Denizli EGS Kültür ve Kongre Merkezi’ndeki 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, 55 tutuklu ile bazı tutuksuz sanıklar, avukatları ve sanık yakınları katıldı. Sanıklara ait olduğu ileri sürülen, terör örgütünün şifreli haberleşme programı ‘ByLock’a ait içerik yazışma tutanakları ile IP adreslerinin kayıtları okundu. Hakkında iddiaları ret eden ve eski Bugün gazetesi temsilcisi ile kanun hükmünde kararname ile kapatılan Denizli Medya Derneğinin Başkanı Mahmut A., savunma yaptı. Mahmut A., savunmasında “Gelen ‘ByLock’ içerik kayıtları, içi boş şekilde gelmiştir. Bana 10 mail geldiği gösterilmiş ancak benim bu mailleri açmadığım ortadadır. IP kayıtları da gelmiştir. 14 bin IP kaydının nasıl olduğunu anlayamadım. Bu bağlantının cep telefonumdan yapıldığı belirtilmiş. Baz istasyonu kayıtları da benim olmadığım yerden gelmiştir” ifadesini kullandı.
Husumetli olduğu eski ortağının beyanı üzerine 15 aydır tutuklu olduğunu ileri süren sanıklardan Nezih A., örgüt üyeliği iddialarını reddetti. 

Sanık savunmaları ile avukatların tahliye taleplerinden sonra mahkeme heyeti, ara kararını açıkladı. Verilen ara kararda mahkeme heyeti, 1’i etkin pişmanlıktan yararlanmak üzere toplamda 23 tutuklu sanığın adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verirken, duruşmayı 10 Mayıs 2018’ erteledi. Davada, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan sanıklar hakkında 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor. 

15 Temmuz’dan önce katıldığı programda darbe çağrışımı yaptığı iddiasıyla tutuklu yargılanan gazeteci Mehmet Altan hakkında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar Resmi Gazete’de yayınlandı. Altan’ın avukatları da yerel mahkemeye tahliye talebi içerir dilekçe sundu.

Altan’ın tutuklu yargılandığı davaya bakan İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, AYM kararının kendilerine ulaşması üzerine yeniden değerlendirmede bulundu.

Yerel mahkeme, AYM gerekçeli kararının dün kendilerinin UYAP sistemine düştüğünü belirttikleri kararında, Anayasa Mahkemesi’nin yargılamanın yapıldığı mahkemenin yerine geçerek delil değerlendirmesi ve yerindelik incelemesi yapmasının, bireysel başvuru incelemesinin kapsamı içerisinde olmadığına değindi.
AYM’nin sanık hakkında vermiş olduğu kararda, yerel mahkemedeki dava dosyası kapsamında bulunan bütün delilleri tutuklamaya yeterli delil olarak görmediği hatırlatılarak kararda, “AYM, mahkememiz yerine geçerek delil değerlendirmesinde bulunmuş ve kanuna aykırı şekilde yerindelik incelemesi yapmıştır. AYM tarafından esasa ve suçun sübutuna yönelik değerlendirilme yapıldığından, bu karar uyması zorunlu kabul edilirse yargılamayı yapan mahkemece toplanan delillere ve vicdani kararına göre mahkumiyet kararı verilmesi sonucuna ulaşsa bile mahkumiyet kararı veremeyecektir” denildi.

“AYM kendisine kanunla çizilmiş yetkisini aşmıştır”

AYM tarafından iddianamede belirtilen deliler ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığı belirtilerek, “Ceza yargılamasında karardan önce her aşamada kendiliğinden ya da talep üzerine delil toplamak mümkündür. Yerel mahkeme sadece iddianamede belirtilen deliller ile bağlı değildir. Dolayısıyla AYM kendisine kanunla çizilmiş yetkisini aşmıştır. Dosyada tutukluluk halinin devamını gerektirir olguların olup olmadığını takdir etme yetkisi mahkememize aittir. Ayrıca vermiş olduğu ihlal kararında tahliyeye yönelik bir hüküm bulunmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

“Yerel mahkeme esastan inceleme yapan temyiz mercisine bile direnme hakkında sahip”

