Merkez Müdürü Aydın Doğan’dan bilgiler alan Vali Pehlivan merkezde düzenlenen bilim fuarının kendilerini sevindirdiğini söyledi. Bilim ve Sanat’a önem veren ülkelerin kalkınma ve gelişimde önde olacağını belirten Vali Pehlivan, “TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarlarının sayısını ilimizde iki katına çıkarmayı hedeflemiştik. Hedefi tutturduk ve bu sene 27 okulumuz bünyesinde bu etkinlikleri gerçekleştirdik. Bilim ve Sanat Merkezi’mizde de bu etkinliğin yapılmasından dolayı memnuniyet duyuyoruz. Desteklerinden dolayı TÜBİTAK’a, hazırlıkları organize eden Milli Eğitim ve Okul Müdürlüklerimize, Öğretmen ve Öğrencilerimize teşekkür ediyorum.” dedi.
Vali Pehlivan etkinlikte ayrıca Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı’na destek amacıyla bu yıl “Kızılelma” temasıyla 3’üncüsü gerçekleştirilen “Ulusal Mail Art Yarışması” sergi açılışını da gerçekleştirdiklerini belirtti. PTT Genel Müdürlüğü ve Bayburt Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen yarışmanın hayırlı ve uğurlu olmasını temenni eden Vali Pehlivan emeği geçenlere teşekkür etti.
Vali Pehlivan daha sonra bilim fuarı ve ulusal ölçekli mail art yarışması kapsamında sergilenen eserleri inceleyerek öğrencilerden bilgiler aldı.
Programa Belediye Başkanı Mete Memiş, Bayburt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil İbrahim Şimşek, İl Milli Eğitim Müdürü Soner Can, şube müdürleri, öğretmenler ve veliler katıldı.
(YY-AT-Y)  

YSK’nın 24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için hazırladığı erken seçim takvimi işlemeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı adaylarının ve ittifakların belirlenmesinin ardından hazırlıkların tamamlanması için çalışmalar hızla sürüyor. Geçtiğimiz hafta cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için YSK’da kura çekimi yapıldı. Adaylar sırasıyla Muharrem İnce, Meral Akşener, Recep Tayyip Erdoğan, Selahattin Demirtaş, Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek olarak yerlerini aldı. 

Seçime katılacak partilerin ve ittifakların birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için bugün yine YSK’da kura çekimi yapıldı. AK Parti, MHP ve BBP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı birinci sırada, HÜDA-PAR ikinci sırada, Vatan Partisi üçüncü sırada, HDP dördüncü sırada, Bağımsız Türkiye Partisi beşinci sırada, CHP, Saadet Partisi, İYİ Parti ve Demokrat Parti’nin yer aldığı Millet İttifakı ise altıncı sırada yer aldı.

Partilerin ittifaklar içerisindeki yeri 

Cumhur İttifakı içerisinde AK Parti birinci sırada, MHP ikinci sırada yer aldı. Millet İttifakı içerisinde CHP birinci sırada, ikinci sırada Saadet Partisi ve üçüncü sırada İYİ Parti yer aldı.
Kura çekiminde açıklama yapan YSK Başkanı Sadi Güven, yurt içinde 56 milyon 329 bin 38, yurt dışında ise 3 milyon 47 bin 409 olmak üzere toplam 59 milyon 376 bin 447 seçmen olduğunu belirtti. Toplamda 11 partinin seçime katılacağını ifade eden Güven, diğer partilerin seçime katılmama kararının kurul tarafından kabul edildiğini belirtti.  

Yağmur Yıldız – Cem Geçim 

Kuşadası’na yasa boğan olay, Değirmendere Mahallesi’ndeki Sunset-3 villalarında meydana gelmişti. Sitede bekçilik ve bahçıvanlık yapan İbrahim Duman’ın 65 yaşında ve aynı zamanda işitme ve konuşma engeli olan kayınvalidesi Ayşe Zeyrek, 3 yaşındaki torunu Emin Furkan Duman’ı yanına alarak site içinde gezintiye çıktı. Anneanne ve torunu sitenin havuzunun kenarında yürürken bir anda dengelerini kaybederek havuza düştü. İşitme ve konuşma engelli olduğu için Ayşe Zeyrek’in sesini duyuramaması sonucu yaklaşık 20 dakika suda kaldıkları belirlenen nine ve torunu görenlerin haber vermesiyle sudan çıkarıldı. Olay yerine gelen ambulanslarla Ayşe Zeyrek ve torunu Kuşadası Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Zeyrek ve torunu hayata döndürülemedi. Ayşe Zeyrek ve torununun havuza düştüğü anlar, güvenlik kamerasına yansıdı.
Boğularak hayatlarını kaybeden anneanne ve torununun cesetleri otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Anneanne ve torunu, otopsinin ardından memleketleri Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde toprağa verilecek.

