Toplamda ByLock’u 215 bin 92 FETÖ mensubunun kullandığı tespit edilmişti. İlk aşamada 129 bin ByLock kullanıcısı tespit eden MİT, bu kapsamda 102 bin örgüt elemanı hakkında işlem yapılması için Ankara Başsavcılığı’na listeyi gönderdi. Liste 81 ile gönderilerek soruşturmalara dâhil edilmişti. Ankara’da ise ByLock’u indirip en az 3 kez kullanan 15 bin FETÖ mensubu olduğu belirtildi. Yapılan operasyonlar sonucunda Ankara’da ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen yaklaşık 4 bin kişiye ise henüz adli bir işlem yapılmadı. Önümüzdeki günlerde Ankara Başsavcılığı’nca 4 bin ByLock kullanıcısına operasyon yapılacak.

“ID”LER KARŞILAŞTIRILIYOR

Çözümü devam eden ByLock’la ilgili yeni ayrıntılara ulaşıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Dairesi’nde kurulan ekip tarafından incelenen sistemde kullanıcılara ait kimlik numarasını temsil eden yeni “ID” numaraları tespit edildi. 31 bin kişiye ait olduğu belirtilen bu numaralara ait 1 buçuk milyon mesaj ortaya çıkarıldı. Siber Suçlarla Mücadele Dairesi’ndeki ekip, söz konusu “ID”lerin daha önce tespit edilen “ID”lerle karşılaştırmasını da yapıyor. Bu sayede kullanıcıların mükerrer olup olmadığı tespit edilecek.

BAŞSAVCILIĞA GÖNDERİLECEK

Ankara Başsavcılığı’nın koordinesinde çalışmalarına son şeklini veren Siber Suçlarla Mücadele Dairesi’ndeki ekip, 31 bin kişilik listeyi savcılığa göndereceği bildirildi. 

Ebru Karatosun | Türkiye gazetesi

Kartepe Zirvesi, her yıl ele aldığı konuyla çözüm önerileri geliştiren, doğru ve faydalı çıktılar elde edilen bir zirve olarak gelenekselleşecek. Projenin öncüsü olan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, “Türkiye ve insanlık olarak çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Yeniden kurulmakta olan dünyanın, iyi ve doğru kurulması için üzerimize düşeni yapmak en önemli vazifemiz. Kartepe Zirvesi’ni iyi, doğru ve güzel bir gelecek için hayata geçiriyoruz. Hayra niyet ettik. Hayırlı olacak inşallah” dedi.

Zirve, küresel krizlerin ve işbirliği fırsatlarının her alandan üst düzey isimler tarafından tartışıldığı Davos ve benzeri zirvelerin ülkemizdeki örneği olmayı hedefliyor.

Düzenlenen her bir zirveden sonra yayınlanacak Zirve Bildirgesinde, küresel ve bölgesel sorunların analizi yapılacak. Geliştirilen çözüm önerileri dünya kamuoyuna ilan edilecek. Zirve bildirgeleri ilgili konunun muhatabı olan ulusal ve uluslararası kuruluşlar, politika yapıcılar ve karar vericilerle paylaşılacak.

7 kıtadan 34 ülke Kartepe Zirvesi’nde

Kocaeli Kartepe Zirvesi, hem bölgesel hem de küresel olayların bilinmeyen, görünmeyen yönlerini bilim insanları, entelektüeller, siyasetçiler, medyacılarla birlikte ele alacak.

Bu yıl düzenlenecek ilk zirvenin ana etkinliği 15 Temmuz ve Darbeler Sempozyumu. Zirve kapsamında yapılacak sempozyumun yanı sıra, yerli ve yabancı katılımcılar tarafından konferans ve paneller düzenlenecek. Bu yıl Kartepe Zirvesi’nin, 7 kıta 34 ülkeden katılımcısı olacak. Bilim insanları, 15 Temmuz İşgalci Darbe Girişimi ve dünyada son yarım yüzyılda gerçekleşen beş yüze yakın darbenin anatomisini ortaya koyan bildirileriyle, dünya darbeler düzeninin karanlıkta kalan yönlerini ortaya koyacak.

Kartepe Zirve Bildirgesi

Kartepe Zirvesi 2017 Bildirgesi ile ortaya çıkacak verim dünya kamuoyu ile paylaşılacak. Sempozyum için gönderilen tebliğler üzerinde Bilim Kurulu’nun çalışmaları devam ediyor. 