AYM’nin bu kararının otomatik olarak sanığın tahliye edilmesi sonucunu doğuracağını kabul etmenin hukukun genel ilkeleri, Anayasadaki mahkemelerin bağımsızlığı, mahkemelere emir ve talimat verilemeyeceği ve telkinde bulunamayacağı yönündeki düzenlemelere, doğal hakim güvencesi başta olmak üzere birçok yargılamaya dair ilkenin ihlali sonucunu doğuracağı belirtildi. Yerel mahkemenin esastan inceleme yapan temyiz merci kararına dahi direnme hakkı olduğu hatırlatılarak, “Bu itibarla dosya kapsamında bulunan deliller, karşılaşılan darbe tehdidinin büyüklüğü, sanığın kaçma ihtimali, dosyanın gelmiş olduğu aşama, kanunda öngörülen ceza miktarı göz önüne alındığında sanık hakkında tesis edilen tutuklama kararı ölçülü ve yerinde olup yapılan vaki tahliye talebinin oy çokluğu ile reddine karar verilmiştir” denildi.

İlk kararda, Altan’ın tahliye edilmesi yönünde görüş bildirerek karara şerh koyan üye hakim, bu kararda da görüşünü yineleyerek tutuklamanın devamı kararına muhalefet şerhi koydu.

Başak Akbulut
 

15 Temmuz’dan önce katıldığı programda darbe çağrışımı yaptığı iddiasıyla tutuklu yargılanan gazeteci Mehmet Altan hakkında Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararının ardından, yargılamayı yapan İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi, oy çokluğu ile tutukluluğun devamına hükmetmişti.

Altan’ın avukatları, AYM kararına uyulması ve Altan’ın tahliyesi karar verilmesi talebiyle, İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi sunmuş, mahkeme kararını yerinde görerek itirazı yasa gereği bir üst mahkeme olan İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti.

İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi, itirazı değerlendirerek, tutukluluğun devamına ilişkin kararı usul ve yasaya uygun bularak, itirazın reddine hükmetti. Karar oy çokluğu ile alınırken, üye hakimlerden biri karara muhalefet şerhi koydu.

AYM’nin kararlarının bağlayıcı olduğuna ve gerekçeden ayrı olarak kısa kararında bağlayıcı nitelik arz ettiğine değinen üye hakim kararda, “AYM’nin hatalı uygulamaları eleştirilebilir nitelikte olsa da bu durumun AYM kararlarının bağlayıcılığına engel teşkil etmez. AYM’nin gerekçeli kararının beklenmesinde hukuki yarar yoktur. AYM iradesini kısa kararla ortaya koymuştur. Nihayetinde AYM kararları bağlayıcı ve kesindir. Kararlarına karşı başvuru mercii yoktur. Bu nedenlerleAYM kararı doğrultusunda hak ihlalinin ancak tahliye ile giderilebileceği anlaşıldığından itirazın kabulü ile sanık Mehmet Hasan Altan’ın tahliyesine karar verilmesi kanaatinde olduğumdan sayın çokluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum” ifadelerini kullandı. 

Başak Akbulut

Kapatılan Zaman gazetesi eski yazarı Şahin Alpay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararını değerlendiren İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Alpay’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme kararında, AYM’nin gerekçeli kararı kendilerine tebliğ edildiğinde tutukluluk halinin yeniden değerlendirileceğini belirtirken, üye hakimlerden biri, AYM’nin kararının kesin ve mahkemeyi bağlayıcı olmasını gerekçe göstererek muhalefet şerhi koydu.

Kapatılan Zaman gazetesi eski yazar ve yöneticisi 30 sanığın da aralarında bulunduğu FETÖ davasında tutuklu yargılanan gazeteci Şahin Alpay hakkında, Anayasa Mahkemesi’nin oy çokluğuyla verdiği hak ihlali kararı, yargılamayı yapan İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirildi.

