Olay, Samsun’un İlkadım ilçesi Cumhuriyet Meydanı’nda saat 12.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre küfür ettiği iddia edilen boyacı Hasan Esmer’e çevre esnaflarından Yılmaz isimli 30’lu yaşlarda bir esnaf tepki gösterdi. Yaşlı boyacıya sinirlenen esnaf, darp ettiği boyacının kaşını patlattı. Yaşanan arbede sırasında boyacının sandığı ve boya malzemeleri etrafa saçıldı.

Yaşadığı olay karşısında şaşkınlığa uğrayan ve gözyaşlarına hakim olamayan yaşlı adam, “Ben bir şey yapmadım. Geldi bana vurdu. Nerede bir deli olsa, gelip beni buluyor. 5 senedir burada ayakkabı boyuyorum. Bugün beni burada darp ettiler. Darp eden kişi genç ve çok cüsseliydi. Gücü bana yetti” dedi.

Yaşlı adamın ağladığını gören çevre sakinleri ellerindeki peçetelerle ayakkabı boyacısının yüzündeki kanları sildiler. Yaşlı adama yardım eden kadınlardan bazıları, çevrede toplanan erkeklere tepki göstererek, “Bu adam dayak yerken neden müdahale etmediniz? Neden izlediniz?” diye bağırdı. Yaşlı adamın çevresinde toplanan vatandaşlar da bu konu yüzünde tartışma yaşadı.

Kendisini darp eden kişiden şikayetçi olan boyacı Hasan Esmer, olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri tarafından Gazi Devlet Hastanesi’ne götürülürken, “Sandığımı toplayayım. Her şey her yere dağılmış” dedi. Çevre sakinleri de yaşlı adama kendilerinin eşyalarını toplayacağını söyleyerek onu hastaneye gitmesi yönünde ikna etti.

Yaşlı adam tedavisi tamamlandıktan sonra darp raporuyla beraber Gazi Polis Merkezine şikayetçi olmaya gitti. 

Erdi Demür

Olay, bugün saat 20.00 sıralarında Kadriye Mahallesi 635 sokakta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 31 yaşındaki Ünal Atalayın ile kimliği belirsiz bir kişi arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyünce, iddiaya göre kimliği belirsiz şahıs evine giderek tabanca aldı. Daha sonra söz konusu adrese dönen şahıs, 35 S 00288 plakalı servis minibüsü içerisinde oturan Ünal Atalayın’a kurşun yağdırdı. Olayda, şahsın tabancasından çıkan mermilerden biri Atalayın sırtına isabet etti. Silah seslerini duyan mahalle sakinleri, durumu 112 sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. Atalayın, ihbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan Atalayın, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Atalayın cansız bedeni, savcının incelemesinden sonra otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Öte yandan, Cumhuriyet savcısı olayla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, polis ekipleri bir görgü tanığının ifadesine başvurdu. Görgü tanığının verdiği ifadeden yola çıkan polis ekipleri, Atalayın’nı vuran 16 yaşındaki K.K. isimli şahsın olduğunu tespit etti. Harekete geçen polis, K.K. isimli şahsı evinde saklandığı sırada yakaladı. Suç aleti ile gözaltına alınan K.K. sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. 

Halil İbrahim Karabıyık

Edinilen bilgiye göre, Muratpaşa ilçesi Yüksekalan Mahallesi’nde arazisindeki ağaçların bakımı için çapa malzemesi almaya giden yaşayan emekli 85 yaşındaki Halil Eren’in yanına 40 yaşlarında bir kişi yaklaşarak, “İhtiyacı olanlara yardımda bulunuyoruz. Siz de yardımda bulunmak ister misiniz?” diye sordu. Birkaç gün önce bir yakınının evi yanan ve bu olaydan büyük üzüntü duyan Halil Eren, dolandırıcının makbuzda vereceğini söylemesi üzerine cebindeki bir miktar parayı bu şahsa verdi. Parayı alan şahıs, hemen makbuz getireceğini söyleyerek yaşlı adamın yanından uzaklaştı. Bir süre beklemesine rağmen gelen giden olmayınca Halil Eren, dolandırıldığını anladı ve polise başvurdu. Kısa sürede olay yerine gelen Motosikletli Yunus Timleri ve Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri Eren’den aldıkları eşkal üzerine bölgede araştırma yapmaya başladı. 

