1970 yıllardan beri ağaç sanatı üzerine çalışan 53 yaşındaki Mikail Fırat, kurumuş ağaç dallarını doğal halini bozmadan yaptığı 40 ayak masa, kürsü, sehpa, küllük, mumluk, şamdan gibi akla gelebilecek her türlü el ve ev aletlerine dönüştürerek, dükkanında sergiliyor. Sanat Sokağı’ndaki atölyesinde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Mikail Fırat, yaptığı işi çok sevdiğini söyledi. İHA’nın sorularını yanıtlayan ağaç sanatçısı Mikail Fırat, kayısı, çam, ceviz ve meşe ağaçları başta olmak üzere ağacın birçok türünden akla gelebilecek her türlü araç, gereç ve süs eşyası yaptığını ifade etti.

“1978 yılında bu işe başladım”
Uzun yıllardır bu işle meşgul olduğunu belirten Fırat, “Ben 1963 Malatya doğumluyum. 1978 yılında bu işe başladım. Malatya Belediyesi’nin bize vermiş olduğu Sanat Sokağındaki Sanat Merkezine yakın bölgede biz de sanatımız ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Kayısı ağacından, çam ağacından, ceviz ağacından, meşe, dış budak değişik tasarımlarımız var. 40 ayak masamız var, konferans kürsümüz var, değişik mumluklarımız var, saksılarımız var. Ayrıca masa ve sandalye imalatı da yapıyoruz burada. Aynı zamanda saat, avize, abajur, kuş yuvası, terek gibi ev aletleri de yapıyoruz” dedi.

Özel isteğe göre çalıştığını da belirten Fırat, sözlerini şöyle tamamladı:
“Mutfağımızda tut ağacından malzeme yapıyoruz, kişiler nasıl bir şey isterlerse. Genelde evlerine, yerlerine göre çalışmak istiyoruz. Yani yerimiz yeterli olmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Yaptığımız işlerin burada kalmaması gerekiyor. Genelde biz aksesuar üzeri çalışıyoruz. Nişan tepsisi var, servis tabaklarımız var. Ağaçlar yaş ise bu sene alıyoruz, seneye işleme alıyoruz. Bizde buraya 1 yıl oldu başlayalı ama ağaçlarımız yeterli kurulukta olmadığı için bazı tasarımları falan yapamıyoruz. Özel kişiler ile çalışıyoruz biz. Ev müşterileri misafirlerimiz falan var. Mesela demin Belçika’dan gelen bir bayan vardı, onlara da birkaç ürünümüzün tanıtımını yaptık. Onlar da bizi memnun etti. Mumluk verdik, saat verdik, servis tabağı verdik kendilerine. Bizim bu dükkanda yapabildiklerimizi yapıyoruz ama büyük bir şey falan olursa onu da sanayide büyük yerlerimiz var oradan temin ediyoruz. Püf noktası ise düğümlerin falan olmaması, ağacın temiz olması, kuru olması bunlara çok dikkat ediyoruz. Yani düğüm her an için patlayacak pozisyonda olur, bunlara dikkat ediyoruz biz. Ben bu işe sevdiğimden dolayı başladım. Sevmez isen bir şey elde edemezsin. Her şeyden önce sevmek önemli” diye konuştu.

 Öksürmenin solunum yollarını korumaya yönelik faydalı bir tepki olduğunun altını çizen Acıbadem Eskişehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Köse,“Öksürük refleksini durdurmak değil, öksürüğe neden olan durumları ortadan kaldırmak doğru bir yaklaşım” diyor.

Enfeksiyon, alerji veya sigara yol açabiliyor

Nezle, burun tıkanıklığı, boğaz enfeksiyonu gibi basit etkenlerden grip, kulak enfeksiyonu, krup, bronşit, zatürre, astım gibi daha ciddi solunum yolları hastalıkları öksürüğe neden olabiliyor. Ayrıca yabancı cisim, alerji, sigara, reflü, kistikfibrozis, kitle, tümör gibi faktörler de öksürüğe yol açıyor.

