta partisinin Cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceğini ve Erdoğan’ı destekleyeceklerini söyledi ve bunun adının da ‘Cumhur İttifakı’ olabileceğini ifade etti.

AK Parti’nin de kabul etmesiyle siyasi partilerin isimlerinin oy pusulasında yer alacağı resmi ittifak düzenlemesi TBMM’de de kabul edildi.

Referandumda ‘Hayır’ diyen siyasi partilerin cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda kendi adaylarını çıkarması, ikinci turunda da en fazla oy alan partinin adayını desteklemeleri beklentisi var.

İYİ Parti lideri Meral Akşener 2017 Aralık ayında Cumhurbaşkanlığı’na aday olacağını duyurmuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, Mart ayındaki açıklamasında Cumhurbaşkanı adayları için “Yıpranmamış kişiler arasından seçilmesi lazım. Kafamızda birden fazla isim var” dedi.

Tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Bahçeli’nin erken seçim çağrısı sonrası partisinin “seçime hazır” olduğunu söyledi. Demirtaş’ın avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Siyasi yasaklı olsam da olmasam da aday olsam da olmasam da HDP ve şahsım, cumhurbaşkanlığı seçiminde çok iddialıyız ve sonucu kesinlikle bizim tutumumuz belirleyecek” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu da Nisan’da BBC Türkçe’ye verdiği mülakatta, cumhurbaşkanı adaylarını seçim tarihi belli olduğu zaman açıklayacaklarını söylemiş, ittifak arayışı için şartları konusunda da “Cumhurbaşkanı kesinlikle kanunların üstünde olmamalı … Adalet bağımsız olmalı” demişti.

Kaynak: BBC Türkçe

Batuhan Yaşar’ın “Ulusalcılar nasıl nefes alacak şimdi?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:
“Kemal Kılıçdaroğlu bilmem kaçıncı kez CHP kurultayına damgasını vurdu..
Vurdu vurmasına ama bu kez işler biraz sıkıntılı..
Kemal beyin damgaları sadece CHP çerçevesi ile sınırlı kaldı, kalıyor..
Baş ağrıtacak gelişmeler kapıda..
Eleştirilecek çok şey var..
Kurultay konuşması mesela..
İçi o kadar boştu ki..
Heyecansız ve ruhsuzdu:
-“Boş da konuşsam dolu da konuşsam nasıl olsa beni seçeceksiniz kardeşim” der gibiydi..
Daha da önemlisi;
-Arena’ya gelen bir kişide bile “2019’da Cumhurbaşkanlığını biz alırız, milletvekilliği seçimlerini kazanırız” inancı yoktu..
Asık ve sinirli yüzlerle karşılaştık..
Moralli kimse yoktu etrafta..

CHP=UMUTSUZLAR KULÜBÜ

Eskiden, yani Kemal Bey öncesinde her lafın başına “Atatürk” ve “laiklik” eklenirdi..
Son kurultayda bu iki kelime neredeyse hiç kullanılmadı..
Kemal Kılıçdaroğlu hatırlayın “yeni CHP” demişti..
Neyin kastedildiğini şimdilerde daha iyi anlıyoruz..
Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal’ın CHP’si sadece 7 yılda dönüştürüldü..
-Kemal Kılıçdaroğlu 6 oku aldı attı..
-Tekin Bingöl de delegeleri..

FETÖ DEMEDİ, SALON ALKIŞLAMADI..

