Olay, geçtiğimiz 30 Ocak Salı günü saat 19.00 sıralarında Kağıthane Sanayi Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, akşam saatlerinde işten evine dönen Paşa Acar, 34 EE 5951 plakalı 10 bin lira değerindeki motosikletini direksiyonunu kilitleyerek park etti. Acar’ın evine gitmesinin ardından yine akşam saatlerinde kimliği belirsiz 2 hırsız, yolun karşısından motosikletin yanına geldi. Hırsızlar çevrede dolaşan vatandaşların gözleri önünde motosikletin direksiyon kilidini kırdı. Ardından da motosikleti itekleyen hırsızlar üstüne binerek kayıplara karıştı. O anlar güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.

Vatandaşların gözleri önünde 20 saniyede çaldılar
Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, 2 hırsız yolun karşısına geçiyor. Motosikletin yanına gelen hırsızlar, direksiyon kilidini kırıyor. Hırsızlar daha sonra motosikleti yola çıkartıyor. Hırsızlardan biri motosikleti sürerken diğeri de arkasından itekliyor. Daha sonra hırsızlar vatandaşlar çevrede yürüdüğü esnada motosikletle birlikte kayıplara karışıyor.

Yan sokak motosikletin malzemelerini buldular
Olayın ardından sabah saatlerinde evden çıkan Paşa Acar, motosikletinin yerinde olmadığını görünce önce çekildiği düşündü. Çevredeki güvenlik kameralarını izleyen Acar, motosikletinin akşam saatlerinde 2 hırsız tarafından çalındığını fark etti. Güvenlik kamera görüntülerini alan Acar, polis merkezine giderek şikayette bulundu. Olayın ertesi günü ise yoldan geçen bir vatandaşın ihbarı sonucu motosikletimin aynaları, plakalığı ve sepeti ile sepetin koyulduğu demir aparat bulundu.

“Kredi çekip almıştım, motosiklet gitti ama hala ödüyorum”
Motosikletin sahibi Paşa Acar, “2 kişi buradan gelip motosikletin direksiyon kilidini kırdılar. Ardından da itekleyerek aşağıya götürdüler. Sonra motosikletin parçaların otoparkın kenarında bulduk. 1 tane kadın köpeğini gezdirirken plakayı görüyor. Polis ekiplerini arıyor, onlar da parçaları bana veriyor ama motosiklet hala piyasada yok. Motosikletler trafikte çevrildiği zaman araç muamelesi görüyor ama çalındığı zaman da bisiklet muamelesi görüyor. Biz bundan şikayetçiyiz. Motosikletimin bulunmasını ve polis ekiplerinin bu konuda duyarlı olmasını istiyorum. Motosikletimin değeri 7-8 bin lira civarındaydı. Kredi çekip almıştım, halen daha 6-7 bin lira ödemem var. Motosiklet ekipmanlarıyla beraber bana yaklaşık 10 bin liraya patladı. Mağdurum” dedi.
Güvenlik kamera görüntülerini incelemeye alan polis, hırsızları yakalamak için çalışma başlattı.

Doğan Can Cesur
 

Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, “1 Kasım 2017 tarihli ulusal basında çıkarak, kendisine tanımadığı bir kişi tarafından ilaçlı kayısı yedirilerek uyutulduğunu ve parasının gasp edildiğini beyan eden vatandaşımızın kamera görüntüleri televizyonlarda yayınlandığı esnada, çok sayıda vatandaşımızın televizyon programını arayarak aynı yöntemle kendilerini dolandıran kişinin de kameralarda görünen aynı kişi olduğunu beyan etmesi üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesi Başkanlığı koordinesinde çalışma başlatılmıştır. Ülke genelinde, aynı yöntemle meydana gelen ve failleri tespit edilemeyen gasp ve dolandırıcılık olayları incelenmiş, olayların meydana geldiği iller ile irtibata geçilerek şüphelinin tespiti ile yakalanarak süratle adalete teslim edilmesi çalışmalarına başlanılmıştır” denildi.

