Kemer’in Göynük turizm bölgesinde bir otelde konaklayan ve ismi açıklanmayan Rus kadın turistten şüphelenen görevliler, otelden ayrılacağı gün kadından bavulunu açmasını istedi. Görevliler, çanta açıldıktan sonra gördükleri manzara karşısında şok oldu. Turistin valizinden onlarca tabak, havlu, tuvalet kağıdı, banyo malzemesi, poşet çay çıktı. Bavuldan çıkan eşyaları yatağın üstüne seren görevlilerin ‘bu kadar havluyu ne yapacaksınız?’ sorusuna Rus kadın, ‘çocuklarımın doğum günü’ diye cevap verdi. Ardından ‘bu kadar malzeme çok değil mi?’ diye soran görevliye ise Rus kadın, iki çocuğunun olduğunu ve meyve, pasta yedikleri için çocuklarının sürekli ağzını, yüzünü silmek zorunda kaldığını belirtti. Oteldeki görevliler tarafından cep telefonuyla çekilen görüntülerde, yüzlerce poşet çayının da yer aldığı gözlendi.

Kaşık setine kadar almışlardı 

Sosyal medyada paylaşılan görüntü sonrası olayın nasıl sonuçlandığı bilinmezken, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Manavgat ilçesindeki bir otelde buna benzer bir vaka meydana gelmişti. Olayda, 5 yıldızlı bir otelde konaklayan yabancı uyruklu turistin ağzı açık çantalarında otele ait çok sayıda malzeme gören kat görevlileri, durumu yetkililere haber vermiş, otel yönetiminin yaptığı araştırmada turistin çantasından elma ve portakal, bitki çayı, meyve suları, şampuan, tuvalet kağıdı, başka bir turistin çantasında da çatal, bıçak, kaşık seti çıkmıştı.  

Suat Metin
 

FETÖ mensupları, kullandıkları şifreli haberleşme ağı ByLock’un deşifre edilmesinin ardından yeni şifreli ağlar üzerinden haberleşmeye devam ediyor. Son olarak “Falcon” isimli şifreli haberleşme programını kullandıkları tespit edilen örgüt mensuplarının hesap makinesi görünümlü sisteme Peygamber Efendimizin doğum tarihi ile İstanbul’un fethinin tarihleri olan“571×1453=” kodu ile giriş yaptıkları daha sonra kişisel şifreleri ile de mesajlaştıkları ortaya çıktı. 

Fethullahçı Terör Örgütü üyeleri hakkında 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalar kapsamında yapılan incelemelerde, FETÖ’cülerin şifreli ByLock sistemi üzerinden haberleştikleri ortaya çıkmış ve ByLock kullanan binlerce FETÖ’cü gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Sistemleri deşifre olan FETÖ’cüler yeni arayışlar içerisine girdi ve Falcon isimli hesap makinesi görünümlü şifreli haberleşme ağını kullanmaya başladı.

“FETÖ’nün CHP’ye sızdırdığı ajan itiraf etti” 

FETÖ/PDY üyeliği kapsamında gözaltına alınan sanıkların teknolojik cihazlarında yapılan incelemelerde tespit edilen Falcon sistemi ile ilgili incelemeler devam ediyor. 31 Ekim 2017 tarihinde CHP Bursa Gençlik Kolları’na FETÖ tarafından sızdırıldığı tespit edilerek gözaltına alınan Ali Taşvuran’ın itirafları sistemle ilgili gerçekleri ortaya çıkardı. 

Telefonunda hesap makinesi görünümlü falcon sistemi olduğu tespit edilen Ali Taşvuran, haberleşmenin nasıl gerçekleştiğini itiraf etti. Emniyete verdiği itirafta ByLock’un deşifre olmasının ardından örgüt mensuplarının haberleşme için yeni girişimlere girdiğini ve hesap makinesi görünümlü Falcon ile bu ihtiyacın giderildiğini belirtti. Sisteme “1453×571=” kodu ile giriş yapıldığını, daha sonra açılan yeni sayfada kullanıcıya ait kimlik ve şifre bilgilerinin istendiğini, kullanıcı eğer telefon sahibi ise gerçek şifre ile sisteme girilebildiğini itiraf eden Taşvuran, sistemin ele geçirilmesi durumunda verilen sahte şifre ile sistemin kendini sıfırladığını, böylelikle önceki konuşmaların ele geçirilmesinin önlendiğini kaydetti. Taşvuran telefonuna falconu yükleyen kişinin herhangi bir tehlike durumunda uzaktan erişimle de telefonu sıfırlayabileceğini itiraf ederek söz konusu yazılımın son derece iyi korunabildiği için örgüt tarafından tercih edildiğini belirtti.

