Bursa’nın merkez Osmangazi ilçesinde bulunan Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Hatice Sultan Türbesinin ahşap işlemeli kapısı, kimliği henüz belirlenemeyen madde bağımlısı gençlerin ısınmak için yaktıkları ateşle küle döndü.  

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin bir süre önce restorasyonunu yaptığı türbe, yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilen türbelerin arasında yerini alıyordu. Gece geç saatlerde meydana gelen olayda alevleri gören vatandaşlar itfaiye ve polis ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangını türbenin diğer taraflarına sıçramadan kısa sürede söndürmeyi başardı. Fakat yanan tarihi ahşap kapıdan geriye sadece külleri kaldı.

Son zamanlarda türbe çevresinde madde bağımlısı gençlerin bulunduğunu belirten vatandaşlar, bunun bir an önce önlenmesini gerektiğini dile getirdi. Polis ekipleri olayla ilgili kaçan şüphelileri arama çalışması başlattı.
Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu Üyesi ve Gönüllü Çevre Müfettişi Ali Turan, türbenin büyük tehlike atlattığını belirterek, “Bu eserlere, değerlere sahip çıkılmalı. Ünlü tarihçi rahmetli Halil İnancık’ın Bursa’ya geldiğinde rehberliğini ben yaptım. Bana buraya ilk ayak bastığı gibi “Beni Hatice Sultan Türbesi’ne götür. Orayı görmek istiyorum” dediğinde ben buranın değerini anlamıştım” Yetkililer böylesine önemli tarihi kültürel miraslarımızı koruma ve kollama konusunda bir an önce harekete geçmelidir” diye konuştu.  

Hakan Gönül-Derya Evren
 

Olay, 03.40 saatlerinde, Kadıköy, Rasimpaşa Mahallesi, Yeldeğirmeni Sokak’ta meydana geldi. Mahalle sakinleri, büyük bir gürültü duydu. Sokağa baktıklarında evlerinin yan taraflarında bulunan 200 yıldan daha fazladır ayakta olan dört katlı tarihi binanın çöktüğünü gördü. Durumu hemen polis ekiplerine haber verdi.
Binandan kopan parçalar sokağın bir kısmını kapattı. Binanın yıkıldığı sırada sokak içerisinden kimsenin olmaması herhangi bir can kaybı veya yaralanmaya neden olmadı.
Polis ekipleri, sokak içerisine güvenlik şeridi çekerek sokağı kapattı. Zabıta ve Belediye ekiplerine haber verildi. Çöken tarihi binanın herhangi bir faciaya mahal vermemesi için, çevrede bulunan araçlar sahiplerine ulaşılarak kaldırıldı.

Öte yandan çöken tarihi binanın olduğu sokakta bir çok dizi ve filmin çekildiği öğrenildi.
“Yıkılmadan 5 dakika önce buradan geçtim”
Mahalle sakinlerinden Davut Güngör “Saat 03.40 civarlarında buradan geçiyordum, hatta balkonun altından geçerken bir çatırdama sesi duydum. O yüzden burada biraz dolaştım. Daha sonra evden bakkala gitmek için çıktım, yıkılmıştı yani arkadaşlar falan hep dışarıdaydı. Altından geçtim, hatta üzerime toz falan da düştü ama rüzgardandır diye düşündüm. Yıkıldığı zaman çok şiddetli bir gürültü oldu. 200 yıldan daha fazladır olan bir binaymış. Biz hatta yıkılması için müracaatta bulunmuştuk çünkü burası çok işlek bir sokak, filmlerin falan çekildiği bir yer, trafik sıkıştığı zaman alternatif güzergah olarak kullanılan bir yer ama tarihi bir bina olduğu için yıkılması için izin çıkmadı” şeklinde konuştu.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yenikapı’daki ” Zalime lanet Kudüs’e destek” mitingine katılarak konuşma yaptı.

Erdoğan, “Kudüs sadece bir şehir değildir. Kudüs bir semboldür. Bir imtihandır. Kudüs kıbledir, ilk kıblemizi koruyamazsak son kıblemizin geleceğine güvenle bakamayız. Açık konuşmak gerekirse İslam dünyası Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Sadece İslam dünyası tüm insanlık Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Bir şairimizin dediği gibi önce Kudüs’ü işgal ettiler, biz savaşı önce kendimizde kaybettik. Müslümanlar olarak yüreklerimizdeki Kudüs işgal edildiğinden beri zalime gerektiği karşı koyamadık. Osmanlı 4 asır boyunca Kudüs’ü barış huzur ve esenlik şehri olarak yönetti. 1. Dünya savaşında yenilen tarafta olan Osmanlı bazı bölgeleri olduğu gibi Kudüs’ü de terk etmek zorunda kaldı. O günden beri Kudüs huzur yüzü görmedi. Şehrin bütün dinlere saygılı yapısı bozuldu. Hristiyanların kutsalları da İsrail’in tehdidi altına girdi” dedi.

