Edinilen bilgiye göre, olay, Seyhan ilçesine bağlı Dumlupınar Mahallesi 38073 Sokak ile Barış Caddesi’nin kesiştiği yerde meydana geldi. İddiaya göre, 19 yaşındaki Fırat Ünlü cinayetten bir gün önce yolda yürürken tanımadığı bir grup tarafından önüne yanlışlıkla atılan şişeden dolayı tartışmaya başladı. Tartışma çevrede bulunan vatandaşların araya girmesiyle kavgaya dönüşmeden engellendi. Fırat Ünlü, olay günü yanına Halil İbrahim Yüknük (19), Hasan Durak (21), Celal Koçak (19) ve M.S.Ö. alarak tartıştığı grupla konuşmaya gitti.
Mahalleye giden Fırat Ünlü telefonla, “Kalabalıklar. Buraya gelmeyin” diye uyarılınca arkadaşlarıyla geri dönmek istedi. O sırada yoldan otomobille geçen Ömer Balcı’yı (19) tartıştığı grup arasında zanneden Fırat Ünlü ve arkadaşları aracın önünü kesti. Sürücü Ömer Balcı ve Fırat Ünlü arasından yaşanan tartışma bir süre sonra silahlı kavgaya dönüştü. ‘Uzun Salih’ lakaplı M.S.Ö.’nün kullandığı silahtan çıkan kurşun aracın ön yolcu koltuğunda oturan Gökay Tunç’u göğsünden yaraladı. 

Arkadaşının vurulduğunu gören Ömer Balcı, silahla ateş ederek grubu dağıttıktan sonra yaralı Gökay Tunç’u hastaneye götürdü. Genç adam hastanede hayatını kaybederken Ömer Balcı, polis tarafından gözaltına alındı. Ömer Balcı’nın “Benim tek husumetlim Ercan’dır. Cezaevindeyken aramızda kız meselesi yüzünden tartışa çıkmıştı” diyerek ifade vermesi üzerine adı geçen kişi gözaltına alındı. Genç adamın verdiği ifade doğrultusunda cinayeti kendisinin işlemediği anlaşıldı. 

Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri bölgede yaptığı güvenlik kamerası çalışmasında zanlıları tek tek tespit etti. Polis Dumlupınar Mahallesi’ne düzenlediği baskında olayda kullanılan 2 silah ile şüphelileri gözaltına aldı. “Şoförün elinde tabanca vardı. Biz de kaçtığımız grubun adamı zannedince ateş ettik” diye ifade veren zanlılardan katil zanlısı M.S.Ö. ve Fırat Ünlü tutuklanırken Ömer Balcı ‘adli kontrol şartıyla’ serbest kaldı. 3 zanlı ise savcılıktan serbest kaldı.  

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Ortadoğu ve Afrika başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden gelen hastaların şifa aradığı Türkiye’de, Nijeryalı ünlü radyocu Uche Agbai (36) de kanser tedavisi için Türkiye’ye geldi . Ülkesinde, radyo programcılığının yanı sıra talk show programları ile büyük organizasyonlarda sunuculuk yapan Uche Agbai, Nijerya’nın sevilen ünlülerinden biri. Bir yıl önce annesini, 4 yıl önce babasını kaybeden Agbai 2017 yılında burnunda tıkanıklık, nefes darlığı, işitme kaybı, iştahsızlık ve yutkunma problemleri ile hastaneye gitti; yapılan tetkikler sonucu nazofarenks sarkoma (yumuşak doku kanseri) olduğunu öğrendi. 

“Kaybolmuş gibi hissettim” 

Kanser olduğunu öğrendiğinde kendini kaybolmuş gibi hissettiğini söyleyen Agbai, “Tüm gün telefonlarımı kapattım, kimseyle görüşmek istemedim. Annemi yeni kaybetmişken bu durum bana çok ağır gelmişti. Bir taraftan tedavisi zor, belki imkansız bir hastalık Aklıma kardeşlerim geldi. Annemizi yeni kaybettiğimiz için bana ihtiyaçları vardı. Çok zor günler geçirdim. Ülkemde iki defa kemoterapi gördüm” dedi.

Gerçeği Türkiye’de öğrendi 

Ülkesindeki doktor yakınlarının tedavi için Amerika veya Avrupa ülkelerine yönlendirdiği Uche Agbai, kanser tedavisinde ileri ülkelerden biri olduğunu söylediği Türkiye’ye gelmeye karar verdi. Geçtiğimiz Ağustos ayında İstanbul’da Medicana International İstanbul Hastanesi’ne yatan Agbai, şunları söyledi: “Yapılan tahlil ve tetkikler sonrası önceki teşhisin yanlış olduğunu ve lenfoma kanseri olduğumu, ayrıca birçok yerde metastas (farklı organlara yayılma) olduğunu öğrendim”.