Minik Furkan iki gün önce doğum gününü kutladı

Bu arada, anneanne ve torununun ölümü Kuşadası’nda ve aile çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. 3 yaşındaki minik Emin Furkan Duman’ın 2 gün önce ailesiyle birlikte doğum günü kutlaması yaptığı ortaya çıktı. Olayın yaşanmasının ardından Duman ve Zeyrek ailelerinin evlerinde büyük acı yaşanıyor. Aile fertleri yaşananlar karşısında şok yaşadıklarını ve tarifi imkansız bir acı yaşadıklarını söylediler.

İsmail Dilşen – Zafer Hacısalihoğlu
 

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezinde yapıldı. Toplantı sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan basın toplantısı yaptı.

“Uluslararası düzeyde destek bekleyen ülkelerin Filistin ve Kudüs’e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz”
Zirvenin ardından konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Teşkilat üyesi olan ülkeler olarak baskıyla bile olsa Amerikan devletinin izinden gidecek olan devletlere karşı her türlü tedbiri almakta kararlıyız. Öte yandan dünyadaki hiçbir devletin şantaja boyun eğerek egemenlik haklarını çiğnetmeyeceğine inanıyoruz. Ayrıca tüm teşkilat üyelerini Amerika’nın kararını takip edecek ülkeler yanında, tüm makam parlamento, şirket ve bireylere karşı da ekonomik kısıtlamalar uygulanması için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz. Kudüs’ü Şerif’in kimliğini değiştirmeye yönelik her türlü teşebbüse karşı koyacağız. Terörist yerleşimci grupların kutsallarımıza yönelik saygısızlıkları karşısında artık sabrımızın sonuna geldik. Üye devletler ve uluslararası toplum yasadışı İsrail yerleşimde imal edilen ürünlerin piyasalara girmesini mutlaka engellemelidir. Bunun yanında Filistin topraklarında süren haksız işgalin idamesinde rolü olan tüm şahıs ve oluşumlara karşı da gereken tedbirler alınmalıdır. Bundan sonra uluslararası görevlere adaylığını koyan ve destek talep eden ülkelerin Filistin ve özellikle Kudüs’e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz” dedi.

“Filistinliler için yardım kampanyası yürütülecek”
Filistinliler için yapılan yardım kampanyaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler Yakındoğu’daki Filistinli mültecileri yardım ve bayındırlık ajansının bütçesinin güçlendirilmesi önem kazanmıştır. Üye devletlere bu kritik süreçte ajansı olan destek ve katkılarını artırmaları çağrısını yapıyoruz. Türkiye olarak bizde ajans tarafından başlatılan ‘Onura paha biçilemez’ kampanyasını çok güçlü destekliyoruz. Filistinli mültecilere destek sağlanmasının kalkınma vakfı fonu kurulmasına olumlu yaklaşıyoruz. İki devletli çözüme bağlılığımızı teyit ediyor, bu bağlamda Filistin tarafından yapılan girişimleri desteklediğimiz ifade ediyoruz. Ramazan ayı boyunca İslam İşbirliği Teşkilatında bulunan tüm ülkelerde Filistinli kardeşlerimiz için yardım kampanya yürütülecek” diye konuştu.