Mahkeme, sanık Şahin Alpay’a ilişkin gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmemesi ve Alpay’ın tahliyesine ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından tedbir mahiyetinde bir karar verilmemesi nedeniyle de sanık vekilinin tahliyeye ilişkin talebini reddetti. Bu aşamada sanığa atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanık hakkında istenen cezanın üst sınırı ve delillerin toplanmamış olmasını göz önüne alan mahkeme, oy çokluğuyla Alpay’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Heyet, Anayasa Mahkemesi tarafından Alpay’a ilişkin gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edildiğinde sanığın tutukluluk halinin incelenerek tekrar değerlendirilmesine karar verirken, üye hakimlerden biri tutukluluğun devamı kararına muhalefet şerhi koydu. Üye hakim şerhinde,

AYM’nin tutukluluğa ilişkin özel nitelikteki kısa kararının kesin ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmasını gerekçe gösterdi.

MEHMET ALTAN’IN VE NAZLI ILACAK’IN TAHLİYE TALEBİNE RET

Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını yazıp mahkemeye gönderildiğinde tutukluluk halinin devam edip etmeyeceği hususunda resen değerlendirmede bulunulmasına ve bu şekilde ayrıca düşünülmesine karar verdi. Mahkeme, Mehmet Altan’ın avukatlarının AYM kararını emsal nitelikte göstererek, aynı davanın tutuklu sanıkları Ahmet Hüsrev Altan ve Ayşe Nazlı Ilıcak hakkındaki tahliye talebini de aynı gerekçelerle oy birliğiyle reddetti.

Gazeteci yazar Mehmet Altan hakkında Anayasa Mahkemesinin verdiği hak ihlali kararını değerlendiren İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi, Altan’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARI

Anayasa Mahkemesi bugün verdiği kararda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Alpay’ın hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia ile tutuklanma dolayısıyla ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın oy birliği ile kabul edilebilir olduğuna karar vermişti. Anayasanın ilgili maddelerinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar veren Anayasa Mahkemesi ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğini yerel mahkemeye göndermişti.

ALPAY’IN 3 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPSİ İSTENİYOR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Şahin Alpay’ın “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, ve silahlı terör örgütü üyeliği suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıla kadar hapsi istenmişti. İddianamede sanık Alpay’ın da arlarında bulunduğu köşe yazarlarının yazılarındaki ifadelerin “mecaz” ya da “metafor” olarak izah edilemeyeceği belirtilerek, “Ön hazırlık niteliğinde yazılar yazan şüpheli yazarların, basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak devlet yetkililerinin ve kurumlarının haklarını ihlal niteliğinde ifadeler kullanarak örgüt amacına hizmet ettikleri, askeri darbe çağrısında bulunmaktan çekinmedikleri, örgütsel hedef ve amacı tamamlayan yazılarla FETÖ-PDY terör örgütü hiyerarşisi içerisindeki görevlerini yerine getirdikleri” bilgisine yer verilmişti.

Başak Akbulut

Gaziantep’te Fetullahçı terör örgütünün (FETÖ) “para kasası” olduğu iddia edilen Naksan Holding’e yönelik açılan davada 21 sanık ile birlikte yargılanan Naksan Holding eski Yönetim Kulu Başkanı Cahit Nakıboğlu, sağlık sorunları nedeniyle ev hapsi şartı ile tahliye edildi.

8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, “Silahlı terör örgütü yönetme, terörizmin finansmanı hakkında kanuna muhalefet, suç gelirlerinin önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama ve vergi usul kanununa muhalefet” suçlarından cezalandırılması talep edilen ve tutuklu bulunan Nakıboğlu, dava sürecinde sağlık sorunları ile gündeme gelmişti. Geçtiğimiz haftalarda da cezaevinde sağlık sorunları yaşayan Nakıboğlu, kaldırıldığı hastanede anjiyo olmuştu. Anjiyonun ardından tekrar cezaevine götürülen Nakıboğlu’nın avukatları, aldığı rapor ile 8. Ağır Ceza Mahkemesine başvurarak, tahliyesini talep etti.
Kalpte bir damar yüzde 100 diğeri yüzde 70 ve diğer ikisi de yüzde 50 tıkalı çıktığı, aynı zamanda beyine giden ana damar karotiste yüzde 90 tıkalı yüksek felç ve kalp krizi riski yönünde raporu bulunan Nakıboğlu’nun raporu, mahkeme heyeti tarafından değerlendirilerek, cezaevi koşullarında kalmasının sağlığı açısından risk teşkil ettiğine karar verildi.

Nakıboğlu, ev hapsi şartıyla tahliye etti. 

