Çevre il ve ilçelerden gelen ziyaretçiler, Şemdinli ilçesine bağlı Nehri köyündeki Seyyid Abdüllah ve Seyyid Taha-yı Hakari Hazretleri’nin türbelerini ziyaret ediyor. Uzun uzun dua eden ziyaretçiler, Ramazan ayının vermiş olduğu yorgunluğu ise ağaçların gölgesinde bir süre dinlenerek atlatıyor. Van’dan bölgeye gelen ziyaretçiler, Seyyid Abdüllah ve Seyyid Taha-yı Hakkari Hazretleri’nin türbelerini ziyaret ederek, dua ettiklerini söyledi. Ziyaretçiler, “Mübarek zatın coğrafyamızda bulunması bizler için çok önemlidir. İslam tarihine damgasını vurmuş, Türkiye, İran, Irak gibi bölgenin önemli coğrafyasına irşadın yayılmasında öncülük etmiştir. Ayrıca Hakkarili olması ve Hakkari ismi ile anılması ise bizler için onur vericidir. İmkanlar dahilinde yılda bir buranın manevi havasını solumak ve ziyaret etmeye çalışırız” dedi. 

www.dinimizislam.com internet sitesinden alınan bilgilere göre, Anadolu’da yaşayan büyük velilerden Seyyid Taha-yı Hakkari Hazretleri, talebesi Seyyid Sıbgatullah Arvasi’ye yazdıkları Farisi bir mektupta şöyle buyuruyor: 

“İki şeyi muhafaza etmek lazımdır. Bunlar; dinin sahibine son derece bağlılık ve hocasına ihlas ve muhabbet üzere olmak. Bu iki şey olunca, ne verilirse nimettir. Bu ikisi kuvvetli olup, başka bir şey verilmezse, hiç üzülmemelidir. Sonunda verilecektir. Eğer, Allah korusun, bu iki şeyden birinde halel ve sakatlık olursa, bununla birlikte haller ve zevkler bulunsa da, bunları istidrac bilmeli, kendinin haraplığı görmelidir. Doğru yol budur. Allah-ü Teâlâ muvaffak eylesin” 

Seyyid Taha-yı Hakkari Hazretleri, Silsile-i Aliyye’nin otuz birincisidir. Peygamber Efendimizin neslinden olup Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin on birinci torunudur. Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri’nin halifelerinden olup, 1853 yılında Şemdinli yakınındaki Nehri’de vefat etti.  

Mehmet Salih Akkuş – Atilla İdiz – Ömer Oğuz

Kentin en önemli tarihi ve turistik değerlerinden biri olan Van Gölü’ndeki Akdamar Adası’nı çok sayıda yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Mayıs ayında yeşile bürünen ada, doğasıyla ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Van Gölü’nün eşsiz maviliği, ortasındaki Akdamar Adası ve üzerindeki kiliseyi ziyaret etmeden bölgeden ayrılmayan doğa tutkunları, doyumsuz manzaranın keyfini çıkarıyor. 

İHA muhabirine açıklama yapan ziyaretçilerden Sıracettin Ağır, huzur ve güven ortamının sağlanmasının yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ilgisini arttırdığını belirtti. Ağır, “Şu an yağmur olmasına rağmen ada baya bir hareketli. İnsanların buraya akın etmesi çok güzel. Bölgede bir huzur ve güven var. Artık özgüven içinde yaşayabilecekleri bir memleket ortamı olmuştur” dedi.

“BU KADAR YEŞİL OLABİLECEĞİNİ HAYAL ETMİYORDUM” 

Van’a ilk defa geldiğini söyleyen Ceyda Taş Polatoğlu ise “Şehrin içini hiç gezmemiştim. Van yıllardır çok merak ettiğim bir şehir. Sadece adada kiliseyi zannediyordum, ama o kadar güzel ağaçlar var ki bu kadar yeşil olabileceğini hayal etmiyordum. Çok etkilendik, çok güzel. Geldiğim günden beridir fotoğraf çekiyorum ve çektiğim fotoğrafları arkadaşlarıma gönderiyorum. Ben sanırım birkaç kez daha Van’a geleceğim” diye konuştu.