“Bu çarpık anlayışa ve sistematik barbarlık karşısında sesimizi yükseltmenin zamanı gelmiştir”
“İslam dünyası olarak Filistin sorununun çözüme kavuşması için her alanda destek vereceğiz” diyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birçok liderle görüşerek onların kaldığı haksızlığa karşı sesini yükseltmeye çağırdım. Bu vicdansızlığı Afrika’daki Asya’daki kardeşlerimizle beraber Katolik dünyasının ruhani lideri Sayın Papa’da kabul etmiyor. Özel hassasiyeti için bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisinin aynı kararlı tavrı önümüzdeki süreçte devam ettireceğine inanıyorum. Din, dil ülke ayrımı gözetmeden uluslararası toplumun birleşerek haksızlığa karşı adaleti savunması gerekiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı olarak verdiğimiz mücadele sadece Müslümanların Kudüs üzerindeki haklarının mücadelesi değildir. Hepsiyle bu konuyu ele aldık. Buradaki duruşumuzla Hristiyanlarında ve Musevilerinde hakkını savunuyoruz. Biz burada işgale karşı çıkarken, adaleti, barışı, hukuku bir arada yaşama idealini de savunuyoruz. İsrail bugüne kadar hep güçlüyüm, öyleyse haklıyım mantığıyla hareket etmiş, uluslararası toplumda buna müsaade etmiştir. Artık bu çarpık anlayışı dur demenin, bu sistematik barbarlık karşısında sesimizi yükseltmenin zamanı gelmiştir. Fiille desteklenmeyen her söz havada kalmaya mahkumdur. Zulme karşı adaletsizliğe karşı Müslümanlar, Hristiyanlar ve akli selim sahibi Museviler hep birlik0te direnmelidir. İsrail’deki dünyanın dört bir köşesindeki vicdan, şahsiyet sahibi Musevilere sesleniyorum siz Siyonist değilsin. Sizleri onlardan ayırt etmek istiyorum. Bunlara karşı tavrınızı yükselttin. Yalnız kendim içinsem ben neyim, şimdi değilse ne zaman. 8 aylık bebeklerin, tekerlekli sandalyede ki insanların katledilmesini şimdi karşı çıkmayacaksanız ne zaman çıkacaksınız. Sizi temsil iddiasındaki yönetimin tüm dünyaya yalan söylemesine ne kadar sabredeceksiniz. Her gün 10 emrin ayaklar altına alınmasına daha ne kadar sessiz kalacaksınız. Artık aranızdaki vicdan sahiplerinin arasındaki korku duvarlarını yıkarak bu zulme, katliam ve vahşet düzenine bir dur demesi gerekiyor” diye konuştu.

“Kudüs davası bizim davamızdır”
Filistinlilere seslenerek konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerime sesleniyorum, ey işgal altındaki toprakların onurlu direnişçileri ey çıplak elleriyle korkaklar ordusuna meydan okuyan sevgili yiğitler. On yıllardır canları pahasına Kudüs’e ve haremi şerife sahip çıkan asil kahramanlar aklımız, kalbimiz dualarımız sizinledir. Kadını erkeği, genci yaşlısıyla tüm İslam dünyası yanınızdadır. Uğruna can verdiğiniz Kudüs davası unutmayın hepimizin davasıdır. Kutlu mücadelenizde sizleri asla yalnız bırakmayacağız. İşgal bitene başkenti Kudüs olan Filistin kurulan kadar desteklemeyi sürdüreceğiz. Ağır silahlarla kanınızı döken caniler, hukuk ve insanlık önünde hesap verene kadar yolumuzdan asla dönmeyeceğiz. Kimi ülkelerin riyakarlığı sizi karamsarlığa sevk etmesin iradesini dolarlara satanlar sizi aldatmasın. Rabbimin emri gereği inanıyorsanız üstün olan sizsiniz. Kudüs’ün kaybedilmesine asla izin vermeyeceğimizi ve davadan asla vazgeçmeyeceğimizi ifade ediyorum” şeklinde konuştu.  

Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’daki fikir ve düşünce ortamını, dönemin basın-siyaset ilişkilerini ve bir basın-yayın merkezi olarak İstanbul’un konumunu gözler önüne seren 19 farklı dildeki gazete ve dergiler, Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Kültür Merkezi Fuaye Alanında ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Gezgin’in uzun uğraşlar sonucunda hazırladığı ‘Türkiye’de Fikir Gazeteciliği’ ve ‘İstanbul’un Gazete ve Dergi Örnekleri’ konulu proje kapsamında hayata geçirilen sergiler, İstanbul’daki çok dilliliğe, zengin basın yaşamına ve Osmanlı’da başlayan fikir gazeteciliğinin önemine dikkat çekiyor.

Osmanlı’nın tebaasına sağladığı fikir ve düşünce özgürlüğü yansıtılıyor

İstanbul’un Osmanlı döneminde Türkçenin yanı sıra çok sayıda farklı dilde yayınlanan gazete, dergi ve diğer basılı iletişim araçlarının merkezi olmasından hareketle hayata geçirilen ‘İstanbul’un Gazete ve Dergi Örnekleri’ projesi, farklı kültür, din ve mezheplere mensup onlarca millet ve etnik grubu yüzyıllar boyunca çatısı altında barındıran Osmanlının kökenlere mensup tebaasına, sağladığı fikir ve düşünce özgürlüğünü yansıtıyor.

Tercüman-ı Ahval’den günümüze fikir gazeteciliği

‘Türkiye’de Fikir Gazeteciliği’ projesi ise Türk aydınlarının çıkarmış olduğu ilk özel gazete ve Modern Türk edebiyatının da ilk yayın organı olan Tercüman-ı Ahval’den günümüze kadarki süreçte gelişen fikir gazeteciliğine ışık tutuyor.  

