Türk su ürünleri sektörü, Turkish Cargo ile İzmir-New York hava kargo seferleri koymaya hazırlanırken, dünya devi havayolu firmaları da kargo fiyatlarını düşürürken, diğer devler ise Türkiye için rekabetçi fiyat vermeye hazırlanıyor.

Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 73’ünü üyelerinin gerçekleştirdiği Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, balıkçılığın başkenti Bodrum’da Su Ürünleri Sektör Değerlendirme Toplantısında bir araya geldi. Türkiye’nin su ürünleri ihracatında hava kargonun payının her geçen yıl artarak 2017 yılı sonunda toplam ihracatta yüzde 10 paya ulaştığını belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, hava kargo ile ilgili yürüttükleri çalışmaları şöyle özetledi: “Turkish Cargo yeni uçaklar alıyor. Yeni destinasyonlar devreye girecek. İzmir-New York arasında hava kargo seferlerinin başlaması için görüşüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu seferler başlayacak. Bunun yanında dünya devi firmalar da kargo fiyatlarını düşürdü. Başka bir firma ile toplantı yaptık. Türkiye planları olduğunu söylediler, bir diğer firma Türkiye için rekabetçi fiyat vermek istiyor. Hava kargo sayesinde Amerika Birleşik Devletlerine ihracatımız 2013 yılında 11 milyon dolar iken 2017 yılında 35 milyon dolara yükseldi.”

Su ürünleri sektörü 1 milyar dolar ihracat hedefliyor

Türkiye’nin ihracatta yıldız sektörlerinden biri olan su ürünleri sektörü, 2018 yılında 1 milyar dolar ihracat hedefliyor. 2000 yılında 60 milyon dolar olan ihracatını her yıl düzenli olarak arttırarak 2017 yılında 856 milyon dolara yükselten su ürünleri sektörü 2018 yılında 1 milyar dolar barajını geçmek için güçlerini birleştirdi.
Su ürünleri yetiştiriciliğinin, en genç, en hızlı büyüyen ve en dinamik sektörlerden biri olduğunu bilgisini veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, 2017 yılında ICCAT (Uluslararası Atlantik Okyanuslarını Koruma Komisyonu) Toplantısında Türkiye’nin orkinos kotasında artış olduğunu bu sayede 100 milyon dolarlık artış beklediklerini kaydetti.
Türk balıkçılık sektörünün Avrupa Birliği nezdindeki alabalık soruşturmasının olduğunu hatırlatan Kızıltan şöyle devam etti: “Yüzde 8,5 verginin kaldırılması için Nisan ayında Avrupa Birliğinden heyet gelecek, firmaları ziyaret edecek. Tezlerimizi kabul ettirirsek verginin kaldırılması ya da oranın düşmesi mümkün olacak.”
Türk balıkçılarının somon ile mücadelesini devam ettirdiği bilgisini paylaşan Kızıltan, “Norveç’in somon ile ilgili çok büyük propagandası var. TV’de, sinemalarda, bizim balıklardan daha üstün olduğu algısı oluşturmak isteniyor. Biz de buna karşı Türk balıklarının başta omega3 olmak üzere besinsel değerlerinin somunun gerisinde olmadığını paylaşan tanıtan kampanyalar yapacağız. Bilim adamlarından ve popüler isimlerden yararlanacağız” şeklinde konuştu.

“Tam bir başarı öyküsü”

Türkiye’de su ürünleri sektörünün gelişimini başarı öyküsü olarak tanımlayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay da 2018 için ortaya konulan 1 milyar dolar ihracat hedefinin önemli bir rakam olduğunu kaydetti. Atalay, “Dikkat çekme açısından çok önemli. Türkiye’de 1 milyar dolar üzerinde ihracat yapan sektör 30’un altında. Dikkat çekici bir noktaya geldiğiniz için sorunların çözümü ve geniş kitlelere hitap etmek için çok önemli” dedi.

2017 yılında büyük alabalık üretenlere 25 kuruş destek verdikleri ifade eden Atalay, balık üretim alanlarının artması için yaptıkları çalışmaları ise şöyle özetledi: “Samsun-Sinop arasında 30 bin ton yeni üretim alanı tespit ettik ve üretim başladı. Didim’de yaklaşık 40 bin tonluk üretim alanı açıldı. Mersin’de çalıştık 60 bin tonluk bir potansiyel açıldı, ön izinler verilme aşamasında 130 bin tonluk deniz alanı açıldı. Bu üretimin ihracata yansıması beklentimiz var.”

Türkiye’de su ürünlerinde iç tüketimi arttırmak için tanıtım projelerine kaynak bulunabilineceğini dile getiren Atalay, Türkiye’nin 81 milyonluk çok büyük bir ülke olduğunu kişi başı tüketimin 1 kg arttırılması halinde 81 bin ton tüketim artışı olacağını, tüketimin kişi başı 2 kg arttırılması halinde ise üretilen balığın yetmez hale geleceğini söyledi.