Açıklamada, Kocaeli Gebze’de 5 Eylül 2017 tarihinde aynı yöntemle bir vatandaşın 3 bin 500 TL parasının gasp edilmesi olayıyla ilgili Kocaeli Emniyet Müdürlüğü görevlilerince güvenlik kameraları ve aynı yöntemle suça işleyen şahısların incelenmesi sonucu şüphelinin C.D. olduğunun tespit edildiği bildirildi. Yapılan çalışmalar ve takip sonucu; 9 ayrı şehirde aynı yöntemle vatandaşların parasını gasp eden C.D.’nin Mersin Mezitli ilçesi Sarılar köyünde birlikte saklandığı cezaevi firarisi S.K. ile birlikte yakalandığı aktarıldı. Hakkında 22 yıl 3 ay 29 gün kesinleşmiş hapis cezası olan C.D., 49 ayrı suçu tespit edilerek, çıkartıldığı mahkemece tutuklandı.

Caner Ünver
 

Olay geçtiğimiz hafta Karabük merkeze bağlı Yeni Mahalle pazaryeri içinde yer alan camide meydana geldi. Karabük Sebze ve Meyve Halinde esnaflık yapan Serdar Güzelgöz, üzerinde bulunan 5 bin TL’yi emanet aldığı arkadaşına vermek için Yeni Mahalle’ye gitti. Bu sırada öğle namazı abdesti almak için caminin şadırvanına giden Güzelgöz, paranın bulunduğu montu askıya astıktan sonra abdestini alıp namazını kıldı. Namaz çıkışı üzerindeki emanet parayı vereceği sırada montunun cebinde paranın olmadığını fark etti. Bunun üzerinde düşürdüğünü sanan Güzelgöz, camiye tekrar geri gitti. Burada görevlilerin yardımı ile güvenlik kamerasını inceleyen esnaf parasının çalındığının tespit edilmesi üzerine polisi arayarak şikayetçi oldu.

Bunun üzerine olay yerine gelen polis ekiplerinin yaptığı incelemede, şahsın abdest alma bahanesi ile şadırvanda diğer şahısların da ceplerini karıştırdığını tespit etti. Olayla ilgili eşgali belirlenen şahsın yakalanması için ekipler çalışma başlattı.

Namaz kılmak için gittiği caminin şadırvanında parası çalınan Serdar Güzelgöz, yaşadığı olayın başkalarının da başına gelmemesi için uyarıda bulunarak dikkatli olmalarını istedi.
Güzelgöz, “ Halde parayı saydım ve toptancıya vermek için yola çıktım. Namaz saatine 5-6 dakika kaldığını gördüm. Namazı kılıp öyle teslim edeyim dedim. Şadırvana girip ceketimi astım ve abdest aldım. Namazı kıldıktan sonra parayı teslim edeceğim zaman paranın olmadığını gördüm. Nerede düşürdüm derken şadırvana gelip baktım ve kameralarını izleyince çalındığını gördüm. Şikayetçi oldum ve paranın bulunmasını bekliyorum. İnsanların camiye veya abdesthaneye gittiğinde böyle olayların olacağını düşünmediğinden telefon ve paralarını kendi üzerlerine alınsın. İnşallah başka kişilerin başına gelmez. Ben daha sonra aynı miktarda parayı başka bir arkadaştan borç alıp toptancıya verdim” dedi.

Yasin Erdem
 

Ödemiş ilçesine bağlı Demircili Mahallesi’nde yaşanan su sorunu vatandaşları adeta canından bezdirdi. Su sorun ile mücadele eden ve sıkıntılarını dile getiren vatandaşlar, şimdi de elektrik sorunuyla karşı karşıya kaldı. Mahallelerine yakın bir noktada yüksek gerilim hatlarındaki bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle sabah 09.00 ile 18.00 saatleri arasında elektrik kesilince ve kimi zaman da gece geç saatlere kadar gelmeyince mahalleli çılgına döndü. Demircili Mahallesi Muhtarı Ülkü Coşkun, firmanın sık sık yaptığı elektrik kesintileri nedeniyle mağdur olduklarını ifade etti.

Mum ışında çay servisi yapılıyor
Mahalle Muhtarı Ülkü Coşkun, şöyle konuştu:
“Geçtiğimiz günlerde meydana gelen su konusuyla mağduriyetimizi dile getirmiştik. Bu konuda suyun köyümüze gelmesi için konunun sonuna kadar takipçisi olacağız. Köyümüzde elektrikte de büyük sıkıntılarımız var; çünkü elektrik olmayınca köylülerimiz çeşitli mağduriyetler yaşamaktadır. Başta hayvanlar, elektrik olmayınca hayvanlar sağılamamakta. İşte kahvecilerimiz çağ dışı görüntülerle mum ışığında çay servisi yapmaya çalışmaktadır. Hangi çağda yaşıyoruz ki böyle görüntülere gebe kalıyoruz.”

