Zehra ve Serkan Kılıç çifti, 5 çocuğuyla birlikte Nilüfer’in Yaylacık Mahallesi’nde zemini paramparça ve içinde hiçbir eşya olmayan prefabrik barakada hayatta kalma mücadelesi veriyor. Serkan Kılıç, hurda toplayıp günde 25 lira kazanarak ailesine bakmaya çalışıyor. 5 çocuk, içinde hiç bir eşyası olmayan ve her yerinden soğuk alan barakada soğuktan tir tir titriyor. Okula giden çocuklar, ayakkabıları olmadığı için yalın ayak geziyor. Baraka yağmurlu ve karlı havalarda içine su aldığı için Kılıç ailesi soğukta hasta oluyor. 

Kendilerine uzanacak bir yardım eli bekleyen aile, yetkililere ve hayırseverlere yardım çağrısında bulundu. İki yıldır barakada yaşadıklarını ifade eden anne Zehra Kılıç, “5 çocuğumuzla bu barakada yaşıyoruz. Hiç kimse bize yardım etmiyor. Eşim hurda toplayarak geçiniyor. Bu barakayı bize bir hayırsever verdi, ama içi çok soğuk oluyor. Çocuklarım burada çok üşüyor. Geçen yağan karda psikolojim bozuldu. Daha önce kiralık bir evde oturuyorduk, kirayı ödeyemeyince bizi oradan çıkarttılar. 2 yıldır burada yaşıyoruz. Devletimizden ve hayırseverlerden yardım bekliyoruz. Eşim hurda topluyor. Günde 25 lira kazanıyor. Çocuklarım çoğu zaman aç geziyor. Belediyenin bana verdiği aylık 100 liralık kartla gıda alışverişi yapıyorum, o da yetmiyor. Yatacak yatağımız ve eşyamız bile yok. Çocuklarım soğuktan titriyor. Çöpe atılan çekyatların süngerlerini çıkarttım, onların üzerinde yatıyoruz. Çocuklarım okula gidiyor. Sürekli soğuk barakada kalmaktan hasta oluyorlar” dedi.

Ailenin en büyük çocuğu İlayda Kılıç, “Bu barakada yaşamak çok zor. Ben ve kardeşlerim sık sık hasta oluyoruz. Soba yakıyoruz, ama ısıtmıyor. Çok üşüyoruz. Özellikle kar yağdığında içerisi buz gibi oluyor. Barakanın içi su alıyor. Biz ufak da olsa bir ev istiyoruz” şeklinde konuştu. 

Burak Türker

Bursa özel okulda öğrenim gören 11 yaşındaki 7 öğrenci, öğretmenleri sordukları sorulardan bunalınca yapay zekayla çalışan robot yapmaya karar verdi. Öğrenciler okulda gördükleri bilişim teknolojileri dersinde öğrendikleri programla suni zekayla çalışan robot yaptı. Öğrencilerin “Robotan” ismini verdikleri robot bilgisayara bağlı olarak çalışıyor. Robotan, internetten edindiği bilgileri uzun uzun anlatıyor. Öğrencilerin sorduğu her soruya sesli olarak cevap veren robot, sadece 400 liraya mal oldu. Öğrenciler bu robotu seri üretime geçirip, öğretmeni olmayan köy okullarına yollamayı planlıyor. Bu robot ayrıca okulların bilgi köşelerine de konularak, öğrencilerin akıllarına takılan sorulara anında sesli olarak cevap verecek. Öğrenciler şu an için yazılı soruları sesli olarak cevaplayan robotu sesli komutla sorulara cevap verir hale getirecek.

Tan okulları öğrencileri; Egemen Kartallar, Yiğit Yörükoğlu, Selin Barış, Elifnaz Öztat, Hayal Ceylan Güven, İnci İyisoy ve Ebralsu Güçman, robotu geliştirerek, Türkiye’nin çeşitli illerinde ve yurt dışındaki yarışmalarda birincilik için yarışacak.

