Eski HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ’ın “silahlı terör örgütü yöneticiliği”, “terör örgütü propagandası yapmak”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “suç işlemeye tahrik” suçlarından yargılandı davanın görülmesine devam edildi. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Kampüsündeki duruşma salonunda görülen davaya tutuklu sanık Yüksekdağ, avukatları ile bazı HDP’li milletvekili katıldı. Yüksekdağ’ın savunmasına geçilmeden önce mahkemeye gelen evraklar okundu. Mahkeme heyeti, Yüksekdağ hakkında Ağrı ve Van’da aynı suçlardan açılan davanın Ankara’da görülen dava ile birleştirildiğini bildirdi. 

Daha sonra Yüksekdağ’a söz hakkı verildi. Söz konusu birleştirme dosyaları ile fezlekelerin son halini inceleyemediğini belirten Yüksekdağ, buna ilişkin savunma yapmayacağını, yargılamaya ilişkin konuşma yapmak istediğini kaydetti. Suçsuz yere tutuklu bulunduğunu, somut olmayan delillere dayandırılarak yargılandığını öne süren Yüksekdağ, kendisinin bir siyasetçi olduğunu söyledi. Yaklaşık bir buçuk yıldır tutuklu bulunduğunu anımsatan Yüksekdağ, tutukluluk sürecinde milletvekilliğinin düşürüldüğünü dile getirdi. Yüksekdağ, hakkında dava açılmasına neden olan konuşmaların bir suç unsuru taşımadığını savunarak, “Siyasetçi olmamın vermiş olduğu sorumluluğu yerine getirdim. Bunlar suçlama konusu olamaz” dedi.

“Demirtaş için tahliye istiyorum” 

Yüksekdağ, konuşmasının bir bölümünü tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ayırdı. Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığına aday olduğunu anımsatan Yüksekdağ, seçimlerin eşitlik ilkesine göre yapılabilmesi için Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğini belirtti. Yüksekdağ, “Ben bu zamana kadar kendim için hiç tahliye istemedim. Bugün de kendim için tahliye istemeyeceğim ama Demirtaş için tahliye istiyorum” ifadelerini kullandı.
Yüksekdağ’ın avukatlarının savunmasının alınması ve duruşma savcısının mütalaasını vermesinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme, duruşmayı 6 Temmuz 2018’e erteledi.  

Abdullah Sarica
 

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin 9’u tutuklu, 10’u firari 85 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık, sanık avukatları ve müdahil Dink ailesinin avukatlarının talepleri alındı. Talepte bulunan bazı avukatlar, müvekkilleri yönünden dosyanın ayrılması, sanıkların duruşmaya gelme zorunlulukları ile adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması, tahliye ve beraat taleplerinde bulundu. 

Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlanan tutuklu sanıklardan eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın kendisinden Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisi olan F4 belgesini yok etmesini istediğini belirterek, bu konuya şahit olan İstihbarat Daire Başkanlığında personel şube müdürü olarak çalışan Aydın Patan’ın tanık olarak dinlenilmesini istedi.
Taleplerin alınmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan dönemin mülkiye müfettişi Şükrü Yıldız’ın suç vasfının değişme ihtimali ve tutuklu kaldığı süreye göre tahliyesine hükmetti. Eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek, eski Trabzon Jandarma Alay Komutanı Ali Öz ve gazeteci Ercan Gün’ün de aralarında bulunduğu 8 tutuklu sanığın bu hallerinin devamına hükmeden mahkeme, ismi belirlenen tanıkların dinlenilmesi için duruşmayı 10, 11 ve 12 Temmuz’a erteledi.  

Yusuf Melikoğlu
 

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin 9’u tutuklu, 10’u firari 85 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık, sanık avukatları ve müdahil Dink ailesinin avukatlarının talepleri alındı. Talepte bulunan bazı avukatlar, müvekkilleri yönünden dosyanın ayrılması, sanıkların duruşmaya gelme zorunlulukları ile adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması, tahliye ve beraat taleplerinde bulundu. 

Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlanan tutuklu sanıklardan eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın kendisinden Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisi olan F4 belgesini yok etmesini istediğini belirterek, bu konuya şahit olan İstihbarat Daire Başkanlığında personel şube müdürü olarak çalışan Aydın Patan’ın tanık olarak dinlenilmesini istedi.
Taleplerin alınmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan dönemin mülkiye müfettişi Şükrü Yıldız’ın suç vasfının değişme ihtimali ve tutuklu kaldığı süreye göre tahliyesine hükmetti. Eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek, eski Trabzon Jandarma Alay Komutanı Ali Öz ve gazeteci Ercan Gün’ün de aralarında bulunduğu 8 tutuklu sanığın bu hallerinin devamına hükmeden mahkeme, ismi belirlenen tanıkların dinlenilmesi için duruşmayı 10, 11 ve 12 Temmuz’a erteledi.

Yusuf Melikoğlu
 

Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadelesi Şubesi ekipleri, FETÖ/PDY’ye yönelik istihbari çalışmaları neticesinde, Seyhan ilçesi Pınar Mahallesi’ndeki bir eve 11 Nisan akşamı operasyon düzenledi. 

Örgüt üyelerinin ‘gaybubet evi’ olarak adlandırdığı hücre evinde Kamuran E., H.S., Murat Y., M.Ö., Ç.C. ve E.G. yakalandı. Zanlılar evde yere yatırılıp kelepçe takılarak etkisiz hale getirildi. 

Polis yaptığı çalışmada, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çok büyük darbe alan örgütün yeniden yapılanma, kendine taraftar bulma ve devlet kademelerine sızma yapmak için görevlendirme yaptığını belirledi. Şahısların hepsinin ‘asker imamı’ olduğu, yoksul ve zeki çocukları bu kez çok gizli bir şekilde FETÖ taraftarı yapıp daha sonra da sınavlara hazırlayarak askeri okullara yerleştirmeyi amaçladıkları tespit edildi. Yapılan operasyonda gözaltına alınan Kamuran E.’ye ise bizzat terörist başı Fetullah Gülen tarafından ‘çocukları sınavlara iyi hazırlayan’, ‘iyi seçen’ anlamında örgüt tarafından kullanılan ‘bahçıvan’ lakabı verildiği öğrenildi. 

Zanlılardan E.G. aranması olduğu için sorguya alındıktan iki gün sonra adliyeye sevk edilerek tutuklandı. Diğer 5 zanlı da çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Atılan telefon apartman inşaatının zemininde bulundu 

Bu arada polis eve girdiği sırada bir kişinin balkondan aşağıya telefon attığını tespit etti. Olaydan sonra polis telefonun gaybubet evinin yan tarafındaki inşaat kazısının su dolu alanına düştüğünü belirledi. Polis, belediyeden yardım isteyerek tonlarca suyu tahliye edip inşaat kazı alanında telefon aramaya başladı. Polis, telefonu çamur içine saplanmış halde buldu. Olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı parmak izi çalışmasında Murat Y. isimli zanlının parmak izine rastlandı. 

İfadesine başvurulan Murat Y.’nin “Telefon benim değil. Evde bir ara elim değmiştir, telefonun kime ait olduğunu bilmiyorum” diye ifade verdiği öğrenildi. 

Telefon, incelenmek üzere Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne teslim edildi. Polis, telefonun Murat Y.’ye ait olduğunu, üst düzey FETÖ üyeleri ile bu telefonla görüştüğünü, telefonun da ABD’den gönderildiğini tahmin ediyor.  

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

FETÖ’nün İstanbul Teknik Üniversitesindeki (İTÜ) akademik yapılanmasına ilişkin 11’i tutuklu 35 sanığın ”silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15’er yıla kadar hapis cezası talebiyle yargılandığı davaya devam edildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, tutuklu sanıkların yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar hazır bulundu. Duruşmada söz alan tutuklu sanıklar, tahliye talebinde bulundu. Sanıklar haklarındaki suçlamaları reddederken, taleplere ilişkin görüşü sorulan duruşma savcısı ise sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi.

Taleplere ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Cafer Uyanık, Esra Şerife Pampal ve Hafize Tokgüz’ün tutuklu kaldıkları süre ve sağlık durumlarını göz önünde bulundurarak tahliyelerine karar verdi. Tahliyelerine karar verilen sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı koyan mahkeme, bu isimlerin haftada bir gün karakola giderek imza atmasını kararlaştırdı. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Bayram Türk, Dursun Ayhan, Fatih Özbay, İbrahim Kılıç, Mahmut Türk, Mehmet Şahin, Murat Özkan ve Sultan Sönmez’in ise kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, eylemlerin yoğunluğu, adli kontrol hükümlerinin yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanmayacak oluşunu dikkate alarak tutukluluk halinin devamına hükmetti. Dosyanın esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesini kararlaştıran mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi. 

