Bitlis, Van ve Siirt’teki yatılı bölge ortaokulları yeni eşofmanlarına kavuştu. P&G, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi işbirliğiyle yatılı bölge ortaokullarında okuyan öğrencilerin eşofmanlarını yenilemeye devam ediyor. Proje kapsamında Van, Bitlis ve Siirt’teki toplam 38 yatılı bölge ortaokulunun eşofmanları yenilendi. Bitlis’in Hizan ilçesindeki 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı Kız Yatılı Bölge Ortaokulu öğrencileri eşofmanlarını Dünya 23 Yaş Altı Güreş Şampiyonasında altın madalya kazanan Evin Demirhan’ın elinden aldılar.

“Olimpik Anneler” projesi ile çocukların ve gençlerin spora yönlenmesini destekleyen P&G Türkiye, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) desteğiyle Türkiye genelindeki 300’den fazla yatılı bölge ortaokulunun eşofmanlarını yenilemeye devam ediyor. Proje kapsamında Van, Bitlis ve Siirt’teki 38 yatılı bölge ortaokulunun öğrencileri yeni eşofmanlarına kavuştu. Geçtiğimiz yıl Dünya 23 Yaş Altı Güreş Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak Türkiye’yi gururlandıran ve P&G’nin “Olimpik Anneler” projesiyle desteklediği Evin Demirhan, eşofman dağıtımı için Bitlis’in Hizan ilçesindeki 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı Kız Yatılı Bölge Ortaokulunu ziyaret etti. 

Öğrencilerin sorularını yanıtlayan milli sporcu, “Olimpik Anneler projesinde annem ile birlikte yer almaktan mutluluk duyuyorum. Düzenli spor yapmak sadece sağlık için değil, disiplin ve özgüven kazanmak için de çok önemli. Yatılı bölge ortaokulu öğrencileri de yeni eşofmanlarıyla bol bol spor yapacaklar umarım” dedi. 

P&G Türkiye’nin TMOK işbirliğiyle başlattığı Olimpik Anneler projesi, Türkiye’de spor ve olimpiyat kültürünün yaygınlaşmasını hedefliyor. Proje kapsamında P&G, 2012 yılından bu yana 330 binden fazla spor ekipmanını Türkiye’nin dört bir yanındaki binlerce öğrenciyle buluşturdu. Yeni eşofmanları yenilenen yatılı bölge ortaokulları ise, Van’daki Bahçesaray, Hakkıbey Borsa İstanbul, Başkale, Çaldıran Hafsa Hatun, Çatak, Erciş Münir Tınaztepe, Erciş Payköy, Erciş Salihiye, Erciş, Gevaş Güzelkonak, Gürpınar Borsa İstanbul ve Güzelsu Borsa İstanbul, Muradiye Akbulak Borsa İstanbul, Özalp yatılı bölge ortaokulları olduğu belirtildi. Bitlis’teki Adilcevaz Cumhuriyet, Ahlat Ovakışla İMKB, Ahlat Şehit Sümmani Görgen, Ahlat, Gölbaşı Cumhuriyet, Güroymak, Hizan 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı, Hizan Karasu, Hizan Sağınlı Kamran İnan, Hizan, Bölükyazı Tekel Edip Safder Gaydalı, Merkez, Narlıdere, Yolalan Şehit Jandarma Üstçavuş Kaan Şen, Erler, İkizler Cumhuriyet, Kavakbaşı, Mutki, 75. Yıl İMKB Jandarma Çavuş Sedat Köroğlu ve Tatvan İMKB yatılı bölge ortaokulu ile Siirt’teki Baykan, Eruh, Gözpınar ve Merkez IMKB yatılı bölge ortaokulu öğrencilerine destek verildiği kaydedildi.  

