Ulaşılabilir ev, ulaşılabilir sanat anlayışını benimseyen MİNT, Mert Aslan Presents tarafından hayata geçirilen ‘Spring Break’ etkinliğinde, Küratör Özlem Ünsal’ın ‘Unique & Limited’ sergisine sponsor oldu. Etkinlikte modern seyyah Özlem Avcıoğlu ve MİNT Genel Müdürü Özgür Doğan ulaşılabilir sanat ve ev konseptiyle ilgili bir sohbet gerçekleştirdi. 

Her kuşağın kendine ait özellikleri, talepleri olduğunu söyleyen MİNT Genel Müdürü Özgür Doğan; “Genç insanlar artık lüksten çok sanat ve deneyimin birleştiği evleri tercih ediyor. Bir şeyin mülkiyetine sahip olmak yerine onun yaşattığı deneyimi önemsiyorlar. Bizde MİNT olarak sakinlerimize kendi deneyimlerini özgürce yaşayabilecekleri mekanlar sunuyoruz. Bizim binalarımızda yaşayanlar birbirinin yaşam tarzına saygı duyarlar. İnsanların dahil olmaktan mutlu oldukları evler üretmek istiyoruz” dedi.

Seyahat danışmanı Özlem Avcıoğlu ise deneyimlerini paylaştığı konuşmasında sosyal medyanın etkisiyle lüks kavramının değiştiğine dikkat çekerek, “Günümüzde insanlar 3+1 evde oturmak yerine 1+1 evlerde oturmayı tercih ediyorlar. Artık lüks konsept yerine ulaşılabilir lüks kavramı ön plana çıktı. Artık lüks pahalılıktan çok deneyim ve keyif almaya dayanıyor’’ şeklinde konuştu.

Mint’in sosyal medya ve etkinlik katılımcılarıyla gerçekleştirdiği çekilişle, küratör Özlem Ünsal tarafından seçilen Brancusi’nin ‘Muse’ heykel mumunu bir takipçisine hediye etti.  

Yozgat’ta kendi işletmesinde iyi bir kariyeri varken geçen sene aldığı bir karar üzerine Yozgat’tan doğduğu köyüne Gökçekışla’ya yerleşen girişimci kadın Reyhan Karaca, köyünde 280 metrekare alana sera kurarak çilek üretmeye başladı. Geçen yıl ARGE çalışmasını tamamlayan Karaca, bu yıl Nisan ayı ile birlikte çilek hasadına başladı. Yaklaşık 25 bin lira harcayarak kurduğu çilek serasında 4-5 ton çilek üretmeyi düşünen Karaca, ikinci serasını da kurup topraksız tarımla çilek üretmeyi hedefliyor. İlk ürünlerini almayı başaran Karaca, talepleri karşılamakta güçlük çektiğini, çilekleri pazara götürmeden sattığını söyledi.

Şehir hayatından köy hayatına dönerek üretime başladığı için mutlu olduğunu söyleyen girişimci Gülhan Karaca, “Ben bu köyde büyüdüm. Sonra üretim yapmaya ve bir sera kurmaya karar verdim. Serada ne üretmeyi düşünürken bilincim çilek olması yönünde beni yönlendirdi. Sonrasında çileği araştırdım nasıl bir bitkidir diye. Bu yıl ikinci senem. Geçen yıl ARGE çalışmaları biraz uzun sürdü sezona çok geç başladım. Bu sene sezona zamanında başladım. Köyümde üretimde ne yapabilirsem devam edeceğim. Yozgat’tan şehirden köye yerleştim. Artık toprakla bütün olmayı seçtim. Ve toprağa ne verirseniz size misliyle karşılığını verdiğini gördüm. Çok mutluyum, çok doğru bir karar vermişim. Herkese tavsiye ediyorum. Hem huzurlusunuz hem sağlıklı yaşıyorsunuz hem para kazanıyorsunuz hem de yaptığınız işten keyif alıyorsunuz” dedi.