İçerikler silinmesin diye TÜBİTAK devreye girdi 

Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yazılım ile ilgili yapılan incelemelerde, sistemde oluşturulan biri sahte olmak üzere çift şifre işleminin sisteme girişi zorlaştırdığı ve söz konusu verilerin sıfırlanma ihtimaline karşı uzman bilişimciler aracılığıyla yazılımın çözülmeye çalışıldığı öğrenildi. Sahte şifrenin yanı sıra telefona ait imaj alınması durumunda da kendini sıfırlayabilecek şekilde oluşturulan sistemin zarar görmemesi için TÜBİTAK’tan destek alındı. TÜBİTAK tarafından yapılan çalışmalarda bir takım mesajlaşmaların kurtarıldığı öğrenilirken bu mesajlaşmadan yola çıkılarak örgüt için önemli bir isim olan ve Ali Taşvuran’ı CHP Gençlik Kollarına yerleştiren F.S. isimli şahsa ulaşıldı. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nce yapılan araştırmalar neticesinde F.S. isimli şahıs örgütün gaybubet evlerine yapılan bir baskında üzerinde sahte kimlik, 2 bin dolar ve 18 bin lira ile yakalandı.

FETÖ abisinden motivasyon mesajı 

Öte yandan, Falcon isimli yazılımı Ali Taşvuran’ın telefonuna yüklediği de ortaya çıkan F.S’nin, Taşvuran’a motivasyonunu yükseltmek için falcon üzerinden sık sık ‘Yakalanırsanız eğer, içerisinde yatacağınız hücreler cennete açılacak kapılardır, bu dava hak davasıdır’ şeklinde mesajlar attığı ortaya çıktı. Ayrıca son günlerde FETÖ/PDY mensuplarına yönelik yapılan baskınlarda gözaltına alınan şahısların telefon ve bilgisayarlarında Falcon olup olmadığının da incelendiği öğrenildi. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü sürekli yeni sürümleri ortaya çıkan falcon yazılımı ile ilgili incelemelerini, genişleterek devam ettiriyor.  

Marmara Üniversitesi tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu’nun katkılarıyla organize edilen ‘Referandumdan Bir Yıl Sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ başlıklı panel Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Marmara Üniversitesi Sultanahmet Rektörlük Binası’nda düzenlenen panele Başbakan Binali Yıldırım’ın yanı sıra Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Arat, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Avukat Özlem Zengin, Ak Parti MKYK Üyesi ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ile geniş bir davetli topluluğu katıldı. 

“Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi tamamlandığında, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası ölçekte model bir yükseköğretim merkezi haline gelecektir” 

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Arat, yükseköğretime verilen desteklerden bahsetti. Prof. Dr. Arat, kurmakta oldukları Recep Tayyip Erdoğan Külliyesine değinerek, “Ulaşım, haberleşme ve denizcilik alanında sağlanan atılımları burada anlatmak bir yana, özetlemek bile kolay değildir. Ülkemiz sağlık, kültür, turizm, spor, millî savunma, gıda, tarım, hayvancılık, çevre ve enerji başta olmak üzere birçok alanda sayısız projeyi hayata geçirmiş, uluslararası düzeyde atılımlar gerçekleştirmiştir. Şüphesiz bu dönemde en başarılı olunan hususlardan biri de yükseköğretim sisteminin yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar olmuştur. Bir yandan üniversite sayısı, kontenjanlar, yurt dışına gönderilen öğrenci sayısı ve üniversite öğrencilerine verilen burslar ve krediler artırılırken, diğer yandan da öğrenci harçları kaldırılmış, öğretim elemanlarının ücretlerinde önemli iyileşmeler sağlanmıştır. Araştırma üniversiteleri ve ihtisas üniversiteleri gibi projeler hayata geçirilerek üniversitelerimizin bilimsel niteliklerinin artırılmasına ve sektörle bütünleşmelerine önemli katkılar sağlanmıştır. Ancak, yükseköğretim alanında gerçekleştirilen en önemli atılımlardan biri de hiç şüphesiz üniversitelerimizin modern külliyelere kavuşmasıdır. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle kurmakta olduğumuz Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi, Marmara Üniversitesinin ulusal ve uluslararası platformlarda saygın bir yükseköğretim kurumu olma vasfını pekiştirerek devam ettirecektir. Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi tamamlandığında, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası ölçekte model bir yükseköğretim merkezi haline gelecektir. Üniversitemize vermiş oldukları büyük destek dolayısıyla başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Başbakanımıza ve Hükümetimize müteşekkir olduğumuzu bilhassa belirtmek isterim” diye konuştu.

Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Arat, son dört yılda gerçekleştirdikleri yatırımlarından söz etti. Rektör Arat, gerçekleştirmeyi planladıkları projelerden bahsederek, şu ifadeleri kullandı:
“Marmara Üniversitesi olarak son dört yıl içinde yaklaşık 220 milyon Türk Lirası yatırım gerçekleştirerek bir yandan üniversitemizin ihtiyaçlarını karşılarken, diğer yandan da ekonominin canlılığına nisbi olarak katkı sağladık. Hükümetimizin desteği ile gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla Tıp, Diş Hekimliği, Sağlık Bilimleri, İlahiyat, İşletme ve Atatürk Eğitim fakültelerinin binalarını tamamlayarak hizmete aldık. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu binasının yanı sıra Merkezî Kütüphanemizi tamamen yenileyerek Türkiye’nin üçüncü nesil ilk kütüphanesi olarak hizmete açtık. Sadece Anadolu yakasının değil, belki de İstanbul’un en fonksiyonel kongre merkezlerinden birine 2018 yılı içinde Göztepe Külliyesinde başlayacağız. Yine bu sene 528 yataklı yeni hastanemizi hizmete açacağız. Recep Tayyip Erdoğan Külliyesinde Mühendislik ve Teknoloji fakültelerinin binalarının inşaatına başlayacağız. Ayrıca, Kredi ve Yurtlar Kurumu ile işbirliği halinde 8 bin kişilik öğrenci yurtlarının temelini yine Recep Tayyip Erdoğan Külliyemizde atacağız. 2019 yılında ise Eczacılık, Hukuk ve İletişim fakülteleri ile Marmara Kongre Merkezinin yapımını tamamlayarak hizmete alacağız. Geleceğin Marmarasını inşa etme sürecinde en büyük desteğimiz başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümetimizden aldığımız güçlü destek ve halkımızın bize duyduğu güvendir.”

“Türkiye yeni sürece girmiş ve kendisine yeni bir siyasî model seçmiştir” 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin halkın beklentilerine uygun bir hükümet modeli olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Mehmet Emin Arat, Türkiye’nin yeni bir sürece girdiğini söyleyerek, “Türkiye’nin Marmara Üniversitesi, ülkemizin içine girmiş olduğu gelişim ve dönüşüm sürecini en güçlü şekilde yaşayan akademik kurumlardan biridir. Bilgiyi yalnızca derleyen ve tasnif eden, ondan yeni bilgiler üreten, teori ile uygulamayı birleştiren ve insanlığın yararına sunarak hayatın her alana değer katan bir üniversite olmanın sorumluluğuyla hareket etmekteyiz. Bu bilinçle gerçekleştirdiğimiz bugünkü panel, milletimizin on yıllar boyunca içine girdiği siyasî, ekonomik ve toplumsal istikrar arayışının bir sonucu olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin konuşulacağı önemli bir platformdur. Cumhuriyetimiz kurulalı henüz 95 yıl olmasına rağmen, ülkemizde 65 farklı hükümet görev almıştır. Diğer bir ifade ile Türkiye’de her 18 ayda bir hükümet yıkılmış ve yerine yenisi kurulmaya çalışılmıştır. Bu süreçte ülkemiz sayısız siyasî ve ekonomik kriz yaşamış, toplumsal çalkantılar geçirmiş, anarşi ve terör batağına sürüklenmiştir. Bu sorunları bir daha yaşamama umuduyla geliştirilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, Türkiye’nin köklü tarihî geçmişi, yönetim gelenekleri ve halkımızın beklentilerine uygun bir hükümet modelidir. Türkiye yeni sürece girmiş ve kendisine yeni bir siyasî model seçmiştir. Bugün burada çok değerli konuklarımız bu yeni modeli daha yakından tanımamız için yıllara yayılan bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşacaklardır” şeklinde konuştu.  

Rıfat Fırat

İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, söz konusu kanun ile e-Belediye Bilgi Sistemini kurmaya, işletmeye, veri saklama, veri iletimi ve veri paylaşımı ile ilgili politikaları tespit etmeye, çalışma usul ve esaslarını belirlemeye ve bu sistem ile ilgili merkezi bir hizmet standardizasyonu oluşturmaya İçişleri Bakanlığı yetkili kılındı. e-Belediye Bilgi Sistemi ile vatandaşlara dönük hizmet süreçleri basitleştirilecek ve standardizasyon sağlanacak, kamu kurumları ve yerel yönetimler arasında anlık veri paylaşımı kurulacak, hizmetler merkezi sistem üzerinden yürütülerek vatandaş işlemlerinin elektronik ortamda elektronik veya mobil imza ile yapılabilmesi sağlanacak. Geliştirilecek olan belediyecilik yazılımları ile vatandaş odaklı bir yerel yönetim yapısının oluşturulması için bilgi ve iletişim teknolojileri etkin şekilde kullanılacak. Belediyelerin iş süreçlerinin kısaltılması ve daha hızlı hale getirilmesi ile zaman ve emek kayıpları ile mali kayıpların önlenmesi amaçlanmakta.