“Çok soru sorduğumuz öğretmenimiz çıldırınca böyle bir proje yaptık” diyen öğrenciler, “Bilişim teknolojileri öğretmenimize danışarak suni zekayla çalışan robot yapmak istediğimizi söyledik. Vakit kaybetmeden çalışmaya başladık ve 3 aylık bir periyot sonunda yapay zekayla çalışan robotumuzu bitirdik. Robotumuz klavye üzerinden yazdığımız soruları algılayıp bu soruları internet üzerinden araştırarak 3 saniyede sesli olarak sorduğumuz soruya ayrıntılı olarak cevap veriyor” dedi

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Salih Güngör, “Bu robot fikri öğrencilerden geldi. Bir gün ders işlerken öğrenciler heyecanlı bir şekilde yanıma geldi. ‘Kendi robotumuzu kedimiz yapalım’ dediler. Öğrencilerimiz kendi yazılımlarını kendileri yazarak robotu yaptı. Robot bilgisayardan yazılı olarak sorduğumuz soruları sesli olarak cevaplıyor. Aynı zamanda ağzını oynatarak, başını sağa sola çevirip karışındaki kişiyi takip ediyor. Sorduğunuz her soruya yarım saat cevap veriyor. Robot okullarda bilgi köşesine konulacak. Maliyeti çok fazla değil. Kütüphane görevi verecek” şeklinde konuştu. 

Burak Türker
 

Aksu’nun Boztepe Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Lale Karakaş, 12 yıl önce Ali Karakaş ile tanışarak Karaman’da evlendi. 10 yıl önce eşi ile seralarda çalışmak üzere Karaman’dan Antalya’ya gelen çiftin evliliğinden Azra (11) Esila (9) Efla (4) olmak üzere 3 tane çocukları oldu. Lale Karakaş’ın eşi bir yıl önce yaralamalı kavgaya karışarak cezaevine girdi. Eşinin cezaevine girmesinin ardından 3 çocuğu ile yalnız kalan Lale Karakaş, çocuklarının yaşaması için tek başına mücadele ediyor. Okula giden Azra ve Esila için dişini tırnaklarına katan Karakaş, çocuklarına uzanacak bir yardım elini bekliyor. 4 yaşındaki kızına bakmak için çalışmaya gidemeyen ve maddi sıkıntılar yaşayan Karakaş, komşularından gelen yardımlar ile ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Çocuklarını battaniyenin altına sararak ısıtmaya çalışıyor

Kış aylarının gelmesi ile evinde yakacak odunu ve kömürü olmayan Karakaş, çocuklarını battaniyenin altına sararak ısıtmaya çalışıyor. Evinde soba yanmadığı için hastalanarak zatürre olan 4 yaşındaki kızını doktora götürecek parası olmayan Karakaş’a komşuları sahip çıkmaya çalışıyor. Kızının sağlığının giderek daha da bozulmasından korkan gözü yaşlı anne minik Efla’nın sağlık giderlerinin karşılanmasını bekliyor. Okula giden çocuklarının kendisinden kitap ve ayakkabı istediğini belirten Karakaş, çocuklarının bu isteklerini karşılayamadığını belirterek kahrolduğunu söyledi. Hasta olan minik kızını battaniyenin altından hiç çıkarmayan gözü yaşlı anne, “Havalar soğuk olduğu battaniyeye sarılarak oturuyoruz. 3 tane çocuğum var. Maddi olarak çok sıkıntı içerisindeyim. Çocuğum çok hasta şu ada çalışamıyorum. İlaçları çok pahalı geldi. Çok zor durumdayız. Ben sadece çocuklarım için bir şey istiyorum. Kendim için bir şey istemiyorum” dedi.

