Kocası ve üç kızında nörofibromatozis hastalığı bulunan Zekiye Unutur, ailesinin bir an önce sağlığına kavuşması için yetkililere seslendi. 18, 16 ve 14 yaşındaki kızlarının nörofibromatozis hastalığına genetik olarak yakalandığını ve çocuklarında duyma bozukluğu ile her geçen gün yeni rahatsızlıklarının nüksettiğini söyleyen anne Zekiye Unutur, Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve Cumhurbaşkanından kendilerine el uzatılmasını istedi. Çaresiz anne, nörofibromatozis ve aynı zamanda çölyak hastası olan 16 yaşındaki kızı ile 14 yaşındaki kızının da engelsiz bir hayat yaşamasını istiyor. 

15 yıldır nörofibromatozis hastalığı olan 44 yaşındaki kocası Kamil Unutur’un da çok sayıda ameliyat geçirdiğini belirten Zekiye Unutur, artık maddi olarak zorlandıklarını dile getirdi.
Eşi Kamil Unutur ve kızlarını hiçbir zaman yalnız bırakmayan Zekiye Unutur, “Nörofibromatozis bir kanser türü. Eşim ameliyatlar geçiriyor. Kocam şimdiye kadar beyninden 3-4 defa, belinden, parmağından ameliyat oldu. Işık tedavileri ile 9 defa operasyon geçirdi. Yüzde 95 özürlü, malulen emekli. Şu anda kulaklarını kaybetti, yüz felci geçirdi. Ayakta durmakta zorlanıyor. Kendi ihtiyaçlarını yalnız başına göremiyor. Sürekli birinin yardım etmesi gerekiyor. İrsi olduğu için kızlarım da hasta. Büyük kızım büyük bir ameliyat geçirdi. Gözlerinden de operasyon geçirdi” dedi.

Büyük kızının üniversiteyi kazanmasına rağmen gidemediğini ve psikolojik tedavi gördüğünü söyleyen Unutur, “Kızım kulakları duymadığı için üniversiteye gidemedi. Rahatsızlığından dolayı da gidemiyor zaten. Her an gözlem altında durması gerekiyor. Çocuklarımın üçünde de nörofibromatozis denen hastalık var. Kanserin bir türü. İlaç tedavisi biraz zor olan bir hastalık. Sadece cerrahi müdahale yapılabiliyor. Ameliyattan sonra da yani eşim bu şekilde oldu. Kızım desen aynı. Büyük kızım da ameliyat geçirdi. Ameliyattan sonra bir bitkisel ilaç tavsiye ettiler, onu kullandık. O ilaçlar şu anda tümörleri durduruyor, ama yine de büyümeye devam ediyor. Müdahale edilmesi gerekiyor. Nasıl bir müdahale olacak, nasıl bir tedavi olacak o yöntemi bilmiyoruz” şeklinde konuştu.
Kızlarının birinin 18, birinin 16 ve birinin de 14 yaşında olduğunu söyleyen acılı anne Zekiye Unutur, “Diğer kızlarım da ablaları gibi, orta numara da kulaklarını kaybetmek üzere. Küçük kızın ses tellerinde problem çıktı. Vücutta sinirlerin üzerilerinde çıkan bir şey. Yani siniri sıktığı zaman o tarafı felç yapıyor. Çocuklarımın sağlıklı bir şekilde yaşamalarını, engelli olmayıp yaşayabilmelerini istiyorum. Üçünün de şu an okumaları gerekiyor. Büyük kızım okuyamadığı için onun da sağlığına kavuşup okumasını istiyorum. İlgili makamlardan, Sağlık Bakanlığından, Cumhurbaşkanımızdan, gerekirse bana herkesin el uzatmasını istiyorum. Bir şekilde çocuklarımın sağlığına kavuşmasını istiyorum” dedi.