“Payımızı yüzde 2-3’e çıkarmalıyız”

Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Musa Demir ise Türkiye’nin dünya su ürünleri pazarında yüzde 1’in altında pay aldığını, bu payın yüzde 2-3’e çıkarmamız gerektiğini dile getirdi. Demir, “Su ürünlerinde dünya genelinde avlanma azalıyor, yetiştiricilik artıyor. Türk ihracatçılarımız çok yetenekli, ihracatımıza bu sektörün katkılarının artacağına inanıyoruz” dedi. 

Sektör Toplantıları ile ihracatçıların sorunlarını çözdüklerini ifade eden Demir, Ekonomi Bakanlığı olarak firmaları ziyaret ederek sorunlarını çözme yoluna gittiklerini bu ziyaretler sayesinde hem Ekonomi Bakanlığı’nın faaliyetlerini anlattıklarını, hem de sektörlerin faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olduklarını, saha çalışmasından çıkan sorunları ve sonuçları diğer bakanlıklara gönderdiklerini ve takip ettiklerini anlattı.
Su Ürünleri Sektör Değerlendirme Toplantısında, Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Bir kurumda BİZ’i oluşturmada, takım kurmada, ekip olmada ve sinerjiyi arttırmada sağlıklı iletişimin ve uzlaşmanın önemi ile Yönetim becerisi ve liderlik” konulu sunum yaparken, fütürist Alphan Manas ise “Geleceğin şirketleri ve şirketlerin sürdürülebilir gelecek senaryoları” başlıklı bir konuşma yaptı. 

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Suriye Devlet Televizyonu tarafından yapılan habere yanıt verdi. Çavuşoğlu, Ürdün’de düzenlediği basın toplantısında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı güçlerin saatler içinde Afrin’e gireceği iddialarına ilişkin, “Rejim YPG’yi korumak için girerse Türk askerini kimse durduramaz” dedi.

Konuya ilişkin açıklama yapan Çavuşoğlu, “Bu haberleri ben de gördüm bu sabah. Biz başından beri net bir şey söylüyoruz. Bizim Zeytin Dalı operasyonumuzun hedefi belli. Teröristleri yok etmek. Fırat Kalkanı’yla DEAŞ’ı temizledik. Afrin bölgesinde Türkiye’ye tehdit oluşturan YPG’yi temizlemek için operasyon başlattık. Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda vurgumuzu yapıyoruz. Rejim buraya girer mi girmez mi girerse ne için girer bu önemli. Rejim buraya YPG/PKK’yı temizlemek için girerse problem yok. YPG’yi korumak için giriyorsa, bizi, Türkiye’yi, Türk askerini kimse durduramaz” diye konuştu. 

“Suriye konusunda, Irak konusunda Ürdün’le görüşlerimiz aynı” 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ürdün ziyareti kapsamında Ürdünlü Mevkidaşı Ayman Al Safadi ile ortak basın toplantısı düzenledi. İki ülke arasındaki son bir yıl içinde ikili ilişkilerin ivme kazandığını, karşılıklı ziyaretlerin sayısının en üst düzeyde ve bakanlar düzeyinde artmaya başladığını belirten Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ürdün ziyareti Kral 2. Abdullah’ın Türkiye’yi iki kez ziyaret etmesi ileride yapılacak görüşmelerin ikili ilişkilere ivme kazandırdığının altını çizdi.

İki bakanlık arasında siyasi istişare mekanizması kurma konusunda mutabık kalındığını belirten Çavuşoğlu, “Üst düzey kıdemli memurlarımız tarafından tüm bu ziyaretlerin imzalayacağımız anlaşmalarımızın, İmzaladığımız anlaşmaların uygulamasının takip edilmesi gerekiyor” dedi.

“Ürdün bizim için kardeş ülkedir”
Ürdün’ün ve Ürdün halkının Türkiye için kardeş ülke olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, “Dün akşam Büyükelçilik rezidansında çok sayıda vatandaşlarımızla görüştük, tanıştık. Karma evlilikler var. Burada yaşamaktan vatandaşlarımız çok mutlu. Kültürümüz aynı tarihimiz ortak. Dolayısıyla vatandaşlarımızın bura da mutlu olması bir sürpriz değil. Çok sayıda öğrencimizin özellikle Arapça öğrenmek için ve üniversitede okumak için Ürdün’ü tercih ettiğini görmekten ayrıca mutluyuz. Akademisyenlerimiz, hocalarımız, iş adamlarımız, mühendislerimiz, TİKA’mız, Yunus Emre Kültür Merkezi’miz Maarif Vakfımız bir çok özel sektör ve devlet kurumları burada Ürdün’de var. Biz bundan mutluluk duyuyoruz”şeklinde konuştu.
Türk hava yollarının Amman seferinin günde 3 sefere çıkacağını belirten Bakan Çavuşoğlu, “Bu da karşılıklı turist sayısını da arttıracaktır. Biz vatandaşlarımızın Kudüs’e kutsal mekanımıza Ürdün üzerinden gitmesini teşvik ediyoruz destekliyoruz” dedi.