Kemal Kılıçdaroğlu teşekkür konuşmasına çıktığında terör örgütlerinin isimlerini sayarken çok ilginçtir ki FETÖ’yü atladı..
Hadi tamam heyecanlandı ve unuttu diyelim..
Ama daha önemlisi kurultay konuşmasını yaparken yaşandı:
PKK ve FETÖ’yü kastederek “Bu salonda bugün bu terör örgütleriyle ilişkili kimse yok” dedi ve alkış bekledi..
Salondan çıt sesi bile çıkmadı..
Devam etmek zorunda kaldı..
Herkes biliyordu ki o salonda

CHP’NİN LÜTFULLAH KAYALAR’I

Muharrem İnce 400 küsur oy aldı..
2014’teki Olağanüstü Kurultay’da da benzeri yaşanmıştı..
Hatırlayın ANAP’ta da her kongre öncesinde Mesut Yılmaz’ın karşısına Lütfullah Kayalar çıkardı..
CHP’liler de aynı şekilde Muharrem İnce’yi Kemal Kılıçdaroğlu ile danışıklı dövüş içinde “tavşan aday” görüyor..
Muharrem İnce’nin sesi ancak kurultaydan kurultaya çıkıyor..
Zaten Deniz Baykal susturulmuştu..
Kendisine çizilen çerçevenin dışına çıkmasına izin verilmemişti..
Bakın kaset davasında artık sona yaklaşılıyor..
Davanın bir an evvel sonuçlanmasını en çok kim istemeli..
Deniz Baykal..
-“Beni genel başkanlıktan eden, dünya âleme rezil eden suçlular bir an evvel cezalandırılsın..”
Doğalı da bu zaten..
Ama öyle değil.. Sanki Deniz Beyin davadan sonuç çıkmasını istemiyormuş gibi bir hâli var..
Buradan kendisine şifalar diliyoruz..
En kısa sürede sıhhatine kavuşur ve gerçekleri bir bir açıklar..
Bu köşenin kendisine açık olduğunu tekrar belirtmek isteriz..

ULUSALCILAR, SOLCULAR NE YAPSIN?

Cumhuriyetle yaşıt CHP’de artık başka bir durumla karşı karşıyayız..
Adı aynı ama içeriği çok farklı bir CHP..
Ulusalcı kanat her dönem CHP’nin temel taşı olmuştur..
Şimdilerde öyle değil..
3-5 kişi kaldılar..
“Solcular” da öyle..
Peki şimdi ne olacak..
Ulusalcılar artık CHP’de nefes alamıyor..
“Bu böyle gitmez” yorumları yapılıyor..

DSP, SODEP GİBİ..

CHP için “marjinal parti” desek yanlış olmaz..
Yeri geldi FETÖ ile yeri geldi PKK ile aynı dili kullandı..
Yola da bu şekilde devam ediyor zaten..
Yapılan bir ciddi eleştiri de CHP’nin artık sosyal demokrasiyi temsil etmediği..
Canan Kaftancıoğlu yetmedi şimdi bir de Sera Kadıgil çıktı..
İğrenç iğrenç laflar..
Birdenbire televizyon ekranlarında gördüğümüz Selin Sayek Böke mesela..
Hoop aldılar CHP’ye Genel Başkan Yardımcısı yaptılar..
Kemal Beyi yerden yere vurdu ama yine anahtar listesinde yer aldı..
Nasıl iş bunlar?
Biri açıklasa da biz de aydınlansak!
Ne kadar marjinal adam, terör örgütleriyle ilişkili, iltisaklı adam var hepsi PM’de..
Hesap belli..
-“Sokağı hareketlendirmek için bu adamlar yetkili kılındı..”
CHP, Gezi’den beri aynı yolu deniyor..
Ama içerideki 3-5 solcu, ulusalcı, sosyal demokrat çok rahatsız..
“Yeni parti” filan diyorlar ama devamı gelmiyor..
Bazen kazanırsınız ama aslında kaybetmişsinizdir..
2010’da da Deniz Baykal en az sizin kadar güçlüydü Kemal Bey…” 

Elazığ’da farklı işlerle uğraşan İbrahim Karaman (31), Nihat Bulut (42) ve Mahir Tekin (31) sosyal medyada gördükleri solucan gübresi işini merak etti. Bunun üzerine 6 ay araştırma yapan 3 arkadaş, solucan gübresi işine girmeye karar verdi. Eski bir ahırı tesis haline çeviren 3 arkadaş, ilk etapta 100 bin solucan ile işe başladı. 2 yıl içerisinde 3 milyon solucana ulaşan 3 arkadaş, ayda ortalama 10-15 bin lira kar ederek büyük bir gelir sağladı.

