Türk İdareciler Derneği tarafından 10 Ocak İdareciler Günü münasebetiyle, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan Vali Galip Demirel Vilayetler Evi’nde, ‘İdareciler Günü Kutlama Programı’ düzenlendi. Programa İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başlayan programda bir konuşma gerçekleştiren ve memleketimizin çok önemli bir zaman diliminden geçtiğini belirten Soylu, “Her dönemin kendi adına kritik süreçleri vardır bu 500 yıl önce de bu coğrafyada kritik süreçlerin olduğu dönemler olagelmiştir. Osmanlı’mızın düşüş döneminde kritik süreçleri olmuştur. Güzel cumhuriyetimiz kurulurken ülkemiz istiklal mücadelesini yaparken de birçok kritik kararlar almıştır birçok kritik süreçler olmuştur. Ekonomik olarak yükseldikçe hedef olma kabiliyetimiz artmaktadır. Bu bir risk. Dünyada tarih kitaplarında, ilkokulda, ortaokulda ve lise döneminde detayına göre bize bu hep öğretilir. Fakat bir dönemdir bu savaşları esas itibariyle fark ediyoruz. Örneğin, Kuzey Irak’ta referandum kararı alınmasının sadece o topraklarda bulunanların kendi iradeleriyle gerçekleştiğini herhalde biz de zannetmiyoruz veya bir taraftan Kudüs’le ile ilgili alınan kararların sadece Amerikan Devleti’nin kendi adına almış olduğu ve sadece basit bir değerlendirme olduğunu zannetmeyin, bunları ne için diyorum, geçmiş dönemlerde yaşanan o büyük olayların 21. yüzyıla yansıyan süzmeleridir. 21. yüzyıla, bir taraftan vekalet savaşları ile girerken bir taraftan da aslında alınan kritik kararlarla toplumların, milletlerin, ülkelerin, coğrafyaların kaderleri değişmeye ya da yeni kaderin başlangıcı oluşturulmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

“3 genel başlık hakkında konuştuk”

Geçtiğimiz günlerde Afganistan İçişleri Bakanı’nı misafir ettiğini belirten Soylu, sözlerine şöyle devam etti: “3 genel başlık konuştuk kendisiyle, etkilendiğimi söylemek istiyorum. Konuştuğumuz başlıklardan bir tanesi, yasadışı göçtü, yani Afganistan’dan İran’a veya başka hudutlardan Türkiye’ye gelen bir kısmı Türkiye’de kalan bir kısmı da Avrupa’ya veya başka ülkelere giden göç konusunda bir müzakere yaptık.”

“40 bin ton eroin yakalama mecburiyeti”

2015-2016 yılında Türkiye’de yaklaşık 5 bin ton civarında eroin yakaladıklarını belirten Soylu, “Bu yıl 20 bin ton civarında bir eroin yakalıyoruz. 18 bin biz 2 bin civarında da gümrükler toplam 20 bin civarında yakalamışız. Fakat bu önümüzdeki yıl bize yani içinde bulunduğumuz 2018 yılında 40 bin ton eroin yakalama mecburiyeti getiriyor. Çünkü öbür tarafta 900 milyon dolardan 1.4 milyar dolara yükselmiş bir piyasa hareketinden, bir afyon üretiminden ve bunun piyasaya arzından bahsediyorum” şeklinde konuştu.

Bu hafta Iğdır ve Ağrı’ya gittiklerini belirten Soylu, şöyle devam etti:

“Derdimiz neydi. Biz de herkes gibi pazarları oturup, işimize gücümüze ailemize bakabilirdik. Ama düşündüğümüz bir şey var. Süratli bir şekilde aldığımız kararları acilen ve harfiyen uygulamak durumundayız. Hiç zaman kaybedecek vaktimiz yok. Teker çok hızlı dönüyor ve biz bu hızlı dönen tekere ulaşmak zorundayız. Oradan tehdit geliyor. Bu işin tüccarı ve kaçakçıları var. Göçmen, sigara, uyuşturucu ve elektronik kaçakçıları var. Terörist var. Oradan geliyor. Buna tedbir almak zorundasınız.”

“Irak, İran ve Türkiye bir araya geldi ve meseleyi çözdü”

Kuzey Irak’ta yaşanan meseleye de değinen Bakan Soylu, “Elbette ki yeni bir norm var, ama dünyanın da kendi adına oluşmuş kuralları var. Irak, İran ve Türkiye bir araya geldi ve meseleyi çözdü. Demek ki şu anda biz idareciler dönemindeyiz. Ve bugün 2 bin 200 yıllık bir geleneğin aslında bizim adımızı da etrafımızdaki devletler adına da boşuna olmadığını bir kez daha ortaya koyduk. Aynısı Kudüs meselesinde oldu. Aynısı etrafımızdaki hemen altımızda ABD’nin oluşturmaya çalıştığı hat için bir araya geldiğimiz ülkelerle birlikte oldu. Orada ortaya koymaya çalıştığımız mesele şudur, biz etrafımızı iyi analiz edip, iyi tedbir almalıyız. İçeride çok hızlı dönen bir tekere yönelik hazırlıklı olmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

“Muhteşem işler yapıyorlar”

Doğu’daki kayyumlar ile ilgili de konuşan Bakan Soylu, “Doğu ve Güneydoğu’da PKK/KCK ile ilişkili olduğu için görevden alınanların yerine atanan 93 tane kayyumumuz var ve öyle heyecanlılar ki, bunlar Kaymakam. Normalde meslekleri, sınırları, yaptıkları ve yapamayacakları belli. Ama hafif bir alan açıldığı zaman neler yapabileceklerini bugün büyük bir onurla hepinizin huzurunda ifade edebilirim. Gerek devlet kabiliyetimizin gerekse idare kabiliyetimizin aslında ne kadar geniş olduğunu bir kez daha gördük. En çok eleştirildikleri nokta, halkın arasına çok giriyorlar veya girmiyorlar oluyor. Açıkça söylüyorum bunu da ben istedim. Korkmuyoruz ama tedbirimizi almak zorundayız. Vatandaşımıza hizmeti eksiksiz sunmalıyız. Ama bu konuda da tedbiri en iyi noktada alma kabiliyetini ortaya koymalıyız. Muhteşem işler yapıyorlar. Yapmamız gereken bir şey daha var. Devlet tecrübesinde gördüğüm mesele şudur; halk millet dediğimiz unsur bütün fotoğrafı çok kısa zaman içerisinde ortaya koyabilme kabiliyetine sahiptir. Öğrenmenin en önemli noktası millettir. Mülki idare konusundaki bu arkadaşlarımızın yapması gereken milletin içerisinden hiç çıkmamaktır” ifadelerine yer verdi.