Türkiye ve Ürdün’ün ikili ticaret hacminde Türkiye lehine bir açık olduğunu anlatan Çavuşoğlu, “Bunun farkındayız. Bunun Ürdün ekonomisine yüklediği yükün de farkındayız. Bunu dengelememiz lazım. Bunu dengelemek için atılması gereken adımlar var. Dün akşam bunları değerlendirdik” ifadelerini kullandı.
Geçen Yıl Türkiye-Ürdün diplomatik ilişkilerinin 70. yıl dönümünün kutlandığının altını çizen Çavuşoğlu, “Önümüzdeki yıllarda artık her iki ülkede kültür yılı olarak kutlayacağız” dedi.
Çavuşoğlu, Ürdün’ün istikrarının ekonomik büyümesi Türkiye için önemli olduğunu vurgulayarak “Hem kardeşlik hukukumuz bakımından hem de ikili ilişkilerimiz bakımından önemlidir” dedi.

“Suriye konusunda, Irak konusunda görüşlerimiz aynı”
Ürdün’de bölgesel konularda görüş ayrılığı yaşanmadığını ifade eden Çavuşoğlu, “Hatta tamamen görüş birliğimiz var. Kudüs konusunda da ABD’nin aldığı bu yanlış karar konusunda da görüşlerimizin ve çabalarımızın ne kadar ortak olduğunu herkes gördü. Önce İstanbul’da İslam zirvesini gerçekleştirdik. Kral 2. Abdullah’ın bu zirveye katılması çok anlamlıydı. Çünkü bu kutsal mekanların bekçisi Ürdün’dür, majesteleri Kral 2. Abdullah’tır. Bu çabalarımız daha sonrada devam ettirdik. BM Genel Kurulunda aldırdığımız kararla bu kararın hukuk dışı olduğunu bir kere daha gösterdik. Bundan sonra bu davayı sahiplenmemiz için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Suriye konusunda, Irak konusunda yine görüşlerimiz aynı. Biz buralarda barış huzur istiyoruz. Bu ülkelerin sınır bütünlüğünü destekliyoruz. Komşu ülkeler olarak bizim başka hiçbir gizli ajandamız yok. Bu ülkelerin yeniden inşası için çözüm olduktan sonra yine birlikte çalışacağımızı söylemek istiyorum” diye konuştu.

Esad güçleri Afrin’e giriyor

Terör örgütü PYD/YPG’nin Esad yönetimiyle anlaştığı ve rejime bağlı güçlerin bugün Afrin’e gireceği bildirildi.
Beşşar Esad rejimi ile terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında anlaşma sağlandı. Buna göre Şeyhu Belu bölgesinde bulunan rejim güçlerinin bugün terör örgütü PYD/YPG kontrolündeki Afrin’e girmesi bekleniyor.

Yerel kaynaklar, PYD/YPG elinde bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) silahlarının rejim güçlerine geçebileceğini bildirdi. PYD/YPG’nin Afrin çekilip çekilmeyeceğine dair bir bilgi paylaşılmazken, Esad güçlerinin Afrin’i Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’na karşı savunacağı öne sürüldü.

Öte yandan TSK tarafından Suriye’nin Afrin bölgesindeki terörist yapılanmalara yönelik başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı kararlılıkla devam ediyor.

Güvenlik kaynakları, Karadeniz’de son dönemde yaşanan gelişmelerin Karadeniz’deki istikrar ortamını olumsuz yönde etkileyerek, Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin Rusya Federasyonu’na yönelik tehdit algısında değişikliklere sebep olarak NATO’nun Karadeniz’de faaliyetlerini artırma gayretlerinin ivmelenmesine yol açtığına dikkat çekiyor. 

Bu süreçte NATO marjında yapılan değerlendirmelerde, Karadeniz’in, Rusya Federasyonu (RF) tarafından Avrupa güvenlik sistemine zarar verebilecek stratejik bir alan olarak görüldüğü, bölgedeki güvenlik risklerine ve RF’den kaynaklanan potansiyel tehditlere karşı hazırlıklı olunması gerektiği sıklıkla ifade edildiği vurgulanarak nihayetinde 08-09 Temmuz 2016 tarihlerinde icra edilen Varşova Zirvesinde “RF potansiyel bir tehdit” olarak nitelendirilmiş, öte yandan NATO’nun Karadeniz’deki varlığının artırılması bağlamında İttifak üyeleri mutabık kalındığı hatırlatıldı.