İlhan Eren İnan

Gina Haspel, ABD Senatosu tarafından yeni CIA başkanı olarak atandı. 11 Eylül saldırılarının ardından CIA’nın su sorgulama yöntemlerini kullanmasıyla dikkat çeken Haspel’ın başkanlığının senato içerisinde sert muhalefete rağmen 51-43 oy oranıyla onaylanması yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

CIA’de 33 yıllık bir geçmişe sahip olan Haspel, ayrıca Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump yönetiminden şu andaki ve eski istihbarat yetkililerinden hatta demokratlar da dahil olmak üzere çok sayıda milletvekilinden güçlü bir destek aldığı belirtildi. Eski bir Vietnam Gazisi olan 1967-1973 yıllarında 5,5 yıllık bir süre boyunca Vietnam’da tutsak olarak çeşitli işkencelere maruz kalan ve uzun bir süredir beyin kanseriyle mücadele eden Cumhuriyetçi Senatör John McCain’in senatoya Haspel’e oy vermemeye çağırması dikkat çekmişti.

Gina Haspel kimdir?

Gina Haspel, 1985 yılında CIA’ye katılmış bir kariyer istihbarat memuru. Geniş denizaşırı deneyime sahip ve birkaç görevinde İstasyon Şefi olarak görev yaptı. Washington’da, Ulusal Gizli Servis Servisi Müdür Yardımcılığı, Yabancı İstihbarat ve Gizli Eylem için Ulusal Gizli Servis Direktör Yardımcısı ve Ulusal Gizli Servis Direktörü için Personel Şefi de dahil olmak üzere çok sayıda üst düzey liderlik pozisyonunda bulundu. 7 Şubat 2017’de Merkezi İstihbarat Teşkilatı Müdür Yardımcısı olarak yemin etti. Bu pozisyonda, CIA’ya istihbarat toplama, analiz, gizli eylem, karşı istihbarat ve yabancı hizmetlerle irtibat ilişkileri yönetiminde yardımcı oldu.

Haspel, terörle mücadelede mükemmeliyet için George H. W. Bush Ödülü dahil olmak üzere sayısız ödülün sahibi oldu.  

Candemir Sarı
 

Rusya’nın yeni sembollerinden olan, Rusya ve Avrupa’nın 19 kilometre ile en uzun köprüsü olma özelliği olan ve önceki gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in törenle açtığı Kerç köprüsüne Rusya halkı akın etti. Rusya’nın Krasnodar şehri ile Kırım arasında bulunan Kerç boğazı üzerine kurulan, 2015 yılında temeli atılan ve yaklaşık 4 milyar dolar bütçe ayrılan köprünün açılışı büyük ses getirmişti. 15 Mayıs’ta yapılan açılışta araç geçişinin 16 Mayıs sabah 05.30’da başlayacağı duyurulmuştu. Rusya halkı bu duyurunun üzerine sabaha doğru 04.00 sıralarında köprü girişinde beklemeye başladı. Yüzlerce araç 05.30’da köprünün ulaşıma açılmasıyla hareket etti.

14 saatte 14 bin araç geçti 

Krasnodar valiliğinin gece saatlerinde geçtiği bilgiye göre, sabah 05.30’da başlayan araç geçişlerinin 19.30’a kadar 14 bine ulaştığı duyuruldu. Kırım yönüne 7 bin, Krasnodar yönüne ise 6 bin 700 araç geçtiği bilgisi verildi. Sabah saatlerinde başlayan tüm gün boyunca sürerken Rus TV kanalları gün boyunca canlı yayın yaptı. Köprünün tanıtım ajansı tarafından basına da sürekli bilgi ve görüntü geçilirken Rusya halkı ellerine aldıkları Rusya bayraklarıyla köprüye akın etti. Bisikletliler, motosiklet kulüpleri, otomobil kulüpleri ve aileler Rusya bayraklarıyla konvoylar yaptı. Rusya halkı köprüde bol bol video ve fotoğraf çekti.  

Erhan Altıparmak

Batuhan Yaşar’ın “Chatham House ve yeni dönemin şifreleri” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle: 

