Hatay’da, 15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulundukları iddiasıyla aralarında dönemin Hatay’da 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı, 121. Serinyol Er Eğitim Alayı ile Garnizon Komutanlığında görevli askerler, görevden ihraç edilen polisler ve muhtarın da aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Davanın üçüncü duruşmasında haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen tutuklu sanık 39.Mekanize Tugay komutanı Tuğgeneral Hasan Polat savunmasında Darbe girişimi olduğu 15 Temmuz’da hakkında “Sıkıyönetim komutanı olarak atandığı” iddialarını ve hakkındaki suçlamaları kabul etmediği ifade ederek ,”sıkıyönetim direktifinin geleceğini bilmiyorduk. Bize sadece 15 Temmuz günü kara kuvvetleri komutanlığından bir yazı geleceği söylendi. Benimde yazılı ile kafamda Türkiye’nin Suriye’ye girecek ve hazırlık yapmamız konusunda düşünceler vardı. Sıkıyönetim direktifi adı altında biz yazı geldi bende sözde direktifte yazanları dikkate almadım benim darbe girişimiyle uzaktan yakından bir alakam yok tahliyemi talep ediyorum”dedi.

Yargılanmasına devam edilen 44 sanık hakkında, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme”, suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve “terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmak” suçundan da 5 ile 15 yıl hapis cezası talep ediliyor. 

Adem Karagöz

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin ardından örgüte yönelik başlatılan soruşturmalar kapsamında tutuklanan komedyen Demirci, hakim karşısına çıktı. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada savunma yapan Demirci, FETÖ ile Dünya Radyo’da çalıştığı sıralarda “Vefa” kod adlı Muhammet Yusuf Kulaksız adlı kişi vasıtasıyla tanıştığını söyledi. 2005 tarihinde örgütün sohbetlerine katıldığını anlatan Demirci, 2006 yılındaki ABD turnesinde Fetullah Gülen ile tanışmak için Pensilvanya’ya gittiğini kaydetti. Demirci, burada örgüt lideri Gülen’e gösteri yaptığını dile getirdi.

Demirci, gösteriler sonrası örgüt tarafından kendisine ücret ödenmediğini, gerekçe olarak da “Fetullah Gülen’i ziyaret etmenin manevi hazzı”nın bahane edildiğini söyledi. Para istemesine rağmen örgütün kendisine ödeme yapmadığını belirten Demirci, para istemesinden dolayı örgüt tarafından dışlandığını öne sürdü. Demirci, katıldığı bir yarışma programı ile 2013 tarihinde tekrardan popüler olduğunu, bu durum üzerine örgütün kendisiyle tekrardan iletişime geçtiğini anlatarak, “Hakan Şükür ile 2008 yılından beri tanışıyorum. Enes Kanter ile ise sosyal medya kanalı aracılığıyla tanıştım” dedi. Demirci, Kanter ve Şükür ile yaptığı sosyal medya yazışmalarını kabul etti.

Mahkeme tahliye kararı verdi

Demirci’nin savunmasının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti ara kararını açıklayarak, tüm delillerin toplanmış olması, tutukluluk halinin süresi ve örgüte yönelik bilgiler vermesini göz önünde bulundurarak Demirci’nin tahliyesine karar verdi. Adli kontrol ve yurt dışı yasağı tedbirleri uygulanan Demirci’nin, her Çarşamba günü yaşadığı yerdeki karakola giderek imza vermesi kararlaştırıldı.

İddianameden

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca komedyen Atalay Demirci hakkında hazırlanan iddianamede Demirci’nin “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” ve “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamalarından bir kez ağırlaştırılmış müebbet ve 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Demirci’nin, FETÖ ile irtibatının olduğu bilinen Hakan Şükür ve Enes Kanter ile yapmış olduğu Twitter konuşmalarının belirlendiği kaydedilen iddianamede, konuşmalara yer verildi. Şükür’ün “kimse yardım etmedi” şeklindeki sözünün dikkat çektiği belirtilen iddianamede, Demirci’nin Şükür’ü teselli etmeye çalıştığı belirtildi. Demirci’nin Twitter üzerinden Kanter’e ise “Enes’im biliyorum az çok tahmin edebiliyorum. Allah yardımcımız olsun hepimizin kardeşim. Tedbiren takibi bırakmak zorundayım bu arada anlarsın kardeşim” şeklinde mesaj attığı kaydedildi.