“Türkiye’ye minnettarım” 

İstanbul’da 7 ay tedavi gören Uche Agbai, “Tedavimi gerçekleştiren doktorla ve tüm ekibine çok teşekkür ederim. Tedavinin başlangıcında 1 seans kemoterapi sonrası kendimi çok iyi hissetmeye başladım. Türkiye’ye minnettarım. Kendimi yeni doğmuş gibi hissediyorum. Artık tüm enerjimle hayata sımsıkı sarılıyorum. Nijerya’ya döndüğümde kanser hastalarına yardım amaçlı kampanyalar düzenlemeyi, kendi halkıma yardımcı olmayı istiyorum” dedi. 

İlk seanstan sonra rahat nefes almaya başladı 

İstanbul’da Uche Agbai’nin tedavisini düzenleyen Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Füsun Tokatlı tedavi hakkında şu bilgileri verdi: “Ağustos 2017 de baş ağrısı, burun tıkanıklığı, işitme azlığı ve yemek yiyememe şikayeti üzerine hastanemize başvuran hastaya yapılan PET-BT’de Sfenoid sinüsü, etmoidal sinüse, bilateral nazal kaviteyi dolduran, nazofarenksi ve orofarenksi tonsillere kadar dolduran, yaklaşık 9x11x8 cm yoğun patolojik FDG tutulumu izlenen primer tümörde, kemikte, karaciğerde ve batın içinde metastaz saptandı. Metastatik NonHodgkin Lenfoma tanısı nedeniyle hastanemizde 6 kür kemoterapi sonrasında tam yanıt alınan hastaya yaptığımız değerlendirme sonrasında tümörün orijin aldığı burun boşluğu ve arkasındaki bölgeye radyoterapi tedavisi uygun görüldü. Hastanın bu bölgesine yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniği ile 18 seans radyoterapi verdik”.

Hastanın diğer tedavi sürecini takip eden ve planlayan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mutlu Demiray şunları söyledi: “Hastamızın raporları incelendikten sonra tedavisi için Türkiye’ye davet edildi. Buraya geldiğinde hastanın çok şiddetli baş ağrıları, burun boşluğunu tıkayan tümör nedeniyle nefes alma zorluğu, konuşma bozukluğu, yemek yiyememe, yutma zorluğu gibi ciddi şikayetleri vardı. PET CT ve patoloji inceleme sonuçlarına göre, hastanın ‘nazofarinks’ bölgesinde lenfoma hastalığı olduğu ve bu tümörün 11 santime ulaştığı, karaciğer lenf nodları ve kemiklerde metastazlar olduğu anlaşıldı. İvedi şekilde kemoterapi tedavisine başlandı. İlk seans kemoterapiden iki gün sonra hastanın şikâyetlerinde ciddi oranda gerileme oldu. Burun içerisindeki kitlenin küçülmesi neticesinde nefes alması, konuşması önemli derecede düzeldi. 6 kür ‘R-CHOP’ protokolü ile kemoterapi ve yüksek doz Vitamin C tedavisi sonrası yapılan kontrol sonrası Uche’yi evine uğurladık”.
 

Sincan Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı ile vatandaşı bilinçlendirmeye devam ediyor. Lale Konferans salonunda gerçekleşen “Yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı öldürüyor” isimli seminerde Gazi Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Uzman Dr. Osman Karakuş vatandaşların merak ettiği soruları yanıtladı.
Hastalıklar kadar bilinçsizce kullanılan ilaçların da sağlık açısından ciddi bir sıkıntı oluşturduğunu ifade eden Karakuş, gereksiz ilaç kullanılmaması gerektiğini söyledi. Dr. Karakuş, “Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorundur. Akılcı olmayan ilaç kullanımı, hastaların tedaviye uyumunun azalmasına, ilaç etkileşimlerine, bazı ilaçlara karşı direnç gelişmesine, hastalıkların tekrarlamasına ya da uzamasına, tedavi maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.

Antibiyotik kullanımına da değinen Dr. Karakuş, “Vücut yapısının da kendisine göre savunma sistemi var. En küçük bir rahatsızlıkta hekime gitmeden alınan antibiyotikler kişinin vücut yapısının savunma sistemini işlevsiz hale getirebiliyor. Savunma sisteminin halledebileceği bir sıkıntıyı ilaçla halletmek istediğinizde de özellikle çocuklarda bakterilere karşı direnç azalıyor. Ve çocukların vücudu en küçük mikroplarla bile savaşamaz duruma düşüyor. Bu nedenle çok sık ilaç kullanımı yerine sürekli doğal ve dengeli beslenmeyi öneriyoruz” dedi. 