Rıfat Fırat
 

İngiltere’de yılın düğünü gerçekleştirildi. Prens Harry ve Amerikalı aktris Meghan Markle, Windsor’daki St George Şapeli’nde dünya evine girdi. Böylelikle Prens Harry Sussex Dükü, müstakbel eşi Meghan Markle da Sussex Düşesi oldu. Çiftin düğününe ise ünlü misafirler şıklıklarıyla damga vurdu. Gün boyunca devam edecek olan düğüne 2 bin 500’den fazla kişi davet edilirken misafirler şıklıklarıyla göz kamaştırdı. Düğüne davet edilen ünlü isimler arasında İngiliz oyuncu İdris Elba, ABD’li televizyoncu Opray Winfrey, ünlü tenisçi Serena William, ünlü futbolcu David Beckham ve eşi Victoria Beckham yer aldı.

Markle, Windsor’daki St George Şapeli’ne, sabahın erken saatlerinde gelip beklemeye başlayan binlerce kişinin çığlıkları arasında giriş yaptı. Öğle saatlerinde başlayan törene Kraliçe 2. Elizabeth eşi Edinburgh Dükü Prens Philip’le giriş yaptı. Markle, Şapelin basamaklarını tek tek çıkarken sade ve uzun kuyruğu olan gelinliğiyle dikkat çekti. Meghan’ın annesi Doria Ragland ise tören esnasında gözyaşlarına hakim olamadı. Prens Harry ve ABD’li oyuncu Meghan Markle meraklı gözler arasında yeni bir hayata “merhaba” dedi. Kraliyet ailesinin bir diğer gelini Kate Middleton’un izini takip eden Meghan Markle, doğal bir makyaj tercih edeceğini ve makyajını kendi yapacağını açıklamıştı. Markle’ın gelinliğini ise tarihi Fransız moda evi Givenchy’nin sanat yönetmeni İngiliz tasarımcı Clare Waight Keller tasarladı.

Prens Harry, müstakbel eşi Meghan Markle için kendi çizdiği bir alyans seçti. Altın yüzük, büyük bir pırlantanın etrafında iki küçük pırlanta ile süslendi. Büyük taş Harry’nin ikinci ev olarak gördüğü Bostwana’dan, küçük taşlar ise Diana’ya ait olan bir broştan geliyor. Yüzüğü kraliyet ailesinin resmi kuyumcusu olan Cleave&Company tasarladı.

Herkesin merakla beklediği düğünde güvenlik önlemleri ise en üst seviyeye çıkarıldı. Görkemli kutlamanın güvenliğini 3 binden fazla polis sağladı. En büyük tehditler arasında terör saldırıları, Kraliyet ailesi fanatikleri ve eylemler bulunuyordu. Hafızalarda yer edecek düğün için güvenlik üst seviyeye çıkarılırken, İngiliz geleneklerine göre polislerin çoğu ateşli silah taşımadı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı. Mesajda, 19 Mayıs 1919’un, esarete karşı bağımsızlığın, teslimiyetçiliğe karşı dik duruşun, yılgınlığa karşı umut ve uyanışın miladı; Türk milletinin geleceğine vurulmak istenen prangaları kırarak tarihi yeniden yazdığı destansı bir serüvenin başlangıcı olduğunu belirten Bahçeli, “Samsun’da başlayan Milli Mücadele süreci, millet onurunun ayağa kalkışı, en önemlisi milli mukavemetin stratejik adım ve iradesidir. Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları Samsun’dan itibaren başlattıkları yürüyüşle bezginliği ve bitkinliği yenmiş, emperyalistlere diz çöktürmek için fedakarlıkta sınır tanımamışlardır. Bundan 99 yıl önce Samsun’da Milli Mücadele’nin fidesi dikilmiş, tohumu ekilmiştir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk harcı cesaretle karılmıştır. Türk milleti, Samsun’dan harekete geçen Milli Mücadeleyi inançla, imanla omuzlamış, nihayetinde zaferle buluşturmuştur. Samsun’dan parlayan milli mukavemet, Amasya Genelgesi’yle yol haritasını çizmiş, Sivas ve Erzurum Kongreleri ile gücüne güç katmış, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla beraber kutlu hedefine kilitlenmiştir. Kaldı ki Türklüğün tutsaklığı kabul etmeyeceği, hürriyet uğruna yeri geldiğinde hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağı bütün yönleriyle ortaya koyulmuştur. Bu itibarla, 19 Mayıs tarihi ile gelişen olaylar zinciri, ümitsizliğin seline düşmüş milli ülküleri kamçılamanın mümtaz bir örneğidir” ifadelerini kullandı.