Köyünde 280 metrekare alana çilek serası kurduğunu vurgulayan Karaca, “Serada bin 900 adet çilek fidesi var. Bir fide, bir sezonda bakımına göre 1 kilo 900 gram ve 2 kilo 200 gram arasında ürün veriyor. Bu serada da ürünlere iyi bakabilirsek tahmini olarak 4-5 ton arası bu sezonda ürün almayı bekliyoruz. 2 haftadır seradan çilek hasat etmeye başladım. Pazar sıkıntımız hiç yok, insanlar bize çok kıymet veriyor. Çileğin kilosunu da 10 liraya satıyorum” şeklinde konuştu.

İlk serasını kendi imkanlarıyla kurduğunu dile getiren Karaca, devletten alacağı destekle ikinci serasını kurarak topraksız tarım yöntemiyle çilek üretimine başlayacağını da söyledi. Karaca, “Bu serayı girişimcilik ruhumdan dolayı kendi kaynaklarımla bu hale getirdim. Ama devletimizin çok güzel imkanları var. Bundan sonraki süreçte onlardan da faydalanarak üretimi daha da artırıp genişletmeyi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.  

Bahadır Muhlis Gökgül – Alpaslan Demir
 

Dünya üzerinde 60’dan fazla ülkede üretim tesislerine ve bağlı şirketlere sahip olan, boya alanında lider kuruluşlardan PPG, ’Otomotivde renk trendleri’ raporunu yayınladı. Şirketin her yıl yayınladığı rapor otomotiv sektörünün renk trendlerini belirlerken, otomobilseverlerin renk eğilimlerini de ortaya koydu. Rapora göre, 2017 yılında dünyada üretilen otomobillerin yüzde 77’si beyaz, siyah, gri ve gümüş renklerinden oluştu. Küresel çapta en çok tercih edilen renk yüzde 37 gibi önemli bir payla beyaz olurken, siyah yüzde 17 oranla dünyanın tercih ettiği en popüler ikinci renk, gri yüzde 12 ile üçüncü, gümüş ise yüzde 11 ile dördüncü sırada yer aldı. Sıralamada popülaritesi en düşük olan rengin ise yüzde 1 ile yeşil olduğu belirtildi.

BU YILIN RENGİ ALEV SİYAHI

Raporun en çok dikkat çeken kısmının otomobilde yılın renginin seçilmesi olduğunu belirten PPG Otomotiv Tamir Boyaları Türkiye ve Ortadoğu Pazar Müdürü Bülend Alpay, “PPG uzmanları birçok üretici ve müşteri analizi doğrultusunda 2018’in rengini alev siyahı (Black Flame) olarak belirledi. Raporda özlem, umut, mahremiyet ve klasik modernizmi çağrıştıran alev siyahı renginin, son yıllarda birçok otomobil sever tarafından en beğenilen ve tercih edilmesi beklenen trend renk olduğu ortaya koyuldu. Öte yandan PPG’nin bu kapsamlı raporu, markamızın tüm dünyada otomotiv müşterileriyle yakın işbirliğini de ortaya koyuyor. PPG’nin renk trendleri hakkında her yıl açıkladığı veriler markalara hedef kitleye ulaşma doğrultusunda bir yol gösterici oluyor” dedi.

AVRUPA, BEYAZ VE GRİ RENKLERİ TERCİH EDİYOR

Raporda, Avrupa’nın renk trendleri de yer aldı. Buna göre, tıpkı dünya genelinde olduğu gibi Avrupa’da en çok üretimi gerçekleştirilen renk beyaz oldu. Yüzde 32 ile birinci sırada yer alan beyaz rengini, dünyadaki siyah tercihinin aksine yüzde 18 ile gri takip etti. Kırmızı ve diğer doğal renklerde trendin dünyada ve Avrupa’da paralel olduğu vurgulanırken, yeşilin Avrupa’da da en az tercih edilen renk olduğu ifade edildi.