Kendi işimizin patronu nasıl oluruz diye düşünürken internet ve sosyal medyadan solucan gübresiyle ilgili haberleri gördüklerini belirten İbrahim Karaman, “Çok parası var, iki katı üretim, işletme sürekli büyüyor diye gördük. Liseden beri arkadaş olduğumuz arkadaşlarla bu işe girdik. Altı ay gibi bir süre araştırma yaptık. Anlatılanlara doğrudan inanmadık. Bu işi yapanlarla telefonla ve yüz yüze gidip görüştük. Hem olumlu hem de olumsuz yanlarını sorduk. Aklımıza yattı, altı ay sonra başladık. Riski az olsun diye 100 bin solucan ile başladık. İşletme sürekli büyüyen bir işletme, şimdi 3 milyona yakın solucanımız var. Aylık ortalama üç tona yakın gübre üretiyoruz. Bunu önümüzdeki yıl dört katına çıkarmayı düşünüyoruz” dedi.

“Aylık ortalama 10-15 bin lira kâr kalıyor”

Gübrenin fiyatının bölgeye ve yöreye göre değiştiğini dile getiren Karaman, “Elazığ’da tonunu 3 bin lira olarak satıyoruz. Toptan alımlarda daha indirim yapıyoruz. Tek veya 2 kiloluk paketlerimiz var. Kilosu 3,5 ve 4 TL’ye gidiyor. Giderlerimizi düştüğümüz zaman ortalama aylık 10-15 bin lira arası bize kalıyor. Bu sadece gübre satışı değil, işe girmek isteyen arkadaşlara solucan satışlarımız da oluyor. Kendilerine nasıl yapılacağı ile ilgili yardımlarımız oluyor” dedi.

“Solucan gübresi yüzde 70’lik verim sağlıyor”

Öncelikle solucandan ziyade, solucanın yemini temin etmenin daha önemli olduğunu vurgulayan Nihat Bulut, “Solucanın yemi seperatörden geçmiş büyükbaş hayvan gübresidir. Biz bunun posasını alıp brandaların altında fermante ediyoruz. 1,5 ay civarında, yüzde yetmiş oranında fermante ettiğimiz o gübrelere, yüzde 30 civarında meyve atıkları, yumurta kabuğu, çay posası karıştırıp hayvanlarımıza veriyoruz. Özellikle yeni dikilen fidanlarda yüzde 70’lik bir verim artışı sağlıyor” diye konuştu.

“15 gün erken hasat sağlıyor”

Solucan gübresinin 15 gün erken hasat yapılmasını sağladığını vurgulayan Bulut, “Her şeyden ziyade bizim şuanda topraklarımız kimyasal gübreyle ölmüş vaziyette. Sürekli dayatılmış bir gübre var. Bunun her yıl maliyeti var. Topraklarımızı öldürüyor ve belli bir süre sonra o toprak artık verimsiz hale geliyor. Solucan gübresi doğal olduğu için toprakta yetişen ürünlere doğal bir aroma katıyor hem de daha sağlıklı bir şekilde sebzelerin ve meyvelerin olgunlaşmasını sağlıyor. Topraktaki nem oranını çok fazla tuttuğu için sulamadan kazanç sağlıyor. Humus oranı çok yüksek. Humusta toprağa çok faydalı. Verdiğimiz gübre içerisinde solucanların kokonları (yavru) var. Bu kokonlar da verdiğimiz gübre içerisinde tekrardan büyüdükleri için toprakta havalandırmayı sağlıyorlar. Toprağın verimli bir şekilde ürün vermesini sağlıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Daha sağlıklı bireyler yetiştirebiliriz”