İddianamede, Demirci’nin üstünde ve evinde yapılan aramalarda ele geçirilen bir adet telefon, bir adet bilgisayar, bir adet tablet, 31 Ocak 2011 tarihine ait Zaman gazetesinin ilk sayfası ve çeşitli sayılarda CD/DVD ile flash belleğe el konulduğu belirtildi. 

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından organize edilen 15 Temmuz darbe girişiminde Afet Koordinasyon Merkezinin işgal edilmesine ilişkin 7’si tutuklu 17 sanığın 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar cezaevinden getirilirken, bir sanık tutuklu bulunduğu cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi(SEGBİS) ile bağlandı. Bazı mağdur ve müştekilerin de katıldığı duruşmada TBMM, Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı, İETT, İSPARK ve İBB Kültür AŞ adına söz alan avukatlar davaya katılma talebinde bulundu.
Ara karar oluşturan mahkeme heyeti, İETT, İSPARK ve İBB Kültür AŞ’nin katılma taleplerini suçtan zarar gördüklerini belgeledikten sonra değerlendireceğini belirtirken, TBMM, Başbakanlık ve Milli Savunma Bakanlığının davaya katılma talebini kabul etti.
Mahkeme başkanı SEGBİS yöntemiyle duruşmaya bağlanan sanık Ramazan Sezer’e, hakkında bir dava daha açıldığını hatırlatarak, “Sen ve sanık Levent Aksoy, olay gecesi ihtiyaçlarını gidermek üzere binaya girmek isteyen iki polis memurunu tehdit etmişsiniz. Sen müşteki polislerden birine engel olarak ‘Vurayım mı komutanım’ demişsin. Bu nedenle dosyamızla birleşen bir davadaki suçtan da yargılanıyorsun” dedi.
Sanık Sezer ise “Böyle bir hadise yaşanmadı. Komutanım onlara sadece gitmelerini söyledi. Ben yanımdaki komutanın adını bile bilmiyordum” şeklinde yanıt verdi.
Mahkeme heyeti daha sonra sanıkların taleplerini aldı. Söz alan sanıklar ve avukatları tahliye talebinde bulunurken, bir sanık mektup yasağının kaldırılmasını istedi. Cumhuriyet savcısı ise tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Ara kararını açıklayan heyet, sanıklardan Ömer Faruk Çimen’in tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Sanıkların mektuplaşma yasağının kaldırılmasına karar veren mahkeme, birleşen dosyadaki müştekilerin ve ana dosyadaki tanıkların ifadelerinin alınması için duruşmayı 2 Ekim 2017’ye erteledi.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tüm sanıkların “anayasayı ihlal, TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütü üyeliği” suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapsin yanı sıra, 5 sanığın 7 kez “kasten adam öldürmeye teşebbüs” suçundan 63’er yıldan 105’er yıla kadar, 11 sanığın “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 5’er yıldan 10’ar yıla kadar, 14 sanığın ise “kamu malına zarar vermek” suçundan 1’er yıldan 4’er yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Başak Akbulut 

 

Aralarında operasyon sırasında kendisini patlatan DEAŞ’ın sözde emiri Yunus Durmaz’ın eşinin de bulunduğu 39 tutuklu tahliye edildi. 

Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmanın 5’inci gününde tüm sanıklar ve sanık avukatları savunmalarını yaptı. Sabah erken saatlerde başlayan duruşmada saat 22:15’te verilen ara kararla tutuklu 60 sanıktan 39’u şartlı olarak tahliye edildi.