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Küçükçekmece’de özel bir üniversitenin akademik yıl açılış törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Yılmaz, TEOG sınavının kaldırılmasının nedenlerine değinerek, “TEOG’u neden kaldırıyoruz. Bu ana kadar çok değişiklik yapıldı ama gösterilen raporlarda hep şu geliyor; OKS’den SBS’ye geçtik, SBS’den TEOG’a geçtik hep daha iyiyi yakalamak için. Eğer zaten öyle olmasaydı biz bu başarıyı sağlayamazdık. Şimdi inşallah yeni bir değişiklik yapıyoruz daha iyiyi yakalamak için. Topluma en fazla katma değeri eğitim sağlıyor. Eğitimin her kademesinde öğrenciyi hep bir üst kademeye hazırlamak yerine her kademede öğrenciye beceriler katmak, yani öğrenciyi ilkokul, ortaokula hazırlık olarak görme veya liseye gittiğinde üniversiteye hazırlık olarak görme, yani ilkokula gittiğinde bilgi beceri kazansın, ortaokul ve liseye gittiğinde bilgi beceri kazansın. Üniversiteye gitmese dahi kazanmış olduğu bilgi becerisi kendisine bundan sonraki hayatında yararlı olsun. Bizim yeni amacımız öğrenciye her kademede yeni bilgi ve beceriler katmak. Evlatlarımız daha hızlı düşünebilecek, analiz ve sentez yapabilme becerisine sahip olabilecek. Çağdaş eğitimin amacı bu yönde. Mevcut sistemde öğrenci sadece test ile ölçülmekte, bunun dışında eğitimin unsurları ölçülmemektedir. Ne okulu ne de öğretmeni bununla ölçülmüyor, sadece öğrenci ölçülüyordu. Sınavın çoktan seçmeli test oluşu, kısa sürede çok soru çözmeyi gerektirmesi tüm eğitim sisteminin buna göre yapılanmasına yol açtı. Bu durum ileride kendini tek kelimeyle ifade edebilen, sosyal etkinliklere katılmayan bir öğrenci profilinin ortaya çıkmasına yol açacaktır” dedi.

Bakan Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:

“Sekizinci sınıfta girilecek bir sınav için beş, altı ve yedinci sınıflarda bu sınava hazırlık yapılıyor. En yüksek beceri kazanma yaşı olan 13 ve 16 yaş arası gençler sadece bu sınavla uğraşmakta. Bu dönem aynı zamanda gençlerin fiziksel, psikolojik ve soysal açıdan da gelişme dönemidir. Sınav stresi altında sınav sorusu çözmek dışında bir şey yapmadan yaşamaya mahkum bırakılan gençler ne sporunu yapmakta, ne kitap okumakta ne de kültürel ve sosyal bir etkinliğe katılmaktadır. Bu dönemde soru çözmek dışında tek uğraşı internet üzerinden oyun olmaktadır, spor yapılmadığından obezite, internet uğraşısı da aile içi iletişimi olumsuz etkilemektedir. Gençler TEOG, YGS, LYS ve KPSS gibi bir engelden diğer bir engele koşarken birey olarak kendilerini unutmaktadırlar. Önümüzdeki dönemde öğrencilerinin projelerinin becerilerinin öne çıkmasını istiyoruz. Spor sanat bilim ve sosyal sorumluluk projelerinde yer almasını istiyoruz. Bundan dolayı da yazılı sınavlar ucu açık sorular dönemine Türkiye geçmelidir. Buna göre de öğrencilerimizin yetenekleri tespit edilerek daha iyi bir yönlendirme yapılmalıdır. Her yaptığımız değişiklik bizi daha iyiye götürdü ama bu sisteminde bir sıkıntıları var. Bu sistemi getiren Nabi Avcı başta olmak üzere ben herkese sonsuz teşekkür etmek istiyorum. Ama daha iyi olma hedefimiz var. Bunu yapmak için de bakanlığımız eğitim ölçme değerlendirme konusunda Türkiye’de en uzman kuruluş Milli Eğitim Bakanlığıdır. Geçmişten aldığımız veriler ve deneyimlerle bütün velilerimizin ve öğrencilerimizin her birinin katılacağını düşünüyoruz. İnşallah bu değişikliği yaptığımızda 21. yüzyıl Türkiye’nin yüzyılı olacaktır.”

“Yeni müfredat bu zamana kadar yapılmış en demokratik, en bilimsel, en katılımcı müfredat oldu”
Bakan Yılmaz, yeni düzenleme yapılan müfredata da değinerek, “İstiyoruz ki müfredatı çağın değişikliğine uygun bir şekilde evlatlarımızın 21. Yüzyıla sahip olması gereken bilgi birikim ve değerleri verelim ki bizden sonra insanlarla dünyada yarışabilsin Türkiye’yi hak ettiği saygınlığı kazandırabilsin. Bunun için müfredat olmazsa olmaz bir unsurdu. Çok uzun süren bir çalışmanın sonunda bir emekle 51 dersin öğretim programını yeniledik. İddiamız bu ana kadar yapılmış en demokratik, en katılımcı, en bilimsel müfredat. Buradan söylemek istediğim şey eğitim sistemimize güvenin değerler konusunda da maddi konuda da güvenin maddi konuda herkes hem fikir maddi yönden ilerliyoruz. Ama bazen bizim arkadaşlar diyor ki birazda maneviyata bakın maneviyat konusundan bizim bir sıkıntımız yok istisnalar dışında. 15 Temmuz da bu ülkenin gençleri evlatlarını ülkesinin bayrağını değerlerini korumak için sokağa çağrıldığında istisnasız herkes sokağa çıktı. Bu işte değerler eğitiminin en somut göstergesidir. Milli iradesine sahip çıkmak için canından da vazgeçen bir evladın, bir neslin, bir öğrencinin değerler eğitiminden yoksun olduğunu söylemek doğru değildir” diye konuştu.
 

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Ercan Havalimanı’ndan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununda önümüzdeki birkaç aylık süreç içerisinde yeni bir girişim beklemediklerini söyledi. Rum tarafının Güney’de yapılacak başkanlık seçimlerine kadar olan süreç içerisinde Kıbrıs Türk tarafı ile ilişkileri hakkında düşüncelerini net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini belirten Akıncı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne “ucu açık bir sürecin” müzakereleri bir yere götüreceğini düşünmediklerini de söyleyeceğini ifade etti.

