Bugünkü sayıda yayımlanan kararda, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleri hakkında 2008 yılından bu yana kabul edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve TBMM’nin kararı ile bir yıl için verdiği ve birer yıl arayla uzattığı izin çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) deniz unsurlarının, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafazası ve uluslararası toplumca yürütülen korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle müşterek mücadele harekatına aktif katılımda bulunulmasının sağlandığı belirtildi.

Anılan bölgelerde meydana gelmeye devam eden korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle uluslararası toplumca mücadele edilebilmesine cevaz veren BMGK’nın ilgili kararlarının süresinin son olarak 7 Kasım 2017 tarihli ve 2383 sayılı Kararla bir yıl daha uzatıldığı vurgulandı.

Bu kapsamda, Türk donanmasının söz konusu bölgelerdeki görevinin 10 Şubat 2018 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasına, ayrıca denizde terörizmle mücadele harekatlarına katkı sağlanabilmesi maksadıyla unsurların bölge ülkeleri karasuları dışında denizde terörizmle mücadele görevi için yetkilendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından yapılması için izin verilmesine karar verildiği ifade edildi. 

Olağanüstü Hal’in (OHAL) 19 Ocak Cuma günü saat 01.00’den geçerli olmak üzere 3 ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, TBMM Genel Kurulu’nda düzenlenen OHAL’in uzatılmasına ilişkin görüşmelerine katıldı ve milletvekillerini bilgilendirdi.

Bakanlar Kurulu’nda OHAL’i altıncı kez uzatma kararı aldıklarını kaydeden Adalet Bakanı Gül, “OHAL Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük vesayet odağı ve hain yapısını merkeze alan mücadelenin bugün için en önemli enstrümanlarından biridir. Bu ülke için her birimiz canımız pahasına üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Bölgesel riskler bizim iç güvenliğimize yönelik tehdit risklerini arttırıyor. Bu nedenle OHAL sadece FETÖ’ye değil, PKK, DEAŞ ve diğer tüm terör örgütlerine yönelik bir uygulama içermektedir” dedi.

OHAL’den milletin rahatsız olmadığını belirten Gül, “Herkes biliyor ki: Kurda merhamet, kuzuya zulümdür. Bu nedenle asla bir zafiyete izin vermeyeceğiz. Eğer bir zafiyete izin verilirse, canını ortaya koyan milletimize nasıl hesap veririz? 251 şehidimiz, binlerce gazimiz canını ortaya koyan milletimiz adına hainlerden hesap sormaya devam edeceğiz. Hain darbe girişiminin seyrini değiştiren darbeci hainleri ölmek pahasına etkisiz hale getiren Ömer Halisdemir’ler adına hesap sorulacaktır” ifadelerini kullandı. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Resmi Gazete’de yayımlanan ilgili yönetmeliğine göre, 2017 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemine kaydını 30 Haziran’a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık’a kadar uzatıldı. Bilecik İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Çiftçi Kayıt Sistemi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından oluşturulan ve çiftçilerin kayıt altına alındığı tarımsal veri tabanı. Bu sistemin çeşitli fonksiyonları mevcut olup tarımsal destekleme araçlarının etkin ve rasyonel bir şekilde planlanması ve uygulanmasında kullanılıyor. Bakanlıkça, Çiftçi Kayıt Sistemi verileri gözetilerek çiftçilere tarımsal destekleme ödemeleri yapılmaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlanarak, 30 Haziran’dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Buna göre, 2017 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi kaydını 30 Haziran’a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık 2017’ye kadar uzatıldı. 27 Mayıs 2014 tarihli ve 29012 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin geçici 1’inci maddesine eklenen (5) fıkrada 2017 üretim yılına ilişkin çiftçi başvuruları 31 Aralık 2017 tarihinde sona erer. Söz konusu yönetmeliğin geçici 1’inci maddesi (5) fıkrası gereği 2017 Çiftçi Kayıt Sistemi ürün güncellemesini yaptırmamış çiftçilerin en geç 31 Aralık tarihine kadar il ve ilçe tarım müdürlüklerine başvurmalarının gerekir” ifadelerine yer verildi.  

Endonezya’nın Bali Adası’nda yeniden aktif hale gelen Agung Yanardağı’nda her an büyük bir patlama olabileceği ihtimaline karşı, Vali Made Mangku Pastika adadaki olağanüstü halin 10 Aralık’a kadar uzatıldığını açıkladı.