Evden çapa almak için çıktığını dile getiren Halil Eren, “Beni tanımadın mı diyen birisi yanıma geldi ve yardım parası topladığını söyledi. Benimde yakınımın evi yanınca, etkilendim ve yardım etmek istedim. Nasıl olduğunu anlayamadım, verdiğim paranın üzerini getireceğini söyledi ama bir daha geri gelmedi. Bir süre sonra dolandırıldığımı anlamadım. Bin 400 liramı aldı. Emekli maaşımdı. Ölüm kalım olur diye hep yanımda para taşırdım” dedi.

Öte yandan Halil Eren ile dolandırıcının sokakta birlikte yürümeleri ve şahsın yaşlı adama bir şeyler anlatması kameralara yansıdı. 

İsa Akar – Memiş Akın
 

Çocukları olmayan Attila ve Fatma Sevinç çifti, 5 yıllık tedavinin sonunda bebekleri Ahmet’e kavuştu. Ancak küçük Ahmet’in, 14 yaşındaki down sendromlu halasının çakmakla oynaması sonucunda çıkan yangında vücudunun büyük bir bölümü yandı. Çocuğunun yandığını gören anne ise, bebek arabasından aldığı oğlunu Eskişehir Devlet Hastanesi’ne yetiştirdi. Doktorların büyük uğraşları sonucunda hayata tutunan Ahmet bebeğin tedavisi için doktorlar insanüstü bir çaba gösterdi. Bunun üzerine helikopter ile İstanbul Lütfi Kırdar Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen Ahmet bebek, hayat mücadelesine bir süre burada devam etti. Toplamda 11 defa ameliyat olan Ahmet’in parmakları yok oldu. Derisi sürekli gerilmekte olan Ahmet bebek, kör olma veya kendi kendine boğularak ölme riski ile de karşı karşıya bulunuyor.

Odunpazarı Dernekler Platformunun bu durumu fark etmesiyle birlikte Sevinç ailesinin umutları da yeniden yeşerdi. Dünyanın ilk yüz naklini yapan doktorlardan Prof. Dr. Mehmet Mutaf ile Ahmet bebek için temasa geçildi. Bodrum’da özel kliniğinde çalışan Prof. Dr. Mutaf, Ahmet Sevinç’in birbirinden zorlu 4 ameliyatla hayata döndürülebileceğini belirtti. Bu ameliyatların bedeli ise 170 bin lira olarak belirlendi.

“İş adamlarımız vasıtasıyla Ahmet’in ilk ameliyat ücretini temin ettik”

Ahmet’in tedavilerinin gerçekleşmesinde büyük rol oynayan AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Volkan Doğan, aileyi ve Ahmet bebeği evinde ziyaret ederek, son durum ile ilgili istişarelerde bulundu. Ahmet’in sağlığına kavuşması için tüm Eskişehirlilerin yardımına ihtiyaç duyduklarını vurgulayan Başkan Doğan, “Odunpazarı ilçesinde Erenköy Mahallesi’nde Ahmet kardeşimizin geçirmiş olduğu bu elim kaza sonucunda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek adına, Ahmet ve ailesinin daha iyi bir geleceğe sahip olması adına bir dizi çalışma başlattık. Sonuç olarak Ahmet’in yaşadığı bu kaza sonucunda 11 ayrı ameliyat geçirdi. Hayata tutunması sağlandı. Ama Ahmet’in geleceğe daha umutla bakması adına özel ameliyatlar geçirmesi gerekiyor. Dolayısıyla bu süreçte Ahmet kardeşimizin tüm hemşehrilerimizin yardımına ihtiyacı var. Ahmet’in babası hurdacılık ile yaşamını sürdürüyor. Bizler, ailemizin 3 ayrı ameliyatının birinci ameliyat ücretini iş adamlarımız vasıtasıyla bir şekilde temin ettik. Şimdi geriye kalan süreci ve 2 ameliyatı planlamak adına da bir takım ihtiyaçlarımız var. Bu ihtiyaçlarımızı gidermek adına da tüm duyarlı hemşehrilerimizi Ahmet’e ve ailesine yardım davet ediyoruz. İnşallah bu duyarlılığı tüm hemşehrilerimiz gösterecektir. Ahmet’in yaşama tutunmasına ve bundan sonra hayata daha güçlü tutunmasını sağlayacağız” şeklinde konuştu.

