İnegöl’de temizlemeye çalıştığı tüfeğin ateş alması sonucu yüzü tanınmayacak hale gelen Recep Sert’e, 18 Temmuz 2013 tarihinde, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından yüz nakli yapıldı. Beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist 43 yaşındaki Andrzej Kucza’nın yüz ve çenesi Sert’e başarılı bir operasyonla nakledildi. Türkiye’de yüz naklinde beşinci, çene naklinde ise ilk olan Recep Sert, Akdeniz Üniversitesi’nde uzun süre tedavisi sırasında, bu hastanede çalışıp böbrek nakli olan ablasına refakat eden Esma Akyurt ile tanıştı. Sert ile Akyurt arasındaki arkadaşlık kısa sürede aşka dönüşünce, hastaneden taburcu edilen Recep Sert, Esma Akyurt ile 21 Aralık 2014 tarihinde İnegöl’de evlendi.

Çiftin dünyaya gelen ve Hira Emine adını verdikleri kızları geçtiğimiz 26 Ocak tarihinde bir yaşını doldurdu. Yürümeye yeni başlayan Hira Emine çiftin ilgi odağı olurken, kızının babasına çok daha düşkün olduğunu söyleyen Esma Sert ise, Hira Emine’nin fotoğraflarını Facebook’taki hesabında paylaştı.

Mutlulukları peşpeşe gelen Sert çifti bu sefer de kafe sahibi oldu. İnegöl’ün Mimar Sinan Bulvarı üzerinde Sert çiftinin “Esma Waffle” kafeleri bir süre önce hizmete açıldı. Ancak çift haciz şoku yaşadı. Bin 500 lira borcunu ödemediği gerekçesiyle İnegöl’de gözaltına alınan Recep Sert, Bursa 2. İcra Ceza Mahkemesi kararıyla tutuklandı. Cezaevinde 3 ay kalacak olan Sert, zatürre başlangıcı sebebiyle Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Borcunun ödenmesinin ardından Sert tahliye edildi. Sert’in hastaneden de taburcu edildiği öğrenildi.

Salih Bakıcı

FETÖ tarafından organize edilen 15 Temmuz Darbe Girişiminde Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tümamiral Mesut Özel’in 1’nci Ordu Komutanlığı 2’nci Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevine kapatılmasına ilişkin 9 askerin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya 7 tutuklu sanık ve avukatlar katıldı. Milli Savunma Bakanlığı adına da müşteki sıfatıyla bir avukat hazır bulundu. Duruşmada tanıklar dinlendi.
15 Temmuz’da batarya komutanı olduğunu söyleyen tanık Ercan Ergün, “Ben 11 Temmuz 31 Temmuz tarihleri arasında yıllık izin almıştım. 13 Temmuz’da binbaşı Zafer Gümüş beni aradı ve göreve çağırabileceğini söyledi. 15 Temmuz’da tekrar arayarak, saat 23.30’a kadar birlikte olmamı emretti. Bunun üzerine evden çıkarak, birliğe gittim hatta silahımı evde unuttum. Birliğe girdiğimde Sercan Yazgan yüzbaşıyla karşılaştım. Üstümü giyinip gelmemi söyledi. Kamuflajı giyip geri döndüm. Zafer Gümüş, ‘Sıkı yönetim ilan edildi. Emirlere uymazsanız divanı harpta yargılanırsınız’ diyerek askerleri görevlendirdi. Sonra saat 22.00 sıralarında üzerimde silah olmadığı halde beni helikopter pistine yolladı. Gece 2-3 civarlarında Zafer Gümüş ve sanıklardan Ertürk Murat Cansaran, piste inen bir helikopterdekilerle görüştüler. Helikopterdekileri almamaları üzerine, helikopter geri havalandı. Helikopterde general var mıydı yok muydu görmedim” dedi.
Duruşmada söz alan sanık ve sanık vekilleri ise tahliye talebinde bulundu. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıklardan Ertürk Murat Cansaran’ın tahliyesine hükmetti. Mahkeme, diğer 6 tutuklu sanığın tahliye talebini reddederek duruşmayı erteledi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 9 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 29 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan 7 tutuklu sanık katıldı.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Terör ve Örgütlü Suçlar tarafından, Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tümamiral Mesut Özel’in 1’nci Ordu Komutanlığı 2’nci Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevine kapatılmasına ilişkin 9 sanık hakkında iddianame hazırlanmıştı. İddianamede 9 sanığın “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütü üyeliği, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle silahla birden fazla kişi tarafından özgürlüğünden yoksun kılma” 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 29 yıla kadar hapisleri istenmişti.
 