Suriye Türkmen Meclisi 4. Genel Kurulu Başkent’te bulunan Meyra Palaca Otel’de gerçekleştirildi. Kurula katılan Başbakan Yardımcısı Akdağ konuşmasının başında Afrin’de şehit olan Piyade Üstçavuş Musa Özalkan’ın Telafer’deki çocuklar için istediği vasiyeti hatırlatarak, “O kıymeti elde etmekle kalmıyor. Dünyadan göçmekle kalmıyor yine insanlara hizmet etmeye çalışıyor” vurgusunu yaptı. Akdağ, “Zulüm ve emperyalizme karşı birlikte olmak çok önemli. Bugün Özgür Suriye Ordusu ve Suriye Türkmen Meclisi bunu yapıyor. Çok önemli bir iş gerçekleştiriyorsunuz. Erzurum’da, ‘Zulüm ile abad olanın, ahırı berbat olur’ ifadesini çok sık kullanıyoruz. Bu sebeple Suriye’de hak ve adalet tecelli edecek. Suriye topraklarında ve zenginliklerinde gözü olan emperyalistler muvaffak olamayacak” ifadelerini kullandı.

“Harekat dikkatli bir şekilde gerçekleştiriliyorsa bunun bir sebebi var oda, ‘Sivillere zarar vermemektir”
Zeytin Dalı Harekatını çok kısa bir süre içerisinde bitirmek için Türkiye’nin gücünün olduğunu fakat sivillere zarar gelmesin diye dikkatli hareket ettiklerini belirten Akdağ, “Suriyeli kardeşlerimizin birlikteliği elbette Türkiye’nin desteği ile o bölgede huzurun ve barışın gelmesini sağlayacak. Bu sebeple Suriye’deyiz. Bunun için Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte orada mücadele ediyoruz. Bu sebeple Zeytin Dalı Harekatını gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin gücü Suriye’deki kardeşleri ile beraber bu harekatı çok kısa bir süre içerisinde bitirmeye aslında yeter. Harekat dikkatli bir şekilde gerçekleştiriliyorsa bunun bir sebebi var oda, ‘Sivillere zarar vermemektir. Biz bu harekatları gerçekleştirirken bu itinaya devam edeceğiz’ şeklinde konuştu.

“Türkiye, kardeşimiz olan Suriye halkının huzurunu sağlamak için bu bölgede mücadele etmeye devam edecek”
Teröristlerin yüz binlerce sivilin hayatına mal olacak hareketler yaptığını belirten Akdağ, “Milyonlarca insanın da kendi topraklarında gitmesine neden oldular. Türkiye karşıtı medya gruplarında, Türkiye’nin bu harekatında sivil ölümlerin olduğunu dair haberler yayınladı. Bunların bütünü külliyen yalandır. Bu yalanlar elbette ki tutmayacaktır. Biz çok kutsal düşünceleri olan bir milletiz. Bizim için insan çok önemlidir. Bunun için Türkiye hem kendi sınırlarını korumak ve komşumuz kardeşimiz olan Suriye halkının huzurunu sağlamak için bu bölgede mücadele etmeye devam edecek” dedi.

“Zulüm sahiplerine Türkiye’nin demir yumruğu, icab ettiği güçte vurmaya devam edecektir”
Bakan Akdağ, “PKK ve onların türevi olan diğer örgütlere, insanlığa karşı uygulanan bu zulüm sahiplerine, Türkiye’nin demir yumruğu, her zaman icap ettiği yerde, icap ettiği ölçüde ve icap ettiği güçte vurmaya devam edecektir. Bugün Türkiye’de 3.5 milyona yakın Suriyeli kardeşimiz yaşıyor ve bütün batı dünyası buna hayret ediyor. Türkmen kardeşlerim gerçekten çok sıkıntı çekmiştir. Bu sebeple bu birlikteliği en sıkı şekilde devam ettirmeye ciddi gayret gösterin” vurgusunu yaptı.

“ABD gittiği yolun yanlış olduğunu görmelidir”
ABD’yi sert bir dille eleştiren Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ sözlerine şöyle devam etti:
“Suriye topraklarında deniz aşırı ülkelerden gelen, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi, orada bir şekilde doğrudan veya dolaylı şekilde bir hak iddia edenlerin şunu bilmesi lazım, bizim sağlam bir komşuluğumuz, ortak tarihimiz var, ortak kültürümüz var ve ortak menfaatlerimiz var. Biz bu bölgede Türkiye’nin gücünü ve kararlılığını göstermeye devam edeceğiz. ABD gittiği yolun yanlış olduğunu görmelidir. Bir terörist grubunu silahlandırarak Türkiye’nin sınırlarında konuşlandırmak büyük bir tarihi yanlıştır.”

“Terörü ortadan silip süpürünceye kadar Türkiye bu mücadeleye devam edecektir”
Zeytin Dalı Harekatının Kürtlere karşı olmadığını vurgulayan Akdağ, “Defalarca söylediğimiz gibi silahlı harekatımız Kürtlere yada başka bir gruba karşı değildir. Bize soruyorlar Afrin harekatı ne kadar devam edecek, ya da Türkiye’nin silahlı kuvvetleri nereye kadar ne zamana kadar orada bulunacak? Bunun cevabı açıktır. Bu terörist gruplarını etkisiz hale getirene kadar orada bulunmaya mecburuz. Bunun mümkün oldukça kısa olmasını temenni ederiz. Sivillere zarar gelmesin diye elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Terörü hareket edemez hale gelinceye kadar, terörü ortadan silip süpürünceye kadar Türkiye bu mücadeleye devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.
Genel Kurula, Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Dışişleri Bakanı Yardımcısı Ahmet Yıldız, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Suriye Türkmen Meclisi Onursal Başkanı Mehmet Şandır, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan, Suriye Türkmen Meclis İstişare Kurulu Başkanı Esat Arber, çok sayıda delege ve vatandaş katıldı.
Toplantının sonunda Suriye Türkmen Meclisi Onursal Başkanı Mehmet Şandır, Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’a plaket takdim etti. 