“24 Haziran’da yapılacak olan seçimler ülkemiz açısından tıpkı 19 Mayıs 1919 tarihi gibi hayati anlam ve öneme sahiptir”
24 Haziran’da yapılacak olan seçimlerin tıpkı 19 Mayıs 1919 gibi hayati anlam ve öneme sahip olduğunu kaydeden Bahçeli, “19 Mayıs; zalime, haine, alçağa, işbirlikçiye, müstevliye yıldırım gibi çarpan Türk’ün kudretli yürüyüşüdür. Bu yürüyüş; vatanı sahipsiz, çaresiz, kimsesiz sananlara karşı var oluş mücadelesidir. Bu yürüyüş; bölünmemizi, parçalanmamızı isteyenlere karşı nefsi müdafaa kararlığıdır. Bu yürüyüş; bitmemizi, tükenmemizi, gitmemizi, yersiz yurtsuz kalmamızı projelendiren işgalcileri İzmir’e kadar kovalayan iradenin eseridir. Tarihe altın harflerle kazınan bu eser her türlü övgüye layık ve gıpta edilecek bir bağımsızlık ve beka meşalesini tutuşturmuştur. Bu esere leke sürdürmemek için biz de Cumhur İttifakı ile geleceğimize ışık tutuyor, 2023’ün güçlü Türkiye’sini 19 Mayıs 1919 ruhuyla sahipleniyor ve kucaklıyoruz. Cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar geçen süre boyunca sergilenen istiklal kararlılığı, çok partili siyasi hayata geçişin ardından yeni bir evreye taşınırken hükümet etme sistemi değişikliği ile bir kez daha ayağa kalkmıştır. 24 Haziran’da yapılacak olan seçimler ülkemiz açısından tıpkı 19 Mayıs 1919 tarihi gibi hayati anlam ve öneme sahiptir. Dün vatanı kurtarmak için sergilenen milli uyanış, bugün yine bir başka beka tehdidi altında ülkemizi yeniden kurtuluşa taşıyacak iradeyi ortaya koyacaktır. Ülkemizin hali hazırda karşı karşıya kaldığı badireler dikkate alındığında Cumhur İttifakı temelinde şekillenen tarihi ve milli mutabakata aziz milletimizin destek vereceğinden şüphemiz yoktur. 1919’dan 2018 yıla kadar geçen 99 yıllık dönem tarihin yeniden uyanışına ve büyük Türk milletinin dirilişine şahitlik etmiştir. Ülkülerimiz bellidir, duruşumuz nettir, Türk milletinin istiklal ve istikbali mutlaka yaşayacak ve yaşatılacaktır. Kim ne yaparsa yapsın, hangi kirli ve karanlık hesabın içinde olursa olsun, Türkiye’yi tarihin gerisine düşürmeye kimsenin gücü ve nefesi yetmeyecektir. 19 Mayıs şuuru geçmişte olduğu gibi diri, Samsun’a çıkan irade hala damarlarımızdadır. Muhtaç olduğumuz kudret ise bu damarlardaki kanda gizlidir. Bu düşüncelerle, 19 Mayıs 1919’un 99’ncu yıl dönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, milliyetçi kahramanları ve aziz şehitlerimizi şükranla, minnetle ve rahmetle bir kez daha anıyor, aziz hatıraları önünde hürmetle eğiliyorum. Türk gençliğinin ve Türk milletinin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını yürekten kutluyorum” dedi.