“Kimseye ihtiyaç duymadan dışarı çıkmak istiyorum”

Nörofibromatozis hastası 18 yaşındaki F. Unutur ise, hastalığından dolayı üniversiteye gidemediğini ve en büyük hayalinin kimseye ihtiyaç duymadan dışarı çıkmak olduğunu ifade etti. F. Unutur, “Şu anda işitme duyum neredeyse yüzde 75. İleride belki kör olabilirim ya da yürüyemem. Tek başıma dışarı çıkamıyorum. İllaki birisinin olması gerekiyor yanımda. Tek başıma alışveriş yapamıyorum. Eğitim durumum zaten çok kısıtlı. Sosyal çevrem deseniz yok. Psikolojik destek alıyorum. En büyük hayalim dışarı çıkarken kimseye ihtiyaç duymamak. Buradan Sağlık Bakanlığına sesleniyorum. Lütfen bana yardımcı olun” dedi.
Nörofibromatozis ve çölyak hastası olan 16 yaşındaki B. Unutur ise, “Hastalığımın biri nörofibromatozis, birisi çölyak. Sinir üstünde böyle kanser hücresi çıkıyor. Oradan da bazı tepkiler yapıyor. Çölyak da una alerji yapıyor. Yani yediğin zaman mide bulantısı, halsizlik, baş dönmesi oluyor. Mesela benim kulaklarım duymuyor. Genelde arkadaşlar da sessiz konuştukları için bazı şeyleri duymuyorum. Çölyak da olduğum için okulda kantinde benle ilgili hiçbir şey bulunmuyor. Orada sadece bir içecek bulunuyor. Yiyecekler de zaten hiç bulunmadığı için oradan hiçbir şey alamıyorum. Tedavi olmamız için yetkililerden yardım istiyorum” şeklinde konuştu.

Nörofibromatozis nedir?

Nörofibromatozis (NF) değişik sinirler boyunca tümörlerin büyümesine sebep olan ve kemik ve deri gibi sinir harici dokuların gelişimini etkileyen genetik hastalıklar takımıdır. NF, tümörlerin vücutta herhangi bir yerde büyümesine sebep olur. Ayrıca gelişim anormalliklerine de sebebiyet verir. 

Taşkın Sarıca – Hasan Otağ Fırıncıoğulları
 

Edirne 1’inci Sultan Murat Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım 16 Ocak Dünya Hijyen Günü için yaptığı açıklamada alerjik hastalığa sahip çocuğu olan aileleri uyardı. Yıldırım, “Alerjik hastalığa sahip çocuğu olan aileler için basit ve uygulanabilir tedbirler almak bu sıkıntılı sürecin yönetiminde çok değerlidir. Alerjiye sebebiyet veren etkenlerin ortamdan uzaklaştırılması hastalığın tedavisi için detay değil olması gerekendir” dedi.

Dr. Yıldırım alerjik çocuğu olan ailelere evlerini haftada üç kez emiş gücü yüksek temizlik robotlarıyla temizlemelerini önerdi. Normal bir süpürge ile temizlik yapılırken alerjiye yol açan toz ve ev tozu akarların yani miteların ortama yeniden salındığının altını çizen Dr. Ahmet Yıldırım “Süpürge yerine, kiri ve tozu suya çeken ve filtreleyen temizlik robotlarının kullanılmalıdır” diye konuştu.

“Sadece yerleri süpürmek yetmez, yatağı da süpürün”

Dr. Ahmet Yıldırım, yerlerin süpürülmesi kadar çocuğun oturduğu ve özellikle uyuduğu yerlerin de dikkatle temizlenmesi gerektiği ifade ederek “Alerjik sorunları olan bir çocuğa sahipseniz evinizi haftada en az 3 kez, 30 dakika süre ile süpürmeniz gerekir. Süpürgenizin ortam havasını da temizlemesi önemlidir. Sıradan süpürgeler emdikleri tozun büyük bir kısmını tekrar ortama verirler. Temizlik robotları hem ortamı temizler, hem de tozu havaya vermediği için havanın da temizlenmesini sağlar. Oda süpürüldükten sonra ise yaz – kış mutlaka havalandırılmalıdır. Ayrıca halı dışında perde, oyuncak, yatak, yorgan, yastık gibi toz akarlarının yaşam alanı olabilecek yerleri temizlemesi de önemlidir. Alerjik çocuğun yatağı ve battaniyesi mutlaka sık sık temizlik robotu ile süpürülmelidir. Birkaç kullanımdan sonra ev ortamında havanın değiştiğini ve çocuğun şikayetlerinin azaldığı gözlenecektir” şeklinde konuştu. Dr. Yıldırım çocuktaki şikayetlerin azalmasının yaşam kalitesi, iştah, uyku düzeni, akademik başarı gibi pek çok konuda olumlu etki göstereceğini de söyledi. 