“İNANILMAZ GÜZEL BİR TABİATI VAR” 

Akdamar Adası’nın güzel bir tabiatı olduğunu dile getiren ziyaretçi Hakan Diler de, adada tarihi güzelliklerin bozulmaması, adanın değerini artırdığını söyledi. Türk vatandaşlarının bölgeyi mutlak suretle görmesi gerektiğini öneren Diler, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Tabiat güzelliği ise buranın en büyük zenginliğidir. Aynı şekilde tarihi eserlerinin de kısmen bozulmamış olması, buranın değerini yükseltiyor. Burası için toplumda bir ön yargı var, ama mutlak suretle doğuyu bütün Türk vatandaşlarının görmesi gerekiyor.” 

Daha önce planları arasında hep Van’ı gezmek olduğunu dile getiren Jale Bulayır isimli gezgin ise, “Adayı harika buldum. Buraya çok gelmek istiyordum ve iyi ki geldim. Buraya gelmeden hiçbir yorum yapmadım, güzel olacağını düşündüm ve bundan hiç yanılmadım. Van’ın insanlarını ve doğasını sevdim. İnşallah bütün eserlerimizi bozmadan, restore eder, korumaya alırız” şeklinde konuştu.  

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyonu tamamlanarak ziyarete açılan Osmanlı İmparatorluğu’nun 34’üncü padişahı ve 113’üncü İslam Halifesi olan II. Abdülhamid Han’ın türbesi, yayınlanan tarihi dizilerin de etkisiyle ziyaretçi akınına uğruyor.

Günde ortalama 3 bin kişinin ziyaret ettiği türbeyi dizilerden görerek ziyarete geldiğini ifade eden 12 yaşındaki Murat Şenyurt, “Okuldan geldim. Sultan 2’inci Abdülhamid Han ile alakalı diziler, filmler, kitaplar, romanlar vardı. Onlarla alakalı biraz bilgi edinmiştim. Sultan 2’inci Abdülhamid’in türbesinin burada olduğunu da duyunca inanamadım. Sonra ziyaret ettim” dedi.

“Abdülhamid Han sevilmez mi?”

Aydın’ın Kuşadası ilçesinden gelen Turizmci Salim Esen ise, “Abdülhamid Han sevilmez mi? Onlar bizim ecdadımız, onlarla ne kadar iftihar etsek azdır. Tarihimiz boyunca 3 kıtaya hükmetmiş bir milletiz. Biz onların torunlarıyız, onları şükranla yad ediyoruz. İsmim Salim; Kuşadası’ndan geliyorum. Turizmciyim, Buraya gelmek benim için çok büyük mutluluk” diye konuştu.

“Tarihi seviyoruz fakat Abdülhamid’e ayrı bir sevgimiz var”

Abdülhamid Han türbesini ziyaret etmek için Kayseri’den geldiğini söyleyen Raşit Kevseroğlu, Abdülhamid Han ile ilgili izlediği bir dizinin türbeye gelmesinde büyük etkisinin olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: “İlk defa geliyoruz. Yıllardır gelmek istedik ama maalesef bugüne nasip oldu. Bakımdaydı zaten onu bekledik. Açıldığını duyunca geldik buraya şu anda da tabi Payitaht Abdülhamid’i izliyoruz. O dizi de bizi buraya çekti. Görmek istedik özellikle. Tarihi seviyoruz fakat Abdülhamid’e ayrı bir sevgimiz var. O yüzden geldik ve ruhuna bir Fatiha okuduk.”

“Abdülhamid Han bize yıllarca ‘kızıl sultan’ olarak tanıtıldı”

Ankara’dan gelen bir vatandaş da Abdülhamid Han’ın yıllarca kötü bir şahsiyet olarak insanlara tanıtıldığını ve dizilerin bu algının kırılmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Geldik ziyaret ettik. Benim yaşım 55, Sultan Abdülhamid Han bize yıllarca ‘kızıl sultan’, despot hatta kendi tarihimizde bile böyle tanıtılmış bir şahsiyet. Bu yeni dizilerin bunu değiştirmeye yönelik insanlar üzerinde olumlu bir etkisi oldu. Bizim insanımız tarihe de meraklı. Dizilerin devlet televizyonunda olması daha doğru oluyor. Diğer televizyon kanallarında oynamalar yapılıyor gibi” ifadelerini kullandı.  