Öte yandan, Türkiye’nin, 2016 Varşova Zirvesi’nde Karadeniz özelinde alınan kararı desteklediği, müteakiben İttifak bünyesinde sürdürülen gayretlere aktif katkı sağladığı ve sağlamaya devam ettiği kaydedildi. Türkiye tatbik ettiği strateji ile Karadeniz’de Bölgesel Sahiplik ilkesiyle uyumlu tedbirleri desteklediği, bu minvalde “NATO Daimi Deniz Gücü (SNF)” temelli tedbirlere öncelik verdiği ifade ediliyor. 

Zira, SNF’lere İttifak dahilinde en fazla katkı veren ülkelerden olan Türkiye’nin, soğuk savaş müddetince SSCB kaynaklı tehdidi tek başına kendi imkânları ile karşıladığı, bu esnada NATO’nun Montrö Sözleşmesini gözetecek şekilde SNF temelli destek ve işbirliği faaliyetlerine önem verdiği kaydedilmekte. Türkiye bu prensibi sürdürdüğü vurgulanarak öte yandan SNF’lerin Karadeniz’de icra ettikleri harekât, eğitim ve tatbikat faaliyetlerinde günümüze dek herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığının da bilindiğine dikkat çekiliyor. 

Güvenlik uzmanları, Karadeniz’in başat ve belirleyici ülkesi olarak Türkiye’nin İttifak dâhilinde desteklemediği hiçbir tedbirin Karadeniz’de istenen etkiyi oluşturmayacağı, esasen etkin ve sürdürülebilir de olmayacağı, bu minvalde ülkemiz tarafından ortaya konan görüşlere değer atfedilmesinin kaçınılmaz olduğu her platformda dile getiriliyor. 

Bununla ilgili şu örnek verilmekte;” NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG2 TU.02), NATO’nun ani reaksiyon kuvveti olarak barışı koruma veya talep edildiğinde dünyanın herhangi bir bölgesinde destek görevleri icra edebilme yeteneğine sahip olup yoğun eğitim programları icra etmekte, ayrıca NATO tatbikatlarına ve üye ülkelerin icra ettiği davet tatbikatlarına iştirak etmektedir. Bu faaliyetlerin yanı sıra ülkelere liman ziyaretleri icra ederek NATO’nun dayanışma ve kararlılığını göstermektedir.”

Öte yandan, Türkiye, İttifak yükümlülükleri bağlamında; NATO Daimi Deniz Görev Gruplarına, Ege’de Düzensiz Göçle Mücadele Faaliyetlerine, Deniz Muhafız Harekâtına gemi, denizaltı ve deniz-hava unsurları ile daimi olarak destek sağlamakta, NATO unsurlarının iştirak ettiği DYNAMIC MONARCH, DOĞU AKDENİZ ve NUSRET tatbikatlarına başarılı bir şekilde ev sahipliği yapmakta.

NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2)’ye iştirak eden TCG GAZİANTEP fırkateyni ile NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNNCMG-2)’ye iştirak eden TCG AKÇAY Mayın Avlama Gemisi tarafından 05 Şubat 2018 tarihinde Karadeniz’de Romanya Deniz Kuvvetleri unsurları ile geçiş eğitimleri icra etti. 17-20 Şubat 2018 tarihleri arasında İstanbul Limanı’nı ziyaret edecekler.

Güvenlik uzmanları, İttifak yükümlülüklerini hassasiyet ve titizlikle yerine getiren Türkiye’nin, SNF’lere azami katkıda bulunduğunu, Karadeniz özelinde sergilenen faaliyetlere iştirak ettiği, bu vesileyle başta Karadeniz’e kıyıdaşlar olmak üzere İttifak ülkeleri ile karşılıklı çalışabilirliğe yoğun katkı sağladığını vurguluyor.  

Bayazit Cebeci

Ünlüler dünyasında da gencinden yaşlısına birçok kişinin estetik müdahaleler geçirdiğini ve bu sayede güzelliklerine güzellik kattıklarını söyleyebiliriz. Son zamanlarda güzellik kavramının, estetik müdahaleler sonucunda kazanılan bir özellik olduğunu dahi söyleyebiliriz. Botoks, silikon, burun estetiği ve yüz gerginleştirme gibi birçok operasyon sayesinde daha genç ve etkili bir görünüm elde edilebilmektedir.