“Köyümüzü satalım kurtulalım”
Demircili Mahallesi sakinlerinden olan İbrahim Koşar ise mahallerinde 4 yıldan beri su konusunda büyük mağduriyet yaşadıklarını anlatarak, “Bu yetmiyormuş gibi bu sıkıntının üzerine bir de elektrik sıkıntısı eklendi. Bizler bu kadar sıkıntıya ne kadar dayanacağız. Çünkü burada su olmadığı gibi elektrikte olmayınca hayvanlarımızı da sağamıyoruz. Burada birçok işimizi elektrikle yaptığımız için birçok işlerimizden mağdur olmaya devam ediyoruz. Bizler de, burada su yok elektrik yok. O zaman köyümüzü de satalım kurtulalım” dedi.

“Sabrımız kalmadı”
Mahalle sakinlerinden Oktay Gacar da şöyle konuştu:
“Köyümüzde yaz aylarında su sıkıntının yanında elektrik kesintileri de ilave oldu. İnsanların bu kadar mağdur edilmesi asla hoş bir durum değil, bu yapılanlar insan haklarına aykırı olan olaylardır. Burada bu kadar belli bir nüfusa sahip olduğu kadar Ödemiş’e yaklaşık 7 kilometre gibi kısa bir mesafede olmamıza rağmen en çok mağduriyet yaşayan köylerin başında gelmeye başladık. Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde yaşadığımız su sıkıntısı ise Türkiye’nin gündemine oturan bir konu haline gelmişti. Bu konuda en kısa zamanda artık kalıcı çözümler bekliyoruz; çünkü burada artık bu köylünün sabrı falan kalmadı.”

Mustafa Nazif Harupçu 

 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, katıldığı bir televizyon programında yapımı devam eden dev projeler, İstanbul’da meydana gelen doğal afet ve gündemdeki konulara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul’daki sel felaketiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Arslan, “İstanbul’daki hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ortalama 3 ayda düşen yağış miktarı bir günde düştü. Şöyle bir algı var; metrekareye 60 kilogram yağış yağdı. İstanbul’da eğimli bir arazi var. Su belirli bir alanda toplanıyor. Bazı noktalarda 600 kilograma ulaşıyor. Herhangi bir insanımıza bir şey olmadı. Bazı evler su altında kaldı, araçlar hasar gördü. Gerekli zarar ziyan tespitleri yapılacak. Devlet olarak karşılayacağız. Bakanlık olarak Avrasya Tüneli’nde herhangi bir sıkıntı olmamasıyla birlikte giriş çıkışlarında trafik sıkışıklığı olur diye trafiği durdurduk. Ama sonrasında tekrar trafiği açtık. Tespitler yapılıp, zarar ziyan karşılanacaktır” şeklinde konuştu.

“Üçüncü havalimanına şubat ayında uçak inebilecek”
Üçüncü havalimanından büyük gelir elde edileceğinin altını çizen Arslan, “AK Parti hükümetiyle birlikte havacılık sektörüne özelleştirme getirildiğinde THY küçülecek denildi. THY dünya çapında bir marka oldu 26 havalimanını 55’e çıkardı. 180 milyon yolcuya hizmet ediliyor. ‘Şimdi büyük bir havalimanı olmamız gerekiyor’ dedik. ABD’den kalkan uçak İstanbul’a gelecek, sonra Uzak Doğu’ya gidecek. Havalimanımızı kullanan her uçak para veriyor. Her yolcunun ülkemize bıraktığı bir kaynak var. Önümüzdeki yıl şubat aylarında uçak indirebilir hale geleceğiz. Ama 29 Ekim 2018’de 90 milyon yolcuya hizmet eden ilk kısmı açmış olacağız. Sabiha Gökçen hizmet vermeye devam edecek. Atatürk Havalimanı hizmet vermeyecek ancak biz tesisleri fuar merkezleri olarak kullanacağız, yapılaşmaya hizmet vermeyeceğiz. Küçük uçaklara hizmet verecek. İstanbullulara nefes aldıracak bir yer haline gelecek” ifadelerini kullandı.