“Bir yıldır çocuklarıma elbise alamıyoruz”

Okula giden çocuklarına kitap defter alamadığını belirten 3 çocuk annesi Karakaş, “Benden kitap istiyorlar ben alamıyorum. Kahroluyorum. 250 lira kira veriyorum. Battaniye ile sarılarak oturuyoruz. Elektrik sobası açamıyorum. Bir yıldır çocuklarıma elbise alamıyoruz. En son geçen yıl bayramda aldık. Çocuklarım her yıl başarı belgesi alıyorlar. En çok kitap kıyafet ve ayakkabı istiyorlar. Onların isteklerine cevap veremiyorum. Bundan dolayı çok kahroluyorum. Sesimi duyan herkesten gönlünden ne geçerse onun yardımını istiyorum. Kimseden bir şey isteme hakkım yok. Çok utanıyorum. Kendim adına bir şey istemiyorum. 3 tane çocuğum için istiyorum. 7 bin TL düğünümden kalan bir borcum var. Bunun taksitleri ödemeye çalışıyorum. En çok ihtiyacım olan şey çocuklarımın ısınması için odun ve kömür. Akşamları hava çok soğuk oluyor. Daha sobamı bir gün olsun yakamadım” dedi. 

Maliye Bakanı Naci Ağbal AK Parti Bayburt İl Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Ağbal, burada yapmış olduğu konuşmada “Rabbimin bu millet, bu topraklar üzerinde öyle bir koruyuculuğu, öyle bir şemsiyesi var ki; darbe gecesi buna kalkışanların hepsi perişan oldu. Allah onları perişan eylesin. Bugünlerde mahkemelerde arka arkaya her birisi hakkında Türk adaleti gereken cezayı veriyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, ‘Türkiye ekonomisi bir daha belini doğrultamaz, bir daha asla ayağa kalkamaz, toparlayamaz’ diye birtakım gayretler, birtakım emeller… Türkiye’de güçlenen milli iradeyi çekemeyen ve bu milli iradeyi bir şekilde farklı oyunlarla al aşağıya etmeye çalışan dış güçler. Türkiye şu anda adeta bir defa daha içeriden ve dışarıdan oynanan bu oyunlara karşı büyük bir mücadele veriyor. Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun” dedi.

Ağbal, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İçeride ve dışarıda oynanan bu oyunlara devam ediyorlar. Bugün Avrupa’da, Amerika’da, çeşitli yerlerde Türkiye aleyhinde kurulmaya çalışılan oyunları, tezgahları hükümet olarak çok iyi biliyoruz. Kimin niyetinin ne olduğunu, PKK terör örgütüne kimin hangi sebeple arka çıktığını, bugün insan haklarından, özgürlüklerden bahsedenlerin terör örgütlerine nasıl ev sahipliği yaptığını, bize demokrasi dersi vermek isteyenlerin kendi ülkelerinde demokrasiyle ilgili taleplere polis coplarıyla nasıl karşı durduklarını çok iyi görüyoruz. Kimse Türkiye’ye demokrasi dersi vermesin. Hani Akif çok güzel diyor ya ‘Tek dişi kalmış canavar’ O tek dişi kalmış canavar 21. yüzyılda yine başını kaldırmış bize meydan okuyor ama bu topraklarda bin yıldır olan bizler, tek dişi kalmış bu canavara boyun eğmeyeceğiz, dik duracağız. Rabbim inşallah onların bu oyunlarının hepsini de bozacak.”

Ziyarete AK Parti Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu, Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş de katıldı.

Beşir Kelleci
 

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Şanlıurfa Valiliği ve Harran Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği ‘Eğitimde Anne-Kız el ele’ projesi Şanlıurfa Eyyubiye İlçesi Ayhan Şahenk mesleki ve teknik Anadolu Lisesi’nde konferans salonunda gerçekleşti. Konferansa Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin eşi Gülhan Erin, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi’nin eşi Sema Çiftçi, Harran Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Siverekli, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi genel sekreter yardımcısı Mehmet Emin Özçınar’ın eşi Nesrin Özçınar, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Kadın Aile Şube Müdürü Sibel Toptan, Şanlıurfa valiliğinden sosyolog Fatma gümüş, Şanlıurfa İl Müftülüğü Vaizesi Semra Düzgör, okul örgencileri ve velileri katıldı.