Canlı bomba Yunus Durmaz’ın eşi de tahliye oldu

Gaziantep Emniyet Müdürlüğüne yapılan bombalı araçlı saldırıdan 19 gün sonra 19 Mayıs 2016 tarihinde polis ekipleri Şehitkamil ilçesi, Çağlayan Mahallesi’ndeki DEAŞ’ın hücre evi olarak tespit ettikleri eve operasyonu sırasında DEAŞ’ın sözde Türkiye emiri Yunus Durmaz kendini patlatmış, olayda 3 polis yaralanmıştı. Olay sonrası evde bulunan eşi Nesibe Durmaz polislerce gözaltına alınmış, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Savunmasında eşi Yunus Durmaz’ın DEAŞ militanı olduğunu bilmediği, kendisinin de eşiyle arasında şiddetli geçimsizlik olduğunu söyleyen Nesibe Durmaz duruşma sonunda verilen ara kararla şartlı olarak tahliye oldu.
Diğer yandan duruşma sırasında savunma yapacak olan avukatı duruşmadan tümüyle çekilen Yunus Durmaz’ın kardeşi Hacı Ali Durmaz’ın ise tutukluluk halinin devamına karar verildi. Ayrıca Hacı Ali Durmaz, önceki gün kendisine gelen savunma sırasında, iddianameyi yeniden incelemek istediğini belirterek savunma yapmayacağını söyledi.

Bazı sanıkların ev hapsi, bazılarının da imza kontrol şartı ile tahliye olduğu duruşma ileri bir tarihe ertelendi. 

Orhan Erkılıç
 

Fetullahçı Terör Örgütü’nün yargı yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan eski savcı Turhan Turunç’un ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan yargılanmasına başlandı.

İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Turhan Turunç cezaevinden getirilirken, sanık avukatı da salonda hazır bulundu. Turunç’un eşi de duruşmaya geldi. Duruşmada sanık Turhan Turunç, 30 sayfalık yazılı savunma hazırladığını ve özetleyeceğini belirtti. Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) savunma yapan Turunç, örgütle 1994 yılında staj döneminde tanıştığını söyleyerek, “Örgüt okullarında okumadım. Hiçbir sosyal paylaşım sitesinde örgüt adına paylaşım yapmadım. Örgüt içinde kod adı kullanmadım. Eşimle kendim tanışıp evlendim, katalog evlilik yapmadım. Örgüt elemanlarının çocuklarıma isim koymasına izin vermedim. Işık evlerinde yetişmedim. Hiçbir mahrem toplantıya katılmadım. 1994 yılında girdiğim hakimlik sınavlarını kendim kazandım” dedi.

“Dini duygularla bu yapıda bulundum”
“Bylock’un sadece örgüt üyeleri tarafından kullanılan bir program olduğunu bilmiyordum” diyen sanık Turhan Turunç, “Örgütün izleyeceği yol haritasına dair dokümanların bulunduğu usb belleğini avukatım aracılığıyla dosyaya sundum. Örgüt mensuplarının yakalanmasına elverişli bilgileri, maddi bilgileri dosyaya sundum. Üyesi olduğum iddia edilen bu yapının, devleti ele geçirmeyi amaçladığını bilmiyordum. Hiçbir zaman suç işlemek amacıyla bu yapıyla yan yana gelmedim, dini duygularla bu yapıda bulundum” şeklinde konuştu.

“Bu yapının devleti ele geçirme amacını 15 Temmuz’da anladım”
Sanık Turhan Turunç, FETÖ’nün gerçek yüzünü 15 Temmuz’da gördüğünü söyleyerek, “15 Temmuz’da sosyal medyada darbe karşıtı paylaşımlar yaptım. Eşim ve kızımı üzmemek için meydanlara inmedim. Örgüt 15 Temmuz’a kadar dolaylı cebir ve şiddet kullandığından ben de 15 Temmuz’a kadar göremedim. Bu yapının devleti ele geçirme amacını 15 Temmuz’da anladım. Bu yapıyla yan yana geldiğim için kendimi defalarca sorguladım, çok pişmanım. Bu örgüt benim de dini duygularımı kullandı. Ben yapının Türkiye’ye, Türkçe’ye hizmet ettiğini sanıyordum. Ben bunun bedelini çok büyük ödedim. Mesleğimi ve itibarımı kaybettim. Maddi ve manevi yıkıma uğradım” ifadelerini kullandı.