Günümüzde özellikle de bayanlar gençliğini geri kazanmak adına estetik yaptırmaktadır. Bu aşamada dikkat çeken ve ilk akla gelen ünlü isim Ajda Pekkan’dır. Ajda Pekkan, yılların eskitemediği ve güzelliğini kaybetmeyen ünlülerden bir tanesidir. Yaşının epey ilerlemesine rağmen birçok genç ünlüye taş çıkartacak olan Pekkan, defalarca estetik operasyonu geçirmiştir. Türk ünlüler arasında güzelliği ile dikkatleri çekmeyi başaran Petek Dinçöz’ün de estetik ameliyatları sonrasında bu güzelliğe kavuştuğunu söylesek yanılmış olmayız. Burun estetiği gibi müdahalelerle ünlüler dünyasında yer alan ve güzelliğiyle birçok kişiyi kendine hayran bırakan Sibel Can’da çeşitli operasyonlar geçirmiştir.

Estetik operasyonları hem fiziksel hem de psikolojik olarak bireyleri ciddi anlamda etkilemektedir. Ameliyat geçiren kişiler, istedikleri, hayal ettikleri görünüme kavuşmakta ve bu sayede de kendilerine olan güveni artmaktadır. Özgüveni yüksek olan kişilerinde içinde bulundukları sektörde çok daha başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Fiziksel görünümünü beğenen ve yeterli bulan kişiler, kendiyle barışık insanlardır. Böylelikle de hem iş hayatında hem de sosyal hayatta kendini kolay bir şekilde gösterebilmektedir.

Estetik İle Ünlüleri Tanımak İmkânsız!

Türk ünlüler dünyasında bıçak altına yatan ve estetik operasyonları sonrasında güzellik elde eden kişilerin sayısı oldukça fazladır. Estetik yaptıran diğer Türk ünlülerden de bahsedecek olursak Ebru Şallı’yı örnek olarak gösterebiliriz. Ebru Şallı yaptırdığı küçük müdahalelerle büyük bir fark oluşturmuş durumdadır. Model ve sunuculuk yapan Ebru Şallı’nın eski halinden eser kalmadığını söylesek yanılmış olmayız. Popüler sunucu Acun Ilıcalı’nın eşi Şeyma Subaşı’da yaptırdığı estetik operasyonlarla gündemde en çok konuşulan isimler arasında yer alıyor. Birkaç estetik müdahale sonucunda tartışılmaz bir güzelliğe sahip olan Şeyma Subaşı görenleri hayretler içinde bırakıyor.

Estetik yaptırarak güzelliğine güzellik katan ve Türk ünlüler dünyasında dikkat çeken diğer isimleri ise Çağla Şikel, Ebru Yaşar, Aysun Kayacı, İrem Derici, Türkan Şoray, Fahriye Evcen, Deniz Akkaya, Gülşen ve Pınar Altuğ olarak sıralayabiliriz.

Estetik ameliyatı geçiren ünlülerin eski hallerine baktığımızda neredeyse tanımak imkânsız. Baştan sona büyük bir değişim geçiren bu ünlüler, güzellikleriyle dikkat çekiyor. Gerek yüz hatlarında gerekse de vücutlarının farklı uzuvlarında görülen eklentilerden kaynaklı olarak sektör içerisinde daha uzun vadede yer almaları durumu ortaya çıkacaktır. Aynı zamanda medyatik kimliklerini de estetik ameliyatlarıyla beraber daha iyi bir seviyeye taşıyacaklardır. Estetikle ilgili olarak tüm detaylara bakmak ve Doç. Dr. Hayati Akbaş’tan muayene almak için https://www.fbm.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bugünkü sayıda yayımlanan kararda, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleri hakkında 2008 yılından bu yana kabul edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve TBMM’nin kararı ile bir yıl için verdiği ve birer yıl arayla uzattığı izin çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) deniz unsurlarının, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafazası ve uluslararası toplumca yürütülen korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle müşterek mücadele harekatına aktif katılımda bulunulmasının sağlandığı belirtildi.

Anılan bölgelerde meydana gelmeye devam eden korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle uluslararası toplumca mücadele edilebilmesine cevaz veren BMGK’nın ilgili kararlarının süresinin son olarak 7 Kasım 2017 tarihli ve 2383 sayılı Kararla bir yıl daha uzatıldığı vurgulandı.

Bu kapsamda, Türk donanmasının söz konusu bölgelerdeki görevinin 10 Şubat 2018 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasına, ayrıca denizde terörizmle mücadele harekatlarına katkı sağlanabilmesi maksadıyla unsurların bölge ülkeleri karasuları dışında denizde terörizmle mücadele görevi için yetkilendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından yapılması için izin verilmesine karar verildiği ifade edildi. 

Amerika’da yaşayan başarılı Türk işadamı Murat Güzel, Demokratik Parti’nin seçilmiş yöneticilerinin oluşturduğu birliğin başkanlığına getirildi. 12 seçilmiş Demokrat Partili, Amerika’da yaşayan başarılı Türk işadamı Güzel’in başkanlığı altında buluştu.