“Biz bazen yeşil ışığa bazen de kırmızı ışığa basabilme kabiliyetini korkmadan göstermeliyiz”

Terörle mücadele de önemli bir noktaya geldiğimizi belirten Soylu sözlerine şöyle devam etti: “Evlatlarımız bugün hala kış operasyonlarını yapmakta. Valilerimiz tetik bir şekilde işin üzerindedir. Kaymakamlarımız heyecanlarını yaşıyor. Çocukluğumdan beri matematiğe, istatistiğe ve biraz araştırmaya kafa yormuş bir kardeşinizim. 2016’da uyuşturucudan 520 ölüm 2017’de bin 20 ölüm. Bu ülkenin yöneticisi olarak bunu ben söylememeliyim. Bunun tedbirini almalıyız. Bir taraftan da bunu toplumsallaştırmalıyız. Yani Kaymakamlığımız, Emniyet Müdürlüğümüz, okul müdürlerimiz, okul aile birlikleri, yöneticileri, muhtarımızın ve zabıtamızın hemen hemen hepsinin bu konudaki hassasiyetini ortaya koymak konusunda irade sergilemelidir. Biz bazen yeşil ışığa bazen de kırmızı ışığa basa bilme kabiliyetini korkmadan göstermeliyiz. Özellikle 2018 yılı içerisinde şehir güvenliğimizin önemli unsurlarından biri olan bu anlayışı bu tehdidi bir şekilde bertaraf etmeliyiz.”

“Önümüzde 2 yıllık bir süreç var”

2019’a kadar geçen her bir saniyenin kendileri için önemli olduğunu belirten Bakan Soylu sözlerine şöyle son verdi:
“Dün yaşadıklarımızı artık tekrar yaşamak istemiyoruz. Birilerin gizli iktidarlarla demokrasiyi içeriden ele geçirerek bu ülkeyi rehin, oyun ve sandığın dışında başka bir tabloyla yönetmesini artık istemiyoruz. Önümüzde 2 yıllık bir süreç var ve avantajlarımız belli. Endişeler ve tehditler de belli. Bizim yapmamız gereken süratle kendi işimizi gerçekleştirebilmek. Üzerimizdeki sorumluluğu başarıyla yerine getirebilmektir. Burada tecrübe var ve önemli bir şey daha var, soğukkanlılık var. Bu coğrafya bunları belki farklı bir şekilde yaşadı ama ilk defa yaşamıyor.”
Programa, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Emniyet Genel Müdürü Vali Selami Altınok, çok sayıda Milletvekili ve Mülki İdare Amirleri katıldı.
Program, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya verilen hediye ve Bakan Soylu’nun Mardin’in Derik ilçesinde şehit olan Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk’ün eşi Ayşegül Safitürk’e hediye vermesiyle son buldu. 

Seyid Fatih Poyraz – Emre Yüzügüldü
 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 3’üncüsü düzenlenen Genel Güvenlik ve Uyuşturucuyla Mücadele Toplantısına katıldı. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genel Güvenlik ve Uyuşturucuyla Mücadele Toplantısına Bakan Soylu’nun yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın yanı çok sayıda güvenlik görevlisi ve vatandaş katıldı. Şehir güvenliği hakkında bilgi vererek konuşmasına başlayan Bakan Soylu, “Bizim en önemli hedeflerimizden bir tanesi özellikle büyükşehirlere sızmaya çalışan terör örgütlerinin, sözde terör örgütü üyelerinin şehirlere sızmaya çalışan kişileridir. Diyarbakır’dan Batman’a kadar, Şırnak’a kadar, Ege’den Akdeniz’e ve Marmara’ya kadar. Çünkü biz yaklaşık 1,5 yıldır basıyoruz. Sahanın her tarafına ayak basıyoruz. Dağlarda kendilerine alan bulamayan teröristler orada kendilerinin kış üstlenmesinin yapamayacağını gören teröristlerin bir kısmı şehirlerde ve özellikle daha çok göç alan bölgelerde kış boyunca kendimizi gizleyebilir miyiz diye bir arayış içerisinde olduğunu biliyoruz. Bütün şehirlerimizde de buna ait operasyonlarımızı hız kesmeden devam ediyoruz. Şehirlerin güvenliğine yönelik anlayışı ortaya koyabilmek için birbirleriyle entegrasyon içerisinde çalışmaya devam ediyoruz’’ ifadelerini kullandı.

FETÖ’yle mücadele herkese görev düştüğünü vurgulayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Türkiye’de bana sorarsanız güvenlik konusunda bir milat olan 15 Temmuz hadisesini yasadık. Devleti bir virüs gibi sarmış FETÖ terör örgütünün darbe girişimini 16 Temmuz sabahı bastırdık. Ancak, kamuda oluşturduğu ve özellikle bizlerin görev sahasında oluşturduğu tahribatı da inkar edemeyiz. 2017’de 48 bin 305 kişi tutuklanmıştır. Gözaltı sayısı bunun yaklaşık üç katıdır. Tek basına bu rakamlar bile konunun vahametini ortaya koymaya yeterlidir. Nitelikli personel gerektiren kadrolarda oluşan acık ve ülke güvenliğini tesis etme gerekliliği hepimizin omuzlarındaki yükü kat kat arttırmıştır. Özellikle FETÖ terör örgütünün oluşturduğu bir akıl vardı. Bu akıl arkadaşlarımızın görev alanlarını mümkün olduğu kadar daraltmaktı. İstihbaratı ve dışarı taşıyarak bu arkadaşlarımızı bu kabiliyetlerden uzaklaştırmak, sadece uzaklaştırmakla kalmayarak devleti bu kabiliyetlerden yoksun bırakmak ve devleti bu kabiliyetlere muhtaç bırakmak noktasında bir alışkanlık ortaya koymuşlardır. Bunu da kendileri bir politika, bir mekanizma olarak sürdürmek gayreti içerisindeydiler. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra 20 bin civarında emniyet müdürü vardı. Biz şuan bunu 8 bin, 9 bin arkadaşımızla geri getirebilme gayreti içindeyiz. Bu kapasiteyi bir şekilde yakalayacağız, hem yöneteceğiz, hem yürüteceğiz hem de karşı karşıya kaldığımı bütün tehditlere karşı ciddi bir şekilde tedbir alacağız. Bütün bu fotoğraf içerisinde yeni bir yapılanmaya girdik. Bu hepimizin görevi. Kapımıza tadilat nedeniyle kapalıyız diye bir yazı yazabilmek diye bir şansımız yok. İşimizi yapmak zorundayız’’ şeklinde konuştu.