“Ahmet hepimizin evladı”

Ahmet’in sayısız rahatsızlıkla boğuştuğunu ve tedavileri yakından takip ettiklerini vurgulayan Başkan Doğan, şunları kaydetti:
“Şu anki rahatsızlığı; gece uyuyamıyor. Göz kapakları olmadığı için. Gözleri açık ve dolayısıyla gözlerini kaybetme riski ortada. Yine ellerinden kaynaklı sıkıntılar var ve bileklerinden ellerini kaybetme riski var. Bunu Türkiye’de yapabilen birkaç hoca var. Bunlardan bir tanesi Bodrum’daki Prof. Dr. Mehmet Mutaf hoca. Kendisi bize çok yardımcı oldu. Ailemiz ile birlikte Bodrum’a gittik. Arkadaşlarımız Bodrum’da aile ile beraber hocamıza gittiler, göründüler ve dediğim gibi 3 ayrı ameliyat gerektiği söylendi. Hayata tutunması adına bu ameliyatları gerçekleştireceğiz. Biz de bunun için gayret ediyoruz. Ahmet hepimizin evladı. İnşallah Ahmet’e hep beraber sahip çıkacağız.”

Aile tarafından, Ahmet Sevinç’e destek olmak isteyenler için de bir hesap numarası açıldı. Vatandaşlar, aşağıdaki bilgileri kullanarak Ahmet bebeğin hayatta kalma mücadelesine yardım edebilecekler.
Ziraat Bankası, İban numarası: TR-52000100231084405260, Hesap numarası: 84405260 5001. 

Murathan Yıldırım – Umut Akıncıoğlu

Korkut ilçesine bağlı İçboğaz köyünde 35 yıldan bu yana PKK terör örgütüne karşı dik duran Arat ailesi, Mehmetçik için duacı oldu. 110 yaşındaki emekli korucu Abdülaziz dede, gerektiği takdirde Mehmetçiğe destek olmak için Suriye’ye giderek, yeniden terör örgütlerine karşı mücadele etmek istiyor.

“110 yaşındayım terörle mücadele ediyorum”

110 yaşında olduğunu ifade eden Abdülaziz Arat, hala ailesi için terörle mücadele ettiğini söyledi. Şimdi de istendiği takdirde Suriye’ye gideceğini ifade eden Abdülaziz dede, “30 sene terörle mücadele ettim yine istenirse Suriye’ye giderim” dedi.

“Eşim, çocuklarım ve torunlarımla birlikte 35 yıldır terörle mücadele ediyoruz”

Abdülaziz dedenin Türkçe bilmeyen 85 yaşındaki eşi Emine Arat ise “Eşim, çocuklarım ve torunlarımla birlikte yaklaşık 35 yıldır köy kuruculuğu yaptık. Bu süre zarfında terörle mücadele ettik. Biz her zaman devletimizin yanında yer aldık ve alıyoruz. Allah devletimizin eksikliğini vermesin. Ben burada köyümün nöbetini tuttum. Ben 85 yaşındayım, eşim ise 110 yaşında. Gerektiği taktirde eşim, çocuklarım ve torunlarımla beraber askerlerimizin yanında yer almak için ‘Zeytin Dalı Harekatı’na gideriz” diye konuştu.