Törende İhlas Medya’dan üç isim ödüle layık görüldü.

Bem-Bir-Sen tarafından her yıl geleneksel olarak verilen ve trafik kazasında yaşamını yitiren genel sekreterleri adına düzenlenen “İbrahim Keresteci Basın Ödülleri”ne bu yıl Diyarbakır ev sahipliği yaptı. Bir otelde düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mehdi Eker, Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cumali Atilla, Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, İl Emniyet Müdürü Tacettin Arslan, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Muhammed Dara Akar, Avrupa Bağımsız Sendikalar Konfederasyonu (CESİ) temsilcileri, Bem-Bir-Sen yöneticileri ve davetliler katıldı. 8’nci düzenlenen törende İhlas Medya Ankara temsilcisi Batuhan Yaşar, TGRT Haber Genel Yayın Yönetmeni Ercan Seki ve Türkiye Gazetesi Cumhurbaşkanlığı-Başbakanlık Muhabiri İsmail Sonsuz ödüle layık görüldü.

“O kayıtlar bugün en önemli delil”

Açılış konuşmasını yapan Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, 15 Temmuz gecesi canı pahasına görevini yapmaya çalışan basın emekçilerinin sayesinde ihaneti gördüklerini belirterek, “O sayede gece meydanlara indik. haninlerin acımasızlığını ihanetlerini ve katliamlarını anbean kaydettiler ve o kayıtlar bugün mahkemelerde hesap sorulurken en önemli delil niteliğinde oldu. O ihanet gecesinde şehit olan, gazi olan gazeteci kardeşlerimiz de vardı. Bu vesile ile tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize hayırlı ömürler diliyorum. Bütün basın emekçilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyor, katılımlarından ötürü şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“Organizasyonun Diyarbakır’da olması çok anlamlı”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mehdi Eker, düzenlenen organizasyonun Diyarbakır’da olmasının çok anlamlı olduğunu ifade ederek, “Bugün bu toplantıya Avrupa’dan, Afrika’dan, Asya’dan gelen çok sayıda misafirimizin olduğunu biliyorum ve şunu söylemek istiyorum; Şehirlerin televizyonlar ve medya yoluyla tanıtılmaya başlandığı son 40 yıl içerisinde bu kadim Diyarbakır şehri terörle boğuşuyor. Gündemindeki tek madde bu oldu. Tek madde olması sebebiyle de televizyonlarda ve gazetelerde Diyarbakır’ın güzellikleri ve evrensel değerleri, medeniyetlere beşik olmuş özelliği ön plana çıkmadı. Bugün umuyorum ki bu toplantı vesilesi ile çok sayıda medeniyeti emzirmiş bu kadim şehir Diyarbakır az da olsa tanınma imkanı bulunur. Bu nedenle toplantının burada düzenlenmiş olmasını ben çok önemsiyorum. Diyarbakır’ı eğer yeryüzündeki kadim şehirlerle eşleştireceksek, ona bir kardeş arayacaksak inanın bu kardeş Kudüs olur. Tıpkı kudüs gibi burası da tarih boyunca bir çoğunluğun barış içerisinde yaşadığı bir şehirdir” diye konuştu.
Vali Hasan Basri Güzeloğlu da, böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmanın verdiği mutluluğu yaşadığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Böylesi buluşmalar Diyarbakır’ın tanıtılmasına çok önemli katkılar sağlayacaktır. Hakka hizmet eden ve bu doğrultuda dik duruşu ve imanıyla bu tavrı sergileyen herkesin bu yürüyüşe hem katkısı hem de hiç şüphesiz emeği vardır. Bu ülkenin birlik ve beraberliğine herhangi bir kast olduğunda dimdik ayakta duran bir büyük camia olarak Memur-Sen’in ve özelde deBem-Bir-Sen’in tüm üyeleriyle gurur duyuyoruz. Onların varlığından büyük bir mutluluk duyuyoruz.”