“Ben Musevilerle Siyonistleri birbirinden ayırıyorum” 

Asıl mücadelenin Siyonistlerle olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O günden beri Kudüs’ün duvarlarından Filistin topraklarından kan izleri silinmedi. Birlemiş Milletlerin 1947 yılındaki kararına göre Kudüs özel statülü bir şehir olacaktı. Bu karar Filistin’in hızla işgali ve bölgenin sakinlerinin zorla tasfiyesine doğurmaktan başka bir işe yaramadı. 1967 yılında Kudüs işgaline sessiz kalan Birleşmiş Milletler İsrail’in gerçekleştirdiği hukuksuz eylemleri sadece seyrederek bu zulme ortak olmuştur. Niçin dünya 5’ten büyüktür diyorum anlıyor musunuz? Yoksa bir ABD’nin iki dudağının arasına mahkumu olan dünyada zulümden başka bir şey göremezsiniz. Zalimler için yaşasın cehennem. Bugünde Amerika’nın attığı adıma karşı etkili bir tavır koymayan Birleşmiş Milletler zaten yıpranmış olan zemine bir darbe daha vurdu. Kudüs’ün İsrail tarafından işgalinden 2 yıl sonra bir grup Yahudi tarafından Mescidi Aksa’nın yakılması aslında bardağı taşıran son damla olmalıydı. Bunlar Siyonist veya bir Siyonizm mücadelesiyle karşı karşıyayız. Maalesef Müslümanları kendilerine getirmeye yetmedi. Ben Siyonistlerle Musevileri birbirinden ayırıyorum. Asıl mücadele Siyonizmledir ve onların Müslümanlara olan düşmanlığı hiç affedilir gibi değil. Dönemin İsrail’i başbakanı bu yangının yaşandığı günkü hissiyatını, ‘Sandım ki Müslümanlar 4 bir yandan Kudüs’e gelecek korkudan uyuyamadım. Sabah kalktım ki kimse gelmedi’ diyor. O zaman anladım ki biz dilediğimiz yapabiliriz diye anlatıyor. Acı ama durumumuz bu dur” diye konuştu.

“Bizim için Çanakkale neyse Kudüs’te odur” 

Ecdadın Kudüs’ü korumak için savaştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mescidi Aksa’yı Kudüs’ü ve Filistin belki dinlerimizi unutmadı ama elleri kolları bağlı bir seyirci olmanın ötesine geçemediğimizde ortadır. İsrail 1947 den bu yana dilediğini yapıyor. Bugünde aynı pervasızlıkla yoluna devam ediyor. Bu gerçekleri görmezden gelemeyiz. ABD aldığı son kararla Kudüs mahremiyetine el uzatıldı. Mescidi Aksa sıklaşan bir şekilde radikal Siyonistlerin çizmeleriyle kirletiliyor. Müslümanlar kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz, yapamıyoruz. Müslümanların Kudüs’ü eman yurdu haline getirdiğinin örnekleri var. Hz. Ömer neredeyse kimsenin burnunu kanatmadan fetih etti. Arkasında gerektiğinde bu uğurda canını vermeye hazır bir ordu vardı. Asırlar sonra Kudüs’ün üzerine yürümek için haçlılar 600 bin kişi olarak Anadolu’da vahşet sergileyerek 100 bin kişi olarak Torosları aşabildiler. Selçuklu beyleri düşmanın ne sayısından ne gerisindeki siluetten çekindiler. Haçlılar Kudüs’e girdiğinde Müslüman Musevi bırakmadan hepsini katlettiler. Selahaddin Eyyübi fethettiğinde ise teslim olanları gitmesine izin verdi. Kudüs esaret altındayken, evinde yatmayı zül sayan bu büyük komutanın mücadelesi imanın ve cesaretin ve zulme karşı direniş sembolü oldu. Haçlı seferlerinde de benzer hadiseler yaşandı. Ama tereddüt yoktu. Karşı taraf vahşetle Kudüs yürürken Müslümanlar bileklerinin gücüyle onları yenmiştir. Bu saldırı dalgasının son büyük örneği Çanakkale’dir. Ufkumuz çelik zırhlı duvarlarla kapatmaya çalışsalar da milletimizi göğsünü siper ederek bu akını durdurmuştur. Bu örneklerin hepsinde zalimler tüm güçleriyle saldırırken, Müslümanlar sadece dua ederek gözyaşı dökmekle yetinmemişlerdir. Karşılarındaki güçlerin sayısına ve teknolojilerine bakmadan bütün güçleriyle mücadele etmişlerdir. Bizim için Çanakkale neyse Kudüs’te odur. Canların ortaya konulduğu mücadele zaferle sonuçlanacaktır. Dualarımıza ve gözyaşlarımıza yüreklerimizin bileklerimizin eklemediğimiz sürece zalimi durduramayız. Çünkü hak hukuk tanımayan zalim laftan, sözden zaten anlamaz. İçindeki korkuyu, zulüm çıtasını sürekli yükselten, ahlakı olmayan zalimin anladığı tek dil güçtür. Şayet dünya Müslümanlar bir olur zulmün karşısına dikilirse inanın bana sırtına dayadığı lobilerin desteği tek başına İsrail’in pervasızlıklarını sürdürmesine yeterli olmaz” şeklinde konuştu.  

“Müslümanların bu gaflet halini tecessüm ettiği husus Kudüs meselesidir”