Demokratik Parti’den seçilen Lehigh ve Northhampton idari bölgelerinin anlaşamayan başkanları, Türk işadamı Güzel’in çabalarıyla bir araya geldi. İki idari yönetici, 4 belediye başkanı, 6 il meclis üyesi ve iki bölge Demokratik Parti lideri, “Lehigh Valley Democratic Progressive Coalition” çatısı altında bir araya geldi. Kurumun başkanlığına da işadamı Murat Güzel getirildi.

“Etkin olmamız lazım”

Danışma kurulu ve yönetim kurulunun yer aldığı oluşumun başkanlığını bir Türk-Amerikalı olarak üstlenmekten büyük gurur duyduğunu belirten Türk işadamı Murat Güzel, ‘’Amerika’da yaşayan Türkler olarak parti ayırımı gözetmeksizin bu tip kurumlarda görev almamız ve politikada etkin olmamız lazım” dedi.

Güzel, 13 kişiden oluşan yönetim kurulunda öncelikli amaçlarının Kasım 2018’de yapılacak seçimlere hazırlık yapmak ve iki bölge arasında uyumlu çalışmayı sağlamak olduğunu söyledi.

İki idari bölge arasında koordine olmanın seçimlerde çok önemli olduğunun altını çizen Murat Güzel, “İki bölgedeki adayların uyumsuzluğu neredeyse seçimleri kaybetmemize neden olacaktı. Ancak son dakika bir araya gelip bir koordinasyon merkezi kurarak seçimlere odaklandık ve kazandık. Bu başarı benim iki bölge arasındaki sorunları çözmemde büyük bir faktör olarak görüldü. Seçim sonrası da bu koordinasyonun devamına ve bundan sonraki seçimlere de aynı anlayışla hazırlanmamın önemi ortaya çıktı. Benim de başkan olarak seçilmemde bu çalışmaların bir karşılığı olarak görüyorum’’ diye konuştu.

Kasım 2017 seçimlerinde Lehigh County yönetimine seçilen Phillips Armstrong ise seçim sonrası Demokratik Partililere yaptığı konuşmada, Başkan Güzel’e teşekkür ederek, “Yardımları olmasa seçilemezdim” dedi.
Pensilvanya’nın büyük idari bölgelerinden olan Lehigh’ın 2018 yıllık bütçesinin 865 milyon Dolar, Northhampton bölgesinin ise 402 milyon Dolar civarında olduğu açıklandı.

Bu arada; Amerikan vatandaşı olan göçmenleri daha aktif şekilde politik sistemin içine çekmek amacıyla altı ay önce Demokratik Parti içinde kurulan “New American Caucus’un da başkanlığına Türk iş adamı Murat Güzel getirildi. Başkan Güzel, yeni oluşumu özellikle Amerika’daki seçimlerde büyük önem taşıyan Ohio, Florida, Michigan eyaletlerinde de hayata geçireceklerini söyledi.

Mühendis Nihat Cindioğlu, geçtiğimiz yıl beş arkadaşıyla birlikte Türkiye’de bir ilke imza atarak yerli Ageliştirdi. Dünyada var olan birçok sesli ve görüntülü konuşma programının Türkiye’de bulunmaması nedeniyle böyle bir çalışma başlattıklarını belirten Cindioğlu, WhatsApp’a kafa tutacak bir yazılım hazırladıklarını kaydetti. Arkadaşları ile yaptıkları çalışmada dosya gönderimi, görüntülü ve sesli konuşma ile bilgisayardan cep telefonuna arama yapmaya kadar birçok işlevi olan ‘Kamapp’ adlı programı bugün aktif olarak hizmete açtıklarını aktaran Cindioğlu, uygulamanın App Store, Play Store, Google Stroe gibi elektronik ortamlardan indirilebildiğini ifade etti. Tanıtım ve reklam yapmadan bugün itibariyle 100 kullanıcıya ulaştıklarını anlatan Mühendis Cindioğlu, programın daha da geliştirilip tüm dünyada kullanılması için 12 kişilik ekiple çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

Programın yapım aşamasını ve tanıtımını yapan Türk Mühendis Cindioğlu, “2017 yılında bu Kamapp projesinin ilk testlerini yaptık. Kamapp, ismini kamu uygulamasından alıyor. Programda, görüntülü ve sesli konuşma, video, fotoğraf paylaşımı, lokasyon paylaşımı, dosya gönderimi gibi işlerde kullanılabiliyor. Bu programda ayrıca masaüstü bilgisayarınızdan cep telefonlarını arayıp sesli ve görüntülü görüşme yapabilirsiniz. WhatsApp ve benzeri uygulamalarının olması ve Türkiye’de bu tür programların kurucularının olmamasından dolayı, böyle bir eksikliği gidermek adına beş arkadaşımla birlikte bir çalışmaya imza attık. Bu çalışmamız tamamen yerli olup, herhangi bir yerden destek almadık. Türkiye’de bizden başka böyle bir programı geliştiren veya yapan yok. Hatta araştırmalarımıza göre test aşamasında olan böyle bir programda yok. Bizim şu anda kullandığımız sistemi, Dünyada internetin olduğu her yerden herkes bağlanabilir” dedi.