Minik çocuğun cansız bedeni kesin ölüm sonucu Adli Tıpa kaldırılırken, iddialara ilişkin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünce incelemenin başlatıldığı öğrenildi.

Edinilen bilgiye ve iddialara göre olay şöyle gelişti. Yüksek ateş şikayetiyle Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen 7 yaşındaki ilkokul öğrencisi Hüseyin Alemdar Talan’a burada sinüzit teşhisi konularak iğne verildi. Verilen iğneyi eczaneden alan baba Medet Talan, çocuğun iğnesini özel bir sağlık kabininde yaptırarak evine döndü.

Eve geldikten bir süre sonra fenalaşan çocuğu, babası yakında bulunan bir özel hastaneye kaldırdı. Ancak talihsiz çocuk burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Hüseyin Alemdar Talan’ın cenazesi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Burada basın mensuplarına açıklama yapan ailenin avukatı Pekay Salmanoğlu, “Müvekkilimin çocuğu ateşli bir hastalık geçirdiği için sabah saatlerinde Kanuni Sultan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Daha sonra orada yapılan tetkikler sonucunda kendisine ilaç yazılmıştır. Babası hastaneden çıkıp eczaneden ilacı alıyor ve özel bir sağlık kabininde iğneyi yaptırıyor. İğnenin yapılmasından 15 dakika sonra çocukta bir morarma meydana geliyor. Çocuğun yaşadığı ev ile hastane arası 300 metre ama çocuğu yetiştiremeden çocuk hayatını kaybediyor. Durum savcılığa intikal etti. Bu işin takipçisi olacağız. İnsan hayatı bu kadar ucuza alınmamalı, bu kadar ucuz olmamalı. Sağlık Bakanlığını da göreve davet ediyoruz. Ailenin acısı büyük. Kesin olmamakla birlikte verilen iğnenin reaksiyonu sonucu çocuk hayatını kaybetmiştir. Sonuna kadar takipçisi olacağız. Sorumlular inşallah ortaya çıkacaktır” dedi.

İddialar üzerine İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından incelmenin başlatıldığı öğrenildi.  

Volkan Kayalar
 

Denizli Servergazi Hastanesi Ortopedi Servisinde kan grubu 0 Rh+ yerine AB Rh+ kan verildiği iddia edilen 75 yaşındaki Hörü Kesen hayatını kaybetmişti. Kesen, Denizli’nin Buldan ilçesi Türlübey Mahallesi’nde toprağa verildi.

Kesen’in oğlu Tuncer Kesen yaptığı açıklamada, “Annemi Denizli’ye doktora götürdüm. Denizli’de Servergazi Devlet Hastanesinde yatış verdiler. Perşembe günü ameliyat oldu, iyi çıktı, başarılı geçti. Kendine geldi, sabaha kadar konuştuk, sohbet ettik. Öğlene kadar yine iyiydi. Oturuyorduk, kardeşim geldi. O esnada ben kan torbası gözüme çarptı. Annemin kan grubuna benzemiyor dedim. Sıfır grubu olduğunu biliyorum ama AB grubu yazıyor dedim. Annem yarım saat sonra kustu, temizledik, peçete almaya gittim geldim, o sırada geldiğimde yüzü sapsarı, dudakları mosmordu, üşüyordu. ‘Oğlum bir şey yok’ dedi. Elledim buz gibi olmuş” dedi.

Pamukkale Üniversitesinde yapılan otopsi sonucunda da bunun çıktığını savunan Tuncer, şikayetçi olacağını belirtti. Tuncer, “Kardeşime söyledim, baksana üşüyorum demiş. Hemşire çağırdık, hemşire gelince ‘Eyvah yanlış kan bağlamışız’ dedi. Hemşire doktorları aradı, bende serumu kapattım, üstünde Ayşe’de yazıyordu. Çift isim var, şüphelendim. ‘Doktorlar geldi, yoğun bakıma gideceğiz’ dedi. ‘Sapasağlam anamı neden yoğun bakıma götürüyorsunuz’ dedim. Kardeşim, ‘Kan yaptınız, ondan oldu’ diye bağırdı. Yoğun bakıma götürdük. Hasta bakıcı, ben, hemşire yoğun bakıma götürdük. Kötüyse verin bana, Pamukkale Üniversitesi hastanesine götüreyim, İzmir’e götüreyim dedim. Götürsek belki ölmezdi, vermediler annemi bana. Verseler belki kurtarırdık. Sonra doktor geldi, kabul etti, ‘Bizim hatamız’ dedi. Yarım saat durduk, annemin yanına girdik, ‘Nasılsın ana’ dedim, ‘İyiyim’ dedi. Yüzünü elledim, normaldi iyiydi. Daha sonra kötü olmuş, vefat etti. Kanın verildiği gün vefat etti. Şikayetçiyim sonuna kadar. Sağ sağlam götürdüm, ölüsünü getirdik. Biz yandık, başka insanlar yanmasın” diye konuştu. 