Müslümanlar olarak kötülük karşısında ortak karar alınamadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde DEAŞ denen bir örgüt türedi, bu örgüt kimin kanını döktü. Kimin zulmü ile inletti. Şehirlerini yerle yeksan etti. Bu örgüt sadece Müslümanların kanını döktü. Sadece Müslümanlara zulmetti, İslam coğrafyasının mirasına saldırdı. Bu örgütle mücadele için gelen güçler coğrafyamızı işgal etti. Diğer örgütlerde aynı amaca hizmet ediyorlar. Proje terör örgütleri. Bu tür örgütleri Müslümanların dirliğini ve birliğini bozarak kurumsal yapılarını yıkarak bölgemizi işgale hazırlamak olduğunu gösterdi. Kudüs’ün mahremi kolay çiğneniyorsa, Filistinli kardeşlerimizin canları hiçe sayılıyorsa sebep budur. Müslüman sıfatı taşımak. Öyle kolay değildir. Ama biz bu işi çok ama çok kolaya indirgedik. Üzerinde durmamız gereken çok önemli konu var. Ben Müslüman’ım diyen herkesin peygamber efendimizin tavsiyesini çok iyi kavramalıdır, sizden herhangi biriniz bir kötülüğü gördüğünde onu eliyle değiştirsin, buna güç yetiremiyorsa diliyle değiştirsin, ona da güç yetiremiyorsa kalbiyle buğuz etsin. Bu ise imanın en zayıf mertebesidir. Bugün Müslümanlar olarak bırakınız kötülüğü elimizle değiştirmeyi, çoğu zaman dilimizle bile karşı çıkma konusunda ortak karar ne yazık ki varamıyoruz. Kalpler Allah’ın elindedir. Müslümanların bu gaflet halini tecessüm ettiği husus Kudüs meselesidir. Kendi topraklarını İsrail saldırılarını karşı savunan Filistinli kardeşlerimizi ayrı tutacak olursak acaba Kudüs meselesinde hangi Müslüman kötülüğü eliyle düzeltme şuuruna sahip. Dillerinin dahi lal olduğu bu mesele sadece kalplere hapsetmek, Allah korusun bizi o zayıf iman ikazıyla yüz yüze bırakır” diye konuştu.

“Kudüs nöbetini devralma sırası bize gelmiştir” 

Müslümanlara umutsuzluk yakışmaz diyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin ayaklarımızdaki Kudüs’ü gücüyle bu zulme karşı hep birlikte yürüyelim. Durmayalım. Bu yürümeye sürekli olarak devam edelim. Birilerini bu yürüyüşü görsün. Çünkü Müslümanlar umutsuzluk yakışmaz. Rabbimin müjdesi var. Üzülmeyin, eğer inanıyorsanız muhakkak üstün olan sizsiniz. Bu ilahi müjdeye layık olmak için Müslümanlara diyoruz ki gelin tek bilek, tek yürek olarak zalimlerin karşısına çıkalım. Zalimin kalbine korkuyu saldığımız gün olacaktır. Kudüs’ü inşallah tüm Müslümanların kurtulmuşunun vesilesi olacaktır. Ölü topraklarını Kudüs davasıyla üzerimizden atacağımıza inanıyorum. Hz. Ömer ve Selahaddin Eyyübi’nin mirasını sahipsiz bırakmayacağız. Filistinli kardeşlerimiz görevlerini vazifelerini yerine getirdiler. Bundan sonra 1 milyar 700 milyon Müslüman olarak Kudüs nöbetini devralma sırası bize gelmiştir. Nöbeti almaya hazır mıyız? Bir kez daha Kudüs’ün işgalinin mahremiyetinin ihlalini, Filistinlilerin haklarının gaspını asla kabul etmeyeceğimizi ilan ediyoruz” diye konuştu.

“Mazlumların yanında yer almayan küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur” 

ABD’nin arabulucu değil taraf olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD büyükelçiliği taşıyarak arabulucu değil taraf olduğunu göstermiştir. Amerika sorun çözmeden yana değil sorun üretmekten yana ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler güvenlik konseyini tıkayan tek ülke ABD’dir. Birleşmiş Milletler genel kurulunun kararları ise 1947 yılından beri İsrail tarafından tanınmamaktadır. Kudüs konusunda alınacak karar elbette kimlerinin hangi safta durdurduğunu göstermesi bakımından önemlidir. İslam İşbirliği Teşkilatının Zirve dönem başkanı olarak üye ülkeleri toplantıya çağırdık. Son katliam bölgedeki durumun kağıt üzerinde kalan kararlara onlarla geçiştiremeyeceğini ortaya koymuştur. İsrail’in uyguladığı terörün durdurulmaması halinde dünya hiç kimsenin kendi güvende hissetmeyeceği bir noktaya doğru gidecektir. Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve gerek diğer uluslararası kurumlar tek tek devletler İsrail zulmüne karşı fiili duruş ortaya koymalarının zamanı geldi. Yenikapı meydanında bütün Müslümanları ve insanları bölgemizi ve dünyayı felakete sürükleyenlere karşı harekete geçmeye davet ediyorum. Mazlumların yanında yer almayan küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur. Ülkenin ve uluslararası kuruluşun kendini oyuncağı konumuna düşürmeyeceğine inanıyorum” diye konuştu.

“Amerika’ın İsrail konusunda attığı adımların bir gün dönüp onları vurması kaçınılmazdır” 

İsrail ve Amerikan halkını yönetimlerinin yaptığı uygulamalar karşısında seslerini yükseltmeye davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dinlerin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapan Kudüs’ü fanatik Siyonistlerin yerle yeksan etme niyetine karşı Müslüman’ıyla, Hristiyan’ıyla, sağduyulu Musevi’siyle hep birlikte mücadele edeceğiz. İsrail halkını, yönetimlerinin sürüklediği felakete karşı hareket geçemeye davet ediyoruz. Amerikan halkının bu uygulamaların anlamı konusunda yeteri kadar bilgilendirilmediğini düşünüyorum. Yönetimin terör örgütleri konusunda olduğu gibi terör devleti İsrail hususunda attığı adımların bir gün göre dönüp Amerika’yı da vurması kaçınılmazdır. Bu vesileyle Amerikan halkına yönetimin yanlışları konusunda seslerini yükseltmeleri çağrısın yapıyorum” dedi.