Uzmanlar tarafından panelistler Çocuk hastalıkları, bebek bakımı ve anne sütünün önemi, kadın hakları aile önemi gibi konuların ağırlıkta ele alındığı programda Sema Çiftçi, “Kızlarımızın saç bakım ve kesimlerini yapıyorduk. Şimdide burada anne kız el ele eğitim programını gerçekleştireceğiz. Bu projenin amacı siz değerli kızlarımızın okullaşma oranını artırma üniversitelere teşviklerini sağlama kadınlarımızın ve kızlarımızın istihdamlarını sağlamak kadın ve kızlarımızın gerek ruhsal gerekse bedensel konularında, hijyen , beslenme ve bakım konularında sizlere bilgiler verecekler” dedi

Büyükşehir Belediyesinin ikinci çalışması olan ‘Büyükşehir’le Değişime Hazır Ayhan Şahenk mesleki ve teknik Anadolu Lisesi’nde Pansiyonda kalan genç kızların saç kesimi ve saç bakımlarının yapıldığı programa katılan Sema Çiftçi, gençler derslerinde başarılar diledi.

Eğitimde anne kız el ele projesi

Kız çocuklarının eğitim düzeyinin yükseltilerek anneleri vasıtasıyla farkındalıklarının artırılması, Kamu Kurum ve Kuruluşları arasında işbirliğinin artırılması ve belediyenin eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırması 13 farklı ilçeyi kapsayacak şekilde “Eğitimde Anne Kız El Ele” projesi ile kız çocuklarının okullaşma oranının artırılması, kız çocuklarının yüksek öğretime teşvik edilmesi, ailenin temel yapı taşı olan annelerin kızlarına verecekleri eğitimde süreklilik desteğinin sağlanması, kadınların istihdama katılması için farkındalığın oluşturulması, kadınlara beden ve ruh sağlığı ile temizlik ve hijyen eğitimlerinin verilmesidir. 

Adapazarı ilçesinde herkes tarafından sevilen ismi ve ‘Cigo’ olan 70 kiloluk Saint Bernard türü köpek kendi başına dolaşmaya çıkar, daha sonra tekrar kulübesine gelerek yatardı. Ancak ‘Cigo’ bir süre sonra ortadan kayboldu. Sokak sokak Cigo’yu arayan Öziş, çevredeki iş yerlerinin güvenlik kameralarını incelediğinde köpeğinin kimliği belirsiz bir kişi tarafından çalındığını fark etti. Durumu polise bildiren Öziş biran önce köpeğinin bulunmasını istedi. 

“Bebeklikten beri bakıyorum” 

Cigo’yu daha 2 ay 10 günlükken aldığını belirten Cihat Öziş, “Köpeğim Sent Bender cinsi bir köpek. İsviçre dağ köpeği olarak geçmektedir. Çok uysal bir köpektir, uysal bir ırktır. Zaten benim bu köpeği 3 buçuk sene önce almamdaki sebep evlat gibi bakıyorum ona ben. Sebebi uysal olması, sert bir köpek olmaması. İnsanlarla iyi geçinmesidir. Onun için ben bu köpeği tercih ettim. Aldığımda çok küçük bir yavru idi 2 ay 10 günlüktü. Bebekliğinden beri yaklaşık 4 seneye yakın köpeğime bakıyorum” dedi. 