Sistem aktif

Cindioğlu, hiç bir reklam ve tanıtım yapmamalarına rağmen sistemin şu an 100 kişi tarafından indirilip kullanılmaya başladığını belirterek, “Bugün itibari ile sistemimizi aktif ettik. Herhangi bir tanıtım ve reklam yapmadan yaklaşık 100 kişi programı indirerek, kullanmaya başladı. Bu sayının da giderek yükseleceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Cindioğlu, programın patentini de aldıklarını vurgulayarak, yakın bir zamanda programın tanıtımını da yapacaklarını ifade etti.

Başbakan benzer uygulamayı kullandı

Başbakan Binali Yıldırım, başkanlık edeceği Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde ise Cindioğlu ve arkadaşlarının yazdığı uygulamanın bir benzeri olan PTT Messenger ile Hatay’daki Harekat Merkezi’ne bağlanmış, 2. Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel’den Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin bilgi almıştı.

Bekir Basmacı – Mehmet Bulut
 

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Alman parlamentosunda PKK paçavraları takarak terör örgütü propagandası yapan zavallı vekil müsveddeleri, masumlara füzeyle saldıran katillerle aynı çizgiye düştüklerini, aynı cinayet ve melanete ortak olduklarını ne zaman idrak ve itiraf edeceklerdir” dedi.

Mehmetçiğin Afrin’de masum sivil halkın zarar görmemesi için büyük bir dikkat ve hassasiyet gösterdiğini vurgulayan Bahçeli, “Kahraman Mehmetlerimiz teröristleri iman gücüyle ezeceklerdir. Terörün kökü kazınacaksa gün bugündür” ifadelerini kaydetti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) Afrin’e adım adım yaklaştığını kaydeden Bahçeli, “Afrin’in çevresi kanlı niyet ve hedeflerden arındırılmaktadır. Bugüne kadar PYD/PKK işgalindeki pek çok yer kurtarılmıştır. Düne kadar 40’a yakın nokta teröristlerden temizlenmiştir. Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 950’yi geçmiştir. Stratejik mahiyetteki Barşah ve Darmık Dağı teröristlerden alınmış, Horoz Dağı ve Bülbül bölgesindeki terör mevzileri yoğun bombardımana tutulmuştur. Terör örgütü PYD/PKK’nın barınak, sığınak, silah, araç ve gereçleri peş peşe icra edilen hava akınlarıyla karadan yapılan eş zamanlı top atışlarıyla imha edilmiştir. Bu süreçte kahraman Mehmetçik masum sivil halkın zarar görmemesi için büyük bir dikkat ve hassasiyet göstermektedir” diye konuştu.

“Zeytin Dalı Harekatı’nın başarı ve sonuca ulaşması için milli ruh ayakta, milli vicdan alarmdadır”

Bahçeli, PKK ile PYD arasındaki bağ ve bağlantının bir kez daha alenileştiğine dikkat çekerek, “Demek ki, PYD/PKK terör örgütü tıpkı Sur’da olduğu gibi, Nusaybin’de görüldüğü gibi, aynısıyla Cizre’de yaşandığı gibi çukur kazarak, tünel açarak, barikat dikerek terör eylemleri ve kanlı provakasyonlar için hazırlık ve prova yapmıştır. Karşımızdaki tablonun başka bir izah ve ifade tarzı yoktur. Köstebek gibi yer altına inen hainler Afrin merkez ve etrafını tuzaklamışlar, askeri harekatımıza yönelik çok önceden adeta tedbir almışlardır. Görünen gerçek budur. Hainlerin saklanması nafiledir. Korkakça kaçmaları işe yaramayacaktır. Kahraman Mehmetlerimiz teröristleri iman gücüyle ezeceklerdir. Terörün kökü kazınacaksa gün bugündür. Zeytin Dalı Harekatı’nın başarı ve sonuca ulaşması için milli ruh ayakta, milli vicdan alarmdadır” açıklamasını yaptı.
Afrin gündemiyle toplanan Almanya Parlamentosunda, Alman vekillerin boyunlarına PKK paçavraları asarak Zeytin Dalı Harekatı’nın durdurulmasını istemesine değinen Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Alman Parlamentosunda PKK paçavraları takarak terör örgütü propagandası yapan zavallı vekil müsveddeleri, masumlara füzeyle saldıran katillerle aynı çizgiye düştüklerini, aynı cinayet ve melanete ortak olduklarını ne zaman idrak ve itiraf edeceklerdir. CHP, PYD’yi temize çıkarma, aklama arayışındadır. Tabipler Birliği isimli PYD/PKK paravan örgütü, ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ derken vatana ihanet suçu işlemiştir. PYD/PKK’lıların derdine düşen alçaklar, suçsuz günahsız insanlarımıza ateş açan rezillere en ufak tepki, en küçük itiraz göstermemişlerdir. Tabipler Birliği Türk düşmanıdır, hekimlerin utancı, hekimliğin yüz karasıdır. Hem doktorum diyecekler hem de katillerin safına girip sağlıktan bahsedecekler. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir iş birliği ve ihanete geçit yoktur.” 