Mehmet Yusuf Melikoğlu

Filipinler Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü, Mayon Yanardağı’nın gün ağarmadan 700 metre yükseğe, 3 kilometrelik bir alana lav püskürttüğünü açıkladı. 1 hafta önce lav püskürten Mayon Yanardağı’nın en güçlü patlamasının dün meydana geldiği açıklandı. Dağın püskürttüğü dumanın da 10 kilometre kadar yükseldiği belirtildi.

Yetkililer, Mayon Yanardağı’nın yamaçlarından büyük bir hızla akacak kızıl lav derelerinin ve yüksek sıcaklıktaki gazların, önüne geçen her şeyi buhara çevirebileceği uyarısında bulundu.

Mayon’un pazartesi günkü patlamasının ardından dağın 8 kilometre çevresi tehlikeli alan ilan edilip 5 dereceli alarmın 4’üncü seviyesine çıkıldığı belirtildi. Polis, köylülerin felaket bölgesine geri dönmelerini engellemek için kontrol noktaları kurdu. Yetkililer köylülerin tehlikeli bölgeye geri dönmelerini engellemek için elektrik ve su hizmetinin verilmemesini istedi. Bölgede ölen ya da yaralanan olmazken birçok mahalli uçak seferleri iptal edildi. Uçakların yanardağın dumanlarının bulunduğu bölgeden uzakta seyretmeleri uyarısında bulunuldu.

Tahliye edilen bölge sakinleri için 30 bin toz maskesi ve 5 bin torba pirinç, su, ilaç ve diğer ihtiyaç maddeleri gönderildiği bildirildi.

Filipinler’de 22 aktif volkan bulunuyor. 1991’de Pinatubo Yanardağı patlamış ve 800 kişi hayatını kaybetmişti. Dağın etrafındaki bütün kasaba ve şehirler kül altında kalmış, ABD bölgedeki Kuzey Luzon Adası’ndaki deniz ve hava üslerini terk etmek zorunda kalmıştı.
 

Denizli EGS Kültür ve Kongre Merkezi’ndeki 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, 55 tutuklu ile bazı tutuksuz sanıklar, avukatları ve sanık yakınları katıldı. Sanıklara ait olduğu ileri sürülen, terör örgütünün şifreli haberleşme programı ‘ByLock’a ait içerik yazışma tutanakları ile IP adreslerinin kayıtları okundu. Hakkında iddiaları ret eden ve eski Bugün gazetesi temsilcisi ile kanun hükmünde kararname ile kapatılan Denizli Medya Derneğinin Başkanı Mahmut A., savunma yaptı. Mahmut A., savunmasında “Gelen ‘ByLock’ içerik kayıtları, içi boş şekilde gelmiştir. Bana 10 mail geldiği gösterilmiş ancak benim bu mailleri açmadığım ortadadır. IP kayıtları da gelmiştir. 14 bin IP kaydının nasıl olduğunu anlayamadım. Bu bağlantının cep telefonumdan yapıldığı belirtilmiş. Baz istasyonu kayıtları da benim olmadığım yerden gelmiştir” ifadesini kullandı.
Husumetli olduğu eski ortağının beyanı üzerine 15 aydır tutuklu olduğunu ileri süren sanıklardan Nezih A., örgüt üyeliği iddialarını reddetti. 

Sanık savunmaları ile avukatların tahliye taleplerinden sonra mahkeme heyeti, ara kararını açıkladı. Verilen ara kararda mahkeme heyeti, 1’i etkin pişmanlıktan yararlanmak üzere toplamda 23 tutuklu sanığın adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verirken, duruşmayı 10 Mayıs 2018’ erteledi. Davada, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan sanıklar hakkında 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor. 

15 Temmuz’dan önce katıldığı programda darbe çağrışımı yaptığı iddiasıyla tutuklu yargılanan gazeteci Mehmet Altan hakkında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar Resmi Gazete’de yayınlandı. Altan’ın avukatları da yerel mahkemeye tahliye talebi içerir dilekçe sundu.

Altan’ın tutuklu yargılandığı davaya bakan İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, AYM kararının kendilerine ulaşması üzerine yeniden değerlendirmede bulundu.