Uyuşturucuyla mücadele konusunda hassasiyetini vurgulayan Bakan Soylu, “Bana diyorlar ki; Neden bu işin üstüne bu kadar düşüyorsun. Etrafımızda Irak var, Suriye var, Balkanlarda Srebrenitsa denen bir hadise yaşandı. Etrafımızdaki coğrafyayı bir ateş çemberine dönüştürmeye çalışıyorlar. Eğer bugün ayakta duruyorsak, ekonomimiz 157 milyar dolarlık ihracat rakamına 15 Temmuzdan sonra ulaşmışsa, 2016’da güvenliği sağlayarak turist sayısını Antalya’da 6 milyona ulaştırmak, bununla birlikte Van’da ki 230 bin yabancı turist sayısını 500 bine çıkarmak, diğer taraftan Türkiye’deki büyüme 1. çeyrekte 5.2, 2. çeyrekte 5.1, 3. çeyrekte 11.1 olacak, 15 Temmuz’u bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde milletle beraber toparlanmış olmamız, bu bizim devlet olma, millet olma kabiliyetimizin en önemli unsurlarındandır. Terör birliğimize ve beraberliğimize nasıl yönelmişse uyuşturucuda ülkemizin gelecek nesillerine, zihinlerine, beyinlerine yönelik bir terörizm hadisesidir. Bunu böyle değerlendirmek ve anlamak zorundayız. Ben rakamlarını zaman zaman ifade ediyorum ancak bazen söylemekten çekiniyorum. 2015 yılında 520 kişi uyuşturucudan hayatını kaybetmiş. 920 kişi 2016’da hayatını kaybetmiş. 2017’de ise binin üzerinde olduğunu düşünüyoruz bu ölümlerin. Net rakamları henüz alamadık. Bu tehdit değil de nedir? Tehdit tamda budur. Hep beraber bu tehdidi bertaraf etme kabiliyetine sahip olmalıyız. Bunda herkesin sorumluluğu var. Gece yattığımızda Esenyurt Meydanı’nda ya da Gaziosmanpaşa Meydanı’nda veya herhangi bir ara sokakta bir çocuk bonzai aldığı için kas katı kesilmiş ve ne olacağını düşünmeden yatıyorsa bilesiniz ki biz bu sorunu çözemeyiz, üstesinden gelemeyiz. Bu çok net ve açıktır’’ diye konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti. 

Oğuzcan Yazar
 

Kato Dağı Üs Bölgesinde askerlerle yemek yiyen Bakan Soylu, burada yaptığı konuşmada “Terörün yanı sıra düzensiz göç ve uyuşturucuyla mücadele ettik. Türk milletinin huzuru, asayişi, güvenliği ve esenliği için 24 saat esaslı çaba sarf eden güvenlik kuvvetlerinin tamamına minnet ve şükran sunuyoruz. Terörle mücadelede hem kabiliyetlerini geliştirdik. Hem de birçok alanda tedbir aldık. Terör örgütünün ülkemiz içerisindeki sayısını yüzde 50 eksilttiğimiz bir yılı geride bıraktık. Bir taraftan terörle mücadele ettik. Diğer taraftan da 2018 ve ondan sonrasının hazırlıklarını gerçekleştirdik. Sonuç olarak şunu söylemek gerekir ki Türkiye içerisindeki terörist sayısını yüzde 50 azaldı. Bu insansız hava aracından uçaklarımıza, insanlı keşif uçaklarından korucu sistemimize, sınırlarımızda aldığımız tedbirlerden yol kontrollerine, özellikle tüm bakanlıklarla yapmış olduğumuz güvenlik koordinasyonundan yine jandarmamız ve polisimize yeni getirdiğimiz sistemlerimize kadar çok üst düzey bir yıl geçirdik. 2018’e ait hazırlıklarımızı da aynı şekilde gerçekleştiriyoruz, inşallah 2018 yılında da aynı kararlılıkla, elde edilen tecrübelerle ve birikimlerle gerçekleştireceğimize inanıyoruz” dedi.
Bakan Soylu, şunları kaydetti: “Kato Dağı, geçen yıl terörist yuvasıydı. Kato Dağı, teröristlerin uzun yıllardan beri kış dinlenmelerini ve sezon hazırlıklarını gerçekleştirdikleri yerdi. Burası şimdi bizim. Güvenlik kuvvetlerimiz, jandarmalarımız ve korucularımız burada duruyor. Çok önemli bir bölgeyi aslında terörizmin üssü olmaktan kurtardılar. Bu önemli adımdı. Ülkenin birçok yerinde özellikle bu yıl, girilmeyen noktalara operasyon düzenledik. Özellikle 15 Temmuz gibi sıkıntılı bir süreci geçirirken zorlanacağımızı düşünenler aslında ‘vites büyütmemize’ şaşkınlık içerisinde bakıyorlar. Terörizme sıfır müsamaha gösteriyoruz. Bunu herkesin bilmesi gerekir. Yine 2018 içerisinde şehirlerimiz, kırsallar ve özellikle bulunduğumuz alanlar gibi alanlar dahil olmak üzere, tüm güvenlik kuvvetlerimiz her noktada olacaklar. Yapacağımız işler var. Neler yapacaklarımızı çok iyi şekilde planladık. 2018’in sonunda inşallah bugünden çok daha iyi bir noktada, aziz milletimize attığımız adımları anlatmak durumunda kalacağımıza olan inancımız tamdır. 2018’de sadece kendi içimizde değil, sınırlarımız ötesinde de yapacaklarımız olacak. Terörü aslında Türkiye’ye hazırlık yaptıkları kaynakta kurutmak bizim temel stratejimizdir. Bu stratejimizi 2018 yılında da devam ettireceğiz”
Bakan Soylu, “Güvenlik güçlerimiz uzun zamandan beri yılbaşı gecesi için hazırlık yaptı. DEAŞ’a yönelik, pazartesiden itibaren başlayan çok ciddi operasyonlar gerçekleştirdik. Uzun zamandan beri takip ettikleri DEAŞ hedeflerini gözaltına almak suretiyle yapabilecekleri eylemlerin önüne geçtik. PKK/KCK operasyonlarının da devam ediyoruz. Elbette etrafımızdaki coğrafyanın oluşturduğu tehditleri, belki de Avrupa ülkelerinden çok daha net içimizde hissediyoruz. Kahraman güvenlik kuvvetlerimiz, istihbarat yapılarımız bu konuda tedbirleri en üst seviyede almamız konusundaki iradelerini her gün sergiliyorlar. Milletimiz bize itimat etsin. 2018’de de inşallah bu itimatlarına layık olabilecek adımları hep birlikte atacağız” açıklamasında bulundu.
Soylu, konuşmasının ardından şarkıcı Yusuf Güney ve futbolcu Burak Yılmaz ile telefonda görüntülü görüştü. Soylu ile görüşmesinde Güney, Şırnak Çakırsöğüt’te 10 Ocak’ta ücretsiz konser vereceğini söyledi. Soylu, daha sonra Burak Yılmaz’ı jandarma ve korucularla görüştürdü. 

Melih Yiğit

İçişleri Bakanı Soylu, yeni yıl dolayısıyla mesaj yayınladı. Soylu, mesajında, her değişimin içinde bir umut barındırdığını belirterek, “Duvarlarımızdaki veya masalarımızdaki takvimleri yenileriyle değiştirmek gibi basit bir hareket bile, önümüzdeki bir yıl için içimizde beslediğimiz umutlarla yaptığımız bir şeydir. Kendi hayatımız için… Ülkemiz için… Geleceğimiz için… Daha mutlu bir dünya için” ifadelerini kullandı.