İlker Turak
 

Paris’te Rihanna, Sienna Miller, Kim Kardashian, Lana Del Rey, Justin Bieber gibi ünlü isimleri ağırlayan “L’Avenue” restoranının ırkçı bir rezervasyon sistemi gözettiği tespit edildi. Restoranın 4 eski kadın çalışanı ile görüşme yapan Buzzfeed sitesi, garsonların anlattığı ayrımcılığı ortaya çıkardı.
Yönetimden düzenli olarak Arapça isimleri olanları almama emri geldiğini söyleyen ve yıllardır o restoranda garsonluk yapmış şahitler, başörtülülerin “restoran dolu” bahanesiyle girişte reddedildiğini ve “Arapça isim sahiplerine” rezervasyon verilmediğini açıkladı. Halen bu ayrımcılığın devam ettiğini söyleyen eski çalışanlar yöneticinin, “Zengin bile olsa başörtülü kadınlar olacağına, terasta sadece kahve içen iki güzel sarışın olmasını tercih ederim” dediğini aktardı.
“Arapça isimli müşteri çok ısrar ederse servis bitiş saatlerini verin” dediği öğrenilen yöneticinin Arapça isimli kadın müşterilere rezervasyon için öğle yemeğini saat 15.00’e, akşamı da saat 22.00’ye teklif ettiği bildirildi. “En çok Arapça isimliler istenmiyordu ama zenci ve uzak doğuluların da çok bulunmaması lazımdı” diyen çalışanlar “Eğer müşteriyi reddetmeyi başaramazsak üst kata alıyorduk” ifadesini kullandı.
Ayrımcılığı kontrol etmek üzere önce Katar numarası ile arayıp “Ahmed” adına 1 Mayıs saat 12.30’a 4 kişilik masa rezervasyonu yapmayı deneyen gazetecilerin reddedildiği, ısrar üzerine akşam 22.30’a rezervasyon teklif eden gazetecilerin daha sonra Fransız hattı ile Yann (Fransız ismi) adına aynı saat ve tarihte yine 4 kişilik masa isteyince rezervasyonlarının sorunsuz yapıldığı belirtildi.
Konu ile alakalı restorandan yalanlama gelirken 6 eski çalışanının anonim olarak ayrımcılık uygulamasını ortaya çıkarmak üzere iş soruşturma kurumuna şikayette bulunduğu öğrenildi.
Öte yandan, aynı restoran yönetiminin 2010 ve 2013 yılında cinsel ve psikolojik şiddet uyguladığı tespit edilmiş ve cezalandırılmıştı.  

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmayla başladı. Toplantı kapsamında söz almak isteyen liderler konuşma yaptı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Bugün 70 yıllık bir soykırımın son noktalarını yaşıyoruz. Dünyanın gözyaşlarının önünde uluslararası topluluğu insan onurunu yıkarak ve aynı zamanda tüm küresel değerleri aşağılayarak tehdit ediyorlar. Bir taraftan yüzbinlerce masum en temel insan haklarından mahrum olarak yaşamaya mahkum ediliyor. Bu demokrasi adı altında ifade edilen bir uygulama. Batı ülkeleri ise işgal kuvvetlerinin işgalini gerekçelendirmeye çalışıyorlar. Bu konuda Amerikan idaresi büyükelçiliğini kutsal topraklara taşımaya karar veriyor ve taşıyor. Uluslararası kararları ihlal eden bu keyfi hareket Siyonist rejimin bir başka cinayeti daha işlemesinin sonucunu beraberinde getiriyor. Beyaz Saray bu anlamda uluslararası düzeni ihlal etmeyi herhangi bir şekilde utanmadan gerçekleştireceğini bize gösterdi. Büyükelçiliğini taşınmasında birkaç gün önce Amerikan Başkanı küresel güvenliği bir başka tehdit etti. Uluslararası anlaşmaların ihlal edilebileceğini bir kez daha gösterdi.

Çok taraflı nükleer anlaşmadan geri çekildiklerini ilan etti. Bu Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyinin desteklediği bir anlaşmaydı. Bu tek taraflı çekiliş, bunun yanında başka anlaşmalardan da çekilmenin yanı sıra özellikle yeni Amerikan idaresinin bize getirdiği tehdidin boyutlarını net bir biçimde ortaya koyuyor. Küresel anlamda barışa ve güvenliğe ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha görmüş olduk. Kara Pazartesi’de yaşanan direnç Filistin’deki yeni neslin kendi haklarının bilincinde olduğunu bize gösterdi. Hiçbir şekilde bun terk etmeyeceğini ve bununla ilgili pazarlık etmeyeceğini gösterdi. Bu nesil burada işgal kuvvetlerinin vahşi hareketlerine karşı direnebileceğimizi ayakta durabileceğimizi gösterdi. Bu bütün dünyaya günlerden sonra Müslüman İslam’ın doğuşunda düşmanlarına nasıl direndilerse Filistinlilerde aynı şekilde bu haklarını koruyabileceklerini, buna karşı direneceklerini gösterdiler. Bu direnç aynı zamanda bir ümit yeşertti. Şuanda Filistin’deki direnç oradaki kadınlara ve erkeklere ait değil. Aynı zamanda dünyanın her çapında özgürlük savaşçısı olan herkesin bilincinin uyandığını görüyoruz” dedi.