İlker Turak

Okula gelişinde Okul Müdürü Zeki Bozkurt, öğretmenler ve öğrenciler tarafından çiçeklerle karşılanan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’a öğrenciler büyük ilgi gösterdi. Erbaş, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından öğrencilere hitap etti. Okulda kendisini Türkiye’de gibi hissettiğini belirten Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İstiklal Marşı’yla başlamanın son derece anlamlı olduğunu belirtti. Öğrencilere “İstiklal Marşı’nı hepiniz biliyor musunuz, hanginiz ezbere okuyabilir” diye soran Erbaş, el kaldıranlar arasında yer alan ilkokul öğrencisi Merve İpek’i kürsüye davet etti. Erbaş, İstiklal Marşı’nın bir bölümünü Merve İpek’le beraber okudu. Eğitim sisteminin kendisinin öğrencilik dönemlerine göre çok geliştiğini ifade eden Erbaş, “Bizim zamanımızda bu imkanlar yoktu. Şu anda imam hatip liselerinde ve diğer liselerimizde milli ve manevi yönden gelişmek için çok güzel imkanlar var” diye konuştu.

Erbaş, ayrıca Suudi Arabistan’da yaşayan Türk Okulu öğrencilerine Arapça’yı öğrenmeleri tavsiyesinde bulunarak, “Gerekirse anne babalarınıza sizi kursa göndermelerini söyleyin. Arkadaşlarınızdan duyduğunuz Arapça ile kalmayın” dedi.

Riyad Uluslararası Türk Okulu ziyaretine Erbaş’ın yanısıra Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Erdoğan Kök, Din İşleri Yüksek Kurul Başkanı Ekrem Keleş, Başkan Yardımcısı Selim Argun ile Başkanlık üst düzey yöneticileri katıldı. Erbaş, ziyaretin sonunda öğrenciler ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

Türk Tabipler Birliği’nin açıklamasına bir tepki de Kafa Yüz ve Rekonstrüktif Cerrahi Vakfı’ndan geldi. Vakıf Başkanı Dr.Halil İbrahim Özkuş, “Zeytin Dalı Harekatı’nı hedef alan mesnetsiz açıklamaları nedeniyle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yönetim Kurulu’nu kınayarak, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve ideallerine bağlı hekimler olarak bu açıklamaların kendilerini bağlamadığını ifade etti.

Türk Tabipler Birliği’nin özür dilemeye davet eden Kafa Yüz ve Rekonstrüktif Cerrahi Vakfı Başkanı Dr. Halil İbrahim Özkuş yaptığı açıklamada “Yaşam amacı insanları yaşatmak olan bunun için namusu ve şerefi üzerine yemin eden hekimlerin savaş istedikleri tatbiki düşünülemez ancak konu vatan toprağı olunca hekimlerde ölmesini bilecek kadar onurlu ve şereflidirler. Bunun en güzel örneği Çanakkale Savaşı’nda şehit olan hekimlerimizdir. Yıllardır hekimlerin gerçek sorunlarına ilgisiz kalan Tabipler Birliği bu cemiyeti kendi siyasal görüşlerinin propaganda platformu olarak kullanan bir grubun elinde kalmıştır.

Bugünde bu siyasallaşmış yapının düşünceleri sanki tüm hekimlere aitmiş gibi Türk Tabipler Birliği başlığı altında sunulmuştur. Asıl amacı hekim sorunlarına çözüm üretmek ve hekimin topluma karşı entelektüel sorumluluğu olması gereken Tabipler Birliği bunun yerine bir avuç siyasallaşmış hekim grubunun elinde oyuncak olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Türk hekimi olarak bu bildiriyi vatan için şehit olan tüm askerlerimizden özür dileyerek ve onları rahmetle anarak lanetlediğimi belirtmek isterim. Hekimler tabiki bir siyasi fikre sahip olacaklardır ancak siyasallaşmamalıdırlar düşüncesindeyim. Herhalde 600 bin kişinin ölümüne neden olan ABD’nin yaptığı savaş ve katliam değildi ki her zaman emperyalizme karşı olduğu fikrini savunan TTB, ABD’yi ve onun işbirlikçilerini kınamayı düşünemedi?” ifadelerine yer verdi.