VATANDAŞ ODAKLI HİZMET

Sistem ile kesintisiz yerel hizmet sunumu sağlanacak, bankalar ile anlık veri transferi sağlanarak vatandaşların vergi ve fatura gibi ödemelerinin çevrimiçi olarak yapabilmesi mümkün olacak. Sistem, vatandaş odaklı bir yerel yönetim yapısının oluşturulmasına ve vatandaşların belediye hizmetlerinden daha hızlı, kolay, etkin, kaliteli bir şekilde yararlanmasına ve bu hizmetlerdeki bürokratik işlemlerin azaltılmasına da hizmet edecek.

1 MİLYAR 831 MİLYON TL TASARRUF SAĞLANACAK

Ülke çapında hizmetlere belirli bir standardizasyon, şeffaflık ve denetlenebilirlik anlayışı getirecek olan sistem ile ayrıca, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) uygulamaları kapsamında belediyelerin yürüttüğü inşaat izin süreçlerini kısaltacak, bir sonraki aşama olarak da diğer kurumlar ile yapılan entegrasyon çalışmaları sonucu süreç sayılarını düşürecek ve süreçleri sadeleştirecek. Sistem, Avrupa Birliği Mevzuatı ve uyum çalışmaları kapsamında yatırım yapma süreçlerinde yoğunlukla karşılaşılan bürokratik hantallığı gerekli izin ve ruhsat işlemlerinin tek elden yürütülmesini sağlayarak ortadan kaldıracak. Bu sistem devreye girdiğinde yılda en az 1 milyar 831 milyon TL tasarruf sağlanması bekleniyor.  

AK Parti ve MHP’nin ortak imzası ile önceki gün TBMM Başkanlığına verilen seçim ittifaklarına ilişkin yasa teklifinde, 2019 seçimlerinde kullanılacak oy kabinleri, pusulanın koyulacağı zarflar ve oyların atıldığı sandıklarda da değişikliğe gidileceği öngörülüyor. Teklife göre, mahallî idare organları seçimlerindeki oy pusulaları ile Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde de oy pusulalarının aynı zarfa konulması öngörüldüğünden, oy sandıklarının üzerinde zarfların atılacağı açıklık da değiştirilecek. AK Parti kaynakları, özellikle yerel seçimlerdeki 3 ayrı pusulasının tek zarfa sığdırılması için zarfların boyutunun büyütüleceğini, bu durumda kabarık hâle gelecek zarfların mevcut seçim sandıklarının içine atılmasında sıkıntı yaşanabileceğine dikkat çekti. Oy pusulalarının tek zarfta kullanılmasına ilişkin düzenleme yapılırken, zarfların mevcut sandıklara sığıp sığmayacağının uygulamalı olarak test edildiği, mevcut sandıkların üzerindeki açıklığın yeni zarflar için yeterli olabileceği, ancak ileride yaşanacak problemlerin çözümü için YSK’ya yetki verildiği belirtildi.

Mevcut mevzuatta, oy verme kabinlerinin hafif metal profil üzerinde, sentetik kumaştan yaptırılacağı öngörülüyor. Yeni düzenlemede ise, bu zorunluluk kaldırılıyor. Bu maddenin gerekçesinde, “Oy verme kabinleri, belediyeler veya muhtarlıklar tarafından muhafaza edilmekte ve seçimlerde sandık kurullarınca kullanılmaktadır. Uygulamada metal profil ve sentetik kumaştan yapılan oy verme kabinlerinin muhafazasında güçlükler yaşanmaktadır. Saklama ve nakil esnasında oluşan hasarların tamirinin veya yeni kabinlerin temininin maliyetinin yüksek olması sebebiyle, kabinlerinin metal profil ve sentetik kumaştan yaptırılması zorunluluğu kaldırılmakta, YSK’ya ekonomik ve kullanışlı kabin yaptırma imkânı tanınmaktadır” denildi.

AK Parti kurmayları; 2019 seçimlerinde mevcut kabinlerin kullanılacağını, ancak hasarlı veya eksik sayıda olanların yerine karton malzemeden yapılacak kabinlerin kurulacağını dile getirdi. Edinilen bilgilere göre; yeni oy kabinleri yurtdışı seçmenler için YSK tarafından yaptırılan kabinler gibi olacak. Katlanabilir, maliyeti düşük ve taşınması kolay karton malzemeden üretilecek.

OYLARI TAKİBE TEDBİR

Seçim ittifaklarına ilişkin kanun teklifinde, özellikle Güneydoğu’da seçmenin üzerinde baskı oluşturulmamasına yönelik bir dizi tedbir alınıyor. Sandık ve seçim güvenliğinin sağlanması kapsamında, bazı sandıkların birleştirilmesi uygulamasına gidilecek. Ayrıca, bir binada oturan seçmenlerin farklı sandık bölgelerinde oy kullanabilmeleri imkânı getirilecek. AK Parti kurmayları bu düzenlemenin gerekçesini, “Özellikle bölgede, terör örgütünün vatandaşlar üzerindeki baskını kaldırmak için bu yola gidildi. Çünkü, bir binada oturanların oy kullandığı sandıktan çıkan sonuçlar takip edilerek, oradaki vatandaşa baskı ve tehdit unsuru olarak kullanılabiliyor. Aynı binadaki, seçmenlerin farklı sandıklara dağıtılması, verilen oyların takibini de önleyecek” şeklinde açıkladı. 