Tören sonunda İhlas Medya adına ödülleri İhlas Haber Ajansı (İHA) Diyarbakır Bölge Müdürü Abdulkerim Kantarcıoğlu aldı. 

Zeybekci, “Onlar bizi katledene kadar, onlardan birkaç tanesini geberttiğimde, benim çoluğumdan çocuğumdan, bunun hesabını mı soracaktın? Arkadan gelenlerden bunun hesabını mı soracaktın” dedi.

Denizli’de hizmete açılan İncilipınar Yüzme Havuzu’nun açılışına katılan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci son KHK ile 15 Temmuz gecesi darbecilere müdahale eden sivil halk ile ilgili alınan karar sonrası yapılan eleştirilere sert cevap verdi.

“O gece sizin kardeşiniz de TBMM’Ye girerken, üzerine yağmur gibi kurşun yağdırıldı”

Konuşmasında 15 Temmuz gecesi TBMM’de yaşadığı o anlardan ilk defa bazı ayrıntılarda anlatan Bakan Zeybekci “15 Temmuz’da hukuk çiğnenmiş, 15 Temmuz’da Anayasayı devirmeye gelen, bu ülkeyi devirmeye gelen, hükümeti devirmeye gelen, meclisi işgal etmeye gelen, bu milleti bölmeye, parçalamaya, bu ülkeyi işgal etmeye gelenler vardı. Ne diyeyim ben sana, Allah seni bildiği gibi etsin diyorum da, Allah’a bile kalmayacak sen o pisliklerin içinde yuvarlanıp gideceksin. Oradan kendi layığını bulacaksın. Köprüde de katledilen, linç edilen askerler varmış, bunun hesabı sorulmayacakmış mı? Ülke elden gidiyordu, vatan elden gidiyordu. Bayrak elden gidiyordu, ülke bölünüyordu, parçalanıyordu. Bu milletin evlatları katlediliyordu. Ve hiçbir zaman bu millet vicdansızlık da yapmaz, yapmamıştır. O gece sizin kardeşiniz de TBMM’ye girerken, üzerine yağmur gibi kurşun yağdırıldı. Biz canımızı tezgaha koyup da çığırtkanlık edenlerden değiliz. Hiç bir yerde konuşmadık. Meclis bombalar yağarken oralardaydık. Yanımızda Bakan kardeşimiz vardı ona ve arkadaşlarıma dedim ki, ‘canlı teslim olmayacağım. Bu hainler buraya girerse, meclis salonuna girerlerse, beni canlı almayacaklar’ dedim. Ve o gün hazırlıklı da gitmiştik. Yanımızda ruhsatlı silahımız vardı, üç tane şarjörü ile beraber, bekliyordum orada. Arkadaşlarımız sığınağa giderken, Bursa milletvekilimiz vardı, onun tekerlekli sandalyesini çıkarırken, ‘abi sen gelmiyor musun?’ dedi. Ben dedim, burada bekleyeceğim bunları. Bizi canlı almayacaklardı ama alana kadar onlardan bunun hesabını soracaktım” dedi.

Niyetleri ortaya çıkıyor”

“Peki soruyorum şimdi onlar bizi katledene kadar, onlardan birkaç tanesini geberttiğimde, benim çoluğumdan çocuğumdan, bunun hesabını mı soracaktın? Arkadan gelenlerden bunun hesabını mı soracaktın” diyen Zeybekci şöyle devam etti:

“Hiç kimse kusura bakmasın, her kim ki bu milletin bayrağına, bu milletin birliğine beraberliğine, bu milletin vatanına, bu milletin devletine, bu milletin namusuna ırzına, onuruna, gururuna, milletvekiline, millet meclisine saldırdığında bunun sonuçlarını, bunun dersini, bunun gereğini, bu millet yaptı ve yapmaya da devam edecek. Darbeyi yapan, darbeyi başarabilirse anayasayı değiştirebilirse, legal hale gelecek, hukuk içinde namusunu savunan bu milletten hesap sorulabilecek yok öyle yağma. Bu millet buna müsaade etmeyecek, şuanda yapılan hukuki düzenlemesinin de ana mantığı budur. Kimse ık, gök demesin adam gibi dursun. Niyetleri de ortaya çıkıyor, böylelikle ne yapmak istedikleri ne yapmaya gayret ettikleri.”