ABD’ye gitmek üzere Müzakereci Özdil Nami’nin de yer aldığı bir heyetle bu sabah KKTC’den ayrılan Akıncı, BM 72. Genel Kurulu’nun yapılacağı New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Cumartesi günü bir görüşme gerçekleştirecek. Akıncı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında temaslarda bulunmak için her yıl New York’a gidildiğini ancak bu yılki ziyareti önemli kılan iki konu bulunduğunu ifade etti. Bunlardan birinin, bu görüşmenin Crans Montana’da başarısızlıkla sonuçlanan müzakereler sonrası olması, diğerinin de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin müzakerelerle ilgili raporunu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunmadan öncesi görüşecek olmaları olduğunu kaydetti.

“BUNDAN SONRA NE OLACAK?”

Akıncı, “Genel Sekreterle ele alınacak asıl konu bundan sonrasıdır. Bundan sonra ne olacak sorusu gündemin baş köşesini meşgul etmektedir” dedi.

BM Güvenlik Konseyi’ne sunulacak raporda beklentilerinin bir tarafın veya diğer tarafın suçlanması olmadığını ancak objektiflik beklentisi içerisinde olduklarını kaydeden Akıncı, “Ne olup bittiğinin kısa da olsa geçeklere dayalı bir şekilde yansıtılmasını bekliyoruz” dedi.

GÜNEY KIBRIS’TAKİ SEÇİM

Bundan sonra ne olacağı konusunda Ocak ve Şubat aylarında Güney Kıbrıs’ta yer alacak başkanlık seçimlerinin önemli olduğunu kaydeden Akıncı, Kıbrıs Türk tarafı açısından önemli olanın o makama kimin geleceği olmadığını “hangi düşüncelerin o makamı temsil edeceği “ olduğunu kaydetti.

Akıncı, “Rumlar açısından bu süreç yeniden olaylara bakma ve yeniden değerlendirme yapma fırsatı içeriyor. Temennim, bunu Rum tarafının çok sağlıklı bir şekilde değerlendirmesi ve Kıbrıs Türkleri ile olan ilişkilerinde nasıl bir gelecek düşündüklerini net ve somut bir şekilde ortaya koymasıdır” dedi.

GUTERRES ÇERÇEVESİ ÇARPITILIYOR

Antonio Guterres’in İsviçre’de yer alan son zirvede ortaya koyduğu çerçeve ile ilgili olarak da Akıncı, Kıbrıs Türk tarafının Guterres’in ortaya koyduğu çerçevenin içerisinde kalarak görüş sunduğunu, açılımlar yaptığını, ancak Rum tarafının olayları çarpıtarak haber yaptıklarını kaydetti.

Akıncı, “Guterres’in ortaya koyduğu çerçevenin netleşmesi için de görüşlerimizi söyleyeceğiz” dedi.

Mustafa Akıncı, Guterres’e “Ucu açık ve sonuçsuz bir sürecin bizi bir yere götüreceği kanaatinde değiliz. Aynı anlayış, ayni metot, aynı yolu yürüyerek farklı bir yere varmamız mümkün değildir. Varacağımız yer ayni nokta olacaktır. Ucu açık olmayan yeni bir inisiyatif düşünülecek mi?” yönündeki düşünce ve sorularını aktaracağını söyledi.

Elli yıl sonra İsviçre’de yer alan beşli konferansın Kıbrıs Türk tarafının büyük gayretleri ve Türkiye’nin desteği ile gerçekleştirildiğini, toprak konusunun konuşulmasının, İsviçre’deki zirvelerin Türk tarafının sonuç odaklı yaklaşımı çerçevesinde gerçekleştirildiğini ifade eden Akıncı, “Kıbrıs Türk tarafının inisiyatif alan sonuç odaklı yaklaşımlarını tüm katılımcılar gördü, ama bunun sonrasında gelinen noktada Kıbrıs Türk halkı hala statüsü belli olmadan, ambargolar altında yaşamaya devam ediyor” dedi.

Kıbrıs Türk halkının yalnızlığa terk edilmesinin büyük bir haksızlık olduğunu ve Birleşmiş Milletler camiasının buna göz yummaması gerektiğini ifade eden Akıncı, Crans Montana’da yaşananların farklı bir ölçekte de olsa 2004’te yaşananların bir benzeri odluğunu söyledi.

Akıncı, “Kıbrıs Türkü’nün statüsünün ne olacağı konusunda Birleşmiş Milletler’in de üzerine düşeni yapması gerektiği kanaatindeyim” dedi.

“HİDROKARBON KAYNAKLARI KAYGI VESİLESİ”

Hidrokarbon kaynaklarının ortak zenginlik olduğunu, bunun tek taraflı bir zenginlik olarak ileriye taşınmasının bir kaygı vesilesi olduğunu belirten Akıncı, Guterres’in bunu da dikkate alması gerektiğini kaydetti.

İki toplumun barış içerisinde birlikte var olmasının yolunun bulunması gerektiğini ifade eden Akıncı, Kıbrıs Türk tarafının her zaman bu bakış açısı içerisinde olduğunu bunun başarılamamasının nedeninin Kıbrıs Türk tarafı olmadığını kaydetti.

“SONUÇ ODAKLI ANLAYIŞ İLE YOLA DEVAM ETMEK İSTİYORUZ”

Akıncı, “Çözüm odaklı, sonuç odaklı bir anlayışla yola devam etmek arzusundayız. Bu tek taraflı niyetle olacak bir şey değil. Muhtemelen güneydeki seçimlerden sonra ortaya çıkan tablo ışığında Genel Sekreter yeniden bir durum değerlendirmesi yapmak isteyecektir” dedi. Akıncı, New York’ta Guterres ve Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis’le herhangi bir üçlü toplantının planlanmadığını da vurguladı.