“Türkiye ile Birleşik Krallık ortak bir yol arıyor..
Samimi bir şekilde..
Birbirlerini kandırmadan..
Aldatmadan..
Olabilir mi?
Neden olmasın?
Ekonomi ve savunma sanayiinde dikkat çekici bir iş birliği var..
Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı TFX birlikte geliştiriliyor..
Epey de mesafe alındı..
İşler şimdilik yolunda..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşik Krallık ziyaretine eşlik ettik..
Londra’da tam 3 gün geçirdik..
Diğer Avrupa başkentlerinde gece bile kalınmadan dönüldüğünü hatırlatalım..
Darbe girişimini hemen kınayan ve akabinde Ankara’ya Bakan gönderen tek Batı başkenti Londra olmuştu..
Seçimlerin hemen öncesinde gerçekleşen gezi ‘dikkat çekici’ bulundu..
Ama çok önceden planlandığını, Tatlı Dil Forumu çerçevesinde gerçekleştiğini belirtelim..
Seçimler öncesinde kurulan tuzaklar var..
Bu tuzaklar Londra’dan çok daha iyi görünüyor..
Bu konuyu yarın detaylı bir şekilde işleyeceğiz..
Tatlı Dil Forumu 2011’den beri üzerine koyarak ilerliyor..
Önemli bir mecraya dönüştü..
İş adamları, gazeteciler ve akademisyenler her şeyi açık açık tartışıyor..
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Reha Denemeç’i tebrik etmeden geçmeyelim..
Brexit sonrasında iki ülkenin birbirine daha da yakınlaşacağına kesin gözüyle bakabiliriz..
Kuzey İrlanda ve İskoçya bugün olmazsa yarın Birleşik Krallıktan ayrılacak..
‘Üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ kendine yeni yol bulma uğraşında..
Değişen dünya düzenine kendisini adapte etmeye çalışıyor..
Yeni İpek Yolunun etkili ülkeleri arasına girmek istiyor..

“SANA KAÇ PAUND VERDİLER?”
Chatham House dünyanın en etkili düşünce kuruluşlarından..
Dünya liderleri ve etkili isimler gelir konuşur ve soruları cevaplar..
Konuşma bölümü açık (on the record) soru cevap bölümü kapalı (off the record) yapılır..
Cumhurbaşkanı da Chatham House’a davet edildi..
Geldi konuştu, önemli mesajlar verdi..
Herkes susarken, Cumhurbaşkanı İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamları en sert şekilde kınamaya başladı..
Açıklamalarının dozu her geçen saat biraz daha arttı..
Londra’da gazetecilik yaptığım yıllardan biliyorum Chatham House’u..
Salonda ayakta kalanların sayısı hayli fazlaydı..
1 saat öncesinden içeri girebildik..
FETÖ, PKK ve YPG de erkenden dışarıdaki yerini almıştı..
Hepsinin tipleri belli zaten..
Ama aralarında bir İngiliz çok dikkat çekiyordu..
Kendisini parçalarcasına Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan’a hakaretler yağdırıyordu..
Merak ettim..
Yanaşabildiğim kadar gidip sordum:
– “Sana kaç Paund verdiler ki kendini bu kadar paralıyorsun?”
İngiliz polisi diyaloğun daha fazla uzamasına izin vermedi..
Anlaşılan İngiltere’ye kaçan ve Türkiye’nin paraları kaçıran FETÖ’cü iş adamları kesenin ağzını bayağı açmış..
Yeri gelmişken İngiliz polisi PKK ve YPG’lilere göz açtırmadı..
Sert müdahaleleri dikkat çekiciydi..
Cumhurbaşkanının kaldığı otel helikopterlerle havadan da sürekli kontrol altında tutuldu..

HEP AYNI SORULAR 

Ali Koç da oradaydı..
Koç Holding, 2017’de Chatham House’un kurumsal ortakları arasında yerini aldı..
Çıkışta sohbet ettik..
Fenerbahçe’yi sordum..
Ali Bey de geçiştirdi..
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar da salondaydı..
Bakanlar, iş adamları ve biz gazeteciler sahayı elimizden geldiğince Türkiye düşmanlarına bırakmadık..
Program öncesinde ve sonrasında konuşmalar hatta tartışmalar devam etti..
Chatham House’un kurallarını çiğneyip soru cevap bölümünü yazacak değiliz..
Soruların nerelerden geldiğini tahmin edebilirsiniz ama..
Cumhurbaşkanı formundaydı ve hepsinin cevabını layıkıyla verdi..
Erdoğan’ın ne kadar yakından takip edildiğine şahitlik ettik..
FETÖ’cülerin Avrupa medyası ile ciddi bir iş birliği ve ilişki ağı var..
Yaptıkları şey çok basit..
Dezenformasyon yapmak..
Yanlış ve yanlı bilgilerle Avrupa medyası üzerinden Türkiye’yi sıkıştırmak.. 