Soylu, 21.yüzyılın başından itibaren terör, şiddet, göç gibi sorunların giderek arttığı dünyada Türkiye’nin pozitif yönde hızlı bir değişim ve kalkınma hamlesinin içinde olduğunu ifade etti. Soylu, mesajında şunları kaydetti:
“Ve böylesi bir dünyaya inat Türkiye; barışın, huzurun, ‘gücün değil, hakkın’ hakim olduğu bir gelecek için çalışmaya, ‘bazı’ çocuklar için değil, bütün çocuklar için umut olmaya devam etmektedir. Bu gayretimizin herkesi memnun etmediğini biliyoruz. 15 Temmuz’dan, Filistin’den, terör örgütlerine kamyon kamyon gönderilen silahlardan biliyoruz. Ama yine de, aziz milletimizin ve dünyanın mazlum milletlerinin umudunu, var gücümüzle savunuyoruz. Ve 2019’daki yeni başlangıcımız için, 2023, 2053 ve 2071 hedeflerimiz için çalışmaya devam ediyoruz.”

İçişleri Bakanlığı olarak Türkiye’nin 2018’e huzur ve güven içinde girebilmesi için görev sahalarındaki her türlü önlemi almaya gayret ettiklerini vurgulayan Soylu, “Jandarması, polisi, sahil güvenlik personeli, bekçisi, zabıtası ile İçişleri Bakanlığı’na bağlı yaklaşık çeyrek milyon personelimiz, vatandaşlarımızın yılbaşı gecesini huzurlu bir şekilde geçirebilmesi; AVM’lerde, yollarda, eğlence yerlerinde, şehirlerin meydanlarında, evlerimizde 2018’i umutlarımıza gölge düşmeden karşılayabilmek için görev başında olacaklardır. Değerli vatandaşlarımızdan sadece görevli personelimizin uyarılarına dikkat etmelerini ve trafik sorumluluklarını ihmal etmemelerini, alkollü olarak direksiyon başına geçmemelerini, emniyet kemerlerini takmalarını, aşırı hız yapmamalarını ve eğlencelerini direksiyon başına taşımamalarını rica ediyoruz. Anadolu toprakları üzerindeki 946 yılbaşı gecesinde olduğu gibi inşallah bu yıl da ülkemizin her köşesindeki vatandaşımızla kardeşlik, huzur ve barış içinde yeni yılı karşılayacağız. Aziz milletimizin yeni yılını tebrik ediyor, bütün vatandaşlarımız için sağlık, mutluluk, huzur vesilesi olmasını diliyoruz” dedi. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yılbaşını Beytüşşebap ilçesinde bulunan Kato Dağı’ndaki güvenlik güçleriyle geçirmek üzere kente geldi. Şerafettin Elçi Havalimanına gelen Bakan Soylu’yu, Şırnak Valisi Mehmet Aktaş ile kent protokolü karşıladı. Bakan Soylu, karşılamanın ardından helikopterle, terör örgütü PKK’ya yönelik 19 Nisan’da başlatılan operasyonun sürdüğü 2 bin 900 rakımlı Kato Dağı’na çıktı. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin ile AK Parti MKYK Üyesi Ethem Sancak’ın da eşlik ettiği Soylu, burada görevli askerlerle selamlaşarak, komutanlardan operasyon ve kurulan üs bölgesiyle ilgili bilgi aldı, helikopter kazasında şehit olan eski 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın ve tüm şehitler için Fatiha okudu.

“Bu yıl kahramanlar var” 

Bakan Soylu, daha sonra telefonla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak, operasyon faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Telefonla konuşan Soylu, “Bugün buraya geldik. Geçen yılda gelmiştik ve Aydoğan paşayla aramıştık sizi. Şimdi de burada hem üs bölgesi kuruldu hem de geçen kış burada teröristler vardı. Bu yıl Allah nasip etti sizin evlatlarınız var, kahramanlar var. Şimdi onların da yanındayım. Jandarma Genel Komutanımız burada, tümen komutanımız burada, valimiz burada. Ethem abiyi de getirdim” dedi.

“2018 zaferlerle dolu olsun” 

Bakan Soylu, daha sonra, telefonu hoparlöre aldı. Kato Dağı’nda görevli güvenlik güçlerini selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sevgili kahramanlar sizleri Düzce’den kalbi duygularla, yanımda bakan ve milletvekili arkadaşlarım var, yılın bu son gününde sizleri selamlıyorum. Önümüzde 2018’de vermekte olduğunuz mücadelenin başarılarla dolu olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Bu vesileyle ailenizle buluşacağınız günleri dua ile temenni ediyorum. Bugüne kadar verdiğiniz bu mücadeleler hem millet katın hem de Hak katında sizleri sürekli olarak yüceltmektedir. Şehitlere Allah’tan rahmet, gazilerimize Allah’tan şifalar temenni ediyorum. Sizleri tüm şahsım ve milletim adına kalbi duygularla selamlıyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun. 2018 sizler ve milletimiz için başarılarla, zaferlerle dolu olsun diyorum. Sizleri Allah’a emanet ediyorum” diye konuştu. 

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin’in, “Canımız pahasına bu kahramanlar ülkemizin her köşesini ve her noktasını koruyacaktır” sözleri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Zaten Kato Dağı tarih yazdı. Her yerde Kato Dağı’nı hayırla yad ediyoruz. Sağ olun, var olun.”
Bakan Soylu’nun geceyi Kato Dağı’nda geçirmesi bekleniyor.  

Melih Yiğit
 

CHP Başkan vekili Özgür Özel 26 Aralık 2017 tarihinde, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiş, suç duyurusu dilekçesinde Soylu’nun da destek verdiği 2010 referandumu için “Demokrasi Buluşmalarında” adı altında yapılan çalışmaların finansman kaynağının FETÖ olduğunu iddia etmişti.

“Demokrasi Buluşmalarında” adlı çalışmaları yürüten, Demokrat Partili eski teşkilat üyeleri, bugün İstanbul, Ankara, Balıkesir, Kırıkkale, Mersin, Kayseri ve Trabzon’daki adliyelerde bir araya gelerek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Engin Altay, Engin Özkoç, Bülent Tezcan ve Özgür Özel hakkında “Terör örgütlerinin; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri veya açıklamalarını basmak veya yayınlamak” ile iftiradan suç duyurusunda bulundu.

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla FETÖ kampanyası yürütülüyor”

İstanbul Adalet Sarayı’nda toplanan yaklaşık 70 kişilik grup, suç duyurusu dilekçesini savcılığa sunduktan sonra adliye binası önünde basın açıklaması yaptı. Grup basın metnini okuyan Demokrat Parti İstanbul eski Teşkilat Başkanı Harun Hınız, bir süredir İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile birlikte 12 Eylül 2010 referandumunda yapmış oldukları sivil inisiyatif çalışmaları üzerinden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla FETÖ kampanyası yürütüldüğünü söyledi.