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, beraberindeki protokolün konuşmalarının ardından, kapalı yüzme havuzunun açılış kurdelesini keserek, tesiste incelemelerde bulundu. Açılışa Denizli Valisi Hasan Karahan, Denizli AK Parti Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.  

Medeni Topaloğlu-Bayram Coşkun

Büyükbaş hayvancılığın yaygın olduğu Sivas’ta Süleyman Nazlım isimli üretici, bir yılda 20 kazla başladığı kaz yetiştiriciliğinde 600’e yakın kazı ölmesine rağmen vazgeçmeyerek 100 kazı beslemeyi başardı. İlk yıl yaşadığı aksiliklerle tecrübe kazandığını belirten Nazlım, üçüncü yılın sonunda 50 bin adet kaza ulaşmayı hedefliyor. Nazlım, 20 kaz ve 8 ördekle başladığı kanatlı yetiştiriciliğinde aksilikler yaşadığını ancak acemiliği üzerinden atarak ustalaştığını belirterek, “Bir yıl önce 20 kaz ve 8 ördek ile üretime başladım. Şuan 200 tane ördek ve 100 tane kaz var. 600’e yakın kaz ve ördek öldü. Çoğunu tilkiye kaptırdık. Zayiatımız büyük olsa da vazgeçmedik. Bu sene acemilikti, seneye ustalık olacak. Seneye nasip olursa sayılarını 40-50 kat arttıracağız. 30-40 bin kapasitede kaz, buna yakın sayıda da ördek yetiştirmeyi düşünüyorum. Bunların yumurtlama sezonu ikinci ayda başlayıp, yedinci aya kadar devam ediyor. Bu hayvanlar 7-8 ayda bu hale geliyorlar. Hedefim 10 bin damızlık, 50 bin üretim. Bu da normalde 34 ayda oluyor böyle. 1 seneye yayılmıyor” dedi.

“Tüyü etinden pahalı”

Nazlım, kaz etinin birçok etten daha lezzetli ve pahalı olduğunu, kaz tüyünün ise etine oranda daha pahalı olduğunu söyledi. Nazlım, “Kazın tüyünün daha pahalı olduğunu duyuyorum. Bu konu hakkında pek bilgim yok. Ben tüy satmıyorum. Lezzet tarafından çok lezzetli. Yiyen bilir. Zaten onun için bu kadar pahalı. Tabii 1 kilo kuzu etinin karkas fiyatı 15-20 lira ama kazınki 30-40 lira. Ördek ona göre biraz daha ucuz” diye konuştu. 

Nazlım, kaz üretiminde beslemenin kolay olduğunun altını çizerek, “Bunlar doğada ne bulurlarsa yerler. Ama tabii yumurtlama döneminde yemlerine dikkat ediyoruz. En çok sevdikleri şey sudur. Yemez içmezler akşama kadar suda oynarlar. Tavuklara göre kıyaslanması mümkün değil. Bunların bakımı daha kolay. Maliyeti daha ucuz. Bunlara 12 ayın sadece bir ya da iki ayında yem verebilirsin. Diğer 9 ayını rahatlıkla doğada yayılarak, beslenerek hayatlarını devam ettirirler” şeklinde konuştu. 

Aksu’nun Boztepe Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Lale Karakaş, 12 yıl önce Ali Karakaş ile tanışarak Karaman’da evlendi. 10 yıl önce eşi ile seralarda çalışmak üzere Karaman’dan Antalya’ya gelen çiftin evliliğinden Azra (11) Esila (9) Efla (4) olmak üzere 3 tane çocukları oldu. Lale Karakaş’ın eşi bir yıl önce yaralamalı kavgaya karışarak cezaevine girdi. Eşinin cezaevine girmesinin ardından 3 çocuğu ile yalnız kalan Lale Karakaş, çocuklarının yaşaması için tek başına mücadele ediyor. Okula giden Azra ve Esila için dişini tırnaklarına katan Karakaş, çocuklarına uzanacak bir yardım elini bekliyor. 4 yaşındaki kızına bakmak için çalışmaya gidemeyen ve maddi sıkıntılar yaşayan Karakaş, komşularından gelen yardımlar ile ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Çocuklarını battaniyenin altına sararak ısıtmaya çalışıyor