Öksürük şekli ipucu veriyor

Her öksürük bizi farklı bir sağlık sorununa götürüyor. Örneğin havlama tarzında öksürük krupta, iç çeker gibi öksürük boğmacada, göğüste ötmeyle birlikte öksürük ise astımda görülüyor. Ani başlayan ve morarmanın eşlik ettiği öksürük, yabancı cisim aspirasyonundaortaya çıkıyor. Kişinin öksürükle birlikte kusması varsa, gece öksürükleri artıyorsa reflünün öksürük nedeni olabileceğini belirten Dr. Halil Köse, ülkemizde uzun süreli öksürüğün en önemli nedenlerinden birinin de sigara olduğunu söylüyor. Dr. Halil Köse, öksürükle ilgili farklılıkları anlatmaya devam ederken, “Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı öksürükler gece gözlenir. Öksürük öğürme refleksini uyararak kusmaya neden olabilir. Kusma devam etmedikçe bu korkulacak bir durum değil” dedi.

Nelere dikkat edilmeli?

Rahatsızlık tespit edilirken; öksürüğün zamanı, şekli (balgamlı, kuru, havlama), nasıl başladığı (ani, beslenme ve efor sonrası, toz ve alerjenlere karşı), hangi şikayetlerin eşlik ettiği (ateş, hırıltılı solunum, nefes darlığı, burun tıkanıklığı, kusma, kilo kaybı, gece terlemesi) gibi durumlar mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Dr. Halil Köse, inatçı öksürüklere karşı da uyarıyor: “Öksürük 2-3 haftayı geçmişse, hırıltı ile birlikte görülüyorsa, hastanın ateşi olmadığı halde devam ediyorsa, tekrarlıyorsa, hapşırık, burun tıkanıklığı ve kaşıntı da varsa, öksürük nedeninin alerjik olma olasılığı çok yüksek. Yine kreşe giden çocuklarda üst üste gelen soğuk algınlığı, öksürüğün haftalarca sürmesine neden olabiliyor. Sonuç olarak çocuğun öksürüğü üç günü geçiyorsa, öksürük giderek artıyorsa, öksürüğe ateş, nefes darlığı ve morarma eşlik ediyorsa, ani başlamış ve havlar tarzı öksürüyorsa mutlaka bir doktora götürüp muayene ettirmeli.”
Bol sıvı alımı faydalı
Genel durumu ve aktivitesi iyi, ateşi, hırıltılı solunum gibi nefes alma problemi olmayan çocukların evde izlenebileceğini ifade eden Dr. Halil Köse, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bu gibi durumlarda en iyi öksürük şurubu olan ılık su tercih edilmeli. Bol su ve sıvı alımı boğazını yumuşatarakçocuğunuzu rahatlatır. Eğer burun tıkanıklığı varsa, deniz suyu veya fizyolojik serumlar ile açabilirsiniz. Hava kuruluğunda da öksürük olabileceğinden, alerjik dışı öksürük nedenlerinde ve basit üst solunum yolu enfeksiyonlarında uygun nemi sağlamak için su buharından faydalanabilirsiniz. Rastgele öksürük şurubu ve antibiyotik kullanmak yerine doktor kontrolünde bazı öksürük yumuşatıcı ilaçlar da tercih edilebilir.” 

Azerbaycan merkezli haber ağı Büyük Orta Doğu’nun Genel Yayın Yönetmeni Hacızade, bölgedeki son gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu. 

Rusya’nın Soçi şehrinde düzenlenen ve Suriye’de siyasi çözümü hedefleyen Suriye Ulusal Kongresi’ne, Suriyeli muhalif temsilcilerin kararı ve terörist Mihraç Ural’ın katılımı damga vurdu. Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu, toplantının sonuçlarının olumlu olduğunu vurguladı. Çavuşoğlu ayrıca, Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki bombalı katliamın sorumlularından terörist Mihraç Ural ile ilgili de Rusya’dan izahat istendiğini, bu teröristin Türkiye’ye iade edilmesi gerektiğini bildirdi.