“FETÖ temsilci ve yöneticilerine lanet olsun”
“Benim bu durumuma neden olan FETÖ temsilci ve yöneticilerine lanet olsun” diyen Turunç, “Son derece pişmanım, bildiğim tüm bilgilerle beraber bu yapının işlediği suçlarla ilgili belgeleri sundum. Bu belgeler başka FETÖ yargılaması dosyalarında kanıt olarak değerlendirilmiştir” dedi.

Bunun üzerine sanık avukatı söz alarak, müvekkilinin tahliyesini istedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Turhan Turunç’un tahliyesine karar vererek, duruşmayı erteledi.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli savcı Turhan Turunç’un, 1988 yılından bu yana terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve benimseyerek yer aldığı, görev yaptığı her yerdeki silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin yargı yapılanması içerisindeki hakim ve savcılarla düzenli olarak bir araya gelerek silahlı örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in vaazlarını dinledikleri anlatılmıştı.
İddianamede, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin 2014 HSYK seçimleri öncesi oluşturduğu gizli haberleşme ağıyla kendi mensubu olan hakim ve cumhuriyet savcılarını tespit ederek, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine aday olan sözde bağımsız adayların alacağı muhtemel oyları hesaplamak ve seçimlerde üyelerinin kendi talimatları doğrultusunda oy kullanmasını ve örgüt içi iletişimi sağlamak amacıyla kullandıkları ByLock uygulamasını kullandığının tespit edildiği anlatılmıştı. İddianamede, sanık Turhan Turunç’un ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan cezalandırılması talep edilmişti. 

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı ve Abdullah Bal’ın 8’inci Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandıkları davanın 14 Temmuz’da görülen 3’üncü duruşmasında tahliye edilmesine kararın yasaya ve usule aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz etti. Başvuruyu değerlendiren 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Anlı ve Bal’ın üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve kuvvetli suç şüphesinin varlığı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle Anlı ve Bal hakkında yakalama emri çıkartılmasına karar verdi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 30 Ekim 2016’da tutuklanan Anlı hakkında hazırlanan iddianamede, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma”, “Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme”, “Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs”, “Sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması”, “Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarına yardım etme”, “Örgüt üyesi olmak” ve 9 kez “Örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla 2 kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 121 yıla kadar hapis cezası isteniyordu. Dosyada Anlı ile birlikte yargılanan 50 kişi hakkında da 5 yıldan ağırlaştırılmış ömür boyuna kadar değişik oranlarda hapis cezaları talep ediliyordu.
 

Hürriyet Muhabiri İsmail Bayrak’ı gasp ettikleri gerekçesiyle adı Tuba Büyüküstün ile aşk dedikodularına karışan işletmeci Umut Evirgen ve 2 şüphelinin 15’er yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Umut Evirgen, Doğan Akbaş ve Ahmet Fatih Baltacı cezaevinden getirildi. Müşteki İsmail Bayrak ve taraf avukatları ile yakınları da salonda hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan sanık Umut Evirgen, olay günü kendi mekanında Tuba Büyüküstün ile kahvaltı yaptığını söyleyerek, “Oturduğum yerin camından göz ucuyla bahçede birinin kaçarak uzaklaştığını gördüm. Sonra Doğan Akbaş ve Ahmet Fatih Baltacı yanıma geldiler. Kendilerine nereden geldiklerini sordum. Hırsız zannederek birinin peşinden gittiklerini ancak daha sonra o kişinin gazeteci İsmail Bayrak olduğunu öğrendiklerini söylediler. Bende bunun üzerine bir arkadaşımdan İsmail’in numarasını aldım ve kendisine mesaj attım. Mesajımda ‘Umut Evirgen ben. Arkadaşlar hırsız zannetmiş kusura bakma. Herhangi bir şey olursa bu benim numaram” dedim. Kendisi bana dönüş yapmadı. Ben kimseye talimat vermedim. Benim kapalı alan fobim var. Asansöre bile binemezken nezarette kalıyorum. Çok mağdurum. Tahliyemi istiyorum” dedi.