“Başka bir şehre götürüldüğü tahmin ediyorum” 

Çalınan köpeğinin başka bir şehre götürüldüğü tahmin eden Öziş, “Köpeğim evlat gibiydi. Burada iş yerimde herkes severdi onu. Gezdirirlerdi, insanlarla iyi geçinirdi. 1 yaşındaki çocukla bile gayet iyi geçinir üstüne çıksın, insin binsin hiç bir şey yapmazdı. Köpeğimi yaklaşık bir buçuk ay evvel tanımadığımız biri bağlayıp götürdü. Bağlayıp götürmeseydi köpeğimi buralarda gezer yarım saat, 10 dakika, en fazla bir saat sonra tekrar gelerek kulübesine yatardı. Yemeği, suyu hepsi hazır buradadır. Şuanda kulübesi boş kaldı. Özlüyoruz köpeğimizi. Hanımın, çocuklarım, arkadaşlarımın hepsi üzgünler. Şuanda köpeğimin kulübesi boş. Sanki bir anne evladını askere gönderir ya odası boş kalır bende şuan o duygulardayım. Polise gittim kamera kayıtlarını inceledik. Bir güvenlik kamerasından inceledim bağlayıp kişi köpeği götürüyor. Bağlamasa zaten köpeğim gitmez. Ben köpeğimi başka bir şehre götürdü diye tahmin ediyorum” diye konuştu. 

“Bana bilgi verene bin TL ödül” 

Köpeğinin nerde olduğunu söyleyene bin TL ödül vereceğini de belirten Cihat Öziş, “Köpeğimden ümidimi kesmekte istemiyorum. Bu köpeğim hakkında bana bilgi verecek olana bin TL bir ödülüm var. Büyük bir para değildir ama ben köpeğime kavuşmak istiyorum. Böyle bir bilgi gelirse köpeğimiz şuradadır diye bende köpeğimi alırsam bana haber verene bin TL para ödülüm var. Evet çalan kişi pişman olur getirsin köpeği geri ona bile bin TL para getireceğim. Hırsız köpeğimi geri getirsin affedeceğim ve parası verip göndereceğim” dedi. 

Öte yandan köpeğin çalınma anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde henüz kimliği belirlenemeyen bir şahıs ‘Cigoyu’ bağlayarak kendi köpeğiymiş gibi götürmesi gözüküyor.  

Bakan Eroğlu, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği memleketi Afyonkarahisar’da, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından 19 Eylül Gaziler Günü dolayısı ile gerçekleştirilen yemeğe katıldı. Termal bir otelde gerçekleştirilen yemeğe çok sayıda gazi ve şehit ailesi ile birlikte Bakan Eroğlu, Vali Mustafa Tutulmaz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Milletvekili Mehmet Parsak ve protokol üyeleri katıldı. Etkinlik Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Etkinlikte konuşan Bakan Eroğlu, bu ülkenin şehit ve gazilere çok şey borçlu olduğunu kaydederek, milletin onlara şükran duyduğunu ifade etti. Bakan Eroğlu, hükümetin şehit yakınlarına, gazilere çok büyük önem verdiğini ve onları asla unutturmayacağını dile getirerek, “Onlar bizim yüreğimizde. Laf için söylemiyorum. Onlar bizim kalbimizde nitekim hükümetimiz böyle faaliyetler yapıyor sizlere daha önce bazı arkadaşlarımızı başka yerlere götürdük Kıbrıs’a, Kıbrıs Gazilerini bugünde hükümetimiz işte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı size böyle bir imkan sağladı. Bunların daha da artarak devam edecek. Çünkü sizleri asla unutmayacağız ve şehitlerimizi asla unutturmayacağız. Onun için biz şehitlerimizin ismi ilelebet bu topraklarda anılsın diye barajlara, göletlere, okullara onların isimlerini veriyoruz. Daha önce böyle bir şey yoktu biz veriyoruz çünkü şehitler bizim için son derece değerlidir. Yani devletin imkanları arttıkça sizlerinde imkanları o kadar aratacaktır. Sizleri unutmuyoruz, laf için söylemiyorum bunu her zamanda yanınızdayız. Sizlerin bir derdi varsa sizin derdiniz ile dertleniyoruz biz. Onun için bakanlık kuruldu Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Bakanlığını vazifesi şehit aileleri ve gazilere her bakımdan yardımcı olmaktır, meseleleri varsa onları çözmektir” diye konuştu.
Etkinlik şehit ve gazi aileleri için yapılan faaliyetlerin anlatıldığı slayt gösterisi ile sona erdi.
 