Halkın yaşam kalitesini yükseltmek için atılacak adımları ihmal etmemek gerektiğini ifade eden Akıncı, trafik, sağlık ve saatler konusu da dahil tüm konularda halkın mutluluk ve esenliğinin düşünülmesi gerektiğini söyledi.

Emir Abdurrahman Bulut 

Bahçelievler Kampüsünde yapılan tören geçtiğimiz yıldan kalan anıların yer aldığı video gösterisi ile başladı. Törende konuşan lise okul müdürü Murat Demir, yeni öğretim yılının tüm eğitim camiası için hayırlı olmasını diledi. İhlas Eğitim Kurumlarının 1996 yılında İhlas Holding çatısı altında iyi insanlar yetiştirmek gayesiyle açıldığına vurgu yapan Demir, bu hedefle geçen 21 yılda değerli başarılar elde ettiklerini belirtti. Salonda bulunan öğrencilerinden daha çok çalışmalarını isteyen Demir, güçlü Türkiye için ellerinden gelen tüm çabayı göstermeleri gerektiğini vurguladı.

Yeltekin: “İhlas Koleji için her alanda daha başarılı bir yıl hedefliyoruz”

İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdürü Bedri Yeltekin yapmış olduğu açıklamada yeni eğitim öğretim döneminin Türkiye adına hayırlı olmasını diledi. İhlas Eğitim Kurumları olarak çok başarılı bir yılı geride bıraktıklarını ifade eden Yeltekin, “Bizim için her zamanki önceliğimiz öğrencilerimizi iyi bireyler olarak vatanına ve milletine faydalı olacak şekilde yetiştirmek. Bu temel amacımızın dışında akademik olarak da onların istedikleri üniversitelere yerleşebilmeleri için çalışmalarımızı yapıyoruz. Geçtiğimiz eğitim yılında öğrencilerimiz bizi çok mutlu ettiler. 21 öğrencimiz tıp fakültesini kazanmayı başarırken 23 öğrencimiz mühendislik fakültesine, 7 öğrencimiz diş hekimliği fakültesine, 7 öğrencimiz de hukuk fakültesine yerleşti. Ayrıca bizi en çok sevindiren durum ise öğrencilerimizin tamamına yakınının seçkin üniversitelere yerleşmiş olmasıdır.”

Bu yılın ülkemiz ve tüm çocuklar için iyi geçmesini dilediğini vurgulayan Yeltekin, “İnşallah 2017-2018 eğitim-öğretim yılı ülkemiz için çok güzel geçer. Bu sene artık bütün çocuklar iyi olsun, mutlu olsun istiyoruz. Televizyonda haber seyrederken içimiz kan ağlıyor. Dünyanın bir tarafında çocuklar mutlu mesut yaşarken, diğer tarafında gözyaşı dinmiyor. Böyle bir durumda bizim de çok rahat olmamız beklenemez. Hiçbir şey yapamasak bile üzülmemiz ve dua etmemiz gerekiyor” dedi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Gaziantep’te Türkiye İhracatçı Meclisi’nin (TİM) Büyükelçiler Buluşması’na katıldı.

Büyüme rakamlarına değinen Şimşek, “2015’in ortasından 2016 sonuna kadar bütün terörist saldırılar, jeopolitik konular ve iç siyasetteki bazı sorunlara rağmen uzun vadeli büyüme potansiyelinin hızında düşüş gösteren bir kanıt yok elimizde. Bir V şeklindeki toparlanmayı, geçen seneden beri, geçen seneki yavaşlamadan bu yana yaşamaktayız. İş fırsatları, özel yatırımlar artarak devam ediyor. Küresel anlamda arka plana baktığımızda bizi destekleyici mahiyette olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin büyümesini destekleyici mahiyette olduğunu görüyoruz. Politikadaki belirsizlikler azalmakta ve jeopolitik gerilimler de umuyoruz ki daha da çözülecek, ortalık rahatlayacak” dedi.

2007’nin sonundan bu yana 7,8 milyon kişiye iş imkanı sağlandığını ve bu yılın ilk 6 ayında 700 bin kişinin istihdam edildiğini belirten Şimşek, “Yani bunu 2006-2016 dönemi ortalamasıyla 10 yılın ortalamasıyla kıyaslarsak burada 2,2 hattına bir çıkış söz konusu. Aslında biz bu yüzden Türkiye’nin yüzde 5’in üzerinde reel büyüme düzeyini devam ettirebileceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Şimşek,2018’den sonra yatırımların hızlanacağını ve artacağını bildirdi.

“Nihayet iyi haberler geliyor“

Türkiye’nin terörle mücadelesine de değinen Şimşek, “Nihayet iyi haberler geliyor. Müttefiklerimiz, dünya, Türkiye bu DEAŞ altyapısını çökertiyoruz. Bu ilginç bir harita mesela, 2015’e dönersek DEAŞ’ın ne kadar toprak kaybettiğini ve gerçekten dramatik bir küçülme içinde olduğunu görüyoruz. Bu anlamda aslında vekalet savaşlarını bir kenara koyarsanız Türkiye, yerde birlikleri bulunan ki Suriye’de gerçekten DEAŞ’la sıcak savaş içerisinde ve 200 bin kilometrekarelik alanı Suriye’de özgürleştirmiş, DEAŞ’tan temizlemiş, yeniden okullar yapmaya başlamış, altyapı yapmaya başlamış, hastaneler inşa etmeye başlamış Suriye’nin bu bölgelerinde. Bu önemli zira Türkiye, bu saldırılardan ötürü DEAŞ saldırılarından ötürü de büyük acılar çekti. Bize gerçekten maliyeti çok yüksek oldu. Turizm olsun, ekonomide olsun, genel anlamıyla” şeklinde konuştu.