YENİ DÖNEMİN EKONOMİK ŞİFRELERİ 

“Tamam-Devam” polemiği ta İngiltere’ye kadar ulaşmış..
Cumhurbaşkanı Erdoğan öncelikle 24 Haziran’ın kazanılmasına odaklanmış durumda..
Ekonomi en öncelikli hedefi..
Faizin enflasyonu tetiklediğini her fırsatta dile getiriyor..
Türkiye artık mevcut ekonomik programla daha fazla gidemez..
Gidemeyeceği de ortada zaten..
Faiz tartışmaları etrafında dönen kısır polemikler sonlandırılacak..
-Kredi isteyin bakalım.. Enflasyonun tam iki katı faiz oranlarıyla karşılaşıyorsunuz..
-Yüzde 18 hatta 22 oranında faiz isteyenler var..
-“Tefeci” anlayışa daha fazla izin verilmeyecek..
-Kişiler üzerinden tartışmaların kısır çekişmeye dönüşmesine de..
Cumhurbaşkanı kararlı..
Cesur adımlar atacak..
25 Haziran’ın çok farklı olacağını her fırsatta dile getiriyor..
Daha önce başarılmıştı..
Hem faiz hem de enflasyon tek haneye inmişti..
Teori ile pratik birbirine daha da yakınlaştırılacak..
Yüksek faiz neye çözüm oldu?
Enflasyon düştü mü?
Hayır..
Temel ekonomik parametreler düzeldi mi?
Hayır..
Ekonomi için yeni bir hikâye, program lazım..
O da geliyor.. Yakında..”  

FETÖ mensupları, kullandıkları şifreli haberleşme ağı ByLock’un deşifre edilmesinin ardından yeni şifreli ağlar üzerinden haberleşmeye devam ediyor. Son olarak “Falcon” isimli şifreli haberleşme programını kullandıkları tespit edilen örgüt mensuplarının hesap makinesi görünümlü sisteme Peygamber Efendimizin doğum tarihi ile İstanbul’un fethinin tarihleri olan“571×1453=” kodu ile giriş yaptıkları daha sonra kişisel şifreleri ile de mesajlaştıkları ortaya çıktı. 

Fethullahçı Terör Örgütü üyeleri hakkında 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalar kapsamında yapılan incelemelerde, FETÖ’cülerin şifreli ByLock sistemi üzerinden haberleştikleri ortaya çıkmış ve ByLock kullanan binlerce FETÖ’cü gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Sistemleri deşifre olan FETÖ’cüler yeni arayışlar içerisine girdi ve Falcon isimli hesap makinesi görünümlü şifreli haberleşme ağını kullanmaya başladı.

“FETÖ’nün CHP’ye sızdırdığı ajan itiraf etti” 

FETÖ/PDY üyeliği kapsamında gözaltına alınan sanıkların teknolojik cihazlarında yapılan incelemelerde tespit edilen Falcon sistemi ile ilgili incelemeler devam ediyor. 31 Ekim 2017 tarihinde CHP Bursa Gençlik Kolları’na FETÖ tarafından sızdırıldığı tespit edilerek gözaltına alınan Ali Taşvuran’ın itirafları sistemle ilgili gerçekleri ortaya çıkardı. 

Telefonunda hesap makinesi görünümlü falcon sistemi olduğu tespit edilen Ali Taşvuran, haberleşmenin nasıl gerçekleştiğini itiraf etti. Emniyete verdiği itirafta ByLock’un deşifre olmasının ardından örgüt mensuplarının haberleşme için yeni girişimlere girdiğini ve hesap makinesi görünümlü Falcon ile bu ihtiyacın giderildiğini belirtti. Sisteme “1453×571=” kodu ile giriş yapıldığını, daha sonra açılan yeni sayfada kullanıcıya ait kimlik ve şifre bilgilerinin istendiğini, kullanıcı eğer telefon sahibi ise gerçek şifre ile sisteme girilebildiğini itiraf eden Taşvuran, sistemin ele geçirilmesi durumunda verilen sahte şifre ile sistemin kendini sıfırladığını, böylelikle önceki konuşmaların ele geçirilmesinin önlendiğini kaydetti. Taşvuran telefonuna falconu yükleyen kişinin herhangi bir tehlike durumunda uzaktan erişimle de telefonu sıfırlayabileceğini itiraf ederek söz konusu yazılımın son derece iyi korunabildiği için örgüt tarafından tercih edildiğini belirtti.