“Olumlu katkı sağlamamızın milletimiz açısından uygun olacağını değerlendirdik”

12 Eylül 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu öncesi Süleyman Soylu ve bir grup arkadaşlarıyla İstanbul’da bir otel ve restoranda iki gün üst üste bir araya geldiklerini ve nasıl bir tutum içerisinde olmaları gerektiğini tartıştıklarını aktaran Hınız, “Neticede ülkemizde milli iradenin güçlenmesine katkı sağlayacağı, vesayet odaklarının gücünü kıracağı düşüncesiyle bu sürece olumlu katkı sağlamamızın demokrasimiz ve milletimiz açısından uygun olacağını değerlendirdik” dedi.

“İddia edildiği gibi anons arabaları, afişler ve bayraklar kullanılmamıştır”

Aldıkları karar çerçevesinde, referandum kampanyası sürecinde illerde bir takım toplantılar yaparak vatandaşları “Demokrasi Buluşmalarında” adı altında sivil toplum örgütlerini “Evet” tercihi yönünde bilgilendirdiklerini kaydeden Hınız, “Referandumun içeriğini anlatmak üzere bir program dahilinde arkadaşlarımızla çalışmalara başladık. Özellikle belirtmek isteriz ki 12 Eylül 2010 referandumu ‘Demokrasi Buluşmalarında’ mütevazi ama etkili salon toplantıları, konferanslar ve paneller organize edilmiştir. İddia edildiği gibi anons arabaları, afişler ve bayraklar kullanılmamıştır” diye konuştu.

“Bu iftiranın bir FETÖ projesi ve saldırısı olduğu çok açıktır”

Hınız, yapılan çalışmanın bağımsızlığına ve sivil inisiyatif karakterinin bozulmamasına özen gösterildiğini belirterek, “Süleyman Soylu ise bu toplantılarda bizlere refakat etmiş, arkadaşlarımızın kendi illerinde organize ettiği toplantılara katılmıştır. Bu çalışmanın bir örgütün finansman desteğiyle yapıldığı iftiransın atılması, CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun mevcut siyaset tarzına uygun düşse de, hem gerçeklere aykırı hem de bizim açımızdan kabul edilemezdir. Bu iftiranın bir FETÖ projesi ve saldırısı olduğu çok açıktır” ifadelerini kullandı.
Hınız, son olarak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bülent Tezcan, Özgür Özel, Engin Altay ve Engin Özkoç hakkında iftira ve FETÖ’ye iltisakları nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, açıklamasını sonlandırdı.

Başak Akbulut

Soylu, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Engin Özkoç, Engin Altay ve Özgür Özel’in imzasını taşıyan gensorunun gündem alınıp alınmaması görüşmelerine katıldı. Kürsüye elinde torbalarla çıkan Soylu, 2015-2017 yılları arasında 393 AK Partili Belediye’ye teftiş ve denetim yapıldığını kaydederek, “103 CHP’ye teftiş ve denetim yapılmış, 69 MHP’ye teftiş ve denetim yapılmış, 108’de BDP’ye yapılmış. Bunu söyleyen Genel Başkan. Milletin gözüne baka bakan hangi mağduriyetin araksına sığınmaya aklanmaya çalışıyor. 2017 yılı devam eden soruşturma ve denetimler; 91 AK parti, 27 CHP, 23 MHP. Hani adaletsizlik, haksızlık. seçildiği partiye göre görevden uzaklaştırılan Beledi,ye Başkanı, 93 tane DBP, 9 AK Pparti, 3 MHP, bir CHP” ifadelerini kullandı.

2014 mahalli seçimlerinden sonra yurt dışına çıkışlarda CHP’li belediyelerin rekor sayılara ulaştığını kaydeden Soylu, “557 gün, 2 buçuk yılda 557 gün. Sizbu mantıkla belediyeleriniz ne yaptığını ne süreç içinde olduğunu söyleyeceksiniz” şeklinde konuştu.

Soylu, Ataşehir Belediye Başkanı hakkında 11 dosyanın savcılıkta, 2 dosyanın mahkemede, 3 dosyanın idari soruşturmada olduğunu belirterek, “Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen ve bizim battal İlgezdi’yi konu olan 11 tane dosya var. Yetmedi 3 dosya var. Yetmedi kovuşturmalar var. Bu kovuşturmaların biri haksız mal edinme, bir tanesi de görevi kötüye kullanma” diye konuştu.

Soylu, Erguvan Barış Parkı’ndan bahsederek, “670 metre kare kendi kurduğu sitenin önündeki parkı bir taraftan kafeterya yapma izni veriyor. Sonra 3 bin metre kareye çıkartıyor. Sonra 4 lüks restoran yaptırıyor. İmar durumu uygun olmayan bir yere. Belediye Meclisinden ihale kararı alıyor. Büyükşehir Belediyesi imara aykırılıkları bildirmesine rağmen işlemleri yaptırmıyor. 18 gün sonra Buz rezidanstaki ortaklarına Buz İnşaat şirketini kurduruyor. 33 milyon yıllık kiraya verdiği yeri, orayı 3 bin metrekareye çıkardıktan sonra bir yılda bir buçuk milyon liraya kiraya vererek, bir milyon 467 bin lira haksız kazanç sağlıyor” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı için saf ettiği “Sen bittin Kılıçdaroğlu” ifadesine açıklık getiren Soylu, şöyle konuştu:
“Benim söylediğim söz açık ve nettir. Trabzon Ortahisar’da benim söylediğim; ‘Sen yolsuzluk marketinin önünde çektirdiğin fotoğrafla sen bittin.’ Bu siyaseten bir terimdir. Ertuğrul Özkök’ün, Doğan Holding’in, başkalarının kayığına binmeyin, milletin size vermiş olduğu oyların bir değerlendirme ile namusuyla temsil etme anlayışında olun.”

“Asıl darbe CHP tabanında yapıldı”

2009’da ilk kurultayda Baykal’ın düşürülme projesinin olduğunu iddia eden Soylu, asıl darbenin CHP tabanına yapıldığını ifade etti. Soylu, “Ne menem ki kaset kumpası bundan sonra geliyor. Benden FETÖ’cü çıkmaz da ben FETÖ’ye sığmam da siz FETÖ’nün içine girmişsiniz, tabi olmuşsunuz, emir eri olmuşsunuz” diye konuştu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ‘Müfettişlik Temel Eğitim ve Güncelleme Semineri’ programında Polis başmüfettişleri ile bir araya geldi. Merter’deki polis evinde gerçekleşen programda konuşan bakan Soylu, FETÖ soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Teftiş kurulu ve polis başmüfettişleri olarak sizin birinci önceliğiniz FETÖ ile mücadeledir “diyen Bakan Soylu, “FETÖ’nün tam anlamı ile bittiğini söyleyenler yanılmaktadır. Hep beraber takip ediyoruz. Bunlar birer matruşka gibidir. Açıyorsunuz içinden çıkıyor. Açtıkça içinden çıkmaya devam ediyor. 15 Temmuz gecesi olanlar ve bu hadiseyi Türkiye’nin başına getirmeye çalışanlar bugün yargılanıyorlar. Gerekli cezaları da alıyorlar. Teşkilat, kendi mesleğiniz içinde yıllarca FETÖ’nün bayraktarlığını yapanları tanıyor, biliyor ve gereğini de yapıyor. Nam almış, nam salmış, bu işte bayraktarlık yapmış olanlar zaten kamuoyu tarafından biliniyor. Bunlar için anında gereği yapıldı. Peki ya sonrası? Bu örgüt diğer örgütler gibi değildir. Devleti bir hastalık gibi sarmaya çalışmış bir örgüttür. Devletin kendi vücuduna kendi varlığına saldırmıştır. Bu hastalıklı yapıdan tek bir hücre kalmayana kadar ve temizlediğimizden emin olana kadar mücadelemizi sürdürmek durumundayız” dedi.