Çad’ta, 2013-2014 eğitim sezonunda girdiği üniversite sınavını 2’nci olarak tamamlayan Saleh Ahmat İbrahim’e, Çad Milli Eğitim Bakanlığı tarafından burs verildi. Üniversite eğitimi için Çin, Türkiye, Malezya ve Rusya arasında bir seçim yapması istenen İbrahim, hem Türkiye’nin Afrika’daki yardım çalışmalarıyla oluşturduğu sempati sebebiyle, hem de dini açıdan Türkiye’nin en iyi seçenek olduğunu düşünerek, Anadolu Üniversitesi’ni seçti.

Anadolu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümünde okuyan Saleh Ahmat İbrahim, Türkiye’nin Afrikalı öğrenciler için önemli bir yer olduğunu ve eğitim hayatına burada devam ettiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Çad Milli Eğitim Bakanlığından böyle bir burs aldığında heyecanlandığını dile getiren İbrahim, “Çad’ta lise sonda yapılan zor bir sınavımız var. Her sene yaklaşık 196 bin kişi sınava giriyor. Az kişi başarılı olabiliyor. Ben de 2013-1014 döneminde sınava girdim, ülke 2’ncisi oldum. Ülkemizin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bizi çağırdılar. İlk 5’e giren öğrencilere burs vereceklerini söylediler. Bize 4 ülke sundular. Türkiye, Çin, Malezya ve Rusya. Bu ülkeler arasında bir seçim yapabileceğimizi ve istediğimiz bölümü okuyabileceğimizi söylediler. Ben de bu ülkelerin arasında Türkiye’yi seçtim. Bana ilk bu seçenekleri sundukları andan itibaren aklımda sadece Türkiye ve Malezya kaldı. Rusya ve Çin’e gitmek gibi bir hayalim bile yoktu ön yargılarından dolayı. Onun için ailemin yardımıyla Türkiye’ye gelmeye karar verdim” şeklinde konuştu.

“Türkiye bizim için çok önemli bir yer”

Türkiye’yi uzun süredir takip ettiğini ve bu durumun da kararında etkili olduğunu aktaran Saleh Ahmat İbrahim, Anadolu Üniversitesi’ndeki eğitimden çok memnun olduğunu dile getirdi. Geleceğe dair büyük hedefleri olduğunu vurgulayan İbrahim, şunları kaydetti:

“Türkiye, zaten bilindiği gibi İslam ülkelerinin en önde gelen ülkelerden biri. Lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı uzun süredir herkes tanıyor. Müslümanların tek sesi. Bir karar vermekte hiç sıkıntı çekmedim. Buraya gelmeden önce de tarihini biliyorduk. Türkiye, bizim için çok önemli bir yer. Seviyorduk, izliyorduk, takip ediyorduk, biliyorduk. Türkiye’deki eğitim çok güzel. Geçen sene Erasmus programı ile İspanya’ya gittim. Gittiğim üniversite, dünyadaki başarı sıralamasında 150 ile 200 arasında bulunuyordu. Anadolu Üniversitesi 600 ile 800 arasında bulunmasına rağmen, Anadolu Üniversitesi’nin içindeki laboratuvarları, elemanları çok iyi. Çok geniş. Öğrencileri her zaman destekliyorlar. Kütüphanemiz çok büyük. İstediğimiz her kitabı alabiliyoruz. 24 saat açık. Ama oradaki kütüphane çok küçük ve 6 ay kapalı. Kantinimiz bile çok küçüktü. Anadolu Üniversitesi ile hiçbir ortak noktası bile yok. Bunları gördüğüm zaman ‘Türk eğitimine yönelik eleştiriler objektif değil’ dedim. Türkiye’deki eğitimin iyi olduğunun bu bir kanıtıdır.” 