İçerikler silinmesin diye TÜBİTAK devreye girdi 

Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yazılım ile ilgili yapılan incelemelerde, sistemde oluşturulan biri sahte olmak üzere çift şifre işleminin sisteme girişi zorlaştırdığı ve söz konusu verilerin sıfırlanma ihtimaline karşı uzman bilişimciler aracılığıyla yazılımın çözülmeye çalışıldığı öğrenildi. Sahte şifrenin yanı sıra telefona ait imaj alınması durumunda da kendini sıfırlayabilecek şekilde oluşturulan sistemin zarar görmemesi için TÜBİTAK’tan destek alındı. TÜBİTAK tarafından yapılan çalışmalarda bir takım mesajlaşmaların kurtarıldığı öğrenilirken bu mesajlaşmadan yola çıkılarak örgüt için önemli bir isim olan ve Ali Taşvuran’ı CHP Gençlik Kollarına yerleştiren F.S. isimli şahsa ulaşıldı. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nce yapılan araştırmalar neticesinde F.S. isimli şahıs örgütün gaybubet evlerine yapılan bir baskında üzerinde sahte kimlik, 2 bin dolar ve 18 bin lira ile yakalandı.

FETÖ abisinden motivasyon mesajı 

Öte yandan, Falcon isimli yazılımı Ali Taşvuran’ın telefonuna yüklediği de ortaya çıkan F.S’nin, Taşvuran’a motivasyonunu yükseltmek için falcon üzerinden sık sık ‘Yakalanırsanız eğer, içerisinde yatacağınız hücreler cennete açılacak kapılardır, bu dava hak davasıdır’ şeklinde mesajlar attığı ortaya çıktı. Ayrıca son günlerde FETÖ/PDY mensuplarına yönelik yapılan baskınlarda gözaltına alınan şahısların telefon ve bilgisayarlarında Falcon olup olmadığının da incelendiği öğrenildi. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü sürekli yeni sürümleri ortaya çıkan falcon yazılımı ile ilgili incelemelerini, genişleterek devam ettiriyor.  

Geçtiğimiz yıl Eylül ayında 26 yaşındaki Çağlar Aşık, eşi M.A.A. tarafından ağzı bağlanarak yumruk ve tekmelerle, ardından sopa ile darp edildi. Cinnet getiren M.A.A., eşini derin bıçak darbeleri ile yaraladı. M.A.A., kanlar içerisinde kalan hamile karısına dakikalar süren işkencenin ardından pompalı tüfekle ateş etti. Çocuklarının gözü önünde işkence gören ve hem bebeğini hem de ayağını kaybeden Çağlar Aşık, hastanede geçirdiği zor günlerin ardından çocukları ile yeni bir hayata başladı. Kaybettiği bebeğinin mezarını ziyaret eden Çağlar Aşık, “Allah hiçbir anneye bunu yaşatmasın. Keşke beni bir araba çarpsaydı, bir kör kurşun vursaydı da çocuklarımın babası bu hale getirmeseydi. Benim de, çocuğumun da katili keşke o olmasaydı. O bir tek beni vurmadı, o benim karnımdaki günahsız ve yüzünü bile görmediğim çocuğuma da kıydı. Çocuğum bu Anneler Günü’nde burada yatacağına kucağımda yatsaydı. Ben başka bir şey istemezdim” dedi.