FETÖ’DEN 55 BİN TUTUKLAMA

15 Temmuz hain darbe girişiminden bugüne kadar FETÖ ile ilişkisi tespit edilen toplam 55 bin 665 kişin tutuklandığını belirten Bakan Soylu, “Örgütün şifreli haberleşme programı olan bylock’un 102 bin 596 tekil kullanıcısı olduğu tespit edildi. Bunların 23 bin 171’ine işlem uygulanmıştır. İçişleri Bakanlığı bünyesinde 14 bin 754 kişi görevden uzaklaştırıldı. 29 bin 261 kişi de ihraç edilmiş, toplam 44 bin kişiye gerekli araştırmalar, soruşturmalar ve değerlendirmeler sonucunda işlemler gerçekleştirilmiştir. Tabi burada şunu söylemek gerekiyor. Titiz bir çalışma yürütüyoruz. Ve bunun neticesinde göreve iade edilenlerde oluyor. Bunlara sizlerde şahitsiniz. Bu kapsamda bakanlığımız bünyesinde hakkında işlem yapılan 7 bin 602 kişi görevine iade edildi. Buda azımsanacak bir rakam değildir. FETÖ soruşturması kapsamında 234 bin 419 pasaport iptal edildi. Rakamların büyüklüğüne he birlikte dikkat ediyoruz. 50 binlerden 100 binlerden bahsediyoruz” şeklinde konuştu.

“ÇAYCI EMRİNDE GENERALLER VE EMNİYET MÜDÜRLERİ VAR”

FETÖ yapılanması içinde çok yüksek mevki ve rütbeden insanlar olduğunu da sözlerine ekleyen Bakan Soylu, “Bu yapı içinde emniyet müdürleri var. Genel müdürler, generaller var. Profesörler ve her kademeden insanlar var. Çaycı ve temizlikçi var. Devlet dairesinde memur var. Bunlar öyle karmaşık bir yapı ki, bir generali bir emniyet müdürünü bir çaycının veya bir temizlikçinin, bir taşeron elemanının emrine vermiş bir yapıdan bahsediyoruz. Adamlar akıllarını bir meczuba kiraya vermişler. O kime tabi ol diyorsa ona tabii oluyorlar. Savaş uçağı kaldırıp Ankara’nın üzerine atıyor. Bizim FETÖ ile mücadelemizi birileri bilmediği için burun kıvırıyorlar. Bunları onlar için anlatıyorum. Karşımızdaki yapı öyle hayali bir yapı değildir. Bu bir siyaset bir parti meselesi de değildir. Olmayan bir düşman oluşturma da değildir. Karşımızda çok ciddi şekilde örgütlenmiş, bir stratejisi olan, hatta birden fazla stratejisi olan kendini her duruma göre uyarlayabilen, önemli bir stratejik akıldan destek alan, başlı başına bir istihbarat ağı olan, silahlı ayağı olan, gelen emir ne kadar vahşi olursa olsun itaat eden geniş bir yapı söz konusudur. Para gücü, dış destek bunların zaten olduğunu görüyoruz. Elbette ki Türkiye cumhuriyeti gibi çok büyük bir medeniyetin üzerine inşa edilmiş köklü bir devlet geleneği yanında bu kapasitenin esamesi okunamaz” diye konuştu.

Mehmet Altunışık

Bakan Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir televizyon kanalını hedef alan konuşmaları üzerine bağlandığı bir televizyon kanalında bir sistematik kurgunun içerisinde olunduğuna dikkat çekerek, “Ve üzülerek hep beraber bütün millet olarak da takip ediyoruz ki Türkiye’de geçmiş dönemlerde yaşananlar, soğuk savaş dönemlerinde yaşananlar, vesayet dönemlerinde yaşananları yine özleyen, bu tabloları Türkiye’nin tekrar önüne getirmek isteyen ve millete de bu maliyeti yüklemek isteyen bir aklın çok ufak bir parçasıdır Kılıçdaroğlu. Ne yapabilirim diye düşünüyor. Yaptığı çok net. Bir; Türkiye’de 15 yıldır bu ülkeyi önemli bir sıçratmayla karşı karşıya bırakmış ve büyük adımların atılmasına sebebiyet teşkil etmiş Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Cumhurbaşkanı’na, yapıyor. Ve özellikle bugün söylediği ağır bir cümle var, yani işgalci olarak nitelendirdi Sayın Cumhurbaşkanımızı bulunduğu noktada. Bu demokrasiye de hakarettir, millete de hakarettir. Cumhurbaşkanımıza o seçimde oy veren veya vermeyene de hakarettir. Ve demokrasiye karşı ciddi bi ryaralama ve demokrasiye inanmama sözlerinin başlangıcıdır” dedi.