“MUHALİF TEMSİLCİLERİN KATILMAMASI RUSYA’NIN İŞİNE YARIYOR”

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Azerbaycan merkezli uluslararası haber ağı The Great Middle East (Büyük Orta Doğu)’nun Genel Yayın Yönetmeni Ali Hacızade, toplantının Soçi’de gerçekleşmesine dikkat çekerek Rusya’nın Beşşar Esad hakimiyetini muhafaza etmeye çalıştığını ifade etti. Soçi’deki zirveye meselenin çözümüne katkı sağlayacak muhalif temsilcilerin katılmamasına tepki gösteren Hacızade, bu tavrın Rusya’nın işine yarayacağını belirtti.

“Bana sorarsanız Soçi, çözüme bu şekilde katkı sağlayamaz. Çünkü Suriye meselesini çözücek güçleri temsil eden kişiler o zirveye katılmayı reddetti. Bu zirveyi Rusya bölgedeki kendi ulusal çıkarları doğrultusunda istediği gibi kullanacaktır. Ayrıca, Moskova açısından bu zirvenin Soçi’de yapılması, Rusya’nın Suriye meselesinde Esad hakimiyetini koruma ve güçlendirme yolundaki çabalarına katkı sağlayabilir” ifadelerini kullanan Hacızade ayrıca, terörist Mihraç Ural’ın bu toplantıya katılmasının Türkiye açısından haklı olarak kabul edilemez olduğunu vurguladı.

“ZEYTİN DALI, TÜRKİYE’NİN ULUSAL GÜVENLİĞİ İÇİN BÜYÜK ÖNEM ARZ EDİYOR”

Azerbaycan yönetimi ve halkının Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Suriye’nin Afrin bölgesindeki terörist yapılanmalara yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı’na verdiği desteğe de değinen Hacızade, harekâtın mutlak süreçte devam etmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin ulusal güvenliği ve bölgedeki konumu gereği harekât büyük önem arz ediyor” dedi.

Hacızade, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu; “Zeytin Dalı Harekâtı, geç olsa da olumlu bir operasyon. Eğer TSK bu operasyonu daha önce ve kapsamlı bir şekilde gerçekleştirseydi, Türkiye ile PYD/PKK/DEAŞ arasında tampon bölge oluşturulabilirdi. Bu vesileyle de hem Türkiye’nin sınır güvenliği daha iyi koşullara kavuşur, hem de sayıları milyonları aşan mülteciler bu bölgelere yerleştirilebilirdi. Türkiye’nin dışarıdan gelen tepki ve baskılara aldırış etmeden kesinlikle bu harekâtı sürdürmesi gerekiyor. Harekât, Türkiye’nin ulusal güvenliği için büyük önem arz ediyor.”

Ayrıca, Rusya ve İran etkisinde bulunan bazı kesimlerin harekâta karşı kışkırtıldığını sözlerine ekleyen Hacızade, bu kesimlerin dışında Azerbaycan halkının her zaman Türk halkı ile dayanışma içerisinde olduğunu vurguladı.

“ERMENİSTAN, PKK’LILARA KARABAĞ’DA EĞİTİM VERİYOR”

Ermenistan işgali altındaki Azerbaycan toprağı Karabağ’daki terör örgütü PKK varlığına dikkat çeken Hacızade, Ermenistan ordusunun işgal bölgelerindeki askerî kamplarda terör örgütü PKK militanlarına eğitim verdiğini söyledi. Hacızade ayrıca, Ermenistan-PKK ilişkisinin her alanda sürdüğünü belirterek, Ermenistan’ın teröristlere barınma, tedavi ve istihbarat sağladığını belirtti.

Hacızade konuyla ilgili, “Ermenistan, işgal ettiği Karabağ’ı PKK ile iş birliği içerisinde kullanıyor. Suriye ve Irak’tan getirilen PKK yandaşları bu bölgelere yerleştiriliyor. Görünürde hususi PKK kampları olmasa da, Ermenistan’ın PKK’lı teröristlere kendi ordu kamplarını açtığını biliyoruz. Ayrıca Ermenistan, PKK’lı militanlar için barınma, tedavi ve istihbarat ağı sağlıyor, bu kamplar Türkiye ve Azerbaycan’a karşı kullanılıyor” dedi.