“İsrail’in en çok hedef aldığı ülkenin Türkiye, liderin ise şahsım olması doğru yolda olduğumuzu göstermektedir” 

Türkiye’nin somut adımlarla tavrını ortaya koyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye hem diplomatik kanallarla attığı somut adımlarla Kudüs meselesinde duruşunu gösterdi. Son gelişmelerin ardından tavrımızı açık bir şekilde ortaya koyduk. İsrail’in hedef aldığı ülkenin Türkiye, hedef aldığı liderini şahsım olması bu tavrın doğru olduğunu göstermektedir. Oradaki şahıs beni hedef alıyorsa ben doğru yoldayım. Biliyoruz ki galip olan ancak Allah’tır. İstediği kadar elinde nükleer silahı olsun, istediği kadar elinde kimse olmadığı silahlar olsun. Asıl olan rabbimin silahıdır. Onlar hangi tuzakları kurarsa kursunlar en büyük tuzak Allah’ın tuzağıdır. Biz bununla yürüyoruz. Ecdadımız gibi kutsal bildiğimiz değerler uğrunda gerektiğini canımız pahasına mücadele ederiz” şeklinde konuştu.

“Bu mücadelede öncülük etmekten şeref duyarım” 

Kudüs mücadelesinde öncülük etmekten şeref duyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“15 Temmuzdan Suriye operasyonuna kadar fiilen sergiledik. Kudüs aynı derecede önemli bir hadisedir. Bu mücadelede Müslümanlara öncülük etmekten şeref duyarım. İsrail’in yanlış adımları geri çevirene, masum kanların hesabını sorana kadar mücadelemiz sürecektir. Burada bir kez daha İsrail zulmüne karşı direnen Filistinli kardeşlerimize desteğimizi ifade ediyoruz. Müslümanları silkinişe, yeniden dirilişe, ayağa kalkmaya davet ediyoruz. İnsanlık herkes için büyük bir tehdit oluşturan saldırılarak haksızlıklara, şımarıklıklara karşı hareket çağırıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatını hemen İstanbul’a çağırdık. Sonuç bildirgesiyle bir karar alacağız. Vesileyle İslam İşbirliği Teşkilatı tüm ülkelerde başlatılacak olan Filistin yardım kampanyasına katılmaya davet ediyorum. Kudüs’ün esenliğe, Filistinlilerin özgürlüğüne, Filistin topraklarının bağımsızlık kazanacağı günler yakındır.”  

Yıldırım Bayezid Han tarafından 1399 yılında yaptırılan Ulucami’nin inşaatı sırasında işçilere ekmek dağıtan Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba’nın Evi ve Fırını, Osmangazi Belediyesi tarafından yenilenerek ayağa kaldırıldı. 2013 yılında başlatılan restorasyon çalışmalarının ikinci etabı da tamamlandı. Bursa’nın inanç turizmi adına önemli merkezlerinden biri olan Somuncu Baba evi ve fırını, Ramazan ayının ilk gününde kapılarını ziyaretçilerine açtı.
İftarda konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, “Osmangazi Belediyemiz tarihi değerlere sahip çıkıyor. Tarihi değerlere, sahip çıktığımız yerlere bakıyoruz. Atılan bir adımın ikinci adımı getirdiğini görüyoruz. Somuncu Baba böyle bir eser. Burası daha önceden özel mülkiyette olan burada bir ailenin koruyup kolladığı bir mekandı. 2006 yılında Osmangazi Belediyesinin başlatmış olduğu çalışmalar ile burası kamulaştırıldı. Biz de birinci kısmın yani Fırın ve Çilehane kısmının restorasyonunu yaptık. 2016 ilk iftarında birinci kısmın açılışını gerçekleştirdik. Tabi o işler devam ederken, burası geniş çaplı bir külliye olduğu için buranın tamamını kamulaştırdık. Kurul onayı ile ikinci kısmının restorasyonuna başladık. Ve ikinci kısmının şu anda inşaatını bitirdik, iç düzenlemelerine başladık. Burada 2018 yılının ilk iftarında açılışı gerçekleştirmek istedik. Bu tarihi mekanın turizm ve inanç açısından vatandaşların ziyaretine sunduk. Buraya gelen vatandaşların ziyaret esnasında dinlenebileceği, duasını edebileceği bir mekan haline gelecek. Ve mahallenin de tarihi doğasının ayağa kalktığı bir meydan haline gelecek. Hayırlara vesile olmasını dileriz. Bundan sonra da böyle mekanların restorasyon çalışmalarını yapmaya devam edeceğiz ” dedi. 

Yapılan konuşmaların ardından kesilen kurdele ile Somuncu Baba evi açılırken, dağıtılan çorba ikramı ile mahalle halkı ilk iftarını yaptı. 

620 yıl önce yapılan fırınlardan birinde ateş yakıldığında havalandırma sistemiyle ikinci fırında da ekmek pişiyor. Sadece Bursa’dan değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinden, hatta yurt dışından bile her gün birçok insan, manevi değeri yüksek olan mekanı ziyarete geliyor. Somuncu Baba’nın evinin yanı sıra, fırın ve çilehaneyi de gezen vatandaşlar, yetkililerden Somuncu Baba hakkında detaylı bilgiler alırken, dualar ederek tarihi mekandan ayrılıyor. 

Esas adı Hamidi Veli olan Somuncu Baba Hazretleri, Ulucami’nin inşaatında çalışan işçilere o minik fırınından her gün yüzlerce ekmek pişirmiş Allah dostu bir veli olarak biliniyor.  

Kentin en önemli tarihi ve turistik değerlerinden biri olan Van Gölü’ndeki Akdamar Adası’nı çok sayıda yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Mayıs ayında yeşile bürünen ada, doğasıyla ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Van Gölü’nün eşsiz maviliği, ortasındaki Akdamar Adası ve üzerindeki kiliseyi ziyaret etmeden bölgeden ayrılmayan doğa tutkunları, doyumsuz manzaranın keyfini çıkarıyor. 