Türkiye Gazetesi

Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğr. Gör. Dr. İbrahim Türkeri ve Mimar Gönül Karademir Türkeri, ekonomik ve sürdürülebilir bir cephe sistemi geliştirdiler. Sistem Yalova’da uygulanmaya başladı. Sistemde kullanılmış paletler koruyucu bir tabaka ile koruma altına alınarak bina cephesine monte ediliyor ve bina cephesi palet iç yüzeylerine yerleştirilen saksılar sayesinde bir biyo duvar özelliğine de sahip oluyor. Ekonomik ve çevreci bir cephe amaçlanan sistem daha çok sanayi tesisleri için tasarlanıyor.

İç mekan ve dış görünümde yeni bir kullanım olanağı

Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğr. Gör. Dr. İbrahim Türkeri sanayi yapıları için yeni bir cephe sistemi olarak öne sürdüğü projeyi şu ifadelerle aktardı: “Çevre ve şehir estetiğini olumsuz yönde etkileyebilecek büyüklükte inşa edilen sanayi tesislerinin ve özellikle depo yapılarının geri dönüşümlü ahşap paletlerle örtülmesini öneren proje kapsamında iç mekan ve dış görünümde yeni bir kullanım olanağı sunulmaktadır. Sanayi tesislerinin sadece kompozit panellerle kaplanması yerine, yeni bir katman önerisi olarak geliştirilen bu cephe sistemi sayesinde naif bir ahşap yapı görünümü sağlanmaktadır. Bununla birlikte çelik konstrüksiyona eklemlenerek cephe yüzeyini saran bu yeni doku, iç mekanda güneş kırıcı rolü de üstlenmektedir. Kullanılmış ahşap paletlerin sürme esaslı koruyucu bir yağ tabakasıyla güçlendirildiği bu uygulama, aynı zamanda palet içlerine gömülen saksılar aracılığıyla yeşil bir cephe görünümüne de olanak sağlayabilmektedir.”

Yalova ölçeğinde uygulanmaya başlanan projenin, ekonomik ve çevreci bir çözüm olarak diğer sanayi tesislerini de teşvik edeceği öngörülüyor.
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Resmi Gazete’de yayımlanan ilgili yönetmeliğine göre, 2017 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemine kaydını 30 Haziran’a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık’a kadar uzatıldı. Bilecik İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Çiftçi Kayıt Sistemi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından oluşturulan ve çiftçilerin kayıt altına alındığı tarımsal veri tabanı. Bu sistemin çeşitli fonksiyonları mevcut olup tarımsal destekleme araçlarının etkin ve rasyonel bir şekilde planlanması ve uygulanmasında kullanılıyor. Bakanlıkça, Çiftçi Kayıt Sistemi verileri gözetilerek çiftçilere tarımsal destekleme ödemeleri yapılmaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlanarak, 30 Haziran’dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Buna göre, 2017 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi kaydını 30 Haziran’a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık 2017’ye kadar uzatıldı. 27 Mayıs 2014 tarihli ve 29012 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin geçici 1’inci maddesine eklenen (5) fıkrada 2017 üretim yılına ilişkin çiftçi başvuruları 31 Aralık 2017 tarihinde sona erer. Söz konusu yönetmeliğin geçici 1’inci maddesi (5) fıkrası gereği 2017 Çiftçi Kayıt Sistemi ürün güncellemesini yaptırmamış çiftçilerin en geç 31 Aralık tarihine kadar il ve ilçe tarım müdürlüklerine başvurmalarının gerekir” ifadelerine yer verildi.  

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türk Boğazlarında Yerli ve Milli Gemi Trafik Sistemi İmza Töreni’ne katıldı.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığında gerçekleştirilen imza töreninde yaptığı konuşmada Bakan Arslan, “Hazıra konabilirdik, hazır test edilmiş, daha önce uygulamaya girmiş sistemler var, onların birini satın alıp yolumuza devam edebilirdik. Ancak 15 yıldır Cumhurbaşkanımızın ‘Dışa bağımlılığımızı azaltmazsanız özgürleşemezsiniz, dışa bağımlılığımızı azaltmazsanız kararlarınızı kendiniz alamazsınız’ talimatını hep kulağımıza küpe yaptık” şeklinde konuştu.

Milli Savunma Bakanlığının, Savunma Sanayi Müsteşarlığının sadece savunma amaçlı sistemler geliştirmediğini anlatan Arslan, “Savunmamızı güçlendirdikçe, savunmamızı dışa bağımlılıktan kurtardıkça yerli ve milli gemiler de dahil aynı zamanda kabiliyetlerimizi artırıyoruz. Bu kabiliyetleri bugün de görüyoruz ki başka alanlarda kullanma şansınız doğuyor” ifadelerini kullandı.