“Bütün aile olarak terörle mücadele ediyoruz”

110 yaşındaki Abdülaziz Arat’ın oğlu Kemal Arat ise 1985 yılından bu yana terörle mücadele ettiklerini ifade ederek, “Bütün aile olarak terörle mücadele ediyoruz. Halen de devam ediyoruz. Çok şükür PKK Türkiye’den temizlendi. Gerekirse yarın Suriye’de devam eden ‘Zeytin Dalı Harekatı’na ben de, 110 yaşındaki babam da, ailem de katılırız. Allah kimseyi devletsiz bırakmasın. Böyle büyük bir devletimiz olduğu için biz gurur duyuyoruz, böyle büyük bir Cumhurbaşkanımız olduğu için gurur duyuyoruz, Başbakanımızla, İçişleri Bakanımızla, Genelkurmay Başkanımızla, bütün komutanlarımızla gurur duyuyoruz. Babam 1985’ten beri terörle mücadele ediyor. Oğlum, ‘devletinize sahip çıkın, Allah kimseyi devletsiz bırakmasın, devleti olmayan insanın ne dini kalır ne imanı kalır ne de namusu kalır’ diyor. Terörü köyümüze hiçbir zaman sokmadık, sonuna kadar da sokmayacağız. Devletimiz, askerimiz büyük ve güçlüdür. Üzerimize ne düşüyorsa yerine getirmeye hazırız. Canımızla, malımızla hazırız. Her zaman devletimizin yanındayız. Askerimizi, polisimizi seviyoruz, korucularımızı seviyoruz, devletini seven insanların hepsini seviyoruz. Bizde ayrımcılık yok. Kürt olsun, Arap olsun, Laz olsun herkes eşittir. Hiç kimse heveslenmesin, Allah’ın izniyle Çanakkale’de nasıl zafer elde ettiysek, her zamanda o zaferi elde edeceğiz” şeklinde konuştu. 

Uğur Ulu

Olay, merkez Osmangazi ilçesi Soğanlı Mahallesi Mahmudiye Sokakta meydana geldi. Suriye’deki iç savaştan kaçarak Bursa’ya yerleşen 3 çocuk annesi Fatma Khillo, (34) sabah saatlerinde kocası Abdulrauf’u işe uğurladı. Kestel’de bir inşaatta bekçilik yapan 41 yaşındaki Abdulrauf’un işteyken eşini telefonla arayıp ulaşamayınca şüphelenip komşularına eşine bakması için haber verdi. Komşuların evin kapısını çalması üzerine açılmayınca kapı kırılarak içeri girdiler. Komşular korkunç manzarayla karşılaşıp polise haber verdi. 3 çocuk annesinin 6 bıçak darbesiyle öldüğü belirlendi.

Olayın ardından Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri evde yaptığı incelemede Khillo’nun altınlarının ve bir miktar paranın çalındığını fark etti. Zanlının yakalanması için mahalledeki 350 kişiyle görüşen ekipler, Suriyeli Akram M.’nin ellerinde yaralar ve yüzünde çizikler olduğunun bilgisine vardı. Çevredeki ve Bursa Otobüs Terminalindeki yaklaşık 50 kamerayı inceleyen Cinayet Büro ekipleri, İstanbul’a kaçan Akram M.’yi yakalamak için kalabileceği 14 otelde yaptığı incelemede çaldığı paralarla kıskıvrak yakaladı.

Hırsızlık için 1 ay öncesinden plan yaptı

Bursa’ya getirilen zanlı Akram M., Fatma Khillo’nun altınlarını çalmak için 1 ay önceden plan yaptığını ve ailesi ile tanıştırdığını itiraf etti. Kimse fark etmeden eve girmek için plan yapan Akram M., misafir olarak gittiği esnada evin anahtarını çocuğuna aldırarak kopyasını çıkarttırdı. Olaydan 1 hafta önce eve giren Akram M., değerli bir şey bulamadığı için tekrar girmeyi gözüne kestirdi.