İHA muhabirine açıklama yapan ziyaretçilerden Sıracettin Ağır, huzur ve güven ortamının sağlanmasının yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ilgisini arttırdığını belirtti. Ağır, “Şu an yağmur olmasına rağmen ada baya bir hareketli. İnsanların buraya akın etmesi çok güzel. Bölgede bir huzur ve güven var. Artık özgüven içinde yaşayabilecekleri bir memleket ortamı olmuştur” dedi.

“BU KADAR YEŞİL OLABİLECEĞİNİ HAYAL ETMİYORDUM” 

Van’a ilk defa geldiğini söyleyen Ceyda Taş Polatoğlu ise “Şehrin içini hiç gezmemiştim. Van yıllardır çok merak ettiğim bir şehir. Sadece adada kiliseyi zannediyordum, ama o kadar güzel ağaçlar var ki bu kadar yeşil olabileceğini hayal etmiyordum. Çok etkilendik, çok güzel. Geldiğim günden beridir fotoğraf çekiyorum ve çektiğim fotoğrafları arkadaşlarıma gönderiyorum. Ben sanırım birkaç kez daha Van’a geleceğim” diye konuştu.

“İNANILMAZ GÜZEL BİR TABİATI VAR” 

Akdamar Adası’nın güzel bir tabiatı olduğunu dile getiren ziyaretçi Hakan Diler de, adada tarihi güzelliklerin bozulmaması, adanın değerini artırdığını söyledi. Türk vatandaşlarının bölgeyi mutlak suretle görmesi gerektiğini öneren Diler, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Tabiat güzelliği ise buranın en büyük zenginliğidir. Aynı şekilde tarihi eserlerinin de kısmen bozulmamış olması, buranın değerini yükseltiyor. Burası için toplumda bir ön yargı var, ama mutlak suretle doğuyu bütün Türk vatandaşlarının görmesi gerekiyor.” 

Daha önce planları arasında hep Van’ı gezmek olduğunu dile getiren Jale Bulayır isimli gezgin ise, “Adayı harika buldum. Buraya çok gelmek istiyordum ve iyi ki geldim. Buraya gelmeden hiçbir yorum yapmadım, güzel olacağını düşündüm ve bundan hiç yanılmadım. Van’ın insanlarını ve doğasını sevdim. İnşallah bütün eserlerimizi bozmadan, restore eder, korumaya alırız” şeklinde konuştu.  

Sur ilçesinde 2015’in son dönemlerinde başlayıp 2016’nın mayıs ayında sonlanan çatışmalı dönemde, terör örgütü mensuplarınca yakılıp yıkılan ibadethanelerin restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Başta, teröristler tarafından yakılıp talan edilen Kurşunlu Camii olmak üzere ilçedeki 8 tarihi camide çalışmaların devam etmesi nedeniyle bu Ramazan ayında da ibadet yapılamayacak. Bunun yanında Sur’da 16’sı tarihi olmak üzere 33 camide ise son hazırlıklar son aşamaya geldi. Çalışmaların ardından camiler bugün kılınacak olan ilk teravih namazına hazır hale getirilecek.

5. Harem-i Şerif’ten 2. Harem-i Şerif’e selam 

Konu ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Diyanet-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ömer Evsen, Diyarbakır Suriçi’nde 24’ü tarihi olmak üzere 42 caminin olduğunu söyledi. Evsen, “Bu camilerden 9’u hala bakım ve onarımı devam eden camilerimiz. Bu bölgedeki hendek ve barikat siyasetinden kaynaklı, çatışmalı dönemde ciddi manada zarar gören içlerinde çok önemli camilerimizden olan Kurşunlu Camisi, hala bakım ve onarım içerisinde olduğu için kapalı durumda. Bunun dışındaki 16’sı tarihi olmak üzere 33 camimiz ibadete ve hizmete açık durumda. Bu camilerimizde hiçbir şekilde ibadet aksamadan ibadetlerimiz devam edecek. Bunların iki tanesinde de bizim çok önem verdiğimiz hatimle namaz kılma geleneği uygulanacak. Tabi Ramazan ayına iki gün kala İsrail’in uyguladığı şiddet ve bunun olmasına neden olan Amerika’nın uygulamış olduğu olaylardan dolayı buruk da olsa Ramazan ayına giriyoruz. Biz 5. Harem’in kenti olan Diyarbakır’dan 2. Harem’in kenti olan Kudüs’e buradan selamlarımızı gönderiyoruz” dedi. 

Vatandaşlar da Ramazan ayının tüm Müslüman alemine hayırlar getirmesi temennisinde bulunarak İslam coğrafyasında akan kanın durmasını istedi.  

Aydın Yorat

“Tarihi Kentler Birliği’nin Kuruluşu ve Gelişme Süreci” başlığı altında Tarihi Kentler Birliği Kastamonu Buluşmaları Meclis Toplantısının açılışı Ilgaz Dağı Milli Parkında gerçekleştirildi. 