Yerel mahkeme, AYM gerekçeli kararının dün kendilerinin UYAP sistemine düştüğünü belirttikleri kararında, Anayasa Mahkemesi’nin yargılamanın yapıldığı mahkemenin yerine geçerek delil değerlendirmesi ve yerindelik incelemesi yapmasının, bireysel başvuru incelemesinin kapsamı içerisinde olmadığına değindi.
AYM’nin sanık hakkında vermiş olduğu kararda, yerel mahkemedeki dava dosyası kapsamında bulunan bütün delilleri tutuklamaya yeterli delil olarak görmediği hatırlatılarak kararda, “AYM, mahkememiz yerine geçerek delil değerlendirmesinde bulunmuş ve kanuna aykırı şekilde yerindelik incelemesi yapmıştır. AYM tarafından esasa ve suçun sübutuna yönelik değerlendirilme yapıldığından, bu karar uyması zorunlu kabul edilirse yargılamayı yapan mahkemece toplanan delillere ve vicdani kararına göre mahkumiyet kararı verilmesi sonucuna ulaşsa bile mahkumiyet kararı veremeyecektir” denildi.

“AYM kendisine kanunla çizilmiş yetkisini aşmıştır”

AYM tarafından iddianamede belirtilen deliler ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığı belirtilerek, “Ceza yargılamasında karardan önce her aşamada kendiliğinden ya da talep üzerine delil toplamak mümkündür. Yerel mahkeme sadece iddianamede belirtilen deliller ile bağlı değildir. Dolayısıyla AYM kendisine kanunla çizilmiş yetkisini aşmıştır. Dosyada tutukluluk halinin devamını gerektirir olguların olup olmadığını takdir etme yetkisi mahkememize aittir. Ayrıca vermiş olduğu ihlal kararında tahliyeye yönelik bir hüküm bulunmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

“Yerel mahkeme esastan inceleme yapan temyiz mercisine bile direnme hakkında sahip”

AYM’nin bu kararının otomatik olarak sanığın tahliye edilmesi sonucunu doğuracağını kabul etmenin hukukun genel ilkeleri, Anayasadaki mahkemelerin bağımsızlığı, mahkemelere emir ve talimat verilemeyeceği ve telkinde bulunamayacağı yönündeki düzenlemelere, doğal hakim güvencesi başta olmak üzere birçok yargılamaya dair ilkenin ihlali sonucunu doğuracağı belirtildi. Yerel mahkemenin esastan inceleme yapan temyiz merci kararına dahi direnme hakkı olduğu hatırlatılarak, “Bu itibarla dosya kapsamında bulunan deliller, karşılaşılan darbe tehdidinin büyüklüğü, sanığın kaçma ihtimali, dosyanın gelmiş olduğu aşama, kanunda öngörülen ceza miktarı göz önüne alındığında sanık hakkında tesis edilen tutuklama kararı ölçülü ve yerinde olup yapılan vaki tahliye talebinin oy çokluğu ile reddine karar verilmiştir” denildi.

İlk kararda, Altan’ın tahliye edilmesi yönünde görüş bildirerek karara şerh koyan üye hakim, bu kararda da görüşünü yineleyerek tutuklamanın devamı kararına muhalefet şerhi koydu.

Başak Akbulut
 

15 Temmuz’dan önce katıldığı programda darbe çağrışımı yaptığı iddiasıyla tutuklu yargılanan gazeteci Mehmet Altan hakkında Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararının ardından, yargılamayı yapan İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi, oy çokluğu ile tutukluluğun devamına hükmetmişti.

Altan’ın avukatları, AYM kararına uyulması ve Altan’ın tahliyesi karar verilmesi talebiyle, İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi sunmuş, mahkeme kararını yerinde görerek itirazı yasa gereği bir üst mahkeme olan İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti.

İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi, itirazı değerlendirerek, tutukluluğun devamına ilişkin kararı usul ve yasaya uygun bularak, itirazın reddine hükmetti. Karar oy çokluğu ile alınırken, üye hakimlerden biri karara muhalefet şerhi koydu.