“Enflasyon tek haneye inecek”

Şimşek, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin büyümesiyle alakalı olarak iyimseriz. Türkiye yüzde 5 – 5,5’lik reel gayri safi yurt içi hasıla büyümesini devam ettirebilecek. Peki Türkiye iki haneli enflasyon konusunda ne yapacak. Buna engel olabilecek mi? Benim hükümetim bunu zaten gerçekten tek haneli rakamlara indirdi. Şimdi yüzde 10’un üzerinde belki bunu tekrar tek haneli rakamlara çekebilecek miyiz? İnanıyoruz ki çekebileceğiz. Umuyoruz ki bu sene sonra tekrar tek haneli rakamlara gelmiş olacağız.”
Reel efektif döviz kurlarının düşüşte olduğunda değinen Şimşek, “Burada biraz bağlantısızlık var belki ama turizm yine toparlıyor. Net turizm gelirleri neredeyse 30 milyar dolardan 18 milyar dolara düştü. Şimdi 19 milyar dolar civarında. Dolayısıyla iyileşme söz konusu, toparlanma söz konusu. İlerdeki aylarda da bunun yansımasını göreceğiz. Güçlü bir toparlanma olacak. Para politikalarının sıkılaştırılması lirayı demirlememizi sağladı” diye konuştu.

“İkinci, üçüncü nesil reformlar gelecek”

Hükümetin gerçekleştirdiği başarılı reformlar sayesinde refahın arttığını belirten Şimşek, “2019’dan sonra 2’nci, 3’üncü nesil reformlar gelecek. Bunlar Türkiye’yi yüksek gelirli bir ülke haline getirecek. Reform yapmak gerekiyor. Herkesin reforma ihtiyacı var. Türkiye’nin de ihtiyacı var. Çünkü biz sürdürülebilir, kapsayıcı dengeli ve yüksek bir büyüme oranı istiyoruz ve rekabet edebilirliğimizi artırmak, hassasiyetlerimizi, güçsüzlüklerimizi düşürmek istiyoruz. Azaltmak istiyoruz. Değer zincirinde üst basamaklara tırmanmak, tırmanmaya devam etmek ve dış mevduatla bağlantımızı azaltmak istiyoruz” dedi. 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Şanlıurfa ziyareti kapsamında Harran Konteyner Kenti’ni ziyaret etti. Kampta kalan Suriyelilerle bir araya gelen Bakan Kaya, yetim çocuklar için refakatsiz çocuklar merkezinin açılışını gerçekleştirdi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’yı Harran konteyner kent ziyaretinde Suriyeli çocuklar yaptıkları gösteriyle karşıladı. Açılış öncesi Suriyelilere seslenen Bakan Kaya, ”Elbette savaşların hiç olmaması, Suriyeli kardeşlerimizin vatanlarını terk etmemesi en büyük arzumuzdur. Türkiye gerçekten Suriyeli kardeşlerimiz için şimdiye kadar çok büyük hizmetler yaptı. Savaşın en kısa zamanda sona ermesi, acıların bitmesi sizlerin vatanınıza geri dönmeniz bizim en büyük temennimiz.

Bu süreçte yaşadığınız mağduriyetlerin azaltılması, insan onuruna yakışır bir yaşam sürmeniz için Türkiye olarak tüm imkanlarımızı seferber ettik. Türkiye hiçbir kimseyi kapısından geri çevirmemiştir. Hiçbir mazlumu silahların, bombaların acımasızlığında terk etmedik. Milletimiz büyük bir millet. Tarih boyunca bu Anadolu toprakları her zaman mazlumlara, muhtaçlara, yolda kalmışlara yurt olmuştur. İnancımız ve değerlerimiz mazluma sığınak olmayı bize emreder. Biz de bu güçle Suriyeli kardeşlerimizi ağırlamaya, onların yaralarını sarmaya, acılarına merhem olmaya başladık ve buna devam edeceğiz. Suriye bizi ne kadar ilgilendiriyorsa Arakan da bizi o kadar ilgilendirir.

Bizim için mesafelerin hiçbir önemi yok, önemli olan sınırlar değil gönül coğrafyamızdır. Bilindiği üzere Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’la birlikte Bangladeş’teki Arakanlı kardeşlerimizin kaldığı kampları ziyaret ettik, Cox’s Bazar şehrindeki Kutupalong kampına Türkiye’nin yardımlarını götürdük. Aynı dramı orada da yaşadık ancak oradaki kardeşlerimiz sizin sahip olduğunuz imkanlardan maalesef yoksunlar. Kendi yaptıkları derme çatma çadırlarda adeta yaşam mücadelesi veriyorlar. Arakan’daki mazlum ve mağdur insanlar zorlu yolculuklar sonrası Bangladeş’teki sınırın açılmasıyla birlikte oraya sığınmış durumda” dedi.