Hakkında yakalama kararı bulunan Sözcü Gazetesi sahibi firari sanık Burak Akbay, gazetenin Mali İşler Müdürü Yonca Yücekaleli, internet sitesinin sorumlu müdürü Mediha Olgun ve davanın tek tutuklu sanığı muhabir Gökmen Ulu’nun yargılandığı davanın ilk duruşması sona erdi.
Dün sabah saatlerinde başlayan duruşmanın bugün görülen oturumunda tanıklar dinlendi ve sanıkların talepleri alındı.

Taleplerin ardından ara karar oluşturan mahkeme heyeti, atılı suça ilişkin delillerin büyük bir kısmının toplanmış olması, sanığın delilleri karartma durumunun bulunmaması, sabit ikametgah sahibi olması gerekçeleriyle tutuklu sanık Gökmen Ulu’nun tahliyesine hükmetti. Ulu hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu.
Sanık Mediha Olgun hakkındaki, her ay bir kez adresinin bulunduğu karakola imza atma adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına, sanığın yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, firari sanık Burak Akbay hakkındaki tutuklamaya yönelik yakalama kararının devamına hükmetti. Tensip kararında zorla getirme kararı çıkarılan gazeteci Fehmi Koru hakkında yeniden zorla getirme kararı çıkaran mahkeme duruşmayı erteledi.
Karar sonrası duruşma salonundaki Gökmen Ulu’nun meslektaşları ve aralarında Ulu’nun babası ve eşinin de bulunduğu yakınları sevinç gözyaşlarına boğuldu. İzleyiciler salon dışında birbirlerine sarılarak kararı sevinçle karşıladı.

Gökmen Ulu’nun eşi Burcu Ulu, babası Mehmet Ulu ile avukatları Fahri Emeksiz ve İsmail Yılmaz, İstanbul Adalet Sarayı karşısındaki meydanda basın açıklaması yaptı. Burcu Ulu kararı sevinçle karşıladıklarını belirterek, “6 aydır bugünü bekliyorduk ve tahliye oldu. Adalet yerini bulsun artık” dedi. Mehmet Ulu ise “Adalet varmış ama adaletsizliği önlemek avukatlara ve basına kalıyor. Biz huzurluyuz. Benim oğlum delikanlı, FETÖ’cü değil” diye konuştu. 

Başak Akbulut
 

FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin aralarında Atilla Taş ve firari sanık Sait Sefa’nın da bulunduğu 29 gazetecinin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Atilla Taş, Murat Aksoy ve Hanım Büşra Erdal’ın da aralarında bulunduğu 23 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklar katıldı.

Duruşmada söz verilen sanıklar ve avukatları tahliyesi talebinde bulundu. Taleplere ilişkin görüşü sorulan duruşma savcısı Atilla Taş ile Murat Aksoy’un tahliyesine, diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Ara karar oluşturan mahkeme heyeti, Atilla Taş, Murat Aksoy ve Davut Aydın’ın tahliyesine hükmetti. Diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 4 Aralık 2017’ye erteledi.

Olayın geçmişi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanık Said Sefa’nın “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” ve “Terör örgütü yöneticiliği” suçlarından Ağırlaştırılmış müebbet ve 10 yıldan 15 yıla kadar hapis istenmişti.
İddianamede firari sanık Bülent Ceyhan ve diğer 27 sanık; Abdullah Kılıç, Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Atilla Taş, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Cuma Ulus, Davut Aydın, Emre Soncan, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Habib Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Muhammed Sait Kuloğlu, Muhterem Tanık, Murat Aksoy, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yakup Çetin ve Yetkin Yıldız‘ın ise “silahlı örgüte üye olmak” suçundan 5’er yıldan 10’ar yıla kadar hapisleri istenmişti.

İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 26’sı tutuklu 29 sanıklı davanın ilk duruşmasında savcı 13 sanığın tahliyesini talep ederken mahkeme heyeti 21 sanığın tutukluluk halinin sonlandırarak tahliyesine karar vermişti.

Kamuoyunda büyük tepki çeken kararın ardından, sanıkların cezaevinden çıkmaları beklenirken, aynı gün akşam saatlerinde duruşma savcısı Göksel Turan, bir üst mahkeme olan İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz ederek, tahliyelerini talep etmediği 8 sanığın tekrar tutuklanmasını istemişti. İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi savcının bu itirazını kabul etmiş ve sanıklar Ahmet Memiş, Bayram Kaya, Cemal Azmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, ve Muhammed Said Kuloğlu hakkında yakalama kararı çıkarmıştı. Bu sanıklar yeniden cezaevine gönderilmişti.