Bu işe ilk sadece gübre üretmek amacıyla başladıklarını ifade eden Mahir Tekin ise, ”Bu solucanlara verilen yemlerde yumurta kabuğundan, çay posasına kadar her şey doğal. Geri dönüşüme de katkı sağlıyorlar. Bu sayede gerçekten toprağın verimini artırıyorlar. Şu an bu şekilde devam ediyoruz. Zahmetsiz hiç bir şey olmaz. Ama bu tatlı bir zahmet çünkü daha iyi bireyler yetiştirebiliriz. Sonuçta bu gübrede üretilen besinler gerçekten sağlıklı. Bu işi artık tamamen ticari amaçlı düşünmüyoruz. Gelecek nesiller adına bir şeyler yaptığımızı gördüğümüz zaman daha mutlu oluyoruz” şeklinde konuştu. 

Kamil Can Kılıç – Ahmet Mücahid Kantarcıoğlu

Marmaris’te 20 yıl turizm işçisi olarak çalışan Tuncay Ayaz (32), iki yıl önce memleketi Kurtalan’a dönüş kararı aldı. Geldiği baba ocağında bir yakınıyla birlikte ilçe çıkışındaki bir düzlükte bir dönümü kapalı olmak üzere 5 dönüm alan üzerindeki 300 tavukla çiftlik kuran Ayaz, marketlere sattığı yumurtalar kısa sürede yoğun bir taleple karşılaşınca kapasiteyi 4 bin tavuğa çıkardı. Kentte günlük organik yumurtaya rağbetin artmasıyla da bir kez daha kapasite artırımına giden Ayaz, 7 bin tavukla yumurta üretmeye devam ediyor. Ayaz, kapasiteyi 40 bine çıkarıp, yurtdışına da yumurta ihraç etmeyi hedefliyor. 

Yıllarca Marmaris’te turizm işinde çalıştığını anlatan Ayaz, “Ancak içinde her zaman memleketime bir yatırım yapma düşüncesi vardı. Kesin dönüş yaparak baba ocağında bu işin ticaretini yapma kararı aldım ve bir tavuk çiftliği kurdum. Önce 200-300 tavuk ile başladım, sonra bunu 4 bin kapasiteye çıkardım, talep artınca 7 bine artırdım. Şuan yine de talebi karşılayamıyorum, Organik köy yumurtası elde ettiğimiz için her yerden sipariş geliyor. Çok mutluyum” dedi.

Devletten destek alacak

Şu aşamaya kadar 400 bin TL harcadığını aktaran Ayaz, önümüzdeki günlerde kapasiteyi artırması durumunda devletten destek ihtiyacı hissedebileceğini söyledi. Ayaz, “Devletimiz yardımcı olursa 10 dönüm arazi üzerinde üretimi 45-50 bin kapasiteye çıkartarak iç piyasanın yanı sıra dışarıya da açılmayı amaçlıyorum” diye konuştu.
Ayaz’ın ortağı Murat Çiçek ise Siirt’te yoğun bir yumurta tüketimini olduğunu dikkate alarak tavuk çiftliği kurduklarını, zamanla yoğun talep karşısında üretimi artırdıklarını söyledi. Talepten son derece memnun olduğunu aktaran Çiçek, yeni tesisle 20’nin üzerinde kişiyi istihdam etmeyi planladıklarını söyledi. 