Öte yandan Denizli Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Söz konusu olay hakkında Servergazi Devlet Hastanesi Başhekimliğinden alınan bilgi doğrultusunda 30.11.2017 tarihinde Servergazi Devlet Hastanesi Ortopedi Servisinde diz protezi ameliyatı yapılan 75 yaşındaki hasta, serviste fenalaşması üzerine yoğun bakım ünitesine alınmış ve takip eden süreçte yapılan tüm müdahale ve tedaviye rağmen hasta kaybedilmiştir. Hastaya yanlış kan transfüzyonu yapıldığı iddiaları üzerine olayla ilgili idari ve adli süreç başlatılmıştır. Hastanın ölüm nedeninin tespit edilebilmesi adına otopsi için Adli Tıp Kurumuna sevki yapılmıştır.”

Medeni Topaloğlu-Bayram Coşkun

 

Okçular Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsü iş birliğiyle hayata geçirilen “Kemankeş Projesi” kapsamında geleneksel Türk okçuluğu eğitimini tamamlayan 16 ülkeden 40 sporcuya sertifikaları verildi. Törene Okçular Vakfı Başkanı Haydar Ali Yıldız, Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan, 61 ülkede faaliyetlerini sürdüren Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş ve proje kapsamında okçuluk eğitimi alan 46 yabancı konuk katıldı.

“Bugün okçuluğu dünyanın dört bir yanında tanıtıyor olacağız”
Toplantıda Okçular Vakfı Başkanı Haydar Yıldız ve Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Ateş’in konuşmasının ardından bir konuşma yapan Bilal Erdoğan, projenin hayırlı olması temennisinde bulunarak, “Projenin hızla hayata geçmesinde iki kurumun verimli çalışması etkili oldu. Bizler hem coğrafya hem de yüzyıllar üzerinden tevarüs ettiğimiz kültürel zenginlik itibariyle çok zengin bir kültürel aktarımın merkezi olmuş bir milletiz. Batı medeniyetinin egemen hale gelmesiyle bu vasıf yitirildi. Bu oyunu bizim üzerimizde başarıyla oynadılar. Biz, bu oyunda uzun süre mağlup olduk. Allah izniyle hem Yunus Emre Enstitüsü gibi bir kurum kurulması hem de Okçular Vakfında bir ihyanın gerçekleşmesi artık bizim olan değerleri dünyaya tanıtmaya başlamamız, artık o eski hikayenin sonuna gelindiğinin bir delili olsa gerek. Bugün okçuluğu dünyanın dört bir yanında tanıtıyor olacağız” dedi.

“Sahip olunan zenginliğin farkında değiliz”
Erdoğan, “Bu çalışma birçok benzer kültürel ögenin dünyaya tanıtılmasında örnek olacak. Sahip olunan zenginliğin farkında değiliz. Geleneksel Türk okçuluğu basit bir savaş pratiği ve basit bir spor değil. Okçuluğun fiziksel ve zihinsel gelişime katkısı vardı. Dünyada kitle imha silahlarının konuşulduğu bir süreçten geçiyoruz. Bunların göz kırpmadan kullanıldığını biliyoruz. Devletlerin bir şekilde olanak tanıdığı bazen desteklediği terörist gruplar tarafından kullanıldığını biliyoruz. Ecdadımız dünyanın en büyük askeri gücü olduğu dönemde, en ciddi savaş teknolojilerine sahip olduğu dönemde, bugün Batı medeniyetinin kitle imhası için kullandığı silahları kullanmamıştır” ifadelerini kullandı.

“Dünyada çok yanlış ve dengesiz algı operasyonları icra ediliyor”
Bilal Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:
“Dünyanın kaymağını yiyenler, kan ve gözyaşı akıtanlar, kendilerini barışçı diye satarken ve pazarlarken, dünyada gerçek anlamda barış tesis edilsin diye çalışan bir ülke ancak maalesef başka bir ülke gibi tanıtılmaya çalışılıyor. Dünyada çok yanlış ve dengesiz algı operasyonları icra ediliyor. Biz doğru bildiğimiz yolda yürürsek, ecdadımızdan aldığımız mirası yüceltecek şekilde geleceğimizi kurarsak bu oyunlar son bulacaktır. Dünyada gerçekten kültürel adalet ve eşitlik dönemine girmek mümkün olacaktır” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Ateş, Yıldız, Erdoğan ve İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, eğitim alanlara sertifikalarını verdi.

