Edinilen bilgiye göre, olay, Seyhan ilçesine bağlı Dumlupınar Mahallesi 38073 Sokak ile Barış Caddesi’nin kesiştiği yerde meydana geldi. İddiaya göre, 19 yaşındaki Fırat Ünlü cinayetten bir gün önce yolda yürürken tanımadığı bir grup tarafından önüne yanlışlıkla atılan şişeden dolayı tartışmaya başladı. Tartışma çevrede bulunan vatandaşların araya girmesiyle kavgaya dönüşmeden engellendi. Fırat Ünlü, olay günü yanına Halil İbrahim Yüknük (19), Hasan Durak (21), Celal Koçak (19) ve M.S.Ö. alarak tartıştığı grupla konuşmaya gitti.
Mahalleye giden Fırat Ünlü telefonla, “Kalabalıklar. Buraya gelmeyin” diye uyarılınca arkadaşlarıyla geri dönmek istedi. O sırada yoldan otomobille geçen Ömer Balcı’yı (19) tartıştığı grup arasında zanneden Fırat Ünlü ve arkadaşları aracın önünü kesti. Sürücü Ömer Balcı ve Fırat Ünlü arasından yaşanan tartışma bir süre sonra silahlı kavgaya dönüştü. ‘Uzun Salih’ lakaplı M.S.Ö.’nün kullandığı silahtan çıkan kurşun aracın ön yolcu koltuğunda oturan Gökay Tunç’u göğsünden yaraladı. 

Arkadaşının vurulduğunu gören Ömer Balcı, silahla ateş ederek grubu dağıttıktan sonra yaralı Gökay Tunç’u hastaneye götürdü. Genç adam hastanede hayatını kaybederken Ömer Balcı, polis tarafından gözaltına alındı. Ömer Balcı’nın “Benim tek husumetlim Ercan’dır. Cezaevindeyken aramızda kız meselesi yüzünden tartışa çıkmıştı” diyerek ifade vermesi üzerine adı geçen kişi gözaltına alındı. Genç adamın verdiği ifade doğrultusunda cinayeti kendisinin işlemediği anlaşıldı. 

Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri bölgede yaptığı güvenlik kamerası çalışmasında zanlıları tek tek tespit etti. Polis Dumlupınar Mahallesi’ne düzenlediği baskında olayda kullanılan 2 silah ile şüphelileri gözaltına aldı. “Şoförün elinde tabanca vardı. Biz de kaçtığımız grubun adamı zannedince ateş ettik” diye ifade veren zanlılardan katil zanlısı M.S.Ö. ve Fırat Ünlü tutuklanırken Ömer Balcı ‘adli kontrol şartıyla’ serbest kaldı. 3 zanlı ise savcılıktan serbest kaldı.  

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Günlük hayatımızda sık sık kullandığımız, hatta kullanılan malzemenin tekrar kullanılabilir olup olmadığını bilmeden defalarca kullandığımız bu plastiklerin üzerinde veya altında yazan numaraları çoğumuz görmüş fakat ne anlama geldiğini çoğumuz önemsememiş, sorgulamamışızdır. Bütün plastik şişe, damacaca, bidon gibi malzemelerin altında veya üzerinde genelde üçgene benzer bir logonun içerisinde şişenin hangi malzemeden yapıldığına gösteren bir numara bulunur. Bu numaralar 1 ile 7 arasında olup oldukça önemlidir. Plastik malzemelrin üzerine işaretlenen numaralar ürünün hangi malzemeden üretildiğini simgeler. Eğer aldığıız plastik ürünün üzerinde bu işaret hiç yoksa kesinlikle bu plastikten uzak durulmalıdır.

Şimdi gelin hepsine ayrı ayrı göz atalım;

1. PET ya da PETE

PET ya da PETE olarak geçen bu plastik en yaygın kullanım oranına sahip. Fakat tek kullanıma uygun tasarlandıkları için, tekrardan doldurup kullandığınız takdirde suya ağır metaller ve çeşitli kimyasallar karışabiliyor ve böylece kullanan kişinin hormon dengesi dahi bozulabiliyor! Ayrıca bu şişeler doğada oldukça zor çözünüyor.

2. HDP ya da HDPE

Daha çok süt, deterjan, yağ muhafazaları, oyuncak ve plastik torbaların imalatında kullanılan HDPE ya da HDP, suya herhangi bir kimyasal karıştırmıyor ve su söz konusu olduğunda uzmanlar tarafından en tercih edilesi plastik olarak gösteriliyor.