Gökten Ceylan
 

Malatya’nın Akçadağ ilçesinde geçtiğimiz günlerde yaşanan olayda akraba olan iki aile arasında yaşanan taşlı-sopalı kavgada 1’i ağır 3 kişi yaralandı.
İlçeye bağlı Doğantepe Mahallesi’nde meydana gelen olayda akraba olan ve daha önceden aralarında husumet bulunan iki aile fertleri arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede taşlı sopalı kavgaya dönüşürken mahalle sakinlerinin ihbarıyla olay yerine gelen jandarma ekipleri kavgaya müdahale etti. Çıkan kavgada darp edilerek yaralanan Hasret Balaban (23), Hasan Balaban (50) ve İsmail Balaban (52) 112 ambulansları ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

Gözaltına alınan 4 kişi serbest kaldı
Hastanede tedavi altına alınan yaralıların 23 yaşındaki Hasret Balaban’ın hayati tehlikesinin bulunduğu ve yoğun bakımda tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Jandarma, kavgaya karıştığı tespit edilen Hasan B., Sinan B., İnan B. ve Emre B.’yi gözaltına aldı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler mahkemece serbest bırakıldı.

“Oğlumu yere yatırarak taşlarla kafasına vurdular”
Kavgada taşla kafasına aldığı darbe sonucu ağır yaralanan gencin babası Hasan Balaban oğlunun hayati tehlikesinin bulunduğunu belirterek, “Çapa motoru ile dört kişi evimizin önüne gelerek beraberlerinde getirdikleri sopalarla beni darp ettiler, bunun üzerine yere düştüm. Eşimin çığlıklarıyla birlikte oğlum Hasret dışarı çıktı. Bu arada oğlumu yere yatırarak taşlarla kafasına vurdular. O sahneyi hatırlamak istemiyorum, o an ben bittim. 
Baba Hasan Balaban, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan da yardım isteyerek sorumluların cezalandırılmasını talep etti.

Hayati riski sürüyor
Kavgadan 2 gün önce İnönü Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu Anestezi bölümüne kayıt yaptıran Hasret Balaban’ın Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavisi sürüyor. Yoğun bakımda tutulan Balaban’ın hayati riskinin sürdüğü öğrenildi.

Hasan Eryılmaz 

 

Beyin fonksiyonları zaman zaman işlevini yetiren Nisanur, ciddi riskler taşıyan yeni bir operasyona tabi tutulmazsa, yaşamını yitirebilir. Küçük kızın endişeli ve üzüntülü annesi, yetkililerden ve hayırseverlerden yardım eli bekliyor.

Avcılar’da yaşayan Acar çifti, 3 kız çocuğundan en küçüğü olan 7 yaşındaki Nisanur’un doğduğu günden bu yana yaşadığı ciddi sağlık problemleri nedeniyle çaresiz durumda. Doğduğunda, beyin omurilik sıvısının çoğalmasıyla, beyin karıncıklarının, kimi zaman da kafatasının büyümesine yol açan bir hastalık olan ‘Hidrosefali’ tanısı koyulan Nisanur Acar, henüz 7 aylıkken hassas bir bölge olan beyin çevresinden ciddi bir cerrahi operasyon geçirdi. Dünyaca ünlü Türk cerrah Mehmet Öz tarafından gerçekleştirilen operasyonla yapay damar yolu açıla Nisanur, bu operasyonla sadece yaşamına devam edebilirken, normal bir çocuk özgür hareket edemiyor. İlkokul 1’nci sınıfı bitiren talihsiz kız çocuğu, 7 yaşında daha önce operasyon geçirdiği beyincik bölgesinde oluşan fıtık nedeniyle önce beyin fonksiyonlarını yitirme, ardından da hayatını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. 7 yıllık ömründe ikinci kez ölümle burun buruna olan Nisanur’un çaresiz ve endişeli ailesi, Sağlık Bakanlığı’ndan küçük kızlarını alanında en başarılı doktorların tedavi etmesini talep ederken, hayırseverlerden de yardım bekliyor.