Murathan Yıldırım – Çağatay Gür

Kulüp üyeleri, yakın çevre başta olmak üzere Ege Bölgesi’nde yer alan doğal güzelliklerin bulunduğu alanlarda yaptıkları yürüyüşlerle hem spor yapmanın hem de doğal güzellikleri keşfetmenin zevkini tadıyor.
2017-2018 Yürüyüş ve Doğa Sporları Sezonunu üyelerinin katılımı ile açtıklarını ifade eden Nazilli Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübü Yöneticisi Özgür Özkan, “Hem çevremizdeki güzellikleri görüp tanıtmak hem de Nazilli’mizin sloganı olan ‘Uzun Yaşam Şehri’ olma yolunda bütün halkımızı spora teşvik etme amacıyla bu tür etkinliklere de yöneldik. Sezonun ilk yürüyüşünü de Karacasu Yenice Mahallesinde bulunan doğa harikası Bahçeköy Şelalesine yaptık. Yaklaşık 30 kişiden oluşan grubumuzla birlikte doğal güzelliklerin arasında yaklaşık 14 km yürüyüş yaptık. Sezonun ilk doğa yürüyüşü olmasına rağmen zaten bisiklet sporu yapan grubumuz kondisyonları sayesinde hiç zorlanmadılar. Mümkün olduğunca her hafta sonunda aktivitelerimiz devam edecek” dedi.

“Mutlaka görülmesi gereken bir yer”

Etkinliğe katılanlardan kulüp üyesi Öğretmen Meral Karadal, “Bahçeköy Şelalesi Karacasu İlçesine bağlı Yenice Mahallesine 7 km mesafede bir doğa harikası. Ormanlık bir alanın içerisine gizlenmiş mutlaka görülmesi gereken saklı bir cennet. Çevremizde çok güzel yerler var. Hafta sonları evde oturmak yerine bu tür faaliyetlere katılarak hem sporumuzu yapıyoruz hem de çevremizi gezmiş, öğrenmiş oluyoruz. Bu faaliyeti düzenleyen NAZBİDOS’a teşekkür ediyorum” dedi. 

Ali Soydemir
 

YÖK’ten konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Yüksek öğretim sistemimizin her kademesinde kaliteyi öncelikli kılmayı ve nitelikli dikey büyümeyi hedefleyen Yeni YÖK olarak, ÖSYS-2017’de tercih hakkı olmasına rağmen tercih yapmayan 852 bin adaya ‘Neden tercih yapmadınız?’ diye soracağımızı daha önceden açıklamıştık. Bu kapsamda, ÖSYS-2017’de üniversitelere yerleştirme sayılarına ilişkin yapılan analiz sonrasında, tercih sürecinde puan barajını geçmiş olmasına rağmen tercihte bulunmayan üniversite adayı sevgili öğrencilerimizin, tercih süreciyle ilgili görüş, beklenti ve eğilimlerinin belirlenebilmesi için Yükseköğretim Kurulu olarak bir çalışma başlattık” denildi.

Anket uygulaması bugün saat 17.00’de başlayacak

Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Konuyla ilgili karar alma süreçlerine katkı sağlayabilmek amacı ile tercihte bulunmayan üniversite adaylarımıza yönelik olarak hazırladığımız anket uygulamasını bugün saat 17.00’den itibaren başlatacağız ve anketimiz, 23 Ağustos 2017 Çarşamba günü saat 18.00’e kadar devam edecektir. Yüksek öğretim Kurulu tarihinde ilk defa gerçekleştirilecek bu anket tercihte bulunmayan ancak kayıtlarımızda e-posta adresleri bulunan yaklaşık 500 bin öğrencimizin bütününe iletilecektir. Kayıtlarımızda e-posta adresi bulunmayan öğrencilerimiz de https://tercihanket.yok.gov.tr adresinden giriş yaparak anketi doldurabileceklerdir. Yüksek öğretim tarihinde ilk defa gerçekleştirilecek bu anket sonucunda ortaya çıkan geri bildirimleri yüksek öğretim sistemimizin kalite odaklı kısa-orta-uzun vadeli gelecek planlamalarında kullanmayı hedefliyoruz.” 