Orhan Erkılıç

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Gölbaşı’ndaki ÖKK’nin ele geçirilme teşebbüsüne ilişkin 69 sanığın yargılandığı davanın 13. celsesi görüldü. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, sanık yakınları ile taraf avukatları katıldı. İki gün süren davanın bugünkü celsesinde tanık ifadeleri dinlenildi. Tanık olarak dinlenilen Başçavuş Makbul Uluğ, olay tarihinde dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı’nın emir astsubayı olduğunu söyledi. Aksakallı’nın şehit Astsubay Ömer Halisdemir ile toplam 8 kez konuştuğunu belirten Uluğ, ilk önce Halisdemir’in Aksakallı ile temasa geçtiğini anlatarak, “Zekai Aksakallı, ondan karakolda olan bitenleri takip etmesini, özellikle Ümit Bak ve Mehmet Ali Çelik’i takip etmesini istedi. Komutan, fırsat bulursa Ümit Bak ve Mehmet Ali Çelik’i etkisiz hale getirmesi emrini verdi” dedi.

Tanık ifadelerinin ardından söz hakkı verilen sanıklar, suçsuz olduklarını öne sürerek tahliye talebinde bulundu. Mütalaasını veren Cumhuriyet Savcısı Mustafa Manga, tutuklu sanıklar Alperen Berat Durmuş, Ertuğrul Bozçal, Sedat Soysal ve Selçuk Sert’in adli kontrol şartıyla tahliyelerine, diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Manga, sanık avukatlarının Zekai Aksakallı’nın tanık sıfatıyla mahkemeye çağrılma talebinin reddine karar verilmesini talep etti.

11 sanığa tahliye kararı

Duruşmaya verilen 1 saatlik aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Alperen Berat Durmuş, Ertuğrul Bozçal, Sedat Soysal, Selçuk Sert, Emrah Şentürk, Ömer Faruk Cavlazoğlu, Mehmet Koç, Yıldıray Yılmaz, Gürbüz Türk ve Raşit Özdilek’in adli kontrol şartıyla tahliyelerine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme, duruşmayı 12 Mart 2018’e erteledi.

Abdullah Sarica
 

FETÖ’nün mülkiye yapılanmasına ilişkin davada, İstanbul eski emniyet müdürü Hüseyin Çapkın, Sancaktepe eski kaymakamı Feyzullah Özcan, İstanbul eski vali yardımcısı Haluk Nadir ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Genel Sekreteri Yılmaz Kurt’un tahliyesine karar verildi. Hakkında ev hapsi kararı verilen Çapkın’ın tahliye kararına mahkeme başkanı karşı oy kullandı. İstanbul eski valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun tahliye talebi reddedilirken, üye hakimlerden biri de bu ret kararına karşı oy kullandı.

FETÖ’nün mülkiye yapılanmasına ilişkin İstanbul eski valisi Hüseyin Avni Mutlu ve İstanbul eski emniyet müdürü Hüseyin Çapkın’ın da aralarında bulunduğu 11’i tutuklu 15 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.
Duruşmada taleplerin ardından görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dosyanın geldiği aşama, mevcut delil durumu ve tutuklu sanıkların tutuklu kaldığı süreyi göz önüne alarak, Hüseyin Avni Mutlu, Hüseyin Çapkın, Sancaktepe eski kaymakamı Feyzullah Özcan ve İstanbul eski vali yardımcısı Haluk Nadir’in tahliyesine karar verilmesini talep etti.

Savcı, örgüt içi iletişimin FETÖ’nün gizliliğe en fazla önem verdiği alanlardan biri olduğunu belirttiği mütalaasında, “Sanıkların meslektaşları olan diğer bir kısım sanıklara yine normal telefon irtibatı kurmuş olmalarının da örgüt içi irtibat olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindeyiz” dedi.
Savcının mütalaasının ardından duruşmaya yaklaşık 2 saatlik ara verildi. Yeniden toplanan heyet, ara kararını açıklayarak, tutuklu sanıklar Hüseyin Çapkın, Haluk Nadir, Yılmaz Kurt ve Feyzullah Özcan’ın tahliyesine hükmetti. Özcan, Kurt ve Nadir hakkında yurt dışına çıkış yasağı koyan mahkeme heyeti, oy çokluğu ile tahliyesine karar verilen Çapkın’a ise ev hapsi uygulanmasına hükmetti. Mahkeme başkanı, Çapkın’ın tutukluluk halinin devamı yönünde karşı oy kullandığını açıkladı.