“MİLLİ VE YERLİ OLARAK KABİLİYETLERİ ÇOK DAHA ÜST SEVİYEDE OLAN YENİ BİR SİSTEM KURUYORUZ”

Türk Boğazlarında Yerli ve Milli Gemi Trafik Sistemi’ne ilişkin Arslan, “Milli ve yerli olarak kabiliyetleri çok daha üst seviyede olan yeni bir sistem kuruyoruz. Sadece gemi trafik hizmetleri sisteminin yeniden ve daha üst seviyede yazılması, hazırlanması, kurulması değil, yeni sistemlerle ilgili de ihale süreçlerimiz olacak. Bu işbirliği bundan sonra da diğer işbirliklerinin yolunu açmış olacak. Bununla da kalmayacağız, bu kabiliyetimizi artık biz dışarıya vereceğiz. Biz başkalarının yaptığı gibi damla damla vererek ve adeta burnumuzdan getirerek yaptıkları paylaşımlarda olduğu gibi değil, cömertçe, ortak olarak yurt dışındaki firmalarla işbirliği yapacağız. Elde ettiğimiz kabiliyetleri bütün bu ülkelerle paylaşacağız” açıklamasında bulundu.

Bakan Arslan, denizcilikle ilgili ise, “Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ı deniz taşımacılığıyla gerçekleştiriliyor. Deniz yolu yüklerin tek seferde, büyük miktarlarda, ucuz, çevre dostu ve emniyetli bir şekilde taşınması imkanını sağlıyor. Bu havayolu taşımacılığına göre 14 kat, karayolu taşımacılığına göre 6,5 kat, demiryolu taşımacılığına göre de 3,5 kat daha ekonomik bir taşıma türüdür. AK Parti hükümetleri olarak 15 yıldır göreve geldiğimiz günden beri denizciliğin önemini bilerek, çok bu sektörün stratejik sektör olduğunu düşünerek bu sektöre çok ciddi kolaylıklar yaptık. Sektör 15 yılda adeta sadece denizcilerimizin değil, denizlerimizin yolunu açık etmek adına ne gerekiyorsa yapıldı. Bu konuda yasal düzenlemeler başta olmak üzere hem sektörün hem ticaret erbabının önünü açtık. Uluslararası liman sayısını arttırdık, 174 uluslararası limanımız var. Gemileri uydu yoluyla izleme imkanı sağlayan uzak mesafeden gemilerin tanımlanması ve izlenmesi sistemini kurduk. Şu anda Türk boğazları, özellikle Türk bayraklı gemileri kara sularımızda takip ediyoruz. Boğazdan yılda 50 bin gemi geçiyor. Ortalama 10 bin tehlikeli madde taşıyan gemi geçiyor, bu yılda yaklaşık 140 milyon ton petrolün boğazlardan geçmesi anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“PROJE BEDELİ 59 MİLYON TÜRK LİRASI”

Gelişen teknolojiler karşısında günümüz ihtiyaçlarını karşılamak adına sistemleri yenileme ihtiyacı olduğunu kaydeden Arslan, “Bu imza töreni bu anlama geliyor. Sistemleri yenilerken dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırıp çok daha güvenli bir sistem kurmuş olacağız. 15 yıldır yaptığımız gibi milli ve yerli imkanlarda bu sistemi en iyi şekilde kurup, burada da kalmayıp ihracatını yapacağız. HAVELSAN ve ASELSAN birçok kabiliyetleri olan, iş yapan güzide kurumumuz. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüzle yaptıkları bu işbirliği çerçevesinde inşallah bundan sonra hem kaynak kodları ülkemizde olacak hem bilgi güvenliği anlamında çok önemli bir iş yapmış olacağız. Gemilerden kaynaklanabilecek emniyet risklerinde daha da aşağıya indiren bir sistemi kurmuş olacağız. Proje bedeli 59 milyon Türk lirası. Hiç şüpheniz olmasın ki ülkemiz imkanlarıyla yapmasaydık belki bunun iki üç misli rakamlardan bahsediyor olacaktık. Dolayısıyla rakam sizi aldatmasın ama rakam dışa bağımlığın azaltılması konusunda önemli” dedi.