“7 aylıkken son günlerini yaşadığını doktorlar bize söyleyince”

Avcılar’daki evlerinde açıklamalarda bulunan anne Sevda Acar, Nisanur’un geçirdiği ilk operasyonun hayırsever eş dostun yardımıyla yapıldığını anlatarak, “Doğduğunda öğrenmiştik, biliyorduk. 7 aylıkken son günlerini yaşadığını doktorlar bize söyleyince, ben de doktor doktor dolaştım. İstanbul’da hiçbir devlet hastanesi, hiçbir özel hastane kalmadı. Kızıma sadece şant takılacağını, başka bir çare olmadığını söylediler. Ben de şant yöntemini araştırdım, sadece birkaç yıl ömür uzattığını öğrendim. Birkaç yıldan sonra ya bitkisel hayata giriyorlardı, ya da hayatlarını kaybediyorlardı. Ben de istemedim. Doktor Mehmet Öz’ü bulduk, ‘10 gün içerisinde ameliyat ederiz’ dedi. Yapay damar yolu açtı, şant tedavisini uygulamadı. Eşin dostun maddi desteğiyle ameliyat ettirdik” dedi.

Endişeli anne, yetkililerden kızını alanında en uzman doktorların tedavi etmesini istiyor

7 yaşında ikinci kez ölümle burun buruna kalan küçük kızın son hastalığından da bahseden endişeli anne, yetkililere ve hayırseverlere şu sözlerle seslendi:
“Bu zamana kadar her yıl kontrollerimizi yaptırıyorduk, iyi gidiyordu. Sadece son yıllarda nöbetleri vardı, o da olabiliyordu. Şimdi ilaç kullanıyoruz. İlaç tedavisinde bu yana kendine daha bir güveni var. Fakat şimdi de beyinciğin tam ucunda fıtık oluştu. Doktor büyümezse sorun olmayacağını, fıtık büyüdüğünde ise ameliyat olması gerektiğini söyledi. Bu yıl gittiğimizde doktoru bana ‘Büyümüş ve zarar vermeye başlamış. Onu almamız ve yerini genişletmemiz gerekiyor’ dedi. Eğer 12 ay içerisinde ameliyat olmazsa 5-6 aya kadar eli ayağı tutmayacak hale gelecekmiş. Ameliyat olması gerekiyormuş. Bir şekilde bunun yapılması gerekiyor, ama benim hiçbir doktora güvenim kalmadı. Aynı bölgede devam eden ciddi hastalıkları nedeniyle endişeliyim, güvenemiyorum. Benim yetkililerden beklentim, bu konuda en uzman doktorların bize yardımcı olması. Yardımseverlerden de bir destek bekliyoruz. Küçücük bir bölgede çok ciddi farklı hastalıklar var, ben şimdi çocuğumu nasıl herkese emanet edeyim? Korkuyorum.” 

Hüseyin Coşkun

Sarıyer Ortodonti Diş Kliniğinden Dr. Aydan Coşkun Ateş, “Hastalar düzgün dişler ve mükemmel bir gülüşe sahip olabilmek için ortodontistlere başvurmakta ancak çoğu zaman bu sonuca ulaşmalarını sağlayacak olan ortodontik aygıtları estetik kaygılarından dolayı taktırmak istememektedirler. Son 10 yıl içerisinde estetik ortodonti alanında meydana gelen teknolojik gelişmeler ortodontistlere hastalarına başkaları tarafından fark edilmeyecek ve konuşma zorluğu oluşturmayacak şekilde tasarlanmış tedavi yöntemleri sunma olanağı sağlamıştır” dedi.