Hüseyin Avni Mutlu’nun da arasında bulunduğu 7 sanığın ise tahliye talebi reddedilirken, üye hakimlerden biri Mutlu’nun adli kontrol uygulanarak tahliye edilmesi gerektiği yönünde karşı oy kullandı. Hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan Denizli eski valisi Abdulkadir Demir’in dosyasının ayrılmasına karar veren heyet, eksiklikler tamamlandığı takdirde dosyanın esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısına gönderilmesine hükmetti. Duruşma 8-9 Şubat tarihine ertelendi. 

Başak Akbulut
 

Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) finans sağladığı iddia edilen Koza-İpek Holding bünyesindeki 22 şirkete yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında eski Koza Holding yöneticisi Hamdi Akın İpek, kardeşi Cafer Tekin İpek ile annesi Melek İpek’in de aralarında bulunduğu 45 sanığın yargılandığı davanın beşinci celsesi tamamlandı. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, sanık yakınları ve taraf avukatları katıldı. Davanın bugünkü celsesinde sanık ve avukatlarının tahliye yönündeki beyanları alındı. Daha sonra söz hakkı verilen duruşma savcısı, tutuksuz sanıklar Nevin İpek, Osman Zenginer ve Pelin Zenginer’in duruşmaya katılmaması nedeniyle haklarında ayrı ayrı yakalama kararı çıkarılmasını istedi. Savcı, haklarında yakalama kararı çıkarılan firari sanıklar Hamdi Akın İpek, Ayhan Yurttaş, Ahmet Haşimkaya, Beyazıt Bacak ve Önder Deligöz hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenilmesini talep etti. Savcı, tutuklu sanık Hasan Ünal’ın adli kontrol şartıyla tahliyesine, aralarında Cafer Tekin İpek’in de bulunduğu tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

3 sanığa tahliye kararı

Duruşmaya verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Ali Kılıçarslan, Ali Serdar Hasırcıoğlu ve Hasan Ünal’ın tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol şartı ile tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme, tutuksuz sanıklar Nevin İpek, Osman Zenginer ve Pelin Zenginer hakkında ifadesi alınmak üzere yakalanmalarına karar vererek, duruşmayı 19 Şubat 2018’e erteledi. 

Abdullah Sarica
 

Aydın’da terör örgütü PKK/PYD’ye yönelik 27 Temmuz’da düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan İngiliz Robinson ile gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Bulgaristan uyruklu kız arkadaşı Mira Y. A. hakkında açılan soruşturmada ilk dava bugün görüldü. Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava sanıkların kimlik tespitinin yapılmasıyla başladı. Sanıklara İngilizce olarak hakları ve haklarında hazırlanan iddianame okundu. Mahkeme Başkanı Mustafa Ümit, İngiltere Konsolosluğu’ndan istenen sanık Joseph Robinson’un sabıka kaydı işlemlerinin hızlandırılması istedi.

Savunma yapıp yapmayacağı sorulan Robinson, savunma yapacağını söyledi. Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Robinson, “İngiliz askeri olarak Afganistan’da bulundum. Burada bulunduğum sırada branşım olan sıhhiye kursu gördüm. Madalya ve ödüller aldım. İŞİD terör örgütünün sivillere karşı yaptığı zulümleri öğrenince, aldığım medikal eğitim nedeniyle buraya gitmeye karar verim. YPG’den eğitim aldığım bahsediliyor ama almadım. Yalnızca medikal eğitim aldım, silah eğitimi almadım. 7 Temmuz 2015 tarihinde Süleymaniye’ye seyahat ettim. Almış olduğum medikal eğitimle sivillere yardımcı olmak üzere Kobani’ye geçtim. YPG ve PKK arasındaki ilişkiyi öğrendiğimde Irak’a geçtim. Suriye’de yalnızca 3 hafta kaldım. Irak’ta Peşmerge güçlerine katıldım. Orada 3 ay sıhhiye hizmetinde bulundum. Ne Suriye ne de Irak’ta silah kullanmadım. Bu yıl Temmuz ayında hem tatil yapmaya hem de Mira’nın ailesiyle tanışmak için Türkiye’ye geldim. Didim’e geldiğimde bilmediğim ve tanımadığım bir kişinin polise ihbarda bulunmasından dolayı tutuklandım. Her hangi bir suç işleme niyetinde değildim. Yalnızca oradaki sivillere yardımcı oldum. Biz savaşta yaralanan sivilleri tedavi ediyordum. Hapiste bulunmak istemiyorum” dedi.