Pelin Üzek Kılıç

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 26 Temmuz‘da biten tercih döneminin ardından yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Üniversitelerin örgün lisans programlarında 50 bin 817, ön lisans programlarında ise 163 bin 613 olmak üzere, 214 bin 430 kontenjan boş kaldı. Peki istediği bölüme yerleşemeyen veya herhangi bir bölüme / programa yerleşemeyenler için her şey bitti mi? Uzmanlar, aldığı puanla herhangi bir bölüme yerleşemeyen üniversite adaylarının önümüzdeki günlerde açıklanacak ek yerleştirme tercihi ile hayallerine kavuşabileceklerine işaret ediyor. “Yerleşemeyenler için umutlar sona ermedi” diyen İstanbul Aydın Üniversitesi Rehberlik Koordinatörü Sebahattin Kutlu, YGS ve LYS’de alınan puanların ek yerleştirme için kullanılabileceğine dikkat çekiyor: “Üniversiteye girememiş olmak, ilk yaptığımız tercihlerde istediğimiz okula, istediğimiz bölüme yerleşememiş olmak aslında sürecin bittiği anlamına gelmiyor. Birçok adayımız dışarıda kaldı. Ama baktığınızda üniversitelerde de 215 bini aşkın, hatta kayıt yaptırmayanlarla birlikte ek kontenjanda 300 bini bulacak bir kontenjanımız olacak. Bu ciddi bir fırsattır. İlk tercihlerde olduğu gibi, yine bir tercih yapma fırsatı var. Yani üniversiteli olma fırsatı halen devam ediyor.”

Doğru bir tercih listesiyle yeniden ek yerleştirme için başvuruların yapılabileceğini belirten Kutlu, ek yerleştirmenin hem ilk yerleştirmede hiçbir lisans / önlisans programına yerleşmemiş olan adaylar için, hem de özel yetenek sınavı ile alan bir programa yerleşen veya yerleşemeyen adaylar için de fırsat yaratacağına vurgu yapıyor. ÖSYM’nin açıklayacağı ek kontenjanlarda istediği bölüm / program olan üniversite adaylarının bu fırsatı kaçırmaması gerektiğine işaret ediyor.

‘Doğru tercih ile üniversiteye yerleşmek mümkün’

Sebahattin Kutlu, adayların ek tercih döneminde doğru bir yol izleyerek üniversitelere yerleşebileceklerinin altını çizerek, “İlk tercih dönemine göre çok daha az adayın tercih yapacağı bu dönemde yerleşme şansı doğru bir tercih listesi ile hayli yüksek olacaktır. Bu dönemde adaylar hem bölüm tercihlerini gözden geçirmeli hem de üniversiteler hakkında detaylı bilgi almalılar. Daha önce bilgi sahibi olmadıkları bölümler hakkında eğitim ve kariyer olanaklarını değerlendirmeliler. Örneğin; lisans okumak isteyen ancak taban puan şartına takılan bir aday gireceği ön lisans programını DGS yolu ile istediği lisans programına devam edebilir. Bu konuda adaylara destek olmak, sorularını cevaplamak için İstanbul Aydın Üniversitesi olarak başta kampüsümüz olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanında tercih danışma merkezleri oluşturacağız.”

Ek kontenjandan kimler yararlanabilir?

Ağustos ayının sonunda açıklanacak ek yerleştirmeden yararlanmak için ilk koşul 2017 ÖSYS’ye başvurmak, baraj puan olan 150’yi aşmak ve merkezi yerleştirmede herhangi bir programa yerleşmemiş olmak. ÖSYS’ye hiç başvurmamış olan ya da herhangi bir lisans / önlisans programına yerleşmiş olan adaylar kayıt yaptırmış olsun ya da olmasın; Açıköğretim Fakültesi de olsa ek kontenjandan yararlanamayacak. Özel yetenek sınavı ile alan bir programa yerleşen adaylar ise yararlanabilecek.
Ek Yerleştirmede, 2017-ÖSYS İlk Yerleştirmede kontenjanı dolmaması nedeniyle, ya da yerleştiği halde kayıt yaptırmayan adaylar nedeniyle açık oluşan programlara öğrenci alınıyor. İlk yerleştirmede dolmadığı için minimum puanı oluşmamış olan programları, 2017-ÖSYS’ye başvurmuş ancak, hiçbir lisans / önlisans programına yerleşmemiş olan adaylardan, programın aldığı puan türünde ham olarak lisans programları için 180; önlisans programları için ise 150 ya da daha yüksek puan almış olan tüm adaylar tercih edebilecek.