“Laptop yasağı kalkıyor”
ABD’nin uçaklarda laptop yasağıyla ilgili konuşan Arslan, “Özellikle ABD’nin elektronik cihazları kabine almamasıyla ilgili olağanüstü bir mücadele verdik ve sonuç olarak yasağı kaldırdık. Teknik ekipler geldi. Arkadaşlarla görüşmelerini yaptılar. İngiltere ile laptop yasağını kaldıracağız, çünkü gördüler ki uluslararası tedbirlerin hepsini aldığımız gibi fazlasını aldık. Yasak kalkacak” dedi.

“15 Temmuz’dan sonra daha çok çalışmaya başladık”
15 Temmuz darbe girişiminin Ulaştırma Bakanlığına olan etkisiyle ilgili konuşan ve darbe girişiminden sonra daha çok çalıştıklarının altını çizen Arslan, şu açıklamalarda bulundu:
“15 Temmuz’un seneyi devriyesinde insanlarımızın tekrar meydanlara inmesi önemliydi. Geçen yıl olduğu gibi. Şehitlerimizi minnetle anıyor, gazilerimize acil şifalar diliyoruz. Vatandaşlarımız millet olma şuuruyla meydanlara indi. Darbe girişimine karşılık onlara darbe yapıldı. Türkiye kötüye gidiyor, ekonomi kötüye gidiyor diye algı yaptılar. Evet, eğer başarılı olsalardı Türkiye kötüye gidecekti. Özellikle 16 Temmuz 2016’da yaptığımız görüşmelerde ve 2 gün sonra Bakanlar Kurulunda yapılan toplantıda hiçbir projede bir aksama olmayacak, her türlü ödeneği aktaracağız, yeter ki siz çalışın talimatı verildi. Bizde bu talimatın ardından çok daha fazla çalıştık. Geçmişteki yılların çok üzerinde çalışma yaptık. Biz o günden itibaren hız kesmeden devam ettik. 30 Haziran’da Osman Gazi Köprüsü’nün bağlantılarını açmıştık ama 29 Ekim’de Ankara’da yüksek hızlı tren garını açtık. 20 Aralık’ta Avrasya Tüneli’ni açtık. Bütün dünya bunları beceremeyecek derken biz 20 Aralık’ta Avrasya Tüneli’ni açtık. Yaklaşık 7 aylık bir süreçte olağanüstü bir memnuniyet var. Vatandaşlar 5 dakikada karşıya geçeceğimize inanmazdık diyorlar. İstanbul’daki üçüncü havalimanımızda temelimizi attık. Uluslararası bir ödül aldı. Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli’ni açtık. O da çok önemli bir projeydi. Tüneli kullanan herkes dönüp teşekkür etti. Ondan önceki senede Ilgaz’a kar yağdı, yollar kapandı haberleri oluyordu. Bizler o tüneli yaptık. Ankara’da Keçiören Metrosu’nu da ocağın başında hizmete verdik. 15 Temmuz omuzlarımıza bir sorumluluk yükledi. Bu millet bu kahramanlığı gösteriyorsa biz daha fazla çalışmalıyız dedik. Ovit Tuneli’nin ışıklandırmasını yaptık. 14 bin 200 metre bu sene bitiyor. Trabzon’u güneye bağlayacak Zigana Tüneli’nin inşaatına başladık. ‘Türkiye’nin ekonomisi kötüye gidecek, Türkiye’ye olan güven sarsılacak, Türkiye bundan sonraki çalışmalarını yapamayacak’ dediler. Bizler çok önemli projeleri gerçekleştirdik. Köprüye dünya genelinden çok önemli finans şirketleri kredi verdi. Özellikle Osman Gazi Köprüsü sonrası Gemlik’i Bursa’ya bağladık.”