“Kızlarım ile hayata yeniden başladım“ 

Kızlarına hem annelik hem babalık ettiğini belirten Aşık, “Bütün annelere sesleniyorum. Rabbim hepimize sabır ve güç versin. Ben kızlarım ve ailem ile hayata yeniden başladım. Bizim için artık yeni günler var. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın. Ben ayağımın kesildiğini 6 gün sonra öğrendim. Canım o kadar yandı ki ben hiç geçmeyecek sandım. Bir daha hiç ayağa kalkamayacağım sandım. Ben ayağa kalkacağımı hayal ettim. Kızım hep parka gidelim, dışarı çıkalım diyordu, sonra ‘Sana sakat derler ben dayanamam’ deyip vazgeçiyordu. Ama artık biz parka gitmeye başladık. Beraber top bile oynuyoruz. Kızlarımın sayesinde yeniden hayata döndüm. Tek isteğim o adam bir tek bana yapmadı, karnımdaki bebeğime ve aileme yaptı. Allah onu cezaevinden çıkarmasın, ben devletimize güveniyorum. İnşallah oradan çıkamaz“ diye konuştu.  

Abdülkadir Güneş
 

Olay, Beşiktaş Konaklar Mahallesinde bulunan bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yeni dünya evine giren çiftin mutlulukları yaşanan hırsızlık olayından dolayı kabusa döndü. Biri kadın biri erkek 2 hırsız mahallede bulunan binaları tek tek kontrol ederek gezmeye başladı. Mahalleye dadanan hırsızlar, ilk önce bir binanın açık kapısından içeriye girip, dairelerin kapısını kontrol etti. Zorladıkları kapıları açamayan hırsızlar başka binalara girmeye çalıştı.

Yeni evli çiftin kapısını levye ile kırdılar

Binaları tek tek kontrol eden hırsızlar yeni evli çiftin kapısını açabileceklerini anlayınca yanlarında getirdikleri levye ile kapıyı kırmaya çalıştı. Kapının kırılması üzerine içeriye giren hırsızlar yaklaşık 10 dakika gibi kısa sürede yeni evli çiftin düğünde takılan ziynet eşyalarını çantaya doldurdu, kasayıda koltuk altına alarak kaçtı. Evine gelen yeni evli çift evlerinin soyulduğunu anlayınca gördükleri karşısında şoka uğradı.

Çift hırsızların yakalanması için polislerden yardım bekliyor

Evlerinin soyulması üzerine şok geçiren çifti bir süre sonra polis ekiplerini arayarak yardım istedi. Olay yerine gelen polis ekipleri çiftin ifadesi doğrultusunda çalışma başlattı. Binanın güvenlik kamerasını inceleyen polis ekipleri şüphelilerin kimliklerini tespit etmek ve yakalamak için çalışma başlattı. Polis ekiplerinin yaptıkları çalışmaların ardından evli çift ise polis ekiplerinin bir an önce hırsızları yakalamasını bekliyor.

Hırsızların levye ile kapıyı kırması kamerada

Yeni evli çiftin mutlu günlerini kabusa döndüren hırsızların bina kapısını levye ile kırdıkları anları güvenlik kamerasına yansıdı. Binanın güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, hırsızların kapıyı kontrol etmesi ve levye ile kırdıktan sonra içeriye tekrar girmeleri, sonrasında ise çantalarla binadan çıktıkları görülüyor.  

Vestel’in Mobil Dünya Kongresi’nde tanıttığı Türkiye’nin ilk yerli akıllı telefonu olduğu belirtilen Venus’ün yeni modeli Z20, satışa çıktı. Yapılan açıklamada; fotoğraf özellikleriyle dikkat çeken Venus Z20, 16 MP+5MP arka ve 8 MP flaşlı ön kameraya sahip. 4K kalitesinde saniyede 30 kare, 1080p HD kalitesinde ise saniyede 120 kare video kaydı yapabildiği bildirilen telefonun inceltilmiş ekran çerçevesi ile genişletilmiş bir görüş alanı sunduğu, 18:9 Full HD Plus IPS, 5.65 inç 1080×2160 çözünürlüklü ekranı ile üstün bir kullanım deneyimi sağladığı kaydedildi. 

Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, “Akıllı telefon üretirken hedefimiz, müşterilerimize yüksek teknolojiyi erişilebilir fiyatlarla sunmak. Bugün sosyal ağların yoğun olarak kullanıldığı Türkiye’de kullanıcılar için cep telefonunda fiyatın yanı sıra aranan en önemli özellik fotoğraf kalitesi. Bu konuda tüketicinin beklentisini fazlasıyla karşılayacak olan Venus Z20, ön ve arka kameraları, hafızası, ekran boyutuyla ile fotoğraf tutkunlarını çok memnun edecek” dedi. 

Türkiye’de cep telefonu değiştirme sıklığının 1.5 yıl olduğunu belirten Erdoğan “Venus Z20’yi V Hepyeni’ye taksitle abone olarak alanlar 18 ay sonra yeni modelle değiştirebilecekler. Böylece tüketicilerimiz cep telefonunda hep yeni teknolojiyi takip edecekler” diye konuştu.
 

AK Parti İstanbul Milletvekili Ekrem Erdem, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Türkçe’ye gereken önemin verilmediğini kaydeden Erdem, Türk Standartları Enstitüsü tarafından yön levhaları ile kurum ve kuruluşlarda kullanılan tabelalar için önemli kurallar belirlendiğini söyledi. Erdem, “Kurallarla uygulamadaki farklılıklar ortadan kaldırılmakta, ülke genelinde köy, mahalle, cadde, sokak, müze ve ören yeri levhaları ile kamu kurum ve kuruluş tabelalarının zemin ve yazı renkleri, yazı puntoları da standarda bağlanmaktadır. Bilgilendirme levhalarında zemin turkuaz, yazı ise beyaz renkte olacak. Yön levhalarında Türkçe kelimelerin kullanımı esas alınacak, yabancı kelimeler kullanılmak istenirse Türkçe kelimenin yüzde 25’i büyüklüğünde yazılacak” dedi.

Tabelaların dil, ırk, cinsiyet, din ve mezhebe dayalı ayrımcılık belirten öğeler içeremeyeceğini kaydeden Erdem, “Tabelalarda alkollü içki, sigara ve uyuşturucu maddeleri çağrıştıracak, korku ve batıl inançları içeren ve toplumun acıma duygularını istismar edecek şekilde hasta, bebek, çocuk, yaşlı ve engelliler ile ilgili ifade veya görüntüler kullanılmayacak. Tabelalar ağaçlara asılmayacak” ifadelerini kullandı.

Erdem, milletvekili aday adayı olmamasına ilişkin soruya, “Önemli olan zamanı geldiğinde görevi bırakabilmektir. Başka heyecanlarım, yapacak işlerim var, bunların başında da dil sevdası geliyor. Artık buraya yoğunlaşmak istiyorum” yanıtını verdi.

Erdem’e açıklaması sırasında AK Parti milletvekilleri eşlik etti.  

Ahmet Umur Öztürk
 

Başbakan Binali Yıldım, Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen 9. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresine katıldı. Başbakan Binali Yıldırım, kongre kapsamında yaptığı konuşmada iş sağlığının önemine dikkat çekerek iş kazalarında ciddi azalmaların olduğunu söyledi.
9. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresinde konuşan Başbakan Binali Yıldırım, “Çalışan sayısı artmasına rağmen iş kazalarında yüzde 38’lik bir azalma sağlamışız. Ancak bunu yeterli olarak görmemiz mümkün değil. Hedef sıfır ölümlü iş kazası. Bu mükemmel bir hedeftir ama buna erişmek için daha çok eğitim, daha çok tedbir ve insan hatalarının daha aza indirilmesi için gereken tedbiri alacağız. 4 gün sürecek bu etkinlik esasen çeşitli ülke uygulamalarının masaya yatırılacağı, uzman görüşlerinin ortaya konacağı, herkesin birbirinden istifade edeceği uluslararası bir platformdur. İLO yaptığı testlere göre iş kazaları ve meslek hastalıkları ülkelerin gayri safi hasılasının yüzde 4’üne kadar bir ekonomik değeri oluşturuyor. Tabii yüzde 4 önemli bir oran ama önemi yok bir bakımdan da. Çünkü insan hayatının bedeli olmaz. Kaybolan serveti yerine getirebiliriz ama kaybettiğimiz canı yerine getiremeyiz. O bakımdan daha dikkatli olmalıyız. Tüm bu tedbirlere rağmen uluslararası çalışma örgütünün, uluslararası sağlık örgütünün ve diğer örgütlerinin kararlarına rağmen dünyada halen 2 milyon 300 bin kişi iş kazası ya da meslek hastalığı sebebiyle hayatını kaybediyor. Bu hala çok yüksek bir sayı” dedi.