Açılışta konuşan Tarihi Kentler Birliği ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, şuana kadar Tarihi Kentler Birliğine başkanlık yapan Belediye Başkanlarından çok şeyler öğrendiklerini ve Türkiye’ye çok şeyler kattıklarını anlatarak, “İnsan yaşıyorsa bir şehirde, yaşadığı yerden bellidir medeniyete nasıl baktığı. Dolayısıyla kentlerimizdeki bu güzel mimarları, o dokuyu, o yaşadığımız sevdiğimiz insanların yaşadığı ve bizlere tarihten iz bırakan şehirlerimizin estetiğini adeta bizlere bu başkanlarımız öğretmişlerdir” dedi.
TKB’nin bir okul gibi öğretici olduğunu belirten Çiftçi, “2,5 yıldır Tarihi Kentler Birliği Encümen Üyeliği yapıyorum. Bu okuldan ben çok şey öğrendim. Sadece 2,5 yılda. Gerçekten çok şeyler öğrendim ve öğrendiklerimi de şehrimde uygulamaya başladım. İnşallah bundan sonra yeni görev anlayışıyla bu sevda bizde de başladı. İnşallah geçmişte büyüklerimizin bırakmış olduğu bu mirası biz, birlik olarak şehrimizin ve Türkiye’mizin çok zengin olan coğrafyası, çok zengin olan kültürel mirası, ecdadımızın yaşam boyunca yaşama yolculuk yaparken bırakmış olduğu bu değerli varlığı önce farkındayız. Bunları sonradan ortaya çıkarttılar zaten, çıkartmaya da devam ediyoruz. İnşallah yaşatılması ve geleceğe taşınması noktasında da bizde bu çeşmeden su içeceğiz, bu taşına altına elimize koyacağız, gövdemizi sokmaya hazırız” diye konuştu.
Çiftçi, şunları kaydetti: “Gerçekten Türk medeniyetine başkentlik yapmış ve tabiat güzelliği bakımından gerçekten dorukta olan ve aynı şekilde Selçuklu ve Anadolu Beylikleri bunun yanında Osmanlı’nın iz bırakmış olduğu bu güzel şehir Kastamonu’da bizleri ağırlayan Belediye Başkanımız Tahsin Babaş ile toplantımıza iştirak eden Valimiz Yaşar Karadeniz’de ve diğer görevlilere teşekkür ediyorum” 

“Türkiye’de envanter çalışmaları yüzde 99 tamamlandı”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Yalçın Kurt ise, “Kastamonu, Türkiye’nin kültürel miras yönünden bizdeki bugün ki envanter kayıtlarına göre 2 bin 159 tescilli kültür varlığımız bulunuyor. Bunun yaklaşık 2 bini sivil mimarlık örneği yapıları oluşturuyor. 13 yılda belediyelerimiz, valilerimiz iyi diyaloglar kurarak bunun 564’ünün proje ve uygulamasını yapmışız. Kastamonu’ya gittiğiniz zaman bunu her yerde görebiliyorsunuz. Kastamonu’nun büyük bir kısmı kültürel miras olarak ayağa kalktı. İnşallah bundan sonrada devam edecek” şeklinde konuştu. 

Türkiye’de envanter çalışmalarının yüzde 99 tamamlandığını anlatan Kurt, “İllerimizin, ilçelerimizin çok şükür kültürel miras envanterleri tamamlandı. Yüzde 99 envanterlerimiz tamamlandı. Burada yapacağımız şey valilerimizin başkanlığında, büyükşehir belediye başkanlarımızın başkanlığında, belediye başkanlarımızın başkanlığında bir strateji plan yapmak. İlimizde, ilçemizde, beldemizde yapacağımız bu strateji plan kültürel mirasın ne şekilde ayağa kaldırılacağı yani korunacağıdır. Bununla ilgili planlama yapmak gerekiyor. 3 yıllık, 5 yıllık veya 10 yıllık, önceliğimizde kim, nerede, ne zaman, nasıl yapacağız şeklinde olmalıdır. Bunun en güzel örneklerinden birisini Kültür ve Turizm Bakanlığımızla birlikte Gaziantep’te birlikte çalışarak yaptık” ifadelerini kullandı. 

Türkiye’nin artık kültürel miras olarak ayağa kalktığına işaret eden Kurt, şöyle konuştu: “Uşak’ta bir müze yaptık, Dünyanın en güzel müzelerinden birisi oldu. Afyon’da yaklaşık 300 tane evi restore ediyoruz, ayrıca yetmedi oraya da müze yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Türkiye’nin her tarafında varız. İnşallah işbirliğiyle bundan sonraki çalışmalarımızı da devam ettireceğiz” 

“Kastamonu anlatılmaz yaşanır” 

Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz, Kastamonu’nun 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti olmasının tesadüf olmadığını belirterek, “Kastamonu, gerçekte de bunu hak eden bir şehir. Kastamonu’yu tanıyan, Kastamonu’yu bilen herkes bunun farkındadır” dedi.
Böyle bir kentte yapılan bu toplantıyı önemli bulduğunu söyleyen Vali Karadeniz, “Kastamonu, bir tabir vardır anlatılmaz yaşanır. Bunu yapacağımız gezi ile göreceksiniz” diye konuştu. 

“Türkiye, Dünya devletleri arasında uygarlığın oluşturulduğu ülkedir”
Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) ile Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen TKB’nin 18 yıl önce kurulduğunu hatırlattı.
Aidiyet sorularının daha az sorulduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sözen, “Kimim, neyim, hangi toprakların çocuğuyum sorusu eskisinden daha sık sorulmuyor. Türkiye dünya devletleri içinde bir numaralı uygarlığın oluşturulduğu ülke olarak farklı bir kültür, farklı bir gelecek rolüdür” diye konuştu. 

“Gastronomi Han Projesini hayata geçireceğiz”
Temelleri 18 yıl önce Kastamonu’da atılan Tarihi Kentler Birliğini bir kez daha 18 yıl sonra Kastamonu’da ağırlamaktan büyük mutluluk ve kıvanç duyduğunu belirten Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş, “Biz tarihimizle her zaman övünüyoruz. O kadar çok tarihi eserimiz var ki burada da özellikle sivil mimari açısından tarihi eserlerimizde Türkiye’de 11. sırada bulunuyoruz. Yaklaşık bin 800 civarında tarihi yapıtımız bulunuyor. O nedenle bizim bunu korumada, kollamada, özellikle gelecek nesillere aktarmada en büyük destekçimiz yine Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfımızla Kültür ve Turizm Bakanlığımızdır” dedi. 