Mehmet Niyazi Deniz – Selami Deniz
 

Geçtiğimiz yıl 8 Ocak günü Sultanahmet, Haliç, İstiklal Caddesi gibi İstanbul’un birçok noktası karlar altındayken bugünlerde kentte yazdan kalma bir gün yaşanıyor. Megakentin karlar altındaki 1 yıl önceki görüntüsüyle bugün çekilen görüntüler yan yana geldiğinde aynı günlerde yaşanan sıcaklık farkı da gözler önüne serildi. Önceki sene bu zamanlar beyaza bürünen İstanbul’da karın etkisiyle kartpostallık görüntüler oluşurken, bu günlerde vatandaşlar sıcak havanın tadını çıkarıyor. Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üstünde seyrettiği bu günlerde çok sayıda vatandaş ailesiyle birlikte İstiklal Caddesi’ne geldi. Güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar kentin çeşitli noktalarında gezintiye çıkarken kimi vatandaşlar da Sultanahmet Meydanı’nda bol bol fotoğraf çektirdi, kuşları besledi. Vatandaşlar ayrıca 2 yıl arasındaki büyük sıcaklık farkı hakkında konuşarak ocak ayında yaşanan güneşli havayı değerlendirdi.

“İstanbul’da hava güzel olsun”

Taksim’e iş için geldiğini ve İstanbul’da havanın geçen seneye aynı zamanlara oranla çok farklı olduğunu dile getiren Murat Tonguç, “Havanın güneşli olması bizim için ve evsizler için güzel bir şey ama uzun vadede düşünürsek küresel ısınma olsun hava değişiminin global etkileri olsun kötü bir şey. Tarım için de kötü bir şey ama havanın güzelliği sadece İstanbul içinse sorun değil, İstanbul dışında da böyleyse kötü olur. İstanbul’da hava güzel olsun, iş için geldim buraya” dedi.

“Geçen sene bu zaman dışarı çıkamıyordum”

Sıcak havayı fırsat bilerek Sultanahmet Meydanı’na gezmeye gelen bir vatandaş, “Geçen sene bu zaman dışarı çıkamıyordum ben şuan dışarıdayım en büyük fark bu. Kar yağıyordu, araç, kurye zor geliyordu, geçen sene hiç iş yoktu şu an yapıyorum” ifadelerini kullandı.

İsmail Coşkun – Serdal Altıntepe – Emrah Kuş

Yıllardır fırınlarda çıraklık ve ustalık yaparak bugünlere geldiklerini belirten Korucu kardeşler, Özkanlar Ekmek Fırınını satın alarak patron oldular. Kardeşlerden Zafer Korucu, “Ben ve kardeşim bu ekmek fırınında usta olarak çalışıyorduk. Sağ olsun patronumuz çok iyi bir insandı. Bu fırının tüm işlerini kardeşimle birlikte yapıyorduk. Satın aldığımız fırının sahibi bize, ‘siz çok iyi insanlarsınız, gelin size bu fırını satayım. Sizde bir ekmek sahibi olun’ dedi. Bizde yıllarca fırınlarda çalışarak biraz para biriktirmiştik ve aile büyüklerimize de danışarak fırını satın almaya karar verdik. Allah bize bu fırında patron olmayı nasip etti. Bize patron olma imkânını sunan ustamız Tuncer Özkan ağabeyimize çok teşekkür ediyoruz” dedi.

“Mutluğumu kelimelerle ifade etmek çok zor”

Fırınlarda işçilik yaptıktan 20 yıl sonra kendi fırınlarını açtıkları için çok mutlu olduklarını belirten kardeşlerden Veysi Korucu ise, “Mutluğumu kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor. Allah bize de iş yeri açmayı, evimize ekmek götürmeyi nasip etti. Allah’a ne kadar şükretsek azdır” diye konuştu.

Patron olmanın sevinciyle ekmeği 50 kuruşa satacaklar

“Kardeşimle aza kanaat etmesini biliriz” diyen Veysi Korucu, “Tek duamız vardı, bir gün kendi işimizin patronu olmak. O da çok şükür bugün gerçekleşti. Ben ve kardeşim patron olduğumuz için Allah’a şükrümüzü belirtmek için ekmeği 50 kuruştan satıp, vatandaşımızın da duasını almak istiyoruz. Allah herkese böyle iş yerleri nasip etsin” şeklinde konuştu. 

Veysel Eşin