“TÜRKİYE VE AZERBAYCAN, İRAN’A KARŞI DAHA DİKKATLİ OLMALI”

Son olarak Türkiye’nin İran’a karşı yapıcı tutumuna da değinen Hacızade, durumun Türkiye tarafından olumlu görüldüğünü fakat Tahran yönetiminin sanıldığı kadar masum olmadığını vurguladı. Ankara’nın geçtiğimiz aylarda İran’da yaşanan olaylara yönelik Hasan Ruhani hükûmetine destek vermesine karşın, İran rejiminin Zeytin Dalı Harekâtı’na karşı çıkmasının hayal kırıklığı oluşturduğunu belirten Hacızade, İran’ın bölgede kendi hibrit savaşını yürüttüğünü bildirdi. Hacızade ayrıca, Türk ve Azerbaycanlı siyasilere, İran’da azınlık durumunda olan Türklerin/Azerbaycanlıların hakları için daha etkili olunması yönünde çağrıda bulundu.

Hacızade’nin değerlendirmesi şöyle; “İran’daki olumsuz gelişmeler, hem Türkiye’yi hem de Azerbaycan’ı etkileyecektir. Fakat, Türkiye’deki bazı siyasilerin İran’daki durumu tam olarak anlamadığını düşünüyorum. Olaylar, İran ve ABD arasında yaşanan gerginlik ekseninde değerlendiriliyor. İran için, komşularının yanı sıra sınırlarından uzakta olan Suriye, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerin içişlerine karışmak yönetim politikasının genel istikameti haline geldi. Tahran rejimi, tüm Orta Doğu’da kendi hibrit savaşını sürdürmek için muazzam paralar harcıyor. İran halkı ise farklı ülkelerdeki savaşların ve ülkelerine yönelik ekonomik yaptırımların etkisi altında hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yanı sıra ülkede hiçbir millî hakları bulunmayan başta Azerbaycan Türkleri olmak üzere farklı azınlıklar mevcut. Bu nedenle İran, her an patlamaya hazır barut gibi. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda siyasilerin İran konusunda fikir bildirirken daha dikkatli olması gerekir. Bölgede yaşayan on milyonlarca Azerbaycan Türkü, hayal kırıklığı yaşıyor. Bu nedenle hem Türkiye, hem de Azerbaycan, İran konusunda son derece hassas olmalı.”

Okan Ukav – Türkiye Gazetesi

Edinilen bilgiye göre, olay bugün saat 15.00 sıralarında Gelendost ilçesine bağlı Yeşilköy’de meydana geldi. İddiaya göre, gelinleri kayın valide ve kayın babasından haber alamadığı için Mehmet İnan (60) ve Hatice İnan’ın (55) yaşadığı eve gitti. İçeri girdikten sonra Mehmet ve Hatice İnan çiftini hareketsiz vaziyette bulduğunu iddia edilen gelin durumu yakınları ile 112 Acil Servis ekiplerine haber verdi. Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrollerde, Mehmet İnan’ın hayatını kaybettiği belirlenirken, yarı baygın vaziyette bulunduğu öne sürülen Hatice İnan ise gerekli müdahalesinin ardından ambulansla Gelendost Devlet Hastanesine sevk edildi.

Evinde ölü olarak bulunan Mehmet İnan’ın cansız bedeni, gerekli incelemeler sonrasında otopsi yapılmak üzere Yalvaç Devlet Hastanesi Morgu’na gönderilirken, Gelendost’taki hastanede gerekli tedavileri tamamlanan Hatice İnan’ın ise daha sonra Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edildiği öğrenildi.

Zehirlenme ihtimali üzerinde duruluyor

Yaşlı çiftin sobadan sızan karbon monoksit gazı veya yedikleri yemekten zehirlendikleri ihtimali üzerinde durulurken, yaşlı adamın kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsi sonucunda ortaya çıkacağı bildirildi. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, Hatice İnan’ın hastanedeki tedavisi ise sürüyor. 