Kış aylarının gelmesi ile evinde yakacak odunu ve kömürü olmayan Karakaş, çocuklarını battaniyenin altına sararak ısıtmaya çalışıyor. Evinde soba yanmadığı için hastalanarak zatürre olan 4 yaşındaki kızını doktora götürecek parası olmayan Karakaş’a komşuları sahip çıkmaya çalışıyor. Kızının sağlığının giderek daha da bozulmasından korkan gözü yaşlı anne minik Efla’nın sağlık giderlerinin karşılanmasını bekliyor. Okula giden çocuklarının kendisinden kitap ve ayakkabı istediğini belirten Karakaş, çocuklarının bu isteklerini karşılayamadığını belirterek kahrolduğunu söyledi. Hasta olan minik kızını battaniyenin altından hiç çıkarmayan gözü yaşlı anne, “Havalar soğuk olduğu battaniyeye sarılarak oturuyoruz. 3 tane çocuğum var. Maddi olarak çok sıkıntı içerisindeyim. Çocuğum çok hasta şu ada çalışamıyorum. İlaçları çok pahalı geldi. Çok zor durumdayız. Ben sadece çocuklarım için bir şey istiyorum. Kendim için bir şey istemiyorum” dedi.

“Bir yıldır çocuklarıma elbise alamıyoruz”

Okula giden çocuklarına kitap defter alamadığını belirten 3 çocuk annesi Karakaş, “Benden kitap istiyorlar ben alamıyorum. Kahroluyorum. 250 lira kira veriyorum. Battaniye ile sarılarak oturuyoruz. Elektrik sobası açamıyorum. Bir yıldır çocuklarıma elbise alamıyoruz. En son geçen yıl bayramda aldık. Çocuklarım her yıl başarı belgesi alıyorlar. En çok kitap kıyafet ve ayakkabı istiyorlar. Onların isteklerine cevap veremiyorum. Bundan dolayı çok kahroluyorum. Sesimi duyan herkesten gönlünden ne geçerse onun yardımını istiyorum. Kimseden bir şey isteme hakkım yok. Çok utanıyorum. Kendim adına bir şey istemiyorum. 3 tane çocuğum için istiyorum. 7 bin TL düğünümden kalan bir borcum var. Bunun taksitleri ödemeye çalışıyorum. En çok ihtiyacım olan şey çocuklarımın ısınması için odun ve kömür. Akşamları hava çok soğuk oluyor. Daha sobamı bir gün olsun yakamadım” dedi. 

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, NEU3D Laboratuvarı, Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim dalından Doç. Dr. Bahar Kaymakamzade ile birlikte beyin bilgisayarlı tomografi görüntüsünden alınan insan kafa yüzeyinin 3 boyutlu yazıcı ile basımının bire bir olarak gerçekleştirildiği belirtildi. Bu modeli kullanarak Elektronörofizyoloji programı öğrencilerine eğitim verilmeye başlandı. Üçboyutlu (3D) yazıcı ile üretilen kafatasının öğrencilere teorik bilginin ötesinde birebir olarak sınırsız sayıda deneme yapma şansı verdiği kaydedildi.

Yakın Doğu Üniversitesinin Eğitim Tecrübeli Avrupa’da Anlatıldı…

Nöroloji uzmanı Doç. Dr. Bahar Kaymakamzade, Haziran ayında Amsterdam’da gerçekleştirilen Avrupa Nöroloji Akademisi Kongresinde “EEG eğitiminde üç boyutlu baskı ile üretilen kafatası modeli” başlıklı sözel sunumu ile üniversitenin eğitimdeki tecrübelerini Avrupa’daki akademisyenlere aktardı.