Bir programa ilk yerleştirmede kontenjanı kadar aday yerleştirilmiş ve açık, kayıt yaptırmayan adaylar nedeniyle oluşmuşsa, bu program için minimum puan oluşmuş demektir.
Sadece lisans programlarında taban puan oluşmuşsa bu puanın üstünde olma şartı aranacak.
Hangi üniversitede hangi programlara kaç öğrenci alınacağı, programların hangi puan türü ile öğrenci alacağı, oluşmuşsa minimum puanları gibi temel bilgiler ise ÖSYM’nin www.osym.gov.tr adresinde yayımlanacak ‘Ek Yerleştirme Kılavuzu’nda yer alacak.

Ek Yerleştirme tercihinde nelere dikkat edilmeli?

Tercih yapılırken ilk yerleştirmede olduğu gibi ve daha önce açıklandığı gibi LYS puanı ile alan lisans programları için ilgili LYS puanı, YGS puanı ile alan lisans programları için ilgili YGS puanları geçerli olacak. Bu sınavlarda baraj puanlarının aşılmış olması şart.
Bölümler, en çok girilmek istenenden, en az istenene doğru sıralanır ve başarı sırası, minimum puan açısından, istek sırasını oynatmayacak biçimde, gözden geçirilir. Tercih edilen yükseköğretim programının hangi üniversitede ve hangi şehirde olduğu, öğretim dili ve süresi, programın özel koşullarının olup olmadığı kılavuz yardımıyla ve web siteleri iyice irdelenir.

İstenmeyen bir yükseköğretim programına tercihler arasında ne olursa olsun yer verilmemelidir. Daha çok istenen bir yükseköğretim programı, salt yüzdelik dilim, minimum puan ya da başka bir nedenden ötürü daha az istenen bir programın altına alınmamalıdır.

Yerleştirilmede tercih sırasının bir önemi yoktur. Aday, kaçıncı sıraya yazmış olursa olsun, tercih ettiği bir bölüme, diğer tercih eden adaylarla birlikte Y-YGS/LYS puanlarına göre sıralanmış olarak ve kontenjan dahilinde yerleştirilecek. Tercih sırası sadece adayın önceliklerini ÖSYM’ye bildirmiş olması açısından önem arzediyor.

Boş kalan kontenjanlar için ek yerleştirme tercihleri, kurban bayramından sonra; ek kontenjan yerleştirme sonuçları ve üniversite kayıt işlemleri ise eylül ayının ikinci haftası itibariyle gerçekleştirilecek.

Sonuçlara göre 3 bin 842 öğrenci Adıyaman Üniversitesini kazanırken, lisans düzeyinde tercih edilme oranı yüzde 90 oldu. Üniversitenin lisans düzeyinde doluluk oranı ortalaması yüzde 90 olurken, yine lisans düzeyinde eğitim veren pek çok fakülte yüzde 100 doluluk oranına ulaştı.

Buna göre lisans düzeyinde eğitim veren Tıp Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, İslami İlimler Fakültesi, Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesinde bütün kontenjanlar doldu. Bunların yanı sıra Sağlık Yüksekokulu ve özel yetenek sınavı ile öğrenci alımı yapan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu(BESYO), Güzel Sanatlar Fakültesi ve Devlet Konservatuarında da kontenjanların hepsi doldu.
Konuyla ilgili açıklama yapan Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, “Üniversitemizin akademik, sosyal, kültürel ve idari alt yapısını her geçen gün güçlendiriyoruz. Henüz genç bir üniversite olmamıza rağmen, iyi durumdayız. Her yıl olduğu gibi bu yıl da öğrencilerimizin yoğun teveccühü ile karşılaştık. Pek çok alanda yüzde 100 doluluk oranına ulaşılması bizleri memnun etti. Eğitim kalitemizi arttırarak topluma ve milletimize faydalı bireyler yetiştirmeye devam edeceğiz. Öğrencilerimiz bizim evlatlarımızdır. Onların rahat, huzurlu ve güvenli bir ortamda eğitim hayatlarını sürdürebilmeleri için Üniversitemizin tüm imkanlarını seferber edeceğiz” dedi.