Bakan Arslan, şöyle konuştu:

“En önemlisi de inşallah bundan sonra insansız gemi trafik hizmetleri kulelerinde bulunan radar ve otomatik tanımlama sistemlerinden alınan denizüstü verileri Gemi Trafik Merkezinde bulunan operatörlerin önüne ekranlara aktarılabilecek. Boğazlardan geçen gemilerin bilgileri kendi güvenli veri tabanımızda sağlanabilecek. Gemilere ait bu bilgiler anlık olarak ihtiyaç duyan diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızda da oluşturulacak sistemle entegre sistemle paylaşılabilme imkanı sağlayacak. Nitekim yedekleme kapasitesi artırılacak. Radyo yön bulucular ile de yoğun gemi trafiği olan bölgelerde telsiz çağrılardan gemiler tanımlanabilecek, verilerin ve görüntülerin analizi yapılabilecek. Gemi manevralarına esas ani değişimler veya karşı yönden gelen geminin çatışma riski sistem üzerinden tehlike sinyali diye verilerek uyarı yapacak. Türk boğazlar bölgesinde bulunan 16 trafik gözetleme istasyonuna 14 yeni kamera kurulacak, bu kameraları da yine HAVELSAN ve ASELSAN geliştirmiş olacaklar.”

“15 NİSAN 2019’DA HİZMETE SUNMUŞ OLACAĞIZ”

“16 ay içerisinde inşallah bu projeyi bitirip 15 Nisan 2019’da hizmete sunmuş olacağız” diyen Arslan, “Bu imza parasal değer olarak çok yüksek paralara tekabül eden bir imza olmayabilir ama milli ve yerlilik, dışa bağımlılığın azaltılması adına çok anlamlı ve önemli bir imza. Buradan elde ettiğimiz kabiliyetlerle inşallah biz katma değeri yüksek olan ihracatın da önünü açmış olacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından Bakan Arslan, Bakan Canikli, Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Hızırreis Deniz ve HAVELSAN Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay proje için imzaları attı.

Pelin Üzek Kılıç – Cem Geçim – Nurullah Geylani

TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma Geliştirme Enstitüsü (TÜBİTAK SAGE), savunma sanayisinde geliştirdiği önemli projelerle Türk Silahlı Kuvvetlerine hizmet etmeye devam ediyor. TÜBİTAK SAGE tarafından tasarımı ve F-4/F-16 platformlarına sertifikasyonu tamamlanan, uçaktan bırakılan güdümsüz genel maksat bombalarına güdüm ve uzun menzil yeteneği kazandırmak üzere geliştirilen Kanatlı Güdüm Kiti 82/83 (KGK) silah sisteminin seri üretimine başlandı. TSK’nın envanterine giren KGK 82/83 silah sisteminin tanıtımı TÜBİTAK’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Lansmanın açılış konuşmasını yapan TÜBİTAK Başkanı Ahmet Arif Ergin, bir mühimmatı daha envantere sokmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. KGK hakkında bilgi veren Ergin, “Biliyorsunuz uçaklarımızdan serbest düşümle atılan bombalarımız var. Bu bombalarımızı bırakmak için uçaklarımız, görev bölgesinin üzerine gitmekle mükellef oluyorlar bu da bizim için bir risk doğuruyor. Bu riski minimilize etmek için serbest düşümlü bombalarımızın üzerine kanatları ve güdüm kitleri katarak bunları 100 kilometre kadar bir menzilden hedef bölgesine yaklaşmadan uçaklarımızın bırakmasını, böylelikle uçaklarımızın emniyetinin temin edilmesini sağlıyor. Bu kapsamda KGK’yı 500 ve bin librelik bombalarımızın üzerine entegre edecek şekilde teknolojimizi tamamen yerli olarak geliştirdik” şeklinde konuştu.

“Türkiye daha iyisini yapacak noktada”
Gerçekleştirilen lansmanla ürünün hem envantere geçmesini hem de seri üretiminin başladığını kutladıklarını ifade eden Ergin, envantere giriş için düşük miktarda ön üretim ile deneme atışlarının yapıldığını kaydetti. Ülkemizde gelişim adına sürekli bir ihtiyaç duyulduğun altını çizen Ergin, “Ülkemizde oluşan ihtiyacı karşılamak adına AR-GE’yi yapacak gerek TÜBİTAK, gerek üniversitelerimiz, gerekse sanayi şirketlerinin AR-GE departmanları çalışmalar yapıyoruz. AR-GE’den ortaya çıkan portatiflerin ticari bir değeri, kullanım hayatına, sanayiye dönüşmesi ülkemizde hep sekteye uğrayan, belli sebeplerle başarmakta zorlandığımız bir aşama olarak önümüze çıkıyor. Bugün burada hem geliştirilmiş, ihtiyaçların görüldüğü ortaya konulmuş hem de üretici firma ile bunun ticari bir meta haline geldiği durumu yaşadık. Bu bakımdan çok nadide bir olayı yaşıyoruz. Bundan sonra bu olayın da tekrar etmesini temenni ediyorum” diye konuştu.
Ergin, KGK’nın hayata geçirilmesinde alın teri olanları hatırlatarak, “Ülkemizde ‘biz bunu yapabilir miyiz’ sorularıyla muhatap olduğumuz dönemleri Türkiye artık geride bıraktı. Biz bundan daha iyisini de yaparız, dünya pazarındakinin de daha iyisini yaparız diyecek noktadayız” diye konuştu.