Lambok Havalimanı tekrar kapatılıyor

Bali’de tatil yapmaya gelen binlerce turistin havaalanının 3 gün süreyle kapatılmasının ardından adayı terk etmesi bekleniyordu. Yetkililer, Agung Yanardağı’nın yeniden faaliyete geçmesiyle oluşan kül ve dumanın Lambok Adası’ndaki havalimanının hava sahasını kapatması nedeniyle havalimanının tekrar kapatıldığını açıkladı.

Adadaki maksimum alarm seviyesi günlerdir aynı kalmaya devam ederken, dün kül ve duman tabakası rüzgarın etkisi ile yön değiştirdi. Bu nedenle, Lambok Havaalanı’nın tekrar açılması için yetkililere çağrı yapılmıştı. Dün yaklaşık 120 bin turistin adadan tahliye edilebilmesi için doğan umutlar bugün olağanüstü halin uzatılması ve Lambok Havalimanı’nın tekrar kapatılması ile son buldu. Havaalanı Sözcüsü İsrawadi, dün tekrar açılan havalimanında bazı uçuşların başladığını ve her şeyin normale dönmeye başladığını belirtmişti. Yetkililer, şimdiye kadar 4 bin 500’den fazla kişinin şimdiye uçakla adadan ayrıldığını bildirdi.

Yüksek alarm

Uzmanlar Agung Yanardağı’ndaki faaliyetlerin, geçmişte yaşanan felaketle aynı süreçte ilerlediğini bildirdi. Bugün yanardağda daha az kül ve duman görünürken, uzmanlar hala yüksek alarm seviyesinde olan yanardağda her an büyük bir patlamanın gerçekleşebileceği konusunda uyarıda bulundu. Endonezya Volkan Bilimi Ajansından Devy Kamil, “Bir patlama potansiyeli hala var, ancak patlamanın ne kadar büyük olacağını tahmin edemiyoruz” dedi.

Volkan hala en yüksek uyarı seviyesinde

Eylül ayında yanardağın faaliyete geçmesinin ardından alarm seviyesi en üst seviyeye çıkarılmış ve büyük bir patlama riskine karşılık da bölgeden yaklaşık 140 bin kişi tahliye edilmişti. Yanardağın faaliyetleri Ekim ayında düşüş gösterince bölgeden tahliye edilen ada halkı tekrar evlerine dönmüştü. Bununla birlikte yanardağın faaliyetleri geçtiğimiz Cumartesi’den itibaren artmaya ve kül püskürtmeye başlayınca yetkililer Bali Adası’nda alarm düzeyini en yüksek seviyeye çıkarmıştı.

Ülkenin en çok turist alan bölgesi Bali Adası’ndaki Agung Yanardağı en son 1963’te patlamış, olayda yaklaşık bin 100 kişi hayatını kaybetmişti. 

Valilikten yapılan açıklamada, OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar ile görevlerinden ihraç edilen, işe geri dönme talebiyle açlık grevi yaptıkları sırada gözaltına alınan ve tutuklanan DHKP-C Kamu Emekçileri Cephesi (KEC) mensubu Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek vermek, tutuklanmalarını protesto etmek amacıyla 24 saat esasına göre Ankara’nın muhtelif yerlerinde, parklarında açlık grevi veya oturma eylemi düzenleneceğine dair istihbarat alındığına dikkat çekildi.

Açıklamada, “Bu tür eylemlerin, vatandaşların istirahat ve dinlenme amacıyla kullanılan parkları yoğun olarak tercih etmeleri nedeniyle çevreye rahatsızlık verebileceği; terör örgütleri tarafından, katılımcılar ve vatandaşlara yönelik olarak eylem yapılabileceği ve böylelikle kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasının tehlikeye düşebileceği değerlendirilmektedir” denildi.

Bu nedenlerle Ankara genelinde park, bahçe ve umuma açık alanlarda 1 Kasım 2017 tarihinden itibaren üç ay süreyle açlık grevi, oturma eylemi, anma toplantısı, konser gibi toplu etkinliklerin; 5442 sayılı İl idaresi Kanunu’nun 11/c maddesine göre il sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyet, kamu esenliğinin sağlanması amacıyla 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11/m maddesi hükümleri doğrultusunda yasaklandığı vurgulanarak, “Belirtilen emir ve yasaklara uymayanlar hakkında; fiilleri ile ilgili olarak kanunlarda özel bir hüküm bulunmadığı takdirde, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ile 28. maddeleri, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11/m maddesi ile 25/b maddeleri, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C ile 66. madde hükümleri, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince yasal işlem yapılacaktır” ifadesi kullanıldı.  