“Çocuklar uyurken sessiz olunur, çocuklar ölürken değil”

Savaşın acımasız yüzünün en çok kadın ve çocukları etkilediğini dile getiren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, “Yüzyıllardır fiziksel ve psikolojik olarak zulme maruz kalıyorlar. Şu anda orada ciddi bir katliamdan bahsediliyor. Tüm bunlar insanlığın gözleri önünde oluyor ama ne yazık ki insanlık duyarsız halde. Kimse bu katliamı görmese de biz göreceğiz. Kimse kardeşlerimizin çığlıklarını duymasa da biz kulaklarımızı asla tıkamayacağız, kimse konuşmada da biz inşallah konuşmaya devam edeceğiz. Türkiye yanı başındaki hiçbir zulme sessiz kalmadı. Biliyorsunuz çocuklar uyurken sessiz olunur, çocuklar ölürken değil. Bu üzerimize düşen insani ve vicdani bir sorumluluk. Biz bugün burada bu sorumluluğu yerine getirmenin de mutluluğunu yaşıyoruz. 6 yıllık süreçte Suriyeli kardeşlerimizin her zaman yanında olduk. Barınma, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladık. Suriyeli kardeşlerimizin yaşadığı travmayı atlatmaları için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak psiko-sosyal destek hizmetlerimizi de burada sürdürüyoruz. Biliyorsunuz savaşlardan en çok mağdur olan kesim kadınlar ve çocuklar. Biz kadınlara, çocuklara, Suriyeli tüm sığınmacı kardeşlerimize sosyal destek anlamında da desteklerimizi sürdürüyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Türkiye’de 225 bin Suriyeli bebek dünyaya geldi”

2014 ile 2017 yılı temmuz ayına kadar 138 bin Suriyeliye sosyal destek sağladıklarını ve Türkiye’de bugüne kadar 225 bin Suriyeli bebeğin dünyaya geldiğini belirten Bakan Kaya, “Bakanlığımızın sorumluluğunda olan 26 geçici barınma merkezinde psiko-sosyal destek birimlerimizin aracılığıyla 2014-2016 yılları arasında yaklaşık 120 bin Suriyeli kardeşimize, 2017 yılının da temmuz ayına kadar 18 bin Suriyeli kardeşimize soysal destek hizmetlerimizi sunduk. Tabi hiç şüphesiz desteğe en fazla ihtiyacı olan çocuklarımız çünkü savaşın asıl mağdurları kadınlar ve çocuklar. Onların, çocuklarımızın yaralı yüreklerine merhem olmak için biz buradayız. Bakanlığımız bünyesinde yürüttüğümüz alışmalarla sizlere destek vermeye, umut olmaya devam edeceğiz. Türkiye kendi çocuklarına verdiği hizmeti hiçbir ayrım gözetmeksizin Suriyeli çocuklara da sunmaktadır çünkü çocuklar geleceğimizin güvencesidir. 225 bin Suriyeli bebek gözlerini bu topraklarda açtı. Biz anaokulundan liseye kadar 508 bin çocuğu sokaklardan alarak okullara devam etmelerini sağladık. Bunların dışında çocukların sağlık, barınma ihtiyaçlarını karşıladığımız gibi onların eğlenmeleri için de pek çok ihtiyaçlarını bakanlığımıza bağlı kuruluşlar tarafından sağlıyoruz, sağlamaya devam edeceğiz.

Aynı zamanda kimsesiz olan Suriyeli çocuklara da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak sahip çıkıyoruz. Bundan sonra da sahip çıkmaya devam edeceğiz. Topraklarımızda anne ve babasını kaybeden pek çok Suriyeli yetim çocuk bulunmakta. Onların da temel ihtiyaçlarını karşılamak, geleceğe umutla bakmaları sağlamak bizim vazifemiz. Bir yetime, bir mazluma sığınak olmak aslında bizim için dünyanın en büyük saadetidir. Burada bu gün refakatsiz çocuklarımız için yeni bir barınma merkezi açacağız. Merkezimizde 18 yaşına kadar çocuklarımıza hizmet vereceğiz. Alanımızda yatakhanemiz, çalışma, dinlenme salonlarımız, kafeteryalarımız, yemekhanelerimiz ve idari kısmı olan bir açılış yapacağız. Bu merkezde kalan refakatsiz çocuklarımız konteynır kette mevcut olan sosyal tesis gibi alanlardan da ayrıca faydalanacak. Bu örnek çalışma dışında Suriyeli çocukların sağlıklı bir şekilde yetişmesi için imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye bir yandan mültecileri sahiplenirken diğer yandan da terörle mücadele ediyor”

Türkiye’nin 3 milyonu aşkın Suriyeliye ev sahipliği yaparken aynı zamanda terörle ciddi bir şekilde mücadele ettiğini belirten Bakan Kaya, “Hain bir darbe girişimini milletimiz adeta elleriyle geri püskürttü. Türkiye ekonomisiyle gelişmeye, büyümeye devam edecek. İnşallah bu süreçte insani yardımlarımızı da aynı şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.