3. PVC ya da V

PVC ya da V ismiyle şişelerin altında bulunan bu plastik, çoğunlukla yiyecek kapları, yumuşak materyaller ve oyuncaklar için kullanılıyor. Suya iki toksik materyal karıştırabilen bu plastiğin şişelerde kullanımı tavsiye edilmiyor.

4. LDPE

Suya herhangi bir kimyasal karıştırmasa da, bu plastiğin su şişesi olarak kullanılması yasak. Yine de eğer pakedinde bu plastiğin kullanıldığı bir gıda satın alıyorsanız iki kez düşünmeniz gerekiyor. Zira suya karıştırmadığı kimyasalları, gıdalara bulaştırabilme ihtimaline sahip.

5. PP

PP, sert ve hafif olmasıyla göze çarpıyor. Isıya karşı yüksek bir dirence sahip. Öyle ki, ısıtıldığında diğer plastiklerin aksine erimiyor. Bu da onu muhafaza ettiği ürün için iyi bir koruyucu yapıyor. PP, aynı zamanda gıdada yağlanma ve rutubeti engellemek için de ideal.

6. PS

PS, çok farklı amaçlarla kullanılan ucuz ve hafif bir plastik türü. Genellikle kullan-at tarzda bardaklar ve kaplar, yumurta kapları vs. için kullanılıyor. Isındığı zaman kanserojen bileşikler yayabiliyor. Bu yüzden uzun süreli kullanımlarda kesinlikle tavsiye edilmiyor.

7. PC, Diğer

Sporcu su şişeleri, biberonlar, yemek kaplarında kullanılan bu plastiğin, en tehlikeli ve uzak durulması gereken plastik olduğu söyleniyor. Karışık polikarbon materyallerden imal edildiği için geri dönüşüme uygun değil. Bunun da ötesinde, kullanımında BPA (Bisphenol A) kullanıldığı için yemeğe ya da içeceğe kimyasallar karıştırabiliyor.

ÖZET İLE

Gıda Standartları Enstitüsü´ne göre,altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamı olan damacanalar sağlık açısından riskli.Bu rakamlar damacananın,yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. ´Bieshenol A´ adlı bu madde kalp sağlını bozuyor ve diyabet riskini artırıyor.

Eğer hala kullandığınız plastik şişelerin altını kontrol etmediyseniz şimdi tam zamanı! Gözden kaçırdığınız küçük bir detay sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilir…

Altuntabak Mahallesi’nde yaşayan ve eşi vefat eden 4 çocuk babası İbrahim Kaya’nın mesaisi sabah 06.00’da başlıyor. Caddeleri, sokakları sırtında torbasıyla gezen Kaya, çöplerden satmak için şişe arıyor. Günde yaklaşık 12 saat boyunca çöplerde şişe arayan Kaya, emekli olmadığı için geçimini sattığı şişelerden sağlıyor. Üniversite de okuyan çocuklarının eğitim masraflarını da sattığı şişelerden kazandığı para ile sağlayan Kaya, emekli olarak rahat bir hayata kavuşmak istiyor.

Sattığı şişelerden kazandığı para harici hiçbir gelirinin olmadığını ifade eden Kaya, “4 çocuğum var ve onların geçimini bulduğum şişelerle sağlıyorum. Yetmiyor ama komşular yardım ediyor. 2 çocuğum üniversite okuyor, 2’si okumuyor. Okumayan çocuklarım hiçbir iş yapmıyorlar. 2 çocuğum üniversite öğrencisi, birisi hukuk fakültesi diğer çocuğum ise inşaat teknikerliği okuyor. Çocuklarımın geçimini ben sağlıyorum. Günlük en fazla 15-20 lira kazanıyorum, yetmiyor ama bazen torbayla görünce insanlar yardım ediyor, para veriyorlar ve bu şekilde geçimimi sağlıyorum” dedi.

Sabah erken saatlerinde şişe toplamaya başladığı için bazen dayak yediğini de söyleyen Kaya, “Sokaklarda korkarak dolaşıyorum, ıssız yerlerde oluyor bu şişeler. Üç dört sefer dayağa maruz kaldım şişeleri toplarken. Primim dolmadığı için emekli olamadım ve emekli değilim şu an, emekli olsam bu işi bırakırım” dedi. 

Veysel Korkmaz – Onur Erden