Mahkeme Başkanı Ümit, sanık Rabinson’a sosyal medya paylaşımları ve paylaşımlarda yer alan PKK ve terör örgütü elebaşı Abdulah Öcalan’ın fotoğraflarını sordu. Robinson, soruya; “Evet, paylaşımlar bana ait. Bunları ben paylaştım. Ben, Guardian gazetesinin bir paylaşımını tekrar paylaşmış oldum. Ben burada resimden ziyade makaleyi paylaştım. Asıl amacım resmi paylaşmak değildi” şeklinde cevap verdi.
Daha önce verdiği ifadelerin doğru olduğunu söyleyen tutuksuz sanık Mira Y. ise, “Türkiye’ye tatil için geldik, terörist değiliz” diyerek hakkındaki suçlamaları ret etti.

Duruşmanın sonunda yüzüne karakol ve savcılık ifadeleri tekrar okunan sanık Joseph Robinson, “Benim şimdi ki ifadelerim daha doğrudur” şeklinde konuştu. Sanık avukatlarının savunmaya ekleme yapması ve delilleri sunmasının ardından mahkeme heyeti karar için duruşmaya 10 dakika ara verdi.

4 aydır tutuklu bulunan sanık Joseph Robinson’un adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar veren mahkeme heyeti, Robinson’un tutuksuz yargılanan Bulgaristan uyruklu sevgilisi Mira Y.’nin ise yurt dışı yasağının devam etmesine karar verildi. Mahkeme 12 Mart 2018 tarihine ertelendi. 

Mehmet Barlas – Onur Durmuş

Sultanahmet Meydanı’ndaki Dikilitaş önünde 12 Ocak 2016 tarihinde DEAŞ üyesi Nabil Fadlı tarafından gerçekleştirilen ve 12 turistin öldüğü canlı bomba saldırısına ilişkin davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya cezaevine yazı yazılmasına karşın tutuklu sanıklar Abdulrahman Faaiz Rashıd Rashıd, Atala El Hasan El Mayyuf, Fevzi Muhammed Ali, Halil Derviş ve Mohammed Khalid Hawaslı’nın gönderilemediği belirtildi. Sanıklar adına avukatları duruşmaya katıldı. Duruşmada söz alan tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin tahliyesini ve beraatini talep etti.

Görüşü sorulan duruşma savcısı, bir önceki celse verdiği mütalaasını tekrar ederek, Atala El Hasan El Mayyuf, Fevzi Muhammed Ali, Halil Derviş’in “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Kasten öldürme”, “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi” suçlarından 13’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 216’şar yıldan 336’şar yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarını istedi. Sanıklardan Abdulrahman Faaiz Rashıd Rashıd’in “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını isteyen savcı, diğer sanıkların mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil olmadığı gerekçesiyle beraatlerine hükmedilmesini talep etti.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, suç vasfının ve delil durumunun değişme ihtimali ile tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak, tutuklu sanıklardan Mohammed Khaled Hawaslı’nın tahliyesine karar verdi. Sanık Hawaslı hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Diğer tutuklu 4 sanığın tahliye taleplerini ise delil durumu ve suçlamaların vasfını dikkate alarak reddeden mahkeme, sanıklar Rasheed Alabdalah Alagaagan, Mohamed Beraa Taskeia, Luay Taskıah ve Ahmet El Hasan hakkında çıkarılan yakalama kararının infazının beklenmesine hükmetti. Mahkeme, tutuklu sanıkların bir sonraki duruşmada salonda hazır edilmeleri için cezaevine yazı yazılmasını kararlaştırarak duruşmayı erteledi. 

Başak Akbulut