Sunumda 3 boyutlu yazıcının tıp ve eğitim alanlarındaki kullanım alanları, 3 boyutlu modelleme ve yazmanın nasıl yapıldığı ve NEU3D Laboratories bünyesindeki aktiviteler resim ve videolarla dinleyicilere anlatıldı. Ülkemizde ilk olan NEU3D Laboratuarlarında doktorlar, akademisyenler ve mühendisler birlikte çalışılarak öğrenci/asistan/hasta eğitimi için modeller, ameliyatlarda kullanılan araçlar, protezler ve deneysel hayvan çalışmalarında kullanılan materyallerin üretildiği aktarıldı.
 

Emekli öğretmen Arif Ören, geçirdiği kaza sonucu kaldırıldığı Eskişehir Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi altına alındı. Hastanın beyin ölümü gerçekleşmesi üzerine yakınları organ bağışında bulunmayı kabul etti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi Organ Nakli ekibi tarafından Eskişehir Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen başarılı bir operasyonla alınan böbreklerden bir tanesi Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki bir hastaya, diğer böbrek ve karaciğerde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde organ bekleyen iki hastaya nakledildi ve üç hastanın hayata tutunmasını sağladı.

Arif Ören’in kızı Neşe Mızraklı, babasının fizik öğretmeni olduğunu, hayatı boyunca vatanına ve milletine yararlı olmaya çalıştığını anlatarak, “Geçen hafta düştü. Beyin kanaması geçirdi ve beyin ölümü gerçekleşti. Babam ölürken de insanlara faydalı oldu. Üç kişinin canını kurtardı. Böbreklerini ve karaciğerinin diğer hastalara bağışlanması konusunda sağolsun Eskişehir Devlet Hastanesi yetkilileri bizden gerekli izinleri alarak üç kişiye can verilmesini sağladılar. Biz de tereddüTsüz izin verdik. Eskişehir Devlet Hastanesi yetkililerine burada çok teşekkür ederim. Hem babamla çok iyi ilgilendiler, hem de alınması gereken kararların alınmasında, yapılması gereken işlemlerde çok hızlı davrandılar. Babam ölürken de birilerine hayat verdi. Biz ve babam adına çok muyluyuz” şeklinde konuştu.
 

Olay D-100 karayolu Avcılar mevkiinde saat 20.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, bir şirketin servis işlerini yaptığı öğrenilen minibüs sürücüsü içtiği bonzainin etkisiyle önünde seyreden üç araca çarpmaya başladı. Minibüs sürücüsünün çarptığı aracın şoförü Hasan Sarı, kendisine çarpan servis şoföründen şüphelenmesi üzerine cep telefonu kamerasıyla kayda girdi. Servis şoförünün bonzai kullandığını düşünen araç sahibi Sarı, “Ne içtin sen” diye sorunca minibüs şoförü “Bonzai içtim” diyerek ağlamaya başladı. Sarı, çektiği telefon görüntülerini televizyon ve gazetelere vereceğini söyleyince bonzai kullandığı belirtilen şoför Z.G. tarafından tehdit edildi. Kazaya karışan araçların sürücülerinin ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi.

AĞLAYARAK BONZAİ KULLANDIĞINI SÖYLEDİ

Minibüs şoförünün çarptığı aracın şoförü Hasan Sarı, “Saat 20.00 civarlarında Yeşilköy istikametinde Avcılar yokuşunda yoğun bir trafikte 10-15 kilometre hızla sağ şeritten seyrederken arkamdan çok hızlı bir şekilde iki sefer darbe aldım. Nereden kaynaklandığına bakmak isterken bir tane servis minibüsü benim arkamdan çıkıp diğer araçlara vurduğunu gördüm. Diğer araçlardan savrularak gelip tekrar bana vurdular. İndiğimizde 4 tane aracın pert olduğunu gördüm. Yalnız servis aracındaki şahsın bonzai kullandığını gördük. Servis aracına gittiğimizde şahıs, kilitlenmiş kendinden geçmiş bir şekildeydi. Kendisine sorduğumuzda ağlayarak bize bonzai kullandığını söyledi. Polislere bildirdik. Polisler geldiler. O şahsı alıp karakola götürdüler. 4 tane aracımız pert oldu” dedi.