Ümmet Gülgeç – Feti Kılıç
 

Kahramanmaraş’ta içme ve sulama ihtiyacını karşılayan Kılavuzlu ile Sarıgüzel barajlarının dışında yer alan barajlarda su seviyesinde geçtiğimiz yıllara göre düşüş gözlemlendi.

Sır Barajı çevresinde incelemede bulunan Kahramanmaraş Ziraat Odası Başkanı Mehmet Çetinkaya, barajlardaki doluluk oranlarının geçen yıllara göre düşük olduğunu söyledi. Su tasarrufu noktasında çiftçilerin damlama sulama tekniğine geçmelerini, vatandaşları da su tüketimini kontrol etmeleri konusunda uyaran Başkan Çetinkaya, “Yağışların yeteri kadar olmaması nedeniyle bulunduğumuz Sır Barajı bölgesinde ve diğer barajlarda tehlike çanlarının çaldığının belirtisidir. Su seviyelerinin geçtiğimiz yıllarla nazaran çok düşük seviyelerde olduğunu görüyoruz. Bırakın tarım arazilerinin sulanmasını, içme suyunda bile sıkıntı yaşayacağımız anlamına geliyor” dedi.

Damlama sulama ile arazilerini sulayan çiftçilere artık yüzde 50 hibe desteği sağlandığını hatırlatan Çetinkaya, “İmkanları bulunan çiftçilerimiz damlama sulama tekniğini kullanarak az suyla çok arazi sulayarak suyumuzu tasarruflu kullanmayı öneriyoruz. Bulunduğumuz Sır Barajı bölgesinde de suyun geçtiği ve yükseldiği seviyeler görünüyor. Ama şu an Ocak ayında barajlardaki su seviyeleri yüzde 50 civarında seyrediyor. Bulunduğumuz ay ve mevsim normallerine göre de yağışlarımız Kahramanmaraş’ta çok düşük” dedi.

Devlet Su İşleri (DSİ) 20. Bölge Müdürlüğünden alınan verilere göre Kahramanmaraş’taki barajların doluluk oranları şöyle: Ayvalı Barajı yüzde 8, Adatepe Barajı yüzde 33, Kandil Barajı yüzde 35, Menzelet Barajı yüzde 43, Sır Barajı yüzde 57, Sarıgüzel Barajı yüzde 87, Kılavuzlu Barajı yüzde 100. 

Muhammet Özer – Halil Koyun

Zehra ve Serkan Kılıç çifti, 5 çocuğuyla birlikte Nilüfer’in Yaylacık Mahallesi’nde zemini paramparça ve içinde hiçbir eşya olmayan prefabrik barakada hayatta kalma mücadelesi veriyor. Serkan Kılıç, hurda toplayıp günde 25 lira kazanarak ailesine bakmaya çalışıyor. 5 çocuk, içinde hiç bir eşyası olmayan ve her yerinden soğuk alan barakada soğuktan tir tir titriyor. Okula giden çocuklar, ayakkabıları olmadığı için yalın ayak geziyor. Baraka yağmurlu ve karlı havalarda içine su aldığı için Kılıç ailesi soğukta hasta oluyor. 

Kendilerine uzanacak bir yardım eli bekleyen aile, yetkililere ve hayırseverlere yardım çağrısında bulundu. İki yıldır barakada yaşadıklarını ifade eden anne Zehra Kılıç, “5 çocuğumuzla bu barakada yaşıyoruz. Hiç kimse bize yardım etmiyor. Eşim hurda toplayarak geçiniyor. Bu barakayı bize bir hayırsever verdi, ama içi çok soğuk oluyor. Çocuklarım burada çok üşüyor. Geçen yağan karda psikolojim bozuldu. Daha önce kiralık bir evde oturuyorduk, kirayı ödeyemeyince bizi oradan çıkarttılar. 2 yıldır burada yaşıyoruz. Devletimizden ve hayırseverlerden yardım bekliyoruz. Eşim hurda topluyor. Günde 25 lira kazanıyor. Çocuklarım çoğu zaman aç geziyor. Belediyenin bana verdiği aylık 100 liralık kartla gıda alışverişi yapıyorum, o da yetmiyor. Yatacak yatağımız ve eşyamız bile yok. Çocuklarım soğuktan titriyor. Çöpe atılan çekyatların süngerlerini çıkarttım, onların üzerinde yatıyoruz. Çocuklarım okula gidiyor. Sürekli soğuk barakada kalmaktan hasta oluyorlar” dedi.