“Gören Göz” projesi hakkında bilgi veren ve yol yapmanın yanı sıra sosyal çalışmalara da devam ettiklerinin altını çizen Arslan, “Navigasyon cihazları var. Dağıttığımız cihazı bir navigasyon cihazı olarak düşünün ancak görme engelli vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırıyor. 26 ilde 10 bin kişiye dağıttık. Engelliler çok memnun. Hayatımızı kolaylaştırdı diyorlar. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile ilgili birlikte çalıştık. Önümüzdeki yıl 41 ilde 5 bin görme engelli vatandaşımıza bu cihazı dağıtacağız. Görme engelli vatandaşlarımıza yardımcı olacağız. E Devlet’ten 10 milyonlarca insanımız yararlanıyor. İşitme engelli bizi aradığında karşısına bir ekran çıkıyor. Karşısına işitme engellinin anlayabileceği arkadaşımız çıkıyor. Ve işlemlerini rahatlıkla işaret diliyle yapabiliyor. Engellilerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz. Engellilerin de hayatını kolaylaştırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” açıklamalarında bulundu.
Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’ne değinen Arslan, “Ülkenin her yerini nakış gibi işlerken uluslararası koridorlar üzerinde de çalışıyoruz. Orta Asya dünyanın cazibe merkezine bağlantı yapmak gerekiyordu. Proje bitme aşamasına geldi. Ağustos sonu, eylül başı gibi bitirdiğimizde irtibatı kolaylaştıracağız. Bu yoldan Çin’e kadar gidilebilinecek. Türkiye üzerinden geçen her tren bir para verecek. Her trenden bir para alacağız. 34-35 bin ton yük taşıyabileceğiz. Çin’den kalkan bir yük Londra’ya kadar gidebilecek. Türkiye üzerinden geçerken diğer ülkelere gidebilmiş olacak” diye konuştu.

“Bakanlık bünyesinde yeni arkadaşlara ihtiyaç olacak”

Arslan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bünyesine eleman alımlarının devam edeceğini belirterek, “Karayollarımız, demiryollarımız ve PTT ülkemize hizmet için atılım içerisindeler. Karayollarında 640 kişiyi ifade etmiştik alacağız diye. Zaman içerisinde bir o kadar ihtiyacımız olacağını açıklamıştık. Yakın alacağız. Memnuniyetle inşallah onları mesai arkadaşımız yaparız. Demiryollarında da hizmet kalitesi artıyor. Ağlarımız artıyor. Bu da gösteriyor ki yeni arkadaşlara ihtiyaç olacak. PTT’de 10 bin kişinin mülakatını yapmak kolay olmadı. Birkaç güne kadar sonuçları açıklayacağız. Kararımızı netleştirip yayınlayacağız” dedi.

“Ankara-Niğde otoyolu ekonomimize olan güveni gösterdi”

Önemli yatırımlardan biri olan Ankara-Niğde otoyolu çalışmaları hakkında konuşan Arslan, “Ankara-Niğde otoyolu gerçekten önemli. Bölünmüş yollar var ancak Edirne’den başlayarak Ankara’ya kadar otoyol var. Arada eksik bir halka vardı. Onun ihalesini yaptık. 4 milyar TL’nin üzerinde bir bedelle ihaleyi yaptık. Yap-işlet-devretlerle ilgili süreç devam ediyor. Ağustos ayı sonu başlamadan kazma vurulacak ve başlayacak. 3 etap olarak yapacağız. 2020’ye kalmadan o bölgeye hizmetini yapacağız. İhalenin maliyeti Türkiye’nin ekonomisine olan güvenin göstergesidir. İhaleye katılan tüm firmalara teşekkür ediyorum. Edirne’den Gaziantep’e kesintisiz bir yolculuk yapılacak” değerlendirmesinde bulundu.
Otoyol ve köprü geçişlerindeki uygulamalarla ilgili değerlendirme yapan Arslan, “HGS ve OGS ile ilgili şöyle bir sıkıntı var. Plakalar tek tip olacak diye bir uygulama yaptık. İnsanımız farklı bir şekilde plakasını basıyor. Cihaz okurken plaka karışıyor, farklı birine ceza gediyor. Ancak insanlarımız itiraz ettiklerinde bunun düzeltmesini yapıyoruz. Zaman zaman olabiliyor. Bazen de sahte plaka takıyor. İtiraz edildiğinde düzeltiyoruz. HGS kullanan sürücülerimiz bazen yanlış yöne takıyor, okuyamıyor. Sürücülerimizden istirhamımız PTT olarak iki kere okuyamamayla karşılaşırlarsa PTT’lerde ücretsiz düzeltmeler yapacağız” diye konuştu.