“SİYONİST REJİMİN KULLANDIĞI NÜKLEER SİLAHLARIN ULUSLARARASI BARIŞA TEHLİKE GETİRDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısıyla İslam dünyasının işgaller karşısında nasıl bir araya geldiğini ortaya koyulduğunu söyleyen İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “Burada Siyonist düşmanı bir kez ve son kez İslam dünyasının ve ümmetin işgallere karşı nasıl bir araya gelebileceğimizi gösteriyoruz. Bu anlamda bir direnç hareketini ortaya çıkartmak için bir araya geldik. Tekrar ve tekrar direnç mesajını tekrarladık. Siyonistler bu çerçevede başkalarının fısıltılarını baskı altına almış olmasalardı ve bunu güçlü bir şekilde korumaya çalışmış olmasaydık. Bu vahşi saldırıya karşı direnmeseydik. İsrail burada bir grup birleşmiş olduğunu anlamasaydı bu tür suçu özgürce gerçekleştiremezdi. Şu önerilerimi sunmak istiyorum. Birleşmiş Milletlerin özel bir oturum gerçekleştirmesini ve Amerika’nın almış olduğu yasadışı kararı Siyonist rejimin işlediği suçların burada değerlendirilmesini öneriyoruz. Uzmanlardan oluşan bir grup bir araya gelip yasal siyasi ve ekonomik uzmanların bir araya geldiği toplantıyla çözümlerin ortaya çıkarılabileceğini umut ediyoruz. Yeni yasadışı kararların alınmasını bu anlamda önlemiş oluruz. Uygun siyasi, ekonomik ve ticaret önlemlerinin alınmasını gerektiğini düşünüyoruz.

Müslüman hükümetlerin ve dünyanın özgürlükçü bütün hükümetlerin siyasi ve ekonomik ilişkilerini gözden geçirmesini öneriyoruz. Bütün bağlantılarını kesmesini öneriyoruz. Siyonist şirketlerin mallarına ve hizmetlerine yaptırım uygulanmasını öneriyoruz. Bu çerçevede Trump’ın almış olduğu yıkıcı kararında karşısında durmuş olacağız. Kolektif bir biçimde hareket edebilmemiz için insani yardım için mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Siyonist rejimin kullanmış olduğu nükleer silahın uluslararası barışa tehlike getirdiği düşünüyoruz. Özellikle Batı Asya bölgesinde bu bölgenin nükleer silahlardan arındırılmasının daha önce, İran tarafından önerilen bu teklifin gündemin ilk sıralarına taşınmasını ve İslam ülkelerinin bunu değerlendirmesini istiyoruz. Tek taraflı Ramazan ayının son Cuma Gününü Filistin halkının desteklenmesini ve İsrail’in işlediği suçlara yönelik bir gün olarak istiyoruz. Biz bu çerçevede birlikte hareket edebilirsek, birlikte faaliyet içinde olabilirsek, birlikte katkı da bulunabilirsek bölgeyi oluşturabiliriz. Gereksiz savaşlardan bölgemizi koruyabiliriz. Onlara karşı direnebiliriz. Engin ve hassas Ortadoğu’yu daha geniş anlamıyla bu bölgeyle özellikle dinlerin beşiği haline getirebilir ve bunu sürdürebiliriz” diye konuştu. 

Batuhan Yaşar’ın “İşte FETÖ’nün AK Parti ve MHP’ye kurduğu tuzak” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

“Önümüzde zorlu günler var..
Az kaldı ama..
Cumhuriyet tarihi boyunca hep aynı oldu..
Her cumhurbaşkanlığı seçimi zorlu geçti..
Şimdi de kolay olacak değil..
FETÖ “Tamam” işiyle pis yüzünü gösterdi..
Cumhur İttifakı hedefinde..
Başbakan Yıldırım grup toplantısında açık açık söyledi:
-“24 Haziran’da Erdoğan’a ‘Evet’ AK Parti’ye ‘Hayır’ dedikodusu yayıyorlar”
Evet bu önemli..
Yine sosyal medyada boy gösteriyorlar..
Sahte hesaplar “Tamam” olayındaki gibi tam kapasite çalışıyor..
Bu söylem üzerinden tam da altın vuruş beklentileri var:
AK Parti ile MHP arasına nifak sokmak..
O ittifak çok sağlam temeller üzerine kuruldu..
Kulağa üfürmelerle bir şey olacağı filan yok..

DÜZMECE OLAYLAR, KUMPASLAR

Olaylar çok yönlü..
FETÖ’ye tekrar yol verecek kişilerin değirmenine su taşıma işi hızlandı..
FETÖ’nün gerçek yüzünü artık çok daha iyi biliyoruz..
Engel görülen ne varsa, kim varsa yok etmek en iyi yaptıkları iş..
Mutlak iktidara giden yol için her şey mubah..
Düzmece olaylar, kumpaslar, ters manipülasyonlar, kısaca hayal dahi edilemeyen her şey..
“Darbe Komisyonu Raporunu” internetten bulabilirsiniz..
FETÖ’nün propaganda gücü çok iyi anlatılmış..