Rıfat Fırat – Fatih Gavuz
 

Nusaybin Kaymakamı Ergün Baysal’ın, belediye başkan vekili olarak görevlendirilmesinin ardından inşa süreci hızlandırılan Nusaybin’de restore edilen ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aday olan tarihi Zeynel Abidin Camisi ile hemen yanında bulunan Mor Yakup Kilisesi ziyaretçi akınına uğruyor. Suriye sınırına yaklaşık 250 metre mesafede bulunan cami ve kilise, yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline geldi.
Zeynel Abidin Camisi ve Mor Yakup Kilisesi’nin ilçe turizmi açısından önemli olduğunu belirten Cami İmamı Metin Akan, Nusaybin’de hendek olaylarında caminin hasar aldığını ve restorasyonu ile yeniden hizmete açıldığını kaydetti. Bununla birlikte caminin ziyaretçi akınına uğramaya başladığını dile getiren Akan, “Cami külliyesinde yer alan türbelerdeki Zeynel Abidin ve kız kardeşi Sitti Zeynep, Hz. Muhammed’in 13. kuşaktan torunları olup tüm İslam aleminde kutsal sayılmaktadırlar. Türbe üzerindeki kitabeye göre cami 12. yüzyılda yapılmıştır. Burada tarihi bir önemi vardır. Restorasyondan sonra çok büyük ziyaretçi artışı oldu. Eskiden bilen geliyordu artık herkes geliyor ve geziyor. Nusaybin’in tanınması burada böyle bir tarihi eseri herkesin görmesi gerekir. Burada kilise de var, burası UNESCO’ya adaydır. Çok eski bir yapıdır gezip görmeye değer” dedi.

Mor Yakup Kilisesi’nin ise, Zeynel Abidin Camisi’nin sadece 100 metre doğusunda yer aldığını anlatan Akan, “Yukarı Mezopotamya bölgesindeki en eski kiliselerden biri olarak bilinen bu kilise, milattan sonra 309 yılında Nusaybin piskoposluğuna getirilen Mor Yakup tarafından 313 yılında inşa ettirilmeye başlanmıştır. Mor Yakup Kilisesi ile Zeynel Abidin Caminin birbirleriyle olan ilişkisi sadece yakın konumlanmalarından ibaret değil ortak bir geçmişi yansıtmaktadırlar. Turizm tarih severleri ilçemizde görmek isteriz” diye konuştu. 

Beril Solmuşgül
 

2005 yılında 15 bin m2 alan üzerine kurulan hayvanat bahçesinde şu anda 50 türden 200 hayvan bulunuyor. Özellikle aslan, ayı, kurt gibi yaban hayvanlarının büyük ilgi gördüğü hayvanat bahçesi ziyaretçi akınına uğruyor. Her sene artış gösteren ziyaretçi sayısı 2017’de yapılan cüzi zam nedeniyle biraz azaldı. Öğrenci girişi 25 kuruştan 50 kuruşa, tam kişi girişi de 50 kuruştan 1 liraya çıkartılınca, 2016 yılında 277 bin 484 olan ziyaretçi sayısı, 2017’de 269 bin 917 kişiye geriledi. Böylelikle zam yapıldıktan sonra hayvanat bahçesindeki ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre 7 bin 567 kişi azalmış oldu. Hayvanat bahçesini kurulduğu günden bugüne kadar 3 milyon 60 bini biletli, turlarla beraber toplam 4 milyondan fazla kişi ziyaret etti.

“Zam yapılınca ziyaretlerde bir miktar azalma oldu”