Doğan Can Cesur 

 

Bütün yükümüzü taşıyan ve vücut estetiğinin de bir parçası olan ayaklarımızın sağlıklı olması ve güzel gözükmesi için önemli unsurlardan birisi sağlıklı ve bakımlı tırnaklardır. En çok ayak başparmaklarında ortaya çıkan ve son derece acı veren tırnak batıkları yaşam kalitenizi olumsuz etkiler. Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayfer Aydın tırnak batmasının nedenleri, yanlış uygulamalar ve doğru çözümleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Tırnak batıklarında meydana gelen ağrıların günlük ve iş yaşamında aksamalara yol açarak kişinin yaşam kalitesini ciddi boyutta etkilediğini ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayfer Aydın, tırnak batmasının sebeplerini şöyle sıraladı:

“Yanlış ayakkabı seçimi; sivri uçlu tırnaklara basınç yapan ve onları sıkan ayakkabılar giymek tırnaklarda batık gelişimini kolaylaştırır.

Tırnak mantarı gibi bazı tırnak hastalıklarının tırnakta oluşturduğu şekil bozuklukları ve tırnakta kalınlaşmalar.
Tırnakların hatalı ve çok dibinden yuvarlak içe kıvrık kesilmesi
Ayağa dışarıdan gelen darbeler. Özellikle sporcularda sık karşılaşılır.
Gebelik döneminde de ayakta oluşan ödem ve şişlik ve ani kilo alımı”.

Tırnak batıklarında meydana gelen ağrının bazen çok şiddetli olabileceğini ifade eden Dr. Aydın, “Gece uyurken yorgan ya da battaniyenin teması bile rahatsız edebilir. Kadınlarda ağırının yanı sıra estetik görünümü de bozduğu için istenen ayakkabının giyilmesine engel olur, hatta ayakkabı giyilmesine dahi engel olacak boyuta ulaşabilir. Aynı zamanda batık tırnak, tırnak yatağında enfeksiyon gelişimine ve tırnaklarda daha kolay mantar oluşumuna da zemin hazırlar. Batıkla beraber gelişen bakteriyel ve mantar enfeksiyonunun da tedavisi batık tedavi edilmedikçe zorlaşır” diye konuştu.

Tırnak batığı tedavisinde uygulanan yanlış yöntemler
“Batık durumlarında hastaların ilk başvurusu genellikle kuaförlerdir. Ancak tırnak batığı tedavisinde çok sayıda sonuç vermeyen ve yanlış tedavi yöntemi uygulanır” diyen Dr. Aydın, yanlış yöntemlerden bahsederek, “Pedikürle batık tırnağın baskı yapan kısmının kesilmesi. Bu geçici olarak sadece ağrıyı dindirir. Batık tırnağı kesinlikle tedavi etmez. Ancak çok sayıda hasta bu yöntemle çare arayarak uzun yıllar ağrıyla baş etmeye çalışır. Çeşitli merkezlerde uygulanan ılık kompresler, pamuk veya tel sistemi ile yatağın genişletilmeye çalışılması. Tırnağın bütün olarak çekilmesi. Bütün olarak çekilen tırnak maalesef aynı şekilde batık olarak geri çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

“Kesin ve kalıcı çözüm son derece basit ve efektif”
Dr. Ayfer Aydın, kesin ve kalıcı çözümün son derece basit ve efektif olduğunu belirterek, “Sadece batık olan kısmın; batığı oluşturan kök kısmı ile çıkarılması sonucu sorun kesin ve kalıcı bir şekilde çözümlenir. İşleme; tedavi edilecek batık kısmın lokal anestezi ile uyuşturulması ile başlanır. Uyuşma tamamlandıktan sonra batık kısım tırnak yatağı ile birlikte ince bir şerit halinde çıkarılır. Sadece batığı oluşturan ve onu uzatan yatak yani kök kısım özel bir aletle törpülenir. Böylece batığın tekrarlaması önlenmiş ve batık tırnak tedavisi tamamlanmış olur” dedi.

“İşlem sonrasında herhangi bir istirahat dönemi gerekli değildir”
İşlem sonrasında herhangi bir istirahat döneminin gerekli olmadığına vurgu yapan Dr. Aydın, şöyle konuştu: “İşlem sonrasında herhangi bir istirahat dönemi gerekli değildir, aksine hasta batık olan kısım artık çıkarıldığı için çok rahatlamıştır ve işlem sonrasında hemen ayağa kalkıp günlük yaşamına ve iş hayatına dönebilir. Oluşabilecek enfeksiyon gelişim riskini önlemek için gerek görülürse kısa süreli sistemik antibiyotik veya topikal olarak uygulanabilecek antibiyotikli kremlerle tedavi tamamlanmış, hasta kesin olarak sağlığına kavuşmuş olur”. 

Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) Temel Eğitim ve Sınav Merkezi (TESMER) tarafından yapılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler sınavının Sermaye Piyasası Mevzuatı dersinden cevap kağıdına 38 puan verildiği için bu dersten başarılı olamadığını ve sınav sonucuna itiraz ettiğini belirten bir şikayetçi başvurdu. Başvurucu, itirazı sonucunda sınav notunun değişmediğini, TESMER’e bizzat giderek Sermaye Piyasası Mevzuatı Dersinin cevap kağıdını görmek istediğini ve kendisine gösterilen cevap kağıdının ikinci sayfasında 25 puan değerinde olan sorunun doğru cevaplanmasına rağmen değerlendirmeye alınmadığını ve bunu yetkililerle beraber gördüğünü bildirdi. Başvurucu, cevap kağıdının incelenmesini ve yeniden değerlendirilmeye alınarak mağduriyetinin giderilmesi talebiyle Kamu Denetçiliği Kurumuna (KDK) başvurdu. Şikayet başvurusunu kabul eden KDK, adayın sınav kağıdının tamamının değerlendirilerek puanın güncellenmesi gerektiği sonucuna ulaştı.

KDK, SINAV İTİRAZLARININ DAHA ÖZENLİ VE DİKKATLİ İNCELENMESİ YÖNÜNDE KARAR VERDİ

KDK, başvuranın “Sermaye Piyasası Mevzuatı” sınavında verdiği ikinci sorunun cevabının değerlendirmeye alınması ve hak ettiği puanın verilmesi ve bundan böyle sınav sonuçlarına yapılan itiraz üzerine yapılan ikinci değerlendirmenin daha özenli ve dikkatli yapılması yönünde Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğine Tavsiye Kararı verdi. Tavsiye kararının ardından sınav kağıtları sınav komisyonunca yeniden değerlendirilip, başvurucunun Sermaye Piyasası Mevzuatı dersi sınav notunun 38 puandan 63 puana yükseltildiği KDK’ya bildirildi.

Ontex Global’in tecrübesiyle büyüyen Canbebe, “Anneler ile Geleceğe” isimli sosyal sorumluluk projesinin ilk seminerini İstanbul Beylikdüzü Beylicium AVM’de düzenledi. “Her annenin bebeğini büyütürken fizyolojik ve pedagojik gelişimle ilgili doğru bilgiye sahip olması gerektiği” fikriyle hayata geçirilen proje kapsamında 2017 sonuna kadar 9 ilde 14 farklı lokasyonda 14 bin anne ve anne adayı ile buluşma hedefleniyor. Tiyatro Sanatçısı Seren Fosforoğlu moderatörlüğündeki seminerde Çocuk Gelişim Uzmanı Özge Selçuk Bozkurt, Bebek Hemşiresi Esra Ertuğrul ve Beslenme Uzmanı Yeşim Özden Gün, 0-36 ay dönemindeki bebeklere ilişkin bilgiler verdi.

Özellikle yenidoğan bebeklere çok dikkat edilmesi gerektiğinin atını çizen yenidoğan bebek hemşiresi Esra Ertuğrul, özellikle ilk zamanlar anne sütünün yetersiz kalmasından dolayı verilen gıdaların ileriki yaşlarda çok tehlikeli olabileceğine dikkat çekti. 40’lı yaşlardaki ani ölümlerin temelinin çoğunda erken gıdaya geçiş ya da yanlış beslenme olduğunu vurgulayan Ertuğrul, “Yenidoğan bebeklerde en büyük sıkıntımız beslenme. Şimdi mamalara ulaşmak artık kolay ama eskiler inek sütü kullanıyorlardı. Fakat inek sütü anne sütü gibi değildir. İçindeki protein bebekler için çok fazla ve ağır geliyor vücuduna. Anne sütü yetmediğinde evde yaptığımız unlu pekmezli ürünler bebeği görünürde büyütür fakat iç organlarına zarar verir. Ya da doğar doğmaz şekerli su vermek gibi yapmış olduğumuz yanlışlar yaptığınızda dışarıdan bakıldığında bir sıkıntı yok gibi bebek büyür fakat bu bebek 40 yaşına geldiği zaman ani ölümleri görüyoruz. Bunların hepsi erken ek gıdaya geçmek ya da yanlış beslenme ile oluyor. Bu konuda mutlaka doktorlar dinlenmeli ve ilk 6 ay mutlaka anne sütü ile beslemek çok önemli” dedi.

“Bol emzirmek, ten teması önemli”

Annelere tavsiyelerde de bulunan Ertuğrul, yeni annelere her şeyden önce telaş ve heyecan yapmamalarını önerdi. Ertuğrul, “Yavaş yavaş her şey yoluna girecektir. Yenidoğan annelerin görevi aslında daha hastanede iken başlıyor. Bebeklerini nasıl emzireceklerini hastanede hemşirelerden destek alarak öğrensinler. Daha sonradan sütün artması ve bebeğin emmemesiyle birlikte bir kargaşa oluyor. O yüzden emzirme işinin hastaneden çıkmadan öğrenilmesi gerekiyor. Sonraki dönemlerde de bebek ağlaması diğer bir sorun fakat onun da neden olduğu bir hafta içinde anlaşılıyor. Bu konuda birazcık bebeği dinlemeliyiz. Emzirmeden önce bez değişimi yapmalı, güzelce emzirmeliyiz ve bol bol ten teması içinde olmalıyız. Bunlar bu süreçte yapılacak en önemli şeylerden bir tanesidir” diye konuştu.