Ailenin en büyük çocuğu İlayda Kılıç, “Bu barakada yaşamak çok zor. Ben ve kardeşlerim sık sık hasta oluyoruz. Soba yakıyoruz, ama ısıtmıyor. Çok üşüyoruz. Özellikle kar yağdığında içerisi buz gibi oluyor. Barakanın içi su alıyor. Biz ufak da olsa bir ev istiyoruz” şeklinde konuştu. 

Burak Türker

Bursa özel okulda öğrenim gören 11 yaşındaki 7 öğrenci, öğretmenleri sordukları sorulardan bunalınca yapay zekayla çalışan robot yapmaya karar verdi. Öğrenciler okulda gördükleri bilişim teknolojileri dersinde öğrendikleri programla suni zekayla çalışan robot yaptı. Öğrencilerin “Robotan” ismini verdikleri robot bilgisayara bağlı olarak çalışıyor. Robotan, internetten edindiği bilgileri uzun uzun anlatıyor. Öğrencilerin sorduğu her soruya sesli olarak cevap veren robot, sadece 400 liraya mal oldu. Öğrenciler bu robotu seri üretime geçirip, öğretmeni olmayan köy okullarına yollamayı planlıyor. Bu robot ayrıca okulların bilgi köşelerine de konularak, öğrencilerin akıllarına takılan sorulara anında sesli olarak cevap verecek. Öğrenciler şu an için yazılı soruları sesli olarak cevaplayan robotu sesli komutla sorulara cevap verir hale getirecek.

Tan okulları öğrencileri; Egemen Kartallar, Yiğit Yörükoğlu, Selin Barış, Elifnaz Öztat, Hayal Ceylan Güven, İnci İyisoy ve Ebralsu Güçman, robotu geliştirerek, Türkiye’nin çeşitli illerinde ve yurt dışındaki yarışmalarda birincilik için yarışacak.

“Çok soru sorduğumuz öğretmenimiz çıldırınca böyle bir proje yaptık” diyen öğrenciler, “Bilişim teknolojileri öğretmenimize danışarak suni zekayla çalışan robot yapmak istediğimizi söyledik. Vakit kaybetmeden çalışmaya başladık ve 3 aylık bir periyot sonunda yapay zekayla çalışan robotumuzu bitirdik. Robotumuz klavye üzerinden yazdığımız soruları algılayıp bu soruları internet üzerinden araştırarak 3 saniyede sesli olarak sorduğumuz soruya ayrıntılı olarak cevap veriyor” dedi

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Salih Güngör, “Bu robot fikri öğrencilerden geldi. Bir gün ders işlerken öğrenciler heyecanlı bir şekilde yanıma geldi. ‘Kendi robotumuzu kedimiz yapalım’ dediler. Öğrencilerimiz kendi yazılımlarını kendileri yazarak robotu yaptı. Robot bilgisayardan yazılı olarak sorduğumuz soruları sesli olarak cevaplıyor. Aynı zamanda ağzını oynatarak, başını sağa sola çevirip karışındaki kişiyi takip ediyor. Sorduğunuz her soruya yarım saat cevap veriyor. Robot okullarda bilgi köşesine konulacak. Maliyeti çok fazla değil. Kütüphane görevi verecek” şeklinde konuştu. 