OHAL’in 3 ay daha uzatılmasının görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu’nda konuşan AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, 16 Temmuz sabahı aydınlığa uyandıklarını belirterek, Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Abhazı Meclis’in bahçesini tıka basa doldurduklarını ifade etti. Dağ, “O gece bu millet adeta Malazgirt’i, İstanbul’un fethini, denize askerini süren Fatih’in torunları olduğunu, Çanakkale’yi tekrar yaşadı. Bunu bütün genleriyle ortaya koydu” dedi.

15 Temmuz’a gidilirken çok önemli süreçlerin yaşandığını ifade eden Dağ, “15 Temmuz 2016’yı Gezi olaylarından sonra yaşanan süreçten ayrı tutmak mümkün değil. O süreci biz bugün de beraber aynı bağlamda düşünmek zorundayız. Mayıs ayının 13’ünde dostane gibi gözüken Gezi olaylarında 81 ilin tamamında vandallığa varan sokakların tahrip edildiği, seçilmiş hükümeti zor durumda bırakmak için eyleme dönüşen bir hadiseyi hep birlikte yaşadık. 15 Temmuz 2016’ya gelirken 17- 25 Aralık seçim endeksi darbe girişimini ayrı düşünmemiz mümkün değil. 15 Temmuz 2016’da silahlarla, milletin vergileriyle alınan toplarla, tanklarla, uçaklarla o işlemi gerçekleştirenler yine bu milletin verdiği yetkiyle 17-25 Aralık’ta darbe teşebbüsünde bulundular” ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel ise yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece bütün partilerin kendi ideolojik aidiyetlerini de bir kenara bırakarak halkın iradesine sahip çıktıklarını söyleyerek, “Bu darbe girişimine karşı parlamenter demokrasi birikimi çok önemli bir sınav vermiştir arkadaşlar. Öncelikle siyaset kurumu darbecilere teslim olmamıştır. 15 Temmuz’da millete ve devlete karşı terör örgütü FETÖ tarafından başlatılan darbe kalkışması bu parlamento çatısı altında tüm partilerin demokrasiden yana ortak tavrı ve halkın büyük direnişi sayesinde bozguna uğratılmıştır” şeklinde konuştu.
Adıgüzel şunları kaydetti:

“Bakın, TÜİK’in açıkladığı Temmuz ayı iş gücü istatistiklerine göre 2017 Haziran ayında yüzde 10,2 olan işsizlik oranı, Temmuz ayında yüzde 10,7’ye yükseldi. Genç işsizliği ise söylemeye dilim varmıyor. Bugün Türkiye’de her 5 gençten 1’i işsiz, sizin resmî rakamlarınıza göre işsiz. Kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 puana yakın artarak yüzde 35,2 oldu. OHAL döneminde 1,1 milyon kişi daha kayıt dışı çalışmaya mahkûm edildi. OHAL ilan ettiğinizden bu yana en az 425 kadın öldürüldü, onlarca çocuğumuz şiddete uğradı. Aladağ’da, Adana’nın Aladağ ilçesinde göz yumduğunuz ihmallerle kaybettiğimiz çocuklarla birlikte bizim yüreğimizi de yaktınız. Ama siz ne kadınları ne çocukları umursamadığınızı bir kez daha gösterdiniz.”

HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp da, 11 Eylül 2015 tarihinden beri 103 belediyelerinin 94’üne kayyum atandığını belirterek, “71 belediye başkanımız ve belediye eş başkanlarımız, belediye eş başkanlarının vekilleri de dâhil olmak üzere tutuklanarak cezaevine konuldu. OHAL’de ne oldu? OHAL’de ihraçlar oldu, açığa almalar oldu, sürgünler oldu. 4 bin 302 yargı, 6 bin 470 TSK, 3 bin 106 jandarma, 155 Sahil Güvenlik Komutanlığı, 22 bin 984 Emniyet Genel Müdürlüğü mensubu, 75 bin 102 kamu görevlisi olmak üzere 112 bin 119 kişi görevinden alındı. Ayrıca sözleşmesine son verilen, sözleşmesi yenilenmeyen kamu görevlileri de eklendiği zaman görevine son verilen kamu görevlilerinin toplam sayısı 150 bini aştı. Eğer onları da bir araya getirirsek toplamda ayrıca 30 kamu emekçisi ihraç edildi. 40 bine yakın kamu görevlisi görevden uzaklaştırıldı, daha sonra bunlardan 34 bine yakını görevine iade edildi” diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise, OHAL’in 21 Temmuz tarihinde kabul edildiğini hatırlatarak, gerek Türkiye’deki, gerek Türkiye dışındaki yansımalarının devam ettiğini kaydetti. Akçay, 15 Temmuz’da Türkiye’yi sonu belli olmayan mecralara sürükleyecek bir darbe girişimi ve terör saldırısı ile karşı karşıya kaldıklarını söyleyerek, “Tüm kurumlarla, ekonomik ve sosyal hayatın her bir hücresine çöreklenmiş bir hain örgütün organize saldırısıyla mücadele ettik. Hamdolsun bu emperyalist küresel projeye ‘dur’ dedik. Vatan kaybının sınır hattına geldiği noktada büyük Türk milletinin feraseti ve dirayeti ile ayağa kalktık. Bizler kutsal çatı altında, bombaların ve mermilerin gölgesi altında, vatandaşlarımızı meydanlarda, sokaklarda devletimizi yıkılmaktan, milletimizi ve vatanımızı parçalanmaktan kurtardılar. 15 Temmuz şaka, oyun, tiyatro, senaryo değildi, 15 Temmuz ‘kontrollü darbe’ hiç değildi. Devletimiz taşeron bir terör örgütü tarafından ele geçirilmek istendi” ifadelerini kullandı.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada OHAL’in uzatılması kabul edildi.  

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından kamuoyu ile paylaşılan yükseköğretim tarihinde ilk “alana özgü” dil yeterliliğini belirlemeye yönelik sınav olan YÖKDİL’in başvurularının alınması süresi, gelen yoğun talep üzerine uzatıldı. Adaylar, 10 Şubat 2017 Cuma günü saat 18.00’e kadar http://yokdil.yok.gov.tr adresinden sınav başvurularını yapabilecek. Sınava giriş belgeleri ise 27 Şubat’ta yayımlanacak.

Sınav 5 Mart 2017’de 30 ilde düzenlenecek

YÖKDİL, ilk kez 5 Mart 2017’de tek oturumda 30 ilde gerçekleştirilecek. Başvuru ücretinin 75 lira olarak belirlendiği sınav için adaylar başvuru esnasında kredi/banka kartı ile ödeme yapabilecek.

YÖKDİL, mevcut Yabancı Dil Sınavı’nın (YDS) yanında adayın alanındaki (fen ve mühendislik, sosyal ve beşeri bilimler, sağlık alanlarında) dil yeterliliğini belirlemeye yönelik akademik yabancı dil sınavı niteliği taşıyor. YDS yapılmaya devam edilecek ve adaylar her iki sınava da girebilecek. Her iki sınavın da eşit geçerliliği olacak. İlgili mevzuat düzenlemelerinde ve YDS’de uygulandığı gibi sınavdan adayların doktora başvuru süreci için en az 55, doçentlik başvuru süreci için ise en az 65 puan alması gerekiyor.

Sınav soruları Ankara Üniversitesince hazırlanacak

YÖK tarafından başlatılan YÖKDİL, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca Anadolu Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi işbirliği ile düzenlenecek. Sınav soruları Ankara Üniversitesince hazırlanacak, sınav organizasyonunu ise Anadolu Üniversitesi gerçekleştirecek.

Sınava başta yükseköğretim kurumlarındaki lisansüstü eğitim ve doçentlik sınavına başvurmak isteyen adaylar olmak üzere yabancı dil bilgisi seviyesini tespit ettirmek isteyenler, üniversitelerce kendilerinden dil yeterliliği puanı istenen öğrenciler ve diğer adaylar da katılabilecek. Bu dönem için sadece İngilizce alanında yapılacak olan YÖKDİL, gelecek dönemlerde Almanca, Fransızca, Arapça olarak da genişletilerek yılda iki kez gerçekleştirilecek. 

Pelin Üzek