“İş yerlerine yönelik yeni bir teşvik sistemini de hayata geçireceğiz”

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yapılan çalışmaları anlatan Başbakan Yıldırım, “Türkiye olarak son 15 yılda yüzde 38’lik bir iyileştirme yapmış olmamız işin bittiği anlamına gelmiyor. Daha fazla kat edeceğimiz yol var. Bu alanda çok ciddi iyileştirmeye ihtiyacımız var. B unun için hükümetlerimiz döneminde iş sağlığı konusunda önemli düzenlemeler yaptık. 2012 yılında iş sağlığı iş güvenliği kanununu AB müktesebatına uygun hale getirdik. Ulusal iş sağlığı iş güvenliği politika belgemizi ve eylem planımızı bütün kurumlarımızla koordinasyon içerisinde yürütüyoruz. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği bilgi yönetim sistemi çalışmalarını hızlandırdık. Milli eğitim ve YÖK ile koordinasyon içerisinde gerek ortaöğretimde, gerek üniversitelerde iş sağlığı ve iş güvenliğinin müfredata dahil edilmesini gerçekleştirdik. Yakın zamanda da iş kazalarının az olduğu, hatta iş kazalarının hiç olmadığı iş yerlerine yönelik yeni bir teşvik sistemini de hayata geçireceğiz. Bunlar alınması gereken tedbirler. Ancak başta da söylediğim gibi ne kadar tedbir alırsanız alın, eğer farkındalık oluşturamazsanız, insanların kendi hayatını önemser hale gelmesini sağlayamazsanız bunların faydası yok. Cahil cesur olur üslubunca iş tutarsanız, kazalara davetiye çıkarırsınız. Onun için emniyet en önce gelir. Emniyetin tanımı ‘kabul edilebilir risk seviyesidir’. Ne yaparsak yapalım tedbiri elden bırakmayacağız. Hayatımızı cesaretimizle karşılaştırmayacağız. Hem iş yapacağız, hem de tedbiri alacağız. Bazen küçük tedbirler büyük felaketlerin önlenmesi için yeterli olabiliyor. Küçük tedbirsizlikler de büyük felaketlere sebep olabiliyor. Bir kıvılcım, bir ateş bir ormanı kül edebiliyor. Bir o kadar da canlıyı yok edebiliyor” diye konuştu.

“Milli irade sandıkta tecelli edecek”

24 Haziran seçimleriyle ilgili konuşan Başbakan Yıldırım, “Önümüzdeki yeni dönemde 24 Haziran seçimleri ile Türkiye bir yönetim sistem değişikliğine gidiyor. Bu yönetim sisteminin en önemli özelliği iradenin sandıkta belli olmasıdır. Parlamenter sistemde maalesef vesayet hevesleri zaman zaman ülkemizde demokrasinin kesintiye uğramasına sebep oldu. Geçtiğimiz 60 yıl kesintilerle, zayıf iktidarlarla kayıp yıllar olarak tarihe geçti. İstiyoruz ki bundan böyle Türkiye kalkınma ve büyüme yolunda artık zaman kaybetmesin. Ve muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacak hedefleri yakalasın. Bunun için seçmenlerimizi sandığa gidecek ve Türkiye’nin gelecek 5 yılının meclisini oluşturacak ve cumhurbaşkanını seçecek. Böylece milli irade sandıkta tecelli edecek. Seçim bittiğinde her şey belli olacak. Ülkeyi yönetecek yürütme ve yasama milletin doğrudan tercihi ile başlamış olacak. Yeni sistemin tanımı kısaca nedir diye düşünürsek, sürekli istikrar, güçlü iktidar diye tanımlayabiliriz. İstikrarı sürekli hale getiren ve iktidarı yüzde 50’den fazla halkın desteği ile güçlü hale getiren bir yönetim sistemi ile Türkiye tanışmış olacak” şeklinde konuştu.