Hayvanat bahçesindeki giriş ücretlerine cüzi miktarda zam yaptıklarını ifade eden Nurhan İşler, “Samsun Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi Karadeniz’in ilk ve tek hayvanat bahçesi olmasından dolayı ilgi odağı haline geldi ve günümüze kadar 4 milyon kişi tarafından ziyaret edildi. Bu hayvanat bahçesindeki amacımız ticareti işletme mantığıyla çalışmıyor. Genel anlamda yaban hayatını tanıtmak ve insanların okullarda ve ders kitaplarında gördüğü fotoğrafları canlı bir şekilde görmesini sağlamaktır. Bu kültürel zenginliği toplumla birlikte bütünleştirmek için kurulduğu zamandan 2017 yılına kadar öğrencilerden 25 kuruş, bireylerden ise 50 kuruş alınıyordu. Geçen sene bir zam yapalım dedik. Öğrenci girişini 25 kuruştan 50 kuruşa, tam girişini ise 50 kuruştan 1 liraya çıkarttık. Bu zam da ziyaretçi artışında bir miktar olsun düşmeye neden oldu. 2016 yılında 277 bin 484 kişi hayvanat bahçesini ziyaret ederken, 2017 yılında ise 269 bin 917 kişi hayvanat bahçesini ziyaret etti” dedi.
Hayvanların bakım faaliyetleri hakkında da bilgiler veren İşler, “Hayvanat bahçemizde vahşi hayvanlar, egzotik hayvanlar ve evcil hayvanlar var. 50 türden 200 adet hayvan bulunuyor. Vahşi hayvan olarak aslan ve ayılarımız var. Egzotik hayvanlarda ise babun gibi hayvanlar var. Birçok da evcil ama zor bulunan hayvanlar var. Hayvanların beslenmeleri ırklarına göre değişiklik gösteriyor. Bazı hayvanlar her gün beslenirken, bazı hayvanlar ise birkaç günde bir besleniyor. Kışın hayvanları, kış evlerinde ısıtıcılarla ısıtıyoruz. Yazın ise fıskiyeler sayesinde serinlemelerini sağlıyoruz” diye konuştu.

Erdi Demür 

Beşiktaş’ta lüks bir otelde eski manken Filiz Aker tarafından vurularak öldürülen Vatan Şaşmaz, dün Çengelköy Mezarlığı’na defnedilmişti. Ünlü sunucunun cenaze törenine gösterilen büyük ilgi, bugün de kabri başında devam etti. Gün boyu Şaşmaz’ın mezarı ziyaretçi akınına uğradı. Kabri ziyaretine gelen vatandaşlar Şaşmaz için dualar etti.
Şaşmaz’ın mezarı başında dua eden seveni Abdül Selam Bazar, “Çocuklarımızla beraber sevilen sunucu Vatan Şaşmaz’ın mezarına geldik. Allah rahmet eylesin, Allah mekanını cennet etsin. Nihayetinde Müslüman inançlı bir insan olduğu için kabrine geldik dua ediyoruz. Allah ailesine sabır versin” dedi.

“Dedikodulara hiç bakmasınlar, çok efendi bir insandı”
Mezarı ziyaret eden Kadriye Demirel, “Çok efendi bir insandı. Televizyondan tanıyordum çok sevdiğim bir sunucuydu. Allah rahmet eylesin. Ailesine sabır versin. Hiç üzülmesinler o dedikodulara hiç bakmasınlar. Ben kendim tanımadığım televizyondan tanıdığım halde çok efendi bir insandı” şeklinde konuştu.

“Böyle kişilikler gitmesin”
Tamer Yıldız ise “Duymak istemediğimiz, görmek istemediğimiz haberler bunlar. Allah rahmet eylesin. Çok kişilikli bir insandı, çok iyi bir oyuncuydu. Herkese gençlere özellikle örnekti. İnanamıyoruz hala. Yaşananlar çok kötü, kimsenin başına böyle bir şey gelmesin inşallah. Böyle kişilikler gitmesin” dedi.

Metin Başar 

 

Edirnekapı Şehitliği içerisinde darbe girişiminde şehit olan vatandaşlar için yapılan 15 Temmuz Şehitliği ziyaretçi akınına uğradı. 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümünde vatandaşlar şehitliğe gelerek dualar etti ve Kur’an-ı Kerim okudu.

15 Temmuz’da Saraçhane’de şehit olan İbrahim Yılmaz’ın babası da oğlunun mezarı başında dua etti. Kendisinin de o gece Saraçhane’de olduğunu ancak oğlunun şehitlik mertebesine ulaştığını belirten Ünal Yılmaz, “Mevlamıza hamd olsun bu şerefli unvanı peygamberimizden sonra en büyük unvanı bize buyurmuş oldular. Bundan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Ben dört çocuk babasıyım, İbrahim çocuklarımdan en küçük olanı. İbrahim her yönüyle mükemmel bir evladımdı. Bugüne kadar bizim evladımızdı, bundan sonra bütün ümmetin evladı olarak burada diğer kardeşleriyle beraber bulunmakta. Kendisi dünyada imamdı, bugün de aynı şekilde burada bulunanların önünde olduğu için onların da imamı olmuş oldu. Bu haliyle bunlar burada her şeyi anlatmaktalar. Böyle bir beklentim vardı bütün çocuklarım İslami ilimlerini almışlardı. Bunlar bir sonuç verecek diye düşünüyordum, İbrahim şehit oldu” ifadelerini kullandı.