Demokraside en kötü hadiselerden bir tanesi ve siyasi hayattaki en kötü hadiselerden bir tanesinin tehdit olduğunu belirten Bakan Soylu, “Şunu çok net söylemek istiyorum. Bir taraftan yürütmeyi felç etmeye çalışacak güya kendi aklıyla, bir taraftan Türkiye’de doğru haberleri iletmeye çalışan haber kanallarını engellemeye çalışacak ve onları tehdit edecek. Elinde siyasi erk olanlar, siyasi güç olanlar tehdit etmemelidirler” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakınlarının veya kendisinin bir adaya para naklettiği veya o adada veya başka yerde, dünyanın başka noktasında hesaplarda parasının olduğunu iddialarıyla yaklaşık 1 haftadır Türkiye’nin önünde durduğunu hatırlatan Soylu, şunları söyledi: “Şimdi bir haftadır sürekli olarak bunu farklılaştıran, bu lafın odağından ayıran ve meseleyi başka bir noktaya taşımak isteyen, kah A Haber’e saldıran, kah Sarraf dosyası üzerinden Türkiye’yi yargılamaya çalışan, sonra da güya vicdanı varmış gibi de bir tablo ortaya koymaya çalışan bir çirkefle karşı karşıyayız; çok net söylüyoruz. Biz 15 Temmuz’u yaşadık, 17-25 Aralık darbesini yaşadık, Gezi olaylarını yaşadık ve 48-49 yaşında bir adamım, 28 Şubat’ı yaşadık, hiçbirisinden de korkmadık ve ürkmedik. Ve şunu çok net bir şekilde, 28 Şubat’ta da ben siyaset yapıyor idim, İstanbul’da ilçe başkanıydım, daha sonra da il başkanıydım. Ben hayatımda böyle bir rezillik ve hayatımda böyle bir tehditkar üslup görmedim. Şimdi buradan Kılıçdaroğlu hiçbir yere kaçamaz, çok açık şekilde altını çizerek söylüyorum; o Man Adası’nda veya herhangi bir adada veya herhangi bir yurt dışında Cumhurbaşkanının veya yakınlarının paralarının olduğunu ispat etmezse biz onun boğazına ne takacağız o görecek, hangi çıngırakları takacağız, öyle yok. Hem iftira edeceksiniz, hem ondan sonra da birtakım hakaretlerde bulunacaksınız, ondan sonra da kenara çekileceksiniz. Bunu yapabilmek mümkün değildir, bunu çok net söylüyorum. Görecekler, siyasetin nasıl yapıldığını. Demokrasiyle, hukukun üstünlüğüne hakaret edeceksiniz, Türkiye’de milletin reyine ve oyuna hakaret edeceksiniz, sandığa hakaret edeceksiniz, ondan sonra da adam gibi dolaşacaksınız. ”

Türkiye’nin başını herkesle beraber belaya sokacak bir düzenbaz söz konusu olduğunu ifade eden Soylu, “Bunu ispat edecek, bunu ispat etmezse şerefsizdir, alçaktır; bunu çok net söylüyorum. Man Adası’nda veya herhangi bir adada parasının olduğunu Cumhurbaşkanımızın ve yakınlarının olduğunu ispat etmezse şerefsizdir ve alçaktır. Zannediyor ki bunu söylerim, burada kalır. Bunu net söylüyorum, hayatımızın sonuna kadar bunun takipçisi olacağız, öyle 3 köfte 25’e yok. Sözü söyleyeceksen adam olan sözünün takipçisi olur, o dekontların takipçisi olur, o söylediği sözlerin takipçisi olur” değerlendirmesini yaptı.

Siyasetin ne zaman edepli yapılması lazım geldiğini, ne zaman da edepsiz yapılması gerektiğini bilenlerden biri olduğunu ifade eden Bakan Soylu, şöyle konuştu: “Bu adam edepsiz siyaset yapıyor ve bu edepsiz siyaset 1960 darbesinde yapıldı. 1960 darbesinde yapıldığı andan itibaren bu ülkede bir Başbakan asıldı, bir Dışişleri Bakanı asıldı, bir Maliye Bakanı asıldı, bir Cumhurbaşkanı hapse gönderildi. Sonra da yalandan Adnan Menderes’in mezarına gidiyor. Türkiye böyle bir siyasi sahtekar görmemiştir. Çok net ve açık söylüyorum, bu adam bir siyasi sahtekardır. A Haber’i korkutacaksın, milleti korkutacaksın öbür taraftan devam ederken Türkiye’de onun üzerinden Türkiye’ye korku salmaya çalışacaksın ve bunların hepsi, çok net söylüyorum, daha önceki darbe dönemlerinde denenmiş ve Türkiye bunun acısını yaşamıştır. “

Bakan Soylu, Türkiye’de hükümet sistemleri üzerinden siyasetin zayıflamasını gerektiren vesayetler kalktığını ifade ederek, bütün bunlar kalktıktan sonra Türkiye’ye yepyeni bir vesayet getirmeye çalışıldığını belirtti.
Soylu, “Onun kurduğu tezgahın, ona söylenenlerin, onun kulaklarına neler üflendiğinin biz bilinci içerisindeyiz, her şeyi takip ediyoruz, bilmesini isteriz. Türkiye’yi yanlış bir yola sevk ediyorlar. Cumhuriyet Halk Partililere burada bir çağırım var, çağrım şudur: Başınızda tamamen bir düzenbaz var, başınızda tamamen bir sahtekar var. Ve bu adam Türkiye’de 15 yıldır Türkiye’nin büyümesi, kalkınması, özgürleşmesi, demokratikleşmesi ve Türkiye’nin hasta adam yatağından kalkıp da bütün dünyaya nasıl bir ülke olduğunu gösterebilecek bir insana karşı ağza alınmayacak sözlerin söylenmesi bizim açımızdan kabul edilemezdir. Bunun hesabını sorarız, siyasi mahfilde sorarız çok net, öyle bedava bu işlerde olmak yok. Siyasi mahfilde bu işi, eğer sormazsak bunun hesabını bize adam demesinler, bu çok net ve açıktır. Öyle çıkacaksınız bir yalan söyleyeceksiniz, sonra kıvırtıp üstüne yatacaksınız; öyle üstüne yatmak da yok, yatılmayacağını çok net bir şekilde, buna açık bir şekilde göstereceğiz. İlk önce kendi arkasına bakacak, yaptığı pisliklere bakacak, hangi pisliklerin üzerinde oturduğuna bakacak, kiminle iş tuttuğuna bakacak ve kimin nasıl ve ne şekilde bunu dönemler boyunca kullandığına bakacak, öyle yok” diye konuştu.

Bakan Soylu sözlerine şu şekilde devam etti: “Bir kere seçim kazanmamış bir adam sadece kongrelerde yapmış olduğu Ali Cengiz oyunlarıyla beraber Genel Başkanlığını sürdürüp kongre zamanları geldiği zaman, böyle kayıkçı kavgalarıyla, kongrenin gündemini değiştirebilmek için bir çaba sarf ediyormuş Türkiye’nin gündemini ve Türkiye’nin hedeflerini kimseye ama kimseye gerileştirebilecek bir alan ve imkan tanımayız. Başlattıkları mücadele ve başlattıkları hadisenin ne olduğunu anlayacak, bu ülkenin Cumhurbaşkanına, bu ülkenin Genel Başkanına, bir siyasi partinin Genel Bakanına, bir haber kanalına bir televizyona; bunlar 60 darbesi öncesi senaryolardır, 80 darbesi öncesi senaryolardır. Siyaseti itibarsızlaştırmak, doğru kanalları itibarsızlaştırmak ve Türkiye’nin istikrarını zedeleyip millet acaba ne oluyor endişesine sevk etmeye yönelik bir anlayışın ta kendisidir. Bu adamdan bu hesap sorulacaktır, bunu ilk önce Cumhuriyet Halk Partililerin sorması esastır. Biz üzerimize düşeni yapacağız hiç merak etmesinler. 15 Temmuz akşamı nereye kaçacağını bir şekilde hesap edememiş, bir taraflara kaçmak için fırsat kollayan, sığıntı olan bir adamla biz Türkiye Cumhuriyeti Liderini tartışacağız, öyle mi? Bunu çok net söylüyorum; ne pahasına olursa olsun bizim boynumuzun borcudur, bu adamın bütün ipliğini pazara çıkarabilmek, bu kadar net ve açıktır. Hiç endişe etmeyin, A Haber de adam gibi yayın yapıyor, doğru yayın yapıyor, güzel yayın yapıyor. Doğru yayın yapmaya ve güzel yayın yapmaya devam edecek. Çünkü bir vesayet ve medya üzerindeki vesayeti, A Haber bu medya üzerindeki vesayeti bitirdiği için. IMF’cilerin de vesayetini bitirdi, medya vesayeti bitti, yargı vesayeti bitti, Türkiye’deki ekonomik vesayet bitti, Türkiye’de koalisyonlar ve hükümet sistemleri üzerine kurdukları vesayetler sona erdi, şimdi karın ağrıları başladı. 17-25’te şöyle oldu, 17-25’te böyle oldu. FETÖ’cülerle beraber işbirliğinin bedelini Kemal Kılıçdaroğlu ödeyecektir, bu kadar açık ve nettir.”  