Türkiye insani yardımlarda kişi başı milli gelire oranla bakıldığında dünyada birinci sırada. Evet bugün Bangladeş’te Arakanlı Müslüman kardeşlerimiz için TİKA’mızın yaptığı yardımlarla oradaki insanların da insanlık onuruna yakışır bir şekilde yaşaması için tüm desteklerimizi sunacağımızı ifade ettik. Orada imkan sunulduğu takdirde aynen bizim burada Suriyeli kardeşlerimiz için sunduğumuz gibi çadırkent kurabileceğimizi Bangladeş tarafına da ifade ettik. Türkiye örnek bir şekilde, insanlık onuruna yakışır bir şekilde mazlumlara sahip çıkmaya devam edecek. Güçlü olmaya, bir olmaya, beraber olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Konuşmasının ardından çadırkentte kalan Suriyelilerin çadırlarını ziyaret eden Bakan Kaya, kadın ve çocuklarla yakından ilgilendi.

Bakan Kaya son olarak merkezin açılış kurdelesini kesti. 

Ahmet Kaya – Bekir Basmacı

Mardin’de yaptığı çalışmalarda bitkilerden örnekler alan ve daha sonra yaptığı teşhis ve analizlerle yeni bir tür olduğunu keşfeden Araştırma Görevlisi Mehmet Fırat, bitkiye ‘Gundelia mesopotamica’ ismini verirken, bitkinin geçtiğimiz günlerde Acta Bıologıca Turcıca adlı bir bilim dergisinde de yayımlanarak dünyaya tanıtıldığını belirtti. Ünlü botanikçi Mehmet Fırat, keşfedilen bitkinin cinsinin en yaşlısı olduğuna dikkat çekerek, bölgede bitkinin birçok amaçla kullanıldığını söyledi.

Doğu, Güneydoğu, Akdeniz ve İç Anadolu’da gitmediği bölge kalmadığını belirten Fırat, topladığı örnekleri 3 yıllık çalışmayla Türkiye’deki bitki popülasyonlarının ve tür düzeyindeki durumunu incelediğini ifade ederek, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun bütün florası üzerine çalışma yapıyorum. Fakat son 3 yılda kenger, bilimsel adı ’Gundelia’ dediğimiz cins üzerine çok detaylı çalışmalarım var. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da aşağı-yukarı gezmediğim bölge kalmadı. Türkiye’de de en güney uçtan Antalya’ya kadar, Afyon, Eskişehir, Ankara ve Kırıkkale illerinde ve tüm Doğu, İç Anadolu ve Güneydoğu’nun tamamında 45 ilin doğasında örnekler toplayarak 3 yıllık bir çalışma sonucunda ’Gundelia’ ve Türkiye’deki popülasyonlarının ve tür düzeyindeki durumunu incelemek için bir çalışma başlatmıştım” dedi.

“YENİ BİR TÜR OLARAK DÜNYAYA TANITTIM”

Keşfettiği bitki türünü dünyaya tanıttığına dikkat çeken Fırat, “Bu sırada Mardin’de yaptığım çalışmalardan bir örnek almıştım. Örneklerin bir tanesi mevcutlarından farklı görünüyordu. Yaptığımız teşhis ve analizlerde bunun yeni tür olduğunu anladık. Yeni türe ’Gundelia mesopotamica’, yani Mezopotamya coğrafyasında bulunduğu için bu antik ismi kullandım. Yeni bir tür olarak dünyaya tanıttım. ’Acta Bıologıca Turcıca’ adındaki uluslararası dergi olan ’Türk Biyoloji Dergisi’nde’ yayınladık. Şu an dünyaya kazandırılmış yeni bir tür olarak ‘Gundelia mesopotamica Fırat olarak adlandırdık” diye konuştu.

Keşfedilen bitki türünün bölgede birçok amaçla kullanıldığını ifade eden Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bölgede herkes bilir. İç Anadolu ve diğer bölgelerde ‘kenger’, Doğu Anadolu’da ise ‘kereng, kerengi’ isimleri kullanılır. Bundan sakız yapılır, sebze olarak tüketilir. Turşusu yapılır, hatta hayvanlara yediren bölgeler var. Bunlar patozla saman haline getirilip hayvanlara yediriliyor. Bazı bölgelerde bunların tohumları çerez olarak tüketilir. Değişik birçok amaçlı olarak kullanılır.”

“GUNDELİA MESOPOTAMİCA’NIN BÜTÜN TÜRLERİNİN EN YAŞLISI OLMA İHTİMALİ ÇOK YÜKSEK”

Keşfedilen bitkinin diğer türlerin en yaşlısı olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Fırat, “Yaptığım incelemelere göre Gundelia mesopotamica’nın bütün türlerinin en yaşlısı olma ihtimali çok yüksek. Muhtemelen gen merkezi burada çıkmıştır. Bitkinin en doğu ucu aslında Mardin’dir. Yayılışını takip ettiğimizde Diyarbakır’da ve özellikle Karacadağ bölgesinde çok yoğun olarak bulunmaktadır. Adıyaman Kahta’ya kadar bu tür sürekli olarak bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

“ASYA KITASI BİTKİSİ OLAN ’GUNDELİA’ CİNSİNİN GEN MERKEZİ ANADOLU’DUR”

Bitkinin gen merkezinin Anadolu bölgesi olduğunu, Avrupa ve diğer yerlerde olmadığını söyleyen Fırat, “Çok yoğun bir şekilde çalışıyorum. Neredeyse yaz ve ilkbahar mevsimlerinin tamamını arazide geçiriyorum. Laboratuvarda da kendi çalışmalarım var. Çalışma yerim evdedir. Günde yaklaşık 16 saat bitkileri inceliyorum. Bunları dünyadaki örneklerle karşılaştırıyorum. Gundelia çok eski bir cinstir. 1500’lü yıllarda gezginler, botanikçi, kimyager ve doktorlar, Evliya Çelebi gibi gezerken bu bitkiyi görmüşler ve bu bitkinin tohumlarını ülkelerine götürmüşler. İlk örneğini ise Halep’te almışlar. Hatta Bayburt’ta alınanlar da var. Götürdükleri tohumları kendi bahçelerinde çoğaltmışlar, bunların dünyadaki bütün cinslerde farklı olduğunu, bir akrabası olmadığını ve bir bilim adamının adını vermişler Gundelia. Tabi bitkisi Asya bitkisi, Avrupa ve diğer yerlerde yoktur. Asya bitkisi olduğu için de özellikle gen merkezi Anadolu’dur” ifadelerini kullandı.