HİTLER’İN PROPAGANDA BAKANI

Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’i bilenler bilir..
FETÖ de aynı yoldan gidiyor..
Hatta Joseph Goebbels bugünleri görseydi çok gerilerde kaldığı için çoktan istifa ederdi..
FETÖ tam bir “propaganda makinesine” dönüştürüldü:
-2009’da Erdoğan’ın “One minute” çıkışından beri Türkiye hedefe konuldu..
Hafızaları tazeleyelim:
Balyoz, Ergenekon, Kozmik Oda, Askerî Casusluk, 7 Şubat, MİT Tırları, Şike Davası, 17-25 Aralık, Selam Tevhit ve Kudüs Ordusu..
Neler gördük, ne kumpaslar kuruldu..
Hatta bunlar karşıt görüşlü siyasiler ve gruplarca da desteklendi..
FETÖ yönlendirdi hepsini..
O günleri unutmayalım..
Geri döndürüverirler..
Tıpkı 7 Haziran 2015 sonrasındaki gibi..

MUHALEFET VE FETÖ ARGÜMANLARI

Her seçim öncesinde olduğu gibi..
Film başa sarılıyor..
FETÖ tarafından tabii ki..
Büyük ölçüde tasfiye edilse de FETÖ’nün bıraktığı mirası kullananlar hemen yanı başımızda..

“ADİL ÖKSÜZ YAKALANDI” YALANI

Devlet içeride dışarıda bütün gücüyle FETÖ mücadelesi yapıyor..
Bu mücadele yine FETÖ tarafından sulandırılmaya, sekteye uğratılmaya çalışılıyor..
Manşeti gördünüz:
“Adil Öksüz yakalandı, seçimlere 15 gün kala açıklanacak..”
Araştırınca kuyruklu yalan olduğu ortaya çıktı:
-“Böyle bir şey yok..”
-“Yakalansa hemen kamuoyuna açıklanır.. Niye bekletilsin?”
Bakalım devamında ne gelecek derken FETÖ fazla bekletmedi:
Bir başka gazetede;
-Hükûmetin bazı eski bakanlarının PKK’ya yakın STK ile İngiltere’de buluştuğu yazıldı..
Ama haberin içeriğinde akıllara ziyan iddialar vardı:
-Toplantıda Abdullah Öcalan’a ev hapsi tartışılmıştı..
İşte size milliyetçi oyları başka bir partiye yönlendirmeye yönelik bir başka manipülasyon..

EREN ERDEM SAHNEYE ÇIKTI

Eren Erdem..
Tanımayan yoktur..
CHP milletvekili
Sosyal medyadan hakaretler yağdırmaya başladı..
Yeni dönemde CHP’den aday gösterilmeyeceğini öğrendi herhâlde..
FETÖ’nün yalanlarını güncelleyip sallamaya başladı..
Hedefinde yine Millî İstihbarat Teşkilatı vardı..
Aklınca kurumu itibarsızlaştırmaya çalışıyordu..
Daha önce yaptığı gibi..
Buradan yetkilileri uyarmakta fayda var:
-“Yakında kaçacak..”

FETÖ İZİ TAŞIYAN

Muhalefet yıllardır siyaset üretemiyor..
Kimse muhalefetin ekonomi politikasını bilmiyor..
Dış politika aynı şekilde..
Ne yapacakları belli değil..
Bütün oyun planları Erdoğan karşıtlığı ve yeniden seçilmemesi üzerine kurulu..
Bir şey daha var ama..
Söylemleri ele veriyor:
-“Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası başlattığı bağımsız ve millî politikaları sonlandırmak..”
-“Türkiye’yi tam bağımlı hâle getirmek.. 90’lı yıllardaki gibi..”
-“16 yılda elde ettiği ekonomik kazanımları elinden almak ve borçlandırmak..”
Hayır cephesi son ana kadar “sağcı ve muhafazakâr” aday aradılar..
Ellerine yüzlerine bulaştırdılar..
Dalga geçer gibi..
Tarif ettikleri profilin zıddı birini çıkarttılar..

BTK DEVREDE

ABD ve Almanya’da yuvalanan FETÖ sosyal medyadan eski argümanları yayma gayretinde..
Kafaları karıştırmak, oyları yönlendirmek için..
BTK devrede ama..
Manipülatif paylaşımları tespit ediyor..
Gereği için de savcılıklara iletiyor.
Batı’da da bilinen ta Osmanlıdan beri Türklere dair birçok ünlü deyiş var.
Ama bugünleri tam da tarif edeni şu herhâlde:
Türk milleti hesaba gelmez..”