KGK 82/83
Mevcut genel maksat bombalarına hassas vuruş ve uzun menzil yeteneği kazandıran KGK, her türlü hava koşulunda kullanılabiliyor. Milli imkanlarla geliştirilen ve üretilen KGK silah sistemi, sahip olduğu özelliklerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türk savunma sanayisinin dışa bağımlılığını azaltma, savunma sanayisinin millileşme çalışmalarının önemli bir örneğini oluşturuyor. Mevcut güdümsüz 1000 lb’lik MK-83 ve 500 lb’lik MK-82 genel maksat bombalarını havadan karaya atılan uzun menzilli akıllı mühimmata çeviren KGK’nın üretim faaliyetleri başta Kale Grubu olmak üzere birçok savunma sanayisi kuruluşu ile birlikte yürütüldü. TÜBİTAK SAGE, bu üretimlerde rol alan alt yükleniciler ile savunma sanayisinin gelişmesine katkıda bulundu. KGK silah sistemi tasarımı, entegrasyonu ve üretimlerini başarıyla tamamlayan TÜBİTAK SAGE, ayrıca KGK’da kullanılan ısıl pil ve bazı piroteknik bileşenler gibi kritik alt sistemlerin tasarım ve üretimlerini de milli imkanlar ile kendi altyapılarında gerçekleştirdi.

 Yağmur Yıldız
 

Kapıkule Sınır Kapısı yeni Yolcu Salonu açılışının ardından Hamzabeyli Sınır Kapısı’ndan yeni yapılacak olan gümrük sahasının temel atma törenine katılan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, ‘tek durak’ sisteminin ilk uygulanacak kapının Hamzabeyli olacağını söyledi. Taşıt tanıma ile beraber tek durak sisteminin de aktif edilmesi ile beraber Hamzabeyli ve Sarp sınır kapılarında denenmesinin ardından ‘tek durak’ sisteminin Kapıkule’de uygulamaya konması ve uzun tır kuyruklarının sona erdirilmesi hedefleniyor.

‘Tek durak’ sistemi geliyor

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Edirne’de ‘tek durak’ müjdesini vererek, temeli atılan Hamzabeyli Gümrük Kapısı’nda 1 yıl sonra uygulamaya konulmasını hedeflediklerini belirterek, “Değerli arkadaşlar, bu kapımız Avrupa ile olan ticaretimiz açısından kilit rol oynayan ‘tek durak’ sistemini de uygulayacağımız ilk kapı olacak. Dolayısıyla biz Kapıkule’yi de ‘tek durak’ formatına getireceğiz. Ama önce Hamzabeyli’de bunu görmüş olacağız. Tek durak nedir? Yıllarca konuşuluyor ama bir türlü uygulamaya geçmedi. İnşallah işte bu proje ile beraber Türkiye’de Sarp ile beraber sanıyorum ilk Sarp’da hizmete geçer çünkü Arif başkan söz verdi. Onun için ilk Sarp diyorum, ikincisi de burada Hamzabeyli’de ‘tek durak’ projesini hayata getireceğiz” dedi.

“Tır ve yolcu işlemleri çok daha hızlı yapılacak”

Bakan Tüfenkci, tek durak sisteminin tır ve yolcu geçişlerinde bekleme sürelerini minimuma indireceğini dile getirerek, “Bu sistemle arkadaşlar, işlemler tek noktada yapılacak. İş akış süreçlerinin uzun fazla olmasından kaynaklanan beklemelerin önüne geçilecek ve gümrük işlem süreçlerinin sadeleşmesiyle zaman ve maliyetten tasarruf sağlanmış olacak. Aracın hızlı plaka okuma sisteminden geçerek, diyelim araç Türkiye’den girdi hızlı plaka okuma sisteminden geçerek, durmaksızın sahanın girişine müteakiben ağırlığı aynı yerde tartılacak, tartım bilgileri elektronik ortamda pasaport ve diğer tescil işlemlerini, muayene işlemlerini yapan personel aynı yerde duracak. O işlemleri hemen bitirip hızlı bir şekilde eğer ihbar yoksa, risk analizlerinden kırmızıya düşmemişse hızlı bir şekilde sahada işlemlerini tamamlayarak, gitmiş olacak. Böylelikle tır geçişlerimiz ve araç geçişlerimiz çok çok daha hızlanmış olacak. Biliyorsunuz Türkiye’de 20 noktada artık sadece plaka okuma sistemi ile kapıda bekletmeden, kapıda muhafaza memurlarımız olmadan plaka okumayla geçiyor ve sahaya giriş yapmış oluyor. Biz buna tek durak sistemini de eklediğimizde artık işlemlerimiz çok daha hızlı bir şekilde devam edecek” dedi.

Konuşmaların ardından Bakan Tüfenkci ve beraberindeki heyet, Hamzabeyli Gümrük Kapısı’nın temel atma törenini gerçekleştirdi.

Koray Ustabaşı – Ergin Yıldız