Bakan Soylu, son yıllarda güney sınırında yaşananlara dikkat çekerek, “Son yıllarda güney sınırımızın altında yaşananlara çok dikkat edin. Haberlerde, medyada duyduğunuz isimlere çok dikkat edin. Rakka’yı duyuyorsunuz, Münbiç’i duyuyorsunuz, Afrin’i duyuyorsunuz, İdlib’i, Deyrezor’u duyuyorsunuz. Biraz düşünelim. Eskiden bunları duyuyor muyduk? Hayır. Peki şimdi sizlere bir soru sorayım. Kandil nerede? Türkiye’nin İran ve Irak sınırı tarafında değil mi? Haritayı gözünüzün önüne getirin, Türkiye’nin en alt sağ köşesinde, güneydoğusundaki en dip köşede. Peki demin saydığım yerler nerede? Afrin, Münbiç, Rakka. Güney sınırımızın Akdeniz tarafında. Şimdi bir düşünelim bakalım, neden buralara PKK komutanlar ve idareciler atıyor? Neden Amerika, burada ‘Suriye demokratik güçleri’ diye bir paravan şirket kurup, bunun üzerinden PKK’nın şubesi YPG’ye ağır silahlar veriyor. Hani DEAŞ’la savaşılıyordu, nasıl oluyor da PKK ile DEAŞ anlaşıyor? Bu kirli fotoğrafın bir tek cevabı vardır: Türkiye içinde sonunun geldiğini anladıkları PKK’ya, Kandil’den başlayıp Hatay’a kadar uzanan bir kuşakta yeni bir yaşam ve yerleşim alanı açmaya çalışıyorlar. PKK’ya hayat öpücüğü vermeye çalışıyorlar. Bu planın silah sponsorluğunu yapan ülkenin Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünü umursadığı yoktur. Türkiye’nin Ortadoğu ile bağlantısını kesmek için Güney sınırına PKK ile koli bandı çekmek istiyorlar. Güneyimizden PKK ile, kuzeyimizden ve batımızdan da Amerika’daki çadır mahkemelerinde zorla, tehditle itirafçı yaptıkları bir kişi eliyle Türkiye’yi tecrit etmeye çalışıyorlar” dedi.

“PKK da FETÖ de ekonomik ömürlerini tamamlamıştır”

PKK ve FETÖ’nün ekonomik ömrünü tamamladığını kaydeden Soylu, “Amerika, tezgah kurayım derken çok büyük bir tezgaha gelmektedir. Amerika’da bir çete, Amerikan halkıyla dünyayı düşmanlaştırmaktadır. Açıkça söylüyorum. Amerika parasını ve zamanını boşa harcamaktadır. Ekonomisini boşa harcamaktadır. PKK da FETÖ de ekonomik ömürlerini tamamlamıştır ve Türkiye karşısında mağlubiyete uğramışlardır. Artık bunlarla iş tutmanın, beslemenin, bunlara yatırım yapmanın sağlayacağı bir fayda yoktur. Türkiye’yi bunlarla tehdit edip aba altından cop gösterme. Türkiye’yi yolundan döndürecek değildir. Türkiye gibi köklü bir tarihi, medeniyeti ve zenginliği olan bir ülkeyi böyle bir çetenin aklıyla beraber karşıya almak, bir akıl tutulmasıdır” diye konuştu.

“PKK 40 yıldır bir çakıl taşı koparamadı”

PKK’nın 40 yıldır bir çakıl taşı bile koparamadığını belirten Soylu, “FETÖ’nün Türkiye’ye yapabileceklerinin zirvesi 15 Temmuz’du, onun da akıbeti sabaha varmadan hüsran olmuştur. PKK desen, 40 yıldır bir çakıl taşı koparabilmiş değildir. Şu anda da kar kış demeden evlatlarımız dağlarda bunların son kırıntılarını temizlemektedir. Dolayısıyla Amerika, siyaseti çadır mahkemelerinde, teröristlerin kamplarında değil meşru siyaset platformlarında aramalıdır” şeklinde konuştu.

“Dün siyaseti kasetle kirlettiler, bugün de yalan yanlış dekontlarla kirletiyorlar”

Bakan Soylu konuşmasında CHP’yi de eleştirerek, “Biz kitabın ortasından konuşan partiyiz. Bugünün CHP’si FETÖ ile ‘siyasi kar ortağı’ olmuştur. 27 Mayıs’ın, siyaseti iftiralarla teslim almak isteyen o karanlık anlayışı, bugün CHP eliyle yeniden ayağa kalkmaya çalışmaktadır. Dün siyaseti kasetle kirlettiler, bugün de yalan yanlış dekontlarla kirletiyorlar. Böyle yalan yanlış belgelerle bu ülkede seçilmiş bir başbakanı astılar, yıllar sonra kalktılar utanmadan mezarına gittiler. Ama dikkat edin, asla bu milletten ve siyasetten özür dilemediler. Yani bu ortaklığın hem geçmişleriyle bağlantısı vardır hem bugünle bağlantısı vardır hem de Şubat kurultayıyla bağlantısı vardır. Girdiği her seçimi kaybeden ama genel başkanlığı her nedense asla kaybetmeyen bir genel başkan, Şubat kurultayına çıkıp ne diyecek? Ne anlatacak? Seçim zaferinden konuşacak hali yok ya. Yalan yanlış da olsa birilerini hedef gösterip o kurultayda bir şekilde vaziyeti kurtarmak lazım. Evet bu bir siyasettir, bir hesaptır bunu anlarız. Ama bu hesaba ülke satılmaz, vatan satılmaz, siyaset satılmaz, işte bunu anlayamıyoruz. Fakat şunu ifade etmek isterim. Hiçbirisi önemli değildir. Ne sınırımızın doğusunda kurulan tezgah,ne binlerce kilometre ötedeki çadır mahkemesi, ne de içerideki işbirlikçileri. Demirden korkan trene binmez” ifadelerini kullandı. 

Bekir Koca – Ozan Köse