“Şekerli su verilmemeli, kalın giydirmemeliyiz”

Bilimsel olmayan fakat kulaktan dolma bilgilerle uygulanmaya devam eden uygulamaların bebekler için aslında iyi olmadığına değinen Ertuğrul, anneleri bir kez daha uyararak, “Yenidoğan bebeklerde ilk 10 içinde ortaya çıkan yenidoğan sarılığı diye bir dönem var. Bu dönemde Anadolu’da özellikle şekerli su vermek çok yapılan bir yanlış. Kesinlikle bebeklere şekerli su vermemeliyiz. Bol bol annenin emzirmeye devam etmesi gerekiyor. Bu emzirme ile birlikte zaten bebek de sık sık idrarını çıkararak bu durumu atlatacak. Bir diğer çok yapılan hatalardan bir tanesi de kat kat giydirmek. Anneler bebeklerini ilk bir ay biz ne giyiyorsak bir fazlası, bir aydan sonra biz ne kadar giyiniyorsak o şekilde giydirmelidir” şeklinde konuştu.

“Gazı olan bebeklere kundaklama yöntemi”

Kundaklama işleminin doğru yapıldığı takdirde bebeklere iyi geldiğini de dile getiren Ertuğrul, “Çocuklar ilk ay uyku halindeyken hıçkırarak boşluğa düşebilir ve uykuları bölünebilir. Bu duruma sebep olmamak için yarım kundak yapılabilir fakat ellerini kollarının altına sararak yarım kundak ilk üç ay tavsiye edebiliriz. Bazı bebeklerde de kolik ya da gaz sancıları çok fazla olabiliyor. Bu bebeklere bizim Anadolu’da yaptığımız kundaklama işlemi yapabiliriz ama çok sıkı değil gevşek bir şekilde kundaklamalıyız. Çünkü ortopedistler ve çocuk doktorları sıkı kundağı tavsiye etmiyorlar. Çok ağlayan ya da gazlı bebekler için biraz sarıp sargılamak, hatta sardıkları bezi de ütüleyip kundaklamak o gaz sancısına çok iyi geliyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Sağlıklı toplum için bilinçli anneler şart”

Yapmış oldukları projeye özellikle sağlıklı bir toplum için çok önem verdiklerini dile getiren Türkiye Ontex Pazarlama Müdürü Ertan Şensoy, “Projenin çıkış kaynağı bizim için çok kıymetli. 750 anne ile bu yıl içerisinde farklı tüketici testleri yaptık ve bunlarla görüşme fırsatı bulduk. Bunların sonucu olarak da annelerin çocuk sağlığı konusunda çocuk doktorlarına erişim imkanları olduğu halde çocuk gelişimi, beslenme, uyku rutini oluşturma, 2 yaş sendromu, oyunun çocuk gelişimindeki önemi, evdeki güvenlik önlemleri ve ek besinler konularında yeterli bilgilere ulaşamadıklarını gördük. Bizler de o yüzden kurumsal vatandaşlık sorumluluğu ile anneleri bilinçlendirmeyi ve alanında uzman kişileri annelerimizin ayağına getirmeyi uygun bulduk. Biz bu projede şuna inanıyoruz; sağlıklı nesiller için bilinçli annelerin olması lazım. Bilinçli anneler de sağlıklı nesiller yetiştirerek bilinçli toplumumuzu oluşturacak” ifadelerini kullandı.
2017 sonuna kadar 9 ilde 14 farklı lokasyonda 14 bin anne ve anne adayı ile buluşmanın hedeflendiği “Anneler ile Geleceğe” kurumsal sosyal sorumluluk projesinin ikinci noktası 27 Eylül Trabzon olacak. Seminer yer ve tarihleri şöyle:

“27 Eylül Çarşamba günü Trabzon-Ortahisar Belediyesi

4 Ekim Çarşamba günü Erzurum-Erzurum Büyükşehir Belediyesi

13 Ekim Cuma günü Gaziantep-Gaziantep Büyükşehir Belediyesi

18 Ekim Çarşamba günü Ankara-Yenimahalle Belediyesi

19 Ekim Perşembe günü Ankara-Çankaya Belediyesi

25 Ekim Perşembe günü Bursa-Osmangazi Belediyesi

1 Kasım Çarşamba günü İzmir-Gaziemir Belediyesi

2 Kasım Perşembe günü İzmir-Bornova Belediyesi

6 Kasım Çarşamba günü Antalya-Kepez Belediyesi

15 Kasım Çarşamba günü Adana-Seyhan Belediyesi

22 Kasım Çarşamba günü İstanbul-Silivri Belediyesi

29 Kasım Çarşamba günü İstanbul-Ataşehir Belediyesi”