Burak Türker
 

Aksu’nun Boztepe Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Lale Karakaş, 12 yıl önce Ali Karakaş ile tanışarak Karaman’da evlendi. 10 yıl önce eşi ile seralarda çalışmak üzere Karaman’dan Antalya’ya gelen çiftin evliliğinden Azra (11) Esila (9) Efla (4) olmak üzere 3 tane çocukları oldu. Lale Karakaş’ın eşi bir yıl önce yaralamalı kavgaya karışarak cezaevine girdi. Eşinin cezaevine girmesinin ardından 3 çocuğu ile yalnız kalan Lale Karakaş, çocuklarının yaşaması için tek başına mücadele ediyor. Okula giden Azra ve Esila için dişini tırnaklarına katan Karakaş, çocuklarına uzanacak bir yardım elini bekliyor. 4 yaşındaki kızına bakmak için çalışmaya gidemeyen ve maddi sıkıntılar yaşayan Karakaş, komşularından gelen yardımlar ile ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Çocuklarını battaniyenin altına sararak ısıtmaya çalışıyor

Kış aylarının gelmesi ile evinde yakacak odunu ve kömürü olmayan Karakaş, çocuklarını battaniyenin altına sararak ısıtmaya çalışıyor. Evinde soba yanmadığı için hastalanarak zatürre olan 4 yaşındaki kızını doktora götürecek parası olmayan Karakaş’a komşuları sahip çıkmaya çalışıyor. Kızının sağlığının giderek daha da bozulmasından korkan gözü yaşlı anne minik Efla’nın sağlık giderlerinin karşılanmasını bekliyor. Okula giden çocuklarının kendisinden kitap ve ayakkabı istediğini belirten Karakaş, çocuklarının bu isteklerini karşılayamadığını belirterek kahrolduğunu söyledi. Hasta olan minik kızını battaniyenin altından hiç çıkarmayan gözü yaşlı anne, “Havalar soğuk olduğu battaniyeye sarılarak oturuyoruz. 3 tane çocuğum var. Maddi olarak çok sıkıntı içerisindeyim. Çocuğum çok hasta şu ada çalışamıyorum. İlaçları çok pahalı geldi. Çok zor durumdayız. Ben sadece çocuklarım için bir şey istiyorum. Kendim için bir şey istemiyorum” dedi.

“Bir yıldır çocuklarıma elbise alamıyoruz”

Okula giden çocuklarına kitap defter alamadığını belirten 3 çocuk annesi Karakaş, “Benden kitap istiyorlar ben alamıyorum. Kahroluyorum. 250 lira kira veriyorum. Battaniye ile sarılarak oturuyoruz. Elektrik sobası açamıyorum. Bir yıldır çocuklarıma elbise alamıyoruz. En son geçen yıl bayramda aldık. Çocuklarım her yıl başarı belgesi alıyorlar. En çok kitap kıyafet ve ayakkabı istiyorlar. Onların isteklerine cevap veremiyorum. Bundan dolayı çok kahroluyorum. Sesimi duyan herkesten gönlünden ne geçerse onun yardımını istiyorum. Kimseden bir şey isteme hakkım yok. Çok utanıyorum. Kendim adına bir şey istemiyorum. 3 tane çocuğum için istiyorum. 7 bin TL düğünümden kalan bir borcum var. Bunun taksitleri ödemeye çalışıyorum. En çok ihtiyacım olan şey çocuklarımın ısınması için odun ve kömür. Akşamları hava çok soğuk oluyor. Daha sobamı bir gün olsun yakamadım” dedi. 

Maliye Bakanı Naci Ağbal AK Parti Bayburt İl Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Ağbal, burada yapmış olduğu konuşmada “Rabbimin bu millet, bu topraklar üzerinde öyle bir koruyuculuğu, öyle bir şemsiyesi var ki; darbe gecesi buna kalkışanların hepsi perişan oldu. Allah onları perişan eylesin. Bugünlerde mahkemelerde arka arkaya her birisi hakkında Türk adaleti gereken cezayı veriyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, ‘Türkiye ekonomisi bir daha belini doğrultamaz, bir daha asla ayağa kalkamaz, toparlayamaz’ diye birtakım gayretler, birtakım emeller… Türkiye’de güçlenen milli iradeyi çekemeyen ve bu milli iradeyi bir şekilde farklı oyunlarla al aşağıya etmeye çalışan dış güçler. Türkiye şu anda adeta bir defa daha içeriden ve dışarıdan oynanan bu oyunlara karşı büyük bir mücadele veriyor. Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun” dedi.