AYM’nin kararlarının bağlayıcı olduğuna ve gerekçeden ayrı olarak kısa kararında bağlayıcı nitelik arz ettiğine değinen üye hakim kararda, “AYM’nin hatalı uygulamaları eleştirilebilir nitelikte olsa da bu durumun AYM kararlarının bağlayıcılığına engel teşkil etmez. AYM’nin gerekçeli kararının beklenmesinde hukuki yarar yoktur. AYM iradesini kısa kararla ortaya koymuştur. Nihayetinde AYM kararları bağlayıcı ve kesindir. Kararlarına karşı başvuru mercii yoktur. Bu nedenlerleAYM kararı doğrultusunda hak ihlalinin ancak tahliye ile giderilebileceği anlaşıldığından itirazın kabulü ile sanık Mehmet Hasan Altan’ın tahliyesine karar verilmesi kanaatinde olduğumdan sayın çokluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum” ifadelerini kullandı. 

Başak Akbulut

Kapatılan Zaman gazetesi eski yazarı Şahin Alpay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararını değerlendiren İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Alpay’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme kararında, AYM’nin gerekçeli kararı kendilerine tebliğ edildiğinde tutukluluk halinin yeniden değerlendirileceğini belirtirken, üye hakimlerden biri, AYM’nin kararının kesin ve mahkemeyi bağlayıcı olmasını gerekçe göstererek muhalefet şerhi koydu.

Kapatılan Zaman gazetesi eski yazar ve yöneticisi 30 sanığın da aralarında bulunduğu FETÖ davasında tutuklu yargılanan gazeteci Şahin Alpay hakkında, Anayasa Mahkemesi’nin oy çokluğuyla verdiği hak ihlali kararı, yargılamayı yapan İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirildi.

Mahkeme, sanık Şahin Alpay’a ilişkin gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmemesi ve Alpay’ın tahliyesine ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından tedbir mahiyetinde bir karar verilmemesi nedeniyle de sanık vekilinin tahliyeye ilişkin talebini reddetti. Bu aşamada sanığa atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanık hakkında istenen cezanın üst sınırı ve delillerin toplanmamış olmasını göz önüne alan mahkeme, oy çokluğuyla Alpay’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Heyet, Anayasa Mahkemesi tarafından Alpay’a ilişkin gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edildiğinde sanığın tutukluluk halinin incelenerek tekrar değerlendirilmesine karar verirken, üye hakimlerden biri tutukluluğun devamı kararına muhalefet şerhi koydu. Üye hakim şerhinde,

AYM’nin tutukluluğa ilişkin özel nitelikteki kısa kararının kesin ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmasını gerekçe gösterdi.

MEHMET ALTAN’IN VE NAZLI ILACAK’IN TAHLİYE TALEBİNE RET

Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını yazıp mahkemeye gönderildiğinde tutukluluk halinin devam edip etmeyeceği hususunda resen değerlendirmede bulunulmasına ve bu şekilde ayrıca düşünülmesine karar verdi. Mahkeme, Mehmet Altan’ın avukatlarının AYM kararını emsal nitelikte göstererek, aynı davanın tutuklu sanıkları Ahmet Hüsrev Altan ve Ayşe Nazlı Ilıcak hakkındaki tahliye talebini de aynı gerekçelerle oy birliğiyle reddetti.

Gazeteci yazar Mehmet Altan hakkında Anayasa Mahkemesinin verdiği hak ihlali kararını değerlendiren İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi, Altan’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARI

Anayasa Mahkemesi bugün verdiği kararda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Alpay’ın hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia ile tutuklanma dolayısıyla ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın oy birliği ile kabul edilebilir olduğuna karar vermişti. Anayasanın ilgili maddelerinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar veren Anayasa Mahkemesi ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğini yerel mahkemeye göndermişti.

ALPAY’IN 3 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPSİ İSTENİYOR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Şahin Alpay’ın “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, ve silahlı terör örgütü üyeliği suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıla kadar hapsi istenmişti. İddianamede sanık Alpay’ın da arlarında bulunduğu köşe yazarlarının yazılarındaki ifadelerin “mecaz” ya da “metafor” olarak izah edilemeyeceği belirtilerek, “Ön hazırlık niteliğinde yazılar yazan şüpheli yazarların, basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak devlet yetkililerinin ve kurumlarının haklarını ihlal niteliğinde ifadeler kullanarak örgüt amacına hizmet ettikleri, askeri darbe çağrısında bulunmaktan çekinmedikleri, örgütsel hedef ve amacı tamamlayan yazılarla FETÖ-PDY terör örgütü hiyerarşisi içerisindeki görevlerini yerine getirdikleri” bilgisine yer verilmişti.

Başak Akbulut