Başkaları tarafından fark edilmesi imkansız olan bu teknik sayesinde estetik kaygıları yüksek hasta gruplarının dış görünüşlerinden ödün vermeden dişlerindeki düzelmeyi daha tedavi başından itibaren adım adım izleyebilmekte olduğunu ifade eden Dr. Ateş, “Bir yandan düzgün dişlere sahip olurken diğer taraftan da tedavi sırasında özgürce gülümseyebilmektedirler. Dış yüzeye takılan braketler, dişlerin ön yüzeyleri genellikle birbirine benzer yapıda oldukları için standart olarak üretilirler. Her bireye standart olarak üretilen braketlerle başarılı tedaviler uygulanabilir. Dişlerin iç yüzeyleri dış yüzeylerine göre anatomik olarak çok daha fazla çeşitlilik gösterir. İdeal diş dizisini oluşturabilmek, her bireyde tamamen farklı yapıda olan diş yüzeylerine standart ürünler kullanılması ile mümkün değildir. Ayrıca standart braketler ile yapılan lingual tedaviler ile dilde yaralanmalar ve konuşma problemleri daha fazla görünebilmektedir. Kişiye özel hazırlanan braketler ile bu tür sorunlar en aza indirgenebilmektedir” diye konuştu.

Kişiye özel lingual braketlerin günümüzde dünyada en yaygın şekilde kullanılan lingual tedavi sistemi olduğunu kaydeden Dr. Ateş, “Genç ve erişkin farketmeksizin hemen hemen tüm vakalar tedavi edilebilir. Nikel içermemesi sebebiyle anti-alerjenik özelliğe sahiptir ve temizlenebilmeleri çok kolaydır. Tedavi planlamasında öngörülen tedavi sonuçlarının başarıyla elde edildiği klinik çalışmalarla ispat edilmiştir” açıklamalarında bulundu.

Kişiye özel hazırlanan bu teller nasıl uygulanır?

Öncelikle hastadan elde edilen silikon ölçülerin yurt dışındaki merkeze yönlendirildiğini belirten Dr. Ateş, “Bu sistemde hasta ile birlikte hastanın beklentileri göz önünde bulundurularak bir tedavi planı oluşturulur. Öngörülen tedavi planına göre hazırlanan tedavi sonu modeller internet üzerinden ortodontist ve hasta tarafından onaylandıktan sonra mükemmel gülüşü sağlayacak hastaya özel hem teller hem de braketler Almanya yada Fransa’da bulunan laboratuvar tarafından teknolojinin son ürünü olan CAD/CAM teknolojisi ile üretilmektedirler. Tedavi bu apareylerle yürütülür ve tamamlanır. Kişiye özel hazırlanan bu apareyler bir başka hasta için kullanılamaz” ifadelerini kullandı.

“Lingual Ortodontik tedavi her yaş için uygundur”

Ayrıca lingual ortodontik tedavi için yanlış bilinen bir başka durumun ise, yalnızca çok basit diş çapraşıklıklarının tedavisinde kullanıldığı olduğuna dikkat çeken Dr. Ateş, “Kişiye özel sistemler sayesinde ortodontik tedavi ihtiyacı olan her hasta, bu yöntem ile tedavi edilebilmektedir. Tüm dişlerin sürmüş olduğu her hastada yaş fark etmeksizin kullanılabilir. Bu sistem diş yüzeyine dış kısımlarından yapıştırılan braketlerden tamamen farklı bir mekanizma ve teknikle uygulanmakta, bu nedenle de özel bir eğitim gerektirmektedir ve sadece dünya çapında sertifikası olan ortodontistler tarafından uygulanabilen bu yöntem kliniğimizde de uygulanmaktadır” şeklinde konuştu.