Kastamonu’nun tarihi ve kültürel dokusunun olması gerektiği yere ulaştırabilmeyi tek amaç edindiğini belirten Başkan Babaş, “Ben, 25 yıldır belediyeciyim. Belediyenin çeşitli kademelerinde görev aldım ama en çokta bu görev Belediye Başkanı olduğumda nasip oldu. Tabii ki ekimizle de çok güzel çalışmalar yapmaya başladık. Yaptığımız çalışmaların projelendirilmesini, planlamasının büyük çoğunluğunu kendi ekibimizle yapıyoruz. Bu konuda çok iyi mimar ve mühendislerimiz var. Onları da yetiştirmeye devam ediyoruz. Çünkü biz, bu işte süreklilik istiyoruz. Hiçbir zaman bu vizyonumuzdan ve bu anlayışımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kastamonu’daki bu tarihi dokuyu restore etmeye, gün yüzüne çıkartmaya ant içtik ve devam ediyoruz” diye konuştu.
Tarihi Kentler Birliği Onursal Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen hocamızın Türkiye’de diğer illere olduğu gibi Kastamonu’ya da büyük katkılarının olduğunu belirten Başkan Babaş, “Özellikle son yapacağımız Gastronomi Han Projesinde yine Metin Sözen hocamız destek vereceğini söyledi. Bizim için çok önemli bir proje, inşallah birlikte bunu da yapma imkanı buluruz” şeklinde konuştu. 

Ayrıca toplantının başlangıcında Kastamonu’nun tarihi ve kültürel yapısını anlatan tanıtım filmi izlettirildi.  

DSİ Tesislerinin temel atma programı için Balıkesir’e gelen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Balıkesir Valiliğini ziyaret etti. Vali Ersin Yazıcı’nın misafiri olan Bakan Eroğlu, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Eroğlu, “Bugün Balıkesir tarihindeki en büyük temel atma ve açılış merasimini gerçekleştireceğiz. 378 milyon TL değerindeki 35 tesis. Bunların içinde çok önemli barajlar var. Yargıtay Başkanımızın memleketi olan Burhaniye’de Reşitköy Barajı. Bu baraj için söz vermiştim, 60 yıllık bir hasretti. Bugün de o sözümü yerine getiriyorum. Susurluk’ta Dereköy, Gönen’de Geyikli Barajı, Marmara Adası’nda Topağaç Barajı, Dursunbey’de Odaköy Barajı ve Sulaması, Balya’da Kayapınar Barajı sulaması, Dereköy, Değirmendere Barajı ve sulaması gibi bir çok tesis. Burada ormancılık faaliyetleri de oldukça fazla. Biz burada ormanları vatandaşlara açtık” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce kendisine ‘Balıkesir için ne gerekiyorsa yapın’ dediğini aktaran Bakan Eroğlu, “Bu bir rekor. 25 milyar TL’lik yatırım ile Balıkesir’de destan yazdık. Bütün tesisleri de yapıyoruz. Türkiye’de en çok baraj ve göletin yapıldığı yer de Balıkesir. Balıkesir her şeyin en güzeline layık. Hükumetin yatırımları sırasında birinci sırada da biz yer alıyoruz. Yaklaşık 4,5 milyar TL ile yatırımlarda birincilik Orman ve Su İşleri Bakanlığının. Balıkesir’e de en çok gelen bakanım. Bazı yıllar 4 defa gelmişim Balıkesir’e. 18 baraj 20 gölet ile destan yazdık. 14 baraj ve 5 gölette bitmek üzere. 600 bin dekar arazi modern şekilde sulanmaya başladı. Bunlar çiftçinin cebine gidiyor” diye konuştu.  

Bahadır Demirçeviren – Hüseyin Tokmak
 

Fatih Sultan Mehmet Uluslararası Anadolu İmam Hatip Lisesinin binası, Fatih’te 100 yılı aşkın süre Darüşşafaka Lisesi olarak hizmet verdi. Yaklaşık 150 yıllık tarihi binada bugün 57 ülkeden onlarca öğrenciye eğitim veriliyor. 1873 yılından 1993 yılına kadar Darüşşafaka Lisesi olarak eğitim veren tarihi bina, 2010 yılında restore edilmeye başlanmıştı. İstanbul İl Özel İdaresi ve hayırsever iş adamları tarafından yaptırılan restorasyon sonrası tarihi lise 2017 yılında yeniden eğitim vermeye başladı. Aslına uygun olarak titizlikle yürütülen restorasyon çalışmaları sonrası tarihi bina kapılarını ilk kez İhlas Haber Ajansı’na açtı. İtalyan mimar Barironi’nin tasarladığı ve planını Dolmabahçe Sarayı mimarbaşısı Ohannes Amire Balyan’ın çizdiği Neo-klasik tarzdaki tarihi bina havadan drone ile de görüntülendi. Havadan çekilen görüntülerde yıllara meydan okuyan tarihi yapıdaki başarılı restorasyon dikkat çekti.

220 yabancı, 150 Türk öğrenci

Fen bilimleri ve hadis, kelam ve fıkıh gibi İslami ilimleri birleştirerek geniş yelpazede bir eğitimi öğrencileriyle buluşturan uluslararası lisede, 220’si yabancı uyruklu 150’si Türk olmak üzere 370 öğrenci eğitim görüyor. Asya, Afrika ve Balkan ülkelerinden öğrencilerin bulunduğu uluslararası lisede yabancı öğrenciler ilk dönemlerinde yoğun bir Türkçe eğitim alıyor. Eğitim dili Türkçe olan lisedeki öğrencilerin yurt ihtiyacını karşılamak için okul bünyesinde 2 yurt bulunuyor. Okul kapasitesinin arttırılması için çalışmalar sürerken, öğrencilerin yurt ihtiyacı için ise Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, okulun hemen yanına tüm masraflarını üstlendiği 250 kişilik yurt yaptırıyor.