Şu ana kadar bu cins üzerine yaptığı çalışmalarda keşfettiği bitki türlerinin önümüzdeki günlerde 13’e çıkacağını belirten ünlü botanikçi Fırat, yayınlayacağı yeni türlerin olduğunu ve çalışmalarının bu yönde devam edeceğini kaydetti.

Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına ilişkin aralarında Cumhuriyet Gazetesi Eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve Gazeteci Ahmet Şık’ın bulunduğu 20 şüphelinin “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan yargılanmasına devam edildi. Duruşmada sanık Yusuf Emre İper’in savunmasının ardından tanık beyanları alındı. Ardından savcı, mütalaasını açıklayarak tutuklu sanıklar Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Akın Atalay, Emre İper, Ahmet Kemal Aydoğdu, Murat Sabuncu’nun tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Bunun üzerine sanık avukatları savcının mütalaasına ilişkin söz alarak müvekkilleri tahliyelerini talep etti.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Akın Atalay, Emre İper, Ahmet Kemal Aydoğdu, Murat Sabuncu’nun tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Diğer yandan üye hakimlerden birinin sanıklardan Kadri Gürsel’in tahliye edilmesi yönünde görüş bildirdiğini de salonda açıklayan mahkeme heyeti, duruşmanın 25 Eylül’de Çağlayan’da görülmesine karar verdi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın ‘Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenirken, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in ‘Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.

İddianamede, Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın ‘Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep edilirken, gazeteci Ahmet Şık’ın ayrıca “PKK ve DHKP/C” Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenmişti.

Twitter’daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu’nun “Silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, firari şüpheli İlhan Tanır’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edilmişti. 

Gamze Erdemir – Alper Korkmaz

TBMM İdare Amiri Salim Uslu, TBMM Başkanlık Divanı Toplantısı sonrasında açıklama yaptı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Başkanlık Divanı’na bilgilendirme yaptığını kaydeden Uslu, Soylu’nun verdiği bilgilerle, kamu kurumlarından gelen bilgileri değerlendirdiklerini belirtti. Uslu, halkla ilişkiler binası ana binadaki kapı durumlarının da görüşüldüğünü belirterek, ana binadaki kapı anahtarlarının olduğu bölüme kamera koyacaklarını ifade etti.

Meclis’te olağanüstü güvenlik önlemlerine ihtiyaç duyulmasını gerektiren tehdit olup olmadığına ilişkin Uslu, dinamik bir süreç yaşadıklarını ve sürekli değişiklik yapmak gerektiğini ifade etti. Kamera sisteminin güncellendiğini ve 16 bin bireysel giriş kartının iptal edildiğini söyleyen Uslu, “Meclis’e sabit polis köpeği koyduk. Meclis giriş kapılarının önüne zırhlı polis kulübeleri yaptık. Otoparkla ilgili düzenlemeler yaptık. Personele ayrı giriş kartı verdik. Yine araç girişiyle ilgili sınırlamalar getirdik. Milletvekillerine verdiğimiz araç kartlarını değiştirdik. Ebadını küçülttük. Randevulu sisteme geçtik. Gelen ziyaretçinin TC kimlik no’sunu da bildirme zorunluluğu getirdik. Kütüphaneden herkes istediği gibi faydalanıyordu. Kütüphaneden yararlanmayı internetten müracaat edebilir hale getirdik. Binaların giriş kartlarıyla ilgili düzenleme yaptık. Genel Kurula gelen arkadaşlarımız için farklı kart çalışmamız var. Kartların tamamı çipli yapılıyor, farklı kart çalışmamız var. Grup toplantısına gelenler farklı kart takacaklar, ayrılacaklar” ifadelerini kullandı.

Alçak olan duvarları da yükselteceklerini ifade eden Uslu, “Çankaya ve Dikmen kapılarında anti terör amaçlı engelleyiciler (road blocker) koyduk. Sığınakların sığınak aracıma uygun olarak kullanılması ve iyileştirilmesi konusunda çalışmamız devam ediyor. Çatıya anti drone sistemi koyduk. Anti drone sisteminin sinyal bozucu özelliği var. Anında tespit edip, yetkililere bildirme imkanımız olacak. Giriş kartlarını çipli hale getirdik. Bölümlere göre çalışmalar devam ediyor. Araç altı kontrol sistemimiz vardı, plaka tanıma sistemine geçiyoruz. Cihaz otomatik kalkacak ve araç girecek. Yüz tanıma sistemi ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Meclis’e gelen kargolar için Ayrancı kapıya kargo hangarı projesi devam ediyor. Meclis’te 156 kişilik acil durum merkezi oluşturduk. Bisiklet, motosiklet ve engellilerin gelmesini sağlamak amacıyla düzenlemeler yapacağız” diye konuştu. 

Ahmet Umur Öztürk – Nurullah Geylani