Öğrencileri ve aileleri barınma konusunda uyarı ve tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Gönüllü, “Adıyaman’da devletimizin yurtları ve imkanları Üniversitemizin barınma ihtiyacını karşılıyor. Öğrencilerimiz, başka yerlere ihtiyaç duymadan devletimizin bu imkanlarından yararlanabilir. Barınma konusunda derdi olan öğrencilerimizin bir arayış içerisine girmelerine gerek yok. Üniversitemizi yalnızca Adıyamanlılar tercih etmiyor. Türkiye’nin dört bir yanından öğrenciler okumak için Adıyaman’a geliyor. Bizler de yıl içerisinde gerçekleştirilen çeşitli fuar ve benzeri etkinlikler ile hem Adıyaman’ı hem de Üniversitemizi tanıtıyoruz. Yeni öğrencilerimiz hem şehrimizin ekonomisine hem de kültürüne büyük katkı sunacak. Üniversitemizin akademik, sosyal, kültürel ve idari alt yapısını her geçen gün güçlendiriyoruz. Henüz genç bir üniversite olmamıza rağmen, iyi durumdayız. Her yıl olduğu gibi bu yıl da öğrencilerimizin yoğun teveccühü ile karşılaştık. Pek çok alanda yüzde 100 doluluk oranına ulaşılması bizleri memnun etti. Eğitim kalitemizi arttırarak topluma ve milletimize faydalı bireyler yetiştirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Rektör Prof. Dr. Gönüllü, “Öğrencilerimiz bizim evlatlarımızdır. Onların rahat, huzurlu ve güvenli bir ortamda eğitim hayatlarını sürdürebilmeleri için Üniversitemizin tüm imkanlarını seferber edeceğiz

Adıyaman’da devletimizin yurtları ve imkanları Üniversitemizin barınma ihtiyacını karşılıyor. Öğrencilerimiz, başka yerlere ihtiyaç duymadan devletimizin bu imkanlarından yararlanabilir. Barınma konusunda derdi olan öğrencilerimizin bir arayış içerisine girmelerine gerek yok” ifadelerini kullandı. 

Ahmet Arslantaş

Resmi tatillerin genellikle hafta sonuna denk geldiği 2017 yılında ilk kez uzun tatil yapma fırsatı var. Günde 1 milyon 500 bin uçak bileti araması yapılan, Türkiye’nin en büyük uçak bileti sitelerinden Enuygun.com, uzun tatili özleyenlerin, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Kurban Bayramı tatilini 2,5 gün izinle birleştirerek 10 güne çıkarmayı tercih ettiğini açıkladı.

Türkiye’nin en büyük uçak bileti sitelerinden Enuygun.com’un analizine göre, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Kurban Bayramı tatilini 2,5 gün izin alarak 10 güne çıkarmayı tercih ediyoruz. Enuygun.com analizinde site üzerinde yapılan aramalarda 26 Ağustos- 4 Eylül tarihleri arasında artış olduğu belirtildi. Kış gelmeden az izinle uzun tatil yapma fırsatını kaçırmak istemeyenler yurt içinde en çok İzmir, Antalya, Dalaman, İstanbul, Ankara, Trabzon, Gaziantep şehirlerine yurt dışında ise Kiev, Odessa, Budapeşte, Amsertdam ve Liviv’e arama yapıyor. Tatil planını son ana bırakanlar için ise halen uygun fiyatlarla uçma imkanı var.