Gazetecilerden 12’si ayrı soruşturmadan tutuklanmıştı

Öte yandan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan ayrı bir soruşturma kapsamında, tahliyelerine karar verilen Atilla Taş, Ali Akkuş, Hüseyin Aydın, Murat Aksoy, Mustafa Erkan Acar, Seyid Kılıç, Yetkin Yıldız, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Yakup Çetin, Bünyamin Köseli, Cihan Acar, Abdullah Kılıç ve Oğuz Usluer hakkında “Darbeye teşebbüs” ve “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından gözaltı kararı çıkarmıştı. Yaklaşık 2 haftalık gözaltı süresinin ardından Nöbetçi Hakimliğe sevk edilen 13 şüpheliden 12’si tutuklanarak cezaevine gönderilirken, edilen şüpheli Ali Akkuş ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmıştı. Başsavcı Fidan, bu sanıklar hakkında
”Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve ”Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması istemiyle iddianame hazırlamıştı. Daha sonraki süreçte iki dava dosyasının birleştirilmesine karar verilmişti .  

Başak Akbulut

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2’inci Ceza Dairesi’nin, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkındaki mahkumiyet kararını bozmasının ardından yeni bir gelişme yaşandı.

Halen cezaevinde tutuklu bulunan Enis Berboğlu’nun avukatı Murat Ergün, Anayasa Mahkemesi, mahkumiyet kararı veren İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi ve yerel mahkemenin kararını bozan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne dilekçe vererek müvekkilinin tahliyesini istedi.

Dilekçede, sanığa isnat olunan suçun vasıf ve mahiyetinin değiştiği, ileride beraat etme olasılığının çok yüksek olduğu belirtilerek, “TBMM üyesi olan sanık, milletvekili olarak hazır bulunması gereken yasama faaliyetlerine katılamamaktadır. Bu aşamada tutukluluk hali, milli iradenin tecellisi önünde çok açık bir engel oluşturmaktadır” denildi.

MİT Tırlarının durdurulması görüntülerinin yayınlanmasına ilişkin davanın 14 Haziran 2017 tarihli duruşmasında, CHP’li vekil Enis Berberoğlu “Siyasi ve askeri casusluk maksadıyla devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçundan 25 yıl hapse çarptırılarak tutuklanmıştı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi önceki gün CHP Milletvekili Enis Berberoğlu ile ilgili yerel mahkemenin verdiği kararını bozmuştu. Kaçma şüphesinin görülmesi, mevcut delil durumu değerlendirildiği belirtilerek tutukluluk halinin ise devamına karar verilmişti.

Başak Akbulut

Edinilen bilgiye göre, Tunceli Devlet Hastanesinde kazan dairesi ile kantin yanındaki bir odada yangın çıktı. Görevliler itfaiye ve AFAD ekiplerinden yardım istedi. Yangın kısa sürede söndürüldü ancak hastane içerisinin duman olması nedeniyle hastalar, UMKE, AFAD, Sağlık ve İtfaiye ekipleri tarafından tahliye edildi.

Tunceli Valisi Tuncay Sonel olayı duyar duymaz hastaneye gelerek ilgililerden bilgi aldı.

Vali Tuncay Sonel: “Hastalar, dumandan olumsuz şekilde etkilenmesinler diye güvenlik ortamına alındı”

Tunceli Devlet Hastanesinde çıkan yangınla ilgili bilgi veren Vali Tuncay Sonel, yangının alt kattaki kantin deposunda çıktığını ve kısa sürede kontrol altına alındığını söyledi.

Tunceli Devlet Hastanesinde gece saatlerinde hastanenin alt katındaki kantin deposunda elektrik kontağından yangın çıkmış, itfaiye ekipleri tarafından söndürülmüştü. Hastalar sağlık, AFAD ve emniyet ekipleri tarafından duman nedeniyle tahliye edilerek hastane bahçesinde hazır bekletilen otobüslere bindirildi.

Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Tuncay Sonel hastaneye gelerek incelemelerde bulundu. İlgililerden bilgi alıp açıklama yapan Vali Sonel, “Hastanemizin alt katında kantin deposunda çıkan bir yangın var. İtfaiye, AFAD, belediye ve emniyetimiz burada. Tüm doktorlarımız burada. Hastalar, dumandan olumsuz şekilde etkilenmesinler diye güvenlik ortamına alındı. Otobüslerde misafir ediyoruz. Bir saat içinde duman boşaldıktan sonra hastalarımız yeniden servislere alınacak. Herkese geçmiş olsun” dedi.