İbrahim Yılmaz, “O gün ben de Saraçhane’deydim İbrahim benden daha öndeydi ben biraz gerideydim o daha gözü açık çıktı o şehit oldu biz olamadık. Allah devletimizi,milletimizi bu kafirlerin bu münafıkların bu yalancıların tuzağına düşürmesin. Allah onları Kahr ismiyle kahr-ı perişan eylesin. O FETÖ denen belaya soruyorum bizim neyimiz kayboldu? Biz hem dünyada hem de ahirette karlıyız. O hem dünyada rezil oldu hem de ahirette rezillerin rezili olacaktır” dedi.

Volkan Kayalar

Antalya’nın ünlü doğa harikalarından olan ve kent merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta kaynağını Kepez Hidroelektrik Santralinden alan Düden Şelalesi’ne 8 gündür havaların aşırı sıcak gitmesi ve su kaynaklarının tarım arazilerine yönlendirilmesi nedeniyle su verilemiyor. Her gün yerli yabancı binlerce turistin ziyaret ettiği ve Antalya Büyükşehir Belediyesinin ANSET şirketi tarafından işletilen Düden Şelalesi’nin girişine ziyaretçileri bilgilendirmek amacıyla “Düden Şelalesi’nde yaşanan su tarım alanlarının sulanması nedeniyle Düden Şelalesi’nde su akışı yoktur” yazısı asıldı. Şelale şeklinde suyun akmamasına rağmen günde binlerce kişinin şelaleyi ziyaret etmeye devam ettiği belirtildi. Günlük ziyaretçi sayısının 3 bine yaklaştığı öğrenildi.

“HAFTA SONUNA ŞELALE AKACAK”

Özellikle Arap, Rus ve Avrupalı turistlerin ilgi gösterdiği şelalede, hafta sonunda suyun akması öngörülüyor. Şelalenin içindeki su kaynağının oluşturduğu nehir ise akışına devam ederken, geçici bir çözümle suyun yeniden akması sağlanacak. Büyükşehir Belediyesi ASAT şirketi tarafından şelale içindeki su kaynağından pompalarla uygulanacak, devir daim sistemiyle şelale yeniden akmaya başlayacak. Çalışmalar kapsamında ASAT’ın dev enerji trafoları kurduğu gözlemlenirken hafta sonunda şelaleye su akıtılacağı bilgisi verildi.

“ŞAŞIRDIM”

Şelaleyi ziyaret eden üniversite öğrencisi Nadire Yapar, yıllar sonra ilk kez şelalenin susuz kaldığını gördüğünü belirterek, “Gördüğüm manzara karşısında çok şaşırdım. Yine de arkadaşlarımla ziyaret etmek istedik. Umarım şelale yine eski günlerindeki gibi en kısa zamanda çağlar” dedi.

“BİR DOĞA OLAYI”

Bir haftalığına Antalya’ya tatile gelen Sırbistan uyruklu Melika Djuric, “Antalya’nın denizini, plajlarını ve doğal güzelliklerini seviyorum. Düden Şelalesi’nin fotoğraflarda suyunun aktığını biliyordum. Şimdi ise havalar çok sıcak, bu nedenle suyunun kesik olmasını da anlayabiliyorum. Bu bir doğa olayıdır. Bizim ülkemizde de bu gibi durumlar yaşanıyor. Bu haliyle de biz yine fotoğraf çekmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“ZİYARETÇİYİ AZ DA OLSA ETKİLEDİ”

Şelale içinde ticaret yapan Ahmet Demir, yaklaşık bir haftadır suyun akmadığını aktararak, “Bu şekilde ziyaretçi sayısı azaldı diyebiliriz. Gelenler de suyun akmadığını görünce şaşırıyor. İnşallah kısa süre içinde şelalemizde yine su akmaya devam edecek” ifadelerine yer verdi.

İsa Akar-Harun Erdoğdu