Ağbal, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İçeride ve dışarıda oynanan bu oyunlara devam ediyorlar. Bugün Avrupa’da, Amerika’da, çeşitli yerlerde Türkiye aleyhinde kurulmaya çalışılan oyunları, tezgahları hükümet olarak çok iyi biliyoruz. Kimin niyetinin ne olduğunu, PKK terör örgütüne kimin hangi sebeple arka çıktığını, bugün insan haklarından, özgürlüklerden bahsedenlerin terör örgütlerine nasıl ev sahipliği yaptığını, bize demokrasi dersi vermek isteyenlerin kendi ülkelerinde demokrasiyle ilgili taleplere polis coplarıyla nasıl karşı durduklarını çok iyi görüyoruz. Kimse Türkiye’ye demokrasi dersi vermesin. Hani Akif çok güzel diyor ya ‘Tek dişi kalmış canavar’ O tek dişi kalmış canavar 21. yüzyılda yine başını kaldırmış bize meydan okuyor ama bu topraklarda bin yıldır olan bizler, tek dişi kalmış bu canavara boyun eğmeyeceğiz, dik duracağız. Rabbim inşallah onların bu oyunlarının hepsini de bozacak.”

Ziyarete AK Parti Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu, Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş de katıldı.

Beşir Kelleci
 

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Şanlıurfa Valiliği ve Harran Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği ‘Eğitimde Anne-Kız el ele’ projesi Şanlıurfa Eyyubiye İlçesi Ayhan Şahenk mesleki ve teknik Anadolu Lisesi’nde konferans salonunda gerçekleşti. Konferansa Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin eşi Gülhan Erin, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi’nin eşi Sema Çiftçi, Harran Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Siverekli, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi genel sekreter yardımcısı Mehmet Emin Özçınar’ın eşi Nesrin Özçınar, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Kadın Aile Şube Müdürü Sibel Toptan, Şanlıurfa valiliğinden sosyolog Fatma gümüş, Şanlıurfa İl Müftülüğü Vaizesi Semra Düzgör, okul örgencileri ve velileri katıldı.

Uzmanlar tarafından panelistler Çocuk hastalıkları, bebek bakımı ve anne sütünün önemi, kadın hakları aile önemi gibi konuların ağırlıkta ele alındığı programda Sema Çiftçi, “Kızlarımızın saç bakım ve kesimlerini yapıyorduk. Şimdide burada anne kız el ele eğitim programını gerçekleştireceğiz. Bu projenin amacı siz değerli kızlarımızın okullaşma oranını artırma üniversitelere teşviklerini sağlama kadınlarımızın ve kızlarımızın istihdamlarını sağlamak kadın ve kızlarımızın gerek ruhsal gerekse bedensel konularında, hijyen , beslenme ve bakım konularında sizlere bilgiler verecekler” dedi

Büyükşehir Belediyesinin ikinci çalışması olan ‘Büyükşehir’le Değişime Hazır Ayhan Şahenk mesleki ve teknik Anadolu Lisesi’nde Pansiyonda kalan genç kızların saç kesimi ve saç bakımlarının yapıldığı programa katılan Sema Çiftçi, gençler derslerinde başarılar diledi.

Eğitimde anne kız el ele projesi

Kız çocuklarının eğitim düzeyinin yükseltilerek anneleri vasıtasıyla farkındalıklarının artırılması, Kamu Kurum ve Kuruluşları arasında işbirliğinin artırılması ve belediyenin eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırması 13 farklı ilçeyi kapsayacak şekilde “Eğitimde Anne Kız El Ele” projesi ile kız çocuklarının okullaşma oranının artırılması, kız çocuklarının yüksek öğretime teşvik edilmesi, ailenin temel yapı taşı olan annelerin kızlarına verecekleri eğitimde süreklilik desteğinin sağlanması, kadınların istihdama katılması için farkındalığın oluşturulması, kadınlara beden ve ruh sağlığı ile temizlik ve hijyen eğitimlerinin verilmesidir.