Caner Ünver 

 

15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında tüm Türkiye’de başlatılan demokrasi nöbetlerinde, Antalya’da bir vatandaşın Cumhuriyet Meydanı’na koyduğu afiş, görenlerin dikkatini çekti. 15 Temmuz şehitlerinin isim ve resimlerinin yer aldığı afişin hemen altına konulan ve üzerinde bir köpeğin kafasına monte edilmiş Fetullah Gülen resmi ile darbeci komutanların yer aldığı afişi fark eden vatandaşlar, afişin üzerinden yürüyerek geçmeyi tercih etti. Bazı vatandaşlar afiş üzerindeki resimleri uzun süre çiğnerken, bazıları ise tükürerek tepkisini dile getirdi.

“Her zaman basılsın diye yerlere kazımak lazım”

Yapılan afişin gençler için büyük önem taşıdığını belirten Yavuz Selim isimli genç, “Yapan çok güzel yapmış. Takdir ettim. Vatan hainlerinin her zaman bu şekilde belirtilmesi gerekiyor. Çünkü gençlerimizin bakış açıları farklı. Vatanımıza, milletimize bunu yapanları gençlere gösterip bilinçlendirmemiz lazım. Aslında yerlere kazımamız lazım, her zaman basılsın” dedi.

“Bunu serenden Allah razı olsun”

Mehmet Bostan ise afişi büyük bir zevk ve gururla çiğnediğini belirterek, “Bunu serenden Allah razı olsun. Ezilesi başları öbür türlü ezemediğimiz için burada ayağımızla eziyoruz” diye konuşurken, Abdullah Dayı da, “Zevkle bastım ben de. O şerefsiz bizlere nasıl zulüm çektirdiyse biz de ona böyle yapıyoruz. Elimize geçse zaten daha fazlasını yapacağız” dedi.
Öte yandan, afişin üzerinin oldukça kirli olduğu dikkat çekti. 

Suat Metin – Harun Erdoğdu

Görgü tanığı bir vatandaş, boğulan gencin denize dalıp çıktığını görmekle birlikte, oyun oynadığını zannedip yanından uzaklaştığını söyledi. Talihsiz gencin cesedi, Antalya’dan gelen Sahil Güvenlik Sualtı timi tarafından çıkarıldı.

Savcı vatandaşlara izin vermedi

Olay bugün sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, plajda güneşlenen tatilciler, sahile yakın noktada denizin dibinde bir ceset gördüğünü söyleyince, plaj görevlilerinden Hüseyin Yavuz denize girerek gösterilen noktayı kontrol etti. Yavuz, 2-3 metre derinlikte cesedi görünce durumu yetkililere haber verdi. Cesedin çıkarılması için Antalya’dan Sahil Güvenlik Komutanlığı Dalgıç Timi çağrılırken, olay yerine gelen nöbetçi Cumhuriyet Savcısı, cesedin dalgıç ekibi dışındaki kişilerce çıkarılmasının sakıncalı olabileceğini belirterek bazı vatandaşların cesedi çıkarma girişimlerine izin vermedi.

Oyun oynuyor zannetmişler

Görgü tanığı Türkan Tarhan isimli vatandaş, boğulan gencin denize dalıp çıktığını görmekle birlikte, oyun oynadığını düşündüğünü söyledi. Tarhan, “Son olarak ayaklarını havada gördüm, iki kez kafasını sokup çıkardı, Kafasını sağa sola salladı ve tekrar daldı. Çok hareketli olduğu için ben uzaklaştım. Daha sonra bir gencin boğulduğunu öğrendim. Çok üzgünüm boğulduğunu anlayamadım” diye konuştu.

Antalya’dan dalgıç ekibi geldi

Antalya’dan gelen dalgıç ekibinin cesedi çıkarmasının ardından, kimliğinin tespiti için sahilde güneşlenen turistlere yanlarında bulunan kişilerden bir süredir geri dönmeyen olup olmadığı soruldu. O sırada ortaya çıkan Orhun Korgönül isimli kişi, boğulan kişiyi teşhis etti. Cesedin yakın arkadaşı 28 yaşındaki Çağrı Sandaloğlu’na ait olduğunu söyleyen genç, eşyalarının bulunduğu çantayı polise teslim etti. Korgönül, zaman zaman gözyaşlarını tutamadı.

Kemer’de bir eğlence mekanında çalıştığı belirlenen Çağrı Sandaloğlu’nun cesedi, Kemer Devlet Hastanesi morgunda adli tabip ve nöbetçi Cumhuriyet Savcısının incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığına gönderildi.
Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. 

Hanım Türk

GÜNÜN ÖZETİ