Ercan Topaç 

 

Olay, Samsun’un Canik ilçesi Karşıyaka Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Muazzez K. adlı kadın, İranlı Mazandaranı S. (34) adlı daha önceden tanıdığı kadını fal bakması için evine davet etti. Muazzez K.’nin 2 kız kardeşi de evde hazır bulundu. 3 kardeşe fal bakıp nazar için kurşun dökmek isteyen Mazandaranı S., kurşun dökmek için tencere ile kız kardeşlerin ziynet eşyası olan altınları istedi. Kurşun döküp tencerenin üzeri örten İranlı falcı, “Ben evden çıkana kadar sakın tencerenin üzerindeki örtüyü açmayın” diye uyardı.
Müştekilerin dalgınlıklarından istifade eden İranlı kadının 9 bin lira değerindeki altınları alıp evden kaçtığı iddia edildi. İranlı kadın 25 Mayıs’ta çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Mazandaranı S. hakkında Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinde “dini inanç ve duyguları istismar şekilde dolandırıcılık” suçundan dava açıldı.
Bugün görülen davanın ikinci duruşmasında İranlı kadın hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Mağdurlar ise kadının altınlarını çaldığını ileri sürerek şikayetçi oldu. Mağdurlardan Emine M., İranlı kadının kendisini de 20 bin lira dolandırdığını iddia etti. İranlı kadının kızı ise duruşmada tanık olarak ifada verirken, annesinin Hristiyan olduğunu, Kur’an okumasını bilmediğini ileri sürerek, annesinin suçsuz olduğunu iddia etti.
Mahkeme heyeti İranlı kadının tutukluluk süresi, delillerin toplanmış olması ve delilleri karartacak şüphe bulunmamasını dikkate alarak Mazandaranı S.’nin tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar vererek, duruşmayı 6 Mart 2018 tarihine erteledi. 

Muhammer Ay
 

Hatay’da, 15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulundukları iddiasıyla aralarında dönemin Hatay’da 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı, 121. Serinyol Er Eğitim Alayı ile Garnizon Komutanlığında görevli askerler, görevden ihraç edilen polisler ve muhtarın da aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Davanın üçüncü duruşmasında haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen tutuklu sanık 39.Mekanize Tugay komutanı Tuğgeneral Hasan Polat savunmasında Darbe girişimi olduğu 15 Temmuz’da hakkında “Sıkıyönetim komutanı olarak atandığı” iddialarını ve hakkındaki suçlamaları kabul etmediği ifade ederek ,”sıkıyönetim direktifinin geleceğini bilmiyorduk. Bize sadece 15 Temmuz günü kara kuvvetleri komutanlığından bir yazı geleceği söylendi. Benimde yazılı ile kafamda Türkiye’nin Suriye’ye girecek ve hazırlık yapmamız konusunda düşünceler vardı. Sıkıyönetim direktifi adı altında biz yazı geldi bende sözde direktifte yazanları dikkate almadım benim darbe girişimiyle uzaktan yakından bir alakam yok tahliyemi talep ediyorum”dedi.

Yargılanmasına devam edilen 44 sanık hakkında, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme”, suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve “terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmak” suçundan da 5 ile 15 yıl hapis cezası talep ediliyor. 

Adem Karagöz

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin ardından örgüte yönelik başlatılan soruşturmalar kapsamında tutuklanan komedyen Demirci, hakim karşısına çıktı. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada savunma yapan Demirci, FETÖ ile Dünya Radyo’da çalıştığı sıralarda “Vefa” kod adlı Muhammet Yusuf Kulaksız adlı kişi vasıtasıyla tanıştığını söyledi. 2005 tarihinde örgütün sohbetlerine katıldığını anlatan Demirci, 2006 yılındaki ABD turnesinde Fetullah Gülen ile tanışmak için Pensilvanya’ya gittiğini kaydetti. Demirci, burada örgüt lideri Gülen’e gösteri yaptığını dile getirdi.

Demirci, gösteriler sonrası örgüt tarafından kendisine ücret ödenmediğini, gerekçe olarak da “Fetullah Gülen’i ziyaret etmenin manevi hazzı”nın bahane edildiğini söyledi. Para istemesine rağmen örgütün kendisine ödeme yapmadığını belirten Demirci, para istemesinden dolayı örgüt tarafından dışlandığını öne sürdü. Demirci, katıldığı bir yarışma programı ile 2013 tarihinde tekrardan popüler olduğunu, bu durum üzerine örgütün kendisiyle tekrardan iletişime geçtiğini anlatarak, “Hakan Şükür ile 2008 yılından beri tanışıyorum. Enes Kanter ile ise sosyal medya kanalı aracılığıyla tanıştım” dedi. Demirci, Kanter ve Şükür ile yaptığı sosyal medya yazışmalarını kabul etti.