Diğer tutuklu sanıklar da suçlamaları kabul etmediklerini söyleyerek tahliyelerini talep etti.

Bunun üzerine söz alan, gazeteci İsmail Bayrak, “Ben gazeteciyim. Sahil bölgesinde diğer gazeteci arkadaşlarımla turluyorduk. Tuba Büyüküstün’ü gördük. Çok büyük iş çekmeliyiz dedim. Arabadan inip mekana gidip camın arkasından çektim. Sonra koşarak arabaya gittim. Daha sonra arkamızdan bir araba sellektör yaparak geliyordu. İlk başta anlamadık. Ama sonra durduk. Bize ‘siz kimsiniz hırsız mısınız’ diyerek küfürler ettiler. Gazeteci olduğumu ve Tuba Büyüküstün’ü çektiğimi söyledim. Makinayı göstererek bakın dedim. Biz anlamayız senin makinandan bize makinayı ver dediler. Sıkıntı yok makinamı alın dedim, verdim. Benim için büyük haberdi. Ekmek teknemi elimle verdim diye karakola gidip şikayetçi oldum. Şimdi şikeyetçi değilim” ifadelerini kullandı.

Tuba Büyüküstün tanık olarak dinlenecek

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Tuba Büyüküstün ve 2 restoran çalışanın önümüzdeki celse tanık olarak dinlenmesine hükmetti.
Umut Evirgen ve diğer 2 sanığın “yüklenen suç niteliğinin lehlerine değişme ihtimali” üzerine tahliyelerine karar veren mahkeme, duruşmayı erteledi.

29 Kasım 2016’da ortaokulda okuyan kız öğrencilerinin kaldığı özel kız öğrenci yurdunda elektrik sisteminin kısa devre yapması sonucu yangın çıktı. Yangında 10 öğrenci, 1 çocuk ile 1 eğitmen yaşamını yitirdi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında yurt müdürü Cumali Genç, yurt çalışanı Mahmut Deniz, Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği Başkanı İsmail Uğur ile dernek yöneticileri Ramazan Keleş, Ramazan Dede, Mustafa Öztaş, Mahir Kılınç tutuklandı. Sanıklardan Ramazan Dede, yaşı gerekçesiyle ara kararla tahliye edildi. 

Yangın faciasıyla ilgili ikinci duruşma Kozan Adliyesi’ndeki salonun yetersiz gelmesi sebebiyle Kozan Ticaret Odasının konferans salonunda görüldü. Kozan Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 saat süren duruşma, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilerek, eksiklerin giderilmesi için 9 Ekim’e ertelendi. Tutuklu sanıklar Cumali Genç, yurt çalışanı Mahmut Deniz, Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği Başkanı İsmail Uğur ile dernek yöneticileri Ramazan Keleş, Mustafa Öztaş ve Mahir Kılınç yoğun güvenlik önlemleri altında mahkeme salonundan çıkartılıp cezaevine gönderildi. Bu sırada tutuklu sanıklardan Ramazan Keleş basın mensuplarına tepki gösterip küfür etti. Tutuklu sanıkların ailelerinden bazıları ise fenalaştı. Dışarıdaki grup daha sonra olaysız şekilde dağıldı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Duruşma çıkışında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Tüm sanıkların tutukluluk halinİN devamına karar verildi. Böylede olması gerekiyordu. Bu işin sadece yurt müdürüne yıkılarak, dernek yöneticilerinin işin içinden sıyrılmasını doğru görmüyoruz ve buna da izin vermeyeceğiz” diye konuştu. 