Altınları için genç kadını öldürdü

Olay günü eve kar maskesiyle giren Akram M., Khillo’yu etkisiz hale getirmek isterken maskesi düştü. Kendisini tanıyan Khillo’ya elindeki bıçağı saplayan Akram M., bıçağın kırılması sonucu mutfaktan aldığı bıçakla genç kadını öldürdü. Hızla evden uzaklaşan zanlı, çaldığı altın ve paraların bir kısmını kendi oturduğu evin bahçesine gömdü. Yapılan aramalarda altınlar saklanan yerde bulundu.
Akram M., yapılan sorgunun ardından çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 

Abdullah Çibir – Fatih Çapkın
 

Adana Emniyet Müdürlüğü son zamanlarda özellikle “fuhuş vaadiyle” dolandırıcılık olaylarının artması ve vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine asayiş şube müdürlüğüne bağlı yankesicilik ve dolandırıcılık büro amirliği ekipleri, 3 ay teknik ve fiziki takip yaptıktan sonra 12 Ocak günü başlattığı operasyon sonucu 31’i kadın 46 kişiyi gözaltına aldı. Bir hafta boyunca emniyette sorgulandıktan sonra çıkarıldıkları mahkemede zanlılardan 28’i kadın 38 kişi tutuklanırken 1’i emniyette, 2’si de adliyede serbest bırakılırken, 5 kişi de ev hapis cezası aldı.

“BABA KIZINI OTOYOLA ÇIKARDI KENDİSİ TAKİP ETTİ”

Operasyonda Levent D. ve kızı 14 yaşında Ş.D.’de gözaltına alındı. Kızın yaşı küçük olduğu için çocuk şube müdürlüğünde ifadesi alındı. Levent D. ise emniyette bir hafta boyunca sorgulandı. Levent D. suçlamaları kabul etmedi. Ancak polisin yaptığı takipte Levnet D.’nin 14 yaşındaki kizi Ş.D.’yi “fuhuş vaadiyle” otoyol ve şehrin diğer yerlerine götürdüğü burada kız çocuğunun yol kenarında durarak erkek sürücülere el kaldırıp fuhuş amaçlı otomobiline bindikten sonra Yavuzlar Mahallesine doğru hareket ettiği babasının da kızı arkadan lüks otomobil ile takip ettiği belirlendi. Ayrıca erkek sürücünün fuhuş yapmak isteyince kız çocuğunun mahalleye gitmesini söylediği buraya gelince de otomobilden inip şahsın kendisine sarkıntılık ettiğini söyleyerek babasını çağırdı, babasının da şahsı gasp ettiği tespit edildi. Baba Levent D. bu suçlamaları kabul etmedi.

“ADLİYEYE 5 YAŞINDAKİ KIZIYLA GİTTİ”

Bu arada Levent D. “fuhuş vaadiyle” yağma suçundan sadece 14 yaşındaki kızını değil 5 yaşındaki kız çocuğunu da mağdur etti. Resmi nikahı olmayan eşi Leyla G. hasta olduğu için Levent D.’nin 5 yaşındaki kızı da onunla birlikte ayağında terlikle adliyeye gitmek zorunda kaldı. Levent D. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 14 yaşındaki kızına ise yaşı küçük olduğu için ev hapsi cezası verildi. 5 yaşındaki çocuğa ise devlet el koydu. Aynı operasyonda 16 yaşındaki H.O.’da “fuhuş vaadiyle” yağma yapmaktan gözaltına alınıp ev hapsi cezası aldı.