“DENETİMLERİN DAHA SIK OLMASINI İSTİYORUM”

“Ben kendisine dedim. Bu servis aracını veren şirketin sizin bonzai kullandığınızdan haberi yok mu? Dediğimde kendisi böyle bir şey yapmayın. Hayatımla oynarsınız diyerek bana cevap verdiğini gördüm. Denetimlerin daha sık olmasını istiyorum. Yetkililerden bu konu üzerine daha dikkatli gidilip şoforlerin daha sık denetlenmesini istiyorum. Mutlaka şikayetçi olacağız. 4 tane araç burada pert olmuş. Allah’tan şükrediyoruz. Kendimize, bedenimize bir şey olmadı. Araçlarımız pert oldu ama kendimize bir şey olmadı. Şükrediyoruz” dedi.

Servis aracı içinde uyuşturucu içmek için kullanılan malzemeleri bulan polis ekipleri servis şoförü Z.G.’yi gözaltına alarak emniyete götürdü. Polis, kan testi yapılmak üzere Z.G.’yi hastaneye sevk ederken konuyla ilgili çalışma başlattı.

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Gözlek kırsal Mahallesi’nde toprak su kanalının içerisine düşerek boğulan 6 yaşındaki İlyas Kaplan ve 7 yaşındaki ağabeyi Eyüp Kaplan ile aynı yaştaki kuzenleri Abdulkadir Kaplan’ın yaşadığı evlerden yükselen feryatlar yürekleri dağlıyor. İlyas ve Eyüp Kaplan’ın babası Mehmet kaplan iki gündür sinir krizleri geçirirken anne Emine Kaplan ise çocuklarının acısına dayanmaya çalışıyor. Abdulkadir Kaplan’ın annesi Rukiye Kaplan ile babası Mehmet Kaplan da çocuklarının acısını yaşıyor.

“Ahrette her iki elim yakalarında olacak”

İki çocuğu boğulan anne Emine Kaplan, sorumlulardan şikayetçi olacağını belirterek, “O kanalı kim açtıysa ben ondan şikayetçiyim. Ahrette iki elim yakalarında olacak. Benim yüreğim nasıl yandıysa onların da yüreği yansın” diyerek feryat etti.

Babayı sakinleştirmek mümkün olmadı

İki oğlunu birden kaybeden baba Mehmet Kaplan, iki gündür sinir krizleri geçirdiği için taziyeye gelen misafirleri bile karşılayamıyor. Evin bir odasında yatan acılı baba sürekli feryat edip fenalık geçiriyor. Krizler nedeniyle kendisine zarar veren acılı baba sürekli araçla hastaneye götürülüp iğne yapılarak sakinleştirilmeye çalışılıyor.

“Yetkililer gereğini yapsın”

Yaşanan olaydan kanalı açan müteahhidi sorumlu tutan mahalleler ise yetkililerin önlem almasını istedi.
Çocukların ölüme nasıl gittikleri hakkında bilgi veren mahalleliler, “Biri düşmüş, diğerleri de kurtarmak için ellerini tutunca üçü birden düşmüş ve boğulmuş. Batıklık, çamurlu ve 5-6 metre derinliğinde. İkisini köylüler çıkarttı, diğerini Şanlıurfa’dan gelen dalgıçlar çıkarttı. Üçü de boğulmuştu. Üçü de hemen hemen 10 yaşlarındaydı. Bu sulama kanalıdır. Müteahhide vermişler, müteahhit de ihaleyi bırakıp kaçtı, üstü açık kaldı. Akarsu birikti çocuklar da düşmüş. İlyas suya düşünce abisi onu çıkartmak istemiş, o da düşmüş. Onların teyzesinin oğlu da onları çıkartmak istemiş ve o da düşünce üçü de boğulmuş. Buranın böyle olduğuna bakmayın, burası tamamen suydu. Ön tarafı açtıkları için içerisinde su kalmamış. Çocukların babası felç oldu. Başka insanlar yanmasın. Neden açıp daha sonra toprak döküp kapatmadılar. Yetkililer gelip bunun bir çaresini bulsunlar, kapatsınlar” ifadelerini kullandılar.  

Enver Zencirci