Umutcan İşledici – Elif Ayşenur Bay – Emre Bozdemir

FETÖ / PDY’nin İstanbul Adli Tıp Kurumu yapılanmasına ilişkin 37’si tutuklu 52 sanığın, “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması sone erdi.
İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde pazartesi günü görülmeye başlanan ve dün akşam geç saatlere kadar süren duruşmada, sanıkların savunmaları alındı.

Mahkeme heyeti, ATK 1. İhtisas Kurulu eski Başkanı Sadi Çağdır’ın da aralarında bulunduğu 29 sanıktan 20’sinin ByLock kullanıcısı olması diğer 9’unun ise delillerin karartılma ihtimali ve diğer sanıklar üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunulması gerekçeleriyle tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
İstanbul Adli Tıp Kurumu el yazısı uzmanı Hasan Bayram, raportör Muhammed Nabi Kantarcı, İnceleme Uzmanı Şube Müdür Vekili Semih Dokurer ve Bünyamin Başpınar’ın delillerin karartılma ihtimali, diğer sanık ve tanıklar üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunulması, kuvvetli suç şüphesi ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gerekçe gösterilerek tutuklanmalarına karar verildi. Duruşma salonunda bulunmayan Bünyamin Başpınar hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Mahkeme 11 sanığın, delil durumu, kişisel halleri ve haklarında sanıkları etkileyeceklerine dair olumsuz bir kanaatin bulunmaması nedeniyle tahliyesine karar verdi. Tahliye edilen sanıkların tamamı hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulurken ve haftada bir en yakın karakola giderek imza atmalarına hükmedildi. Sanıklardan Oğuzhan Yakupoğlu’nun ise haftada 3 gün karakolda imza atması kararlaştırılırken, üye hakimlerden Ramazan Çiçek, sanıklardan 2’sinin tahliye kararına, karşı oy kullandı.
Sanıklardan Vahit Ünal’ın mahkemeye bildirdiği intihar eğilimi ve duruşmalarda gözlemlenen hal ve tavırları yönünden, sanıklar Nuri Çalışkan ve Berki Uyar’ın ise fiziksel rahatsızlıklarına yönelik cezaevi koşullarında tutukluluğun devamının hayati tehlike oluşturup oluşturmadığına ilişkin ATK’dan rapor istenmesine karar verildi.
Dava dosyasındaki gizli tanıkların, bir sonraki duruşmada es ve görüntü perdelemesiyle gizlilikleri muhafaza edilerek, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile dinlenmesine karar verildi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için 20 Ekim 2017 tarihine ertelendi.

Başak Akbulut 

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosunca hakkında yürütülen bir soruşturma nedeniyle tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi İnternet Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 28’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

Mahkeme, iddianameyi kabul kararında atılı suçun niteliği, sanığın olay sürecine ve soruşturma sürecine yaklaşımı, öngörülen ceza miktarı, tutuklu kaldığı süre, kaçma şüphesinin bulunmayışı ile iş ve ikamet durumunu dikkate alarak Güven’in tahliyesine hükmetti. İlk duruşmanın 14 Eylül 2017 saat 10.30’da yapılmasına karar verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Cumhuriyet Gazetesi’nin resmi Twitter hesabından Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in vefatının ardından atılan “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper’i kamyon biçti” tweetine dikkat çekilmişti.

Başsavcı Alper’in vefatına ilişkin haberin aktarılmasında ‘İlk FETÖ İddianamesi’, ‘Biçti’ şeklinde ibarelerle silahlı terör örgütünün eylemlerinin meşru gösterilip övüldüğü ve teşvik edildiği belirtilmişti. Güven’in ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ ve ‘Terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak’ suçlarından 2,5 yıldan 10,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Oğuz Güven, söz konusu tweet nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmış, 15 Mayıs 2017 tarihinde çıkarıldığı Hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 

Başak Akbulut