Fatih Keçe

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde ikamet eden Savaş ve Fatma Ekti çiftinin kızı İrem Su’ya (4), 8 aylıkken kalp yetmezliği teşhisi konuldu. Koşması yasak olan ve organik ürünlerle beslenmesi gereken İrem Su’nun 3 yıl önce yüzde 30 olan kalp ritmi, 2 hafta önce yüzde 18’lere düştü. Baba Savaş Ekti, kızının kalbinin bitmiş durumda olduğunu ve ifade ederek, “Kızımda kalp yetmezliği ve kalp büyümesi var. Kızıma herhangi bir cihaz takılmıyor. Kalbi bitmiş diye anjiyo ya da pil takılmıyor. Kalbi sünger gibi olmuş. Yürüdüğü zaman, koştuğu zaman yüzünde ve elinde morarmalar oluyor. Nefessiz kalıyor” diye konuştu.

“Kalp nakli olması şart”

İrem Su’nun kalp ritminin yüzde 30’un altında olduğu için nakil olmasının şart olduğunu, biraz daha düşmesi durumunda kaybedileceğini anlatan baba Ekti, “Kızımın durumunun gittikçe kötüye gittiğini söylüyorlar. Bir an önce nakil olması şart. İzmir’de dosya açılmış nakil için sırada bekliyoruz ama şuan umut yok. Kızımın da durumu gittikçe kötüye gidiyor. Çaresiziz, ne yapacağımızı bilemiyoruz. Kalbi bitmiş tükenmiş durumda. Koşması yasak, enfeksiyondan korunması lazım, mikroptan korunması lazım. Kalabalık yerlerden uzak olması lazım. Dakika dakika kontrol ediyoruz. Özellikle enfeksiyondan koruyoruz. Kalbe vurursa durumu çok çok kötüye gider. Doktorlar kalp ritminin biraz daha düşmesi halinde değil hastaneye evden bile çıkarttığınız zaman çocuk kaybedilir diyor. Daha fazla düştüğünde nakil bile olursa bıçağın altında kalma riski yüzde 90 diyorlar. Kızımızın biran önce yurt dışında götürülüp nakil olmasını Cumhurbaşkanımdan, Başbakanımdan istiyoruz. Sonuçta ciğerimizdir. Maddi olarak da tam bakamıyoruz. Daha güzel beslenmesi lazım. Organik ürünler kullanmamız gerekiyor ama maddi durumumuz olmadığı için yerine getiremiyoruz. Gittikçe durumu kötüye gidiyor. Gözümün önünde eriyip gidiyor ve elimden gelen bir şey yok. Ameliyatın masrafını da tam olarak bilmiyorum ama yüksek miktarlarda. Türkiye’de kalp yok. 3 yıldan fazladır bekliyoruz ama yok ve kızımın da kalp ritmleri gittikçe kötüye gidiyor” ifadelerini kullandı.

“Gözümün önünde eriyip gidiyor”

Çocuklarının gözlerinin önünde eriyip gittiğini dile getiren anne Fatma Ekti ise şunları kaydetti:
“Biran önce iyileşmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımızdan, devletimizden yardım istiyoruz. Bir yere gittiğimiz zaman ‘Anne yoruluyorum, beni kucağına al’ diyor. İlaç verdiğimde, ‘Yeter. Sabahtandır ilaç veriyorsun bana’ diyor. Hastalığı ile ilgili kendi aramızda konuştuğumda ‘ben hasta değilim’ diyor. Artık her şeyi anlıyor. Yanında konuşamıyoruz.” 

Emrah Kızıl – Murat Başal

Minik çocuğun cansız bedeni kesin ölüm sonucu Adli Tıpa kaldırılırken, iddialara ilişkin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünce incelemenin başlatıldığı öğrenildi.

Edinilen bilgiye ve iddialara göre olay şöyle gelişti. Yüksek ateş şikayetiyle Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen 7 yaşındaki ilkokul öğrencisi Hüseyin Alemdar Talan’a burada sinüzit teşhisi konularak iğne verildi. Verilen iğneyi eczaneden alan baba Medet Talan, çocuğun iğnesini özel bir sağlık kabininde yaptırarak evine döndü.