“Murat Ülker, okulumuza yeni bir yurt kazandırmak üzere yapımının tüm masraflarını üstlendi”

Dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerin eğitim gördüğü Fatih Sultan Mehmet Uluslararası Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Bayram Kefeli, “Dünyanın çeşitli bölgelerinden 57 ülkeden öğrenci var. 150 kadar da Türk öğrencimiz var toplam 370 öğrencimiz bulunmakta. Bir fen, sosyal bilimler lisesinde görülen dersler aynı şekilde bizde de var. Bunun dışında aynı şekilde dini dersler de mevcut. Okulumuz 1873 yılında yapılmış daha sonra 2010 yılından itibaren 7 yıl buranın restorasyonu devam etmiş. Aslına uygun olarak her şey çok güzel bir şekilde yapılmış yani şu anki mevcut binamız aslının birebir aynı desek yanlış söylemiş olmayız. Okulumuzun 350 öğrencisi yurtta kalmakta fakat okulumuzun mevcut sayısı artacağı için bu yetmeyecek.Bundan dolayı Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, okulumuza yeni bir yurt kazandırmak üzere yapımının tüm masraflarını üstlendi kendisine teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

“Böyle tarihi bir binada okumak bizim için çok büyük gurur”

Kazakistan’dan eğitim için gelen Türkiye’ye gelen Khamit Serikuly, “Her yerden insanlar gelmiş, farklı farklı insanlarla tanıştık hele de böyle tarihi bir binada okumak bizim için çok büyük gurur. Burada Kur’an-ı Kerim, Arapça, temel dini bilgiler farklı farklı dersler görüyoruz. Dışarıdan geldiğimiz için her şeyimizle anne babamız gibi ilgileniyorlar” dedi.

“Hem bu dünya için hem de ahiret için bir şeyler öğreniyoruz”

Uluslararası lisede eğitim almak için Brundi’den gelen Budengeri Kessy Jaffar, “Ben buraya geldiğimde farklı ülkelerden gelen öğrencilerle tanıştım. Hem bu dünya için hem de ahiret için bir şeyler öğreniyoruz. Ben seviyorum bunu buradaki öğrenciler Çanakkale Savaşı’nda savaşmışlar, burada okurken o duyguyu taşıyoruz. Bir şey olursa Allah korusun biz de gidebiliriz” şeklinde konuştu.

“İmam hatip demek sadece din dersi demek değil”

Yabancı öğrencilerle bir arada eğitim almanın çok güzel bir duygu olduğunu belirten İbrahim Öztürkci, “Bütün kültürlerin bir arada olduğu bir ortamda eğitim görmek, iç içe olmak, birlikte yemek yemek, içmek bunlar çok güzel duygular ve çok güzel değerler katan şeyler çok güzel değerler katan şeyler. İmam hatip demek sadece din dersi demek değil, destek sağlandığında gerektiğinde bilimsel ve teknolojik tüm çalışmaların gerçekleşebileceği ülkemize bu alanda katkı sağlayabilecek okullar” dedi.

Geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker de tarihi lise binasını ziyaret etmişti. Dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilere hitap eden Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, farklılıkların bir zenginlik olduğuna işaret ederek, renklerin, dillerin farklı olmasının Allah’ın büyüklüğünün bir alameti, bir ayeti olduğunu söyleyerek öğrencilerle sohbet etmişti.  

Ahmet Faruk Sarıkoç – Hasibe Karadağ
 

Ünsal, “Şu anda kadar tatilin bu tarihlere alan çok sayıda tatilci ya tatillerini iptal etmeye ya da bir başka tarihe kaydırmak istediklerini iletiyorlar. Çağrı merkezimiz bu konuda tatilcilerimizin her konuda düşüncesine saygı ile gereken işlemleri yapmakta. Süreci takip ediyoruz” dedi.

Tatilci en çok Antalya ve Bodrum tercih ediyor 

Alpaslan Ünsal, tatillerde en çok tercih edilen bölgelerden birinin uygun fiyat aralığı ve ürün çeşitliliği sebebiyle öncelikle Antalya ve sonrasında da nemsiz iklimi sebebiyle Bodrum olduğunu kaydetti. Ege bölgesinin rezervasyonları genelde Nisan sonu Mayıs başı gibi hareketlenmeye başlayacağını söyleyen Ünsal “Antalya’ya büyük ilgi var” dedi. 

Çocuklu ailelerin, çocuk yaşı avantajının olduğu tesisleri ve aile konsepti olan tesisleri daha çok tercih ettiğini ifade eden Ünsal, tatilcilerin kesin rezervasyonlarını en çok 16.00-22.00 saatleri arasında gerçekleştirdiklerine dikkat çekti. Ünsal, “Çocuklu aileler genelde okullar kapandıktan sonra okulların açıldığı döneme kadar geliyorlar. Çocuk yaşı avantajının olduğu tesisler ve aile konsepti olan tesisler tercih sebebi oluyor. Kids Club veya Lunapark’ın bulunduğu tesislerde aile rezervasyonlarının daha fazla olduğunu gösteriyor. Tatil almak isteyen müşterileri çağrı merkezlerine taleplerini ve kesin satışlarını en çok 16.00-22.00 saatlerinde gerçekleştiriyorlar” diye konuştu.