Mahkeme tahliye kararı verdi

Demirci’nin savunmasının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti ara kararını açıklayarak, tüm delillerin toplanmış olması, tutukluluk halinin süresi ve örgüte yönelik bilgiler vermesini göz önünde bulundurarak Demirci’nin tahliyesine karar verdi. Adli kontrol ve yurt dışı yasağı tedbirleri uygulanan Demirci’nin, her Çarşamba günü yaşadığı yerdeki karakola giderek imza vermesi kararlaştırıldı.

İddianameden

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca komedyen Atalay Demirci hakkında hazırlanan iddianamede Demirci’nin “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” ve “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamalarından bir kez ağırlaştırılmış müebbet ve 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Demirci’nin, FETÖ ile irtibatının olduğu bilinen Hakan Şükür ve Enes Kanter ile yapmış olduğu Twitter konuşmalarının belirlendiği kaydedilen iddianamede, konuşmalara yer verildi. Şükür’ün “kimse yardım etmedi” şeklindeki sözünün dikkat çektiği belirtilen iddianamede, Demirci’nin Şükür’ü teselli etmeye çalıştığı belirtildi. Demirci’nin Twitter üzerinden Kanter’e ise “Enes’im biliyorum az çok tahmin edebiliyorum. Allah yardımcımız olsun hepimizin kardeşim. Tedbiren takibi bırakmak zorundayım bu arada anlarsın kardeşim” şeklinde mesaj attığı kaydedildi.

İddianamede, Demirci’nin üstünde ve evinde yapılan aramalarda ele geçirilen bir adet telefon, bir adet bilgisayar, bir adet tablet, 31 Ocak 2011 tarihine ait Zaman gazetesinin ilk sayfası ve çeşitli sayılarda CD/DVD ile flash belleğe el konulduğu belirtildi. 

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından organize edilen 15 Temmuz darbe girişiminde Afet Koordinasyon Merkezinin işgal edilmesine ilişkin 7’si tutuklu 17 sanığın 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar cezaevinden getirilirken, bir sanık tutuklu bulunduğu cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi(SEGBİS) ile bağlandı. Bazı mağdur ve müştekilerin de katıldığı duruşmada TBMM, Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı, İETT, İSPARK ve İBB Kültür AŞ adına söz alan avukatlar davaya katılma talebinde bulundu.
Ara karar oluşturan mahkeme heyeti, İETT, İSPARK ve İBB Kültür AŞ’nin katılma taleplerini suçtan zarar gördüklerini belgeledikten sonra değerlendireceğini belirtirken, TBMM, Başbakanlık ve Milli Savunma Bakanlığının davaya katılma talebini kabul etti.
Mahkeme başkanı SEGBİS yöntemiyle duruşmaya bağlanan sanık Ramazan Sezer’e, hakkında bir dava daha açıldığını hatırlatarak, “Sen ve sanık Levent Aksoy, olay gecesi ihtiyaçlarını gidermek üzere binaya girmek isteyen iki polis memurunu tehdit etmişsiniz. Sen müşteki polislerden birine engel olarak ‘Vurayım mı komutanım’ demişsin. Bu nedenle dosyamızla birleşen bir davadaki suçtan da yargılanıyorsun” dedi.
Sanık Sezer ise “Böyle bir hadise yaşanmadı. Komutanım onlara sadece gitmelerini söyledi. Ben yanımdaki komutanın adını bile bilmiyordum” şeklinde yanıt verdi.
Mahkeme heyeti daha sonra sanıkların taleplerini aldı. Söz alan sanıklar ve avukatları tahliye talebinde bulunurken, bir sanık mektup yasağının kaldırılmasını istedi. Cumhuriyet savcısı ise tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Ara kararını açıklayan heyet, sanıklardan Ömer Faruk Çimen’in tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Sanıkların mektuplaşma yasağının kaldırılmasına karar veren mahkeme, birleşen dosyadaki müştekilerin ve ana dosyadaki tanıkların ifadelerinin alınması için duruşmayı 2 Ekim 2017’ye erteledi.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tüm sanıkların “anayasayı ihlal, TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütü üyeliği” suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapsin yanı sıra, 5 sanığın 7 kez “kasten adam öldürmeye teşebbüs” suçundan 63’er yıldan 105’er yıla kadar, 11 sanığın “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 5’er yıldan 10’ar yıla kadar, 14 sanığın ise “kamu malına zarar vermek” suçundan 1’er yıldan 4’er yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Başak Akbulut