Eve geldikten bir süre sonra fenalaşan çocuğu, babası yakında bulunan bir özel hastaneye kaldırdı. Ancak talihsiz çocuk burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Hüseyin Alemdar Talan’ın cenazesi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Burada basın mensuplarına açıklama yapan ailenin avukatı Pekay Salmanoğlu, “Müvekkilimin çocuğu ateşli bir hastalık geçirdiği için sabah saatlerinde Kanuni Sultan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Daha sonra orada yapılan tetkikler sonucunda kendisine ilaç yazılmıştır. Babası hastaneden çıkıp eczaneden ilacı alıyor ve özel bir sağlık kabininde iğneyi yaptırıyor. İğnenin yapılmasından 15 dakika sonra çocukta bir morarma meydana geliyor. Çocuğun yaşadığı ev ile hastane arası 300 metre ama çocuğu yetiştiremeden çocuk hayatını kaybediyor. Durum savcılığa intikal etti. Bu işin takipçisi olacağız. İnsan hayatı bu kadar ucuza alınmamalı, bu kadar ucuz olmamalı. Sağlık Bakanlığını da göreve davet ediyoruz. Ailenin acısı büyük. Kesin olmamakla birlikte verilen iğnenin reaksiyonu sonucu çocuk hayatını kaybetmiştir. Sonuna kadar takipçisi olacağız. Sorumlular inşallah ortaya çıkacaktır” dedi.

İddialar üzerine İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından incelmenin başlatıldığı öğrenildi.  

Volkan Kayalar
 

İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında tutuklu sanık Gökhan Yıldız hazır bulundu. Mahkemede maktullerin avukatları olayın planlı bir şekilde yapıldığını belirterek, “Geceden araç kiralayarak ilçeye gelmiş, sabahı beklemiş, kapıyı çalmamış birilerin açmasını beklemiş. Eski eşi Esra’yı öldürmüş, bıçak kırılmış ve yeni bir bıçak alarak bu defa kızını öldürmüş. Planlı bir şekilde canavarca bir hisle taammüden öldürme eylemini gerçekleştirmiş. Olayı tüm ayrıntılarıyla anlatan biri nasıl hatırlamıyor. Ağırlaştırılmış müebbet cezası istiyoruz” dediler.

Mahkeme başkanının ‘son sözün nedir’ sorusuna sanık Yıldız, “Çok pişmanım. Vereceğiniz cezaya razıyım” dedi.

Gökhan Yıldız, eski eşini nitelikli öldürme suçundan müebbet, öz kızını canice öldürmek suçundan ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme çıkışında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan avukatlar Alper Ermisket ve Mehtap Sert, “Oy birliğiyle müebbet hapis cezası verildi. Hukukun ve kadın emeğinin bir zaferidir. Mahkeme, takım elbise giymiş, ‘pişmanım’ sözlerini dikkate almadan, en ağır cezayla cezalandırılmasına karar verdi. Esra Yalçın, Beren Yıldız cinayetlerinin son bulmasını istiyor, mahkeme heyetini ve savcıyı tebrik ediyoruz” diyerek, mahkemenin verdiği karardan dolayı memnun olduklarını belirttiler.

‘Biz de yaşamıyoruz. Bizi de öldürdü’ diyerek gözyaşı döken anneanne Ayla Yalçın, “Ağırlaştırılmış cezalar bunlara verilecek ki, bir daha böyle şeyler yapamasınlar. Korksunlar. Allah’ın verdiği canı kimse alamaz. Yazıktır günahtır. Analar onlar için mi büyütüyor, besliyor ciğerlerimizi yakmak için mi? Yaşamıyorum bizleri de mahvetti” diyerek mahkeme heyetine karardan dolayı teşekkür etti.

Geçen Mart ayında İskenderun ilçesi Mustafa Kemal Mahallesi Bahriye Üçok Caddesi Buse Coşkun Irmak Apartmanı 4. katta meydana gelen olayda eşi Esra Yalçın ve beş yaşındaki kızı Beren’in boğazlarını keserek öldüren eski koca Gökhan Yıldız, bıçakla kendine de zarar vermişti. 

Mustafa Mert