“Zafer Bayramı ile birleştiriyoruz”

Kurban Bayramı tatilinin 31 Ağustos Perşembe günü öğleden sonra başladığını belirten Enuygun.com’un Seyahat Analisti Tuğba Hacıbayramoğlu, “30 Ağustos Çarşamba günü resmi tatil, 31 Ağustos Perşembe arife günü ise yarım gün tatil. 28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri izin alarak 26 Ağustos Cuma akşamı tatile başlayabilirsiniz. Kurban Bayramı tatili de 4 Eylül Pazartesi akşamı sona eriyor. Yani bir sonraki haftanın Pazartesi günü de tatil. Pazartesi ve Salı günleri ile arife günü yarım gün izin alarak 5 Eylül Salı günü iş başı yapabilirsiniz. Böylece 2,5 gün izin alarak tam 10 gün tatil yapmak mümkün” dedi.

“Yazın son tatil fırsatı”

Kurban Bayramı tatilinin denize girilebilecek en güzel dönemlere denk geldiğini belirten Hacıbayramoğlu sözlerini şöyle sürdürdü. “Ağustos sonu ve Eylül ayının ilk günlerinde ülkemizde birçok yerde deniz çok güzel oluyor. Bu dönemde aşırı sıcaklar görülmüyor ve deniz suyu ısındığı için yüzmek daha keyifli. Tüm bu nedenlerle bu bayramda da Ramazan Bayramı gibi tatile çıkanların sayısında artış olacağa benziyor. Uygun fiyatlarla uçak bileti bulmak için biletlerinizi şimdiden alın ve otel rezervasyonlarınızı da yaptırmayı unutmayın. Kış gelmeden bu uzun tatil fırsatını değerlendirirken havaalanı ve karayollarında oluşabilecek bayram yoğunluğuna da dikkat edin” yorumunda bulundu. 

Yabancı ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları, hem tatil yapmak hem de Türkiye’de yaşayan akrabalarını ziyaret etmek adına izinlerini memleketlerinde kullanmayı tercih ediyorlar. Eskişehir’de de sayısı oldukça fazla olan gurbetçi vatandaşlar, burada stüdyolara giderek dövme yaptırıyorlar.

“Türkiye dövme alanında çok gelişti ve gelişmeye de devam ediyor”

Bu sene dövme yaptırmak için gelen gurbetçi vatandaşların sayısında artış olduğunu söyleyen Dövme Sanatçısı Arda Ferhat Kalır, “Geçen seneye göre yurt dışından gelerek dövme yaptıran vatandaşlarımızın sayısında büyük bir artış var. İnsanlar genelde dövme yaptırmak için kendi memleketlerini seçiyorlar. Bunun en büyük nedeni de artık dövme yapım işleminin artık profesyonelleşmesi. Türkiye bu alanda çok gelişti ve gelişmeye de devam ediyor. Sadece Türk vatandaşları değil, yurt dışından tatil için gelen turist müşterilerimiz de oluyor. Çünkü işimizi iyi yapıyoruz. Sosyal medyada yaptığımız dövme modellerini sergilediğimizde çok olumlu dönüşler alıyoruz. Bu da insanların bizi tercih etmesine sebep oluyor” şeklinde konuştu.

“Hem kaliteli hem ucuz dövme yapıyoruz”

Dövme sanatını kaliteli bir şekilde icra etiklerini ve yurt dışına göre oldukça ucuz olduklarını söyleyen Kalır, “Bizi yurt dışından gelen vatandaşlarımızın yada turistlerimizin tercih etmesinin en büyük sebeplerinden biri de ücretler. Yaptığımız dövmenin kalitesi ortada. Yurt dışında yapılan dövmeleri de görüyorlar. Onlardan bir eksiğimizin olmadığını, hatta fazlamız olduğunu fark ettiklerinde burada dövme yaptırmak çok daha mantıklı geliyor. Çünkü yurt dışı ile Türkiye arasında fiyat farklı oluyor. Neredeyse Türkiye ortalaması Avrupa fiyatlarının yarısı kadar” ifadelerini kullandı. 

Burak Tekin